
Ayas Mehmed Paşa
اياس پاشاAyas Paşa·Ayaz Paşa
Ayas Mehmed Paşa, 1536-1539 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamlığını yapan ve görevi başındayken vebadan ölen devlet adamıdır.
Ayas Mehmed Paşa Kimdir?
14 dk okumaAyas Mehmed Paşa, 1483 yılında Avlonya yöresinde doğdu ve 13 Temmuz 1539 tarihinde İstanbul'da öldü. Arnavut kökenli Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak devşirme usulüyle saraya alındı, Enderun'da yetişti ve Yavuz Sultan Selim döneminde yeniçeri ağalığına kadar yükseldi.
Kastamonu sancakbeyliğinden sonra Anadolu, Şam ve Rumeli beylerbeyliklerinde bulundu. 1523 yılında vezirlik verilerek Divan-ı Hümayun üyesi oldu ve kubbealtı vezirleri arasında üçüncü vezirlikten ikinci vezirliğe yükseldi. Mohaç Muharebesi, Viyana Kuşatması ve Irakeyn Seferi'ne padişahın yanında katıldı.
Pargalı İbrahim Paşa'nın idam edilmesinin ardından, kaynakların bir kısmına göre 14 Mart 1536, bir kısmına göre 15 Mart 1536 tarihinde sadrazamlığa getirildi. Üç yıl dört ay süren sadaretinde Korfu ve Kara Boğdan seferleri düzenlendi, Preveze Deniz Muharebesi kazanıldı ve Hint Okyanusu'na ilk büyük donanma gönderildi. Görevdeyken İstanbul'da yayılan veba salgınına yakalanarak öldü ve Eyüp'e defnedildi. Yerine ikinci vezir Lütfi Paşa getirildi. Sadareti, sadrazamlık makamının Pargalı İbrahim Paşa döneminde ulaştığı geniş yetki alanının daraldığı ve padişahın karar süreçlerinde daha doğrudan yer aldığı bir geçiş dönemidir.
Avlonya yöresinde doğdu. Doğum yeri için Himara ve Delvine ayrı ayrı gösterilir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 18 · 1 dkAyas Mehmed Paşa 1483 yılında, Osmanlı yönetimindeki Avlonya sancağının sınırları içinde doğdu. Doğum yeri kaynaklarda farklı verilir: bir kısmı Himara yöresini, bir kısmı Delvine kasabasını, bir kısmı yalnızca Avlonya yöresini kaydeder. Bugünkü Arnavutluk'un güney kesimine denk gelen bu bölge, 15. yüzyılın sonunda Osmanlı idaresine bağlanmıştı.
Kaynaklar Arnavut kökenli olduğunda birleşir. Babasının İşkodra yöresinden, annesinin ise Avlonya'dan geldiği kaydedilir. Babasının adı, tuğrasında ve mezar taşındaki kitabede Mehmed olarak geçer; kendisi de bu sebeple Ayas Mehmed Paşa adıyla anılır. Ailenin Hristiyan olduğu ve devşirme uygulaması yoluyla oğullarından birinin saraya alındığı belirtilir.
Doğum yılı için verilen 1483 rakamı, ölümünde elli beş ya da elli altı yaşında olduğu bilgisiyle örtüşür. Kariyerinin bilinen ilk basamağı olan 1514 Çaldıran Muharebesi'ne katılışı da bu yaşla bağdaşır; o tarihte otuzlu yaşlarının başındaydı.
Memleketiyle bağı sonraki yıllarda da sürdü. Sadareti sırasında Avlonya yöresinde Osmanlı idaresi tam olarak yerleşti ve Delvine sancağı kuruldu. Bölgeye yönelik idari düzenlemelerin onun görev yıllarına rastlaması, kaynaklarda ayrıca kaydedilen bir ayrıntıdır.
Ailesinin diğer üyeleri hakkında bilgi yoktur. Devşirme kökenli devlet adamlarında görülen genel durum burada da geçerlidir: aile kayıtları saraya alınıştan sonra kesilir ve kişinin geçmişi yalnızca doğum yöresiyle anılır.
Devşirilmesi ve Saray Eğitimi
02 / 18 · 1 dkKüçük yaşta devşirilerek İstanbul'a getirildi ve Enderun'a alındı. Devşirme usulünde Rumeli ve Anadolu'nun Hristiyan köylerinden belirli aralıklarla çocuk toplanır, bunlar önce Türk ailelerin yanına verilerek dil ve gelenekleri öğrenir, ardından yetenekleri ölçüsünde saray okuluna ya da acemi ocağına ayrılırdı.
Enderun, saray içindeki eğitim kurumuydu. Okuma yazma, din bilgisi, Arapça ve Farsça, hesap, binicilik, silah kullanımı ve saray adabı burada öğretilirdi. Öğrenciler aynı zamanda padişahın hizmetinde görev alarak devlet işlerini yakından görürdü. Eğitim, öğrencinin durumuna göre farklı odalarda yıllarca sürerdi.
