
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
محمد كامل پاشاKıbrıslı Kâmil Paşa·İngiliz Kâmil Paşa·Mehmed Kâmil
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa, 1885 ile 1913 arasında dört kez sadrazamlık yapan, son görevinden Bâbıâli Baskını ile ayrılan Osmanlı devlet adamıdır.
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa Kimdir?
15 dk okumaKıbrıslı Mehmed Kamil Paşa, 1833 yılında Kıbrıs'ın Lefkoşa yakınlarındaki Piroyi köyünde doğdu ve 14 Kasım 1913 tarihinde Lefkoşa'da öldü. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1832 olarak verir.
Öğrenimini Kıbrıs'ta başlattı, on üç yaşında Mısır'a gitti ve Elsine Mektebi'nde okudu. Arapça, Farsça, Rumca, Fransızca ve İngilizce bilirdi. Mısır valisinin maiyetinde çalıştığı yıllarda 1851 yılında Londra'daki sergiyi görmek üzere İngiltere'ye gitti; İngilizceyi bu dönemde ilerletti.
1850'lerin sonunda Osmanlı hizmetine geçti. Doğu Rumeli, Hersek, Kosova, Aydın ve Kıbrıs gibi vilayetlerde idari görevlerde bulundu. Merkezde iki kez Evkaf, bir kez Maarif nazırlığı yaptı.
Dört kez sadrazam oldu. Birincisi 25 Eylül 1885 ile 4 Eylül 1891 arasında sürdü ve neredeyse altı yıl tuttu; bu, II. Abdülhamid döneminin en uzun sadaretlerinden biridir. İkincisi 1895 yılının sonbaharında birkaç hafta, üçüncüsü 1908-1909 yıllarında yaklaşık altı ay sürdü. Dördüncüsü Balkan Savaşı sırasında, 29 Ekim 1912 tarihinde başladı.
Üçüncü sadareti, Osmanlı tarihinde meclis tarafından güvensizlik oyuyla düşürülen ilk hükümet olarak kayda geçti. Dördüncü sadareti ise 23 Ocak 1913 tarihinde Bâbıâli'ye yapılan silahlı baskınla sona erdi. Ardından Mısır'a, oradan doğduğu adaya döndü ve aynı yılın kasım ayında Lefkoşa'da öldü.
Kıbrıs'ta, Lefkoşa yakınlarındaki Piroyi köyünde doğdu; babası topçu yüzbaşısı Salih Ağa'dır.
Doğumu ve Ailesi
01 / 19 · 1 dkKıbrıslı Mehmed Kamil Paşa, 1833 yılında Kıbrıs'ta, Lefkoşa yakınlarındaki Piroyi köyünde doğdu. Köyün adı sonraki dönemde Gaziler olarak değişti. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1832 olarak verir.
Babası, aynı köyden topçu yüzbaşısı Salih Ağa'dır. Annesi Pembe Hanım, Kıbrıslı bir aileden geliyordu.
Adının başındaki Kıbrıslı sıfatı, doğduğu adaya işaret eder ve aynı dönemde devlet hizmetinde bulunan diğer Kamil adlı görevlilerden ayırt edilmesini sağlar. Bir başka lakabı İngiliz Kamil Paşa'dır; İngiltere ile yakın ilişki kurulmasını savunan tutumundan gelir.
Layika Hanım ile evlendi. Kaynaklar beş çocuğu olduğunu kaydeder: Makbule, Muzaffer, Hilmi, Nazım ve Selahattin.
Ailesinin sonraki kuşakları Türkiye'de kamu hayatında yer aldı. Torunlarından biri tarihçi Hikmet Bayur'dur.
Kıbrıs ile bağını ömrü boyunca sürdürdü. Adada valilik yaptı, görevden uzak kaldığı dönemlerde adaya gitti ve hayatının son aylarını orada geçirdi.
Doğduğu köy ve mezarının bulunduğu Lefkoşa, adı bugün de anılan yerler arasındadır. Mezarının bulunduğu avluya, Kıbrıs'ta İngiliz idaresi döneminde bir anıt taşı konulmuştur.
Adanın nüfus yapısı, çocukluğunda birden çok dil öğrenmesini sağladı. Bu özellik, sonraki kariyerinde dış ilişkiler alanındaki konumunu belirleyen etkenlerin başında gelir.
Eğitimi ve Mısır Yılları
02 / 19 · 1 dkİlk öğrenimini Kıbrıs'ta yaptı ve on üç yaşına kadar adada kaldı. Bu yıllarda Arapça, Farsça, Rumca ve Fransızca öğrendi. Ada nüfusunun karışık yapısı, Rumcayı erken yaşta öğrenmesinin sebebidir.
1845 yılında küçük kardeşiyle birlikte Mısır'a gitti ve Elsine Mektebi'ne girdi. Elsine Mektebi, dil öğretimi üzerine kurulmuş bir okuldu; sonraki yıllarda askerî okula dönüştürüldü ve Kamil Paşa burada askerî dersler de gördü. Okuldan süvari mülazımı olarak çıktı.
