
Melek Ahmed Paşa
ملك احمد پاشاMelek·Melek Ahmed Ağa
Melek Ahmed Paşa, 1650-1651 yıllarında IV. Mehmed'in sadrazamlığını yapan, Kaya Sultan'ın eşi ve Evliya Çelebi'nin akrabası olan Abaza asıllı veziriazamdır.
Melek Ahmed Paşa Kimdir?
14 dk okumaMelek Ahmed Paşa, Abaza asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır. İstanbul'da doğdu; doğum yılı kesin olarak bilinmez ve kaynaklar birbirinden uzak yıllar verir. Küçük yaşta saray hizmetine alındı, Enderun'da yetişti ve IV. Murad döneminde silahdar ağalığına kadar yükseldi. Ardından otuz yıla yayılan bir taşra kariyeri geçirdi; Diyarbekir, Bağdat, Şam, Van ve Bosna gibi eyaletlerde vali olarak bulundu.
5 Ağustos 1650 tarihinde IV. Mehmed'in sadrazamlığına getirildi. Görevi bir yılı biraz aştı. Sadareti, Girit Savaşı'nın altıncı yılına ve hazinenin en sıkışık dönemine denk geldi. Ordunun ve donanmanın masrafını karşılamak için başvurulan ayarı düşük sikke uygulaması İstanbul piyasasında büyük tepki topladı. 21 Ağustos 1651 tarihinde başkentte esnafın kapattığı dükkânlarla başlayan ayaklanma üzerine mührü geri verdi.
Hayatı hakkında bilinenlerin önemli bir bölümü Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinden gelir. Evliya Çelebi anne tarafından akrabasıydı ve yirmi bir yıl maiyetinde bulunarak onunla birlikte Özü, Van, Bitlis ve Bosna yörelerini dolaştı. Bu yakınlık, Seyahatnâme'yi Melek Ahmed Paşa için birinci elden bir kaynak yapar; aynı yakınlık, oradaki değerlendirmelerin taraflı olduğunu da gösterir. Bu sebeple Seyahatnâme'ye dayanan bilgiler aktarım olarak verilir, kesin olgu sayılmaz.
IV. Murad'ın kızı Kaya Sultan ile evliydi. Kaya Sultan'ın 1658 yılında doğum sonrası ölümü, hem Melek Ahmed Paşa'nın hayatında hem de Seyahatnâme'nin en geniş bölümlerinden birinde ayrı bir yer tutar. 1 Eylül 1662 tarihinde İstanbul'da öldü.
İstanbul'da doğdu. Doğum yılı kesin değildir; kaynaklar 1585, 1588 ve 1604 gibi birbirinden uzak yıllar verir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 17 · 1 dkMelek Ahmed Paşa İstanbul'da doğdu. Kaynakların bir kısmı doğum yerini Fındıklı, bir kısmı Galata olarak verir; ikisi de Haliç'in kuzey yakasındaki aynı yerleşim kuşağını gösterir.
Doğum yılı kesin olarak bilinmez ve kaynaklar arasında büyük fark vardır. Bir kısmı 1585 ile 1588 arasını, bir kısmı 1604 civarını verir. Bu ayrılık çözülmüş değildir, bu yüzden künyede yıl yazılmaz. Erken tarihi savunanların dayanağı, saraya sunulduğu sırada on beş yaşında olduğu ve bu sunuşun I. Ahmed'in saltanatının ilk yıllarına denk geldiği yolundaki aktarımdır.
Ailesi Kafkasya kökenlidir ve kaynaklarda Abaza asıllı olarak anılır. Babasının Pervane adında bir deniz görevlisi olduğu belirtilir. Bu iki bilgi Türkçe ve yabancı kaynaklarda ortaktır.
Çocukluğunun bir bölümünü Kafkasya'da, sütannesinin yanında geçirdiği aktarılır. Bu ayrıntı Evliya Çelebi'nin anlatısına dayanır ve başka bir kayıtla desteklenmez; bu sebeple aktarım olarak kalır.
Melek lakabının kaynağı da aynı erken döneme bağlanır. Kaynaklar bu adı ona I. Ahmed'in verdiğini kaydeder. Osmanlı kayıtlarında kişiler çoğu zaman böyle bir lakapla anılır; sonraki bütün belgelerde ve tarih kitaplarında Melek Ahmed adıyla geçer.
Devşirme düzeninden değil, Kafkasya'dan gelen ve saraya sunulan görevliler arasından yetişti. On yedinci yüzyılda saray kadrolarında Abaza, Gürcü ve Çerkes kökenli görevlilerin sayısı belirgin biçimde artmıştı; Melek Ahmed Paşa bu kuşağın önde gelen adlarından biridir.
Saraya Alınması ve Enderun Yılları
02 / 17 · 1 dkSaraya alındıktan sonra Enderun'da eğitim gördü. Enderun, padişahın hizmetindeki iç oğlanlarının yetiştirildiği okuldu; burada okuma yazma, din bilgisi, hat, matematik, silah kullanımı ve devlet usulü öğretilirdi. Yükselme, saray odalarında basamak basamak ilerleyen bir düzene bağlıydı.
