Minyatür üslubunda portreII. Mahmud
محمود ثانىİkinci Mahmud·Sultan II. Mahmud·Adli·Gavur Padişah
II. Mahmud, 1808-1839 yılları arasında hüküm süren 30. Osmanlı padişahı ve Yeniçeri Ocağı'nı kaldıran reformcu hükümdardır. Tanzimat'ın yolunu açtı.
II. Mahmud Kimdir?
22 dk okumaII. Mahmud, 28 Temmuz 1808'den 1 Temmuz 1839'a kadar otuz bir yıl hüküm süren 30. Osmanlı padişahıdır. Babası I. Abdülhamid, annesi Nakşidil Sultan'dır. Alemdar Mustafa Paşa'nın saray baskınıyla, kardeşi IV. Mustafa'nın yerine tahta çıktı. Tahta çıktığı gün amcasının oğlu III. Selim öldürülmüş, kendisi son anda kurtulmuştu; dört ay sonra kardeşini de öldürterek hanedanın hayattaki tek erkeği olarak kaldı. Saltanatı Osmanlı tarihinin en büyük dönüşüm dönemlerinden biridir. 1826'da Vaka-i Hayriye ile beş yüzyıllık Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdı, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusunu kurdu. Tımar sistemini lağvetti, müsadereyi kaldırdı, nezaretler (bakanlıklar) kurdu, ilk resmi gazeteyi çıkardı, ilk nüfus sayımını yaptırdı, Harbiye ve Tıbbiye'yi açtı, memurlara fes ve setre giydirdi. Bu reformlar ona halk arasında Gavur Padişah lakabını, tarihçiler arasında ise Tanzimat'ın mimarı unvanını kazandırdı. Dış siyasette dönemi ağır kayıplarla geçti. Bükreş Antlaşması ile Besarabya (1812), Yunan isyanı ve Navarin baskını (1827), Edirne Antlaşması (1829) ile Yunanistan'ın bağımsızlığı (1830), Fransa'nın Cezayir'i işgali (1830), Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın Konya'ya kadar ilerlemesi (1832) ve Nizip yenilgisi (1839) onun saltanatına rastlar. Sırbistan özerklik kazandı, Hünkar İskelesi Antlaşması ile Rusya'ya bağımlılık arttı, Balta Limanı Antlaşması ile ekonomi dış rekabete açıldı. II. Mahmud verem hastalığından, 1 Temmuz 1839'da elli üç yaşında öldü. Divanyolu'ndaki türbesi bugün İstanbul'un en çok ziyaret edilen hanedan türbelerindendir. Oğulları Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz padişah oldu; bugünkü Osmanlı hanedanının bütün üyeleri onun soyundan gelir.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 15 · 1 dkII. Mahmud 20 Temmuz 1785'te İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası, o sırada altmış yaşında olan I. Abdülhamid'dir. Annesi Nakşidil Sultan, 1761 dolaylarında doğmuş Gürcü kökenli bir cariyedir; oğlunun tahta çıkmasıyla valide sultan oldu, 22 Ağustos 1817'de İstanbul'da öldü ve Fatih Camii haziresine, oğlunun yaptırdığı türbeye gömüldü. Nakşidil'in Fransız asıllı Aimée du Buc de Rivéry olduğu yolundaki anlatı 19. yüzyılda Avrupa'da yayılmıştır; Osmanlı kaynakları ve modern araştırmalar bunu doğrulamaz.
Babası öldüğünde Mahmud üç yaşındaydı. 7 Nisan 1789'da amcasının oğlu III. Selim tahta çıktı. Mahmud ile ağabeyi Mustafa, saray geleneğine göre haremdeki Şimşirlik dairesinde (kafes; şehzadelerin gözetim altında tutulduğu bölüm) yaşadı. III. Selim, yeğenlerinden özellikle Mahmud'a yakınlık gösterdi. Ona hocalar tuttu, musiki ve hat öğrenmesini sağladı, devlet işleri hakkında konuştu. Bu yakınlık, Mahmud'un sonradan reformcu bir hükümdar olmasında Selim'in etkisini gösteren en önemli kanıt sayılır.