1849 yılında Mısır valisi Abbas Hilmi Paşa'nın maiyetine tercüman olarak girdi. Dil bilgisi sayesinde kısa sürede yükseldi ve valinin oğlu İlhami Bey'e İngilizce öğretmeni tayin edildi.
1851 yılında Londra'da düzenlenen büyük sergiyi görmek üzere İngiltere'ye gitti. Bu seyahat, İngilizcesini ilerletmesini ve İngiliz kurumlarını yakından görmesini sağladı. Sonraki yıllarda İngiltere ile yakın ilişki kurulmasını savunan tutumu kaynaklarda bu döneme bağlanır.
Mısır'da yaklaşık on yıl kaldı. Abbas Hilmi Paşa'nın 1854 yılında ölümünün ardından konumu değişti.
1850'lerin sonunda Osmanlı hizmetine geçti. Kaynaklar, geçişin dönemin sadrazamı Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa'nın isteğiyle olduğunu kaydeder.
Beş dil bilmesi, sonraki kariyerinde dış ilişkiler ve yabancı devletlerle yürütülen görüşmeler alanındaki uzmanlığının temelini oluşturdu.
Osmanlı Hizmetine Geçişi ve Valilikleri
03 / 19 · 1 dkOsmanlı hizmetindeki ilk görevleri Kıbrıs'ta oldu. Adada evkaf müdürlüğü yaptı ve mutasarrıflık görevlerinde bulundu.
Sonraki yıllarda imparatorluğun farklı bölgelerinde idari görevler üstlendi. Kaynaklar bu görevlerin sayısının çok olduğunu ve neredeyse her bölgeyi kapsadığını kaydeder.
Valilik yaptığı vilayetler arasında Doğu Rumeli, Hersek, Kosova, Aydın ve Kıbrıs bulunur. Bu görevler, Balkanlar'ı, Anadolu'nun batısını ve Akdeniz adalarını tanımasını sağladı.
Doğu Rumeli'de görev yapmış olması, sonraki yıllarda bu bölgeye ilişkin gelişmelerde belirleyici bir tecrübe oldu. Bölgenin nüfus yapısını ve idari sorunlarını yerinde görmüştü.
Taşra görevlerinde öne çıkan yaklaşımı, okul açmaya verdiği önemdir. Kaynaklar, gittiği yerlerde eğitim kurumlarının sayısını artırmaya çalıştığını kaydeder.
Aydın valiliği, kariyerinin en uzun taşra görevlerinden biridir ve 1896 yılından 1907 yılına kadar sürdü. Vilayetin merkezi İzmir'di; imparatorluğun en canlı liman ve ticaret şehirlerinden biriydi.
Bu on bir yıllık dönem, ikinci sadaretinden sonra merkeze uzak kaldığı zaman dilimidir. İzmir'deki görev sırasında yabancı konsolosluklarla ve ticaret çevreleriyle kurduğu ilişkiler kaydedilir.
Taşra görevlerinin toplamı, sadaret makamına gelmeden önce imparatorluğun idari yapısını uçtan uca tanımasını sağladı.
Mısır'a gitti ve Elsine Mektebi'ne girdi.
Nazırlıkları
04 / 19 · 1 dkMerkez teşkilatındaki görevleri 1870'lerin sonunda başladı. 1879 yılında Evkaf nazırlığına getirildi.
1880 yılında Maarif nazırlığına atandı ve bu görevi 1881 yılına kadar sürdürdü. Nezaret, imparatorluk çapındaki okul düzeninden sorumluydu.
Maarif nazırlığı dönemi, eğitim konusundaki görüşlerini uygulama alanına taşıdığı ilk merkez görevidir. Kaynaklar, okul sayısının artırılmasını devletin başlıca ihtiyacı saydığını kaydeder.
1882 yılında ikinci kez Evkaf nazırlığına getirildi. Evkaf Nezareti, vakıf gelirlerinin ve vakıf mallarının idaresinden sorumluydu; imparatorluğun en büyük mülk yönetimlerinden biriydi.
Bu görevlerin tamamı, Küçük Mehmed Said Paşa'nın sadaret dönemlerine denk gelir. İki devlet adamı aynı yıllarda merkez teşkilatında birlikte çalıştı; sonraki yıllarda ikisi arasında görüş ayrılığı ve karşılıklı yazışma gündeme geldi.
Nazırlık yılları aynı zamanda devletin mali düzenlemelerinin yapıldığı döneme rastlar. Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye İdaresi'nin kuruluşu bu yıllarda gerçekleşti.
Merkezdeki bu görevler, sadaret makamına hazırlık niteliği taşıdı. Taşra idaresini, dış ilişkileri ve merkez teşkilatını tanıyan bir isim olarak 1885 yılında sadarete getirildi.
Nazırlık dönemlerinde hazırladığı raporlar, eğitim ve vakıf idaresi konularında görüşlerinin sistemli biçimde ortaya konduğu metinlerdir. Kaynaklar, bu raporların sadaret dönemindeki uygulamalarla doğrudan bağlantılı olduğunu kaydeder.
