Yatsı19:57·İmsak 05:41 İstanbul21°·Açık Nöbetçi eczane:Adalar 11 Ekim 2026, Pazar
Ara
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
Sadrazamlar · Gerileme dönemi

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

نوشهرلى داماد ابراهيم پاشا

Damad İbrâhim Paşa·Nevşehirli Damad İbrahim Paşa

Sadaret 1718-1730Doğum 1662 civarı, Muşkara; bazı kaynaklar 1660 yılını verirÖlüm 1 Ekim 1730, İstanbul· 17 Rebiülevvel 1143

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, 1718-1730 yılları arasında III. Ahmed'in sadrazamı olarak Lale Devri adıyla anılan dönemi yöneten Osmanlı devlet adamıdır.

68Yaşında öldü
1Sadaret dönemi
1Padişaha hizmet
3Savaş ve sefer
10Eser
1Çocuk

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Kimdir?

18 dk okuma

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, 1662 yılı civarında Karaman eyaletine bağlı Muşkara köyünde doğdu ve 1 Ekim 1730 tarihinde İstanbul'da öldürüldü. Babası, İzdin voyvodalığı yapmış sipahi Ali Ağa'dır. 9 Mayıs 1718 tarihinde sadrazamlığa getirildi ve on iki yıldan fazla süren görevi, Osmanlı tarihinin en uzun sadaretlerinden biri oldu.

Sadareti, sonradan Lale Devri adıyla anılan döneme denk gelir. Bu dönem, Pasarofça Antlaşması ile başlayıp Patrona Halil İsyanı ile sona eren on iki yıllık bir aralıktır. İbrahim Paşa'nın temel tercihi Batı sınırında barışı korumak, kaynakları iç düzene ve imara ayırmaktı. Avusturya ve Venedik ile barış imzalandı, Avrupa başkentlerine elçiler gönderildi, çeviri heyetleri kuruldu, İstanbul'da ilk Türkçe matbaa açıldı, kütüphaneler ve çeşmeler yapıldı, Kağıthane deresi çevresinde Sadabad düzenlendi.

Aynı yıllarda doğuda İran cephesi açıldı. Safevi Devleti'nin çökmesinden sonra Osmanlı kuvvetleri Kafkasya ve Batı İran'da geniş bir alanı ele geçirdi, ancak 1730 yılında Nadir Kulı Han'ın karşı harekâtıyla kazanılan yerlerin önemli bölümü kaybedildi. Cephedeki geri çekilme, İstanbul'da uzun süredir biriken hoşnutsuzlukla birleşti. 28 Eylül 1730 tarihinde başlayan ayaklanma üç gün içinde sadrazamın hayatına ve III. Ahmed'in saltanatına son verdi. Devlete kazandırdığı kurumlar, memleketinde kurduğu şehir ve İstanbul'daki eserleri geride kaldı.

1662

Muşkara köyünde doğdu; babası sipahi Ali Ağa'dır. Bazı kaynaklar 1660 yılını verir.

Doğumu ve Kökeni

01 / 20 · 1 dk

İbrahim Paşa, kaynakların çoğunluğuna göre 1662 yılı civarında, Karaman eyaletinin Niğde sancağına bağlı Ürgüp kazasının Muşkara köyünde doğdu. Bazı kaynaklar doğum yılı olarak 1660 tarihini verir; gün ve ay bilinmemektedir.

Babası, sipahi Ali Ağa'dır. Ali Ağa, Yunanistan'daki İzdin kasabasının voyvodalığında bulunmuş, taşrada devlet gelirlerinin toplanmasıyla görevli bir kişidir. Ailenin, Beydilli koluna bağlı Boynuinceli aşiretinden geldiği kaydedilir. Annesinin adı kaynaklarda geçmez.

Muşkara, doğduğu yıllarda Kapadokya'nın kayalık arazisinde küçük bir yerleşimdi. Nüfusu birkaç yüz kişiyi geçmiyordu; kalenin eteğinde toplanmış, tarım ve hayvancılıkla geçinen bir köydü. Bu köy, altmış yıl sonra sadrazam olan hemşehrisinin imar programıyla kasabaya, ardından şehre dönüşecek ve adı Nevşehir olacaktı.

Çocukluğu ve ilk eğitimi hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Kaynaklarda, medrese eğitimi aldığına ve Arapça ile Farsça bildiğine dair kayıtlar bulunur. Sonraki yıllarda kalem hizmetlerinde hızla yükselmesi ve tarih yazımına gösterdiği ilgi, gençliğinde iyi bir yazı ve edebiyat eğitimi aldığı yönündeki değerlendirmeleri destekler.

Ailenin durumu orta hâlliydi. Babasının taşra görevleri, saraya yakın çevrelerle bağ kurmayı kolaylaştıracak bir konum sağlamıyordu. İbrahim, İstanbul'a bir hâmi ya da aile bağlantısı olmadan, iş aramak üzere geldi ve yükselişini bulunduğu kadroların içinde adım adım kurdu.

İstanbul'a Gelişi ve Saray Hizmeti

02 / 20 · 1 dk

İbrahim, 1689 yılında iş bulmak amacıyla İstanbul'a geldi. O sırada yirmi yedi yaşındaydı. Devlet, İkinci Viyana Kuşatması'nın ardından başlayan uzun savaşın ortasındaydı; hazine dardı, taşradan başkente göç yoğundu.

Saraya, önce helvahane teşkilatında bir görevle girdi. Ardından baltacılar ocağına geçti. Bu ocak, sarayın iç hizmetlerini gören, odun taşımaktan haremin güvenliğine kadar geniş bir görev alanı bulunan bir birimdi. Baltacılar arasında okuma yazma bilen ve yazı işlerinde kullanılabilecek kişiler, kalem hizmetlerine kaydırılırdı.

İbrahim de bu yolu izledi. Yazı ve hesap işlerindeki yeteneği fark edildi ve darüssaade ağasının yazı işlerini yürüten kâtiplik görevine getirildi. Darüssaade ağalığı, o yıllarda haremin yönetimi yanında geniş bir vakıf ağının denetimini de elinde tutuyordu. Bu makamın yazı işleri, devletin mali ve idari yazışmalarını yakından tanımayı sağlıyordu.

Bu görev, İbrahim'in kariyerinde belirleyici oldu. Saray içindeki güç ilişkilerini, kalem düzenini ve vakıf muhasebesini burada öğrendi. Aynı zamanda sarayın üst kadrolarıyla doğrudan temas kurdu.

On dört yıl süren bu dönemde İstanbul, Karlofça Antlaşması'nın ardından ağır bir bunalım yaşadı. Vergiler arttı, ordu içinde hoşnutsuzluk yayıldı. Bu ortam, 1703 yılında Edirne Vak'ası adıyla bilinen ayaklanmaya ve saltanat değişikliğine yol açtı. İbrahim'in yükselişi de bu değişiklikle başladı.

III. Ahmed'in Yakın Çevresinde

03 / 20 · 1 dk

Edirne Vak'ası sonucunda II. Mustafa tahttan indirildi ve 22 Ağustos 1703 tarihinde kardeşi III. Ahmed tahta çıktı. Yeni padişah, kendisine güvenebileceği bir kadro kurmak zorundaydı; tahta bir ayaklanmayla çıkmıştı ve İstanbul'daki asker gruplarının gücünü yakından görmüştü.

İbrahim, bu dönemde şehzadenin ve sonra padişahın yazı işlerini yürüten sır kâtipliği görevine getirildi. Sır kâtibi, padişahın özel yazışmalarını kaleme alan, mühimme dışındaki gizli evrakı hazırlayan kişidir. Görev, hükümdarla gündelik ve doğrudan temas gerektirir.

Bu yakınlık, sonraki on beş yıl boyunca İbrahim'in en büyük sermayesi oldu. Çeşitli görevlerde bulundu, zaman zaman gözden düşüp taşraya gönderildi, ancak her seferinde saraya döndü. Kaynaklar, padişahın ona duyduğu güvenin süreklilik gösterdiğini kaydeder.

1715-1718 yılları arasında süren Avusturya ve Venedik savaşı, kariyerinin dönüm noktası oldu. Mora'nın geri alınmasının ardından Avusturya savaşa girdi; Petervaradin ve Belgrad yenilgileriyle Osmanlı ordusu ağır kayıp verdi. Sadrazamlar hızla değişti.

Bu koşullarda İbrahim, 3 Ekim 1716 tarihinde sadaret kaymakamlığına atandı. Bu makam, sadrazam sefere çıktığında İstanbul'da devlet işlerini yürüten vekilliktir. Görev süresince başkentin idaresini, iaşesini ve mali işlerini yönetti; sefer bölgesiyle yazışmaları yürüttü. Bu iki yıllık vekillik, kısa süre sonra sadaret mührünü almasının doğrudan hazırlığı oldu.

1689

İstanbul'a geldi ve saray hizmetine girdi; helvahane ve baltacılar ocağında görev aldı.

