
Piri Mehmed Paşa
پيرى محمد پاشاPîrî Mehmed Paşa·Pîrî Paşa
Piri Mehmed Paşa, 1518-1523 yılları arasında Yavuz Sultan Selim ile Kanuni Sultan Süleyman'ın vezîriâzamlığını yapan Osmanlı devlet adamıdır.
Piri Mehmed Paşa Kimdir?
16 dk okumaPiri Mehmed Paşa, yaklaşık 1463 yılında Konya'da doğdu ve 1532 yılında Silivri'de öldü. Kaynakların bir kısmı doğum yeri olarak Aksaray'ı, ölüm yılı olarak da 1533'ü gösterir. Babası, Halvetiyye tarikatının Cemâliyye kolunun kurucusu Şeyh Cemâl-i Halvetî'dir. Aile, Cemâleddîn-i Aksarâyî üzerinden Fahreddin er-Râzî soyuna bağlanır.
Devlet hizmetine kalem yolundan girdi. 1491 yılında Amasya şer'iye mahkemesinde kâtip olarak göreve başladı, ardından başkâtipliğe yükseldi. Sofya, Siroz ve Galata kadılıklarında bulundu. II. Bayezid döneminde maliye kademelerine geçti ve defterdarlık görevleri üstlendi.
Yavuz Sultan Selim döneminde başdefterdar olarak 1514 yılındaki Çaldıran seferine katıldı. Sefer sırasındaki ikmal ve kayıt düzenindeki başarısı, padişahın dikkatini çekti. Bunu izleyen yıllarda vezirliğe yükseldi ve Mısır seferinde görev aldı.
25 Ocak 1518 tarihinde vezîriâzamlığa getirildi. Yavuz Sultan Selim'in 1520 yılındaki ölümüne kadar bu görevde kaldı, ardından Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk vezîriâzamı oldu. Padişahın ölüm haberinin, oğlu başkente ulaşana kadar gizli tutulması onun yönetiminde gerçekleşti.
Sadaretinde Belgrad 29 Ağustos 1521 tarihinde alındı, Rodos ise 1522 yılındaki kuşatmanın ardından teslim oldu. 27 Haziran 1523 tarihinde görevden alındı ve yerine Pargalı İbrahim Paşa getirildi. Ömrünün son yıllarını Silivri'de, kendi kurduğu külliyenin bulunduğu yerde geçirdi ve orada gömüldü.
Konya'da doğdu. Doğum yılı kesin değildir; kaynakların bir kısmı doğum yeri olarak Aksaray'ı gösterir.
Doğumu ve Soyu
01 / 20 · 1 dkPiri Mehmed Paşa'nın doğum yılı kesin olarak bilinmez. Kaynaklar yaklaşık 1463 yılını verir. Doğum yeri olarak çoğu kaynak Konya'yı gösterir; bir kısım kaynak ise Aksaray'ı işaret eder.
Ailesi, Anadolu'nun köklü ilim ve tasavvuf çevrelerinden gelir. Soy zinciri, on üçüncü yüzyılın önde gelen kelâm âlimi Fahreddin er-Râzî'ye kadar götürülür; bu bağ, on dördüncü yüzyıl âlimi Cemâleddîn-i Aksarâyî üzerinden kurulur.
Bu soy, Osmanlı devlet adamları arasında ayrı bir konum sağlıyordu. On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda üst makamlar büyük ölçüde devşirme kökenli görevlilere veriliyordu. Anadolu'nun yerleşik ilim ailelerinden gelen bir ismin vezîriâzamlığa ulaşması, dönemin kadro yapısı içinde istisna sayılır.
Ailenin bağlı olduğu çevre, tasavvuf yönü ağır basan bir çevreydi. Bu ilişki hayatı boyunca sürdü; Mevlevî ve Halvetî çevrelerine yakınlığı, kaynaklarda ortak biçimde kaydedilir. Kurduğu vakıflarda zaviyelerin yer alması, bu bağın somut karşılığıdır.
Konya, on altıncı yüzyılın başında Osmanlı Devleti'nin Anadolu'daki en önemli merkezlerinden biriydi. Karamanoğulları döneminden kalan medreseler ve Mevlevî geleneği şehri ilim merkezi haline getirmişti.
Ailesi hakkındaki bilgi, çoğu Osmanlı devlet adamına göre ayrıntılıdır. Bunun sebebi, ailenin devlet hizmetine girmeden önce de tanınan bir ilim ailesi olması ve kayıtlarının tutulmasıdır.
Babası Şeyh Cemâl-i Halvetî
02 / 20 · 1 dkBabası Şeyh Cemâl-i Halvetî, Halvetiyye tarikatının Cemâliyye adıyla anılan kolunun kurucusudur. Kaynaklarda Şeyh Mehmed Çelebi el-Cemâlî adıyla da geçer. Ölümü 1497 ile 1498 yılları arasına tarihlenir.
Halvetiyye, on beşinci yüzyılda Anadolu ve Rumeli'de en yaygın tarikatlardan biriydi. Cemâliyye kolu, İstanbul'da ve çevresinde geniş bir çevre oluşturdu; şehirdeki tekkelerin önemli bir bölümü bu kola bağlıydı.
II. Bayezid döneminde tasavvuf çevreleri saray ile yakın ilişki içindeydi. Padişahın kendisi tarikat çevrelerine yakınlığıyla bilinir ve bu dönemde tekkelere yapılan vakıflar arttı. Şeyh Cemâl-i Halvetî'nin İstanbul'daki konumu bu çerçevede oluştu.
