Öğle13:09·İkindi 16:48 İstanbul29°·Az bulutlu Nöbetçi eczane:Adalar 3 Eylül 2026, Perşembe
Ara
II. AbdülhamidMinyatür üslubunda portre
Osmanlı Padişahları · 34. padişah · Dağılma dönemi

II. Abdülhamid

عبد الحميد ثانى

Ulu Hakan·Kızıl Sultan·Sultan Hamid

Saltanat 1876-1909Doğum 21 Eylül 1842, İstanbul· 14 Şaban 1258Ölüm 10 Şubat 1918, İstanbul· 27 Rebiülahir 1336

II. Abdülhamid, 1876-1909 yılları arasında hüküm süren otuz dördüncü Osmanlı padişahıdır. Kanun-ı Esasî'yi ilan etti, otuz üç yıl mutlak yetkiyle yönetti.

33Yıl saltanat
76Yaşında öldü
15Savaş ve sefer
8Eser
18Sadrazam
15Çocuk
1299140015001600170018001922
Kuruluş 1299-1453Yükselme 1453-1579Duraklama 1579-1699Gerileme 1699-1792Dağılma 1792-1922

II. Abdülhamid Kimdir?

19 dk okuma

II. Abdülhamid, 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu ve 10 Şubat 1918 tarihinde Beylerbeyi Sarayı'nda öldü. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tirimüjgan Sultan'dır. 31 Ağustos 1876 tarihinde tahta çıktı ve 27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirildi. Otuz üç yıl süren saltanatı, Osmanlı tarihinin en uzun ve en tartışmalı dönemlerinden biridir. Tahta, kardeşi V. Murad'ın sağlık sebebiyle indirilmesinin ardından ve anayasa ilan etme taahhüdüyle çıktı. Sözünü tuttu: 23 Aralık 1876 tarihinde Kanun-ı Esasî ilan edildi ve Osmanlı tarihinin ilk meclisi açıldı. Ancak 1877-1878 Rus savaşının yarattığı olağanüstü durumda meclisi süresiz tatil etti. Meclis, otuz yıl boyunca bir daha toplanmadı. Bu tarihten sonra devlet, Yıldız Sarayı'ndan doğrudan padişah tarafından yönetildi. Kararlar Babıali'de değil sarayda alındı, bakanlıklar padişaha bağlı çalıştı ve geniş bir istihbarat ağı kuruldu. Basın sıkı denetim altına alındı. Aynı dönemde devlet kapsamlı bir modernleşme programı yürüttü. Demiryolu ağı genişletildi, telgraf hatları ülkenin en uzak köşelerine ulaştırıldı, okul sayısı büyük ölçüde arttı ve maliye Düyun-ı Umumiye düzeni içinde yeniden yapılandırıldı. Saltanatı, 1908 yılında İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla fiilen sona erdi. Ertesi yıl İstanbul'da çıkan ayaklanmanın ardından Hareket Ordusu şehre girdi ve padişah tahttan indirilerek Selanik'e gönderildi. Ömrünün son yıllarını İstanbul'da, gözetim altında geçirdi.

21 Eylül 1842

İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tirimüjgan Sultan'dır.

Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları

01 / 20 · 1 dk

II. Abdülhamid 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tirimüjgan Sultan'dır. Annesi o on bir yaşındayken öldü; bunun üzerine babasının başka bir eşi olan Perestu Kadın tarafından büyütüldü ve tahta çıktığında ona valide sultan unvanı verildi.

Çocukluğu Tanzimat döneminin sarayında geçti. Ağabeyi Murad gibi Batı tarzı bir eğitim aldı: Fransızca öğrendi, tarih ve coğrafya dersleri gördü, piyano çalmayı öğrendi. Buna karşılık ağabeyi kadar sosyal bir kişilik geliştirmedi; kaynaklar onu içine kapanık, gözlemci ve temkinli bir genç olarak tarif eder.

Babası 1861 yılında öldüğünde on sekiz yaşındaydı. Taht amcası Sultan Abdülaziz'e geçti. Şehzade Abdülhamid, veliaht olan ağabeyinin gölgesinde, ikinci sıradaki hanedan üyesi olarak yaşadı.

1867 yılında amcasının Avrupa gezisine katıldı. Paris, Londra ve Viyana'yı gördü. Bu gezi, Avrupa'nın sanayi ve askerî gücünü yakından gözlemlemesini sağladı; edindiği izlenimlerin sonraki yıllardaki modernleşme programında etkili olduğu belirtilir.

Şehzadelik yıllarında ticaretle ilgilendiği ve kendi mal varlığını yönettiği kaydedilir. Maslak'taki çiftliğinde tarım ve hayvancılıkla uğraştı, borsa işlemleri yaptı. Bu ilgi, sonraki yıllarda maliye konularındaki dikkatinin kaynağı olarak yorumlanır.

Ağabeyi V. Murad'ın 30 Mayıs 1876 tarihinde tahta çıkmasıyla veliaht konumuna geldi. Üç ay sonra, ağabeyinin sağlık durumu sebebiyle tahtın kendisine geçeceği anlaşıldığında, Mithat Paşa ile görüşerek anayasa ilan etme konusunda anlaşma yaptı.

Tahta Çıkışı ve Kanun-ı Esasî

02 / 20 · 1 dk

31 Ağustos 1876 tarihinde V. Murad tahttan indirildi ve aynı gün II. Abdülhamid tahta çıktı. Devraldığı tablo son derece ağırdı: devlet mali iflas ilan etmişti, Balkanlar'da ayaklanmalar sürüyordu, Sırbistan ve Karadağ ile savaş devam ediyordu ve Avrupa devletleri Balkanlar için ıslahat talep ediyordu.

Aralık 1876'da İstanbul'da Tersane Konferansı toplandı. Avrupa devletleri, Balkan vilayetleri için özerklik ve reform istiyordu. Osmanlı yönetimi buna, ülkenin tamamını kapsayan bir anayasa ilan ederek cevap verdi.

Kanun-ı Esasî 23 Aralık 1876 tarihinde ilan edildi. Metin, Mithat Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanmıştı. Anayasa, Osmanlı tebaasının din farkı gözetmeksizin eşit sayıldığını, temel hak ve özgürlükleri, iki meclisli bir parlamentoyu ve bakanların sorumluluğunu düzenliyordu.

Ancak metin, padişaha da geniş yetkiler bırakıyordu. En tartışmalı madde, padişahın devlet güvenliği gerekçesiyle kişileri sürgüne gönderebilmesini düzenleyen hükümdü. Bu madde kısa süre sonra Mithat Paşa'nın kendisine karşı kullanıldı; anayasanın mimarı Şubat 1877'de sürgüne gönderildi.

Meclis-i Mebusan 19 Mart 1877 tarihinde açıldı. Osmanlı tarihinin ilk parlamentosu, farklı din ve etnik gruplardan gelen mebuslardan oluşuyordu. Meclis iki dönem toplandı ve hükümeti sert biçimde eleştirdi; savaşın yönetimi, iaşe sorunları ve görevlilerin sorumluluğu tartışıldı.

13 Şubat 1878 tarihinde padişah, savaş koşullarını gerekçe göstererek meclisi süresiz tatil etti. Anayasa resmen yürürlükten kaldırılmadı; salnamelerde yayımlanmaya devam etti, ancak uygulanmadı. Meclis otuz yıl sonra, 1908 yılında yeniden açıldı.

1877-1878 Rus Savaşı ve Berlin Antlaşması

03 / 20 · 1 dk

Tersane Konferansı'nın sonuçsuz kalması üzerine Rusya, 24 Nisan 1877 tarihinde Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. Osmanlı tarihinde 93 Harbi adıyla anılan bu savaş, iki cephede birden yürütüldü.

Tuna cephesinde Rus ordusu nehri geçerek güneye ilerledi. Plevne'de Gazi Osman Paşa komutasındaki kuvvetler beş ay süren bir savunma yaptı ve Rus ilerleyişini geciktirdi. Bu savunma, askerî tarihte örnek gösterilen bir direniştir; ancak takviye gönderilemediği için sonunda kale düştü.

Kafkas cephesinde Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki kuvvetler Kızıltepe'de başarı kazandı, ancak Kars ve Ardahan elden çıktı. Erzurum'un Aziziye tabyalarındaki savunma, halkın da katılımıyla yapılan direnişin simgesi oldu.

Plevne'nin düşmesinden sonra Rus ordusu Balkanları aşarak Edirne'ye, ardından Yeşilköy'e kadar ilerledi. İstanbul'un düşme tehlikesi belirdi. 3 Mart 1878 tarihinde Ayastefanos Antlaşması imzalandı; metin, sınırları Ege'ye kadar uzanan büyük bir Bulgaristan kurulmasını öngörüyordu.

Bu antlaşma, Rusya'nın Balkanlar'da tek başına belirleyici olmasını istemeyen İngiltere ve Avusturya'nın tepkisini çekti. Almanya'nın arabuluculuğunda Berlin'de yeni bir konferans toplandı ve 13 Temmuz 1878 tarihinde Berlin Antlaşması imzalandı.

