Yatsı20:05·İmsak 05:34 İstanbul16°·Parçalı bulutlu Nöbetçi eczane:Adalar 5 Ekim 2026, Pazartesi
Ara
Tunuslu Hayreddin Paşa
Sadrazamlar · Dağılma dönemi

Tunuslu Hayreddin Paşa

تونسلى خير الدين پاشا

Hayreddin Paşa·Hayreddin et-Tûnusî·Khéreddine

Sadaret 1878-1879Doğum bilinmiyor; kaynaklar 1820 ile 1823 arasında değişen yıllar verir, doğum yeri Kafkasya olarak gösterilirÖlüm İstanbul; kaynakların bir kısmına göre 29 Ocak, bir kısmına göre 30 Ocak 1890· 7 Cemaziyelahir 1307

Tunuslu Hayreddin Paşa, Tunus'ta başvekillik yaptıktan sonra 1878-1879 yıllarında Osmanlı sadrazamlığına getirilen ıslahatçı devlet adamıdır.

70Yaşında öldü
1Sadaret dönemi
3Padişaha hizmet
7Eser
0Çocuk

Tunuslu Hayreddin Paşa Kimdir?

15 dk okuma

Tunuslu Hayreddin Paşa, Kafkasya'da doğdu ve 1890 yılının ocak ayında İstanbul'da öldü. Doğum yılı kaynaklarda farklı verilir. Ailesini Kafkasya'daki bir Rus harekâtı sırasında kaybettiği, küçük yaşta köle olarak İstanbul'a getirildiği ve nakîbüleşraf Kıbrıslı Tahsin Bey tarafından satın alındığı kaydedilir.

Hayatının ilk dönemi Tunus'ta geçti. 1830 yılında Tunus'a götürüldü, Ahmed Paşa'nın sarayında yetişti ve askerlik mesleğinde yükseldi. 1857 ile 1862 yılları arasında bahriye müdürlüğü yaptı, 1861 yılında ilan edilen anayasayla kurulan Meclis-i Ekber'in ilk başkanı oldu. 1869 yılında Tunus'un dış borçlarını düzenlemek için kurulan Milletlerarası Maliye Komisyonu'nun başkanlığına getirildi. 21 Ekim 1873 tarihinde Tunus'un en yüksek idarî makamı olan reîs-i müdîrânlığa tayin edildi ve 21 Temmuz 1877 tarihindeki istifasına kadar bu görevde kaldı.

İkinci dönemi Osmanlı merkezinde geçti. 1878 yılının ağustos ayında II. Abdülhamid tarafından İstanbul'a davet edildi; kendisine vezaret rütbesi verildi, Meclis-i Âyân üyeliğine ve yeni kurulan Maliye Komisyonu başkanlığına getirildi. İki ay sonra, 4 Aralık 1878 tarihinde sadrazamlığa tayin edildi. Sekiz aya yakın süren sadareti 29 Temmuz 1879 tarihindeki istifasıyla sona erdi.

Arapça kaleme aldığı Akvemü'l-Mesâlik adlı eseri, on dokuzuncu yüzyıl İslam dünyasının siyasî düşünce metinleri arasında sayılır. Kitapta Avrupa devletlerinin gücünü adalet ve hürriyete dayalı siyasî kurumlara bağladı ve bu kurumların İslam ülkelerinde de kurulabileceğini savundu. Sadaretten ayrıldıktan sonra İstanbul'da kaldı ve 1882 yılında yapılan ikinci sadaret teklifini kabul etmedi.

1830

Tunus valisi Ahmed Paşa'nın bir adamı tarafından İstanbul'dan Tunus'a götürüldü.

Doğumu ve Kökeni

01 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa'nın hayatının ilk yıllarına ait bilgiler sınırlıdır. Kafkasya'da doğduğu ve ailesini bölgedeki bir Rus harekâtı sırasında kaybettiği kaydedilir. Kaynaklar Abhaz kökenli olduğunu belirtir.

Doğum yılı konusunda kaynaklar ayrışır. Bir kısmı 1820, bir kısmı 1823 yılını verir; 1830 yılında Tunus'a götürüldüğünde on üç yaşında olduğunu söyleyen kayıt ise daha erken bir yıla işaret eder. Kesin bir tarih üzerinde birleşme yoktur.

Küçük yaşta köle olarak İstanbul'a getirildi. Nakîbüleşraf ve Anadolu kazaskeri Kıbrıslı Tahsin Bey tarafından satın alındı ve onun Kanlıca'daki yalısında yetişti.

İstanbul'da geçirdiği bu yıllar Türkçesinin ve ilk eğitiminin temelini oluşturdu. Bununla birlikte hayatının büyük bölümü Arapça konuşulan bir ülkede geçtiği için Türkçe yazı diline hâkim olmadığı, sonraki dönemde kaydedilen bir husustur.

1830 yılında Tunus valisi Ahmed Paşa'nın bir adamı tarafından Tunus'a götürüldü. Tunus, o tarihte Osmanlı Devleti'ne bağlı, ancak Hüseynî ailesinin irsen yönettiği özel statülü bir eyaletti.

Ailesi hakkında kayıt bulunmaz. Babasının ve annesinin adı kaynaklarda geçmez; Kafkasya'dan köle olarak getirilen çocukların aile bilgileri genellikle tutulmazdı.

Tunus'ta Yetişmesi

02 / 19 · 1 dk

Tunus'a götürüldükten sonra Ahmed Paşa'nın sarayında memlük olarak yetiştirildi. Memlük düzeni, satın alınan gençlerin saray içinde eğitilip devlet hizmetine hazırlanması usulüdür ve Tunus yönetiminde on dokuzuncu yüzyıl boyunca uygulandı.

Özel hocalardan Arapça ve İslamî ilimler alanında eğitim aldı. Kısa sürede Ahmed Paşa'nın ve dönemin en yetkili idarecisi olan Hazinedar Mustafa Paşa'nın güvenini kazandı.

Askerlik mesleğine girdi ve hızla yükseldi. 1846 yılında miralay, 1850 yılında mirliva ve süvari kuvvetleri kumandanı oldu. 1855 yılında feriklik rütbesi verildi.

Yenilikçi fikirlerle ilk teması 1840 yılında oldu. Ahmed Paşa'nın modern bir ordu kurmak için açtığı Bardo Harbiye Mektebi'nde görevli Fransız subaylarla tanıştı; yeni sistemleri ve Fransızcayı öğrenmeye çalıştı.

Fikrî yönünü belirleyen iki isim, dönemin Tunuslu âlimleri Mahmûd Kābâdû ve İbrahim er-Riyâhî'dir. İlk ıslahat düşüncelerini bu iki âlimden aldığı kaydedilir.

Avrupa ile doğrudan teması 1846 yılında başladı. Ahmed Paşa'nın yaveri sıfatıyla Paris'i ziyaret etti. Bu ziyaret, sonraki yıllarda Avrupa kurumlarını yakından incelemesinin başlangıcı oldu.

Askerlik ve saray hizmetinin yanı sıra idarî işlerde de görevlendirildi. Tunus yönetiminde memlük kökenli görevlilerin askerî ve sivil işleri birlikte yürütmesi olağandı; bu düzen, sonraki yıllarda hem orduda hem maliyede görev almasını kolaylaştırdı.

Paris Yılları

03 / 19 · 1 dk

1853 ile 1857 yılları arasında Paris'te kaldı. Görevi, Tunuslu Mahmûd b. Ayyâd Paşa'ya karşı açılan davada Tunus'u temsil etmekti.

Dava, Tunus hazinesinden çıkan büyük bir meblağın takibiyle ilgiliydi. Fransız mahkemelerinde yürütülen süreci Tunus'un menfaatlerine uygun biçimde sonuçlandırdı.

Bu dört yıl, Avrupa medeniyetini yakından tanıma fırsatı verdi. Fransızcasını ilerletti, Fransız idarî ve hukukî kurumlarının işleyişini yerinde gördü.

Paris'te edindiği gözlemler sonraki eserinin dayanağı oldu. Avrupa devletlerinin gücünün kurumsal düzene dayandığı yönündeki değerlendirmesi bu yıllarda şekillendi.

Paris'teki başarısı üzerine 21 Ocak 1857 tarihinde Tunus bahriye müdürlüğüne tayin edildi. Tunus'a dönerek 8 Mayıs 1857 tarihinde görevine başladı.

