Yatsı19:57·İmsak 05:41 İstanbul21°·Açık Nöbetçi eczane:Adalar 11 Ekim 2026, Pazar
Ara
Karamani Mehmet Paşa
Sadrazamlar · Yükselme dönemi

Karamani Mehmet Paşa

قرامانى محمد پاشا

Karamânî Mehmed Paşa·Nişancı Mehmed Paşa·Nişânî

Sadaret 1477-1481Doğum bilinmiyor, KonyaÖlüm 4 Mayıs 1481, İstanbul· 4 Rebiülevvel 886

Karamani Mehmet Paşa, Fatih Sultan Mehmed'in son vezîriâzamı, Fatih Kanunnâmesi'nin hazırlayıcısı ve Osmanlı tarihi yazan devlet adamıdır.

1Sadaret dönemi
1Padişaha hizmet
6Eser
1Çocuk

Karamani Mehmet Paşa Kimdir?

16 dk okuma

Karamani Mehmet Paşa, Konya'da doğdu ve 4 Mayıs 1481 tarihinde İstanbul'da öldürüldü. Doğum yılı bilinmemektedir. Babası Ârif Çelebi'dir ve aile, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî soyundan gelir.

Devlet hizmetine ilmiye yolundan girdi. Konya medreselerinde okudu, ardından İstanbul'a gelerek Veli Mahmud Paşa'nın yaptırdığı medresede müderrislik yaptı. Buradan saray çevresine geçti ve nişancılık görevine getirildi. Nişancı, padişahın adına yazılan belgeleri hazırlayan ve devletin kanun metinlerini kaleme alan görevliydi. Fatih Sultan Mehmed'in adıyla anılan Kanunnâme'nin hazırlanmasında adı bu görev sebebiyle geçer.

1470 ile 1471 yılları arasında vezirliğe yükseldi. Vezîriâzamlığa getiriliş yılı kaynaklarda ayrışır: bir kısmı 1477, bir kısmı 1478 yılını verir. Selefi Gedik Ahmed Paşa'dır. Devşirme kökenli devlet adamlarının makamı uzun süre elinde tuttuğu bir dönemde, ilmiye yolundan gelerek bu göreve ulaşması dikkat çekici sayılır.

Vezîriâzamlığında devletin gelir düzeninde köklü bir değişikliğe gidildi: mülk ve vakıf statüsündeki topraklar geri alınarak tımar olarak dağıtıldı. Dönem kaynakları, bu yolla dağıtılan yerleşimin yirmi binden fazla köy ve mezraa olduğunu kaydeder. Uygulama geniş bir hoşnutsuzluk yarattı.

Fatih Sultan Mehmed 3 Mayıs 1481 tarihinde öldü. Ertesi gün, İstanbul'da çıkan yeniçeri ayaklanmasında öldürüldü. Geride Osmanlı hanedanının tarihini anlatan Arapça bir eser ve Nişânî mahlasıyla yazılmış şiirler bıraktı.

1451

Fatih Sultan Mehmed ikinci kez tahta çıktı.

Doğumu ve Soyu

01 / 20 · 1 dk

Karamani Mehmet Paşa Konya'da doğdu. Doğum yılı kaynaklarda verilmez. Kariyerinin bilinen ilk aşamalarına bakıldığında on beşinci yüzyılın ilk yarısında doğduğu anlaşılır, ancak kesin bir yıl için dayanak yoktur.

Babasının adı Ârif Çelebi'dir. Aile, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî soyundan gelir. Bu bağ, hem Türkçe hem yabancı kaynaklarda ortak biçimde kaydedilir ve onu Osmanlı devlet adamları arasında ayrı bir yere koyar.

Konya, on beşinci yüzyılda Karamanoğulları Beyliği'nin merkeziydi. Şehir aynı zamanda Mevlevî geleneğinin merkeziydi ve Anadolu'nun en köklü medreselerini barındırıyordu. Karamani nisbesi, bu şehirden ve bölgeden gelmesinden dolayı verildi.

Konya'nın Osmanlı hâkimiyetine geçişi kademeli oldu. Karamanoğulları ile Osmanlılar arasındaki mücadele on beşinci yüzyıl boyunca sürdü; bölge, Fatih Sultan Mehmed döneminde kesin biçimde Osmanlı yönetimine bağlandı. Bu geçmiş, sonraki yıllarda Karamani Mehmet Paşa'nın memleketiyle ilgili şüphelerin dayanağı olarak kullanıldı.

Devşirme kökenli olmaması, kariyerinin en çok konuşulan yönüdür. Fatih Sultan Mehmed döneminde vezîriâzamlık makamı büyük ölçüde devşirme kökenli devlet adamlarına verilmişti. İlmiye yolundan gelen ve Anadolu'da doğmuş bir ismin bu makama ulaşması, dönemin kadro tercihi açısından istisna sayılır.

Ailesi hakkında ayrıntı azdır. Bir oğlu bilinir: Zeynelâbidîn Ali Çelebi. Kaynaklar üç kez evlendiğini kaydeder, eşlerinin adı geçmez.

Eğitimi ve Müderrislik Yılları

02 / 20 · 1 dk

Öğrenimine Konya medreselerinde başladı. Şehir, Selçuklu döneminden kalan medrese geleneğini sürdürüyordu ve Anadolu'nun ilim merkezlerinden biriydi. Aldığı eğitim, sonraki görevlerinin tamamının dayanağı oldu.

Eğitiminin ardından Osmanlı topraklarına geçti. İstanbul'da, dönemin vezîriâzamı Veli Mahmud Paşa'nın yaptırdığı medresede müderris olarak görev yaptı. Bu medrese, fetihten sonra kurulan ve şehrin ilmî hayatını yeniden kuran yapılardan biriydi.

Müderrislik, ilmiye yolunda yükselmenin ana basamağıydı. Müderris, medresede ders verir, öğrencilerin icazetini onaylar ve bulunduğu şehrin ilmî meselelerinde görüş bildirirdi. Büyük medreselerde görev yapanlar, kadılığa ya da devlet kademelerine geçebilirdi.

Onun durumunda geçiş, kadılık yönünde değil kalem yönünde oldu. Arapça ve Farsçaya hâkim olması, resmî yazışma diline ve belge tekniğine vâkıf olması, onu divan kalemine yöneltti. Dönemin devlet yazışmaları ağır bir edebî üslupla kaleme alınıyordu ve bu iş için özel bir yetişme gerekiyordu.

İlim yönü, kariyeri boyunca sürdü. Vezîriâzamlığı sırasında bile eser yazmayı bırakmadı; Osmanlı hanedanının tarihini anlatan Arapça eserini bu dönemde tamamladı. Şiir yazdı ve Nişânî mahlasını kullandı; Türkçe, Arapça ve Farsça manzumeler kaleme aldığı kaydedilir.

Bu birikim, sonraki görevlerinde doğrudan işine yaradı. Kanun metinlerinin hazırlanması ve dış devletlere yazılan mektupların kaleme alınması, aynı yetişmenin ürünüdür.

Saray Çevresine Girişi

03 / 20 · 1 dk

Osmanlı saray çevresine, dönemin vezîriâzamı Veli Mahmud Paşa'nın himayesinde girdi. Mahmud Paşa, hem devlet adamı hem de ilim ve sanat çevrelerini destekleyen bir isimdi; yaptırdığı medrese ve külliye, İstanbul'un fetihten sonraki yeniden kuruluşunun parçasıydı.

Himaye ilişkisi, dönemin yükselme yollarından biriydi. Bir devlet adamının çevresinde yetişen kişi, onun tavsiyesiyle daha üst görevlere geçebiliyordu. Karamani Mehmet Paşa'nın müderrislikten devlet hizmetine geçişi bu yolla gerçekleşti.

Fatih Sultan Mehmed'in ilim adamlarına yakınlığı, bu geçişi kolaylaştırdı. Padişah, saray çevresinde âlim ve şairlerden oluşan bir topluluk oluşturmuştu; tarih, coğrafya ve felsefe konularında eserler ısmarlıyor, tartışmalara katılıyordu. Karamani Mehmet Paşa bu çevrenin içinde yer aldı ve padişahın danışmanlarından biri haline geldi.

Himayecisi Mahmud Paşa'nın sonraki yıllarda görevden alınıp idam edilmesi, onun kariyerini kesintiye uğratmadı. Bu, saray içindeki konumunu kendi başına kurmuş olduğunu gösterir.

