
Gürcü Mehmed Paşa
كرجى محمد پاشاGürcü Hadım Mehmed Paşa·Şeyhülvüzerâ
Gürcü Mehmed Paşa, 1651-1652 yıllarında IV. Mehmed'in sadrazamlığını yapan, seksen yaşını geçmiş olarak makama gelen Osmanlı devlet adamıdır.
Gürcü Mehmed Paşa Kimdir?
15 dk okumaGürcü Mehmed Paşa, 27 Eylül 1651 ile 20 Haziran 1652 tarihleri arasında sekiz ay yirmi üç gün sadrazamlık yapan Osmanlı devlet adamıdır. Görevi IV. Mehmed'in saltanatının ilk yıllarına rastlar.
Kafkasya kökenlidir ve kaynaklar Gürcü asıllı olduğunda birleşir. Beş kez sadrazamlık yapan Koca Sinan Paşa'nın kölesiyken kendi isteğiyle saraya alındı ve Enderun'da yetişti.
Saray hizmetinden sonra kırk yılı aşan bir taşra ve merkez kariyeri geçirdi. Cebecibaşılık, çavuşbaşılık, kapıcılar kethüdalığı, kapıcıbaşılık ve mîrâhurbaşılık görevlerinde bulundu; ardından Rumeli, Şam, Diyarbekir, Erzurum, Maraş, Halep ve Anadolu beylerbeyiliklerine tayin edildi. IV. Murad'ın Revan ve Bağdat seferlerine katıldı ve iki defa kubbe veziri oldu.
Sadrazamlığa 1651 yılında, saray ağalarının ve valide sultanın kararıyla getirildi. Kaynaklar makama geldiğinde yaşının sekseni geçtiğini ve dönemin en yaşlı veziri olduğunu kaydeder; okuma yazma bilmediği de aynı kayıtlarda yer alır.
Sadareti sırasında kendisine rakip görülen devlet adamlarını başkentten uzaklaştırdı. Bunlar arasında Tarhuncu Ahmed Paşa, Boynueğri Mehmed Paşa ve Köprülü Mehmed Paşa vardı. Devlet işlerindeki kararları ve hazine masrafları sebebiyle tenkit edildi.
20 Haziran 1652 tarihinde bir divan toplantısı sırasında azil fermanı kendisine okundu ve mührü teslim etti. Yerine, daha önce başkentten uzaklaştırdığı Tarhuncu Ahmed Paşa getirildi. Ölümünün yeri ve tarihi konusunda kaynaklar ayrışır.
Saraydan çıkarak cebecibaşılığa getirildi; bilinen ilk saray görevi matbah eminliğidir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 19 · 1 dkGürcü Mehmed Paşa'nın doğum yılı bilinmez. Kaynaklarda kesinleşmiş bir doğum kaydı yoktur; hayatının ilk yılları hakkındaki bilgiler saraya alınmasıyla başlar.
Kökeni konusunda kaynaklar birleşir: Kafkasya kökenlidir ve Gürcü asıllıdır. Lakabı da buradan gelir. On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Kafkasya, Osmanlı merkez teşkilatına ve saray kadrolarına görevli veren bölgeler arasındaydı.
Ailesi hakkında bilgi yoktur. Anne ve babasının adı kayıtlarda yer almaz. Bu, saray hizmetine köle olarak ya da devşirme yoluyla giren görevliler için olağan bir durumdur; kayıtlar genellikle kişinin ilk resmî göreviyle başlar.
Bilinen ilk konumu, beş kez sadrazamlık yapmış olan Koca Sinan Paşa'nın kapısında bulunmasıdır. Koca Sinan Paşa, 1580 ile 1596 yılları arasında beş ayrı dönemde vezîriâzamlık yapmış, III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinin en uzun süre makamda kalan devlet adamlarındandır.
Bir vezir kapısı, o dönemde aynı zamanda bir yetişme yeriydi. Kapı halkı denilen görevliler efendilerinin gelirlerini ve yazışmasını yürütür, bu görevler sırasında rütbe kazanırdı. Kapıdan saraya geçmek ise ayrı bir basamaktı.
Kaynaklar bu geçişin kendi isteğiyle gerçekleştiğini belirtir: Koca Sinan Paşa'nın kapısındayken saraya alınmayı istedi ve isteği kabul edildi.
Ölüm yaşına dair kayıtlar, uzun bir ömür sürdüğünü gösterir; bu kayıtlar da doğum yılının on altıncı yüzyılın ortalarına düştüğüne işaret eder.
Enderun'da Yetişmesi
02 / 19 · 1 dkSaraya alındıktan sonra Enderun'da yetişti. Enderun, padişahın hizmetinde bulunacak görevlilerin ve taşraya gönderilecek idarecilerin eğitildiği saray içi mektepti.
Eğitim düzeni oda esasına dayanıyordu. Küçük odalardan başlayan görevli, kıdemine ve gösterdiği kabiliyete göre üst odalara geçiyor, en yukarıda has odaya ulaşıyordu. Her basamakta ayrı bir hizmet alanı ve ayrı bir ücret vardı. Belirli bir kıdeme gelenler dışarıya bir görevle çıkarılır, buna saraydan çıkma denirdi.
Saraydaki görevleri arasında tespit edilebilen ilki matbah eminliğidir. Matbah-ı âmire, yani saray mutfağı, sarayın en büyük harcama kalemlerinden biriydi; buranın emini, mutfağın tedarikinden, hesaplarından ve görevlilerinden sorumluydu.
Bu makam mali bir sorumluluk taşıyordu. Saray mutfağının yıllık tedariki, geniş bir alım ve ödeme düzeni gerektiriyordu ve merkez hazinesiyle doğrudan ilişkiliydi.
