# Hekimoğlu Ali Paşa

Osmanlıca: حكيم اوغلی علی پاشا

Hekimoğlu Ali Paşa, I. Mahmud ve III. Osman dönemlerinde üç kez sadrazamlık yapan, Bosna savunmasıyla tanınan Osmanlı devlet adamıdır.

Diğer adları: Hekimzâde Ali Paşa, Âli

## Künye

| Alan | Değer |
| --- | --- |
| Doğum | 4 Haziran 1689, İstanbul (Hicri 14 Şaban 1100) |
| Ölüm | 13 Ağustos 1758, Kütahya (Hicri 7 Zilhicce 1171) |
| Görev | Sadrazam, üç kez: 1732-1735, 1742-1743 ve 1755 |
| Sıra | Sadrazam |
| Padişah | I. Mahmud, III. Osman |
| Babası | Hekimbaşı Nuh Efendi |
| Memleket | İstanbul |
| Defin | Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi Türbesi, Fatih, İstanbul |
| Unvan | Vezîriâzam, Hekimoğlu |

## Giriş

Hekimoğlu Ali Paşa, 4 Haziran 1689 tarihinde İstanbul'da doğdu ve 13 Ağustos 1758 tarihinde Kütahya'da öldü. Babası, saray hekimbaşılığı yapan Nuh Efendi'dir; lakabı da babasının mesleğinden gelir. Annesinin adı kaynaklarda Safiye Hanım olarak geçer.

Saray hizmetine III. Ahmed döneminde girdi, silâhşorluktan kapıcıbaşılığa yükseldi ve ardından taşra görevlerine gönderildi. Zile ve Yeni İl voyvodalıklarından sonra Adana ve Halep valiliklerine getirildi. Asıl şöhretini İran cephesinde kazandı: Tebriz'in alınmasındaki payı sebebiyle 11 Ekim 1725 tarihinde vezirlik rütbesi verildi, sonraki yıllarda Tebriz ve Revan seraskerliklerinde bulundu.

Üç kez sadrazamlık yaptı. İlki 12 Mart 1732 tarihinde başladı ve üç yılı aştı; ikincisi 21 Nisan 1742 tarihinde başlayıp 23 Eylül 1743 tarihinde sona erdi; üçüncüsü 15 Şubat 1755 ile 18 Mayıs 1755 tarihleri arasında üç ay sürdü. Sadaretler arasında Girit, Bosna, Mısır, Anadolu, Özi ve Trabzon valiliklerinde görev aldı.

Adı en çok Bosna valiliğiyle anılır. 1737 yılında Avusturya kuvvetlerinin Bosna'ya yönelen kolunu Banaluka önünde durdurdu, ertesi yıllarda Belgrad harekâtına katıldı ve 18 Eylül 1739 tarihinde imzalanan Belgrad Antlaşması görüşmelerinde Osmanlı heyetinde yer aldı. İstanbul'da Kocamustafapaşa ile Davutpaşa arasındaki külliyesi, on sekizinci yüzyıl Osmanlı mimarisinin bilinen yapılarındandır.

## Doğumu ve Ailesi

Hekimoğlu Ali Paşa, 4 Haziran 1689 tarihinde İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi kaynaklarda gün gün kayıtlıdır; bu, dönemin devlet adamları arasında sık rastlanan bir durum değildir ve babasının saraydaki görevi sebebiyle ailenin kayıtlarının tutulmuş olmasıyla ilişkilendirilir.

Babası, II. Mustafa döneminde hekimbaşılık yapan Nuh Efendi'dir. Nuh Efendi sonradan müslüman olmuş bir hekimdir ve kökeni hakkında kaynaklar ayrışır: bir kısmı onu Girit asıllı, bir kısmı Venedik asıllı olarak kaydeder. Tıp öğrenimi gördükten sonra İstanbul'a yerleşmiş, saray hizmetinde yükselerek Rumeli kazaskerliği payesiyle hekimbaşı olmuştur. 22 Ekim 1707 tarihinde öldü.

Annesinin adı kaynaklarda Safiye Hanım olarak geçer. Ali Paşa'nın lakabı doğrudan babasının mesleğinden gelir: hekimin oğlu anlamındaki Hekimoğlu adı, resmî yazışmalarda da kullanılmış ve soyadı gibi yerleşmiştir. Kaynaklarda ayrıca Hekimzâde biçimine rastlanır.

Aile kalabalıktı. Sekiz oğlu olan ailenin ikinci çocuğu Ali Paşa'dır. Kardeşlerinden Feyzullah Efendi, maliye kalemlerinde rûznâmçe-i evvelliğe kadar yükselmiş ve Kasımpaşa'da bir çeşme yaptırmıştır.

Babasının saraya yakınlığı, Ali Paşa'nın kariyerinin başlangıcını doğrudan belirledi. Devşirme yoluyla değil, saray çevresinden gelen bir aile üyesi olarak Enderun dışındaki bir yoldan, hassa silâhşorluğu ile saray hizmetine alındı. On sekizinci yüzyılda kalem ve saray çevresinden gelen görevlilerin vezirliğe yükselmesi yaygınlaşmıştı; Hekimoğlu Ali Paşa bu kuşağın önde gelen örneklerindendir.

## Eğitimi ve Saray Hizmetine Girişi

Çocukluğunda ve gençliğinde iyi bir öğrenim gördüğü kaydedilir. Babasının konumu, dönemin ilim çevresiyle erken yaşta temas kurmasını sağladı. Şiirle ilgilendi ve Âli mahlasıyla manzumeler yazdı; bu manzumeler onun edebî yönünün bilinen tarafıdır.

Saray hizmetine III. Ahmed'in saltanatında girdi. İlk görevi hassa silâhşorluğuydu. Silâhşorlar, padişahın maiyetinde bulunan ve seferde, avda ve törenlerde görev alan bir zümreydi; bu görev, saray içinde yükselmenin bilinen basamaklarından biriydi. Buradan dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığına yükseldi.

Kapıcıbaşılık, sarayın kapı düzeninden sorumlu olmanın ötesinde, merkezî yönetimin taşradaki işlerini yürütmek üzere görevlendirilen kıdemli bir memuriyetti. Kapıcıbaşılar padişah fermanını taşrada uygulamak, mal tespiti yapmak ve tayin tebliğ etmek üzere gönderilirdi. Ali Paşa bu sıfatla 1715 yılında, öldürülen Kızlar Ağası Süleyman Ağa'nın geride bıraktığı malların tespitiyle görevlendirildi.

Genç yaştaki bu yükselişin sarayda dikkat çektiği ve III. Ahmed'in ona ilgi gösterdiği kaydedilir. Kaynaklar, bu ilginin saray içinde rahatsızlık uyandırdığını ve Sadrazam Şehid Ali Paşa'nın onu taşrada yetişmesi gerektiği görüşüyle İstanbul'dan uzaklaştırdığını yazar.

Böylece 1713 yılında Zile kazası voyvodalığına tayin edildi. Bu tayin, sarayda başlayan kariyerin taşra idaresine dönmesi anlamına geliyordu ve sonraki kırk yılın büyük bölümü taşrada geçti.

## Voyvodalık ve İlk Valilikler

Zile voyvodalığından sonra 1719 yılında Yeni İl Türkmen voyvodalığına getirildi. Yeni İl, Sivas ile Halep arasında yaylayan Türkmen aşiretlerinin vergi ve asayiş işlerinin bağlandığı özel bir idarî birimdi. Konar göçer nüfusun bulunduğu bu bölgede voyvodanın işi, vergi toplamak kadar aşiretler arası anlaşmazlıkları çözmekti.

Bu görevdeki başarısı, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın sadareti döneminde ödüllendirildi. 1722 yılında mîr-i mîrânlık, yani beylerbeyi payesiyle Adana valiliğine tayin edildi; Yeni İl voyvodalığı da üzerinde bırakıldı.