Saray hizmetinden çıkışı, dönemin en yaygın yolu olan askerî kanattan oldu. II. Bayezid saltanatının son yıllarında ve Yavuz Sultan Selim döneminde ocak kademelerinde ilerledi. Bu dönemde edindiği askerî deneyim, sonraki bütün görevlerinin niteliğini belirledi: idari makamlarda bulunduğu yıllarda bile birinci işi sefer düzeni ve asker sevkiyatı oldu.
Eğitim ve yükselme çizgisi, kendisinden sonraki sadrazam Lütfi Paşa ile benzerdir. İkisi de Arnavutluk yöresinden devşirilmiş, ikisi de saray eğitiminden geçmiş ve ikisi de aynı padişahın döneminde makama ulaşmıştır. Aralarındaki fark, Lütfi Paşa'nın kalem ve yazı tarafında öne çıkması, Ayas Mehmed Paşa'nın ise tamamen ocak ve seferde yetişmesidir.
Yeniçeri Ağalığı ve Doğu Seferleri
03 / 18 · 1 dkYavuz Sultan Selim'in Safevi Devleti üzerine düzenlediği sefere katıldı ve 23 Ağustos 1514 tarihinde yapılan Çaldıran Muharebesi'nde bulundu. Bu, kaynaklarda adının geçtiği ilk askerî olaydır.
1516 yılında başlayan Mısır seferine de katıldı. Memlük Devleti'ne son veren bu harekât sırasında, 1517 yılında Kahire önlerindeki muharebeler ve şehrin ele geçirilmesi aşamasında yeniçeri ağalığına getirildi. Yeniçeri ağası, ocağın başındaki komutandı ve doğrudan padişaha bağlı olarak çalışırdı. Sefer ortasında yapılan böyle bir tayin, kendisine duyulan güvenin göstergesi sayılır.
Yeniçeri ağalığı, Osmanlı düzeninde beylerbeyliğe ve oradan vezirliğe açılan başlıca yollardan biriydi. Ocağın başında bulunan kişi hem asker sevkiyatını hem de İstanbul'un asayişini yürütür, sefer sırasında padişahın otağının güvenliğinden sorumlu olurdu.
Mısır seferi dönüşünde makamı değişti. 1519 yılında Kastamonu sancakbeyliğine tayin edilerek taşra idaresine geçti. Sancakbeyliği, hem askerî hem mülki yetkileri olan bir görevdi; tımarlı sipahilerin sevki, vergi düzeni ve asayiş bu makamın sorumluluğundaydı.
Doğu seferlerinde edindiği tecrübe, sonraki yıllarda Irakeyn Seferi'nde yeniden işe yaradı. Osmanlı ordusunun İran topraklarındaki hareket düzenini, ikmal güçlüklerini ve karşı tarafın çekilerek bölgeyi boşaltma taktiğini birinci elden bilen az sayıdaki üst rütbeli komutandan biriydi.
Çaldıran Muharebesi'ne katıldı.
Beylerbeylik Görevleri
04 / 18 · 1 dkKastamonu sancakbeyliğinden sonra hızla yükseldi. 1520 yılında Anadolu beylerbeyliğine, 1521 yılında Şam beylerbeyliğine, 1522 yılında ise Rumeli beylerbeyliğine getirildi. Bu üç görev, Osmanlı taşra teşkilatının en büyük birimleridir ve üçünün birkaç yıl içinde art arda verilmesi olağan dışı bir yükseliş hızını gösterir.
Anadolu beylerbeyliği, gelir ve tımar sayısı bakımından imparatorluğun en kalabalık birliklerinden birini besliyordu. Şam beylerbeyliği ise yeni fethedilmiş Arap topraklarının merkezindeydi; bölgede Memlük düzeninden Osmanlı düzenine geçiş henüz tamamlanmamıştı ve idare hassas bir denge gerektiriyordu.
Rumeli beylerbeyliği, hiyerarşide en üstteki taşra görevidir. Rumeli beylerbeyi, sefer sırasında ordunun sol kanadını yönetir ve divan üyesi olmasa bile devletin en kıdemli askerî yöneticilerinden sayılırdı. Bu göreve getirilmesi, vezirliğe giden yolun açılması anlamına geliyordu.
Rumeli beylerbeyi olarak Rodos Kuşatması'nda bulundu. Adanın 1522 yılı sonunda alınmasının ardından vezirliğe yükseltildi ve Divan-ı Hümayun üyesi oldu.
Taşra görevleri ona üç ayrı coğrafyanın idari düzenini tanıttı: Anadolu'nun tımar sistemi, Suriye'nin şehir ve vergi düzeni, Rumeli'nin sınır boyu teşkilatı. Sadareti sırasındaki kararlarında bu birikimin izleri görülür; özellikle sefer güzergâhlarının ve menzillerin düzenlenmesinde deneyimine başvurulduğu kaydedilir.
Vezirlik ve Divandaki Yükselişi
05 / 18 · 1 dk1523 yılında vezirlik verilerek kubbealtı vezirleri arasına katıldı. Kubbealtı vezirleri, Divan-ı Hümayun'da sadrazamın yanında oturan ve devlet işlerini onunla birlikte görüşen üyelerdi. Sayıları dönemine göre değişir, kıdem sırasına göre ikinci, üçüncü ve dördüncü vezir diye anılırlardı.