Birinci Sadareti ve Doğu Rumeli Meselesi
05 / 19 · 1 dk25 Eylül 1885 tarihinde ilk kez sadrazamlığa getirildi. Göreve gelişi, Balkanlar'daki bir bunalımın hemen ardına denk gelir.
1878 tarihli Berlin Antlaşması, Bulgaristan'ı ikiye ayırmıştı: kuzeyde Osmanlı Devleti'ne bağlı özerk Bulgaristan Prensliği, güneyde ayrı bir vilayet olarak düzenlenen Doğu Rumeli. 1885 yılının eylül ayında Doğu Rumeli'de bir hareket başladı ve bölgenin prenslikle birleştiği ilan edildi.
Kamil Paşa, kendisi de bu bölgede görev yapmış bir isim olarak meselenin askerî müdahale yerine görüşme yoluyla ele alınmasını savundu. Kaynaklar bu tutumu, sadaretinin ilk aylarındaki başlıca kararı olarak kaydeder.
Askerî müdahaleye gidilmedi. Büyük devletlerin tutumu, ordunun durumu ve hazinenin imkânları bu kararda etkili olan etkenler arasında sayılır.
Sonraki aylarda mesele görüşmelerle bir çerçeveye bağlandı. Bulgaristan prensinin aynı zamanda Doğu Rumeli valisi sayılması esası kabul edildi. Böylece hukuki bağ korundu, fiilî durum ise değişmedi.
Aynı dönemde Sırbistan ile Bulgaristan arasında savaş çıktı ve Balkanlar'daki güç dengesi yeniden şekillendi.
Bu ilk aylar, sadaretinin bütün karakterini belirledi: silahlı çözüm yerine görüşme, doğrudan karşı koyma yerine zaman kazanma. Sonraki altı yıl bu çizgide geçti.
Birinci Sadaretin İcraatları
06 / 19 · 1 dkBirinci sadaret 25 Eylül 1885 tarihinde başladı ve 4 Eylül 1891 tarihinde sona erdi. Süre beş yıl on bir ayı aştı ve II. Abdülhamid döneminin en uzun sadaretlerinden biri oldu.
Bu yıllardaki en somut kurumsal adım, tarım kredisi alanındaki düzenlemedir. 1888 yılında memleket sandıkları bir bankaya dönüştürüldü ve Ziraat Bankası kuruldu. Banka, taşradaki tarım kredisi işini ülke çapında bir kurum olarak devraldı.
Eğitim, sadaretin ikinci ana başlığıdır. Yeni okulların açılmasına ağırlık verildi; kaynaklar Kamil Paşa'nın eğitimi devletin ayakta kalmasının şartı saydığını kaydeder. Bu yaklaşım, Maarif nazırlığı döneminden gelen bir devamlılıktır.
Dış politikada Mısır meselesi başlıca gündemdi. İngiltere 1882 yılında Mısır'ı fiilen işgal etmişti ve ülkenin hukuki durumu görüşmelerin sürekli konusuydu. Kamil Paşa'nın İngiltere ile yakın ilişki kurulmasını savunan tutumu bu dosyada öne çıktı.
Almanya ile ilişkiler de bu yıllarda gelişti. Alman imparatoru II. Wilhelm 1889 yılında İstanbul'a geldi; ziyaret, sonraki dönemde artacak olan yakınlaşmanın başlangıcı sayılır.
Demiryolu yatırımları hız kazandı ve Anadolu hattının yapımı için sözleşmeler imzalandı.
Maliye alanında Düyun-ı Umumiye İdaresi'nin işleyişi yerleşti ve devletin dış borç ödemeleri düzenli hâle geldi.
Londra'daki büyük sergiyi görmek üzere İngiltere'ye gitti.
Birinci Sadaretin Sonu
07 / 19 · 1 dkBirinci sadaret 4 Eylül 1891 tarihinde sona erdi. Görevden ayrılışın sebepleri kaynaklarda saray ile Bâbıâli arasındaki yetki sınırlarına ilişkin görüş ayrılığına bağlanır; ayrıntılar üzerinde kaynaklar birleşmez.
Sadrazamın yetkilerinin nereye kadar uzandığı, nazır atamalarında kimin söz sahibi olduğu ve hükümet kararlarının hangi aşamada saraya sunulacağı dönemin sürekli tartışılan konularıydı. Bu tartışma yalnızca Kamil Paşa'ya özgü değildir; aynı yıllarda görev yapan sadrazamların hepsi için gündeme gelmiştir.
Yerine Kabaağaçlızade Ahmed Cevat Paşa getirildi ve onun sadareti dört yıl sürdü.
Kamil Paşa görevden ayrıldıktan sonra merkezde kaldı ve çeşitli komisyonlarda görev aldı. Bu dönemde İngiltere ile kurduğu ilişki, hakkındaki değerlendirmelerin sık sık gündeme geldiği bir konu oldu; İngiliz Kamil lakabı bu yıllarda yerleşti.
Beş yıl on bir ay süren birinci sadaret, kariyerinin en uzun ve en çok iz bırakan dönemidir. Kurumsal mirasının önemli bölümü bu yıllara aittir.