Adana valiliği sırasında bölgedeki eşkıyalık hareketleriyle uğraştı. Adana ve Kilis dolaylarında bazı aşiretleri itaat altına aldı ve yol güvenliğini sağladı. Bu dönemde edindiği ün, taşrada asayiş kurabilen bir idareci olmasıydı; sonraki tayinlerinin çoğu aynı gerekçeyle yapıldı.

1724 yılında Halep valiliğine getirildi. Tayinin şartı, eyaletin seçme askeriyle birlikte İran seferine katılmaktı. O sırada 1723 yılında başlayan Osmanlı İran savaşı sürüyordu ve doğu cephesine eyalet kuvvetlerinin sevki merkezî bir mesele haline gelmişti.

Ali Paşa, Halep eyaleti askeriyle Serdar Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın maiyetinde sefere katıldı. Böylece kariyerinin ikinci evresi başladı: yaklaşık on yıl boyunca doğu cephesinde görev aldı ve sadarete de bu cephede kazandığı başarılarla geldi.

## İran Cephesinde Yükselişi

Osmanlı ordusu 1724 yılındaki harekâtta Nahçıvan, Merend, Karabağ ve Erdebil taraflarını ele geçirdi, ardından Safevî hükümdarı II. Tahmasb'ın merkez yaptığı Tebriz'e yöneldi. Şehrin alınması sırasında Hekimoğlu Ali Paşa'nın gösterdiği gayret kaynaklarda ayrıca kaydedilir.

Bu hizmetin karşılığı 11 Ekim 1725 tarihinde geldi: kendisine vezirlik rütbesi verildi ve Anadolu beylerbeyiliğine getirildi. Vezirlik, taşra görevlileri için ulaşılabilecek en yüksek rütbeydi ve sadaret yolunu açan basamaktı.

Serasker Köprülüzâde Abdullah Paşa'nın hastalığı sebebiyle görevden çekilmesi üzerine 1726 yılının temmuz ayında Tebriz cephesi seraskerliğine ve Tebriz muhafızlığına tayin edildi. Böylece otuz yedi yaşında doğu cephesinin sorumlusu oldu.

1727 yılında Rusya ile temas kurdu. Afgan hükümdarı Eşref Han'a karşı Rusya'dan gelecek yardım meselesi için Rus generaliyle görüştü ve aynı yıl yapılan Hemedan uzlaşmasında etkili oldu. Bu görüşmeler, sonraki yıllarda gösterdiği diplomatik yeteneğin ilk örnekleridir.

Seraskerlik görevi uzun sürmedi. Kethüdâsı başta olmak üzere maiyetindeki bazı görevlilerin halka yönelik uygulamaları hakkında şikâyetler merkeze ulaştı ve görevden alındı. Önce Şehrizor, hemen ardından da 1728 yılının eylül ayında Sivas valiliğine gönderildi.

Nâdir Şah'ın yükselişiyle İran savaşlarının yeniden başlaması üzerine 1731 yılının nisan ayında Diyarbekir valiliğine nakledildi ve Bağdat valisi Ahmed Paşa'nın maiyetinde Hemedan muhafazasıyla görevlendirildi.

## Revan Seraskerliği ve Tebriz'in Geri Alınması

İstanbul'da 1730 yılında çıkan Patrona Halil ayaklanması, III. Ahmed'in tahttan indirilmesiyle ve I. Mahmud'un tahta çıkmasıyla sonuçlandı. Merkezin bu karışıklıkla uğraştığı sırada doğu cephesi zayıfladı ve Tebriz yeniden İran kuvvetlerinin eline geçti.

Bu gelişme üzerine Hekimoğlu Ali Paşa önce Erzurum valiliğine, ardından 1730 yılının aralık ayında Revan bölgesi seraskerliğine getirildi. Görevi, kaybedilen mevkileri geri almak ve sınırı yeniden kurmaktı.

Harekât 1731 yılında yürütüldü. Eylül ayında II. Tahmasb kuvvetlerine karşı Kurican'da kazanılan muharebeden sonra Hemedan alındı. Ardından Urmiye üzerine yüründü ve kale 65 gün süren bir kuşatmanın sonunda ele geçirildi.

Tebriz'e yönelen ordu, şehirde ciddi bir direnişle karşılaşmadı. Kaynaklar Tebriz'in 15 Kasım 1731 tarihinde boşaltılarak Osmanlı kuvvetlerinin eline geçtiğini kaydeder. Kalede bulunan mühimmat ve toplar da ele geçirildi.

Harekâtın ardından İran tarafının talebiyle bir ateşkes yapıldı. Dönem kaynaklarında Ahmed Paşa Musalahası adıyla anılan bu uzlaşma, doğu cephesinde geçici bir durulma sağladı. Kazanılan başarı üzerine 22 Kasım 1731 tarihinde I. Mahmud'a gazi unvanı verildi.

Bu sonuçlar Ali Paşa'nın merkezdeki konumunu belirledi. Dârüssaâde ağası Hacı Beşir Ağa'nın da girişimiyle, Topal Osman Paşa'nın sadaretten ayrılması üzerine mühr-i hümayun ona verildi.

## Birinci Sadareti

Sadrazamlığa 12 Mart 1732 tarihinde getirildi. O sırada doğu cephesindeydi; yerine bir serasker vekili bırakarak yola çıktı ve 10 Mayıs 1732 tarihinde İstanbul'a gelerek mührü teslim aldı. Sadareti üç yılı aştı.

Bu dönemin temel meselesi, iki cepheli bir tehdide karşı öncelik belirlemekti. Doğuda Nâdir Şah'ın yükselişi, batıda ise Rusya'nın Karadeniz'in kuzeyindeki hareketliliği vardı. Ali Paşa, asıl tehlikeyi Rusya'da görüyordu ve doğu cephesini bir barışla kapatmak istiyordu.

Avrupa'daki gelişmeleri yakından takip etti. Lehistan veraset savaşları sırasında Rusya ile Avusturya'nın birlikte hareket etmesi, iki devletle aynı anda savaşma ihtimalini gündeme getirdi. Bu değerlendirme üzerine Fransa ile yakınlaşma siyaseti izledi ve Fransız elçisi Marquis de Villeneuve ile sık görüştü.

İç yönetimde asayiş ve mali denetim öne çıktı. Kendisinden önceki yıllarda İstanbul'da yaşanan ayaklanmanın izleri sürüyordu; sadaret döneminde başkentte düzenin korunmasına ağırlık verildi.

İmar faaliyetlerinin büyük bölümü de bu döneme rastlar. Kocamustafapaşa ile Davutpaşa arasındaki külliyesi ve Kabataş'taki çeşmesi ilk sadareti sırasında yapıldı.

Sadaretinin en tartışmalı konusu İran barışı oldu. Nâdir Şah'ın barış teklifine olumlu karşılık verdi; ancak cevabı, doğu cephesi seraskeri Köprülüzâde Abdullah Paşa tarafından muhataba ulaştırılmadan İstanbul'a geri çevrildi. Bu gelişme, azlinin doğrudan sebebi oldu.

## Humbaracı Ocağı ve Fransa Siyaseti

Birinci sadaretinin kalıcı sonuçlarından biri, askerî teknik sınıflara verilen destektir. Fransız asıllı Comte de Bonneval, 1729 yılında Osmanlı hizmetine girmiş ve müslüman olarak Humbaracı Ahmed Paşa adını almıştı. Humbaracı Ocağı, Topal Osman Paşa'nın sadareti sırasında yeniden düzenlenmişti.

Hekimoğlu Ali Paşa bu çalışmayı sürdürdü ve genişletti. Humbaracı Ahmed Paşa'ya beylerbeyi rütbesi verildi, ocağın Batı usullerine göre eğitilmesi görevi ona bırakıldı ve ayrıca Avrupa siyaseti hakkında düzenli raporlar hazırlaması istendi.

Humbaracılar, havan topu ve el bombası kullanan bir teknik sınıftı. Ocağın düzenli maaşa bağlanması, kışla düzenine geçirilmesi ve talim programına alınması, on sekizinci yüzyıl Osmanlı askerî yenileşmesinin ilk adımlarından sayılır. Bu adımın sürekli bir kuruma dönüşmesi ise sonraki kuşaklara kaldı.

