
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
قبرصلى محمد امین پاشاKıbrıslı Mehmed Emin Paşa·Mehmed Emin Paşa·Kıbrıslı Paşa
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa, Sultan Abdülmecid döneminde üç kez sadrazamlık yapan, Rumeli teftişiyle tanınan Tanzimat devlet adamıdır.
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa Kimdir?
15 dk okumaKıbrıslı Mehmed Emin Paşa, 1813 yılında Kıbrıs'ta doğdu ve 9 Eylül 1871 tarihinde İstanbul'da öldü. Kaynakların büyük bölümü doğum yerini adanın Baf kazası olarak verir; bir kısmı Lefkoşa'yı gösterir. Babası Hüseyin Efendi'dir.
Devlet hizmetine Enderun'da başladı, askerlik mesleğine Hassa alaylarında yüzbaşı olarak girdi ve devlet hesabına Londra ile Paris'te öğrenim gördü. Akka kale kumandanlığı, Kudüs mutasarrıflığı, Belgrad muhafızlığı, Londra elçiliği, Halep valiliği, Arabistan ordusu müşirliği ve iki kez kaptanıderyalık yaptı. Sultan Abdülmecid döneminde üç kez sadrazam oldu.
Sadaret dönemleri toplam bir yıl on ay kadar sürer. İlki 1854 yılında Kırım Savaşı sırasında, ikincisi 1859 yılının sonunda, üçüncüsü 1860 ile 1861 yılları arasındadır. Üçüncü sadareti sırasında Sultan Abdülmecid öldü ve Sultan Abdülaziz tahta çıktı; makamda kalmayı sürdürdü, iki ay kadar sonra azledildi. Böylece Sultan Abdülmecid'in son sadrazamı oldu.
Adı en çok taşra teftişiyle anılır. Üçüncü sadaretinin ilk haftalarında, Rumeli'deki Hristiyan tebaanın durumunu yerinde incelemek üzere kurulan komisyonun müfettişliğini kendi uhdesine aldı ve sadrazam sıfatıyla bölgeyi dolaştı. Teftiş sırasında tutulan kayıtlar, dönemin taşra idaresi, toprak hukuku ve vergi düzeni için başvurulan belgeler arasındadır.
Kıbrıs'ta doğdu; kaynakların büyük bölümü doğum yerini Baf kazası olarak verir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 18 · 1 dkKıbrıslı Mehmed Emin, 1813 yılında Kıbrıs'ta doğdu. Kaynakların büyük bölümü doğum yerini adanın Baf kazası olarak kaydeder; bir kısmı Lefkoşa'yı verir. Doğum günü ve ayı bilinmiyor.
Babası Hüseyin Efendi'dir. Ailenin devlet ricali arasında bir bağı vardı: Hüseyin Efendi'nin kardeşi Mehmed Emin Efendi, Hazine-i Hümayun kethüdalığı görevinde bulunuyordu. Genç Mehmed Emin'in İstanbul'a gitmesi ve saray hizmetine alınması bu amcası sayesinde oldu.
Adının başındaki Kıbrıslı sıfatı doğduğu adaya işaret eder. Osmanlı kayıt düzeninde aynı adı taşıyan görevlileri birbirinden ayırmak için memleket adı ya da bir lakap kullanılırdı. Bu sıfat, onu aynı dönemde devlet hizmetinde bulunan diğer Mehmed Emin adlı paşalardan ayırır.
Kıbrıs, doğduğu yıllarda bir mutasarrıflık olarak yönetiliyordu ve nüfusu Müslüman ile Ortodoks Rum cemaatlerinden oluşuyordu. Ada, tarım ve liman ticaretiyle geçinen, merkeze uzak bir taşra birimiydi.
Ada ile bağını hayatı boyunca sürdürdü. Sadaret makamındayken adanın idari statüsü ve iaşesi konusunda kararlar alınmasına aracı oldu; bu kararlar aşağıda ayrı bir bölümde ele alınmıştır.
Çocukluğu ve ilk öğrenimi hakkında kaynaklarda ayrıntı yoktur. Bilinen ilk kayıt, İstanbul'a gidip Enderun'daki Hazine Odası'na kabul edilmesidir. Bu, taşradan gelen bir gencin devlet kapısına girmesi için o dönemde kullanılan yollardan biriydi ve öğrenim masrafı gerektirmiyordu.
Enderun ve Askerlik Mesleğine Girişi
02 / 18 · 1 dkİstanbul'a gittikten sonra Enderun'da Hazine Odası'na alındı. Enderun, saray içinde kurulmuş bir eğitim ve hizmet düzeniydi; buradan çıkanlar hem saray hem taşra görevlerine dağıtılıyordu.
Askerlik mesleğine Hassa 4. Alayı'nın 2. Taburu'nda yüzbaşı olarak başladı ve Mabeyn-i Hümayun Karakolu'na verildi. Hassa alayları, Yeniçeri Ocağı'nın 1826 yılında kaldırılmasından sonra kurulan yeni ordunun çekirdek birlikleriydi ve padişahın yakın muhafızlığını üstleniyordu.
Bu birliklerde görev almak, o yıllarda hızlı yükselmenin yollarından biriydi. Yeni ordunun subay ihtiyacı büyüktü, talim ve teçhizat Avrupa örneğine göre yeniden düzenleniyordu ve yabancı dil bilen genç subaylara ihtiyaç duyuluyordu.
