
Hüseyin Hilmi Paşa
حسين حلمي پاشاSarlıca Hüseyin Hilmi
Hüseyin Hilmi Paşa, 1902-1908 arasındaki Rumeli umumi müfettişliğiyle tanınan ve 1909 yılında iki kez sadrazamlık yapan Osmanlı devlet adamıdır.
Hüseyin Hilmi Paşa Kimdir?
14 dk okumaHüseyin Hilmi Paşa, 1855 yılında Midilli adasının Sarlıca köyünde doğdu ve 3 Nisan 1923 tarihinde Viyana'da öldü. Ailesi Kütahya'dan gelip ada da ticaretle uğraşan bir tüccar ailesiydi.
Öğrenimini Midilli'de yaptı ve Fransızca öğrendi. Gençliğinde adada sürgünde bulunan Namık Kemal ile tanıştı; kaynaklar bu tanışmanın siyasi görüşleri üzerinde etkili olduğunu kaydeder.
Memuriyete 1870'lerin ortasında Midilli'de başladı. Mersin, Nablus, Süleymaniye ve Kerek gibi yerlerde mutasarrıflık yaptı, ardından Adana ve Yemen valiliklerinde bulundu.
Kariyerinin en çok anılan görevi, 1902 yılının aralık ayında getirildiği Rumeli umumi müfettişliğidir. Görev, Selanik, Manastır ve Kosova vilayetlerini kapsıyordu ve altı yıl sürdü. Bu dönemde Avrupa devletlerinin hazırladığı ıslahat programının uygulanması onun sorumluluğundaydı.
1908 yılında Dahiliye nazırı oldu. 14 Şubat 1909 tarihinde ilk kez sadrazamlığa getirildi; bu görev, 13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul'da çıkan ve 31 Mart Olayı adıyla anılan ayaklanma sırasında sona erdi. 5 Mayıs 1909 tarihinde ikinci kez sadarete getirildi ve aynı yılın aralık ayı sonunda istifasını sundu.
Sonraki yıllarda Adliye nazırlığı yaptı ve 1912 yılında Viyana sefirliğine atandı. Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar bu görevde kaldı, ardından Viyana'da yaşamayı sürdürdü ve orada öldü.
Midilli adasının Sarlıca köyünde doğdu; babası Kütahyalızade Mustafa Efendi'dir.
Doğumu ve Ailesi
01 / 19 · 1 dkHüseyin Hilmi Paşa, 1855 yılında Midilli adasının Sarlıca köyünde doğdu. Kaynaklar doğum ayını farklı verir; bir kısmı nisan, bir kısmı eylül ayını kaydeder.
Ailesi Kütahya'dan gelip adaya yerleşen bir tüccar ailesiydi. Babası Kütahyalızade Mustafa Efendi'dir. Dedesinin ticaret için adaya yerleştiği kaydedilir.
Ada nüfusu karışıktı ve ticaret hayatı canlıydı. Bu ortam, hem yabancı dil öğrenmesini hem farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir yeri erken yaşta tanımasını sağladı. Sonraki yıllarda Makedonya'da yürüttüğü görevde bu tecrübe kaynaklarda öne çıkarılır.
Ailesi sonraki dönemde Sarlıca soyadını aldı; ad, doğduğu köyden gelir.
Evlendi ve çocuk sahibi oldu. Oğullarından ikisi Birinci Dünya Savaşı sonunda yayılan grip salgınında, İsviçre'de öğrenci bulundukları sırada öldü.
Aile bağları hakkında kaynaklarda ayrıntı azdır. Kendi kaleme aldığı belgeler ve resmî yazışmaları ise geniş bir koleksiyon oluşturur ve arşivlerde korunur.
Midilli, hayatının ilk yirmi yılının geçtiği yerdir. Memuriyete de burada başladı ve ilk dokuz yılını adada çalışarak geçirdi. Bu dönem, sonraki taşra kariyerinin temelini oluşturdu.
Eğitimi ve Namık Kemal ile Tanışması
02 / 19 · 1 dkİlk, orta ve medrese öğrenimini Midilli'de yaptı. Kaynaklar ada üzerindeki Ulucami Medresesi'nde okuduğunu kaydeder.
Öğrenim yıllarında Fransızca öğrendi ve bu dili akıcı biçimde kullandı. Yabancı dil bilgisi, sonraki yıllarda Avrupa devletlerinin temsilcileriyle yürüttüğü görüşmelerde belirleyici oldu.
Hukuk alanında da öğrenim gördüğü ve diploma aldığı kaydedilir.
Gençlik yıllarının en çok anılan olayı, Namık Kemal ile tanışmasıdır. Namık Kemal, 1870'lerin sonunda Midilli'de bulunuyordu ve adada mutasarrıflık görevi de yaptı. İki isim bu dönemde tanıştı.
Kaynaklar, bu ilişkinin Hüseyin Hilmi'nin siyasi görüşleri üzerinde etkili olduğunu kaydeder ve kendisinin bu çevreye yakınlığıyla anıldığını belirtir.
