
Küçük Mehmed Said Paşa
محمد سعيد پاشاKüçük Said Paşa·Şapur Çelebi·Mabeyn Başkâtibi Said Bey
Küçük Mehmed Said Paşa, 1879 ile 1912 arasında dokuz kez sadaret makamına getirilen, II. Abdülhamid döneminin idari düzenlemelerini yürüten Osmanlı devlet adamıdır.
Küçük Mehmed Said Paşa Kimdir?
15 dk okumaKüçük Mehmed Said Paşa, 1838 yılında Erzurum'da doğdu ve 1 Mart 1914 tarihinde İstanbul'da öldü. Adı kaynaklarda Mehmed Said Paşa olarak geçer; aynı dönemde yaşayan ve İngiliz Said Paşa diye anılan devlet adamından ayırt edilmesi için Küçük Said Paşa denilmiştir.
Memuriyete 1853 yılında Erzurum tahrirat kaleminde başladı. Merkez teşkilatında çeşitli kalemlerde çalıştıktan sonra 1876 yılında mabeyn başkâtipliğine getirildi ve bu görev kariyerinin dönüm noktası oldu. Ardından Hazine-i Hassa, Dahiliye ve Adliye nazırlıklarında bulundu.
İlk kez 18 Ekim 1879 tarihinde sadrazam oldu. Bunu izleyen otuz üç yıl içinde makama tekrar tekrar getirildi. Kaynakların bir kısmı sadaret sayısını sekiz, bir kısmı dokuz olarak verir; fark, 1911 yılının aralık ayında istifa edip ertesi gün yeniden görevlendirilmesinin ayrı bir dönem sayılıp sayılmamasından doğar. Bunların yedisi II. Abdülhamid dönemine, kalanı Sultan Reşad dönemine denk gelir.
Sadaretlerinde maliye, adliye ve eğitim alanındaki düzenlemeler öne çıkar. Devlet borçlarının yeniden yapılandırıldığı Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye İdaresi'nin kuruluşu, savcılık kurumunun oluşturulması, idadilerin yaygınlaştırılması ve mesleki yüksek okulların açılması bu dönemlerin uygulamalarıdır.
1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanından bir gün önce yeniden sadarete getirildi. Sonraki yıllarda Meclis-i Ayan reisliği yaptı ve son iki sadareti Trablusgarp Savaşı yıllarına denk geldi. Üç ciltlik hatıratı, dönemin en çok başvurulan birinci elden kaynaklarındandır.
Erzurum'da doğdu; babası hariciye memurluğu yapan Ali Namık Bey'dir.
Doğumu ve Ailesi
01 / 19 · 1 dkKüçük Mehmed Said Paşa, 1838 yılında Erzurum'da doğdu. Doğum yılı kaynakların büyük bölümünde bu şekilde verilir; bazı kayıtlarda daha erken bir yıl geçtiği görülür.
Babası Ali Namık Bey, hariciye memurluğu yapan bir görevliydi. Kaynaklar ailenin Ankara çevresinden gelen Seb'azade ailesine bağlandığını kaydeder. Ailenin kökeni hakkında farklı bilgiler de aktarılır; bir kısım kaynak Gürcü asıllı olduğunu yazar.
Çocukluğu ve ilk öğrenimi Erzurum'da geçti. Baba mesleği sebebiyle devlet dairesi ortamını erken yaşta tanıdı ve memuriyete on beş yaşında girdi.
Adının başına konan Küçük sıfatı, aynı yıllarda devlet hizmetinde bulunan ve İngiliz Said Paşa diye anılan bir başka Said Paşa ile karıştırılmaması içindir. Dönemin yazışmalarında ve sonraki tarih metinlerinde bu ayrım korunmuştur.
Aile hayatına düşkün olduğu, özel harcamalarında son derece tutumlu davrandığı kaynaklarda ortak biçimde kaydedilir. 1895 yılında İngiliz sefarethanesine sığındığında yanına küçük oğlunu aldığı kayıtlıdır; oğullarının adları ve sayısı hakkında kaynaklar ayrıntı vermez.
Servet ve mal varlığı hakkında dönemin kaynaklarında ağır bir suçlama yer almaz. Buna karşılık siyasi rakipleriyle yaptığı basın tartışmaları, kendisi hakkında yazılan metinlerin önemli bir bölümünü oluşturur.
Ömrünün son yıllarında kaleme aldığı hatırat, hem kendi hayatını hem ailesinin durumunu anlatan bölümler içerir ve dönemin devlet hayatı için başvurulan kaynaklar arasındadır.
Eğitimi ve Memuriyete Girişi
02 / 19 · 1 dkİlk öğrenimini Erzurum'da yaptı. Ardından İstanbul'a gitti ve Ayasofya Camii'ndeki derslere devam etti. Kaynaklar bu derslere yedi sekiz yıl devam ettiğini kaydeder.
Arapça ve Farsça öğrendi. Fransızcayı da bu yıllarda öğrendi; yabancı dil bilgisi, sonraki yıllarda hariciye yazışmalarında ve Avrupa devletleriyle yürütülen görüşmelerde işine yaradı.
Memuriyete 1853 yılında Erzurum eyaleti tahrirat kaleminde başladı. Tahrirat kalemi, vilayet yazışmalarının hazırlandığı birimdi; genç memurlar resmî üslubu ve evrak düzenini burada öğrenirdi.
