
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
كوپرولى زاده فاضل مصطفى پاشاKöprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa·Fâzıl Mustafa Paşa
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1689-1691 yıllarında sadrazamlık yapan, Belgrad'ı geri alan ve Salankamen Muharebesi'nde ölen Köprülü sadrazamıdır.
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa Kimdir?
15 dk okumaKöprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1637 yılında Köprü kasabasında doğdu ve 19 Ağustos 1691 tarihinde Salankamen'de öldü. Köprülü Mehmed Paşa ile Ayşe Hanım'ın oğlu, on beş yıl sadrazamlık yapan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın kardeşidir. Doğduğu kasaba bugün Samsun'a bağlı Vezirköprü ilçesidir.
Medrese eğitimi aldı ve ilmiye yolunda ilerledi, ardından idarî göreve geçti. Vezirlik rütbesini 1680 yılında aldı, Niğbolu ve Özi taraflarında valilik yaptı, 1683 yılındaki Viyana seferine katıldı. Bozgunun ardından geçen yıllarda İstanbul kaymakamlığı, Boğaz muhafızlığı ve adalar tarafında serdarlık görevlerinde bulundu. 1687 yılında IV. Mehmed'in tahttan indirilip yerine II. Süleyman'ın çıkarılması sürecinde merkezde bulunan devlet adamları arasındaydı.
Sadrazamlığa 25 Ekim 1689 tarihinde getirildi. Görevi devraldığında Kutsal İttifak savaşı altıncı yılındaydı; Belgrad, Niş ve Tuna boyundaki kaleler kaybedilmiş, ordu dağınık, hazine boştu. İlk kışta iç düzeni ve maliyeyi ele aldı, ağır vergileri kaldırdı, ordu kayıtlarını yeniden düzenledi. 1690 yılındaki sefer sırasında Niş, Vidin, Semendire ve Güvercinlik geri alındı, ardından 8 Ekim 1690 tarihinde Belgrad teslim oldu.
Cizyenin tek usulle toplanmasını öngören ve kaynaklarda nizâm-ı cedîd adıyla anılan düzenlemeyi 1691 yılının şubat ayında yürürlüğe koydu. Aynı yılın haziran ayında yeni sefere çıktı. 19 Ağustos 1691 tarihinde Salankamen'de yapılan muharebede öldü; naaşı savaş alanında bulunamadı. Sadareti bir yıl dokuz ay yirmi beş gün sürdü.
Köprü kasabasında, bugünkü Vezirköprü'de doğdu. Köprülü Mehmed Paşa ile Ayşe Hanım'ın oğludur.
Doğumu ve Ailesi
01 / 19 · 1 dkKöprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1637 yılında Köprü kasabasında doğdu. Kasaba bugün Samsun'a bağlı Vezirköprü ilçesidir ve adını bu aileden almıştır. Babası, 1656 ile 1661 yılları arasında sadrazamlık yapan ve Köprülüler döneminin ilk veziriazamı olan Köprülü Mehmed Paşa'dır. Annesi Ayşe Hanım, Köprü kasabasındandır ve babasının Yusuf Ağa adında bir voyvoda olduğu belirtilir.
Ağabeyi Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, babasının ölümü üzerine 1661 yılında sadrazamlığa getirildi ve on beş yıl bu görevde kaldı. Kardeşleri arasında Ali Bey ile Fatma, Hatice ve Saliha adında kız kardeşleri kaydedilir. Kız kardeşlerinden biriyle evlenen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, ailenin damadı olarak 1676 ile 1683 yılları arasında sadrazamlık yaptı.
Aile, Osmanlı tarihinde tek bir soydan çıkan en uzun devlet adamı dizisini oluşturdu. Köprülü Mehmed Paşa'nın sadaretiyle başlayan evre, iki oğlu, bir damadı ve sonraki kuşaktan gelen isimlerle yaklaşık yarım yüzyıl sürdü.
Dört yaşındayken İstanbul'a getirildiği kaydedilir. Babası o yıllarda taşra görevlerinde bulunuyor, ailenin merkezle bağı İstanbul üzerinden yürüyordu. Çocukluğu, babasının beylerbeyilik yaptığı yıllara denk gelir.
Ailenin ikinci kuşağında iki oğul iki ayrı yoldan yetiştirildi. İkisi de önce medrese eğitimi aldı, ardından idarî göreve geçirildi. Bu yöntem, Köprülü Mehmed Paşa'nın devlet adamı yetiştirme konusundaki planlı tutumunun sonucu olarak değerlendirilir.
Eğitimi ve İlmiye Yolu
02 / 19 · 1 dkİstanbul'da medrese eğitimi gördü ve ayrıca özel hocalardan ders aldı. Ağabeyi Fazıl Ahmed de aynı yolu izlemiş, müderrisliğe kadar yükseldikten sonra idarî göreve geçirilmişti. Aynı düzen küçük oğul için de uygulandı.
Medrese eğitimi, Osmanlı ilim düzeninin temel basamağıydı. Öğrenci belirli bir müderrisin dersini tamamladıktan sonra icazet alır, ardından kendisi müderrislik yapabilir ya da kadılık yoluna geçebilirdi. İlmiye yolundan yetişenler Arapça, fıkıh, kelam, mantık ve hesap konularında eğitim görüyordu.