Berlin Antlaşması ile Bulgaristan küçültüldü ve üçe bölündü. Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlığını kazandı. Bosna Hersek'in yönetimi Avusturya'ya, Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya bırakıldı. Kıbrıs'ın yönetimi, savaşta destek karşılığında İngiltere'ye devredildi.

Savaşın insani sonucu daha ağırdı. Balkanlar ve Kafkasya'dan yüz binlerce Müslüman göçmen Anadolu'ya ve İstanbul'a sığındı. Göçmenlerin iskânı, sonraki on yıllarda devletin en büyük sorunlarından biri oldu.

1867

Amcasının Avrupa gezisine katıldı; Paris, Londra ve Viyana'yı gördü.

Yıldız Sarayı ve Mutlak Yönetim

04 / 20 · 1 dk

Savaşın ardından padişah, yönetim merkezini Dolmabahçe'den Yıldız Sarayı'na taşıdı. Bu tercih sembolikti: deniz kıyısındaki açık saray yerine, tepede, ormanlık ve korunaklı bir alanda kurulu yapı topluluğu seçilmişti.

Yıldız yalnızca bir konut değil, bir yönetim merkeziydi. Mabeyn dairesi, devlet işlerinin yürütüldüğü asıl birim haline geldi. Bakanlıklardan gelen yazılar burada değerlendiriliyor, kararlar burada alınıyor ve padişahın iradesi buradan çıkıyordu. Babıali, giderek bir uygulama birimine dönüştü.

Yönetimin en tartışılan yönü istihbarat düzeniydi. Jurnal adı verilen ihbar raporları, ülkenin her yerinden saraya ulaşıyordu. Bu raporlar memurlar, subaylar, aydınlar ve sıradan vatandaşlar hakkında bilgi içeriyordu. Sistem, gerçek tehditleri saptamak kadar asılsız ihbarların da çoğalmasına yol açtı.

Basın sıkı denetim altına alındı. Gazeteler yayımlanmadan önce denetleniyor, sakıncalı bulunan yazılar çıkarılıyordu. Bazı kelimelerin kullanımı yasaklandı; anayasa, hürriyet ve devrim gibi kavramlar basında yer alamadı. Yayın kapatma ve sürgün, sık başvurulan yöntemlerdi.

Muhalefet yurt dışına taşındı. Paris, Cenevre ve Kahire'de Osmanlı aydınları gazeteler çıkardı ve örgütlendi. Jön Türkler adıyla anılan bu hareket, 1889 yılında İstanbul'da kurulan İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşerek büyüdü.

Padişahın kişisel güvenlik kaygısı, saltanatı boyunca artarak sürdü. Sarayı nadiren terk etti, cuma selamlığı dışında halka görünmedi. 1905 yılında Yıldız Camii çıkışında Ermeni militanlarca düzenlenen bombalı suikast girişiminden tesadüfen kurtuldu; bu olay, güvenlik önlemlerini daha da artırdı.

Modernleşme: Demiryolu, Telgraf ve Okullar

05 / 20 · 1 dk

Siyasi baskı ile aynı dönemde yürütülen kapsamlı bir modernleşme programı, saltanatın en çok vurgulanan yönüdür. Bu program, merkezî otoriteyi güçlendirme amacıyla doğrudan ilişkiliydi: ulaşım ve iletişim ağı, devletin uzak bölgelere ulaşmasını sağlıyordu.

Demiryolu en büyük yatırımdı. Anadolu'da Haydarpaşa'dan başlayan hat Ankara'ya ve Konya'ya uzatıldı. Bağdat Demiryolu projesi Alman sermayesiyle başlatıldı; hattın Basra Körfezi'ne ulaşması hedefleniyordu. Hicaz Demiryolu ise farklı bir yöntemle, İslam dünyasından toplanan bağışlarla yapıldı ve 1908 yılında Medine'ye ulaştı.

Telgraf ağı ülkenin en uzak köşelerine kadar genişletildi. Bu ağ, hem idari haberleşmeyi hızlandırdı hem de merkezin taşra üzerindeki denetimini artırdı. Telgraf, aynı zamanda 1908 hareketinde muhaliflerin de kullandığı bir araç oldu.

Eğitim alanında sayısal artış çarpıcıdır. İlkokul, rüştiye ve idadi sayısı büyük ölçüde arttı; taşra şehirlerinde idadiler açıldı. Yüksek öğretimde Mekteb-i Mülkiye yeniden düzenlendi, Hukuk Mektebi, Ticaret Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebi, Baytar Mektebi ve Darülfünun kuruldu ya da yeniden yapılandırıldı.

Bu okullardan yetişen kadro, saltanatın sonunu getiren hareketin de kaynağı oldu. Harbiye ve Tıbbiye öğrencileri, İttihat ve Terakki'nin en örgütlü kesimini oluşturdu. Modernleşme programının kendi muhalefetini yetiştirmesi, dönemin en çok tartışılan çelişkilerindendir.

Sağlık, belediye hizmetleri ve şehircilik alanında da yatırım yapıldı. Şişli Etfal Hastanesi, Darülaceze ve çok sayıda hastane bu dönemde kuruldu. İstanbul'da su, aydınlatma ve tramvay hizmetleri yaygınlaştı.

Ekonomi, Düyun-ı Umumiye ve Maliye

06 / 20 · 1 dk

1875 yılındaki mali iflasın ardından devletin dış borçlarının nasıl ödeneceği sorunu, 1881 yılında Muharrem Kararnamesi ile çözüme bağlandı. Bu kararname ile Düyun-ı Umumiye İdaresi kuruldu.

Bu idare, alacaklı devletlerin temsilcilerinden oluşan bir yönetim kuruluna sahipti ve Osmanlı devlet gelirlerinin bir bölümünü doğrudan toplama yetkisi taşıyordu. Tuz, tütün, ipek, damga ve balık resimleri gibi gelir kalemleri bu idareye devredildi. Toplanan gelirler doğrudan borç ödemelerine aktarılıyordu.

Düyun-ı Umumiye, Osmanlı maliyesinin bir bölümünün yabancı denetimine girmesi anlamına geliyordu. Buna karşılık kurumun etkin çalışması, devletin uluslararası piyasalarda yeniden borçlanabilmesini sağladı ve demiryolu gibi büyük yatırımların finansmanına imkân verdi.

Tütün üretimi ve satışı, Reji adı verilen bir şirkete devredildi. Bu şirketin denetim yöntemleri, özellikle Anadolu'da üreticiyle sürtüşmeye yol açtı; kaçakçılıkla mücadele adına yürütülen uygulamalar tepki topladı.

Bütçe disiplini konusunda ilerleme sağlandı. Gelir ve gider kalemleri daha düzenli kaydedildi, memur maaşlarının ödenmesinde düzen kuruldu. Buna karşılık saray harcamaları ve istihbarat giderleri, bütçenin denetlenemeyen kalemleri arasında kaldı.

Tarımda üretim arttı; demiryolunun ulaştığı bölgelerde ticari tarım yaygınlaştı. Anadolu'da tahıl, İzmir çevresinde üzüm ve incir, Adana'da pamuk üretimi ihracata yöneldi. Sanayi tarafında ise gelişme sınırlı kaldı; Avrupa'nın sanayi ürünleri karşısında yerli üretim rekabet edemedi.

Bankacılık alanında Ziraat Bankası 1888 yılında kuruldu. Amaç, çiftçiyi tefeciye muhtaç bırakmadan kredi sağlamaktı; banka, memleket sandıkları adı verilen daha eski bir yapının yerine geçti ve ülke genelinde şubeleşti. Osmanlı Bankası ise devletin banknot çıkarma yetkisini kullanan kurum olarak işlev gördü ve hazine işlemlerinde aracılık yaptı. Sanayi alanında Hereke ve Feshane gibi devlet fabrikaları üretimi sürdürdü, ancak bu tesisler ekonominin geneline yayılan bir sanayileşme yaratmadı.

31 Ağustos 1876

V. Murad'ın tahttan indirilmesiyle tahta çıktı.

İslam Birliği Siyaseti ve Halifelik

07 / 20 · 1 dk

II. Abdülhamid'in dış siyasetinin ayırt edici yönü, halifelik sıfatını aktif biçimde kullanmasıdır. Osmanlı padişahları bu unvanı yüzyıllardır taşıyordu, ancak ilk kez bu ölçüde siyasi bir araç haline getirildi.

Bu siyasetin arka planında somut bir durum vardı: Balkanlar'daki toprak kayıplarından sonra imparatorluğun Müslüman nüfus oranı yükselmişti. Aynı zamanda Hindistan, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Güneydoğu Asya'daki milyonlarca Müslüman, İngiltere, Rusya, Fransa ve Hollanda yönetimi altındaydı. Halifenin bu topluluklar üzerindeki manevi etkisi, sömürgeci devletlere karşı bir denge unsuru olarak görüldü.