Eğitiminin Dârüssaâde ağasının gözetiminde yürütüldüğü kaydedilir. Saray hizmetinde ilerleyerek has odaya girdi ve IV. Murad döneminde silahdar ağalığına kadar yükseldi. Silahdar ağası, padişahın silahını taşıyan ve has odanın en kıdemli görevlileri arasında sayılan kişiydi; bu makam, saray içi kariyerin en üst basamaklarından biriydi.
IV. Murad'ın 1638 yılında bizzat yönettiği Bağdat seferine katıldı. Sefer, uzun bir aradan sonra kazanılan en açık askerî başarı sayılır ve kuşatmada bulunan saray görevlilerinin sonraki kariyerlerinde belirleyici oldu. Melek Ahmed Paşa'nın taşra hizmetine geçişi de bu seferin hemen ardına rastlar.
Saraydan çıkma, Enderun'da yetişenlerin hayatındaki dönüm noktasıydı. Belirli bir kıdeme ulaşan görevliler dışarıya bir rütbe ile gönderilir ve taşra hizmetine başlardı. Melek Ahmed Paşa da bu yolu izledi ve doğrudan vezirlik rütbesiyle eyalet valiliğine geçti.
Saray yıllarının ona kazandırdığı en belirgin özellik, hanedanla kurduğu yakınlıktı. Sonraki yıllarda iki padişah kızıyla evlenmesi ve azledildikten sonra bile üst düzey görevlerde tutulması, bu bağın devamıyla açıklanır.
Evliya Çelebi ile Akrabalığı ve Seyahatnâme
03 / 17 · 1 dkMelek Ahmed Paşa hakkında bilinenlerin önemli bir bölümü Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinden gelir. Evliya Çelebi, kendisinin anne tarafından akrabası olduğunu ve yirmi bir yıl maiyetinde bulunduğunu yazar. Kaynaklar, Evliya Çelebi'nin annesinin Abaza asıllı olduğunu ve Melek Ahmed Paşa'nın ailesiyle yakın bağı bulunduğunu ortak biçimde kaydeder; akrabalığın tam derecesi ise kaynaklarda farklı anlatılır.
Evliya Çelebi, Melek Ahmed Paşa'nın valilik yaptığı yerlerin çoğunda yanında bulundu. Özü, Rumeli, Van, Bitlis ve Bosna yörelerine dair anlattıklarının çerçevesi bu görevlerdir. Seyahatnâme'nin üçüncü, dördüncü ve beşinci ciltlerindeki pek çok bölüm, bu maiyet yıllarının kaydıdır.
Bu yakınlık iki sonuç doğurur. Birincisi, Melek Ahmed Paşa on yedinci yüzyıl Osmanlı devlet adamları arasında özel hayatı en ayrıntılı bilinen kişidir: hastalıkları, rüyaları, evindeki konuşmaları, eşiyle ilişkisi ve ölümüne dair sahneler kayda geçmiştir. Bu ayrıntı düzeyi dönemin başka hiçbir veziriazamı için yoktur.
İkincisi, anlatı taraflıdır. Evliya Çelebi hem akrabası hem de hâmisi olan bir kişiyi anlatır; olayları onun bakışından aktarır, aleyhindeki gelişmelerde savunucu bir dil kullanır. Bu sebeple Seyahatnâme'den gelen bilgiler, dönemin resmî vakayinâmeleriyle karşılaştırılmadan kesin sayılmaz.
Seyahatnâme'nin bu bölümleri, yirminci yüzyılda ayrı bir inceleme konusu oldu ve İngilizceye çevrilerek bir Osmanlı devlet adamının özel hayatına dair kaynak olarak yayımlandı.
IV. Murad'ın yönettiği Bağdat seferine katıldı; bu yıllarda silahdar ağalığına kadar yükselmişti.
Devlet Hizmetine Geçişi ve İlk Valilikleri
04 / 17 · 1 dkSaraydan çıkışının ardından vezirlik rütbesiyle taşra hizmetine geçti. 1639 yılında Diyarbekir eyaleti valiliğine getirildi. Diyarbekir, doğu sınırının en önemli askerî üssüydü; İran cephesine sevk edilen kuvvetlerin toplanma noktası ve bölgedeki aşiretlerle ilişkilerin yürütüldüğü merkezdi.
1641 yılının mart ayında Bağdat valiliğine tayin edildi. Bağdat, 1638 yılında geri alınmıştı ve kalenin onarımı, garnizonun düzeni, çevredeki aşiretlerin merkeze bağlanması gibi işler sürüyordu. Bu görev, sınır eyaletlerinde valilik yapan az sayıdaki vezirin üstlendiği ağır sorumluluklardandı.
1642 yılında Şam eyaleti valiliğine geçti. Şam, hac yolunun güvenliğinden sorumlu eyaletti; vali aynı zamanda emîrü'l-hac sıfatıyla hac kafilesinin yönetiminden sorumluydu. Bu görev, taşra valiliklerinin en itibarlıları arasında sayılırdı.
