# Hüsrev Paşa

Osmanlıca: خسرو پاشا

Hüsrev Paşa, 1628-1631 yıllarında IV. Murad'a sadrazamlık yapan ve Abaza Mehmed Paşa isyanını sona erdiren Boşnak asıllı Osmanlı devlet adamıdır.

Diğer adları: Boşnak Hüsrev Paşa, Gazi Hüsrev Paşa, Ekrem Hüsrev Paşa, Hüsrev Ağa

## Künye

| Alan | Değer |
| --- | --- |
| Doğum | bilinmiyor; Bosna kökenlidir, doğum yılı kaynaklarda verilmez |
| Ölüm | 1632, Tokat; kaynakların bir kısmı 1632 yılının şubat ayı sonunu, bir kısmı 11 Mart 1632 tarihini verir (Hicri 18 Şaban 1041) |
| Görev | Sadrazam, 6 Nisan 1628 - 25 Ekim 1631 (3 yıl 6 ay 19 gün); daha önce silahdar, yeniçeri ağası ve kubbe veziri |
| Sıra | Sadrazam |
| Padişah | IV. Murad |
| Babası | Hızır Paşa; adı vakfiyesindeki kayıttan çıkarılır |
| Memleket | Bosna |
| Defin | bilinmiyor |
| Unvan | Vezîriâzam, Serdar, Gazi |

## Giriş

Hüsrev Paşa, 6 Nisan 1628 ile 25 Ekim 1631 tarihleri arasında üç yıl altı ay on dokuz gün vezîriâzamlık yapan Osmanlı devlet adamı ve komutanıdır. Görevinin tamamı IV. Murad'ın saltanatındadır. Kaynaklarda Boşnak Hüsrev Paşa ve Gazi Hüsrev Paşa adlarıyla da geçer.

Bosna kökenlidir ve Enderun'da yetişti. Sarayda çeşitli hizmetlerde bulunduktan sonra silahdarlığa, 1623 yılının sonlarında yeniçeri ağalığına getirildi. Bu sıfatla 1624 ve 1625 yıllarındaki doğu seferlerine katıldı; 1625 yılında başlayan Bağdat kuşatmasında görev aldı. Kuşatmanın sonuç vermemesi üzerine görevinden alındı, 1627 yılının mart ayında kubbe vezirliğine getirildi.

Sadarete, Abaza Mehmed Paşa isyanının bastırılamaması üzerine toplanan Meşveret Meclisi'nin ardından getirildi. Mühr-i hümayun kendisine İzmit'te teslim edildi. İlk işi isyan üzerine sefer düzenlemek oldu; Erzurum kuşatıldı ve Abaza Mehmed Paşa 1628 yılının eylül ayında teslim oldu. Altı yıla yakın süren isyan böylece sona erdi.

1629 yılında Bağdat'ı geri almak üzere doğu seferine çıktı. Şehrizol bölgesinde Gülanber Kalesi'ni yeniden inşa ettirdi, Mihriban Kalesi'ni aldı, Hemedan'a kadar ilerledi ve 1630 yılının ekim ayında Bağdat'ı kuşattı. Otuz dokuz gün süren kuşatma sonuç vermedi. Ertesi yıl seferin ertelenmesi ve merkezdeki muhalefet üzerine 25 Ekim 1631 tarihinde azledildi.

Azlinden sonra Tokat'a çekildi. Başkentte çıkan ayaklanmalardan sorumlu tutuldu ve 1632 yılında Tokat'ta öldürüldü. Ölümü, IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasına giden olaylar dizisinin parçasıdır.

## Doğumu ve Kökeni

Hüsrev Paşa'nın doğum yılı bilinmez. Biyografisini veren kaynaklar Bosnalı olduğunda ve saray içinde yetiştiğinde birleşir. Doğum yerine dair Bosna sancağı dışında bir ayrıntı verilmez. Bu sebeple künyesinde doğum tarihi ve doğum yeri için kesin bir kayıt yazılamaz.

Babasının kimliği doğrudan bir kayıtla tespit edilmiş değildir. Eskişehir'in Han ilçesindeki külliyesi için düzenlediği vakfiyede kardeşinin adı İbrahim Paşa b. Hızır Paşa biçiminde geçer. Buna dayanarak babasının Hızır adında bir kişi olduğu sonucuna varılır. Hızır Paşa'nın hangi görevlerde bulunduğu bilinmemektedir.

Annesinin adı kayıtlarda yer almaz. Bu, on yedinci yüzyıl Osmanlı devlet adamlarının çoğu için olağan bir durumdur; kayıt genellikle kişinin saraya girişi ya da ilk resmî görevi ile başlar.

Bosna, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Osmanlı merkez teşkilatına en çok görevli veren bölgelerdendir. Aynı yüzyıl içinde bu yöreden yetişip sadaret makamına ulaşan başka isimler de vardır.

Kaynaklarda Boşnak Hüsrev Paşa, Gazi Hüsrev Paşa ve Ekrem Hüsrev Paşa adlarıyla anılır. Bu adlandırmaların amacı, aynı adı taşıyan diğer Osmanlı devlet adamlarından ayırt etmektir. Sadrazamlık öncesindeki dönemde belgelerde Hüsrev Ağa olarak geçer.

## Sarayda Yetişmesi ve Silahdarlık

Saraya nasıl girdiği bilinmemekle birlikte Enderun'da yetiştiği bütün kaynaklarda kayıtlıdır. Enderun, Topkapı Sarayı içinde kurulmuş, devlet hizmetine görevli yetiştiren okuldur; öğrenciler odalara ayrılır ve kademe kademe yükselirdi.

Sarayda çeşitli hizmetler gördükten sonra silahdarlığa getirildi. Silahdar, padişahın silahlarını taşıyan ve has odada görev yapan üst düzey görevliydi. Bu makam, saray içindeki en yakın hizmet kadrolarından biriydi ve buradan devletin üst yönetim kademelerine geçiş olağandı.

Saraydan çıkışı yeniçeri ağalığına tayin edilmesiyle oldu. Bu tayinin tarihi olarak 1623 yılının ekim ve kasım aylarına denk gelen bir kayıt verilir. Tayin, Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışık bir dönemde yapıldı.

O sırada devlet iki ağır meseleyle uğraşıyordu. Birincisi, başkentte kapıkulu ocaklarının yönetim üzerindeki ağırlığıydı. İkincisi, Erzurum beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa'nın Genç Osman'ın öldürülmesini gerekçe göstererek ayaklanmasıydı.

Yeniçeri ağalığı, ocağın başındaki komutanlık makamıydı ve doğrudan padişaha bağlıydı. Bu görev, Hüsrev Ağa'nın devletin askerî yönetiminde ön sıraya geçmesini sağladı ve sonraki on yıl boyunca adının sefer kayıtlarında geçmesinin başlangıcı oldu.

## Yeniçeri Ağalığı ve İlk Doğu Seferleri

Safevîlerin 1624 yılının ocak ayında Bağdat'ı ele geçirmesi, doğu cephesini devletin birinci meselesi haline getirdi. Abaza Mehmed Paşa isyanını bastırmak ve Bağdat'ı geri almak üzere serdar tayin edilen Sadrazam Çerkez Mehmed Paşa ile birlikte 1624 yılının haziran ayında sefere çıktı.

Aynı yılın eylül ayında Abaza kuvvetleri Kayseri yakınlarında yenilgiye uğratıldı. Hüsrev Ağa bu muharebede görev aldı. Ordu Tokat'a çekilip Bağdat seferine hazırlanırken sadrazam öldü.

Boşalan serdarlık için Diyarbekir beylerbeyi Hafız Ahmed Paşa'nın tayin edilmesini padişaha arz etti. Arz kabul edildi ve Hafız Ahmed Paşa 8 Şubat 1625 tarihinde hem sadrazamlığa hem serdarlığa getirildi. Dönem kaynakları, Hüsrev Ağa'nın kendisinin de sadrazam adayları arasında bulunduğunu sonradan öğrenince bu teklifinden pişmanlık duyduğunu kaydeder.

Yeni serdarla birlikte Bağdat seferine katılmak üzere Tokat'tan ayrıldı. Sefer, ordunun başında bir sadrazamın bulunduğu uzun süreli harekâtlardan biridir.

Bu dönem, Hüsrev Ağa'nın doğu coğrafyasını ve ikmal güçlüklerini yakından tanıdığı zaman aralığıdır. Sonraki yıllarda kendi yönettiği seferlerde aldığı kararların birçoğu bu ilk tecrübeye dayandırılır.