Sonraki yıllarda Anadolu ordusu yazı işleri, Maliye Nezareti, Meclis-i Vala, Matbaa-i Amire ve Takvim-i Vekayi idaresi gibi birimlerde çalıştı. Devlet gazetesinin ve resmî matbaanın idaresinde bulunması, basın ve yayın konusundaki bilgisinin kaynağıdır.
Divan-ı Ahkâm-ı Adliye ve Adalar bölgesi belediye dairesi de görev yaptığı kurumlar arasındadır. Böylece hem yargı teşkilatını hem yerel idareyi yakından tanıdı.
Kalem hizmetinde öne çıkan özelliği, layiha yazmaktı. Bir konuyu inceleyip çözüm öneren rapor hazırlamak, dönemin memur kariyerinde yükselmenin başlıca yoluydu. Arşivlerde kendisine ait çok sayıda layiha bulunur.
Bu birikim, 1876 yılında saray teşkilatına geçmesini sağladı. Yazı işlerindeki ustalığı ve hızlı çalışma alışkanlığı, atamanın gerekçeleri arasında kaydedilir.
Mabeyn Başkâtipliği
03 / 19 · 1 dkII. Abdülhamid'in tahta çıkışının hemen ardından, 1 Eylül 1876 tarihinde mabeyn başkâtipliğine atandı. Mabeyn başkâtipliği, padişahın yazı işlerini yürüten ve saray ile hükümet arasındaki yazışmayı düzenleyen makamdı.
Görev, devlet işlerinin merkezinde bulunmak anlamına geliyordu. Nezaretlerden gelen yazılar bu kalemden geçiyor, padişahın iradeleri buradan çıkıyordu. Said Paşa böylece hem devletin bütün dosyalarını gördü hem padişahla doğrudan çalışma imkânı buldu.
Aynı dönem, Kanun-i Esasi'nin hazırlandığı ve ilan edildiği aylara denk gelir. Kaynaklar, anayasa metninin hazırlanma sürecinde kâtiplik ve yazışma tarafında görev aldığını kaydeder.
1877 yılında vezir rütbesi verildi ve Heyet-i Ayan üyeliğine getirildi. Aynı yıl Hazine-i Hassa nazırlığına atandı; bu nezaret, padişaha ait gelir ve mülklerin idaresinden sorumluydu.
14 Şubat 1878 tarihinde ikinci kez Hazine-i Hassa nazırlığına tayin edildi. Ardından Dahiliye ve Adliye nazırlıklarında bulundu ve kısa bir süre Bursa valiliği yaptı.
Bu görevlerin tamamı 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı ve Berlin Antlaşması yıllarına denk gelir. Devletin toprak kaybettiği, mali durumunun ağırlaştığı ve Meclis-i Mebusan'ın tatil edildiği bu dönemde merkez teşkilatının işleyişini yakından izledi.
Sadaret makamına getirilmesi, bu üç yıllık yakın çalışmanın ardından geldi.
Erzurum eyaleti tahrirat kaleminde memuriyete başladı.
Adliye Nazırlığı ve Savcılık Kurumu
04 / 19 · 1 dkAdliye nazırlığı döneminin en çok anılan işi, yargı teşkilatının yeniden düzenlenmesidir. 24 Aralık 1878 tarihli Adliye Teşkilatı Nizamnamesi bu dönemde hazırlandı.
Nizamnamenin getirdiği başlıca yenilik, savcılık kurumunun oluşturulmasıdır. Osmanlı yargı düzeninde kamu adına iddia makamını temsil eden müddeiumumilik, bu düzenlemeyle sistemli hâle geldi.
Düzenleme, mahkemelerin derecelerini ve görev alanlarını da tanımlıyordu. Nizamiye mahkemeleri ile şer'iye mahkemeleri arasındaki iş bölümü belirlendi, mahkeme kademeleri ve temyiz yolu kurala bağlandı.
Aynı yıllarda hukuk eğitimi alanında da adım atıldı. Adliye Nezareti bahçesinde açılan Mekteb-i Hukuk-ı Şahane, 1880 yılında öğretime başladı. Okul, nizamiye mahkemelerinin ihtiyaç duyduğu hukuk bilgisine sahip görevlileri yetiştirmek amacıyla kuruldu.
Bu düzenlemeler, Tanzimat döneminde başlayan hukuk reformunun sürdürülmesi anlamına geliyordu. Mecelle'nin tamamlanmasının ardından, uygulamayı yürütecek teşkilatın kurulması gündeme gelmişti.
Savcılık kurumunun oluşturulması, Türkiye'deki yargı düzeninde bugün de geçerli olan bir yapının başlangıcı sayılır. Kaynaklar bu düzenlemeyi, Said Paşa'nın devlet hayatına bıraktığı en kalıcı iz olarak kaydeder.
Adliye nazırlığı uzun sürmedi. Kısa süre sonra Bursa valiliğine, ardından sadaret makamına getirildi.
Birinci Sadareti
05 / 19 · 1 dk18 Ekim 1879 tarihinde ilk kez sadrazamlığa getirildi. O sırada kırk bir yaşındaydı ve sadaret makamına gelen en genç isimlerden biriydi.
