
Mehmed Emin Rauf Paşa
محمد امین رؤف پاشاMehmet Emin Rauf Paşa·Rauf Paşa
Mehmed Emin Rauf Paşa, II. Mahmud ve Sultan Abdülmecid dönemlerinde beş kez sadrazamlık yapan, toplam görev süresi on beş yılı bulan devlet adamıdır.
Mehmed Emin Rauf Paşa Kimdir?
14 dk okumaMehmed Emin Rauf Paşa 1780 yılında İstanbul'da doğdu. Babası, çavuşbaşılık ve nişancılık hizmetlerinde bulunmuş Said Efendi'dir. Sadâret Mektûbî Kalemi'nde yetişti ve kariyerini kalem kadrosunda kurdu.
Otuz beş yaşında, 1815 yılında ilk kez sadrazamlığa getirildi. Ardından 1833, 1840, 1842 ve 1852 yıllarında dört defa daha aynı makama geldi. İki sadareti II. Mahmud, üçü Sultan Abdülmecid dönemindedir. Toplam görev süresi on beş yıla ulaşır ve Osmanlı tarihindeki en uzun toplam sadaret sürelerinden biridir.
Kariyeri, imparatorluğun en yoğun otuz beş yılını kapsar: Yunan ayaklanması, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, Mısır meselesi, Tanzimat Fermanı ve Kırım Savaşı'nın arifesi. Bu olayların hepsinde ya sadrazam ya da Meclis-i Vâlâ reisi olarak devletin en üst kademesinde bulundu.
Dönem kaynakları onu, kendi girişimiyle karar almayan, tartışmalı konularda görüş bildirmekten kaçınan ve bulunduğu makamı hiçbir zaman kendi siyaseti için kullanmayan bir devlet adamı olarak tarif eder. Kariyerinin uzunluğunun sebebi de budur: reform taraftarları ile karşıtları arasındaki mücadelede iki taraf da, kendi karşısında duracak güçte bir sadrazam istemiyordu.
28 Mayıs 1860 tarihinde İstanbul'da öldü. Oğullarından Mahmud Nedim Bey, sonraki yıllarda iki kez sadrazamlık yaptı.
İstanbul'da doğdu. Babası, çavuşbaşılık ve nişancılık hizmetlerinde bulunmuş Said Efendi'dir.
Doğumu ve Ailesi
01 / 17 · 1 dkMehmed Emin Rauf Paşa 1780 yılında İstanbul'da doğdu. Kariyerini taşrada kurmuş vezirlerin aksine, doğduğu şehir devletin merkeziydi ve ailesi de devlet kadrosuna mensuptu.
Babası Said Efendi, çavuşbaşılık ve nişancılık hizmetlerinde bulunmuştu. Çavuşbaşılık, Divan-ı Hümâyun'un düzeninden ve emirlerin tebliğinden sorumlu makamdı. Nişancılık ise padişah tuğrasının çekilmesinden ve tapu tahrir kayıtlarından sorumlu, kalem kadrosunun en üst mevkilerinden biriydi. Bu iki görev de ilmiye ya da askerî sınıfa değil, kalemiye sınıfına aitti.
Bu köken, oğlunun yetişme yolunu da belirledi. Rauf Paşa Enderun'a girmedi, medrese eğitimi almadı ve askerî bir kariyer izlemedi. Doğrudan Bâbıâli'nin kalem odalarına verildi.
On dokuzuncu yüzyılın başında Osmanlı devlet kadrosunun bileşimi değişiyordu. Devşirme düzeni sona ermiş, sadrazamlık makamı giderek kalem kadrosundan yetişen kâtiplere açılmıştı. Rauf Paşa bu değişimin ilk örneklerindendir: kılıçla değil kalemle yükselen, taşrada ordu yönetmemiş, savaş komuta etmemiş bir sadrazamdır.
Annesi hakkında kaynaklarda bilgi bulunmaz. Kardeşleri hakkında da kayıt yoktur. Aile bilgisi, babasının makamları ve kendi çocuklarıyla sınırlıdır.
Doğduğu yıl, I. Abdülhamid'in saltanatının son dönemidir. Çocukluğu III. Selim'in tahta çıkışına ve Nizâm-ı Cedîd düzenlemelerine, ilk gençliği ise bu düzenlemelerin 1807 yılında dağıtılmasına denk gelir. Devlet hizmetine girdiğinde imparatorluk, art arda gelen iki büyük kırılmanın içindeydi.
Kalem Kadrosunda Yetişmesi
02 / 17 · 1 dkDevlet hizmetine Sadâret Mektûbî Kalemi'nde başladı. Bu kalem, sadrazamın yazışmalarını yürüten dairedir. Bâbıâli'ye gelen ve buradan çıkan bütün resmî yazılar, arzlar ve buyruldular bu odadan geçerdi.
Mektûbî Kalemi, on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı bürokrasisinin en önemli yetiştirme merkezlerinden biriydi. Kâtipler burada devlet yazışmasının usulünü, kayıt düzenini ve devletin iç ve dış meselelerini yakından öğrenirdi. Tanzimat kuşağının pek çok ismi de aynı odalardan çıkmıştır.