## 1625 Bağdat Kuşatması

Osmanlı ordusu 13 Kasım 1625 tarihinde Bağdat'ı kuşattı. Şehir iki yıl önce Safevî Devleti'nin eline geçmişti ve geri alınması doğu siyasetinin merkezindeydi.

Ertesi yılın mart ayında Safevî hükümdarı I. Abbas otuz bin kişilik bir orduyla şehrin yardımına geldi. Kuşatmayı sürdüren Osmanlı ordusu, bir yanda şehir surları bir yanda gelen yardım kuvveti arasında kaldı. Kaynaklar bu durumun aşılmasında Hüsrev Ağa'nın rolünü ayrıca kaydeder ve kendisine bu sırada gönderilen bir hatt-ı hümayundan söz eder.

Ancak ordunun ihtiyaçları karşılanamadı. Yedi ay yirmi gün süren kuşatma 3 Temmuz 1626 tarihinde sonuç alınamadan kaldırıldı. Ordu kışlamak üzere Diyarbekir'e çekildi.

Kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanması hem sadrazamın hem yeniçeri ağasının görevden alınmasına yol açtı. Sadarete ikinci defa Kayserili Halil Paşa, yeniçeri ağalığına ise Çavuşbaşı Ali getirildi.

Bir süre sonra IV. Murad tarafından başkente çağrılan Hüsrev Ağa, 1627 yılının mart ayında kubbe vezirliğine getirildi. Kubbe veziri, Divan-ı Hümayun toplantılarına katılan ve belirli bir görev bölgesi bulunmayan vezirdi. Bu tayinle vezirlik rütbesine yükseldi ve sadrazam adayları arasına girdi.

## Sadrazamlığa Getirilişi

1627 yılında Sadrazam Kayserili Halil Paşa, Abaza Mehmed Paşa üzerine yürüdü. Erzurum önündeki kuşatma yetmiş gün sürdü ve sonuç vermedi; ordu Tokat kışlağına çekilmek zorunda kaldı. Bu başarısızlık üzerine 1628 yılının nisan ayı başında sadrazam görevden alındı.

Yeni sadrazamın belirlenmesi için Meşveret Meclisi toplandı. Şeyhülislam Zekeriyyazade Yahya Efendi, Hüsrev Paşa'nın sadarete getirilmesini teklif etti. Teklife karşı çıkan olmadı; padişahın da kendisine güveni vardı.

Kıdem sırasına göre sadaret kaymakamı Receb Paşa'nın sadrazam olması bekleniyordu. Bu sebeple karar mecliste açıklanmadı. Hüsrev Paşa önce Diyarbekir beylerbeyiliğine tayin edilerek yola çıkarıldı; arkasından gönderilen kapı kethüdası mühr-i hümayunu kendisine İzmit'te teslim etti. Tayin tarihi 6 Nisan 1628'dir.

Aynı zamanda Abaza Mehmed Paşa üzerine serdar tayin edildi. Kendisine gönderilen beratta önce isyanın bastırılması, ardından İran üzerine yürünmesi isteniyor ve geniş yetkiler tanınıyordu.

Bu tayin biçimi, dönemin siyasi dengelerini gösterir: karar sarayda alınmış, ilan edilmeden uygulanmış ve mühür başkent dışında teslim edilmiştir. Hüsrev Paşa, sadrazamlık mührünü İstanbul'da değil yol üzerinde alan vezirlerdendir.

## Abaza Mehmed Paşa İsyanının Sona Ermesi

İzmit'te sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra ordu ile birleşmek üzere Tokat'a hareket etti. Yol boyunca disiplini sıkı tuttu ve askerin halka zarar vermesini önledi. Bu tutum, güzergâh üzerindeki yerleşimlerde kendisine destek sağladı.

Abaza Mehmed Paşa'ya bağlı olanlar teker teker gelip orduya katılmaya başladı. Hüsrev Paşa katılanlara görevler verdi ve karşı tarafın gücünü bu yolla azalttı. 1628 yılının haziran ayında Tokat'a ulaştı ve yedi hafta burada kalarak bilgi topladı.

Bu sırada Abaza Mehmed Paşa İran şahından yardım istemişti. Şah bir birlik gönderdiği gibi ordusunu da Azerbaycan'da hazır tuttu. Erzurum'un da Bağdat gibi elden çıkabileceği düşüncesiyle harekete geçildi.

Ordu Tokat'tan hızla yola çıktı ve Erzurum kuşatıldı. Kuşatmanın başlangıcı için 5 Eylül ve 6 Eylül 1628 tarihleri verilir. Kaleye gizlice adam sokularak savunucuların bir bölümü kazanıldı; isyancı askerler gruplar halinde kaleden ayrılıp orduya katıldı.

Savunmanın sürdürülemeyeceğini gören Abaza Mehmed Paşa teslim olmak istediğini bildirdi. Dört gün süren pazarlığın ardından teslim oldu. Teslim tarihi kaynakların bir kısmında 18 Eylül, bir kısmında 22 Eylül 1628 olarak verilir. Altı yıla yakın süren isyan böylece sona erdi.

## Başkente Dönüş ve Artan Nüfuz

Erzurum'u istilaya gelen bir İran birliği aynı sırada Kars valisi tarafından dağıtıldı ve birliğin kumandanı Şemsi Han esir alındı. Hüsrev Paşa, 1624 yılının mayıs ayından beri aralıksız sefer halinde bulunan ordunun başkente dönme isteğini kabul ederek Erzurum'dan ayrıldı.

Yanında Abaza Mehmed Paşa ve Şemsi Han olduğu halde zafer alayıyla başkente girdi. Giriş tarihi kaynakların bir kısmında 9 Kasım, bir kısmında 9 Aralık 1628 olarak verilir. Alayda esir alınan Kars valisi Köse Sefer Paşa da halka gösterildi.

Teslim şartları çerçevesinde Abaza Mehmed Paşa affedildi ve Bosna valiliğine tayin edildi. IV. Murad, ağabeyi Genç Osman'ın öldürülmesini gerekçe gösteren bu isyancıya af verilmesini kabul etmişti.

Kazanılan sonuç, sadrazamın yetkisini belirgin biçimde artırdı. Kaynaklar bu dönemde kararlarına karşı çıkılmadığını kaydeder.

Yeniçeri katibi Mehmed Efendi'nin azli bu durumun örneğidir. Padişahın izni olmadan yeniçeri kaydetmemek üzere kesin emir almış olan katip, sadrazamın çok sayıda acemi oğlanını ocağa kaydetme emrini yerine getiremeyeceğini bildirdi. Sahte esameleri temizlediği için ocak içinde de tepki toplamış olan katip görevden alındı ve yerine sadrazamın adamı tayin edildi. Daha önce yeniçeri ağası da aynı şekilde değiştirilmişti.

## Doğu Seferinin Başlaması

1629 yılının temmuz ayında yeni bir şark seferi için ordu ile birlikte Üsküdar'a geçti. Hedef, Safevî Devleti'nin elindeki Bağdat'ı geri almaktı.

Ordunun Üsküdar'daki ordugâhı, sağanak ve sel sebebiyle zarar gördü. Dönem kayıtları, bu olayın ordu içinde seferin sonucuna dair olumsuz yorumlara yol açtığını aktarır.

Sefer güzergâhı Konya ve Halep üzerinden geçti. Kaynaklar, ordunun arkasında kalacak yerleşimlerde geniş çaplı öldürme olaylarının yaşandığını kaydeder. Bu kayıtlar dönemin vakayinamelerinde ayrıntılı biçimde yer alır ve sadrazam hakkında başkente ulaşan şikâyetlerin başlıca konusu olmuştur.

Ordu 17 Aralık 1629 tarihinde Musul'a ulaştı. Denizyoluyla başkentten Payas'a sevk edilen kuşatma topları burada teslim alındı.

Görülmemiş ölçüde yağan yağmurlar Mezopotamya ovalarını su altında bıraktı. Suların çekilmesi kırk iki gün beklendi. Ordu 28 Ocak 1630 tarihinde Bağdat yönünde ilerlemek üzere Musul'dan ayrıldı.