Bu eğitimin idarî hayattaki karşılığı, belge ve kayıt düzenine hâkimiyetti. Fazıl Mustafa Paşa'nın sonraki yıllarda vergi ve cizye kayıtlarında yaptığı düzenlemeler ile ordu defterlerini elden geçirmesi, bu birikimle ilişkilendirilir. Kaynaklar kendisini ilim sahibi bir devlet adamı olarak niteler; Fâzıl lakabı da bu yönüyle ilgilidir.
Aynı lakap ağabeyi için de kullanılmıştır. Kaynaklarda iki kardeş Fâzıl Ahmed Paşa ve Fâzıl Mustafa Paşa adlarıyla ayrılır; ikisi de Köprülüzâde nisbesiyle anılır.
İlmiye yolundan gelmiş olması, sadaretinde ulema ile ilişkisini kolaylaştırdı. Cizye düzenlemesi ve narh uygulamasına yönelik kararlar, şer'î dayanaklarıyla birlikte savunulabildiği ölçüde uygulanma imkânı buldu. Eğitim geçmişi, aldığı kararların merkezdeki ilmiye çevresinde karşılık bulmasını sağlayan unsurlardan biri sayılır.
Devlet Hizmetine Girişi
03 / 19 · 1 dkİdarî hizmete 1659 yılında girdi. Ertesi yıl dergâh-ı âlî müteferrikalığına getirildi. Müteferrikalar, padişahın hizmetinde bulunan ve merkezde çeşitli görevler üstlenen sınıftı; bu görev, saray dışından gelenler için idarî kariyerin giriş basamağı sayılıyordu.
Ağabeyi Fazıl Ahmed Paşa'nın sadareti döneminde onun yanında bulundu ve seferlere katıldı. 1663 yılındaki Avusturya seferinde alınan Uyvar Kalesi kuşatmasında ve Girit'te Kandiye Kalesi'nin kuşatmasında hazır bulunduğu kaydedilir. Kandiye, yirmi dört yıl süren Girit Savaşı'nın son kalesiydi ve 1669 yılında teslim alındı.
Bu yıllar, Osmanlı ordusunun uzun kuşatmalar yürüttüğü bir dönemdi. Sefer düzeni, ikmal, siper açma ve lağım işleri gibi teknik konular seferden sefere aktarılıyordu. Genç yaşta bu harekâtlarda bulunmuş olması, sonraki yıllarda kendi seferlerini yönetirken dayandığı tecrübenin kaynağıdır.
Ağabeyinin 1676 yılında ölümü üzerine sadaret ailenin damadı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya geçti. Fazıl Mustafa, bu dönemde merkezde ve taşrada görev almayı sürdürdü.
Devlet hizmetine giriş biçimi, babası ve ağabeyinden farklıdır. Babası devşirme yoluyla saraya alınmış ve Enderun'da yetişmişti; kendisi ise ailenin merkezdeki konumu sayesinde doğrudan idarî sınıfa girdi. Bu fark, Köprülü ailesinin ikinci kuşağının konumunu gösterir.
Babası Köprülü Mehmed Paşa sadrazamlığa getirildi ve Köprülüler dönemi başladı.
Vezirlik ve Taşra Valilikleri
04 / 19 · 1 dkVezirlik rütbesini 29 Haziran 1680 tarihinde aldı ve yedinci vezir oldu. Vezirlik, Divan-ı Hümayun üyeliği anlamına geliyordu; kubbe vezirleri sadrazamın yokluğunda merkezdeki işleri yürütür ve gerektiğinde ordu komutası verilirdi.
Aynı dönemde Edirne kaymakamlığı görevinde bulundu. Kaymakamlık, sadrazam sefere çıktığında ya da saray Edirne'de bulunduğunda merkezî işleri yürüten makamdı. Rütbesi zamanla dördüncü vezirliğe, ardından üçüncü ve ikinci vezirliğe yükseldi.
Taşra tarafında Niğbolu sancak beyliği ve Özi eyaleti valiliği yaptı. Niğbolu, Tuna boyunda yer alan ve sınır güvenliği bakımından önem taşıyan sancaktı. Özi eyaleti ise Karadeniz'in kuzeybatısında, Lehistan ve Kazak topraklarına komşu bölgeyi kapsıyordu. Bu görevler, kuzey sınırının yapısını ve buradaki kuvvet düzenini yakından tanımasını sağladı.
1683 yılındaki Viyana seferine katıldı. Sefer, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın komutasında yürütüldü ve kuşatmanın kaldırılmasıyla sonuçlandı. Bozgunun ardından ordunun geri çekilmesi sırasında Tuna boyundaki kaleler tek tek tehdit altına girdi.
Bu görevlerin toplamı, sadarete gelmeden önce hem merkezde hem sınır boyunda tecrübe kazanmasını sağladı. Sadaretinde yürüteceği harekâtın coğrafyası, daha önce valilik yaptığı bölgelerle büyük ölçüde örtüşür.
Viyana Bozgunundan Sonraki Yıllar
05 / 19 · 1 dk1683 yılındaki Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanması, Osmanlı Devleti'ni uzun bir savaşın içine soktu. Avusturya, Lehistan, Venedik ve sonradan Rusya'nın katıldığı ittifak, Osmanlı topraklarına dört cepheden yüklendi. Kaynaklarda bu savaş Kutsal İttifak savaşları adıyla anılır.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın 1683 yılının aralık ayında görevden alınıp idam edilmesinin ardından merkezde geniş bir tasfiye yaşandı. Fazıl Mustafa Paşa 1684 yılının başında görevden alındı ve bir süre kenarda kaldı.