Namık Kemal'in yazıları, dönemin genç memurları arasında yaygın biçimde okunuyordu. Anayasa, meclis ve hukuk devleti konularındaki görüşleri, sonraki kuşağın idari kadrolarında karşılık buldu.
Hüseyin Hilmi'nin sonraki kariyerinde öne çıkan çalışma tarzı, düzenli kayıt tutmak, rapor hazırlamak ve idari işleri kurala bağlamaktır. Bu tarz, öğrenim yıllarında edindiği hukuk bilgisiyle birlikte değerlendirilir.
Öğrenimini tamamladıktan sonra memuriyete girdi ve devlet hizmetinde yaklaşık kırk beş yıl kaldı.
Memuriyete Girişi ve İlk Görevleri
03 / 19 · 1 dkMemuriyete 1875 yılında Midilli'de başladı. İlk görevi, tapu ve kayıt işlerini yürüten dairede kâtiplikti.
Tapu kayıtları, taşra idaresinin en teknik alanlarından biriydi. Arazi sınırlarının, mülkiyet durumunun ve vergi yükümlülüğünün belirlenmesi bu kayıtlara dayanıyordu. Genç memur bu alanda dokuz yıl çalıştı.
Adadaki görev süresi boyunca kayıt düzeni, defter tutma ve idari yazışma konusunda deneyim kazandı. Sonraki yıllarda geniş bölgelerde yürüttüğü işlerde bu teknik bilgi kaynaklarda öne çıkarılır.
Midilli'den sonra Aydın ve Suriye vilayetlerinde görev aldı. Böylece hem Anadolu'nun batısını hem Arap vilayetlerini tanıdı.
Bu görevler, imparatorluğun idari yapısının farklı bölgelerde nasıl işlediğini görmesini sağladı. Aydın vilayeti ticaretle, Suriye vilayeti ise aşiret düzeni ve toprak meseleleriyle öne çıkan bölgelerdi.
Kariyerinin bu ilk yirmi yılı, merkez teşkilatının dışında geçti. İstanbul'da görev yapmadı ve saray çevresiyle ilişki kurmadı.
Kaynaklar bu durumu, sonraki değerlendirmelerde iki yönlü olarak ele alır: taşra idaresindeki başarısının sebebi sayılırken, merkezdeki siyasi denge oyunlarına hazırlıksız yakalanmasının da sebebi olarak gösterilir.
1890'ların başında mutasarrıflık kademesine yükseldi.
Midilli'de tapu ve kayıt dairesinde kâtiplikle memuriyete başladı.
Mutasarrıflıklar ve Adana Valiliği
04 / 19 · 1 dk1893 ile 1897 yılları arasında art arda mutasarrıflık görevlerinde bulundu. Mutasarrıflık, vilayetin altındaki sancağın idaresidir.
Görev yaptığı sancaklar arasında Mersin, Kerek, Nablus ve Süleymaniye bulunur. Bu yerler birbirinden çok farklı bölgelerdedir: Akdeniz kıyısı, Ürdün toprakları, Filistin ve Kuzey Irak.
Her sancak kendi sorunlarını taşıyordu. Kerek ve Süleymaniye aşiret düzeninin ağır bastığı bölgelerdi; Nablus tarım ve ticaretle, Mersin liman ve tarım ürünü ticaretiyle öne çıkıyordu.
Dört yıl içinde dört ayrı sancakta görev yapması, idari kadroların sık yer değiştirdiği bir dönemin göstergesidir. Aynı zamanda zor bölgelere gönderilen memurlar arasında sayıldığını gösterir.
1897 yılında Adana valiliğine atandı. Vali rütbesine ilk kez bu görevle ulaştı.
Adana, tarım üretiminin ve pamuk ticaretinin yoğun olduğu bir vilayetti. Vilayette nüfus yapısı karışıktı ve idari sorunlar bu yapıyla iç içeydi.
Adana valiliği kısa sürdü. Ertesi yıl daha zor bir göreve, Yemen valiliğine gönderildi.
Bu ilk vali görevi, merkezin kendisine güç bölgelerde iş verdiğini gösteren bir örnektir. Sonraki iki büyük görevi, Yemen ve Rumeli, aynı çizgide değerlendirilir.
Yemen Valiliği
05 / 19 · 1 dk1898 yılında Yemen valiliğine atandı. Yemen, imparatorluğun en uzak ve en zor yönetilen vilayetlerinden biriydi.
Bölgede merkezî otoritenin etkisi sınırlıydı. Dağlık coğrafya, ulaşım güçlüğü ve yerel yapıların gücü, vilayet idaresini sürekli zorlayan etkenlerdi. Vilayette huzursuzluk sürüyordu.
Göreve gelişinin gerekçesi, bölgedeki huzursuzluğun giderilmesiydi. Görev sırasında vezir rütbesine yükseltildi.
Vilayette idari düzenlemeler yürüttü. Vergi tahsilatının kurala bağlanması, memur denetimi ve yerel ileri gelenlerle ilişkilerin düzene sokulması ele aldığı konular arasındaydı.
Görev sırasında bir suikast girişimine hedef oldu ve bu girişimden kurtuldu.
