NATO 3.0 ve Türk silah sanayii: Emperyalizm patronlara ne vaat ediyor?

Haber Merkezi
Ankara’daki NATO Zirvesi ile gündeme gelen “NATO 3.0” konsepti, tarihsel kökenleri dışa bağımlılığa dayanan Türk silah sanayiini tedarikçi konumundan ortak üretici rolüne taşıyor. S-400 ve F-35 denklemi ile emperyalist hiyerarşideki kızışan rekabetin gölgesinde, sektörün dönüştüğü yeni aşamayı ve dinamiklerini inceledik.
7-8 Temmuz'da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesinin yankıları çok çeşitli alanlarda sürüyor.
Bu alanlardan birisi de toplantılarda sayısız kez öne çıkarılan Türk silah şirketleri.
NATO Zirvesinin etkisini değerlendirmeden önce Türk silah şirketlerinin sektörel geçmişine bakmak faydalı olacaktır.
Türk savunma sanayisinin geçmişi
1970’li yıllarda Türkiye sermaye sınıfının savunma sanayiinde varlık gösterdiği örnekler çok sınırlıdır. 2. Dünya Savaşının ardından NATO üyesi olan Türkiye, savunma sanayii alanında doğrudan ABD bağımlısı konumda oldu. Bu dönemden önce ve Cumhuriyetin ilanını takip eden dönemde kalkınma planlarıyla hamle yapılan savunma sanayileşme girişimleri terk edilmiş, savaşın ardından Truman Doktrini, Marshall Yardımları ve sonrasında NATO kapsamında ülkeye bedelsiz giren ihtiyaç fazlası silah ve teçhizat karşısında yerli üretim sürdürülemez hale gelmiştir.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.