1686 yılının mart ayında Boğaz muhafızlığına getirildi. Bu görev, Çanakkale Boğazı'nın savunmasından ve Ege'den gelecek tehdide karşı hazırlıktan sorumluydu. Venedik donanması o yıllarda Mora yarımadasında harekâta girişmiş ve Ege adalarında baskı kurmuştu.
Aynı yıllarda cephede kayıplar birbirini izledi. Budin 1686 yılında, Belgrad 1688 yılında elden çıktı. Macaristan'daki Osmanlı düzeni çöktü, Tuna boyu savunma hattı Belgrad'ın gerisine çekildi.
Ordu içindeki huzursuzluk 1687 yılında büyüdü. Cepheden dönen kuvvetler İstanbul yönüne hareket etti ve merkezde saltanat değişikliğine kadar giden bir süreç başladı. Fazıl Mustafa Paşa bu sırada İstanbul kaymakamlığı görevindeydi ve merkezde bulunan devlet adamları arasında yer alıyordu.
Saltanat Değişikliğindeki Rolü
06 / 19 · 1 dk1687 yılının kasım ayında IV. Mehmed tahttan indirildi. Padişah otuz dokuz yıldır tahttaydı ve saltanatının son yılları Edirne'de geçmişti. Cepheden gelen kuvvetlerin baskısı, merkezdeki devlet adamlarının kararıyla birleşti.
Yerine kardeşi II. Süleyman tahta çıkarıldı. Yeni padişah, kırk yılı aşkın bir süreyi sarayda kapalı geçirmiş, devlet işlerinde hiç görev almamıştı. Cülûsu, merkezdeki gruplar arasında uzlaşma ile gerçekleşti.
Fazıl Mustafa Paşa bu süreçte İstanbul kaymakamı sıfatıyla merkezde bulunuyordu ve kararın alınmasında rol oynayan devlet adamları arasında sayılır. Kaynaklar, saltanat değişikliğinin düzenli biçimde yürütülmesinde merkezdeki idarecilerin payına dikkat çeker.
Saltanat değişikliği cephedeki durumu düzeltmedi. 1688 yılında Belgrad kaybedildi, ardından Niş ve Vidin gibi Tuna boyu kaleleri de düştü. Aynı dönemde İstanbul'da askerî huzursuzluk sürdü ve sadaret makamı kısa aralıklarla el değiştirdi.
Bu yıllarda Fazıl Mustafa Paşa adalar tarafında görevlendirildi. Sakız ve Girit yönünde serdarlık yaptığı, 1689 yılına kadar bu bölgede bulunduğu kaydedilir. Venedik'in Ege'deki harekâtı sürdüğü için buradaki görev, savaşın ikinci cephesini oluşturuyordu. Sadarete çağrıldığında bu görevde bulunuyordu.
Babasının ölümü üzerine ağabeyi Köprülü Fazıl Ahmed Paşa sadrazam oldu.
Sadrazamlığa Getirilişi
07 / 19 · 1 dk1689 yılının yaz aylarında cephedeki durum ağırlaştı. Avusturya kuvvetleri Niş ve çevresindeki kaleleri aldı, Osmanlı ordusu Sırbistan'ın içlerine kadar geri çekildi. Merkezde sadaret makamı kısa sürelerle el değiştiriyordu.
Mühr-i hümayun 25 Ekim 1689 tarihinde Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'ya verildi. Tayin tarihi kaynakların bir kısmında 11 Ekim 1689 olarak geçer. Göreve getirilmesinde ailesinin adı ve daha önce sınır boyunda yaptığı valilikler etkili oldu.
Devraldığı tablo ağırdı. Belgrad ve Tuna boyundaki kaleler elden çıkmıştı. Ordunun kayıtları bozulmuş, seferden kaçan kuvvetler Anadolu ve Rumeli'de dağınık gruplar halinde dolaşıyordu. Hazine, altı yıldır süren savaşın masrafını karşılayamıyordu.
İlk kışı Edirne'de geçirdi ve seferden önce iç düzenle uğraştı. Bu tercih, sonraki bir yılın çerçevesini belirledi: önce merkezde ve taşrada düzen, sonra cephede harekât.
Sadareti, Köprülü ailesinden gelen üçüncü sadrazamlıktır. Babası Köprülü Mehmed Paşa 1656 ile 1661, ağabeyi Fazıl Ahmed Paşa 1661 ile 1676 yılları arasında görev yapmıştı. Aradaki dönemde ailenin damadı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadarette bulunmuştu. Bu üçüncü sadaret, ailenin merkezî yönetimdeki konumunun Viyana bozgunundan sonra da sürdüğünü gösterir.
Devraldığı Savaş: Kutsal İttifak
08 / 19 · 1 dkSadareti, 1683 yılında başlayan ve on altı yıl sürecek savaşın ortasına denk gelir. Karşı tarafta Avusturya, Lehistan, Venedik ve Rusya bulunuyordu. Osmanlı Devleti aynı anda dört ayrı cephede kuvvet bulundurmak zorundaydı.