1806 yılında serhalife oldu. Serhalifelik, kalemin başkâtipliğidir ve dairenin fiilî yürütücüsüdür. Ertesi yıl sadâret mektupçuluğuna yükseldi. Sadâret mektupçusu, sadrazamın resmî yazışmalarının tamamından sorumlu üst görevliydi ve Bâbıâli'nin gündemini birinci elden takip ederdi. Yirmi yedi yaşında bu makama gelmiş olması, kalem kadrosundaki hızlı yükselişini gösterir.
1809 yılında bu görevine süvari mukabeleciliği eklendi. Mukabelecilik, belirli bir askerî sınıfın mevcut ve maaş kayıtlarını tutan malî görevdi. Böylece yazışmanın yanında hazine kayıtlarıyla da uğraşmaya başladı.
Kaynaklar onu bu dönemde, İstanbul'da yetişmiş ve kalem terbiyesi görmüş, devletin iç ve dış işlerini bilen bir kişi olarak tanımlar. Devlet işlerine dair bilgisi hiçbir zaman tartışma konusu olmadı; tartışılan, bu bilgiyi kullanma biçimiydi.
Defterdarlıktan Sadarete
03 / 17 · 1 dk1811 yılında rikâb defterdarlığına tayin edildi. Rikâb defterdarlığı, sadrazam seferde iken başkentte kalan maliye teşkilâtının başıdır. Görev, savaş yıllarında hazinenin İstanbul'daki işlerini yürütmek anlamına geliyordu.
Üç yıl sonra, 1814 yılında başdefterdarlığa getirildi. Bu makamın resmî adı şıkk-ı evvel defterdarlığıydı ve devletin maliyesinin en üst sorumluluğunu taşıyordu. Otuz dört yaşında bu mevkiye ulaşmıştı.
Başdefterdarlık, on dokuzuncu yüzyılda sadrazamlığa açılan başlıca basamaklardan biriydi. Hazine işlerini yöneten kişi, devletin bütün faaliyetlerinin malî tarafını görürdü; ordu masrafları, eyalet gelirleri ve dış ödemeler bu makamdan geçerdi.
O yıllarda devletin malî durumu ağırdı. 1806 yılında başlayan Rus savaşı 1812 yılında Bükreş Antlaşması ile sona ermiş, ancak hazinenin açığı kapanmamıştı. Sırbistan'daki ayaklanma sürüyordu, Arabistan'da Vehhâbî hareketine karşı yürütülen harekât Mısır kuvvetlerine havale edilmişti ve Yeniçeri Ocağı'nın maaş yükü devam ediyordu.
1815 yılının nisan ayında Sadrazam Hurşid Ahmed Paşa azledildi. Yerine, vezir rütbesi verilerek başdefterdar Mehmed Emin Rauf Paşa getirildi. Kalem kadrosundan gelen bir görevlinin doğrudan sadarete yükselmesi, dönem için dikkat çeken bir tayindi.
Sadâret Mektûbî Kalemi'nde serhalifeliğe yükseldi.
Birinci Sadareti
04 / 17 · 1 dkİlk sadareti 1815 yılının bahar aylarında başladı. Tayin tarihi kaynaklarda 30 Mart 1815 ve 1 Nisan 1815 olarak farklı verilir.
Göreve geldiğinde otuz beş yaşındaydı ve II. Mahmud'un saltanatının yedinci yılıydı. Padişah, 1808 yılındaki karışıklıklardan sonra merkezî otoriteyi yeniden kurmaya çalışıyordu; ancak Yeniçeri Ocağı hâlâ ayaktaydı ve taşrada âyan hanedanlarının nüfuzu sürüyordu.
Rauf Paşa göreve geldiğinde yenilik taraftarı bir isim olarak biliniyordu. Kaynaklar ilk sadareti sırasında gayretli bir devlet adamı izlenimi verdiğini kaydeder.
Ancak devletin fiilî yönetimi Bâbıâli'de değildi. Nişancı Mehmed Said Hâlet Efendi, resmî unvanının çok ötesinde bir nüfuza sahipti ve saraydaki etkisiyle tayinleri ve azilleri belirliyordu. Dayandığı güç Yeniçeri Ocağı'ydı; ocağın korunması da onun siyasetinin temeliydi.
Yenilikten yana bir sadrazamla ocağın koruyucusu bir saray danışmanının aynı dönemde çalışması mümkün olmadı. İkisi kısa sürede anlaşmazlığa düştü ve sadrazam etkili bir icraatta bulunamadı.
Görev süresi iki yıl dokuz ay sürdü. Bu, ilk dört sadareti içinde ne en uzun ne de en kısa olanıdır; ancak sonuçları bakımından en ağırıdır, çünkü onu hayatının en tehlikeli noktasına getirdi.
Sakız Sürgünü
05 / 17 · 1 dkHâlet Efendi ile anlaşmazlık 1818 yılının ocak ayında sadrazamın azliyle sonuçlandı. Azil tarihi kaynaklarda 5 Ocak 1818 ve 6 Ocak 1818 olarak farklı geçer.