1644 yılında İstanbul'a çağrıldı. Ardından 1645 ve 1646 yıllarında iki kez daha Diyarbekir valiliğine gönderildi. Kasım 1648 tarihinde ikinci defa Bağdat valiliğine tayin edildi. 1650 yılında üçüncü kez Bağdat'a tayin edildiği, ancak bu görev için yola çıkmadığı kaydedilir.
Bu görev listesi, on yedinci yüzyıl ortasındaki valilik düzeninin tipik örneğidir: süreler kısadır, tayinler sık değişir ve aynı eyalete birden çok kez dönülür. Melek Ahmed Paşa sadarete geldiğinde imparatorluğun doğu ve güney eyaletlerini doğrudan tecrübeyle tanıyordu.
Kaya Sultan ile Evliliği
05 / 17 · 1 dk1644 yılının ağustos ayında IV. Murad'ın kızı Kaya Sultan ile evlendi. Kaya Sultan kaynaklarda İsmihan Kaya Sultan adıyla da geçer ve 1632 ile 1633 yılları arasında doğduğu kaydedilir. Evlilik sırasında çok küçük yaşta olduğu bütün kaynaklarda ortaktır.
Hanedan kızlarıyla evlenen devlet adamlarına damat denirdi. Bu evlilikler, saray ile üst düzey görevliler arasında kalıcı bağ kurmanın yoluydu ve damat sayılan paşa, azledildiği dönemlerde bile hanedanın koruması altında sayılırdı. Melek Ahmed Paşa'nın 1651 yılındaki azlinden sonra üst düzey görevlerde tutulmaya devam etmesi bu konumla açıklanır.
Evliliğin ilk yıllarına dair anlatılanların tamamı Evliya Çelebi'ye dayanır. Aktardığına göre evlilik uzun süre fiilen kurulmadı ve bu durum ancak Kösem Sultan'ın araya girmesiyle değişti. Bu anlatı başka bir kaynakla doğrulanmadığı için aktarım olarak kalır.
Çiftin çocukları kaynaklarda şöyle sıralanır: Fatma Afife Hanımsultan, birkaç saat yaşayan Sultanzâde Abdullah Bey ve 24 Şubat 1658 tarihinde doğan bir kız. Kaya Sultan bu son doğumdan dört gün sonra öldü.
Kaya Sultan, döneminin en varlıklı hanedan kadınlarından sayılır. Sahip olduğu mukataa ve gelirler, hem hayır işlerinde hem de ölümünden sonraki miras tartışmasında ayrıca konu edildi.
Sadrazamlığa Getirilişi
06 / 17 · 1 dk5 Ağustos 1650 tarihinde sadrazamlığa getirildi. O sırada tahtta bulunan IV. Mehmed dokuz yaşındaydı; devlet işleri büyükannesi Kösem Sultan'ın başında bulunduğu saray çevresi tarafından yürütülüyordu.
Tayininde Kösem Sultan'ın desteği belirleyici oldu. Kaynaklar bu tercihin sebebini, kapıkulu ocaklarının devlet işlerine müdahalesini sınırlayabilecek, hanedana damatlık bağıyla bağlı ve taşra tecrübesi geniş bir isim arayışına bağlar.
Devraldığı tablo ağırdı. Girit Savaşı beşinci yılını doldurmuştu ve Kandiye Kalesi alınamıyordu. Venedik donanması Ege'de üstünlük kurmuş, adalar arasındaki ikmal yolunu tehdit ediyordu. Hazine, savaşın sürekli masrafı yüzünden açık veriyordu. Başkentte yeniçeri ve sipahi ocakları arasındaki çekişme sürüyor, ulufe ödemeleri gecikiyordu.
Saray içinde de iki merkez vardı. Padişahın büyükannesi Kösem Sultan ile annesi Turhan Sultan arasındaki güç mücadelesi bu yıllarda keskinleşti. Sadrazamlar bu mücadelenin dışında kalamıyor ve taraflardan birinin desteğiyle göreve gelip diğerinin baskısıyla düşüyordu.
Melek Ahmed Paşa'nın görev süresi bir yılı biraz aştı. Bu, dönemin ortalamasına göre kısa değildir: 1648 ile 1656 arasında sadaret makamı sekiz yılda yaklaşık on kez el değiştirmiştir. Buna rağmen sadareti, aldığı mali tedbirlerin doğurduğu tepki yüzünden dönemin en tartışmalı sadaretlerinden biri olarak kaydedildi.
Vezirlik rütbesiyle Diyarbekir eyaleti valiliğine getirildi.
Sadareti: Girit Savaşı ve Deniz Cephesi
07 / 17 · 1 dkSadaretinin en büyük askerî meselesi Girit Savaşı'ydı. 1645 yılında adaya yapılan çıkarmayla başlayan savaşta Hanya ve Resmo alınmış, ancak Kandiye Kalesi direnmeye devam etmişti. Adadaki ordunun ayakta kalması, deniz yoluyla gönderilen asker, erzak ve mühimmata bağlıydı.