Uygulamada bu siyaset birkaç kanaldan yürütüldü. Uzak bölgelere elçiler ve din adamları gönderildi. Hicaz Demiryolu, İslam dünyasından toplanan bağışlarla yapıldı ve hac yolculuğunu kolaylaştırarak halifenin hizmetini somutlaştırdı. Kutsal şehirlerdeki imar faaliyetleri sürdürüldü.

Basın ve yayın da bu amaçla kullanıldı. Halifelik makamının önemini vurgulayan yayınlar desteklendi, İslam dünyasındaki gelişmeler yakından izlendi.

Bu siyasetin etkisi tartışmalıdır. Bir görüşe göre sömürgeci devletleri temkinli davranmaya yöneltti ve Osmanlı'ya sınırlı da olsa manevra alanı sağladı. Diğer görüşe göre somut bir sonuç doğurmadı ve devletin Hristiyan tebaası ile ilişkilerini zorlaştırdı.

Aynı dönemde Osmanlı içindeki gayrimüslim topluluklarla ilişkiler gerginleşti. Doğu Anadolu'da Ermeni siyasi örgütlerinin faaliyetleri ve buna karşı alınan önlemler, 1894-1896 yıllarındaki olaylara yol açtı. Bu olaylar Avrupa basınında geniş yer buldu ve padişaha yönelik ağır eleştirilerin kaynağı oldu.

Doğu Anadolu, Ermeni Meselesi ve İç Güvenlik

08 / 20 · 1 dk

Berlin Antlaşması'nın 61. maddesi, Doğu Anadolu vilayetlerinde Ermeni nüfusun yaşadığı bölgelerde ıslahat yapılmasını ve bunun büyük devletlere bildirilmesini öngörüyordu. Bu madde, o zamana kadar iç mesele sayılan bir konuyu uluslararası denetim alanına taşıdı.

Osmanlı yönetimi bu maddeyi, toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak değerlendirdi. Bulgaristan'ın kuruluş süreci hâlâ tazeydi ve benzer bir sürecin Doğu Anadolu'da yaşanabileceği endişesi vardı. Bu yüzden ıslahat talepleri sürekli ertelendi.

Aynı dönemde Ermeni siyasi örgütleri kuruldu. Hınçak ve Taşnak adlı örgütler, bağımsızlık ya da özerklik hedefiyle faaliyet yürüttü ve Avrupa kamuoyunun dikkatini çekmek için eylem yaptı. 1890'lı yıllarda Sasun ve Zeytun bölgelerinde çatışmalar yaşandı, 1896 yılında İstanbul'da Osmanlı Bankası basıldı.

Devletin karşılığı sert oldu. 1894-1896 yılları arasında Doğu Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde büyük ölçekli olaylar yaşandı ve çok sayıda insan öldü. Bu olaylar Avrupa basınında geniş yer buldu ve padişaha yönelik en ağır eleştirilerin kaynağı oldu; Kızıl Sultan nitelemesi bu dönemde yaygınlaştı.

Bölgedeki bir başka düzenleme, 1891 yılında kurulan Hamidiye Alayları'dır. Aşiretlerden oluşturulan bu süvari birlikleri, hem sınır güvenliğini sağlamak hem de aşiretleri devlete bağlamak amacı taşıyordu. Uygulama, bölgedeki güç dengelerini değiştirdi ve sonraki yıllarda yeni sorunlar doğurdu.

1905 yılında Yıldız Camii çıkışında düzenlenen bombalı suikast girişimi, Taşnak örgütü tarafından planlanmıştı. Padişah, cuma selamlığı sonrası ayrılışını geciktirdiği için patlamadan tesadüfen kurtuldu; olayda çok sayıda kişi öldü.

Ordu, Donanma ve Askerî Modernleşme

09 / 20 · 1 dk

1877-1878 savaşındaki yenilgi, ordunun yeniden düzenlenmesini zorunlu kıldı. Bu alanda seçilen yol, Almanya ile kurulan askerî işbirliğiydi.

1882 yılında Alman subaylardan oluşan bir askerî heyet İstanbul'a geldi. Colmar von der Goltz, bu heyetin en tanınmış ismidir ve on yılı aşkın süre Osmanlı ordusunda görev yaptı. Harp Akademisi'nde ders verdi, talimnameler hazırladı ve Osmanlı subay kadrosunun eğitiminde belirleyici rol oynadı.

Silah tedariki de Almanya üzerinden yürüdü. Mauser tüfekleri ve Krupp topları orduya girdi; bu alımlar iki devlet arasındaki ekonomik bağı güçlendirdi. Ordunun ateş gücü, savaş öncesine göre belirgin biçimde arttı.

Buna karşılık donanma ihmal edildi. 1877 savaşından sonra gemiler Haliç'te bağlı tutuldu ve uzun süre denize açılmadı. Bu tercihin gerekçesi olarak mali sıkıntı gösterilir; ancak donanmanın bir darbe aracı olarak kullanılabileceği endişesinin de rol oynadığı belirtilir. Sonuç, otuz yıl içinde Osmanlı deniz gücünün büyük ölçüde eskimesi oldu ve bu, Balkan Savaşları'nda görüldü.

Askerî okullar bu dönemde güçlendi. Harbiye ve Tıbbiye'de yetişen subaylar, dönemin en iyi eğitimli kesimini oluşturdu. Bu kadro, Avrupa'daki gelişmeleri yakından izliyor ve devletin durumunu eleştirel biçimde değerlendiriyordu.

İşte bu noktada dönemin en çarpıcı çelişkisi ortaya çıktı: modernleşme programının yetiştirdiği subaylar, aynı programın sahibi olan yönetime karşı örgütlendi. İttihat ve Terakki'nin ordu içindeki tabanı, bu okullardan çıkan kuşaktır. 1908 hareketini yapan da bu kadro oldu.

23 Aralık 1876

Kanun-ı Esasî ilan edildi; I. Meşrutiyet dönemi başladı.

Arap Vilayetleri, Yemen ve Taşra Yönetimi

10 / 20 · 1 dk

Balkanlar'daki kayıpların ardından imparatorluğun ağırlık merkezi Anadolu ve Arap vilayetlerine kaydı. Bu durum, Suriye, Irak, Hicaz ve Yemen'in yönetimine verilen önemi artırdı.

Taşra yönetiminde izlenen yöntem, yerel ileri gelenlerle bağ kurmaktı. Aşiret reislerinin ve tanınmış ailelerin çocukları için İstanbul'da Aşiret Mektebi açıldı. Amaç, bu gençleri devlet düzeni içinde yetiştirerek bölgelerinde merkeze bağlı bir kadro oluşturmaktı.

Telgraf ve demiryolu, taşra üzerindeki denetimin araçlarıydı. Bağdat Demiryolu projesi, Irak'ı İstanbul'a bağlamayı ve bölgedeki İngiliz nüfuzunu dengelemeyi hedefliyordu. Hicaz Demiryolu ise hem hac yolunu kolaylaştırıyor hem de Arabistan'a asker sevkini mümkün kılıyordu.

Yemen, saltanat boyunca sürekli sorun kaynağı oldu. Zeydî imamların önderliğindeki ayaklanmalar aralıklarla devam etti; bölgeye gönderilen birlikler iklim koşulları ve arazi sebebiyle ağır kayıp verdi. Yemen'e gönderilen askerlerin dönmemesi, Anadolu'da halk türkülerine konu olacak kadar derin bir iz bıraktı.

Hicaz'da halifelik sıfatının gereği olarak kutsal şehirlerin hizmetine önem verildi. Su tesisleri onarıldı, hac kafilelerinin güvenliği için düzenlemeler yapıldı, Medine'deki yapılar bakım gördü.

Suriye ve Lübnan'da mezhep dengeleri hassastı. 1861 yılında kurulan Cebel-i Lübnan mutasarrıflığı düzeni sürdürüldü. Beyrut, bu dönemde Doğu Akdeniz'in en canlı liman ve eğitim merkezlerinden biri haline geldi; burada açılan yabancı okullar, Arap milliyetçiliğinin fikrî zemininin oluştuğu yerler arasında sayılır.

Balkan Sorunu, Girit ve Yunan Savaşı

11 / 20 · 1 dk

Berlin Antlaşması Balkan sorununu çözmedi, yalnızca erteledi. Bulgaristan 1885 yılında Doğu Rumeli ile birleşti; Osmanlı bu birleşmeyi askerî müdahaleyle engellemedi ve fiilî durumu kabul etti.

Makedonya, on dokuzuncu yüzyıl sonunda Balkanlar'ın en karmaşık bölgesiydi. Bulgar, Sırp ve Yunan çeteleri bölgede birbiriyle ve Osmanlı kuvvetleriyle çatışıyordu. Avrupa devletleri, bölge için ıslahat programları hazırladı ve uygulanmasını denetlemek üzere subaylar gönderdi. Bu denetim, Osmanlı egemenliğinin fiilen sınırlanması anlamına geliyordu.

Girit'te 1896 yılında başlayan ayaklanma, adanın Yunanistan'a katılması talebini taşıyordu. Yunanistan'ın adaya asker göndermesi üzerine 1897 yılında Osmanlı Yunan savaşı çıktı.

