Sâd Suresi
Mekke döneminde inmiştir · 88 ayet · 23. cüz
DİYANETSad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
ELMALILISâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!
DİYANETSad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
ELMALILIO inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.
DİYANETOnlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.
ELMALILIKendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi.
DİYANETAralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.
ELMALILIİçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler.
DİYANETAralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.
ELMALILI"İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!"
DİYANETOnlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
ELMALILIİçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad!"
DİYANETOnlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
ELMALILI"Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."
DİYANETOnlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
ELMALILI"Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.
DİYANETYoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
ELMALILIYoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?
DİYANETYahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler!
ELMALILIYoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim!
DİYANETOnlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.
ELMALILIOnlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur.
DİYANETOnlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.
ELMALILIOnlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.
DİYANETOnlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.
ELMALILISemûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.
DİYANETHepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.
ELMALILIHepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.
DİYANETBunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.
ELMALILIOnlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.
DİYANETOnlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler.
ELMALILIBir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler.
DİYANETOnların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.
ELMALILIŞimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o, zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.
DİYANETDoğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
ELMALILIBiz, dağları onun emrine vermiştik. Akşamsabah onunla birlikte tesbih ederlerdi.
DİYANETDoğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
ELMALILIKuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
DİYANETOnun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.
ELMALILIBiz onun mülkünü kuvvetlendirmiş ve kendisine hikmet ve hakkı batıldan ayırt etme kabiliyeti vermiştik.
DİYANETSana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
ELMALILIBir de davacıların kıssası geldi mi sana? Hani surdan aşarak mihraba ulaşmışlardı.
DİYANETSana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
ELMALILIDavud'un yanına giriverdiler de onlardan telaşe düştü. Ona "Korkma!" dediler, biz iki davacıyız. Birimiz, birimize haksızlık etti. Şimdi sen aramızda hak ile hüküm ver ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar.
DİYANET"Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi."
ELMALILIBiri: "İşte bu benim kardeşim. Onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken: Onu da bana ver, dedi ve tartışmada beni yendi" diye anlattı.
DİYANETDavud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
ELMALILIDavud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi.
DİYANETBöylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
ELMALILIBiz de o zannettiği şeyi kendisine bağışladık. Şüphesiz yanımızda onun bir yakınlığı ve güzel bir dönüş yeri vardır.
DİYANETEy Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
ELMALILIEy Davud! Gerçekten biz seni yeryüzünde bir halife yaptık. Artık insanlar arasında hak ile hüküm ver. Keyfe, arzuya uyma ki, seni Allah yolundan saptırmasın. Çünkü Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için kendilerine çok şiddetli bir azab vardır.
DİYANETGöğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!
ELMALILIHem o göğü, yeri ve aralarındakileri biz boşuna yaratmadık. O, kâfirlerin zannıdır. Onun için vay ateşe girecek olan kâfirlerin haline!
DİYANETYoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?
ELMALILIYoksa, iman edip de salih amel işleyenleri biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi yapar mıyız? Yoksa o takva sahiplerini azgın günahkarlar gibi yapar mıyız?
DİYANETSana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.
ELMALILIBu, sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır ki, insanlar onun âyetlerini düşünsünler ve temiz akıl sahipleri ibret alsınlar.
DİYANETDavud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.
ELMALILIBir de Davud'a Süleyman'ı bahşettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.
DİYANETOna bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.
ELMALILIHani kendisine bir zaman akşam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmişti.
DİYANETSüleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
ELMALILI"Ben, dedi, at sevgisini, Rabbimi anmaktan ötürü tercih ettim." Nihayet atlar perdenin arkasına gizlendi.
DİYANETSüleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
ELMALILI"Geri getirin onları bana!" dedi ve artık onların bacaklarını, boyunlarını silmeye başladı.
DİYANETAnd olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.
ELMALILIAndolsun ki Süleyman'ı imtihan da ettik ve tahtının üzerine bir ceset bıraktık. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.
DİYANETSüleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi.
ELMALILISüleyman: "Ey Rabbim! Beni bağışla ve bana öyle bir mülk ihsan et ki, ardımdan hiç kimseye yaraşmasın. Şüphesiz, bütün dilekleri veren sensin." dedi.
DİYANETBunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
ELMALILIBunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik. Onun emriyle istediği yere yumuşacık akardı.
DİYANETBunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
ELMALILIDalgıç ve yapı ustası şeytanları da.
DİYANETBunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
ELMALILIVe daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik).
DİYANET"İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik.
ELMALILI"İşte bu, bizim ihsanımızdır. Artık sen dilersen başkalarına ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik.
DİYANETDoğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.
ELMALILIŞüphesiz ki ona huzurumuzda bir yakınlık ve güzel bir makam vardır.
DİYANETKulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.
ELMALILIKulumuz Eyyub'u da an. Bir zaman o, Rabbine şöyle nida etmişti: "Meşakkat ve acı ile bana şeytan dokundu."
DİYANET"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
ELMALILI(Biz ona): "Ayağını yere vur! İşte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
DİYANETKatımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.
ELMALILIVe ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.
DİYANET"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.
ELMALILI(Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.
DİYANETGüçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.
ELMALILIKullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.
DİYANETBiz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.
ELMALILIÇünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.
DİYANETDoğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.
ELMALILIÇünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.
DİYANETİsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.
ELMALILIİsmail'i, Elyasa'yı, Zü'lKifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.
DİYANETİşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
ELMALILIİşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır.
DİYANETKapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.
ELMALILIBütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.
DİYANETOrada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.
ELMALILIİçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir.
DİYANETYanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.
ELMALILIYanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır.
DİYANETİşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.
ELMALILIO hesap günü için size vaad edilen işte budur.
DİYANETDoğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.
ELMALILIİşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.
DİYANETBu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
ELMALILIBu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.
DİYANETCehenneme girerler; ne kötü bir konaktır!
ELMALILICehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir.
DİYANETİşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
ELMALILIİşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.
DİYANETBunlara benzer daha başkaları da vardır...
ELMALILIVe o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır.
DİYANET(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir"
ELMALILIİşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.
DİYANET(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler.
ELMALILI(Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!"
DİYANET"Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.
ELMALILI"Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler.
DİYANETŞöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?"
ELMALILIBir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?"
DİYANET"Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?"
ELMALILI"Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"
DİYANETİşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir.
ELMALILIŞüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.
DİYANETDe ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur."
ELMALILIDe ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur."
DİYANET"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır."
ELMALILI"O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır."
DİYANETDe ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
ELMALILIDe ki: "Bu, bir büyük haberdir."
DİYANETDe ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
ELMALILI"Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
DİYANET"Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu."
ELMALILI"Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"
DİYANET"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
ELMALILI"Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."
DİYANETRabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
ELMALILIHani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."
DİYANETRabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
ELMALILI"Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."
DİYANETBütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
ELMALILIBunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.
DİYANETBütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
ELMALILIYalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
DİYANETAllah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.
ELMALILIAllah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi.
DİYANETİblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.
ELMALILIİblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
DİYANETAllah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
ELMALILIAllah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun."
DİYANETAllah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
ELMALILI"Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu.
DİYANET"Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.
ELMALILIİblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.
DİYANETAllah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
ELMALILIAllah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
DİYANETAllah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
ELMALILIAllah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
DİYANETİblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.
ELMALILIİblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."
DİYANETİblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.
ELMALILI"Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi.
DİYANETAllah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
ELMALILIAllah buyurdu ki: "O doğru, ben hep doğruyu söylerim."
DİYANETAllah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
ELMALILI"Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından, topunuzdan tıka basa dolduracağım."
DİYANETDe ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim."
ELMALILIEy Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey de teklif etmiyorum."
DİYANET"Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür."
ELMALILI"O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür. "
DİYANET"Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz."
ELMALILI"Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."