Divana girdiği yıl, Pargalı İbrahim Paşa'nın sadrazamlığa getirildiği yıldır. Bundan sonraki on üç yıl boyunca ikisi aynı divanda çalıştı. Ayas Mehmed Paşa kıdem sırasında yükselerek üçüncü vezirlikten ikinci vezirliğe geçti ve sadrazamdan sonraki en yüksek makamda uzun süre kaldı.
Bu yıllarda düzenlenen bütün büyük seferlere katıldı. 29 Ağustos 1526 tarihindeki Mohaç Muharebesi'nde, 1529 yılındaki Viyana Kuşatması'nda ve 1532 yılındaki Alman seferinde padişahın yanında bulundu. 1534 yılında başlayıp 1535 yılında Tebriz ve Bağdat'ın alınmasıyla sonuçlanan Irakeyn Seferi'nde de görevliydi.
İkinci vezirliğin bir özelliği, padişah sefere çıktığında ya da sadrazam ordunun başında ayrıldığında İstanbul'daki işlerin bu makama kalmasıydı. Ayas Mehmed Paşa bu görevi birkaç kez üstlendi ve başkentin idaresini yürüttü.
Divandaki uzun kıdemi, 1536 yılında makam boşaldığında ilk sırada kendisinin bulunmasını sağladı. Osmanlı teamülünde sadrazamlık çoğu zaman ikinci vezire geçerdi; tayini bu teamüle uygundur ve kaynaklarda olağan dışı bir tartışma kaydedilmemiştir.
Sadrazamlığa Getirilişi
06 / 18 · 1 dkIrakeyn Seferi'nden dönen ordu 8 Ocak 1536 tarihinde İstanbul'a ulaştı. İki ay sonra, ramazan ayında, sadrazam Pargalı İbrahim Paşa iftar için saraya davet edildi ve 14 Mart'ı 15 Mart 1536'ya bağlayan gece kaldığı odada boğularak idam edildi. İdam için resmî bir gerekçe açıklanmadı.
Mühr-i hümayun aynı süreçte ikinci vezir Ayas Mehmed Paşa'ya teslim edildi. Tayin tarihi kaynaklarda farklı verilir: bir kısmı 14 Mart 1536, bir kısmı 15 Mart 1536 tarihini kaydeder. Fark, idamın gece yarısına rastlaması ve gün hesabının kaynaklara göre değişmesinden ileri gelir.
Göreve geldiğinde elli üç yaşındaydı ve yirmi yılı aşkın bir vezirlik geçmişi vardı. Yeniçeri ağalığından beylerbeyliğe, oradan divana uzanan yolu bütünüyle kat etmişti. Bu yönüyle, saray hizmetinden doğrudan makama geçen selefinden farklı bir profil taşıyordu.
Sadareti devraldığı sırada devletin durumu şöyleydi: doğuda Bağdat ve Tebriz alınmış, Irak Osmanlı idaresine girmişti; batıda Macaristan üzerindeki mücadele sürüyordu; Akdeniz'de Barbaros Hayreddin Paşa'nın 1533 yılında kaptan-ı deryalığa getirilmesiyle donanma yeniden düzenlenmişti.
Makamın niteliği de değişmişti. Selefinin kullandığı serasker sultan unvanı ve genişletilmiş yetkiler bir daha tekrarlanmadı. Ayas Mehmed Paşa'nın sadareti, sadrazamlığın teamüldeki sınırlarına döndüğü ve padişahın karar süreçlerinde daha doğrudan yer aldığı bir dönemdir.
Memlük Devleti üzerine düzenlenen Mısır seferine katıldı.
Sadareti: Divan Düzeni ve İç Yönetim
07 / 18 · 1 dkSadareti üç yıl dört ay sürdü. Bu süre boyunca divan düzeni olağan biçimde işledi ve yönetimde büyük bir yapısal değişikliğe gidilmedi. Kaynaklar, önceki dönemde makamın sınırlarını aşacak biçimde genişleyen yetkilerin geri çekildiğini ve kararların divanda görüşülüp padişaha arz edilmesi usulünün yeniden ağırlık kazandığını kaydeder.
Dönemin kaynakları onu dürüst, âdil ve mütevazı sözleriyle anar. Aynı kaynaklar, devlet adamı olarak öne çıkan bir icraatının bulunmadığını da belirtir. Bu iki değerlendirme birlikte, sadaretinin kişisel bir programa değil mevcut düzenin sürdürülmesine dayandığını gösterir.
Görev süresinin ağırlığı sefer hazırlıklarına ayrıldı. Üç yıl içinde iki büyük kara seferi ve bir büyük deniz harekâtı düzenlendi. Ordunun toplanması, ikmal ve iaşe düzeni, menzillerin hazırlanması ve donanmanın donatılması sadrazamın sorumluluğundaydı.
Maliye alanında büyük bir düzenleme kaydedilmez. Devlet gelirleri, önceki dönemde kurulan defter düzenine göre toplanmaya devam etti. Irakeyn Seferi'nin ve ardından gelen seferlerin masrafı hazineyi zorladı; buna karşılık yeni fethedilen Irak topraklarının gelirleri merkeze akmaya başladı.