On yedinci yüzyıl kaynaklarında Gürcü Mehmed Paşa'nın okuma yazma bilmediği kaydedilir. Bu bilgi, sadaretinin sonunda açık bir sonuç doğurdu: azil fermanı kendisine ulaştırıldığında fermanı okuyamadı ve içeriği başkası tarafından okunarak bildirildi.
Aynı dönemde okuma yazma bilmeyen devlet adamlarının üst makamlara gelmesi görülmeyen bir durum değildi; Kemankeş Kara Mustafa Paşa da benzer bir kayıtla anılır.
Saraydan çıktıktan sonraki kariyeri kırk yılı aşan bir süreye yayıldı.
Cebecibaşılık ve Doğu Seferi
03 / 19 · 1 dkSaraydan çıkışı cebecibaşılık göreviyle oldu. Tayin 1614 yılının temmuz ayındadır.
Cebeci Ocağı, kapıkulu ocaklarından biriydi ve ordunun silah, zırh ve mühimmat işlerinden sorumluydu. Cebeciler seferde silahların taşınması, dağıtımı ve bakımıyla uğraşır, kale ve kuşatma malzemesinin sevkine katılırdı. Cebecibaşı bu ocağın komutanıydı.
Bu görevdeyken Damat Mehmed Paşa'nın doğu seferine katıldı. Sefer, 1615 yılında başlayan ve 1616 yılında Revan önlerinde kuşatmayla sonuçlanan harekâttır. Sadrazam Öküz Mehmed Paşa serdâr-ı ekrem sıfatıyla ordunun başındaydı.
Sefer sırasında ağır kuşatma silahlarının taşınmaması yönünde alınan karar, kuşatma başladığında güçlük doğurdu. Kuşatma sonuç vermeden kaldırıldı ve ordu Erzurum'a çekildi. Silah ve mühimmat işlerinden sorumlu ocakın başında bulunması, Gürcü Mehmed Paşa'yı bu meselenin doğrudan içinde bırakıyordu.
Sefer dönüşünde başkente döndü ve 1617 yılının kasım ayında çavuşbaşılığa getirildi.
Çavuşbaşı, Divan-ı Hümayun çavuşlarının başındaki görevliydi. Divan çavuşları, divan kararlarının taşraya iletilmesi, hüküm tebliği ve divan düzeninin sağlanmasıyla görevliydi. Çavuşbaşı aynı zamanda divan toplantılarında protokolü yürütürdü.
Bu görev, merkezî yönetimin işleyişini yakından tanımayı sağlayan makamlardandı.
Cebecibaşı olarak Damat Mehmed Paşa'nın doğu seferine katıldı.
Kapı Görevleri ve Mühür Taşıma
04 / 19 · 1 dkÇavuşbaşılıktan sonra kapıcılar kethüdalığı yaptı. Kapıcılar kethüdası, sarayın kapı görevlilerinin idaresinden sorumlu kişiydi ve padişahın hususi işlerinde kullanılırdı.
1620 yılının şubat ayında kapıcıbaşı unvanını aldı. Kapıcıbaşılar sayıları sınırlı, saraya yakın görevlilerdi ve taşra beylerbeyiliğine geçişin olağan basamağını oluşturuyordu. Bu unvanla Genç Osman'ın Lehistan seferinde bulundu.
Bu dönemin en dikkat çekici görevleri mühür taşıma işleridir. Sadaret mührünün yeni vezîriâzama ulaştırılması, kapı görevlilerine verilen en yüksek düzeyli işlerdendi; mührü taşıyan kişi hem padişahın kararını hem de makam devrini temsil ediyordu.
Gürcü Mehmed Paşa bu görevi iki defa üstlendi. Birincisinde, 18 Ocak 1619 tarihinde ikinci defa sadrazamlığa getirilen Damat Mehmed Paşa'ya mührü teslim etti. Aynı kişi, dört yıl önce cebecibaşı olarak seferine katıldığı sadrazamdı.
İkincisinde, 23 Aralık 1619 tarihinde Damat Mehmed Paşa'nın azli üzerine mührü Güzelce Ali Paşa'ya götürdü. Böylece aynı görevlinin hem sadarete gelişini hem ayrılışını tebliğ etmiş oldu.
1622 yılının ağustos ayında, Lefkeli Mustafa Paşa'nın vezîriâzam olmasıyla mîrâhurbaşılığa getirildi. Mirahur, sarayın at ve ahır işlerinden sorumlu görevliydi ve mîrâhurbaşı bu kadronun başındaydı.
Dokuz ay sonra taşra hizmetine çıktı.
Rumeli Beylerbeyiliği ve İlk Seferler
05 / 19 · 1 dk1623 yılının mayıs ayında Rumeli beylerbeyiliğine tayin edildi. Rumeli, Osmanlı eyaletleri arasında en büyük ve en kalabalık olanıydı; beylerbeyi, sefer zamanı eyalet askerinin başında orduya katılırdı.
Bu görevle iki büyük harekâta katıldı. Birincisi, Vezîriâzam Çerkez Mehmed Paşa'nın maiyetinde Abaza Mehmed Paşa üzerine yapılan seferdir.
Abaza Mehmed Paşa hareketi, 1622 yılında Genç Osman'ın öldürülmesinin ardından Anadolu'da ortaya çıktı. Erzurum beylerbeyi olan Abaza Mehmed Paşa, olaydan sorumlu tuttuğu kapıkulu mensuplarına karşı harekete geçti ve merkezle arasındaki gerginlik yıllarca sürdü. Merkezî yönetim bu mesele için birden çok sefer düzenlemek zorunda kaldı.
