
Rum Mehmed Paşa
روم محمد پاشاRum Mehmet Paşa·Mehmed Paşa
Rum Mehmed Paşa, Fatih Sultan Mehmed döneminde vezîriâzamlık yapan, Karaman harekâtını ve İstanbul'a iskân sürgününü yürüten Osmanlı devlet adamıdır.
Rum Mehmed Paşa Kimdir?
16 dk okumaRum Mehmed Paşa, Fatih Sultan Mehmed döneminin vezîriâzamlarındandır. Doğum yılı bilinmemektedir. Kaynakların bir kısmı, İstanbul'un alınması sırasında esir düşenler arasında bulunduğunu ve genç yaşta saray hizmetine alındığını kaydeder. Enderun'da yetiştiği kabul edilir.
1466 yılında, Arnavutluk seferinin hemen ardından ikinci vezirlik makamına getirildi. 1468 yılındaki Karaman seferinde vezîriâzam Veli Mahmud Paşa ile arasındaki rekabet açığa çıktı. Konya ve Larende'den İstanbul'a hane nakli işinin yürütülmesi konusundaki anlaşmazlık, bu rekabetin ana konusuydu.
Vezîriâzamlığı yaygın olarak 1466 ile 1469 yılları arasına yerleştirilir. Buna karşılık kaynakların bir kısmı, Veli Mahmud Paşa'nın halefi olarak İshak Paşa'yı gösterir ve Rum Mehmed Paşa'nın makama 1471 yılında geldiğini kaydeder. Bu ayrışma çözülmüş değildir.
Görevi boyunca Karaman bölgesindeki harekâtı yürüttü. Mut Kalesi'nin tahrip edilmesi, Larende ve Ereğli'de yürütülen harekât ve Toros dağlarının kuzeyinin ele geçirilmesi bu döneme aittir. 1470 yılında Eğriboz'un alınmasına katkıda bulunduğu kaydedilir. Varsaklara karşı yürüdüğü sırada kurulan pusuya düştü ve güçlükle kurtuldu.
Akkoyunlu kuvvetlerinin 1472 yılında Tokat'ı ele geçirmesinin ardından makamını yitirdi. Ölüm yılı konusunda kaynaklar ayrışır; 1470, 1472 ve 1474 yılları ayrı ayrı verilir. Üsküdar'da yaptırdığı caminin yanındaki türbeye defnedildi.
Kaynakların bir kısmına göre İstanbul'un alınması sırasında esir düşenler arasında bulundu ve saray hizmetine alındı.
Kökeni ve Saraya Alınışı
01 / 19 · 1 dkRum Mehmed Paşa'nın kökeni ve erken hayatı hakkında dönemin kaynaklarında az bilgi vardır. Doğum yılı bilinmemektedir.
Kemalpaşazâde, onun İstanbul'un alınması sırasında esir düşen Rumlar arasında bulunduğunu ve gılman olarak saray hizmetine alındığını yazar. Aynı yönde bir bilgi, çağdaşı olan Âşıkpaşazâde'nin tarihinde dolaylı biçimde yer alır. Bu kayıtlar, Kritovulos'un sözünü ettiği şehrin ileri gelen ailelerinin çocukları arasında bulunduğunu düşündürür.
Farklı bir görüş de öne sürülmüştür. Franz Babinger, kökeninin Anadolu ya da Dimetoka olabileceğini ileri sürmüştür; bu iddia mevcut kaynaklarla desteklenmemektedir.
Adındaki Rum sıfatı, Osmanlı kullanımında Rumca konuşan Ortodoks nüfusu belirtiyordu. Aynı dönemde birden fazla Mehmed Paşa bulunduğu için bu sıfat ayırt edici işlev de görmüştür. Kaynaklarda yalnızca Mehmed Paşa olarak da anılır.
Ailesi hakkında baba ve anne adı düzeyinde bilgi yoktur. Saray hizmetine alınan çocukların aile bağları kayıtlara geçmezdi; bu kadronun tanımlayıcı özelliği, taşrada bir dayanağın ve bağımsız gelir kaynağının bulunmamasıdır.
On beşinci yüzyıl ortasında Osmanlı üst kadrosu büyük ölçüde bu yolla oluşuyordu. Çandarlı ailesinin makamdan çekilmesinden sonra vezîriâzamlık, sarayda yetişen isimlere verildi. Zağanos Paşa, Veli Mahmud Paşa ve Gedik Ahmed Paşa bu düzenin örnekleridir; Rum Mehmed Paşa da aynı kadronun içinden gelir.
Enderun'da Yetişmesi
02 / 19 · 1 dkEnderun, saray içinde kurulmuş bir eğitim düzeniydi. Buraya alınan çocuklar önce dil, yazı ve din eğitimi alır, ardından silah kullanımı, binicilik ve saray usulleri konusunda yetiştirilirdi. Eğitim uzun sürer, öğrenciler kademeler halinde ilerlerdi.
Düzenin amacı, devletin üst kadrosunu yetiştirmekti. Enderun'dan çıkanlar saray hizmetinde kalabilir ya da taşra yönetimine gönderilebilirdi. Sancak beyliği, beylerbeyilik ve vezirlik, bu yolun üst basamaklarıydı.
Rum Mehmed Paşa'nın bu düzen içinde yetiştiği ve yükseldiği kabul edilir. Kaynaklar, Fatih Sultan Mehmed'in güvenini kazandığını kaydeder. Bu güven, sonraki görevlendirmelerinin dayanağıdır.