Azledilen sadrazamların mallarına el konulması, o dönemde olağan bir uygulamaydı. Rauf Paşa müsadereye uğramadan Sakız adasına sürüldü.
Hâlet Efendi azille yetinmedi ve idamı için ısrar etti. II. Mahmud bu isteği kabul etmedi. Böylece Rauf Paşa, üç yıl sonra Benderli Ali Paşa'nın uğradığı sonuçtan kurtulmuş oldu.
Bu olay, kariyerinin geri kalanını belirledi. Sürgünden sonra dikkatli ve çekingen bir tavır aldı ve yenilik hareketiyle bir daha doğrudan ilgilenmedi. Sonraki dört sadaretinde kendisine yöneltilen eylemsizlik eleştirisinin kaynağı da bu dönüm noktasıdır.
Kaynaklar, olayla ilgili bir anlatıyı da aktarır. Rauf Paşa yıllar sonra, azledilen sadrazamların sürgüne gönderilmek üzere götürüldükleri Balıkhane'ye kendisinin de yollandığını, ancak padişahın onun uzun boyuna ve makam serpuşu olan kallâvîye yakışan görünüşüne işaret ederek idamına izin vermediğini anlatırdı. Kendisinden beklenen kararlılığı göstermediği söylendiğinde bu hikâyeyi hatırlatırdı.
Anlatının doğruluğu tartışmalıdır. Azledilen sadrazamların deniz yoluyla sürgüne gönderilmesi sebebiyle Balıkhane'ye nakledilmeleri bilinen bir uygulamadır; ancak idamların orada gerçekleştirildiğine dair bir örnek bulunmaz.
Taşra Valilikleri
06 / 17 · 1 dkSürgünü uzun sürmedi. 1819 yılında affedilerek vezirlik rütbesi iade edildi ve Bolu sancağı mutasarrıflığına tayin edildi. Ardından Teke ve Hamîd sancakları mutasarrıflığına getirildi.
1820 yılında maden eminliği ile birlikte Diyarbekir valiliği verildi. Maden eminliği, bölgedeki madenlerin işletilmesinden ve gelirinin hazineye aktarılmasından sorumlu görevdi; valilikle birleştirilmesi olağan bir uygulamaydı.
1821 yılında şark seraskerliği rütbesiyle Erzurum valiliği kendisine verildi. Şark seraskerliği, doğu sınırındaki bütün kuvvetlerin komutasıydı. Rauf Paşa bu göreve gitmedi; Erzurum'a mütesellim yolladı ve kendisi bölgeye ayak basmadı.
Aynı yıl İran ile savaş başladı. Cephedeki komutayı fiilen üstlenmemiş bir seraskerin görevde kalması mümkün değildi; azledildi ve yerine Alâeddin Paşa gönderildi.
Savaş 1823 yılında sona erdi. Barış görüşmelerinde Osmanlı delegesi olarak bulundu ve Erzurum'da imzalanan antlaşmada yer aldı. Antlaşmanın imza tarihi kaynaklarda farklı verilir.
Bunun ardından yeniden valiliklere döndü: 1824 yılında Kastamonu, 1827 yılında Halep. Bu on iki yıl, kariyerinin merkezden en uzak dönemidir. Bir sadrazamın azlinden sonra taşra valiliklerinde dolaştırılması, o dönemin olağan uygulamasıydı; makama dönüş için merkezdeki dengelerin değişmesi beklenirdi.
Sadâret mektupçuluğuna getirildi.
Şam Valiliği ve İkinci Sürgün
07 / 17 · 1 dk1828 yılında Kudüs sancağı mutasarrıflığı ve hac emirliği ek görevleriyle Şam valiliğine getirildi. Hac emirliği, her yıl Şam'dan yola çıkan hac kafilesinin güvenliğinden ve yol düzeninden sorumlu olmak demekti ve Şam valiliğinin ayrılmaz parçasıydı.
Görevi zor bir döneme denk geldi. Yeniçeri Ocağı 1826 yılında kaldırılmış, yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye kurulmuştu. Yeni ordunun masraflarını karşılamak için ihtisap vergisi adıyla yeni bir vergi konulmuştu ve bu vergi halk tarafından benimsenmemişti.
Verginin tahsili sırasında Şam eyaletinde karışıklıklar çıktı. Rauf Paşa karışıklıkları bastırdı, ancak merkez bu olayı onun gevşekliğine yordu. 1831 yılının ağustos ayında valilikten azledildi, vezirlik rütbesi yeniden kaldırıldı ve Bursa'ya mecburi ikamete gönderildi.
Bu ikinci düşüş kısa sürdü. Aynı yıl içinde affedildi, vezirlik rütbesi geri verildi ve Karahisarısâhib ile Menteşe sancakları mutasarrıflığına tayin edildi.
Kariyerinin bu dönemi, sonraki yılların da habercisidir. İki kez rütbesi alındı, iki kez sürgüne gönderildi ve iki kez kısa sürede affedilerek göreve iade edildi. Merkez, onu ne tamamen dışlıyor ne de kilit bir mevkide tutuyordu. Bu belirsiz konum, 1832 yılında Mısır ordusunun Anadolu'ya girmesiyle birdenbire değişti.
