
Mehmed Fuad Paşa
محمد فؤاد پاشاKeçecizade Fuad Paşa·Keçecizade Mehmed Fuad Paşa·Fuad Paşa
Mehmed Fuad Paşa, 1861 ile 1866 yılları arasında iki kez sadrazamlık yapan, Cebel-i Lübnan Nizamnamesi'ni hazırlayan Tanzimat dönemi devlet adamıdır.
Mehmed Fuad Paşa Kimdir?
15 dk okumaMehmed Fuad Paşa, 17 Ocak 1814 tarihinde İstanbul'da doğdu ve 12 Şubat 1869 tarihinde Fransa'nın Nice şehrinde öldü. Kaynakların bir kısmı doğum yılını 1815 olarak verir. Babası, dönemin tanınmış şairlerinden Keçecizade İzzet Molla'dır.
Öğrenimine medresede başladı, ardından Mekteb-i Tıbbiye'ye girdi ve hekim olarak yetişti. Fransızcayı bu okulda öğrendi. Kısa süren hekimlik görevinden sonra Tercüme Odası'na geçti ve devlet hizmetinin diplomasi kanadına yöneldi.
Kariyeri, Osmanlı Devleti'nin en zor iç ve dış meselelerinde görevlendirilmesiyle geçti. 1854 yılında Yanya bölgesindeki ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi, 1860 yılında Suriye ve Lübnan'daki olayları yatıştırmak üzere olağanüstü yetkilerle bölgeye gönderildi. Bu görevin sonunda hazırlanan 9 Haziran 1861 tarihli Cebel-i Lübnan Nizamnamesi, bölgeye özel bir idare düzeni kurdu.
İki kez sadrazam oldu. Birinci sadareti 22 Kasım 1861, ikinci sadareti 1 Haziran 1863 tarihinde başladı. Bu dönemlerde kâğıt paranın tedavülden kaldırılması, düzenli bütçe hazırlanması ve maliyenin denetim altına alınması başlıca meselelerdi. Mehmed Emin Ali Paşa ile birlikte, Tanzimat'ın ikinci kuşağını oluşturan iki isimden biridir.
İstanbul'da doğdu; kaynakların bir kısmı doğum yılını 1815 olarak verir.
Doğumu ve Ailesi
01 / 18 · 1 dkMehmed Fuad 17 Ocak 1814 tarihinde İstanbul'da doğdu. Doğum günü kayıtlarda aynı biçimde geçer; yıl konusunda kaynakların bir kısmı 1815 tarihini verir.
Babası Keçecizade İzzet Molla, dönemin en tanınmış şairlerinden biridir. Aynı zamanda ilmiye mensubuydu ve kadılık görevlerinde bulundu. Şiirleriyle olduğu kadar keskin diliyle de tanınıyordu.
Dedesi Mehmed Salih Efendi, Rumeli kazaskerliği yapmış bir ilim adamıydı. Annesi tarafından aile, on yedinci yüzyılın sadrazamlarından Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın soyuna bağlanır.
Aile, bu bakımdan ilmiye çevresine mensup köklü bir aileydi. Ancak servet sahibi değildi ve babasının siyasi konumu istikrarlı olmadı. İzzet Molla, dönemin devlet meselelerine dair yazdığı bir layiha sebebiyle İstanbul'dan uzaklaştırıldı ve Sivas'a gönderildi. Sürgündeyken 1829 yılında öldü.
Babanın ölümü, ailenin durumunu doğrudan etkiledi. Genç Fuad on beş yaşındayken hem babasını hem ailenin geçim kaynağını kaybetti. Öğrenim yolunu bu şartlar belirledi.
Evlendi ve kaynakların kaydettiğine göre oğulları oldu. Ahmed Nazım ve Kâzım adlı iki oğlundan söz edilir; ikisi de asker olarak yetişti ve babalarından önce, genç yaşta öldü. Fuad Paşa'nın soyundan gelen kol, sonraki kuşakta askerlik ve yazarlık alanlarında devam etti.
Eğitimi ve Tıbbiye Yılları
02 / 18 · 1 dkİlk öğrenimini medrese usulüne göre gördü. Arapça ve Farsça öğrendi, ilmiye yolunda ilerlemesi bekleniyordu. Babasının sürgüne gönderilmesi ve ardından ölmesi bu planı bozdu.
Bunun üzerine yeni açılan Mekteb-i Tıbbiye'ye girdi. Okul, II. Mahmud döneminde ordunun hekim ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştu ve dersler Fransızca veriliyordu. Fuad, Fransızcayı burada öğrendi.
Okulu bitirdikten sonra hekim olarak görev yaptı. Donanmada tabiplik görevinde bulundu ve Trablusgarp'a giden bir görev heyetinde yer aldı. Hekimlik dönemi uzun sürmedi.
Tıbbiye eğitiminin kalıcı sonucu meslek değil dildir. Fransızca bilgisi, o yıllarda devlet kadrolarında az sayıda kişide bulunan bir donanımdı ve doğrudan diplomasiye açılan kapı sayılıyordu.
Aynı okul, Osmanlı modernleşmesinde bir kuşağın yetiştiği yerlerden biridir. Dersleri Avrupa müfredatına göre düzenlenmiş, laboratuvar ve kitaplık kurulmuş, yabancı hocalar getirilmişti. Öğrenciler tıp bilgisinin yanında Avrupa bilim diline ve düşünce biçimine de yakınlaştı.