Kuzeybatıda Avusturya cephesi asıl cepheydi. Macaristan tamamen kaybedilmiş, Belgrad 1688 yılında düşmüş, savaş hattı Sırbistan içlerine kaymıştı. Bu cephede kaybedilen her kale, bir sonraki yılın savunma hattını geriye çekiyordu.
Güneybatıda Venedik cephesi vardı. Venedik donanması Mora yarımadasını ele geçirmiş, Ege adalarında ve Dalmaçya kıyısında harekâtını sürdürüyordu. Bu cephe, donanma masrafını sürekli kılıyordu.
Kuzeyde Lehistan ve Rusya cepheleri bulunuyordu. Kırım Hanlığı bu bölgede Osmanlı kuvvetlerinin başlıca desteğiydi; ancak Kırım kuvvetlerinin sefere katılması her yıl ayrı bir görüşme konusuydu.
Savaşın mali yükü, hazinenin taşıyabileceğinin üstündeydi. Ulufe ödemeleri gecikiyor, sefer masrafı için olağanüstü vergilere başvuruluyordu. Halkın üzerindeki yük, özellikle Rumeli'de savaş alanına yakın bölgelerde ağırlaşmıştı.
Bu tablo karşısında izlediği yol iki başlıklıydı. Birincisi, savaşın sürdürülebilmesi için iç düzenin ve vergi sisteminin onarılmasıydı. İkincisi, kaybedilen kalelerin geri alınması için kısa ve hedefi belirli bir sefer planıydı.
İç Düzen ve Mali Tedbirler
09 / 19 · 1 dkGöreve geldikten sonra ilk işi iç düzensizliğin giderilmesi oldu. Seferden kaçan ve taşrada dağınık halde bulunan kuvvetler üzerine gidildi, yolların güvenliği için tedbir alındı.
Halkın üzerindeki ağır vergi yükünü hafifletmeye yöneldi. Savaş yıllarında çeşitli adlarla konulmuş olağanüstü vergilerden bir bölümü kaldırıldı. Bu tercihin gerekçesi, vergi yükünün taşınamaz hale gelmesiyle birlikte tahsilatın da düşmesiydi; kayıtlı mükellefin yerinde kalması, alınan vergiden daha önemli görülüyordu.
Hazineye nakit sağlamak için saraydaki kıymetli eşyanın bir bölümü darphaneye gönderilerek paraya çevrildi. Bu yöntem, olağanüstü durumlarda başvurulan ve sarayın kendi kaynağını sefere aktarması anlamına gelen bir uygulamaydı.
Narh uygulaması kaldırıldı. Narh, temel malların satış fiyatının devlet tarafından belirlenmesiydi. Uygulamanın kaldırılması, malın piyasada tutulmasını ve arzın artmasını hedefliyordu. Savaş yıllarında narhın altında kalan fiyatlar, üreticinin malı piyasaya çıkarmamasına yol açıyordu.
Tayin ve tahsilat işlerinde denetim sıkılaştırıldı. Görevi kötüye kullandığı belirlenen idareciler görevden alındı.
Taşrada, merkezdeki divan düzenine benzeyen yerel meclislerin kurulmasına yönelik uygulamalar başlatıldı. Bu düzenleme, valilerin kararlarını yöre ileri gelenlerinin katıldığı bir toplantıda almasını öngörüyordu ve taşra yönetiminde denetimi artırmayı hedefliyordu.
Girit'te Kandiye Kalesi teslim alındı ve yirmi dört yıl süren savaş sona erdi.
Cizye Düzenlemesi
10 / 19 · 1 dkSadaretinin en kapsamlı düzenlemesi cizye üzerinedir. Cizye, gayrimüslim tebaadan alınan yıllık vergidir ve nakit toplandığı için hazinenin en güvenilir gelir kalemlerinden biriydi. Savaş yıllarında bu verginin toplanma biçimi bozulmuş, aynı kişiden birden çok kez alınması ya da hiç alınmaması gibi durumlar ortaya çıkmıştı.
Düzenleme 1691 yılının şubat ayında yürürlüğe kondu ve kaynaklarda nizâm-ı cedîd adıyla anılır. Buna göre cizye tek elden toplanacak, mükellefler cizye kalemine kaydedilecek ve tahsilat merkezden görevlendirilen güvenilir kişiler eliyle yapılacaktı.
Düzenlemenin ikinci yanı, verginin ödeme gücüne göre belirlenmesiydi. Mükellefler gelir durumlarına göre sınıflara ayrıldı ve her sınıf için ayrı miktar tespit edildi. Bu yöntem, aynı vergiyi herkesten eşit almanın doğurduğu ödeme güçlüğünü gidermeyi amaçlıyordu.
Üçüncü yanı, tahsilatta aracıların devre dışı bırakılmasıydı. Cizyenin iltizam yoluyla toplanmasında, aracıların kayıtlı miktarın üstünde tahsilat yapması yaygın bir şikâyet konusuydu. Yeni düzenleme, kayıt ile tahsilat arasındaki farkı kapatmayı hedefliyordu.
Düzenlemenin amacı hem hazine gelirini artırmak hem de savaş bölgesindeki tebaanın yükünü hafifletmekti. Rumeli'de cephe hattına yakın bölgelerde nüfusun yerinden ayrılması, hem vergi gelirini hem ordunun ikmalini doğrudan etkiliyordu. Düzenleme, kendisinden sonraki dönemde de yürürlükte kaldı.
