Bir Odyssey denemesi: Kahramanın sonsuz çöküşü

Haber Merkezi
Ses maduna yaklaşır; çerçeve muktedire aittir. Köleleştirilenler, Nolan'ın platosunda konuşur; kendi diliyle değil, Hollywood'un ritmiyle, Batılı seyircinin vicdanına seslenen bir kurgunun içinde silikleşir.
İsa'nın doğumuna yaklaşık oniki yüzyıl var. Ege'de küçük bir ada.
Bir çoban yaşıyor. Gün doğarken koyunlarını otlaklara çıkarıyor, gün batarken hepsini tek tek sayarak mağarasına dönüyor. Mağaranın serin duvarlarında peynirler olgunlaşıyor. Geçimi koyunlarından ibaret.
Son yıllarda koyunlarını gözünün önünden ayırmıyor. Çünkü savaş biteli çok olmadı. Denizden gelen askerler bir keresinde sürüsünü yağmalamış, karşı koyunca onu dövmüş, bütün ailesini ve bir gözünü de o gün kaybetmişti. Akşam oluyor. Sürüsünü içeri alıyor. Mağaranın ağzını büyük bir kaya ile kapatıyor.
Derken içeride yabancılar olduğunu fark ediyor. Silahlılar. Evine izinsiz girmişler. Ateşini yakmışlar. Peynirlerini yemişler. Koyunlarını istiyorlar. Direniyor. Yaşamak için direnmek zorunda. Çıkan arbedede iki asker ölüyor. Çoban geri kalanları mağaranın içinde tutuyor. Dışarı çıkmalarına izin vermiyor.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.