Askerî yetkililerle arasında yetki sınırı konusunda anlaşmazlık çıktı. Vilayette sivil idare ile askerî komuta arasındaki ilişki, bölgenin sürekli sorunlarından biriydi.
1902 yılında görevden alındı. Yemen valiliği dört yıl sürdü ve bu görevden merkezî bir sonuç alınamadan ayrıldı.
Buna karşılık aynı yıl, imparatorluğun en hassas bölgesi için yeni kurulan bir göreve getirildi. Yemen'de edindiği tecrübe, geniş yetkili tek elden idare fikrinin uygulanacağı bu yeni görevin gerekçeleri arasında kaydedilir.
Yemen ile Rumeli, imparatorluğun birbirinden en uzak iki ucudur. Dört yıl arayla her iki bölgede de görevlendirilmesi, merkezin kendisini güç işler için ayırdığını gösterir.
Rumeli Umumi Müfettişliğinin Kuruluşu
06 / 19 · 1 dk2 Aralık 1902 tarihinde Rumeli umumi müfettişliğine atandı. Görev yeni kurulmuştu ve Osmanlı idari yapısında olağan bir makam değildi.
Müfettişlik, Selanik, Manastır ve Kosova vilayetlerini kapsıyordu. Üç vilayetin toplamı, dönemin kaynaklarında Makedonya adıyla anılan bölgeyi oluşturuyordu.
Görevin kuruluş gerekçesi, bölgedeki asayiş sorunlarının ve silahlı grupların faaliyetlerinin önlenmesi ile idarenin düzene sokulmasıydı. Üç vilayetin ayrı ayrı yönetilmesi yerine, valilerin üstünde geniş yetkili tek bir makam oluşturuldu.
Müfettişin yetkileri geniş tutuldu. Vilayet idarelerinin denetimi, memur atamalarına ilişkin görüş bildirme, jandarma ve asayiş işlerinin koordinasyonu bu yetkiler arasındaydı.
Bölgenin nüfus yapısı çok parçalıydı. Farklı dil ve mezhepten topluluklar iç içe yaşıyordu ve komşu devletlerin bu topluluklarla kurduğu bağlar, bölgeyi uluslararası bir mesele hâline getirmişti.
Merkezî hükümet açısından görevin bir amacı da dış müdahaleyi önlemekti. Avrupa devletleri bölgeye ilişkin ıslahat talep ediyor, taleplerin karşılanmaması hâlinde daha ileri adımlar gündeme geliyordu.
Hüseyin Hilmi Paşa bu görevde altı yıl kaldı. Kaynaklar, kariyerinin en başarılı dönemi olarak bu yılları kaydeder.
Adana valiliğine atandı; vali rütbesine ilk kez bu görevle ulaştı.
Mürzsteg Programı ve Makedonya Islahatı
07 / 19 · 1 dk1903 yılında Avusturya Macaristan ile Rusya, bölgeye ilişkin ortak bir ıslahat programı hazırladı. Program, iki devletin hükümdarlarının Mürzsteg'de yaptığı görüşmenin adıyla anıldı.
Metin 9 Ekim 1903 tarihinde Osmanlı hükümetine bildirildi. Uygulama, yapılan itirazların ardından 14 Ocak 1904 tarihinde başladı.
Programın öngördükleri arasında jandarma teşkilatının yeniden düzenlenmesi, idari sınırların nüfus yapısına göre gözden geçirilmesi ve mahkeme işleyişinin denetlenmesi vardı. Ayrıca umumi müfettişin yanına iki yabancı sivil ajanın verilmesi kararlaştırıldı.
Jandarma düzenlemesi için yabancı subaylar görevlendirildi. Teşkilatın başına İtalyan bir general getirildi; İngiltere, Fransa, Avusturya Macaristan, İtalya ve Rusya'dan beşer subay bölgeye geldi.
Uygulama, umumi müfettişin gözetiminde yürütüldü. Hüseyin Hilmi Paşa, hem programın gereklerinin yerine getirilmesinden hem merkezî idarenin bölgedeki yetkisinin korunmasından sorumluydu.
Bu iki gereklilik çoğu zaman birbiriyle çatışıyordu. Yabancı denetimin genişlemesi ile merkezî yetkinin korunması arasındaki denge, görevin en zor yanı olarak kaydedilir.
Kaynaklar, bu dönemde bölgede geniş bir kayıt ve rapor düzeni kurulduğunu belirtir. Nüfus, asayiş olayları ve idari işleyişe dair düzenli raporlar hazırlandı.
Altı yıl boyunca bölgeye doğrudan bir askerî müdahale yaşanmadı.
Müfettişlik Yıllarının Sonu ve 1908
08 / 19 · 1 dkMüfettişlik yılları, aynı zamanda bölgedeki siyasi örgütlenmenin güçlendiği dönemdir. Selanik ve çevresi, muhalefet hareketinin merkezi hâline geldi.
1906 yılında Selanik'te kurulan cemiyet, sonraki yıl İttihat ve Terakki adıyla birleşti. Örgütlenme, ordunun bölgedeki birlikleri içinde de yayıldı.