Şehzadelik yıllarında Mahmud'a Kur'an, hadis, Arapça, Farsça, Osmanlı tarihi ve hat dersleri verildi. Hat sanatında ta'lik ve sülüs yazıda ustalaştı; imzaladığı levhalar bugün müzelerde durur. Musikide şarkı ve tavşanca formunda besteleri, Adli mahlasıyla yazdığı şiirleri vardır. Yay çekmede ve cirit oyununda ustaydı; Okmeydanı'nda rekor kıran atışlarının menzil taşları dikildi.
Kardeşleri arasında öz kardeşi yoktu. Üvey ağabeyi IV. Mustafa (8 Eylül 1779 doğumlu, annesi Ayşe Sineperver Sultan) veliahttı. Üvey kız kardeşleri Esma Sultan (1778-1848) ve Hibetullah Sultan (1789-1841), Mahmud'un saltanatında sarayın en nüfuzlu kadınları arasına girdi. Esma Sultan'ın Çamlıca'daki köşkü, Mahmud'un son günlerini geçirdiği yer olacaktır.
Mahmud'un gençliği, Nizam-ı Cedid (III. Selim'in kurduğu Batı tarzı yeni ordu ve ona bağlı reformlar) tartışmalarının gölgesinde geçti. 25 Mayıs 1807'de Kabakçı Mustafa İsyanı başladı, 29 Mayıs 1807'de Selim tahttan indirildi, ağabeyi IV. Mustafa tahta çıktı. Mahmud, yeni padişahın saltanatında kafeste kaldı; Selim ile aynı dairede, aynı gözetim altında on dört ay geçirdi.
Tahta Çıkışı: 28 Temmuz 1808
02 / 15 · 1 dk1808 yazında Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim'i yeniden tahta çıkarmak için yaklaşık on beş bin kişilik Rumeli kuvvetiyle İstanbul'a geldi. 19 Temmuz'da şehre girdi, Kabakçı İsyanı'nın önderlerini tasfiye etti. 28 Temmuz 1808 sabahı Topkapı Sarayı'na yürüdü ve Selim'in kendisine teslim edilmesini istedi. IV. Mustafa, tahtını korumak için Selim'in ve Mahmud'un öldürülmesini emretti.
III. Selim, Şimşirlik dairesinde öldürüldü. Mahmud'un kurtuluşu, hanedan geleneğinde Cevri Kalfa adlı bir cariyeye bağlanır: Cevri Kalfa, katillerin gözüne mangal külü savurarak zaman kazandırdı ve Mahmud dam üzerinden kaçırılarak saklandı. Alemdar, Selim'in cesediyle karşılaşınca Mahmud'un aranmasını emretti; Mahmud bulundu ve aynı gün, 28 Temmuz 1808'de, yirmi üç yaşında tahta oturdu. Kılıç kuşanma töreni Eyüp Sultan'da yapıldı.
IV. Mustafa tahttan indirildi ve sarayda gözetim altına alındı. Alemdar Mustafa Paşa 29 Temmuz 1808'de sadrazam oldu. Yeni padişah, tahta çıkarken kendisini iktidara taşıyan ayan ordusuna ve III. Selim'in reform kadrolarına (Rusçuk Yaranı) bağımlıydı. İlk aylarda gerçek güç Alemdar'daydı; Mahmud, Selim'in öldürülmesinin sarsıntısını yaşayan genç bir hükümdardı.
Bazı kayıtlar, saltanatının başlangıcını 15 Kasım 1808 olarak gösterir. Bunun nedeni, o tarihe kadar IV. Mustafa'nın hayatta olması ve yeniçerilerin onu yeniden tahta çıkarma ihtimalinin sürmesidir. Tarihçilerin büyük çoğunluğu cülus tarihini 28 Temmuz 1808 olarak kabul eder; 15 Kasım 1808, Alemdar Vakası'nın başladığı ve Mahmud'un saltanatının rakipsiz hale geldiği günlerin başlangıcıdır.
Cevri Kalfa, Mahmud'un saltanatı boyunca hazinedar ustalığına yükseldi ve padişah onun adına Sultanahmet'te bir sıbyan mektebi ve çeşme yaptırdı (1819). Bu yapı, cülus hikayesinin somut hatırasıdır.