Fransa ile kurulan yakınlık yalnızca teknik değildi. Ali Paşa, Avrupa'daki güç dengesini Rusya ve Avusturya'ya karşı kullanmayı hedefliyordu. Fransız elçiliğiyle sürdürdüğü temas, 1739 yılındaki barış görüşmelerinde de karşılığını buldu; Fransa elçisi arabuluculuk yaptı.

Dönemin kaynakları, onun Avrupa meselelerini takip etme konusundaki ilgisini ayrıca kaydeder. Batı kaynakları da kendisini diplomasinin inceliklerini bilen bir muhatap olarak tarif eder. Kısa süren sadaretleri, bu siyaseti uzun soluklu bir programa dönüştürmesine imkân vermedi.

## Birinci Sadaretin Sonu ve Midilli Sürgünü

İran barışı meselesi, sadrazam ile doğu cephesi seraskeri arasında açık bir görüş ayrılığına dönüştü. Köprülüzâde Abdullah Paşa, İran ile barış yapılmasına karşıydı ve sadrazamın Nâdir Şah'a yazdığı mektubun ifadesine itiraz ederek metni İstanbul'a geri gönderdi.

Mektubun geri dönmesi üzerine I. Mahmud, meseleyi kendi huzurunda görüşmek için bir meşveret meclisi topladı. Meclise sadrazam, şeyhülislâm, kazaskerler ve devlet ricali çağrıldı. Toplantı sürerken mühr-i hümayun geri alındı ve Hekimoğlu Ali Paşa sadaretten azledildi. Yerine Bağdat valisi Gürcü İsmail Paşa getirildi.

Azil tarihi kaynaklarda farklı verilir. Bir kısmı 1735 yılının temmuz ayını, bir kısmı 12 Ağustos 1735 tarihini gösterir. Sadaret süresi her iki kayda göre de üç yılı aşar.

Azlinin ardından Midilli adasına sürgüne gönderildi. Sürgün, dönemin uygulamasında idamdan sonra gelen en ağır ceza sayılırdı ve azledilen sadrazamlar için sık başvurulan bir yöntemdi.

Ayrılığın konusu olan mesele, kısa sürede onun görüşünü doğrulayan bir gelişmeyle sonuçlandı. Köprülüzâde Abdullah Paşa, doğu cephesinde Nâdir Şah karşısında yenilgiye uğradı ve muharebede öldü. Aynı yıllarda Rusya ve Avusturya ile savaş başladı; Osmanlı Devleti, Ali Paşa'nın öngördüğü iki cepheli duruma düştü.

Sürgün uzun sürmedi. 1736 yılında affedilerek Kandiye muhafızlığı ve Girit valiliğiyle görevlendirildi.

## Bosna Valiliği ve Banaluka Muharebesi

1736 yılının nisan ayında Bosna valiliğine tayin edildi. Bu görev, kariyerinin en çok anılan dönemidir. Bosna, Avusturya sınırındaki en ileri eyaletti ve savunması büyük ölçüde yerel kuvvetlere dayanıyordu.

Avusturya, savaşa girmeyeceği izlenimi vererek barış görüşmelerini uzatıyordu. Ali Paşa bu izlenimin yanıltıcı olduğunu merkeze bildirdi, ancak uyarısı dikkate alınmadı. Buna rağmen eyaletin ileri gelenlerini topladı ve savunma hazırlığına başladı.

Saldırı 9 Temmuz 1737 tarihinde İzvornik yönünden geldi. Avusturya kuvvetleri Bosna'ya üç ayrı koldan girdi; Puzin, Çetin ve Banaluka kaleleri kuşatıldı. Ali Paşa, karargâhını Travnik ovasında kurdu ve eli silah tutan herkesi savunmaya çağırdı. Toplanan kuvvet, büyük ölçüde yerel Bosnalı askerlerden ve gönüllülerden oluşuyordu.

Banaluka önündeki muharebe 4 Ağustos 1737 tarihinde yapıldı. Osmanlı kuvvetleri, kuşatmayı yarmak üzere kurulan engelleri kenarlardan aşarak Avusturya ana ordusunun karşısına çıktı ve taarruza geçti. Muharebe Avusturya ordusunun geri çekilmesiyle sonuçlandı; çok sayıda asker Vrbas suyunda boğuldu.

Yenilginin sonucu, Avusturya kuvvetlerinin Bosna'daki bütün kuşatmaları kaldırması oldu. Puzin ve Çetin önündeki birlikler de çekildi. Aynı kış Ali Paşa, eyalet kuvvetlerini bölgedeki iç karışıklıkların bastırılmasında kullandı. Üç yıla yakın süren bu valilik, adını Bosna tarihine yerleştirdi.

## Hisarcık Muharebesi ve Belgrad Antlaşması

Bosna cephesindeki savunma başarısı, savaşın Belgrad çevresinde toplanan asıl harekâtına katılmasıyla sürdü. Ali Paşa, Bosna eyaleti kuvvetleriyle ana orduya katıldı.

Avusturya ordusu Belgrad ile Semendire arasındaki Hisarcık mevkiinde siperlendi. Osmanlı ordusuyla arasındaki muharebe 21-22 Temmuz 1739 tarihlerinde yapıldı ve Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı. Muharebe, Almanca kaynaklarda Krotzka, Sırpça kaynaklarda Grocka adıyla anılır. Hekimoğlu Ali Paşa ve emrindeki Bosna kuvvetlerinin muharebeye katkısı kaynaklarda ayrıca belirtilir.

Muharebenin ardından Osmanlı ordusu Belgrad'ı kuşattı. Ali Paşa kuşatmaya katıldı. Kalenin düşmesi beklenirken Avusturya barış istedi.

Görüşmeler, Fransa'nın İstanbul elçisi Marquis de Villeneuve'ün arabuluculuğuyla yürütüldü. Fransız elçisinin isteği üzerine Hekimoğlu Ali Paşa da Osmanlı temsilci heyetine alındı. Uzun ve çetin geçen görüşmelerin sonunda 18 Eylül 1739 tarihinde Belgrad Antlaşması imzalandı.

Antlaşmayla Belgrad ve Semendire yeniden Osmanlı yönetimine geçti; Avusturya, 1718 yılındaki antlaşmayla aldığı toprakların büyük bölümünü geri verdi. Rusya ile yapılan ayrı antlaşma 3 Ekim 1739 tarihinde imzalandı.

Bu antlaşma, Osmanlı Devleti'nin on sekizinci yüzyılda batıda kazanç sağladığı son metindir. Hekimoğlu Ali Paşa'nın hem askerî hem diplomatik alanda rol aldığı bu süreç, kaynaklarda kariyerinin zirvesi olarak değerlendirilir.

## Mısır Valiliği ve Kölemen Meselesi

1740 yılında Mısır'da yeni bir bunalım çıktı. Eyalet fiilen kölemen beylerinin denetimindeydi; İstanbul'dan gönderilen valiler görev yapamıyor, Mısır'ın yıllık hazinesi merkeze ulaşmıyordu. Bazı valilerin beyler tarafından tutuklandığı kaydedilir.

Bosna'daki başarısı sebebiyle 1740 yılının haziran ayında Mısır valiliğine tayin edildi. Görev, askerî olduğu kadar mali bir düzenleme işiydi: eyaletin gelirlerini yeniden merkeze bağlamak gerekiyordu.

Kaynaklar, bir yıl içinde kölemen beylerinin eyaletteki gücünü kırdığını ve Osmanlı yönetimini yeniden kurduğunu kaydeder. Uygulamasında sertlik ve doğrudan müdahale öne çıkar; aynı yöntemi daha önce Adana ve sonra Trabzon'da da uygulamıştır.

Mısır valiliği bir yıl kadar sürdü. 1741 yılının haziran ayında yerine damadı Yahya Paşa getirildi. Damat ilişkisi, hem Türkçe hem yabancı kaynaklarda kaydedilir ve Ali Paşa'nın yetiştirdiği kadronun eyalet yönetiminde sürekliliğini gösterir.