Divan kalemindeki yükselişi nişancılık göreviyle sonuçlandı. Kaynaklar bu tayinin yılını farklı verir; kesin bir tarih üzerinde birleşmezler. Nişancılıkta bulunduğu yıllarda İstanbul'un Kumkapı yöresinde bir cami yaptırdığı kaydedilir; yapının inşa yılı da kaynaklarda farklı gösterilir.

Bu görev, kariyerinin dönüm noktasıdır. Nişancılık, onu devletin kanun metinlerini hazırlayan makamın başına getirdi.

1453

İstanbul fethedildi; şehrin yeniden imarı ve devletin merkezî yeniden düzenlenmesi başladı.

Nişancılık Görevi

04 / 20 · 1 dk

Nişancı, Divan-ı Hümayun'un dört asıl üyesinden biriydi. Görevi, padişah adına yazılan belgelere tuğra çekmek, gelen ve giden yazışmaları hazırlamak ve devletin kanun metinlerini kaleme almaktı.

Makamın en önemli yönü, hukuk bilgisiydi. Nişancı, örfî hukuk ile şer'î hukuk arasındaki uyumu gözetmek zorundaydı. Padişahın çıkardığı kanunların şer'î hükümlerle çelişmemesi, bu makamın sorumluluğundaydı. Bu sebeple nişancılar çoğunlukla medrese eğitimi almış kişilerden seçilirdi.

Nişancının bir başka görevi, tımar ve mülk kayıtlarının denetimiydi. Kimin hangi toprağı hangi şartla tuttuğu, hangi köyün gelirinin nereye ayrıldığı bu makamdan geçerdi. Karamani Mehmet Paşa'nın sonraki yıllarda uyguladığı toprak politikasının teknik zemini, bu görevde edindiği kayıt bilgisidir.

Dış yazışmalar da nişancının alanındaydı. Fatih Sultan Mehmed'in Akkoyunlu, Memlük, Venedik ve Macaristan gibi devletlerle yürüttüğü yazışmalarda, mektupların kaleme alınmasında ona başvurulduğu kaydedilir. Bu metinler yalnızca haber taşıyan yazılar değildi; üslubuyla devletin konumunu ortaya koyan siyasî belgelerdi.

Görev süresi uzun oldu. Bu yıllarda hem devletin kanun düzeni hem de kayıt sistemi hakkında kapsamlı bir bilgi edindi. Vezirliğe ve ardından vezîriâzamlığa yükselmesinin dayanağı bu birikimdir.

Nişancılıkta iken kazandığı Nişânî mahlası, şiirlerinde kullandığı imza oldu ve adıyla birlikte anılmaya devam etti.

Fatih Kanunnâmesi'nin Hazırlanması

05 / 20 · 1 dk

Fatih Sultan Mehmed, saltanatı boyunca çıkardığı kanunları bir metinde topladı. Kanunnâme-i Âl-i Osman adıyla bilinen bu derleme, Osmanlı Devleti'nin idarî düzenini yazılı hale getiren ilk kapsamlı metindir.

Kanunnâme'nin kaleme alınmasında nişancının adı geçer. Kaynaklar metnin hazırlayıcısı olarak Nişancı Karamani Mehmed'i gösterir. Metnin bütününün tek bir kişinin kaleminden çıkıp çıkmadığı tartışmalıdır; buna karşılık hazırlık sürecinde onun belirleyici olduğu konusunda kaynaklar birleşir.

Metin üç ana bölümden oluşur. Birincisi devlet görevlilerinin sıralamasını ve protokoldeki yerlerini düzenler. İkincisi divan usulünü, arz ve tayin işlemlerini belirler. Üçüncüsü ise ceza ve vergi hükümlerini içerir.

Kanunnâme'nin getirdiği en önemli yenilik, makamların birbirine göre konumunun yazıya geçirilmesidir. Vezîriâzamın padişahın mutlak vekili sayılması, kazaskerlerin ve defterdarların divandaki yerleri, beylerbeyilerin rütbe sırası bu metinle sabitlendi. Böylece görevlerin sınırları kişiden kişiye değişmeyen bir kurala bağlandı.

Metin ayrıca padişahın huzuruna çıkma usulünü, arz günlerini ve devlet gelirlerinin hangi kaleme yazılacağını düzenledi. Bu düzenlemeler, imparatorluk ölçeğine ulaşan bir devletin işleyişini yazılı kurala bağlama ihtiyacından doğdu.

Kanunnâme, sonraki padişahlar döneminde de temel metin olarak kaldı. Üzerine eklemeler yapıldı, ancak çerçevesi değişmedi. Osmanlı idarî hukukunun kurucu metni sayılır.

Veraset Düzeni ve Kanunnâmedeki Tartışmalı Hüküm

06 / 20 · 1 dk

Kanunnâme'nin en çok tartışılan bölümü, saltanatın devri ile ilgili hükümdür. Metinde, tahta çıkan hükümdarın devletin düzeni için kardeşleri hakkında karar verebileceği yönünde bir madde yer alır.

Hükmün kaynağı, uygulamanın kendisinden öncedir. Osmanlı tarihinde taht mücadeleleri, önceki yüzyıllarda uzun iç savaşlara yol açmıştı. Yıldırım Bayezid'in ölümünden sonra yaşanan ve on bir yıl süren dönem, devletin dağılma noktasına geldiği bir örnek olarak hatırlanıyordu.

Kanunnâme, o güne kadar fiilen uygulanan bir durumu yazılı hale getirdi. Kaynaklar bu maddenin metne girmesinde Karamani Mehmet Paşa'nın görüşünün etkili olduğunu belirtir.

Maddenin kendisi, Osmanlı tarih yazımında sürekli tartışma konusu oldu. Bir yaklaşım, hükmü merkezî devletin bölünmesini önleyen bir tedbir olarak değerlendirir. Bir başka yaklaşım, hükmün şer'î dayanağını sorgular ve metne sonradan eklenmiş olabileceğini savunur.

Uygulamanın kendisi, Karamani Mehmet Paşa'nın ölümünden hemen sonra yeniden gündeme geldi. Fatih Sultan Mehmed'in ölümüyle iki şehzade arasında başlayan mücadele, tam olarak Kanunnâme'nin önlemeyi hedeflediği duruma yol açtı. Mücadele yıllarca sürdü ve Cem Sultan'ın Avrupa'da tutulmasıyla dış siyaseti de bağladı.

Hüküm, on yedinci yüzyılda fiilen terk edildi. I. Ahmed döneminden itibaren en yaşlı hanedan üyesinin tahta geçmesi esası benimsendi ve kardeşler öldürülmek yerine sarayda gözetim altında tutuldu.

1455

Veli Mahmud Paşa'nın himayesinde Osmanlı saray çevresine girdiği belirtilir.

Vezirliği ve Divandaki Konumu

07 / 20 · 1 dk

Nişancılıktan vezirliğe yükseldi. Kaynaklar bu tayini 1470 ile 1471 yılları arasına yerleştirir. Vezirlik, Divan-ı Hümayun'un asıl üyeliği demekti; kubbe vezirleri, vezîriâzamın yokluğunda divanı yürütür ve kendilerine verilen konularda karar alırdı.

Vezirlik yıllarında devletin gündemi yoğundu. Doğuda Akkoyunlu Devleti ile mücadele sürüyordu; 1473 yılındaki Otlukbeli Muharebesi bu mücadelenin dönüm noktası oldu. Batıda Venedik ile savaş on altı yıl sürdü ve 1479 yılında antlaşmayla sona erdi. Karadeniz'de Kırım Hanlığı Osmanlı himayesine girdi.

Bu yılların bir başka gündemi, İstanbul'un yeniden inşasıydı. Fetihten sonra şehrin nüfusu ve ekonomisi devlet eliyle yeniden kuruluyordu. Anadolu ve Rumeli'den nüfus getiriliyor, vakıflar kuruluyor, çarşılar ve külliyeler yapılıyordu. Divanın gündemindeki mali meselelerin önemli bölümü bu inşa faaliyetiyle ilgiliydi.

Vezirlik döneminde kalem işleriyle bağını sürdürdü. Kanun metinleri ve dış yazışmalar konusundaki yetkinliği, divanda kendisine ayrı bir konum kazandırdı.

