Berlin, Dresden ve Potsdam’da zamanın izleri: Emperyalizm, sermaye ve Yeni Sağ’ın gölgesinde bir tarih okuması

Mehmet Yavuzkan
Bu üç kent, görmek isteyene, Alman burjuvazisinin doğuşundan finans kapitalin şahlanışına, İkinci Dünya Savaşı'nın yıkımından günümüzün Yeni Sağ hezeyanlarına kadar, sömürü düzeninin tüm evrelerini sokaklarında barındırıyor.
Berlin’e giderken, yirmi yedi yıl önce yaptığım son Almanya seyahatimi hatırladım. O dönem, hem Avrupa’da hem de Türkiye'de küreselleşmenin zafer şarkıları söyleniyor, AB uyum reformlarıyla "Tarihin Sonu" masallarına rıza üretiliyordu. Sözümona "çağdaş uygarlık" yürüyüşünün pürüzsüzce ilerleyeceğine inanılıyordu.
Avrupa Uygarlığı denilen ”misyonun” arkasında, tarihsel olarak, hammadde kaynaklarına el koyma, ucuz işgücünü sömürme ve yeni pazarlar açma gibi çıplak ekonomik çıkarlar yatmaktadır. Britanya'nın Hindistan'daki tekstil sanayisini yok etmesi, Belçika'nın Kongo'daki kauçuk katliamları, Fransa'nın Cezayir'deki yıkımı bu sözde "uygarlaştırıcı" söylemin kanlı gerçekliğidir. Özellikle Almanya’nın 1904-1908 yılları arasında, bugünkü Namibya'da Herero ve Nama halklarına karşı uygulanan şiddet ve sürgün politikaları, tarihçiler tarafından 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilmektedir.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.