Göreve geldiğinde devletin durumu ağırdı. 1877-1878 Savaşı yeni bitmiş, Berlin Antlaşması ile geniş topraklar kaybedilmiş, hazine ödeme gücünü yitirmişti. Savaş tazminatı ve dış borç ödemeleri bütçenin taşıyabileceği düzeyin çok üstündeydi.
İlk sadaretinde izlediği yol, harcamaların kısılması ve gelir kalemlerinin düzene sokulmasıydı. Nezaretlerin bütçeleri gözden geçirildi, memur kadrolarında azaltmaya gidildi.
Aynı dönemde idari düzenleme çalışmaları sürdürüldü. Vilayet teşkilatının işleyişi, memur atamalarının kurala bağlanması ve maaş ödemelerinin düzene sokulması ele alınan konular arasındaydı.
Berlin Antlaşması'nın öngördüğü ıslahat maddeleri, Avrupa devletlerinin sürekli gündeme getirdiği bir konuydu. Sadaret, bu taleplere karşılık verilecek düzenlemelerin hazırlanmasıyla uğraştı.
Görev 9 Haziran 1880 tarihinde sona erdi ve yaklaşık sekiz ay sürdü. Görevden ayrıldıktan sonra ayanlığa tayin edildi.
Aradan üç ay geçmeden, 12 Eylül 1880 tarihinde yeniden sadarete getirildi. Bu hızlı dönüş, sonraki otuz yıl boyunca tekrarlanacak bir düzenin ilk örneğidir: makamdan alınmak, kısa süre sonra yeniden çağrılmak.
İkinci Sadareti ve Mali Bunalım
06 / 19 · 1 dk12 Eylül 1880 tarihinde başlayan ikinci sadareti, bir yıl sekiz ay sürdü ve 2 Mayıs 1882 tarihinde sona erdi. Bu dönem, Osmanlı mali tarihinin en önemli düzenlemesinin yapıldığı zamandır.
Devlet, 1875 yılında dış borç ödemelerini yarıya indirdiğini ilan etmiş ve fiilen ödeme yapamaz duruma düşmüştü. Aradan geçen yıllarda alacaklı gruplarla görüşmeler sürdü, ancak sonuç alınamadı.
Sadaret döneminde alacaklı temsilcileriyle yürütülen görüşmeler sonuca bağlandı. Devletin borç yükü yeniden hesaplandı, anapara indirime tabi tutuldu ve ödeme için belirli gelir kalemleri ayrıldı.
Aynı yıllarda maliye teşkilatının kendi işleyişi de ele alındı. Vergi tahsilatının düzene sokulması, taşra maliye memurlarının denetimi ve bütçe hazırlama usulü üzerinde çalışıldı.
Eğitim alanında hazırlanan geniş program da bu döneme aittir. 1881 yılında Meclis-i Vükela'ya sunulan layiha, vilayet merkezlerinden nahiyelere kadar uzanan bir okul ağı öneriyordu.
Bu sadaretin sonunda görevden alındı, ancak iki ay sonra yeniden çağrıldı. Aradaki dönemde makamda Abdurrahman Nureddin Paşa bulundu.
Kaynaklar, bu yılların Said Paşa'nın devlet işlerine en çok yön verdiği dönem olduğunu kaydeder. Maliye, adliye ve eğitim alanındaki üç ana düzenleme aynı yıllara denk gelir.
II. Abdülhamid'in tahta çıkışının ardından mabeyn başkâtipliğine atandı.
Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye
07 / 19 · 1 dk20 Aralık 1881 tarihinde yayımlanan kararname, Osmanlı Devleti'nin dış borçlarını yeniden düzenleyen belgedir. Adı, yayımlandığı günün hicri takvimdeki karşılığından gelir.
Kararname 21 maddeden oluşuyordu. Maddeler üç grupta toplanır: borç tutarlarının tespiti, ödeme için ayrılan gelir kaynakları ve bu gelirleri yönetecek idarenin kurulması.
Düzenlemeyle devletin borç anaparası önemli ölçüde indirildi. Buna karşılık ödeme güvencesi olarak belirli gelir kalemleri alacaklılara bırakıldı: tuz ve tütün tekelleri, damga resmi, alkollü içki, balıkçılık ve ipek vergileri.
Bu gelirleri toplamak üzere Düyun-ı Umumiye İdaresi kuruldu. İdarenin yönetim kurulunda İngiliz, Fransız, Alman, Avusturya, İtalyan ve Hollandalı alacaklı temsilcileri ile bir Osmanlı temsilcisi yer aldı.
İdare kısa sürede geniş bir teşkilata dönüştü. Ülke genelinde şubeler açtı ve çalıştırdığı memur sayısı zamanla Maliye Nezareti'nin kadrosunu aştı.
Düzenlemenin sonucu iki yönlüdür. Bir yandan devlet borç ödemelerini sürdürülebilir bir düzene bağladı ve Avrupa mali piyasalarında yeniden kredi bulabilir hâle geldi; diğer yandan gelir kalemlerinin önemli bir bölümü üzerindeki tasarruf yetkisini kaybetti.
Kararnamenin hazırlanma sürecinde sadaret makamında Said Paşa bulunuyordu. Düzenleme, sadaret dönemlerinin en çok tartışılan işi olarak kaydedilir; değerlendirmeler kaynaklara göre değişir.
