Yatsı19:57·İmsak 05:41 İstanbul21°·Açık Nöbetçi eczane:Adalar 11 Ekim 2026, Pazar
Ara
Alemdar Mustafa Paşa
Sadrazamlar · Dağılma dönemi

Alemdar Mustafa Paşa

علمدار مصطفى پاشا

Bayraktar Mustafa Paşa·Rusçuk ayanı

Sadaret 1808-1808Doğum 1755, HotinÖlüm 15 Kasım 1808, İstanbul· 25 Ramazan 1223

Alemdar Mustafa Paşa, 1808 yılında II. Mahmud'u tahta çıkaran, Sened-i İttifak'ı imzalatan ve üç buçuk ay sadrazamlık yapan Rusçuk ayanıdır.

53Yaşında öldü
1Sadaret dönemi
3Padişaha hizmet
2Savaş ve sefer
3Eser
0Çocuk

Alemdar Mustafa Paşa Kimdir?

14 dk okuma

Alemdar Mustafa Paşa 1755 yılında Hotin'de doğdu ve 15 Kasım 1808 tarihinde İstanbul'da öldü. Doğum yılı kaynakların bir kısmında 1765 olarak verilir. Babası Rusçuk yeniçeri ağalarından Hacı Hasan Ağa'dır. Adındaki Alemdar sıfatı, bağlı olduğu birliğin sancağını taşımasından gelir; kaynaklarda Bayraktar Mustafa Paşa adıyla da anılır.

Askerlikten sonra Tuna boyunda ayanlık düzeni içinde yükseldi. Rusçuk ayanı Tirsiniklioğlu İsmail Ağa'nın maiyetinde bulundu, onun 1806 yılındaki ölümünden sonra Rusçuk ayanı oldu ve Tuna boyunun en güçlü ismi haline geldi. Rusya ile savaş sürerken 1807 yılının şubat ayında vezirlik rütbesi ve Silistre valiliği verildi.

1807 yılındaki ayaklanmayla III. Selim tahttan indirilip Nizâm-ı Cedid ocağı kaldırılınca, düzenlemeleri destekleyen devlet adamları Rusçuk'a sığındı. Rusçuk yaranı adıyla anılan bu grubun planı üzerine kuvvetleriyle İstanbul'a yürüdü ve 19 Temmuz 1808 tarihinde şehre ulaştı. 28 Temmuz 1808 tarihinde Bâbıâli'yi ve sarayı bastı; sarayda III. Selim'in öldürülmüş olduğu görüldü. IV. Mustafa tahttan indirildi ve yerine II. Mahmud geçti. Ertesi gün sadaret mührü kendisine verildi. Üç ay on sekiz gün süren sadaretinde Sened-i İttifak imzalandı ve Sekban-ı Cedid ocağı kuruldu. 15 Kasım 1808 gecesi başlayan ayaklanmada Bâbıâli kuşatıldı ve kuşatma altındaki binada öldü.

1755

Hotin'de doğdu; kaynakların bir kısmı doğum yılını 1765 olarak verir.

Doğumu ve Kökeni

01 / 18 · 1 dk

Alemdar Mustafa Paşa 1755 yılında Hotin'de doğdu. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1765 olarak verir; ölümünde kırk üç yaşında olduğunu kaydeden kayıtlar ikinci tarihi destekler. Hotin, Dinyester nehri kıyısındaki bir sınır kalesiydi ve Osmanlı Devleti'nin kuzey sınırındaki en ileri karakollarından biriydi.

Babası Rusçuk yeniçeri ağalarından Hacı Hasan Ağa'dır. Kaynaklarda yalnızca Hasan Ağa biçiminde de geçer. Ailenin Rusçuk ile bağı, oğlun sonraki kariyerinin coğrafyasını belirledi.

Adındaki Alemdar sıfatı, bağlı olduğu askerî birliğin sancağını taşıma görevinden gelir. Aynı görevin Türkçe karşılığı bayraktardır; kaynaklarda ve dönemin belgelerinde iki ad da kullanılır. Sancak taşıyıcılığı, ocak içinde itibarlı sayılan bir görevdi.

Hotin'de doğup Rusçuk çevresinde yetişmesi, hayatının tamamına damgasını vuran bölgeyi belirledi. Tuna boyu, on sekizinci yüzyılın sonunda Osmanlı Devleti'nin en hareketli sınır bölgesiydi: Rusya ile savaşların cephesi, Sırp ayaklanmasının komşusu ve güçlü ayan ailelerinin merkeziydi.

Gençliğine ait ayrıntılı bilgi yoktur. Kaynaklar askerî hizmete girişini, ocak içindeki yükselişini ve ayanlık düzenine geçişini kısa cümlelerle kaydeder. Merkez teşkilatında yetişen devlet adamlarının aksine, kariyerinin ilk evresi merkezin kayıtlarına girmemiştir.

Ailesinin geri kalanı, evliliği ve çocukları hakkında da kayıt bulunmaz. Adı belgelerde ilk kez, Tuna boyundaki ayanlık ilişkileri içinde geçmeye başlar. Bu boşluk, taşra kökenli devlet adamlarının biyografilerinde sık görülen bir durumdur: merkez kayıtları kişiyi ancak resmî bir görev aldığı anda kaydetmeye başlar.

Yeniçerilikten Ayanlığa

02 / 18 · 1 dk

Askerlik hayatına yeniçeri ocağında başladı. On sekizinci yüzyılın sonunda ocak, kuruluşundaki düzenden uzaklaşmıştı: mevcut kayıtları gerçek asker sayısını göstermiyor, ocak mensuplarının önemli bölümü esnaflık ve ticaretle uğraşıyordu.

Ocaktan ayrıldıktan sonra Rusçuk çevresinde hayvancılık ve tarımla uğraştı. Bu geçiş, dönemin taşra hayatında olağan bir yoldu; askerî sınıftan gelen kişiler, kazandıkları itibarı ve silahlı adam bulundurma imkânını taşra ekonomisine taşıyordu.

Ayanlık, on sekizinci yüzyıl Osmanlı taşrasının belirleyici kurumuydu. Ayan, bir kaza ya da sancakta öne çıkan, vergi toplama ve asker toplama işlerinde merkeze aracılık eden yerel güç sahibiydi. Merkez, uzak bölgelerde bu kişiler olmadan vergi ve asker toplayamaz hale gelmişti.

Ayanların gücü, kendi maiyetlerinde tuttukları silahlı kuvvetten geliyordu. Bu kuvvetler sefer zamanı orduya katılır, barışta bölgenin asayişini sağlar ya da ayanlar arasındaki çekişmelerde kullanılırdı.

Alemdar Mustafa, Tuna boyundaki ayanlar arasında kendi kuvvetini kurarak yükseldi. Kaynaklar 1797 yılında Vidin ayanı Pazvantoğlu Osman'a karşı kazandığı başarıyı bu yükselişin dönüm noktası olarak kaydeder.

Bu yol, Osmanlı yönetiminde alışılmışın dışındaydı. Sadaret makamına gelen isimlerin büyük çoğunluğu saray, kalem ya da ilmiye kökenliydi; taşra ayanlığından doğrudan sadarete ulaşan başka bir örnek yoktur.

Tirsiniklioğlu İsmail Ağa'nın Yanında

03 / 18 · 1 dk

Yükselişinin ikinci evresi, Rusçuk ayanı Tirsiniklioğlu İsmail Ağa'nın maiyetinde geçti. Tirsiniklioğlu, Tuna boyunun en güçlü ayanıydı ve bölgedeki kaza ve sancakların önemli bölümünü fiilen yönetiyordu.

Maiyetinde kethüda konumunda bulundu. Kethüda, ayanın işlerini yürüten, kuvvetlerini sevk eden ve merkezle yazışmalarını takip eden ikinci adamdı. Bu görev, ona hem askerî hem idarî tecrübe kazandırdı.