Ordu ve Askerî Düzenlemeler
11 / 19 · 1 dkAskerî alanda yürüttüğü çalışma, kayıtların gerçek mevcutla uyumlu hale getirilmesi üzerine kuruldu. Kapıkulu ocaklarının defterlerinde bulunmayan kişiler adına ödeme yapılması, hazinenin en büyük gider kalemini şişiriyordu.
Ocak yoklaması yapıldı ve kayıt dışı isimler silindi. Ulufe defterleri elden geçirildi, ödeme takvimi düzene bağlandı. Ordu mevcudu, kayıtlı sayının altına çekilerek gerçek duruma yaklaştırıldı.
Sefere çağrılan kuvvetlerin yoklaması sıkı tutuldu. Çağrıya uymayanların dirlikleri elinden alındı. Bu uygulama, seferin başlangıcında ordunun toplanmasını hızlandırdı.
Rumeli'den ve Arnavutluk ile Bosna yörelerinden yeni kuvvet toplandı. Sınır boyundan sağlanan bu kuvvetler, uzun süren savaşta merkez ordusunun eksiğini kapatmak için kullanıldı. Yerel kuvvetlerin sefere katılması, ikmal masrafını da düşürüyordu.
Top ve mühimmat tedariki için tophane ve cebehane harekete geçirildi. Kaleler geri alınacağı için kuşatma topçusuna ağırlık verildi; 1690 seferinde alınan sonuçlarda bu hazırlığın payı büyüktür.
Düzenlemelerin ortak amacı, kısa sürede sefere çıkabilecek ve masrafı taşınabilir bir ordu kurmaktı. Sonuç, 1690 yılı seferinde alındı: ordu haziran ayında yola çıktı ve ekim ayına kadar Tuna boyundaki kalelerin önemli bölümünü geri aldı.
1690 Seferi: Niş, Vidin ve Semendire
12 / 19 · 1 dk1690 yılının yaz aylarında ordu sefere çıktı. Hedef, iki yıl içinde kaybedilen Tuna boyu kalelerinin geri alınmasıydı. Harekât, güneyden kuzeye doğru ilerleyen bir sırayla yürütüldü.
Niş, Sırbistan'ın güneyinde ve Belgrad'a giden yol üzerindeki en önemli kaleydi. Kale, üç hafta süren bir kuşatmanın ardından 1690 yılının eylül ayında geri alındı. Niş'in alınması, Belgrad yolunun açılması anlamına geliyordu.
Sefer sırasında Şehirköy, Vidin, Pasarofça, Güvercinlik ve Semendire de geri alındı. Vidin, Tuna üzerindeki geçiş noktalarından biriydi. Semendire ve Güvercinlik, Belgrad'ın doğusunda nehir hattını denetleyen kalelerdi. Bu kalelerin alınmasıyla Tuna boyunda kesintisiz bir hat kuruldu.
Harekâtın hızı, kalelerin savunmasının zayıf tutulmuş olmasıyla ilgilidir. Avusturya kuvvetleri aynı dönemde Erdel ve Macaristan taraflarında da bulunuyor, güneydeki kalelere yeterli kuvvet ayıramıyordu.
Seferin planlanmasında kuşatma topçusuna verilen ağırlık belirleyici oldu. Kaleler tek tek kuşatıldı ve kısa sürede teslim alındı; uzun kuşatmalara girilmedi.
Ekim ayının başında ordu Belgrad önlerine ulaştı. Sefer, bir mevsim içinde iki yıllık kayıpların büyük bölümünü geri almış durumdaydı ve geriye kalan tek hedef Belgrad'dı.
Vezirlik rütbesi verildi ve yedinci vezir oldu.
Belgrad'ın Geri Alınması
13 / 19 · 1 dkBelgrad, Tuna ile Sava nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş, Orta Avrupa'ya açılan yolu denetleyen kaleydi. Osmanlı Devleti kaleyi 1521 yılında almış ve yüz altmış yedi yıl elinde tutmuştu. Kale 1688 yılında Avusturya kuvvetlerinin eline geçmişti.
Ordu 2 Ekim 1690 tarihinde kale önüne geldi ve kuşatma başladı. Kaynaklar kuşatmaya katılan kuvveti kırk bin piyade ve yirmi bin süvari olarak verir. Kuşatma topçusu nehir yoluyla getirildi.
Kuşatma altı gün sürdü. Top ateşi sırasında kale içindeki baruthanenin isabet alarak infilak etmesi savunmayı çökertti. Patlama, surların bir bölümünü ve kale içindeki yapıları yıktı.
Kale 8 Ekim 1690 tarihinde teslim oldu. Belgrad'ın geri alınması, Viyana bozgunundan sonraki yedi yılda elde edilen en büyük askerî sonuçtur ve savaşın seyrini bir süre için değiştirdi.
Kalenin alınmasının ardından onarım işine girişildi. Surlar, baruthane ve kale içindeki yapılar yeniden yapıldı; kale sınır savunmasının merkezi haline getirildi. Tuna hattındaki diğer kalelerin muhafaza düzeni Belgrad üzerinden kuruldu.
Belgrad, 1717 yılına kadar Osmanlı elinde kaldı. Kalenin bu ikinci dönemi, Fazıl Mustafa Paşa'nın 1690 yılındaki harekâtıyla başlar. Sefer dönüşü ordu kışlağa çekildi ve ertesi yılın hazırlığına girişildi.
