Sıra
Balıkçılar kahvesinde herkes gemi faciasını konuşuyor. Girne’den Taşucu’na kalkan geminin batışı herkesin dilinde. Gemide çekilen videoları izleyemiyorum, haberleri metinden takip ediyorum. Böyle haftalarda bir cümle dolaşıma giriyor; kimse yüksek sesle söylemese de herkes uyguluyor: Şimdi sırası mı? Denizde hâlâ aranan insanlar varken bel ağrısını, işteki haksızlığı, yarım kalan bir ilişkiyi anlatmak ayıp geliyor çoğu kişiye. Sanırım ben de yapıyorum bunu zaman zaman.
Cümlenin gündelik halleri daha eski. Hastane koridorunda: “Yandaki odada benden kötüsü yatıyor.” Sofrada: “Biz neler çektik, sen bunu dert ediyorsun.” Telefonda: “Beterin beteri var, şükret." Görüşmelerde sık duyduğum açılış da aynı yerden geliyor: “Aslında benimki dert bile sayılmaz; sizin daha ağır işleriniz vardır.” Anlatmadan önce özür. Herkesin böyle bir cümlesi var sanırım; hepsi aynı işi görüyor: Acıyı bir sıraya koyuyor. Sıranın önünde en çok acı çeken duruyor, ötekiler bekliyor. Sorun şu ki sıra hiç ilerlemiyor; önde her zaman biri var.
… Haberin devamı aşağıdaki özgün kaynağında.