Bu geçiş, dönemin kariyer yollarının ne kadar geçirgen olduğunu gösterir. Bir medrese talebesi tıp okuluna, oradan tercüme kalemine, oradan da sadaret makamına ulaşabiliyordu. Belirleyici olan, o dönemde devletin en çok ihtiyaç duyduğu becerinin yabancı dil olmasıydı.
Tercüme Odası ve İlk Görevleri
03 / 18 · 1 dk1837 yılının kasım ayında Tercüme Odası'na memur oldu. Bu birim, Yunan ayaklanmasından sonra Rum tercümanların yerine Müslüman tercüman yetiştirmek üzere kurulmuştu ve yüzyılın ortasındaki devlet adamı kuşağının çıkış noktasıdır.
Yükselişi hızlı oldu. 1839 yılında baş tercümanlığa getirildi. Bu makam, yabancı elçilerle yapılan görüşmelerin tercümesini yürüten, yabancı basını takip eden ve dış yazışmaların Türkçe metinlerini hazırlayan görevdi.
Mustafa Reşid Paşa'nın himayesi bu yıllarda başladı. Reşid Paşa, hariciye kalemini bir yetiştirme alanı gibi kullanıyordu; Fuad, Mehmed Emin Ali ile birlikte bu kadronun içinde yer aldı.
1844 yılında İspanya'ya olağanüstü elçi olarak gönderildi. Görev, iki devlet arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasıyla ilgiliydi. Aynı yıllarda Portekiz'e uzanan bir görev de kayıtlarda geçer.
1848 yılında Avrupa'yı saran ayaklanmalar Eflak ve Boğdan'a sıçradı. Fuad Efendi, bölgeye komiser olarak gönderildi ve Rus temsilcileriyle birlikte düzenin sağlanması için çalıştı.
Ertesi yıl Macar sığınmacılar meselesi gündeme geldi. Avusturya ve Rusya, ayaklanma bastırıldıktan sonra Osmanlı topraklarına sığınan kişilerin iadesini istedi. Talep reddedildi ve Fuad Efendi, Rusya ile yürütülen görüşmelerde görev aldı. Meselenin savaşa dönüşmeden kapanması, kariyerindeki ilk büyük diplomatik başarı olarak kaydedilir.
Babası Keçecizade İzzet Molla sürgünde öldü; ailenin durumu değişti.
Kavaid-i Osmaniye ve Encümen-i Daniş
04 / 18 · 1 dk1850 yılında sağlık sebebiyle Bursa'da bulunduğu sırada, kendisi gibi Reşid Paşa'nın himayesinde yetişen Ahmed Cevdet Efendi ile birlikte çalıştı. Bir ay süren bu çalışmadan iki metin çıktı.
Birincisi Kavaid-i Osmaniye'dir. Türkçenin dil bilgisi kurallarını Türkçe olarak anlatan bu kitap, dönemin okulları için hazırlanmıştı. O tarihe kadar Türkçe dil bilgisi, Arapça gramer kalıpları üzerinden öğretiliyordu; kitap, Türkçenin kendi yapısını esas alan erken denemelerden biridir.
İkincisi Şirket-i Hayriye'nin nizamname taslağıdır. Şirket, Boğaziçi'nde düzenli vapur işletmek üzere 1851 yılında kuruldu ve Osmanlı Devleti'nde hisse esasına göre kurulan ilk şirketlerden biri sayılır. Kuruluşunda Mustafa Reşid Paşa'nın desteği vardı.
1851 yılında kurulan Encümen-i Daniş'e üye seçildi. Kurul, ders kitabı ve bilimsel eser hazırlanması amacıyla oluşturulmuş bir ilim heyetiydi ve dönemin akademisi olarak nitelenir. Kavaid-i Osmaniye, bu kurulun programı içinde değerlendirildi.
Bu çalışmalar, Fuad Paşa'nın yalnızca diplomat olmadığını gösterir. Dil, eğitim ve kurum kurma alanlarında da doğrudan üretim yaptı.
Ahmed Cevdet Paşa ile kurulan ortaklık, sonraki yıllarda farklı çizgilere ayrıldı. Cevdet Paşa hukuk ve tarih alanında derinleşti ve Mecelle'nin hazırlanmasını yönetti; Fuad Paşa ise siyaset ve diplomaside kaldı. Buna karşılık iki isim, birlikte hazırladıkları dil bilgisi kitabıyla Türkçenin öğretim tarihinde birlikte anılır.
Kırım Savaşı ve Yanya Görevi
05 / 18 · 1 dkKırım Savaşı'nın başladığı yıllarda Fuad Efendi hariciye nazırlığında bulundu. 1852 yılında Mısır'a gönderilmiş, valiliğin vergi yükümlülüğü konusunda görüşmeler yapmıştı.
Savaş sürerken Yunanistan sınırında hareketlenme başladı. Epir ve Teselya bölgelerinde çıkan ayaklanma, Yanya'yı ve çevresini tehdit ediyordu. Fuad Efendi, meselenin çözümüyle görevlendirildi ve 1854 yılının mart ayında İstanbul'dan yola çıktı.
