29. Cüz
431 ayet
DİYANETHükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.
DİYANETHanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.
DİYANETGökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?
DİYANETBir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.
DİYANETAnd olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.
DİYANETRablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür!
DİYANETOraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
DİYANETNerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
DİYANETOnlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler.
DİYANET"Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler.
DİYANETBöylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!
DİYANETDoğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.
DİYANETSizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir.
DİYANETYaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.
DİYANETYeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.
DİYANETGökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.
DİYANETGökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.
DİYANETAnd olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?
DİYANETÜzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.
DİYANETYahut, Rahman olan Allah'ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar.
DİYANETAllah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.
DİYANETYüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?
DİYANETDe ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"
DİYANETSizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
DİYANET"Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.
DİYANETDe ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
DİYANETAzabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir.
DİYANETDe ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?"
DİYANETDe ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."
DİYANETDe ki: "Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?"
DİYANETNun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
DİYANETNun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
DİYANETDoğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.
DİYANETŞüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.
DİYANETHanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
DİYANETHanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
DİYANETDoğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
DİYANETBundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;
DİYANET(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.
DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
DİYANETDiliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
DİYANETAyetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.
DİYANETOnun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.
DİYANETBiz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
DİYANETBiz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
DİYANETAma onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
DİYANETAma onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
DİYANETSabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
DİYANETSabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
DİYANET"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
DİYANET"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
DİYANETYoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.
DİYANETBahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
DİYANETBahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
DİYANETOrtancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.
DİYANET"Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.
DİYANETBirbirlerini yermeye başladılar.
DİYANETSonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."
DİYANET"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."
DİYANETİşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!
DİYANETAllah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.
DİYANETKendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?
DİYANETNe oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
DİYANETYoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?
DİYANETSeçtikleriniz herhalde orada olacaktır.
DİYANETYoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?
DİYANETSor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"
DİYANETYoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.
DİYANETO gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
DİYANETO gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
DİYANETKuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
DİYANETOnlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.
DİYANETYoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.
DİYANETYoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
DİYANETSen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.
DİYANETRabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.
DİYANETRabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
DİYANETRabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
DİYANETOysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.
DİYANETGerçekleşecek olan!
DİYANETNedir o gerçekleşecek olan gün?
DİYANETGerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?
DİYANETSemud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.
DİYANETBu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.
DİYANETAd milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.
DİYANETAllah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.
DİYANETOnlardan arda kalmış bir şey görür müsün?
DİYANETFiravun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.
DİYANETRabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.
DİYANETSu taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
DİYANETSu taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
DİYANETSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
DİYANETSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
DİYANETSura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
DİYANETGök yarılır; o gün düzeni bozulur.
DİYANETMelekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.
DİYANETO gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.
DİYANETKitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
DİYANETKitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
DİYANETArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
DİYANETArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
DİYANETArtık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
DİYANETOnlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."
DİYANETFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
DİYANETFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
DİYANETFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
DİYANETFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
DİYANETFakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
DİYANETİlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."
DİYANET"Sonra cehenneme yaslayın"
DİYANET"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";
DİYANET"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."
DİYANET"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."
DİYANET"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."
DİYANET"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
DİYANET"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
DİYANETGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
DİYANETGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
DİYANETGörebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
DİYANETO, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!
DİYANETKahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!
DİYANETKuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
DİYANETEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
DİYANETEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
DİYANETEğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
DİYANETHiçbiriniz de onu koruyamazdınız.
DİYANETDoğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.
DİYANETİçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.
DİYANETDoğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.
DİYANETO, şüphesiz kesin gerçektir.
DİYANETÖyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.
DİYANETBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
DİYANETBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
DİYANETBirisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
DİYANETMelekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
DİYANETGüzel güzel sabret;
DİYANETDoğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
DİYANETAma biz onu yakın görmekteyiz.
DİYANETGök, o gün, erimiş maden gibi olur.
DİYANETDağlar da atılmış pamuğa döner.
DİYANETHiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
DİYANETOnlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
DİYANETHayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
DİYANETİnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
DİYANETBaşına bir fenalık gelince feryat eder,
DİYANETBir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
DİYANETAncak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
DİYANETDoğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
DİYANETEşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
DİYANETEşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
DİYANETBu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.
DİYANETEmanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,
DİYANETŞahidliklerini gereği gibi yapanlar,
DİYANETNamazlarına riayet edenler,
DİYANETİşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.
DİYANETİnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
DİYANETİnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
DİYANETOnlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?
DİYANETHayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.
DİYANETDoğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
DİYANETDoğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
DİYANETOnları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
DİYANETKabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
DİYANETKabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
DİYANET"Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.
DİYANETO da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."
DİYANET"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
DİYANET"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"
DİYANETNuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."
DİYANET"Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."
DİYANET"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."
DİYANET"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."
DİYANET"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."
DİYANETDedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
DİYANETDedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."
DİYANET"Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."
DİYANET"Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."
DİYANET"Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."
DİYANET"Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"
DİYANET"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."
DİYANET"Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."
DİYANET"Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."
DİYANET"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
DİYANET"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."
DİYANETNuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
DİYANETNuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.
DİYANETİnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.
DİYANET"Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."
DİYANETOnlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.
DİYANETNuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."
DİYANET"Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."
DİYANET"Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."
DİYANETDe ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
DİYANETDe ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
DİYANET"Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."
DİYANET"Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."
DİYANET"Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."
DİYANET"Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."
DİYANET"Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."
DİYANET"Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk."
DİYANET"Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."
DİYANET"Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."
DİYANET"Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."
DİYANET"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."
DİYANET"Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."
DİYANET"İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."
DİYANET"Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular."
DİYANETAma doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
DİYANETAma doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
DİYANETMescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.
DİYANETAllah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi.
DİYANETDe ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam."
DİYANETDe ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim."
DİYANETDe ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."
DİYANET"Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."
DİYANETSonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.
DİYANETDe ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem."
DİYANETGörülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.
DİYANETAncak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.
DİYANETAncak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.
DİYANETEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
DİYANETEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
DİYANETEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
DİYANETEy örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
DİYANETDoğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.
DİYANETşüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.
DİYANETÇünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.
DİYANETRabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel,
DİYANETO, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.
DİYANETOnların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.
DİYANETVarlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.
DİYANETŞüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.
DİYANETŞüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.
DİYANETKıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.
DİYANETFiravun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik.
DİYANETAma Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.
DİYANETEğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?
DİYANETO günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.
DİYANETDoğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.
DİYANETŞüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.
DİYANETEy örtüye bürünen!
DİYANETKalk da uyar.
DİYANETRabbini yücelt.
DİYANETGiydiklerini temiz tut.
DİYANETKötü şeyleri terke devam et.
DİYANETYaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
DİYANETRabbin için sabret.
DİYANETSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
DİYANETSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
DİYANETSura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
DİYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
DİYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
DİYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
DİYANETTek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
DİYANETBir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
DİYANETHayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
DİYANETOnu sarp bir yokuşa sardıracağım.
DİYANETÇünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
DİYANETCanı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
DİYANETCanı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
DİYANETSonra baktı;
DİYANETSonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
DİYANETSonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
DİYANET"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
DİYANET"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
DİYANETİşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
DİYANETYakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
DİYANETO, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
DİYANETİnsanın derisini kavurur;
DİYANETOrada ondokuz bekçi vardır.
DİYANETCehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
DİYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
DİYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
DİYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
DİYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
DİYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
DİYANETHayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
DİYANETHerkes kazancına bağlı bir rehindir;
DİYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
DİYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
DİYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
DİYANETAncak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
DİYANETOnlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
DİYANET"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
DİYANET"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
DİYANET"Ceza gününü yalanlardık."
DİYANET"Ölüm bize o haldeyken geldi."
DİYANETArtık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
DİYANETÖyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
DİYANETAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
DİYANETAslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
DİYANETHayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
DİYANETHayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
DİYANETHayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
DİYANETDileyen kimse öğüt alır.