Fatma Sultan ile Evliliği ve Damatlığı

04 / 20 · 1 dk

22 Şubat 1717 tarihinde, III. Ahmed'in kızı Fatma Sultan ile evlendi. Fatma Sultan 22 Eylül 1704 tarihinde Topkapı Sarayı'nda doğmuştu ve evlilik sırasında on üç yaşındaydı; İbrahim ise ellili yaşlarındaydı.

Fatma Sultan'ın bu ikinci evliliğiydi. İlk eşi, 1713-1716 yılları arasında sadrazamlık yapan ve Petervaradin Muharebesi'nde ölen Şehid Ali Paşa'ydı. Hanedan kadınlarının devlet adamlarıyla evlendirilmesi, Osmanlı düzeninde köklü bir uygulamaydı; damatlık, sadaret yolundaki bir devlet adamı için hem yükselme hem de bağlılık göstergesiydi.

Bu evlilikle İbrahim Paşa, adının önüne kalıcı olarak yerleşecek olan damat unvanını aldı. Osmanlı tarihinde aynı unvanı taşıyan başka sadrazamlar da bulunduğundan, kaynaklarda genellikle doğduğu şehrin adıyla birlikte Nevşehirli Damat İbrahim Paşa biçiminde anılır.

Fatma Sultan, sadaret yıllarında saray içinde etkili bir konumda kaldı. Vakıf kurdu, İstanbul'da yapılara adını verdi; Şehzadebaşı'ndaki darülhadis ve kütüphane, kaynaklarda kendisi ile eşinin ortak girişimi olarak anılır. Kağıthane ve Boğaziçi'ndeki düzenlemelerin bir bölümü onun adına yapıldı.

Çiftin çocukları arasında Mehmed Bey anılır. Ayrıca İbrahim Paşa'nın önceki evliliğinden çocukları olduğu kaydedilir. Kızlarından biri, kaptanıderyalık yapan Kaymak Mustafa Paşa ile evlendi; bir diğeri sadaret kethüdası Mehmed Paşa ile evlendi. Bu iki damat, 1730 yılındaki ayaklanmada onunla aynı akıbeti paylaştı. Fatma Sultan, eşinin ölümünden iki yıl üç ay sonra, 4 Ocak 1733 tarihinde öldü.

Sadrazamlığa Getirilişi

05 / 20 · 1 dk

1718 yılının ilkbaharında devlet, Avusturya ile savaşın en zor evresindeydi. Belgrad kaybedilmiş, ordunun durumu ağırlaşmış, hazine tükenmişti. Aynı anda Venedik ile Akdeniz'de savaş sürüyordu. Barış görüşmelerinin hazırlıkları başlamıştı.

İbrahim Paşa, sadaret kaymakamı olarak bu sürecin merkezindeydi. Padişahın sefer bölgesine gittiği dönemde İstanbul'un yönetimini yürüttü, iaşe ve mali düzeni sağladı. Kaynaklar, savaşın sürdürülemeyeceğini ve barışın kaçınılmaz olduğunu padişaha açıkça anlatan devlet adamlarının başında onun geldiğini kaydeder.

9 Mayıs 1718 tarihinde sadaret mührü kendisine verildi. Böylece kendisinden önceki üç yılda dört kez el değiştiren makam, on iki yıldan fazla sürecek bir istikrar dönemine girdi.

Göreve gelir gelmez iki iş üstlendi. Birincisi, savaşın sona erdirilmesiydi. İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğunda yürüyen görüşmelerde Osmanlı heyetine talimat verdi; toprak kaybını kabul etmek pahasına barış imzalanmasını savundu. İkincisi, hazinenin toparlanmasıydı; savaş harcamalarının kesilmesiyle bütçe açığı kapatılmaya çalışıldı.

Sadaret yıllarının en belirgin özelliği, kadronun kalıcı olmasıdır. İbrahim Paşa, kilit görevlere kendi yakın çevresini ve akrabalarını getirdi. Kaptanıderyalık, sadaret kethüdalığı, defterdarlık ve İstanbul kaymakamlığı gibi makamlar uzun süre aynı isimlerde kaldı. Bu tercih, yönetimde süreklilik sağladı; buna karşılık dışarıda kalan gruplarda birikmiş bir hoşnutsuzluk yarattı ve sadaretinin sonunda bu hoşnutsuzluk açığa çıktı.

Pasarofça Antlaşması ve Barış Siyaseti

06 / 20 · 1 dk

Sadrazam olmasından iki ay sonra, 21 Temmuz 1718 tarihinde Pasarofça Antlaşması imzalandı. Antlaşma, Sırbistan'daki Pasarofça kasabasında, İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğunda hazırlandı. Osmanlı Devleti bir yanda Avusturya, diğer yanda Venedik ile ayrı metinler imzaladı.

Avusturya ile yapılan metinde Belgrad, Kuzey Sırbistan, Banat ve Eflak'ın batı kesimi Avusturya'ya bırakıldı. Venedik ile yapılan metinde ise Mora Yarımadası Osmanlı Devleti'nde kaldı; buna karşılık Dalmaçya kıyısında ve Arnavutluk sahilinde Venedik'e bırakılan yerler oldu. Antlaşmaların yirmi dört yıl süreli olması kararlaştırıldı.

Sonuç, Avrupa cephesinde toprak kaybıydı. Buna karşılık Mora'nın elde tutulması, savaşın başındaki kazancın korunması anlamına geliyordu. Aynı yıl Avusturya ile bir ticaret antlaşması da imzalandı ve iki ülke arasındaki ticaret düzene bağlandı.

Pasarofça, İbrahim Paşa'nın dış siyasetinin çerçevesini belirledi. Batı sınırında savaşa girilmedi; anlaşmazlıklar diplomasi yoluyla çözüldü. Avrupa devletleriyle ilişkiler elçilikler üzerinden yürütüldü. Bu tercih, on iki yıl boyunca korundu.

Barışın somut karşılığı maliyede görüldü. Savaş harcamalarının durmasıyla bütçe düzeldi; kaynaklar, 1721 yılında bütçe açığının kapandığını kaydeder. Serbest kalan kaynaklar imar, kültür ve saray harcamalarına aktarıldı.

Bu siyasetin eleştirilen yönü, ordunun ihmal edilmesiydi. Uzun barış döneminde yeniçeri ocağının düzeni bozuldu, esnaflıkla uğraşan asker sayısı arttı. Doğuda savaş başladığında ordunun durumu bu ihmali açığa çıkardı.

22 Ağustos 1703

Edirne Vak'ası sonucunda III. Ahmed tahta çıktı.

Maliye ve İç Yönetim

07 / 20 · 1 dk

İbrahim Paşa'nın sadaretinin ilk yılları, savaş ekonomisinden barış ekonomisine geçişle geçti. Öncelik, hazinenin toparlanmasıydı.

İlk adım harcamaların kısılmasıydı. Sefer masrafları kalktı, ordunun mevcudu azaltıldı. Kaynaklar, üç yıl içinde bütçe açığının kapandığını ve hazinede birikim oluştuğunu kaydeder. Sadaretinin sonlarına doğru bu birikimin önemli bir bölümü doğu cephesindeki savaşa harcandı.

Gelir tarafında, malikâne düzeni yaygınlaştırıldı. Bu düzende vergi kaynakları, kaydıhayat şartıyla ve peşin bir bedel karşılığında kişilere veriliyordu. Devlet, peşin ödemeyle anlık nakit ihtiyacını karşılıyordu. Uygulama kısa vadede hazineye kaynak sağladı; uzun vadede vergi gelirlerinin belirli bir kesimin elinde toplanmasına yol açtığı yönünde eleştirilmiştir.

İstanbul'un iaşesi, sadaretin sürekli işlerinden biriydi. Başkentin tahıl, et ve odun tedariki düzene bağlandı; narh uygulamaları sıkı takip edildi. Buna karşılık dönemin sonlarına doğru sikkenin değer kaybetmesi ve fiyatların yükselmesi, halk arasında hoşnutsuzluk yarattı.

Taşrada nüfus ve vergi kayıtlarının yenilenmesine önem verildi. Cizye tahsilatında düzenleme yapıldı. Aşiretlerin iskânı konusunda çalışmalar yürütüldü; kendi memleketi çevresinde yürütülen iskân faaliyeti bu programın parçasıdır.

Sanayi ve üretim alanında birkaç girişim öne çıkar. Tekfur Sarayı'nda çini imalathanesi kuruldu, İznik ve Kütahya atölyeleri desteklendi. İstanbul'da kumaş dokuma tezgâhları açıldı. Matbaanın kâğıt ihtiyacı için Yalova'da kâğıt imalathanesi kuruldu. İstanbul'da sık görülen yangınlara karşı, yeniçeri ocağına bağlı tulumbacı birliği oluşturuldu; bu birlik, düzenli itfaiye teşkilatının başlangıcı sayılır.