Bahriye müdürlüğü, Tunus yönetiminin en önemli makamlarından biriydi. Ülke Akdeniz ticaretinin kavşağındaydı ve limanların işleyişi doğrudan gelirle bağlantılıydı. Bu görevde 23 Kasım 1862 tarihine kadar kaldı ve donanmayı yenileme çalışmaları yürüttü.

Dava süresince Tunus hükümetiyle sürekli yazışma halinde kaldı. Bu yazışmalar, Avrupa başkentlerinde bir ülkenin çıkarlarının nasıl temsil edileceği konusunda ilk uygulamalı deneyimi oldu.

Aynı yıllarda Avrupa'daki basın ve yayın düzenini de yakından izledi. Kamuoyunun devlet kararları üzerindeki etkisi, sonraki eserinde üzerinde durduğu konulardan biri haline geldi.

1840

Ahmed Paşa'nın açtığı Bardo Harbiye Mektebi'nde görevli Fransız subaylarla tanıştı; yeni askerî sistemleri ve Fransızcayı öğrenmeye başladı.

Ahdü'l-emân ve Anayasa Çalışmaları

04 / 19 · 1 dk

Tunus'ta 10 Eylül 1857 tarihinde ahdü'l-emân ilan edildi. Belge, Osmanlı Tanzimat ve Islahat fermanlarındaki esasları içeriyordu: bütün halka can ve mal güvenliği, vergi adaleti, din ve dil hürriyeti.

Hayreddin Paşa, bu belgeyle başlayan modernleşme hareketinin en etkin isimlerinden biri oldu. Siyasî ve içtimaî düzenin yeniden kurulmasını savunan grubun içinde yer aldı.

1860 yılında Tunus anayasasını hazırlayan komisyona üye seçildi. Anayasa ertesi yıl yürürlüğe girdi ve Tunus, kendi anayasasını ilan eden ilk İslam ülkeleri arasına girdi.

Anayasayla kurulan Meclis-i Ekber'e önce üye oldu, ardından bu istişarî meclisin başkanlığına getirildi. Beylik Meclis-i Hass'ının da üyesiydi.

Hukukî düzenlemelerde etkin rol oynadı. Konsolosluk mahkemeleri komisyonunda çalıştı ve askerlik kanununu hazırlayan komisyona başkanlık etti.

23 Kasım 1862 tarihinde bahriye müdürlüğünden ve Meclis-i Ekber başkanlığından istifa etti. İstifada, dış borçlanma girişimini ve Hazinedar Mustafa Paşa'nın izlediği siyaseti onaylamamasının etkili olduğu belirtilir. Bundan sonra 1869 yılına kadar önemli bir resmî görev almadı; yalnızca İstanbul'a ve bazı Avrupa başkentlerine geçici vazifelerle gönderildi.

Maliye Komisyonu Başkanlığı

05 / 19 · 1 dk

Tunus'un 1863 ve 1865 yıllarındaki dış borçlanmaları maliyeyi iflasa sürükledi. Borç servisi, yıllık gelirlerin yarısına yaklaşmıştı.

Bu tabloya bir başka gelişme eklendi. Ağır vergilere tepki olarak doğan 1864 isyanı, reform dönemini kesintiye uğrattı. Düzeni sağlamak için Osmanlı hükümeti Büyük Ali Haydar Efendi'yi fevkalâde komiser sıfatıyla Tunus'a gönderdi.

Hayreddin Paşa aynı dönemde ikinci kez İstanbul'a gönderildi ve Tunus ile Osmanlı merkezi arasındaki ilişkileri düzenleyen emr-i sâmîyi getirdi. Bu belgeyle padişahın Tunus üzerindeki hakları, Hüseynî ailesinin hukuku ve ülkenin yönetim biçimi tespit ediliyordu.

Borçları düzenlemek ve birleştirmek için 1869 yılında Milletlerarası Maliye Komisyonu kuruldu. Komisyonda Fransız, İngiliz ve İtalyan üyeler vardı; başkanlığa Hayreddin Paşa getirildi.

Komisyon, Tunus gelirlerinin bir bölümünü doğrudan alacaklıların denetimine bağlıyordu. Bu düzen, borcun ödenmesini garantiye alırken ülkenin malî bağımsızlığını da sınırlıyordu.

Bu tayinle 1877 yılına kadar sürecek aktif siyasî hayatı başladı. 18 Ocak 1870 tarihinde kendisine vezîr-i mübâşir unvanı verildi. 1871 yılında, Tunus valisi Muhammed Sâdık Paşa'ya valilik tevcih fermanını almak üzere İstanbul'a gitti ve Osmanlı yöneticileriyle görüşmeler yaptı.

Tunus Başvekilliği: İdarî ve Malî Islahat

06 / 19 · 1 dk

Üç vali döneminde otuz altı yıl boyunca aralıksız reîs-i müdîrânlık yapan Hazinedar Mustafa Paşa azledildi. Bu göreve 21 Ekim 1873 tarihinde Hayreddin Paşa tayin edildi.

Reîs-i müdîrânlık, Tunus yönetiminin en yüksek makamıdır ve Tunus kaynaklarında vezîr-i ekber olarak anılır. Tayinle birlikte vezîr-i mübâşir unvanı kaldırıldı, Maliye Komisyonu başkanlığı bırakıldı ve hariciye müdürlüğü görevi ilave olarak verildi.

Görev süresinin ana konusu malî düzendi. Yıllık gelirlerin yarısına yaklaşan dış borçların ödenmesi ve sağlam bir maliye siyaseti izlenmesi, bütün düzenlemelerin önkoşulu olarak ele alındı.

Merkezî yönetim yeniden düzenlendi, mahallî idareler tanzim edildi. Tunuslular ile yabancılar arasındaki davalara bakan mahkeme kuruldu ve dinî mahkemeler yeniden teşkilatlandırıldı.

Tarım alanında düzenleme yapıldı; ortakçılık esasına dayanan hammâs düzeni tanzim edildi. İhracatı artırıcı tedbirler alındı ve demiryolu yapımı hızlandırıldı.

Dış siyasette izlediği çizgi, Tunus'taki İngiliz, Fransız ve İtalyan menfaatlerini dengede tutmaktı. Borçların düzenli ödenmesine verdiği önemin sebebi, yabancı müdahalesinin önünü kesmekti. Aynı çerçevede Osmanlı Devleti ile sıkı iş birliğini savundu; Tunus'un özel statüsünü ancak bu bağın koruyabileceğini düşünüyordu.

1853

Mahmûd b. Ayyâd Paşa davasında Tunus'u temsil etmek üzere Paris'e gitti.

Tunus Başvekilliği: Eğitim ve Vakıflar

07 / 19 · 1 dk

Eğitim, başvekillik döneminin ikinci ana başlığıdır. Tunus'un en eski öğretim kurumu olan Zeytûne Medresesi'nde reform yapılmasını sağladı.

Devlet basımevi ıslah edildi ve yeni bir genel kütüphane kuruldu. Basımevi ve kütüphane, yeni eğitim düzeninin altyapısını oluşturuyordu.

En kalıcı eseri, 1875 yılında açılan el-Medresetü's-Sâdıkıyye'dir. Lise seviyesinde ve modern anlamda öğretim yapan bu okul, sonraki kuşaklarda Tunus'un seçkin aydınlarının yetiştiği kurum oldu.

Okulun kuruluşunda, azledilen Hazinedar Mustafa Paşa'nın müsadere edilen malları kullanıldı. Böylece eski bir idarecinin serveti, yeni eğitim düzeninin kaynağına dönüştürüldü.

Vakıf düzeni de elden geçirildi. Reformların gereğine inanan yakın mesai arkadaşı Muhammed Bayram'ı Cem'iyyâtü'l-evkāf başkanlığına getirdi; vakıflar yeniden düzenlendi ve gelirleri artırıldı.

Eğitim ve vakıf düzenlemelerinin ortak mantığı, kaynağı ülke içinde bulunan kalıcı kurumlar kurmaktı. Dış borçla finanse edilen projelerin ülkeyi bağımlı hale getirdiği tecrübesi, bu tercihin arkasındaki gerekçedir.

Vakıf gelirlerinin düzene sokulması, eğitim harcamalarının kaynağını da güvence altına alıyordu. Okul, kütüphane ve basımevi giderlerinin sürekli bir gelire bağlanması, bu düzenlemenin pratik karşılığıdır.