Baba ile oğlun yolları farklı alanlarda ilerledi. Baba tasavvuf yolunda kaldı, oğul ise devlet hizmetine girdi. Buna karşılık ikisi arasındaki bağ, oğlun kariyeri boyunca etkili oldu: tarikat çevrelerindeki tanınırlık, taşrada ve merkezde ona geniş bir ilişki ağı sağladı.
Bu ilişki ağının pratik sonucu, kurduğu vakıflarda görülür. Vakıflarında zaviye ve tekkelere ayrılan gelirler, ailenin geldiği çevreyle doğrudan bağlantılıdır.
Bir oğlu bilinir: Muhyiddin Mehmed Râşid Efendi. Sandukası, babasının Silivri'deki türbesinin yanında yer alır. Bu, ailenin devlet hizmetinden sonra da aynı yerde kaldığını gösterir.
Eğitimi ve Kâtiplik Yılları
03 / 20 · 1 dkÖğrenimini Amasya ve İstanbul medreselerinde tamamladı. Amasya, on beşinci yüzyılda şehzade sancağıydı ve bu sebeple güçlü bir medrese çevresine sahipti. Şehzadelerin yanında yetişen kadro, sonradan merkezî yönetime geçiyordu.
Devlet hizmetine 1491 yılında Amasya şer'iye mahkemesinde kâtip olarak başladı. Şer'iye mahkemesi kâtipliği, mahkemeye gelen davaların, satış ve miras kayıtlarının, vakıf işlemlerinin deftere işlendiği görevdi. Bu görev, hukuk usulünü ve kayıt tekniğini birlikte öğretiyordu.
1494 yılında başkâtipliğe yükseldiği kaydedilir. Başkâtip, mahkemenin bütün kayıt düzeninden sorumluydu ve kadının en yakın yardımcısıydı.
Amasya'da geçirdiği yıllar, kariyeri açısından belirleyici oldu. Şehir, Şehzade Ahmed'in sancağıydı ve saray çevresiyle sürekli bağlantı halindeydi. Burada kurulan ilişkiler, sonraki tayinlerinde etkili sayılır.
Kâtiplikten kadılığa geçiş, ilmiye yolunun bilinen sırasıydı. Medrese eğitimini tamamlamış ve mahkeme kaydında tecrübe kazanmış kişi, önce küçük kazalarda, sonra büyük şehirlerde kadılık yapardı.
Bu yetişme biçimi, sonraki maliye görevlerinin de zeminini kurdu. Osmanlı maliyesi defter üzerinde yürüyordu; kim ne kadar vergi verecek, hangi köyün geliri nereye yazılacak, hangi ödeme hangi kalemden yapılacak, bütün bunlar kayıt bilgisi gerektiriyordu. Kalem yolundan gelen bir görevlinin maliyeye geçmesi bu yüzden olağandı.
Amasya şer'iye mahkemesinde kâtip olarak devlet hizmetine başladı.
Kadılık Görevleri
04 / 20 · 1 dkKâtiplikten sonra kadılığa geçti. Kaynaklarda Sofya, Siroz ve Galata kadılıkları sayılır; bir kısım kaynak Silivri kadılığını da ekler.
Sofya, Rumeli'nin idarî merkezlerinden biriydi ve Rumeli beylerbeyiliğinin merkezi olarak kullanılıyordu. Şehir, Balkanlar'ı İstanbul'a bağlayan ana yol üzerindeydi ve kalabalık bir ticaret nüfusu barındırıyordu.
Siroz, Makedonya'daki en önemli Osmanlı şehirlerinden biriydi. Şehir, çevresindeki geniş tarım alanlarının ve pamuk üretiminin merkeziydi. Kadılık burada, vergi ve arazi işlerinin ağırlıklı olduğu bir görevdi.
Galata kadılığı bunlardan farklıydı. Galata, İstanbul'un karşı yakasındaki ticaret merkeziydi ve nüfusunun önemli bölümü gayrimüslimlerden oluşuyordu. Venedik ve Ceneviz tüccarlarının yerleşik bulunduğu bu yerde kadı, milletlerarası ticaret uyuşmazlıklarına ve gümrük işlerine bakıyordu. Galata kadılığı, İstanbul kadılığından sonra gelen en itibarlı görevlerden biriydi.
Bu üç görev, kariyerinin coğrafî ve teknik genişliğini gösterir: Rumeli'nin idarî merkezi, Makedonya'nın tarım şehri ve başkentin ticaret limanı.
Kadılık, aynı zamanda mali bir görevdi. Kadı, bulunduğu yerin vergi tahsilatını denetler, vakıf hesaplarını inceler ve merkeze rapor gönderirdi. Bu birikim, maliye kademelerine geçişinin dayanağı oldu.
Maliye Kademelerinde Yükselişi
05 / 20 · 1 dkII. Bayezid'in saltanatının son yıllarında maliye teşkilatına geçti. Kaynaklar 1504 yılında hazine defterdarlığına getirildiğini kaydeder; sonraki yıllarda Anadolu defterdarlığında bulunduğu belirtilir.
Osmanlı maliyesinde defterdarlık, hazinenin gelir ve giderini yürüten makamdı. Rumeli defterdarı baş defterdar sayılır, Anadolu defterdarı ise Anadolu eyaletlerinin gelirlerini yönetirdi. Her ikisi de Divan-ı Hümayun'un üyesiydi.
Defterdarın işi iki başlıkta toplanırdı. Birincisi gelir tarafıydı: tımar ve mukataa kayıtlarının tutulması, iltizam ihalelerinin yürütülmesi, vergi tahsilatının denetimi. İkincisi gider tarafıydı: kapıkulu ulufesinin ödenmesi, sefer masraflarının karşılanması, saray ve inşaat harcamalarının kayda geçirilmesi.