Lale Devri: Kültür ve Şehir Hayatı

08 / 20 · 1 dk

1718-1730 yılları arasındaki dönem, tarih yazımında Lale Devri adıyla anılır. Bu adlandırma dönemin kendi adı değildir. Tarihçi Ahmed Refik Altınay'ın 1913 yılında yayımlanan kitabıyla yaygınlaştı ve sonradan yerleşti.

Dönemin belirgin yönü, saray ve çevresinin şehir hayatına açılmasıdır. Boğaziçi ve Haliç kıyılarında yalılar, köşkler ve bahçeler yapıldı. Kağıthane deresi çevresi, mesire alanı olarak düzenlendi. Lale yetiştiriciliği moda hâline geldi; soğan fiyatları yükseldi, cins adları kayda geçirildi ve 1726 yılında lale fiyatlarına narh konuldu.

Edebiyat ve resimde yeni bir çizgi doğdu. Şair Nedim, dönemin İstanbul'unu ve mesire hayatını doğrudan anlatan şiirler yazdı ve İbrahim Paşa'ya kasideler sundu. Minyatür sanatında Levni, klasik üslubun dışına çıkan portre ve tören sahneleriyle dönemin en tanınan nakkaşı oldu. Surname-i Vehbi adlı eserde, 1720 yılında yapılan on beş gün süren şehzade sünnet düğünü ayrıntısıyla resmedildi.

Mimaride Batı etkileri görülmeye başladı. Çeşme ve sebil yapımı yaygınlaştı; III. Ahmed Çeşmesi bu üslubun en bilinen örneğidir. Yapılarda barok süslemenin ilk işaretleri belirdi.

Dönemin bu yüzü, çağdaşları arasında da eleştirildi. Saray ve devlet ricalinin harcamaları, savaş ve fiyat artışlarının yaşandığı yıllarda halk arasında tepki topladı. Bu tepki, dönemin sonundaki ayaklanmanın gerekçeleri arasında ilk sırada anıldı. Buna karşılık aynı dönemde kurulan kütüphaneler, matbaa, çeviri heyetleri ve imalathaneler, kültürel açıdan kalıcı sonuçlar doğurdu.

Sadabad ve Kağıthane Düzenlemesi

09 / 20 · 1 dk

Sadabad, İbrahim Paşa'nın imar programının en çok anılan yapısıdır. Kağıthane deresinin Haliç'e döküldüğü alanda, 1722 yılında kuruldu.

Yapım işi doğrudan sadrazamın gözetiminde yürütüldü. İnşaat haziran ayında başladı ve altmış gün gibi kısa bir sürede tamamlandı; açılış 31 Temmuz 1722 tarihinde yapıldı. Bu hız, dönemin kaynaklarında ayrıca kaydedilmiştir.

Düzenleme yalnızca bir kasırdan ibaret değildi. Derenin yatağı mermer kaplama bir kanala alındı; bu kanala Cetvel-i Sim adı verildi. Kanal boyunca havuzlar, çağlayanlar ve bunların üzerinde seyir köşkleri yapıldı. Kasr-ı Neşat adlı köşk ve bir çeşme aynı program içinde tamamlandı.

Sadabad çevresinde devlet ricaline ait yüzü aşkın köşk ve yalı yapıldı. Alan, İstanbul halkının da kullandığı bir mesire yerine dönüştü. Dönemin şiirinde, özellikle Nedim'in dizelerinde Sadabad tekrarlanan bir konudur.

Bu düzenleme, sadaretin sembolü hâline geldi; hem övgünün hem eleştirinin toplandığı yer oldu. 1730 yılındaki ayaklanmada isyancıların ilk hedeflerinden biri Sadabad ve çevresindeki köşkler oldu; yapıların büyük bölümü yıkıldı.

Alan, sonraki padişahlar döneminde yeniden düzenlendi. Bugün ilk yapılardan ayakta kalan bir şey yoktur; Kağıthane semtinin adı ve Sadabad adlandırması, bu düzenlemenin hatırasını taşır. Aynı program içinde Boğaziçi'nde ve Üsküdar'da da köşk ve bahçe düzenlemeleri yapıldı; bunların bir bölümü Fatma Sultan adına kaydedildi.

1703

III. Ahmed'in yazı işlerini yürüten sır kâtipliği görevine getirildi.

Elçilikler ve Batı ile Temas

10 / 20 · 1 dk

İbrahim Paşa'nın dış siyasetinin ayırt edici yönü, Avrupa başkentlerine gözlem amaçlı elçiler göndermesidir. O tarihe kadar Osmanlı elçilikleri belirli bir iş için gidilen geçici görevlerdi; bu dönemde elçiden, gittiği ülkenin kurumlarını ve tekniğini inceleyip rapor yazması da istendi.

En tanınan örnek, Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin Fransa elçiliğidir. 1720 yılında Paris'e gönderilen elçi, bir yılı aşkın süre Fransa'da kaldı ve 1721 yılının sonlarında İstanbul'a döndü. Gözlemlerini kaleme aldığı sefaretname, saray ve devlet ricali arasında geniş biçimde okundu.

Sefaretnamede saraylar, bahçeler, rasathane, hastane, kâğıt ve dokuma imalathaneleri, matbaa ve tiyatro anlatıldı. Metin, Osmanlı okuruna Avrupa'nın kurumlarını doğrudan aktaran ilk ayrıntılı çalışmalardan biridir.

Elçinin oğlu Mehmed Said Efendi de heyette bulundu. Paris'te gördüğü matbaa üzerine çalıştı ve İstanbul'a dönünce bu tekniğin Osmanlı harfleriyle uygulanması için girişimde bulundu. Matbaanın kuruluşunda İbrahim Müteferrika ile birlikte hareket eden isim odur.

Aynı yıllarda Viyana, Moskova ve Lehistan'a da elçiler gönderildi. Rusya ile İran toprakları üzerinde ortaya çıkan anlaşmazlık, 1724 yılında İstanbul'da imzalanan antlaşmayla çözüldü; Safevi Devleti'nden kopan Kafkasya toprakları iki devlet arasında paylaşıldı ve olası bir savaş önlendi.

Bu temaslar, kalıcı elçilik kurumuna geçişin hazırlığı sayılır. Osmanlı Devleti'nin Avrupa başkentlerinde sürekli elçilik açması ise ancak yüzyılın sonunda gerçekleşti.

Matbaanın Kurulması

11 / 20 · 1 dk

İstanbul'da Türkçe basım yapan ilk matbaa, İbrahim Paşa'nın sadareti sırasında kuruldu. Girişimin iki ismi, Macaristan kökenli İbrahim Müteferrika ile Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'nin oğlu Mehmed Said Efendi'dir.

Said Efendi, babasıyla birlikte gittiği Paris'te matbaayı yerinde inceledi. Dönüşünde Müteferrika ile birlikte çalışarak Osmanlı harfleriyle basım yapacak bir tesis için hazırlık yaptı. Müteferrika, girişimin gerekçelerini anlatan bir risale kaleme aldı.

İzin süreci iki aşamada yürüdü. 1727 yılının temmuz ayında III. Ahmed'in fermanı çıktı; ayrıca Şeyhülislam Yenişehirli Abdullah Efendi'nin fetvası alındı. Fetva, dinî ilimlere dair kitapların basılmaması şartını içeriyordu; matbaanın izin alanı sözlük, tarih, coğrafya, matematik ve askerlik gibi konularla sınırlandı.

Matbaa, Müteferrika'nın Yavuzselim semtindeki evinde kuruldu. İlk kitap, Vankulu Mehmed Efendi'nin Arapça sözlük çevirisi olan ve Vankulu Lügati adıyla bilinen eserdir; basımı 1729 yılının başında tamamlandı. Kitap iki cilt hâlinde ve o dönem için yüksek sayılan bir tirajla basıldı.

İbrahim Paşa, girişimi başından itibaren destekledi. Fermanın çıkması, kâğıt tedariki için Yalova'da imalathane kurulması ve basılan kitapların dağıtımı onun sadareti döneminde gerçekleşti.

Müteferrika'nın yönetiminde, ölümüne kadar on yedi eser yirmi üç cilt hâlinde basıldı. Matbaa, sonraki yıllarda uzun aralıklarla çalıştı. Buna rağmen kuruluş, Osmanlı kültür tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilir ve İbrahim Paşa'nın sadaretinin en kalıcı sonuçlarından sayılır.

Tercüme Heyetleri ve Kütüphaneler

12 / 20 · 1 dk

Sadareti sırasında yürütülen bir başka program, eserlerin Türkçeye çevrilmesidir. 1725 yılında, âlim ve kâtiplerden oluşan otuz iki kişilik bir heyet kuruldu. Kaynaklar bu heyeti, dönemin bir akademisi olarak niteler.

Heyetin işi, Arapça ve Farsça eserleri Türkçeye kazandırmaktı. Çeviri programının merkezinde tarih ve coğrafya vardı. Aynî'nin Arapça tarihi ile Hondmir'in Farsça tarihi Türkçeye çevrildi. Ayrıca astronomi ve tıp alanında çeviriler yapıldı.