Eğitiminin ve ilk görevlerinin tarihleri hakkında kayıt yoktur. Bilinen ilk resmî görevi ikinci vezirliktir ve bu göreve 1466 yılında getirilmiştir. Aradaki dönemde hangi makamlarda bulunduğu belgelenmiş değildir.
On beşinci yüzyıl Osmanlı kayıt düzeninin bu boşluğu, dönemin devlet adamlarının çoğunda görülür. Merkezî bir personel kaydı henüz oluşmamıştı; bilgiler vakayinamelerden, vakfiyelerden ve yapı kitabelerinden derlenir.
Sarayda yetişmenin bir sonucu, padişaha doğrudan bağlılıktı. Bu kadronun mensupları, konumlarını bir aileye ya da bölgeye değil yalnızca padişahın iradesine borçluydu. Aynı özellik, makamdan alınmaları halinde de bir dayanaklarının bulunmaması anlamına geliyordu.
İkinci Vezirliğe Getirilişi
03 / 19 · 1 dk1466 yılında, Fatih Sultan Mehmed'in Arnavutluk seferinin hemen ardından ikinci vezirlik makamına getirildi. Bu tayin, kaynaklarda tarihi kesin olarak verilen ilk görevidir.
Arnavutluk seferi, İskender Bey adıyla anılan Gjergj Kastrioti'nin yönetimindeki direnişe karşı düzenlenmişti. Direniş yirmi yılı aşkın süredir sürüyor ve Osmanlı ilerlemesini Adriyatik kıyısında durduruyordu. Sefer sırasında İlbasan Kalesi inşa edildi.
Divan-ı Hümayun'da vezirler sıra ile anılırdı. Vezîriâzam kurulun başındaydı; ikinci vezir, ondan sonraki en yüksek makamdı ve vezîriâzamın bulunmadığı durumlarda kurulu yönetirdi. Bu makam, aynı zamanda vezîriâzamlığa giden yolun son basamağıydı.
O tarihte vezîriâzamlık makamında Veli Mahmud Paşa bulunuyordu. Mahmud Paşa 1456 yılından beri görevdeydi ve Sırbistan, Mora, Trabzon ile Bosna seferlerini yönetmişti. İki isim arasında, açığa çıkması iki yıl alacak bir rekabet doğdu.
Divandaki bu yapı, Fatih Sultan Mehmed'in yönetim tarzının bilinen bir özelliğini yansıtır. Padişah, hiçbir görevlinin kalıcı bir güç merkezi kurmasına izin vermiyor, üst makamdakiler arasındaki dengeyi kendisi belirliyordu.
İkinci vezirlik döneminin belgelenmiş ilk büyük görevi, 1468 yılındaki Karaman seferidir. Bu sefer, hem kariyerinin hem de Veli Mahmud Paşa ile arasındaki ilişkinin dönüm noktası oldu.
Osmanlı Venedik savaşı başladı; savaş on altı yıl sürdü.
1468 Karaman Seferi
04 / 19 · 1 dkKaramanoğulları Beyliği, on üçüncü yüzyıldan beri Konya ve çevresinde hüküm sürüyordu. Osmanlı ile mücadelesi bir yüzyıldan uzun sürmüş, beylikte çıkan taht kavgası Osmanlı harekâtının önünü açmıştı.
1468 yılında Fatih Sultan Mehmed bizzat sefere çıktı. Konya ve Larende Osmanlı yönetimine bağlandı. Beyliğin merkez toprakları alındı, ancak direniş Toroslar'da ve Akdeniz kıyısındaki kalelerde sürdü.
Rum Mehmed Paşa sefere ikinci vezir olarak katıldı. Seferin askerî boyutunun yanında, alınan bölgede yeni düzenin kurulması işi de yürütülüyordu. Bu iş iki başlıktan oluşuyordu: bölgenin sancak düzenine bağlanması ve nüfusun bir bölümünün İstanbul'a nakledilmesi.
İkinci başlık, seferin en tartışmalı yönüydü. İstanbul kuşatmadan büyük ölçüde boşalmış çıkmıştı ve yeniden iskânı için imparatorluğun farklı bölgelerinden aile nakli yapılıyordu. Karaman bölgesi, bu nakil için seçilen alanlardan biriydi.
Sefer sırasında kazaskerlik makamında da değişiklik yapıldı. Keblü oğlu Muhyiddin'in yerine Mevlânâ Vildan getirildi. Kazaskerlik, ilmiye teşkilatının en üst makamlarından biriydi ve kadı tayinlerinden sorumluydu.
Seferin sonucu, Karamanoğulları'nın merkez topraklarının kaybedilmesi oldu. Beyliğin tamamen ortadan kalkması ise 1474 yılını buldu; bu son aşamayı Gedik Ahmed Paşa yürüttü.
Konya ve Larende Sürgünü
05 / 19 · 1 dkİstanbul'un yeniden iskânı, fetihten sonraki yirmi yılın en büyük idari işlerinden biriydi. Şehir kuşatma öncesinde de nüfus kaybetmişti; kuşatmadan sonra büyük ölçüde boşaldı. Ticaret, zanaat ve gündelik hayatın yeniden kurulması için nüfus gerekiyordu.
Bunun için imparatorluğun farklı bölgelerinden aile nakli yapıldı. Uygulama sürgün adıyla anılır. Naklin hedefi cezalandırmak değil, şehri belirli mesleklerde uzmanlaşmış nüfusla doldurmaktı; buna karşılık nakledilenlerin rızası aranmıyordu.
1468 yılındaki Karaman seferinde Konya ve Larende'den birkaç yüz hanenin İstanbul'a gönderilmesine karar verildi. Kaynaklara göre bu işin yürütülmesi, Rum Mehmed Paşa ile vezîriâzam Veli Mahmud Paşa arasındaki anlaşmazlığın konusu oldu.