Alemdar Mustafa Paşa, Sened-i İttifak ve Alemdar Vakası
03 / 15 · 1 dkAlemdar Mustafa Paşa'nın üç buçuk aylık sadareti, II. Mahmud'un ilk dönemini belirledi. Alemdar önce III. Selim'in katillerini cezalandırdı, Kabakçı'nın adamlarını dağıttı ve Nizam-ı Cedid kadrolarını göreve döndürdü. Ardından Rumeli ve Anadolu'nun büyük ayanlarını İstanbul'a çağırdı. Eylül-Ekim 1808'de Kağıthane'de yapılan toplantıda Sened-i İttifak (ittifak belgesi) imzalandı; kaynaklarda imza tarihi olarak 29 Eylül ve 7 Ekim 1808 verilir.
Sened-i İttifak, padişah ile ayanlar arasında karşılıklı yükümlülükler kuran bir belgedir. Ayanlar padişaha bağlılık, asker toplamada yardım ve vergilerin düzenli ödenmesi sözü veriyor; buna karşılık merkez, ayanların haklarına ve varlıklarına saygı göstereceğini, sadrazamın keyfi uygulamalarına karşı ayanların itiraz edebileceğini kabul ediyordu. Belge, Osmanlı tarihinde hükümdarın yetkisini yazılı olarak sınırlayan ilk metin sayılır ve bazı hukuk tarihçileri onu anayasal gelişmenin başlangıcı olarak görür. II. Mahmud belgeyi imzaladı, ancak onu hiçbir zaman benimsemedi; Alemdar'ın ölümünden sonra uygulanmadı.
Alemdar, Ekim 1808'de Nizam-ı Cedid'i Sekban-ı Cedid adıyla yeniden kurdu. Yeniçerilere ocağa dokunulmayacağı söylendi, ama yeni ordunun kurulması ve Rumeli askerinin başkentte kalması ocakta tepki yarattı. Alemdar'ın sert ve kibirli tutumu, İstanbul halkının Rumeli askerinden hoşnutsuzluğu ve ulemanın bir kısmının muhalefeti birleşti.
15 Kasım 1808 gecesi yeniçeriler Bab-ı Ali'yi bastı. Alemdar sadaret konağında kuşatıldı; 16 Kasım'da barut mahzenini ateşleyerek kendisiyle birlikte çok sayıda yeniçeriyi öldürdü. İsyancılar IV. Mustafa'nın yeniden tahta çıkarılmasını isteyince II. Mahmud, 17 Kasım 1808'de ağabeyini boğdurttu. Sekbanlar ile yeniçeriler şehirde birkaç gün çarpıştı; Kaptanıderya Seyyid Ali Paşa yeniçeri kışlalarını denizden topa tuttu. Mahmud, Sekban-ı Cedid'i kaldırmayı kabul ederek ayaklanmayı bitirdi.
Alemdar Vakası, II. Mahmud'a iki ders verdi: reform, ocağı kaldırmadan yapılamazdı ve ocak, hazırlıksız karşıya alınamazdı. Sonraki on sekiz yılını bu hazırlığa ayırdı. Alemdar'ın cesedi Yedikule civarında bir çukura atılmıştı; Mahmud 1826'da ocağı kaldırdıktan sonra kemiklerini Zeynep Sultan Camii haziresine naklettirdi.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
04 / 15 · 2 dkII. Mahmud'un iç siyasetinin ilk hedefi, merkezi otoriteyi taşradaki ayanlara karşı yeniden kurmaktı. 1808'den 1820'lere kadar ayan hanedanları tek tek tasfiye edildi. Anadolu'da Karaosmanoğulları ve Çapanoğulları merkezle uzlaşarak güç kaybetti; Rumeli'de Tirsiniklioğlu ve Pazvantoğlu mirası dağıtıldı. En büyük mücadele Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa ile oldu: 1820'de asi ilan edildi, Hurşid Ahmed Paşa komutasındaki ordu Yanya'yı kuşattı, Ali Paşa 24 Ocak 1822'de öldürüldü. Tepedelenli'nin çökertilmesi Yunan isyanının önünü açtıysa da merkezileşme için dönüm noktası oldu. Bağdat'ta Kölemen valilerinin son temsilcisi Davud Paşa 1831'de görevden alındı; Mısır'da Kavalalı Mehmed Ali Paşa ise tasfiye edilemedi.