Çeviri işi, dönemin kültür siyasetinin parçasıydı. İbrahim Paşa, tarih yazımına da önem verdi; devletin resmî tarihçiliği düzenli biçimde sürdürüldü, vakanüvis kadrosu güçlendirildi. Raşid Mehmed Efendi ve ardından Küçükçelebizade Asım Efendi bu görevde bulundu ve dönemin en ayrıntılı kaynaklarını bıraktı.

Kütüphane kurmak, bu programın diğer ayağıydı. Şehzadebaşı'nda yaptırdığı külliye içinde bir kütüphane ve darülhadis açıldı; açılış töreni 23 Mayıs 1720 tarihinde, devlet ricali ve ulemanın katılımıyla yapıldı. Kütüphanenin ve darülhadisin vakfiyesi ise dokuz yıl sonra, 1729 yılının mayıs ayında düzenlendi.

Nevşehir'de kurduğu külliye içinde de bir kütüphane yer aldı. Buradaki kütüphane, darülhadis, mektep ve çeşme için ayrı bir vakfiye hazırlandı; belge 1729 yılının nisan ayına tarihlidir ve Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde kayıtlıdır.

Dönemin kütüphane anlayışında yeni olan, kitapların yalnızca bir medreseye bağlı olmaması ve kendi binası, görevlisi ve gelir kaynağı bulunan bağımsız kurumlar hâline gelmesidir. Bu anlayış, sonraki yüzyılda yaygınlaştı.

22 Şubat 1717

III. Ahmed'in kızı Fatma Sultan ile evlendi ve damat unvanını aldı.

Nevşehir'in Kuruluşu

13 / 20 · 1 dk

İbrahim Paşa'nın memleketi Muşkara, sadareti sırasında baştan sona yeniden kuruldu. Bu imar programı, Osmanlı tarihinde bir sadrazamın doğduğu yerleşimi şehre dönüştürdüğü en belirgin örnektir.

Programın merkezinde bir külliye vardı. Külliye cami, medrese, kervansaray, mektep, imaret ve hamamdan oluşuyordu; ayrıca iki çeşme yapıldı. Yapı topluluğu 1726 yılında tamamlandı. Cami, klasik Osmanlı mimarisinin devamı sayılmakla birlikte süslemesinde barok üslubun ilk işaretlerini taşır.

Külliyenin çevresinde konut alanları düzenlendi, sokaklar açıldı, su yolları getirildi. Çevre bölgelerden nüfus getirilerek yerleştirildi; iskân programı, aşiretlerin yerleşik hayata geçirilmesi çalışmalarıyla birlikte yürütüldü. Yerleşime vergi kolaylıkları tanındı.

Muşkara adı kaldırıldı ve yerleşime Nevşehir adı verildi. Ad, yeni şehir anlamına gelir. Yerleşim, kaza merkezi hâline getirildi ve idari yapı buna göre düzenlendi.

Şehrin geçimi için vakıflar kuruldu. Kervansaray, hamam ve dükkânlardan elde edilen gelirler külliyenin giderlerine ayrıldı. Bu vakıf düzeni, kurumların sadrazamın ölümünden sonra da işlemesini sağladı.

Bugün Nevşehir, bir il merkezidir ve şehrin çekirdeğini bu külliye oluşturur. Cami, kurşun kaplı kubbesi sebebiyle halk arasında Kurşunlu Cami adıyla da bilinir. Yapı topluluğu, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılarak korunmaktadır. Şehrin adı ve merkezî yapıları, İbrahim Paşa'nın en somut ve en uzun ömürlü eseridir.

Doğu Cephesi: İran Seferleri

14 / 20 · 1 dk

Batıda korunan barış, doğuda bozuldu. Sebep, İran'daki Safevi Devleti'nin çökmesiydi. 1722 yılında Afgan kuvvetleri İsfahan'ı ele geçirdi ve Safevi hanedanının merkezî otoritesi dağıldı.

Bu boşluk, iki komşuyu harekete geçirdi. Rusya kuzeyden Hazar kıyılarına indi; Osmanlı Devleti ise batıdan ve Kafkasya'dan ilerledi. Harekât 1723 yılında başladı. Tiflis alındı, ardından Revan, Nahçıvan, Gence ve Tebriz Osmanlı denetimine girdi. Batı İran'da Hemedan ve Kirmanşah ele geçirildi.

İki devletin karşı karşıya gelmesi, 1724 yılında İstanbul'da imzalanan antlaşmayla önlendi. Antlaşma, Safevi Devleti'nden kopan toprakların paylaşımını düzenledi: Hazar kıyısındaki Derbend ve Bakü çevresi Rusya'ya, Gürcistan, Şirvan ve Azerbaycan bölgeleri Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.

İran'da yönetimi eline alan Afgan hanedanı ile savaş 1726 yılına kadar sürdü. 4 Ekim 1727 tarihinde Hemedan'da bir antlaşma imzalandı. Metin on iki maddeden oluşuyordu; Osmanlı Devleti'nin 1723 yılından beri ele geçirdiği topraklar tanındı, karşı tarafın hükümdarlık unvanı kabul edildi ve karşılıklı ticaret düzenlendi. Zencan, Sultaniye ve Ebher Osmanlı denetimine bırakıldı.

Bu antlaşma uzun ömürlü olmadı. İran'da Safevi hanedanı adına hareket eden Nadir Kulı Han, Afgan yönetimini yendi ve doğu sınırında yeni bir güç olarak ortaya çıktı. Osmanlı kuvvetleri, geniş bir alana yayılmış ve seyrekleşmiş durumdaydı. 1730 yılında başlayan karşı harekât, kısa sürede sonuç verdi ve savaşın kazanımları hızla eridi.

1730 Yılı ve Cephedeki Geri Çekilme

15 / 20 · 1 dk

1730 yılının yaz aylarında doğu cephesindeki denge tersine döndü. Nadir Kulı Han komutasındaki kuvvetler batıya doğru ilerledi.

2 Temmuz 1730 tarihinde Nihavend yakınlarında yapılan muharebe kaybedildi ve Hemedan elden çıktı. Ardından 12 Ağustos 1730 tarihinde Tebriz'deki az sayıdaki Osmanlı kuvveti yenildi ve şehir geri alındı. Yedi yılda kazanılan yerlerin önemli bir bölümü birkaç hafta içinde kaybedildi.

Haberler İstanbul'a ulaştığında tepki büyük oldu. Devlet, uzun bir barış döneminden sonra sefer düzenine geçmekte zorlandı. Sefer kararı alındı ve ordunun doğuya hareketi için hazırlık başladı.

Padişah III. Ahmed ve sadrazam, ordunun başında sefere çıkmak üzere ağustos ayında Üsküdar'a geçti. Otağ kuruldu, birlikler toplanmaya başladı. Ancak hareket sürekli ertelendi. Kaynaklar, sadrazamın sefere çıkmakta isteksiz davrandığını ve İran tarafıyla anlaşma yollarının arandığını kaydeder.

Bu bekleme, İstanbul'da güveni sarstı. Ordunun Üsküdar'da hareketsiz beklemesi, cephede kayıplar sürerken sefere çıkılmaması ve aynı dönemde başkentteki harcamaların sürmesi, yaygın bir hoşnutsuzluk yarattı. Yeniçerilerin bir bölümünün ödemelerini alamaması, bu hoşnutsuzluğu askerî tarafa taşıdı.

Eylül ayının sonunda ordu hâlâ Üsküdar'daydı. Başkentte asayişi sağlayacak kuvvetin önemli bölümü karşı yakada bulunuyordu. Ayaklanma, tam bu koşullarda başladı.

9 Mayıs 1718

Sadrazamlığa getirildi; on iki yıldan fazla sürecek sadareti başladı.

Patrona Halil İsyanı

16 / 20 · 1 dk

28 Eylül 1730 tarihinde İstanbul'da ayaklanma başladı. Hareketi başlatan grup küçüktü; kaynaklar başlangıçta birkaç düzine kişiden söz eder. Elebaşı, Arnavutluk kökenli, daha önce levend ve yeniçeri olarak bulunmuş, o sırada esnaflık yapan Patrona Halil'di. Yanında Muslu Beşe ve Emir Ali gibi isimler bulunuyordu.

Grup, Beyazıt çevresinde dükkânları kapattırarak ilerledi. Kısa sürede çarşı esnafı ve yeniçerilerin bir bölümü harekete katıldı. Bir gün içinde şehir merkezindeki denetim kayboldu. Ayaklanmacılar hapishaneleri açtı, cephaneliği ele geçirdi ve Atmeydanı'nda toplandı.

İlk hedeflerden biri, sadaretin sembolü sayılan yapılar oldu. Sadabad ve çevresindeki köşkler yağmalandı ve büyük ölçüde yıkıldı.

Talepler açıktı: sadrazamın ve yakın çevresindeki devlet adamlarının teslim edilmesi isteniyordu. Padişah, Üsküdar'daki ordudan başkente kuvvet getirmeye çalıştı; ancak birlikler harekete geçmedi. Saray, ayaklanmayı bastıracak kuvvetten yoksun kaldı.