Bu savaş, dönemin nadir askerî başarılarından biriyle sonuçlandı. Osmanlı ordusu Teselya'da hızla ilerledi, Yenişehir ve Dömeke'de kazanılan muharebelerle Atina yolu açıldı. Ancak Avrupa devletlerinin baskısıyla ateşkes yapıldı ve kazanılan topraklar geri verildi. Girit ise özerk hale getirildi ve Yunan prensi vali olarak atandı.

Askerî zaferin siyasi kazanca dönüşememesi, ordu içinde ve aydın çevrelerde hoşnutsuzluk yarattı. Bu hoşnutsuzluk, Jön Türk hareketinin ordu içindeki tabanını genişletti.

Balkanlar'daki gelişmeler saltanatın son yıllarında hızlandı. 1908 yılının Haziran ayında İngiltere ve Rusya'nın Reval'de bir araya gelerek Makedonya için yeni bir ıslahat planı görüşmeleri, ordu içindeki subaylarda devletin paylaşılacağı endişesini doğurdu. Bu endişe, 1908 hareketini tetikleyen doğrudan sebeplerdendir.

Göç, İskân ve Nüfus Siyaseti

12 / 20 · 1 dk

Saltanatın en büyük toplumsal meselesi göçmen iskânıydı. 1877-1878 savaşı sırasında ve sonrasında Balkanlar'dan, Kafkasya'dan ve Kırım'dan yüz binlerce insan Osmanlı topraklarına sığındı. Bu akış, savaşın bitmesiyle durmadı; Balkan devletlerinin bağımsızlık kazanmasıyla birlikte on yıllar boyunca sürdü.

Göçmenlerin barındırılması, beslenmesi ve yerleştirilmesi için Muhacirin Komisyonu kuruldu. Bu komisyon, gelenlerin kayıtlarını tutuyor, iskân edilecekleri bölgeleri belirliyor ve arazi dağıtımını düzenliyordu. Yeni gelenlere belirli bir süre vergi ve askerlik muafiyeti tanındı.

İskân bölgeleri seçilirken birkaç ölçüt gözetildi: boş ve ekilebilir arazi bulunması, güvenlik ihtiyacı olan sınır bölgelerinin güçlendirilmesi ve göçmenlerin geldikleri iklime benzer yerlere yerleştirilmesi. Anadolu'nun batısı, Orta Anadolu ve Suriye'nin kuzeyi başlıca iskân alanları oldu.

Göç dalgası Anadolu'nun demografik yapısını kalıcı biçimde değiştirdi. Bugün Türkiye'nin birçok yerleşimi, bu dönemde kurulan göçmen köylerine dayanır. Yeni gelenlerin getirdiği tarım teknikleri ve el sanatları, bulundukları bölgelerin ekonomisini etkiledi.

Süreç sorunsuz yürümedi. Barınma yetersizliği, salgın hastalıklar ve yerli halkla arazi anlaşmazlıkları sık yaşandı. Devletin mali durumu, göçmenlere sağlanacak desteği sınırlıyordu.

Nüfus sayımı ve kayıt düzeni bu dönemde geliştirildi. 1881 yılında başlayan ve yıllarca süren nüfus sayımı, Osmanlı'nın en kapsamlı nüfus çalışmasıdır. Nüfus cüzdanı uygulaması yaygınlaştırıldı; bu kayıtlar hem askerlik hem vergi düzeni için temel oluşturdu.

19 Mart 1877

Meclis-i Mebusan açıldı; Osmanlı tarihinin ilk parlamentosu toplandı.

Jön Türkler ve İkinci Meşrutiyet

13 / 20 · 1 dk

Muhalefet hareketi 1889 yılında Mekteb-i Tıbbiye öğrencilerinin kurduğu gizli bir cemiyetle başladı. İttihat ve Terakki adını alan bu örgüt, sürgün ve tutuklamalara rağmen büyüdü ve yurt dışındaki Jön Türk çevreleriyle birleşti.

1902 ve 1907 yıllarında Paris'te toplanan Jön Türk kongreleri, muhalefetin farklı kanatlarını bir araya getirdi. Anayasanın yeniden yürürlüğe konması ortak talepti; yöntem konusunda ise ayrılıklar vardı.

Belirleyici gelişme, hareketin Makedonya'daki Üçüncü Ordu subayları arasında örgütlenmesiydi. Selanik merkezli bu yapı, hem askerî güce hem de yerel desteğe sahipti. Reval görüşmelerinin yarattığı endişe, harekete geçme kararını hızlandırdı.

Temmuz 1908'de Resneli Niyazi ve Enver Bey gibi subaylar birlikleriyle dağa çıktı. Üzerlerine gönderilen kuvvetler harekete katıldı. Makedonya'da telgraf hatları üzerinden İstanbul'a anayasanın ilanı talebi iletildi.

23 Temmuz 1908 tarihinde padişah, Kanun-ı Esasî'yi yeniden yürürlüğe koyduğunu ilan etti. İkinci Meşrutiyet böylece başladı; ülke genelinde gösteriler yapıldı, seçimler düzenlendi ve meclis 17 Aralık 1908 tarihinde otuz yıllık aradan sonra yeniden açıldı.

Padişah tahtta kaldı, ancak yetkileri fiilen sınırlandı. Yönetim İttihat ve Terakki'nin etkisindeki hükümete geçti. Bu dönemde basın serbestleşti, siyasi partiler kuruldu ve uzun süredir bastırılan tartışmalar açık biçimde yürütülmeye başlandı.

31 Mart Olayı ve Tahttan İndirilme

14 / 20 · 1 dk

13 Nisan 1909 tarihinde, Rumi takvime göre 31 Mart günü, İstanbul'da bir ayaklanma çıktı. Avcı Taburu askerlerinin başlattığı hareket, kısa sürede yayıldı ve şehirde denetim kayboldu. Ayaklanmacılar şeriat talebiyle sokağa çıktı, meclis basıldı ve bazı subaylar ile gazeteciler öldürüldü.

Ayaklanmanın kimler tarafından örgütlendiği tartışmalıdır. Bazı değerlendirmelere göre İttihat ve Terakki karşıtı çevreler ve Volkan gazetesi etrafındaki grup etkiliydi. Padişahın olayla doğrudan ilgisi olduğuna dair kesin bir kanıt bulunamamıştır; kendisi de bunu reddetmiştir.

Selanik'te toplanan kuvvetler, Hareket Ordusu adıyla İstanbul'a yürüdü. Mahmud Şevket Paşa komutasındaki ordu 24 Nisan 1909 tarihinde şehre girdi ve ayaklanmayı bastırdı. Sıkıyönetim ilan edildi, sorumlular yargılandı.

Meclis, padişahın tahttan indirilmesine karar verdi. Karar 27 Nisan 1909 tarihinde bir heyet tarafından kendisine bildirildi. II. Abdülhamid tahttan indirildi ve yerine kardeşi Sultan Reşad geçti.

Eski padişah aynı gün trenle Selanik'e gönderildi ve Alatini Köşkü'ne yerleştirildi. Ailesinin bir bölümü onunla birlikte gitti. Selanik'te üç yıldan fazla kaldı.

1912 yılında Balkan Savaşı'nda Selanik'in düşme tehlikesi belirince İstanbul'a getirildi ve Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi. Ömrünün son yıllarını burada, gözetim altında geçirdi. Marangozlukla uğraştı ve hatıralarını anlattı.

10 Şubat 1918 tarihinde Beylerbeyi Sarayı'nda öldü. Cenazesi, dedesi II. Mahmud'un Divanyolu'ndaki türbesine defnedildi. Ölümünden dokuz ay sonra Osmanlı Devleti savaştan yenik çıktı ve İstanbul işgal edildi.

Selanik ve Beylerbeyi Yılları

15 / 20 · 1 dk

27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirilen II. Abdülhamid, aynı gece trenle Selanik'e gönderildi. Ailesinden bir bölümü ona eşlik etti. Selanik'te, İtalyan asıllı Alatini ailesine ait bir köşke yerleştirildi ve burada gözetim altında yaşadı.

Selanik yılları üç yıldan fazla sürdü. Bu dönemde dışarıyla teması sınırlıydı; gazete okuyabiliyor, bahçede dolaşabiliyor ve marangozluk yapabiliyordu. Kendisine bakan görevlilerin ve yanındaki aile üyelerinin sonradan anlattıkları, bu yılların en önemli kaynağıdır.

1912 yılında Balkan Savaşı başladı ve Selanik'in düşme tehlikesi belirdi. Eski padişah bir Alman gemisiyle İstanbul'a getirildi ve Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi. Selanik, birkaç gün sonra Yunan ordusuna teslim oldu.

Beylerbeyi'nde geçen son yılları, Osmanlı Devleti'nin en zor dönemine denk geldi. Balkan Savaşları'nda Rumeli'nin neredeyse tamamı kaybedildi. 1914 yılında devlet Birinci Dünya Savaşı'na girdi. Bu gelişmeleri gazetelerden izlediği ve derin üzüntü duyduğu aktarılır.