Bu görevlerde edindiği birikim, sonraki askerî seferlerde doğrudan kullanıldı. On altıncı yüzyılda bir seferin başarısı, büyük ölçüde ikmalin düzenine bağlıydı. Ordunun yürüyeceği güzergâhta erzak depolarının hazırlanması, para nakli, ulufe ödemeleri ve ganimet kaydı defterdarın alanındaydı.
Yavuz Sultan Selim'in 1512 yılında tahta çıkmasıyla başlayan dönem, aralıksız seferlerle geçti. Bu şartlarda maliye görevlisinin konumu güçlendi; sefer düzeni ile hazine düzeni birbirinden ayrılamaz hale geldi.
Başdefterdarlığa bu şartlarda getirildi. Görev, doğrudan padişahın yanında bulunmayı gerektiriyordu.
Çaldıran Seferi
06 / 20 · 1 dkYavuz Sultan Selim'in ilk büyük seferi, doğuya yönelik oldu. Safevî Devleti'nin Anadolu'daki etkisi, Osmanlı yönetimi açısından iç güvenlik meselesi haline gelmişti.
Ordu 1514 yılının ilkbaharında Edirne'den hareket etti ve İran içlerine doğru uzun bir yürüyüş yaptı. Yürüyüş, Osmanlı ordusunun o güne kadar yaptığı en uzun sefer güzergâhlarından biriydi. Susuz ve otsuz alanlardan geçilmesi, ikmal düzenini kritik hale getirdi.
Yürüyüş sırasında ordu içinde huzursuzluk çıktı. Askerin dönüş talebi, seferin en zor anı oldu. Bu aşamada ikmalin sürdürülmesi ve ödemelerin aksatılmaması, seferin devam edebilmesinin şartıydı.
Muharebe 23 Ağustos 1514 tarihinde Çaldıran ovasında yapıldı ve Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı. Osmanlı ordusunun top ve tüfek kullanımı, sonucu belirleyen unsurlar arasında sayılır. Zaferin ardından Tebriz'e girildi.
Piri Mehmed Paşa sefere başdefterdar olarak katıldı. Kaynaklar, sefer boyunca yürüttüğü ikmal ve kayıt işlerinin padişahın dikkatini çektiğini ve yükselişinin bu seferden sonra hızlandığını kaydeder.
Seferin ardından vezirliğe yükseldi ve Divan-ı Hümayun'un asıl üyeleri arasına girdi. Bu, kalem ve maliye yolundan gelen bir görevlinin ulaşabileceği en üst kademeye geçiş anlamına geliyordu.
Çaldıran'dan sonra doğu sınırında yeni bir düzen kuruldu ve Doğu Anadolu'daki beylikler Osmanlı yönetimine bağlandı.
Amasya'da başkâtipliğe yükseldi.
Mısır Seferi: Mercidabık ve Ridaniye
07 / 20 · 1 dkDoğu sınırındaki düzenlemenin ardından ağırlık güneye kaydı. Memlük Sultanlığı, Suriye ve Mısır'ı elinde tutuyordu ve Osmanlı Devleti ile arasındaki gerginlik uzun süredir sürüyordu.
Ordu 1516 yılında güneye yöneldi. Mercidabık Muharebesi 24 Ağustos 1516 tarihinde Halep yakınlarında yapıldı ve Osmanlı üstünlüğüyle sonuçlandı. Muharebenin ardından Suriye'nin tamamı kısa sürede Osmanlı yönetimine geçti; Şam ve Halep gibi büyük şehirler teslim oldu.
Sefer, Mısır üzerine yürüyüşle devam etti. Sina çölünün geçilmesi, seferin en zor aşaması oldu; ordunun su ve erzak ikmali baştan planlanmak zorundaydı. Bu planlamada maliye ve kayıt teşkilatının payı büyüktür.
Ridaniye Muharebesi 22 Ocak 1517 tarihinde Kahire yakınlarında yapıldı. Muharebenin ardından şehre girildi ve Memlük Sultanlığı sona erdi.
Mısır'ın alınması, Osmanlı Devleti'nin niteliğini değiştirdi. Mekke ve Medine'nin korunması sorumluluğu Osmanlı padişahına geçti; Kızıldeniz ve Hint ticaret yolları imparatorluğun ilgi alanına girdi. Devletin geliri, Mısır'ın yıllık hazine gönderimiyle önemli ölçüde arttı.
Seferin ardından Mısır'ın idarî düzeni kuruldu. Bu düzenleme, hem gelirlerin İstanbul'a aktarılmasını hem de yerel yapının ayakta kalmasını gözetiyordu.
Piri Mehmed Paşa bu seferlerde vezir olarak görev aldı ve sefer sonrasındaki düzenlemelerde bulundu.
Vezîriâzamlığa Getirilişi
08 / 20 · 1 dkYavuz Sultan Selim'in saltanatında vezîriâzamlık makamı sık sık el değiştirdi. Sekiz yıllık saltanat içinde birkaç isim bu makamda bulundu ve bir bölümü görevi sırasında idam edildi. Makam, dönemin en riskli görevi sayılıyordu.
Piri Mehmed Paşa vezîriâzamlığa 25 Ocak 1518 tarihinde getirildi. Bu tayin, Mısır seferinin tamamlanmasının ardından, devletin yeni sınırlarının idarî düzene bağlanması gereken bir döneme denk geldi.
Devraldığı gündem geniş ve teknikti. Suriye ile Mısır'ın idarî düzeninin kurulması, yeni eyaletlerin gelir kayıtlarının tutulması, Kızıldeniz'deki deniz gücünün düzenlenmesi ve Anadolu'daki asayişin sağlanması aynı anda yürütülmesi gereken işlerdi.