Sultan II. Mahmud döneminin son yılları, ordunun yeniden kurulduğu ve devlet hizmetinde yeni bir kadronun yetiştirildiği dönemdir. Askerî ve mülki okullar açılıyor, öğrenci ve subaylar Avrupa'ya gönderiliyordu.
Mehmed Emin de bu programın içinde yer aldı. Devlet hesabına yurt dışına gönderilen ilk subay kuşaklarından biridir; bu görevlendirme, sonraki bütün kariyerinin yönünü belirledi.
Askerlikten idareye geçişi kesin bir kopuşla olmadı. Ömrü boyunca askerî rütbelerle mülki görevler arasında gidip geldi; müşirlik rütbesini taşırken valilik yaptı, sadrazamlık makamındayken ordu meselelerinde söz sahibi oldu. Bu iç içelik, Tanzimat döneminin üst kademelerinde sık görülen bir durumdu.
Londra ve Paris'te Öğrenim
03 / 18 · 1 dk1833 ile 1834 yılları arasında öğrenimini sürdürmek üzere Londra ve Paris'e gönderildi. Bu, devletin kendi hesabına yurt dışında öğrenci okutma uygulamasının ilk yıllarına rastlar.
Dönüşünde kolağası oldu ve Hassa Ordusu'nun 5. Alayı'nın 2. Taburu'nda binbaşı olarak görevlendirildi. Ancak öğrenimini tamamlamak ve Avrupa'daki Osmanlı öğrencilerine nezaret etmek üzere ikinci kez Paris'e gönderildi.
İkinci Paris döneminin görev tanımı iki yönlüdür: kendi öğrenimi ve orada bulunan öğrencilerin gözetimi. Devlet, Avrupa'ya gönderdiği öğrencilerin başında sorumlu bir görevli bulundurmayı kural hâline getirmişti.
Bu yıllarda Fransızca ve İngilizce öğrendi. Kaynaklar ayrıca Rumca ve Arapça bildiğini kaydeder. Dört dil bilmesi, sonraki elçilik ve müzakere görevlerinin dayanağını oluşturdu.
Paris'teki ikinci bulunuşu sırasında evlendi. Eşi, sonradan Melek adını alan dul bir hanımdı. Bu evlilik yıllar sonra boşanmayla sona erdi.
Sultan Abdülmecid'in tahta çıkışında, 1839 yılında İstanbul'a döndü. Miralay rütbesiyle Tophane'ye, oradan mirlivalıkla Tophane Meclisi üyeliğine getirildi.
Avrupa'da geçirdiği yıllar, kaynaklarda hem yükselişinin sebebi hem hakkındaki tartışmaların kaynağı olarak anılır. Bazı Batılı yazarlar onu ıslahatçı değil tutucu bir isim olarak değerlendirdi; bir kısım Osmanlı kaynağı ise Fransa örneğini rehber edindiğini kaydeder.
Hassa 4. Alayı'nın 2. Taburu'nda yüzbaşı olarak askerliğe başladı ve Mabeyn-i Hümayun Karakolu'na verildi.
Ordu ve Taşra Görevleri
04 / 18 · 1 dk1840 yılında Dar-ı Şura-yı Askerî'ye tayin edildi. Bu kurul, ordunun düzeni, terfileri ve nizamnameleri hakkında karar veren üst askerî meclisti.
Burada görevliyken redif askeri toplamak üzere Sinop, Kastamonu, Bolu ve Ankara'ya gitti. Redif, 1834 yılından itibaren kurulan yedek asker düzenidir; taşrada yazılan ve belirli sürelerle talime çağrılan birliklerden oluşuyordu.
1843 yılındaki tensikatta mirlivalık rütbesi, mülkiye hizmetlerinde kullanılmak üzere mir-i ümeralığa çevrilince altı ay kadar açıkta kaldı. Rütbe düzenlemeleri, o yıllarda memurların kariyerini doğrudan etkileyen bir konuydu.
Aralık 1844 tarihinde yeniden göreve çağrıldı ve Akka Kalesi kumandanlığına gönderildi. Bir yıl sonra Kudüs mutasarrıflığına getirildi. 1846 yılında mir-i miranlık rütbesine yükseltildi.
1847 yılında görevden alındı. Altı aylık bir bekleme süresinin ardından, taşıdığı rütbeyle bağdaşmayan Tırnova kaymakamlığına tayin edilince istifa etti. Bu, kariyerinde birkaç kez tekrarlanan bir tutumun ilk örneğidir: makamın rütbeye uygun olmadığı durumlarda görevi kabul etmedi.
1848 yılında Tophane Müşiri Ahmed Fethi Paşa'nın aracılığıyla Belgrad muhafızlığına tayin edildi, ancak bir ay kadar sonra bu görevden alındı. İki ay bekledikten sonra Tırhala mutasarrıflığına tayini çıktı.
Göreve başlamadan vezir rütbesiyle taltif edildi ve Londra sefaretine gönderildi. Böylece askerlikten diplomasiye geçti.
Londra Elçiliği ve Macar Mültecileri Meselesi
05 / 18 · 1 dkLondra elçiliği görevi 1848 yılında başladı ve 1850 yılına kadar sürdü. Vezir rütbesiyle gönderilmesi, görevin devlet katındaki ağırlığını gösterir.