Dönemin Tuna boyunda iki büyük mesele vardı. Birincisi Vidin'de kendi başına hareket eden Pazvantoğlu Osman'dı; ikincisi 1804 yılında başlayan Sırp ayaklanmasıydı. Bölgedeki ayanlar bu iki mesele karşısında merkezle birlikte hareket ediyor, aynı zamanda kendi nüfuz alanlarını genişletiyordu.

Tirsiniklioğlu İsmail Ağa 1806 yılının ağustos ayında bir suikastla öldürüldü. Ölümü, Tuna boyundaki güç dengesini boşa çıkardı ve bölgedeki ayanlar arasında yeni bir düzen kurulması gerekti.

Yerine Alemdar Mustafa geçti. Kaynaklar onun bölgedeki ayanlar tarafından öne çıkarıldığını ve merkez tarafından da tanındığını kaydeder. Bu tayin, kariyerinin taşradaki en üst noktasıdır.

Rusçuk ayanlığı, yalnızca bir kasabanın yönetimi değildi. Şehir, Tuna'nın güney kıyısındaki en önemli geçit ve kale merkeziydi; Rusya ile savaş halinde ordunun ikmal hattı buradan geçiyordu. Ayanlık, bu sebeple askerî bir sorumluluk da taşıyordu.

1797

Vidin ayanı Pazvantoğlu Osman'a karşı kazandığı başarı, Tuna boyundaki adını duyurdu.

Rusçuk Ayanlığı ve Rus Savaşı

04 / 18 · 1 dk

1806 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yeni bir savaş başladı. Savaşın cephesi Tuna boyuydu ve Rusçuk, cephe hattının merkezinde bulunuyordu.

Alemdar Mustafa, kendi kuvvetleriyle savaşa katıldı. Kaynaklar, Tuna boyundaki kalelerin savunmasında ve Rus ilerleyişinin durdurulmasında oynadığı rolü kaydeder; İsmail Kalesi'nin düşmekten kurtarılması bu başarılar arasında sayılır.

1807 yılının şubat ayında III. Selim tarafından vezirlik rütbesi verildi ve Silistre valiliğine getirildi. Valilik, kaynaklarda kayd-ı hayat şartıyla, yani ömür boyu verildiği belirtilerek anılır. Bu tayin, taşra ayanlığından devletin resmî kadrosuna geçişin belgesidir.

Vezirlik rütbesi ve valilikle birlikte Tuna boyundaki kuvvetlerin sevkinden sorumlu hale geldi. Elindeki kuvvet, hem kendi ayanlık kuvvetlerinden hem merkezin kendisine bağladığı birliklerden oluşuyordu.

Bu konum, 1808 yılında İstanbul'a yürüyebilmesinin maddi temelidir. Sadrazamlığa uzanan yol, merkezdeki bir görevden değil, cephedeki bir ordunun başında bulunmaktan geçti.

Savaş, 1807 yılında imzalanan ateşkesle geçici olarak durdu. Ateşkes, Fransa ile Rusya arasında yapılan Tilsit Antlaşması'nın ardından bölgedeki dengelerin değişmesiyle ilgiliydi. Bu duraklama, ordunun bir bölümünün cepheden ayrılabilmesine imkân verdi.

1807 Ayaklanması ve III. Selim'in Tahttan İndirilmesi

05 / 18 · 1 dk

III. Selim, 1789 yılında tahta çıktıktan sonra Nizâm-ı Cedid adıyla anılan bir düzenleme programı yürüttü. Programın en görünür parçası, Avrupa usulüne göre talim gören yeni bir askerî ocaktı. Ocak, kendi vergi kaynağı olan İrad-ı Cedid hazinesiyle finanse ediliyordu.

Yeni ocak, yeniçeri ocağının konumunu doğrudan tehdit ediyordu. Aynı zamanda yeni vergiler ve tayin düzeninde yapılan değişiklikler, merkezde ve taşrada geniş bir muhalefet doğurdu.

1807 yılının mayıs ayında İstanbul'da Boğaz yamaklarının başlattığı ayaklanma çıktı. Hareketin öne çıkan ismi Kabakçı Mustafa'dır. Ayaklanma sonucunda Nizâm-ı Cedid ocağı kaldırıldı, düzenlemeleri yürüten devlet adamları görevden alındı ve bir bölümü öldürüldü.

III. Selim tahttan indirildi ve yerine amcasının oğlu IV. Mustafa geçti. Tahttan indirilen padişah sarayda gözetim altına alındı.

Ayaklanmanın ardından ayaklanmacılara ceza verilmeyeceğine dair hüküm çıkarıldı ve Kabakçı Mustafa Boğaz'daki kalelerin muhafızlığına getirildi. Yeni yönetim, ayaklanmayı meşru bir hareket olarak tanımış oldu.

Düzenlemeleri destekleyen devlet adamlarının bir bölümü İstanbul'dan kaçtı. Kaçanların yöneldiği yer, ordunun bulunduğu Tuna cephesi ve Rusçuk oldu. Bu göç, sonraki yılın olaylarını hazırlayan gelişmedir.

Rusçuk Yaranı

06 / 18 · 1 dk

Rusçuk'a sığınan devlet adamları, Alemdar Mustafa Paşa'nın çevresinde bir grup oluşturdu. Kaynaklarda Rusçuk yaranı adıyla anılan bu grubun üyeleri arasında Mustafa Refik Efendi, Mehmed Tahsin Efendi, Mehmed Said Galib Efendi, Abdullah Ramiz Efendi ve Mehmed Emin Behiç Efendi sayılır.

Grubun üyeleri, merkez teşkilatının kalem kökenli görevlileriydi. Devlet dairelerinin işleyişini, saray içindeki dengeleri ve İstanbul'daki kuvvetlerin durumunu biliyorlardı. Alemdar Mustafa Paşa'nın elinde ise bu bilgiyi harekete dönüştürecek silahlı kuvvet vardı.

Grubun hedefi, III. Selim'in yeniden tahta çıkarılması ve kaldırılan düzenlemelerin geri getirilmesiydi. Plan, ordunun cepheden İstanbul'a hareket etmesi ve şehirdeki ayaklanmacı kadronun tasfiye edilmesi üzerine kuruluydu.

Hazırlık bir yıla yakın sürdü. Bu süre içinde İstanbul'daki durum izlendi, merkezdeki bağlantılar kuruldu ve sadrazam Çelebi Mustafa Paşa'nın da bulunduğu ordu ile temas sağlandı.

Harekâtın ilk adımı, 1807 ayaklanmasının öne çıkan ismi Kabakçı Mustafa'nın ortadan kaldırılması oldu. Boğaz'daki kalede bulunduğu sırada gönderilen bir müfreze tarafından öldürüldü.

Bu olay, planın uygulanmaya başladığının işaretiydi. Bunun ardından ordu İstanbul yönünde hareket etti. Rusçuk yaranının üyeleri, sonraki aylarda kurulan yönetimde önemli görevlere geldi.

Ağustos 1806

Rusçuk ayanı Tirsiniklioğlu İsmail Ağa öldürüldü; yerine Rusçuk ayanlığına geçti.

İstanbul'a Yürüyüş

07 / 18 · 1 dk

Ordu, Tuna cephesinden Edirne üzerinden İstanbul'a doğru hareket etti. Kuvvetin çekirdeğini Alemdar Mustafa Paşa'nın kendi ayanlık kuvvetleri oluşturuyordu; bu kuvvetler kaynaklarda Rusçuk milis kuvvetleri ve kırcalı askeri olarak anılır.

Hareketin gerekçesi resmî olarak sefer düzeni ve ordunun başkente dönüşü biçiminde gösterildi. İstanbul'daki yönetim, gelen kuvvetin amacını başlangıçta açıkça bilmiyordu.

Alemdar Mustafa Paşa 19 Temmuz 1808 tarihinde İstanbul yakınlarına ulaştı. Şehrin dışında konaklayan kuvvet, birkaç gün boyunca hareketsiz kaldı ve bu süre içinde merkezle görüşmeler yürütüldü.