Üçüncü gün, saray içinde durum görüşüldü. Ulemadan bir bölümü ve devlet ricalinin ileri gelenleri, isteklerin kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi. Padişah bu görüşe uydu.

Ayaklanma, sadrazamın hayatına ve III. Ahmed'in saltanatına son verdikten sonra da bitmedi. Patrona Halil ve arkadaşları, yeni padişah I. Mahmud döneminde bir süre daha devlet işlerine karıştı. Bu durum 25 Kasım 1730 tarihinde sona erdi; Patrona Halil ve yakın adamları sarayda düzenlenen bir toplantıda öldürüldü ve hareket dağıtıldı.

Öldürülmesi ve Sonrası

17 / 20 · 1 dk

Ayaklanmanın üçüncü gününde padişah, isyancıların istediği kişilerin teslim edilmesine karar verdi. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, kaptanıderya Kaymak Mustafa Paşa ve sadaret kethüdası Mehmed Paşa sarayda gözaltına alındı.

Üçü, sarayda boğularak öldürüldü. Kaynakların çoğunluğu bu olayı 1 Ekim 1730 tarihine yerleştirir; bir kısmı 30 Eylül 1730 tarihini verir. Cesetler ayaklanmacılara teslim edildi ve Atmeydanı'na götürüldü. Sadrazamın naaşı kalabalık tarafından parçalandı ve sokaklarda sürüklendi.

Bu teslim, saltanatı kurtarmaya yetmedi. Aynı gün III. Ahmed tahttan indirildi ve yerine yeğeni Şehzade Mahmud, I. Mahmud adıyla tahta çıktı. III. Ahmed, ömrünün kalan altı yılını sarayda gözetim altında geçirdi ve 1 Temmuz 1736 tarihinde öldü.

İbrahim Paşa'nın ve damatlarının mal varlığına el kondu ve Enderun hazinesine aktarıldı. Bu müsadere kayıtları, dönemin servet yapısı hakkında bugün başvurulan kaynaklardandır.

Naaşının akıbeti hakkında kaynaklar kesin bilgi vermez. Kalıntılarının sonradan toplanarak defnedildiği kaydedilir; kaynakların bir kısmına göre Şehzadebaşı'ndaki kendi külliyesinin haziresine gömülmüştür. Kesin bir mezar kaydı bulunmadığı da belirtilir.

Eşi Fatma Sultan bu olaylardan sonra siyasi etkisini yitirdi ve 4 Ocak 1733 tarihinde öldü; Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin yanındaki Turhan Sultan Türbesi'ne defnedildi. Vakıfları ise ayakta kaldı; Nevşehir ve İstanbul'daki kurumlar, kurulan vakıf düzeni sayesinde işlemeye devam etti.

Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

18 / 20 · 1 dk

Kaynaklar İbrahim Paşa'yı ölçülü konuşan, çatışmadan kaçınan ve uzlaşmayı tercih eden bir devlet adamı olarak tarif eder. Yükselişi, savaş meydanında değil kalem ve saray hizmetlerinde gerçekleşti; bu geçmiş, yönetim tarzına da yansıdı.

Temel tercihi, dış siyasette çatışmadan kaçınmaktı. Batı sınırında on iki yıl boyunca savaş çıkmadı; anlaşmazlıklar görüşme yoluyla çözüldü. Doğuda savaşa girildiğinde de anlaşma arayışı sürdürüldü. Bu tutum, kaynakların bir kısmında devletin nefes almasını sağlayan bir tercih olarak, bir kısmında ise gerekli askerî hazırlığın ertelenmesi olarak değerlendirilir.

Kültür ve ilim faaliyetlerine kişisel ilgi duyduğu kaydedilir. Tarih yazımını destekledi, çeviri heyetini kurdu, kütüphane vakfetti, matbaanın kurulmasına izin çıkmasını sağladı. Şairleri ve nakkaşları himaye etti; Nedim'in kasideleri bu himayenin sonucudur.

Yönetim kadrosunu kendi yakın çevresinden kurdu. Damatları ve akrabaları kilit makamlarda uzun süre kaldı. Bu tercih, kararların hızlı alınmasını ve siyasetin sürekliliğini sağladı. Buna karşılık makam beklentisi olan geniş bir kesimi dışarıda bıraktı ve sadaretinin sonunda bu kesimin tepkisi ayaklanmaya destek verdi.

Harcamalar konusunda çelişkili bir tablo çizilir. Bir yandan hazine açığının kapatılması ve mali disiplin onun döneminde sağlandı; diğer yandan saray ve devlet ricalinin gösterişli harcamaları aynı yıllarda arttı. Fiyatların yükseldiği ve askerin ödemesini alamadığı bir dönemde bu harcamaların sürmesi, kendi çağdaşları tarafından da eleştirildi ve ayaklanmanın gerekçeleri arasında ilk sırada sayıldı.

21 Temmuz 1718

Pasarofça Antlaşması imzalandı; Belgrad ve Kuzey Sırbistan Avusturya'ya bırakıldı, Mora elde kaldı.

Mirası ve Tarihteki Yeri

19 / 20 · 1 dk

İbrahim Paşa'nın sadareti, Osmanlı tarihinde Batı ile ilişkinin niteliğinin değiştiği ilk dönem olarak değerlendirilir. Avrupa, o güne kadar öncelikle bir cephe olarak görülüyordu; bu yıllarda aynı zamanda gözlemlenecek ve öğrenilecek bir alan olarak ele alındı.

Bu değişimin somut ürünleri sayılabilir. Paris'e gönderilen elçinin raporu, matbaanın kuruluşu, çeviri heyeti, bağımsız kütüphaneler, çini ve kâğıt imalathaneleri, düzenli itfaiye birliği ve çiçek hastalığına karşı aşı uygulamalarının başlaması bu dönemin kayıtlarındadır. Bunların hiçbiri tek başına köklü bir dönüşüm yaratmadı; ancak sonraki yüzyılın reform programlarının başvurduğu ilk örnekler oldu.

Eleştirilen yönü ordudur. Uzun barış döneminde askerî düzenin bozulması, doğu cephesinde açığa çıktı ve ayaklanmanın koşullarını hazırladı. Kaynakların bir kısmı, aynı dönemde askerî alanda da yenilik yapılmış olsaydı sonucun farklı olabileceğini belirtir.

Dönemin adı olan Lale Devri, uzun süre yalnızca eğlence ve israfla anılan bir çerçeve içinde ele alındı. Bu çerçeve, Ahmed Refik Altınay'ın 1913 yılında yayımlanan kitabıyla yerleşti. Sonraki araştırmalar, dönemin kurumsal ve kültürel yönünü öne çıkaran daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmaktadır.

En kalıcı eseri, doğduğu köyün yerinde kurduğu şehirdir. Nevşehir bugün bir il merkezidir ve şehrin çekirdeğini 1726 yılında tamamlanan külliye oluşturur. İstanbul'da Şehzadebaşı'ndaki külliyesi, kütüphanesi ve çeşmeleri ayaktadır. Adı, Nevşehir'de bir üniversiteye, cami ve okullara verilmiştir.

Aynı Yıllarda Dünya

20 / 20 · 1 dk

1718: Pasarofça Antlaşması imzalandı; Avusturya, Orta Avrupa'da en geniş sınırlarına ulaştı.

1721: Rusya, İsveç ile yaptığı Büyük Kuzey Savaşı'nı kazandı ve I. Petro imparator unvanını aldı.

1722: Afgan kuvvetleri İsfahan'ı aldı; İran'da Safevi hanedanının merkezî otoritesi çöktü.

1723: Fransa'da XV. Louis reşit ilan edildi ve naiplik dönemi sona erdi.

1725: Rusya'da I. Petro öldü; başlattığı Batılılaşma programı tartışma konusu oldu.

1727: İngiltere'de II. George tahta çıktı; aynı yıl Isaac Newton öldü.

1728: Vitus Bering, Asya ile Amerika arasındaki boğazdan geçerek keşif seferini tamamladı.

1730: Nadir Kulı Han İran'da öne çıktı ve Osmanlı kuvvetlerini Batı İran'dan geri püskürttü.

Kronoloji

33 olay
  • 17. yüzyıl
  • Muşkara köyünde doğdu; babası sipahi Ali Ağa'dır. Bazı kaynaklar 1660 yılını verir.

  • İstanbul'a geldi ve saray hizmetine girdi; helvahane ve baltacılar ocağında görev aldı.

  • 18. yüzyıl
  • III. Ahmed'in yazı işlerini yürüten sır kâtipliği görevine getirildi.

  • Edirne Vak'ası sonucunda III. Ahmed tahta çıktı.

  • Sadaret kaymakamlığına atandı; İstanbul'un yönetimini üstlendi.

  • III. Ahmed'in kızı Fatma Sultan ile evlendi ve damat unvanını aldı.