Sonraki dört yıl makam dışında geçti. Yeniden çağrılması, dış politikada gerginliğin arttığı 1895 yılının sonbaharında oldu.
Bu dört yıl boyunca merkezde kaldı ve devlet işlerinin dışına çıkmadı. Aynı yıllarda Küçük Mehmed Said Paşa da benzer bir dönem yaşadı; iki isim, sadaret makamına dönüşümlü olarak getirilen devlet adamlarının başında gelir.
İkinci Sadareti ve Aydın Valiliği
08 / 19 · 1 dk1895 yılının ekim ayında ikinci kez sadarete getirildi. Görev birkaç hafta sürdü ve aynı yılın kasım ayında sona erdi. Kaynaklar sürenin uzunluğunu farklı verir.
İkinci sadaretin gündemi, Avrupa devletlerinin doğu vilayetlerine ilişkin ıslahat talepleriydi. Kamil Paşa bu taleplere karşılık verecek bir idari düzenleme programı hazırladı; program uygulanmadan görevden ayrıldı.
Görevden ayrılışının ardından Aydın valiliğine atandı. Bu atama, kaynaklarda hem bir görevlendirme hem merkezden uzaklaştırma olarak değerlendirilir.
Aydın valiliği 1896 yılından 1907 yılına kadar sürdü ve on bir yıl tuttu. Merkezi İzmir olan vilayet, dış ticaret hacmi sebebiyle imparatorluğun en yoğun idari birimlerinden biriydi.
Bu görevde ticaret çevreleri, yabancı konsolosluklar ve liman işletmeleriyle kurduğu ilişkiler kaydedilir. İzmir, imparatorluğun dış ticaretinde ağırlığı olan bir merkezdi ve vilayet idaresi bu ticaretin düzeniyle doğrudan ilgiliydi.
On bir yıl boyunca merkezî siyasetin dışında kaldı ve sadaret makamına dönmedi. Bu, kariyerindeki en uzun kesintidir.
Merkeze dönüşü, devletin yönetim biçiminin değiştiği 1908 yazında oldu. O tarihte yetmiş beş yaşındaydı ve devlet hizmetinde geçen elli yılı geride bırakmıştı.
Üçüncü Sadareti ve İkinci Meşrutiyet
09 / 19 · 1 dk1908 yılının temmuz ayında Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe kondu ve İkinci Meşrutiyet ilan edildi. İlk sadrazam Küçük Mehmed Said Paşa oldu, ancak görevi iki hafta sürdü.
Kamil Paşa 1908 yılının ağustos ayı başında üçüncü kez sadrazamlığa getirildi. Kaynaklar göreve başlama gününü 5 ya da 6 Ağustos olarak farklı verir.
Sadaretinin başlıca işi, seçimlerin yapılması ve meclisin açılmasıydı. Seçimler sonbaharda tamamlandı ve Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908 tarihinde otuz yıl aradan sonra yeniden açıldı. Açılışa II. Abdülhamid katıldı.
Kamil Paşa aynı dönemde kabinesindeki nezaretlerin dağılımı ve ordunun siyasetteki yeri konularında İttihat ve Terakki Cemiyeti ile görüş ayrılığına düştü. Kaynaklar, cemiyetin hükümet işlerine sorumluluk almadan müdahale etmesini başlıca anlaşmazlık konusu olarak kaydeder.
Aynı dönemde Prens Sabahaddin çevresindeki siyasi hareketle yakınlaştığı belirtilir. Bu yakınlaşma, meclisteki dengeleri doğrudan etkiledi.
Harbiye ve Bahriye nazırlarının değiştirilmesi ve avcı taburlarının yer değiştirmesi, gerginliği artıran somut konular oldu.
Bu koşullarda sadaret altı ayı biraz aşan bir süre devam etti ve 14 Şubat 1909 tarihinde sona erdi.
Osmanlı hizmetine geçti; ilk görevleri Kıbrıs'ta oldu.
1908 Sonbaharı: Bulgaristan ve Bosna Hersek
10 / 19 · 1 dkÜçüncü sadaretin ilk aylarında iki dış gelişme aynı anda yaşandı. 1908 yılının ekim ayında Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti ve Avusturya Macaristan, Bosna Hersek'i ilhak ettiğini duyurdu.
Her iki gelişme de Berlin Antlaşması'nın kurduğu düzeni değiştiriyordu. Bulgaristan Prensliği hukuken Osmanlı Devleti'ne bağlıydı; Bosna Hersek ise Osmanlı toprağı sayılıyor, yönetimi Avusturya tarafından yürütülüyordu.
Osmanlı hükümeti her iki adımı da tanımadığını açıkladı ve büyük devletlere başvurdu. Meselenin konferans yoluyla görüşülmesi istendi.
Kamu tepkisi de gelişti. Avusturya mallarına yönelik bir alım boykotu başladı; limanlarda Avusturya bandıralı gemilerin yükü boşaltılmadı. Boykot, kamuoyunun dış politikaya doğrudan katıldığı ilk geniş örneklerden biri olarak kaydedilir.