Elçiliği sırasında Osmanlı Devleti'nin karşı karşıya kaldığı en ağır diplomatik meselelerden biri Macar mültecileri konusuydu. 1848 yılında Avrupa'yı saran ayaklanmalar bastırıldıktan sonra, Macar ve Leh sığınmacılar Osmanlı topraklarına geçti.
Avusturya ve Rusya, sığınmacıların iadesini istedi. Osmanlı yönetimi talebi reddetti. İki devlet İstanbul'daki elçilerini geri çekti ve ilişkiler kesilme noktasına geldi.
İngiltere ve Fransa, Osmanlı yönetiminin tutumunu destekledi ve donanmalarını Ege'ye gönderdi. Mesele savaşa dönüşmeden çözüldü; sığınmacılar iade edilmedi, bir bölümü belirli bir süre iç bölgelerde tutuldu.
Mehmed Emin Paşa, sürecin Londra ayağında görev aldı. İngiliz hükümetiyle yürütülen görüşmeler ve kamuoyunun tutumunun izlenmesi bu makamdan yürütüldü. Kaynaklar meselenin çözümünde önemli bir rol üstlendiğini kaydeder.
Londra yılları, İngiltere ile kurulan bağın da başlangıcıdır. Sonraki dönemde bu bağ, hem kariyerini destekleyen hem hakkında yapılan değerlendirmeleri belirleyen bir unsur oldu.
1850 yılında merkeze çağrıldı. Sebep, Halep'te çıkan ayaklanmaydı ve bunun tecrübeli bir asker tarafından bastırılabileceği düşünülüyordu.
Halep Valiliği ve Arabistan Ordusu Müşirliği
06 / 18 · 1 dk1850 yılında Halep valiliğine gönderildi. Şehirde çıkan ayaklanma bastırıldı ve asayiş sağlandı. Bu görev, askerî tecrübesinin mülki bir makamda kullanıldığı ilk büyük örnektir.
Halep olayları, Tanzimat düzenlemelerinin taşrada uygulanmasıyla doğrudan ilgilidir. Vergi usulünün değişmesi, askerlik yükümlülüğünün yeniden tanımlanması ve cemaatler arasındaki hukuki düzenlemeler, büyük şehirlerde tepkiye yol açıyordu.
Görevi uzun sürmedi. Kendisini çekemeyenlerin girişimiyle Girit valiliğine tayin gerekçesi gösterilerek İstanbul'a davet edilince istifa etti. Merkezdeki çekişmeler, kariyerinde defalarca tekrarlanan bir unsurdur.
Ertesi yıl Şam civarında çıkan karışıklıkları gidermek için yeniden çağrıldı ve 1851 yılında Arabistan ordusu müşirliğine tayin edildi. Müşirlik, Osmanlı ordusundaki en üst rütbedir.
Bölgedeki karışıklıklar önlenemeyince 1853 yılında görevden alındı. Birkaç ay bekledikten sonra Edirne valiliğine gönderildi.
1854 yılının başlarında kaptanıderyalığa getirildi. Selefi Mahmud Paşa, Osmanlı donanmasının Sinop'ta yakılmasına yol açan tedbirsizlik sebebiyle görevden alınmıştı. Bu makamda dört ay kaldı.
Sinop baskını 30 Kasım 1853 tarihinde gerçekleşmiş ve Osmanlı donanmasının bir filosu imha edilmişti. Olay, İngiltere ile Fransa'nın savaşa girme kararında etkili oldu. Kaptanıderyalık, bu ağır kaybın ardından donanmanın yeniden düzenlenmesi görevini içeriyordu.
Devlet hesabına öğrenim için Londra ve Paris'e gönderildi.
İlk Sadareti ve Kırım Savaşı
07 / 18 · 1 dkMustafa Reşid Paşa'nın teklifiyle 29 Mayıs 1854 tarihinde sadrazamlığa getirildi. Kaynakların bir kısmı bu tarihi 30 Mayıs olarak verir.
Görev, Kırım Savaşı'nın ikinci yılına denk geldi. Osmanlı Devleti 4 Ekim 1853 tarihinde Rusya'ya savaş ilan etmiş, İngiltere ile Fransa 1854 yılında savaşa katılmıştı. Savaşın yükü ağırlıkla maliyeye biniyordu.
Sadareti sırasında devlet ilk dış borcunu aldı. Savaş giderlerinin iç kaynaklarla karşılanamaması, Osmanlı maliyesinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu ve sonraki yirmi yılın en tartışmalı konusunu oluşturdu.
Savaşa girilmesine baştan karşı çıkmıştı. Bu tutum ile Hariciye Nazırı Mustafa Reşid Paşa ile yaşadığı anlaşmazlık, görevinin kısa sürmesinin sebebi olarak kaydedilir.
Beş ay yirmi beş gün sonra, 23 Kasım 1854 tarihinde görevden alındı. Kaynakların bir kısmı azil tarihini 24 Kasım olarak verir. Yerine Mustafa Reşid Paşa geçti.
1855 yılında yeniden göreve çağrılarak Meclis-i Âli-i Tanzimat reisi oldu. Bu kurul, Tanzimat düzenlemelerinin metinlerinin hazırlandığı yerdi.
1856 yılında, sadrazam Mehmed Emin Ali Paşa'nın Paris Konferansı'na katılması üzerine sadaret kaymakamlığına getirildi. Bu makam, sadrazamın yokluğunda hükümet işlerini yürüten vekillik görevidir.