Adalet işlerinde şikâyetlerin divanda dinlenmesi usulü sürdü. Sadrazamın haftanın belirli günlerinde divanda oturarak doğrudan arz kabul etmesi, bu dönemde de uygulandı ve kaynaklarda bu yönüyle olumlu biçimde anılır.
Korfu ve Pulya Seferi
08 / 18 · 1 dk1537 yılında Adriyatik yönünde bir sefer düzenlendi. Harekâtın iki hedefi vardı: Venedik'in elindeki Korfu adasını almak ve İtalya'nın güneyindeki Pulya kıyılarına çıkarma yapmak. Sefer, Fransa ile kurulan siyasi yakınlaşmanın da bir sonucuydu; Habsburglara karşı iki cepheden baskı kurulması hedefleniyordu.
Ordu padişahın komutasında Avlonya'ya kadar ilerledi. Ayas Mehmed Paşa sadrazam sıfatıyla sefere katıldı. Donanma, Barbaros Hayreddin Paşa'nın idaresinde Pulya kıyılarına asker çıkardı ve bölgede harekât yürüttü.
Ağustos ayında Korfu kuşatıldı. Ada kalesi güçlü tahkimata sahipti ve kuşatma beklenen sonucu vermedi. Mevsimin ilerlemesi, ikmal güçlükleri ve kaledeki savunmanın direnci üzerine kuşatma kaldırıldı ve ordu geri çekildi.
Seferin kalıcı sonucu, Venedik ile açık savaş haline girilmesi oldu. Bu savaş, Ege ve Adriyatik'teki Venedik adalarının Osmanlı donanması tarafından ele geçirilmesiyle sürdü ve 1540 yılında yapılan antlaşmayla sona erdi. Antlaşmanın imzalandığı tarihte sadrazam Lütfi Paşa'ydı.
Korfu Kuşatması'nın sonuçsuz kalması, dönem kaynaklarında sadrazamın kişisel bir başarısızlığı olarak gösterilmez. Kararın padişah tarafından verildiği ve kuşatmanın kaldırılmasının mevsim ve ikmal şartlarına bağlandığı kaydedilir. Seferin asıl kazancı, Adriyatik'te Venedik'e karşı açılan cephenin donanmaya sağladığı hareket serbestisidir.
Kara Boğdan Seferi
09 / 18 · 1 dk1538 yılında Boğdan üzerine sefer düzenlendi. Sebep, Boğdan voyvodası Petru Rareş'in bağlılık yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve sınır bölgelerinde Osmanlı topraklarına yönelik hareketleriydi.
Ordu 9 Temmuz 1538 tarihinde İstanbul'dan hareket etti. Ayas Mehmed Paşa sadrazam sıfatıyla seferde bulundu. Harekât sırasında Prut nehri üzerine köprü kurulması gerekti; bu işi, o sırada yeniçeri ocağında bulunan Sinan üstlendi ve köprü sayesinde ordu nehri kolaylıkla geçti. Bu olay, Mimar Sinan'ın adının merkezde duyulmasının başlangıcı sayılır.
Sefer beklenenden kısa sürdü. Voyvoda karşı koymadan çekildi, başkent Suceava alındı ve Boğdan'ın bağlılığı yeniden kuruldu. Bucak ve Bender yöresi doğrudan Osmanlı yönetimine bağlandı; bölgede yeni bir sancak kuruldu.
Seferin ikinci sonucu Karadeniz'in kuzeybatı kıyısındaki denetimin pekişmesidir. Tuna ağzı ile Dinyester arasındaki hat Osmanlı idaresine girdi ve Kırım Hanlığı ile kara bağlantısı güvence altına alındı.
Ordu sefer dönüşünde İstanbul'a ulaştığında, donanma Adriyatik'te Haçlı donanmasıyla karşı karşıya gelmek üzereydi. Aynı yıl içinde hem kuzeybatıda hem Akdeniz'de yürütülen bu iki harekât, dönemin devlet düzeninin eş zamanlı iki cephede iş görebildiğini gösterir. Sadrazamın seferdeki payı, ordunun ikmali ve menzil düzeninin yürütülmesiyle sınırlı kaldı; muharebe yapılmadığı için askerî bir komuta kararı kaydedilmez.
Kahire önlerindeki harekât sırasında yeniçeri ağalığına getirildi.
Preveze Deniz Zaferi ve Akdeniz
10 / 18 · 1 dkKorfu seferinden sonra Venedik ile açılan savaş, Avrupa'da geniş bir ittifaka yol açtı. Papalık, Venedik, İspanya ve Cenova'nın katılımıyla kurulan Haçlı donanması Andrea Doria'nın komutasında Adriyatik'e girdi.
28 Eylül 1538 tarihinde Preveze açıklarında iki donanma karşılaştı. Osmanlı donanmasının başında Barbaros Hayreddin Paşa vardı. Muharebe Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı ve Haçlı donanması dağıldı.