Hüseyin Hilmi Paşa'nın bu örgütlenme karşısındaki tutumu kaynaklarda farklı biçimlerde değerlendirilir. Bir kısım kaynak konuya müdahale etmediğini, bir kısmı ise gelişmelerden merkezî hükümeti düzenli biçimde haberdar ettiğini kaydeder.
1908 yılının temmuz ayında Rumeli'de başlayan hareket, Kanun-i Esasi'nin yeniden yürürlüğe konmasıyla sonuçlandı. İkinci Meşrutiyet 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edildi.
Müfettişlik makamı, yeni dönemde ortadan kalktı. Görevin kuruluş gerekçesi olan olağanüstü idare düzeni sona erdi.
Hüseyin Hilmi Paşa İstanbul'a çağrıldı ve merkez teşkilatında göreve başladı. Otuz üç yıllık memuriyetinde ilk kez başkentte çalışıyordu.
Rumeli müfettişliği dönemi, hakkındaki değerlendirmelerin en olumlu olduğu bölümdür. Kaynaklar, bölgeyi ayrıntısıyla tanıması ve dış temsilcilerle yürüttüğü ilişkiyi bu dönemin başlıca kazanımı olarak kaydeder.
Altı yıllık görevin ardından merkezî siyasetin içine girdi.
Dahiliye Nazırlığı
09 / 19 · 1 dk1908 yılının ağustos ayında Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa kabinesinde Dahiliye nazırlığına getirildi.
Dahiliye Nezareti, iç idarenin merkezindeki kurumdu. Vilayet idareleri, asayiş, nüfus kayıtları ve belediye işleri bu nezarete bağlıydı.
Görev, yeni dönemin ilk aylarına denk geldi. Seçimlerin hazırlanması ve yürütülmesi, nezaretin başlıca işiydi. Seçimler sonbaharda tamamlandı ve Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908 tarihinde yeniden açıldı.
Aynı dönemde dış gelişmeler yaşandı. 1908 yılının ekim ayında Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti, Avusturya Macaristan Bosna Hersek'i ilhak ettiğini duyurdu ve Girit'te Yunanistan'a katılma kararı açıklandı.
Bu gelişmelerin iç yansımaları da Dahiliye Nezareti'nin görev alanına giriyordu. Avusturya mallarına yönelik alım boykotu ülke genelinde yayıldı.
Kamil Paşa hükümeti, 14 Şubat 1909 tarihinde Meclis-i Mebusan'ın verdiği güvensizlik oyuyla düşürüldü.
Yeni kabineyi kurma görevi Hüseyin Hilmi Paşa'ya verildi. Böylece altı ay önce merkez teşkilatına gelen bir isim, sadaret makamına getirilmiş oldu.
Kaynaklar bu hızlı yükselişi, Rumeli müfettişliği döneminden gelen itibarına ve dönemin siyasi dengelerine bağlar.
Dahiliye nazırlığı, merkez teşkilatında yürüttüğü ilk görevdir. Altı ay süren bu görev, otuz üç yıllık taşra kariyerinin ardından başkentteki ilk deneyimi oldu.
Yemen valiliğine atandı; görev sırasında vezir rütbesine yükseltildi.
Birinci Sadareti
10 / 19 · 1 dk14 Şubat 1909 tarihinde ilk kez sadrazamlığa getirildi. Göreve gelişi, meclis tarafından düşürülen ilk hükümetin ardından oldu.
Kabinesini kurdu ve meclisle çalışmaya başladı. Yeni dönemin ilk aylarında bütçe hazırlığı, kanun taslakları ve idari düzenlemeler gündemdeydi.
Sadaretin karşılaştığı temel güçlük, hükümet ile meclis arasındaki ilişkinin henüz yerleşmemiş olmasıydı. Kanun-i Esasi'nin öngördüğü sorumluluk düzeni ilk kez fiilen uygulanıyordu ve sınırlar tartışmalıydı.
Ordunun siyasetteki yeri, dönemin ikinci temel meselesiydi. Subaylar arasındaki görüş ayrılıkları ve birliklerin durumu, hükümetin sürekli gündemindeydi.
Basında sert bir tartışma ortamı oluşmuştu. Farklı siyasi çevrelerin çıkardığı gazeteler, hükümete ve meclisteki gruplara yönelik yayınlar yapıyordu.
1909 yılının nisan ayı başında bir gazetecinin öldürülmesi, gerginliği artıran olaylardan biri oldu.
Bu koşullarda sadaret iki ay sürdü. Görev, 13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul'da çıkan ayaklanma sırasında sona erdi.
Birinci sadaret, İkinci Meşrutiyet döneminin ikinci hükümetidir ve dönemin en kısa süren kabinelerinden biridir.
Hükümetin bu iki ayda çıkarabildiği düzenlemeler sınırlı kaldı. Kaynaklar, dönemin koşullarının kalıcı bir program yürütmeye imkân vermediğini kaydeder.
Sadaret makamına geldiğinde elli dört yaşındaydı ve devlet hizmetinde otuz dört yılı geride bırakmıştı.