Sadrazamlık makamı bu dönemde sık el değiştirdi. Otuz bir yılda on sekiz sadrazam görev yaptı; Benderli Ali Paşa 1821'de dokuz gün sonra azledilip idam edildi. Mahmud, 1826'dan sonra sadrazamın yetkilerini daraltarak yürütmeyi doğrudan kendine ve yeni kurduğu nezaretlere bağladı. 1835-1838 arasında Umur-ı Mülkiye Nezareti (sonra Dahiliye), Umur-ı Hariciye Nezareti, Maliye Nezareti ve Evkaf Nezareti kuruldu; sadrazama 1838'de kısa süre başvekil unvanı verildi.
Yasama ve danışma işleri için 24 Mart 1838'de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye (yüksek yargı ve kanun tasarıları meclisi) ile Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali (Bab-ı Ali danışma meclisi) kuruldu. Dar-ı Şura-yı Askeri ordu işlerini görüşüyordu. Bu meclisler, Tanzimat döneminin kanun yapma mekanizmasının çekirdeği oldu. Memurlar için 1838'de Ceza Kanunnamesi çıkarıldı; rüşvet ve görevi kötüye kullanma suç sayıldı, memurlara düzenli maaş bağlandı, müsadere (devletin ölen ya da azledilen memurun malına el koyması) 1826'dan itibaren kaldırıldı.
Ulema ile ilişkilerinde Mahmud dikkatli davrandı. Vaka-i Hayriye'de şeyhülislamın fetvasını aldı, Bektaşi tekkelerini kapatırken ulemanın desteğine dayandı. Evkaf Nezareti'nin kurulmasıyla vakıf gelirleri devlet denetimine alındı; bu, ulemanın mali özerkliğini daralttı. Şeyhülislamlık makamı Bab-ı Meşihat adıyla ayrı bir daireye taşındı.
Büyük iç isyanlar da dönemi belirledi. Sırp isyanı 1813'te bastırıldı, 1815'te yeniden başladı ve özerklikle sonuçlandı. 1831'de Bosna'da Hüseyin Kapetan Gradaščević, yeniçerilerin kaldırılmasına ve reformlara karşı ayaklandı; 18 Temmuz 1831'de Kosova'da sadrazam ordusunu yendi, 1832'de Mahmud'un kuvvetleri isyanı bastırdı. Arnavutluk'ta Mustafa Paşa Buşatlı 1831'de yenildi. Güneydoğu Anadolu'da Kürt beyleri 1834-1836'da Reşid Mehmed Paşa'nın harekatıyla merkeze bağlandı; Midyat 1835'te alındı. 1831'de ilk genel nüfus sayımı yapıldı ve erkek nüfus kaydedildi; muhtarlık teşkilatı 1829'da İstanbul'da, sonra taşrada kuruldu. 1834'te posta teşkilatı, aynı yıl redif (yedek) askerlik düzeni kuruldu.
Vaka-i Hayriye: Yeniçeri Ocağı'nın Kaldırılması
05 / 15 · 1 dkII. Mahmud ocağı kaldırmayı 1808'den beri düşünüyordu; 1826'ya kadar hazırlık yaptı. Ocağa bağlı ağaları kendine bağladı, topçu ve humbaracı ocaklarını güçlendirdi, ulemanın önde gelenlerini yanına çekti. Yunan isyanında yeniçerilerin başarısızlığı ve Mısır askerinin Mora'daki başarısı, ocağın gereksizliğini kamuoyu nezdinde gösterdi.
25 Mayıs 1826'da Eşkinci Ocağı kuruldu: her yeniçeri ortasından seçilen askerlerin Avrupa usulü talim göreceği yeni bir birlik. Şeyhülislam Kadızade Mehmed Tahir Efendi ve ulema, talimin şeriata uygun olduğuna dair fetva verdi. Yeniçeriler bunu Nizam-ı Cedid'in geri gelişi olarak gördü. 14-15 Haziran 1826 gecesi Et Meydanı'nda kazan kaldırdılar (yeniçerilerin isyan işareti).
II. Mahmud bu kez hazırlıklıydı. Topkapı Sarayı'nda Sancak-ı Şerif (peygambere ait olduğuna inanılan sancak) çıkarıldı, halk ve ulema Sultanahmet Camii'ne çağrıldı. Topçu ve humbaracı birlikleri, Serasker Ağa Hüseyin Paşa ve Kara Cehennem İbrahim Ağa komutasında Et Meydanı'na yürüdü. Kışlalar toplarla dövüldü; isyan birkaç saat içinde kırıldı. Ölü sayısı hakkında kaynaklar bin ile altı bin arasında değişen rakamlar verir; kesin sayı bilinmemektedir.