Eğitim alanındaki işlerin ortak yönü, yeni okulun eski medreseyle birlikte ayakta tutulmasıdır. Zeytûne Medresesi kapatılmadı, ders düzeni yenilendi; yeni okul ise ayrı bir kurum olarak açıldı.

Başvekillikten İstifası

08 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa 21 Temmuz 1877 tarihinde reîs-i müdîrânlıktan istifa etti. İstifa, iç ve dış baskıların birlikte ağırlaşmasının sonucudur.

Kaynaklar birkaç sebep sıralar. Bahriye müdürü Mustafa b. İsmâil'in Tunus beyi nezdinde yürüttüğü olumsuz propaganda bunların başında gelir.

İkinci sebep ekonomiktir. Son iki yılda iyi ürün alınamaması hazineyi boşaltmış, borçların ödenmesinde güçlük doğmuştu.

Üçüncüsü dış ilişkilerle ilgilidir. Doksanüç Harbi sırasında Osmanlı Devleti'ne yaptığı yardımın Tunus'taki konsoloslar tarafından iyi karşılanmadığı kaydedilir.

Dördüncüsü bir imtiyaz meselesidir. Jenduba ile Tunus arasındaki demiryolu hattının imtiyazını Fransa'ya vermemesi, bu ülkenin desteğini kaybetmesine yol açtı.

Anayasanın yeniden yürürlüğe konması ve bir meclis açılması yönündeki düşüncesi Tunus beyi nezdinde rağbet görmemişti. Görevden ayrıldıktan sonra mallarının müsadere edileceğinden endişe duydu ve bir süre Fransa'da kaldı.

İstifanın arka planında, reform programının dayandığı malî imkânın daralması vardı. Borç ödemelerinin aksaması, hem iç düzenlemeleri hem dış ilişkileri doğrudan etkiliyordu.

Görevden ayrılışıyla birlikte Tunus'taki ıslahat dönemi de kesintiye uğradı. Ülke dört yıl sonra Fransa'nın işgaline uğradı ve himaye idaresi altına girdi.

İstanbul'a Davet Edilmesi

09 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa'nın adı İstanbul'da Medeniyye tarikatı şeyhi Muhammed Zâfir Efendi vasıtasıyla duyuldu. Şeyh, paşanın şahsiyetini, ıslahatçı yönünü ve Akvemü'l-Mesâlik adlı kitabını II. Abdülhamid'e anlattı.

Padişah 1878 yılının ağustos ayında kendisini İstanbul'a davet etti. Davet, Doksanüç Harbi'nin ve 13 Temmuz 1878 tarihli Berlin Antlaşması'nın hemen ardına rastlar; devlet ağır bir savaş ve toprak kaybının sonuçlarıyla uğraşıyordu.

İstanbul'a gelişi 1878 yılının ekim ayındadır. Kendisine vezaret rütbesi verildi.

İlk görevi Meclis-i Âyân üyeliğidir. Ardından yeni kurulan Maliye Komisyonu başkanlığına getirildi; Tunus'ta aynı adı taşıyan bir komisyonun başkanlığını yapmış olması bu tayinin gerekçesidir.

Tayinin arkasındaki beklenti, Tanzimat düzeninde yetişmiş ve malî işlerde tecrübeli bir devlet adamı kazanmaktı. Paşanın İslamî düşünceye bağlılığı ve ıslahatçı karakteri, devletin sıkışık durumunda yeni bir imkân olarak görüldü.

Bu tayinlerden iki ay sonra sadrazamlığa getirildi. İstanbul'a gelişiyle sadareti arasında geçen süre bu kadardır; merkezî bürokrasiyi tanımak için ayrılan zaman kısa kaldı.

Davetin bir başka yönü, Tunus meselesinin Osmanlı merkezindeki ağırlığıdır. Fransa'nın Kuzey Afrika'daki nüfuzu artıyordu ve Tunus'u en iyi tanıyan devlet adamının merkezde bulunması, bu konuda da imkân sayıldı.

21 Ocak 1857

Tunus bahriye müdürlüğüne tayin edildi.

Sadrazamlığa Getirilişi

10 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa 4 Aralık 1878 tarihinde sadrazamlığa tayin edildi. Bu tarih, Osmanlı Devleti'nin Berlin Antlaşması sonrası düzenlemeleri yürüttüğü döneme rastlar.

Sadaret makamına Tunus'tan gelen bir devlet adamının getirilmesi, merkezî bürokrasi açısından alışılmış bir durum değildi. Kariyerinin tamamı Tunus'ta ve Avrupa'da geçmişti; İstanbul'daki kalem ve nezaret kadrolarıyla önceden bağı yoktu.

Dil, göreve başlarken karşılaştığı ilk güçlüktür. Türkçeyi az bildiği ve yazı diline hâkim olmadığı kaydedilir. Islahat lâyihalarını önce Arapça kaleme aldı, sonra Türkçeye tercüme ettirdi.

Görev süresi sekiz aya yakındır; 4 Aralık 1878 ile 29 Temmuz 1879 tarihleri arasını kapsar.

Sadaretin gündemi, savaş sonrası meselelerden oluşuyordu. Berlin Antlaşması'nın çözülmemiş maddeleri, devletlerin nüfuz mücadelesi, maliye ve idarî düzen başlıca konulardı.

Kendisinin gündeme getirdiği konular ise farklıydı. Devlet idaresinin yeniden düzene sokulması, memurların belirli bir sisteme bağlanması, mahkemelerin yeniden tanzimi ve taşra yönetiminin düzenlenmesi üzerinde durdu.

Tayin, merkezî bürokraside farklı karşılandı. Kalem ve nezaret kadrolarında yetişmiş devlet adamları arasında, dışarıdan gelen bir ismin sadaret makamına getirilmesi tartışma konusu oldu.

Bununla birlikte göreve başlarken elinde yazılı bir program vardı. Tunus'ta uygulanan düzenlemeler ve Akvemü'l-Mesâlik'te ortaya konan görüşler, bu programın dayanağını oluşturuyordu.

Sadareti: Dış Meseleler ve Maliye

11 / 19 · 1 dk

Sadaretinin dış gündemi, Doksanüç Harbi'nin ve Berlin Antlaşması'nın çözülmemiş meselelerinden oluşuyordu. Sınır tespiti, tazminat ve boşaltma işleri bu başlık altındadır.

Aynı dönemde Mısır meselesi gündeme geldi. Hidiv İsmâil Paşa 1879 yılında azledildi; azil, Mısır'ın dış borçları ve Avrupa devletlerinin bu borçlar üzerindeki denetim talepleriyle bağlantılıdır.

Devletlerin nüfuz mücadelesi, sadaretin her başlığına yansıdı. Berlin Antlaşması sonrasında Osmanlı topraklarında büyük devletlerin doğrudan müdahale imkânı genişlemişti.

Maliye, iç gündemin merkezindeydi. Savaş borçları, dış alacaklıların talepleri ve gelirlerin artırılması meselesi, Tunus'ta uğraştığı sorunların benzeriydi.

Gelirlerin artırılmasına dair düşüncelerini yazılı olarak ortaya koydu. Vergi düzeninin yeniden kurulması ve tahsilatın denetlenmesi bu düşüncelerin esasıdır.

Yabancı elçiliklerle memurlar arasında menfaate dayalı ilişkilerin önlenmesini de gündeme getirdi. Ona göre dış baskıya karşı en etkili tedbir, borçların düzenli ödenmesi ve devlet kadrolarının dışarıya bağımlı hale gelmemesiydi.

Bir başka başlık, Berlin Antlaşması'nın öngördüğü düzenlemelerin uygulanmasıydı. Sınır komisyonlarının çalışması ve boşaltılacak yerlerin teslimi, sekiz aylık görev süresinin önemli bölümünü doldurdu.

Malî tedbirlerin bir bölümü, Tunus'ta denenmiş yöntemlerin merkeze uyarlanmasıydı. Gelir kalemlerinin tek elde toplanması ve harcamaların yazılı kurala bağlanması bunların başında gelir.

Sadareti: Bâbıâli ve Saray

12 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa'nın sadaret makamına dair belirli bir programı vardı. Sadaretin saray karşısındaki yetki ve sorumluluklarının güçlendirilmesini istedi.

Bu doğrultuda bir kanun tasarısı hazırlattı. Tasarı, Meclis-i Vükelâ'nın yetki ve görevlerini tanımlıyor, nâzırların sadrazama karşı sorumlu olmasını öngörüyordu.