Venedik, üstünlüğü denizde arıyordu. Donanması Ege adaları çevresinde dolaşarak Osmanlı ikmal filolarını hedef alıyor, zaman zaman Çanakkale Boğazı'nın çıkışını kapatıyordu. Bu yüzden sadaretin donanmaya ayırdığı kaynak, kara cephesine ayırdığından azalmıyordu.
Melek Ahmed Paşa döneminde donanmanın takviyesine ve Girit'e ikmal gönderilmesine ağırlık verildi. Yeni gemiler inşa edildi, tersane çalışmaları hızlandırıldı. Kaynaklar, harekâta katılan filonun yüz elli ile yüz seksen parça arasında gemiden oluştuğunu kaydeder; verilen sayılar kaynaktan kaynağa değişir.
Donanma 1651 yılının temmuz ayında Naksos ve Paros adaları çevresinde Venedik filosuyla karşılaştı. 10 Temmuz 1651 tarihinde yapılan muharebe Osmanlı donanmasının yenilgisiyle sonuçlandı. Bu, sadaretin son haftalarına denk gelen ve İstanbul'daki hoşnutsuzluğu artıran bir gelişme oldu.
Girit Savaşı bu dönemde sonuçlanmadı. Kandiye Kalesi, Melek Ahmed Paşa'nın sadaretinden on sekiz yıl sonra, Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa'nın sadaretinde alındı ve savaş ancak o zaman bitti.
Sadareti: Hazine ve Sikke Meselesi
08 / 17 · 1 dkSadaretinin belirleyici sorunu hazinenin durumuydu. Girit Savaşı'nın altı yıllık masrafı, sefer harcamalarını sürekli hale getirmişti. Buna karşılık taşradan gelen vergi düzensizdi ve kapıkulu ocaklarına ödenen ulufe, bütçenin taşıyamayacağı büyüklükteydi.
Bu tabloda başvurulan yol, sikkenin gümüş oranını düşürmek oldu. Ayarı düşürülen para ile aynı miktarda gümüşten daha çok akçe basılıyor, böylece ödemeler kısa vadede karşılanabiliyordu. Uygulamanın sonucu, piyasadaki paranın değer kaybetmesi ve fiyatların yükselmesiydi.
Kaynaklar, ayarı düşük akçenin Bosna ve Belgrad taraflarında bastırıldığını ve Azak Kalesi'ndeki askerin ödemesi için kullanıldığını kaydeder. Bu para İstanbul piyasasına da yayıldı. Halk arasında meyhane akçesi adıyla anıldı; ad, bu paraların özellikle küçük esnaf ve içki satılan yerlerdeki alışverişte biriktiği düşüncesinden gelir.
Asıl tepkiyi doğuran, toplanan bozuk paranın karşılığında altın verilmesi yönündeki teklif oldu. Piyasadan toplanan yüz yirmi yükten yüz on sekizinin altınla değiştirilmesi önerisi, esnafın ödeme düzenini doğrudan etkileyeceği için sert karşı çıkışa yol açtı.
Sadrazam, defterdarın hazırladığı bu tedbirlerin sorumlusu sayıldı. Dönem kaynakları, uygulamanın hazineye kısa süreli bir rahatlama sağladığı, ancak piyasada yarattığı güvensizliğin bunun çok üzerinde olduğu konusunda birleşir.
Esnaf Ayaklanması ve Azli
09 / 17 · 1 dk21 Ağustos 1651 tarihinde İstanbul'da esnaf harekete geçti. Dükkânlar kapatıldı ve şehrin çeşitli yerlerinden gelen kalabalık toplandı. Kaynaklar katılan sayısını on bin ile yirmi bin arasında verir; rakamlar kaynaktan kaynağa değişir.
Hareketin ayırt edici yanı, bir askerî ocaktan değil şehrin esnafından çıkmasıydı. On yedinci yüzyıl İstanbul'undaki ayaklanmaların hemen tamamı yeniçeri ya da sipahi ocaklarının işiydi; bu sebeple 1651 olayı, esnafın kendi başına yürüttüğü ilk büyük hareket olarak kaydedilir.
Kalabalık, şeyhülislâm Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi'yi önlerine alarak saraya yürüdü ve şikâyetlerini doğrudan bildirdi. Talep, ayarı düşük paranın kaldırılması ve sorumluların görevden alınmasıydı.
Yeniçeri ocağının sadrazama destek verdiği kaydedilir. Buna rağmen Melek Ahmed Paşa mührü geri verdi ve görevi sona erdi. Kaynakların bir kısmı azil tarihini ayaklanmanın yaşandığı 21 Ağustos 1651, bir kısmı ertesi gün olarak verir. Yerine Siyavuş Paşa getirildi.