Petersburg Fevkalade Elçiliği
08 / 18 · 1 dk1856 yılında, Meclis-i Tanzimat reisliği uhdesinde kalmak üzere fevkalade büyükelçi sıfatıyla Rusya'ya gönderildi. Görevin iki amacı vardı: Çar II. Aleksandr'ın tahta çıkışını tebrik etmek ve Kırım Savaşı sebebiyle kesilen ilişkileri yeniden kurmak.
Savaş, 30 Mart 1856 tarihinde imzalanan Paris Antlaşması ile sona ermişti. İki devlet arasındaki diplomatik temsilin yeniden kurulması, antlaşma sonrası düzenin ilk adımlarından biriydi.
Rus başşehrinde çar tarafından kabul edildi ve kendisine Karakartal nişanının birinci rütbesi verildi. Nişan, Rusya'nın yabancı devlet adamlarına verdiği en üst derecelerden biriydi.
Saint Petersburg'da Osmanlı Devleti'nin daimi büyükelçiliğini yeniden oluşturdu. Savaş sırasında kapanan temsilcilik böylece açıldı ve iki devlet arasındaki yazışma düzeni kuruldu.
Müzakerelerde Osmanlı Devleti'nin isteklerinin büyük ölçüde kabul edilmesini sağladıktan sonra İstanbul'a döndü.
Dönüşünden sonra yönetim kademelerindeki çekişmelerden ve özellikle Mustafa Reşid Paşa ile girdiği polemiklerden zarar gördü. Kaynaklar bu çekişmeyi bir dış siyaset ayrılığıyla açıklar: Mehmed Emin Paşa Fransa yanlısı, Mustafa Reşid Paşa İngiltere yanlısı sayılıyordu.
1857 yılının ağustos ayından itibaren iki yıl boyunca bir görevden diğerine nakledildi. Meclis-i Tanzimat reisliği, Mecalis-i Aliye üyeliği, yeniden Meclis-i Tanzimat reisliği, ikinci defa kaptanıderyalık ve tekrar Mecalis-i Aliye bu iki yılın görevleridir.
İkinci Sadareti ve Mali Düzenleme Girişimi
09 / 18 · 1 dkRakiplerinin kendisini büyükelçilikle Paris'e göndermeyi düşündükleri bir sırada, 18 Ekim 1859 tarihinde ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Kaynakların bir kısmı bu tarihi 8 Ekim, bir kısmı 18 Kasım olarak verir.
Padişahın beklentisi açıktı: devletin içinde bulunduğu ekonomik bunalımın ve bütçe açığının çözülmesi. Kırım Savaşı'ndan kalan borçlar, kâğıt paranın değer kaybı ve gelir gider dengesizliği hükümetin başlıca sorunuydu.
Devlet memurlarının maaşlarını düşürmek ve rüşvetin kökünü kazımak gibi tedbirlere başvurunca kendisine yönelik muhalefet arttı. Maaş kesintileri, merkez teşkilatındaki geniş bir memur kesimini doğrudan etkiliyordu.
Buna rağmen düşündüğü düzenlemeleri sürdürdü ve bu konuda padişahla tartışmaktan kaçınmadı. Kaynaklar, padişahın o sırada hayatta olmayan validesini irtikapla suçlamasının azline yol açtığını kaydeder.
Görev altmış altı gün sürdü ve 23 Aralık 1859 tarihinde sona erdi. Kaynakların bir kısmı bu tarihi 24 Aralık olarak verir; halefi Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa'nın tayini 24 Aralık 1859 tarihindedir.
İkinci sadaretinden birkaç hafta önce, 14 Eylül 1859 tarihinde İstanbul'da bir komplo girişimi ortaya çıkarılmıştı. Kuleli Vakası adıyla anılan olayda, gizli bir cemiyet hâlinde örgütlendiği ileri sürülen bir grup yakalandı ve yargılandı; verilen ölüm cezaları sürgüne çevrildi.
Azlinin ardından ilginç bir gelişme oldu. İngiltere Kraliçesi Victoria'nın padişaha yazdığı bir mektupta azilden üzüntü duyduğunu belirtmesi, halefinin görev süresini kısaltan etkenlerden biri olarak kaydedilir.
Belgrad muhafızlığına tayin edildi; kısa süre sonra vezir rütbesiyle Londra sefaretine gönderildi.
Üçüncü Sadareti
10 / 18 · 1 dk27 Mayıs 1860 tarihinde üçüncü kez sadrazamlığa getirildi. Kaynakların bir kısmı bu tarihi 28 Mayıs olarak verir. Göreve geliş sebebi, devlette işlerin iyice kötüye gitmesi ve iktisadi ile siyasi bunalımın kritik bir durum almasıydı.
Bu sadaret, üç dönemin en uzunudur ve bir yıl iki aydan fazla sürdü. Dönemin gündemi üç başlıkta toplanır: maliye, Rumeli'deki huzursuzluk ve Suriye ile Cebel-i Lübnan'daki olaylar.
1860 yılında Cebel-i Lübnan'da Dürzi ve Maruni cemaatler arasında başlayan çatışma Şam'a sıçradı. Hariciye Nazırı Keçecizade Fuad Paşa olağanüstü yetkilerle bölgeye gönderildi ve olaylar sert tedbirlerle bastırıldı.