Görev, askerî ve idari yönleri bir arada taşıyordu. Bölgedeki ayaklanma merkezleri dağıtıldı, sınır boyunda düzen sağlandı ve Yanya'nın güvenliği kuruldu. Harekât aynı yılın nisan ayında tamamlandı.
Bu görev, kaynaklarda diplomat kimliğinin yanına idareci ve kumandan kimliğini ekleyen bir dönem olarak anılır. Aynı yıl, yeni kurulan Meclis-i Âli-i Tanzimat'a üye seçildi; İstanbul'a döndükten sonra bu kurulun başkanlığına getirildi.
Meclis-i Âli-i Tanzimat, Tanzimat düzenlemelerinin metinlerini hazırlamak ve uygulamayı denetlemek üzere kurulmuş bir üst kuruldu. Kanun ve nizamname taslakları burada görüşülüyordu.
2 Mayıs 1855 tarihinde, Ali Paşa'nın sadrazam olmasıyla boşalan hariciye nazırlığına getirildi ve kurul başkanlığını da sürdürdü. Böylece savaşın son yılında hem dış siyasetin hem iç düzenlemelerin yürütücüsü oldu.
Savaş 30 Mart 1856 tarihinde imzalanan Paris Antlaşması ile sona erdi. Antlaşmadan önce, 18 Şubat 1856 tarihinde Islahat Fermanı ilan edilmişti; metnin hazırlanmasında hariciye nazırı olarak görev aldı.
Paris Konferansı ve Eflak Boğdan Meselesi
06 / 18 · 1 dkParis Antlaşması, Eflak ve Boğdan'ın gelecekteki statüsünü tam olarak çözmemiş, meseleyi ayrı bir görüşmeye bırakmıştı. İki prenslik Osmanlı Devleti'ne bağlıydı ancak büyük devletlerin ortak güvencesi altına alınmıştı.
Konu 1858 yılında Paris'te toplanan konferansta ele alındı. Osmanlı Devleti'ni temsil eden heyette Fuad Paşa yer aldı.
Görüşmelerde iki görüş çarpıştı. Fransa ve Rusya, iki prensliğin birleşmesini destekliyordu. Osmanlı Devleti, Avusturya ve İngiltere ise ayrı yönetimlerin sürmesinden yanaydı. Konferans, prensliklerin ayrı kalması ancak ortak kurumlara sahip olması yönünde bir uzlaşma metni kabul etti.
Uzlaşma kısa sürdü. İki prenslikte aynı kişinin ayrı ayrı prens seçilmesiyle fiilî birleşme gerçekleşti ve bu durum sonradan tanındı. Böylece Romanya'nın kuruluşuna giden süreç başladı.
Fuad Paşa'nın konferanstaki tutumu, sonraki yıllarda izlediği çizginin habercisidir: hukuki bağı korumak, fiilî gelişmeleri geciktirmek ve doğrudan çatışmadan kaçınmak.
Aynı yıllarda hariciye nazırlığı görevini aralıklarla sürdürdü. 1858 ile 1860 arasındaki dönemde Cebel-i Lübnan'da artan gerginlik, Karadağ meselesi ve Sırbistan'daki hareketlenme başlıca konulardı.
Bu dönem, Osmanlı dış siyasetinin Paris Antlaşması ile kurulan yeni çerçevede yürütülmeye çalışıldığı yıllardır. Devletin toprak bütünlüğü imzacı devletlerin güvencesi altındaydı; buna karşılık her iç mesele, bu devletlerin gündemine taşınabilir bir konu hâline gelmişti.
Mekteb-i Tıbbiye'ye girdi ve Fransızca öğrendi.
Suriye ve Lübnan Görevi
07 / 18 · 1 dkCebel-i Lübnan'da Dürzi ve Maruni cemaatleri arasındaki gerginlik 1860 yılının mayıs ayında çatışmaya dönüştü. Çatışmalar kısa sürede yayıldı ve temmuz ayında Şam'da da olaylar çıktı; çok sayıda Hristiyan hayatını kaybetti.
Olaylar Avrupa'da geniş yankı buldu. Fransa, bölgeye asker göndermeye hazırlandığını bildirdi. Osmanlı Devleti, meseleyi kendi eliyle çözmek üzere harekete geçti.
Fuad Paşa, olağanüstü yetkilerle bölgeye gönderildi. 1860 yılının temmuz ayında Beyrut'a ulaştı; yanında askerî birlikler vardı. Kaynaklar Beyrut'a varış gününü farklı verir.
Önce Şam'a yöneldi. Olaylarla ilgili soruşturma açtı, divan-ı harp kurdu ve yargılamalar yaptı. Yargılama sonunda çok sayıda kişi hakkında ölüm cezası verildi ve infaz edildi; aralarında görevini yapmamakla suçlanan yerel yöneticiler de bulunuyordu. Cezaların ağırlığı, dönemin ve sonraki yılların tartışma konularından biridir.
Aynı süreçte zarar gören ailelerin durumu için tazminat düzeni kuruldu, göç edenlerin geri dönüşü sağlandı ve yeniden yapım çalışmaları başlatıldı.
Fransız birlikleri 1860 yılının sonunda bölgeye çıktı. Fuad Paşa'nın yürüttüğü çalışmalar, bu askerî varlığın kalıcı hâle gelmemesi ve bölgenin Osmanlı idaresinde kalması bakımından belirleyici sayılır.