Ayaklanma, sadrazamın düşmesiyle bitmedi. Aynı yılın eylül ayında saray içindeki güç mücadelesi Kösem Sultan'ın öldürülmesiyle sonuçlandı ve devlet işlerinde Turhan Sultan'ın konumu kesinleşti. Siyavuş Paşa'nın sadareti de kısa sürdü; makam 27 Eylül 1651 tarihinde Gürcü Mehmed Paşa'ya geçti.
IV. Murad'ın kızı Kaya Sultan ile evlendi ve hanedana damat oldu.
Azilden Sonraki Görevleri
10 / 17 · 1 dkAzledilen sadrazamların çoğu sürgüne gönderilir ya da idam edilirdi. Melek Ahmed Paşa için böyle olmadı. Hanedana damatlık bağıyla bağlı olması ve saray çevresinin korumasını sürdürmesi sayesinde üst düzey görevlerde kalmaya devam etti.
1651 yılının sonlarında Özü beylerbeyiliğine gönderildi. Özü eyaleti kaynaklarda Silistre adıyla da geçer; Tuna'nın aşağı havzasını ve Karadeniz'in kuzeybatı kıyısını kapsıyordu. Bölge, Kazak akınlarına açık olduğu için sürekli askerî hazırlık gerektiriyordu.
1652 yılında Rumeli beylerbeyiliğine getirildi. Rumeli, eyaletler arasında en kıdemlisi sayılırdı ve beylerbeyi divanda vezirlerden sonra gelen en yüksek taşra görevlisiydi. Bu görevden 1653 yılının ekim ayında alındı ve İstanbul'a döndü.
1654 yılında sadaret kaymakamlığına getirildi. Kaymakam, sadrazamın başkentte bulunmadığı dönemlerde onun yerine işleri yürüten görevliydi; makam, sadaret için düşünülen isimlerin bulunduğu basamaktı.
Aynı yılın sonlarında Van eyaleti valiliğine tayin edildi. Van, İran sınırındaki en ileri karakoldu. Evliya Çelebi bu göreve de eşlik etti; Seyahatnâme'nin Van, Bitlis ve çevresine dair bölümleri bu yıllarda toplanan gözlemlere dayanır. Bu dönemde bölgedeki beylerle yürütülen ilişkiler ve Bitlis hanı üzerine gerçekleşen harekât, aynı eserde geniş yer tutar.
Bosna Yılları ve Kubbe Vezirliği
11 / 17 · 1 dk1658 yılında Bosna beylerbeyiliğine getirildi. Bosna, imparatorluğun kuzeybatı sınırındaki en ileri eyaletti; Avusturya ve Venedik toprakları ile komşuydu ve sınır boylarındaki akınlar sürekli bir yönetim meselesiydi. Beylerbeyi aynı zamanda sınır güvenliğinden sorumlu askerî komutandı.
Bu görev, sadaretinden yedi yıl sonrasına denk gelir. Aynı yıllarda merkezde Köprülü Mehmed Paşa'nın sadareti sürüyordu ve devlet kademelerinde geniş bir görevden alma dalgası yaşanıyordu. Melek Ahmed Paşa'nın bu dönemde başkentten uzak bir sınır eyaletinde bulunması, kaynaklarda ayrıca kaydedilen bir ayrıntıdır.
Evliya Çelebi Bosna görevinde de yanındaydı. Seyahatnâme'nin Bosna, Hersek ve çevresindeki sınır boylarına dair bölümleri bu yıllara aittir; kalelerin durumu, sınırdaki yerleşmeler ve akın düzeni hakkında verdiği ayrıntılar bu maiyet yıllarının ürünüdür.
1660 yılında Bosna'dan ayrıldı ve İstanbul'a döndü. Bundan sonra taşra valiliği almadı; divanda kubbe veziri olarak bulundu. Kubbe vezirleri Divan-ı Hümayun'un doğal üyeleriydi ve sadrazamın yokluğunda işleri yürütürlerdi.
Ömrünün son iki yılı başkentte geçti. Bu dönemde devlet işlerinde aktif bir rol üstlendiğine dair kayıt yoktur; divandaki yeri, uzun hizmeti olan bir vezire tanınan kıdem makamı niteliğindedir.
Kaya Sultan'ın Ölümü ve Miras Meselesi
12 / 17 · 1 dkKaya Sultan 28 Şubat 1658 tarihinde öldü. Ölüm sebebi, dört gün önce gerçekleşen doğumun ardından ortaya çıkan komplikasyonlardır. Kaynaklar, doğum sonrası müdahalelerin sonucu değiştirmediğini kaydeder.
Olayın ayrıntılı anlatımı Evliya Çelebi'ye aittir. Seyahatnâme'de Kaya Sultan'a ayrılan bölüm, hastalığın seyrini, doğumdan önceki günleri ve ölüm sahnesini gün gün anlatır. Bu anlatı birinci elden bir kayıttır, ancak yazarın hem ailenin yakını hem de olayın tanığı olması sebebiyle duygusal ve tarafgir bir dille yazılmıştır. Bu sebeple ayrıntıları aktarım olarak alınır.