Meselenin idari çözümü 9 Haziran 1861 tarihinde imzalanan Cebel-i Lübnan Nizamnamesi ile bulundu. İstanbul'da Osmanlı Devleti ile beş Avrupa devleti arasında imzalanan on yedi maddelik metin, bölgeye ayrı bir mutasarrıflık statüsü ve idari, adli, mali özerklik tanıyordu.
Aynı yıllarda basın hayatında bir ilk yaşandı. 22 Ekim 1860 tarihinde Tercüman-ı Ahval yayımlanmaya başladı; devlet eliyle çıkarılmayan ilk özel Türkçe gazetedir.
Maliye alanında alınan tedbirler, kâğıt paranın piyasadan çekilmesi ve harcamaların kısılması üzerineydi. Merkez teşkilatındaki memur sayısının azaltılması da gündeme geldi.
Sadaretin en çok anılan işi ise bir teftiş oldu. Sadrazam, görevinin ilk haftalarında bizzat Rumeli'ye gitti.
Rumeli Teftişi
11 / 18 · 1 dkÜçüncü sadaretinin ilk haftalarında, Rumeli'de Hristiyan tebaanın zulme uğradığı yolundaki Rus iddialarını araştırmak amacıyla kurulan komisyonun müfettişliğini kendi uhdesine aldı.
Teftişin başlaması Avrupa devletlerinin ısrarına bağlıdır. Paris Antlaşması'ndan sonra gayrimüslim tebaanın durumu, büyük devletlerin sürekli gündeme getirdiği bir başlık hâline gelmişti; Osmanlı yönetimi iddiaların yerinde incelenmesini tercih etti.
Görevlendirmenin kendine özgü yanı, teftişi bizzat sadrazamın yürütmesidir. Osmanlı idaresinde taşra teftişleri genellikle görevlendirilen müfettişlerce yapılırdı; sadaret makamındaki bir ismin bölgeyi dolaşması alışılmış bir uygulama değildi.
Teftiş 1860 yılının yaz aylarında yürütüldü ve aynı yılın eylül ayında tamamlandı. Güzergâh, bugünkü kuzey ve batı Bulgaristan ile güneydoğu Sırbistan'a karşılık gelen bölgeleri kapsıyordu.
Yol boyunca cemaat temsilcileri, ileri gelenler ve şikâyetçiler dinlendi; şikâyetler kayda geçirildi. Tutulan kayıtlar, dönemin toprak hukuku uyuşmazlıkları, vergi tahsili, asayiş ve yerel idare düzeni hakkında ayrıntı taşıyan belgeler arasındadır.
Teftiş raporları bugün Tanzimat düzenlemelerinin taşrada nasıl uygulandığını gösteren kaynaklar arasında kullanılır. Belgeler yayımlanmış ve üzerine ayrı incelemeler yapılmıştır.
Teftişi tamamlayarak İstanbul'a döndü ve sadaret görevini sürdürdü. Bölgedeki huzursuzluk ortadan kalkmadı; Balkanlar, sonraki yirmi yıl boyunca Osmanlı dış siyasetinin başlıca meselesi olarak kaldı.
Saltanat Değişikliği ve Azli
12 / 18 · 1 dkSultan Abdülmecid 25 Haziran 1861 tarihinde öldü. Kaynaklar, padişahın son anlarında odasında hekimlerin yanı sıra sadrazam Mehmed Emin Paşa'nın, serasker Rıza Paşa'nın ve kaptanıderya Damad Mehmed Ali Paşa'nın bulunduğunu kaydeder.
Yerine kardeşi Abdülaziz tahta çıktı. Mehmed Emin Paşa yeni padişahın döneminde de sadrazam olarak kaldı. Böylece Sultan Abdülmecid'in son sadrazamı, Sultan Abdülaziz'in ilk sadrazamı oldu.
İki isim arasındaki görüş ayrılığı kısa sürede ortaya çıktı. Mehmed Emin Paşa, öncelikle idari ve mali düzenlemelerin yapılmasından yanaydı; yeni padişah ise ordunun yeniden düzenlenmesine ve donanmanın ikmaline öncelik vermek istiyordu.
Fikirlerinin padişahın görüşleriyle uyuşmaması üzerine 6 Ağustos 1861 tarihinde görevinden alındı. Kaynakların bir kısmı azil tarihini 7 Ağustos olarak verir. Yerine Mehmed Emin Ali Paşa geldi.
Azilden sonra ikinci defa Edirne valiliğine gönderildi ve burada üç yıl kadar hizmet verdi. Merkezden uzaklaştırma, dönemin yaygın bir uygulamasıydı.
1865 yılında Mecalis-i Aliye'ye tayin edildi. Ertesi yıl yeni kurulan Meclis-i Âli-i Hazain'e, ardından Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye'nin başkanlığına getirildi. Bu görevi yürütürken kendisine Murassa Osmanî nişanı verildi.
1867 yılında Meclis-i Vala başkanlığından ayrıldı. Bu, devlet hizmetindeki son görevidir.
Halep valiliğine gönderildi; şehirdeki ayaklanma bastırıldı ve asayiş sağlandı.
Kıbrıs ile Bağı ve Adaya Dair Kararlar
13 / 18 · 1 dkDoğduğu ada ile bağını koparmadı ve makamda bulunduğu dönemlerde Kıbrıs'ın idaresi ve iaşesi konusunda kararlar alınmasına aracı oldu.