Bu bekleyiş, hem şehirdeki durumun değerlendirilmesi hem de saray içindeki bağlantıların hazırlanması için kullanıldı. Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa ordunun başında bulunuyordu, ancak harekâtın fiilî yönetimi Alemdar Mustafa Paşa'daydı.

Harekâtın amacı, tahttan indirilmiş olan III. Selim'in yeniden tahta çıkarılmasıydı. Bu hedef, hem Rusçuk yaranının planının hem de harekete katılan kuvvetlerin bildirilen gerekçesiydi.

28 Temmuz 1808 sabahı harekete geçildi. Kuvvetler şehrin önemli noktalarını tuttu ve Bâbıâli'ye girildi. Sadaret mührü, sadrazam Çelebi Mustafa Paşa'dan alındı. Ardından Topkapı Sarayı'na yürüldü ve saray kuşatıldı.

28 Temmuz 1808: Saray Baskını

08 / 18 · 1 dk

Saray kapılarının açılması istendiğinde, içeride tahttan indirilmiş padişahın öldürülmesi yönünde karar verildi. Kaynaklar bu kararın IV. Mustafa'nın emriyle alındığını kaydeder; gerekçe, hanedanda tek erkek olarak kalmak suretiyle tahtın korunmasıydı.

III. Selim, sarayın iç bölümünde öldürüldü. Aynı sırada şehzade Mahmud'un da öldürülmesi için harekete geçildi; şehzade, saray görevlilerinin yardımıyla saklandı ve kurtarıldı.

Saray kapıları kırılarak içeri girildiğinde III. Selim'in cesediyle karşılaşıldı. Harekâtın açıklanmış amacı böylece ortadan kalkmış oldu.

Bunun üzerine hedef değişti. IV. Mustafa tahttan indirildi ve saklandığı yerden çıkarılan şehzade Mahmud tahta çıkarıldı. Cülus aynı gün gerçekleşti ve yeni padişah II. Mahmud adıyla tahta oturdu.

II. Mahmud, tahta çıktığında yirmi üç yaşındaydı. Hanedanda kendisinden başka erkek üye bulunmuyordu; tahttan indirilen IV. Mustafa sarayda gözetim altına alındı.

Sadaret mührü ertesi gün, 29 Temmuz 1808 tarihinde Alemdar Mustafa Paşa'ya verildi. Böylece bir taşra ayanı, kendi kuvvetiyle başkente girerek devletin en üst makamına geldi. Osmanlı yönetim tarihinde bu yolla sadarete ulaşan başka bir örnek yoktur.

Sadrazamlığa Getirilişi ve İlk Tedbirler

09 / 18 · 1 dk

Sadaret mührünü 29 Temmuz 1808 tarihinde aldı. Görevi üç ay on sekiz gün sürdü ve ölümüyle sona erdi.

İlk işi, İstanbul'daki kuvvet dengesini kendi lehine kurmak oldu. 1807 ayaklanmasında öne çıkan isimler hakkında işlem yapıldı, şehirdeki asayiş kendi kuvvetlerine bağlandı.

Rusçuk yaranının üyeleri devletin üst kademelerine getirildi. Abdullah Ramiz Paşa kaptanıderyalığa, diğer üyeler merkezdeki önemli kalemlere tayin edildi. Yönetim, bu kadro üzerinden kuruldu.

İkinci alan, kaldırılan askerî düzenlemelerin yeniden kurulmasıydı. Nizâm-ı Cedid ocağının geri getirilmesi doğrudan yapılmadı; bunun yerine yeni bir adla, farklı bir çerçevede yeniden kurulması yolu seçildi.

Üçüncü alan, taşradaki ayanlarla devlet arasındaki ilişkinin yazılı bir belgeye bağlanmasıydı. Alemdar Mustafa Paşa'nın kendisi bir ayandı ve iktidara ayanların desteğiyle gelmişti; bu ilişkinin kayda geçirilmesi, hem kendi konumunu hem kurduğu düzeni sağlamlaştıracaktı.

Dördüncü alan maliyeydi. Sekban-ı Cedid ocağının masrafı için kaynak ayrılması gerekiyordu ve hazine, sekiz yıldır süren savaşın yükü altındaydı.

Bu dört başlık, üç buçuk aylık sadaretin tamamını kaplar. Alınan kararların büyük bölümü, ölümünden sonraki günlerde geri alındı.

1806

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında savaş başladı; cephe Tuna boyunda kuruldu.

Meşveret Meclisi ve Ayanların Çağrılması

10 / 18 · 1 dk

Sadaretinin en dikkat çekici uygulaması, taşradaki ayanların İstanbul'a çağrılması oldu. Anadolu ve Rumeli'nin önde gelen ayanlarına davet gönderildi ve başkentte geniş katılımlı bir meşveret meclisi toplanması kararlaştırıldı.

Meşveret, Osmanlı yönetim geleneğinde devlet ileri gelenlerinin bir konuyu görüşmek üzere toplanmasıdır. Olağan meşveret meclisleri merkez teşkilatının üyelerinden oluşurdu; taşra ayanlarının bu düzeye çağrılması, uygulamanın kapsamını değiştiriyordu.

Davete uyulma oranı sınırlı kaldı. Kaynaklar, Anadolu'nun büyük ayanlarından bir bölümünün İstanbul'a gelmediğini, bir bölümünün ise temsilci gönderdiğini kaydeder. Merkezden uzak bölgelerdeki ayanların çekingen davranmasında, İstanbul'a gelenin geri dönemeyeceği endişesinin payı belirtilir.

Toplantı, devletin merkez teşkilatı ile taşra güç sahiplerini aynı masada bir araya getirdi. Görüşmelerin konusu, iki taraf arasındaki ilişkinin nasıl yürüyeceği ve karşılıklı yükümlülüklerin ne olacağıydı.

Toplantının sonucunda ortaya çıkan metin, Sened-i İttifak adıyla anılır. Belge, meşveretin kararlarını yazıya döken bir taahhütname niteliğindedir.

Uygulama, Osmanlı yönetim tarihinde merkez ile taşra arasındaki ilişkinin sözlü teamül yerine yazılı bir metne bağlanma denemesidir. Bu yönüyle, sonraki dönemlerin idarî ve anayasal tartışmalarında sık atıf yapılan bir örnek olmuştur.

Sened-i İttifak

11 / 18 · 1 dk

Sened-i İttifak 29 Eylül 1808 tarihinde imzalandı. Kaynakların bir kısmı belgenin tarihini 1808 yılının ekim ayı olarak verir.

Metin bir giriş bölümü, yedi madde ve bir ek bölümden oluşur. Maddeler, merkezî yönetim ile taşra ayanları arasındaki karşılıklı yükümlülükleri düzenler.

Ayanlar, padişahın otoritesini ve devletin emirlerini tanımayı, vergi ve asker toplama işlerinde merkeze yardımcı olmayı, kendi bölgelerinde halkın haksız uygulamalara maruz kalmasını önlemeyi taahhüt etti. Devlet ise ayanların konumlarının ve hanedanlıklarının korunacağını, keyfî işlem yapılmayacağını kabul etti.

Belgenin öne çıkan yönü, taahhütlerin karşılıklı olmasıdır. Padişahın yetkisinin bir metinle sınırlanması, Osmanlı yönetim düzeninde daha önce görülmemişti. Anayasa hukuku çalışmalarında belge, bu sebeple Türk anayasa tarihinin başlangıç metni sayılır.

İmzacılar arasında merkezî yönetimin üst düzey görevlileri ve sınırlı sayıda ayan bulunur. Anadolu'nun büyük ayanlarının önemli bir bölümü metne imza koymadı.

