İşçi sınıfının koruyucu meleği!
Cumhuriyet gazetesinin yaşarken efsane olmuş isimleri vardı. Başta İlhan Selçuk olmak üzere Turhan Selçuk, Oktay Akbal, Uğur Mumcu, Ali Sirmen gazetenin parlak vitrinini oluştururlardı. Onlarla birlikte anılan bir başkalarını saymak gerekirse bunların başında Şükran Soner gelirdi. Sonra Oktay Kurtböke, Erhan Akyıldız, İsmail Gülgeç, Hikmet Çetinkaya, Celal Başlangıç, Kadir Can’ı sayabiliriz.
Hepsinin ortak özelliği için şöyle diyebiliriz:
-Sadece gazetecilik yapıyorlardı!
Bu büyük isimleri arasında Şükran Soner’in ayırt edici özelliği kadın olması dışında bir ayağının sürekli sokakta olmasıydı. En çok da işçilerin yaşam alanlarında… Fabrikalarda, grev çadırlarında, işyeri işgallerinde, toplu direnişlerde hakkını arayan işçilerin yanında…
∗∗∗
İşçilerin adını ezbere bildikleri bir gazeteciydi Şükran Soner. 1970’li yıllarda Türkiye devrimci bir dalganın üzerinde umutlu bir geleceğe doğru ilerliyordu. Toplumda öncü rolü işçi sınıfına geçmişti. İlk kez kitlesel olarak Nâzım Hikmet’in doğum günü kutlanmış, 1 Eylül Dünya Barış Günü de Açıkhava Tiyatrosunda binlerce insanı toplamıştı. DİSK’in öncülüğünde 1 Mayıs işçilerle birlikte aydınların da katılımıyla Taksim’de toplanmıştı. Bu hava Can Yücel’e “Hava döndü işçiden işçiden esiyor yel” dizelerini yazdırmıştı.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.