İkincisi, Vezîriâzam Hâfız Ahmed Paşa'nın yönettiği Bağdat seferidir. Bağdat 1623 yılında Safevî Devleti'nin eline geçmişti ve şehri geri almak için düzenlenen seferlerin ilki bu harekâttır. Sefer sonuç vermedi; şehir ancak 1638 yılında geri alınabildi.
Seferin tamamlanmasından sonra 1626 yılında Şam beylerbeyi oldu. Kaynaklar vezirlik payesinin de bu sırada verildiğini belirtir.
Şam, Suriye'nin merkezi ve hac yolunun başlıca durağıydı. Beylerbeyi, her yıl hac kafilesinin güvenliğinden ve tedarikinden sorumluydu; bu görev emîrü'l-hac unvanıyla anılırdı ve eyaletin en ağır sorumluluğuydu.
Buradan doğu sınırına gönderildi.
Doğu Eyaletlerinde Valilikler
06 / 19 · 1 dkŞam'dan sonraki görevi Diyarbekir beylerbeyiliğidir. Tayin 1627 yılının ekim ayına konur; kaynakların bir kısmı bu görevi daha erken bir tarihe yerleştirir.
Diyarbekir, doğu sınırının güvenliğinden sorumlu büyük eyaletlerden biriydi ve İran cephesindeki harekâtlarda ordunun toplanma merkezlerinden sayılıyordu. Eyaletin gelir kalemleri geniş, tımar düzeni karmaşıktı.
1628 yılının aralık ayında başkente dönüp kubbe veziri oldu. Kubbe vezirleri, Divan-ı Hümayun'da vezîriâzamın yanında oturan ve devlet işlerinin görüşülmesine katılan vezirlerdi. Sayıları dönemine göre değişir; kubbe vezirliği, taşra görevleri arasında merkezde geçirilen bir ara dönem anlamına gelirdi.
1631 yılının ekim ayında Erzurum beylerbeyiliğine getirildi. Erzurum, doğu cephesinin en ileri karakoluydu ve İran seferlerinin çıkış noktasıydı.
Ardından Anadolu beylerbeyiliğine tayin edildi. Anadolu eyaletinin merkezi Kütahya'ydı ve eyalet askeri seferlerde ordunun büyük bölümlerinden birini oluştururdu. Kaynaklar bu tayini 1632 ile 1634 yılları arasına farklı biçimlerde yerleştirir.
Bu on yıl içinde makamlar hızla el değiştirdi. Bir görevliye verilen eyalet, aylar ya da bir iki yıl içinde alınabiliyor ve yerine yenisi tayin edilebiliyordu. Aynı kişinin aynı eyalete birden çok defa tayin edilmesi de olağandı.
Bu düzen, on yedinci yüzyıl Osmanlı taşra yönetiminin belirgin özelliğidir.
İkinci defa sadrazamlığa getirilen Damat Mehmed Paşa'ya sadaret mührünü teslim etme görevini üstlendi.
IV. Murad'ın Seferlerinde
07 / 19 · 1 dkIV. Murad'ın bizzat yönettiği iki büyük doğu seferinde de görev aldı.
Birincisi 1635 yılındaki Revan seferidir. Sefer sırasında Anadolu beylerbeyi sıfatıyla orduda yer aldı. Revan kalesi bu seferde alındı, ancak ertesi yıl yeniden elden çıktı.
Sefer esnasında Ahıska Kalesi'nin tamiriyle görevlendirildi. Ahıska, Kafkasya yönündeki sınır kalelerindendi ve bölgedeki hâkimiyetin dayandığı noktalardan biriydi. Kale onarımı, sefer sırasında verilen görevler arasında ayrı bir uzmanlık gerektiriyordu.
1637 yılında Erzurum beylerbeyi oldu.
İkincisi 1638 yılındaki Bağdat seferidir. Kaynaklar bu sefere katılışını farklı aktarır: bir kısmı Erzurum beylerbeyi olarak eyalet askerinin başında katıldığını, bir kısmı sefer sırasında mâzul durumdayken Maraş beylerbeyiliğine getirildiğini kaydeder. Ortak nokta, sefere katıldığı ve Maraş beylerbeyiliğine tayin edildiğidir.
Bağdat 1638 yılının aralık ayında geri alındı. Şehrin alınmasının ardından, 1639 yılının ocak ayında Anadolu beylerbeyiliğine tayin edildi.
25 Şubat 1640 tarihinde ikinci defa kubbe vezirliği verildi. Bu sıfatla, Erzurum'da ayaklanan Nasuhpaşazâde Hüseyin Paşa üzerine gönderilen kuvvetlerde görevlendirildi. Ayaklanma, taşradaki vezirlerden tuğra çekme hakkının kaldırılması üzerine çıkmıştı ve güçlükle bastırıldı.
Bu görevin ardından yeniden Şam beylerbeyiliğine gönderildi.
Merkezden Uzaklaştırılması ve Dönüşü
08 / 19 · 1 dkŞam beylerbeyiliği sırasında merkezle ilişkisi bozuldu. Kaynaklar bunu, dönemin vezîriâzamı Sultanzâde Mehmed Paşa ile arasındaki rekabetle açıklar: onun aleyhinde faaliyette bulunmakla suçlandı.
Sonuç ağır oldu. Vezirlik rütbesi sancak beyliği derecesine indirildi ve Adana'ya gönderildi. Rütbe indirimi, Osmanlı düzeninde azilden daha ağır bir yaptırımdı; kişinin protokoldeki yerini ve gelirini birlikte düşürüyordu.