İkinci teklifi anayasayla ilgiliydi. Anayasanın değiştirilmesini ve 1878 yılının şubat ayında tatil edilen Meclis-i Meb'ûsan'ın yeniden toplantıya çağrılmasını önerdi. Savunduğu düzen, parlamento ile nâzırların karşılıklı sorumluluğuna dayanıyordu.

Teklifler kabul görmedi. II. Abdülhamid meclisin ikinci kez toplanmasını benimsemedi ve hazırlanan kanun tasarısı kesinleşmedi.

Aynı dönemde Mâbeyn-i Hümâyun'da ve devlet adamları arasında muhalifleri arttı. Dönemin şeyhülislâmı Esad Efendi ile de görüş ayrılığına düştü.

Anlaşmazlık fiilî bir duruma dönüştü: sadrazam dokuz gün Bâbıâli'ye gelmedi. Bu sürenin ardından istifasını verdi. Böylece Bâbıâli'nin konumunu güçlendirme ve nâzırlara müteselsil sorumluluk getirme girişimi sonuçsuz kaldı.

Tekliflerin ortak noktası, yetkinin yazılı kurallara bağlanmasıydı. Sadrazamın ve nâzırların görev alanının belirlenmesi, ona göre idarenin düzenli işlemesinin şartıydı.

Kaynaklar, bu tekliflerin merkezî yönetimde kabul görmeme sebebini tek bir başlığa bağlamaz. Hem makamlar arası yetki dengesi hem de dönemin siyasî şartları birlikte sayılır.

10 Eylül 1857

Tunus'ta ahdü'l-emân ilan edildi; belge can ve mal güvenliği, vergi adaleti, din ve dil hürriyeti vaat ediyordu.

İstifası ve Sonraki Yılları

13 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa 29 Temmuz 1879 tarihinde sadrazamlıktan istifa etti. Görev süresi sekiz aya yakındır.

İstifasına rağmen İstanbul'dan ayrılmadı. II. Abdülhamid kendisinden yararlanmayı sürdürdü: ıslahat lâyihaları hazırlattı ve özel komisyonlarda görev verdi.

Bir ara Paris büyükelçiliğine ya da Trablusgarp valiliğine tayin edileceğine dair söylentiler çıktı. Bu tayinlerin hiçbiri gerçekleşmedi.

Fransa'nın 1881 yılında Tunus'u işgal etmesi, onu yeniden gündeme getirdi. Ülkeyi ve bölgeyi en iyi tanıyan devlet adamı olarak Osmanlı Devleti'nin Tunus siyasetinde etkili oldu.

30 Kasım 1882 tarihinde kendisine ikinci kez sadaret teklif edildi. Teklifi, ıslahat programının kabul edilmesi ve uygulanması şartına bağladı; bu şart karşılanmadığı için görevi kabul etmedi.

Son yıllarını İstanbul'da geçirdi. Kuruçeşme semtinde oturdu ve azlinden sonra padişaha sunduğu lâyihalarda ortaya koyduğu görüşleri bir program haline getirdi. Bu görüşlerin bir bölümü, sonraki sadrazamlar döneminde uygulanabildi.

Hazırladığı lâyihalar, sadaretten sonraki yılların asıl işi oldu. Bu metinlerde idare, maliye, adalet ve taşra yönetimine dair görüşlerini ayrıntılı biçimde yazdı.

Lâyihaların bir bölümünü önce Arapça kaleme aldı, sonra Türkçeye tercüme ettirdi. Bu usul, göreve geldiği ilk günden itibaren sürdürdüğü çalışma biçimiydi.

Ölümü ve Defni

14 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa 1890 yılının ocak ayında İstanbul'da öldü. Ölüm tarihi kaynaklarda ayrışır: bir kısmı 29 Ocak, bir kısmı 30 Ocak 1890 tarihini verir.

Eyüp'te Bostan İskelesi'nde bulunan Şah Sultan İmareti'nin bahçesine defnedildi. Semt, Osmanlı devlet adamlarının defnedildiği başlıca yerlerdendi.

Mezarı uzun süre unutuldu. Yapılan araştırmalar sonucunda yeri 2012 yılında yeniden tespit edildi.

Kemikleri 1968 yılında Tunus'a götürüldü. Nakil, Tunus'un bağımsızlığından sonra ülkenin kuruluş dönemi düşünürlerine gösterilen ilginin bir sonucudur.

Böylece hayatının iki ülkeye yayılan seyri, mezarında da karşılığını buldu: İstanbul'da defnedildi, yetiştiği ve en uzun görev yaptığı ülkeye yetmiş sekiz yıl sonra nakledildi.

Ölümünde altmış yaşları civarındaydı; doğum yılı kesin bilinmediği için yaşı da kaynaklara göre değişir. Ardında bir kitap, bir okul ve Osmanlı merkezine sunduğu bir dizi ıslahat lâyihası bıraktı.

Ölümünden sonra fikirleri unutulmadı. Akvemü'l-Mesâlik'in mukaddimesi farklı dillerde basılmaya devam etti ve yirminci yüzyılda da okundu.

Tunus'ta adı, ülkenin çağdaşlaşma tarihinin kurucu isimleri arasında anıldı. Kemiklerinin nakli de bu ilginin sonucudur.

Akvemü'l-Mesâlik

15 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa'nın adıyla anılan eseri Akvemü'l-Mesâlik fî Ma'rifeti Ahvâli'l-Memâlik'tir. Arapça kaleme alındı ve 1868 yılında Tunus'ta basıldı.

Kitabın en çok üzerinde durulan bölümü mukaddimesidir. Müellif bu bölümü aynı yıl Paris'te Fransızca olarak da yayımladı; metin 1875 yılında ikinci baskısını yaptı.

Mukaddime ayrı ayrı baskılarla yayıldı. Arapça olarak 1868 yılında Tunus'ta, 1876 yılında İstanbul'da, 1881-1882 yıllarında İskenderiye'de, sonraki dönemde Tunus ve Beyrut'ta basıldı.

Türkçe tercümesi Abdurrahman Süreyyâ Efendi tarafından yapıldı ve 1879 yılında İstanbul'da bastırıldı. İngilizce çevirisi ise önce 1874 yılında Atina'da, sonra Cambridge'de yayımlandı.

Eserin gövdesinde Avrupa devletlerinin siyasî, iktisadî ve askerî özellikleri anlatılır. Müellif, Avrupa'nın iklimi, dini ya da toprağı sayesinde üstün duruma gelmediğini belirtir.

Mukaddimede ileri sürülen tez şudur: maddî kudret eğitime, eğitim ise siyasî müesseselere dayanır. Avrupa'nın gücünün ve refahının esasını adalet ve hürriyete dayalı kurumlar oluşturur; bunların en önemlileri parlamento, parlamentoya karşı sorumlu hükümet ve hür basındır.

Eserin yazılış amacı, İslam ülkelerinin içinde bulunduğu durumu anlatmak ve pratik teklifler ileri sürmektir. Müellif, şeriatın değişen şartlara ve içtimaî zaruretlere uygun olarak açıkça yasaklanmayan her şeye izin verdiğini belirtir ve bunun çağdaşlaşmaya imkân tanıdığını ileri sürer.

1861

Anayasayla kurulan Meclis-i Ekber'e üye oldu, ardından başkanlığına getirildi.

Düşünceleri ve Islahat Programı

16 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa'nın düşüncesinin merkezinde adalet ve hukukun üstünlüğü vardır. Kanun hükümlerinin istisnasız herkese eşit uygulanmasını, bütün ıslahatların temeli saydı.

Anayasanın uygulanmaya konulmasını ıslahatların birinci şartı olarak gördü. Mebuslar ve âyan meclislerinin toplanmasını, yetkisi ve sorumluluğu belirlenmiş bir nâzırlar heyetinin kurulmasını istedi.

Memur düzenine ayrı bir yer verdi. Memurların kabiliyet ve liyakatlerine göre tayin edilmesini, azil endişesi taşımadan görev yapmalarını ve ceza ile mükâfat sisteminin geliştirilmesini gerekli gördü.

Taşra idaresinin düzenlenmesi ve vilâyet meclislerinin kurulması programının önemli başlıklarındandır. Ona göre vilâyet meclisleri, millet meclisinin temelini oluşturacaktı. Genel emniyet için zabıta ve jandarma kuvvetlerinin ıslahını da şart saydı.