DİYANETAllah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
DİYANETKıyamet gününe yemin ederim.
DİYANETVe nedamet çeken nefse yemin ederim.
DİYANETİnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?
DİYANETEvet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.
DİYANETAma, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
DİYANETAma, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.
DİYANETGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
DİYANETGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
DİYANETGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
DİYANETGözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.
DİYANETHayır; hayır; bir sığınak yoktur.
DİYANETO gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.
DİYANETO gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.
DİYANETÖzürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
DİYANETÖzürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.
DİYANETCebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.
DİYANETDoğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.
DİYANETBiz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.
DİYANETSonra onu sana açıklamak Bize düşer.
DİYANETHayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.
DİYANETAhireti bırakırsınız.
DİYANETO gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
DİYANETO gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
DİYANETO gün bir takım yüzler de asıktır.
DİYANETKendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.
DİYANETDikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
DİYANETDikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.
DİYANETArtık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.
DİYANETBacaklar birbirine dolaşır.
DİYANETO gün sevk Rabbin huzurunadır.
DİYANETO, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
DİYANETO, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
DİYANETO, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.
DİYANETSana yazıklar olsun, yazıklar!
DİYANETDaha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!
DİYANETİnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?
DİYANETO, katılan bir meni damlası değil miydi?
DİYANETSonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.
DİYANETOndan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.
DİYANETBunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.
DİYANETİnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
DİYANETBiz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
DİYANETŞüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
DİYANETDoğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.
DİYANETŞüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.
DİYANETBu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.
DİYANETOnlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.
DİYANETOnlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.
DİYANET"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
DİYANET"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
DİYANETAllah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.
DİYANETSabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.
DİYANETOrada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
DİYANETMeyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.
DİYANETÇevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.
DİYANETBillurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.
DİYANETOrada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.
DİYANETO pınara "Selsebil" denir.
DİYANETYanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
DİYANETOranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
DİYANETÜzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.
DİYANET"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.
DİYANETKuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.
DİYANETRabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.
DİYANETRabbinin adını sabah akşam an.
DİYANETGeceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.
DİYANETDoğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.
DİYANETOnları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
DİYANETBu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
DİYANETAllah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
DİYANETDilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETBirbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
DİYANETYıldızların ışığı giderildiği zaman,
DİYANETGök yarıldığı zaman,
DİYANETDağlar pamuk gibi atıldığı zaman,
DİYANETPeygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;
DİYANETBu, hangi güne bırakılmıştı?
DİYANETHüküm gününe bırakılmıştı.
DİYANETHüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?
DİYANETO gün yalanlamış olanların vay haline!
DİYANETÖncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
DİYANETÖncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
DİYANETSuçlulara böyle yaparız.
DİYANETO gün, yalanlamış olanların vay haline!.
DİYANETSizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
DİYANETSizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
DİYANETSizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
DİYANETBuna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!
DİYANETO gün yalanlamış olanların vay haline!
DİYANETBiz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
DİYANETBiz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
DİYANETOrada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?
DİYANETYalanlamış olanların vay o gün haline!
DİYANETİnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
DİYANET"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
DİYANET"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
DİYANETO gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
DİYANETO gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
DİYANETYalanlamış olanların o gün vay haline!
DİYANETBu, onların konuşamayacakları gündür.
DİYANETOnlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.
DİYANETYalanlamış olanların o gün vay haline!
DİYANET"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."
DİYANET"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."
DİYANETYalanlamış olanların o gün vay haline!.
DİYANETAllah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
DİYANETCanlarının istediği meyveler arasındadırlar.
DİYANETOnlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."
DİYANETBiz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.
DİYANETO gün yalanlamış olanların vay haline
DİYANETYiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.
DİYANETO gün yalanlamış olanların vay haline!
DİYANETOnlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.
DİYANETO gün yalanlamış olanların vay haline!
DİYANETKuran'dan başka hangi söze inanacaklar?