Bu durum kalıcı olmadı. 1645 ile 1649 yılları arasında sırasıyla Şam, Halep ve Erzurum beylerbeyiliklerinde bulundu. Aynı dönemde Girit Savaşı sürüyor, merkezî yönetim sık sık el değiştiriyordu.
Erzurum'da bulunduğu sırada kendi adını taşıyan bir cami yaptırdı. Yapı 1648 yılına tarihlidir ve kaynaklarda hayratı olarak kaydedilir.
1648 yılında Sultan İbrahim tahttan indirildi ve yedi yaşındaki IV. Mehmed tahta çıkarıldı. Yeni düzende merkezdeki bütün dengeler değişti; taşradaki görevliler için de yeni tayin sırası açıldı.
Taşra görevlerinin ardından yeniden başkente döndü ve kubbe vezirliği yaptı. Bu, sadaret makamına en yakın konumdu.
Bu tarihte kariyeri kırk yılı aşmıştı. Saray hizmeti, kapıkulu ocağı komutanlığı, kapı görevleri, divan protokolü ve yedi ayrı eyalette beylerbeyilik yapmış bir devlet adamıydı.
1651 Yılında Merkezdeki Durum
09 / 19 · 1 dk1651 yılı, IV. Mehmed'in saltanatının üçüncü yılıydı ve merkezî yönetim sürekli el değiştiriyordu. Padişah dokuz yaşındaydı ve devlet işlerinde karar mercii değildi.
Fiilî karar yetkisi saray içindeki gruplar arasında paylaşılıyordu. Bir tarafta Valide Kösem Sultan, diğer tarafta padişahın annesi Turhan Sultan ve ona bağlı saray ağaları vardı. 1651 yılının eylül ayında Kösem Sultan'ın öldürülmesiyle valide sultanlık ve fiilî karar yetkisi Turhan Sultan'a geçti.
Aynı yıl sadaret makamı iki defa el değiştirdi. Melek Ahmed Paşa, 21 Ağustos 1651 tarihindeki esnaf ayaklanmasının ardından görevden alındı. Ayaklanmanın sebebi, ulûfe ödemelerinin gecikmesi ve piyasaya ayarı düşük sikke sürülmesiydi.
Melek Ahmed Paşa'nın yerine Siyavuş Paşa getirildi. Onun sadareti bir ayı aşmadı ve 27 Eylül 1651 tarihinde makam yeniden boşaldı.
Mali tablo ağırdı. Girit Savaşı altıncı yılındaydı; donanma masrafı, kapıkulu ulûfesi ve saray harcamaları toplanan gelirin üstüne çıkıyordu. Ayarı düşük sikke sürme yöntemi denenmiş ve piyasada karışıklığa yol açmıştı.
Saray ağaları bu tabloda kendi konumlarını koruyacak bir sadrazam arıyordu. Aranan nitelik, mali meselelere çözüm üretmekten çok, saray içindeki güç dengesine dokunmamaktı.
Seçim, kubbe vezirliği yapmakta olan ve dönemin en yaşlı veziri sayılan Gürcü Mehmed Paşa'ya düştü.
Damat Mehmed Paşa'nın azli üzerine sadaret mührünü Güzelce Ali Paşa'ya götürdü.
Sadrazamlığa Getirilişi
10 / 19 · 1 dkSadrazamlığa 27 Eylül 1651 tarihinde getirildi. Tayin tarihi kaynakların bir kısmında 1651 yılının ekim ayı sonu olarak verilir.
Tayinde belirleyici olan, dârüssaâde ağası Uzun Süleyman Ağa'nın tavsiyesidir. Dârüssaâde ağası, harem teşkilatının başındaki görevliydi ve Haremeyn vakıflarının idaresi de ona bağlıydı; on yedinci yüzyılda bu makam saray içindeki en etkili konumlardan biri haline gelmişti.
Tavsiye, Valide Turhan Sultan üzerinden padişaha ulaştırıldı ve tayin bu yolla gerçekleşti. Kaynaklar, iktidarda güç sahibi olan ve bunu sürdürmek isteyen saray ağalarının girişimlerini tayinin doğrudan sebebi olarak kaydeder.
Makama geldiğinde yaşı sekseni geçmişti. Devrin kaynakları onu dönemin en yaşlı veziri olarak anar ve bu sebeple vezirlerin şeyhi anlamına gelen bir sıfatla andığını belirtir.
Aynı kaynaklar, ileri yaşı sebebiyle en üst düzeyde devlet idaresini yürütecek durumda olmadığını kaydeder. Okuma yazma bilmemesi de aynı kayıtlarda yer alır.
Sadareti sekiz ay yirmi üç gün sürdü. Bu süre, 1648 ile 1656 yılları arasındaki sadaret ortalamasının çok üstünde değildir; aynı sekiz yıl içinde makam çok sayıda el değiştirdi.
Göreve gelirken önündeki mesele belliydi: hazine açığı, Girit Savaşı'nın masrafı ve ulûfe ödemelerindeki gecikme.
Sadareti: Rakiplerin Uzaklaştırılması
11 / 19 · 1 dkSadaretinin en çok kaydedilen yönü, kendisine rakip görülen devlet adamlarının başkentten uzaklaştırılmasıdır. Kaynaklar bu uygulamayı makamda kalma çabasıyla açıklar.
Birinci isim Tarhuncu Ahmed Paşa'dır. Mısır valiliği yapmış, mali işlerde tecrübeli bir devlet adamıydı. Önce hapsettirildi. Anadolu kazaskeri Hocazâde Mesud Efendi'nin araya girmesiyle serbest bırakıldı ve kendisine Yanya ile Selanik sancakları verilerek başkentten çıkarıldı.