Şemamik menzilinde toplanan harp meclisi, arazinin hâlâ bataklık olması sebebiyle Bağdat'ın hemen kuşatılamayacağına karar verdi. Bunun yerine Kerkük ve çevresini kapsayan Şehrizol bölgesinin emniyet altına alınması kararlaştırıldı. Yol üzerindeki bazı Kürt aşiret beyleri kendiliklerinden gelip bağlılıklarını bildirdi.

## Gülanber Kalesi ve Mihriban

Hüsrev Paşa, Şehrizol sancağının eski merkezi olan Gülanber Kalesi'nin yeniden inşa edilmesini emretti. Kale Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış, Safevî Şahı I. Abbas'ın bölgeyi ele geçirmesi sırasında onun emriyle yıktırılmıştı.

Kaleyi İran'a karşı askerî bakımdan gerekli gören sadrazam, inşaatın tamamlanması için 16 Mart ile 4 Mayıs 1630 tarihleri arasında elli gün burada kaldı. Bu bekleyiş, dönem kaynaklarında seferin gecikmesinin başlıca sebeplerinden biri olarak kaydedilir ve sonraki azlinde de gerekçe olarak öne sürülmüştür.

İnşaat sürerken Şehrizol'un emniyeti açısından önem taşıyan Hemedan yolu üzerindeki Mihriban Kalesi'nin alınmasına girişildi. On bin kişilik Osmanlı birliği, Hanıhanan Zeynel Han kumandasındaki kırk bin kişilik Safevî ordusunu yenilgiye uğrattı ve kaleyi ele geçirdi. Tarih 5 Mayıs 1630'dur.

Mihriban'ın alınması, İran içlerine yürüme kararının dayanağı oldu. Sadrazamın planı, Safevî başkenti Kazvin ile İsfahan yönünde ilerleyerek karşı tarafı yıpratmak ve böylece Bağdat'ın geri alınmasını kolaylaştırmaktı.

15 Mayıs tarihinde Mihriban'dan Hemedan'a hareket edildi. Yolda huzuruna kabul ettiği Hazo beyinin suikast girişiminden kurtulduğu kaydedilir.

## Hemedan ve Dergezin Harekâtı

Osmanlı ordusu 9 Haziran 1630 tarihinde Hemedan'a girdiğinde terk edilmiş bir şehirle karşılaştı. Şah, şehri boşaltmış, erzak ve eşyayı toprak altına gömdürmüştü. Ordu gizlenen eşyayı ortaya çıkarıp topladıktan sonra şehri yaktı.

15 Haziran tarihinde Hemedan'dan hareket edildi ve üç gün sonra Dergezin'e varıldı. Bu kasaba da tahrip edildi. Tahriplerin amaçlarından biri, şahı Bağdat'ı geri vermeye zorlamaktı.

Safevî hükümdarı meydan muharebesine girmedi. Bunun yerine dağlık bölgede yıpratma ve tacize dayalı bir savaş yürüttü, ikmal yollarını keserek ordunun iaşesini güçleştirdi. Osmanlı ordusu ilerledikçe önünde boşaltılmış şehir ve köyler buldu.

İkmal yapılamaması ordunun gücünü azalttı. Yeniçeriler daha ileriye gidemeyeceklerini bildirmeye başladı. Dergezin'de toplanan harp meclisinde Kazvin seferi görüşüldü ve asıl hedefin Bağdat olduğu gerekçesiyle bu seferden vazgeçildi.

21 Haziran tarihinde Dergezin'den Bağdat'a hareket edildi. Yolda Çemhal ovasında Luristan hâkiminin saldırısı püskürtüldü; bu çarpışmanın tarihi 14 Temmuz 1630'dur. Ordu ağustos ayının başlarında Bağdat civarına ulaştı.

Bu harekât, Osmanlı ordusunun on yedinci yüzyılda İran içlerinde ulaştığı en uzak noktalardandır.

## 1630 Bağdat Kuşatması

Bağdat 6 Ekim 1630 tarihinde kuşatma altına alındı. Bu, şehrin Safevî Devleti'nin eline geçmesinden sonra düzenlenen ikinci Osmanlı kuşatmasıydı.

Şehri savunan İran ordusu kuşatma boyunca huruç harekâtları düzenledi. 26 Ekim tarihindeki huruç sırasında ve 9 Kasım tarihinde girişilen genel saldırıda Osmanlı ordusu ağır kayıplar verdi.

Otuz dokuz gün süren kuşatma, 14 Kasım 1630 tarihinde sonuç alınamadan kaldırıldı. Kuşatmanın kaldırılmasının sebepleri olarak ikmal güçlükleri, savunmanın direnci ve mevsim şartları kaydedilir.

Sadrazam 20 Kasım tarihinde on bin kişilik bir kuvveti Hille muhafızlığına gönderdi ve orduyu 12 Aralık tarihinde Musul'a getirdi. Eyalet askerlerini memleketlerine göndererek kışı Musul'da geçirmeye karar verdi.

Safevî kuvvetlerinin faaliyeti bu kararı uygulanamaz hale getirdi. Otuz bin kişilik bir Safevî ordusu Gülanber Kalesi'ni ele geçirdi ve Şehrizol beylerbeyi Arnavut Mustafa Paşa öldürüldü. Yardıma gönderilen Parmaksız Mustafa Paşa, Abdal Paşa ve Ömer Paşa yenilgiden sonra Musul'a geldiklerinde sadrazamın emriyle idam edildi; tarih 23 Aralık 1630'dur.

Bu üç idam, başkente ulaşan şikâyetlerin somut dayanağı oldu ve sonraki azil kararında gerekçe olarak sayıldı.

## Musul, Mardin ve Bekleyiş Yılı

Safevî kuvvetleri Hille'yi de alarak Musul'u tehdit etmeye başlayınca ordu Mardin'e nakledildi. Hüsrev Paşa 22 Ocak 1631 tarihinde Musul'dan ayrıldı.

Ayrılmadan önce Musul Kalesi'nin tahkimini ve harap olan şehir surlarının tamirini emretti. Malzeme, usta ve işçi temini için Diyarbekir ve Urfa valileri görevlendirildi. İlkbaharda başlayan çalışmayla Musul şehri sur içine alındı, kale tahkim edildi ve büyük kuleler inşa edildi.

Mardin'e vardıktan sonra yeniden sefer hazırlığına girişti. Başkente yazarak para ve Kırım'dan otuz bin asker gönderilmesini istedi. İstediği para hemen gönderildi, Kırım askeri için de emir yazıldığı bildirildi.

Bir süre Mardin önlerindeki karargâhta kaldıktan sonra Mardin'in güneybatısındaki Koçhisar'a geçti. Yazın tamamını Kırım askerini beklemekle ve sefer güzergâhını belirlemekle geçirdi.

Eylül ayında Musul üzerinden Bağdat seferine çıkma kararı verdiğinde yeniçeriler ve sipahiler ayaklandı. Aylardır beklemekten yorgun düştüklerini ileri sürerek seferin gelecek yıla ertelenmesini istediler; ayaklanmanın tarihi 6 Eylül 1631'dir.

Sadrazam bu isteği kabul etmek zorunda kaldı. Cephane ve mühimmatı Musul'a gönderip Diyarbekir'de kışlamak üzere Koçhisar'dan hareket etti. Diyarbekir yolunda Samsun üzerinden gelen Kırım askeri orduya katıldı.

## Azli

Hüsrev Paşa Diyarbekir'e vardıktan sonra yeniçeri ağasını burada bıraktı, bölük ağalarının Trablusşam'da, Kırım askerinin Erzurum Hasankale'de kalmasını emretti ve ilkbaharda Bağdat seferine çıkılacağını başkente bildirdi. Bu sırada azledildiğinden henüz haberi yoktu.

Başkentte azil kararı verilmiş ve yerine ikinci defa Hafız Ahmed Paşa getirilmişti. Tarih 25 Ekim 1631'dir. Üç yıl altı ay on dokuz gün süren sadaret böylece sona erdi.

Azlin doğrudan sebebi olarak, sadrazamın yanındaki sipahileri teşvik ederek kendisine muhalif olan Hafız Ahmed Paşa ile Başdefterdar Mustafa Paşa'nın orduya gönderilmesini istemesi gösterilir. Kaynaklar, bu iki ismin Şeyhülislam Zekeriyyazade Yahya Efendi ile birlikte hareket ederek azli sağladığını aktarır.

Padişaha iletilen gerekçeler üç başlıkta toplanır: Şehrizol, Hille ve Musul yönlerinde askerin dağıtılarak ordunun zayıflatılması, kale inşaatıyla vakit geçirilmesi ve çok sayıda görevlinin idam edilmesi.