Rum Mehmed Paşa, Veli Mahmud Paşa'yı işin yürütülmesinde yeterince katı davranmamakla suçladı. Kısa süre sonra nakil işini kendisi üstlendi. Âşıkpaşazâde, işin yürütülüşünü ağır ifadelerle anlatır ve Larende'de yapıların yıkıldığını, halkın malının alındığını yazar.
Nakledilenler arasına Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin torunlarından Emîr Ali Çelebi de alındı. Mevlevi ailesinin bir mensubunun listeye girmesi, uygulamanın kapsamını gösteren bir ayrıntı olarak kaydedilmiştir.
Bu olay, dönemin vakayinamelerinde Rum Mehmed Paşa hakkındaki değerlendirmelerin çıkış noktasıdır. Âşıkpaşazâde'nin anlatımı, sonraki Osmanlı tarihçilerinin büyük bölümü tarafından esas alınmıştır.
Veli Mahmud Paşa ile Rekabet
06 / 19 · 1 dkVeli Mahmud Paşa, 1456 yılından beri vezîriâzamlık yapıyordu. Sırbistan, Mora, Trabzon ve Bosna seferlerini yönetmiş, Candaroğulları Beyliği'nin topraklarının Osmanlı yönetimine bağlanmasında rol almıştı. Adnî mahlasıyla şiir yazıyordu ve İstanbul'da büyük bir külliye kurmuştu.
İki isim arasındaki rekabet, kaynaklara göre bir süredir gizli biçimde sürüyordu. 1468 yılındaki Karaman seferinde açığa çıktı. Konya ve Larende'den yapılan nakil işinin yürütülüşü, anlaşmazlığın somut konusu oldu.
Rekabetin arka planında, divandaki iki makamın yapısal ilişkisi vardır. İkinci vezir, vezîriâzamlığa aday konumdaydı; makamın boşalması onun için doğrudan bir ilerleme anlamına geliyordu. Bu yapı, Osmanlı divanında sürekli bir gerilim kaynağıydı.
Veli Mahmud Paşa'nın vezîriâzamlıktan alınması 1466 yılında gerçekleşti. Azlin sebebi konusunda kaynaklar ayrışır; bir kısım kaynak azli 1468 ile 1469 yılları arasına yerleştirir.
Mahmud Paşa devlet hizmetinden çıkarılmadı. Kaptanıderyalığa getirildi ve 1470 yılında Eğriboz'un alınmasını yönetti. 1472 yılında ikinci kez vezîriâzamlığa getirildi, 1474 yılında ise azledilerek idam edildi.
İki ismin kariyerleri, aynı dönemin iki farklı yolunu gösterir. Biri on yıla yakın kesintisiz vezîriâzamlık yapmış, ikinci bir dönem daha görev almış ve idamla son bulmuştur. Diğerinin görev süresi kısa kalmış, ölümünün tarihi ve biçimi ise kaynaklarda kesinleşmemiştir.
Arnavutluk seferinin hemen ardından ikinci vezirlik makamına getirildi.
Vezîriâzamlığa Getirilişi
07 / 19 · 1 dkRum Mehmed Paşa'nın vezîriâzamlığa getirilişi, sadrazam listelerinde yaygın olarak 1466 yılına yerleştirilir ve görev süresi 1469 yılında sona ermiş kabul edilir. Bu sıralamaya göre makama Veli Mahmud Paşa'nın birinci sadaretinden sonra gelmiş, kendisinden sonra İshak Paşa vezîriâzam olmuştur.
Buna karşılık kaynakların bir kısmı farklı bir sıra verir. Bu kayıtlara göre Veli Mahmud Paşa'nın halefi Rum Mehmed Paşa değil İshak Paşa'dır; Rum Mehmed Paşa ise 1471 yılında, İshak Paşa'nın azli üzerine makama gelmiştir. Aynı kayıtlara göre görevi 1472 yılının yazında sona ermiştir.
İki sıralama arasındaki ayrışma bugün de çözülmüş değildir. Dönemin vakayinameleri birbirini tutmaz ve merkezî bir tayin defteri bulunmadığı için karşılaştırma yapılamaz.
Her iki sıralamada da ortak olan noktalar vardır. Rum Mehmed Paşa vezîriâzamlık yapmıştır, görevi Fatih Sultan Mehmed dönemindedir, kısa sürmüştür ve Karaman bölgesindeki harekâtla iç içedir.
Göreve geldiğinde devletin önündeki başlıca işler Karaman bölgesinin yönetime bağlanması, İstanbul'un iskânının tamamlanması ve Venedik ile süren savaşın yürütülmesiydi. Doğuda ise Akkoyunlu Devleti, Karamanoğulları'nı himayesine almış durumdaydı.
Makama gelişinin ardından yürüttüğü işler, ikinci vezirlik döneminde başladığı işlerin devamıdır. Karaman harekâtı, iskân düzenlemesi ve doğu sınırındaki hazırlık, sadaretinin ana başlıklarıdır.
Sadareti ve İç Yönetim
08 / 19 · 1 dkSadaret dönemi, İstanbul'un yeniden kurulduğu yılların ikinci yarısına denk gelir. Şehirde nüfus artıyor, mahalleler oluşuyor, ticaret hayatı yeniden kuruluyordu. Bu süreç, aynı zamanda maliye açısından da düzenleme gerektiriyordu.
