Asr17:10·Maghrib 20:28 İstanbul24°·Partly cloudy Duty pharmacy:Adalar 1 ay.agustos 2026, gun.cumartesi
Search
The Holy Quran
المدثر

Surah Müddessir

Revealed in Mecca · 56 verses · Juz 29

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ 1

DIYANETEy örtüye bürünen!

قُمْ فَأَنذِرْ 2

DIYANETKalk da uyar.

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ 3

DIYANETRabbini yücelt.

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ 4

DIYANETGiydiklerini temiz tut.

وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ 5

DIYANETKötü şeyleri terke devam et.

وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ 6

DIYANETYaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ 7

DIYANETRabbin için sabret.

فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ 8

DIYANETSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ 9

DIYANETSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ 10

DIYANETSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا 11

DIYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا 12

DIYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

وَبَنِينَ شُهُودًا 13

DIYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا 14

DIYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ 15

DIYANETBir de verdiğim nimetten artırmamı umar;

كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَـٰتِنَا عَنِيدًا 16

DIYANETHayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.

سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا 17

DIYANETOnu sarp bir yokuşa sardıracağım.

إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ 18

DIYANETÇünkü o, düşündü, ölçtü biçti;

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ 19

DIYANETCanı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ 20

DIYANETCanı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!

ثُمَّ نَظَرَ 21

DIYANETSonra baktı;

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ 22

DIYANETSonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ 23

DIYANETSonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

فَقَالَ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ 24

DIYANET"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ 25

DIYANET"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ 26

DIYANETİşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ 27

DIYANETYakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?

لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ 28

DIYANETO, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.

لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ 29

DIYANETİnsanın derisini kavurur;

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ 30

DIYANETOrada ondokuz bekçi vardır.

وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَـٰنًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَـٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ 31

DIYANETCehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.

كَلَّا وَٱلْقَمَرِ 32

DIYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ 33

DIYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ 34

DIYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ 35

DIYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ 36

DIYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ 37

DIYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ 38

DIYANETHerkes kazancına bağlı bir rehindir;

إِلَّآ أَصْحَـٰبَ ٱلْيَمِينِ 39

DIYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ 40

DIYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ 41

DIYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ 42

DIYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ 43

DIYANETOnlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ 44

DIYANET"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ 45

DIYANET"Batıla dalanlarla biz de dalardık."

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ 46

DIYANET"Ceza gününü yalanlardık."

حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ 47

DIYANET"Ölüm bize o haldeyken geldi."

فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ 48

DIYANETArtık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.

فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ 49

DIYANETÖyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ 50

DIYANETAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ 51

DIYANETAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً 52

DIYANETHayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ 53

DIYANETHayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ 54

DIYANETHayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ 55

DIYANETDileyen kimse öğüt alır.

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ 56

DIYANETAllah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.