II. Mahmud belgeyi onayladı, ancak kaynaklar padişahın metne isteksiz yaklaştığını kaydeder. Sened-i İttifak fiilen uygulanmadı ve Alemdar Mustafa Paşa'nın ölümünden sonra işlevsiz kaldı. Sonraki yıllarda II. Mahmud, ayan hanedanlıklarını tek tek tasfiye eden bir siyaset izledi. Belgenin tarihteki yeri, uygulanmasından değil içeriğinden gelir.

Sekban-ı Cedid ve Askerî Düzenlemeler

12 / 18 · 1 dk

Askerî düzenlemenin yeniden kurulması, sadaretin ikinci büyük adımıydı. Kaldırılan Nizâm-ı Cedid ocağını aynı adla geri getirmek, 1807 ayaklanmasının hafızası sebebiyle doğrudan çatışma anlamına gelirdi.

Bunun yerine Sekban-ı Cedid adıyla yeni bir ocak kuruldu. Kuruluşun ilan tarihi kaynaklarda 14 Ekim 1808 olarak geçer. Ocağın idaresi, önceki düzenlemenin tanınmış isimlerinden Kadı Abdurrahman Paşa'ya verildi.

Sekban adı, yeniçeri ocağının kendi iç bölümlerinden birinin adıydı. Bu tercihle, yeni ocağın ocak düzeninin dışında değil içinde gösterilmesi hedeflendi. Buna karşılık talim usulü, kıyafeti ve teşkilatı önceki düzenlemenin devamıydı.

Ocağın masrafı için yeni kaynak arandı. Kaldırılmış olan İrad-ı Cedid hazinesinin yerine yeni bir malî düzenleme yapıldı ve ocağın giderleri buraya bağlandı.

Yeniçeri ocağında ayrıca kayıt denetimi başlatıldı. Ulufe defterlerindeki kayıt dışılığın giderilmesi ve gerçek asker sayısının tespiti hedeflendi. Bu uygulama, ocak mensuplarının gelirini doğrudan etkiliyordu.

İki uygulama birleşince muhalefet hızla büyüdü. Yeni ocağın kurulması ve kayıtların denetlenmesi, yeniçeri ocağı içinde sadrazama karşı geniş bir cephe oluşturdu. Ocak, 15 Kasım 1808 gecesindeki ayaklanmanın ardından, 18 Kasım 1808 tarihinde kaldırıldı.

Şubat 1807

III. Selim tarafından vezirlik rütbesi verildi ve Silistre valiliğine getirildi.

İç Yönetim ve Muhalefetin Büyümesi

13 / 18 · 1 dk

Sadaretin ilk haftalarında İstanbul'da sıkı bir asayiş düzeni kuruldu. Şehirdeki kuvvet, Rusçuk'tan getirilen birliklere dayanıyordu.

Bu kuvvetin başkentte uzun süre kalması, kendi başına bir gerginlik kaynağı oldu. Taşradan gelen silahlı birliklerin şehirdeki varlığı, hem yeniçeri ocağı hem şehir halkı açısından alışılmadık bir durumdu.

Zamanla kuvvetin bir bölümü memleketine gönderildi. Kaynaklar, ayaklanmanın çıktığı sırada Bâbıâli çevresinde bulunan kuvvetin başlangıçtakinden çok daha az olduğunu kaydeder. Bu azalma, sonraki olayların seyrini belirleyen etkenlerden biridir.

Muhalefetin ikinci kaynağı saraydı. Sadrazamın padişahı tahta çıkaran kişi olması, saray çevresinde konumunun fazla güçlü bulunmasına yol açtı. Kaynaklar, sadaretin son haftalarında saray ile Bâbıâli arasındaki mesafenin açıldığını belirtir.

Üçüncü kaynak ulema ve esnaf çevresiydi. Yeni ocağın masrafı için getirilen malî düzenlemeler ve şehirdeki sıkı denetim, bu çevrelerde hoşnutsuzluk yarattı.

Dördüncü kaynak, tahttan indirilmiş IV. Mustafa'nın sarayda bulunmasıydı. Ayaklanan tarafın hedefi, ilk aşamada onun yeniden tahta çıkarılmasıydı; bu ihtimal, olayların seyrinde belirleyici oldu.

Bu dört kaynak kasım ayında birleşti. Ayaklanma, yeniçeri ocağı içinden çıktı ve kısa sürede şehre yayıldı.

Alemdar Vak'ası ve Ölümü

14 / 18 · 1 dk

Ayaklanma 15 Kasım 1808 gecesi başladı. Kaynaklar, hareketin şehirde çıkarılan yangın alarmlarıyla başladığını ve toplanan kalabalığın Bâbıâli'ye yöneldiğini kaydeder.

Bâbıâli kuşatıldı. İçeride sadrazamın yanında sınırlı sayıda muhafız bulunuyordu; Rusçuk'tan getirilen kuvvetin büyük bölümü daha önce memleketine dönmüştü. Yardım gelmedi.

Çatışma saatlerce sürdü. Kuşatanlar binayı ateşe verdi. Sadrazam, binanın taş bölümüne çekildi ve burada bulunan barut deposunun ateşlenmesiyle öldü.

Ölüm tarihi kaynakların çoğunda 15 Kasım 1808, bir kısmında 16 Kasım 1808 olarak verilir. Patlamada ölen ayaklanmacıların sayısı da kaynaklarda farklı verilir; verilen rakamlar birkaç yüz ile altı yüz arasında değişir.

Olay, Osmanlı tarihinde Alemdar Vak'ası adıyla anılır. Ayaklanma, sadrazamın ölümüyle bitmedi; sonraki günlerde şehirde çatışmalar sürdü ve yeni bir hareket ortaya çıktı.

Ayaklanmanın hedeflerinden biri IV. Mustafa'nın yeniden tahta çıkarılmasıydı. Bu ihtimali ortadan kaldırmak üzere tahttan indirilmiş padişah olaylar sırasında öldürüldü. Böylece hanedanda tek erkek üye olarak II. Mahmud kaldı.

Sadrazamın cesedi patlama yerinden çıkarıldı ve şehirde dolaştırıldı. Kalıntıları sonradan Zeynep Sultan Camii haziresine nakledildi.

Olayın Sonuçları

15 / 18 · 1 dk

Ayaklanmanın ilk sonucu, kurulan düzenin tamamen dağılmasıdır. Sekban-ı Cedid ocağı 18 Kasım 1808 tarihinde kaldırıldı ve mensupları dağıtıldı.

Sened-i İttifak yürürlüğe girmedi. Belgeyi imzalayan ayanlar bölgelerine döndü ve metnin öngördüğü karşılıklı yükümlülükler uygulanmadı. Belge, yürürlükteki bir düzenleme olmaktan çok bir deneme olarak kaldı.

Rusçuk yaranının üyeleri görevlerinden alındı. Bir bölümü sürgüne gönderildi, bir bölümü uzun süre görevden uzak kaldı.

II. Mahmud tahtta kaldı. Hanedanda tek erkek üye olması, ayaklanan tarafın onu tahttan indirmesini imkânsız kıldı; tahtın boşalması hanedanın sona ermesi anlamına gelirdi. Bu durum, padişahın konumunu paradoksal biçimde güçlendirdi.

Askerî düzenleme çalışmaları uzun süre durdu. II. Mahmud, on sekiz yıl boyunca doğrudan bir askerî ocak kurma girişiminde bulunmadı; bu süreyi merkezî otoriteyi kademe kademe güçlendirmek için kullandı.

1826 yılında yeniçeri ocağı kaldırıldı. Bu olay, Osmanlı tarihinde Vak'a-i Hayriyye adıyla anılır ve 1808 yılındaki başarısız denemenin ardından gelen ikinci girişimdir.

Ayan hanedanlıkları da aynı dönemde tasfiye edildi. Sened-i İttifak'ın tanıdığı konum korunmadı; merkezî yönetim, taşradaki güç sahiplerini tek tek etkisiz hale getirdi.

Olayın uzun vadeli sonucu, merkez ile taşra arasındaki ilişkinin ortaklık yerine tabiyet esasına oturmasıdır. 1808 yılında denenen yazılı ortaklık modeli bir daha gündeme gelmedi; sonraki düzenlemeler, taşra yönetimini merkezden atanan memurlar eliyle kurma yönünde ilerledi.