Bu kararların en önemlisi adanın idari statüsüyle ilgilidir. Kıbrıs, özerk bir yapıya kavuşturularak Divan-ı Hümayun'a bağlı bir mutasarrıflık hâline getirildi. Böylece ada, bir eyaletin alt birimi olmaktan çıkıp doğrudan merkeze bağlandı.
İkinci karar iaşe ile ilgilidir. Tohumluk hububatın adadaki tahıl ambarlarından temin edilmesine yetki verildi. Ada tarımı kurak yıllarda tohumluk sıkıntısı çekiyordu; ambarlardan tohumluk verilmesi, üreticinin dışarıdan alım yapmasını gerektirmeyen bir çözümdü.
Üçüncü karar askerlik yükümlülüğüyle ilgilidir. Kıbrıslı gençlerin askerliklerini adada ve valiliğe bağlı birliklerde yapmaları sağlandı. Bu düzenleme, ada nüfusunun uzak cephelere gönderilmesinin önüne geçti.
Kararların ortak yanı, merkezî yönetimin genel çizgisiyle uyumlu olmalarıdır. Tanzimat döneminde taşra birimlerinin doğrudan merkeze bağlanması ve idari statülerinin yazılı kurallara oturtulması esas alınmıştı.
Adayla ilgili bu kararlar, Osmanlı yönetiminde taşradan gelen bir devlet adamının kendi memleketi için aldığı düzenlemelerin belgelenmiş örneklerindendir.
Kıbrıs, ölümünden yedi yıl sonra, 1878 yılında yapılan bir antlaşmayla İngiltere'nin idaresine bırakıldı. Hukuki bağ bir süre daha korundu, fiilî yönetim el değiştirdi.
Ölümü
14 / 18 · 1 dk9 Eylül 1871 tarihinde İstanbul'da öldü. Kaynakların bir kısmı ölümün, Kandilli'deki yalısında gerçekleştiğini kaydeder. Elli sekiz yaşındaydı.
Mezarı Sultan Mahmud Türbesi bahçesindedir. Türbe, Divanyolu üzerinde bulunur ve Sultan II. Mahmud ile Sultan Abdülaziz'in de defnedildiği yerdir.
Ölümünde geriye Kandilli'deki yalısından başka bir mal varlığı kalmamıştı. Kaynaklar, önemli görevlerde bulunmasına rağmen servet sahibi olamadığını, hatta borçlu öldüğünü kaydeder. Tedavi ve cenaze giderlerinin padişah tarafından karşılandığı belirtilir.
Kandilli'deki yalı, sonraki dönemde Kıbrıslı Yalısı adıyla anıldı ve Boğaziçi'nin bilinen yapıları arasında yerini aldı. Yapı bugün ayaktadır.
Ölümü, aynı yıl içinde Osmanlı yönetiminde yaşanan bir başka kayıpla yakın tarihlidir. Sadrazam Mehmed Emin Ali Paşa 7 Eylül 1871 tarihinde, sadaret makamındayken ölmüştü. İki devlet adamı iki gün arayla öldü; adlarının benzerliği ve tarihlerin yakınlığı, kaynaklarda zaman zaman karışıklığa yol açar.
Ölümünden sonra sadaret makamı Mahmud Nedim Paşa'ya geçti ve devlet yönetiminde yeni bir kadro dönemi başladı.
Geride yazılı bir eser bırakmadı. Adı, taşıdığı görevler ve teftiş kayıtları üzerinden anılır.
Ailesi
15 / 18 · 1 dkBabası Hüseyin Efendi'dir. Annesinin adı kaynaklarda geçmez. Amcası Mehmed Emin Efendi, Hazine-i Hümayun kethüdalığı görevinde bulundu ve yeğeninin saray hizmetine alınmasını sağladı.
Paris'teki ikinci bulunuşu sırasında, sonradan Melek adını alan dul bir hanımla evlendi. Eşi Osmanlı kaynaklarında ve Avrupa yayınlarında Melek Hanım olarak anılır.
Melek Hanım, paşanın görev yerlerine eşlik etti. Kudüs, Belgrad ve Londra dönemleri hakkında kendi anlatımını sonradan yayımladı.
Evlilik boşanmayla sona erdi. Melek Hanım daha sonra bir hatırat yayımladı; kitap 1872 yılında İngilizce olarak basıldı ve Osmanlı üst tabakasının ev hayatı ile dönemin siyasi çevresi hakkında gözlemler içerir.
Metnin değeri konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısmı, bir kadının kendi kaleminden dönemin üst tabaka hayatını anlattığı ender metinlerden biri olarak değerlendirir. Bir kısmı ise anlatımın kişisel anlaşmazlıklardan etkilendiğini ve tek taraflı olduğunu belirtir.
Kaynaklar bu evlilikten bir kızı olduğunu kaydeder. Kızının adı ve hayatı hakkında kaynaklarda ortak bir bilgi yoktur.
Kandilli'deki yalı, ölümünden sonra ailesinde kaldı. Yapı, adını taşıdığı ailenin sonraki kuşaklarıyla birlikte anılır.