Hizmet Ettiği Padişahlar
14 / 19 · 1 dkSadareti iki padişahın saltanatına yayılır. Göreve geldiğinde tahtta II. Süleyman bulunuyordu. II. Süleyman, IV. Mehmed'in tahttan indirilmesi üzerine 1687 yılının kasım ayında tahta çıkmıştı ve kırk yılı aşkın süreyi sarayda geçirmişti.
II. Süleyman'ın saltanatı dört yıl sürdü. Padişah devlet işlerinde doğrudan karar almadı, sadrazamın kararlarına açık destek verdi. Sadaretin ilk yılındaki iç düzenlemeler ve 1690 seferi bu destekle yürütüldü.
II. Süleyman 22 Haziran 1691 tarihinde Edirne'de öldü. Yerine kardeşi II. Ahmed 23 Haziran 1691 tarihinde tahta çıktı. Yeni padişah kırk dokuz yaşındaydı ve o da uzun yıllarını sarayda geçirmişti.
Saltanat değişikliği, sefer hazırlığının sürdüğü döneme denk geldi. Sadrazam görevinde bırakıldı ve sefer planı değişmedi. Mühr-i hümayun yeni padişah tarafından da kendisinde bırakıldı; bu, cephedeki hazırlığın kesintiye uğramaması bakımından belirleyici oldu.
II. Ahmed'in saltanatının ilk askerî hareketi, Fazıl Mustafa Paşa'nın 1691 yılında çıktığı seferdir. Sefer, sadrazamın ölümüyle sonuçlandı ve padişahın saltanatının geri kalanı Avusturya cephesindeki savunma çabasıyla geçti.
Köprülü ailesinden gelen sadrazamlar içinde iki ayrı padişaha sadrazamlık yapan tek isim odur. Babası ve ağabeyi görevlerinin tamamını IV. Mehmed'in saltanatında yürütmüştü.
1691 Seferi ve Salankamen Muharebesi
15 / 19 · 1 dkOrdu 1691 yılının haziran ayında yeni sefere çıktı. Hedef, Belgrad'ın kuzeyindeki bölgede Avusturya kuvvetlerinin ilerlemesini durdurmak ve savunma hattını Tuna'nın ötesine taşımaktı.
İki ordu Salankamen yakınında karşılaştı. Yer, Belgrad'ın kuzeyinde, Tisa nehrinin Tuna'ya döküldüğü noktanın karşı kıyısındadır. Avusturya kuvvetlerinin başında Baden Margravı Ludwig Wilhelm bulunuyordu. Osmanlı tarafında, Erdel voyvodalığına getirilmiş olan Thököly İmre'nin kuvvetleri de yer alıyordu.
Karşılaşma 19 Ağustos 1691 tarihinde yapıldı. Kaynaklar Osmanlı kuvvetini elli bin, Avusturya kuvvetini yirmi bin ile otuz üç bin arasında verir. Muharebe öncesinde iki ordu birkaç gün karşı karşıya bekledi; sıcak, hastalık ve firar iki tarafın da mevcudunu düşürmüştü.
Muharebe sırasında Osmanlı süvarisinin yaptığı hücumlar sonuç vermedi. Avusturya kuvvetleri kanatlardan yaptığı hareketle Osmanlı hattını sıkıştırdı.
Sadrazam, muharebenin erken safhasında kuvvetlerin önünde ilerlerken öldü. Komutanın kaybı orduda dağılmaya yol açtı ve muharebe Avusturya üstünlüğüyle sonuçlandı. Osmanlı kaybı kaynaklarda yirmi bin ile yirmi beş bin arasında verilir; Avusturya kaybı yaklaşık yedi bin üç yüz olarak kaydedilir.
Muharebe alanında yapılan aramalara rağmen naaşı bulunamadı. Sadareti bir yıl dokuz ay yirmi beş gün sürmüştü. Yerine Arabacı Ali Paşa getirildi.
Özi eyaleti valiliğinde bulundu ve Viyana seferine katıldı; kuşatma kaldırıldı.
Ailesi ve Köprülülerin Devamı
16 / 19 · 1 dkOğulları arasında Köprülüzâde Numan Paşa ile Köprülüzâde Abdullah Paşa kaydedilir. Numan Paşa 1670 yılında İstanbul'da doğdu ve babasının ölümünden sonra Köprülü vakıflarının mütevelliliğini üstlendi.
Numan Paşa, 16 Haziran 1710 tarihinde III. Ahmed tarafından sadrazamlığa getirildi ve 18 Ağustos 1710 tarihinde görevden alındı. Aynı yıl II. Mustafa'nın kızı Ayşe Sultan ile evlenerek hanedana damat oldu. 1719 yılında Kandiye'de öldü.
Köprülü ailesinden sadrazamlık makamına gelen isimlerin sayısı bu tayinle beşe ulaştı. Sırasıyla Köprülü Mehmed Paşa, oğlu Fazıl Ahmed Paşa, damadı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, oğlu Fazıl Mustafa Paşa ve kardeşinin oğlu Amcazade Hüseyin Paşa sadarette bulunmuş, son olarak torun kuşağından Numan Paşa aynı makama gelmiştir.
Ailenin vakıf düzeni de kuşaktan kuşağa aktarıldı. İstanbul'da Divanyolu üzerindeki Köprülü Külliyesi, Köprülü Kütüphanesi ve Vezirköprü'deki yapılar bu düzenin merkezindeydi. Vakıfların mütevelliliği aile içinde kaldı.
Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi'ndeki koleksiyon, ailenin üç kuşağı boyunca büyüdü ve Türkiye'deki en eski vakıf kütüphanelerinden biri olarak varlığını sürdürdü.
Fazıl Mustafa Paşa'nın naaşı bulunamadığı için ailenin Divanyolu'ndaki türbesinde kabri yoktur. Babası, annesi ve ağabeyi bu türbede gömülüdür.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkKaynaklar Fazıl Mustafa Paşa'yı ilim sahibi, hesap işlerine hâkim ve kararlarını yazılı düzenlemeye bağlayan bir yönetici olarak tarif eder. Fâzıl lakabı, medrese eğitimi ve ilmiye yolundan gelmiş olmasıyla ilgilidir.
Yönetim anlayışının merkezinde kayıt düzeni vardır. Cizye mükelleflerinin tek bir kaleme kaydedilmesi, ordu defterlerinin yoklamayla düzeltilmesi ve tahsilatta aracıların devre dışı bırakılması, aynı yaklaşımın parçalarıdır. Bu düzenlemelerin ortak amacı, kayıt ile uygulama arasındaki farkın kapatılmasıydı.
Vergi konusunda izlediği yol, yükü artırmak yerine tahsilatı düzenlemekti. Savaş yıllarında konulmuş bazı vergilerin kaldırılması ve cizyenin ödeme gücüne göre belirlenmesi bu çerçevede değerlendirilir. Narh uygulamasının kaldırılması da aynı yaklaşımın piyasa tarafındaki karşılığıdır.
Seferde ordunun önünde bulunması, dönemin sadrazamları arasında sık görülen bir tutumdu; Salankamen'de ölümü de bu tutumun sonucudur. Muharebe alanında ölen Köprülü sadrazamı odur.
Sadareti kısa sürdü. Bir yıl dokuz ay yirmi beş günlük görev süresi içinde hem geniş bir iç düzenleme programı yürüttü hem de iki sefer düzenledi. Kaynaklar, bu sürenin kısalığı ile alınan sonuçların büyüklüğü arasındaki ilişkiye dikkat çeker.
Yaptığı düzenlemelerin bir bölümü ölümünden sonra da yürürlükte kaldı ve on sekizinci yüzyıl başındaki mali uygulamaların temelini oluşturdu.
Ölümünün Ardından ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkSalankamen'deki yenilgi, 1690 yılında elde edilen sonuçların bir bölümünü tehlikeye soktu. Osmanlı ordusu Belgrad'a çekildi. Belgrad elde kaldı, ancak kuzeye doğru ilerleme durdu ve savaş uzun bir savunma dönemine girdi.
Savaş sekiz yıl daha sürdü. 1697 yılındaki Zenta bozgununun ardından barış görüşmeleri gündeme geldi ve savaş 26 Ocak 1699 tarihinde imzalanan Karlofça Antlaşması ile sona erdi. Antlaşmayı yürüten sadrazam, Köprülü ailesinden gelen Amcazade Hüseyin Paşa'dır.
Fazıl Mustafa Paşa'nın sadareti, Osmanlı tarih yazımında Kutsal İttifak savaşları içinde toparlanmanın sağlandığı kısa evre olarak değerlendirilir. Belgrad'ın geri alınması, kaybedilen bir sınır kalesinin savaş sırasında geri alındığı sayılı örnekten biridir.
Cizye düzenlemesi, mali tarih çalışmalarında ayrı bir başlık olarak incelenir. Düzenleme, verginin toplanma usulünü değiştirmesi ve ödeme gücüne göre kademelendirme getirmesiyle sonraki dönemi etkiledi.
Köprülüler dönemi açısından sadareti, ailenin ikinci kuşağının son uzun görevidir. Kendisinden sonra aile, amcası Hasan Ağa'nın oğlu Amcazade Hüseyin Paşa ve kendi oğlu Numan Paşa ile sadaret makamında görünmeye devam etti.
Adı bugün Vezirköprü ilçesinde, İstanbul'daki Köprülü Külliyesi'nde ve aile kütüphanesinde yaşayan Köprülü adıyla birlikte anılır.
Budin elden çıktı; aynı yılın mart ayında Boğaz muhafızlığına getirildi.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1683: Viyana kuşatmasının kaldırılmasının ardından Avrupa devletleri Kutsal İttifak adı altında birleşti.
1685: Fransa'da Nantes Fermanı kaldırıldı; çok sayıda protestan ülkeden ayrıldı.
1688: İngiltere'de Şanlı Devrim gerçekleşti ve Orange'lı William tahta çıktı.
1689: Rusya'da I. Petro yönetimi fiilen eline aldı.
1689: Çin ile Rusya arasında Nerçinsk Antlaşması imzalandı; iki devletin sınırı ilk kez belirlendi.
1690: İrlanda'da Boyne Muharebesi yapıldı; İngiltere'deki taht mücadelesi kesin sonuca bağlandı.
1691: Fransa ile Augsburg İttifakı arasındaki Dokuz Yıl Savaşları sürdü; Avusturya kuvvetlerinin bir bölümü batı cephesinde tutuldu.
1692: Hollanda ve İngiltere donanmaları La Hougue'da Fransız donanmasını yendi.