Makamda kalış süresi, dönemin ölçüsüne göre uzundur. Yavuz Sultan Selim'in saltanatının sonuna kadar görevde kaldı ve padişahın son vezîriâzamı oldu.
Bu istikrarın sebebi olarak kaynaklar, teknik yetkinliğini ve saray içindeki gruplaşmalardan uzak durmasını gösterir. Kalem ve maliye yolundan gelmiş olması, askerî ocaklarla ya da saray ağalarıyla doğrudan bir çıkar ilişkisi kurmamasını sağlamıştı.
Vezîriâzamlığında devletin kayıt düzenine ağırlık verildi. Yeni fethedilen bölgelerin tahriri, tımar dağıtımı ve mukataa kayıtlarının düzenlenmesi bu dönemin başlıca işleri arasındadır.
Görev süresi toplamda beş yıl beş ayı buldu ve iki padişahın saltanatına yayıldı.
Yavuz Sultan Selim Dönemindeki Sadareti
09 / 20 · 1 dkSadaretinin ilk iki buçuk yılı Yavuz Sultan Selim'in saltanatında geçti. Bu dönem, savaşların değil düzenlemelerin yılları oldu; büyük bir sefer yapılmadı.
Öncelik, Mısır ve Suriye'nin idarî düzeninin kurulmasıydı. Yeni eyaletlerin sınırları çizildi, beylerbeyi ve sancakbeyi tayinleri yapıldı, gelirlerin İstanbul'a aktarılma usulü belirlendi. Mısır'ın yıllık hazine gönderimi bu düzenlemeyle kurala bağlandı.
Kızıldeniz ve Akdeniz'deki durum da gündemdeydi. Portekiz gemilerinin Hint Okyanusu'ndaki varlığı, Kızıldeniz ticaretini ve hac yolunu tehdit ediyordu. Bu tehdide karşı Süveyş'te tersane kurulması ve deniz gücünün güçlendirilmesi gündeme geldi.
Anadolu'da asayiş meselesi sürüyordu. Uzun seferlerden dönen kuvvetlerin dağılması ve doğu sınırındaki hareketlilik, taşrada denetimi zorlaştırıyordu. Bu dönemde tahrir çalışmaları yenilendi ve vergi kayıtları elden geçirildi.
Padişah, saltanatının son yıllarında yeni bir sefer hazırlığı içindeydi. Hazırlığın hedefi konusunda dönem kaynakları farklı bilgiler verir; kesin bir sonuca varılamaz.
Hazırlık tamamlanamadan padişah hastalandı. Ordu İstanbul'dan hareket etmiş, ancak yolda durmak zorunda kalmıştı. Bu durum, vezîriâzamı sadaretinin en kritik anıyla karşı karşıya bıraktı.
Babası Şeyh Cemâl-i Halvetî öldü; ölüm yılı 1497 ile 1498 arasına tarihlenir.
Padişahın Ölümü ve Saltanat Değişimi
10 / 20 · 1 dkYavuz Sultan Selim, sırtında çıkan bir çıban sebebiyle yola devam edemedi ve Çorlu'da kaldı. Hastalığı yaklaşık iki ay sürdü. Ölümü 21 ile 22 Eylül 1520 gecesi gerçekleşti.
Osmanlı geleneğinde padişahın ölümü, varis başkente ulaşana kadar gizli tutulurdu. Hükümdarsız geçen her gün, askerî ocaklarda ve taşrada karışıklık ihtimalini artırıyordu. Bu usulü uygulamak vezîriâzamın göreviydi.
Piri Mehmed Paşa ölüm haberini gizli tuttu. Tek varis olan Şehzade Süleyman, o sırada Manisa'da sancakbeyi olarak bulunuyordu. Haber şehzadeye ulaştırıldı ve İstanbul'a gelmesi sağlandı.
Geçiş sorunsuz tamamlandı. Şehzade Süleyman 30 Eylül 1520 tarihinde İstanbul'da tahta çıktı. Padişahın naaşı 1 Ekim 1520 tarihinde başkente getirildi ve cenaze töreninin ardından defnedildi.
Bu geçişin sorunsuz olması, Osmanlı tarihindeki saltanat değişimleri arasında istisnadır. Önceki değişimlerin çoğu, birden fazla şehzadenin bulunması sebebiyle mücadeleye yol açmıştı. Yavuz Sultan Selim'in tek varisinin bulunması bu ihtimali ortadan kaldırdı; buna karşılık askerî ocakların hareketlenmemesi için ölüm haberinin yönetilmesi gerekiyordu.
Olay, aynı görevin kırk yıl önce nasıl sonuçlandığıyla karşılaştırılır. Fatih Sultan Mehmed'in ölümünde aynı usulü uygulamaya çalışan vezîriâzam, ertesi gün çıkan ayaklanmada öldürülmüştü.
Yeni padişah, göreve gelir gelmez vezîriâzamı yerinde bıraktı.
Kanuni Sultan Süleyman'ın İlk Vezîriâzamı
11 / 20 · 1 dkPiri Mehmed Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk vezîriâzamıdır. Yeni padişah tahta çıktığında yirmi altı yaşındaydı ve devlet yönetiminde tecrübeli bir isme ihtiyaç duyuyordu.
Saltanat değişiminin ardından ilk iş, yeni padişahın konumunu sağlamlaştırmak oldu. Ödemeler düzene sokuldu, kapıkulu ocaklarına cülûs bahşişi dağıtıldı ve taşradaki tayinler gözden geçirildi.
Bu dönemde alınan kararlardan bir bölümü, önceki dönemin sert uygulamalarının yumuşatılmasına yönelikti. İran ticaretine getirilen kısıtlamalar gevşetildi ve sürgüne gönderilen bazı tüccarların dönüşüne izin verildi.