Üçüncü ve Dördüncü Sadareti
08 / 19 · 1 dk12 Temmuz 1882 tarihinde üçüncü kez sadrazam oldu. Bu dönem 30 Kasım 1882 tarihine kadar sürdü ve dört buçuk ay tuttu.
Makamdan ayrılışının ardından yerine Ahmed Vefik Paşa getirildi; ancak bu sadaret üç gün sürdü. 3 Aralık 1882 tarihinde Said Paşa dördüncü kez sadarete getirildi.
Dördüncü sadaret, kariyerinin en uzun dönemidir ve 25 Eylül 1885 tarihine kadar iki yıl dokuz aydan fazla sürdü. Kaynaklar bu tarihi 24 ya da 25 Eylül olarak farklı verir.
Bu yıllarda Düyun-ı Umumiye İdaresi'nin kuruluşu tamamlandı ve teşkilat ülke geneline yayıldı. Devletin dış borç ödemeleri düzenli hâle geldi.
Eğitim alanında en somut adımlar da bu dönemde atıldı. 1883 yılında Maarif Hisse İanesi adıyla bir vergi konuldu ve elde edilen gelir idadi binalarının yapımına ayrıldı. Böylece orta öğretim kurumları vilayet merkezlerinde yaygınlaşmaya başladı.
Ticaret Mektebi ve Hendese-i Mülkiye Mektebi öğretime bu yıllarda açıldı. Beyazıt Kütüphanesi'nin halkın kullanımına açılması da aynı döneme aittir.
Mısır meselesi, sadaretin dış politikadaki başlıca gündemiydi. İngiltere 1882 yılında Mısır'ı fiilen işgal etmiş, ülkenin hukuki durumu ile fiilî durumu arasındaki fark sürekli bir görüşme konusu hâline gelmişti.
Dördüncü sadaret, Doğu Rumeli'de yaşanan gelişmelerin hemen ardından sona erdi.
Eğitim Programı ve Açılan Mektepler
09 / 19 · 1 dkSaid Paşa'nın devlet hayatına ilişkin görüşlerinde eğitim başta gelir. Hatıratında ve layihalarında, devletin sorunlarının kaynağını eğitim düzeyinin yetersizliğinde gördüğünü yazar.
1881 yılında Meclis-i Vükela'ya sunduğu layiha, bu görüşün ayrıntılı programıdır. Metin, imparatorluk çapında bir okul ağı öneriyordu.
Programın öngördükleri şunlardı: eyalet merkezlerinde darülulum, darülfünun ve öğretmen yetiştiren darülmuallimin kurulması; vilayetlerde sultani okulları ile maarif müdürlükleri ve müfettişlikleri açılması; kaza ve nahiye merkezlerinde rüştiye ve ilkokul bulunması; her nahiye merkezinde ticaret, ziraat ve sanayi kitaplarını içeren kütüphane oluşturulması.
Programın tamamı uygulanmadı, ancak önemli bir bölümü hayata geçti. 1883 yılında konulan Maarif Hisse İanesi, idadi binalarının yapımını finanse etti ve orta öğretim taşrada yaygınlaştı.
Mesleki yüksek öğretim alanında Ticaret Mektebi ile Hendese-i Mülkiye Mektebi açıldı. Hendese-i Mülkiye, sivil mühendis yetiştiren ilk kurumdur ve sonraki dönemde mühendislik eğitiminin temelini oluşturdu.
Hukuk eğitiminde Mekteb-i Hukuk-ı Şahane 1880 yılında öğretime başladı. Okul, nizamiye mahkemelerine hukuk bilen görevli yetiştirme ihtiyacından doğdu.
Beyazıt'ta kurulan kütüphanenin halkın kullanımına açılması, kitap ve arşiv malzemesinin korunması yönündeki çalışmaların bir parçasıydı.
Kaynaklar, II. Abdülhamid döneminin eğitim politikasının biçimlenmesinde Said Paşa'nın layihalarının belirleyici olduğunu kaydeder.
Adliye Teşkilatı Nizamnamesi çıkarıldı; savcılık kurumu oluşturuldu.
Doğu Rumeli Meselesi ve Dördüncü Sadaretin Sonu
10 / 19 · 1 dk1878 tarihli Berlin Antlaşması, Bulgaristan'ı iki parçaya ayırmıştı. Kuzeydeki bölge Bulgaristan Prensliği adıyla Osmanlı Devleti'ne bağlı özerk bir yapı, güneydeki bölge ise Doğu Rumeli adıyla ayrı bir vilayet olarak düzenlenmişti.
1885 yılının eylül ayında Doğu Rumeli'de bir hareket başladı ve bölgenin Bulgaristan Prensliği ile birleştiği ilan edildi. Böylece Berlin Antlaşması'nın kurduğu düzen yedi yıl içinde fiilen bozuldu.
Osmanlı yönetimi askerî müdahale seçeneğini değerlendirdi, ancak bu yol tercih edilmedi. Büyük devletlerin tutumu, ordunun durumu ve devletin mali imkânları bu kararda etkili olan başlıca etkenler olarak kaydedilir.