Girit'te de aynı günlerde Yunanistan'a katılma yönünde bir karar ilan edildi. Böylece üç ayrı dosya aynı anda gündeme geldi.
Meseleler sonraki aylarda görüşmelerle çözüme bağlandı. Bulgaristan'ın bağımsızlığı ve Bosna Hersek'in durumu, tazminat ödemeleri karşılığında tanındı.
Bu gelişmeler, yeni açılan meclisin ilk gündem maddeleri arasında yer aldı ve hükümete yöneltilen eleştirilerin konusu oldu.
Üç dosyanın aynı anda açılması, yeni dönemin ilk aylarında dış politikanın iç siyasetle ne kadar iç içe geçtiğini gösterdi. Hükümetin izlediği yol, meclisteki tartışmaların başlıca konularından biri hâline geldi.
14 Şubat 1909 Güvensizlik Oyu
11 / 19 · 1 dk1909 yılının şubat ayında meclis ile hükümet arasındaki gerginlik son noktaya geldi. 11 Şubat 1909 tarihinde hükümet hakkında art arda gensoru önergeleri verildi.
Önergelerin konusu, kabinedeki nazır değişiklikleri, ordu birliklerinin yer değiştirmesi ve hükümetin meclise karşı sorumluluğunun sınırıydı.
14 Şubat 1909 tarihinde meclis toplandı. Kamil Paşa oturuma çağrıldı, ancak katılmadı. Kaynaklar iki kez davet edildiğini kaydeder.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamada hükümete güvensizlik oyu verildi. Kabine büyük bir çoğunlukla düşürüldü ve Kamil Paşa aynı gün görevden ayrıldı.
Bu oylama, Osmanlı parlamento tarihinde bir ilktir: meclis tarafından güvensizlik oyuyla düşürülen ilk hükümettir. Kanun-i Esasi'de yer alan bakanların meclise karşı sorumluluğu ilkesi, bu olayla ilk kez fiilen uygulandı.
Yerine Hüseyin Hilmi Paşa getirildi ve yeni kabineyi kurdu.
Olayın nasıl değerlendirileceği kaynaklara göre değişir. Bir kısmı meclisin anayasal yetkisini kullandığını, bir kısmı oylamanın meclis dışındaki baskılar altında yapıldığını kaydeder. Konu, İkinci Meşrutiyet döneminin ilk büyük siyasi tartışmalarından biri oldu.
Kamil Paşa bundan sonraki üç buçuk yıl boyunca sadaret makamına dönmedi.
Balkan Savaşı ve Dördüncü Sadareti
12 / 19 · 1 dk1912 yılının ekim ayında Balkan devletleri Osmanlı Devleti'ne savaş açtı. Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ ortak hareket ediyordu.
Savaşın ilk haftalarında Osmanlı orduları Trakya ve Makedonya'da geri çekildi. Bulgar kuvvetleri İstanbul yönünde ilerledi ve Çatalca hattına kadar geldi.
Bu koşullarda 29 Ekim 1912 tarihinde Kamil Paşa dördüncü kez sadrazamlığa getirildi. Seçilmesinde, İngiltere ile kurduğu yakın ilişkinin ve dış görüşmelerdeki tecrübesinin etkili olduğu kaydedilir.
Sadaretin başlıca işi, savaşın görüşme yoluyla sona erdirilmesiydi. Cephe durumunun askerî çözüm imkânı bırakmadığı değerlendirmesi, hükümetin izlediği yolun gerekçesi olarak kaydedilir.
Çatalca hattında savunma tutundu ve başkent yönündeki ilerleme durduruldu. Buna karşılık Edirne, Yanya ve İşkodra kuşatma altında kaldı.
Aralık ayında ateşkes sağlandı ve barış görüşmeleri için Londra'da konferans toplandı. Oturumlar 16 Aralık 1912 tarihinde başladı.
Aynı dönemde iç siyasette gerginlik arttı. Savaşın seyri, alınacak kararlar ve hükümetin izlediği yol, basında ve siyasi çevrelerde sert biçimde tartışıldı.
Dördüncü sadaret üç aya yakın sürdü ve kariyerinin en kısa dönemlerinden biri oldu.
Göreve geldiğinde yetmiş dokuz yaşındaydı. Devlet hizmetinde geçirdiği süre altmış yılı aşıyordu ve daha önce üç kez aynı makamda bulunmuştu.
Maarif nazırlığına atandı; görev 1881 yılına kadar sürdü.
Londra Konferansı ve Edirne Meselesi
13 / 19 · 1 dkLondra Konferansı, Birinci Balkan Savaşı'nı sona erdirecek barış şartlarının görüşüldüğü toplantıdır. Oturumlar 16 Aralık 1912 tarihinde başladı; Osmanlı Devleti ile Balkan devletlerinin temsilcileri ve büyük devletler katıldı.
Görüşmelerin düğüm noktası Edirne'nin durumuydu. Balkan devletleri şehrin bırakılmasını istiyor, Osmanlı heyeti ise buna karşı çıkıyordu.
Görüşmelerde Midye ile Enez arasında çizilecek bir sınır önerildi. Kamil Paşa hükümeti bu öneriye yaklaşan bir tutum aldı.