Hüsrev Paşa mührü kapıcılar kethüdasına teslim etti. Yanındaki askeri yatıştırdıktan sonra maiyetiyle birlikte Tokat'a hareket etti. Yolda nikris hastalığı arttığı için Tokat'ta kaldı. Nikris, eklem iltihabıyla seyreden ve dönem kayıtlarında sık geçen bir rahatsızlıktı.

## Azlinin Ardından Çıkan Ayaklanmalar

Azil haberi doğuda bulunan orduda karşılık buldu. Diyarbekir'deki yeniçeriler ve sipahiler ayaklandı. Yeniçeriler Hüsrev Paşa lehine padişaha dilekçe göndermek istedi; sipahi ileri gelenleri ise Anadolu'nun çeşitli yerlerine dağılarak onun yeniden sadarete getirilmesi için hazırlığa girişti.

Bu maksatla Seydişehir ve Beyşehir yörelerinde Deli İlahi, Konya'da Rum Mehmed, Afyonkarahisar'da Baba Ömer, Aydın'da Kınalıoğlu, Eskişehir ile İnönü'de Kör Ali, İskilip'te Köse Şaban adlı kişiler etraflarına kuvvet topladı. Birbirleriyle sözleşerek aynı talebi dile getirdiler.

Yeni sadrazamın konağında yapılan toplantıda, askeri yatıştırmak amacıyla kapıkulunun başkente çağrılmasına karar verildi. Çağrıya uyan yeniçerilerle birlikte sipahi ileri gelenleri de ulufe alma gerekçesiyle başkentte toplandı.

7 Şubat 1632 tarihinde ayaklanma başladı. Atmeydanı'nda toplanan kapıkulu askerleri, Hüsrev Paşa'nın azline sebep olmakla suçladıkları Sadrazam Hafız Ahmed Paşa, Şeyhülislam Yahya Efendi ve Başdefterdar Mustafa Paşa'nın da aralarında bulunduğu on yedi kişinin kendilerine teslimini istedi.

IV. Murad başlangıçta direndi, iki defa ayak divanına çıkmak zorunda kaldı. Sarayın iç kapısına kadar gelen kalabalık karşısında Hafız Ahmed Paşa teslim edildi ve padişahın gözü önünde öldürüldü. Sadarete Topal Receb Paşa getirildi; tarih 10 Şubat 1632'dir.

## Tokat'ta Öldürülmesi

Başkentteki olaylardan sorumlu tutulan Hüsrev Paşa hakkında padişah karar verdi. Özi muhafızı Murtaza Paşa Diyarbekir beylerbeyiliğine gönderilerek bu kararın uygulanmasıyla görevlendirildi ve kendisine gizli bir hatt-ı hümayun verildi.

Hüsrev Paşa Tokat'ta hasta yatağındaydı. Yeniçeriler ve sipahiler tarafından korunuyordu. Murtaza Paşa büyük bir kuvvetle Tokat'a geldiğinde şehre sokulmadı; şehir halkının da desteklediği kuvvetler gelen birlikleri geri püskürttü.

Çarpışma sürerken Murtaza Paşa padişah fermanını şehrin kadısına gönderdi ve konağın topa tutulmasını emretti. Aynı zamanda kararı halka açıkladı. Bunun üzerine Tokat halkı çarpışmadan çekildi.

Konağı kuşatılan Hüsrev Paşa adamlarına mücadeleyi bırakmalarını ve padişahın emrine uymalarını bildirdi. Murtaza Paşa, tuzak olabileceği düşüncesiyle yanına gitmedi; kethüdası ile fermanı gönderdi. Hüsrev Paşa fermanı okuduktan ve namazını kıldıktan sonra hükmün yerine getirilmesini kabul etti.

Öldüğüne delil olmak üzere kesik başı başkente gönderildi. Ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 1632 yılının şubat ayı sonu, bir kısmında 11 Mart 1632 olarak verilir. Kesik başının başkente ulaşması için 2 Mart 1632 tarihini veren kayıt da vardır. Defnedildiği yer kayıtlarda geçmez.

## Ölümünden Sonraki Gelişmeler

Ölüm haberi başkentte yeni bir ayaklanma başlattı. Kapıkulu askeri saraya yürüdü; bu yürüyüşün tarihi olarak 12 Mart 1632 verilir. Asiler padişahı ayak divanına çıkardı, Hüsrev Paşa'nın öldürülmesinden sonra kendilerine güvenlerinin kalmadığını bildirdi, olaya sebep olanların teslimini ve saraydaki şehzadelerin hayatı için kefil istedi.

Karışıklık, IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasına kadar sürdü. Topal Receb Paşa 18 Mayıs 1632 tarihinde divanda boğduruldu ve yerine Tabanıyassı Mehmed Paşa getirildi. Zorbaların tasfiyesi bundan sonra başladı.

Bu yönüyle Hüsrev Paşa'nın azli ve ölümü, IV. Murad'ın saltanatındaki kırılma noktasıdır. 1623 yılından beri süren, kararların kapıkulu ocakları ile saray çevresi arasında alındığı dönem 1632 yılında kapandı.

Hüsrev Paşa'nın adı bu olaylar zincirinde iki yönlü geçer. Bir yandan azlinin doğurduğu tepki ayaklanmaların gerekçesi olmuş, bir yandan aynı ayaklanmalar öldürülmesine giden kararın dayanağı sayılmıştır.

On yedinci yüzyılın ilk yarısında sadrazamların görevde kalma süresi ortalama bir yılın altındaydı. Üç yıl altı ayı aşan sadareti, bu tablonun istisnalarındandır.

1632 yılındaki iki ayaklanma, kapıkulu ocaklarının başkent siyasetindeki ağırlığının son örnekleridir. Bundan sonra ocak kayıtları elden geçirildi, esame düzeni denetim altına alındı ve ayaklanmaya karışanlar hakkında işlem yapıldı. Aynı yıl kahvehanelerin kapatılması ve tütün yasağı gibi düzenlemeler de gündeme geldi.

## Eserleri ve Vakfı

Hüsrev Paşa'nın bilinen başlıca eseri, Eskişehir'in bugünkü Han ilçesinde bulunan külliyedir. Cami, hamam ve kervansaraydan oluşur. İlçe uzun süre Hüsrevpaşahanı adını taşımış, 1989 yılından itibaren Han olarak anılmıştır.

Külliyenin camisi ayaktadır. Kervansaray bütünüyle ortadan kalkmış, hamamın büyük bölümü harap olmuştur. Caminin üzerinde banisini ve yapım tarihini gösteren kitabe bulunmaz; külliyenin ona ait olduğu başta vakfiyesi olmak üzere çeşitli belgelerden anlaşılır.

Vakfiye 27 Nisan 1631 tarihlidir. Belgeye göre Karahisarısahib sancağında Barçınlı kazasına bağlı Ulukilise köyü ile mezraası ve Eminini ile Korkuthanı köylerinin gelirleri külliyeye bağışlanmış, ayrıca on iki bin riyal kuruş nakit tahsis edilmiştir. Gelir önce vakıf eserlerinin tamirine harcanacak, artan kısım çocuklarına dağıtılacaktı. Mütevellilik sırasıyla eşi Ayşe Sultan'a, onun ölümünde kardeşi İbrahim Paşa'ya, sonra evlat ve torunlarına bırakılmıştır.

Külliyenin bulunduğu yer, başkenti Eskişehir, Konya ve Adana üzerinden güneye bağlayan ve Anadolu orta yolu denilen güzergâh üzerindeydi. Hüsrev Paşa Hanı, on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar menzil listelerinde yer aldı.

Dönem kayıtları ayrıca Bağdat seferine giderken Bardaklı köyü yakınında ve Cedid Han menzilinde kervansaray, misafirhane, çeşme ve cami yaptırdığını belirtir. Şehrizol ve Musul kalelerinin tamiri de onun emriyle gerçekleşmiştir.

## Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

Dönem kaynakları Hüsrev Paşa'yı asker üzerinde geniş nüfuz sahibi, doğrulukla tanınan ve emirlerini sıkı biçimde uygulatan bir vezir olarak tarif eder. Aynı kaynaklar sert tabiatlı olduğunu, çevresine karşı kırıcı davrandığını ve çabuk öfkelendiğini kaydeder.