Parlamento ile basın kurumlarını İslam'ın meşveret esasıyla uzlaştırdı. Parlamentonun, klasik İslam siyaset düşüncesinde ehlü'l-hal ve'l-akd denilen âlim ve âyan topluluğunun yerini tuttuğunu savundu; böylece Avrupa'dan kurum alınmasının mümkün ve gerekli olduğunu ileri sürdü.

Gayrimüslim tebaa konusunda ise sınırlı bir hürriyet önerdi. Bu görüşünü, imparatorluğun sosyal yapısı ve ayrılıkçı eğilimlerle gerekçelendirdi. Programının tamamı, dış müdahaleyi önlemek ve devleti kendi kaynaklarıyla ayakta tutmak amacına bağlıdır.

Tunus ve Osmanlı Dönemlerinin Karşılaştırılması

17 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa'nın kariyeri iki ayrı ülkede ve iki ayrı ölçekte geçti. Tunus'taki görevleri kırk yılı aşar; Osmanlı merkezindeki sadareti sekiz aydır.

Tunus'ta uygulama imkânı buldu. Bahriye müdürlüğü, Meclis-i Ekber başkanlığı, Maliye Komisyonu başkanlığı ve reîs-i müdîrânlık, birbirini tamamlayan görevlerdi; dört yıl süren başvekilliğinde idarî, malî, hukukî ve eğitimle ilgili düzenlemeleri birlikte yürüttü.

Osmanlı merkezinde aynı imkânı bulamadı. Sadaretinin süresi kısa kaldı, hazırladığı kanun tasarısı kesinleşmedi ve meclisin yeniden toplanması yönündeki teklifi kabul görmedi.

Farkın bir sebebi ölçektir. Tunus, tek merkezden yönetilebilen ve nüfusu sınırlı bir ülkeydi; Osmanlı Devleti ise üç kıtaya yayılmış, çok katmanlı bir bürokrasiye sahipti.

İkinci sebep konumdur. Tunus'ta kendi yetiştirdiği kadroyla çalıştı; İstanbul'da ise merkezî bürokrasi açısından dışarıdan gelen bir isimdi ve dil güçlüğü bu durumu ağırlaştırdı.

Buna karşılık iki dönemin düşünce çizgisi aynıdır. Her iki ülkede de dış borcun düzenli ödenmesini, kurumların yazılı kurallara bağlanmasını ve eğitime kaynak ayrılmasını savundu. Akvemü'l-Mesâlik'te ortaya koyduğu görüşlerle uygulamadaki tercihleri birbirini doğrular.

Tarihteki Yeri

18 / 19 · 1 dk

Hayreddin Paşa, on dokuzuncu yüzyılda İslam dünyasının durumu üzerine düşünen ve çözüm üreten devlet adamları arasında sayılır. Devlet adamlığı ile fikir adamlığını birlikte yürüttü.

Fikirleri kendi döneminde geniş bir çevrede ilgi gördü. Cemâleddîn-i Efgānî ve Muhammed Abduh gibi isimlerle aynı tartışma alanında anıldı; İstanbul'da da yayın çevrelerinde okundu.

Mısırlı Rifâa et-Tahtâvî ve Lübnanlı Butrus el-Bustânî ile birlikte, İslam dünyasının ilk modernleşme taraftarları arasında değerlendirilir. Ortak tezleri, Avrupa kurumlarının seçilerek alınabileceğidir.

Tunus'taki mirası somuttur. 1875 yılında kurduğu el-Medresetü's-Sâdıkıyye, ülkenin sonraki kuşak aydınlarının yetiştiği kurum oldu ve Tunus modernleşmesinin merkezlerinden biri sayıldı.

Osmanlı tarihindeki yeri ise sadaretinin süresiyle sınırlı kalmaz. Bâbıâli'nin yetkilerinin yazılı kurallara bağlanması yönündeki teklifi, sonraki dönemde tekrar gündeme gelen bir tartışmadır.

Adı bugün iki ülkenin tarihinde birlikte anılır. Tunus'un çağdaşlaşma tarihinde kurucu isimlerden biri, Osmanlı tarihinde ise dışarıdan gelip sadaret makamına ulaşan ve kendi ıslahat programını yazılı olarak ortaya koyan bir devlet adamı olarak yer alır.

Kariyerinin bütünü, on dokuzuncu yüzyılda Osmanlı coğrafyasındaki idarî hareketliliğin de örneğidir. Bir eyalette yetişen devlet adamının merkeze gelip sadaret makamına ulaşması, imparatorluk düzeninin son döneminde görülen bir yoldur.

23 Kasım 1862

Bahriye müdürlüğünden ve Meclis-i Ekber başkanlığından istifa etti.

Aynı Yıllarda Dünya

19 / 19 · 1 dk

1861: Tunus kendi anayasasını yürürlüğe koydu.

1869: Süveyş Kanalı açıldı ve Akdeniz'in doğu havzası dünya ticaretinin ana yolu haline geldi.

1870: Fransa ile Prusya arasında savaş çıktı ve ertesi yıl Alman İmparatorluğu kuruldu.

1876: Osmanlı Devleti'nde Kanun-i Esasi ilan edildi ve ilk meclis toplandı.

1878: Berlin Antlaşması imzalandı ve Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki sınırları yeniden çizildi.

1879: Mısır'da Hidiv İsmâil Paşa azledildi.

1881: Fransa Tunus'u işgal etti ve ülkede himaye idaresi kuruldu.

1882: İngiltere Mısır'ı işgal etti.

1889: Paris'te dünya sergisi açıldı ve Avrupa'nın sanayi gücü sergilendi.

Kronoloji

36 olay
  • 19. yüzyıl
  • Tunus valisi Ahmed Paşa'nın bir adamı tarafından İstanbul'dan Tunus'a götürüldü.

  • Ahmed Paşa'nın açtığı Bardo Harbiye Mektebi'nde görevli Fransız subaylarla tanıştı; yeni askerî sistemleri ve Fransızcayı öğrenmeye başladı.

  • Miralaylığa yükseldi ve Ahmed Paşa'nın yaveri sıfatıyla Paris'i ziyaret etti.

  • Mirliva ve süvari kuvvetleri kumandanı oldu.

  • Mahmûd b. Ayyâd Paşa davasında Tunus'u temsil etmek üzere Paris'e gitti.

  • Feriklik rütbesi verildi.

  • Tunus bahriye müdürlüğüne tayin edildi.

  • Tunus'a dönerek bahriye müdürlüğü görevine başladı.

  • Tunus'ta ahdü'l-emân ilan edildi; belge can ve mal güvenliği, vergi adaleti, din ve dil hürriyeti vaat ediyordu.

  • Tunus anayasasını hazırlayan komisyona üye seçildi.

  • Anayasayla kurulan Meclis-i Ekber'e üye oldu, ardından başkanlığına getirildi.

  • Bahriye müdürlüğünden ve Meclis-i Ekber başkanlığından istifa etti.

  • Tunus'ta ağır vergilere tepki olarak isyan çıktı; Osmanlı hükümeti Büyük Ali Haydar Efendi'yi fevkalâde komiser sıfatıyla gönderdi.

  • İkinci kez İstanbul'a gönderildi ve Tunus ile Osmanlı merkezi arasındaki ilişkileri düzenleyen emr-i sâmîyi getirdi.

  • Akvemü'l-Mesâlik fî Ma'rifeti Ahvâli'l-Memâlik Tunus'ta basıldı; mukaddimesi aynı yıl Paris'te Fransızca olarak yayımlandı.

  • Tunus'un dış borçlarını düzenlemek için kurulan Milletlerarası Maliye Komisyonu'nun başkanlığına getirildi.

  • Kendisine vezîr-i mübâşir unvanı verildi.

  • Tunus valisi Muhammed Sâdık Paşa'ya valilik tevcih fermanını almak üzere İstanbul'a gitti.

  • Tunus'un en yüksek idarî makamı olan reîs-i müdîrânlığa tayin edildi; hariciye müdürlüğü de uhdesine verildi.

  • Muhammed Bayram'ı Cem'iyyâtü'l-evkāf başkanlığına getirdi ve vakıf düzenini yeniden kurdu.

  • Lise seviyesinde modern öğretim yapan el-Medresetü's-Sâdıkıyye açıldı.

  • İç ve dış baskılar sonucu reîs-i müdîrânlıktan istifa etti; bir süre Fransa'da kaldı.