Kaynaklar Osmanlı donanmasının 122 kadırga ve kalyottan oluştuğunu, karşı tarafın çok daha kalabalık olduğunu kaydeder. Karşı taraf gemi ve esir kaybetti, Osmanlı donanması ise gemi kaybetmedi. Rakamlar kaynaklara göre değişir ve sonucun niteliğinde bir tartışma bulunmaz.
Zaferin sonucu, Akdeniz'de Osmanlı üstünlüğünün uzun süreli biçimde kurulmasıdır. Bu üstünlük, 1571 yılındaki İnebahtı Deniz Muharebesi'ne kadar ciddi biçimde sorgulanmadı. Venedik 1540 yılında barışa razı oldu, savaş tazminatı ödedi ve Ege'deki bazı adalarından vazgeçti.
Muharebe sadrazamın görev döneminde kazanıldı, ancak harekâtı yürüten Barbaros Hayreddin Paşa'dır. Osmanlı düzeninde donanma, kaptan-ı deryanın idaresindeydi ve deniz harekâtlarında sadrazamın rolü sefer kararının alınması ve donanmanın donatılmasıyla sınırlıydı. Bu sebeple Preveze, kaynaklarda Ayas Mehmed Paşa'nın kişisel başarısı olarak değil, sadareti sırasında gerçekleşen olay olarak kaydedilir.
Hint Okyanusu ve Güney Cephesi
11 / 18 · 1 dk1538 yılında Osmanlı Devleti'nin Hint Okyanusu'na gönderdiği ilk büyük donanma sefere çıktı. Harekâtın komutanı, Mısır beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa'ydı. Donanma Süveyş'ten hareket etti, Kızıldeniz'i geçti ve Yemen kıyılarında Aden'i Osmanlı idaresine bağladı.
Seferin asıl hedefi Hindistan'ın batı kıyısındaki Diu'ydu. Portekiz'in elindeki bu liman kuşatıldı, ancak kale alınamadı ve donanma geri döndü. Harekâtın sonucu, Kızıldeniz ve Aden körfezi üzerindeki Osmanlı denetiminin pekişmesi, Hint Okyanusu'ndaki Portekiz üstünlüğünün ise kırılamaması oldu.
Bu sefer, Osmanlı Devleti'nin okyanus ticaretine müdahale etme girişimlerinin ilkidir. Baharat yolunun Kızıldeniz üzerinden geçen kolu, Portekiz'in Ümit Burnu rotasını kullanmasıyla zayıflamıştı; harekâtın uzun vadeli amacı bu kolun canlandırılmasıydı.
Güney cephesinin idaresi Mısır beylerbeyliğine bırakılmıştı. Merkezden uzaklık, haberleşmenin aylar sürmesi ve donanmanın Süveyş'te yeniden inşa edilmesi zorunluluğu, bu cephede sadrazamın doğrudan yürütme imkânını sınırlıyordu.
Yemen ve Aden'in kazanılması, sonraki yıllarda kurulacak Yemen eyaletinin temelini oluşturdu. Aden 1548 yılında yeniden ele geçirilerek Osmanlı idaresine kesin biçimde bağlandı. Kızıldeniz'in iki yakasının denetim altına alınması, hac yollarının güvenliği bakımından da önem taşıyordu ve bu yönüyle dönemin siyasetinde ayrı bir yer tutar.
Dış İlişkiler: Fransa, Venedik ve Habsburglar
12 / 18 · 1 dkSadaretinin başladığı yıl, Osmanlı Devleti ile Fransa arasındaki yakınlaşmanın belirginleştiği yıldır. 1536 yılının şubat ayında Fransa elçisi ile yürütülen görüşmeler sonunda bir ahidnâme metni hazırlandı. Metnin resmen onaylanıp yürürlüğe girip girmediği araştırmacılar arasında tartışmalıdır; bir kısmı belgenin taslak olarak kaldığını, bir kısmı yürürlüğe girdiğini savunur.
Fransa ile kurulan siyasi bağın hedefi, Habsburg hanedanını doğudan ve batıdan aynı anda baskı altında tutmaktı. 1537 yılındaki Pulya çıkarması bu iş birliğinin askerî karşılığıdır.
Venedik ile ilişkiler aynı dönemde bozuldu. Korfu seferi iki devleti savaş haline soktu ve Ege'deki Venedik adaları üzerinde harekât başladı. Savaş, sadrazamın ölümünden sonra 1540 yılında yapılan antlaşmayla sona erdi.
Habsburglarla Macaristan üzerindeki mücadele bu yıllarda düşük yoğunlukta sürdü. 1538 yılında Macar tarafları arasında varılan bir düzenleme, Erdel'in ve orta Macaristan'ın geleceğini belirsiz bıraktı. Mesele, 1541 yılında Budin'in doğrudan Osmanlı idaresine bağlanmasıyla yeni bir aşamaya girdi.
Sadrazamın dış ilişkilerdeki rolü, elçilerin divanda kabul edilmesi ve yazışmaların yürütülmesiydi. Karar yetkisi padişahtaydı; kaynaklar bu dönemde dış siyasetin merkezinde padişahın bulunduğunu ve sadrazamın uygulayıcı bir konumda kaldığını kaydeder.