Mısır'dan sonra Anadolu'ya çağrıldı. Önce 1741 yılının eylül ayında Adana valiliğine, aynı yılın kasım ayında merkezi Kütahya'da bulunan Anadolu beylerbeyiliğine tayin edildi.

Bu tayin, ikinci sadaretinin hemen öncesindeki basamaktır. Anadolu beylerbeyiliği, İstanbul'a yakınlığı ve rütbesi sebebiyle sadaret adaylarının sık bulunduğu görevlerdendi.

## İkinci Sadareti

İkinci kez sadrazamlığa 21 Nisan 1742 tarihinde getirildi. Tayin, padişahın gönderdiği gizli bir hatt-ı hümayunla bildirildi; yerine geçtiği sadrazam Nişancı Şehla Hacı Ahmed Paşa'ydı. Bu dönem yaklaşık bir buçuk yıl sürdü.

Gündemin tamamı doğu cephesiydi. Nâdir Şah büyük bir kuvvetle Kerkük'ü ele geçirmiş, Dicle üzerinde iki köprü kurdurarak Musul, Diyarbekir ve Rakka yönüne geçme hazırlığına girişmişti. Merkezî yönetim, buna karşı bir sefer düzenlemek zorundaydı.

Ali Paşa, devlet ileri gelenlerinin görüşünü aldıktan sonra sefere bizzat çıkmayı planladı. Tasarısı, orduyu uygun bir kışlağa yerleştirmek ve Nâdir Şah'ın hareketine göre ilkbaharda harekâta başlamaktı. Planını, Eyüp'te bulunan I. Mahmud'a doğrudan anlattı ve cephede işi eline almadan sonuç alınamayacağını bildirdi.

Padişah ise dikkatini başka bir noktaya vermişti: Diyarbekir seraskerine zamanında destek gönderilmemiş olması. Bu eksikliği sadrazamın ihmali sayıyordu ancak durumu açıkça bildirmedi.

Meşveret meclisi 23 Eylül 1743 tarihinde sarayda toplandı. Toplantı açılmadan önce mühr-i hümayun Dârüssaâde ağası aracılığıyla geri alındı ve Ali Paşa azledildi. Meclise, azil sebebi ile yeni sadrazamın Yeniçeri ağası Seyyid Hasan Paşa olduğu açıklandı. Aynı gün Midilli adasına sürgüne gönderildi.

## Bosna, Özi ve Trabzon Yılları

Midilli'deki ikinci sürgün iki ay kadar sürdü. Affedilerek Kandiye muhafızlığı ve Girit valiliğine, ardından 1744 yılının ekim ayında ikinci kez Bosna valiliğine gönderildi.

1745 yılında doğu cephesindeki durum yeniden ağırlaştı. İran seraskerinin ölümü ve levent adı verilen ücretli askerlerin komuta emirlerini dinlememesi bozgunla sonuçlandı. Ali Paşa önce Halep valiliğine tayin edildi, 1746 yılının ocak ayında Anadolu beylerbeyiliğiyle birlikte Kars cephesi seraskerliği verildi. Ertesi yıl İran ile barış yapıldığı için harekâta gerek kalmadı.

Bunun yerine Anadolu'da levent gruplarının dağıtılmasıyla görevlendirildi. Elebaşılar ortadan kaldırıldı ve levent ocakları tamamen kapatıldı; Osmanlı ordusunda bu adla anılan kara askeri bir daha kurulmadı.

28 Kasım 1746 tarihinde üçüncü kez Bosna valiliğine tayin edildi ve Hersek sancağı da eyalete bağlandı. Bu göreve gitmek istemedi; Anadolu'da bir eyalet istedi. Sadrazam Tiryaki Hacı Mehmed Paşa buna izin vermedi ve tayin zorla uygulattırıldı. Kaynaklar, aynı sadrazamın döneminde birkaç kez idamının istendiğini, I. Mahmud'un buna izin vermediğini kaydeder.

1748 yılında Tırhala sancağına gönderildi, yolda iken Bender muhafızlığı ve Özi valiliği verildi. 1750 yılında Vidin muhafızlığına nakledildi. 1751 yılının nisan ayında Trabzon valiliğine getirildi ve bölgedeki âyan ile derebeylerinin baskısını kırmakla uğraştı.

## Üçüncü Sadareti ve Sürgün

III. Osman'ın tahta çıkmasından sonra dördüncü kez Anadolu valiliğine tayin edildi. Kısa süre sonra, 15 Şubat 1755 tarihinde Çorlulu Köse Bahir Mustafa Paşa'nın yerine üçüncü kez sadrazam oldu. Bu sadaret üç ay sürdü ve kariyerinin en kısa görevidir.

Yeni padişahla ilişkisi baştan gergindi. I. Mahmud döneminde işlerini serbestçe yürütmeye alışmış olan Ali Paşa, sadaret işlerine sürekli müdahale edilmesine karşı çıktı. Padişahın huzurunda geçen bir tartışmada söyledikleri, saray çevresince abartılarak aktarıldı.

18 Mayıs 1755 tarihinde azledildi. Azilde Silâhdar Bıyıklı Ali Ağa'nın rolü olduğu kaydedilir. Kaynaklar ayrıca, III. Osman'ın veliaht şehzadenin ortadan kaldırılması yönündeki isteğine karşı çıkmasının azilde etkili olduğunu belirtir.

Azlin ardından öldürülmek üzere Kız Kulesi'ne gönderildi. Sandalla götürülürken padişahın annesi Şehsuvar Sultan araya girdi ve idam hükmü uygulanmadı.

Sürgün yeri önce Kıbrıs oldu; Magosa kalesinde kalebend tutuldu. Ada halkı tarafından iyi karşılandığı, kendisine gönderilen yardımlarla adadaki yoksullara para dağıttığı kaydedilir. Beş ay kadar sonra sürgün yeri Rodos'a çevrildi.

Azlinde payı olduğu anlaşılan Bıyıklı Ali Paşa'nın sadaretten uzaklaştırılıp idam edilmesinden sonra Ali Paşa yeniden göreve çağrıldı. 1757 yılının kasım ayında üçüncü kez Mısır valiliğine tayin edildi.

## Son Yılları ve Ölümü

Mısır valiliğinden sonra 17 Ekim 1757 tarihinde yeniden Anadolu valisi oldu. Bu tayinle birlikte Aydın sancağı da kendisine verildi ve bölgede asayişi sağlaması istendi.

Bu son görev, kendi yetiştirdiği Koca Ragıb Paşa'nın sadareti dönemine rastlar. Kaynaklar, bu sayede eyaleti bir süre İzmir'den yönetebildiğini, sonra Anadolu eyaletinin merkezi olan Kütahya'ya döndüğünü kaydeder.

Kütahya'da hastalandı ve 13 Ağustos 1758 tarihinde öldü. Ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 14 Ağustos 1758 olarak verilir. Yetmiş bir yaşındaydı.

Ölüm sebebi olarak mesane hastalığı kaydedilir; bu bilgi, hayat hikâyesini yazan oğlu İsmail Ziyâeddin Bey'e dayandırılır. Bazı kaynaklarda zehirlendiği iddiası da yer alır, ancak bu iddia diğer kayıtlarca doğrulanmaz.

Cenazesi önce Kütahya'da Saray Camii yanına geçici olarak gömüldü. Yaklaşık bir ay sonra, vasiyeti ve ailesinin başvurusu üzerine naaşı İstanbul'a getirildi ve ilk sadareti sırasında yaptırdığı caminin yanındaki türbesine defnedildi.

Türbede eşi Muhsine Hanım ile daha eski bir zaviyenin kurucusu olan Abdal Yakub'un kabri de bulunur. Türbe kapısının dışında, saçak altında oğlu İsmail Ziyâeddin Bey'in mezarı yer alır. Ölümünden sonra oğulları Hasan ve Süleyman'ı, kendisinin yetiştirdiği Koca Ragıb Paşa himaye etmiştir.

## Külliyesi ve Diğer Eserleri

En bilinen eseri, İstanbul'da Davutpaşa ile Kocamustafapaşa arasında bulunan Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi'dir. Yapı topluluğu 1734-1735 yıllarında tamamlandı; birinci sadareti dönemine aittir.