Makama yükselişi, Fatih Sultan Mehmed'in kadro tercihinde bir değişikliğin işareti olarak yorumlanır. Devşirme kökenli devlet adamlarının uzun süredir elinde tuttuğu üst makamlara, ilmiye yolundan gelen bir ismin çıkması, saray içindeki dengeleri de etkiledi.

Bu değişiklik, kendisine karşı bir muhalefetin oluşmasına da zemin hazırladı. Ölümüne yol açan olaylarda bu muhalefetin payı vardır.

Vezîriâzamlığa Getirilişi

08 / 20 · 1 dk

Vezîriâzamlığa getiriliş yılı kaynaklarda ayrışır. Bir kısım kaynak 1477 yılını, bir kısmı 1478 yılını verir. Selefi, Karadeniz ve Kırım harekâtlarını yürüten Gedik Ahmed Paşa'dır.

Devraldığı tablo, uzun savaşlarla yıpranmış bir hazineydi. Venedik ile on altı yıl süren savaş, Akkoyunlu seferi ve Balkanlar'daki harekâtlar, devletin gelirini aşan bir masraf yükü doğurmuştu. Aynı dönemde daimî ordunun mevcudu artmış, tımarlı sipahilerin yanında nakit ücret alan kapıkulu askerinin sayısı büyümüştü.

Masrafın büyük bölümü sefer giderleriydi. Fatih Sultan Mehmed'in saltanatı boyunca ordu neredeyse her yıl sefere çıktı. Sefer, hazineden nakit çıkışı demekti: ulufe, mühimmat, iaşe ve donanma masrafı doğrudan merkezî hazineden karşılanıyordu.

Vezîriâzam olarak önündeki mesele açıktı: gelir ile gider arasındaki farkı kapatmak. Bu amaçla iki yola başvuruldu. Birincisi toprak düzeninde köklü bir değişiklikti; ikincisi para düzeninde yapılan müdahaleydi. Her iki uygulama da geniş bir hoşnutsuzluk yarattı ve adı bu iki uygulamayla birlikte anıldı.

Görev süresi kısa oldu. Padişahın ölümüyle birlikte, üç ya da dört yıl süren vezîriâzamlığı da sona erdi.

Bu süre içinde ilmiye teşkilatında da bir düzenleme yapıldı: kazaskerlik makamı ikiye ayrıldı. Bu düzenleme, adının olumlu biçimde anıldığı uygulamalar arasındadır.

Mülk ve Vakıf Arazilerinin Tımara Çevrilmesi

09 / 20 · 1 dk

Vezîriâzamlığının en çok tartışılan uygulaması, toprak düzenindeki değişikliktir. Osmanlı toprak rejiminde arazinin büyük bölümü devlete aitti ve tımar olarak dağıtılıyordu. Buna karşılık zaman içinde bazı topraklar mülk statüsüne geçmiş, bazıları da vakfa bağlanmıştı.

Mülk ve vakıf toprakları, devlet hazinesine ve tımar düzenine gelir sağlamıyordu. Mülk sahibi vergiden muaf tutuluyor, vakıf geliri ise vakfın kendi amaçlarına harcanıyordu. Uzun süren savaşlarla artan asker ihtiyacı karşısında bu durum devletin aleyhine işliyordu.

Uygulama, bu toprakların statüsünün gözden geçirilmesi biçiminde yürütüldü. Kayıtları eksik bulunan ya da dayanağı yeterli görülmeyen mülk ve vakıflar geri alındı ve tımar olarak dağıtıldı. Dönem kaynaklarından Tursun Bey, bu yolla atlı sipahilere dağıtılan yerleşimin yirmi binden fazla köy ve mezraa olduğunu kaydeder.

Uygulamanın askerî sonucu, tımarlı sipahi sayısının artmasıydı. Mali sonucu ise hazineye nakit yük bindirmeden ordu mevcudunun büyütülmesidir.

Toplumsal sonucu ise ağır oldu. Toprağı elinden alınan aileler, geliri kesilen vakıflar ve bu vakıflara bağlı olarak yaşayan medrese, zaviye ve imaret görevlileri doğrudan etkilendi. Uygulama, ilmiye ve tarikat çevrelerinde geniş bir hoşnutsuzluk yarattı.

Dönemin tarih yazıcıları bu uygulamayı sert biçimde eleştirdi. Eleştirinin hedefinde çoğu zaman padişah değil vezîriâzam vardı; uygulamanın onun teklifiyle yürütüldüğü belirtilir.

1455

İstanbul'da Veli Mahmud Paşa'nın yaptırdığı medresede müderrislik yaptı.

Para Düzeni ve Hazine Politikası

10 / 20 · 1 dk

Toprak düzenindeki değişikliğin yanında para düzeninde de müdahaleye gidildi. Osmanlı para birimi akçeydi ve gümüş içeriğine göre değer taşıyordu.

Hazinenin nakit ihtiyacı arttığında başvurulan yöntem, akçenin gümüş içeriğinin düşürülmesiydi. Tağşiş adı verilen bu uygulamada, aynı miktar gümüşten daha çok sikke basılıyor ve devletin elindeki nakit artmış görünüyordu. Fatih Sultan Mehmed döneminde bu yola birkaç kez başvuruldu.

Uygulamanın sonucu fiyatların yükselmesiydi. Eski sikke tedavülden kaldırılıp yenisiyle değiştirildiğinde, elinde eski akçe bulunanlar zarar ediyordu. Maaşını nakit alan kapıkulu askeri ve şehirde ücretle çalışan kesimler bu değişimden doğrudan etkilendi.

Hoşnutsuzluğun yöneldiği isim, uygulamayı yürüten vezîriâzam oldu. Yeniçeri ocağının kendisine karşı tutumunun bir sebebi de budur; ödemelerin değeri düşen parayla yapılması, ocağın en sık dile getirdiği şikâyetti.

Hazine politikasının bir başka ayağı, gelir kalemlerinin denetimiydi. İltizam yoluyla toplanan vergilerin kayıt altına alınması ve devlet gelirlerinin defterlere işlenmesi bu dönemde sıkılaştırıldı. Nişancılıktan gelen kayıt bilgisi bu işte kullanıldı.

Bütün bu uygulamaların ortak amacı, sefer masrafını karşılayabilen bir hazine kurmaktı. Amaç kısmen gerçekleşti; buna karşılık uygulamaların yarattığı hoşnutsuzluk, padişahın ölümüyle birlikte doğrudan vezîriâzama yöneldi.

Kazaskerliğin İkiye Ayrılması

11 / 20 · 1 dk

İlmiye teşkilatında yapılan en kalıcı düzenleme, kazaskerlik makamının ikiye ayrılmasıdır. Kazaskerlik 1362 yılında kurulmuş ve o tarihten beri tek makam olarak yürütülmüştü.

Devletin büyümesi, bu makamın iş yükünü taşınamaz hale getirmişti. Kazasker, imparatorluğun bütün kadılarının ve müderrislerinin tayin ve terfi işlerini yürütüyor, aynı zamanda divanda görülen davalara bakıyordu. Anadolu ve Rumeli'deki binlerce kadılık tek bir makamdan yönetilemiyordu.

Kaynaklar, makamın ikiye ayrılması teklifinin Karamani Mehmet Paşa'dan geldiğini belirtir. Teklif kabul edildi ve 1480 yılında Rumeli kazaskerliği ile Anadolu kazaskerliği ayrı makamlar haline getirildi.

İki makam arasında protokol farkı vardı: Rumeli kazaskerliği daha üst sayılıyordu ve ilmiye yolunda yükselmenin son basamağıydı. Her iki kazasker de Divan-ı Hümayun'un üyesiydi.

Düzenlemenin pratik sonucu, kadı ve müderris tayinlerinin hızlanmasıydı. İlmiye yolunda yükselme sırası daha açık kurallara bağlandı; hangi medresede ders veren müderrisin hangi kadılığa geçebileceği belirlendi.

Bu yapı, sonraki yüzyıllar boyunca korundu. Yavuz Sultan Selim'in doğu seferlerinden sonra merkezi Diyarbakır olan üçüncü bir kazaskerlik kısa süre için kuruldu, ancak bu düzenleme kalıcı olmadı ve ikili yapı devam etti.

Düzenleme, Karamani Mehmet Paşa'nın adının tartışmasız biçimde anıldığı uygulamadır.