Beylerbeyi yıllarında hatıralarını anlattı; bu anlatılar farklı kişilerce kaydedildi ve sonradan yayımlandı. Metinlerin hangilerinin ona ait olduğu tartışmalıdır; bazılarının sonradan derlendiği ya da düzenlendiği belirtilir.

10 Şubat 1918 tarihinde burada öldü. Cenaze töreni, tahttan indirilmiş bir padişah için beklenenden çok daha kalabalık oldu. Ölümünden dokuz ay sonra Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzaladı ve savaştan yenik çıktı; İstanbul kısa süre sonra işgal edildi.

24 Nisan 1877

Rusya savaş ilan etti; 93 Harbi başladı.

Kültür, Yıldız Sarayı ve Kişisel İlgi Alanları

16 / 20 · 1 dk

Yıldız Sarayı, yalnızca bir yönetim merkezi değil aynı zamanda geniş bir kültür ve üretim alanıydı. Saray bünyesinde çini ve porselen üretimi için Yıldız Porselen Fabrikası kuruldu; burada üretilen eserler, Osmanlı seramik sanatının son dönem örnekleridir.

Padişahın kişisel ilgi alanları arasında marangozluk özel bir yer tutar. Ahşap işçiliğinde ustalaştı, kendi atölyesinde mobilya ve süs eşyası yaptı. Bu uğraşı, Selanik ve Beylerbeyi yıllarında da sürdürdü.

Fotoğrafa duyduğu ilgi, dönem için sıra dışıdır. İmparatorluğun her yerinden fotoğraf albümleri hazırlattı: okullar, hastaneler, kışlalar, fabrikalar, şehir manzaraları ve halk tipleri bu albümlerde belgelendi. Yıldız Albümleri adıyla bilinen bu koleksiyon, on dokuzuncu yüzyıl sonu Osmanlı coğrafyasının en zengin görsel kaydıdır. Albümlerin bir bölümü Amerika ve İngiltere'ye hediye olarak gönderildi.

Kitaba ve okumaya düşkündü. Yıldız Kütüphanesi zengin bir koleksiyona sahipti. Polisiye romanlara ilgi duyduğu, bunların kendisine tercüme ettirilerek okunduğu aktarılır.

Tiyatro ve opera da ilgi alanındaydı. Yıldız Sarayı'nda bir tiyatro binası yapıldı ve burada temsiller verildi.

Mimari alanda Yıldız Sarayı'nın yapıları, Hamidiye Camii, Şale Köşkü ve çeşitli köşkler bu dönemin ürünleridir. Dönemin mimari üslubu, Avrupa etkisiyle Osmanlı geleneğini birleştiren eklektik bir çizgi izler.

Basın ve yayın alanında denetim sıkı olsa da yayın sayısı arttı. Bilim, tarım, tıp ve çocuk dergileri yayımlandı; ansiklopedi ve sözlük çalışmaları sürdü. Şemseddin Sami'nin Kamus-ı Türkî adlı sözlüğü ve Kamusü'l A'lâm adlı ansiklopedisi bu dönemin ürünleridir. Edebiyatta Servet-i Fünun topluluğu, siyasetten uzak durarak estetik arayışa yönelen bir çizgi izledi; bu yönelimin, basın üzerindeki baskıyla ilişkili olduğu değerlendirilir.

Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları

17 / 20 · 1 dk

II. Abdülhamid'in hanımları arasında Nazikeda Kadınefendi, Bedrifelek Kadınefendi, Bidar Kadınefendi, Dilpesend Kadınefendi, Mezidemestan Kadınefendi, Emsalinur Kadınefendi, Müşfika Kadınefendi, Sazkar Hanım, Peyveste Hanım, Fatma Pesend Hanım ve Behice Hanım sayılır.

Çok sayıda çocuğu oldu. Oğulları arasında Şehzade Mehmed Selim, Şehzade Mehmed Abdülkadir, Şehzade Ahmed Nuri, Şehzade Mehmed Burhaneddin, Şehzade Abdürrahim Hayri ve Şehzade Mehmed Abid bulunur. Kızları arasında Ulviye Sultan, Zekiye Sultan, Naime Sultan, Naile Sultan, Şadiye Sultan, Ayşe Sultan, Refia Sultan ve Samiye Sultan sayılır.

Kızı Ayşe Sultan'ın yazdığı hatırat, babasının aile içindeki hayatına dair en ayrıntılı kaynaklardan biridir. Bu anlatıda padişah, çocuklarıyla yakından ilgilenen, eğitimlerini denetleyen ve gündelik hayatlarını düzenleyen bir baba olarak tarif edilir.

Saray hayatı sıkı bir düzene bağlıydı. Çocukların dersleri, yemek saatleri ve gezinti zamanları belirliydi. Kızları Fransızca, piyano ve resim eğitimi aldı.

Aile, padişahın tahttan indirilmesinden sonra dağıldı. Bir bölümü Selanik'e onunla gitti, bir bölümü İstanbul'da kaldı. 1924 yılında hanedan üyelerinin yurt dışına çıkarılmasıyla çocukları ve torunları farklı ülkelere yerleşti.

Torunlarından bazıları, sonraki yıllarda Osmanlı hanedanının reisliği sırasında yer aldı. Aile üyelerinin yazdığı hatıratlar, dönemin saray hayatına dair önemli kaynaklar arasındadır.

Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

18 / 20 · 1 dk

Çağdaş kaynaklar ve hatıratlar II. Abdülhamid'i çalışkan, ayrıntıcı ve son derece temkinli bir hükümdar olarak tarif eder. Gelen raporları bizzat okuduğu, notlar aldığı ve gece geç saatlere kadar çalıştığı belirtilir.

Güvenlik kaygısı, kişiliğinin en çok anılan yönüdür. Amcası Sultan Abdülaziz'in ölümü, ağabeyinin tahttan indirilmesi ve saltanatının başındaki savaş, ona iktidarın ne kadar kırılgan olduğunu gösteren deneyimlerdi. Bu kaygı, jurnal sisteminin ve sarayda geçen yalıtılmış hayatın gerekçesi oldu.

Diplomasi anlayışı, güç dengesi üzerine kuruluydu. Osmanlı'nın hiçbir büyük devletle tek başına baş edemeyeceğini kabul ederek, devletleri birbirine karşı dengelemeyi tercih etti. Almanya ile kurulan yakınlık, İngiltere ve Rusya karşısında bir denge arayışıydı. Savaştan kaçınma tutumu, saltanatının 1897 dışında büyük bir savaş görmemesini sağladı.

Karar alma tarzında, sorumluluğu tek bir kişiye bırakmama eğilimi vardı. Sadrazamlar sık değişti; on altı farklı kişi bu makamda bulundu. Bu, hiçbir devlet adamının kalıcı bir güç merkezi kurmasına izin vermeme tercihi olarak yorumlanır.

Kişisel yaşayışı sadeydi. İçki içmediği, gösterişten kaçındığı ve saray harcamalarında dikkatli olduğu aktarılır. Buna karşılık istihbarat ve güvenlik harcamalarının bütçedeki payı eleştirilmiştir.

Halkla ilişkisi cuma selamlığı ile sınırlı kaldı. Bu tören, otuz üç yıl boyunca haftada bir kez halkın padişahı gördüğü tek an oldu ve titiz güvenlik önlemleriyle yapıldı. Yakın çevresindekiler, hafızasının çok güçlü olduğunu ve yıllar önce okuduğu bir raporun ayrıntısını hatırlayabildiğini aktarır.

13 Şubat 1878

Meclis süresiz tatil edildi; otuz yıl boyunca toplanmadı.

Ölümü, Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi

19 / 20 · 1 dk

II. Abdülhamid 10 Şubat 1918 tarihinde Beylerbeyi Sarayı'nda öldü ve Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi. Cenazesine büyük bir kalabalık katıldı; bu ilgi, hakkındaki değerlendirmelerin ne kadar bölünmüş olduğunu da gösterdi.

Hakkındaki iki uç niteleme, kendi döneminde ortaya çıktı. Avrupa basınında ve muhalif çevrelerde Kızıl Sultan denildi; bu niteleme, Ermeni olayları ve basın üzerindeki baskı sebebiyle kullanıldı. Buna karşılık onu savunan çevrelerde Ulu Hakan denildi; bu niteleme, devleti otuz üç yıl ayakta tutması ve modernleşme yatırımları öne çıkarılarak kullanıldı.

Modern tarihçilik bu iki uç arasında daha ayrıntılı değerlendirmeler yapar. Yaygın kabul gören yaklaşım, saltanatının çelişkili bir bütün oluşturduğudur: aynı yönetim hem anayasayı askıya alıp basını susturdu hem de eğitim, ulaşım ve iletişim alanında imparatorluk tarihinin en kapsamlı yatırımlarını gerçekleştirdi.

Bir görüşe göre baskı ile modernleşme arasında çelişki yoktur; her ikisi de merkezî otoriteyi güçlendirme amacının parçasıdır. Diğer görüşe göre baskı politikası, modernleşmenin yetiştirdiği kadroyu muhalefete itmiş ve saltanatın sonunu hazırlamıştır.