Bu düzenlemelerin en çok tartışılanı, fetihten sonra şehre getirilenlere ve ulemâya tahsis edilen evlerden kira alınması kararıdır. Evler başlangıçta karşılıksız verilmişti; kararla birlikte bu evler için mukataa usulüyle kira alınmaya başlandı. Osmanlı tarihçileri, Rum Mehmed Paşa hakkındaki değerlendirmelerinde bu karardaki rolü üzerinde durur.
Âşıkpaşazâde ayrıca, vezirliği sırasında ulemâya ve fakirlere dağıtılması gereken in'amların, elbiselerin ve kumaşların verilmediğini yazar. Bu tür dağıtımlar, Osmanlı düzeninde padişah adına yapılan düzenli bağışlardı ve kesilmesi doğrudan hissedilen bir değişiklikti.
İskân düzenlemesi de sadaretin ana konularındandır. Karaman bölgesinden yapılan nakil sürdürüldü; nakledilen ailelere İstanbul'da ev ve dükkân tahsis edildi. Şehrin bazı mahalleleri, geldikleri yerin adıyla anıldı ve bu adlandırma yüzyıllarca sürdü.
Divan işlerinin yanı sıra sefer hazırlıkları da yürütülüyordu. Venedik ile savaş sürüyor, Ege'de ve Mora'da harekât devam ediyordu. Doğuda ise Akkoyunlu Devleti ile karşılaşma yaklaşıyordu.
Sadaret döneminin belgelenmiş en somut ürünü, Üsküdar'da kurduğu külliyedir. Yapı topluluğu bu yıllarda tamamlandı ve kitabesi 1471 ile 1472 yıllarını verir.
Karaman Harekâtının Sürdürülmesi
09 / 19 · 1 dkKaraman bölgesindeki harekât, 1468 yılındaki seferden sonra da sürdü. Konya ve Larende alınmıştı, ancak Toroslar ve Akdeniz kıyısındaki kaleler direniyordu. Bölgenin dağlık yapısı, kalelerin sarp konumu ve yerel Türkmen topluluklarının direnci harekâtı uzattı.
1469 ile 1470 yılları arasında yeniden Karaman'a gönderildi. Bu harekâtta Mut Kalesi tahrip edildi. Mut, Göksu vadisinde bulunan ve Toroslar üzerinden Akdeniz'e inen yolu denetleyen konumdaydı.
1470 yılının sonbaharında bir kez daha Karaman'a gönderildi. Larende ve Ereğli'de harekât yürütüldü ve Toros dağlarının kuzeyi ele geçirildi. Bu harekâtla birlikte beyliğin kuzey kesimindeki direniş büyük ölçüde kırıldı.
Harekâtın hedefi, yalnızca kalelerin alınması değil bölgedeki yerleşim düzeninin değiştirilmesiydi. Kaleler tahrip ediliyor, nüfusun bir bölümü naklediliyor ve bölge sancak düzenine bağlanıyordu. Bu yöntem, beyliklerin tasfiyesinde tekrarlanan bir uygulamaydı.
Harekâtın güney yönü, Varsak Türkmenlerinin yaşadığı Taşeli bölgesine uzanıyordu. Bu bölge, dağlık yapısı ve dağınık yerleşim düzeni sebebiyle düzenli orduyla harekât yapmaya elverişli değildi.
Karaman harekâtı, Rum Mehmed Paşa'nın kariyerinin ana ekseni oldu. Görevlendirmelerinin büyük bölümü bu bölgeye yöneliktir ve hakkındaki kayıtların çoğu bu harekâtla ilgilidir.
Veli Mahmud Paşa vezîriâzamlıktan alındı; bir kısım kaynak azli 1468 ile 1469 yılları arasına yerleştirir.
Eğriboz Seferi
10 / 19 · 1 dkEğriboz, Ege'nin batısındaki büyük adadır ve Yunanistan anakarasına dar bir boğazla bağlıdır. Ada, iki yüz elli yılı aşkın süredir Venedik'in elindeydi ve Venedik'in Doğu Akdeniz'deki en büyük üssü sayılıyordu.
Osmanlı Venedik savaşı 1463 yılında başlamıştı. Ada üzerine düzenlenen harekât, savaşın en büyük operasyonuydu. Donanma ve kara kuvvetleri birlikte kullanıldı; boğaz üzerine köprü kurularak ordu adaya geçirildi.
Kuşatma 18 Haziran 1470 tarihinde başladı ve 12 Temmuz 1470 tarihinde şehir alındı. Harekâtı kaptanıderya sıfatıyla Veli Mahmud Paşa yönetti. Kaynaklar, Rum Mehmed Paşa'nın da fetihe önemli katkıda bulunduğunu kaydeder.
Eğriboz'un alınması, Venedik'in Ege'deki üstünlüğünü sona erdirdi. Adanın kaybı Venedik'te büyük yankı uyandırdı ve savaşın seyrini değiştirdi. Savaş dokuz yıl daha sürdü ve 1479 yılında barışla sonuçlandı.
Ada, alınmasından sonra Osmanlı'nın Ege'deki başlıca üslerinden biri oldu. Bir sancak merkezi haline getirildi ve donanmanın batı Ege'deki dayanağı olarak kullanıldı.
Harekât, aynı zamanda iki rakip ismin aynı seferde görev aldığı bir örnektir. Veli Mahmud Paşa kaptanıderya olarak donanmanın başındaydı; Rum Mehmed Paşa ise kaynaklara göre harekâta katkıda bulundu. Bu tablo, azledilen bir vezîriâzamın hizmette tutulmasının olağan bir uygulama olduğunu da gösterir.
Varsaklar ve Alaiye Meselesi
11 / 19 · 1 dkVarsaklar, Toroslar'ın güney yamaçlarında ve Çukurova'nın batısında yaşayan Türkmen topluluklarıydı. Dağınık yerleşim düzenleri ve dağlık coğrafya, düzenli ordu ile harekât yapmayı zorlaştırıyordu.