17 Haziran 1826'da bir fermanla Yeniçeri Ocağı resmen kaldırıldı. Ocağın 1360'lardan beri süren varlığı sona erdi. Ağa Kapısı şeyhülislama verildi, yeniçeri mezar taşları kırıldı, ocağın koruyucusu sayılan Bektaşi tarikatının tekkeleri kapatıldı ve şeyhleri sürgün edildi. Olaya Osmanlı kaynakları Vaka-i Hayriye (hayırlı olay) adını verdi.
Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Muhammed'in muzaffer askerleri) adıyla yeni ordu kuruldu. Serasker (ordu komutanı ve savaş işleri sorumlusu) makamı oluşturuldu; Ağa Hüseyin Paşa ilk serasker oldu, sonra Koca Hüsrev Paşa geldi. Yeni ordu Avrupa usulü talim, üniforma ve düzenli maaşla kuruldu. 1834'te Mekteb-i Harbiye subay yetiştirmek için açıldı, aynı yıl redif teşkilatı taşrada yedek ordu oluşturdu. 1826'da Mehterhane kapatıldı, yerine Muzıka-yı Hümayun kuruldu; 1828'de İtalyan Giuseppe Donizetti bandoyu düzenlemek için getirildi.
Vaka-i Hayriye reformların önünü açtı ama kısa vadede askeri zayıflık yarattı. Yeni ordu 1828-1829 Rus savaşında ve 1832 Mısır harekatında yenildi. Ocağın kaldırılması, Bosna ve Arnavutluk'taki isyanların da nedenlerinden biri oldu.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
06 / 15 · 3 dkII. Mahmud döneminde devlet yedi ayrı savaşla uğraştı: 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, Hicaz'daki Vehhabi savaşı, Sırp isyanı, 1821-1823 Osmanlı-İran Savaşı, Yunan İsyanı, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı ve Mısır meselesi. Ayrıca Cezayir'in kaybı ve Bosna isyanı vardır. Aşağıda kronolojik anlatılır; her muharebe ayrıca savaş listesinde yer alır.
1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı, tahta çıktığında sürüyordu. 1809'da çatışmalar yeniden başladı; Kafkas cephesinde Poti yakınlarında Maltakva Muharebesi (2 Kasım 1809) Rus zaferiyle bitti. Tuna'da Ruslar 1810'da Silistre ve Rusçuk'u kuşattı. 1811'de Kutuzov Rusçuk'ta Osmanlı ordusunu Slobozia'da kuşatıp teslim aldı. Napolyon'un Rusya seferi yaklaşınca Rusya barışa yanaştı; 28 Mayıs 1812'de Bükreş Antlaşması imzalandı.
Hicaz'da Vehhabi Suud Emirliği 1803-1805'te Mekke ve Medine'yi almıştı. Mahmud, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'yı görevlendirdi. Tosun Paşa 1811'de Yenbu'yu aldı, Safra boğazında yenildi (kaynaklarda Aralık 1811 ya da 1812), Kasım 1812'de Medine'yi, 1813'te Mekke ve Cidde'yi geri aldı. Mehmed Ali 1815'te Bisl'de Vehhabi ordusunu yendi. İbrahim Paşa 1816-1818'de Necid'e ilerledi (Maviye 1817), Eylül 1818'de Deriye'yi aldı; Emir Abdullah bin Suud İstanbul'a gönderildi ve Aralık 1818'de idam edildi.
Sırbistan'da Kara Yorgi'nin isyanı 1813'te Hurşid Ahmed Paşa tarafından bastırıldı. Nisan 1815'te Miloş Obrenoviç ikinci ayaklanmayı başlattı; 8 Mayıs 1815'te Ljubić'te Osmanlı birliğini yendi. Mahmud, Rusya'nın müdahalesinden çekinerek 1815 sonunda Miloş'a özerklik tanıyan bir uzlaşma yaptı; 1830 fermanıyla Sırbistan özerk prenslik oldu.