Külliye cami, tekke, türbe, kütüphane, sebil, şadırvan ve çeşmeden oluşur. Cami, merkezî planlı bir yapıdır ve kesme küfeki taşından inşa edilmiştir. Kaynaklar, klasik Osmanlı mimarisinin son büyük örneklerinden biri olarak değerlendirir. Külliye bugün İstanbul'un Fatih ilçesindedir.

Kütüphane, külliyenin ayrı bir birimi olarak kurulmuştur. On sekizinci yüzyılda vakıf kütüphanelerinin müstakil yapılar halinde kurulması yaygınlaşmıştı ve bu kütüphane o örneklerdendir.

Kabataş'ta iskele karşısındaki meydan çeşmesi 1732 yılına tarihlenir. Çeşmenin kitabesindeki her mısra tarih düşürecek biçimde yazılmıştır ve metin şair Seyyid Vehbî'ye aittir. Çeşme, dönemin süsleme sanatının bilinen örneklerinden sayılır.

Çemberlitaş'ta Atik Ali Paşa Camii'nin avlu duvarında ikinci bir çeşmesi bulunur. Üsküdar'daki Bandırmalızâde Tekkesi de onun yaptırdığı yapılardandır; tekkenin görevlilerine cami vakfından maaş bağlanmıştır.

Adına yazılmış eserler de vardır. Hollanda elçiliği tercümanlarından Petros Baronian, 1733 yılında Fransızca bir coğrafya kitabını Türkçeye çevirerek ona ithaf etti. Şair ve münşî Abdürrezzak Nevres, Tebriz'in alınmasına dair manzum bir eser kaleme aldı. Bosna'daki mücadelesi de ayrı bir tarih kitabına konu oldu.

## Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

Kaynaklar Hekimoğlu Ali Paşa'yı, idarede sert davranan ancak cömert ve hesabını bilen bir yönetici olarak tarif eder. Osmanlı kaynakları onu bilgili, dürüst ve işini bilen bir devlet adamı sayar; aynı kaynaklar, gerektiğinde ağır cezalar uygulamaktan kaçınmadığını da kaydeder.

Batı kaynakları farklı bir yön öne çıkarır: diplomatik görüşmelerdeki tutumu, nezaketi ve Avrupa meseleleri hakkındaki bilgisi. Bu iki tablo çelişmez; taşrada asayiş kurma yöntemi ile masadaki üslubu ayrı alanlara aittir.

Yönetim anlayışının merkezinde asayiş vardır. Adana, Anadolu, Özi, Trabzon ve Mısır valiliklerinin hepsinde ilk işi, bölgede kuvvet toplamış grupların gücünü kırmak oldu. Bu tercih, dönemin taşra düzeninin temel sorunu olan yerel güç odaklarıyla doğrudan ilgilidir.

Dış siyasette tutarlı bir çizgi izledi. Rusya'yı asıl tehdit saydı, doğu cephesini barışla kapatmak istedi ve Fransa ile yakınlığı bu hesabın gereği olarak gördü. İki sadareti de bu görüşün merkezle çatışması sebebiyle sona erdi.

I. Mahmud ile ilişkisi genel olarak iyiydi; padişah, hakkında verilen idam isteklerini reddetti. III. Osman ile ilişkisi ise baştan gergin geçti ve kendisi de en sıkıntılı döneminin üçüncü sadareti olduğunu söylemiştir.

Devlet adamı yetiştirme yönü de kaydedilir. Himayesinde yetişenlerin çoğu vezirlik makamına kadar yükseldi; bunların en tanınmışı Koca Ragıb Paşa'dır.

## Mirası ve Tarihteki Yeri

Hekimoğlu Ali Paşa'nın kariyeri, on sekizinci yüzyıl Osmanlı yönetiminin iki özelliğini birlikte gösterir. Birincisi, sadaret makamının kısa süreli hale gelmesidir: üç sadaretinin toplamı beş yılı biraz aşar ve bu sürenin büyük bölümü tek bir dönemden gelir. İkincisi, aynı kişinin defalarca göreve çağrılmasıdır; kırk yılı aşan hizmetinde on beşten fazla valilik ve seraskerlik üstlendi.

Askerî alanda adı iki olayla anılır: 1731 yılında Tebriz'in geri alınması ve 1737 yılında Banaluka'da Avusturya ilerleyişinin durdurulması. Bosna'daki savunma, eyalet kuvvetleriyle kazanılmış olması bakımından ayrıca değerlendirilir.

Diplomatik alanda 1739 yılındaki Belgrad görüşmeleri öne çıkar. Antlaşma, Osmanlı Devleti'nin batıda toprak kazandığı son metin olduğu için, sürecin içinde yer alan isimler tarih yazımında ayrıca anılır.

Yenileşme tarihi bakımından katkısı, Humbaracı Ocağı'na verdiği destektir. Bu destek kalıcı bir kurumsal dönüşüm üretmedi; ancak Batı usulünde eğitilmiş bir teknik sınıfın Osmanlı ordusunda ilk kez düzenli biçimde yer almasını sağladı.

Mimarlık tarihinde külliyesiyle anılır. Kocamustafapaşa'daki yapı topluluğu, klasik dönem anlayışının on sekizinci yüzyıldaki son büyük uygulamalarından biri olarak incelenir.

Adı bugün İstanbul'da bir cadde ve bir semt adı olarak yaşamaktadır. Külliyesi ve türbesi ayaktadır; Kabataş'taki çeşmesi de korunan yapılar arasındadır.

## Aynı Yıllarda Dünya

1733: Lehistan veraset savaşları başladı; Rusya ile Avusturya aynı safta yer aldı.

1736: Nâdir Şah İran tahtına çıktı ve Safevî hanedanı sona erdi.

1736: Rusya Azak üzerine saldırdı, ertesi yıl Avusturya da savaşa katıldı.

1740: Prusya'da II. Friedrich tahta çıktı ve Avusturya veraset savaşları başladı.

1748: Aachen Antlaşması ile Avusturya veraset savaşları sona erdi.

1751: Fransa'da Ansiklopedi'nin ilk cildi yayımlandı.

1755: Lizbon'da büyük bir deprem oldu ve şehrin büyük bölümü yıkıldı.

1756: Avrupa'da Yedi Yıl Savaşları başladı.