1470 yılının sonbaharındaki harekât sırasında güneye, Varsaklar üzerine yürüdü. Varsaklı Uyuz Bey'in kurduğu pusuya düştü. Kaynaklar, güçlükle kurtulduğunu ve harekâtın sonuçsuz kaldığını kaydeder. Bazı kayıtlar, bu sırada ele geçirilen malın kaybedildiğini de belirtir.
Aynı harekâtın bir başka konusu Alaiye'dir. Alaiye, bugünkü Alanya'dır ve Akdeniz kıyısındaki en güçlü kalelerden birine sahipti. Şehir, Karamanoğulları'ndan ayrılmış yerel bir beylik tarafından yönetiliyordu.
Âşıkpaşazâde ve Neşrî'ye göre Rum Mehmed Paşa, Alaiye'nin alınmasından vazgeçti. Gerekçe olarak, Alaiye beyi ailesiyle arasındaki evlilik bağı gösterilir. Bu bağın niteliği konusunda kaynaklar ayrışır: bir kısmı beyin kız kardeşiyle evli olduğunu, bir kısmı ise ailenin bir başka mensubuyla evlilik yaptığını kaydeder.
Alaiye 1471 yılında Osmanlı yönetimine bağlandı. Bu iş, Gedik Ahmed Paşa tarafından yürütüldü ve şehir Karaman harekâtının son aşamalarında alındı.
Varsak yenilgisi ve Alaiye meselesi, hakkındaki olumsuz değerlendirmelerin dayanaklarındandır. Dönemin vakayinameleri bu iki olayı bir arada anar ve azlinin gerekçeleri arasında sayar.
Azli
12 / 19 · 1 dkAkkoyunlu Devleti, Uzun Hasan'ın yönetiminde Doğu Anadolu ve İran'da geniş bir alana hâkimdi. Karamanoğulları'nı himayesine almış, Osmanlı'nın Anadolu'daki ilerlemesine karşı bir denge kurmaya çalışıyordu. Venedik ile de temas halindeydi.
1472 yılında Akkoyunlu kuvvetleri Orta Anadolu'ya girdi. Tokat ele geçirildi ve şehir yağmalandı. Bu harekât, Osmanlı'nın doğu sınırındaki en ciddi tehdidin somutlaşması anlamına geliyordu.
Haberin İstanbul'a ulaşmasının ardından Rum Mehmed Paşa makamını yitirdi. Kaynaklarda azlin gerekçesi olarak doğrudan bu olay gösterilir. Bir kısım kaynak, Varsak harekâtındaki başarısızlığı ve Alaiye meselesini de sayar.
Vezîriâzamlığa ikinci kez Veli Mahmud Paşa getirildi. Böylece 1468 yılında açığa çıkan rekabet, dört yıl sonra Mahmud Paşa'nın makama dönüşüyle sonuçlandı.
Azlin ardından ne olduğu konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısmı bu tarihte idam edildiğini kaydeder. Buna karşılık 1474 yılında Cem Sultan'ın atabeyi olarak Karaman'da bulunduğuna dair bir kayıt vardır; bu kayıt, azilden sonra da hizmette kaldığı anlamına gelir.
Doğu cephesindeki mesele 1473 yılında çözüldü. 11 Ağustos 1473 tarihinde yapılan Otlukbeli Muharebesi Osmanlı zaferiyle sonuçlandı ve Akkoyunlu tehdidi geriledi. Bu muharebe, Rum Mehmed Paşa'nın azlinden sonraki yıla aittir.
Sadrazam listelerinin büyük bölümüne göre vezîriâzamlığa getirildi.
Ölümü ve Tarih Tartışması
13 / 19 · 1 dkRum Mehmed Paşa'nın ölüm yılı ve biçimi konusunda kaynaklar birbirini tutmaz. Üç ayrı yıl verilir: 1470, 1472 ve 1474.
Bir kısım kaynak, 1472 yılındaki azille birlikte idam edildiğini kaydeder. Buna karşılık aynı kaynaklarda 1474 yılında Cem Sultan'ın atabeyi olarak Karaman'da bulunduğuna dair bir kayıt da bulunur; bu iki bilgi bir arada duramaz.
Halil İnalcık, İdris-i Bitlisi'nin Heşt Bihişt adlı eserine dayanarak Varsaklara karşı yapılan başarısız seferin 1474 yılında gerçekleştiğini ve paşanın azli ile idamının bu tarihte olduğunu yazar. Bu görüş, olayların sıralamasını dört yıl ileri kaydırır.
Âşıkpaşazâde idamdan söz eder ancak tarih vermez. Kemalpaşazâde de tarih belirtmeden idamı anlatır ve olayı Karamani Mehmed Paşa ile ilişkilendirir. Karamani Mehmed Paşa, 1477 yılında vezîriâzamlığa getirilecek olan isimdir.
Kaynaklarda yer alan bir başka kayıt, genişletilmiş Oruç Bey tarihinde bulunur; burada Rum Mehmed Paşa, Gedik Ahmed Paşa'nın damadı olarak gösterilir. 1480 yılı gibi geç bir tarihte Anadolu beylerbeyi olarak anıldığına dair bir kayıt daha vardır, ancak bu kaydı destekleyen başka bilgi bulunmaz.
Bu tablo, on beşinci yüzyıl Osmanlı kaynaklarının sınırlarını gösterir. Devletin en üst makamına gelmiş bir görevlinin ölüm tarihinin dört yıllık bir aralık içinde tartışmalı kalması, dönemin kayıt düzeninin niteliğiyle ilgilidir. Defnedildiği yer konusunda ise ayrışma yoktur: Üsküdar'da yaptırdığı caminin yanındaki türbededir.