İkinci isim Boynueğri Mehmed Paşa'dır. Şam valiliğini bekleyen bu devlet adamı Kanije kalesi muhafızlığına gönderildi; Şam valiliği ise sadrazamın kardeşi Câfer Paşa'ya verildi.
Üçüncü isim Köprülü Mehmed Paşa'dır. Vezirlik rütbesi üzerinden alındı ve Köstendil sancak beyliğiyle merkezden uzaklaştırıldı. Aynı devlet adamı beş yıl sonra, 1656 yılında sadaret makamına gelecek ve Köprülüler devrini başlatacaktı.
Uygulamanın kapsamı geniş oldu. Kaynaklar, çok sayıda kişiyi görevden alıp sürgüne göndermesi sebebiyle kendisine bir müshil ilacının adı takılarak alay edildiğini kaydeder.
Bu uygulamalardaki başarısı, aynı kaynaklarda idarî işlerdeki durumuyla karşılaştırılır: rakiplerini merkezden uzaklaştırmakta gösterdiği kararlılık ile devlet işlerinin yürütülmesindeki durumu arasındaki fark, onu makama getirenlerin dikkatini çekti.
Sonuçta, aynı çevre onu görevden almaya karar verdi.
Sadareti: Yönetim ve Maliye
12 / 19 · 1 dkSadareti sırasında hazine sorunu çözülemedi. Girit Savaşı'nın masrafı sürüyor, kapıkulu ulûfesi ve saray harcamaları toplanan gelirin üstünde kalıyordu.
Devrin kaynakları, devlet işlerinde verdiği kararları ve hazinenin masraflarını artırmasını tenkit eder. Ayrıntılı bir mali program ortaya konulmadı; gelirlerin artırılması ya da giderlerin kısılması yönünde kalıcı bir düzenleme yapılmadı.
Aynı dönemde tayin düzeni de tartışma konusuydu. Sadaretinde yapılan bazı tayinlerin karşılığında bedel alındığı, sonraki sadrazam tarafından incelemeye alındı. Tarhuncu Ahmed Paşa göreve geldiğinde bu tayinlerin iptalini ve alınan bedellerin hazineye aktarılmasını gündeme getirdi; girişim saraydan gelen müdahale sonucu tamamlanamadı.
Saray ile ilişkisi, sadaretinin işleyişini belirledi. Kaynaklar, kendisini makama getirenlerin isteklerini yerine getirerek konumunu korumayı tercih ettiğini kaydeder.
Valide Turhan Sultan'ın mutemedi olan Anadolu kazaskeri Hocazâde Mesud Efendi, sadrazamla saray arasındaki bağlantıyı yürütüyordu. İşlerin bildirildiği gibi yürütülmediğinin anlaşılması üzerine, valide sultanın padişahın huzurunda sadrazamı sert biçimde uyardığı ve kazaskerin sözünden çıkmamasını tembih ettiği kaydedilir.
Sadrazam, uzun devlet hizmetine atıfla devlet işlerini bildiğini söylüyordu. Bu ifade kaynaklarda tekrarlanan bir cümle olarak aktarılır.
Sekiz ay yirmi üç günlük sadaretin sonunda mali tablo değişmemişti.
Rumeli beylerbeyiliğine tayin edildi.
Azli
13 / 19 · 1 dkAzil süreci, kendisini makama getiren çevrenin kararıyla başladı. Valide Turhan Sultan ile Hocazâde Mesud Efendi anlaşarak, Selanik'te bulunan Tarhuncu Ahmed Paşa'nın başkente davet edilmesini sağladılar. Davet, sadrazamın kendi eliyle gönderildi.
Sadrazam bu davetin arkasında kimin bulunduğunu anladı ve karşı harekete geçmek istedi, ancak fırsat bulamadı.
20 Haziran 1652 tarihinde divan toplandı. Toplantı sırasında Hocazâde Mesud Efendi'nin sert ve suçlayıcı sözlerine muhatap oldu ve cevap veremedi. Ardından has odabaşı içeri girerek azil fermanını getirdi.
Fermanı aldı, ancak okuyup yazma bilmediğini söyledi. Bunun üzerine fermanı Hocazâde Mesud Efendi alarak azledildiğini yüzüne karşı okudu.
Sadrazam, uzun devlet hizmetinden söz ederek bu kararın haksızlık olduğunu söyledi. Kaynaklar bu sözlerin sert biçimde karşılandığını ve mührü teslim etmek zorunda kaldığını kaydeder.
Divan toplantısının ardından dışarı çıkması engellendi ve hapse alındı.
Mühür aynı gün Tarhuncu Ahmed Paşa'ya verildi. Yeni sadrazam, göreve gelirken maliyeyi düzeltme sözü vermişti ve dokuz ay içinde devletin gelir ve giderini kalem kalem çıkartarak ilk Osmanlı bütçe denemesini hazırladı.
Azil, sadaretin başlangıcıyla aynı mantıkla gerçekleşti: kararı veren, onu makama getiren saray çevresiydi.
Yedikule ve Sonraki Görevleri
14 / 19 · 1 dkAzilden sonra iki ay kadar Yedikule Zindanı'nda tutuldu. Yedikule, İstanbul surlarının Marmara ucundaki kalede bulunan ve devlet adamlarının hapsedildiği yerdi.
Hapsi sona erdiren, Şeyhülislâm Bahâî Mehmed Efendi'nin ricasıdır. Kaynaklar ricanın gerekçesi olarak ileri yaşını gösterir. Serbest bırakıldığında Eyüp'teki konağında bulunan eşyaları müsadere edildi ve kendisi Ohri sancağına gönderildi.