Konya Bozgunu ve İkinci Sadareti
08 / 17 · 1 dkMısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın Suriye valiliği talebinin reddedilmesi üzerine 1831 yılında oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusu Suriye'ye yürüdü. Akkâ, Şam ve Halep alındı; Belen'de Osmanlı ordusu yenildi ve Mısır kuvvetleri Çukurova'ya girdi.
Bunun üzerine Sadrazam Reşid Mehmed Paşa serdâr-ı ekrem sıfatıyla yeni bir orduyla Anadolu'ya geçti. Mısır ordusu ise Toroslar'ı aşarak Konya'ya ulaştı. Ordu Konya'ya varıncaya kadar Rauf Paşa, Anadolu valiliği göreviyle Kütahya'da ordu kaymakamlığına tayin edildi.
21 Aralık 1832 tarihinde Konya ovasında yapılan muharebede Osmanlı ordusu yenildi ve serdâr-ı ekrem sıfatıyla orduyu yöneten sadrazam yaralanarak Mısır kuvvetlerine esir düştü.
Sadrazamın esareti üzerine Rauf Paşa ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Tayin tarihi kaynaklarda 17 Şubat 1833 ve 18 Şubat 1833 olarak farklı verilir.
Devraldığı durum ağırdı. Mısır ordusu Kütahya'ya kadar ilerlemişti ve karşısına çıkarılacak bir Osmanlı ordusu kalmamıştı; İstanbul yolu açıktı.
Bu sadaret, beş döneminin en uzunu olacak ve altı yıl dört ay sürecekti. Sürenin tamamı Mısır meselesinin gölgesinde geçti.
Tayinin biçimi de dikkat çekicidir. Sadrazam cephede esir düştüğü için makam savaşın ortasında boşalmıştı ve devletin acilen bir sadrazama ihtiyacı vardı. Rauf Paşa o sırada ordu kaymakamı sıfatıyla Kütahya'daydı, yani cepheye en yakın üst düzey sivil görevliydi. Merkezî yönetimde on beş yıl aradan sonra ikinci kez sadarete böyle bir zorunluluk sonucu döndü.
Mısır Meselesi ve Hünkâr İskelesi
09 / 17 · 1 dkMısır ordusunun İstanbul'a girmesini önlemek için önce büyük devletlerden yardım istendi. Fransa Kavalalı'dan yanaydı. İngiltere ise meseleyi Osmanlı Devleti'nin iç işi sayarak destek vermekten kaçındı.
Son çare olarak Rusya'dan yardım istendi. Rus donanması 1833 yılının şubat ayında Büyükdere önünde demirledi ve kara birlikleri Boğaz'ın Anadolu yakasına çıkarıldı. Bir Rus filosunun İstanbul Boğazı'nda Osmanlı Devleti'nin daveti üzerine bulunması, o güne kadar görülmemiş bir durumdu.
Rus varlığı İngiltere ve Fransa'yı harekete geçirdi. İki devletin araya girmesiyle Mısır kuvvetlerinin ilerlemesi durduruldu ve 1833 yılının mayıs ayında Kütahya'da uzlaşma sağlandı. Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya Mısır valiliğinin yanında Suriye ve Adana da bırakıldı.
8 Temmuz 1833 tarihinde Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı. Antlaşma karşılıklı yardım ve saldırmazlık esasına dayanıyordu ve Boğazlar rejimini ilgilendiren gizli bir maddesi vardı. Metin, sonraki yıllarda Avrupa diplomasisinin en çok tartışılan belgelerinden biri oldu.
Bu gelişmelerin hiçbirinde sadrazamın kişisel bir siyaseti görülmez. Kararlar sarayda ve Meclis-i Vâlâ çevresinde alındı. Dönem kaynakları, Rauf Paşa'nın bu sadareti sırasında Hüsrev Paşa'nın yönlendirmesiyle hareket ettiğini kaydeder. Serasker sıfatıyla ordunun ve başkentteki güvenlik teşkilâtının başında bulunan Hüsrev Paşa, o yıllarda devlet işlerinin fiilî yürütücüsüydü.
Sadâret mektupçuluğuna süvari mukabeleciliği eklendi.
Başvekillik ve Tanzimat'ın Arifesi
10 / 17 · 1 dkİkinci sadaretinin son yıllarında Osmanlı merkezî yönetiminde biçimsel bir değişiklik yapıldı. 30 Mart 1838 tarihinden itibaren sadrazamlık unvanı başvekilliğe dönüştürüldü.
Değişiklik yalnızca bir ad değişikliği değildi. Sadrazam, klasik düzende padişahın mutlak vekiliydi ve bütün devlet işlerinin tek sorumlusuydu. Başvekillik ise Avrupa devletlerindeki başbakanlık örneğine yakın, nazırlıklar arasında eşitler arasında birinci konumu ifade ediyordu. II. Mahmud'un kurduğu nezaretler düzeni bu değişiklikle tamamlandı.
Mehmed Emin Rauf Paşa, bu unvanı taşıyan ilk kişidir. Aynı dönemde dahiliye nazırlığını da üstlendi.