Üsküdar'daki Külliyesi
14 / 19 · 1 dkRum Mehmed Paşa'nın en büyük eseri, Üsküdar'da kurduğu külliyedir. Yapı topluluğu cami, medrese, hamam, imaret ve türbeden oluşuyordu.
Caminin yapımına 1469 yılında başlandı ve yapı 1471 yılında tamamlandı. Külliyenin kitabesi 1471 ile 1472 yıllarını verir. Cami, İstanbul'un alınmasından sonra şehrin Anadolu yakasında yapılan ilk büyük cami olarak anılır.
Yapı, taş ve tuğlanın birlikte kullanıldığı bir düzendedir. Tek kubbeli ana mekânı, yarım kubbeyle genişletilmiş mihrap bölümü ve tek minaresi vardır. Kubbenin oturduğu düzen ve duvar örgüsü, Bizans yapı geleneğinin izlerini taşır. Bu özellik, dönemin yapı ustalarının iki geleneği bir arada kullandığını gösteren örneklerdendir.
Türbe caminin yanındadır. Kaynaklar, Rum Mehmed Paşa'nın buraya defnedildiğinde birleşir. Türbe, külliyenin ayakta olan bölümleri arasındadır.
Külliyenin vakıf gelirleri arasında, Manisa'da yaptırdığı bir bedesten de bulunuyordu. Osmanlı düzeninde bir külliye, kendi geliriyle ayakta tutulurdu; bedesten, han, dükkân ve arazi gelirleri görevlilerin ücretlerini ve yapıların bakımını karşılardı.
Cami 1953 yılında onarıldı ve bugün de kullanılmaktadır. Üsküdar'ın sahile yakın bir noktasında, Boğaza bakan bir teras üzerinde yer alır. Yapı, İstanbul'un erken Osmanlı dönemi eserleri arasında sayılır ve adı bugün de kurucusuyla anılır.
Diğer Eserleri
15 / 19 · 1 dkÜsküdar'daki külliye dışında da eserler yaptırdı. Kaynaklar, Tire'de bir cami, bir han ve bir türbe kurduğunu kaydeder.
Tire, Küçük Menderes vadisinde bulunan ve on beşinci yüzyılda Batı Anadolu'nun başlıca ticaret merkezlerinden biri olan şehirdir. Şehirde bu döneme ait çok sayıda Osmanlı yapısı bulunur ve Rum Mehmed Paşa'nın eserleri bunların arasındadır.
Manisa'da bir bedesten yaptırdı. Bu yapının geliri, Üsküdar'daki külliyenin vakfına bağlandı. Bedesten, değerli malların satıldığı kapalı çarşıydı ve şehir ticaretinin merkezini oluştururdu; düzenli ve yüksek gelir getiren bir yapı türüydü.
Ankara'daki Kurşunlu Han'ın da onun tarafından yaptırıldığı kabul edilir. Yapının kitabesi bulunmadığı için tarih kesin değildir; 1471 yılı önerilir. Han, güneyindeki Mahmud Paşa Bedesteni ile aynı mimari özellikleri taşır ve iki yapının yakın tarihlerde inşa edildiği düşünülür.
Kurşunlu Han, yirminci yüzyılda onarılarak Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin binalarından biri haline getirildi. Bugün müzenin idari bölümleri ve deposu bu yapıdadır.
Eserlerinin dağılımı, görev yaptığı ve bulunduğu bölgeleri yansıtır: İstanbul, Batı Anadolu ve Orta Anadolu. Osmanlı düzeninde bir devlet adamının farklı şehirlerde eser yaptırması ve bunları tek bir vakıf altında toplaması yaygın uygulamaydı; vakfedilen mal, kurucunun şahsi mülkünden ayrı sayıldığı için müsadere kapsamına girmezdi.
Fatih Sultan Mehmed'in Karaman seferine ikinci vezir olarak katıldı; Konya ve Larende Osmanlı yönetimine bağlandı.
Dönem Kaynaklarındaki Yeri
16 / 19 · 1 dkRum Mehmed Paşa hakkındaki bilgilerin büyük bölümü dönemin vakayinamelerinden gelir. Bu kaynakların başında Âşıkpaşazâde, Neşrî, Kemalpaşazâde, Tursun Bey ve Oruç b. Âdil'in tarihleri gelir.
Âşıkpaşazâde onun çağdaşıdır ve hakkında en ayrıntılı anlatımı veren isimdir. Anlatımı belirgin biçimde olumsuzdur; Karaman'daki nakil işini, in'amların dağıtılmamasını ve İstanbul'daki ev kirası kararını ayrıntılı olarak ele alır. Sonraki Osmanlı tarihçilerinin büyük bölümü, değerlendirmelerinde bu anlatımı esas almıştır.
Neşrî, Âşıkpaşazâde'nin anlatımını büyük ölçüde izler ve Alaiye meselesinde onunla aynı bilgiyi verir. Kemalpaşazâde ise kökeni ve ölümü konusunda ayrı bilgiler aktarır.
Kritovulos, Rumca yazan ve Fatih Sultan Mehmed dönemini anlatan tarihçidir. Onun İstanbul'un alınmasından sonra saraya alınan çocuklara ilişkin kaydı, Rum Mehmed Paşa'nın kökeni hakkındaki değerlendirmelerin dayanaklarındandır.