  • Sadrazamlığa getirildi; on iki yıldan fazla sürecek sadareti başladı.

  • Pasarofça Antlaşması imzalandı; Belgrad ve Kuzey Sırbistan Avusturya'ya bırakıldı, Mora elde kaldı.

  • Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi elçi olarak Paris'e gönderildi.

  • On beş gün süren şehzade sünnet düğünü yapıldı; Surname-i Vehbi'de Levni tarafından resmedildi.

  • Şehzadebaşı'ndaki külliyenin cami ve medresesi törenle açıldı.

  • Külliye içindeki darülhadis ve kütüphane, devlet ricali ve ulemanın katılımıyla açıldı.

  • Paris elçilik heyeti İstanbul'a döndü; sefaretname devlet ricali arasında okundu.

  • Bütçe açığının kapandığı kaydedildi.

  • Afgan kuvvetleri İsfahan'ı aldı; Safevi Devleti'nin çöküşü doğu sınırında yeni bir durum yarattı.

  • Kağıthane deresi çevresinde kurulan Sadabad açıldı.

  • İran harekâtı başladı; Tiflis alındı, ardından Revan, Nahçıvan, Gence ve Tebriz Osmanlı denetimine girdi.

  • Rusya ile İstanbul'da antlaşma imzalandı; Safevi Devleti'nden kopan Kafkasya toprakları paylaşıldı.

  • Âlim ve kâtiplerden oluşan otuz iki kişilik tercüme heyeti kuruldu.

  • Nevşehir'deki külliye tamamlandı; Muşkara adı kaldırılarak yerleşime Nevşehir adı verildi.

  • Lale fiyatlarına narh konuldu.

  • Matbaanın kurulması için padişah fermanı ve şeyhülislam fetvası alındı.

  • Hemedan'da on iki maddelik antlaşma imzalandı; doğudaki kazanımlar tanındı.

  • Matbaanın ilk kitabı olan Vankulu Lügati basıldı.

  • Nevşehir'deki darülhadis, kütüphane, mektep ve çeşme için vakfiye düzenlendi.

  • Nihavend yakınlarındaki muharebe kaybedildi ve Hemedan elden çıktı.

  • Padişah ve sadrazam sefer için Üsküdar'a geçti; ordunun hareketi tekrar tekrar ertelendi.

  • Tebriz geri alındı; doğudaki kazanımların önemli bölümü kaybedildi.

  • Patrona Halil önderliğindeki ayaklanma İstanbul'da başladı.

  • Damatları Kaymak Mustafa Paşa ve Mehmed Paşa ile birlikte öldürüldü; cesedi Atmeydanı'na götürüldü.

  • III. Ahmed tahttan indirildi, yerine I. Mahmud tahta çıktı; Lale Devri sona erdi.

  • Patrona Halil ve yakın adamları öldürüldü, ayaklanma tamamen bastırıldı.

  • Eşi Fatma Sultan öldü; Yeni Cami yanındaki Turhan Sultan Türbesi'ne defnedildi.

Sadareti

1 dönem · yaklaşık 12 yıl
9 Mayıs 1718 - 1 Ekim 1730Padişah: III. Ahmed · Osmanlı tarihinin en uzun sadaretlerinden biri; Lale Devri adıyla anılan dönemin tamamını kapsar
12 yıl 4 ay

Hizmet Ettiği Padişahlar

1 padişah

Savaşlar ve Seferler

3 kayıt
0Zafer
1Yenilgi
2Sonuçsuz
Osmanlı Avusturya ve Venedik SavaşıAvusturya, Venedik · Savaşın son evresinde sadaret kaymakamı, ardından sadrazam olarak görev aldı; barış görüşmelerini yönetti.
Pasarofça Antlaşması ile sona erdi
Doğu cephesi İran harekâtıİran'daki Afgan yönetimi ve yerel kuvvetler · Tiflis, Revan, Nahçıvan, Gence, Tebriz, Hemedan ve Kirmanşah Osmanlı denetimine girdi.
Hemedan Antlaşması ile kazanımlar tanındı
Nadir Kulı Han'ın karşı harekâtıİran · Geri çekilme, İstanbul'daki ayaklanmanın doğrudan gerekçelerinden biri oldu.
Hemedan ve Tebriz kaybedildi

Antlaşmalar

4 antlaşma
Pasarofça AntlaşmasıAvusturya, Venedik · İngiltere ve Hollanda arabuluculuk yaptı. Belgrad, Kuzey Sırbistan, Banat ve Eflak'ın batısı Avusturya'ya bırakıldı; Mora Osmanlı Devleti'nde kaldı.
Osmanlı Avusturya Ticaret AntlaşmasıAvusturya · Pasarofça ile birlikte imzalandı; iki ülke arasındaki ticaret düzene bağlandı.
İstanbul AntlaşmasıRusya · Safevi Devleti'nden kopan Kafkasya toprakları paylaşıldı; Derbend ve Bakü çevresi Rusya'ya, Gürcistan, Şirvan ve Azerbaycan Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.
Hemedan Antlaşmasıİran'daki Afgan yönetimi · On iki maddeden oluştu; 1723 yılından beri ele geçirilen topraklar tanındı, Zencan, Sultaniye ve Ebher Osmanlı denetimine bırakıldı.

Eserleri

10 eser
külliyeDamat İbrahim Paşa Külliyesi1726 · Nevşehir · Cami, medrese, kervansaray, mektep, imaret, hamam ve iki çeşmeden oluşur. Cami, kurşun kaplı kubbesi sebebiyle Kurşunlu Cami adıyla da bilinir.
külliyeDamat İbrahim Paşa Külliyesi1720 · İstanbul, Şehzadebaşı · Cami, on üç hücreli medrese, dershane, darülhadis, kütüphane, şadırvan ve sebilden oluşur.
kütüphaneDamat İbrahim Paşa Kütüphanesi1720 · İstanbul, Şehzadebaşı · 23 Mayıs 1720 tarihinde açıldı; vakfiyesi 1729 yılında düzenlendi.
kasır ve bahçe düzenlemesiSadabad ve Cetvel-i Sim1722 · İstanbul, Kağıthane · Altmış günde tamamlandı, 31 Temmuz 1722 tarihinde açıldı. 1730 ayaklanmasında yıkıldı.
matbaaMüteferrika Matbaası1727 · İstanbul, Yavuzselim · Kuruluş fermanı sadareti sırasında çıktı; ilk kitap 1729 yılında basıldı.
ilim heyetiTercüme heyeti1725 · İstanbul · Otuz iki âlim ve kâtipten oluştu; Arapça ve Farsça tarih eserleri Türkçeye çevrildi.
imalathaneTekfur Sarayı çini imalathanesiSadareti dönemi · İstanbul · İznik ve Kütahya atölyeleri de desteklendi, kiremit üretimine başlandı.
imalathaneYalova kâğıt imalathanesiSadareti dönemi · Yalova · Matbaanın kâğıt ihtiyacını karşılamak için kuruldu.
teşkilatTulumbacı birliğiSadareti dönemi · İstanbul · Yeniçeri ocağına bağlı olarak kuruldu; düzenli itfaiye teşkilatının başlangıcı sayılır.
çeşmeNevşehir çeşmeleri1726-1729 · Nevşehir · Şehrin imar programı içinde yaptırıldı; bir bölümü bugün ayaktadır.

Mühr-i Hümayun

Sadrazamlık alameti
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa

Sadrazamlık makamının alameti mühr-i hümayundur; padişah adına devlet işlerinin yürütüldüğünü gösterir ve göreve gelen sadrazama padişah tarafından teslim edilir. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa mührü 9 Mayıs 1718 tarihinde III. Ahmed'in elinden aldı ve on iki yıldan fazla elinde tuttu. Mühür, 1730 yılında ayaklanmacıların isteklerinin kabul edilmesiyle geri alındı.

