Seçilmişin çilesi
Bunların içinde seçilmişler de ayrı bir yer tutuyor. Türkiye siyasetinin giderek daha fazla açıklık kazanan ve hafta içinde tavan yapan özelliği seçilmişlerin başına gelenlerdir. Oysa seçilmiş olmak halka hizmet yüklü olduğundan başlı başına olumlu ve onurludur.
Meclis düzeyinde ve yerel yönetimlerde yaşanmakta olan bu durum yönetim yetkisinin ya da egemenliğin kaynağının tartışılmasına uzanabilecek gizilgücü de içinde taşıyor.
Üstelik bu süreç, en üst yargı organı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-AİHM kararlarının bir kez daha hiçe sayılmasıyla tamamlanıyor.
MİLLETVEKİLLERİ
Farklı derecelerde de olsa Parlamenter sistem milletvekilliğinin en güçlü olduğu siyasal sistemdir.
Ülkemizde Parlamenter sistemin tarihe karışmasından sonra milletvekilliğini daha da önemsizleştiren bir süreç yaşanıyor.
Önceki örnekler bir tarafa, CHP’nin başına Butlan ile gelen kişinin, 20 Mayıs 2016’da “Anayasa’ya aykırı ancak evet diyeceğiz” sözleri ile S. Demirtaş, F. Yüksekdağ ve bir kısım milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına destek olması ve sonrasında bu milletvekillerinin onca yargı kararı yok sayılarak bugüne dek hapiste tutulması milletvekilliği kavramı açısından başlı başına bir yıkımdır.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.