Görev, Osmanlı yönetiminin bir iç meseleyi büyük devletlerin doğrudan müdahalesine bırakmadan çözme çabasının en çok anılan örneğidir. Aynı zamanda, uygulanan cezaların sertliği sebebiyle en çok tartışılan görevlerinden biridir.
Cebel-i Lübnan Nizamnamesi
08 / 18 · 1 dkOlayların yatıştırılmasından sonra bölgenin idari düzeni yeniden kuruldu. Osmanlı Devleti ile Fransa, İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya temsilcilerinden oluşan bir komisyon çalıştı; Osmanlı tarafını Fuad Paşa yönetti.
Çalışmanın sonucu, 9 Haziran 1861 tarihinde kabul edilen Cebel-i Lübnan Nizamnamesi'dir. Metin, bölgeye özel bir idare düzeni kurdu.
Düzenin esasları şunlardı: bölge, doğrudan merkeze bağlı bir mutasarrıflık hâline getirildi; mutasarrıf Osmanlı tebaası bir Hristiyan olacak ve büyük devletlerin onayıyla atanacaktı; mutasarrıfın yanında cemaatlerin temsil edildiği bir idare meclisi kurulacaktı; yargı, vergi ve asayiş işleri bu yapı içinde yürütülecekti; bölge, dışarıdan asker alınmayan ve kendi jandarma gücüyle yönetilen bir statü kazandı.
İlk mutasarrıf olarak Osmanlı hizmetinde bulunan Ermeni asıllı bir devlet adamı atandı. Nizamname, 1864 yılında bazı maddeleri değiştirilerek yeniden düzenlendi.
Düzen, Birinci Dünya Savaşı'na kadar yürürlükte kaldı. Bölge bu dönemde, imparatorluğun görece istikrarlı yerlerinden biri oldu.
Nizamnamenin iki yönü tartışılır. Bir görüşe göre metin, cemaat çatışmasını sona erdiren ve dış müdahaleyi önleyen başarılı bir düzenlemedir. Diğer görüşe göre büyük devletlerin onayına bağlanan bir yönetim biçimi, merkezî otoritenin sınırlandığı bir örnek oluşturdu ve benzer talepler için emsal sayıldı.
Aynı model, birkaç yıl sonra Girit için hazırlanan nizamnamede de kısmen esas alındı.
Birinci Sadareti
09 / 18 · 1 dkSultan Abdülmecid 25 Haziran 1861 tarihinde öldü ve yerine kardeşi Abdülaziz tahta çıktı. Fuad Paşa, yeni padişahın güvendiği isimlerden biri oldu.
Birinci sadareti 22 Kasım 1861 tarihinde başladı. Görevi, Ali Paşa'dan devraldı.
Dönemin en acil meselesi maliyeydi. Kırım Savaşı sırasında alınan dış borçlar, savaş harcamaları ve piyasaya sürülen kâğıt para devleti sıkıştırıyordu. Kaime adı verilen kâğıt para değerini kaybetmiş, fiyatlar yükselmiş ve devlete olan güven zayıflamıştı.
Çözüm için İngiltere'den sağlanan bir borçla kâğıt para tedavülden kaldırıldı. İşlem 1862 yılında tamamlandı. Bu, dönemin en dikkat çeken mali operasyonudur; kısa vadede piyasayı rahatlattı, uzun vadede dış borç yükünü artırdı.
Aynı dönemde harcamaların kayda bağlanması ve gelirlerin düzenli tahsili için çalışmalar yürütüldü. Maliyenin merkezî denetimi, sadaretin ana programıydı.
Dış siyasette Karadağ meselesi ve Sırbistan'daki gerginlik gündemdeydi. Sırbistan'daki olaylar sonrasında toplanan konferansta, kalelerdeki Osmanlı varlığının sınırlandırılması kararlaştırıldı.
Birinci sadaret, mali hedeflerin tutturulamaması ve Balkanlar'daki gerginliğin sürmesi üzerine sona erdi. Kaynaklar bitiş gününü farklı verir; bir kısmı 2 Ocak 1863, bir kısmı ocak ayının ilerleyen günlerini kaydeder. Ayrılışı, hükümetin diğer üyelerinin de istifasıyla birlikte gerçekleşti.
Tercüme Odası'na memur oldu.
İkinci Sadareti ve Mali Düzenlemeler
10 / 18 · 1 dkİkinci sadareti 1 Haziran 1863 tarihinde başladı. Bu görevde seraskerlik makamı da kendisinde kaldı; böylece hükümetin başı ile ordunun idaresi aynı kişide toplandı.
Dönemin en kalıcı adımı bütçedir. 1863 ve 1864 mali yılı için hazırlanan bütçe, Osmanlı Devleti'nde modern anlamda hazırlanan ilk bütçe olarak kabul edilir. Gelir ve gider kalemleri ayrı ayrı gösterildi, harcamalar önceden belirlenen tutarlara bağlandı.
Bütçe uygulaması, devlet maliyesinin yıllık bir plana bağlanması anlamına geliyordu. O tarihe kadar harcamalar, gelirlerin geldiği ölçüde ve ihtiyaç doğdukça yapılıyordu.
Aynı yıllarda bir devlet bankası kurulması gündeme geldi. Kurum, hazinenin kısa vadeli ihtiyaçlarını karşılamak, kâğıt para basmak ve devlet gelirlerinin tahsilinde aracılık etmek üzere yabancı sermaye ortaklığıyla oluşturuldu.