Kastamonu sancakbeyliğine tayin edildi.
Hizmet Ettiği Padişahlar
13 / 18 · 1 dkAyas Mehmed Paşa üç padişahın saltanatında görev yaptı. Saray hizmetine II. Bayezid döneminde girdi, askerî yükselişini Yavuz Sultan Selim döneminde tamamladı ve devlet idaresindeki bütün üst makamlarını Kanuni Sultan Süleyman döneminde üstlendi.
Yavuz Sultan Selim döneminde yeniçeri ağalığına getirilmesi kariyerinin dönüm noktasıdır. Çaldıran ve Mısır seferlerinde bulunması, kendisini padişahın yakın çevresine taşıdı. Bu dönemde Osmanlı Devleti'nin toprakları yaklaşık iki katına çıktı ve devlet teşkilatı yeni fethedilen bölgeleri idare edecek biçimde genişledi.
Kanuni Sultan Süleyman 1520 yılında tahta çıktığında Anadolu beylerbeyliğine getirildi. Bundan sonraki on dokuz yılı aynı padişahın hizmetinde geçti. Beylerbeylik, vezirlik ve sadrazamlık dönemleri bu saltanatın ilk yarısına denk gelir.
Padişahla ilişkisi, selefininkinden farklı bir çizgidedir. Pargalı İbrahim Paşa kişisel yakınlık üzerinden kurulmuş bir konuma sahipti; Ayas Mehmed Paşa ise kıdem ve teamül üzerinden makama gelmiş, görev sınırları içinde kalmıştır.
Sadareti sırasında padişah iki büyük sefere bizzat çıktı. Bu durum, sadrazamın ordu içindeki konumunu belirledi: padişah seferde bulunduğu sürece komuta doğrudan onda kalır, sadrazam divan işlerini ve ikmali yürütürdü. Kaynaklarda bu dönemde sadrazama tanınan bağımsız bir askerî yetki kaydı bulunmaz.
Eserleri ve Vakıfları
14 / 18 · 1 dkAyas Mehmed Paşa'nın adına bağlı yapıların en bilineni, Vize yakınlarındaki Saray kasabasında yaptırdığı külliyedir. Bugün Tekirdağ'ın Saray ilçesi olan yerleşimin merkezinde bulunan yapı topluluğu cami, medrese ve hamamdan oluşuyordu. Caminin 1531 yılında tamamlandığı kaydedilir; bu tarih, henüz ikinci vezirken yaptırdığını gösterir.
Sadareti sırasında üç ayrı vakfiye düzenletti. Vakfiye, bir vakfın gelirlerini, harcama kalemlerini, görevlilerini ve yönetim usulünü belirleyen hukuki belgedir. Bu belgeler, kurduğu vakıfların hem Trakya'daki hem İstanbul'daki mülkleri kapsadığını gösterir.
Vakıflarının bir kısmı aile vakfı olarak kuruldu. Bu usulde vakfın yönetimi ve gelir fazlası, şartnamede belirtilen sıraya göre kurucunun soyuna bırakılırdı. Vize ve İstanbul vakıflarında bu şartın bulunduğu kaydedilir.
İstanbul'da Fındıklı yönündeki mülkleri, bulunduğu semte adını verdi. Boğaz'a bakan bu yamaçta yer alan Ayazpaşa adlı semt, adını ondan alır ve bu ad günümüzde de kullanılır.
Kendisine atfedilen bir kitap ya da yazılı eser bulunmaz. Bu yönüyle, sadrazamlık makamının usulünü anlatan Âsafnâme'yi yazan halefi Lütfi Paşa'dan ayrılır. Geride bıraktığı belge, vakfiyeleri ve bunlara bağlı sınırnâmelerdir; bu belgeler 16. yüzyıl Trakya'sının yerleşim ve arazi düzeni için kaynak olarak kullanılır.
Ölümü ve Türbesi
15 / 18 · 1 dk1539 yılının yaz aylarında İstanbul'da veba salgını görüldü. Ayas Mehmed Paşa bu salgına yakalandı ve 13 Temmuz 1539 tarihinde öldü. Ölümünde elli beş ya da elli altı yaşındaydı.
Görevden alınmadan, sadrazam olarak öldü. Osmanlı tarihinde makamda ölen sadrazam sayısı azdır; pek çok isim azledilmiş ya da idam edilmiştir. Doğal yoldan ölmesi sebebiyle mal varlığına müsadere uygulanmadı ve serveti mirasçılarına ile kurduğu vakıflara intikal etti.
Cenazesi Eyüp'e defnedildi. Türbesi, Eyüpsultan Camii'nin arkasında, Bostan İskelesi'ne açılan kapının yanında yer alır. Yapı açık türbe biçimindedir: dört mermer sütun üzerine oturan dört sivri kemerin taşıdığı bir kubbeden ibarettir. Kubbenin altında yüksek bir mermer sanduka bulunur; baş taşı mihrap biçiminde, ayak taşı kitabelidir.