Dış Yazışmalar ve Diplomasi

12 / 20 · 1 dk

Nişancılıktan gelen yazışma yetkinliği, vezirlik ve vezîriâzamlık yıllarında da kullanıldı. Fatih Sultan Mehmed'in dış devletlere gönderdiği mektupların hazırlanmasında adı geçer.

Dönemin diplomatik yazışması ağır bir üslupla yapılıyordu. Mektuplar Arapça ya da Farsça kaleme alınıyor, hükümdarın unvanları ve devletin konumu metnin girişinde ayrıntılı biçimde sıralanıyordu. Bu üslup, mektubun içeriği kadar önemliydi: yazışmadaki hitap biçimi, iki devlet arasındaki hiyerarşiyi ortaya koyuyordu.

Dönemin muhatapları arasında Akkoyunlu Devleti, Memlük Sultanlığı, Venedik Cumhuriyeti, Macaristan Krallığı ve Karamanoğulları vardı. Doğuda Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ile yürütülen yazışma, 1473 yılındaki Otlukbeli Muharebesi öncesinde ve sonrasında ayrı bir önem taşıdı.

Venedik ile on altı yıl süren savaş, 1479 yılında imzalanan antlaşmayla sona erdi. Antlaşma, Venedik'e ticaret imtiyazı tanırken Osmanlı Devleti'nin Ege ve Adriyatik'teki kazanımlarını kabul ettiriyordu. Antlaşma müzakerelerinin yürütüldüğü yıllar, onun vezirlik ve vezîriâzamlık dönemine denk gelir.

Dış yazışma metinleri, sonradan münşeat mecmualarında toplandı. Bu metinler bugün dönemin siyasî tarihinin birinci elden kaynaklarındandır.

Metinlerin edebî değeri de ayrıca kaydedilir. Karamani Mehmet Paşa, devlet yazışmasını edebî bir tür olarak işleyen isimler arasında sayılır.

1464

Nişancılık görevine getirildi; tayin yılı kaynaklarda ayrışır, bir kısmı bu tarihi çok daha geç verir.

Fatih Sultan Mehmed ile İlişkisi

13 / 20 · 1 dk

Fatih Sultan Mehmed, saltanatı boyunca devlet yönetimini merkezîleştiren bir program yürüttü. Vezîriâzamlık makamının yetkilerinin genişletilmesi, kanunların yazılı hale getirilmesi ve devlet gelirlerinin merkezî denetime alınması bu programın parçalarıydı.

Karamani Mehmet Paşa, bu programın uygulayıcısı oldu. Kanunnâme'nin hazırlanması, kazaskerliğin ikiye ayrılması ve toprak düzenindeki değişiklik, aynı merkezîleştirme çizgisinin ayrı ayrı adımlarıdır.

İlişkinin niteliği, danışmanlıktan uygulayıcılığa uzanan bir çizgi izler. Önce ilmî yönüyle padişahın çevresine girdi, sonra kalem işlerinin başına geçti, en sonunda devletin yürütme makamına getirildi.

Padişahın ona duyduğu güvenin göstergesi, devşirme kökenli olmamasına rağmen makamda tutulmasıdır. Fatih Sultan Mehmed döneminde vezîriâzamlar sık sık değişti ve bir bölümü idam edildi; Karamani Mehmet Paşa ise padişahın ölümüne kadar görevde kaldı.

Buna karşılık makamdaki konumu, padişahın kişisel desteğine bağlıydı. Uyguladığı politikalar hem askerî ocaklarda hem ilmiye çevrelerinde hem de toprağı elinden alınan ailelerde tepki toplamıştı. Bu tepkiyi dengeleyen tek unsur, padişahın arkasında durmasıydı.

Padişah 3 Mayıs 1481 tarihinde, Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı ordugâhında öldü. Yeni bir sefere çıkmak üzere yola çıkmış ve yolun başında hastalanmıştı. Ölümüyle birlikte vezîriâzamın konumunu ayakta tutan destek de ortadan kalktı.

Fatih'in Ölümü ve Haberin Gizlenmesi

14 / 20 · 1 dk

Osmanlı geleneğinde padişahın ölümü, tahtın varisi başkente ulaşana kadar gizli tutulurdu. Bunun sebebi açıktı: hükümdarsız geçen her gün, hem askerî ocaklarda hem de taşrada karışıklık ihtimalini artırıyordu. Haberi gizlemek ve varisi çağırmak, vezîriâzamın göreviydi.

Karamani Mehmet Paşa bu usulü izledi. Ölüm haberini gizli tuttu ve iki şehzadeye birden haberci gönderdi. Şehzade Bayezid Amasya'da, Şehzade Cem ise Karaman'da bulunuyordu.

İki şehzadeye birden haber gönderilmesi, usule uygundu. Buna karşılık coğrafya, uygulamayı tartışmalı hale getirdi: Karaman, Amasya'ya göre başkente daha yakındı. Bu durum, Cem Sultan'ın önce ulaşacağı ve tahta geçeceği anlamına geliyordu.

Vezîriâzamın Konya doğumlu olması, şüpheyi büyüttü. Yeniçeri ocağı içinde Şehzade Bayezid'i destekleyen çevreler, haberin gönderilme biçimini kasıtlı bir tercih olarak yorumladı.

Haberi gizli tutma girişimi başarısız oldu. Ordugâhtaki asker, padişahın öldüğünü kısa sürede öğrendi. Kaynaklar, yeniçerilerin haberi Gebze yöresinde aldığını ve doğruca İstanbul'a yöneldiğini kaydeder.

Vezîriâzamın askerin başkente geçmesini engellemeye çalıştığı belirtilir. Bu girişim de sonuç vermedi. Boğaz geçildi ve ayaklanma İstanbul'da başladı.

Olayların bütünü, Kanunnâme'de düzenlenmeye çalışılan veraset meselesinin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

Öldürülmesi

15 / 20 · 1 dk

Yeniçeriler İstanbul'a geçtikten sonra ilk hedef vezîriâzam oldu. Kaynaklar 4 Mayıs 1481 tarihinde öldürüldüğünü kaydeder. Bu tarih, Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden bir gün sonrasına düşer.

Olayın geçtiği yer konusunda kaynaklar ayrışır: bir kısmı konağını, bir kısmı divan yapıldığı yeri gösterir. Ölümünün ardından başının bir mızrağa geçirilerek şehirde dolaştırıldığı belirtilir.

Ayaklanma vezîriâzamın öldürülmesiyle sınırlı kalmadı. Şehirde birkaç gün süren bir karışıklık yaşandı; çarşılar kapandı ve bazı konaklar yağmalandı. Düzen, Şehzade Bayezid'in oğlu Korkut'un vekil olarak şehre gelmesiyle sağlanabildi.

Öldürülmesinin sebebi olarak kaynaklar iki başlık gösterir. Birincisi, Cem Sultan'ı desteklediği yönündeki şüphedir. İkincisi, uyguladığı toprak ve para politikalarının yarattığı birikmiş hoşnutsuzluktur. İkinci sebebin daha belirleyici olduğu değerlendirilir; askerî ocaklar, değeri düşen parayla ödeme yapılmasından uzun süredir şikâyetçiydi.

Defin yeri hakkında kaynaklar birleşmez. Bir kısmı, nişancılığı sırasında Kumkapı yöresinde yaptırdığı caminin haziresine gömüldüğünü kaydeder.

Olay, Osmanlı tarihinde askerî ocağın devlet yönetimine doğrudan müdahale ettiği ilk büyük örneklerden biridir. Sonraki yüzyıllarda tekrarlanacak bir kalıbın başlangıcı sayılır: padişah değişimi sırasında ocağın harekete geçmesi ve makam sahiplerinin hedef alınması.

1470

Vezirliğe yükseldi; kaynaklar tayini 1470 ile 1471 yılları arasına yerleştirir.

II. Bayezid Dönemi ve Uygulamaların Geri Alınması

16 / 20 · 1 dk

Şehzade Bayezid, Amasya'dan yola çıkarak 1481 yılının mayıs ayı sonunda İstanbul'a ulaştı ve tahta çıktı. Kardeşi Cem Sultan bu kararı kabul etmedi; Bursa'da saltanatını ilan etti ve iki şehzade arasında mücadele başladı.