Yeni padişahın ilk yıllarındaki siyasî yön batıya çevrildi. Doğuda Safevî cephesi sakinleşmiş, güneyde Mısır meselesi çözülmüştü. Buna karşılık Orta Avrupa'da Macaristan Krallığı ile sınır gerginliği sürüyordu ve Akdeniz'de Rodos adası, Osmanlı deniz yollarını doğrudan tehdit ediyordu.
Sadaretinin bu ikinci dönemi, iki büyük fetihle anılır: Belgrad ve Rodos. Her ikisi de daha önce kuşatılmış ancak alınamamış hedeflerdi.
Vezîriâzam ile genç padişah arasındaki ilişki, ilk yıllarda uyumlu yürüdü. Divanın işleyişi ve sefer kararları, tecrübeli vezîriâzamın görüşü doğrultusunda şekillendi.
Bu uyum, sadaretinin son yılında bozuldu. Divan içindeki rekabet ve saray çevresindeki yeni denge, görevden alınmasına yol açtı.
Canberdi Gazali Ayaklanması
12 / 20 · 1 dkSaltanat değişiminin hemen ardından Suriye'de bir ayaklanma çıktı. Hareketin başında, Memlük döneminden kalan ve Osmanlı yönetiminde Şam beylerbeyiliğine getirilmiş olan Canberdi Gazali bulunuyordu.
Ayaklanmanın zamanlaması tesadüf değildi. Yeni padişahın tahta çıktığı ve merkezin dikkatinin başkentte olduğu bir anda harekete geçildi. Hareket, Memlük düzeninin yeniden kurulmasını hedefliyordu.
Ayaklanmacılar Şam'ı ele geçirdi ve kuzeye doğru ilerledi. Halep kuşatıldı, ancak şehir alınamadı. Bu başarısızlık, hareketin genişlemesini engelledi.
Üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetleri güneye yürüdü. Belirleyici karşılaşma 27 Ocak 1521 tarihinde Mastaba'da yapıldı. Ayaklanmacı kuvvetler dağıtıldı ve hareket sona erdi.
Ayaklanmanın bastırılması, Suriye ve Mısır'daki Osmanlı düzeninin kalıcı hale gelmesini sağladı. Bölgedeki idarî yapı yeniden düzenlendi; Memlük döneminden kalan görevlilerin yetkileri sınırlandırıldı ve merkezden tayin usulü yerleşti.
Olay aynı zamanda bir sınav niteliği taşıdı. Yeni bir padişahın tahta çıktığı dönemde uzak bir eyalette çıkan ayaklanmanın kısa sürede bastırılması, merkezî yönetimin işlediğini gösterdi.
Bu sonuç, Osmanlı ordusunun Avrupa yönünde sefere çıkabilmesinin de şartıydı. Güney cephesi kapandıktan sonra ağırlık Balkanlar'a kaydırıldı ve Belgrad seferi hazırlığına başlandı.
Kadılık görevlerine geçti; Sofya, Siroz ve Galata kadılıklarında bulundu.
Belgrad'ın Fethi
13 / 20 · 1 dkBelgrad, Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği noktada kurulmuş bir kaleydi. Konumu sebebiyle Orta Avrupa'ya açılan kapı sayılıyordu; kale Osmanlı elinde olmadıkça Macaristan üzerine büyük bir sefer düzenlemek mümkün değildi.
Kale daha önce iki kez kuşatılmış ve alınamamıştı. 1456 yılında II. Murad'ın oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapılan kuşatma sonuçsuz kalmıştı. Bu geçmiş, hedefi sembolik olarak da önemli hale getiriyordu.
Sefer 1521 yılında düzenlendi. Ordu Tuna boyunca ilerledi; nehir üzerinden gelen donanma, kuşatmanın ikmalini sağladı. Kuşatmada Sava üzerinden kurulan köprüler ve nehir gemileri belirleyici rol oynadı.
Kale 29 Ağustos 1521 tarihinde alındı. Fetih, Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatının ilk büyük askerî başarısı oldu.
Sonuç, Orta Avrupa'daki dengeyi değiştirdi. Macaristan Krallığı'nın güney savunma hattı çöktü ve Osmanlı kuvvetleri Macar ovasına açılan yola sahip oldu. Beş yıl sonra yapılan Mohaç Muharebesi ve ardından gelen Viyana kuşatması, bu fethin açtığı yolun devamıdır.
Kuşatmanın hazırlığında ve yürütülmesinde vezîriâzamın payı kaynaklarda belirtilir; seferin hedefini savunan isimlerden biri olduğu kaydedilir.
Belgrad, bundan sonra Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki ana üssü oldu ve seferlerin toplanma noktası olarak kullanıldı.
Rodos Seferi
14 / 20 · 1 dkRodos adası, Saint Jean şövalyelerinin elindeydi. Ada, Anadolu kıyısına çok yakındı ve buradaki kuvvetler, İstanbul ile Mısır arasındaki deniz yolunu tehdit ediyordu. Mısır'ın alınmasından sonra bu tehdit doğrudan bir mesele haline gelmişti.
Ada daha önce Fatih Sultan Mehmed döneminde kuşatılmış, ancak alınamamıştı. Şövalyelerin sürekli güçlendirdiği surlar, dönemin en gelişmiş tahkimat örneklerinden sayılıyordu.
Kuşatma 1522 yılının haziran ayında başladı. Donanma adayı denizden kuşattı, kara kuvvetleri karşı kıyıdan geçirildi. Kuşatma altı ayı aştı; lağım kazma, sur altına barut yerleştirme ve topçu ateşi yöntemleri bir arada kullanıldı.