Kaya Sultan, döneminin en varlıklı hanedan kadınlarından sayılır. Elindeki gelirler ve mülkler, ölümünden sonra devlet ile aile arasında bir mesele haline geldi. Kaynaklar, mirasın önemli bir bölümüne hazine adına el konulduğunu kaydeder; uygulamanın gerekçesi, hanedan kadınlarına tahsis edilen gelirlerin şahsî mülk değil devlete ait tahsis sayılmasıydı.
Bu uygulamanın Köprülü Mehmed Paşa'nın sadareti sırasında gerçekleştiği belirtilir. Melek Ahmed Paşa aynı yıl Bosna beylerbeyiliğine tayin edilmişti.
Kaya Sultan, Ayasofya yanındaki Sultan İbrahim Türbesi'ne defnedildi. Melek Ahmed Paşa ise ölümünden sonra başka bir yere gömüldü; çift aynı türbede bulunmaz.
Girit'e çıkarma yapıldı ve Venedik ile savaş başladı; ikinci kez Diyarbekir valiliğine gönderildi.
Fatma Sultan ile Evliliği ve Son Yılları
13 / 17 · 1 dk1662 yılında I. Ahmed'in kızı Fatma Sultan ile evlendi. Bu, hanedandan bir kızla yaptığı ikinci evliliktir. Fatma Sultan, kendisinden önce birden çok kez evlenmiş ve dul kalmış hanedan kadınlarındandı; on yedinci yüzyılda hanedan kızlarının eşi ölen ya da idam edilen paşaların ardından yeniden evlendirilmesi olağan bir uygulamaydı.
Evlilik, devlet kademesindeki bağın sürdüğünü gösterir. Melek Ahmed Paşa o sırada kubbe veziriydi ve sadaretinden on bir yıl geçmişti. Hanedanla kurulan bu ikinci bağ, kariyerinin sonundaki konumunu koruması anlamına geliyordu.
Evliliğin üzerinden birkaç ay geçmeden öldü. Kaynaklar bu iki olayın yakınlığını ortak biçimde kaydeder.
Son yıllarına dair bilgiler yine büyük ölçüde Evliya Çelebi'ye dayanır. Anlattığına göre Melek Ahmed Paşa hayatının son döneminde Kaya Sultan'ın ölümünün etkisinden çıkamadı ve devlet işlerine eskisi gibi ilgi göstermedi. Bu değerlendirme başka bir kayıtla desteklenmez ve aktarım olarak kalır.
Aynı yıllarda merkezde Köprülü Mehmed Paşa'nın sadareti sona ermiş, 31 Ekim 1661 tarihinde makam oğlu Fâzıl Ahmed Paşa'ya geçmişti. Melek Ahmed Paşa'nın ölümü, Köprülüler döneminin ilk yıllarına denk gelir.
Ölümü ve Mezarı
14 / 17 · 1 dk1 Eylül 1662 tarihinde İstanbul'da öldü. Kaynakların bir kısmı ölüm sebebini veba salgınına bağlar. On yedinci yüzyılda İstanbul'da düzenli aralıklarla veba görülüyordu ve salgın yıllarında üst düzey görevliler arasında da ölümler yaşanıyordu.
Ölüm yılı bütün kaynaklarda ortaktır. Gün ve ay için kaynakların bir kısmı 1 Eylül 1662 tarihini verir, bir kısmı yalnızca yılı kaydeder.
Eyüp'te defnedildi. Kaynaklar mezarının yerini Eyüp'te Bahariye yönünde, bir tekke yakınında gösterir. Osmanlı üst düzey görevlileri için Eyüp, Eyüp Sultan Türbesi'nin çevresinde gömülmeyi tercih ettikleri bir semtti; buradaki mezarlıklar vezir ve şeyhülislâm kabirleriyle doludur.
Anıtsal bir türbesi yoktur. Servetinin ve gelirlerinin önemli bölümü eşi Kaya Sultan'ın ölümünden sonraki miras uygulaması sırasında hazineye geçmişti; bu durum, ardında büyük bir yapı topluluğu bırakmamasının sebepleri arasında sayılır.
Ölümünden sonra Evliya Çelebi maiyetinden ayrıldı ve seyahatlerini başka görevlilerin yanında sürdürdü. Seyahatnâme'nin Melek Ahmed Paşa'ya ayrılan bölümü, hâmisinin ölümüyle kapanır ve eserin en geniş biyografik kısmını oluşturur.
Ölümü, sadaretinden on bir yıl sonrasına denk gelir. Bu on bir yıl boyunca kesintisiz devlet hizmetinde kalması, azledilen sadrazamların çoğunun uğradığı akıbetten ayrıldığı noktadır. On yedinci yüzyıl ortasında sadaret makamından düşen vezirlerin önemli bir bölümü ya idam edilmiş ya da uzak bir eyalete sürgün edilmişti; onun kariyeri, hanedanla kurulan evlilik bağının bu dönemde ne kadar belirleyici olduğunu gösteren örneklerden biridir.
