# Mutaffifîn Suresi: Arapça Metni ve Türkçe Meali

| Alan | Değer |
| --- | --- |
| Sure sırası | 83 / 114 |
| Ayet sayısı | 36 |
| İniş yeri | Mekke |
| İniş sırası | 86 |
| Cüz | 30 |
| Arapça adı | المطففين |

**Mutaffifîn Suresi**, Mekke döneminde inmiştir ve 36 ayettir. Aşağıda her ayetin Arapça metni ve Diyanet İşleri Türkçe meali verilmiştir; sayfada Elmalılı meali ve 5 kariden sesli okuma da bulunur.

**1.**  وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

**2.** ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

**3.** وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ

İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

**4.** أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?

**5.** لِيَوْمٍ عَظِيمٍ

Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?

**6.** يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.

**7.** كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ

Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.

**8.** وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ

Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?

**9.** كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ

O, yazılmış bir kitaptır.

**10.** وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Yalanlayanların o gün vay haline!

**11.** ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.

**12.** وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.

**13.** إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.

**14.** كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.

**15.** كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّمَحْجُوبُونَ

Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.

**16.** ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ

Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.

**17.** ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.

**18.** كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ

Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.

**19.** وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ

O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?

**20.** كِتَـٰبٌ مَّرْقُومٌ

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.

**21.** يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ

O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.

**22.** إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.

**23.** عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.

**24.** تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ

Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.

**25.** يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخْتُومٍ

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

**26.** خِتَـٰمُهُۥ مِسْكٌ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ

Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

**27.** وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

**28.** عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ

Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

**29.** إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ

Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.

**30.** وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ

Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.

**31.** وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ

Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.

**32.** وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ

İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.

**33.** وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَـٰفِظِينَ

Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.

**34.** فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ

Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.

**35.** عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.

**36.** هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.

---
Oku ve dinle: https://com.com.tr/kuran/mutaffifin-suresi
Önceki sure: https://com.com.tr/kuran/infitar-suresi.md
Sonraki sure: https://com.com.tr/kuran/insikak-suresi.md
Tüm sureler: https://com.com.tr/kuran.md