Modern araştırmalarda konu, sadaret sıralaması ve ölüm tarihi eksenlerinde ele alınır. Halil İnalcık, İdris-i Bitlisi'nin eserine dayanarak farklı bir kronoloji önermiştir. Franz Babinger kökeni konusunda ayrı bir görüş ileri sürmüş, bu görüş desteklenmemiştir.
Kaynakların bu yapısı, madde boyunca birden çok noktada ayrışma bulunmasının sebebidir. Vakayinamelerin taraflı olabildiği, tarih vermediği ve birbirinden kopya ettiği durumlar, on beşinci yüzyıl Osmanlı tarihinin bilinen sorunlarındandır.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
17 / 19 · 1 dkDönem kaynakları Rum Mehmed Paşa'yı öncelikle idareci olarak tarif eder. Askerî görevleri vardır, ancak kariyerinin ana ekseni iskân düzenlemesi, maliye kararları ve bölge yönetimi üzerinedir.
Yönetim tarzında katılık öne çıkar. Konya ve Larende'den yapılan nakil işini, kendisinden önceki uygulamadan daha sert biçimde yürüttüğü kaydedilir. İstanbul'da evlerden kira alınması kararı da aynı çizgide değerlendirilir: her ikisi de merkezin çıkarını doğrudan gözeten, uygulandığı kesimde karşılık gören düzenlemelerdir.
Divandaki konumunu ikinci vezirlikten vezîriâzamlığa taşıyan süreç, aynı zamanda bir rekabetin sonucudur. Veli Mahmud Paşa ile arasındaki anlaşmazlıkta, iskân işinin yürütülüşünü doğrudan bir eleştiri konusu yapması, bu rekabetin yürütülüş biçimini gösterir.
Alaiye meselesi, kişisel bağların görevle ilişkisi bakımından anılan bir örnektir. Kaynaklar, evlilik yoluyla kurulan akrabalığın harekâtın durdurulmasında etkili olduğunu kaydeder. Bu tür bir bağın kayıtlara geçmesi, dönemin devlet adamlarının yerel hanedanlarla kurduğu ilişkilerin izlerinden biridir.
Eser sahipliği yönü, kariyerinin diğer yüzüdür. Üsküdar'daki külliye, İstanbul'un Anadolu yakasındaki ilk büyük Osmanlı yapı topluluğudur ve şehrin bu yakasının kurulmasında rol oynamıştır.
Hakkındaki değerlendirmelerin büyük ölçüde tek bir çağdaş kaynağa dayanması, kişiliğine ilişkin tablonun tek yönlü kalmasına yol açmıştır. Bu durum, modern araştırmalarda da belirtilen bir sınırdır.
Mirası ve Tarihteki Yeri
18 / 19 · 1 dkRum Mehmed Paşa, Fatih Sultan Mehmed döneminin ortasında, devletin Anadolu'daki düzenini kurduğu yıllarda görev yaptı. Karaman bölgesindeki harekâtın bir bölümü ve İstanbul'un iskânının önemli bir aşaması onun yürüttüğü işlerdir.
İstanbul'un yeniden nüfuslandırılması, Osmanlı Devleti'nin başkentini kurma işiydi. Karaman bölgesinden nakledilen aileler, şehrin ticaret ve zanaat hayatının kurulmasında yer aldı. Bazı mahalleler bu ailelerin geldiği yerlerin adıyla anıldı ve bu adlandırma yüzyıllarca sürdü.
Karaman harekâtındaki payı, beyliğin tasfiyesinin ara aşamalarına düşer. Konya ve Larende alınmış, Toroslar'ın kuzeyi ele geçirilmiş, ancak beyliğin tamamen ortadan kalkması 1474 yılını bulmuştur.
Mimari mirası üç şehre dağılır. Üsküdar'daki külliye, İstanbul'un Anadolu yakasındaki ilk büyük Osmanlı yapı topluluğudur ve bugün de ayaktadır. Tire'deki cami, han ve türbe ile Manisa'daki bedesten, Batı Anadolu'daki eserleridir. Ankara'daki Kurşunlu Han'ın da onun eseri olduğu kabul edilir ve yapı bugün bir müzenin bölümüdür.
Osmanlı yönetim tarihi açısından, saray kökenli devşirme kadronun vezîriâzamlığa gelen örneklerinden biridir. Bu kadronun makamı elde tutuşu, aynı zamanda makamın kırılganlığını da gösterir: kendisinden önceki ve sonraki vezîriâzamların bir bölümü azledilmiş ya da idam edilmiştir.
Hakkındaki kayıtların ayrışması, adının anılış biçimini de belirlemiştir. Görev tarihleri, ölüm yılı ve ölüm biçimi konusundaki tartışma, dönemin tarih yazımının niteliğini gösteren örnekler arasında sayılır.
Konya ve Larende'den birkaç yüz hanenin İstanbul'a nakledilmesi işini üstlendi.
Aynı Yıllarda Dünya
19 / 19 · 1 dk1466: Arnavutluk'ta direniş sürdü; Osmanlı kuvvetleri İlbasan Kalesi'ni inşa etti.
1468: Arnavut direnişinin önderi Gjergj Kastrioti öldü; direniş on yıl daha sürdü.
1469: Aragonlu Ferdinand ile Kastilyalı İsabel evlendi; İspanya'nın birleşme süreci başladı.
1470: Venedik, Ege'deki en büyük üssü olan Eğriboz'u kaybetti; kayıp şehirde büyük yankı uyandırdı.
1471: Portekiz gemileri Ekvator'u geçerek Gine körfezine ulaştı; Atlantik boyunca güneye ilerleme sürdü.
1472: Moskova knezi III. İvan, son Bizans imparatorunun yeğeni Zoe Paleologina ile evlendi.