Ertesi yıl, Derviş Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı döneminde başkente dönmesine izin verildi. Ancak Eyüp'teki bahçesinde oturmak zorunda bırakıldı; başkentte serbest hareket etmesine izin verilmedi.
İleri yaşına rağmen makama yeniden gelme girişimlerinden vazgeçmedi. Yüksek devlet ricaline yeniden sadrazamlığa gelmek istediğini bildirdi. Bu girişimlerin tespit edilmesi üzerine Tımışvar beylerbeyiliğiyle yeniden başkentten uzaklaştırıldı.
Tımışvar, Macaristan'ın güneyindeki sınır eyaletiydi ve merkezden uzak görevlerin verildiği yerlerdendi. Burada 1655 yılının eylül ayına kadar kaldı.
Ardından yeniden başkente döndü. Bir yıl geçmeden, 1656 yılının nisan ayında Kıbrıs'a tayin edildi.
Aynı yıl, daha önce başkentten uzaklaştırdığı Köprülü Mehmed Paşa sadaret makamına geldi ve sadareti şarta bağlayarak kabul etti. Bu tayin, 1648 yılından beri süren sık sadrazam değişikliği düzenini sona erdirdi.
Ölümü ve Kaynakların Ayrışması
15 / 19 · 1 dkKıbrıs tayininden sonraki hayatı hakkında kaynaklar birbirinden ayrışır ve bu ayrışma bugün de sürer.
Birinci kayda göre Kıbrıs mutasarrıfıyken, 1660 yılının haziran ayında orada öldü. Bu bilgiyi dönemin vakayinâmelerinden biri verir ve sonraki bir tarihçi de aynı kaydı tekrarlar.
İkinci kayda göre Budin muhafızlığına tayin edildi ve orada öldü; ölüm haberinin başkente 7 Nisan 1666 tarihinde ulaştığı belirtilir. Bu kayıt başka bir dönem tarihçisine aittir ve sonraki tarih çalışmalarının bir bölümünde kabul görmüştür.
İkinci kaydın konusu olan kişinin ayrı bir devlet adamı olduğu da ileri sürülür. Bu görüşe göre Budin'de ölen kişi, aynı adı ve lakabı taşıyan Vâlide Kethüdâsı Gürcü Mehmed Paşa'dır. Dönemin iki tarih kaynağı bu ikisinden ayrı ayrı söz eder ve birbirine karıştırmaz; buna karşılık sonraki bazı kaynaklar ikisini aynı kişi olarak göstermiştir.
Ölüm yaşı da tartışmalıdır. Kaynakların bir kısmı doksan yaşında öldüğünü, bir kısmı yaşının yüzü geçtiğini, bazıları ise yüz on ya da daha ileri bir yaşta öldüğünü kaydeder.
Defin yeri hakkında bilgi bulunmaz.
Bu ayrışma, on yedinci yüzyıl Osmanlı biyografilerinde sık görülen bir durumun örneğidir: aynı ad ve lakabı taşıyan iki devlet adamının kayıtlarının zaman içinde birbirine karışması.
Şam beylerbeyi oldu; kaynaklar vezirlik payesinin de bu sırada verildiğini belirtir.
Eserleri
16 / 19 · 1 dkGürcü Mehmed Paşa'nın hayır eserleri hakkında kaynaklarda ayrıntılı bir liste bulunmaz. Görev yaptığı yerlerde bazı hayratı olduğu belirtilir.
Bunlar arasında adı geçen tek yapı, Erzurum'da kendi adını taşıyan camidir. Yapı 1648 yılına tarihlidir ve Erzurum beylerbeyiliği sırasında inşa edilmiştir.
Erzurum, on yedinci yüzyılda doğu cephesinin en ileri merkezi ve ordu toplanma noktasıydı. Buraya tayin edilen beylerbeyiler, kalenin ve şehrin ihtiyaçlarına yönelik yapılar bıraktı; bir cami yaptırmak, bu görevlilerin bıraktığı en yaygın eser türüydü.
Sadareti kısa sürdüğü ve bu süre içinde büyük bir imar programı yürütülmediği için, merkezde adına bağlanan bir yapı topluluğu bulunmaz.
Kendi kaleminden çıkmış bir eseri de yoktur. Okuma yazma bilmediği kaynaklarda kaydedildiği için, kendisine ait yazılı bir metin de bulunmaz.
Eyüp'te bir konağı ve bir bahçesi vardı. Azlinden sonra bu konaktaki eşyaları müsadere edildi; başkente dönmesine izin verildiği dönemde ise aynı bahçede oturmak zorunda bırakıldı.
Geriye kalan en belirgin iz, kariyerinin kendisidir: saray hizmetinden başlayıp kapıkulu ocağı komutanlığı, divan protokolü, yedi ayrı eyalette beylerbeyilik ve iki defa kubbe vezirliğinden geçerek sadaret makamına ulaşan kırk yılı aşkın bir görev zinciri.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkDevrin kaynakları Gürcü Mehmed Paşa hakkında iki ayrı değerlendirme verir ve bu iki değerlendirme birbirinden farklıdır.
Birincisi valilikleri ve seferlerdeki hizmetleriyle ilgilidir. Kaynaklar bu dönemlerde gösterdiği hizmetleri över. Kırk yılı aşan görev zinciri, yedi ayrı eyalette beylerbeyilik ve iki büyük doğu seferine katılım bu değerlendirmenin dayanağıdır.