Döneminde yaşayan tarihçi Atayi, onu dört sıfatla niteler ve bu niteleme sonraki tarih yazımında sık aktarılır. Modern tarihçilerden Uzunçarşılı ise azim sahibi, orduyu düzen altında tutmaya muktedir ve doğrulukla tanınmış bir vezir olduğunu, buna karşılık öfkeli ve kendini beğenmiş bir tarafı bulunduğunu yazar.

Sefer sırasında verdiği çok sayıda idam kararı kayıtlarda ayrıntılı biçimde yer alır. Bunlardan Musul'da üç paşanın idamı, azlinin gerekçeleri arasında doğrudan sayılmıştır.

Yönetim tarzının merkezinde ordu disiplini ve kale düzeni vardı. Gülanber Kalesi'nin yeniden inşası, Musul surlarının tamiri ve sınır hattının tahkimi aynı yaklaşımın parçalarıdır: sefer öncesinde arkayı emniyete almak.

Bu yaklaşım eleştiri de topladı. Kale inşaatıyla geçen elli gün ve Mardin ile Koçhisar'da geçen bekleyiş yılı, dönem kaynaklarında seferin sonuçsuz kalmasının sebebi olarak gösterilir.

Şair Nefi, kendisi için bir kaside yazdı. Naima Tarihi ise hizmetleri ve uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgi verir.

## Hizmet Ettiği Padişah

Hüsrev Paşa yalnızca IV. Murad'a sadrazamlık yaptı. IV. Murad 1623 yılında on bir yaşında tahta çıkmış, saltanatının ilk dönemi valide sultan ve devlet ricalinin yönetiminde geçmişti.

Hüsrev Paşa'nın sadarete getirildiği 1628 yılında padişah on altı yaşındaydı. Kayserili Halil Paşa'yı görevden alması, padişahın kendi kararıyla yaptığı ilk belirgin müdahale olarak kaydedilir. Yeni sadrazamın seçiminde de padişahın güveni belirleyici oldu.

Sadaret süresince devletin yönetimi büyük ölçüde sadrazamın elindeydi. Bunun sebebi hem padişahın yaşının küçüklüğü hem sadrazamın Abaza isyanını sona erdirmekle kazandığı konumdu.

Bağdat kuşatmasının sonuçsuz kalması bu dengeyi değiştirdi. 1631 yılındaki azil kararını padişah verdi. Ertesi yılki ayaklanmalar sırasında IV. Murad iki defa ayak divanına çıkmak, sadrazamını asilere teslim etmek ve istemediği bir ismi sadarete getirmek zorunda kaldı.

1632 yılının mayıs ayında Topal Receb Paşa'nın ortadan kaldırılmasıyla padişah yönetimi doğrudan eline aldı. Bundan sonraki dönemde kapıkulu ocakları üzerinde denetim kuruldu, 1635 yılında Revan ve 1638 yılında Bağdat seferleri padişahın kendi kumandasında yürütüldü.

Hüsrev Paşa'nın alamadığı Bağdat, aradan sekiz yıl geçtikten sonra IV. Murad'ın bizzat yönettiği seferle geri alındı.

## Mirası ve Tarihteki Yeri

Hüsrev Paşa'nın Osmanlı tarihindeki yeri iki olayla tanımlanır: Abaza Mehmed Paşa isyanının sona erdirilmesi ve Bağdat'ın geri alınamaması.

1622 yılında başlayan ve altı yıla yakın süren isyan, Doğu Anadolu'da merkezî yönetimin işleyişini durdurmuştu. Erzurum kuşatmasının pazarlıkla sonuçlanması ve isyan liderinin affedilerek Bosna valiliğine tayin edilmesi, dönemin çözüm yöntemlerinden biriydi. Bu sonuç sadrazamın konumunu belirledi.

Bağdat seferi ise sonuç vermedi. Otuz dokuz günlük kuşatmanın kaldırılması, 1626 yılındaki başarısızlığın ardından ikinci denemenin de sonuçsuz kalması anlamına geldi. Şehir ancak 1638 yılında geri alınabildi.

Sefer sırasında yapılan düzenlemelerin bir bölümü kalıcı oldu. Musul şehrinin sur içine alınması ve kalesinin tahkim edilmesi, sonraki yıllarda bölgedeki Osmanlı savunmasının dayanağı oldu.

Azli ve öldürülmesi, 1632 yılındaki ayaklanmalar zincirinin merkezindedir. Bu ayaklanmalar IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasıyla sonuçlandı; dolayısıyla adı, saltanatın ikinci döneminin başlangıcına bağlanan olaylarda geçer.

Bıraktığı eserlerden Eskişehir'in Han ilçesindeki camisi bugüne ulaştı. Aynı yerleşimin adı uzun süre onun adını taşıdı.

Köprülü Mehmed Paşa'nın bir dönem onun hazinedarlığını yaptığı kaydedilir; bu bağ, sonraki yüzyılın en uzun soluklu sadrazam ailesiyle arasındaki tek doğrudan temastır.

## Aynı Yıllarda Dünya

1628: Fransa'da La Rochelle kuşatması sona erdi; İngiliz hekim William Harvey kan dolaşımını anlatan eserini yayımladı.

1629: İngiltere Kralı I. Charles parlamentoyu dağıttı ve on bir yıl sürecek kişisel yönetim dönemi başladı.

1630: İsveç Kralı II. Gustav Adolf ordusuyla Almanya'ya çıktı ve Otuz Yıl Savaşları'na doğrudan taraf oldu.

1631: Magdeburg şehri kuşatma sonunda yağmalandı; aynı yılın aralık ayında Vezüv yanardağı püskürdü.

1632: Lützen Muharebesi yapıldı ve II. Gustav Adolf öldü; Hindistan'da Tac Mahal'in inşası başladı.

1633: Galileo Galilei Roma'da yargılandı.

1634: Nördlingen Muharebesi yapıldı; İsveç ordusu Güney Almanya'daki üstünlüğünü kaybetti.