Mayıs 1807

İstanbul'da çıkan ayaklanmayla Nizâm-ı Cedid ocağı kaldırıldı, III. Selim tahttan indirildi ve yerine IV. Mustafa geçti.

Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

16 / 18 · 1 dk

Kaynaklar Alemdar Mustafa Paşa'yı, kararını hızla veren ve kuvvetle uygulayan bir yönetici olarak tarif eder. Merkez teşkilatında yetişmemiş olması, yönetim tarzının belirleyici özelliğidir: kalem ve saray kökenli sadrazamların aksine, gücünü kendi maiyetindeki silahlı kuvvetten alıyordu.

İdarî tecrübesi taşra ölçeğindeydi. Ayanlık düzeni, bir bölgenin asayişini ve vergi düzenini yürütmeyi öğretiyordu; merkezî devletin daireler arası işleyişi ve saray içi dengeleri ise farklı bir alandı. Kaynaklar, bu farkın sadaretinin kısa sürmesindeki etkisine dikkat çeker.

Etrafındaki kadroyu Rusçuk yaranından kurdu. Merkez teşkilatını bilen bu kalem kökenli isimler, onun eksik kaldığı alanı tamamlıyordu. Kadro ile arasındaki iş bölümü, sadaretin uygulamalarında görülür: askerî ve icraî kararlar onun, metin ve düzenleme işleri onların elindeydi.

Sened-i İttifak, kendi geldiği düzenin devlet katında tanınması anlamına geliyordu. Bir ayanın sadarette bu belgeyi hazırlatması, konumuyla doğrudan ilgilidir.

Okuma yazma ve kalem işlerine yatkınlığı hakkında kaynaklar ayrıntı vermez. Yazışmalarının ve resmî metinlerin hazırlanmasında çevresindeki kâtiplerin rolü belirtilir.

Son gecedeki tutumu, kaynaklarda ayrıca kaydedilir: teslim olmayı kabul etmedi ve kuşatma altındaki binada öldü.

Mirası ve Tarihteki Yeri

17 / 18 · 1 dk

Alemdar Mustafa Paşa'nın tarihteki yeri, üç buçuk aylık bir sadaretle ve iki belgeyle tanımlanır: Sened-i İttifak ve Sekban-ı Cedid ocağının kuruluşu.

Sened-i İttifak, uygulanmamış olmasına rağmen Osmanlı ve Türk hukuk tarihinde en çok tartışılan metinlerden biridir. Anayasa hukuku çalışmalarında, padişahın yetkisinin yazılı bir belgeyle sınırlandığı ilk örnek olarak ele alınır. Buna karşılık metnin gerçek bir anayasa sayılıp sayılamayacağı tartışmalıdır: yasama süreciyle üretilmemiştir, halkı temsil eden bir organ tarafından kabul edilmemiştir ve yürürlüğe girmemiştir.

Sekban-ı Cedid, III. Selim'in kaldırılan ocağı ile 1826 sonrasındaki düzenlemeler arasındaki halkadır. Bir aylık ömrüne rağmen, askerî düzenleme çabasının 1807 yenilgisiyle bitmediğini gösterir.

Kariyeri, on sekizinci yüzyıl sonu Osmanlı taşrasındaki güç dağılımının merkezî yönetime nasıl ulaştığını gösteren bir örnektir. Bir taşra ayanının kendi kuvvetiyle başkente girip sadaret makamına gelmesi, merkezin taşra üzerindeki denetiminin ne kadar zayıfladığının göstergesi sayılır.

Olaylar, II. Mahmud'un uzun saltanatının başlangıcını oluşturur. Padişahın sonraki yıllarda izlediği merkeziyetçi siyasetin, tahta çıktığı günün ve 1808 kasımındaki gecenin doğrudan sonucu olduğu değerlendirilir.

Adı bugün İstanbul'daki mezarı ve tarih kitaplarındaki Alemdar Vak'ası başlığıyla anılır.

Aynı Yıllarda Dünya

18 / 18 · 1 dk

1804: Napolyon Bonapart Fransa imparatoru ilan edildi.

1805: Trafalgar deniz muharebesi ve Austerlitz kara muharebesi Avrupa'daki güç dengesini değiştirdi.

1806: Kutsal Roma İmparatorluğu resmen sona erdi.

1807: Fransa ile Rusya arasında Tilsit Antlaşması imzalandı; iki devlet arasındaki yakınlaşma Osmanlı sınırındaki dengeyi etkiledi.

1808: İspanya'da Fransız işgaline karşı ayaklanma başladı ve yarımada savaşı çıktı.

1809: Wagram Muharebesi'nin ardından Avusturya, Fransa ile antlaşma imzalamak zorunda kaldı.

1812: Napolyon'un Rusya seferi başarısızlıkla sonuçlandı; aynı yıl Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Bükreş Antlaşması imzalandı.

1815: Viyana Kongresi ile Avrupa'nın yeni düzeni kuruldu.

1807

Düzenlemeleri destekleyen devlet adamları Rusçuk'a sığındı; Rusçuk yaranı adıyla anılan grup oluştu.

Kronoloji

29 olay
  • 18. yüzyıl
  • Hotin'de doğdu; kaynakların bir kısmı doğum yılını 1765 olarak verir.

  • III. Selim tahta çıktı; Nizâm-ı Cedid adıyla anılan düzenleme programı başladı.

  • Vidin ayanı Pazvantoğlu Osman'a karşı kazandığı başarı, Tuna boyundaki adını duyurdu.

  • 19. yüzyıl
  • Sırp ayaklanması başladı; Tuna boyu bölgesi uzun süreli bir gerginliğe girdi.

  • Osmanlı Devleti ile Rusya arasında savaş başladı; cephe Tuna boyunda kuruldu.

  • Rusçuk ayanı Tirsiniklioğlu İsmail Ağa öldürüldü; yerine Rusçuk ayanlığına geçti.

  • Fransa ile Rusya arasındaki Tilsit Antlaşması sonrasında Tuna cephesinde ateşkes sağlandı.

  • Düzenlemeleri destekleyen devlet adamları Rusçuk'a sığındı; Rusçuk yaranı adıyla anılan grup oluştu.

  • III. Selim tarafından vezirlik rütbesi verildi ve Silistre valiliğine getirildi.

  • İstanbul'da çıkan ayaklanmayla Nizâm-ı Cedid ocağı kaldırıldı, III. Selim tahttan indirildi ve yerine IV. Mustafa geçti.

  • Sened-i İttifak yürürlüğe girmedi; imzacı ayanlar bölgelerine döndü.

  • 1807 ayaklanmasının öne çıkan ismi Kabakçı Mustafa, Boğaz'daki görev yerinde öldürüldü.

  • Kuvvetleriyle İstanbul yakınlarına ulaştı; şehir dışında konaklandı.

  • Bâbıâli basıldı ve sadaret mührü alındı; ardından Topkapı Sarayı kuşatıldı.

  • Sarayda III. Selim öldürüldü; şehzade Mahmud saklanarak kurtarıldı.

  • IV. Mustafa tahttan indirildi ve II. Mahmud tahta çıktı.

  • Sadaret mührü kendisine verildi; görev üç ay on sekiz gün sürdü.

  • Rusçuk yaranının üyeleri devletin üst kademelerine getirildi; Abdullah Ramiz Paşa kaptanıderyalığa tayin edildi.

  • Anadolu ve Rumeli ayanları İstanbul'a çağrıldı ve geniş katılımlı bir meşveret meclisi toplandı.

  • Sened-i İttifak imzalandı; kaynakların bir kısmı belgenin tarihini ekim ayı olarak verir.

  • Yeni ocağın masrafı için malî düzenleme yapıldı ve yeniçeri ocağında kayıt denetimi başlatıldı.