  • Berlin Antlaşması imzalandı.

  • II. Abdülhamid tarafından İstanbul'a davet edildi.

  • İstanbul'a geldi; kendisine vezaret rütbesi verildi, Meclis-i Âyân üyeliğine ve Maliye Komisyonu başkanlığına getirildi.

  • Sadrazamlığa tayin edildi.

  • Mısır Hidivi İsmâil Paşa azledildi; sadaretin dış gündeminin başlıca konularından biri oldu.

  • Meclis-i Vükelâ'nın yetki ve görevlerini tanımlayan kanun tasarısını hazırlattı; tasarı kesinleşmedi.

  • Akvemü'l-Mesâlik'in mukaddimesi Abdurrahman Süreyyâ Efendi'nin tercümesiyle İstanbul'da Türkçe olarak basıldı.

  • Sadrazamlıktan istifa etti; görev süresi sekiz aya yakındı.

  • Fransa Tunus'u işgal etti; Osmanlı Devleti'nin Tunus siyasetinde etkili oldu.

  • Kendisine ikinci kez teklif edilen sadaret görevini, ıslahat programının uygulanması şartı karşılanmadığı için kabul etmedi.

  • Eyüp'te Bostan İskelesi'ndeki Şah Sultan İmareti'nin bahçesine defnedildi.

  • İstanbul'da öldü; kaynakların bir kısmı 29 Ocak, bir kısmı 30 Ocak 1890 tarihini verir.

  • 20. yüzyıl
  • Kemikleri Tunus'a nakledildi.

  • 21. yüzyıl
  • İstanbul'daki ilk mezar yeri yapılan araştırmalar sonucunda yeniden tespit edildi.

Sadareti

1 dönem · yaklaşık 1 yıl
4 Aralık 1878 - 29 Temmuz 1879Padişah: II. Abdülhamid · Kaynakların bir kısmı görevin sona erme tarihini 28 Temmuz 1879 olarak verir. Sadaret, Berlin Antlaşması sonrası düzenlemelerin yürütüldüğü döneme rastlar ve istifayla sona erdi.
7 ay 25 gün

Hizmet Ettiği Padişahlar

3 padişah

Eserleri

7 eser
kitapAkvemü'l-Mesâlik fî Ma'rifeti Ahvâli'l-Memâlik1868 · Tunus · Arapça kaleme alındı. Mukaddimesi aynı yıl Paris'te Fransızca olarak yayımlandı; Türkçe tercümesi Abdurrahman Süreyyâ Efendi tarafından yapıldı ve 1879 yılında İstanbul'da basıldı.
okulel-Medresetü's-Sâdıkıyye1875 · Tunus · Lise seviyesinde modern öğretim yapan okul, Tunus'un sonraki kuşak aydınlarının yetiştiği kurum oldu. Kuruluşunda Hazinedar Mustafa Paşa'nın müsadere edilen malları kullanıldı.
kurumMilletlerarası Maliye Komisyonu1869 · Tunus · Tunus'un dış borçlarını düzenlemek ve birleştirmek için kuruldu; Fransız, İngiliz ve İtalyan üyeleri vardı ve ilk başkanı Hayreddin Paşa oldu.
reformZeytûne Medresesi'nde yapılan düzenleme1873-1877 · Tunus · Tunus'un en eski öğretim kurumunda ders ve teşkilat düzeni yenilendi.
reformCem'iyyâtü'l-evkāf düzenlemesi1874 · Tunus · Vakıflar yeniden düzenlendi ve gelirleri artırıldı; başkanlığa Muhammed Bayram getirildi.
kurumDevlet basımevinin ıslahı ve genel kütüphanenin kurulması1873-1877 · Tunus · Yeni eğitim düzeninin altyapısını oluşturan iki kurum yenilendi ve kuruldu.
reformMeclis-i Vükelâ kanun tasarısı1879 · İstanbul · Nâzırların yetki ve sorumluluklarını tanımlayan tasarı hazırlatıldı ancak kesinleşmedi.

Mühr-i Hümayun

Sadrazamlık alameti
Tunuslu Hayreddin Paşa

Sadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Tunuslu Hayreddin Paşa mührü 4 Aralık 1878 tarihinde II. Abdülhamid'den aldı ve sekiz aya yakın süre elinde tuttu. 29 Temmuz 1879 tarihinde istifa ederek mührü iade etti. Kendisine 30 Kasım 1882 tarihinde mühür ikinci kez teklif edildi; ıslahat programının uygulanması şartı karşılanmadığı için kabul etmedi.

Aile Ağacı

3 kişi
Aile ağacı
Babası
Annesi
Eşi
Tunuslu Hayreddin PaşaTunuslu Hayreddin Paşa
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan

Sözleri

Vaadin icrasını görebilmek için Nûh ömrü ve Eyyûb sabrı lâzımdır. Bende ise her ikisi de yoktur.

30 Kasım 1882 tarihinde kendisine ikinci kez teklif edilen sadareti reddederken söylediği kaydedilir; padişahın ıslahat programını tedricen uygulayacağı vaadine verdiği cevaptır

Çağdaşları

10 kişi
A
II. AbdülhamidOsmanlı padişahı · 1876-1909Kendisini İstanbul'a davet etti ve 4 Aralık 1878 tarihinde sadrazamlığa getirdi
AP
Ahmed PaşaTunus valisi · 1837-1855Sarayında yetiştiği ve ilk görevlerini aldığı validir
HM
Hazinedar Mustafa PaşaTunus reîs-i müdîrânı · 1837-1873Otuz altı yıl aralıksız bu görevde kaldı; azlinden sonra makam Hayreddin Paşa'ya verildi
MS
Muhammed Sâdık PaşaTunus valisi · 1859-1882Başvekillik döneminde ülkenin irsen valisiydi
MB
Muhammed BayramÂlim ve vakıflar idarecisi · 1840-1889Yakın mesai arkadaşıdır; Cem'iyyâtü'l-evkāf başkanlığına getirildi
MZ
Muhammed Zâfir EfendiMedeniyye tarikatı şeyhi · 1844-1903Hayreddin Paşa'yı ve eserini II. Abdülhamid'e tanıtan kişidir
MP
Mithat PaşaSadrazam · 1872 ve 1876-1877Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasında rol aldı; aynı dönemin ıslahatçı devlet adamlarındandır
KM
Küçük Mehmed Said PaşaSadrazam · 1879-1912Hayreddin Paşa'nın istifasından sonraki dönemde defalarca sadaret makamında bulundu
CE
Cemâleddîn-i EfgānîDüşünür · 1838-1897Hayreddin Paşa'nın fikirleri onun çevresinde ilgi gördü
MA
Muhammed AbduhÂlim ve düşünür · 1849-1905Aynı tartışma alanında anılan isimlerdendir

İlkler ve Enler

5 başlık
Tunus'ta başvekillik yaptıktan sonra Osmanlı sadrazamlığına getirilen devlet adamı21 Ekim 1873 ile 21 Temmuz 1877 arası Tunus, 4 Aralık 1878 ile 29 Temmuz 1879 arası Osmanlı merkezi
1861 anayasasıyla kurulan Meclis-i Ekber'in ilk başkanıTunus, 1861-1862
Tunus'un dış borçlarını düzenleyen Milletlerarası Maliye Komisyonu'nun ilk başkanı1869
Lise seviyesinde modern öğretim yapan el-Medresetü's-Sâdıkıyye'nin kurulmasıTunus, 1875
Islahat programını kitap halinde yazıp sonra sadaret makamında uygulamaya çalışan devlet adamıAkvemü'l-Mesâlik, 1868; sadaret, 1878-1879