## Kronoloji (38 olay)

| Tarih | Olay |
| --- | --- |
| Ekim 1623 | Yeniçeri ağalığına getirildi; tayin için 1623 yılının ekim ve kasım aylarına denk gelen bir kayıt verilir. (dönüm noktası) |
| Ocak 1624 | Bağdat Safevî Devleti'nin eline geçti; doğu cephesi devletin birinci meselesi haline geldi. |
| Haziran 1624 | Serdar tayin edilen Sadrazam Çerkez Mehmed Paşa ile birlikte doğu seferine çıktı. |
| 5 Eylül 1624 | Abaza Mehmed Paşa kuvvetleri Kayseri yakınlarında yenilgiye uğratıldı; bu muharebede görev aldı. |
| 8 Şubat 1625 | Onun arzıyla Hafız Ahmed Paşa sadrazamlığa ve Bağdat serdarlığına tayin edildi. |
| 13 Kasım 1625 | Osmanlı ordusu Bağdat'ı kuşattı. (dönüm noktası) |
| Mart 1626 | Safevî hükümdarı I. Abbas otuz bin kişilik orduyla şehrin yardımına geldi; kuşatan ordu iki ateş arasında kaldı. |
| 3 Temmuz 1626 | Yedi ay yirmi gün süren Bağdat kuşatması sonuç alınamadan kaldırıldı; bunun üzerine yeniçeri ağalığından alındı. (dönüm noktası) |
| Mart 1627 | Başkente çağrılarak kubbe vezirliğine getirildi ve vezirlik rütbesi aldı. |
| 6 Nisan 1628 | Vezîriâzamlığa getirildi; mühr-i hümayun kendisine İzmit'te teslim edildi. Aynı zamanda Abaza Mehmed Paşa üzerine serdar tayin edildi. (dönüm noktası) |
| Haziran 1628 | Tokat'a ulaştı ve yedi hafta burada kalarak sefer hazırlığı yaptı. |
| 6 Eylül 1628 | Erzurum kuşatıldı; kuşatmanın başlangıcı için 5 Eylül ve 6 Eylül tarihleri verilir. (dönüm noktası) |
| 22 Eylül 1628 | Abaza Mehmed Paşa teslim oldu ve altı yıla yakın süren isyan sona erdi; teslim tarihi kaynaklarda 18 Eylül ve 22 Eylül olarak farklı verilir. (dönüm noktası) |
| Kasım 1628 | Ordunun başkente dönme isteğini kabul ederek Erzurum'dan ayrıldı. |
| Aralık 1628 | Abaza Mehmed Paşa ve esir alınan Şemsi Han ile birlikte zafer alayıyla başkente girdi; giriş tarihi kaynaklarda 9 Kasım ve 9 Aralık olarak farklı verilir. (dönüm noktası) |
| Temmuz 1629 | Bağdat'ı geri almak üzere ordu ile birlikte Üsküdar'a geçti. |
| 17 Aralık 1629 | Ordu Musul'a ulaştı; Payas'a sevk edilen kuşatma topları burada teslim alındı. |
| 28 Ocak 1630 | Sular çekilene kadar kırk iki gün beklendikten sonra ordu Musul'dan ayrıldı. |
| 16 Mart 1630 | Şehrizol sancağının eski merkezi Gülanber Kalesi'nin yeniden inşasına başlandı. |
| 4 Mayıs 1630 | Elli gün süren Gülanber Kalesi inşaatı tamamlandı. |
| 5 Mayıs 1630 | Mihriban Kalesi alındı; on bin kişilik Osmanlı birliği Zeynel Han kumandasındaki Safevî ordusunu yenilgiye uğrattı. (dönüm noktası) |
| 9 Haziran 1630 | Ordu Hemedan'a girdi; şehir boşaltılmış durumdaydı ve yakıldı. (dönüm noktası) |
| 18 Haziran 1630 | Dergezin'e varıldı ve kasaba tahrip edildi; burada toplanan harp meclisi Kazvin seferinden vazgeçti. |
| 14 Temmuz 1630 | Çemhal ovasında Luristan hâkiminin saldırısı püskürtüldü. |
| 6 Ekim 1630 | Bağdat kuşatma altına alındı; şehrin elden çıkmasından sonraki ikinci Osmanlı kuşatmasıdır. (dönüm noktası) |
| 14 Kasım 1630 | Otuz dokuz gün süren kuşatma sonuç alınamadan kaldırıldı. (dönüm noktası) |
| 12 Aralık 1630 | Ordu Musul'a getirildi; kışı burada geçirme kararı alındı. |
| 23 Aralık 1630 | Gülanber yenilgisinden sonra Musul'a gelen Parmaksız Mustafa Paşa, Abdal Paşa ve Ömer Paşa emriyle idam edildi. |
| 22 Ocak 1631 | Orduyu Mardin'e nakletmek üzere Musul'dan ayrıldı; ayrılmadan önce Musul Kalesi'nin tahkimini emretti. |
| 27 Nisan 1631 | Eskişehir'in bugünkü Han ilçesindeki külliyesi için düzenlenen vakfiye bu tarihi taşır. (dönüm noktası) |
| 6 Eylül 1631 | Koçhisar'da yeniçeriler ve sipahiler ayaklanarak seferin gelecek yıla ertelenmesini istedi; istek kabul edildi. |
| 25 Ekim 1631 | Sadrazamlıktan azledildi; yerine ikinci defa Hafız Ahmed Paşa getirildi. Mührü kapıcılar kethüdasına teslim edip Tokat'a hareket etti. (dönüm noktası) |
| 7 Şubat 1632 | Başkentte kapıkulu ayaklanması başladı; asiler azline sebep olmakla suçladıkları on yedi kişinin teslimini istedi. (dönüm noktası) |
| 10 Şubat 1632 | Sadrazam Hafız Ahmed Paşa padişahın gözü önünde öldürüldü ve sadarete Topal Receb Paşa getirildi. (dönüm noktası) |
| 11 Mart 1632 | Tokat'ta öldürüldü; ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 1632 yılının şubat ayı sonu, bir kısmında 11 Mart 1632 olarak verilir. (dönüm noktası) |
| 12 Mart 1632 | Ölüm haberi üzerine kapıkulu askeri yeniden ayaklanarak saraya yürüdü ve padişahı ayak divanına çıkardı. |
| 18 Mayıs 1632 | Topal Receb Paşa divanda boğduruldu ve yerine Tabanıyassı Mehmed Paşa getirildi; zorbaların tasfiyesi başladı. |
| 1638 | Alamadığı Bağdat, IV. Murad'ın bizzat yönettiği seferle geri alındı. |

## Savaşlar ve seferler (6)

Aşağıdaki tablo Hüsrev Paşa döneminde yapılan savaş ve seferleri yıl sırasıyla verir.

| Yıl | Savaş veya sefer | Taraf | Sonuç |
| --- | --- | --- | --- |
| 1624 | Abaza Mehmed Paşa üzerine sefer | Abaza Mehmed Paşa kuvvetleri | Kayseri yakınlarında yenilgiye uğratıldılar; Yeniçeri ağası olarak Sadrazam Çerkez Mehmed Paşa'nın serdarlığındaki sefere katıldı. |
| 1625 | Bağdat Kuşatması | Safevî Devleti | Kuşatma sonuç alınamadan kaldırıldı; Yeniçeri ağası olarak katıldı. Şah I. Abbas'ın yardıma gelmesiyle ordunun iki ateş arasında kalması sırasındaki rolü kaynaklarda ayrıca kaydedilir. |
| 1628 | Erzurum Kuşatması | Abaza Mehmed Paşa kuvvetleri | Abaza Mehmed Paşa teslim oldu, isyan sona erdi; Serdar sıfatıyla yönetti. Kale içindeki askerlerin bir bölümü kazanılarak savunma çözüldü; teslim dört gün süren pazarlıkla sağlandı. |
| 5 Ma | Mihriban Muharebesi | Safevî Devleti | Kale alındı; On bin kişilik Osmanlı birliği, Zeynel Han kumandasındaki kırk bin kişilik Safevî ordusunu yenilgiye uğrattı. Bu sonuç İran içlerine yürüme kararının dayanağı oldu. |
| 1630 | Hemedan ve Dergezin Harekâtı | Safevî Devleti | İki yerleşim de tahrip edildi, ancak beklenen siyasi sonuç alınamadı; Amaç, karşı tarafı Bağdat'ı geri vermeye zorlamaktı. Şah meydan muharebesine girmeyip yıpratma savaşı yürüttü. |
| 6 Ek | Bağdat Kuşatması | Safevî Devleti | Otuz dokuz gün sonra sonuç alınamadan kaldırıldı; Şehrin elden çıkmasından sonra düzenlenen ikinci kuşatmadır. 26 Ekim tarihindeki huruç ve 9 Kasım tarihindeki genel saldırıda ağır kayıp verildi. |

## Sadaret dönemleri (1)

Aşağıdaki tablo Hüsrev Paşa'nın sadrazamlık dönemlerini başlangıç ve bitiş tarihi, hizmet ettiği padişah ve görev süresiyle verir.

| Başlangıç | Bitiş | Padişah | Süre | Not |
| --- | --- | --- | --- | --- |
| 6 Nisan 1628 | 25 Ekim 1631 | IV. Murad | 3 yıl 6 ay 19 gün | Kayserili Halil Paşa'nın Erzurum kuşatmasında sonuç alamaması üzerine göreve geldi; mühür kendisine İzmit'te teslim edildi. Selefi, kaynaklarda Kayserili Halil Paşa ve Damad Halil Paşa adlarıyla anılan aynı vezirdir; halefi ikinci defa sadarete getirilen Hafız Ahmed Paşa'dır. |

## Hizmet ettiği padişahlar (1)

| Padişah | Saltanat | Not |
| --- | --- | --- |
| IV. Murad | 1623-1640 | Yeniçeri ağalığına, kubbe vezirliğine ve sadrazamlığa bu padişah döneminde getirildi; azil ve ölüm kararı da onun tarafından verildi |

## Mühr-i hümayun

Sadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Hüsrev Paşa mührü başkentte değil yol üzerinde aldı: Diyarbekir beylerbeyiliğine tayin edilerek yola çıkarıldıktan sonra arkasından gönderilen kapı kethüdası mührü kendisine İzmit'te teslim etti; tarih 6 Nisan 1628'dir. Mühür sefer boyunca serdar sıfatıyla ordunun yanında bulundu. 25 Ekim 1631 tarihindeki azilde mührü kapıcılar kethüdasına teslim etti ve yanındaki askeri yatıştırdıktan sonra Tokat'a hareket etti.