31 Mart Olayı
11 / 19 · 1 dk13 Nisan 1909 tarihinde İstanbul'da bir ayaklanma çıktı. Olay, dönemin resmî takvimindeki karşılığı sebebiyle 31 Mart Olayı adıyla anıldı.
Ayaklanmaya başkentteki bazı askerî birlikler katıldı. Şehirde düzen bozuldu ve hükümet görevini sürdüremez hâle geldi.
Hüseyin Hilmi Paşa aynı gün sadaretten ayrıldı. Yerine Ahmed Tevfik Paşa getirildi.
Olayın sebepleri, kimlerin rol aldığı ve nasıl geliştiği kaynaklarda farklı biçimlerde değerlendirilir. Konu, dönem üzerine yapılan çalışmaların en çok tartışılan başlıklarındandır.
Selanik'ten hareket eden ve Hareket Ordusu adıyla anılan birlik 24 Nisan 1909 tarihinde İstanbul'a girdi ve ayaklanmayı bastırdı. Şehirde sıkıyönetim ilan edildi ve Divan-ı Harb-i Örfî kuruldu.
27 Nisan 1909 tarihinde Meclis-i Ayan ile Meclis-i Mebusan Yeşilköy'de ortak oturum yaptı ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine karar verildi. Yerine Sultan Reşad tahta çıktı.
Aynı günlerde Adana'da olaylar yaşandı. Bölgeye soruşturma heyetleri gönderildi ve olaylara ilişkin yargılamalar yürütüldü.
Ahmed Tevfik Paşa'nın sadareti üç haftada sona erdi. 5 Mayıs 1909 tarihinde Hüseyin Hilmi Paşa ikinci kez sadarete getirildi.
İkinci Sadareti
12 / 19 · 1 dk5 Mayıs 1909 tarihinde ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Bu, Sultan Reşad döneminin ilk hükümetlerindendir.
Kabinenin önündeki işler kaynaklarda dört başlıkta toplanır: Bosna Hersek ve Bulgaristan meselelerinin çözüme bağlanması, Adana'daki olayların ardından bölgede asayişin sağlanması, sıkıyönetim mahkemesinin kararlarının uygulanması ve yeni dönemin kanunlarının çıkarılması.
Bosna Hersek ve Bulgaristan dosyaları, 1908 yılının ekim ayındaki gelişmelerden kalmıştı. Her iki mesele de görüşmelerle ve tazminat ödemeleriyle bir çerçeveye bağlandı.
Adana'da yaşanan olayların ardından bölgeye heyetler gönderildi ve yardım çalışmaları yürütüldü. Yargılamalar sıkıyönetim mahkemesinde görüldü.
Aynı dönemde ordunun yeniden düzenlenmesi çalışmaları sürdürüldü. Ayaklanmanın ardından birliklerin yapısı ve subay kadroları gözden geçirildi.
Maliye alanında bütçe hazırlığı yürütüldü. Yeni dönemde bütçenin meclise sunulması ve orada görüşülmesi anayasal bir zorunluluktu; uygulama ilk kez bu yıllarda oturmaya başladı.
Sadaret sekiz aya yakın sürdü ve dönemin en uzun hükümetlerinden biri oldu.
Bu dönem, yeni anayasal düzenin kurumsal çerçevesinin oluşturulduğu yıl olarak kaydedilir.
Kabinede görev alan isimlerin bir bölümü, sonraki yıllarda da devlet hizmetinde kaldı. Hükümetin çalışma düzeni, meclis ile kurulan ilişkinin ilk örneklerini oluşturdu.
Aynı dönemde taşra idaresine ilişkin düzenlemeler de gündeme geldi; vilayet yönetiminin yeni anayasal çerçeveye uyarlanması ele alınan konular arasındaydı.
Yeni kurulan Rumeli umumi müfettişliğine atandı; görev Selanik, Manastır ve Kosova vilayetlerini kapsıyordu.
1909 Yılının Yasama Çalışmaları
13 / 19 · 1 dk1909 yılı, İkinci Meşrutiyet döneminin en yoğun yasama yılıdır. Hüseyin Hilmi Paşa'nın ikinci sadareti bu çalışmaların büyük bölümünü kapsar.
Yılın en önemli işi, Kanun-i Esasi'de yapılan değişikliklerdir. Değişikliklerle padişahın meclisi dağıtma yetkisi sınırlandı, hükümetin meclise karşı sorumluluğu açık biçimde düzenlendi ve kişilerin idari kararla ülke dışına çıkarılmasına imkân veren madde kaldırıldı.
Bu düzenlemeler, 1876 yılında ilan edilen metnin öngördüğü dengeyi meclis lehine değiştirdi. Hükümetin göreve devamı meclisin güvenine bağlandı.
Aynı yıl Cemiyetler Kanunu çıkarıldı. Kanun, derneklerin kuruluşunu, çalışma esaslarını ve denetimini düzenliyordu. Meclisteki görüşmelerde en çok tartışılan konulardan biri, üyelerin yapabileceği bağışa sınır konulmasıydı.
Hüseyin Hilmi Paşa bu sınırlamayı savunurken, benzer kuralların başka devletlerde de bulunduğunu hatırlattı.