Dış siyaset alanında, büyük devletleri dengeleyerek imparatorluğun ömrünü uzattığı yaygın biçimde kabul edilir. 1878 ile 1908 arasında büyük bir toprak kaybı yaşanmaması, bu siyasetin sonucu sayılır. Ancak bu dengenin kırılmasıyla, 1908 sonrasında kayıplar hızla art arda geldi.

Türkiye'de hakkındaki tartışma siyasi tutumlarla iç içe geçmiştir ve süregelmektedir. Adı bugün İstanbul'da bir hastaneye, üniversiteye, camiye ve çok sayıda kuruma verilmiştir. Popüler kültürde, özellikle son yıllarda yapılan dizi ve filmlerle geniş biçimde işlenmiştir.

Aynı Yıllarda Dünya

20 / 20 · 1 dk

II. Abdülhamid'in otuz üç yıllık saltanatı, dünyada emperyalizm çağının doruğuna denk gelir. Avrupa devletleri Afrika'yı ve Asya'yı paylaştı; 1884-1885 Berlin Konferansı ile Afrika'nın bölüşümü kurala bağlandı.

Almanya, Bismarck yönetiminde Avrupa'nın belirleyici gücüydü. 1888 yılında tahta çıkan II. Wilhelm, daha girişken bir dış siyaset izledi ve Osmanlı ile yakın ilişki kurdu. İki kez İstanbul'u ziyaret etti; Bağdat Demiryolu projesi bu yakınlığın ürünüdür.

İngiltere, Süveyş Kanalı ve Hindistan yolu üzerindeki çıkarları sebebiyle Doğu Akdeniz'e odaklandı. 1882 yılında Mısır'ı fiilen işgal etti; Mısır hukuken Osmanlı'ya bağlı kalmaya devam etti, ancak yönetim İngiltere'ye geçti.

Rusya, Balkanlar ve Kafkasya'daki yayılmasını sürdürdü. 1905 yılında Japonya'ya yenilmesi, bir Avrupa devletinin Asyalı bir devlet karşısında yenilgisi olarak Osmanlı aydınları arasında büyük yankı buldu. Aynı yıl Rusya'da çıkan devrim, anayasa ve meclis taleplerini gündeme getirdi ve Osmanlı muhalefetini cesaretlendirdi.

Japonya'nın Meiji reformlarıyla kısa sürede sanayileşmesi, Osmanlı aydınları için sık başvurulan bir örnek oldu. Batılılaşmanın kimlik kaybetmeden mümkün olduğu tezinin dayanağı olarak gösterildi.

Bilim ve teknolojide bu dönem hızlı bir değişim yaşadı. Elektrik aydınlatması, telefon, otomobil, sinema ve telsiz telgraf bu yıllarda yaygınlaştı. Osmanlı bu yeniliklerin bir bölümünü hızla benimsedi; İstanbul'da elektrik, tramvay ve sinema gösterimleri saltanatın son yıllarında hayata girdi.

Amerika Birleşik Devletleri sanayi gücü olarak yükseldi ve 1898 yılında İspanya ile yaptığı savaşla denizaşırı bir güç haline geldi. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi, Atlantik'in iki yakasına yayılmaya başladı.

Kronoloji

33 olay
  • 19. yüzyıl
  • İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tirimüjgan Sultan'dır.

  • Annesi Tirimüjgan Sultan öldü; Perestu Kadın tarafından büyütüldü.

  • Babası Sultan Abdülmecid öldü, taht amcası Sultan Abdülaziz'e geçti.

  • Amcasının Avrupa gezisine katıldı; Paris, Londra ve Viyana'yı gördü.

  • Sultan Abdülaziz tahttan indirildi, ağabeyi V. Murad tahta çıktı; kendisi veliaht oldu.

  • V. Murad'ın tahttan indirilmesiyle tahta çıktı.

  • Kanun-ı Esasî ilan edildi; I. Meşrutiyet dönemi başladı.

  • Plevne'de Gazi Osman Paşa beş ay süren savunma yaptı.

  • Anayasanın mimarı Mithat Paşa sürgüne gönderildi.

  • Meclis-i Mebusan açıldı; Osmanlı tarihinin ilk parlamentosu toplandı.

  • Rusya savaş ilan etti; 93 Harbi başladı.

  • Kıbrıs'ın yönetimi İngiltere'ye devredildi; Bosna Hersek Avusturya yönetimine girdi.

  • Meclis süresiz tatil edildi; otuz yıl boyunca toplanmadı.

  • Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

  • Berlin Antlaşması imzalandı; Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız oldu.

  • Muharrem Kararnamesi ile Düyun-ı Umumiye İdaresi kuruldu.

  • İngiltere Mısır'ı fiilen işgal etti.

  • Bulgaristan Doğu Rumeli ile birleşti.

  • Mekteb-i Tıbbiye'de İttihat ve Terakki'nin çekirdeği kuruldu.

  • Girit'te ayaklanma başladı.

  • Osmanlı Yunan Savaşı kazanıldı; Avrupa baskısıyla kazanılan topraklar geri verildi.

  • 20. yüzyıl
  • Hicaz Demiryolu'nun yapımına başlandı.

  • Bağdat Demiryolu için Alman şirketiyle sözleşme imzalandı.

  • Yıldız Camii çıkışında suikast girişimi yaşandı, padişah kurtuldu.

  • Reval görüşmeleri ordu içinde endişe yarattı.

  • Kanun-ı Esasî yeniden yürürlüğe kondu; II. Meşrutiyet ilan edildi.

  • Hicaz Demiryolu Medine'ye ulaştı.

  • Meclis otuz yıl sonra yeniden açıldı.

  • İstanbul'da 31 Mart Olayı adıyla anılan ayaklanma çıktı.

  • Hareket Ordusu İstanbul'a girdi ve ayaklanmayı bastırdı.

  • Tahttan indirildi ve Selanik'e gönderildi; yerine Sultan Reşad geçti.

  • Balkan Savaşı sırasında İstanbul'a getirildi, Beylerbeyi Sarayı'na yerleştirildi.

  • Beylerbeyi Sarayı'nda öldü; II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi.

Savaşlar ve Seferler

15 kayıt
6Zafer
7Yenilgi
2Sonuçsuz
Aleksinaç MuharebesiSırbistan · Saltanatın ilk günlerinde süren Sırp savaşındadır.
Osmanlı zaferi
Vučji Do MuharebesiKaradağ
Yenilgi
Fundina MuharebesiKaradağ
Yenilgi
Kızıltepe MuharebesiRusya · Kafkas cephesinde Ahmed Muhtar Paşa komutasında kazanıldı.
Osmanlı zaferi
Ziştovi MuharebesiRusya · Rus ordusu Tuna'yı bu bölgeden geçti.
Yenilgi
Niğbolu MuharebesiRusya
Yenilgi
Plevne SavunmasıRusya ve Romanya · Gazi Osman Paşa beş ay boyunca savundu; takviye gelmeyince kale düştü.
Yenilgi
Elena MuharebesiRusya
Osmanlı zaferi
Aziziye Tabyaları SavunmasıRusya · Erzurum'da halkın da katıldığı savunmadır.
Osmanlı zaferi
Sohum ÇıkarmasıRusya · Kafkasya kıyısına yapılan harekâttır.
Sonuçsuz
Kars KuşatmasıRusya · Kale Rus kuvvetlerinin eline geçti.
Yenilgi
Şıpka Geçidi MuharebeleriRusya ve Bulgar gönüllüleri · Balkan geçitlerindeki mücadele Rus ilerleyişini geciktirdi.
Yenilgi
Girit Ayaklanması HarekâtıGirit ayaklanmacıları · Ada Avrupa devletlerinin müdahalesiyle özerk hale getirildi.
Sonuçsuz
Dömeke MuharebesiYunanistan · Teselya'daki ilerlemenin belirleyici muharebesidir.
Osmanlı zaferi
Yenişehir MuharebesiYunanistan · Osmanlı ordusu hızla ilerledi.
Osmanlı zaferi

Antlaşmalar

5 antlaşma
Ayastefanos AntlaşmasıRusya · Ege'ye kadar uzanan büyük bir Bulgaristan öngörüyordu; Avrupa devletlerinin tepkisi üzerine uygulanmadı.
Berlin AntlaşmasıRusya, İngiltere, Avusturya, Almanya, Fransa, İtalya · Bulgaristan küçültüldü; Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız oldu; Kars, Ardahan ve Batum Rusya'ya bırakıldı.
Kıbrıs Sözleşmesiİngiltere · Adanın yönetimi, savaşta destek karşılığında İngiltere'ye devredildi.
İstanbul AntlaşmasıYunanistan · Yunan savaşını bitirdi; kazanılan topraklar geri verildi, savaş tazminatı alındı.
İngiliz-Osmanlı Köle Ticareti Sözleşmesiİngiltere · Afrika köle ticaretinin bastırılması için imzalandı.