Aynı yıllarda devletin karar mekanizması da yeniden kuruldu. Düzenlemeleri planlayan ve uygulamayı denetleyen Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye kurulmuştu ve reisliğine Koca Hüsrev Paşa getirilmişti.
Mısır meselesi 1839 yılında ikinci kez alevlendi. Osmanlı ordusu haziran ayında Nizip'te yenildi. Haberi ölüm döşeğinde alan II. Mahmud 1 Temmuz 1839 tarihinde öldü ve yerine on altı yaşındaki oğlu Abdülmecid tahta çıktı.
Böylece Rauf Paşa, sadrazamlıktan başvekilliğe geçen makamda, imparatorluğun en ağır buhranlarından birinin ortasında ve deneyimsiz bir padişahın tahta çıktığı gün görevde bulunuyordu.
Mührün Elinden Alınması
11 / 17 · 1 dkII. Mahmud'un cenaze töreni 1 Temmuz 1839 tarihinde yapıldı. Yağmur sebebiyle devlet ricali Köprülü Kütüphanesi'nde bekliyordu.
Bekleyenler arasında hem Başvekil Mehmed Emin Rauf Paşa hem de Meclis-i Vâlâ reisi Koca Hüsrev Paşa vardı. Hüsrev Paşa tam o sırada başvekile yeni padişahın kendisini görevden aldığını bildirdi ve mühr-i hümâyunun teslim edilmesini istedi. Mühür ona verildi.
Resmî azil ertesi gün, 2 Temmuz 1839 tarihinde gerçekleşti. Kaynakların bir kısmı Hüsrev Paşa'nın tayinini 3 Temmuz 1839, sadrazam listelerinin bir kısmı ise 8 Temmuz 1839 olarak verir.
Dönem kaynakları bu davranışı sert bir dille kaydeder ve olayı olağan bir tayin olarak değil, doğrudan bir el koyma olarak değerlendirir.
Rauf Paşa'nın tepkisi de kaynaklarda ayrıca not edilir: resmen azledilmiş olmadığı hâlde mührün zorla alınmasına karşı çıkmadı ve durumu sessizce kabullendi. Bu tavır, sonraki değerlendirmelerde onun kişiliğini anlatan başlıca örnek olarak kullanılır.
Azlinden sonra Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye reisliğine getirildi. Böylece iki isim yer değiştirmiş oldu: mührü alan Hüsrev Paşa sadarete, mührü veren Rauf Paşa onun boşalttığı meclis reisliğine geçti.
Aynı yılın kasım ayında Tanzimat Fermanı ilan edildi. Rauf Paşa o sırada meclis reisliğindeydi.
Üçüncü Sadareti
12 / 17 · 1 dkKoca Hüsrev Paşa'nın sadareti bir yıla ulaşmadan sona erdi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile arasındaki eski husumet, o görevde kaldığı sürece Mısır meselesinin çözülmesini imkânsız kılıyordu. 8 Haziran 1840 tarihinde azledildi.
Yerine yeniden Mehmed Emin Rauf Paşa getirildi. Böylece mührü bir yıl önce zorla teslim ettiği makama üçüncü kez döndü.
Sadareti bir buçuk yıl sürdü. Bu dönemin en önemli gelişmesi Mısır meselesinin çözüme bağlanmasıdır. 1840 yılında Londra'da imzalanan metinle büyük devletler meseleye doğrudan taraf oldu; Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın Suriye'den çekilmesi karşılığında Mısır valiliği ailesine veraset yoluyla bırakıldı. Ertesi yıl imzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Hünkâr İskelesi Antlaşması'nın yerini çok taraflı bir düzenleme aldı.
Aynı dönemde Koca Hüsrev Paşa hakkında rüşvet suçlamasıyla dava açıldı, Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye tarafından suçlu bulundu, vezirlik rütbesi alındı ve Tekirdağ'a sürgün edildi.
1841 yılının mart ayında Meclis-i Vâlâ reisi Receb Paşa, hariciye nazırı Mustafa Reşid Paşa ve ticaret nazırı Fethi Paşa görevden alındı. Bu değişiklikler, Tanzimat karşıtı grubun merkezde güç kazandığını gösteriyordu.
4 Aralık 1841 tarihinde Rauf Paşa da azledildi ve yeniden Meclis-i Vâlâ reisliğine tayin edildi. Sadrazam listelerinin bir kısmı bu dönemi 29 Mayıs 1841 ile 7 Ekim 1841 arasında gösterir.
Rikâb defterdarlığına tayin edildi.
Dördüncü Sadareti
13 / 17 · 1 dkYerine getirilen Topal İzzet Mehmed Paşa'nın görevi sekiz ay sürdü ve 30 Ağustos 1842 tarihinde azledildi. Aynı gün Mehmed Emin Rauf Paşa dördüncü kez sadrazamlığa getirildi. Kaynakların bir kısmı tayini 3 Eylül 1842 olarak verir.
Dört yıl süren bu dönem, sadaretlerinin ikinci en uzunudur ve görece sakin geçmiştir. Mısır meselesi çözülmüş, Boğazlar rejimi çok taraflı bir düzenlemeye bağlanmış ve Rusya ile ilişkiler yatışmıştı.