Türbenin Mimar Sinan tarafından yapıldığı yaygın biçimde söylenir. Bu atıf araştırmacılar arasında tartışmalıdır; bir kısım çalışma yapıyı Sinan'ın mimarbaşılığının ilk uygulaması sayar, bir kısmı ise atfın kesin olmadığını belirtir. Yapı, mimari bakımdan gösterişli olmamasına rağmen bu tartışma sebebiyle İstanbul'un tarihî yapıları arasında ayrı bir yer tutar ve son yıllarda onarılmıştır.
Ölümünün ardından mühr-i hümayun ikinci vezir Lütfi Paşa'ya verildi. Tayin 13 Temmuz 1539 tarihinde yapıldı ve vezirlik sırasına uygundur.
Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktı.
Kişiliği ve Aile Hayatı
16 / 18 · 1 dkDönem kaynakları onu dürüst, âdil ve mütevazı sözleriyle anar. Aynı kaynaklar, devlet adamı olarak öne çıkan bir icraatı bulunmadığını da kaydeder. Bir başka değerlendirmede akıllı ve adaletli olduğu, buna karşılık tedbir tarafının zayıf kaldığı belirtilir.
Bu değerlendirmelerin ortak yanı, sadaretini kişisel bir program üzerinden değil makamın olağan işleyişi üzerinden tarif etmeleridir. Selefinin ve halefinin ikisi de kendi adlarıyla anılan düzenlemeler ya da eserler bırakmıştır; Ayas Mehmed Paşa'nın bıraktığı iz esas olarak vakıflarıdır.
Kalabalık bir aile bıraktığı kaynaklarda ortak biçimde kaydedilir. Çocuklarından hiçbirinin devlet kademelerinde öne çıkan bir makama gelmediği belirtilir. Bu durum, devşirme kökenli devlet adamlarında sık görülür: makam babadan oğula geçmez, her kuşak kendi yolunu saray düzeni içinde açardı.
Aile vakıfları kurması, geride bıraktıklarının geçimini güvence altına alma amacı taşır. Vakfiyelerde yönetimin ve gelir fazlasının soyuna bırakılması şartı, bu amacın hukuki karşılığıdır.
Eşleri hakkında kaynaklarda ad verilmez. Hanedanla evlilik yoluyla kurulmuş bir bağı da yoktur; damat sıfatı taşımaz. Bu yönüyle, kendisinden sonraki üç sadrazamdan ikisinin hanedanla evlilik yapmış olmasıyla karşılaştırıldığında farklı bir konumdadır. Makama yalnızca kıdem ve teamül yoluyla gelmiş olması, dönemin sadrazam profilleri arasında ayrı bir örnek oluşturur.
Mirası ve Tarihteki Yeri
17 / 18 · 1 dkAyas Mehmed Paşa'nın sadareti, Osmanlı sadrazamlık makamının tarihinde bir geçiş dönemidir. Kendisinden önceki sadrazam, makamın teamüldeki sınırlarını aşan yetkiler kullanmıştı. Kendisinden sonraki dönemde ise makam, padişahın yakın denetiminde ve teamüle bağlı biçimde işledi. Bu değişimin ilk uygulayıcısı odur.
Görev süresi boyunca devletin sınırları genişlemeye devam etti. Boğdan üzerindeki bağlılık pekiştirildi, Karadeniz'in kuzeybatı kıyısı doğrudan idareye bağlandı, Akdeniz'de Preveze zaferi kazanıldı ve Kızıldeniz üzerinden Hint Okyanusu'na açılma girişimi başladı. Bu sonuçların hiçbiri kişisel bir askerî başarısı olarak kaydedilmez, ancak hepsi onun sadareti sırasında gerçekleşmiştir.
Osmanlı tarih yazımında adı, öncesindeki ve sonrasındaki iki güçlü isim arasında kalmıştır. Pargalı İbrahim Paşa ve Damat Rüstem Paşa hakkında geniş bir literatür bulunurken, kendisi hakkındaki çalışmalar sınırlıdır. Bu durum, kısa görev süresiyle ve kendi adına bağlanabilecek bir düzenleme bırakmamış olmasıyla açıklanır.
Somut mirası vakıflarıdır. Trakya'daki külliyesi ve düzenlettiği vakfiyeler, 16. yüzyıl Osmanlı taşrasının yerleşim, arazi ve gelir düzeni için birinci elden kaynak sağlar. Bu belgeler günümüzde yayımlanmış ve tarih araştırmalarında kullanılmıştır.
Adı bugün İstanbul'da Boğaz'a bakan bir semtte ve Eyüp'teki açık türbesinde yaşamaktadır. Türbenin Mimar Sinan'ın erken dönem işlerinden sayılıp sayılmayacağı tartışması, yapının bilinirliğini kendi ölçüsünün ötesine taşımıştır.
Aynı Yıllarda Dünya
18 / 18 · 1 dk1536: İngiltere'de manastırların kapatılması başladı; kilise mülkleri krallığa devredildi.
1536: Hollandalı hümanist Erasmus Basel'de öldü.
1536: Jean Calvin'in temel eseri yayımlandı; Cenevre'de reform hareketi kurumsallaştı.
1537: Papa III. Paul'ün fermanıyla Amerika yerlilerinin köleleştirilmesi yasaklandı.