Osmanlı Sadrazamları

84 madde · sadaret sırasıyla
Alaeddin Paşa
1320Alaeddin Paşa1320-1331
Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa
1364Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa1364-1387
Çandarlı Ali Paşa
1387Çandarlı Ali Paşa1387-1406
Amasyalı Beyazıd Paşa
1413Amasyalı Beyazıd Paşa1413-1421
Çandarlı İbrahim Paşa
1421Çandarlı İbrahim Paşa1421-1429
Çandarlı Halil Paşa
1439Çandarlı Halil Paşa1439-1453
Zağanos Paşa
1453Zağanos Paşa1453-1456
Veli Mahmud Paşa
1456Veli Mahmud Paşa1456-1474
Rum Mehmed Paşa
1466Rum Mehmed Paşa1466-1469
İshak Paşa
1469İshak Paşa1469-1482
Gedik Ahmed Paşa
1474Gedik Ahmed Paşa1474-1477
Karamani Mehmet Paşa
1477Karamani Mehmet Paşa1477-1481
Koca Davud Paşa
1482Koca Davud Paşa1482-1497
Hersekzade Ahmed Paşa
1497Hersekzade Ahmed Paşa1497-1516
Hadım Ali Paşa
1501Hadım Ali Paşa1501-1511
Koca Mustafa Paşa
1511Koca Mustafa Paşa1511-1512
Hadım Sinan Paşa
1515Hadım Sinan Paşa1515-1517
Piri Mehmed Paşa
1518Piri Mehmed Paşa1518-1523
Pargalı İbrahim Paşa
1523Pargalı İbrahim Paşa1523-1536
Ayas Mehmed Paşa
1536Ayas Mehmed Paşa1536-1539
Lütfi Paşa
1539Lütfi Paşa1539-1541
Damat Rüstem Paşa
1544Damat Rüstem Paşa1544-1561
Kara Ahmed Paşa
1553Kara Ahmed Paşa1553-1555
Semiz Ali Paşa
1561Semiz Ali Paşa1561-1565
Sokollu Mehmed Paşa
1565Sokollu Mehmed Paşa1565-1579
Koca Sinan Paşa
1580Koca Sinan Paşa1580-1596
Lala Mustafa Paşa
1580Lala Mustafa Paşa1580-1580
Özdemiroğlu Osman Paşa
1584Özdemiroğlu Osman Paşa1584-1585
Serdar Ferhad Paşa
1591Serdar Ferhad Paşa1591-1595
Cigalazade Yusuf Sinan Paşa
1596Cigalazade Yusuf Sinan Paşa1596-1596
Yemişçi Hasan Paşa
1601Yemişçi Hasan Paşa1601-1603
Lala Mehmed Paşa
1604Lala Mehmed Paşa1604-1606
Kuyucu Murad Paşa
1606Kuyucu Murad Paşa1606-1611
Nasuh Paşa
1611Nasuh Paşa1611-1614
Öküz Mehmed Paşa
1614Öküz Mehmed Paşa1614-1619
Güzelce Ali Paşa
1619Güzelce Ali Paşa1619-1621
Hüsrev Paşa
1628Hüsrev Paşa1628-1631
Tabanıyassı Mehmed Paşa
1632Tabanıyassı Mehmed Paşa1632-1637
Kemankeş Kara Mustafa Paşa
1638Kemankeş Kara Mustafa Paşa1638-1644
Hezarpare Ahmed Paşa
1647Hezarpare Ahmed Paşa1647-1648
Kara Murad Paşa
1649Kara Murad Paşa1649-1655
Melek Ahmed Paşa
1650Melek Ahmed Paşa1650-1651
Gürcü Mehmed Paşa
1651Gürcü Mehmed Paşa1651-1652
Tarhuncu Ahmed Paşa
1652Tarhuncu Ahmed Paşa1652-1653
İpşir Mustafa Paşa
1654İpşir Mustafa Paşa1654-1655
Köprülü Mehmed Paşa
1656Köprülü Mehmed Paşa1656-1661
Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
1661Köprülü Fazıl Ahmed Paşa1661-1676
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
1676Merzifonlu Kara Mustafa Paşa1676-1683
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
1689Köprülü Fazıl Mustafa Paşa1689-1691
Elmas Mehmed Paşa
1695Elmas Mehmed Paşa1695-1697
Amcazade Hüseyin Paşa
1697Amcazade Hüseyin Paşa1697-1702
Baltacı Mehmet Paşa
1704Baltacı Mehmet Paşa1704-1711
Çorlulu Ali Paşa
1706Çorlulu Ali Paşa1706-1710
Silahdar Damat Ali Paşa
1713Silahdar Damat Ali Paşa1713-1716
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
1718Nevşehirli Damat İbrahim Paşa1718-1730
Topal Osman Paşa
1731Topal Osman Paşa1731-1732
Hekimoğlu Ali Paşa
1732Hekimoğlu Ali Paşa1732-1755
Koca Ragıp Paşa
1757Koca Ragıp Paşa1757-1763
Muhsinzade Mehmed Paşa
1765Muhsinzade Mehmed Paşa1765-1774
Halil Hamid Paşa
1782Halil Hamid Paşa1782-1785
Koca Yusuf Paşa
1786Koca Yusuf Paşa1786-1792
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
1789Cezayirli Gazi Hasan Paşa1789-1790
Kör Yusuf Ziya Paşa
1798Kör Yusuf Ziya Paşa1798-1811
Alemdar Mustafa Paşa
1808Alemdar Mustafa Paşa1808-1808
Mehmed Emin Rauf Paşa
1815Mehmed Emin Rauf Paşa1815-1852
Benderli Ali Paşa
1821Benderli Ali Paşa1821-1821
Topal İzzet Mehmed Paşa
1828Topal İzzet Mehmed Paşa1828-1842
Reşid Mehmed Paşa
1829Reşid Mehmed Paşa1829-1833
Koca Hüsrev Paşa
1839Koca Hüsrev Paşa1839-1840
Mustafa Reşid Paşa
1846Mustafa Reşid Paşa1846-1858
Mehmed Emin Ali Paşa
1852Mehmed Emin Ali Paşa1852-1871
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
1854Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa1854-1861
Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa
1859Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa1859-1878
Mehmed Fuad Paşa
1861Mehmed Fuad Paşa1861-1866
Yusuf Kamil Paşa
1863Yusuf Kamil Paşa1863-1863
Mahmud Nedim Paşa
1871Mahmud Nedim Paşa1871-1876
Mithat Paşa
1872Mithat Paşa1872-1877
Hüseyin Avni Paşa
1874Hüseyin Avni Paşa1874-1875
Ahmed Vefik Paşa
1878Ahmed Vefik Paşa1878-1882
Tunuslu Hayreddin Paşa
1878Tunuslu Hayreddin Paşa1878-1879
Küçük Mehmed Said Paşa
1879Küçük Mehmed Said Paşa1879-1912
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
1885Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1913
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
1903Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908
Hüseyin Hilmi Paşa
1909Hüseyin Hilmi Paşa1909-1909

İlgili Maddeler

9 madde

Yanlış Bilinenler

6 başlık
YanlışTunuslu Hayreddin Paşa, Barbaros Hayreddin Paşa ile aynı aileden ya da aynı kişidir.
DoğruAyrı kişilerdir ve aralarında yaklaşık üç buçuk asır vardır. Barbaros Hayreddin Paşa on altıncı yüzyıl denizcisi ve kaptanıderyasıdır; Tunuslu Hayreddin Paşa on dokuzuncu yüzyıl devlet adamı ve düşünürüdür.
YanlışTunus'ta doğdu.
DoğruKafkasya'da doğdu ve küçük yaşta köle olarak İstanbul'a getirildi. Tunus'a 1830 yılında götürüldü; hayatının büyük bölümü orada geçtiği için Tunuslu nisbesiyle anılır.
YanlışAkvemü'l-Mesâlik Türkçe yazılmış bir eserdir.
DoğruEser Arapça kaleme alındı ve 1868 yılında Tunus'ta basıldı. Mukaddimesi aynı yıl Paris'te Fransızca olarak yayımlandı. Türkçe tercümesi Abdurrahman Süreyyâ Efendi tarafından yapıldı ve 1879 yılında İstanbul'da bastırıldı.
YanlışSadrazamlıktan azledildi.
Doğru29 Temmuz 1879 tarihinde istifa etti. İstifadan önce dokuz gün Bâbıâli'ye gelmediği kaydedilir. Hazırlattığı kanun tasarısının kesinleşmemesi ve tekliflerinin kabul görmemesi bu kararın sebepleri arasında sayılır.
YanlışSadaretten sonra İstanbul'dan ayrıldı.
Doğruİstanbul'da kaldı ve Kuruçeşme semtinde oturdu. II. Abdülhamid kendisine ıslahat lâyihaları hazırlattı ve özel komisyonlarda görev verdi. 1882 yılında yapılan ikinci sadaret teklifini kabul etmedi.
YanlışMezarı başından beri Tunus'tadır.
Doğru1890 yılında Eyüp'te Bostan İskelesi'ndeki Şah Sultan İmareti'nin bahçesine defnedildi. Kemikleri 1968 yılında Tunus'a nakledildi; İstanbul'daki ilk mezar yeri 2012 yılında yeniden tespit edildi.

