Meâric Suresi
Mekke döneminde inmiştir · 44 ayet · 29. cüz
DİYANETBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
ELMALILIBir isteyen, olacak azabı istedi.
DİYANETBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
ELMALILIKâfirler için onu savacak yok.
DİYANETBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
ELMALILIO, derece ve makamların sahibi Allah'tandır.
DİYANETMelekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
ELMALILIMelekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.
DİYANETGüzel güzel sabret;
ELMALILIO halde güzel bir sabır ile sabret.
DİYANETDoğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
ELMALILIÇünkü onlar onu uzak görürler.
DİYANETAma biz onu yakın görmekteyiz.
ELMALILIBiz ise onu yakın görüyoruz.
DİYANETGök, o gün, erimiş maden gibi olur.
ELMALILIO gün gök erimiş bir maden gibi olur.
DİYANETDağlar da atılmış pamuğa döner.
ELMALILIDağlar da atılmış renkli yün gibi olur.
DİYANETHiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.
ELMALILIDost dostun halini soramaz.
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
ELMALILIBirbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
ELMALILIEşini ve kardeşini,
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
ELMALILIKendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
ELMALILIVe yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
ELMALILIHayır, o alevlenen bir ateştir.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
ELMALILIDerileri kavurur, soyar.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
ELMALILIÇağırır, sırtını dönüp gideni,
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
ELMALILIMal toplayıp kasada yığanı,
DİYANETİnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
ELMALILIDoğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.
DİYANETBaşına bir fenalık gelince feryat eder,
ELMALILIKendisine kötülük dokundu mu sızlanır.
DİYANETBir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
ELMALILIKendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
ELMALILIAncak namaz kılanlar bunun dışındadır.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
ELMALILIOnlar ki namazlarını sürekli kılarlar.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
ELMALILIOnların mallarında belli bir hak vardır,
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
ELMALILIHem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
ELMALILIOnlar ki ceza gününü tasdik ederler.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
ELMALILIRablerinin azabından korkarlar.
DİYANETDoğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
ELMALILIÇünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.
DİYANETEşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
ELMALILIOnlar ki ırzlarını korurlar.
DİYANETEşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
ELMALILIAncak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.
DİYANETBu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.
ELMALILIBundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır.
DİYANETEmanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,
ELMALILIOnlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
DİYANETŞahidliklerini gereği gibi yapanlar,
ELMALILIŞahitliklerinde dürüsttürler.
DİYANETNamazlarına riayet edenler,
ELMALILINamazlarına devam ederler.
DİYANETİşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.
ELMALILIİşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.
DİYANETİnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
ELMALILIŞimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar:
DİYANETİnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
ELMALILISağdan ve soldan bölük bölük.
DİYANETOnlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?
ELMALILIOnlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?
DİYANETHayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.
ELMALILIHayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.
DİYANETDoğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
ELMALILIArtık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.
DİYANETDoğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
ELMALILIOnları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.
DİYANETOnları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
ELMALILIO halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
DİYANETKabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
ELMALILIO gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.
DİYANETKabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
ELMALILIGözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.