Gelişme, Balkanlar'da yeni bir dengeye yol açtı. Sırbistan aynı yılın kasım ayında Bulgaristan'a savaş açtı ve yenildi. Bölgedeki güç dengesi bu tarihten sonra değişti.
Doğu Rumeli'nin durumu sonraki yıllarda görüşmelerle bir çerçeveye bağlandı. Bulgaristan prensinin aynı zamanda Doğu Rumeli valisi sayılması esası kabul edildi; hukuki bağ korundu, fiilî durum ise değişmedi.
Said Paşa'nın dördüncü sadareti, bu gelişmelerin hemen ardından 25 Eylül 1885 tarihinde sona erdi. Yerine Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa getirildi.
Bundan sonraki on yıl, Said Paşa için sadaret dışında geçti. Bu dönemde ayan üyeliği ve çeşitli komisyon görevleriyle devlet hizmetinde kaldı.
Beşinci Sadareti ve 1895 Yılı
11 / 19 · 1 dk1895 yılının haziran ayında beşinci kez sadrazam oldu. Kaynaklar göreve başlama gününü 8 ya da 9 Haziran olarak farklı verir.
Dönem, imparatorluğun iç ve dış gündeminin ağırlaştığı bir zamana denk geldi. Doğu vilayetlerinde ıslahat talepleri Avrupa devletlerinin gündemindeydi ve konu diplomatik yazışmaların başlıca maddesiydi.
Sadaret dört ay kadar sürdü. Görevin sona erdiği tarih kaynaklarda eylül ayının son günü ile ekim ayının ilk günleri arasında değişen biçimlerde verilir. Yerine Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa getirildi.
Aynı yılın sonunda, 4 Aralık 1895 tarihinde, küçük oğlunu yanına alarak İngiliz sefarethanesine sığındı. Kaynaklar bu adımın kendi güvenliğine ilişkin endişeden kaynaklandığını kaydeder.
Olay dönemin İstanbul'unda geniş yankı uyandırdı. Bir eski sadrazamın yabancı bir elçilik binasına sığınması, devlet ricalinin durumu hakkında yapılan değerlendirmelerde sık sık anılan bir örnek oldu.
Sığınma birkaç gün sürdü. Verilen güvence üzerine sefarethaneden ayrıldı ve konağına döndü. Bu tarihten sonra altı yıl boyunca sadaret makamına getirilmedi.
Aradaki dönemde makamda Halil Rıfat Paşa bulundu ve bu sadaret altı yıl sürdü. Said Paşa bu yıllarda ayan üyeliğini sürdürdü ve layiha yazmayı bırakmadı.
Altıncı Sadareti
12 / 19 · 1 dk1901 yılının kasım ayında altıncı kez sadrazam oldu. Kaynaklar göreve başlama gününü 9 ya da 18 Kasım olarak farklı verir. Görev, 1903 yılının ocak ayında sona erdi.
Bu sadaret bir yıl iki ay sürdü. Dönemin gündeminde Makedonya meselesi, Balkan vilayetlerindeki asayiş sorunları ve Avrupa devletlerinin ıslahat talepleri vardı.
Aynı yıllarda demiryolu yapımı devletin başlıca yatırım konusuydu. Anadolu hattının uzatılması ve Bağdat hattı için yürütülen görüşmeler sürüyordu. Hicaz Demiryolu'nun yapımına 1900 yılında başlanmıştı.
Maliye alanında Düyun-ı Umumiye İdaresi ile devlet arasındaki ilişkiler, gelir kalemlerinin paylaşımı ve yeni borçlanma şartları gündemdeydi.
Muhalefet hareketleri de bu yıllarda örgütlenmesini sürdürüyordu. 1902 yılında Paris'te yapılan toplantı, muhalefet içindeki farklı görüşlerin ayrıştığı bir dönüm noktası olarak kaydedilir.
Sadaretin sona erme tarihi kaynaklarda 14 ya da 15 Ocak 1903 olarak verilir. Yerine Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa getirildi ve onun sadareti beş buçuk yıl sürdü.
Said Paşa bu tarihten sonra beş yıl boyunca makama dönmedi. Sonraki çağrı, devletin yönetim biçiminin değiştiği 1908 yazında geldi.
Birinci kez sadrazamlığa getirildi.
1908 Yılı ve Yedinci Sadareti
13 / 19 · 1 dk1908 yılının temmuz ayında Rumeli'de başlayan gelişmeler, hükümetin değişmesine yol açtı. 22 Temmuz 1908 tarihinde Said Paşa yedinci kez sadrazamlığa getirildi.
Ertesi gün, 23 Temmuz 1908 tarihinde Kanun-i Esasi'nin yeniden yürürlüğe konduğu ilan edildi. Otuz yıldır toplanmayan meclisin yeniden açılacağı ve seçim yapılacağı duyuruldu.
Böylece Said Paşa, İkinci Meşrutiyet döneminin ilk sadrazamı oldu. Kabinesini kurdu ve seçim hazırlıklarını başlattı.
Sadaret iki hafta sürdü. Yeni dönemde kabinenin oluşumu ve bazı nezaretlerin kime verileceği konusunda çıkan görüş ayrılığı üzerine görevden ayrıldı. Ayrılış tarihi kaynaklarda 4 ya da 6 Ağustos 1908 olarak verilir.
Yerine Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa getirildi. Seçimler aynı yılın sonbaharında yapıldı ve Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908 tarihinde otuz yıl aradan sonra yeniden açıldı.