Künye

Doğumbilinmiyor; kaynaklar 1820 ile 1823 arasında değişen yıllar verir, doğum yeri Kafkasya olarak gösterilir
Ölümİstanbul; kaynakların bir kısmına göre 29 Ocak, bir kısmına göre 30 Ocak 1890Hicri 7 Cemaziyelahir 1307
GörevSadrazam, 4 Aralık 1878 - 29 Temmuz 1879; daha önce Tunus reîs-i müdîrânı, 21 Ekim 1873 - 21 Temmuz 1877
SıraSadrazam
PadişahII. Abdülhamid
Babasıbilinmiyor
MemleketKafkasya
DefinEyüp'te Bostan İskelesi'ndeki Şah Sultan İmareti bahçesi; kemikleri 1968 yılında Tunus'a nakledildi
UnvanSadrazam, Vezir, Tunus reîs-i müdîrânı, Meclis-i Âyân üyesi

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
Tunuslu Hayreddin Paşa ne zaman sadrazam oldu?
4 Aralık 1878 tarihinde II. Abdülhamid tarafından sadrazamlığa getirildi. Görevi 29 Temmuz 1879 tarihindeki istifasıyla sona erdi ve sekiz aya yakın sürdü. Kaynakların bir kısmı görevin bitişini 28 Temmuz 1879 olarak verir.
Tunuslu Hayreddin Paşa nereli ve hangi kökendendir?
Kafkasya'da doğdu; kaynaklar Abhaz kökenli olduğunu belirtir. Ailesini bölgedeki bir Rus harekâtı sırasında kaybettiği ve küçük yaşta köle olarak İstanbul'a getirildiği kaydedilir. Nakîbüleşraf Kıbrıslı Tahsin Bey tarafından satın alındı ve onun Kanlıca'daki yalısında yetişti.
Tunuslu Hayreddin Paşa Tunus'a nasıl gitti?
1830 yılında Tunus valisi Ahmed Paşa'nın bir adamı tarafından Tunus'a götürüldü. Orada Ahmed Paşa'nın sarayında memlük olarak yetiştirildi. Arapça ve İslamî ilimler alanında özel eğitim aldı, ardından askerlik mesleğine girdi.
Tunuslu Hayreddin Paşa Tunus'ta hangi görevlerde bulundu?
1857 ile 1862 yılları arasında bahriye müdürlüğü yaptı, 1861 yılında kurulan Meclis-i Ekber'in ilk başkanı oldu. 1869 yılında Milletlerarası Maliye Komisyonu başkanlığına getirildi. 21 Ekim 1873 tarihinde Tunus'un en yüksek idarî makamı olan reîs-i müdîrânlığa tayin edildi ve 21 Temmuz 1877 tarihine kadar bu görevde kaldı.
Tunus başvekilliği döneminde hangi ıslahatları yaptı?
Merkezî yönetim ve mahallî idareler yeniden düzenlendi, dış borçların ödenmesi için sağlam bir maliye siyaseti izlendi. Tunuslular ile yabancılar arasındaki davalara bakan mahkeme kuruldu ve dinî mahkemeler yeniden teşkilatlandırıldı. Tarım reformu yapıldı, ihracatı artırıcı tedbirler alındı ve demiryolu yapımı hızlandırıldı.
el-Medresetü's-Sâdıkıyye nedir?
Hayreddin Paşa'nın 1875 yılında Tunus'ta açılmasını sağladığı, lise seviyesinde ve modern anlamda öğretim yapan okuldur. Kuruluşunda azledilen Hazinedar Mustafa Paşa'nın müsadere edilen malları kullanıldı. Okul, sonraki kuşaklarda Tunus'un seçkin aydınlarının yetiştiği kurum oldu.
Akvemü'l-Mesâlik hangi dilde yazıldı?
Arapça kaleme alındı ve 1868 yılında Tunus'ta basıldı. Mukaddimesi aynı yıl Paris'te Fransızca olarak da yayımlandı. Türkçe tercümesi Abdurrahman Süreyyâ Efendi tarafından yapıldı ve 1879 yılında İstanbul'da bastırıldı.
Akvemü'l-Mesâlik'te hangi görüşler savunulur?
Eserde Avrupa devletlerinin siyasî, iktisadî ve askerî özellikleri anlatılır. Müellif, Avrupa'nın iklimi, dini ya da toprağı sayesinde üstün duruma gelmediğini belirtir. Maddî kudretin eğitime, eğitimin siyasî müesseselere dayandığını; Avrupa'nın gücünün esasını parlamento, sorumlu hükümet ve hür basın gibi kurumların oluşturduğunu savunur.
Tunuslu Hayreddin Paşa İstanbul'a nasıl davet edildi?
Medeniyye tarikatı şeyhi Muhammed Zâfir Efendi, paşanın şahsiyetini ve Akvemü'l-Mesâlik adlı kitabını II. Abdülhamid'e anlattı. Padişah 1878 yılının ağustos ayında kendisini İstanbul'a davet etti. Gelişinde vezaret rütbesi verildi, Meclis-i Âyân üyeliğine ve yeni kurulan Maliye Komisyonu başkanlığına getirildi.
Sadareti sırasında hangi meselelerle uğraştı?
Berlin Antlaşması'nın çözülmemiş meseleleri, devletlerin nüfuz mücadelesi ve maliye başlıca konulardı. Mısır Hidivi İsmâil Paşa'nın azli de bu döneme rastlar. Devlet idaresinin yeniden düzene sokulması, memurların belirli bir sisteme bağlanması ve mahkemelerin tanzimi kendisinin gündeme getirdiği başlıklardır.
Tunuslu Hayreddin Paşa neden istifa etti?
Sadaretin saray karşısındaki yetkilerini güçlendirmek için hazırlattığı kanun tasarısı kesinleşmedi; anayasanın değiştirilmesi ve Meclis-i Meb'ûsan'ın yeniden toplanması yönündeki teklifi de kabul görmedi. Mâbeyn-i Hümâyun'da ve devlet adamları arasında muhalifleri arttı, şeyhülislâm Esad Efendi ile görüş ayrılığına düştü. Dokuz gün Bâbıâli'ye gelmedi ve ardından 29 Temmuz 1879 tarihinde istifa etti.
İstifasından sonra ne yaptı?
İstanbul'dan ayrılmadı. II. Abdülhamid kendisine ıslahat lâyihaları hazırlattı ve özel komisyonlarda görev verdi. Fransa'nın 1881 yılında Tunus'u işgalinden sonra devletin Tunus siyasetinde etkili oldu. 30 Kasım 1882 tarihinde yapılan ikinci sadaret teklifini, ıslahat programının uygulanması şartı karşılanmadığı için kabul etmedi.
Tunuslu Hayreddin Paşa'nın ıslahat programı neydi?
Programın merkezinde adalet ve hukukun üstünlüğü vardır; kanunun istisnasız herkese eşit uygulanmasını bütün ıslahatların temeli saydı. Anayasanın uygulanmasını, mebuslar ve âyan meclislerinin toplanmasını, yetkisi belirlenmiş bir nâzırlar heyetinin kurulmasını istedi. Memurların liyakate göre tayin edilmesini, taşra idaresinin düzenlenmesini ve vilâyet meclislerinin kurulmasını da programına aldı.
Tunuslu Hayreddin Paşa ne zaman öldü ve nereye defnedildi?
1890 yılının ocak ayında İstanbul'da öldü; kaynakların bir kısmı 29 Ocak, bir kısmı 30 Ocak tarihini verir. Eyüp'te Bostan İskelesi'nde bulunan Şah Sultan İmareti'nin bahçesine defnedildi. Kemikleri 1968 yılında Tunus'a nakledildi; İstanbul'daki ilk mezar yeri 2012 yılında yeniden tespit edildi.
Tunuslu Hayreddin Paşa ile Barbaros Hayreddin Paşa aynı kişi midir?
Hayır, ayrı kişilerdir. Barbaros Hayreddin Paşa on altıncı yüzyılda yaşamış bir denizci ve kaptanıderyadır. Tunuslu Hayreddin Paşa ise on dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir devlet adamı ve düşünürdür; aralarında yaklaşık üç buçuk asır vardır.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1366613 · Son güncelleme: 27 Eylül 2026