## Kronoloji (39 olay)

| Tarih | Olay |
| --- | --- |
| 4 Haziran 1689 | İstanbul'da doğdu; babası hekimbaşı Nuh Efendi'dir. (dönüm noktası) |
| 22 Ekim 1707 | Babası Nuh Efendi, Rumeli kazaskerliği payesiyle hekimbaşı iken öldü. (dönüm noktası) |
| 1713 | Zile kazası voyvodalığına tayin edilerek İstanbul'dan uzaklaştırıldı. (dönüm noktası) |
| 1715 | Kapıcıbaşı sıfatıyla, öldürülen Kızlar Ağası Süleyman Ağa'nın malının tespitiyle görevlendirildi. (dönüm noktası) |
| 1719 | Yeni İl Türkmen voyvodalığına getirildi. (dönüm noktası) |
| Ekim 1722 | Beylerbeyi payesiyle Adana valiliğine tayin edildi. (dönüm noktası) |
| 1724 | Halep valisi olarak, eyalet askeriyle birlikte İran seferine katıldı. (dönüm noktası) |
| 11 Ekim 1725 | Tebriz'in alınmasındaki hizmeti sebebiyle vezirlik rütbesi verilerek Anadolu beylerbeyi oldu. (dönüm noktası) |
| Temmuz 1726 | Tebriz cephesi seraskerliğine ve Tebriz muhafızlığına tayin edildi. (dönüm noktası) |
| Eylül 1728 | Şehrizor'un ardından Sivas valiliğine gönderildi. (dönüm noktası) |
| Aralık 1730 | Erzurum valiliğiyle birlikte Revan bölgesi seraskerliğine getirildi. (dönüm noktası) |
| Eylül 1731 | Kurican'da kazanılan muharebeden sonra Hemedan alındı; ardından Urmiye 65 günlük kuşatmayla ele geçirildi. (dönüm noktası) |
| 15 Kasım 1731 | Tebriz yeniden Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti. (dönüm noktası) |
| 22 Kasım 1731 | Doğu cephesindeki başarılar üzerine I. Mahmud'a gazi unvanı verildi. (dönüm noktası) |
| 12 Mart 1732 | Birinci kez sadrazamlığa getirildi; mührü 10 Mayıs 1732 tarihinde İstanbul'da teslim aldı. (dönüm noktası) |
| 1734 | İstanbul'da Davutpaşa ile Kocamustafapaşa arasındaki külliyesinin yapımı sürdü; yapı 1735 yılında tamamlandı. (dönüm noktası) |
| 1735 | İran barışı meselesi yüzünden sadaretten azledildi ve Midilli adasına sürgüne gönderildi. Azil tarihi kaynaklarda temmuz ve ağustos ayları olarak farklı verilir. (dönüm noktası) |
| 1736 | Affedilerek Kandiye muhafızlığı ve Girit valiliğine getirildi. (dönüm noktası) |
| Nisan 1736 | Bosna valiliğine tayin edildi. (dönüm noktası) |
| 9 Temmuz 1737 | Avusturya ordusu İzvornik yönünden Bosna'ya girdi; eyalet kuvvetleri Travnik ovasında toplandı. (dönüm noktası) |
| 4 Ağustos 1737 | Banaluka önündeki muharebede Avusturya ordusu yenilgiye uğratıldı ve Bosna'daki kuşatmalar kaldırıldı. (dönüm noktası) |
| 21 Temmuz 1739 | Hisarcık mevkiinde iki gün süren muharebe Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı; ardından Belgrad kuşatıldı. (dönüm noktası) |
| 18 Eylül 1739 | Belgrad Antlaşması imzalandı; Hekimoğlu Ali Paşa Osmanlı temsilci heyetinde yer aldı. (dönüm noktası) |
| Haziran 1740 | Mısır valiliğine tayin edildi ve bir yıl içinde eyaleti merkezî yönetime bağladı. (dönüm noktası) |
| Kasım 1741 | Adana valiliğinin ardından, merkezi Kütahya olan Anadolu beylerbeyiliğine getirildi. (dönüm noktası) |
| 21 Nisan 1742 | İkinci kez sadrazam oldu. (dönüm noktası) |
| 23 Eylül 1743 | Meşveret meclisi toplanmadan mühür geri alınarak azledildi ve Midilli'ye sürgüne gönderildi. (dönüm noktası) |
| Ekim 1744 | İkinci kez Bosna valiliğine gönderildi. (dönüm noktası) |
| Ocak 1746 | Anadolu beylerbeyiliğiyle birlikte Kars cephesi seraskerliği verildi. (dönüm noktası) |
| 28 Kasım 1746 | Üçüncü kez Bosna valiliğine tayin edildi; Hersek sancağı da eyalete bağlandı. (dönüm noktası) |
| 16 Haziran 1748 | Bender kalesi muhafızlığı ve Özi valiliğine getirildi. (dönüm noktası) |
| Nisan 1751 | Trabzon valiliğine gönderildi ve bölgedeki âyan ile derebeylerine karşı harekete geçti. (dönüm noktası) |
| 15 Şubat 1755 | III. Osman döneminde üçüncü kez sadrazam oldu. (dönüm noktası) |
| 18 Mayıs 1755 | Sadaretten azledildi; Kız Kulesi'ne gönderildi, Şehsuvar Sultan'ın araya girmesiyle idam edilmedi. (dönüm noktası) |
| Ekim 1755 | Kıbrıs'ta Magosa kalesindeki kalebendlikten sonra sürgün yeri Rodos'a çevrildi. (dönüm noktası) |
| 17 Ekim 1757 | Yeniden Anadolu valiliğine getirildi; Aydın sancağı da kendisine verildi. (dönüm noktası) |
| Kasım 1757 | Üçüncü kez Mısır valiliğine tayin edildi. (dönüm noktası) |
| 1758 | Naaşı vasiyeti üzerine İstanbul'a getirildi ve külliyesindeki türbeye defnedildi. (dönüm noktası) |
| 13 Ağustos 1758 | Kütahya'da öldü. Ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 14 Ağustos 1758 olarak verilir. (dönüm noktası) |

## Savaşlar ve seferler (6)

Aşağıdaki tablo Hekimoğlu Ali Paşa döneminde yapılan savaş ve seferleri yıl sırasıyla verir.

| Yıl | Savaş veya sefer | Taraf | Sonuç |
| --- | --- | --- | --- |
| 1724 | 1723-1727 Osmanlı İran Savaşı | Safevî İran | Tebriz alındı, Hemedan uzlaşması yapıldı; Halep valisi ve ardından Tebriz cephesi seraskeri olarak görev aldı. |
| Eylü | Kurican Muharebesi | II. Tahmasb kuvvetleri | Osmanlı üstünlüğü, Hemedan alındı; Revan bölgesi seraskeri sıfatıyla harekâtı yönetti. |
| 1731 | Urmiye Kuşatması | Safevî İran | Kale 65 gün süren kuşatmanın ardından alındı; Tebriz üzerine yürüyüşün önündeki son engel kaldırıldı. |
| 15 K | Tebriz'in Geri Alınması | Safevî İran | Şehir Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti; Kalede bulunan mühimmat ve toplar da ele geçirildi. |
| 4 Ağ | Banaluka Muharebesi | Avusturya | Avusturya ordusu yenildi, Bosna'daki kuşatmalar kaldırıldı; Bosna valisi olarak topladığı eyalet kuvvetleri ve gönüllülerle kazanıldı. |
| 21-2 | Hisarcık Muharebesi | Avusturya | Osmanlı üstünlüğü, ardından Belgrad kuşatması başladı; Bosna eyaleti kuvvetleriyle ana orduya katıldı; muharebe Krotzka ve Grocka adlarıyla da anılır. |

## Antlaşmalar (2)

| Yıl | Antlaşma | Taraf | Not |
| --- | --- | --- | --- |
| 18 E | Belgrad Antlaşması | Avusturya | Belgrad ve Semendire Osmanlı yönetimine döndü. Hekimoğlu Ali Paşa, Fransa elçisinin isteğiyle Osmanlı temsilci heyetine alındı. |
| 1727 | Hemedan Uzlaşması | Safevî İran | Tebriz cephesi seraskeri olarak görüşmelerde etkili oldu. |

## Sadaret dönemleri (3)

Aşağıdaki tablo Hekimoğlu Ali Paşa'nın sadrazamlık dönemlerini başlangıç ve bitiş tarihi, hizmet ettiği padişah ve görev süresiyle verir.

| Başlangıç | Bitiş | Padişah | Süre | Not |
| --- | --- | --- | --- | --- |
| 12 Mart 1732 | 1735 | I. Mahmud | 3 yılı aşkın | Mührü 10 Mayıs 1732 tarihinde İstanbul'da teslim aldı. Azil tarihi kaynaklarda farklı verilir: bir kısmı 1735 yılının temmuz ayını, bir kısmı 12 Ağustos 1735 tarihini gösterir. |
| 21 Nisan 1742 | 23 Eylül 1743 | I. Mahmud | yaklaşık 1 yıl 5 ay | İran seferi hazırlıkları ve Diyarbekir seraskerine destek meselesi yüzünden azledildi; azil tarihi bazı sadrazam listelerinde daha erken gösterilir. |
| 15 Şubat 1755 | 18 Mayıs 1755 | III. Osman | 3 ay | Padişahla yaşanan anlaşmazlık üzerine azledildi; ardından Kıbrıs ve Rodos'a sürgün edildi. |

## Hizmet ettiği padişahlar (3)

| Padişah | Saltanat | Not |
| --- | --- | --- |
| III. Ahmed | 1703-1730 | Saray hizmeti ve ilk taşra görevleri bu padişahın saltanatında geçti |
| I. Mahmud | 1730-1754 | İlk iki sadareti bu dönemdedir; padişah hakkında verilen idam isteklerini reddetti |
| III. Osman | 1754-1757 | Üçüncü sadareti bu dönemdedir; azlinin ardından Kıbrıs ve Rodos'a sürgün edildi |

## Mühr-i hümayun

Sadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Hekimoğlu Ali Paşa mührü üç kez aldı: birincisini 12 Mart 1732 tarihindeki tayininin ardından, doğu cephesinden dönerek 10 Mayıs 1732 tarihinde İstanbul'da teslim aldı. İkinci ve üçüncü sadaretlerinde mühür kendisine sırasıyla 21 Nisan 1742 ve 15 Şubat 1755 tarihlerinde verildi. İkinci sadaretinin sonunda mühür, meşveret meclisi toplanmadan önce Dârüssaâde ağası aracılığıyla geri alındı.