İkincisi ileri yaşındaki kısa sadaretiyle ilgilidir. Aynı kaynaklar bu dönemde devlet idaresini yürütecek durumda olmadığını, okuma yazma bilmediğini ve verdiği kararların isabetsiz kaldığını kaydeder.
Yönetim tarzının merkezinde makamı koruma kaygısı vardır. Kendisini makama getiren saray ağalarının isteklerini yerine getirmesi ve kendisine rakip görülen devlet adamlarını başkentten uzaklaştırması aynı kaygının iki yüzüdür.
Uzun devlet hizmetine yaptığı atıf, kaynaklarda tekrarlanan bir ifadedir. Aynı atfı azil anında da kullandı ve kararın haksızlık olduğunu söyledi.
Sadaretten sonra da makama dönme girişimlerinden vazgeçmedi. Başkente dönmesine izin verildiği dönemde bu yönde teşebbüslerde bulunması, yeniden sürgünle sonuçlandı.
Bu tablo, on yedinci yüzyıl ortasındaki sadaret düzeninin işleyişini gösterir: makama getiren de alan da aynı saray çevresiydi ve sadrazamın konumu bu çevreyle ilişkisine bağlıydı.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkGürcü Mehmed Paşa'nın Osmanlı tarihindeki yeri, kendi sadaretinden çok, öncesi ve sonrasıyla tanımlanır.
Sadareti, 1648 ile 1656 yılları arasındaki istikrarsız dönemin ortasına düşer. Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesinden sonra sadaret makamı sekiz yıl içinde çok sayıda el değiştirdi. Bu dönemin sadrazamları, saray içindeki gruplar arasındaki denge değiştikçe göreve geliyor ve aynı denge değiştiğinde ayrılıyordu.
Sadaretinin en somut sonucu, kendisinden sonrakileri belirledi. Başkentten uzaklaştırdığı iki isim, sonraki yılların en çok anılan sadrazamları oldu: Tarhuncu Ahmed Paşa doğrudan onun yerine geçerek ilk bütçe denemesini hazırladı, Köprülü Mehmed Paşa ise 1656 yılında sadareti şarta bağlayarak kabul etti ve Köprülüler devrini başlattı.
Kendi sadareti ise mali ya da idarî bir program bırakmadı. Hazine açığı, Girit Savaşı'nın masrafı ve ulûfe sorunu görevi boyunca çözülemedi ve halefine devredildi.
Kariyerinin uzunluğu ayrı bir başlıktır. 1614 yılındaki cebecibaşılıktan 1656 yılındaki Kıbrıs tayinine kadar geçen süre kırk yılı aşar ve altı padişahın saltanatına yayılır.
Ölümüne dair kayıtların ayrışması da adının anılma biçimini etkiledi. Aynı adı ve lakabı taşıyan başka bir devlet adamıyla karıştırılması, hayatının son yıllarının bugün de tartışmalı kalmasına yol açtı.
IV. Murad'ın Revan seferine Anadolu beylerbeyi sıfatıyla katıldı ve Ahıska Kalesi'nin tamiriyle görevlendirildi.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1648: Vestfalya Antlaşmaları ile Otuz Yıl Savaşları sona erdi.
1649: İngiltere Kralı I. Charles idam edildi ve cumhuriyet ilan edildi.
1652: İngiltere ile Hollanda arasında birinci deniz savaşı başladı.
1653: Oliver Cromwell İngiltere'de Lord Protector unvanını aldı.
1654: Perayaslav Antlaşması ile Kazak hetmanlığı Rusya'ya bağlandı.
1655: İsveç kuvvetleri Lehistan'a girdi ve uzun süren bir savaş dönemi başladı.
1658: Hindistan'da Evrengzib Babür tahtına çıktı.
1660: İngiltere'de monarşi yeniden kuruldu ve II. Charles tahta çıktı.
Kronoloji
39 olay- 17. yüzyıl
Saraydan çıkarak cebecibaşılığa getirildi; bilinen ilk saray görevi matbah eminliğidir.
Cebecibaşı olarak Damat Mehmed Paşa'nın doğu seferine katıldı.
Revan kuşatması sonuç vermeden kaldırıldı; ordu Erzurum'a çekildi.
Çavuşbaşılığa getirildi ve başkente döndü.
İkinci defa sadrazamlığa getirilen Damat Mehmed Paşa'ya sadaret mührünü teslim etme görevini üstlendi.
Damat Mehmed Paşa'nın azli üzerine sadaret mührünü Güzelce Ali Paşa'ya götürdü.
Kapıcıbaşı unvanını aldı; bu unvanla Genç Osman'ın Lehistan seferinde bulundu.
Lefkeli Mustafa Paşa'nın vezîriâzam olmasıyla mîrâhurbaşılığa getirildi.
Rumeli beylerbeyiliğine tayin edildi.
Vezîriâzam Çerkez Mehmed Paşa'nın maiyetinde Abaza Mehmed Paşa üzerine yapılan sefere katıldı.
Vezîriâzam Hâfız Ahmed Paşa'nın yönettiği Bağdat seferinde bulundu; sefer sonuç vermedi.
Şam beylerbeyi oldu; kaynaklar vezirlik payesinin de bu sırada verildiğini belirtir.
Diyarbekir beylerbeyiliğine gönderildi; kaynakların bir kısmı bu görevi daha erken bir tarihe yerleştirir.
Başkente dönerek kubbe veziri oldu.
Erzurum beylerbeyiliğine getirildi.
Anadolu beylerbeyiliğine tayin edildi; tayin tarihi kaynaklarda 1632 ile 1634 yılları arasında farklı verilir.