Eserleri ve Vakıfları
15 / 17 · 1 dkMelek Ahmed Paşa, valilik yaptığı yerlerde cami, mescit, hamam, çeşme ve tekke onarımları yaptırdı. Kaynaklar, bu yapıların bakımı için vakıf gelirleri ayırdığını ve vakfın gelir kaynakları arasında dükkânlar, hamamlar ve su hakları bulunduğunu kaydeder.
Eski tekke ve zaviyelerin onarımına verdiği destek ayrıca anılır. Seyyid Battal Gazi Tekkesi'nin bakımını üstlenmesi, Evliya Çelebi'nin kaydettiği örneklerdendir.
Valilik yaptığı sınır eyaletlerinde kale onarımı ve tahkimat işleri yürüttü. Bunlar hayır eseri değil resmî görev kapsamındaki yapılardır; kaynaklarda kendi adına yaptırdığı eserlerden ayrı tutulur.
Adını taşıyan en bilinen yapı Diyarbakır'daki Melek Ahmed Paşa Camii'dir. Ancak bu cami ona ait değildir. Yapı 1587 ile 1591 yılları arasında, o tarihte Diyarbekir beylerbeyi olan aynı adlı başka bir paşa tarafından yaptırılmıştır. Sadrazam Melek Ahmed Paşa'nın Diyarbekir valilikleri 1639 yılından sonradır; caminin yapımından yaklaşık elli yıl sonrasına denk gelir. Kaynaklarda ve halk arasında bu iki kişi sık sık karıştırılır.
Geride büyük bir külliye bırakmaması, dönemin uzun süreli sadrazamlarından ayrıldığı noktalardan biridir. Sadareti bir yılı biraz aşmıştı ve serveti ölümünden önce büyük ölçüde hazineye geçmişti.
Kösem Sultan'ın desteğiyle sadrazamlığa getirildi.
Kişiliği ve Kaynaklardaki Yeri
16 / 17 · 1 dkDönem kaynakları Melek Ahmed Paşa'yı ölçülü, dindar ve saygı gören bir vezir olarak tarif eder. Bu tarif hem Evliya Çelebi'de hem de ondan bağımsız Osmanlı yazarlarında görülür.
Buna karşılık sadaretindeki mali uygulamalar sert biçimde eleştirilmiştir. Ayarı düşük sikke meselesinin sorumluluğu tarih kitaplarında büyük ölçüde onun üzerinde toplanır; kararların hazırlayıcısının defterdar olduğu belirtilse de nihaî sorumluluk sadrazamındı.
Yönetim tarzına dair kaynaklarda ortaya çıkan tablo, kendi başına program yürüten bir sadrazamdan çok, saray çevresinin desteğiyle ayakta duran bir makam sahibidir. Görev süresi boyunca Kösem Sultan'ın desteğine bağlı kaldı; bu destek zayıfladığında ayaklanma karşısında tutunamadı.
Osmanlı tarih yazımındaki asıl yeri, hakkında bilinenlerin niteliğinden gelir. On yedinci yüzyıl devlet adamları arasında ev hayatı, hastalıkları, aile ilişkileri ve gündelik davranışları bu kadar ayrıntılı kaydedilen ikinci bir isim yoktur. Bu sebeple sosyal tarih çalışmalarında sık kullanılan bir örnek olmuştur.
Sadareti, dönemin kısa süreli sadaretlerinin tipik bir örneği olarak incelenir. Bir yıl içinde hem büyük bir deniz yenilgisi hem de başkentte esnaf kaynaklı bir ayaklanma yaşanması, merkezî yönetimin 1656 yılına kadar süren zayıflığının göstergesi sayılır. Bu zayıflık, Köprülü Mehmed Paşa'nın şarta bağlı sadaretiyle sona erdi.
Aynı Yıllarda Dünya
17 / 17 · 1 dk1642: İngiltere'de kral ile parlamento arasındaki iç savaş başladı.
1644: Çin'de Ming hanedanı yıkıldı, Mançu kökenli Qing hanedanı Pekin'de yönetimi aldı.
1648: Vestfalya Antlaşması ile Otuz Yıl Savaşları sona erdi ve Avrupa'da yeni bir devletler düzeni kuruldu.
1649: İngiltere'de Kral I. Charles idam edildi ve cumhuriyet ilan edildi.
1652: İngiltere ile Hollanda arasında deniz ticareti yüzünden ilk savaş başladı.
1654: Ukrayna Kazakları Rusya'ya bağlandı; Doğu Avrupa'da güç dengesi Rusya lehine değişti.
1655: İsveç'in Lehistan'a saldırmasıyla kuzeyde uzun süren bir savaş dönemi başladı.
1658: Hindistan'da Evrengzib Babür tahtına çıktı.
1659: Fransa ile İspanya arasında Pirene Antlaşması imzalandı.
1661: Fransa'da Kardinal Mazarin'in ölümü üzerine XIV. Louis yönetimi doğrudan eline aldı.