Şövalyeler aynı yılın aralık ayında teslim oldu. Teslim şartları arasında, şövalyelerin adadan silahlarıyla ayrılmasına izin verilmesi vardı; ada halkına ise can ve mal güvenliği tanındı.
Fetih, Doğu Akdeniz'deki Osmanlı hâkimiyetini tamamladı. İstanbul ile İskenderiye arasındaki deniz yolu güvenli hale geldi ve hac yolu üzerindeki tehdit ortadan kalktı.
Kuşatmanın maliyeti yüksek oldu. Uzun süren harekât, hem asker hem de hazine açısından ağır bir yük getirdi. Kuşatma sırasında divan içindeki görüş ayrılıkları da su yüzüne çıktı.
Sefer, Piri Mehmed Paşa'nın vezîriâzamlığındaki son büyük harekât oldu. Dönüşten yaklaşık altı ay sonra görevden alındı.
Maliye ve Hazine Yönetimi
15 / 20 · 1 dkVezîriâzamlığındaki teknik ağırlık, maliye tarafındaydı. Kalem ve defterdarlık geçmişi, bu alandaki kararların doğrudan onun elinde toplanmasını sağladı.
Döneminin en büyük mali meselesi, yeni fethedilen bölgelerin gelir düzenine bağlanmasıydı. Suriye, Mısır ve Doğu Anadolu'nun tahriri yapıldı; hangi köyün hangi gelire yazılacağı, hangi mukataanın kime ihale edileceği defterlere işlendi. Mısır'ın yıllık hazine gönderimi, imparatorluk bütçesinin düzenli kalemlerinden biri haline geldi.
Sefer masrafları ayrı bir başlıktı. Belgrad ve Rodos seferleri, uzun süren ve yüksek maliyetli harekâtlardı. Rodos kuşatmasının altı ayı aşması, hazineden sürekli nakit çıkışı anlamına geliyordu.
Kapıkulu ocaklarının ulufesi, bütçenin en hassas kalemiydi. Ödemenin zamanında ve düzgün ayarlı parayla yapılması, başkentteki huzurun şartıydı. Saltanat değişiminde dağıtılan cülûs bahşişi de bu kalemin üzerine ekleniyordu.
Kayıt düzenine verdiği önem, dönem kaynaklarında ayrıca belirtilir. Tahrir defterlerinin yenilenmesi ve gelir kalemlerinin denetimi, sadaretinin sürekli işleri arasındaydı.
Bu yaklaşım, uzun vadede imparatorluğun mali yapısının kurumsallaşmasına katkı sağladı. Kanuni Sultan Süleyman döneminin uzun seferleri, ancak düzenli kayda dayanan bir hazine ile yürütülebildi.
Kendi kurduğu vakıfların hesap düzeni de aynı titizlikte tutuldu; Silivri'deki külliyenin vakfiyesi 8 Haziran 1521 tarihini taşır.
Maliye teşkilatına geçti; hazine defterdarlığı ve Anadolu defterdarlığı görevlerinde bulundu. Tayin yılları kaynaklarda farklı verilir.
Azli ve Yerine Pargalı İbrahim Paşa'nın Getirilmesi
16 / 20 · 1 dkSadaretinin son yılında divan içinde rekabet belirginleşti. İkinci vezir Ahmed Paşa, vezîriâzamlık makamını hedefliyordu ve Piri Mehmed Paşa'nın ileri yaşını gerekçe olarak öne sürdü.
Rekabet saray çevresine de yansıdı. Kaynaklar, bu girişimde kazasker Fenârîzâde Muhyiddin Çelebi'nin desteğinin bulunduğunu kaydeder.
Padişah 27 Haziran 1523 tarihinde vezîriâzamı görevden aldı. Makama, ikinci vezir Ahmed Paşa değil, padişahın has odabaşısı olan Pargalı İbrahim Paşa getirildi.
Bu tayin, dönemin usulüne aykırıydı. Vezîriâzamlık, kural olarak divandaki vezirler arasından ve kıdem sırasına göre verilirdi. Divanda vezirlik yapmamış birinin doğrudan makama getirilmesi alışılmış bir uygulama değildi ve kaynaklarda ayrıca kaydedilmiştir.
Ahmed Paşa, beklediği makam yerine Mısır beylerbeyiliğine tayin edildi. Ertesi yıl Mısır'da ayaklandı ve hareket bastırıldı.
Piri Mehmed Paşa'nın görevden alınışı, önceki vezîriâzamların bir bölümünün karşılaştığı sonuçla kıyaslandığında farklıdır: idam ya da sürgün söz konusu olmadı. Kaynaklar kendisine gelir tahsis edildiğini ve emekliye ayrıldığını kaydeder.
Görevden ayrıldıktan sonra Silivri'deki mülküne çekildi ve devlet işlerine dönmedi. Sadaret süresi toplamda beş yıl beş ay oldu.
Silivri Yılları, Ölümü ve Külliyesi
17 / 20 · 1 dkGörevden ayrıldıktan sonra Silivri'ye yerleşti. Marmara kıyısındaki bu kasaba, İstanbul'a giden ana yol üzerindeydi ve başkente yakınlığıyla emekli devlet adamları için uygun bir yerdi.
Burada bir külliye kurdu. Vakfiyesi 8 Haziran 1521 tarihini taşır; yapı topluluğunun inşası ise sonraki yıllarda tamamlandı. Camisinin kitabesi 937 yılını, yani 1530 ile 1531 arasına düşen bir tarihi gösterir.
Külliye geniş bir yapı topluluğuydu. Kaynaklarda cami, medrese, misafirhane, imaret, mektep, mutfak, kiler, fırın, depo, ahır, dükkânlar, hizmet odaları, saatli kubbe ve hazire sayılır. Günümüze cami, han, mektep ve saatli kubbe yapısı ulaşmıştır.