IV. Murad'ın Revan seferine Anadolu beylerbeyi sıfatıyla katıldı ve Ahıska Kalesi'nin tamiriyle görevlendirildi.
Erzurum beylerbeyi oldu.
IV. Murad'ın Bağdat seferinde bulundu ve Maraş beylerbeyiliğine getirildi; seferin sonunda Bağdat geri alındı.
Bağdat'ın yeniden alınmasının ardından Anadolu beylerbeyiliğine tayin edildi.
İkinci defa kubbe vezirliği verildi.
Erzurum'da ayaklanan Nasuhpaşazâde Hüseyin Paşa üzerine gönderilen kuvvetlerde görevlendirildi; ardından Şam beylerbeyiliğine yollandı.
Vezîriâzam Sultanzâde Mehmed Paşa ile rekabet sebebiyle vezirlik rütbesi sancak beyliği derecesine indirildi ve Adana'ya gönderildi.
Sırasıyla Şam, Halep ve Erzurum beylerbeyiliklerine tayin edildi; bu görevler 1649 yılına kadar sürdü.
Erzurum'da kendi adını taşıyan camiyi yaptırdı.
Sultan İbrahim tahttan indirildi ve yedi yaşındaki IV. Mehmed tahta çıkarıldı.
Taşra görevlerinin ardından başkente dönerek yeniden kubbe vezirliği yaptı.
Tarhuncu Ahmed Paşa hapsettirildi, ardından Yanya ve Selanik sancakları verilerek başkentten çıkarıldı.
İstanbul'da esnaf ayaklanması çıktı ve Melek Ahmed Paşa görevden alındı; yerine Siyavuş Paşa getirildi.
Kösem Sultan öldürüldü; valide sultanlık ve fiilî karar yetkisi Turhan Sultan'a geçti.
Dârüssaâde ağası Uzun Süleyman Ağa'nın tavsiyesiyle sadrazamlığa getirildi; tayin tarihi kaynakların bir kısmında 1651 yılının ekim ayı sonu olarak verilir.
Boynueğri Mehmed Paşa Kanije kalesi muhafızlığına gönderildi ve Şam valiliği kardeşi Câfer Paşa'ya verildi.
Köprülü Mehmed Paşa'nın vezirlik rütbesi indirilerek Köstendil sancak beyliğiyle merkezden uzaklaştırıldı.
İki ay kadar Yedikule Zindanı'nda tutuldu; Şeyhülislâm Bahâî Mehmed Efendi'nin ricasıyla serbest bırakıldı ve Ohri sancağına gönderildi.
Divan toplantısı sırasında azil fermanı kendisine okundu ve mührü teslim etti; yerine Tarhuncu Ahmed Paşa getirildi.
Derviş Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı döneminde başkente dönmesine izin verildi; Eyüp'teki bahçesinde oturmak zorunda bırakıldı.
Yeniden sadrazamlığa gelme girişimlerinin tespit edilmesi üzerine Tımışvar beylerbeyiliğiyle başkentten uzaklaştırıldı.
Kıbrıs'a tayin edildi; aynı yıl Köprülü Mehmed Paşa sadaret makamına geldi.
Kaynakların bir kısmına göre Kıbrıs mutasarrıfıyken öldü; bir kısmı Budin'de öldüğünü kaydeder, ancak bu kayıttaki kişinin aynı adı taşıyan başka bir devlet adamı olduğu belirtilir.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 1 yılHizmet Ettiği Padişahlar
5 padişah




Savaşlar ve Seferler
7 kayıtEserleri
1 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Gürcü Mehmed Paşa'nın mühürle ilişkisi iki ayrı düzeydedir. Kariyerinin başında, kapıcıbaşı olarak mührü taşıma görevini iki defa üstlendi: 18 Ocak 1619 tarihinde ikinci defa sadrazamlığa getirilen Damat Mehmed Paşa'ya, 23 Aralık 1619 tarihinde ise onun azli üzerine Güzelce Ali Paşa'ya mührü teslim etti. Kendisi vezîriâzam olduğunda mührü 1651 yılında IV. Mehmed'den aldı ve sekiz ay yirmi üç gün elinde tuttu. 20 Haziran 1652 tarihinde divan toplantısı sırasında has odabaşı tarafından getirilen azil fermanını okuyamadığı için ferman kendisine okunarak bildirildi ve mührü teslim etmek zorunda kaldı; mühür aynı gün Tarhuncu Ahmed Paşa'ya verildi.
Aile Ağacı
3 kişi
Gürcü Mehmed PaşaSözleri
Ben sakalımı devlet hizmetinde ağarttım.
Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi; sadaretinde tekrarladığı ifade olarak aktarılır. TDV İslâm Ansiklopedisi de yaşına atıfla devlet işlerini bildiğini sürekli söylediğini kaydederÇağdaşları
12 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
9 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruGürcü Mehmed Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Gürcü Mehmed Paşa hangi kökendendir?
Saraya nasıl girdi?
Sadrazam olmadan önce hangi görevlerde bulundu?
Öküz Mehmed Paşa ile ilişkisi nedir?
Gürcü Mehmed Paşa nasıl sadrazam oldu?
Sadrazam olduğunda kaç yaşındaydı?
Sadareti sırasında hangi devlet adamlarını başkentten uzaklaştırdı?
Gürcü Mehmed Paşa neden azledildi?
Azil fermanı neden başkası tarafından okundu?
Azilden sonra ne oldu?
Sadrazamlığa yeniden gelmeyi denedi mi?
Gürcü Mehmed Paşa ne zaman ve nerede öldü?
Gürcü Mehmed Paşa'nın eseri var mı?
Sadaretinin sonraki dönemlere etkisi ne oldu?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1584080 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026