Basın alanında da düzenlemeler yapıldı. Yayın hayatının hızla genişlemesi, kuralların yeniden belirlenmesini gündeme getirmişti.
Bütçe ve mali kanunlar, hükümetin en çok zorlandığı alan oldu. Meclisten geçirilemeyen metinler, sadaretin sona ermesinin sebepleri arasında kaydedilir.
Yılın sonunda yasama düzeni büyük ölçüde kurulmuştu, ancak hükümet ile meclis arasındaki ilişki henüz istikrar kazanmamıştı.
İkinci Sadaretin Sonu
14 / 19 · 1 dk1909 yılının sonuna doğru hükümetin durumu güçleşti. Bütçenin ve bazı kanun tasarılarının meclisten geçirilememesi, hükümetin çalışmasını doğrudan etkiledi.
Ordu içindeki durum ikinci sorundu. Ayaklanmanın ardından yapılan düzenlemelere rağmen subaylar arasındaki görüş ayrılıkları sürüyordu.
Üçüncü sorun, hükümet ile İttihat ve Terakki Cemiyeti arasındaki ilişkiydi. Kaynaklar, cemiyetin hükümet işlerine müdahalesinin sadaretin sona ermesinde etkili olduğunu kaydeder.
Hüseyin Hilmi Paşa 28 Aralık 1909 tarihinde istifasını sundu. Kaynakların bir kısmı görevin 12 Ocak 1910 tarihinde sona erdiğini kaydeder.
Yerine İbrahim Hakkı Paşa getirildi ve onun sadareti yaklaşık iki yıl sürdü.
İki sadaret döneminin toplamı on ayı biraz aşar. Kaynaklar, sadaret dönemlerinin taşra görevleri kadar başarılı sayılmadığını kaydeder ve bunu merkezî siyasetin işleyişine hazırlıksız olmasıyla açıklar.
Bu değerlendirme, kariyerinin iki bölümü arasındaki farka dayanır: otuz üç yıl taşrada, yalnızca birkaç yıl merkezde çalışmıştı.
Sadaretten ayrıldıktan sonra iki yıl kadar aktif görev almadı.
Bu iki yılda imparatorluğun gündemi hızla değişti. 1911 yılında Trablusgarp Savaşı başladı ve ertesi yıl Balkan Savaşı çıktı. Hüseyin Hilmi Paşa yeniden göreve, bu iki savaşın arasında kalan dönemde çağrıldı.
Adliye Nazırlığı ve 1912 Yılı
15 / 19 · 1 dk1912 yılında Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesinde Adliye nazırlığına getirildi. Kabine, aynı yılın yaz aylarında kurulmuştu.
Kabinenin kuruluşu, Halaskâr Zabitân adıyla bilinen subay grubunun verdiği muhtıranın ardından gerçekleşti. Küçük Mehmed Said Paşa hükümeti istifa etmiş, yerine yeni bir kabine kurulmuştu.
Bu dönemin en çok tartışılan kararı, meclisin dağıtılmasıdır. Kaynaklar, Hüseyin Hilmi Paşa'nın bu kararı destekleyenler arasında yer aldığını kaydeder.
Meclis, aynı yılın nisan ayında yapılan ve sonraki dönemde sopalı seçim adıyla anılan seçimle oluşmuştu. Meclisin dağıtılması, dönemin en çok tartışılan anayasal meselelerinden biridir.
Adliye Nezareti'nin görev alanına mahkemelerin işleyişi, kanun tasarılarının hazırlanması ve yargı teşkilatının denetimi giriyordu. Görev uzun sürmedi.
1912 yılının ekim ayında Balkan devletleri Osmanlı Devleti'ne savaş açtı ve kabine kısa süre sonra düştü. Yerine Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa'nın dördüncü kabinesi kuruldu.
Hüseyin Hilmi Paşa 28 Ekim 1912 tarihinde Viyana sefirliğine atandı. Bu, iç siyasetten ayrılıp dış temsil görevine geçişidir ve devlet hizmetindeki son görevi olacaktır.
Adliye nazırlığı, merkezde üstlendiği son nezaret görevidir. Bundan sonraki yılları yurt dışında, dış temsil makamında geçti.
Avusturya Macaristan ile Rusya'nın hazırladığı Mürzsteg programı Osmanlı hükümetine bildirildi.
Viyana Sefirliği
16 / 19 · 1 dkViyana sefirliğine atanması, Birinci Balkan Savaşı'nın ilk günlerine denk gelir. Avusturya Macaristan, Balkanlar'daki gelişmelerde belirleyici devletlerden biriydi.
Viyana, dönemin en önemli diplomatik merkezlerinden biriydi. Balkan meselelerinde alınan kararların büyük bölümü, bu başkentteki görüşmelerden geçiyordu.
Sefirliğinin ilk yılları Balkan Savaşları ve sonrasındaki düzenlemelerle geçti. Londra ve Bükreş antlaşmalarının ardından bölgede yeni sınırlar oluştu.
1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladı ve Osmanlı Devleti aynı yılın sonunda savaşa girdi. Osmanlı Devleti ile Avusturya Macaristan aynı ittifak içindeydi; iki başkent arasındaki yazışma bu dönemde yoğunlaştı.