Aile Ağacı

4 kişi
Aile ağacı
BabasıAAAli Ağa
Annesi
EşiFSFatma Sultan1704-1733
Nevşehirli Damat İbrahim PaşaNevşehirli Damat İbrahim Paşa
OğluMBMehmed Bey1737
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan

Çağdaşları

10 kişi
A
III. AhmedOsmanlı padişahı · 1703-1730Kayınpederi ve sadaret mührünü verdiği hükümdar
YÇ
Yirmisekiz Çelebi Mehmed EfendiParis elçisi · 1720-1721Fransa gözlemlerini anlattığı sefaretnameyi kaleme aldı
İM
İbrahim MüteferrikaMatbaacı ve devlet görevlisi · 1674-1747İstanbul'da Türkçe basım yapan ilk matbaayı kurdu
MS
Mehmed Said EfendiElçi ve sonradan sadrazam · 1720'lerden itibarenParis'te matbaayı inceledi, kuruluş girişiminde Müteferrika ile birlikte hareket etti
N
NedimŞair · 1681-1730Dönemin İstanbul'unu ve Sadabad'ı anlatan şiirleriyle tanınır
L
LevniNakkaş · Ölümü 1732Surname-i Vehbi'nin minyatürlerini yaptı
RM
Raşid Mehmed EfendiVakanüvis · 1714-1723Dönemin resmî tarihini yazdı
KM
Kaymak Mustafa PaşaKaptanıderya · 1721-1730Damadı; 1730 ayaklanmasında onunla birlikte öldürüldü
PH
Patrona HalilAyaklanmanın elebaşısı · Ölümü 25 Kasım 173028 Eylül 1730 tarihinde başlayan hareketin önderi
NK
Nadir Kulı Hanİran'da askerî önder, sonradan Nadir Şah · 1688-17471730 yılında Hemedan ve Tebriz'i geri aldı

İlkler ve Enler

6 başlık
Türkçe basım yapan ilk matbaanın kurulduğu sadaretFerman 1727, ilk kitap 1729
Avrupa'ya gözlem amaçlı gönderilen ilk elçilikYirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi, Paris, 1720
Devlet eliyle kurulan ilk düzenli itfaiye birliğiYeniçeri ocağına bağlı tulumbacılar
Otuz iki kişilik tercüme heyeti1725 yılında kuruldu; dönemin akademisi sayılır
Bir sadrazamın doğduğu köyü şehre dönüştürmesiMuşkara, 1726 yılından sonra Nevşehir adını aldı
Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki ilk dostluk antlaşması1724 İstanbul Antlaşması

Osmanlı Sadrazamları

84 madde · sadaret sırasıyla
Alaeddin Paşa
1320Alaeddin Paşa1320-1331
Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa
1364Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa1364-1387
Çandarlı Ali Paşa
1387Çandarlı Ali Paşa1387-1406
Amasyalı Beyazıd Paşa
1413Amasyalı Beyazıd Paşa1413-1421
Çandarlı İbrahim Paşa
1421Çandarlı İbrahim Paşa1421-1429
Çandarlı Halil Paşa
1439Çandarlı Halil Paşa1439-1453
Zağanos Paşa
1453Zağanos Paşa1453-1456
Veli Mahmud Paşa
1456Veli Mahmud Paşa1456-1474
Rum Mehmed Paşa
1466Rum Mehmed Paşa1466-1469
İshak Paşa
1469İshak Paşa1469-1482
Gedik Ahmed Paşa
1474Gedik Ahmed Paşa1474-1477
Karamani Mehmet Paşa
1477Karamani Mehmet Paşa1477-1481
Koca Davud Paşa
1482Koca Davud Paşa1482-1497
Hersekzade Ahmed Paşa
1497Hersekzade Ahmed Paşa1497-1516
Hadım Ali Paşa
1501Hadım Ali Paşa1501-1511
Koca Mustafa Paşa
1511Koca Mustafa Paşa1511-1512
Hadım Sinan Paşa
1515Hadım Sinan Paşa1515-1517
Piri Mehmed Paşa
1518Piri Mehmed Paşa1518-1523
Pargalı İbrahim Paşa
1523Pargalı İbrahim Paşa1523-1536
Ayas Mehmed Paşa
1536Ayas Mehmed Paşa1536-1539
Lütfi Paşa
1539Lütfi Paşa1539-1541
Damat Rüstem Paşa
1544Damat Rüstem Paşa1544-1561
Kara Ahmed Paşa
1553Kara Ahmed Paşa1553-1555
Semiz Ali Paşa
1561Semiz Ali Paşa1561-1565
Sokollu Mehmed Paşa
1565Sokollu Mehmed Paşa1565-1579
Koca Sinan Paşa
1580Koca Sinan Paşa1580-1596
Lala Mustafa Paşa
1580Lala Mustafa Paşa1580-1580
Özdemiroğlu Osman Paşa
1584Özdemiroğlu Osman Paşa1584-1585
Serdar Ferhad Paşa
1591Serdar Ferhad Paşa1591-1595
Cigalazade Yusuf Sinan Paşa
1596Cigalazade Yusuf Sinan Paşa1596-1596
Yemişçi Hasan Paşa
1601Yemişçi Hasan Paşa1601-1603
Lala Mehmed Paşa
1604Lala Mehmed Paşa1604-1606
Kuyucu Murad Paşa
1606Kuyucu Murad Paşa1606-1611
Nasuh Paşa
1611Nasuh Paşa1611-1614
Öküz Mehmed Paşa
1614Öküz Mehmed Paşa1614-1619
Güzelce Ali Paşa
1619Güzelce Ali Paşa1619-1621
Hüsrev Paşa
1628Hüsrev Paşa1628-1631
Tabanıyassı Mehmed Paşa
1632Tabanıyassı Mehmed Paşa1632-1637
Kemankeş Kara Mustafa Paşa
1638Kemankeş Kara Mustafa Paşa1638-1644
Hezarpare Ahmed Paşa
1647Hezarpare Ahmed Paşa1647-1648
Kara Murad Paşa
1649Kara Murad Paşa1649-1655
Melek Ahmed Paşa
1650Melek Ahmed Paşa1650-1651
Gürcü Mehmed Paşa
1651Gürcü Mehmed Paşa1651-1652
Tarhuncu Ahmed Paşa
1652Tarhuncu Ahmed Paşa1652-1653
İpşir Mustafa Paşa
1654İpşir Mustafa Paşa1654-1655
Köprülü Mehmed Paşa
1656Köprülü Mehmed Paşa1656-1661
Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
1661Köprülü Fazıl Ahmed Paşa1661-1676
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
1676Merzifonlu Kara Mustafa Paşa1676-1683
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
1689Köprülü Fazıl Mustafa Paşa1689-1691
Elmas Mehmed Paşa
1695Elmas Mehmed Paşa1695-1697
Amcazade Hüseyin Paşa
1697Amcazade Hüseyin Paşa1697-1702
Baltacı Mehmet Paşa
1704Baltacı Mehmet Paşa1704-1711
Çorlulu Ali Paşa
1706Çorlulu Ali Paşa1706-1710
Silahdar Damat Ali Paşa
1713Silahdar Damat Ali Paşa1713-1716
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
1718Nevşehirli Damat İbrahim Paşa1718-1730
Topal Osman Paşa
1731Topal Osman Paşa1731-1732
Hekimoğlu Ali Paşa
1732Hekimoğlu Ali Paşa1732-1755
Koca Ragıp Paşa
1757Koca Ragıp Paşa1757-1763
Muhsinzade Mehmed Paşa
1765Muhsinzade Mehmed Paşa1765-1774
Halil Hamid Paşa
1782Halil Hamid Paşa1782-1785
Koca Yusuf Paşa
1786Koca Yusuf Paşa1786-1792
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
1789Cezayirli Gazi Hasan Paşa1789-1790
Kör Yusuf Ziya Paşa
1798Kör Yusuf Ziya Paşa1798-1811
Alemdar Mustafa Paşa
1808Alemdar Mustafa Paşa1808-1808
Mehmed Emin Rauf Paşa
1815Mehmed Emin Rauf Paşa1815-1852
Benderli Ali Paşa
1821Benderli Ali Paşa1821-1821
Topal İzzet Mehmed Paşa
1828Topal İzzet Mehmed Paşa1828-1842
Reşid Mehmed Paşa
1829Reşid Mehmed Paşa1829-1833
Koca Hüsrev Paşa
1839Koca Hüsrev Paşa1839-1840
Mustafa Reşid Paşa
1846Mustafa Reşid Paşa1846-1858
Mehmed Emin Ali Paşa
1852Mehmed Emin Ali Paşa1852-1871
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
1854Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa1854-1861
Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa
1859Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa1859-1878
Mehmed Fuad Paşa
1861Mehmed Fuad Paşa1861-1866
Yusuf Kamil Paşa
1863Yusuf Kamil Paşa1863-1863
Mahmud Nedim Paşa
1871Mahmud Nedim Paşa1871-1876
Mithat Paşa
1872Mithat Paşa1872-1877
Hüseyin Avni Paşa
1874Hüseyin Avni Paşa1874-1875
Ahmed Vefik Paşa
1878Ahmed Vefik Paşa1878-1882
Tunuslu Hayreddin Paşa
1878Tunuslu Hayreddin Paşa1878-1879
Küçük Mehmed Said Paşa
1879Küçük Mehmed Said Paşa1879-1912
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
1885Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1913
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
1903Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908
Hüseyin Hilmi Paşa
1909Hüseyin Hilmi Paşa1909-1909