Taşra idaresinde 1864 yılında hazırlanan Vilayet Nizamnamesi yürürlüğe girdi. Metin, eyalet düzenini vilayet düzenine çevirdi ve vilayet, sancak, kaza, nahiye basamaklarını tanımladı. Uygulama önce Tuna vilayetinde denendi.
Aynı dönemde ordunun düzenlenmesi, telgraf ağının genişletilmesi ve demiryolu imtiyazları gündemdeydi. Rumeli'de demiryolu hattı için görüşmeler bu yıllarda yürütüldü.
İkinci sadaret, kaynakların bir kısmına göre 4 Haziran, bir kısmına göre 5 Haziran 1866 tarihinde sona erdi. Görev üç yıl sürdü ve sadaret dönemlerinin uzun olanıdır. Makamı bıraktıktan sonra hariciye nazırlığını sürdürdü.
Girit Meselesi ve Son Görevleri
11 / 18 · 1 dkSadaretten ayrıldığı yıl Girit'te isyan başladı. Ada halkının bir bölümü Yunanistan'a katılmayı talep ediyordu; Yunanistan isyancılara destek verdi ve mesele büyük devletlerin gündemine taşındı.
Fuad Paşa hariciye nazırı sıfatıyla meselenin diplomatik yönünü yürüttü. Yunanistan ile ilişkiler gerildi, büyük devletler arabuluculuk teklif etti ve Osmanlı yönetimi adada yeni bir idare düzeni kurma yolunu seçti. Bu süreç, Ali Paşa'nın 1867 yılında adaya gitmesiyle sonuçlandı.
1867 yılının bir başka önemli olayı, Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahatidir. Padişah 21 Haziran 1867 tarihinde yola çıktı; Fransa, İngiltere, Belçika, Prusya ve Avusturya'yı kapsayan gezi 7 Ağustos 1867 tarihinde tamamlandı. Fuad Paşa, hariciye nazırı olarak heyette bulundu.
Seyahat, bir Osmanlı padişahının savaş dışında Avrupa'ya yaptığı ilk gezidir. Programın hazırlanması, görüşmelerin yürütülmesi ve protokol işleri hariciyenin sorumluluğundaydı.
Aynı yıl Fransa hükümeti, Osmanlı Devleti'nden düzenlemelerin hızlandırılmasını isteyen bir muhtıra verdi. Hükümetin cevabı, düzenlemelerin kendi takvimiyle sürdürüleceği yönünde oldu.
Bu dönemde sağlığı bozuldu. Kalp rahatsızlığı sebebiyle görevini sürdürmekte zorlandı ve tedavi için yurt dışına gitmesi kararlaştırıldı.
Son yılları, Tanzimat'ın ikinci kuşağının en yoğun çalıştığı yıllara denk gelir. Yargı ile idarenin ayrılması, Girit için nizamname ve Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nin açılması hazırlıkları bu dönemde yürütülüyordu.
Hastalığı ve Ölümü
12 / 18 · 1 dkKalp rahatsızlığı 1868 yılında ağırlaştı. Hekimlerin tavsiyesiyle Fransa'nın güneyine, iklimi yumuşak olan Nice şehrine gitti.
Tedavi sonuç vermedi. Mehmed Fuad Paşa 12 Şubat 1869 tarihinde Nice'te öldü. Elli beş yaşındaydı. Kaynakların bir kısmı ölüm gününü bir gün sonrası olarak kaydeder.
Naaşı İstanbul'a getirildi. Cenazesi, Sultanahmet ile Çemberlitaş arasında kalan Peykhane semtinde, kendi adıyla anılan türbeye defnedildi. Türbe, kabrin üzerine sonradan yapıldı ve bugün ayaktadır.
Ölümü, Ali Paşa'yı en yakın çalışma arkadaşından yoksun bıraktı. İki devlet adamı yaklaşık yirmi yıl boyunca sadaret ve hariciye makamlarında dönüşümlü olarak çalışmıştı. Ali Paşa, son iki buçuk yılını tek başına yürüttü ve 7 Eylül 1871 tarihinde öldü.
İki ölüm arasındaki kısa aralık, Tanzimat'ın yönetici kuşağının sona ermesi olarak kaydedilir. Mustafa Reşid Paşa 1858, Fuad Paşa 1869 ve Ali Paşa 1871 yılında öldü.
Ölümünün ardından siyasi vasiyetname olarak anılan bir metin yayımlandı. Metnin gerçekliği tartışmalıdır ve bu tartışma yayımlandığı günden itibaren sürmüştür.
Geride bıraktığı mal varlığı, oğullarının kendisinden önce ölmesi sebebiyle eşine kaldı. Kaynaklar, servetinin dönemin diğer devlet adamlarına göre büyük olmadığını kaydeder.
Eflak ve Boğdan'daki ayaklanma sebebiyle bölgeye komiser olarak gönderildi.
Siyasi Vasiyetnamesi Tartışması
13 / 18 · 1 dkÖlümünden kısa süre sonra, Fuad Paşa'ya ait olduğu belirtilen bir siyasi vasiyetname yayımlandı. Metin, İstanbul'da çıkan bir yabancı gazetede İngilizce ve Fransızca olarak yer aldı.