1821'de İran ile savaş çıktı. Abbas Mirza'nın ordusu Erzurum ve Toprakkale'de Osmanlı kuvvetlerini yendi (1821), güneyde Muhammed Ali Mirza 31 Ekim 1822'de Diyala Nehri'nde Bağdat valisinin ordusunu bozdu. Kolera ve iki tarafın yorgunluğu 28 Temmuz 1823 Erzurum Antlaşması'nı getirdi; sınır değişmedi.
Yunan İsyanı 1821'de iki cephede başladı. Eflak'ta Aleksandros İpsilanti'nin hareketi 19 Haziran 1821'de Dragaşani'de ve ardından Skuleni'de ezildi. Mora'da isyan 23 Mart 1821'de Kalamata'nın düşmesiyle başladı; Salona, Valtetsi (12 Mayıs), Doliana (18 Mayıs), Hendek (10 Ağustos) ve Vasilika (Eylül) isyancıların lehine sonuçlandı, Alamana'da Ömer Vrioni kazandı. Tripoliçe 23 Eylül 1821'de düştü ve Müslüman halkı katledildi. Kassandra'da Halkidiki isyanı bastırıldı. 1822'de Sakız Adası'nda isyan bastırılırken katliam yapıldı; Kanaris 18 Haziran 1822'de Kara Ali Paşa'nın amiral gemisini yaktı. Karada Peta'da (16 Temmuz 1822) Filhelen gönüllüleri imha edildi, ama Dramalı Mahmud Paşa'nın ordusu Dervenakia'da (6-8 Ağustos 1822) dağıldı. Mesolongi'nin ilk iki kuşatması (1822-1823) başarısız kaldı; Karpenisi'de Markos Botsaris öldü.
1824'te Mahmud, Mısır'dan yardım istedi. Hüsrev Paşa İpsara'yı yaktı (Temmuz 1824), fakat Sisam ve Geronta'da Yunan donanmasına yenildi. İbrahim Paşa 1825'te Mora'ya çıktı; Navarin'i, Sfakterya'yı aldı, Maniaki'de Papaflessas'ı yendi, Lerna'da durduruldu. Reşid Mehmed Paşa 1825-1826'da Mesolongi'yi kuşattı, şehir 22-23 Nisan 1826'da düştü. 1826-1827'de Atina Akropolü kuşatıldı; Arahova'da ve Distomo'da Karaiskakis Osmanlı kollarını yendi, ama Kamatero ve Faliron'da Yunan kuvvetleri dağıldı, Akropol 5 Haziran 1827'de teslim oldu. Karada isyan bitmek üzereyken 20 Ekim 1827'de İngiliz, Fransız ve Rus donanması Navarin limanındaki Osmanlı-Mısır donanmasını imha etti.
Navarin'den sonra Rusya 26 Nisan 1828'de savaş ilan etti. Yeniçerisiz ve donanmasız Osmanlı ordusu 1828'de Varna'yı kaybetti. 11 Haziran 1829'da Külefçe'de Reşid Mehmed Paşa yenildi, Diebitsch Balkanları aşarak 20 Ağustos 1829'da Edirne'ye girdi. Doğuda Paskeviç Kars (1828), Erzurum (Temmuz 1829) ve Bayburt'u aldı. 14 Eylül 1829 Edirne Antlaşması savaşı bitirdi. Yunan isyanının son muharebesi Petra (12 Eylül 1829) Yunan zaferiydi; 3 Şubat 1830 Londra Protokolü ile bağımsız Yunanistan kuruldu.
Fransa 14 Haziran 1830'da Cezayir'e asker çıkardı; 19 Haziran'da Staouéli'de (Satvali) Dayı'nın ordusunu yendi ve 5 Temmuz 1830'da Cezayir şehrini aldı. Osmanlı Devleti Rus savaşından yeni çıkmıştı, müdahale edemedi. Bosna'da Gradaščević 1831'de Kosova'da sadrazamı yendi; 1832'de bastırıldı.