1913 yılının ocak ayında büyük devletler ortak bir nota verdi ve şartların kabul edilmesini istedi. Nota, hükümetin önündeki seçenekleri daralttı.
Hükümet, kararı geniş bir kurulda görüşmeye karar verdi. Devlet ricalinin katıldığı toplantıda cephe durumu, ordunun imkânları ve görüşmelerin gidişi değerlendirildi.
Toplantı sonucunda, Edirne'nin bir bölümünün bırakılmasını içeren bir çözüm üzerinde durulduğu kaydedilir. Kararın ayrıntıları ve kurulun tam tutumu kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılır.
Bu değerlendirme kamuoyuna yansıdığında geniş bir tepki doğdu. Edirne, imparatorluğun eski başkentlerinden biriydi ve şehrin durumu siyasi tartışmanın merkezine oturdu.
Görüşmelerin bu noktasında, 23 Ocak 1913 tarihinde Bâbıâli'de yaşanan olay hükümeti değiştirdi.
Bâbıâli Baskını
14 / 19 · 1 dk23 Ocak 1913 tarihinde, kabine Bâbıâli'de toplantı hâlindeyken silahlı bir grup binaya girdi. Grubun başında Enver Bey bulunuyordu; Talat Bey ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne mensup başka isimler de olaya katıldı.
Baskın sırasında Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü. Kaynaklar, silahı Yakub Cemil'in kullandığını kaydeder.
Sadrazam Kamil Paşa'dan istifası istendi ve istifa metni orada yazıldı. Metinde, halktan ve askerî taraftan gelen teklif üzerine istifasını sunmak zorunda kaldığı ifadesi yer alır.
İstifa aynı gün Sultan Reşad tarafından kabul edildi. Yerine Mahmud Şevket Paşa sadrazamlığa getirildi.
Olayın ardından Londra Konferansı'ndaki Osmanlı katılımı sona erdi ve savaş yeniden başladı. Edirne 1913 yılının mart ayında düştü.
Savaş, 30 Mayıs 1913 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması ile sona erdi. Antlaşma, Midye ile Enez arasındaki çizgiyi sınır kabul ediyordu ve Edirne Bulgaristan'a bırakılıyordu. Şehir aynı yılın temmuz ayında geri alındı.
Kamil Paşa baskının ardından göz altında tutuldu. Sadaret makamındaki görevi böylece sona erdi ve bir daha devlet görevine dönmedi.
Olay, Osmanlı siyasi tarihinde hükümetin silah zoruyla değiştirildiği örnekler arasında kaydedilir.
Mısır ve Kıbrıs Yılları
15 / 19 · 1 dkBâbıâli Baskını'ndan sonra Kamil Paşa'nın İstanbul'daki durumu değişti. Bir süre göz altında tutuldu ve siyasi hayattan uzaklaştı.
Bu dönemde İngiltere'deki tanıdıklarından davet aldı ve Mısır'a gitti. Kahire'de yaklaşık üç ay kaldı.
Mısır, gençliğinin geçtiği yerdi; Elsine Mektebi'nde okumuş ve Mısır valisinin maiyetinde on yıla yakın çalışmıştı. Altmış yıl sonra aynı şehre bu kez siyasetten çekilmiş bir isim olarak döndü.
Mısır'dan sonra doğduğu adaya, Kıbrıs'a geçti. Ailesi de sonraki aylarda yanına geldi.
Kıbrıs o tarihte İngiltere tarafından yönetiliyordu. Ada, 1878 yılında yapılan düzenlemeyle İngiliz idaresine bırakılmış, hukuki bağ ise korunmuştu.
Adada geçirdiği aylarda siyasi hayata dönüş ihtimalini değerlendirdiği kaydedilir. Kaynaklar, 1914 yılında İngiltere'ye bir seyahat hazırlığı içinde olduğunu belirtir.
Bu planlar gerçekleşmedi. 14 Kasım 1913 tarihinde Lefkoşa'da öldü. Ölüm sebebi kaynaklarda kalp krizi ya da ani dolaşım yetmezliği olarak kaydedilir. Kaynakların bir kısmı ölüm tarihini 1913 yılının ekim ayı olarak verir.
Lefkoşa'daki Arap Ahmed Camii haziresine defnedildi. Mezarının bulunduğu avluya sonraki yıllarda bir anıt taşı konuldu.
Birinci kez sadrazamlığa getirildi.
Eserleri
16 / 19 · 1 dkKamil Paşa, devlet adamlığının yanında yazan bir isimdir. Basılı eserlerinin başında Osmanlı Devleti'nin siyasi tarihini ele alan çalışması gelir.
Bu eser, imparatorluğun siyasi gelişmelerini kendi bakış açısıyla anlatır ve dönemin devlet adamlarının kaleme aldığı tarih metinleri arasında yer alır.
İkinci grup eseri hatıratıdır. Hatıratında kendi kariyerini, sadaret dönemlerini ve dönemin olaylarını anlatır.