Tanzimat düzenlemelerinin uygulanması bu yıllarda sürdü. Vergi düzeninin yeniden kurulması, askerlik süresinin belirlenmesi ve taşra idaresinin düzenlenmesi çalışmaları Meclis-i Vâlâ eliyle yürütüldü. Sadrazam bu çalışmalarda yönlendirici bir rol üstlenmedi.
1845 yılının aralık ayında padişahın huzurunda yapılan yeni yıl merasiminde, sürgünden dönmüş olan Koca Hüsrev Paşa'ya yaşına hürmeten sadrazamlara mahsus tarzda bir nişan verildi ve protokolde sadrazam ile şeyhülislâm sırasında durmasına izin verildi. Ertesi ay Hüsrev Paşa ikinci kez serasker oldu.
1846 yılının temmuz ayında Kavalalı Mehmed Ali Paşa İstanbul'u ziyaret etti. Yıllarca devleti sarsan mesele, tarafların bizzat görüşmesiyle kapanmış oldu.
28 Eylül 1846 tarihinde azledildi ve yerine ilk kez Mustafa Reşid Paşa getirildi. Bazı sadrazam listeleri azil tarihini 31 Temmuz 1846 olarak verir. Bu tayinle Tanzimat'ın yürütülmesi doğrudan onu hazırlayan ismin eline geçti.
Beşinci Sadareti ve Son Yılları
14 / 17 · 1 dkMustafa Reşid Paşa'nın sadaretleri, Tanzimat'ın uygulanışını hızlandırdı. Bu hız, merkezde ona karşı bir grubun oluşmasına yol açtı.
1852 yılının ocak ayında Mustafa Reşid Paşa azledildi. Yerine, Tanzimat çevresinin nüfuzunu dengelemek amacıyla Mehmed Emin Rauf Paşa beşinci kez sadrazamlığa getirildi. Tayin tarihi 26 Ocak 1852'dir; kaynakların bir kısmı 27 Ocak 1852 tarihini verir.
Bu sadaret bir ay dokuz gün sürdü ve beş dönemin en kısasıdır. Tanzimat yanlılarının baskısıyla 5 Mart 1852 tarihinde görevden alındı ve makam yeniden Mustafa Reşid Paşa'ya verildi. Bazı kaynaklar azil tarihini 7 Mart 1852 olarak kaydeder.
Bu, sadaret makamına son gelişi oldu. Yetmiş iki yaşındaydı ve otuz yedi yıl önce ilk kez aynı makama gelmişti.
Sonraki yıllarda Meclis-i Âli'de görev yaptı. 1853 yılında Rus çarı tarafından gönderilen Prens Menşikov'un ağır talepleri görüşülürken yapılan toplantıda hazır bulundu. Kaynaklar, ısrarlara rağmen bu toplantıda da görüş bildirmediğini kaydeder. Görüşmelerin sonuçsuz kalması Kırım Savaşı'na giden süreci başlattı.
28 Mayıs 1860 tarihinde İstanbul'da öldü. Seksen yaşındaydı. Mezarı Eyüpsultan'dadır.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
15 / 17 · 1 dkDönem kaynaklarının Mehmed Emin Rauf Paşa hakkındaki değerlendirmesi bir noktada birleşir: bilgili ama eylemsiz bir devlet adamıydı.
Devletin iç ve dış işlerini bilen, kalem terbiyesi görmüş bir kişi olduğu ittifakla kabul edilir. Buna karşılık sadaretleri sırasında hiçbir işe karışmadığı, en önemli meşveretlerde bile siyasî görüş bildirmediği ve kendisine yöneltilen her muameleyi sessizce kabullendiği belirtilir. Ahmed Cevdet Paşa onun makamda bostan korkuluğu gibi durduğunu yazar. Aynı dönemde Bâbıâli'nin, sadrazamın etkisizliğine gönderme yapan bir adla anıldığı da kaydedilir.
Bu tavrın sebebi olarak sorumluluktan kaçınma ve görüş bildirerek düşman kazanma endişesi gösterilir. Kendisi ise eleştirenlere ilk sadaretinden kalan Balıkhane anlatısını hatırlatırdı.
Kaynaklar bu gerekçenin dayanaksızlığına dikkat çeker: Abdülmecid döneminde devlet ricalinin idamı artık söz konusu değildi ve üç sadaretini bu dönemde yapmıştı.
Aynı özellik, kariyerinin uzunluğunun da açıklamasıdır. Abdülmecid döneminde reform taraftarları ile karşıtları arasındaki mücadelede iki taraf da, karşısında duracak siyasî ağırlığa sahip bir sadrazam istemiyordu. Hiçbir hizbin yanında yer almayan, isteneni yerine getiren ve devlet işlerine dışarıdan yön verenlere ses çıkarmayan bir sadrazam, iki taraf için de uygundu. Üç kez sadarete getirilmesinde bu nitelik belirleyici oldu.
Şıkk-ı evvel defterdarı unvanıyla başdefterdarlığa getirildi.