Mücadele Cem Sultan'ın yenilgisiyle sonuçlandı. Cem önce Memlük topraklarına, ardından Rodos şövalyelerine sığındı ve ömrünü Avrupa'da gözetim altında geçirdi. Bu durum, sonraki on beş yıl boyunca Osmanlı dış siyasetini bağlayan bir mesele oldu.

II. Bayezid'in tahta çıktıktan sonraki ilk işlerinden biri, önceki dönemde geri alınan mülk ve vakıfları sahiplerine iade etmek oldu. Dönemin tarih yazıcıları bu kararı geniş biçimde kaydeder ve önceki uygulamayı eleştirir.

İadenin kapsamı bütün toprakları içermedi; kayıtları düzgün olan ve dayanağı yeterli görülen mülk ve vakıflar geri verildi. Buna karşılık kararın siyasî anlamı büyüktü: yeni padişah, ilmiye ve tarikat çevrelerinin desteğini bu yolla kazandı.

Para düzeninde de değişikliğe gidildi ve sikke ayarında düzeltme yapıldı.

Bu geri dönüş, Karamani Mehmet Paşa'nın uygulamalarının nasıl değerlendirildiğini gösterir. Uygulamalar askerî açıdan sonuç vermişti, ancak siyasî maliyeti taşınamadı. Dönemin tarih yazıcılarının önceki dönemi eleştirirken kullandığı dil, yeni padişahın meşruiyet arayışıyla da ilişkilendirilir; bu sebeple kaynakların değerlendirmeleri tek başına ölçü sayılmaz.

Eserleri ve Yazarlığı

17 / 20 · 1 dk

Karamani Mehmet Paşa, devlet görevlerinin yanında yazarlığıyla da anılır. En bilinen eseri, Osmanlı hanedanının tarihini anlatan Arapça çalışmasıdır. Eser, kaynaklarda Tevârîhü's-Selâtîni'l-Osmâniyye adıyla geçer.

Çalışma iki bölüm halinde ele alınır. Birinci bölüm, Osman Gazi'den 1451 yılına kadarki dönemi kapsar. İkinci bölüm ise Fatih Sultan Mehmed'in saltanatını, 1451 yılından 1480 yılına kadar anlatır.

Eserin değeri, yazarının olayların içinde bulunmuş olmasından gelir. Fatih Sultan Mehmed dönemini anlatan bölüm, devletin en üst makamında bulunan bir kişinin kaleminden çıkmıştır. Bu yönüyle dönemin birinci elden kaynakları arasında sayılır.

Eserin Arapça yazılmış olması, muhatabının yalnızca Osmanlı okuru olmadığını gösterir. Arapça, İslam dünyasının ortak ilim diliydi; eserin bu dille yazılması, Osmanlı hanedanının İslam dünyasındaki konumunu anlatma amacıyla ilişkilendirilir.

Şiir de yazdı ve Nişânî mahlasını kullandı. Türkçe, Arapça ve Farsça manzumeler kaleme aldığı kaydedilir. Üç dilde şiir yazmak, dönemin ilmiye çevresinde yetişmiş kişileri için beklenen bir yetkinlikti.

Resmî yazışma metinleri de eserleri arasında sayılır. Padişah adına kaleme aldığı mektuplar, sonradan derlenerek münşeat mecmualarında toplandı ve edebî örnek metin olarak okutuldu.

Yapı olarak, nişancılığı sırasında İstanbul'un Kumkapı yöresinde bir cami yaptırdığı kaydedilir.

Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

18 / 20 · 1 dk

Kaynaklar onu, medrese eğitiminden gelen, kalem işlerine hâkim ve kayıt düzenine dayanan bir yönetici olarak tarif eder. Kariyerinin bütün basamakları bu tarifi doğrular: müderrislik, nişancılık, vezirlik ve vezîriâzamlık.

Yönetim anlayışının merkezinde yazılı kural vardı. Kanunnâme'nin hazırlanması, kazaskerliğin ikiye ayrılması ve toprak kayıtlarının gözden geçirilmesi, aynı yaklaşımın farklı alanlardaki uygulamalarıdır. Her üçünde de fiilî durumun yerine yazılı ve denetlenebilir bir düzen konmuştur.

Bu yaklaşımın zayıf yönü, uygulamanın toplumsal sonuçlarını hesaba katmamasıydı. Mülk ve vakıf topraklarının geri alınması, kayıt açısından tutarlı bir işlemdi; buna karşılık geniş bir kesimi doğrudan etkiledi ve devlete karşı güçlü bir muhalefet oluşturdu.

Dönemin tarih yazıcılarının ona yönelttiği eleştiriler sert olmuştur. Bu eleştirilerin bir bölümü doğrudan uygulamalarla ilgilidir; bir bölümü ise yeni padişahın döneminde önceki dönemi kötüleme eğiliminden kaynaklanır. İki nedeni ayırmak, dönemle ilgili çalışmaların üzerinde durduğu meselelerden biridir.

Devşirme kökenli olmaması, hakkındaki değerlendirmelerin bir başka ekseni oldu. Saray ve ocak çevrelerindeki yerleşik kadro açısından dışarıdan gelen bir isimdi; bu durum, kendisine yönelik tepkinin kolayca örgütlenebilmesinde etkili sayılır.

Eser yazan bir devlet adamı olması, onu çağdaşlarından ayırır. Osmanlı tarihinde en üst yönetim makamında bulunup aynı zamanda hanedan tarihini kaleme alan isimler azdır.

1473

Otlukbeli Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusu yenilgiye uğratıldı.

Tarihteki Yeri

19 / 20 · 1 dk

Karamani Mehmet Paşa'nın Osmanlı tarihindeki yeri, üç başlıkta toplanır: kanun, teşkilat ve tarih yazıcılığı.

Kanun başlığında adı, Fatih Kanunnâmesi ile birlikte anılır. Metin, Osmanlı idarî düzenini yazılı hale getiren ilk kapsamlı çalışmadır ve sonraki yüzyıllarda temel metin olarak kaldı. Devlet görevlilerinin sıralaması, divan usulü ve makamların yetki sınırları bu metinle sabitlendi.

Teşkilat başlığında, kazaskerliğin 1480 yılında ikiye ayrılması gelir. Bu düzenleme imparatorluğun sonuna kadar sürdü ve ilmiye teşkilatının yükselme yolunu belirledi.

Tarih yazıcılığı başlığında ise Osmanlı hanedanının tarihini anlatan Arapça eseri vardır. Devletin en üst makamında bulunan bir kişinin kendi dönemini anlatması, kaynak değeri açısından ayrı bir konumdadır.

Buna karşılık adı, uzun süre toprak ve para politikalarıyla anıldı. Bu politikaların yarattığı hoşnutsuzluk, ölümünden sonra yazılan tarihlerde belirleyici oldu ve hakkındaki değerlendirmeleri şekillendirdi.

Ölümünün biçimi de tarihteki yerini etkiledi. Bir padişahın ölümünün ardından çıkan ayaklanmada öldürülmesi, Osmanlı tarihinde askerî ocağın yönetime doğrudan müdahale ettiği erken örneklerdendir ve sonraki yüzyıllarda tekrarlanan bir kalıbın başlangıcı sayılır.

Günümüz çalışmalarında adı, Fatih Sultan Mehmed döneminin merkezîleşme programının uygulayıcısı olarak geçer. Programın kurumsal sonuçları kalıcı oldu; mali uygulamaları ise ölümünden hemen sonra geri alındı.

Aynı Yıllarda Dünya

20 / 20 · 1 dk

1455: Almanya'da Gutenberg'in matbaasında ilk büyük basılı kitap tamamlandı.

1461: Fransa'da XI. Louis tahta çıktı ve krallığın merkezî yapısını güçlendirdi.

1469: Kastilya ve Aragon hanedanları arasında kurulan evlilik bağı, İspanya'nın birleşmesinin başlangıcı oldu.

1477: Nancy Muharebesi'nde Burgonya dükünün ölümüyle dükalığın bağımsız gücü sona erdi.

1478: İspanya'da engizisyon mahkemeleri kuruldu.

1480: Moskova Knezliği, Ugra Nehri karşılaşmasının ardından Altın Orda'ya bağlılığa son verdi.

1481: Portekiz'de II. Joao tahta çıktı; Atlantik keşifleri devlet programı haline geldi.

1482: İspanya krallıkları ile Granada arasındaki savaş başladı.