Savaş yıllarında sefirlik, askerî ve iktisadi işbirliğine ilişkin görüşmelerin yürütüldüğü makam oldu.
Savaşın sona ermesiyle Avusturya Macaristan İmparatorluğu dağıldı. Sefirlik görevi bu dönemde sona erdi; kaynaklar bitiş yılını 1918 ya da 1919 olarak farklı verir.
Görevden ayrıldıktan sonra Viyana'da kaldı ve İstanbul'a dönmedi. Sağlık durumu ve dönemin koşulları bu tercihin sebepleri arasında sayılır.
Viyana'da geçirdiği toplam süre on yılı aştı. Osmanlı Devleti'nin son Viyana sefiridir ve görev, kırk yılı aşan devlet hizmetinin son halkasıdır.
Ölümü ve Mezarı
17 / 19 · 1 dkHüseyin Hilmi Paşa, 3 Nisan 1923 tarihinde Viyana yakınlarında öldü. Kaynakların bir kısmında ölüm yılı 1922 olarak verilir.
Ölümü, Osmanlı Devleti'nin sona ermesinin hemen ardına denk gelir. Saltanat 1 Kasım 1922 tarihinde kaldırılmıştı; Lozan görüşmeleri sürüyordu ve Türkiye Cumhuriyeti henüz ilan edilmemişti.
Naaşı İstanbul'a getirildi. Beşiktaş'taki Yahya Efendi Dergâhı haziresine defnedildi.
Yahya Efendi Dergâhı, İstanbul'un tarihî defin yerlerinden biridir ve Osmanlı devlet ricalinden çok sayıda ismin mezarı buradadır.
Geride bıraktığı evrak, dönemin en geniş kişisel arşivlerinden birini oluşturur. Rumeli müfettişliği yıllarına ait raporlar, yazışmalar ve belgeler bu koleksiyonda yer alır.
Bu belgeler, Makedonya meselesi ve İkinci Meşrutiyet dönemi üzerine yapılan çalışmaların birinci elden kaynakları arasındadır.
Ölümüyle, İkinci Meşrutiyet döneminin ilk yıllarında sadaret makamında bulunmuş isimlerden biri daha aradan çekilmiş oldu.
Devlet hizmetindeki toplam süresi kırk yılı aşar; bunun büyük bölümü taşra idaresinde geçti.
Öldüğünde altmış sekiz yaşındaydı. Doğduğu Midilli adası da, görev yaptığı Rumeli vilayetleri de artık başka devletlerin sınırları içindeydi.
Mezarının bulunduğu hazire, bugün ziyarete açıktır ve Osmanlı son dönem devlet adamlarının defnedildiği yerler arasında anılır.
Kişiliği ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkKaynaklar Hüseyin Hilmi Paşa'yı dürüst, çalışkan ve idari işlere hâkim bir devlet adamı olarak tarif eder. Bu üç niteleme, hakkındaki metinlerde ortak biçimde tekrarlanır.
Çalışma tarzının merkezinde kayıt ve rapor vardır. Görev yaptığı her yerde düzenli belge tutulması, bu tarzın sonucudur ve geride bıraktığı geniş arşiv bunun göstergesidir.
Yabancı temsilcilerle çalışma konusunda deneyimliydi. Makedonya'da yürüttüğü görev, farklı devletlerden gelen görevlilerle ortak iş yapmayı gerektiriyordu ve bu alanda öne çıktı.
Tarihteki yerinin en sağlam bölümü Rumeli umumi müfettişliğidir. Altı yıl süren görev, olağanüstü yetkilerle donatılmış bölgesel bir idare denemesi olarak kaydedilir ve sonraki dönemde benzer yapıların örneği sayılır.
Sadaret dönemleri ise farklı değerlendirilir. Kaynaklar, merkezî siyasetin işleyişine hazırlıksız olmasının bu dönemleri sınırladığını belirtir.
1909 yılı, İkinci Meşrutiyet döneminin kurumsal çerçevesinin oluşturulduğu yıldır. Anayasa değişiklikleri ve Cemiyetler Kanunu onun ikinci sadaretinde çıkarıldı.
Kariyeri, Osmanlı taşra idaresinden yetişen bir memurun imparatorluğun en üst makamına ulaşmasının örneğidir. Midilli'de tapu kaleminde başlayan yol, sadaret makamı ve Viyana sefirliğiyle tamamlandı.
Bıraktığı belgeler, dönemin araştırmalarında kullanılmaya devam eder.
Mürzsteg programının uygulanmasına başlandı; jandarma düzenlemesi için yabancı subaylar bölgeye geldi.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1878: Berlin Antlaşması imzalandı; Balkanlar'da yeni devlet sınırları çizildi.
1898: İspanya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaş sona erdi; sömürge dengesi değişti.
1903: Avusturya Macaristan ile Rusya, Makedonya için ortak bir ıslahat programı hazırladı.
1905: Rusya ile Japonya arasındaki savaş Japonya'nın galibiyetiyle bitti; Rusya'da meşrutiyet hareketi güçlendi.