  • Sekban-ı Cedid ocağının kurulduğu ilan edildi; idaresi Kadı Abdurrahman Paşa'ya verildi.

  • Ayaklanma sırasında, tahttan indirilmiş IV. Mustafa öldürüldü; hanedanda tek erkek üye olarak II. Mahmud kaldı.

  • Yeniçeri ayaklanması başladı ve Bâbıâli kuşatıldı.

  • Kuşatma altındaki binada barut deposunun ateşlenmesiyle öldü; kaynakların bir kısmı ölüm tarihini 16 Kasım olarak verir.

  • Sekban-ı Cedid ocağı kaldırıldı ve mensupları dağıtıldı.

  • Şehirde yeni bir ayaklanma çıktı; çatışmalar günlerce sürdü.

  • Bükreş Antlaşması ile Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki savaş sona erdi.

  • Yeniçeri ocağı kaldırıldı; olay Vak'a-i Hayriyye adıyla anılır.

Sadareti

1 dönem · yaklaşık 1 yıl
29 Temmuz 1808 - 15 Kasım 1808Padişah: II. Mahmud · Görev, Bâbıâli'nin kuşatıldığı ayaklanma sırasındaki ölümüyle sona erdi
3 ay 18 gün

Hizmet Ettiği Padişahlar

3 padişah

Savaşlar ve Seferler

2 kayıt
0Zafer
0Yenilgi
2Sonuçsuz
Pazvantoğlu Osman'a karşı harekâtVidin ayanı Pazvantoğlu Osman'ın kuvvetleri · Tirsiniklioğlu İsmail Ağa'nın maiyetindeyken katıldığı harekâttır.
Tuna boyundaki adını duyuran başarı
Osmanlı-Rus SavaşıRus İmparatorluğu · Kendi ayanlık kuvvetleriyle cephede bulundu; İsmail Kalesi'nin düşmekten kurtarılması bu dönemdeki başarıları arasında sayılır.
Tuna cephesinde savunma sürdürüldü, 1807 yılında ateşkes yapıldı

Antlaşmalar

1 antlaşma
Sened-i İttifakMerkezî yönetim ve taşra ayanları · Bir giriş, yedi madde ve bir ek bölümden oluşur. Karşılıklı yükümlülükleri düzenleyen belge II. Mahmud tarafından onaylandı, ancak yürürlüğe girmedi. Kaynakların bir kısmı belgenin tarihini ekim ayı olarak verir.

Eserleri

3 eser
askerî ocakSekban-ı Cedid Ocağı1808 · İstanbul · Kaldırılan Nizâm-ı Cedid ocağının yerine yeni bir adla kuruldu; idaresi Kadı Abdurrahman Paşa'ya verildi. 18 Kasım 1808 tarihinde kaldırıldı.
belgeSened-i İttifak1808 · İstanbul · Merkezî yönetim ile taşra ayanları arasında imzalanan yazılı taahhütnamedir; Türk anayasa tarihinin başlangıç metni sayılır.
mezarAlemdar Mustafa Paşa Mezarı1808 sonrası · Zeynep Sultan Camii haziresi, İstanbul · Kalıntıları ölümünden sonra buraya nakledildi.

Mühr-i Hümayun

Sadrazamlık alameti
Alemdar Mustafa Paşa

Sadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Alemdar Mustafa Paşa mührü olağan bir tayinle almadı: 28 Temmuz 1808 tarihinde Bâbıâli basıldığında mühür, o sırada sadrazam olan Çelebi Mustafa Paşa'dan alındı. Ertesi gün, 29 Temmuz 1808 tarihinde tahta yeni çıkan II. Mahmud tarafından kendisine verildi. Mühür, 15 Kasım 1808 gecesindeki ölümüne kadar elinde kaldı.

Aile Ağacı

2 kişi
Aile ağacı
BabasıHHHacı Hasan Ağa
Annesi
Alemdar Mustafa PaşaAlemdar Mustafa Paşa
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan

Çağdaşları

10 kişi
S
III. SelimOsmanlı padişahı · 1789-1807Vezirlik rütbesini ondan aldı; yeniden tahta çıkarılması harekâtın açıklanmış amacıydı
M
IV. MustafaOsmanlı padişahı · 1807-180828 Temmuz 1808 tarihinde tahttan indirildi; ayaklanma sırasında öldürüldü
M
II. MahmudOsmanlı padişahı · 1808-1839Tahta çıkışını sağladı; sadaret mührünü ondan aldı
Tİ
Tirsiniklioğlu İsmail AğaRusçuk ayanı · 1806 öncesiMaiyetinde kethüda olarak bulundu; 1806 yılında öldürülmesiyle yerine geçti
PO
Pazvantoğlu OsmanVidin ayanı · 1790'larKendisine karşı 1797 yılında kazanılan başarı, Tuna boyundaki adını duyurdu
AR
Abdullah Ramiz PaşaKaptanıderya · 1808Rusçuk yaranının önde gelen üyesidir; sadaretinde kaptanıderyalığa getirildi
MS
Mehmed Said Galib EfendiDevlet adamı · 1808 ve sonrasıRusçuk yaranı üyesidir; sonraki yıllarda devletin üst görevlerinde bulundu
KA
Kadı Abdurrahman PaşaSekban-ı Cedid nazırı · 1808Yeni kurulan ocağın idaresi kendisine verildi
KM
Kabakçı Mustafa1807 ayaklanmasının önderi · 1807-1808Ayaklanmanın ardından Boğaz'daki kalelerin muhafızlığına getirildi, 1808 yılında öldürüldü
ÇM
Çelebi Mustafa PaşaSadrazam · 1808Ordunun başında bulunan sadrazamdır; mühür 28 Temmuz 1808 tarihinde kendisinden alındı

İlkler ve Enler

5 başlık
Merkezî yönetim ile taşra ayanları arasında imzalanan ilk yazılı taahhütnameSened-i İttifak, 29 Eylül 1808
Padişahın yetkisinin yazılı bir belgeyle sınırlandığı ilk metin sayılmasıSened-i İttifak, Türk anayasa tarihinin başlangıç belgesi kabul edilir
Bir taşra ayanının kendi kuvvetiyle başkente girip sadaret makamına gelmesi29 Temmuz 1808
Kaldırılan Nizâm-ı Cedid ocağının yeni bir adla yeniden kurulmasıSekban-ı Cedid, 14 Ekim 1808
Anadolu ve Rumeli ayanlarının başkente çağrılarak ortak meşverete alınması1808 sonbaharı