Serveti, Çocukları ve Tarihteki Yeri
16 / 17 · 1 dkDönem kaynakları, Rauf Paşa'nın devlet imkânlarını kullanarak zenginleşmeye çalışmadığını kaydeder. Bebek'teki sahilhânesinden başka mülk edinmediği, bu yapının masraflarının da saray tarafından karşılandığı belirtilir. Beş kez sadrazamlık yapmış bir devlet adamı için bu, dönem kaynaklarında ayrıca not edilen bir durumdur.
Oğullarından Osman ve İbrahim beyler Âmedî Kalemi'ne alındı. Âmedî Kalemi, Bâbıâli'nin dış yazışmalarını yürüten ve on dokuzuncu yüzyılda hariciye kadrosunu yetiştiren dairedir.
Üçüncü oğlu Mahmud Nedim Bey'e, yeni ihdas edilen rütbe-i sânî nişanı verildi. Mahmud Nedim Paşa sonraki yıllarda hariciye nazırlığı ve iki kez sadrazamlık yaptı; Sultan Abdülaziz'in son yıllarının en tartışmalı isimlerinden biri oldu. Böylece aynı aileden iki kuşak, art arda sadaret makamına ulaşmış oldu.
Tarihteki yeri iki başlıkta değerlendirilir. Birincisi süredir: beş sadaretinin toplamı on beş yıla ulaşır ve Osmanlı tarihindeki en uzun toplam sadaret sürelerinden biridir. Bu süre, otuz yedi yıla yayılan bir aralıkta birikmiştir.
İkincisi, bu sürenin niteliğidir. Görev yaptığı yıllar Yunan ayaklanmasından Kırım Savaşı'nın arifesine kadar uzanır ve imparatorluğun en köklü dönüşümlerini kapsar. Bu dönüşümlerin hiçbirinde belirleyici olmadı; hepsinde makamda bulundu. Osmanlı merkezî yönetiminin karar ağırlığının sadrazamdan saraya, meclislere ve nüfuzlu nazırlara kaydığı dönemin en açık örneğidir.
Aynı Yıllarda Dünya
17 / 17 · 1 dk1815: Viyana Kongresi sona erdi ve Avrupa'nın savaş sonrası düzeni kuruldu.
1821: Napolyon Bonapart, sürgünde bulunduğu Saint Helena adasında öldü.
1825: Britanya'da Stockton ile Darlington arasında ilk halka açık buharlı demiryolu işletmeye açıldı.
1830: Fransa'da Temmuz Devrimi yaşandı; aynı yıl Fransa Cezayir'i işgal etti.
1833: Britanya İmparatorluğu'nda köleliği kaldıran kanun kabul edildi.
1837: Britanya'da Victoria tahta çıktı.
1839: Britanya ile Çin arasında Birinci Afyon Savaşı başladı; aynı yıl Fransa'da Daguerre'in fotoğraf yöntemi kamuya duyuruldu.
1844: Amerika Birleşik Devletleri'nde Washington ile Baltimore arasında ilk telgraf hattı işletmeye açıldı.
1848: Avrupa'nın birçok ülkesinde ihtilal hareketleri görüldü.
1851: Londra'da ilk dünya sergisi açıldı.
Kronoloji
40 olay- 18. yüzyıl
İstanbul'da doğdu. Babası, çavuşbaşılık ve nişancılık hizmetlerinde bulunmuş Said Efendi'dir.
- 19. yüzyıl
Sadâret Mektûbî Kalemi'nde serhalifeliğe yükseldi.
Sadâret mektupçuluğuna getirildi.
Sadâret mektupçuluğuna süvari mukabeleciliği eklendi.
Rikâb defterdarlığına tayin edildi.
Şıkk-ı evvel defterdarı unvanıyla başdefterdarlığa getirildi.
Hurşid Ahmed Paşa'nın azli üzerine vezir rütbesi verilerek ilk kez sadrazamlığa getirildi. Tayin tarihi bazı kaynaklarda 30 Mart 1815 olarak geçer.
Hâlet Efendi'nin etkisiyle azledildi ve müsadereye uğramadan Sakız adasına sürüldü. Azil tarihi bazı kaynaklarda 6 Ocak 1818 olarak verilir.
Affedilerek vezirlik rütbesi iade edildi; Bolu, ardından Teke ve Hamîd sancakları mutasarrıflığına tayin edildi.
Maden eminliği ile birlikte Diyarbekir valiliğine getirildi.
Şark seraskerliği rütbesiyle Erzurum valiliği verildi; göreve gitmeyip mütesellim yolladı ve İran savaşı sebebiyle azledildi.
İran ile yapılan barış görüşmelerinde Osmanlı delegesi olarak bulundu; Erzurum'da antlaşma imzalandı.
Kastamonu valiliğine tayin edildi.
Yeniçeri Ocağı kaldırıldı ve yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye kuruldu.
Halep valiliğine getirildi.
Kudüs sancağı ve hac emirliği ek görevleriyle Şam valiliğine tayin edildi.
Aynı yıl affedildi; vezirlik rütbesi iade edilerek Karahisarısâhib ve Menteşe mutasarrıflığına tayin edildi.