Cami, zaviyeli ve tabhaneli planda yapılmıştır; beş kubbeyle örtülüdür ve kesme taş malzeme kullanılmıştır. Bu plan tipi, erken Osmanlı geleneğinin on altıncı yüzyıldaki devamıdır: yapı hem cami hem de yolcuların konakladığı bir tesis olarak kullanılıyordu.
Ölüm yılı kaynaklarda ayrışır. Bir kısmı 1532 yılının sonbaharını, bir kısmı 1533 yılını verir. Öldüğünde yaklaşık yetmiş yaşındaydı.
Külliyenin haziresine defnedildi. Türbede kendi sandukasının yanında oğlu Muhyiddin Mehmed Râşid Efendi'nin sandukası bulunur.
Silivri'de bugün bir mahalle onun adını taşır. Külliyesi, kasabanın en eski Osmanlı yapı topluluğudur.
Eserleri ve Vakıfları
18 / 20 · 1 dkKurduğu vakıflar, görev yaptığı ve bağlantısı bulunan yerlere dağılmıştır. Kaynaklar Anadolu ve Rumeli'de cami, medrese, zaviye, mektep ve imaret yaptırdığını kaydeder; Konya ve İstanbul, vakıflarının yoğunlaştığı iki merkezdir.
En büyük eseri Silivri'deki külliyedir. Vakfiye 8 Haziran 1521 tarihlidir ve yapı topluluğunun bakımı için ayrılan gelirleri ayrıntılı biçimde düzenler. Külliyenin barındırdığı imaret ve misafirhane, yol üzerindeki yolculara hizmet veriyordu.
Konya'daki vakıfları, ailesinin geldiği çevreyle ilişkilidir. Mevlevî ve Halvetî çevrelerine yakınlığı, buradaki zaviye ve tekke vakıflarında görülür.
Vakıf kurmak, dönemin devlet adamları için hem hayır işi hem de bir mal koruma yöntemiydi. Devlet görevlilerinin mal varlığı ölümlerinde müsadere edilebiliyordu; vakfa bağlanan mülk ise bu uygulamanın dışında kalıyor ve idaresi aile içinde sürebiliyordu.
Vakfiyeler, bugün dönemin iktisadî yapısı için birinci elden kaynaktır. Hangi köyün geliri hangi hizmete ayrıldığı, imarette günde kaç kişiye yemek verildiği, medresede kaç öğrenci okuduğu bu belgelerden okunur.
Külliyenin mimarı kesin olarak bilinmez. Camisinin 937 tarihli inşa kitabesi, başmimarlık görevinde Acem Ali'nin bulunduğu döneme denk gelir.
Silivri'deki yapı topluluğunun bir bölümü zaman içinde ortadan kalktı; ayakta kalan bölümler onarılarak korunmuştur.
Yavuz Sultan Selim tahta çıktı; aralıksız seferlerle geçen sekiz yıllık dönem başladı.
Kişiliği ve Tarihteki Yeri
19 / 20 · 1 dkKaynaklar Piri Mehmed Paşa'yı, kalem ve maliye yolundan gelmiş, kayıt düzenine hâkim ve ölçülü bir yönetici olarak tarif eder. Kariyerinin bütün basamakları bu tarifi doğrular: mahkeme kâtipliği, kadılık, defterdarlık, vezirlik ve vezîriâzamlık.
Devşirme kökenli olmaması, dönemin üst kadrosu içinde onu ayrı bir konuma koyar. On altıncı yüzyılın başında sadaret makamı büyük ölçüde saray yoluyla yetişen görevlilere veriliyordu. Anadolu'nun yerleşik ilim ailelerinden gelen bir ismin bu makama ulaşması, kadro yapısı açısından istisnadır.
Tasavvuf çevreleriyle ilişkisi, hakkında ortak biçimde kaydedilen bir başka özelliktir. Babasının Halvetiyye tarikatındaki konumu ve kendisinin Mevlevî çevrelerine yakınlığı, kurduğu vakıfların yapısında görülür.
Sadaretinin askerî bilançosu iki büyük fetihtir: Belgrad ve Rodos. Her ikisi de daha önce kuşatılıp alınamamış hedeflerdi ve ikisinin de alınması Osmanlı Devleti'nin sonraki yüzyıldaki genişlemesinin yolunu açtı.
İdarî bilançosu ise yeni fethedilen bölgelerin düzene bağlanmasıdır. Suriye, Mısır ve Doğu Anadolu'nun kayıt düzenine alınması onun sadaretinde tamamlandı.
Görevden ayrılışının biçimi de dikkat çekicidir. Dönemin vezîriâzamlarının önemli bölümü görevlerini idamla ya da sürgünle bıraktı; o ise emekliye ayrıldı ve dokuz yıl daha yaşadı.
Adı bugün Silivri'deki külliye ve türbeyle, Osmanlı tarihinde ise Kanuni Sultan Süleyman döneminin ilk vezîriâzamı olarak anılır.
Aynı Yıllarda Dünya
20 / 20 · 1 dk1517: Almanya'da Martin Luther'in doksan beş tezini yayımlamasıyla Reform hareketi başladı.
1519: V. Karl, Kutsal Roma imparatoru seçildi ve Avrupa'nın en geniş hanedan mirasını elinde topladı.
1519: Hernan Cortes Meksika'ya çıktı; Aztek Devleti'nin sonunu getiren sefer başladı.
1519: Ferdinand Macellan'ın dünyayı dolaşma seferi İspanya'dan hareket etti.
1524: Almanya'da Köylü Savaşları başladı.
1526: Hindistan'da Birinci Panipat Muharebesi'nin ardından Babür Devleti kuruldu.