Osmanlı Sadrazamları

84 madde · sadaret sırasıyla
Alaeddin Paşa
1320Alaeddin Paşa1320-1331
Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa
1364Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa1364-1387
Çandarlı Ali Paşa
1387Çandarlı Ali Paşa1387-1406
Amasyalı Beyazıd Paşa
1413Amasyalı Beyazıd Paşa1413-1421
Çandarlı İbrahim Paşa
1421Çandarlı İbrahim Paşa1421-1429
Çandarlı Halil Paşa
1439Çandarlı Halil Paşa1439-1453
Zağanos Paşa
1453Zağanos Paşa1453-1456
Veli Mahmud Paşa
1456Veli Mahmud Paşa1456-1474
Rum Mehmed Paşa
1466Rum Mehmed Paşa1466-1469
İshak Paşa
1469İshak Paşa1469-1482
Gedik Ahmed Paşa
1474Gedik Ahmed Paşa1474-1477
Karamani Mehmet Paşa
1477Karamani Mehmet Paşa1477-1481
Koca Davud Paşa
1482Koca Davud Paşa1482-1497
Hersekzade Ahmed Paşa
1497Hersekzade Ahmed Paşa1497-1516
Hadım Ali Paşa
1501Hadım Ali Paşa1501-1511
Koca Mustafa Paşa
1511Koca Mustafa Paşa1511-1512
Hadım Sinan Paşa
1515Hadım Sinan Paşa1515-1517
Piri Mehmed Paşa
1518Piri Mehmed Paşa1518-1523
Pargalı İbrahim Paşa
1523Pargalı İbrahim Paşa1523-1536
Ayas Mehmed Paşa
1536Ayas Mehmed Paşa1536-1539
Lütfi Paşa
1539Lütfi Paşa1539-1541
Damat Rüstem Paşa
1544Damat Rüstem Paşa1544-1561
Kara Ahmed Paşa
1553Kara Ahmed Paşa1553-1555
Semiz Ali Paşa
1561Semiz Ali Paşa1561-1565
Sokollu Mehmed Paşa
1565Sokollu Mehmed Paşa1565-1579
Koca Sinan Paşa
1580Koca Sinan Paşa1580-1596
Lala Mustafa Paşa
1580Lala Mustafa Paşa1580-1580
Özdemiroğlu Osman Paşa
1584Özdemiroğlu Osman Paşa1584-1585
Serdar Ferhad Paşa
1591Serdar Ferhad Paşa1591-1595
Cigalazade Yusuf Sinan Paşa
1596Cigalazade Yusuf Sinan Paşa1596-1596
Yemişçi Hasan Paşa
1601Yemişçi Hasan Paşa1601-1603
Lala Mehmed Paşa
1604Lala Mehmed Paşa1604-1606
Kuyucu Murad Paşa
1606Kuyucu Murad Paşa1606-1611
Nasuh Paşa
1611Nasuh Paşa1611-1614
Öküz Mehmed Paşa
1614Öküz Mehmed Paşa1614-1619
Güzelce Ali Paşa
1619Güzelce Ali Paşa1619-1621
Hüsrev Paşa
1628Hüsrev Paşa1628-1631
Tabanıyassı Mehmed Paşa
1632Tabanıyassı Mehmed Paşa1632-1637
Kemankeş Kara Mustafa Paşa
1638Kemankeş Kara Mustafa Paşa1638-1644
Hezarpare Ahmed Paşa
1647Hezarpare Ahmed Paşa1647-1648
Kara Murad Paşa
1649Kara Murad Paşa1649-1655
Melek Ahmed Paşa
1650Melek Ahmed Paşa1650-1651
Gürcü Mehmed Paşa
1651Gürcü Mehmed Paşa1651-1652
Tarhuncu Ahmed Paşa
1652Tarhuncu Ahmed Paşa1652-1653
İpşir Mustafa Paşa
1654İpşir Mustafa Paşa1654-1655
Köprülü Mehmed Paşa
1656Köprülü Mehmed Paşa1656-1661
Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
1661Köprülü Fazıl Ahmed Paşa1661-1676
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
1676Merzifonlu Kara Mustafa Paşa1676-1683
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
1689Köprülü Fazıl Mustafa Paşa1689-1691
Elmas Mehmed Paşa
1695Elmas Mehmed Paşa1695-1697
Amcazade Hüseyin Paşa
1697Amcazade Hüseyin Paşa1697-1702
Baltacı Mehmet Paşa
1704Baltacı Mehmet Paşa1704-1711
Çorlulu Ali Paşa
1706Çorlulu Ali Paşa1706-1710
Silahdar Damat Ali Paşa
1713Silahdar Damat Ali Paşa1713-1716
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
1718Nevşehirli Damat İbrahim Paşa1718-1730
Topal Osman Paşa
1731Topal Osman Paşa1731-1732
Hekimoğlu Ali Paşa
1732Hekimoğlu Ali Paşa1732-1755
Koca Ragıp Paşa
1757Koca Ragıp Paşa1757-1763
Muhsinzade Mehmed Paşa
1765Muhsinzade Mehmed Paşa1765-1774
Halil Hamid Paşa
1782Halil Hamid Paşa1782-1785
Koca Yusuf Paşa
1786Koca Yusuf Paşa1786-1792
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
1789Cezayirli Gazi Hasan Paşa1789-1790
Kör Yusuf Ziya Paşa
1798Kör Yusuf Ziya Paşa1798-1811
Alemdar Mustafa Paşa
1808Alemdar Mustafa Paşa1808-1808
Mehmed Emin Rauf Paşa
1815Mehmed Emin Rauf Paşa1815-1852
Benderli Ali Paşa
1821Benderli Ali Paşa1821-1821
Topal İzzet Mehmed Paşa
1828Topal İzzet Mehmed Paşa1828-1842
Reşid Mehmed Paşa
1829Reşid Mehmed Paşa1829-1833
Koca Hüsrev Paşa
1839Koca Hüsrev Paşa1839-1840
Mustafa Reşid Paşa
1846Mustafa Reşid Paşa1846-1858
Mehmed Emin Ali Paşa
1852Mehmed Emin Ali Paşa1852-1871
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
1854Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa1854-1861
Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa
1859Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa1859-1878
Mehmed Fuad Paşa
1861Mehmed Fuad Paşa1861-1866
Yusuf Kamil Paşa
1863Yusuf Kamil Paşa1863-1863
Mahmud Nedim Paşa
1871Mahmud Nedim Paşa1871-1876
Mithat Paşa
1872Mithat Paşa1872-1877
Hüseyin Avni Paşa
1874Hüseyin Avni Paşa1874-1875
Ahmed Vefik Paşa
1878Ahmed Vefik Paşa1878-1882
Tunuslu Hayreddin Paşa
1878Tunuslu Hayreddin Paşa1878-1879
Küçük Mehmed Said Paşa
1879Küçük Mehmed Said Paşa1879-1912
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
1885Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1913
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
1903Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908
Hüseyin Hilmi Paşa
1909Hüseyin Hilmi Paşa1909-1909

İlgili Maddeler

6 madde

Yanlış Bilinenler

7 başlık
YanlışAlemdar Mustafa Paşa İstanbul'a girerek III. Selim'i kurtardı ve yeniden tahta çıkardı.
DoğruHarekâtın açıklanmış amacı buydu, ancak gerçekleşmedi. Saray kuşatıldığı sırada III. Selim sarayın iç bölümünde öldürüldü. Saraya girildiğinde onun cesediyle karşılaşıldı ve hedef değişerek şehzade Mahmud tahta çıkarıldı.
YanlışSened-i İttifak uygulanan ve yıllarca yürürlükte kalan bir düzenlemedir.
DoğruBelge II. Mahmud tarafından onaylandı, ancak yürürlüğe girmedi. Alemdar Mustafa Paşa'nın ölümünden sonra işlevsiz kaldı ve öngördüğü karşılıklı yükümlülükler uygulanmadı. Sonraki yıllarda ayan hanedanlıkları tek tek tasfiye edildi.
YanlışSened-i İttifak'ı bütün ayanlar imzaladı.
DoğruMetne merkezî yönetimin üst düzey görevlileri ile sınırlı sayıda ayan imza koydu. Anadolu'nun büyük ayanlarının önemli bir bölümü İstanbul'a gelmedi ya da yalnızca temsilci gönderdi.
YanlışSekban-ı Cedid, Nizâm-ı Cedid'den tamamen farklı bir ocaktı.
DoğruTalim usulü, kıyafeti ve teşkilatı bakımından kaldırılan ocağın devamıydı. Sekban adı, yeniçeri ocağının kendi iç bölümlerinden birinin adıydı ve yeni ocağı ocak düzeninin içinde göstermek amacıyla seçildi.
YanlışAlemdar Mustafa Paşa ayaklanmacılar tarafından yakalanıp öldürüldü.
DoğruKaynaklar, kuşatma altındaki binanın taş bölümüne çekildiğini ve orada bulunan barut deposunun ateşlenmesiyle öldüğünü kaydeder. Teslim olmayı kabul etmediği aynı kaynaklarda belirtilir. Patlamada ölen ayaklanmacıların sayısı kaynaklarda farklı verilir.
YanlışAlemdar unvanı bir devlet görevinin adıdır.
DoğruAlemdar, bağlı olduğu askerî birliğin sancağını taşıyan kişiye verilen addır ve bir lakaptır. Aynı görevin Türkçe karşılığı bayraktardır; kaynaklarda ve belgelerde iki ad da kullanılır.
YanlışSadaret makamına merkez teşkilatındaki görevleri sayesinde geldi.
DoğruMerkez teşkilatında hiç görev yapmadı. Kariyeri yeniçeri ocağında başladı, Tuna boyunda ayanlık düzeni içinde yükseldi ve 1807 yılında vezirlik rütbesiyle Silistre valiliğine getirildi. Sadarete, kendi kuvvetleriyle başkente girerek geldi.