Mısır meselesi en ağır bunalımdı. Mehmed Ali Paşa, Mora'daki hizmetine karşılık Suriye'yi istedi; reddedilince oğlu İbrahim Paşa 1831'de Suriye'ye girdi, 27 Mayıs 1832'de Akka'yı aldı, Humus'ta (8-9 Temmuz 1832) ve Belen'de (29 Temmuz 1832) Osmanlı ordularını yendi, 21 Aralık 1832'de Konya'da Sadrazam Reşid Mehmed Paşa'yı esir aldı. İstanbul yolu açıktı. Mahmud, Rusya'dan yardım istedi; Rus donanması Şubat 1833'te Boğaz'a girdi. Kütahya Sözleşmesi (Mayıs 1833) ile Suriye ve Adana Mehmed Ali'ye bırakıldı. 1839'da Mahmud yeniden savaş açtı; Hafız Mehmed Paşa'nın ordusu 24 Haziran 1839'da Nizip'te yenildi. Haber İstanbul'a ulaştığında padişah ölmüştü.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
07 / 15 · 1 dkBükreş Antlaşması (28 Mayıs 1812) Rus savaşını bitirdi. Prut Nehri sınır oldu, Besarabya Rusya'ya bırakıldı; Tuna ağzı ve Eflak-Boğdan Osmanlı'da kaldı, Sırbistan'a af ve bazı ayrıcalıklar öngörüldü. Antlaşma, Napolyon'un Rusya'ya saldırmasından üç hafta önce imzalandı; Rusya bu sayede güney ordusunu serbest bıraktı.
Edirne Antlaşması (14 Eylül 1829) daha ağırdı. Tuna deltası ve Kafkasya'da Anapa, Poti, Ahıska Rusya'ya geçti; Eflak, Boğdan ve Sırbistan'ın özerkliği genişletildi; Yunanistan'ın özerkliği kabul edildi (bu, 1830'da bağımsızlığa dönüştü); Rus ticaret gemilerine Boğazlar açıldı ve Osmanlı Devleti ağır savaş tazminatı ödedi. 1830 Londra Protokolü Yunanistan'ı bağımsız devlet olarak tanıdı; Mahmud bunu 1832 İstanbul Antlaşması ile kabul etti.
Kütahya Sözleşmesi (Mayıs 1833) Mısır'la ilk uzlaşmaydı: Suriye, Şam, Halep ve Adana Mehmed Ali ile İbrahim Paşa'ya verildi. Aynı yıl 8 Temmuz 1833'te Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması imzalandı. Sekiz yıllık bu savunma ittifakı, Rusya'nın yardım vaadine karşılık gizli maddeyle Boğazlar'ın Rusya dışındaki devletlerin savaş gemilerine kapatılmasını öngörüyordu. İngiltere ve Fransa buna sert tepki gösterdi; antlaşma 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile hükümsüz kaldı.
Balta Limanı Ticaret Antlaşması (16 Ağustos 1838) İngiltere ile yapıldı. Yed-i vahid (devlet tekelleri) kaldırıldı, İngiliz tüccarlar iç ticarette Osmanlı tebaasıyla eşit hale geldi, ithalat vergisi yüzde 5, ihracat yüzde 12 olarak belirlendi. Mahmud bu antlaşmayla İngiltere'yi Mısır'a karşı yanına çekmek istedi; ekonomik sonuçları uzun vadede ağır oldu. Benzer antlaşmalar 1838-1841'de Fransa ve diğer devletlerle imzalandı.
Dış ilişkilerde Mahmud, III. Selim'in başlattığı daimi elçilik uygulamasını 1830'larda canlandırdı; Londra, Paris ve Viyana'ya elçiler gönderildi. Mustafa Reşid Bey (sonra Paşa) Paris ve Londra elçiliklerinde yetişti ve 1837'de Hariciye Nazırı oldu. İngiltere ile 5 Ocak 1809 Kale-i Sultaniye Antlaşması savaşı bitirmiş, Boğazlar'ın savaş gemilerine kapalılığı ilkesini ilk kez yazmıştı. Fransa ile ilişkiler Cezayir'in işgalinden sonra soğudu; Avusturya ile Metternich'in reform tavsiyeleri üzerinden yakınlık kuruldu. 1823 Erzurum Antlaşması İran ile sınırı korudu.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
08 / 15 · 1 dkII. Mahmud döneminin en ağır ekonomik sorunu, savaşların finansmanıydı. Hazine, Rus savaşları, Yunan isyanı ve Mısır harekatı için sürekli para aradı. Çözüm, paranın değerinin düşürülmesinde bulundu: 1808-1839 arasında kuruşun gümüş içeriği defalarca azaltıldı ve kuruş, Osmanlı tarihinin en büyük tağşişini (madeni paranın değerli metal oranını düşürme) yaşadı. 1808'de bir İngiliz sterlini yaklaşık 19 kuruş ederken 1839'da 104 kuruşa yükseldi. Bu politika fiyatları artırdı, sabit gelirli halkı ve memurları vurdu.