Sadrazamları

18 sadrazam
Mütercim Mehmed Rüşdi PaşaAğustos-Aralık 1876; Mayıs-Haziran 1878Cülusta görevdeydi; Kanun-ı Esasi hazırlıkları döneminde sadrazam
Mithat Paşa19 Aralık 1876 - 5 Şubat 1877Kanun-ı Esasi ilan edildi; 49 gün sonra azledilip sürgüne gönderildi
İbrahim Edhem Paşa1877-187893 Harbi'nin sadrazamı
Ahmed Hamdi PaşaOcak-Şubat 1878Ayastefanos görüşmeleri döneminde
Ahmed Vefik PaşaŞubat-Nisan 1878; Kasım-Aralık 1882İlk Meclis-i Mebusan başkanı; iki kısa sadrazamlık
Mehmed Sadık PaşaNisan-Mayıs 1878Kısa süreli
Mehmed Esad Safvet PaşaHaziran-Aralık 1878Berlin Antlaşması'nı imzalayan heyetin başı
Tunuslu Hayreddin PaşaAralık 1878 - Temmuz 1879Islahatçı; Tunus'tan gelen devlet adamı
Ahmed Arifi PaşaTemmuz-Ekim 1879Kısa süreli
Küçük Mehmed Said Paşa1879-1880, 1880-1882, 1882, 1882-1885, 1895, 1901-1903, 1908Dokuz kez sadrazam olan Abdülhamid'in en çok görev verdiği devlet adamı
Cenanizade Mehmed Kadri PaşaHaziran-Eylül 1880Kısa süreli
Abdurrahman Nureddin PaşaMayıs-Temmuz 1882Kısa süreli
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1891, 1895, 1908-1909Altı yıllık ilk sadrazamlığı dönemin en uzunu
Ahmed Cevad Paşa1891-1895Şakir Paşa Layihası ve Ermeni olayları dönemi
Halil Rifat Paşa1895-19011897 Yunan Savaşı'nın sadrazamı; görevde öldü
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908Meşrutiyet'in ilanına kadar beş yıl görevde
Hüseyin Hilmi PaşaŞubat-Nisan 190931 Mart Vakası'nda istifa etti
Ahmed Tevfik PaşaNisan-Mayıs 1909Abdülhamid'in tahttan indirildiği günlerde sadrazam

Eserleri

8 eser
demiryoluHicaz Demiryolu1900-1908 · Şam ve Medine arası · İslam dünyasından toplanan bağışlarla yapıldı; 1908 yılında Medine'ye ulaştı.
sarayYıldız Sarayı1877 sonrası · İstanbul · Otuz üç yıl boyunca devletin yönetim merkezi oldu.
camiYıldız Hamidiye Camii1886 · İstanbul · Cuma selamlığı törenlerinin yapıldığı camidir.
köşkŞale Köşkü1889 · İstanbul · Yıldız Sarayı içinde, yabancı devlet konuklarının ağırlandığı yapıdır.
fabrikaYıldız Porselen Fabrikası1892 · İstanbul · Saray için porselen üretti; ürünleri Osmanlı seramik sanatının son dönem örnekleridir.
hastaneŞişli Etfal Hastanesi1899 · İstanbul · Çocuk hastanesi olarak kuruldu.
kurumDarülaceze1895 · İstanbul · Yaşlı, kimsesiz ve engelliler için kuruldu; din ayrımı gözetmeden hizmet verdi.
fotoğrafYıldız Albümleri1880-1893 · İstanbul · İmparatorluğun her yerinden hazırlatılan fotoğraf koleksiyonudur.

Tuğrası

Padişah nişanı
عبد الحميد ثانى

Abdülhamid bin Sultan Abdülmecid Han muzaffer dâimâ

On dokuzuncu yüzyıl sonunda tuğra, resmî belgelerin yanında madalya, nişan, sikke, pul ve okul diplomalarında da kullanılıyordu. II. Abdülhamid tuğrası, kurduğu okul ve hastanelerin kitabelerinde de yer alır.

Anlamı
Sultan Abdülmecid Han oğlu Abdülhamid, daima muzaffer
Okunuşu
Abdülhamid-i Sânî

Aile Ağacı

40 kişi
Yedi kuşak ata
Aile ağacı
BabasıSultan AbdülmecidSultan Abdülmecid1839-1861
AnnesiTirimüjgan SultanTirimüjgan Sultan1853
EşiNazikeda KadınefendiNazikeda Kadınefendi
EşiBedrifelek KadınefendiBedrifelek Kadınefendi
EşiBidar KadınefendiBidar Kadınefendi
EşiMüşfika KadınefendiMüşfika Kadınefendi
EşiDilpesend KadınefendiDilpesend Kadınefendi
EşiMezidemestan KadınefendiMezidemestan Kadınefendi
EşiEmsalinur KadınefendiEmsalinur Kadınefendi
EşiPeyveste HanımPeyveste Hanım
EşiFatma Pesend HanımFatma Pesend Hanım
EşiSazkar HanımSazkar Hanım
EşiBehice HanımBehice Hanım
II. AbdülhamidII. Abdülhamid1876-1909
OğluŞehzade Mehmed SelimŞehzade Mehmed Selim1870-1937
OğluŞehzade Mehmed AbdülkadirŞehzade Mehmed Abdülkadir1878-1944
OğluŞehzade Ahmed NuriŞehzade Ahmed Nuri1878-1944
OğluŞehzade Mehmed BurhaneddinŞehzade Mehmed Burhaneddin1885-1949
OğluŞehzade Abdürrahim HayriŞehzade Abdürrahim Hayri1894-1952
OğluŞehzade Ahmed NureddinŞehzade Ahmed Nureddin1901
OğluŞehzade Mehmed AbidŞehzade Mehmed Abid1905-1973
KızıUlviye SultanUlviye Sultan
KızıZekiye SultanZekiye Sultan
KızıNaime SultanNaime Sultan
KızıNaile SultanNaile Sultan
KızıŞadiye SultanŞadiye Sultan
KızıAyşe SultanAyşe Sultan
KızıRefia SultanRefia Sultan
KızıSamiye SultanSamiye Sultan
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan
Kardeşleri
KardeşiV. MuradV. Murad1876-1876KardeşiSultan ReşadSultan Reşad1909-1918KardeşiSultan VahdettinSultan Vahdettin1918-1922
KardeşiŞehzade Ahmed KemaleddinŞehzade Ahmed Kemaleddin
KardeşiŞehzade Mehmed BurhaneddinŞehzade Mehmed Burhaneddin

Sözleri

Devletin selameti için lazım gelen her şey yapılacaktır; ancak acele ile değil, tedbir ile.

Devlet adamlarına verdiği talimatlardan aktarılan ifade

Çağdaşları

8 kişi
W
II. WilhelmAlman imparatoru · 1888-1918İki kez İstanbul'u ziyaret etti, Bağdat Demiryolu projesi onun döneminde başladı
KV
Kraliçe Victoriaİngiltere kraliçesi · 1837-1901Berlin Antlaşması onun döneminde imzalandı
MP
Mithat PaşaSadrazam · 1822-1884Kanun-ı Esasî'nin mimarıdır, sürgünde öldü
GO
Gazi Osman PaşaPlevne kumandanı · 1832-1900Beş ay süren savunmasıyla tanınır
AM
Ahmed Muhtar PaşaKafkas cephesi kumandanı · 1839-1919Gazi unvanını bu cephede aldı
N
II. NikolayRusya çarı · 1894-1917Reval görüşmelerinde yer aldı
Mahmud Şevket PaşaHareket Ordusu komutanı · 1856-191331 Mart Olayı'nı bastıran orduyu yönetti
NK
Namık KemalYazar · 1840-1888Meşrutiyet düşüncesinin en etkili kalemiydi

İlkler ve Enler

6 başlık
İlk Osmanlı anayasasını ilan eden padişahKanun-ı Esasî, 23 Aralık 1876
İlk Osmanlı meclisini açan padişahMeclis-i Mebusan, 19 Mart 1877
Hicaz DemiryoluBağışlarla yapılan ilk büyük altyapı projesi, 1900-1908
İmparatorluk çapında fotoğraf arşiviYıldız Albümleri
Otuz üç yıllık saltanatOsmanlı tarihinin en uzun saltanatlarından biridir
DarülacezeDin ayrımı gözetmeden hizmet veren ilk büyük sosyal kurum, 1895