1908: Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti; Avusturya Macaristan Bosna Hersek'i ilhak etti.
1911: İtalya Trablusgarp'a asker çıkardı; Osmanlı İtalyan Savaşı başladı.
1912: Birinci Balkan Savaşı başladı.
1914: Birinci Dünya Savaşı başladı; Osmanlı Devleti aynı yılın sonunda savaşa girdi.
1918: Birinci Dünya Savaşı sona erdi; Avusturya Macaristan İmparatorluğu dağıldı.
1922: Saltanat kaldırıldı; Lozan görüşmeleri başladı.
Kronoloji
28 olay- 19. yüzyıl
Midilli adasının Sarlıca köyünde doğdu; babası Kütahyalızade Mustafa Efendi'dir.
Midilli'de tapu ve kayıt dairesinde kâtiplikle memuriyete başladı.
Mutasarrıflık kademesine yükseldi; Mersin, Kerek, Nablus ve Süleymaniye'de görev yaptı.
Adana valiliğine atandı; vali rütbesine ilk kez bu görevle ulaştı.
Yemen valiliğine atandı; görev sırasında vezir rütbesine yükseltildi.
- 20. yüzyıl
Yemen valiliğinden alındı.
Yeni kurulan Rumeli umumi müfettişliğine atandı; görev Selanik, Manastır ve Kosova vilayetlerini kapsıyordu.
Avusturya Macaristan ile Rusya'nın hazırladığı Mürzsteg programı Osmanlı hükümetine bildirildi.
Mürzsteg programının uygulanmasına başlandı; jandarma düzenlemesi için yabancı subaylar bölgeye geldi.
Selanik'te kurulan cemiyet, sonraki yıl İttihat ve Terakki adıyla birleşti.
Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe kondu; İkinci Meşrutiyet ilan edildi ve müfettişlik makamı ortadan kalktı.
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa kabinesinde Dahiliye nazırlığına getirildi.
Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti; Avusturya Macaristan Bosna Hersek'i ilhak etti.
Meclis-i Mebusan otuz yıl aradan sonra yeniden açıldı.
Cemiyetler Kanunu çıkarıldı; derneklerin kuruluşu ve denetimi kurala bağlandı.
Kamil Paşa hükümetinin düşmesinin ardından birinci kez sadrazamlığa getirildi.
İstanbul'da 31 Mart Olayı adıyla anılan ayaklanma çıktı; aynı gün sadaretten ayrıldı.
Hareket Ordusu İstanbul'a girdi ve ayaklanmayı bastırdı.
İki meclisin ortak oturumunda II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine karar verildi; yerine Sultan Reşad tahta çıktı.
İkinci kez sadrazamlığa getirildi.
Kanun-i Esasi'de kapsamlı değişiklikler yapıldı; hükümetin meclise karşı sorumluluğu açık biçimde düzenlendi.
İstifasını sundu; kaynakların bir kısmı görevin 12 Ocak 1910 tarihinde sona erdiğini kaydeder.
Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesinde Adliye nazırlığına getirildi.
Viyana sefirliğine atandı; görev Birinci Dünya Savaşı boyunca sürdü.
Birinci Dünya Savaşı sona erdi ve Avusturya Macaristan dağıldı; sefirlik görevi bu dönemde bitti.
Saltanat kaldırıldı; kendisi bu tarihte Viyana'da yaşıyordu.
Beşiktaş'taki Yahya Efendi Dergâhı haziresine defnedildi.
Viyana yakınlarında öldü; naaşı İstanbul'a getirildi.
Sadareti
2 dönem · yaklaşık 2 yılHizmet Ettiği Padişahlar
4 padişah



Eserleri
5 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadaret makamının alameti mühr-i hümayundur ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Hüseyin Hilmi Paşa mührü iki kez aldı: ilki 14 Şubat 1909 tarihinde II. Abdülhamid'den, ikincisi 5 Mayıs 1909 tarihinde Sultan Reşad'dan. İki teslim arasında yalnızca üç hafta vardır ve bu süre içinde tahtta oturan padişah değişmiştir.
Aile Ağacı
3 kişi
Hüseyin Hilmi PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
6 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
6 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruHüseyin Hilmi Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
Rumeli umumi müfettişliği nedir?
Mürzsteg programı nedir?
Hüseyin Hilmi Paşa'nın birinci sadareti nasıl sona erdi?
31 Mart Olayı'ndan sonra ne oldu?
Hüseyin Hilmi Paşa ikinci sadaretinde neler yaptı?
1909 yılında Kanun-i Esasi'de hangi değişiklikler yapıldı?
Hüseyin Hilmi Paşa neden istifa etti?
Hüseyin Hilmi Paşa nerede doğdu?
Namık Kemal ile ilişkisi neydi?
Hüseyin Hilmi Paşa hangi valiliklerde bulundu?
Viyana sefirliği ne zaman ve ne kadar sürdü?
Hüseyin Hilmi Paşa nerede öldü ve nereye defnedildi?
Hüseyin Hilmi Paşa nasıl bir devlet adamıydı?
Hüseyin Hilmi Paşa'nın tarihteki yeri nedir?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q660970 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026