Öğle13:16·İkindi 17:10 İstanbul24°·Parçalı bulutlu Nöbetçi eczane:Adalar 1 Ağustos 2026, Cumartesi
Ara
Kur'an-ı Kerim
القلم

Kalem Suresi

Mekke döneminde inmiştir · 52 ayet · 29. cüz

نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ 1

DİYANETNun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ 2

DİYANETNun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.

وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ 3

DİYANETDoğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ 4

DİYANETŞüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ 5

DİYANETHanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ 6

DİYANETHanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ 7

DİYANETDoğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.

فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ 8

DİYANETBundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;

وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ 9

DİYANET(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ 10

DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ 11

DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ 12

DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ 13

DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ 14

DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ 15

DİYANETAyetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.

سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ 16

DİYANETOnun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.

إِنَّا بَلَوْنَـٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ 17

DİYANETBiz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

وَلَا يَسْتَثْنُونَ 18

DİYANETBiz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.

فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ 19

DİYANETAma onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ 20

DİYANETAma onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.

فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ 21

DİYANETSabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰرِمِينَ 22

DİYANETSabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.

فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَـٰفَتُونَ 23

DİYANET"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ 24

DİYANET"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.

وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَـٰدِرِينَ 25

DİYANETYoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.

فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ 26

DİYANETBahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ 27

DİYANETBahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.

قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ 28

DİYANETOrtancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.

قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ 29

DİYANET"Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَـٰوَمُونَ 30

DİYANETBirbirlerini yermeye başladılar.

قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ 31

DİYANETSonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."

عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ 32

DİYANET"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."

كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ 33

DİYANETİşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ 34

DİYANETAllah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.

أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ 35

DİYANETKendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ 36

DİYANETNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

أَمْ لَكُمْ كِتَـٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ 37

DİYANETYoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?

إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ 38

DİYANETSeçtikleriniz herhalde orada olacaktır.

أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰنٌ عَلَيْنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ 39

DİYANETYoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?

سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ 40

DİYANETSor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"

أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ 41

DİYANETYoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.

يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ 42

DİYANETO gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ 43

DİYANETO gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.

فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ 44

DİYANETKuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.

وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ 45

DİYANETOnlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ 46

DİYANETYoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.

أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ 47

DİYANETYoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?

فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ 48

DİYANETSen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.

لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ 49

DİYANETRabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.

فَٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ 50

DİYANETRabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ 51

DİYANETRabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.

وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ 52

DİYANETOysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.