What Does dizi Mean?
► sıra isim
İki dizi inci.
Herhangi bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü; seri (I)
İşte bütün eserlerini bir araya toplayacak olan bu dizinin başına yazılacak ön söz.Abdülhak Şinasi Hisar
Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra; sekans
Bir dizi olay. Olaylar dizisi.
Bir söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilen ve karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün; paradigma dil bilgisi
Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler askerlik
Kurallı veya kuralsız olarak sıralanmış terimler takımı matematik
Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü müzik
► dizi film sinema
: üzüntü, kaygı vb. sebeplerle isteksiz yemek, iştahı kesilmek.
: yanından hiç gitmemek, ayrılmamak:<i> 'Bir nişanlısı var ki hiçbir iş görmez, evden dışarı çıkmaz, kızın dizi dibinden ayrılmaz.' -</i>M. Ş. Esendal.
: pişmanlık duymak:<i> 'Ne ettik de kaderimizi İngilizlerle Fransızların kaderine bağladık diye dizlerini döven ... amatör diplomatlar.' -</i>Y. K. Karaosmanoğlu.
: nankörlük eden birine 'Allah nankörlüğünün cezasını seni kör ve kötürüm ederek versin' anlamında söylenen bir ilenme sözü:<i> 'Yaptığım iyilik gözünüze dizinize dursun.' -</i>S. F. Abasıyanık.
: çocuğunu gerektiği gibi eğitmeyen, ileride çok pişman olur.
: sıra veya sıralar oluşturacak biçimde yan yana, arka arkaya gelmek.
: yol kenarında sıralanmak:<i> 'Başında bir tavus tuğ gibi çamlar / Yollara dizilmiş tığ gibi çamlar' -</i>Z. Ö. Defne.
: bir iş yapılacağı zaman zengin 'işte para' diye kesesini döver, fakirse yapmak istediği işi parasızlık yüzünden yapamayacağı için dizini döver.