Vasiyetname, Osmanlı Devleti'nin izlemesi gereken dış ve iç siyaseti anlatan uzun bir değerlendirme biçimindedir. İçeriğinde büyük devletlerle ilişkilerin nasıl yürütüleceği, hangi devletle yakınlaşılması gerektiği ve iç düzenlemelerin sırası ele alınır.
Metnin gerçekliği yayımlandığı günden itibaren tartışıldı. Dönemin gazetelerinde, üslubun Fuad Paşa'ya ait olup olmadığı üzerine yazılar çıktı.
Sonraki yıllarda yapılan değerlendirmelerde iki görüş oluştu. Bir görüşe göre metindeki fikirler Fuad Paşa'ya aittir ancak kaleme alan başka bir kişidir. Diğer görüşe göre metin bütünüyle başkası tarafından yazılmış ve ona atfedilmiştir. Dönemin yazarlarından bazıları, metni kaleme alan kişi olarak belirli isimler ileri sürmüştür.
Benzer bir tartışma, Ali Paşa adına yayımlanan vasiyetname için de yürütüldü. İki metnin de aynı dönemde ve benzer koşullarda ortaya çıkması, tartışmayı büyüttü.
Bu sebeple vasiyetnamedeki cümleler, Fuad Paşa'nın sözü olarak kullanılmaz. Kaynaklar metni, dönemin siyasi tartışmalarını yansıtan bir belge olarak değerlendirir; yazarı kesinleşmemiştir.
Aynı durum, ona atfedilen nükteli sözler için de geçerlidir. Çağdaşları hazırcevaplığını kaydeder, ancak dolaşımdaki sözlerin çoğu sonradan derlenmiş ve kaynağı gösterilememiştir.
Ali Paşa ile Ortak Yönetim
14 / 18 · 1 dkFuad Paşa'nın kariyeri, Mehmed Emin Ali Paşa ile birlikte anlatılır. İki devlet adamı aynı kuşaktandır, aynı kalemde yetişmiş ve aynı hocanın himayesinde ilerlemiştir.
Çalışma düzenleri dönüşümlüdür. Biri sadrazam olduğunda diğeri hariciye nazırı oluyordu; makamlar arasında sürekli bir iş bölümü vardı. Bu düzen 1852 yılından 1869 yılına kadar sürdü.
Mizaç bakımından birbirinden ayrılırlar. Çağdaşları Ali Paşa'yı temkinli, sessiz ve ayrıntıya dikkat eden; Fuad Paşa'yı ise hazırcevap, girişken ve hızlı karar veren bir kişi olarak tarif eder. Kaynaklar bu farkı, ikilinin uyumunun sebebi olarak gösterir.
Siyasi çizgileri örtüşür. İkisi de imparatorluğun bütün tebaasını ortak bir hukuk düzeni altında toplamayı, düzenlemeleri devlet eliyle ve kademeli biçimde yürütmeyi savundu. Seçilmiş meclis fikrine ikisi de mesafeliydi.
Bu ortak çizgi, aynı muhalefetin hedefi oldu. Yeni Osmanlılar hareketi, iki devlet adamını da anayasa ve meclis kurmamakla, dış devletlerin taleplerine yeterince direnmemekle eleştirdi.
Mustafa Reşid Paşa ile ilişkileri de benzerdir. İkisi de onun himayesinde yetişti, ikisi de sonraki yıllarda ondan bağımsızlaştı ve 1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı sebebiyle onunla karşı karşıya geldi.
Üçlü, kaynaklarda Tanzimat'ın yönetici kadrosu olarak anılır. Ortak özellikleri kalem kökenli olmaları, Avrupa dillerini bilmeleri ve devlet işlerini yazılı metinler ve kurullar üzerinden yürütmeleridir.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
15 / 18 · 1 dkÇağdaşlarının anlatımında Fuad Paşa, uzun boylu ve zayıf yapılı, hızlı konuşan ve hazırcevap bir devlet adamıdır. Giyiminde ve tavrında Avrupa usulünü benimsediği kaydedilir.
Diplomaside doğrudan ve açık bir üslup kullandı. Yabancı elçilerle yapılan görüşmelerde meseleyi uzatmadan ele aldığı, karşı tarafın talebini ölçüp hızla karşılık verdiği belirtilir. Bu yönüyle, aynı meseleleri zamana yaymayı tercih eden Ali Paşa'dan ayrılır.
İdarede sonuç almaya öncelik verdi. Suriye ve Lübnan görevinde uyguladığı yöntem bu tutumun en açık örneğidir: soruşturma hızla yürütüldü, cezalar kısa sürede verildi ve yeni idare düzeni bir yıl içinde kuruldu. Aynı hız, uygulanan cezaların ağırlığı sebebiyle eleştirilmiştir.
Maliye anlayışı denetim ve kayıt üzerine kuruluydu. Bütçe hazırlanması, harcamaların önceden belirlenmesi ve kâğıt paranın piyasadan çekilmesi bu anlayışın uygulamalarıdır. Buna karşılık uygulanan yöntem dış borçlanmayı artırdı; bu, dönemin en çok eleştirilen tercihlerinden biridir.
Dil ve edebiyata ilgisi babasından gelir. Türkçenin dil bilgisi üzerine hazırladığı kitap, devlet adamlığının yanında bir yazar kimliği taşıdığını gösterir.