Kronoloji

26 olay
  • 15. yüzyıl
  • Fatih Sultan Mehmed ikinci kez tahta çıktı.

  • İstanbul fethedildi; şehrin yeniden imarı ve devletin merkezî yeniden düzenlenmesi başladı.

  • Veli Mahmud Paşa'nın himayesinde Osmanlı saray çevresine girdiği belirtilir.

  • İstanbul'da Veli Mahmud Paşa'nın yaptırdığı medresede müderrislik yaptı.

  • Nişancılık görevine getirildi; tayin yılı kaynaklarda ayrışır, bir kısmı bu tarihi çok daha geç verir.

  • Vezirliğe yükseldi; kaynaklar tayini 1470 ile 1471 yılları arasına yerleştirir.

  • Otlukbeli Muharebesi'nde Akkoyunlu ordusu yenilgiye uğratıldı.

  • Nişancılığı sırasında İstanbul'un Kumkapı yöresinde bir cami yaptırdı; yapının yılı kaynaklarda farklı verilir.

  • Mülk ve vakıf statüsündeki toprakların geri alınıp tımar olarak dağıtılması uygulaması yürütüldü.

  • Vezîriâzamlığa getirildi; kaynakların bir kısmı bu tarihi 1478 olarak verir. Selefi Gedik Ahmed Paşa'dır.

  • Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın ölümüyle doğudaki güç dengesi değişti.

  • Venedik ile on altı yıl süren savaş antlaşmayla sona erdi.

  • Kazaskerlik makamı, teklifi üzerine Rumeli ve Anadolu kazaskerliği olarak ikiye ayrıldı.

  • Osmanlı hanedan tarihini anlatan Arapça eserinin ikinci bölümü bu yıla kadarki olayları kapsar.

  • Gedik Ahmed Paşa komutasındaki kuvvetler İtalya'da Otranto'ya çıkarma yaptı.

  • Cem Sultan, Bursa'da saltanatını ilan etti ve kardeşiyle mücadele başladı.

  • II. Bayezid, önceki dönemde geri alınan mülk ve vakıfların sahiplerine iadesine karar verdi.

  • Sikke ayarında düzeltme yapıldı ve para düzeninde değişikliğe gidildi.

  • İstanbul'da birkaç gün süren karışıklık yaşandı; çarşılar kapandı ve bazı konaklar yağmalandı.

  • Şehzade Bayezid Amasya'dan gelerek tahta çıktı.

  • Fatih Sultan Mehmed, Gebze yakınlarındaki Hünkârçayırı ordugâhında öldü.

  • Ölüm haberini gizli tuttu ve Amasya'daki Şehzade Bayezid ile Karaman'daki Şehzade Cem'e haberci gönderdi.

  • Yeniçeriler Gebze yöresinde haberi öğrenerek İstanbul'a geçti; çıkan ayaklanmada öldürüldü.

  • Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'da kendi adını taşıyan caminin haziresine defnedildi.

  • Cem Sultan mücadeleyi kaybederek Rodos şövalyelerine sığındı; Osmanlı dış siyaseti uzun süre bu meseleye bağlandı.

  • Cem Sultan Avrupa'da öldü; taht mücadelesinin dış siyasete yansıyan yönü sona erdi.

Sadareti

1 dönem · yaklaşık 4 yıl
1477 - 4 Mayıs 1481Padişah: Fatih Sultan Mehmed · Göreve getiriliş yılı kaynaklarda ayrışır: bir kısmı 1477, bir kısmı 1478 verir. Görevi öldürülmesiyle sona erdi.
yaklaşık 4 yıl

Hizmet Ettiği Padişahlar

1 padişah

Antlaşmalar

1 antlaşma
Osmanlı ile Venedik arasındaki barış antlaşmasıVenedik Cumhuriyeti · On altı yıl süren savaşı sona erdirdi; Venedik'e ticaret imtiyazı tanınırken Osmanlı Devleti'nin Ege ve Adriyatik'teki kazanımları kabul edildi. Antlaşma onun vezîriâzamlığı döneminde imzalandı.

Eserleri

6 eser
kanun metniKanunnâme-i Âl-i OsmanFatih Sultan Mehmed dönemi · İstanbul · Osmanlı idarî düzenini yazılı hale getiren ilk kapsamlı metindir. Kaynaklar metnin hazırlayıcısı olarak nişancı sıfatıyla onu gösterir.
tarih eseriTevârîhü's-Selâtîni'l-Osmâniyye1480 öncesi · İstanbul · Arapça yazılmış Osmanlı hanedan tarihidir. Birinci bölüm Osman Gazi'den 1451 yılına, ikinci bölüm 1451 yılından 1480 yılına kadarki dönemi kapsar.
divan şiiriNişânî mahlasıyla yazılmış şiirler15. yüzyıl · İstanbul · Türkçe, Arapça ve Farsça manzumeler kaleme aldığı kaydedilir.
münşeatResmî yazışma metinleri15. yüzyıl · İstanbul · Padişah adına dış devletlere yazdığı mektuplar sonradan derlenerek münşeat mecmualarında toplandı.
teşkilat düzenlemesiKazaskerliğin ikiye ayrılması1480 · İstanbul · Teklifi üzerine Rumeli ve Anadolu kazaskerliği ayrı makamlar haline getirildi; bu yapı imparatorluğun sonuna kadar sürdü.
camiKumkapı yöresindeki cami15. yüzyıl · Kumkapı, İstanbul · Nişancılığı sırasında yaptırdığı belirtilir; yapının inşa yılı kaynaklarda farklı verilir.

Mühr-i Hümayun

Sadrazamlık alameti
Karamani Mehmet Paşa

Vezîriâzamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur; mührü taşıyan kişi padişahın mutlak vekili sayılır. Karamani Mehmet Paşa'nın nişancılık geçmişi bu makamla ayrı bir bağ kurar: nişancı, padişahın tuğrasını belgelere çeken ve resmî yazışmayı hazırlayan görevliydi. Mührün kendisine hangi tarihte verildiğine dair kesin bir kayıt yoktur; vezîriâzamlığa getiriliş yılı kaynaklarda 1477 ve 1478 olarak ayrışır. Görevi 4 Mayıs 1481 tarihinde öldürülmesiyle sona erdi.

Aile Ağacı

4 kişi
Aile ağacı
BabasıÂÇÂrif Çelebi
Annesi
Eşi
Karamani Mehmet PaşaKaramani Mehmet Paşa
OğluZAZeynelâbidîn Ali Çelebi
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan

Çağdaşları

9 kişi
FS
Fatih Sultan MehmedOsmanlı padişahı · 1451-1481Bütün görevlerini onun saltanatında yürüttü; ölümü vezîriâzamın da sonunu getirdi
VM
Veli Mahmud PaşaVezîriâzam · 1456-1466 ve 1472-1474Onun himayesinde saray çevresine girdi; yaptırdığı medresede müderrislik yaptı
GA
Gedik Ahmed PaşaVezîriâzam ve kaptanıderya · 1474-1477Vezîriâzamlıkta selefidir; 1480 yılında Otranto çıkarmasını yönetti
B
II. BayezidOsmanlı padişahı · 1481-1512Amasya'da bulunuyordu; tahta çıktıktan sonra geri alınan mülk ve vakıfları iade etti
CS
Cem SultanŞehzade · 1459-1495Karaman'da bulunuyordu; vezîriâzamın onu desteklediği şüphesi ayaklanmanın gerekçelerinden biri oldu
UH
Uzun HasanAkkoyunlu hükümdarı · 1453-1478Doğudaki başlıca rakipti; 1473 yılındaki Otlukbeli Muharebesi'nde yenilgiye uğradı
TB
Tursun BeyTarihçi ve devlet görevlisi · 15. yüzyılFatih Sultan Mehmed dönemini anlatan eserinde tımara çevrilen köy ve mezraaların sayısını kaydetti
Â
ÂşıkpaşazâdeTarihçi · 1400-1484Dönemin uygulamalarını eleştiren tarih yazıcılarındandır
SP
Sinan PaşaÂlim ve devlet adamı · 1440-1486Fatih Sultan Mehmed'in çevresindeki ilim topluluğunun tanınmış isimlerindendir