Hatıratın bir bölümü, Küçük Mehmed Said Paşa ile aralarındaki görüş ayrılıklarına ayrılmıştır. Said Paşa buna karşılık 1327 yılında ayrı bir kitap yayımladı ve Kamil Paşa da cevap yazdı.
Bu karşılıklı metinler dönemin siyasi hayatının bir özelliğini gösterir: devlet adamları görevden ayrıldıktan sonra kendi anlatımlarını yayımlıyor, birbirlerinin metinlerine basılı cevap veriyordu.
Metinlerin tarihçilik açısından değeri iki yönlüdür. Bir yandan olayların içinden birinci elden anlatım sunarlar; diğer yandan yazarlarının kendi konumunu savunma amacı taşırlar. Kaynaklar bu ikili niteliği belirterek kullanılmalarını önerir.
Ayrıca resmî yazışmaları ve layihaları arşivlerde bulunur. Bu belgeler, dört sadaret döneminin karar süreçlerini gösteren kaynaklardır.
Eserleri, İkinci Meşrutiyet dönemi ve Balkan Savaşı yılları üzerine yapılan çalışmalarda düzenli olarak kullanılır.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkKaynaklar Kamil Paşa'yı idari işlerde deneyimli, dış ilişkilerde uzman ve sakin bir devlet adamı olarak tarif eder. Beş dil bilmesi, dış görüşmelerdeki konumunu belirledi.
Yönetim anlayışında öne çıkan ilke, meselelerin görüşme yoluyla çözülmesidir. Doğu Rumeli meselesinde, 1908 sonbaharındaki gelişmelerde ve Balkan Savaşı sırasında aynı yolu izledi.
Eğitim konusundaki tutumu kariyerinin her aşamasında görülür. Valiliklerinde okul açtı, Maarif nazırı oldu ve sadaretlerinde eğitim kurumlarına ağırlık verdi. Devletin ayakta kalmasını eğitim düzeyine bağlayan bir görüşü vardı.
İngiltere ile yakın ilişki kurulmasını savunması, hakkındaki değerlendirmelerin ayrıştığı başlıca konudur. Bu tutum kimi kaynaklarda dönemin dengeleri içinde tutarlı bir tercih, kimi kaynaklarda dış politikada tek yönlü bir bağlılık olarak değerlendirilir.
Saray ile Bâbıâli arasındaki yetki sınırı, birinci sadaretinin sonundaki başlıca anlaşmazlık konusuydu. Sadrazamın yetkilerinin genişletilmesini savunduğu kaydedilir.
İkinci Meşrutiyet döneminde meclis ve hükümet ilişkisi konusundaki tutumu, dönemin siyasi tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Kişisel hayatında sade yaşadığı, aile bağlarına önem verdiği belirtilir. Kıbrıs ile bağını hiç koparmadı ve hayatının son aylarını doğduğu adada geçirdi.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkKıbrıslı Mehmed Kamil Paşa, Osmanlı tarihinde dört kez sadrazamlık yapan sayılı isimlerden biridir. Sadaret dönemlerinin toplamı yedi yılı aşar ve bunun büyük bölümü 1885-1891 arasındaki ilk döneme aittir.
Kurumsal mirasında en somut örnek Ziraat Bankası'dır. Banka, 1888 yılında memleket sandıklarının bir kuruma dönüştürülmesiyle kuruldu ve tarım kredisini ülke çapında bir düzene bağladı.
Eğitim alanındaki katkısı, valilikleri ve Maarif nazırlığı dönemindeki okul açma çalışmalarıyla kaydedilir.
Parlamento tarihi açısından adı, meclis tarafından güvensizlik oyuyla düşürülen ilk hükümetin başı olarak geçer. 14 Şubat 1909 tarihindeki oylama, anayasadaki bakan sorumluluğu ilkesinin ilk fiilî uygulaması sayılır.
Son sadareti ve Bâbıâli Baskını, Osmanlı siyasi tarihinin en çok anılan olaylarından biridir. Olay hem hükümetin değişme biçimi hem sonrasındaki gelişmeler açısından ele alınır.
Kıbrıs'ta adı bugün de anılır. Mezarının bulunduğu Lefkoşa'daki cami avlusu ziyaret edilen yerler arasındadır ve doğduğu köy onunla anılır.
Hakkındaki değerlendirmeler kaynaklara göre ayrışır. Görüşme yoluyla çözüm arayan tutumu bir kısım kaynakta dönemin şartları içinde gerçekçi, bir kısmında ise yeterince sonuç almayan bir çizgi olarak değerlendirilir.
Eserleri ve arşivdeki belgeleri, dönemin araştırmalarında kullanılmaya devam eder.
Doğu Rumeli'nin Bulgaristan Prensliği ile birleştiği ilan edildi; mesele görüşme yoluyla ele alındı.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1878: Berlin Antlaşması imzalandı; Kıbrıs'ın yönetimi İngiltere'ye bırakıldı.
1882: İngiltere Mısır'ı fiilen işgal etti.
1885: Doğu Rumeli, Bulgaristan Prensliği ile birleştiğini ilan etti.
1889: Alman imparatoru II. Wilhelm ilk kez İstanbul'a geldi.