1538: Papalık, Venedik ve İspanya arasında Osmanlı'ya karşı Kutsal İttifak kuruldu.
1538: İspanyol seferleri sırasında bugünkü Kolombiya'da Bogota kuruldu.
1539: Fransa'da Villers Cotterets Fermanı ile Fransızca resmî yazışma dili oldu.
1539: Hernando de Soto'nun kuvvetleri Kuzey Amerika'nın güneydoğusuna çıktı.
Anadolu beylerbeyliğine getirildi.
Kronoloji
30 olay- 15. yüzyıl
Avlonya yöresinde doğdu. Doğum yeri için Himara ve Delvine ayrı ayrı gösterilir.
- 16. yüzyıl
Çaldıran Muharebesi'ne katıldı.
Memlük Devleti üzerine düzenlenen Mısır seferine katıldı.
Kahire önlerindeki harekât sırasında yeniçeri ağalığına getirildi.
Kastamonu sancakbeyliğine tayin edildi.
Anadolu beylerbeyliğine getirildi.
Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktı.
Şam beylerbeyliğine tayin edildi.
Rumeli beylerbeyliğine getirildi ve Rodos Kuşatması'nda bulundu.
Vezirlik verilerek Divan-ı Hümayun üyesi oldu.
Pargalı İbrahim Paşa sadrazamlığa getirildi; on üç yıl aynı divanda çalıştılar.
Mohaç Muharebesi'nde padişahın yanında bulundu.
Viyana Kuşatması'na katıldı.
Vize yakınlarındaki Saray kasabasında yaptırdığı caminin inşası tamamlandı.
Alman seferine katıldı.
Barbaros Hayreddin Paşa kaptan-ı deryalığa getirildi; donanma yeniden düzenlendi.
Irakeyn Seferi başladı; Tebriz ve ardından Bağdat alındı.
Irakeyn Seferi'nden dönen ordu İstanbul'a ulaştı.
Fransa elçisiyle yürütülen görüşmeler sonunda bir ahidnâme metni hazırlandı.
Pargalı İbrahim Paşa'nın idamının ardından sadrazamlığa getirildi. Tarih kaynaklarda 14 ve 15 Mart olarak farklı verilir.
Donanma Pulya kıyılarına asker çıkardı.
Korfu kuşatıldı; kuşatma sonuç vermeden kaldırıldı ve Venedik ile savaş başladı.
Boğdan'ın bağlılığı yeniden kuruldu; Bucak ve Bender yöresi doğrudan Osmanlı idaresine bağlandı.
Hadım Süleyman Paşa komutasındaki donanma Hint Okyanusu'na gönderildi; Aden alındı, Diu kuşatması sonuçsuz kaldı.
Kara Boğdan seferi için ordu İstanbul'dan hareket etti.
Preveze Deniz Muharebesi Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı.
Sadareti sırasında üç ayrı vakfiye düzenletti.
İstanbul'da veba salgınında öldü; Eyüp'teki türbesine defnedildi.
Mühr-i hümayun ikinci vezir Lütfi Paşa'ya verildi.
Venedik ile savaşı bitiren antlaşma imzalandı; görüşmeleri halefi Lütfi Paşa yürüttü.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 3 yılHizmet Ettiği Padişahlar
3 padişahSavaşlar ve Seferler
10 kayıtAntlaşmalar
1 antlaşmaEserleri
4 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlığın alameti olan mühr-i hümayun, Pargalı İbrahim Paşa'nın idamının ardından ikinci vezir sıfatıyla Ayas Mehmed Paşa'ya verildi; kaynaklar tarihi 14 ve 15 Mart 1536 olarak farklı kaydeder. Mühür üç yıl dört ay kendisinde kaldı ve hiçbir azil kararıyla geri alınmadı; 13 Temmuz 1539 tarihindeki ölümünün ardından ikinci vezir Lütfi Paşa'ya teslim edildi.
Aile Ağacı
2 kişi
Ayas Mehmed PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
9 madde








Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
14 soruAyas Mehmed Paşa kimin yerine sadrazam oldu?
Ayas Mehmed Paşa kaç yıl sadrazamlık yaptı?
Ayas Mehmed Paşa nereli ve hangi kökenden gelir?
Ayas Mehmed Paşa nasıl öldü?
Ayas Mehmed Paşa'nın yerine kim sadrazam oldu?
Ayas Mehmed Paşa sadrazam olmadan önce hangi görevlerde bulundu?
Preveze Deniz Muharebesi Ayas Mehmed Paşa döneminde mi kazanıldı?
Korfu Kuşatması neden sonuçsuz kaldı?
Kara Boğdan Seferi'nde ne oldu?
Ayas Mehmed Paşa hangi eserleri bıraktı?
İstanbul'daki Ayazpaşa semtinin adı nereden gelir?
Ayas Mehmed Paşa hangi padişahlara hizmet etti?
Ayas Mehmed Paşa'nın türbesi nerededir?
Ayas Mehmed Paşa'nın sadareti neden bir geçiş dönemi sayılır?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q2016684 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026