Anayasanın öngördüğü iki meclisten ikincisi olan Meclis-i Ayan da aynı günlerde toplandı. Üyeleri padişah tarafından atanıyordu.
Said Paşa, 19 Aralık 1908 tarihinde Meclis-i Ayan reisliğine getirildi. Otuz yılı aşkın süredir devlet hizmetinde bulunan bir isim olarak, yeni dönemin ilk yılında yasama organının üst kanadının başında yer aldı.
Meclis-i Ayan Reisliği ve 1909 Yılı
14 / 19 · 1 dkMeclis-i Ayan, Kanun-i Esasi'nin öngördüğü iki meclisten üyeleri padişah tarafından atanan kanadıdır. Meclis-i Mebusan'dan geçen metinler burada görüşülür, uygun bulunanlar padişaha sunulurdu.
Said Paşa reisliği 19 Aralık 1908 tarihinde üstlendi. Görevi, meclisin çalışma düzenini kurmak ve iki meclis arasındaki ilişkiyi yürütmekti.
1909 yılının nisan ayında İstanbul'da 31 Mart Olayı adıyla anılan ayaklanma çıktı. Ayaklanma 13 Nisan 1909 tarihinde başladı; hükümet düştü ve şehirde düzen bir süre bozuldu.
Selanik'ten hareket eden Hareket Ordusu 24 Nisan 1909 tarihinde İstanbul'a girdi ve ayaklanmayı bastırdı. Ardından iki meclis Yeşilköy'de ortak oturum yaptı.
27 Nisan 1909 tarihinde toplanan bu ortak oturumda II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine karar verildi. Oturuma Meclis-i Ayan reisi sıfatıyla Said Paşa başkanlık etti.
Karar uygulandı ve yerine Sultan Reşad tahta çıktı. II. Abdülhamid Selanik'e gönderildi.
Said Paşa, otuz iki yıl önce mabeyn başkâtibi olarak yanında göreve başladığı padişahın tahttan indirilme kararının alındığı oturumun başkanıydı. Kaynaklar bu durumu, dönemin en çok anılan ayrıntılarından biri olarak kaydeder.
Ayan reisliği sonraki iki yıl boyunca sürdü. 1911 yılının eylül ayında yeniden sadaret makamına çağrıldı.
Sekizinci ve Dokuzuncu Sadareti
15 / 19 · 1 dk29 Eylül 1911 tarihinde İtalya, Trablusgarp'a asker çıkarmak üzere verdiği ültimatomun ardından savaş ilan etti. İbrahim Hakkı Paşa kabinesi istifa etti ve yeni kabineyi kurma görevi Said Paşa'ya verildi.
30 Eylül 1911 tarihinde sekizinci kez sadrazam oldu. Kabinesi savaşın ilk aylarını yönetti. Trablusgarp'a deniz yoluyla asker gönderilemedi; bölgedeki direniş, oraya ulaşabilen subaylar ve yerel kuvvetlerle sürdürüldü.
Mecliste hükümet ve İttihat ve Terakki, savaşın seyri sebebiyle eleştirildi. Meclisin dağıtılıp dağıtılmayacağı tartışması siyasi gündemin merkezine oturdu.
30 Aralık 1911 tarihinde istifa etti. Ertesi gün yeniden kabineyi kurmakla görevlendirildi; kaynakların bir kısmı bunu dokuzuncu sadaret olarak ayrı sayar, bir kısmı aynı dönemin devamı kabul eder.
1912 yılının ilk aylarında meclis feshedildi ve seçim yapıldı. Seçim, uygulanan yöntem sebebiyle sonraki dönemde sopalı seçim adıyla anıldı ve dönemin en çok tartışılan konularından biri oldu.
Aynı yılın yaz aylarında Halaskâr Zabitân adıyla bilinen subay grubunun verdiği muhtıra, hükümetin durumunu değiştirdi. Said Paşa 1912 yılının temmuz ayında istifa etti; kaynaklar günü 16, 17 ya da 22 Temmuz olarak farklı verir.
Bu, sadaret makamındaki son görevidir. Yerine Gazi Ahmed Muhtar Paşa getirildi.
İkinci kez sadrazamlığa getirildi.
Eserleri ve Hatıratı
16 / 19 · 1 dkSaid Paşa, devlet adamlığının yanında yazan bir isimdir. Basılı eserleri ve arşivlerde kalan çok sayıda layihası vardır.
En bilinen eseri üç ciltlik hatıratıdır. Hatırat, 1328 yılında Dersaadet'te basıldı ve kendi kariyerini, çalıştığı kurumları ve dönemin olaylarını anlatır. Metin, devlet hayatının içinden bir ismin kendi kaleminden yazdığı ender kaynaklardandır.
Hatıratın öne çıkan yanı, eğitim konusuna ayırdığı yerdir. Devletin sorunlarını eğitim düzeyi üzerinden değerlendirir ve önerdiği okul programını ayrıntılı biçimde anlatır.
Bir diğer eseri Mektuplar adıyla 1324 yılında İstanbul'da basıldı. Gazeteci Lisanı adlı eseri 1328 yılında yayımlandı ve resmî yazı ile gazete dilinin kullanımı üzerinedir.