İlkler ve Enler

5 başlık
Fatih Sultan Mehmed'in son vezîriâzamıGörevi padişahın ölümünün ertesi günü sona erdi
Kazaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması1480, teklif ondan geldi
Fatih Kanunnâmesi'nin hazırlanmasında nişancı olarak yer alan isimOsmanlı idarî düzenini yazılı hale getiren ilk kapsamlı metin
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî soyundan gelen vezîriâzamBabası Ârif Çelebi
Osmanlı hanedan tarihini Arapça kaleme alan vezîriâzamTevârîhü's-Selâtîni'l-Osmâniyye

Osmanlı Sadrazamları

84 madde · sadaret sırasıyla
Alaeddin Paşa
1320Alaeddin Paşa1320-1331
Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa
1364Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa1364-1387
Çandarlı Ali Paşa
1387Çandarlı Ali Paşa1387-1406
Amasyalı Beyazıd Paşa
1413Amasyalı Beyazıd Paşa1413-1421
Çandarlı İbrahim Paşa
1421Çandarlı İbrahim Paşa1421-1429
Çandarlı Halil Paşa
1439Çandarlı Halil Paşa1439-1453
Zağanos Paşa
1453Zağanos Paşa1453-1456
Veli Mahmud Paşa
1456Veli Mahmud Paşa1456-1474
Rum Mehmed Paşa
1466Rum Mehmed Paşa1466-1469
İshak Paşa
1469İshak Paşa1469-1482
Gedik Ahmed Paşa
1474Gedik Ahmed Paşa1474-1477
Karamani Mehmet Paşa
1477Karamani Mehmet Paşa1477-1481
Koca Davud Paşa
1482Koca Davud Paşa1482-1497
Hersekzade Ahmed Paşa
1497Hersekzade Ahmed Paşa1497-1516
Hadım Ali Paşa
1501Hadım Ali Paşa1501-1511
Koca Mustafa Paşa
1511Koca Mustafa Paşa1511-1512
Hadım Sinan Paşa
1515Hadım Sinan Paşa1515-1517
Piri Mehmed Paşa
1518Piri Mehmed Paşa1518-1523
Pargalı İbrahim Paşa
1523Pargalı İbrahim Paşa1523-1536
Ayas Mehmed Paşa
1536Ayas Mehmed Paşa1536-1539
Lütfi Paşa
1539Lütfi Paşa1539-1541
Damat Rüstem Paşa
1544Damat Rüstem Paşa1544-1561
Kara Ahmed Paşa
1553Kara Ahmed Paşa1553-1555
Semiz Ali Paşa
1561Semiz Ali Paşa1561-1565
Sokollu Mehmed Paşa
1565Sokollu Mehmed Paşa1565-1579
Koca Sinan Paşa
1580Koca Sinan Paşa1580-1596
Lala Mustafa Paşa
1580Lala Mustafa Paşa1580-1580
Özdemiroğlu Osman Paşa
1584Özdemiroğlu Osman Paşa1584-1585
Serdar Ferhad Paşa
1591Serdar Ferhad Paşa1591-1595
Cigalazade Yusuf Sinan Paşa
1596Cigalazade Yusuf Sinan Paşa1596-1596
Yemişçi Hasan Paşa
1601Yemişçi Hasan Paşa1601-1603
Lala Mehmed Paşa
1604Lala Mehmed Paşa1604-1606
Kuyucu Murad Paşa
1606Kuyucu Murad Paşa1606-1611
Nasuh Paşa
1611Nasuh Paşa1611-1614
Öküz Mehmed Paşa
1614Öküz Mehmed Paşa1614-1619
Güzelce Ali Paşa
1619Güzelce Ali Paşa1619-1621
Hüsrev Paşa
1628Hüsrev Paşa1628-1631
Tabanıyassı Mehmed Paşa
1632Tabanıyassı Mehmed Paşa1632-1637
Kemankeş Kara Mustafa Paşa
1638Kemankeş Kara Mustafa Paşa1638-1644
Hezarpare Ahmed Paşa
1647Hezarpare Ahmed Paşa1647-1648
Kara Murad Paşa
1649Kara Murad Paşa1649-1655
Melek Ahmed Paşa
1650Melek Ahmed Paşa1650-1651
Gürcü Mehmed Paşa
1651Gürcü Mehmed Paşa1651-1652
Tarhuncu Ahmed Paşa
1652Tarhuncu Ahmed Paşa1652-1653
İpşir Mustafa Paşa
1654İpşir Mustafa Paşa1654-1655
Köprülü Mehmed Paşa
1656Köprülü Mehmed Paşa1656-1661
Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
1661Köprülü Fazıl Ahmed Paşa1661-1676
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
1676Merzifonlu Kara Mustafa Paşa1676-1683
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
1689Köprülü Fazıl Mustafa Paşa1689-1691
Elmas Mehmed Paşa
1695Elmas Mehmed Paşa1695-1697
Amcazade Hüseyin Paşa
1697Amcazade Hüseyin Paşa1697-1702
Baltacı Mehmet Paşa
1704Baltacı Mehmet Paşa1704-1711
Çorlulu Ali Paşa
1706Çorlulu Ali Paşa1706-1710
Silahdar Damat Ali Paşa
1713Silahdar Damat Ali Paşa1713-1716
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
1718Nevşehirli Damat İbrahim Paşa1718-1730
Topal Osman Paşa
1731Topal Osman Paşa1731-1732
Hekimoğlu Ali Paşa
1732Hekimoğlu Ali Paşa1732-1755
Koca Ragıp Paşa
1757Koca Ragıp Paşa1757-1763
Muhsinzade Mehmed Paşa
1765Muhsinzade Mehmed Paşa1765-1774
Halil Hamid Paşa
1782Halil Hamid Paşa1782-1785
Koca Yusuf Paşa
1786Koca Yusuf Paşa1786-1792
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
1789Cezayirli Gazi Hasan Paşa1789-1790
Kör Yusuf Ziya Paşa
1798Kör Yusuf Ziya Paşa1798-1811
Alemdar Mustafa Paşa
1808Alemdar Mustafa Paşa1808-1808
Mehmed Emin Rauf Paşa
1815Mehmed Emin Rauf Paşa1815-1852
Benderli Ali Paşa
1821Benderli Ali Paşa1821-1821
Topal İzzet Mehmed Paşa
1828Topal İzzet Mehmed Paşa1828-1842
Reşid Mehmed Paşa
1829Reşid Mehmed Paşa1829-1833
Koca Hüsrev Paşa
1839Koca Hüsrev Paşa1839-1840
Mustafa Reşid Paşa
1846Mustafa Reşid Paşa1846-1858
Mehmed Emin Ali Paşa
1852Mehmed Emin Ali Paşa1852-1871
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
1854Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa1854-1861
Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa
1859Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa1859-1878
Mehmed Fuad Paşa
1861Mehmed Fuad Paşa1861-1866
Yusuf Kamil Paşa
1863Yusuf Kamil Paşa1863-1863
Mahmud Nedim Paşa
1871Mahmud Nedim Paşa1871-1876
Mithat Paşa
1872Mithat Paşa1872-1877
Hüseyin Avni Paşa
1874Hüseyin Avni Paşa1874-1875
Ahmed Vefik Paşa
1878Ahmed Vefik Paşa1878-1882
Tunuslu Hayreddin Paşa
1878Tunuslu Hayreddin Paşa1878-1879
Küçük Mehmed Said Paşa
1879Küçük Mehmed Said Paşa1879-1912
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
1885Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1913
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
1903Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908
Hüseyin Hilmi Paşa
1909Hüseyin Hilmi Paşa1909-1909

