# Hâkka Suresi: Arapça Metni ve Türkçe Meali

| Alan | Değer |
| --- | --- |
| Sure sırası | 69 / 114 |
| Ayet sayısı | 52 |
| İniş yeri | Mekke |
| İniş sırası | 78 |
| Cüz | 29 |
| Arapça adı | الحاقة |

**Hâkka Suresi**, Mekke döneminde inmiştir ve 52 ayettir. Aşağıda her ayetin Arapça metni ve Diyanet İşleri Türkçe meali verilmiştir; sayfada Elmalılı meali ve 5 kariden sesli okuma da bulunur.

**1.**  ٱلْحَآقَّةُ

Gerçekleşecek olan!

**2.** مَا ٱلْحَآقَّةُ

Nedir o gerçekleşecek olan gün?

**3.** وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ

Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?

**4.** كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ

Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.

**5.** فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ

Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.

**6.** وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.

**7.** سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَـٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.

**8.** فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ

Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?

**9.** وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ

Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.

**10.** فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.

**11.** إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَـٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

**12.** لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ

Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

**13.** فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

**14.** وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

**15.** فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

**16.** وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.

**17.** وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَـٰنِيَةٌ

Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.

**18.** يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ

O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

**19.** فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَـٰبِيَهْ

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

**20.** إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهْ

Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

**21.** فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

**22.** فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

**23.** قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ

Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

**24.** كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."

**25.** وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

**26.** وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

**27.** يَـٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

**28.** مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

**29.** هَلَكَ عَنِّى سُلْطَـٰنِيَهْ

Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

**30.** خُذُوهُ فَغُلُّوهُ

İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."

**31.** ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ

"Sonra cehenneme yaslayın"

**32.** ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ

"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";

**33.** إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."

**34.** وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ

"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."

**35.** فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَـٰهُنَا حَمِيمٌ

"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."

**36.** وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ

"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

**37.** لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَـٰطِـُٔونَ

"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

**38.** فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

**39.** وَمَا لَا تُبْصِرُونَ

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

**40.** إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

**41.** وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ

O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!

**42.** وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!

**43.** تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.

**44.** وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

**45.** لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

**46.** ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ

Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.

**47.** فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَـٰجِزِينَ

Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.

**48.** وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

**49.** وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.

**50.** وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.

**51.** وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ

O, şüphesiz kesin gerçektir.

**52.** فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.

---
Oku ve dinle: https://com.com.tr/kuran/hakka-suresi
Önceki sure: https://com.com.tr/kuran/kalem-suresi.md
Sonraki sure: https://com.com.tr/kuran/mearic-suresi.md
Tüm sureler: https://com.com.tr/kuran.md