Said Paşa'nın Kâmil Paşa'nın Hatıratına Cevapları adlı metin 1327 yılında basıldı. Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa'nın yayımladığı hatırata karşılık yazılmıştır; iki devlet adamı arasındaki görüş ayrılıklarının basına yansıyan yanını gösterir.
Bu karşılıklı metinler, dönemin siyasi hayatının bir özelliğini ortaya koyar: devlet adamları görevden ayrıldıktan sonra kendi anlatımlarını yayımlıyor, birbirlerinin metinlerine cevap veriyordu.
Arşivlerde kalan layihaları, eğitim, maliye, adliye ve idari düzenleme konularını kapsar. Bu metinler II. Abdülhamid dönemi politikalarının hazırlık aşamasını gösteren belgelerdir.
Kişiliği ve Çalışma Tarzı
17 / 19 · 1 dkKaynaklar Said Paşa'nın parlak bir zekâya ve güçlü bir hafızaya sahip olduğunu ortak biçimde kaydeder. Dosyaları ayrıntısıyla hatırlaması ve hızlı yazması, kalem hizmetinden gelen bir alışkanlıktı.
Çalışma tarzının başlıca özelliği layiha yazmaktı. Bir konuyu inceler, mevcut durumu ortaya koyar ve öneri sunardı. Devlet işlerine bu yolla yön verdi.
Aşırı ihtiyatlı ve kuşkucu olduğu kaynaklarda belirtilir. Karar almadan önce uzun süre beklediği, riskli görünen adımlardan kaçındığı kaydedilir. Bu tutum, uzun süre makamda kalabilmesinin sebepleri arasında sayılır.
Özel hayatında son derece tutumluydu. Kaynaklar bu özelliği zaman zaman aşırılık düzeyinde tarif eder. Ailesine düşkün olduğu ve ev hayatına önem verdiği kaydedilir.
Devlet işlerinde uzlaşmayı tercih ettiği, açık çatışmadan kaçındığı belirtilir. Görevden alındığında itiraz etmez, çağrıldığında geri dönerdi. Otuz üç yıl boyunca tekrar tekrar aynı makama getirilmesi bu tutumla ilişkilendirilir.
Basın alanında deneyimliydi. Takvim-i Vekayi idaresinde çalışmış olması, resmî yayının ve gazete dilinin kullanımı konusundaki bilgisinin kaynağıdır.
Çağdaşlarının değerlendirmesinde iki yön öne çıkar. Devlet işlerindeki bilgisi ve düzenleme kabiliyeti genel olarak kabul edilir; siyasi tutumu ve makamdaki uzun varlığı ise kendi zamanında da tartışma konusu olmuştur.
Ölümü ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkSon sadaretinin ardından yasama ve idari görevlerde bulundu. 31 Ocak 1913 tarihinde Şura-yı Devlet reisliğine, 12 Haziran 1913 tarihinde yeniden Meclis-i Ayan reisliğine getirildi. Bu görevlerde etkin bir faaliyet göstermediği kaydedilir.
1914 yılının başında bronşite yakalandı ve hastalığı ağırlaştı. 1 Mart 1914 tarihinde İstanbul'da öldü. Kaynakların bir kısmı ölüm tarihini şubat ayının son günü olarak verir.
Eyüp'te, Eyüp Sultan Türbesi'nin çıkış kapısı önündeki çınarın altına defnedildi. Mezarı Eyüpsultan Mezarlığı içindedir.
Ölümü, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasından beş ay önceye denk gelir. Otuz altı yıl boyunca devletin en üst makamlarında bulunmuş bir ismin ölümü, dönemin basınında geniş yer aldı.
Tarihteki yeri üç alanda değerlendirilir. Birincisi maliyedir: Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye İdaresi'nin kuruluşu onun sadaretinde gerçekleşti. İkincisi adliyedir: savcılık kurumunun oluşturulması ve yargı teşkilatının düzenlenmesi onun nazırlığı dönemine aittir. Üçüncüsü eğitimdir: idadilerin yaygınlaşması ve mesleki yüksek okulların açılması onun layihalarına dayanır.
Dokuz kez sadrazamlık, Osmanlı tarihinde ender rastlanan bir sayıdır. Bu durum, hem kendi çalışma tarzının hem dönemin siyasi düzeninin bir sonucu olarak değerlendirilir.
Hatıratı, Osmanlı son dönem tarihinin başvuru kaynakları arasında yerini korur.
Meclis-i Vükela'ya imparatorluk çapında okul ağı öngören eğitim layihasını sundu.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1878: Berlin Antlaşması imzalandı; Osmanlı Devleti Balkanlar'da geniş toprak kaybetti.
1881: Fransa Tunus'u himayesine aldı; Rusya'da II. Aleksandr öldürüldü.
1882: İngiltere Mısır'ı fiilen işgal etti.
1885: Doğu Rumeli Bulgaristan Prensliği ile birleşti; Sırbistan ile Bulgaristan arasında savaş çıktı.
1898: İspanya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaş sonunda Küba ve Filipinler el değiştirdi.
1905: Rusya ile Japonya arasındaki savaş Japonya'nın galibiyetiyle bitti; Rusya'da meşrutiyet hareketi güçlendi.
1908: Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti; Avusturya Bosna Hersek'i ilhak etti.