## Eserleri (6)

| Eser | Tür | Yıl | Yer | Not |
| --- | --- | --- | --- | --- |
| Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi | külliye | 1734-1735 | Davutpaşa ve Kocamustafapaşa arası, Fatih, İstanbul | Cami, tekke, türbe, kütüphane, sebil, şadırvan ve çeşmeden oluşur; klasik Osmanlı mimarisinin son büyük örneklerinden sayılır. |
| Hekimoğlu Ali Paşa Kütüphanesi | kütüphane | 1735 | Fatih, İstanbul | Külliye içinde ayrı bir birim olarak kuruldu. |
| Hekimoğlu Ali Paşa Türbesi | türbe | 1734-1735 | Fatih, İstanbul | Kendisi, eşi Muhsine Hanım ve başka bazı kişiler burada gömülüdür. |
| Kabataş Çeşmesi | çeşme | 1732 | Kabataş, İstanbul | Kitabesindeki her mısra tarih düşürecek biçimde yazılmıştır; metin şair Seyyid Vehbî'ye aittir. |
| Atik Ali Paşa Camii avlu duvarı çeşmesi | çeşme |  | Çemberlitaş, İstanbul | Caminin avlu duvarında yer alır. |
| Bandırmalızâde Tekkesi | tekke |  | Üsküdar, İstanbul | Görevlilerine cami vakfından maaş bağlanmıştır. |

## Çağdaşları

| Kişi | Rol | Yıllar | Not |
| --- | --- | --- | --- |
| I. Mahmud | Osmanlı padişahı | 1730-1754 | İlk iki sadaretini onun döneminde yaptı; hakkında verilen idam isteklerini reddetti |
| Humbaracı Ahmed Paşa | Humbaracı Ocağı'nın düzenleyicisi | 1729-1747 | Fransız asıllıdır; Hekimoğlu Ali Paşa'nın himayesinde ocağı Batı usulüne göre düzenledi |
| Köprülüzâde Abdullah Paşa | Doğu cephesi seraskeri | 1723-1735 | İran barışına karşı çıktı; Hekimoğlu Ali Paşa'nın birinci sadaretten azlinde etkili oldu |
| Nâdir Şah | İran hükümdarı | 1736-1747 | İki sadaretin de gündemini belirleyen doğu cephesinin karşı tarafıdır |
| Marquis de Villeneuve | Fransa'nın İstanbul elçisi | 1728-1741 | Belgrad Antlaşması görüşmelerinde arabuluculuk yaptı |
| Koca Ragıb Paşa | Sadrazam ve şair | 1757-1763 | Hekimoğlu Ali Paşa'nın himayesinde yetişti; onun son valiliği bu sadaret dönemine rastlar |
| Hacı Beşir Ağa | Dârüssaâde ağası | 1717-1746 | Birinci sadarete getirilmesinde girişimi olduğu kaydedilir |
| Şehsuvar Sultan | Valide sultan | 1754-1757 | III. Osman'ın annesidir; 1755 yılında idam edilmesini önledi |

## İlkler ve enler

- **Osmanlı hekimbaşı ailesinden gelip sadrazamlığa yükselen ilk isim** 1732
- **Bosna eyaleti kuvvetleriyle Avusturya ana ordusunu durduran vali** Banaluka, 4 Ağustos 1737
- **Belgrad Antlaşması görüşmelerine yabancı elçinin talebiyle heyete alınan Osmanlı komutanı** 1739
- **Humbaracı Ocağı'na beylerbeyi rütbesiyle Batılı bir uzmanı yerleştiren sadrazam** Humbaracı Ahmed Paşa, 1732-1735
- **Üç ayrı padişah döneminde saray, cephe ve sadaret görevlerini birlikte yürüten devlet adamı** III. Ahmed, I. Mahmud ve III. Osman dönemleri

## Aile ağacı

- Babası: Nuh Efendi (II. Mustafa döneminde hekimbaşı; sonradan müslüman olmuş bir hekimdir. Kökeni kaynakların bir kısmında Girit, bir kısmında Venedik olarak verilir. 22 Ekim 1707 tarihinde öldü.)
- Annesi: Safiye Hanım (Kaynaklarda adı geçer, hakkında başka bilgi verilmez)

### Eşleri (1)

- Muhsine Hanım: İstanbul'daki külliyenin türbesinde gömülüdür

### Çocukları (3)

| Ad | Doğum | Ölüm | Annesi | Not |
| --- | --- | --- | --- | --- |
| İsmail Ziyâeddin Bey |  |  |  | Babasının hayat hikâyesini yazdı; mezarı türbenin kapısı dışındadır |
| Hasan |  |  |  | Babasının ölümünden sonra Koca Ragıb Paşa tarafından himaye edildi |
| Süleyman |  |  |  | Babasının ölümünden sonra Koca Ragıb Paşa tarafından himaye edildi |

### Kardeşleri (1)

- Feyzullah Efendi: Maliye kalemlerinde rûznâmçe-i evvelliğe kadar yükseldi; Kasımpaşa'da bir çeşme yaptırdı

## Yanlış bilinenler

- Yanlış: Hekimoğlu Ali Paşa devşirme kökenlidir.
  Doğru: Devşirme değildir. İstanbul'da, saray hekimbaşısı Nuh Efendi'nin oğlu olarak doğdu ve saray hizmetine hassa silâhşorluğu ile girdi. Devşirme kökenli sadrazamların aksine ailesi kaynaklarda adıyla kayıtlıdır.
- Yanlış: Humbaracı Ocağı'nı Hekimoğlu Ali Paşa kurdu.
  Doğru: Ocağın Batı usulünde yeniden düzenlenmesi, Topal Osman Paşa'nın sadareti sırasında Humbaracı Ahmed Paşa'ya verilen görevle başladı. Hekimoğlu Ali Paşa bu çalışmayı sürdürdü, ona beylerbeyi rütbesi verdirdi ve ocağın eğitimini destekledi.
- Yanlış: Banaluka Muharebesi'ni merkezden gönderilen ana ordu kazandı.
  Doğru: Muharebe, Bosna valisi olarak topladığı eyalet kuvvetleri ve yerel gönüllülerle kazanıldı. İstanbul ile Bosna arasındaki yol o sırada Avusturya ilerleyişi yüzünden kapanmıştı.
- Yanlış: Üçüncü sadaretinden sonra idam edildi.
  Doğru: İdam edilmek üzere Kız Kulesi'ne gönderildi, ancak III. Osman'ın annesi Şehsuvar Sultan'ın araya girmesiyle hüküm uygulanmadı. Kıbrıs ve Rodos'a sürgün edildi, sonra yeniden valiliklere getirildi ve 1758 yılında Kütahya'da öldü.
- Yanlış: Kariyerinin tamamı sadrazamlıkta geçti.
  Doğru: Üç sadaretinin toplamı beş yılı biraz aşar. Kırk yılı aşan hizmetinin büyük bölümü valilik ve seraskerlik görevlerinde, İran, Bosna, Mısır ve Anadolu'da geçti.
- Yanlış: Külliyesinin tamamı ölümünden sonra yapıldı.
  Doğru: Külliye, birinci sadareti sırasında 1734-1735 yıllarında tamamlandı. Kendisi 1758 yılında öldüğünde yapı topluluğu ayaktaydı ve türbesi de burada hazırdı.

