Kendine ait bir SSCB: Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti ve Titoizmin toplumbilimsel bir panoraması
Politik bir "organizma" olan türümüzün en önemli icatlarından biri sayılabilecek devlet, doğadaki tüm canlılara benzer şekilde çeşitli zorlukların üstesinden gelerek doğar, kendisini var eden unsurların yeni bir bileşime doğru evrilmesiyle büyür ve uzun günün sonunda, kendisine can suyu sağlayan yaşam enerjisini kaybederek ölür. İbn Haldun’un asabiyye (Ar. عصبيّة) kavramsallaştırması şemsiyesi altında okunabilecek bu mucizevi hayat döngüsü, bazı zamanlarda inişli çıkışlı ve son derece sancılı bir seyir de izleyebilir.
Bir diğer ifadeyle, tıpkı Roma, Bizans, Osmanlı İmparatorluğu ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) örneklerinde olduğu gibi, zor zamanlar güçlü insanları, güçlü insanlar müreffeh zamanları, müreffeh zamanlar ise rehavete kapılmış zayıf insanları yaratarak toplumsal çöküşün ilk işaretlerini görünür hâle getirir. Ve böylece yıkıma giden yolun kaldırım taşları sessizce döşenmeye başlar.
İşte tam da bu noktada, bu haftaki yazımda, modern tarihin en ilginç sosyal laboratuvarlarından biri olarak anılan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin (YSFC) yaşam öyküsünü ve özellikle sol cenah tarafından oldukça "trajik" karşılanan ölümünü, yazılabilecek en sade, anlaşılır ve tarafsız biçimde siz değerli okuyucularıma anlatmaya çalışacağım. Öyleyse başlayabiliriz.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.
İlgili Haberler
Haber ve piyasa uyarıları doğrudan cihazınıza gelsin. Ücretsiz, üyelik gerekmez, istediğiniz zaman kapatabilirsiniz.
Bu coin hedefinize ulaştığı anda bildirim alın.