Arabistan ordusu müşirliğine tayin edildi; ordunun en üst rütbesine ulaştı.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
16 / 18 · 1 dkKaynaklar onu bilgili, gayretli, sadık, dürüst ve sözünü sakınmayan bir devlet adamı olarak tanımlar. Aynı kaynaklar sert yaratılışlı, şüpheci ve sabırsız bir kişilik taşıdığını da kaydeder.
Fransızca, İngilizce ve Rumca gibi dillerin yanında Arapça bildiği belirtilir. Dört dil bilmesi, elçilik ve müzakere görevlerinde aracısız çalışmasına imkân verdi.
Devlet işlerinde ihmale ve disiplinsizliğe tahammülü olmadığı kaydedilir. Hediye adı altında bile olsa rüşvet alınmasına karşı çıktı; ikinci sadaretindeki tedbirleri bu tutumun uygulamaya dökülmüş hâlidir.
Yönetim anlayışının merkezinde sıra meselesi vardır. Osmanlı Devleti'ndeki iktisadi bunalımın ve siyasi meselelerin öncelikle idari ve mali düzenlemelerle çözülebileceğine inandı. Ordu ve donanma harcamalarının öne alınmasına karşı çıkması, üçüncü sadaretinin sona ermesinin sebebidir.
Fransa tecrübesini rehber edindiği belirtilir. Buna karşılık bazı Batılı yazarlar onu ıslahatçı değil tutucu bir isim olarak değerlendirdi. Kaynaklar bu değerlendirmenin oluşmasında aile hayatının da payı olduğunu kaydeder.
Padişahla tartışmaktan çekinmemesi, kariyerinin hem yükseliş hem düşüş sebebidir. İkinci sadaretinin altmış altı günde bitmesi doğrudan bu tutumla ilişkilendirilir.
Önemli görevlerde bulunmasına rağmen servet biriktirmedi. Bu yönü, hakkında yapılan değerlendirmelerde ortak biçimde yer alır.
Mirası ve Tarihteki Yeri
17 / 18 · 1 dkKıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın tarihteki yeri üç başlıkta ele alınır: taşra teftişi, mali düzenleme girişimleri ve Kıbrıs ile ilgili kararlar.
Teftiş, en somut mirasıdır. 1860 yılındaki Rumeli teftişi sırasında tutulan kayıtlar, Tanzimat düzenlemelerinin taşrada nasıl uygulandığını gösteren belge kümesidir. Toprak hukuku uyuşmazlıkları, vergi tahsili ve yerel idare düzeni hakkında verdiği ayrıntı sebebiyle üzerine ayrı incelemeler yapılmıştır.
Mali düzenleme girişimleri sonuç vermedi. Memur maaşlarının düşürülmesi ve rüşvetin önlenmesi yönündeki tedbirler, karşılaştığı muhalefet sebebiyle uygulanamadı. Devletin mali durumu sonraki on beş yılda daha da ağırlaştı ve 1875 yılında dış borç ödemeleri yarıya indirildi.
Kıbrıs ile ilgili kararlar, adanın idari statüsünü ve iaşe düzenini doğrudan etkiledi. Adanın Divan-ı Hümayun'a bağlı bir mutasarrıflık hâline getirilmesi, merkezîleşme siyasetinin taşradaki uygulamalarındandır.
Dış siyasette Petersburg elçiliği ve Londra elçiliği dönemleri anılır. Saint Petersburg'daki daimi elçiliğin yeniden kurulması, Paris Antlaşması sonrası düzenin ilk adımlarındandır.
Kariyerinin bütününde dikkat çeken nokta, makamların kısa sürmesidir. Üç sadaret dönemi toplam bir yıl on ay kadardır ve hiçbiri iki yıla ulaşmaz. Bu, Sultan Abdülmecid döneminin genel özelliğidir; yirmi iki yılda yirmiye yakın sadaret değişikliği oldu.
Adı bugün Kandilli'deki yalı ve teftiş belgeleri üzerinden anılır.
Aynı Yıllarda Dünya
18 / 18 · 1 dk1848: Avrupa'yı saran ayaklanmalar başladı; Macar ve Leh sığınmacılar Osmanlı topraklarına geçti.
1853: Kırım Savaşı başladı; Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti.
1856: Paris Antlaşması imzalandı ve Kırım Savaşı sona erdi.
1857: Hindistan'da büyük ayaklanma çıktı; ertesi yıl ülkenin yönetimi doğrudan İngiltere'ye geçti.
1859: İtalya'da birlik savaşları başladı; Fransa ve Sardinya, Avusturya'ya karşı savaştı.
1860: Cebel-i Lübnan ve Şam'da cemaatler arası çatışmalar yaşandı; Avrupa devletleri meseleye müdahil oldu.
1861: Amerika Birleşik Devletleri'nde iç savaş başladı; aynı yıl İtalya Krallığı kuruldu ve Rusya'da toprak köleliği kaldırıldı.
1866: Prusya ile Avusturya arasındaki savaş Prusya'nın üstünlüğüyle sonuçlandı.
1869: Süveyş Kanalı açıldı; Akdeniz ile Kızıldeniz arasında doğrudan bağlantı kuruldu.
1871: Alman İmparatorluğu kuruldu ve Avrupa'daki güç dengesi değişti.
Mustafa Reşid Paşa'nın teklifiyle ilk kez sadrazamlığa getirildi.
Kronoloji
39 olay- 19. yüzyıl
Kıbrıs'ta doğdu; kaynakların büyük bölümü doğum yerini Baf kazası olarak verir.