Kronoloji
34 olay- 17. yüzyıl
Köprü kasabasında, bugünkü Vezirköprü'de doğdu. Köprülü Mehmed Paşa ile Ayşe Hanım'ın oğludur.
Dört yaşındayken İstanbul'a getirildi; medrese eğitimi ve özel derslerle yetiştirildi.
Babası Köprülü Mehmed Paşa sadrazamlığa getirildi ve Köprülüler dönemi başladı.
İdarî hizmete girdi.
Dergâh-ı âlî müteferrikalığına getirildi.
Babasının ölümü üzerine ağabeyi Köprülü Fazıl Ahmed Paşa sadrazam oldu.
Ağabeyinin komutasındaki Avusturya seferine katıldı; Uyvar Kalesi alındı.
Girit'te Kandiye Kalesi teslim alındı ve yirmi dört yıl süren savaş sona erdi.
Ağabeyi Fazıl Ahmed Paşa öldü; sadaret ailenin damadı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'ya geçti.
Vezirlik rütbesi verildi ve yedinci vezir oldu.
Özi eyaleti valiliğinde bulundu ve Viyana seferine katıldı; kuşatma kaldırıldı.
Yılın başında görevden alındı; Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın idamının ardından merkezde geniş bir tasfiye yaşandı.
Budin elden çıktı; aynı yılın mart ayında Boğaz muhafızlığına getirildi.
IV. Mehmed tahttan indirildi, yerine II. Süleyman tahta çıktı; bu sırada İstanbul kaymakamlığı görevindeydi.
Belgrad Avusturya kuvvetlerinin eline geçti.
Sakız ve Girit yönünde serdarlık görevinde bulundu; Niş ve çevresindeki kaleler kaybedildi.
İlk kışını Edirne'de geçirdi; iç düzensizliğin giderilmesi ve maliyenin toparlanması için çalışmaya başladı.
Sadrazamlığa getirildi. Tayin tarihi kaynakların bir kısmında 11 Ekim 1689 olarak verilir.
Savaş yıllarında konulmuş ağır vergilerden bir bölümü kaldırıldı, saraydaki kıymetli eşyanın bir kısmı darphaneye gönderildi.
Ocak yoklaması yapıldı, ulufe defterleri elden geçirildi ve Rumeli ile Arnavutluk ve Bosna yörelerinden yeni kuvvet toplandı.
Narh uygulaması kaldırıldı.
Şehirköy, Vidin, Pasarofça, Güvercinlik ve Semendire geri alındı.
Ordu sefere çıktı; hedef iki yıl içinde kaybedilen Tuna boyu kaleleriydi.
Üç hafta süren kuşatmanın ardından Niş geri alındı.
Belgrad önüne gelindi ve kuşatma başladı; kuvvet kaynaklarda kırk bin piyade ve yirmi bin süvari olarak verilir.
Kale içindeki baruthanenin infilakının ardından Belgrad teslim oldu.
Yerine Arabacı Ali Paşa sadrazamlığa getirildi.
Cizyenin tek elden ve ödeme gücüne göre toplanmasını öngören ve kaynaklarda nizâm-ı cedîd adıyla anılan düzenleme yürürlüğe kondu.
Ordu yeni sefere çıktı.
II. Süleyman Edirne'de öldü.
II. Ahmed tahta çıktı; mühür sadrazamda bırakıldı ve sefer hazırlığı kesintiye uğramadı.
Salankamen Muharebesi'nde, kuvvetlerin önünde ilerlerken öldü; muharebe Avusturya üstünlüğüyle sonuçlandı ve naaşı bulunamadı.
Karlofça Antlaşması imzalandı; savaşı bitiren sadrazam, ailenin bir başka üyesi olan Amcazade Hüseyin Paşa'dır.
- 18. yüzyıl
Oğlu Köprülüzâde Numan Paşa sadrazamlığa getirildi; iki ay sonra görevden alındı.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 2 yılHizmet Ettiği Padişahlar
3 padişahSavaşlar ve Seferler
6 kayıtEserleri
6 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Köprülü Fazıl Mustafa Paşa mührü 25 Ekim 1689 tarihinde II. Süleyman'dan aldı. II. Süleyman'ın 22 Haziran 1691 tarihinde ölümü üzerine tahta çıkan II. Ahmed mührü sadrazamda bıraktı; böylece sefer hazırlığı kesintiye uğramadı. Mühür, 19 Ağustos 1691 tarihinde Salankamen'de ölümüyle boşaldı ve Arabacı Ali Paşa'ya verildi.
Aile Ağacı
9 kişi
Köprülü Mehmed Paşa
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
Köprülü Fazıl Ahmed PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
7 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKöprülü Fazıl Mustafa Paşa hangi tarihlerde sadrazamlık yaptı?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa kimin oğludur?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa hangi eğitimi aldı?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazam olmadan önce hangi görevlerde bulundu?
Belgrad ne zaman ve nasıl geri alındı?
1690 seferinde hangi kaleler geri alındı?
Nizâm-ı cedîd adıyla anılan cizye düzenlemesi nedir?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa hangi mali tedbirleri aldı?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa hangi padişahlara hizmet etti?
Salankamen Muharebesi ne zaman ve nerede yapıldı?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa nasıl öldü?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın kabri nerededir?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'dan sonra sadrazam kim oldu?
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın çocukları kimlerdir?
Köprülü ailesinden kaç sadrazam çıktı?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q512707 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026


