# Naziât Suresi: Arapça Metni ve Türkçe Meali

| Alan | Değer |
| --- | --- |
| Sure sırası | 79 / 114 |
| Ayet sayısı | 46 |
| İniş yeri | Mekke |
| İniş sırası | 81 |
| Cüz | 30 |
| Arapça adı | النازعات |

**Naziât Suresi**, Mekke döneminde inmiştir ve 46 ayettir. Aşağıda her ayetin Arapça metni ve Diyanet İşleri Türkçe meali verilmiştir; sayfada Elmalılı meali ve 5 kariden sesli okuma da bulunur.

**1.**  وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرْقًا

Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

**2.** وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشْطًا

Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

**3.** وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبْحًا

Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

**4.** فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبْقًا

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

**5.** فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ أَمْرًا

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

**6.** يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ

O gün bir sarsıntı sarsar.

**7.** تَتْبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ

Peşinden bir diğeri gelir.

**8.** قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

O gün kalbler titrer.

**9.** أَبْصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ

İnsanların gözleri yere döner.

**10.** يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِى ٱلْحَافِرَةِ

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

**11.** أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً

"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

**12.** قَالُوا۟ تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

**13.** فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ

Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

**14.** فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ

Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

**15.** هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

**16.** إِذْ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلْوَادِ ٱلْمُقَدَّسِ طُوًى

Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

**17.** ٱذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ

"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

**18.** فَقُلْ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ

"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

**19.** وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

**20.** فَأَرَىٰهُ ٱلْـَٔايَةَ ٱلْكُبْرَىٰ

Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

**21.** فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

**22.** ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Geri dönüp yürüdü.

**23.** فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Adamlarını toplayıp seslendi:

**24.** فَقَالَ أَنَا۠ رَبُّكُمُ ٱلْأَعْلَىٰ

"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

**25.** فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَٱلْأُولَىٰٓ

Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

**26.** إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَىٰٓ

Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

**27.** ءَأَنتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ ۚ بَنَىٰهَا

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

**28.** رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّىٰهَا

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

**29.** وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَىٰهَا

Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

**30.** وَٱلْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَىٰهَآ

Ardından yeri düzenlemiştir.

**31.** أَخْرَجَ مِنْهَا مَآءَهَا وَمَرْعَىٰهَا

Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

**32.** وَٱلْجِبَالَ أَرْسَىٰهَا

Dağları yerleştirmiştir.

**33.** مَتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

**34.** فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلْكُبْرَىٰ

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

**35.** يَوْمَ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

**36.** وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ

Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.

**37.** فَأَمَّا مَن طَغَىٰ

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

**38.** وَءَاثَرَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

**39.** فَإِنَّ ٱلْجَحِيمَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

**40.** وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفْسَ عَنِ ٱلْهَوَىٰ

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

**41.** فَإِنَّ ٱلْجَنَّةَ هِىَ ٱلْمَأْوَىٰ

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

**42.** يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا

Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.

**43.** فِيمَ أَنتَ مِن ذِكْرَىٰهَآ

Nerde senden onu anlatması?

**44.** إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَىٰهَآ

Onun bilgisi Rabbine aittir.

**45.** إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخْشَىٰهَا

Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.

**46.** كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَىٰهَا

Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

---
Oku ve dinle: https://com.com.tr/kuran/naziat-suresi
Önceki sure: https://com.com.tr/kuran/nebe-suresi.md
Sonraki sure: https://com.com.tr/kuran/abese-suresi.md
Tüm sureler: https://com.com.tr/kuran.md