Eğitim konusundaki tutumu açıktır. Galatasaray Mekteb-i Sultanisi projesini Ali Paşa ile birlikte geliştirdi; okulun kurulmasını, imparatorluğun bütün tebaasından öğrenci alan bir kurum ihtiyacına bağladı.
Muhalefet karşısındaki tutumu sert oldu. Basına yönelik sınırlamalar ve Yeni Osmanlılar hareketine karşı alınan tedbirler onun da içinde bulunduğu hükümetlerin kararlarıdır.
Macar sığınmacıların iadesi talebi üzerine Rusya ile yürütülen görüşmelerde görev aldı.
Eserleri ve Kurumsal Mirası
16 / 18 · 1 dkFuad Paşa'nın adı üç metin ve üç kurumla birlikte anılır.
Birinci metin Kavaid-i Osmaniye'dir. Ahmed Cevdet Paşa ile birlikte hazırlanan bu dil bilgisi kitabı, Türkçenin kurallarını Türkçe olarak anlatan erken çalışmalardandır ve okullarda ders kitabı olarak kullanıldı.
İkinci metin Cebel-i Lübnan Nizamnamesi'dir. 9 Haziran 1861 tarihinde kabul edilen düzenleme, bölgeye özel bir idare düzeni kurdu ve Birinci Dünya Savaşı'na kadar yürürlükte kaldı.
Üçüncü metin, 1863 ve 1864 mali yılı için hazırlanan bütçedir. Osmanlı Devleti'nde modern anlamda hazırlanan ilk bütçe kabul edilir.
Kurumlar arasında Şirket-i Hayriye ilk sıradadır. Boğaziçi'nde düzenli vapur işletmek üzere 1851 yılında kurulan şirketin nizamnamesi onun kalemindendir. İkincisi Meclis-i Âli-i Tanzimat'tır; düzenlemelerin hazırlandığı bu üst kurulun başkanlığını yaptı. Üçüncüsü Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'dir; proje Ali Paşa ile birlikte geliştirildi ve okul 1 Eylül 1868 tarihinde öğretime açıldı.
Bunların yanında, hariciye teşkilatının kurumsallaşmasında payı vardır. Elçilik kadrolarının düzenlenmesi, yazışma usullerinin belirlenmesi ve tercüme kaleminin bir yetiştirme kurumu gibi işletilmesi onun nazırlık dönemlerine rastlar.
Adı bugün İstanbul'da bir semte, bir sokağa ve türbesinin bulunduğu çevreye verilmiştir.
Mirası ve Tarihteki Yeri
17 / 18 · 1 dkFuad Paşa, Tanzimat döneminin üç isminden biri olarak anılır. Mustafa Reşid Paşa dönemi başlattı, Ali Paşa ile Fuad Paşa sürdürdü.
Değerlendirmeler üç eksende yürür. Birinci eksende, kriz yönetimindeki başarısı öne çıkar. Yanya, Şam ve Cebel-i Lübnan görevleri, dış müdahaleye kapı açabilecek meselelerin merkezî yönetim eliyle çözüldüğü örnekler olarak gösterilir.
İkinci eksende maliye tartışılır. Bütçenin hazırlanması ve harcamaların kayda bağlanması kalıcı adımlardır. Buna karşılık kâğıt paranın dış borçla piyasadan çekilmesi, borç yükünü artıran bir tercih olarak eleştirilir. Osmanlı Devleti 1875 yılında borç ödemelerini durdurdu; bu sürecin başlangıcı Kırım Savaşı yıllarına dayanır.
Üçüncü eksende Cebel-i Lübnan düzeni ele alınır. Bir görüşe göre bu düzenleme, cemaat çatışmasını sona erdiren ve bölgeyi elli yıl boyunca istikrarda tutan bir başarıdır. Diğer görüşe göre büyük devletlerin onayına bağlanan yönetim biçimi, benzer talepler için emsal oluşturmuştur.
Kurumsal miras tartışmasızdır. Bütçe usulü, taşra idaresinin vilayet düzenine geçirilmesi, hariciye teşkilatının düzenlenmesi ve Galatasaray Mekteb-i Sultanisi onun görev dönemlerine aittir.
Dil alanındaki katkısı ayrı bir yerde durur. Türkçenin kurallarını Türkçe olarak anlatan kitabı, devlet adamlığının yanında yazarlık yönünü gösterir.
Osmanlı modernleşme tarihinde adı, kriz anlarında görevlendirilen ve sonuç alan bir devlet adamı olarak kayıtlıdır.
Aynı Yıllarda Dünya
18 / 18 · 1 dk1848: Avrupa'yı saran ayaklanmalar başladı; Fransa'da monarşi devrildi.
1853: Kırım Savaşı başladı; Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti.
1859: İtalya'da birleşme savaşları başladı; Avusturya kuzey İtalya'daki topraklarını kaybetti.
1861: Amerika Birleşik Devletleri'nde iç savaş başladı; aynı yıl İtalya Krallığı kuruldu.
1861: Rusya'da toprak köleliği kaldırıldı.
1864: Cenevre'de savaş zamanında yaralılara dair ilk uluslararası sözleşme imzalandı.
1866: Prusya ile Avusturya arasındaki savaş Prusya'nın üstünlüğüyle sonuçlandı.