Kronoloji
33 olay- 16. yüzyıl
İstanbul'da doğdu. Doğum yılı kesin değildir; kaynaklar 1585, 1588 ve 1604 gibi birbirinden uzak yıllar verir.
- 17. yüzyıl
Küçük yaşta saray hizmetine alındı ve Enderun'da yetiştirildi; Melek lakabını I. Ahmed'den aldığı kaydedilir.
IV. Murad'ın yönettiği Bağdat seferine katıldı; bu yıllarda silahdar ağalığına kadar yükselmişti.
Vezirlik rütbesiyle Diyarbekir eyaleti valiliğine getirildi.
Bağdat valiliğine tayin edildi.
Şam eyaleti valiliğine geçti.
İstanbul'a çağrıldı.
IV. Murad'ın kızı Kaya Sultan ile evlendi ve hanedana damat oldu.
Girit'e çıkarma yapıldı ve Venedik ile savaş başladı; ikinci kez Diyarbekir valiliğine gönderildi.
Üçüncü kez Diyarbekir valiliğine tayin edildi.
Sultan İbrahim tahttan indirildi, yedi yaşındaki IV. Mehmed tahta çıktı.
İkinci defa Bağdat valiliğine tayin edildi.
Üçüncü kez Bağdat valiliğine tayin edildi, ancak bu görev için yola çıkmadı.
Girit'teki orduya asker, erzak ve mühimmat gönderilmesi için donanma takviye edildi.
Kösem Sultan'ın desteğiyle sadrazamlığa getirildi.
Hazine açığını kapatmak için sikkenin gümüş oranı düşürüldü; piyasaya sürülen para halk arasında meyhane akçesi adıyla anıldı.
Özü beylerbeyiliğine gönderildi; eyalet kaynaklarda Silistre adıyla da geçer.
Osmanlı donanması Naksos ve Paros adaları çevresinde Venedik filosuna yenildi.
İstanbul'da esnaf dükkânlarını kapatarak ayaklandı; kalabalık şeyhülislâm Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi ile saraya yürüdü.
Sadaret mührünü geri verdi ve görevi sona erdi; yerine Siyavuş Paşa getirildi. Kaynakların bir kısmı azil tarihini ertesi gün olarak verir.
Saray içindeki güç mücadelesi Kösem Sultan'ın öldürülmesiyle sonuçlandı; devlet işlerinde Turhan Sultan'ın konumu kesinleşti.
Siyavuş Paşa'nın kısa sadareti sona erdi, makam Gürcü Mehmed Paşa'ya geçti.
Rumeli beylerbeyiliğine getirildi.
Rumeli beylerbeyiliğinden alındı ve İstanbul'a döndü.
Sadaret kaymakamlığına getirildi.
Yılın sonlarında Van eyaleti valiliğine tayin edildi; Evliya Çelebi bu göreve de eşlik etti.
Merkezde Köprülü Mehmed Paşa sadrazamlığa getirildi ve Köprülüler dönemi başladı.
Bosna beylerbeyiliğine getirildi.
Kaya Sultan bir kız çocuğu doğurdu.
Kaya Sultan doğumdan dört gün sonra öldü; Ayasofya yanındaki Sultan İbrahim Türbesi'ne defnedildi.
Bosna'dan ayrılarak İstanbul'a döndü ve divanda kubbe veziri oldu.
I. Ahmed'in kızı Fatma Sultan ile evlendi.
İstanbul'da öldü ve Eyüp'te defnedildi.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 1 yılHizmet Ettiği Padişahlar
4 padişah



Savaşlar ve Seferler
2 kayıtEserleri
3 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Melek Ahmed Paşa mührü 5 Ağustos 1650 tarihinde IV. Mehmed'den aldı. 21 Ağustos 1651 tarihindeki esnaf ayaklanması sırasında, yeniçeri ocağının desteğine rağmen mührü kendi eliyle geri verdi; makam Siyavuş Paşa'ya geçti.
Aile Ağacı
8 kişi
Melek Ahmed PaşaÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
8 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruMelek Ahmed Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Melek Ahmed Paşa nereli ve hangi kökenden gelir?
Melek Ahmed Paşa kaç yılında doğdu?
Melek Ahmed Paşa ile Evliya Çelebi arasında nasıl bir bağ vardı?
Melek Ahmed Paşa kiminle evlendi?
Melek Ahmed Paşa neden sadrazamlıktan alındı?
Melek Ahmed Paşa hangi eyaletlerde valilik yaptı?
Melek Ahmed Paşa'nın sadaretinde Girit Savaşı'nda ne oldu?
Meyhane akçesi nedir?
Melek Ahmed Paşa azledildikten sonra ne oldu?
Kaya Sultan nasıl öldü?
Melek Ahmed Paşa ne zaman ve nerede öldü?
Diyarbakır'daki Melek Ahmed Paşa Camii'ni o mu yaptırdı?
Melek Ahmed Paşa'dan sonra sadrazam kim oldu?
Melek Ahmed Paşa hakkında bilinenler hangi kaynağa dayanır?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q6812170 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026