Osmanlı Padişahları

36 padişah · 623 yıl

Yanlış Bilinenler

7 başlık
YanlışII. Abdülhamid anayasaya karşıydı ve hiç ilan etmedi.
DoğruKanun-ı Esasî'yi 23 Aralık 1876 tarihinde bizzat ilan etti ve ilk meclisi açtı. Meclisi 1878 yılında savaş koşullarını gerekçe göstererek süresiz tatil etti; anayasa resmen kaldırılmadı.
YanlışSaltanatı boyunca hiçbir modernleşme yapılmadı.
DoğruDemiryolu ağı genişletildi, telgraf ülkenin her yerine ulaştırıldı, okul sayısı büyük ölçüde arttı ve çok sayıda hastane, hukuk ve mühendislik okulu kuruldu. Bu yatırımlar, saltanatın en çok vurgulanan yönlerindendir.
Yanlış31 Mart Olayı'nı II. Abdülhamid örgütledi.
DoğruBunu kanıtlayan kesin bir belge bulunamamıştır ve kendisi de bu suçlamayı reddetmiştir. Olayın hangi çevrelerce örgütlendiği bugün de tartışmalıdır.
YanlışFilistin'de toprak satışını tek başına engellediği için tahttan indirildi.
DoğruToprak satışına yönelik kısıtlamalar getirildiği doğrudur. Ancak tahttan indirilmesi, 31 Mart Olayı'nın ardından Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girmesi ve meclisin kararıyla gerçekleşti; sebep iç siyasi gelişmelerdir.
YanlışTahttan indirildikten sonra hemen öldü.
DoğruNisan 1909'da Selanik'e gönderildi, 1912 yılında İstanbul'a getirildi ve Beylerbeyi Sarayı'nda yaşadı. 10 Şubat 1918 tarihinde, tahttan indirilmesinden yaklaşık dokuz yıl sonra öldü.
YanlışOsmanlı'nın ilk meclisi 1908 yılında açıldı.
Doğruİlk meclis 19 Mart 1877 tarihinde açıldı. 1908 yılında olan, otuz yıllık aradan sonra meclisin yeniden toplanmasıdır.
YanlışII. Abdülhamid döneminde Osmanlı hiç savaşa girmedi.
DoğruSaltanatının ilk yılında 1877-1878 Rus savaşı yaşandı ve büyük toprak kaybıyla sonuçlandı. 1897 yılında da Yunanistan ile savaşıldı. Doğru olan, 1878 ile 1908 arasında büyük bir savaş yaşanmamış olmasıdır.

Künye

Doğum21 Eylül 1842, İstanbulHicri 14 Şaban 1258
Ölüm10 Şubat 1918, İstanbul (75 yaşında)Hicri 27 Rebiülahir 1336
Saltanat31 Ağustos 1876 - 27 Nisan 1909
Sıra34. padişah
BabasıSultan Abdülmecid
AnnesiTirimüjgan Sultan
SelefiV. Murad
HalefiSultan Reşad
DefinII. Mahmud Türbesi, Divanyolu, İstanbul
LakabıUlu Hakan, Kızıl Sultan

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
II. Abdülhamid kimdir?
II. Abdülhamid, 1876-1909 yılları arasında hüküm süren otuz dördüncü Osmanlı padişahıdır. Kanun-ı Esasî'yi ilan etti, otuz üç yıl mutlak yetkiyle yönetti. Abdülhamid, 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu ve 10 Şubat 1918 tarihinde Beylerbeyi Sarayı'nda öldü. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tirimüjgan Sultan'dır.
II. Abdülhamid dönemindeki 93 Harbi nedir?
1877-1878 Osmanlı Rus savaşının Rumi takvimdeki yılına göre verilen addır. Savaş Berlin Antlaşması ile sonuçlandı; Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsızlığını kazandı, büyük toprak kaybı yaşandı. Kronoloji kaydı, 24 Nisan 1877: Rusya savaş ilan etti; 93 Harbi başladı.
II. Abdülhamid döneminde kurulan Düyun-ı Umumiye nedir?
1881 yılında Muharrem Kararnamesi ile kurulan borç yönetim idaresidir. Alacaklı devletlerin temsilcilerinden oluşuyordu ve tuz, tütün, ipek gibi bazı devlet gelirlerini doğrudan toplayarak borç ödemelerine aktarıyordu. Kronoloji kaydı, 1881: Muharrem Kararnamesi ile Düyun-ı Umumiye İdaresi kuruldu.
II. Abdülhamid döneminde hangi okullar açıldı?
Hukuk Mektebi, Ticaret Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebi, Baytar Mektebi ve Darülfünun kuruldu ya da yeniden yapılandırıldı. Taşra şehirlerinde idadi sayısı büyük ölçüde arttı. Kronoloji kaydı, 19 Mart 1877: Meclis-i Mebusan açıldı; Osmanlı tarihinin ilk parlamentosu toplandı.
II. Abdülhamid kimin oğludur?
II. Abdülhamid, Sultan Abdülmecid ile Tirimüjgan Sultan'ın oğludur. Babası Sultan Abdülmecid: 31. Osmanlı padişahı, Tanzimat Fermanı'nı ilan etti. Annesi Tirimüjgan Sultan: 1853 yılında öldü; şehzade, Perestu Kadın tarafından büyütüldü. Künyeye göre babası Sultan Abdülmecid, annesi Tirimüjgan Sultan; II. Abdülhamid 21 Eylül 1842, İstanbul tarihinde doğdu.
II. Abdülhamid kaç yıl tahtta kaldı?
Otuz üç yıl tahtta kaldı. 31 Ağustos 1876 tarihinde tahta çıktı, 27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirildi. II. Abdülhamid'in saltanat aralığı: 31 Ağustos 1876 - 27 Nisan 1909. Selefi V. Murad, halefi Sultan Reşad.
II. Abdülhamid'den sonra tahta kim geçti?
II. Abdülhamid'den sonra tahta Sultan Reşad geçti; Sultan Reşad'ın saltanatı 27 Nisan 1909 - 3 Temmuz 1918. Sultan Reşad 2 Kasım 1844, İstanbul tarihinde doğmuştu ve 35. padişah olarak tahta çıktı. Künyedeki halef kaydı: Sultan Reşad.
II. Abdülhamid'e neden Kızıl Sultan denir?
Bu niteleme, döneminde yaşanan Ermeni olayları ve basın üzerindeki baskı sebebiyle Avrupa basınında ve muhalif çevrelerde kullanıldı. Onu savunan çevrelerde ise Ulu Hakan nitelemesi kullanılır. II. Abdülhamid'in künyedeki lakapları: Ulu Hakan, Kızıl Sultan.
II. Abdülhamid Ulu Hakan mı, Kızıl Sultan mı?
İki lakap iki karşıt bakışı yansıtır. Ulu Hakan, Necip Fazıl Kısakürek'in 1965 tarihli kitabıyla yaygınlaşan övgü adıdır; 33 yıl devleti ayakta tuttuğu için kullanılır. Kızıl Sultan ise 1890'lardaki Ermeni olaylarından sonra Batı basınının, ardından Jön Türklerin yakıştırmasıdır. Tarihçiler bugün her iki sıfatı da bırakıp dönemi belgelerle değerlendirmeyi tercih eder.
II. Abdülhamid'den sonra gelen padişahlar kimlerdir?
II. Abdülhamid 27 Nisan 1909'da tahttan indirildikten sonra kardeşi Sultan Reşad (V. Mehmed) tahta çıktı ve 1918'e kadar hüküm sürdü. Onun ölümüyle diğer kardeşi Sultan Vahdettin (VI. Mehmed) son padişah oldu; saltanat 1 Kasım 1922'de kaldırıldı. Böylece Abdülhamid'den sonra yalnızca iki padişah daha geldi, ikisi de kardeşiydi.
II. Abdülhamid Kanun-ı Esasî'yi ne zaman ilan etti?
23 Aralık 1876 tarihinde ilan edildi. Metin Mithat Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından hazırlanmıştı ve Osmanlı tarihinin ilk anayasasıdır. Kronoloji kaydı, 23 Aralık 1876: Kanun-ı Esasî ilan edildi; I. Meşrutiyet dönemi başladı.
II. Abdülhamid Meclis-i Mebusan'ı neden kapattı?
13 Şubat 1878 tarihinde, 1877-1878 Rus savaşının olağanüstü koşulları gerekçe gösterilerek süresiz tatil edildi. Anayasa resmen kaldırılmadı, ancak meclis otuz yıl boyunca toplanmadı. Kronoloji kaydı, 19 Mart 1877: Meclis-i Mebusan açıldı; Osmanlı tarihinin ilk parlamentosu toplandı.
II. Abdülhamid neden tahttan indirildi?
13 Nisan 1909 tarihinde çıkan 31 Mart Olayı'nın ardından Selanik'ten gelen Hareket Ordusu İstanbul'a girdi ve ayaklanmayı bastırdı. Meclis, 27 Nisan 1909 tarihinde tahttan indirilmesine karar verdi. Kronoloji kaydı, 30 Mayıs 1876: Sultan Abdülaziz tahttan indirildi, ağabeyi V. Murad tahta çıktı; kendisi veliaht oldu.
II. Abdülhamid'in Hicaz Demiryolu ne zaman tamamlandı?
Yapımına 1900 yılında başlandı ve 1908 yılında Medine'ye ulaştı. İslam dünyasından toplanan bağışlarla finanse edildi ve hac yolculuğunu büyük ölçüde kolaylaştırdı. Kronoloji kaydı, 1900: Hicaz Demiryolu'nun yapımına başlandı.
II. Abdülhamid İkinci Meşrutiyet'i nasıl ilan etti?
Makedonya'daki subayların ayaklanması ve telgrafla iletilen talepler üzerine padişah, 23 Temmuz 1908 tarihinde Kanun-ı Esasî'yi yeniden yürürlüğe koydu. Meclis 17 Aralık 1908 tarihinde yeniden açıldı.

Son güncelleme: 3 Eylül 2026