1898: İspanya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaş sona erdi; sömürge dengesi değişti.
1905: Rusya ile Japonya arasındaki savaş Japonya'nın galibiyetiyle bitti.
1908: Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti; Avusturya Macaristan Bosna Hersek'i ilhak etti.
1911: İtalya Trablusgarp'a asker çıkardı; Osmanlı İtalyan Savaşı başladı.
1912: Birinci Balkan Savaşı başladı; Balkan devletleri ortak hareket etti.
1913: Londra Antlaşması ile Birinci Balkan Savaşı sona erdi; ardından İkinci Balkan Savaşı çıktı.
Kronoloji
34 olay- 19. yüzyıl
Kıbrıs'ta, Lefkoşa yakınlarındaki Piroyi köyünde doğdu; babası topçu yüzbaşısı Salih Ağa'dır.
Mısır'a gitti ve Elsine Mektebi'ne girdi.
Mısır valisi Abbas Hilmi Paşa'nın maiyetine tercüman olarak girdi.
Londra'daki büyük sergiyi görmek üzere İngiltere'ye gitti.
Abbas Hilmi Paşa'nın ölümüyle Mısır'daki konumu değişti.
Osmanlı hizmetine geçti; ilk görevleri Kıbrıs'ta oldu.
Evkaf nazırlığına getirildi.
Maarif nazırlığına atandı; görev 1881 yılına kadar sürdü.
İkinci kez Evkaf nazırlığına getirildi.
Doğu Rumeli'nin Bulgaristan Prensliği ile birleştiği ilan edildi; mesele görüşme yoluyla ele alındı.
Birinci kez sadrazamlığa getirildi.
Memleket sandıkları bankaya dönüştürüldü ve Ziraat Bankası kuruldu.
Alman imparatoru II. Wilhelm İstanbul'a geldi.
Beş yıl on bir ay süren birinci sadareti sona erdi.
İkinci kez sadrazamlığa getirildi.
İkinci sadareti sona erdi.
Aydın valiliğine atandı; görev 1907 yılına kadar sürdü.
- 20. yüzyıl
Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe kondu; İkinci Meşrutiyet ilan edildi.
Üçüncü kez sadrazamlığa getirildi; kaynaklar günü 5 ya da 6 Ağustos olarak verir.
Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti; Avusturya Macaristan Bosna Hersek'i ilhak etti.
Meclis-i Mebusan otuz yıl aradan sonra yeniden açıldı; açılışa II. Abdülhamid katıldı.
Meclis-i Mebusan'da hükümet hakkında art arda gensoru önergeleri verildi.
Meclis güvensizlik oyu verdi; kabine düşürüldü ve üçüncü sadaret sona erdi.
Birinci Balkan Savaşı başladı; Osmanlı orduları Trakya ve Makedonya'da geri çekildi.
Dördüncü kez sadrazamlığa getirildi.
Londra Konferansı'nın oturumları başladı.
Baskının ardından Mısır'a gitti ve Kahire'de yaklaşık üç ay kaldı.
Mısır'dan doğduğu adaya, Kıbrıs'a geçti; ailesi sonraki aylarda yanına geldi.
Büyük devletler ortak nota verdi; Edirne'nin durumu görüşmelerin düğüm noktası oldu.
Bâbıâli'ye silahlı bir grup girdi; Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü ve Kamil Paşa istifa etti.
İstifa aynı gün kabul edildi; Mahmud Şevket Paşa sadrazamlığa getirildi.
Edirne düştü; savaş yeniden başlamıştı.
Londra Antlaşması imzalandı; Birinci Balkan Savaşı sona erdi.
Lefkoşa'da öldü; Arap Ahmed Camii haziresine defnedildi.
Sadareti
4 dönem · yaklaşık 9 yılHizmet Ettiği Padişahlar
4 padişah



Savaşlar ve Seferler
1 kayıtAntlaşmalar
1 antlaşmaEserleri
4 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadaret makamının alameti mühr-i hümayundur ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa mührü dört kez aldı; ilki 25 Eylül 1885 tarihinde II. Abdülhamid'den, sonuncusu 29 Ekim 1912 tarihinde Sultan Reşad'dandır. Son teslim, 23 Ocak 1913 tarihinde istifasının kabul edilmesiyle sona erdi.
Aile Ağacı
9 kişi
Kıbrıslı Mehmed Kamil PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
6 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
7 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKıbrıslı Mehmed Kamil Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa neden İngiliz Kamil diye anılır?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa nerede doğdu?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa kaç dil biliyordu?
Doğu Rumeli meselesinde nasıl bir tutum aldı?
Ziraat Bankası ne zaman kuruldu?
14 Şubat 1909 tarihinde ne oldu?
1908 sonbaharında hangi dış gelişmeler yaşandı?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa dördüncü kez neden sadarete getirildi?
Bâbıâli Baskını nedir?
Edirne meselesi nasıl sonuçlandı?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa son yıllarını nerede geçirdi?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa nerede öldü ve nereye defnedildi?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa'nın eserleri nelerdir?
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa hangi vilayetlerde valilik yaptı?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q367997 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026