1473: Akkoyunlu ordusu Otlukbeli'nde bozguna uğradı; Uzun Hasan doğuya çekildi.
1474: Kastilya'da veraset savaşı başladı; İber yarımadasındaki güç dengesi yeniden kuruldu.
Kronoloji
29 olay- 15. yüzyıl
Kaynakların bir kısmına göre İstanbul'un alınması sırasında esir düşenler arasında bulundu ve saray hizmetine alındı.
Osmanlı Venedik savaşı başladı; savaş on altı yıl sürdü.
Arnavutluk seferinin hemen ardından ikinci vezirlik makamına getirildi.
Veli Mahmud Paşa vezîriâzamlıktan alındı; bir kısım kaynak azli 1468 ile 1469 yılları arasına yerleştirir.
Sadrazam listelerinin büyük bölümüne göre vezîriâzamlığa getirildi.
Fatih Sultan Mehmed'in Karaman seferine ikinci vezir olarak katıldı; Konya ve Larende Osmanlı yönetimine bağlandı.
Konya ve Larende'den birkaç yüz hanenin İstanbul'a nakledilmesi işini üstlendi.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin torunlarından Emîr Ali Çelebi de İstanbul'a gönderilenler arasına alındı.
Kazaskerlik makamına Keblü oğlu Muhyiddin'in yerine Mevlânâ Vildan getirildi.
Sadrazam listelerinin büyük bölümüne göre vezîriâzamlık görevi sona erdi; makam İshak Paşa'ya geçti.
Üsküdar'daki camisinin yapımına başlandı.
Yeniden Karaman'a gönderildi; Mut Kalesi tahrip edildi.
Sonbaharda yeniden Karaman'a gönderildi; Larende ve Ereğli'de harekât yürütüldü, Toros dağlarının kuzeyi ele geçirildi.
Varsaklar üzerine yürürken Uyuz Bey'in kurduğu pusuya düştü ve güçlükle kurtuldu.
Âşıkpaşazâde ve Neşrî'ye göre Alaiye'nin alınmasından vazgeçti; gerekçe olarak Alaiye beyi ailesiyle arasındaki evlilik bağı gösterilir.
Eğriboz kuşatması başladı; harekâtı kaptanıderya sıfatıyla Veli Mahmud Paşa yönetti.
Eğriboz alındı; kaynaklar fetihe önemli katkıda bulunduğunu kaydeder.
Üsküdar'daki camisi tamamlandı; İstanbul'un Anadolu yakasında yapılan ilk büyük cami olarak anılır.
Kaynakların bir kısmına göre İshak Paşa'nın azli üzerine sadrazamlığa yükseldi.
Ankara'daki Kurşunlu Han'ın bu tarihte onun tarafından yaptırıldığı kabul edilir; yapının kitabesi yoktur.
Üsküdar'daki külliyesi kitabesine göre tamamlandı; cami, medrese, hamam, imaret ve türbeden oluşuyordu.
Akkoyunlu kuvvetleri Orta Anadolu'ya girdi; Tokat ele geçirildi ve yağmalandı.
Tokat haberinin ardından makamını yitirdi; kaynakların bir kısmı bu tarihte idam edildiğini kaydeder.
Vezîriâzamlığa ikinci kez Veli Mahmud Paşa getirildi.
Otlukbeli Muharebesi kazanıldı; Akkoyunlu tehdidi geriledi.
Cem Sultan'ın atabeyi olarak Karaman'da bulunduğuna dair bir kayıt vardır.
Kaynakların bir kısmı ölüm yılını bu tarih olarak verir; bir kısmı 1470 ve 1472 yıllarını gösterir.
Anadolu beylerbeyi olarak anıldığına dair bir kayıt bulunur; kaydı destekleyen başka bilgi yoktur.
- 20. yüzyıl
Üsküdar'daki cami onarıldı.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 3 yılHizmet Ettiği Padişahlar
1 padişahSavaşlar ve Seferler
5 kayıtEserleri
6 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiOsmanlı düzeninde padişahın adını taşıyan mühr-i hümayun vezîriâzama teslim edilir, azil halinde geri alınırdı. Rum Mehmed Paşa mührü vezîriâzamlığa getirildiğinde aldı ve görev süresi boyunca taşıdı; azliyle birlikte mühür geri alındı ve makam Veli Mahmud Paşa'ya verildi. Mührün teslim tarihi, sadaret sıralaması konusundaki ayrışma sebebiyle kesin olarak verilemez.
Aile Ağacı
4 kişiÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
7 maddeYanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruRum Mehmed Paşa kaç yıl sadrazamlık yaptı?
Rum Mehmed Paşa hangi padişaha hizmet etti?
Rum Mehmed Paşa'nın kökeni nedir?
Rum Mehmed Paşa neden Veli Mahmud Paşa ile çekişti?
Rum Mehmed Paşa neden görevden alındı?
Rum Mehmed Paşa ne zaman öldü?
Rum Mehmed Paşa nerede gömülüdür?
Rum Mehmed Paşa hangi eserleri yaptırdı?
Rum Mehmed Paşa Konya ve Larende'den kimleri İstanbul'a gönderdi?
Rum Mehmed Paşa Alaiye'yi neden almadı?
Rum Mehmed Paşa Eğriboz seferinde ne yaptı?
Rum Mehmed Paşa'dan önce ve sonra sadrazam kimdi?
Rum Mehmed Paşa Varsaklara karşı ne yaptı?
Rum Mehmed Paşa hakkında kaynaklar neden ayrışır?
Rum Mehmed Paşa'nın Üsküdar'daki camisi neden önemlidir?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q970249 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026