Künye

Doğum1755, Hotin (kaynakların bir kısmında 1765)
Ölüm15 Kasım 1808, İstanbulHicri 25 Ramazan 1223
GörevSadrazam, 29 Temmuz 1808 - 15 Kasım 1808 (3 ay 18 gün)
SıraSadrazam
PadişahII. Mahmud
BabasıHacı Hasan Ağa
MemleketHotin
DefinZeynep Sultan Camii haziresi, İstanbul
UnvanVezîriâzam, Alemdar, Bayraktar

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
Alemdar Mustafa Paşa ne kadar süre sadrazamlık yaptı?
29 Temmuz 1808 ile 15 Kasım 1808 tarihleri arasında, üç ay on sekiz gün sadrazamlık yaptı. Görevi, Bâbıâli'nin kuşatıldığı ayaklanma sırasındaki ölümüyle sona erdi. Bu süre, Osmanlı tarihinin en kısa sadaretleri arasındadır.
Alemdar Mustafa Paşa nereli ve adı neden Alemdar'dır?
1755 yılında Hotin'de doğdu; kaynakların bir kısmı doğum yılını 1765 olarak verir. Babası Rusçuk yeniçeri ağalarından Hacı Hasan Ağa'dır. Adındaki Alemdar sıfatı, bağlı olduğu birliğin sancağını taşımasından gelir; kaynaklarda Bayraktar Mustafa Paşa adıyla da anılır.
Ayan ne demektir ve Alemdar Mustafa Paşa nasıl ayan oldu?
Ayan, on sekizinci yüzyıl Osmanlı taşrasında bir kaza ya da sancakta öne çıkan, vergi ve asker toplama işlerinde merkeze aracılık eden yerel güç sahibidir. Alemdar Mustafa, Rusçuk ayanı Tirsiniklioğlu İsmail Ağa'nın maiyetinde kethüda olarak bulundu. Onun 1806 yılında öldürülmesinin ardından Rusçuk ayanlığına geçti ve Tuna boyunun en güçlü ismi oldu.
Alemdar Mustafa Paşa neden İstanbul'a yürüdü?
1807 yılındaki ayaklanmayla III. Selim tahttan indirilmiş, Nizâm-ı Cedid ocağı kaldırılmıştı. Düzenlemeleri destekleyen devlet adamları Rusçuk'a sığındı ve Rusçuk yaranı adıyla anılan bir grup oluşturdu. Bu grubun planı, III. Selim'i yeniden tahta çıkarmaktı ve harekât bu amaçla düzenlendi.
Rusçuk yaranı kimlerden oluşuyordu?
Kaynaklarda Mustafa Refik Efendi, Mehmed Tahsin Efendi, Mehmed Said Galib Efendi, Abdullah Ramiz Efendi ve Mehmed Emin Behiç Efendi sayılır. Üyeleri merkez teşkilatının kalem kökenli görevlileriydi. Sadaret döneminde devletin üst kademelerine getirildiler.
28 Temmuz 1808 tarihinde ne oldu?
Alemdar Mustafa Paşa kuvvetleriyle şehrin önemli noktalarını tuttu, Bâbıâli'yi bastı ve sadaret mührünü aldı. Ardından Topkapı Sarayı kuşatıldı. Saraya girildiğinde III. Selim'in öldürülmüş olduğu görüldü, şehzade Mahmud ise saklanarak kurtarıldı. Aynı gün IV. Mustafa tahttan indirildi ve II. Mahmud tahta çıktı.
Sened-i İttifak nedir?
29 Eylül 1808 tarihinde merkezî yönetim ile taşra ayanları arasında imzalanan yazılı taahhütnamedir. Bir giriş, yedi madde ve bir ek bölümden oluşur. Ayanlar padişahın otoritesini tanımayı ve vergi ile asker toplama işlerinde yardımcı olmayı, devlet ise ayanların konumunu korumayı ve keyfî işlem yapmamayı kabul etti.
Sened-i İttifak neden önemlidir?
Padişahın yetkisinin yazılı bir belgeyle sınırlandığı ilk metin sayılır ve anayasa hukuku çalışmalarında Türk anayasa tarihinin başlangıç belgesi olarak ele alınır. Buna karşılık yasama süreciyle üretilmemiş ve halkı temsil eden bir organca kabul edilmemiştir. Belge yürürlüğe girmedi ve Alemdar Mustafa Paşa'nın ölümünden sonra işlevsiz kaldı.
Sekban-ı Cedid nedir?
Kaldırılan Nizâm-ı Cedid ocağının yerine kurulan yeni askerî ocaktır. Kuruluşun ilan tarihi kaynaklarda 14 Ekim 1808 olarak geçer ve idaresi Kadı Abdurrahman Paşa'ya verildi. Talim usulü ve teşkilatı önceki düzenlemenin devamıydı; ocak 18 Kasım 1808 tarihinde kaldırıldı.
Alemdar Mustafa Paşa nasıl öldü?
15 Kasım 1808 gecesi başlayan yeniçeri ayaklanmasında Bâbıâli kuşatıldı ve ateşe verildi. İçeride sınırlı sayıda muhafız bulunuyordu ve yardım gelmedi. Sadrazam binanın taş bölümüne çekildi ve burada bulunan barut deposunun ateşlenmesiyle öldü. Kaynakların bir kısmı ölüm tarihini 16 Kasım 1808 olarak verir.
Alemdar Vak'ası nedir?
15 Kasım 1808 gecesi başlayan ve günlerce süren yeniçeri ayaklanmasına verilen addır. Ayaklanmanın sebebi, Sekban-ı Cedid ocağının kurulması ve yeniçeri ocağında başlatılan kayıt denetimidir. Olay sadrazamın ölümüyle bitmedi; sonraki günlerde şehirde çatışmalar sürdü ve yeni bir hareket ortaya çıktı.
IV. Mustafa neden öldürüldü?
Ayaklanmanın hedeflerinden biri, tahttan indirilmiş olan IV. Mustafa'yı yeniden tahta çıkarmaktı. Bu ihtimali ortadan kaldırmak üzere olaylar sırasında öldürüldü. Böylece hanedanda tek erkek üye olarak II. Mahmud kaldı ve tahttan indirilmesi imkânsız hale geldi.
Alemdar Mustafa Paşa'nın ölümünden sonra ne oldu?
Sekban-ı Cedid ocağı 18 Kasım 1808 tarihinde kaldırıldı, Sened-i İttifak yürürlüğe girmedi ve Rusçuk yaranının üyeleri görevlerinden alındı. Askerî düzenleme çalışmaları uzun süre durdu. Yeniçeri ocağı, on sekiz yıl sonra 1826 yılında kaldırıldı.
Alemdar Mustafa Paşa nerede gömülüdür?
Kalıntıları ölümünden sonra İstanbul'daki Zeynep Sultan Camii haziresine nakledildi. Ölümünün ardından cesedi patlama yerinden çıkarılmış ve şehirde dolaştırılmıştı. Mezarı bugün de aynı yerdedir.
Alemdar Mustafa Paşa hangi padişahlar döneminde görev yaptı?
Vezirlik rütbesini ve Silistre valiliğini 1807 yılında III. Selim'den aldı. IV. Mustafa'nın kısa saltanatı, İstanbul'a yürüyüşüyle sona erdi. Sadrazamlığını II. Mahmud döneminde, tahta çıkışının ertesi günü başlayarak yaptı.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q971640 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026