1532: Peru'da İnka Devleti'nin başkentine ulaşan İspanyol seferi bölgedeki düzeni sona erdirdi.
1534: İngiltere'de kilise Roma'dan ayrıldı ve krallığın denetimine girdi.
Kronoloji
30 olay- 15. yüzyıl
Konya'da doğdu. Doğum yılı kesin değildir; kaynakların bir kısmı doğum yeri olarak Aksaray'ı gösterir.
Amasya şer'iye mahkemesinde kâtip olarak devlet hizmetine başladı.
Amasya'da başkâtipliğe yükseldi.
Babası Şeyh Cemâl-i Halvetî öldü; ölüm yılı 1497 ile 1498 arasına tarihlenir.
Kadılık görevlerine geçti; Sofya, Siroz ve Galata kadılıklarında bulundu.
- 16. yüzyıl
Maliye teşkilatına geçti; hazine defterdarlığı ve Anadolu defterdarlığı görevlerinde bulundu. Tayin yılları kaynaklarda farklı verilir.
Yavuz Sultan Selim tahta çıktı; aralıksız seferlerle geçen sekiz yıllık dönem başladı.
Çaldıran seferinin ardından vezirliğe yükseldi ve Divan-ı Hümayun'un asıl üyeleri arasına girdi.
Çaldıran Muharebesi kazanıldı; sefere başdefterdar olarak katıldı.
Mercidabık Muharebesi kazanıldı; Suriye Osmanlı yönetimine geçti.
Ridaniye Muharebesi kazanıldı; ardından Kahire'ye girildi ve Memlük Sultanlığı sona erdi.
Vezîriâzamlığının ilk işleri arasında yeni fethedilen Suriye ve Mısır'ın idarî düzeninin kurulması yer aldı.
Vezîriâzamlığa getirildi.
Şam beylerbeyi Canberdi Gazali ayaklandı; Şam ele geçirildi, Halep kuşatıldı ancak alınamadı.
Ölüm haberi gizli tutuldu ve Manisa'da bulunan Şehzade Süleyman'a haber gönderildi.
Yavuz Sultan Selim, Çorlu'daki ordugâhında öldü; ölüm 21 ile 22 Eylül gecesi gerçekleşti.
Kanuni Sultan Süleyman İstanbul'da tahta çıktı; vezîriâzam görevinde bırakıldı.
Yavuz Sultan Selim'in naaşı İstanbul'a getirildi ve defnedildi.
Mastaba'daki muharebede ayaklanmacı kuvvetler dağıtıldı ve hareket sona erdi.
Silivri'de kurduğu külliyenin vakfiyesi düzenlendi.
Belgrad alındı; Orta Avrupa'ya açılan yol Osmanlı denetimine girdi.
Rodos kuşatması başladı; harekât altı ayı aştı.
Rodos şövalyeleri teslim oldu; Doğu Akdeniz'deki deniz yolu güvenli hale geldi.
Silivri'deki mülküne çekildi ve devlet işlerine dönmedi.
Vezîriâzamlıktan alındı; yerine Pargalı İbrahim Paşa getirildi. Sadaret süresi beş yıl beş ayı buldu.
Mısır beylerbeyiliğine tayin edilen Ahmed Paşa bölgede ayaklandı; hareket bastırıldı.
Mohaç Muharebesi kazanıldı; Belgrad'ın alınmasıyla açılan yolun devamı oldu.
Silivri'deki camisinin inşa kitabesi bu yıla tarihlenir; kitabe 937 yılını gösterir.
Silivri'de öldü; ölüm yılı kaynakların bir kısmında 1533 olarak verilir.
Kurduğu külliyenin haziresine defnedildi; yanında oğlu Muhyiddin Mehmed Râşid Efendi'nin sandukası bulunur.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 5 yılHizmet Ettiği Padişahlar
3 padişah


Savaşlar ve Seferler
6 kayıtEserleri
5 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiVezîriâzamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur; mührü taşıyan kişi padişahın mutlak vekili sayılır. Piri Mehmed Paşa mührü 25 Ocak 1518 tarihinde Yavuz Sultan Selim'den aldı ve iki padişahın saltanatı boyunca elinde tuttu. Padişahın 1520 yılındaki ölümünden sonra mühür geri alınmadı; Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktığında onu görevinde bıraktı. Mühür 27 Haziran 1523 tarihinde alınarak Pargalı İbrahim Paşa'ya verildi; bu tayin, divanda vezirlik yapmamış birinin doğrudan makama getirilmesi sebebiyle dönemin usulüne aykırı sayıldı.
Aile Ağacı
3 kişi
Piri Mehmed PaşaÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
7 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruPiri Mehmed Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Piri Mehmed Paşa nereli ve hangi soydan gelir?
Piri Mehmed Paşa devlet hizmetine nasıl başladı?
Piri Mehmed Paşa Çaldıran seferinde ne görev yaptı?
Piri Mehmed Paşa Yavuz Sultan Selim'in ölümünü nasıl yönetti?
Belgrad hangi tarihte fethedildi?
Rodos ne zaman ve nasıl alındı?
Piri Mehmed Paşa neden görevden alındı?
Piri Mehmed Paşa'dan sonra kim sadrazam oldu?
Piri Mehmed Paşa görevden alındıktan sonra ne yaptı?
Piri Mehmed Paşa ne zaman ve nerede öldü?
Piri Mehmed Paşa'nın Silivri'deki külliyesi neleri kapsıyordu?
Piri Mehmed Paşa devşirme kökenli miydi?
Piri Mehmed Paşa'nın sadaretinde hangi düzenlemeler yapıldı?
Canberdi Gazali ayaklanması nedir?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q838407 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026