## Eserleri (5)

| Eser | Tür | Yıl | Yer | Not |
| --- | --- | --- | --- | --- |
| Hüsrev Paşa Külliyesi | külliye | 1631 | Han, Eskişehir | Cami, hamam ve kervansaraydan oluşur. Camisi ayaktadır, kervansaray ortadan kalkmış, hamamın büyük bölümü harap olmuştur. Vakfiyesi 27 Nisan 1631 tarihlidir. |
| Hüsrev Paşa Hanı vakfı | vakıf | 1631 | Karahisarısahib sancağı | Barçınlı kazasına bağlı Ulukilise köyü ile mezraası ve Eminini ile Korkuthanı köylerinin gelirleri ile on iki bin riyal kuruş nakit külliyeye bağışlandı. |
| Bardaklı ve Cedid Han menzil yapıları | kervansaray, misafirhane, çeşme ve cami |  | Bağdat sefer yolu | Dönem kayıtları, Bağdat seferine giderken bu iki menzilde yaptırdığı yapılardan söz eder. |
| Gülanber Kalesi'nin yeniden inşası | kale | 1630 | Şehrizol | Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan ve sonradan yıktırılan kale, 16 Mart ile 4 Mayıs 1630 arasında elli günde yeniden inşa edildi. |
| Musul Kalesi ve şehir surlarının tahkimi | kale ve sur | 1631 | Musul | Şehir sur içine alındı, kale tahkim edildi ve büyük kuleler inşa edildi. Malzeme ve işçi temini için Diyarbekir ile Urfa valileri görevlendirildi. |

## Çağdaşları

| Kişi | Rol | Yıllar | Not |
| --- | --- | --- | --- |
| IV. Murad | Osmanlı padişahı | 1623-1640 | Sadrazamlık mührünü ondan aldı; azil ve ölüm kararını da o verdi |
| Kösem Sultan | Valide sultan | 1623-1651 | IV. Murad'ın saltanatının ilk döneminde devlet yönetiminde belirleyici konumdaydı |
| Abaza Mehmed Paşa | Erzurum beylerbeyi ve isyan lideri | 1622-1628 | Erzurum kuşatmasının ardından ona teslim oldu; affedilerek Bosna valiliğine tayin edildi |
| Hafız Ahmed Paşa | Sadrazam | 1625-1626 ve 1631-1632 | İlk sadaretine onun arzıyla getirildi; ikinci sadaretinde Hüsrev Paşa'nın halefi oldu ve 1632 ayaklanmasında öldürüldü |
| Kayserili Halil Paşa | Sadrazam ve kaptanıderya | 1626-1628 | Selefidir; kaynaklarda Damad Halil Paşa adıyla da anılır. Erzurum kuşatmasında sonuç alamaması üzerine görevden alındı |
| Topal Receb Paşa | Sadaret kaymakamı ve sadrazam | 1628-1632 | Sadarete gelmesinden beri makama aday sayılıyordu; 1632 ayaklanmasında sadrazam oldu ve aynı yıl divanda boğduruldu |
| Zekeriyyazade Yahya Efendi | Şeyhülislam | 1622-1644 | Sadarete getirilmesini Meşveret Meclisi'nde teklif etti; azline giden süreçte karşı tarafta yer aldı |
| Murtaza Paşa | Özi muhafızı ve Diyarbekir beylerbeyi | 1632 | Padişahın kararının Tokat'ta uygulanmasıyla görevlendirildi |
| I. Abbas | Safevî hükümdarı | 1588-1629 | Bağdat'ı 1624 yılında ele geçiren ve 1626 kuşatmasında şehrin yardımına gelen hükümdardır |
| Köprülü Mehmed Paşa | Sadrazam | 1656-1661 | Bir dönem Hüsrev Paşa'nın hazinedarlığını yaptığı kaydedilir |
| Tabanıyassı Mehmed Paşa | Sadrazam | 1632-1637 | Azlinin ardından çıkan ayaklanmalar yatıştırıldıktan sonra sadarete getirildi |

## İlkler ve enler

- **Altı yıla yakın süren Abaza Mehmed Paşa isyanının sona erdirilmesi** Erzurum, 1628
- **Gülanber Kalesi'nin yıkılmasından sonra yeniden inşası** 16 Mart ile 4 Mayıs 1630 arası, elli gün
- **Osmanlı ordusunun Hemedan'a kadar ilerlemesi** 9 Haziran 1630
- **Bağdat'ın elden çıkmasından sonra düzenlenen ikinci Osmanlı kuşatması** 6 Ekim ile 14 Kasım 1630 arası
- **Musul şehrinin sur içine alınması ve kalesinin tahkim edilmesi** 1631
- **Mührü başkentte değil yol üzerinde, İzmit'te teslim alması** 6 Nisan 1628

## Aile ağacı

- Babası: Hızır Paşa (Adı doğrudan bir kayıtta geçmez; vakfiyesinde kardeşinin adının İbrahim Paşa b. Hızır Paşa biçiminde yazılmasından çıkarılır. Kimliği tam olarak tespit edilememiştir)
- Annesi:  (Kaynaklarda adı geçmiyor)

### Eşleri (1)

- Ayşe Sultan: 27 Nisan 1631 tarihli vakfiyede zevcesi olarak geçer ve külliyenin ilk mütevellisi gösterilir. Kaynakların bir kısmı III. Mehmed'in kızı olduğunu kaydeder; bu bilgi tartışmalıdır

### Kardeşleri (1)

- İbrahim Paşa: Vakfiyede İbrahim Paşa b. Hızır Paşa olarak geçer; eşinin ölümünden sonra vakfın mütevellisi olarak gösterilmiştir

## Yanlış bilinenler

- Yanlış: Hüsrev Paşa ile Koca Hüsrev Paşa aynı kişidir.
  Doğru: İki ayrı devlet adamıdır. Bu maddenin konusu olan Hüsrev Paşa Bosna kökenlidir, 1628 ile 1631 arasında IV. Murad'a sadrazamlık yapmış ve 1632 yılında Tokat'ta ölmüştür. Koca Hüsrev Paşa ise Kafkasya kökenlidir, 1839 yılında Sultan Abdülmecid döneminde sadarete gelmiş ve 1855 yılında İstanbul'da ölmüştür.
- Yanlış: Bağdat'ı kuşattığı yıl 1629'dur.
  Doğru: Sefer 1629 yılının temmuz ayında başladı, ancak Bağdat kuşatması 6 Ekim 1630 tarihinde başladı ve 14 Kasım 1630 tarihinde kaldırıldı. Ordu 1629 yılının aralık ayında Musul'a ulaşmış, yağmurlar sebebiyle ilerleyememişti. Bazı kayıtlarda kuşatma için 1629 yılı verilir; kuşatmanın kaldırılma tarihi olan 14 Kasım 1630 ise kaynaklarda ortaktır.
- Yanlış: Abaza Mehmed Paşa yakalanarak idam edildi.
  Doğru: Erzurum kuşatmasının ardından dört gün süren pazarlık sonunda teslim oldu ve teslim şartları çerçevesinde affedilerek Bosna valiliğine tayin edildi. İdamı çok sonra, 1634 yılında ve başka bir gerekçeyle gerçekleşti.
- Yanlış: Sadrazamlık mührünü Divan-ı Hümayun'da aldı.
  Doğru: Karar Meşveret Meclisi'nde açıklanmadı. Önce Diyarbekir beylerbeyiliğine tayin edilerek yola çıkarıldı; mühür arkasından gönderilen kapı kethüdası tarafından İzmit'te kendisine teslim edildi.
- Yanlış: Azledildikten hemen sonra öldürüldü.
  Doğru: Azil 25 Ekim 1631 tarihindedir. Mührü teslim ettikten sonra Tokat'a çekildi ve orada hasta yattı. Ölümü, başkentteki ayaklanmalardan sonra, azlinden yaklaşık dört buçuk ay sonra gerçekleşti.
- Yanlış: Hüsrev Paşa'nın hiçbir eseri bugüne ulaşmadı.
  Doğru: Eskişehir'in Han ilçesindeki külliyenin camisi ayaktadır. Külliyenin kervansarayı ortadan kalkmış, hamamın büyük bölümü harap olmuştur. İlçe uzun süre Hüsrevpaşahanı adını taşımıştır.

## Sıkça sorulan sorular

### Hüsrev Paşa hangi tarihler arasında sadrazamlık yaptı?

6 Nisan 1628 tarihinde vezîriâzamlığa getirildi ve 25 Ekim 1631 tarihinde azledildi. Görev süresi üç yıl altı ay on dokuz gündür. Sadaretinin tamamı IV. Murad'ın saltanatındadır.