## Sıkça sorulan sorular

### Hekimoğlu Ali Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?

Üç kez sadrazamlık yaptı. Birincisi 12 Mart 1732 tarihinde başladı ve üç yılı aştı, ikincisi 21 Nisan 1742 ile 23 Eylül 1743 tarihleri arasında sürdü, üçüncüsü 15 Şubat 1755 ile 18 Mayıs 1755 tarihleri arasında üç ay sürdü. Üç dönemin toplamı beş yılı biraz aşar.

### Hekimoğlu Ali Paşa'nın adı neden Hekimoğlu'dur?

Lakabı, babasının mesleğinden gelir. Babası Nuh Efendi, II. Mustafa döneminde saray hekimbaşılığı yapmıştır. Ad, resmî yazışmalarda da kullanılmış ve soyadı gibi yerleşmiştir; kaynaklarda Hekimzâde biçimine de rastlanır.

### Hekimoğlu Ali Paşa nerede ve ne zaman doğdu?

4 Haziran 1689 tarihinde İstanbul'da doğdu. Annesinin adı Safiye Hanım olarak kaydedilir. Sekiz oğlu olan ailenin ikinci çocuğudur.

### Banaluka Muharebesi ne zaman oldu ve sonucu ne oldu?

Muharebe 4 Ağustos 1737 tarihinde Banaluka önünde yapıldı. Bosna valisi Hekimoğlu Ali Paşa'nın topladığı eyalet kuvvetleri ve gönüllüler, kaleyi kuşatan Avusturya ordusunu yenilgiye uğrattı. Sonuçta Avusturya kuvvetleri Bosna'daki bütün kuşatmaları kaldırarak geri çekildi.

### Hekimoğlu Ali Paşa Belgrad Antlaşması'nda hangi rolü aldı?

Belgrad Antlaşması 18 Eylül 1739 tarihinde imzalandı. Görüşmeler Fransa'nın İstanbul elçisi Marquis de Villeneuve'ün arabuluculuğuyla yürütüldü ve elçinin isteği üzerine Hekimoğlu Ali Paşa da Osmanlı temsilci heyetine alındı. Antlaşmayla Belgrad ve Semendire Osmanlı yönetimine döndü.

### Hekimoğlu Ali Paşa birinci sadaretten neden azledildi?

Azlin sebebi İran barışı konusundaki görüş ayrılığıdır. Nâdir Şah'ın barış teklifine olumlu cevap verdi, ancak mektubu doğu cephesi seraskeri Köprülüzâde Abdullah Paşa muhataba ulaştırmadan İstanbul'a geri gönderdi. Bunun üzerine toplanan meşveret meclisi sırasında mühür geri alındı; azil tarihi kaynaklarda 1735 yılının temmuz ve ağustos ayları olarak farklı verilir.

### Hekimoğlu Ali Paşa hangi padişahlara hizmet etti?

Saray hizmetine III. Ahmed döneminde girdi. İlk iki sadaretini I. Mahmud döneminde, üçüncü sadaretini III. Osman döneminde yaptı. I. Mahmud ile ilişkisi iyiydi; III. Osman ile ilişkisi baştan gergin geçti.

### Hekimoğlu Ali Paşa üçüncü sadaretinden sonra ne oldu?

18 Mayıs 1755 tarihinde azledildi ve öldürülmek üzere Kız Kulesi'ne gönderildi. III. Osman'ın annesi Şehsuvar Sultan'ın araya girmesiyle hüküm uygulanmadı. Önce Kıbrıs'ta Magosa kalesine, beş ay kadar sonra Rodos'a sürgün edildi.

### Hekimoğlu Ali Paşa hangi eserleri yaptırdı?

En bilinen eseri, Davutpaşa ile Kocamustafapaşa arasındaki külliyesidir; cami, tekke, türbe, kütüphane, sebil, şadırvan ve çeşmeden oluşur ve 1734-1735 yıllarında tamamlanmıştır. Ayrıca Kabataş'ta 1732 tarihli bir meydan çeşmesi, Çemberlitaş'ta Atik Ali Paşa Camii avlu duvarında bir çeşmesi ve Üsküdar'da Bandırmalızâde Tekkesi bulunur.

### Hekimoğlu Ali Paşa Humbaracı Ocağı ile nasıl ilgilendi?

Birinci sadareti sırasında, Osmanlı hizmetine girmiş olan Fransız asıllı Humbaracı Ahmed Paşa'ya beylerbeyi rütbesi verdirdi ve ocağın Batı usulüne göre eğitilmesini ona bıraktı. Ayrıca kendisinden Avrupa siyaseti hakkında raporlar istedi. Bu destek, on sekizinci yüzyıl Osmanlı askerî yenileşmesinin ilk adımlarından sayılır.

### Hekimoğlu Ali Paşa hangi valiliklerde bulundu?

Adana, Halep, Şehrizor, Sivas, Diyarbekir, Erzurum, Anadolu, Girit, Bosna, Mısır, Özi, Vidin ve Trabzon valiliklerinde bulundu. Bosna valiliğini üç kez, Mısır valiliğini üç kez, Anadolu valiliğini birkaç kez üstlendi. Kariyerinin kırk yılı aşan bölümü taşrada geçti.

### Hekimoğlu Ali Paşa ne zaman ve nerede öldü?

Anadolu valisi olarak bulunduğu Kütahya'da 13 Ağustos 1758 tarihinde öldü; ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 14 Ağustos 1758 olarak verilir. Ölüm sebebi mesane hastalığı olarak kaydedilir. Yetmiş bir yaşındaydı.

### Hekimoğlu Ali Paşa nereye gömüldü?

Cenazesi önce Kütahya'da Saray Camii yanına geçici olarak gömüldü. Yaklaşık bir ay sonra vasiyeti ve ailesinin başvurusu üzerine naaşı İstanbul'a getirildi ve kendi külliyesindeki türbeye defnedildi. Türbede eşi Muhsine Hanım da gömülüdür.

### Hekimoğlu Ali Paşa hangi devlet adamlarını yetiştirdi?

Himayesinde yetişenlerin çoğu vezirlik makamına kadar yükseldi. En tanınmışı, 1757-1763 yılları arasında sadrazamlık yapan Koca Ragıb Paşa'dır. Damadı Yahya Paşa da Mısır valiliğinde onun yerine geçmiştir.

### Hekimoğlu Ali Paşa'nın dış siyaset görüşü neydi?

Asıl tehdidi Rusya'da görüyor, doğu cephesini barışla kapatmak istiyordu. Bu sebeple İran ile anlaşmayı savundu ve Rusya ile Avusturya'ya karşı Fransa ile yakınlık kurdu. İki sadareti de bu görüşün merkezle çatışması sebebiyle sona erdi.

## İlgili sadrazamlar

- Önceki: [Topal Osman Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/topal-osman-pasa)
- Sonraki: [Koca Ragıp Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/koca-ragip-pasa)
- Tüm liste: [Osmanlı Sadrazamları](https://com.com.tr/ansiklopedi/sadrazamlar.md)

## İlgili maddeler (7)

- [Koca Ragıp Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/koca-ragip-pasa.md)
- [Halil Hamid Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/halil-hamid-pasa.md)
- [Nevşehirli Damat İbrahim Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/nevsehirli-damat-ibrahim-pasa.md)
- [I. Mahmud](https://com.com.tr/ansiklopedi/1-mahmud.md)
- [III. Osman](https://com.com.tr/ansiklopedi/3-osman.md)
- [III. Ahmed](https://com.com.tr/ansiklopedi/3-ahmed.md)
- [Topal Osman Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/topal-osman-pasa.md)

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi; Wikidata: https://www.wikidata.org/wiki/Q1584693

Son güncelleme: 6 Eylül 2026

[Canlı sayfa](https://com.com.tr/ansiklopedi/hekimoglu-ali-pasa) · [Ansiklopedi](https://com.com.tr/ansiklopedi.md)

---
COM (https://com.com.tr) · AI: https://com.com.tr/llms.txt