İlgili Maddeler

4 madde

Yanlış Bilinenler

7 başlık
YanlışLale Devri, dönemin kendi çağında kullanılan adıdır.
DoğruAdlandırma sonradan yapılmıştır. Tarihçi Ahmed Refik Altınay'ın 1913 yılında yayımlanan kitabıyla yaygınlaştı ve tarih yazımına yerleşti. Dönemin kaynaklarında böyle bir adlandırma geçmez.
YanlışNevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın sadareti boyunca hiç savaş yapılmadı.
DoğruBatı sınırında savaş çıkmadı, ancak doğuda 1723 yılında İran harekâtı başladı ve aralıklarla sadaretinin sonuna kadar sürdü. 1730 yılındaki geri çekilme, ayaklanmanın doğrudan gerekçelerinden biri oldu.
YanlışMatbaayı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa kurdu.
DoğruMatbaayı kuran ve işleten İbrahim Müteferrika'dır; girişimde Mehmed Said Efendi ile birlikte hareket etti. İbrahim Paşa'nın rolü, kuruluş için gereken fermanın çıkmasını sağlamak ve girişimi desteklemektir.
YanlışMatbaada her konuda kitap basılabiliyordu.
DoğruŞeyhülislam fetvası, dinî ilimlere dair kitapların basılmamasını şart koşuyordu. İzin alanı sözlük, tarih, coğrafya, matematik ve askerlik gibi konularla sınırlıydı. Müteferrika'nın yönetiminde on yedi eser yirmi üç cilt hâlinde basıldı.
YanlışNevşehir, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından sıfırdan kurulmuş bir şehirdir.
DoğruYerleşim, Muşkara adıyla zaten vardı ve onun doğduğu köydür. İmar programıyla külliye yapıldı, nüfus yerleştirildi, kaza merkezi hâline getirildi ve adı Nevşehir olarak değiştirildi.
YanlışPatrona Halil İsyanı büyük bir askerî ayaklanma olarak başladı.
DoğruHareketi başlatan grup küçüktü; kaynaklar başlangıçta birkaç düzine kişiden söz eder. Kısa sürede çarşı esnafı ve yeniçerilerin bir bölümü katıldı. Ordunun büyük bölümü o sırada sefer için Üsküdar'da bulunuyordu.
YanlışSadabad bugün ayaktadır.
Doğru1722 yılında yapılan ilk Sadabad, 1730 ayaklanmasında yağmalandı ve yıkıldı. Alan sonraki padişahlar döneminde yeniden düzenlendi; ilk yapılardan günümüze ulaşan bir şey yoktur.

Künye

Doğum1662 civarı, Muşkara (bugün Nevşehir); bazı kaynaklar 1660 yılını verir
Ölüm1 Ekim 1730, İstanbulHicri 17 Rebiülevvel 1143
Görev9 Mayıs 1718 - 1 Ekim 1730 (12 yıl 4 ay)
SıraSadrazam
PadişahIII. Ahmed
BabasıSipahi Ali Ağa
MemleketMuşkara, Ürgüp kazası, Niğde sancağı
DefinKaynaklarda kesin kayıt yok; kalıntılarının Şehzadebaşı'ndaki külliyesinin haziresine gömüldüğü belirtilir
UnvanDamat, Sadrazam

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
9 Mayıs 1718 tarihinde sadaret mührünü aldı ve 1 Ekim 1730 tarihine kadar görevde kaldı. Görev süresi on iki yıl dört aydır. Bu süre, Osmanlı tarihinin en uzun sadaretlerinden biridir.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa hangi padişahın döneminde görev yaptı?
Sadaretinin tamamı III. Ahmed'in saltanatına denk gelir. Padişahın kızı Fatma Sultan ile 22 Şubat 1717 tarihinde evlendi ve damadı oldu. İkisinin görevi aynı gün, 1 Ekim 1730 tarihinde sona erdi.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa neden Lale Devri ile anılır?
Lale Devri, sadaretinin başladığı 1718 yılı ile öldürüldüğü 1730 yılı arasındaki dönemin adıdır. Adlandırma dönemin kendi adı değildir; tarihçi Ahmed Refik Altınay'ın 1913 yılında yayımlanan kitabıyla yerleşmiştir. Dönem, Batı sınırında barış, iç düzende imar ve kültür faaliyetleriyle tanımlanır.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa nerede doğdu?
Karaman eyaletinin Niğde sancağına bağlı Ürgüp kazasının Muşkara köyünde doğdu. Doğum yılı kaynakların çoğunda 1662 civarı olarak verilir, bazı kaynaklar 1660 yılını yazar. Bu köy, onun imar programından sonra Nevşehir adını aldı.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Nevşehir'i nasıl kurdu?
Doğduğu Muşkara köyünde cami, medrese, kervansaray, mektep, imaret, hamam ve çeşmelerden oluşan bir külliye yaptırdı; yapı topluluğu 1726 yılında tamamlandı. Çevreye nüfus yerleştirildi, su yolları getirildi ve vergi kolaylıkları tanındı. Yerleşimin adı Muşkara'dan Nevşehir'e çevrildi.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa döneminde matbaa nasıl kuruldu?
İbrahim Müteferrika ile Mehmed Said Efendi'nin girişimi, 1727 yılının temmuz ayında III. Ahmed'in fermanı ve Şeyhülislam Yenişehirli Abdullah Efendi'nin fetvasıyla izin aldı. Fetva, dinî ilimlere dair kitapların basılmamasını şart koştu. Matbaanın ilk kitabı Vankulu Lügati, 1729 yılının başında basıldı.
Pasarofça Antlaşması Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın döneminde mi imzalandı?
Evet. Antlaşma, sadrazam olmasından iki ay sonra, 21 Temmuz 1718 tarihinde imzalandı. Belgrad, Kuzey Sırbistan, Banat ve Eflak'ın batısı Avusturya'ya bırakıldı, Mora Yarımadası Osmanlı Devleti'nde kaldı. Görüşmelerde İngiltere ve Hollanda arabuluculuk yaptı.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa döneminde hangi savaşlar yapıldı?
Batı sınırında sadareti boyunca savaş çıkmadı. Doğuda ise Safevi Devleti'nin çökmesi üzerine 1723 yılında İran harekâtı başladı; Tiflis, Revan, Nahçıvan, Gence, Tebriz ve Hemedan ele geçirildi. 1730 yılında Nadir Kulı Han'ın karşı harekâtıyla bu kazanımların önemli bölümü kaybedildi.
Sadabad nedir ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ile ilişkisi nedir?
Sadabad, Kağıthane deresinin Haliç'e döküldüğü alanda 1722 yılında kurulan kasır ve bahçe düzenlemesidir. Yapım işi doğrudan sadrazamın gözetiminde yürütüldü ve altmış günde tamamlandı; açılış 31 Temmuz 1722 tarihinde yapıldı. Alan, 1730 ayaklanmasında yağmalandı ve yıkıldı.
Patrona Halil İsyanı ne zaman başladı?
Ayaklanma 28 Eylül 1730 tarihinde İstanbul'da başladı. Hareketi, daha önce levend ve yeniçeri olarak bulunmuş Patrona Halil ile yanındaki küçük bir grup başlattı; kısa sürede çarşı esnafı ve yeniçerilerin bir bölümü katıldı. Ordunun büyük bölümü o sırada sefer için Üsküdar'da bulunuyordu.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa nasıl öldü?
Ayaklanmacıların isteği üzerine damatları Kaymak Mustafa Paşa ve Mehmed Paşa ile birlikte sarayda gözaltına alındı ve boğularak öldürüldü. Kaynakların çoğunluğu olayı 1 Ekim 1730 tarihine yerleştirir, bir kısmı 30 Eylül 1730 tarihini verir. Cesetler ayaklanmacılara teslim edildi ve Atmeydanı'na götürüldü.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın ölümünden sonra ne oldu?
Aynı gün III. Ahmed tahttan indirildi ve yerine yeğeni I. Mahmud tahta çıktı. Ayaklanmacılar bir süre daha devlet işlerine karıştı; Patrona Halil ve yakın adamları 25 Kasım 1730 tarihinde öldürüldü. İbrahim Paşa'nın ve damatlarının mal varlığına el konuldu.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa kiminle evlendi?
Eşi, III. Ahmed'in kızı Fatma Sultan'dır. 22 Eylül 1704 tarihinde doğdu, 22 Şubat 1717 tarihinde İbrahim Paşa ile evlendi. İlk eşi sadrazam Şehid Ali Paşa'ydı. Fatma Sultan 4 Ocak 1733 tarihinde öldü ve Yeni Cami yanındaki Turhan Sultan Türbesi'ne defnedildi.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın bugüne kalan eserleri nelerdir?
Nevşehir'deki külliye, cami, medrese, kervansaray ve çeşmeleriyle ayaktadır ve şehrin merkezini oluşturur. İstanbul'da Şehzadebaşı'ndaki külliyesi ile kütüphanesi korunmaktadır. Sadabad ve çevresindeki köşkler ise 1730 yılında yıkılmış, ilk yapılardan hiçbiri günümüze ulaşmamıştır.
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın dış siyaseti nasıldı?
Batı sınırında savaştan kaçınmayı, anlaşmazlıkları görüşmeyle çözmeyi tercih etti. Avrupa başkentlerine gözlem amaçlı elçiler gönderdi ve raporlar hazırlattı. Rusya ile İran toprakları üzerindeki anlaşmazlık, 1724 yılında İstanbul'da imzalanan antlaşmayla savaşa dönüşmeden çözüldü.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1528120 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026