1911: İtalya Trablusgarp'a asker çıkardı; Osmanlı İtalyan Savaşı başladı.
1912: Balkan devletleri ittifak kurdu ve Birinci Balkan Savaşı başladı.
1914: Avrupa'da Birinci Dünya Savaşı başladı.
Kronoloji
39 olay- 19. yüzyıl
Erzurum'da doğdu; babası hariciye memurluğu yapan Ali Namık Bey'dir.
Erzurum eyaleti tahrirat kaleminde memuriyete başladı.
II. Abdülhamid'in tahta çıkışının ardından mabeyn başkâtipliğine atandı.
Vezir rütbesi verildi; Heyet-i Ayan üyeliğine ve Hazine-i Hassa nazırlığına getirildi.
İkinci kez Hazine-i Hassa nazırlığına tayin edildi.
Adliye Teşkilatı Nizamnamesi çıkarıldı; savcılık kurumu oluşturuldu.
Birinci kez sadrazamlığa getirildi.
Mekteb-i Hukuk-ı Şahane öğretime başladı.
Birinci sadareti sona erdi; ayanlığa tayin edildi.
İkinci kez sadrazamlığa getirildi.
Meclis-i Vükela'ya imparatorluk çapında okul ağı öngören eğitim layihasını sundu.
Düyun-ı Umumiye İdaresi kuruldu ve belirli gelir kalemleri alacaklılara bırakıldı.
Muharrem Kararnamesi yayımlandı; dış borçlar yeniden düzenlendi.
İkinci sadareti sona erdi.
Üçüncü kez sadrazamlığa getirildi.
Üçüncü sadareti sona erdi.
Dördüncü kez sadrazamlığa getirildi; bu, en uzun sadaret dönemidir.
Maarif Hisse İanesi konuldu; gelir idadi binalarının yapımına ayrıldı.
Doğu Rumeli, Bulgaristan Prensliği ile birleştiğini ilan etti.
Dördüncü sadareti sona erdi; yerine Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa getirildi.
Beşinci kez sadrazamlığa getirildi.
Beşinci sadareti sona erdi.
Küçük oğlunu yanına alarak İngiliz sefarethanesine sığındı; birkaç gün sonra ayrıldı.
- 20. yüzyıl
Altıncı kez sadrazamlığa getirildi.
Altıncı sadareti sona erdi; yerine Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa getirildi.
Yedinci kez sadrazamlığa getirildi.
Kanun-i Esasi yeniden yürürlüğe kondu; İkinci Meşrutiyet ilan edildi.
Yedinci sadareti sona erdi; yerine Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa getirildi.
Meclis-i Mebusan otuz yıl aradan sonra yeniden açıldı.
Meclis-i Ayan reisliğine getirildi.
İstanbul'da 31 Mart Olayı adıyla anılan ayaklanma çıktı.
İki meclisin Yeşilköy'deki ortak oturumunda II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine karar verildi; oturuma başkanlık etti.
Trablusgarp Savaşı'nın başlamasının ardından sekizinci kez sadrazamlığa getirildi.
İstifa etti; ertesi gün yeniden kabineyi kurmakla görevlendirildi.
Meclis feshedildi ve sopalı seçim adıyla anılan seçim yapıldı.
Halaskâr Zabitân muhtırasının ardından istifa etti; son sadaretidir.
Şura-yı Devlet reisliğine getirildi.
Yeniden Meclis-i Ayan reisliğine getirildi.
İstanbul'da öldü; Eyüp'te defnedildi.
Sadareti
9 dönem · yaklaşık 13 yılHizmet Ettiği Padişahlar
5 padişah




Savaşlar ve Seferler
1 kayıtEserleri
10 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadaret makamının alameti mühr-i hümayundur ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Küçük Mehmed Said Paşa mührü ilk kez 18 Ekim 1879 tarihinde II. Abdülhamid'den aldı ve otuz üç yıl içinde tekrar tekrar teslim aldı; son teslim 31 Aralık 1911 tarihinde Sultan Reşad döneminde oldu. Mührü bu kadar çok kez alan sadrazam sayısı Osmanlı tarihinde çok azdır.
Aile Ağacı
2 kişi
Küçük Mehmed Said PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
6 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
8 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruKüçük Mehmed Said Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
Küçük Mehmed Said Paşa neden Küçük diye anılır?
Muharrem Kararnamesi nedir?
Düyun-ı Umumiye İdaresi ne yapıyordu?
Savcılık kurumu ne zaman oluşturuldu?
Küçük Mehmed Said Paşa eğitim alanında ne yaptı?
Küçük Mehmed Said Paşa'nın en uzun sadareti hangisidir?
1895 yılında İngiliz sefarethanesine neden sığındı?
İkinci Meşrutiyet'in ilk sadrazamı kimdir?
II. Abdülhamid'in tahttan indirilme kararı nasıl alındı?
Küçük Mehmed Said Paşa'nın son sadareti nasıl sona erdi?
Küçük Mehmed Said Paşa'nın eserleri nelerdir?
Küçük Mehmed Said Paşa nerede öldü ve nereye defnedildi?
Küçük Mehmed Said Paşa hangi padişahlara hizmet etti?
Küçük Mehmed Said Paşa nasıl bir devlet adamıydı?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1398211 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026