### Hüsrev Paşa ile Koca Hüsrev Paşa aynı kişi midir?

Hayır, iki ayrı devlet adamıdır. Bu maddenin konusu olan Hüsrev Paşa Bosna kökenlidir ve 1628 ile 1631 yılları arasında IV. Murad'a sadrazamlık yapmıştır. Koca Hüsrev Paşa ise Kafkasya kökenlidir, 1839 yılında Sultan Abdülmecid döneminde sadarete gelmiştir ve 1855 yılında ölmüştür. Aralarında iki yüzyıldan fazla zaman vardır.

### Hüsrev Paşa nerelidir ve kökeni nedir?

Kaynaklar Bosna kökenli olduğunda birleşir ve Enderun'da yetiştiğini kaydeder. Doğum yılı bilinmez, doğum yeri için de Bosna sancağı dışında bir ayrıntı verilmez. Babasının adının Hızır olduğu, vakfiyesinde kardeşinin İbrahim Paşa b. Hızır Paşa olarak geçmesinden çıkarılır.

### Abaza Mehmed Paşa isyanı nasıl sona erdi?

Hüsrev Paşa sadarete geldikten sonra serdar sıfatıyla Erzurum üzerine yürüdü ve 1628 yılının eylül ayında kaleyi kuşattı. Kale içindeki askerlerin bir bölümü kazanılarak savunma çözüldü. Dört gün süren pazarlığın ardından Abaza Mehmed Paşa teslim oldu; teslim tarihi kaynaklarda 18 Eylül ve 22 Eylül 1628 olarak farklı verilir. İsyan lideri affedilerek Bosna valiliğine tayin edildi.

### Hüsrev Paşa Bağdat'ı geri alabildi mi?

Alamadı. 1629 yılında çıktığı doğu seferinde Şehrizol bölgesini emniyete aldı, Mihriban Kalesi'ni ele geçirdi ve Hemedan'a kadar ilerledi. Bağdat'ı 6 Ekim 1630 tarihinde kuşattı, ancak otuz dokuz gün sonra 14 Kasım 1630 tarihinde kuşatmayı sonuç alamadan kaldırdı. Şehir ancak 1638 yılında IV. Murad'ın bizzat yönettiği seferle geri alındı.

### Gülanber Kalesi meselesi nedir?

Gülanber, Şehrizol sancağının eski merkezindeki kaledir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiş, Safevî Şahı I. Abbas'ın bölgeyi ele geçirmesi sırasında yıktırılmıştı. Hüsrev Paşa kaleyi yeniden inşa ettirdi ve bunun için 16 Mart ile 4 Mayıs 1630 arasında elli gün beklendi. Bu bekleyiş, dönem kaynaklarında seferin gecikmesinin sebeplerinden biri olarak kaydedilir.

### Hüsrev Paşa neden azledildi?

Bağdat kuşatmasının sonuç vermemesi ve ertesi yıl seferin ertelenmesi konumunu zayıflattı. Azlin doğrudan sebebi olarak, muhalifi olan Hafız Ahmed Paşa ile Başdefterdar Mustafa Paşa'nın orduya gönderilmesini istemesi gösterilir. Bu iki isim Şeyhülislam Yahya Efendi ile birlikte hareket ederek padişahı azil kararına ikna etti. Karar 25 Ekim 1631 tarihinde verildi.

### Hüsrev Paşa nerede ve nasıl öldü?

Azlinden sonra Tokat'a çekildi ve nikris hastalığı sebebiyle burada kaldı. Başkentte çıkan ayaklanmalardan sorumlu tutuldu; Murtaza Paşa kararı uygulamakla görevlendirildi. Tokat'ta konağı kuşatıldı ve öldürüldü. Tarih kaynakların bir kısmında 1632 yılının şubat ayı sonu, bir kısmında 11 Mart 1632 olarak verilir.

### Hüsrev Paşa'nın azli ne gibi sonuçlar doğurdu?

Azil haberi doğudaki orduda ve Anadolu'da ayaklanmalara yol açtı. Sipahi ileri gelenleri çeşitli şehirlerde kuvvet toplayarak onun yeniden sadarete getirilmesini istedi. Başkentte 7 Şubat 1632 tarihinde başlayan ayaklanmada Sadrazam Hafız Ahmed Paşa padişahın gözü önünde öldürüldü ve sadarete Topal Receb Paşa getirildi. Karışıklık, IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasına kadar sürdü.

### Hüsrev Paşa hangi eserleri yaptırdı?

Başlıca eseri, Eskişehir'in bugünkü Han ilçesindeki külliyedir; cami, hamam ve kervansaraydan oluşur ve camisi bugüne ulaşmıştır. Vakfiyesi 27 Nisan 1631 tarihlidir. Ayrıca Bağdat sefer yolu üzerinde Bardaklı köyü yakınında ve Cedid Han menzilinde kervansaray, misafirhane, çeşme ve cami yaptırdığı, Şehrizol ve Musul kalelerinin tamir edildiği kaydedilir.

### Hüsrev Paşa'nın vakfiyesinde neler yazılıdır?

27 Nisan 1631 tarihli vakfiyede, Karahisarısahib sancağında Barçınlı kazasına bağlı Ulukilise köyü ile mezraası ve Eminini ile Korkuthanı köylerinin gelirlerinin külliyeye bağışlandığı, ayrıca on iki bin riyal kuruş nakit tahsis edildiği yazılıdır. Mütevellilik önce eşi Ayşe Sultan'a, onun ölümünde kardeşi İbrahim Paşa'ya bırakılmıştır. Belgede kardeşinin adı İbrahim Paşa b. Hızır Paşa olarak geçer.

### Hüsrev Paşa kaç padişaha hizmet etti?

Yalnızca IV. Murad'a hizmet etti. Yeniçeri ağalığına 1623 yılında, kubbe vezirliğine 1627 yılında ve sadrazamlığa 1628 yılında bu padişah döneminde getirildi. Azil ve ölüm kararı da aynı padişah tarafından verildi.

### Hüsrev Paşa mührü nerede aldı?

Mühr-i hümayunu başkentte değil yol üzerinde aldı. Kıdem sırasına göre sadaret kaymakamı Receb Paşa'nın sadrazam olması beklendiği için karar Meşveret Meclisi'nde açıklanmadı. Hüsrev Paşa önce Diyarbekir beylerbeyiliğine tayin edilerek yola çıkarıldı, arkasından gönderilen kapı kethüdası mührü kendisine İzmit'te teslim etti.

### Dönem kaynakları Hüsrev Paşa'yı nasıl tarif eder?

Kaynaklar onu asker üzerinde geniş nüfuz sahibi, doğrulukla tanınan ve emirlerini sıkı biçimde uygulatan bir vezir olarak tarif eder. Aynı kaynaklar sert tabiatlı olduğunu ve çevresine karşı kırıcı davrandığını kaydeder. Sefer sırasında verdiği çok sayıda idam kararı da kayıtlarda yer alır ve azlinin gerekçeleri arasında sayılmıştır.

## İlgili sadrazamlar

- Önceki: [Güzelce Ali Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/guzelce-ali-pasa)
- Sonraki: [Tabanıyassı Mehmed Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/tabaniyassi-mehmed-pasa)
- Tüm liste: [Osmanlı Sadrazamları](https://com.com.tr/ansiklopedi/sadrazamlar.md)

## İlgili maddeler (10)

- [Kuyucu Murad Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/kuyucu-murad-pasa.md)
- [Nasuh Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/nasuh-pasa.md)
- [Öküz Mehmed Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/okuz-mehmed-pasa.md)
- [Güzelce Ali Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/guzelce-ali-pasa.md)
- [Tabanıyassı Mehmed Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/tabaniyassi-mehmed-pasa.md)
- [Kemankeş Kara Mustafa Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/kemankes-kara-mustafa-pasa.md)
- [Koca Hüsrev Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/koca-husrev-pasa.md)
- [Köprülü Mehmed Paşa](https://com.com.tr/ansiklopedi/koprulu-mehmed-pasa.md)
- [IV. Murad](https://com.com.tr/ansiklopedi/4-murad.md)
- [Genç Osman](https://com.com.tr/ansiklopedi/genc-osman.md)

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi; Wikidata: https://www.wikidata.org/wiki/Q3775651

Son güncelleme: 27 Eylül 2026

[Canlı sayfa](https://com.com.tr/ansiklopedi/husrev-pasa) · [Ansiklopedi](https://com.com.tr/ansiklopedi.md)

---
COM (https://com.com.tr) · AI: https://com.com.tr/llms.txt