1867: Paris'te dünya sergisi açıldı; Sultan Abdülaziz sergiyi ziyaret etti.
1869: Süveyş Kanalı açıldı; Akdeniz ile Kızıldeniz arasında doğrudan bağlantı kuruldu.
Bursa'da Ahmed Cevdet Efendi ile Kavaid-i Osmaniye'yi ve Şirket-i Hayriye nizamnamesini hazırladı.
Kronoloji
32 olay- 19. yüzyıl
İstanbul'da doğdu; kaynakların bir kısmı doğum yılını 1815 olarak verir.
Babası Keçecizade İzzet Molla sürgünde öldü; ailenin durumu değişti.
Mekteb-i Tıbbiye'ye girdi ve Fransızca öğrendi.
Tercüme Odası'na memur oldu.
Baş tercümanlığa getirildi.
İspanya'ya olağanüstü elçi olarak gönderildi.
Eflak ve Boğdan'daki ayaklanma sebebiyle bölgeye komiser olarak gönderildi.
Macar sığınmacıların iadesi talebi üzerine Rusya ile yürütülen görüşmelerde görev aldı.
Bursa'da Ahmed Cevdet Efendi ile Kavaid-i Osmaniye'yi ve Şirket-i Hayriye nizamnamesini hazırladı.
Encümen-i Daniş'e üye seçildi; aynı yıl Şirket-i Hayriye kuruldu.
Mısır'a gönderildi ve valiliğin vergi yükümlülüğü görüşüldü; aynı yıl hariciye nazırlığına getirildi.
Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilan etti; Kırım Savaşı başladı.
Meclis-i Âli-i Tanzimat'a üye seçildi ve kurulun başkanlığına getirildi.
Epir ve Teselya'daki ayaklanma sebebiyle Yanya bölgesine gönderildi.
Hariciye nazırlığına getirildi; kurul başkanlığını da sürdürdü.
Islahat Fermanı ilan edildi; metnin hazırlanmasında hariciye nazırı olarak görev aldı.
Eflak ve Boğdan meselesinin görüşüldüğü Paris Konferansı'nda Osmanlı heyetinde bulundu.
Şam'da divan-ı harp kuruldu ve olaylarla ilgili yargılamalar yapıldı.
Suriye ve Lübnan'daki olaylar üzerine olağanüstü yetkilerle Beyrut'a ulaştı.
Cebel-i Lübnan Nizamnamesi kabul edildi; bölge doğrudan merkeze bağlı mutasarrıflık hâline getirildi.
Sultan Abdülmecid öldü, yerine kardeşi Abdülaziz tahta çıktı.
İlk kez sadrazamlığa getirildi; makamı Mehmed Emin Ali Paşa'dan devraldı.
İngiltere'den sağlanan borçla kâğıt para tedavülden kaldırıldı.
1863 ve 1864 mali yılı için bütçe hazırlandı; modern anlamda ilk Osmanlı bütçesi kabul edilir.
Birinci sadareti sona erdi; kaynaklar bitiş gününü farklı verir.
İkinci kez sadrazam oldu; seraskerlik makamı da kendisinde kaldı.
Vilayet Nizamnamesi yürürlüğe girdi; taşra idaresi vilayet düzenine geçirildi.
Girit'te isyan başladı; meselenin diplomatik yönünü hariciye nazırı olarak yürüttü.
İkinci sadareti sona erdi; kaynakların bir kısmı bitişi 4 Haziran olarak verir.
Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahati başladı; heyette hariciye nazırı olarak yer aldı.
Kalp rahatsızlığı ağırlaştı; tedavi için Fransa'ya gitti.
Nice'te öldü; naaşı İstanbul'a getirilerek Peykhane'deki türbesine defnedildi.
Sadareti
2 dönem · yaklaşık 5 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahSavaşlar ve Seferler
3 kayıtAntlaşmalar
2 antlaşmaEserleri
7 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti mühr-i hümayundur ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Mehmed Fuad Paşa mührü iki ayrı dönemde aldı; ilki 22 Kasım 1861, ikincisi 1 Haziran 1863 tarihindedir. İkinci sadaretinde seraskerlik makamı da kendisinde kaldığı için ordunun idaresi ile hükümetin başkanlığı aynı kişide toplandı.
Aile Ağacı
4 kişi
Mehmed Fuad PaşaÇağdaşları
10 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
7 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruMehmed Fuad Paşa kaç kez sadrazamlık yaptı?
Mehmed Fuad Paşa'nın babası kimdir?
Fuad Paşa neden Tıbbiye'de okudu?
Cebel-i Lübnan Nizamnamesi nedir?
Fuad Paşa 1860 yılında Suriye'de ne yaptı?
İlk Osmanlı bütçesi ne zaman hazırlandı?
Kaime neden tedavülden kaldırıldı?
Kavaid-i Osmaniye nedir?
Fuad Paşa ile Ali Paşa nasıl çalıştı?
Fuad Paşa Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahatine katıldı mı?
Fuad Paşa nerede öldü ve nereye defnedildi?
Fuad Paşa'nın siyasi vasiyetnamesi gerçek midir?
Fuad Paşa hangi okulun kurulmasında rol aldı?
Fuad Paşa'nın 1854 yılındaki Yanya görevi neydi?
Fuad Paşa'nın çocukları kimlerdir?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q715917 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026