Yeniçeri Ocağı kaldırıldı ve yeni ordu kuruldu; Hassa alayları bu düzenin çekirdeğini oluşturdu.
Hassa 4. Alayı'nın 2. Taburu'nda yüzbaşı olarak askerliğe başladı ve Mabeyn-i Hümayun Karakolu'na verildi.
Devlet hesabına öğrenim için Londra ve Paris'e gönderildi.
Sultan Abdülmecid'in tahta çıkışında İstanbul'a döndü; miralay rütbesiyle Tophane'ye tayin edildi.
Dar-ı Şura-yı Askerî'ye tayin edildi; redif askeri toplamak üzere Sinop, Kastamonu, Bolu ve Ankara'ya gitti.
Akka Kalesi kumandanlığına gönderildi.
Kudüs mutasarrıflığına getirildi.
Mir-i miranlık rütbesine yükseltildi.
Görevden alındı; rütbesiyle bağdaşmayan Tırnova kaymakamlığına tayin edilince istifa etti.
Belgrad muhafızlığına tayin edildi; kısa süre sonra vezir rütbesiyle Londra sefaretine gönderildi.
Macar mültecileri meselesinin çözümünde Londra ayağında görev aldı.
Halep valiliğine gönderildi; şehirdeki ayaklanma bastırıldı ve asayiş sağlandı.
Arabistan ordusu müşirliğine tayin edildi; ordunun en üst rütbesine ulaştı.
Görevden alındı ve birkaç ay sonra Edirne valiliğine gönderildi.
Sinop'ta Osmanlı donanmasının bir filosu Rus donanmasınca imha edildi.
Kaptanıderyalığa getirildi ve bu görevde dört ay kaldı.
Mustafa Reşid Paşa'nın teklifiyle ilk kez sadrazamlığa getirildi.
İlk sadareti sona erdi; görev beş ay yirmi beş gün sürdü.
Meclis-i Âli-i Tanzimat reisliğine getirildi.
Sadaret kaymakamlığına getirildi; aynı yıl fevkalade büyükelçi sıfatıyla Rusya'ya gönderildi.
Saint Petersburg'da Osmanlı Devleti'nin daimi büyükelçiliği yeniden kuruldu.
İki yıl sürecek bir görev değişiklikleri dizisi başladı; bu dönemde ikinci kez kaptanıderya oldu.
İstanbul'da Kuleli Vakası adıyla anılan komplo girişimi ortaya çıkarıldı.
İkinci kez sadrazamlığa getirildi.
İkinci sadareti altmış altı gün sonra sona erdi; halefinin tayini 24 Aralık 1859 tarihindedir.
Rumeli'deki iddiaları araştıran komisyonun müfettişliğini uhdesine alarak bölgeyi teftişe çıktı.
Üçüncü kez sadrazamlığa getirildi.
Rumeli teftişini tamamlayarak İstanbul'a döndü.
Tercüman-ı Ahval yayımlanmaya başladı; devlet eliyle çıkarılmayan ilk özel Türkçe gazetedir.
İkinci defa Edirne valiliğine gönderildi ve üç yıl kadar bu görevde kaldı.
Cebel-i Lübnan Nizamnamesi İstanbul'da imzalandı; bölgeye ayrı bir mutasarrıflık statüsü tanındı.
Sultan Abdülmecid öldü ve yerine kardeşi Abdülaziz tahta çıktı; sadaret makamında kalmayı sürdürdü.
Üçüncü sadareti sona erdi; yerine Mehmed Emin Ali Paşa geldi.
Mecalis-i Aliye'ye tayin edildi.
Meclis-i Âli-i Hazain'e, ardından Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye başkanlığına getirildi.
Meclis-i Vala başkanlığından ayrıldı; devlet hizmetindeki son görevidir.
Sadrazam Mehmed Emin Ali Paşa öldü.
İstanbul'da öldü; mezarı Sultan Mahmud Türbesi bahçesindedir.
Sadareti
3 dönem · yaklaşık 3 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahSavaşlar ve Seferler
3 kayıtAntlaşmalar
2 antlaşmaEserleri
6 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti mühr-i hümayundur ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa mührü üç kez aldı; ilki 29 Mayıs 1854, ikincisi 18 Ekim 1859, sonuncusu 27 Mayıs 1860 tarihindedir. Son mühür, 6 Ağustos 1861 tarihinde geri alındı. Kaptanıderyalık makamının alameti ise ayrı bir mühürdür ve bu göreve iki kez getirildi.
Aile Ağacı
4 kişi
Kıbrıslı Mehmed Emin PaşaÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
9 madde








Yanlış Bilinenler
7 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKıbrıslı Mehmed Emin Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa nerede doğdu?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa neden taşra teftişiyle anılır?
Rumeli teftişi hangi bölgeleri kapsadı?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa nerede öğrenim gördü?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın ilk sadareti neden kısa sürdü?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın ikinci sadareti neden altmış altı günde bitti?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa Sultan Abdülaziz döneminde neden azledildi?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa Kıbrıs için neler yaptı?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa hangi elçilik görevlerinde bulundu?
Macar mültecileri meselesinde rolü neydi?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın eşi kimdir?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa ne zaman öldü ve nereye defnedildi?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa öldüğünde geriye ne bıraktı?
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa ile Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa aynı kişi midir?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q4250585 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026