İhtisap vergisinin tahsilindeki gevşekliği ileri sürülerek azledildi; vezirlik rütbesi kaldırılıp Bursa'ya mecburi ikamete gönderildi.
Anadolu valiliği göreviyle Kütahya'da ordu kaymakamlığına getirildi.
Konya ovasında Osmanlı ordusu yenildi ve Sadrazam Reşid Mehmed Paşa esir düştü.
Esir düşen sadrazamın yerine ikinci kez sadrazamlığa getirildi. Tayin tarihi bazı kaynaklarda 18 Şubat 1833 olarak verilir.
Rus donanması Büyükdere önünde demirledi.
Kütahya'da yapılan uzlaşmayla Mısır meselesi geçici olarak çözüldü.
Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı.
Sadrazamlık unvanı başvekilliğe dönüştürüldü; bu unvanı taşıyan ilk kişi oldu ve dahiliye nazırlığını da üstlendi.
Osmanlı ordusu Nizip'te yenildi.
II. Mahmud'un cenaze töreni sırasında Köprülü Kütüphanesi'nde beklenirken mühr-i hümâyun Koca Hüsrev Paşa tarafından elinden alındı.
Resmen görevden uzaklaştırıldı ve Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye reisliğine getirildi.
Gülhane'de hatt-ı hümâyun okundu ve Tanzimat dönemi başladı; o sırada Meclis-i Vâlâ reisiydi.
Londra'da imzalanan metinle büyük devletler Mısır meselesine doğrudan taraf oldu.
Koca Hüsrev Paşa'nın azli üzerine üçüncü kez sadrazam oldu.
Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalandı; Boğazlar rejimi çok taraflı bir düzenlemeye bağlandı.
Sadaretten alınarak yeniden Meclis-i Vâlâ reisliğine tayin edildi. Sadrazam listelerinin bir kısmı bu dönemi 29 Mayıs 1841 ile 7 Ekim 1841 arasında gösterir.
Topal İzzet Mehmed Paşa'nın azli üzerine dördüncü kez sadrazam oldu. Tayin tarihi bazı kaynaklarda 3 Eylül 1842 olarak verilir.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa İstanbul'u ziyaret etti.
Sadaretten azledildi ve yerine ilk kez Mustafa Reşid Paşa getirildi. Bazı listeler azil tarihini 31 Temmuz 1846 olarak verir.
Tanzimat çevresinin nüfuzunu dengelemek amacıyla beşinci kez sadrazamlığa getirildi. Bazı kaynaklar 27 Ocak 1852 tarihini verir.
Bir ay dokuz gün süren beşinci sadareti sona erdi; makam yeniden Mustafa Reşid Paşa'ya verildi. Bazı kaynaklar 7 Mart 1852 tarihini verir.
Prens Menşikov'un talepleri görüşülen toplantıda hazır bulundu; ısrarlara rağmen görüş bildirmedi.
İstanbul'da öldü; mezarı Eyüpsultan'dadır.
Sadareti
5 dönem · yaklaşık 15 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahAntlaşmalar
4 antlaşmaEserleri
3 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümâyundur. Mehmed Emin Rauf Paşa bu mührü beş kez aldı ve beş kez geri verdi. Bunların en çok anılanı 1839 yılının temmuz ayındaki dördüncü teslimdir: II. Mahmud'un cenaze töreni için Köprülü Kütüphanesi'nde beklenirken Meclis-i Vâlâ reisi Koca Hüsrev Paşa ona yeni padişahın kendisini görevden aldığını bildirdi ve mührü istedi. Rauf Paşa resmen azledilmediği hâlde mührü teslim etti; resmî azil ertesi gün gerçekleşti. Dönem kaynakları olayı doğrudan bir el koyma olarak kaydeder ve sadrazamın sessiz kabullenişini onun kişiliğini gösteren başlıca örnek sayar.
Aile Ağacı
5 kişiÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
6 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
9 madde








Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruMehmed Emin Rauf Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
Mehmed Emin Rauf Paşa'nın en uzun sadareti hangisidir?
Mehmed Emin Rauf Paşa nerede ve ne zaman doğdu?
Başvekil unvanını ilk kim taşıdı?
Mehmed Emin Rauf Paşa'nın mührü neden elinden alındı?
Mehmed Emin Rauf Paşa ilk sadaretinden sonra neden sürgün edildi?
Mehmed Emin Rauf Paşa hangi antlaşmalar döneminde görevdeydi?
Mehmed Emin Rauf Paşa Tanzimat Fermanı sırasında neredeydi?
Mehmed Emin Rauf Paşa hakkında kaynaklar ne der?
Mehmed Emin Rauf Paşa neden bu kadar çok kez sadrazam oldu?
Mehmed Emin Rauf Paşa'nın oğulları kimlerdir?
Mehmed Emin Rauf Paşa zengin miydi?
Mehmed Emin Rauf Paşa'nın beşinci sadareti ne kadar sürdü?
Mehmed Emin Rauf Paşa ne zaman öldü ve nereye gömüldü?
Mehmed Emin Rauf Paşa sadrazamlıktan önce hangi görevlerde bulundu?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1155459 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026