İlgili Maddeler

7 madde

Yanlış Bilinenler

6 başlık
YanlışFatih Sultan Mehmed'i vezîriâzamı zehirledi.
DoğruPadişahın ölüm sebebi kaynaklarda tartışmalıdır ve kesin bir yargıya varılamaz. Ölüm 3 Mayıs 1481 tarihinde, yeni bir sefere çıkarken hastalanmasının ardından Gebze yakınlarındaki ordugâhta gerçekleşti. Vezîriâzam ise ertesi gün, yeniçeri ayaklanmasında öldürüldü.
YanlışCem Sultan'ı desteklediği kesin olarak bilinmektedir.
DoğruKaynaklarda kesin bir kanıt yer almaz. Usule uygun biçimde iki şehzadeye de haberci gönderdiği kaydedilir. Şüphenin dayanağı, Karaman'ın başkente daha yakın olması ve vezîriâzamın Konya doğumlu olmasıdır.
YanlışVakıf topraklarını kendi malına katmak için el koydu.
DoğruGeri alınan topraklar tımar olarak dağıtıldı ve tımarlı sipahi sayısının artırılmasında kullanıldı. Uygulamanın amacı, hazineden nakit çıkmadan ordu mevcudunu büyütmekti. Uygulamanın yarattığı hoşnutsuzluk ayrı bir konudur.
YanlışKumkapı yöresindeki cami ile Karagümrük'teki Nişancı Mehmed Paşa Camii aynı yapıdır.
Doğruİki ayrı yapı ve iki ayrı kişi söz konusudur. Karagümrük'teki cami on altıncı yüzyılın sonunda, başka bir nişancı için Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Aradaki fark yüz yılı aşar.
YanlışVezîriâzam olmadan önce önemli bir görevde bulunmamıştı.
DoğruMüderrislikten sonra nişancılık yaptı ve Divan-ı Hümayun'un asıl üyelerinden biri oldu. 1470 ile 1471 yılları arasında vezirliğe yükseldi. Vezîriâzamlığa gelmeden önce devletin kanun metinlerini hazırlayan makamın başındaydı.
YanlışKardeş katli hükmünü ilk kez o icat etti.
DoğruUygulama Kanunnâme'den önce de fiilen mevcuttu; metin, var olan durumu yazılı hale getirdi. Kaynaklar maddenin metne girmesinde onun görüşünün etkili olduğunu belirtir. Hükmün şer'î dayanağı ve metne ne zaman girdiği bugün de tartışılmaktadır.

Künye

Doğumbilinmiyor, Konya
Ölüm4 Mayıs 1481, İstanbulHicri 4 Rebiülevvel 886
GörevVezîriâzam, 1477 (bazı kaynaklarda 1478) - 4 Mayıs 1481
SıraFatih Sultan Mehmed'in son vezîriâzamı
PadişahFatih Sultan Mehmed
BabasıÂrif Çelebi
MemleketKonya
Definkesin bilinmiyor; kaynakların bir kısmı Kumkapı yöresindeki camisinin haziresini gösterir
UnvanVezîriâzam, nişancı, müderris

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
Karamani Mehmet Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Vezîriâzamlığa getiriliş yılı kaynaklarda ayrışır: bir kısmı 1477, bir kısmı 1478 yılını verir. Görevi 4 Mayıs 1481 tarihinde öldürülmesiyle sona erdi. Selefi Gedik Ahmed Paşa'dır.
Karamani Mehmet Paşa nereli ve hangi soydan gelir?
Konya'da doğdu; doğum yılı bilinmemektedir. Babası Ârif Çelebi'dir ve aile Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî soyundan gelir. Karamani nisbesi, doğduğu şehir ve bölgeden gelmektedir.
Karamani Mehmet Paşa nasıl yükseldi?
Konya medreselerinde okudu, ardından İstanbul'da Veli Mahmud Paşa'nın yaptırdığı medresede müderrislik yaptı. Buradan saray çevresine geçerek nişancılığa getirildi. 1470 ile 1471 yılları arasında vezirliğe, ardından vezîriâzamlığa yükseldi.
Nişancı ne iş yapardı?
Nişancı, Divan-ı Hümayun'un dört asıl üyesinden biriydi. Padişah adına yazılan belgelere tuğra çeker, resmî yazışmaları hazırlar ve devletin kanun metinlerini kaleme alırdı. Tımar ve mülk kayıtlarının denetimi de bu makamın alanındaydı.
Fatih Kanunnâmesi'ni kim hazırladı?
Kaynaklar metnin hazırlayıcısı olarak nişancı sıfatıyla Karamani Mehmet Paşa'yı gösterir. Metnin bütününün tek bir kişinin kaleminden çıkıp çıkmadığı tartışmalıdır, ancak hazırlık sürecinde onun belirleyici olduğu konusunda kaynaklar birleşir. Kanunnâme, Osmanlı idarî düzenini yazılı hale getiren ilk kapsamlı metindir.
Karamani Mehmet Paşa'nın toprak politikası neydi?
Mülk ve vakıf statüsündeki topraklar geri alınarak tımar olarak dağıtıldı. Amaç, hazineye nakit yük bindirmeden tımarlı sipahi sayısını artırmaktı. Dönem kaynaklarından Tursun Bey, bu yolla dağıtılan yerleşimin yirmi binden fazla köy ve mezraa olduğunu kaydeder.
Kazaskerlik neden ikiye ayrıldı?
Devletin büyümesiyle tek bir kazaskerin bütün kadı ve müderris tayinlerini yürütmesi imkânsız hale gelmişti. Teklifi üzerine makam 1480 yılında Rumeli kazaskerliği ve Anadolu kazaskerliği olarak ayrıldı. Bu yapı imparatorluğun sonuna kadar korundu.
Karamani Mehmet Paşa neden öldürüldü?
Kaynaklar iki sebep gösterir. Birincisi, Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra Cem Sultan'ı desteklediği yönündeki şüphedir. İkincisi, uyguladığı toprak ve para politikalarının yarattığı birikmiş hoşnutsuzluktur; askerî ocaklar değeri düşen parayla ödeme yapılmasından uzun süredir şikâyetçiydi.
Karamani Mehmet Paşa ne zaman öldürüldü?
4 Mayıs 1481 tarihinde İstanbul'da öldürüldü. Bu tarih, Fatih Sultan Mehmed'in 3 Mayıs 1481 tarihindeki ölümünden bir gün sonrasına düşer. Olayın geçtiği yer konusunda kaynaklar ayrışır; ölümünün ardından başının şehirde dolaştırıldığı belirtilir.
Fatih'in ölüm haberi neden gizli tutuldu?
Osmanlı geleneğinde padişahın ölümü, varis başkente ulaşana kadar gizli tutulurdu; hükümdarsız geçen her gün karışıklık ihtimalini artırıyordu. Karamani Mehmet Paşa bu usulü izleyerek Amasya'daki Şehzade Bayezid ile Karaman'daki Şehzade Cem'e birden haberci gönderdi. Karaman'ın başkente daha yakın olması, tercihin kasıtlı olduğu yönünde şüphe doğurdu.
Karamani Mehmet Paşa hangi eserleri yazdı?
En bilinen eseri, Osmanlı hanedanının tarihini anlatan Arapça çalışmasıdır; kaynaklarda Tevârîhü's-Selâtîni'l-Osmâniyye adıyla geçer. Birinci bölümü Osman Gazi'den 1451 yılına, ikinci bölümü 1451 yılından 1480 yılına kadarki dönemi kapsar. Ayrıca Nişânî mahlasıyla Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazdı.
II. Bayezid, Karamani Mehmet Paşa'nın uygulamalarını geri aldı mı?
Tahta çıktıktan sonraki ilk işlerinden biri, geri alınan mülk ve vakıfların sahiplerine iadesi oldu. İade bütün toprakları kapsamadı; kayıtları düzgün olan ve dayanağı yeterli görülenler geri verildi. Aynı dönemde sikke ayarında da düzeltme yapıldı.
Karamani Mehmet Paşa devşirme kökenli miydi?
Devşirme kökenli değildi. Konya'da doğmuş, medrese eğitiminden gelmiş ve ilmiye yolundan yükselmişti. Fatih Sultan Mehmed döneminde vezîriâzamlık makamı büyük ölçüde devşirme kökenli devlet adamlarına verildiği için, onun bu makama ulaşması istisna sayılır.
Karamani Mehmet Paşa nereye gömüldü?
Defin yeri hakkında kaynaklar birleşmez. Bir kısmı, nişancılığı sırasında Kumkapı yöresinde yaptırdığı caminin haziresine gömüldüğünü kaydeder. Kesin bir kayıt bulunmadığı için bu bilgi ihtiyatla aktarılır.
Karamani Mehmet Paşa'dan sonra ne oldu?
Şehzade Bayezid 1481 yılının mayıs ayı sonunda İstanbul'a ulaşarak tahta çıktı. Kardeşi Cem Sultan Bursa'da saltanatını ilan etti ve mücadele başladı; Cem yenilerek önce Memlük topraklarına, ardından Rodos şövalyelerine sığındı. Bu mesele Osmanlı dış siyasetini on beş yıldan uzun süre bağladı.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q3124772 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026