Toprak düzeninde en büyük değişiklik tımar sisteminin sonudur. 1831'de tımar ve zeamet (sipahilere hizmet karşılığı verilen toprak gelirleri) kaldırıldı; boşalan tımarlar hazineye bağlandı, sipahiler maaşa geçirildi ya da emekli edildi. Böylece Osmanlı ordusunun klasik toprak temeli ortadan kalktı, taşra gelirleri doğrudan merkeze aktı. Ayanların tasfiyesi bu politikayı tamamladı.
Müsadere 1826'da kaldırıldı. Bu, mülkiyet güvenliği açısından önemli bir adımdı ve Tanzimat Fermanı'nın mal güvenliği maddesinin öncüsüdür. Vakıf gelirleri 1826'da kurulan Evkaf Nezareti ile devlet denetimine alındı; vakıfların yönetimi merkezileşti, gelirlerinin bir kısmı hazineye aktı.
Vergi alanında 1831 nüfus sayımı ve 1830'lardaki emlak yazımları, vergi tabanını belirlemeyi amaçladı. Cizye (gayrimüslimlerden alınan baş vergisi) tahsilinde yolsuzlukları azaltmak için yeni düzenlemeler yapıldı. İltizam (vergi toplama hakkının kiraya verilmesi) sürdü; Tanzimat'ın muhassıllık denemesi Mahmud'dan sonradır. Devlet tekelleri (yed-i vahid) 1838 Balta Limanı Antlaşması ile kaldırıldı; bu, hazinenin önemli bir gelir kaynağını yitirmesi demekti.
Ticaret ve ulaşımda yenilikler görüldü. 1827'de ilk buharlı gemi İstanbul'a geldi; Boğaz'da buharlı vapur seferleri 1830'larda başladı. 1834'te posta teşkilatı kuruldu, İstanbul-Üsküdar-İzmit posta yolu açıldı. Unkapanı ile Azapkapı arasına 1836'da Haliç'in ilk köprüsü (Hayratiye) yapıldı. 1838'de karantina teşkilatı kuruldu. Sanayi alanında Feshane (1835), Beykoz deri ve kundura fabrikası, Eyüp'te iplik fabrikası açıldı; bunlar yeni ordunun ihtiyaçları için devlet fabrikalarıydı.
Dış borç henüz alınmadı; ilk dış borçlanma 1854'te Sultan Abdülmecid dönemindedir. Mahmud döneminde açık, tağşiş ve 1840'ta kaime ile çözülecek iç borçlanma yöntemleriyle karşılandı. Balta Limanı Antlaşması'nın Osmanlı sanayisi üzerindeki olumsuz etkisi tarihçilerce tartışılır: bazıları antlaşmanın yerli üretimi çökerttiğini, diğerleri Osmanlı ekonomisinin zaten dünya pazarına açıldığını ve antlaşmanın bu süreci hızlandırdığını savunur.
Reformlar: Ordu, Eğitim, Bürokrasi ve Kıyafet
09 / 15 · 1 dkII. Mahmud'un reformları 1826'dan sonra hız kazandı. Askeri alanda Asakir-i Mansure ordusu Avrupa usulü kuruldu; 1827'de Tıbbiye (Tıphane-i Amire ve Cerrahhane) askeri hekim yetiştirmek için açıldı, 1834'te Mekteb-i Harbiye (harp okulu) kuruldu ve 1838'de Tıbbiye Galatasaray'a taşınarak Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane adını aldı. 1826'da Muzıka-yı Hümayun mehterin yerini aldı. 1827'de Prusya'dan, 1835'te Helmuth von Moltke'nin de aralarında bulunduğu subaylar danışman olarak getirildi. Donanma Navarin'den sonra yeniden kuruldu; Mahmudiye kalyonu (1829) dönemin en büyük savaş gemilerinden biriydi.
Eğitimde 1824 fermanı İstanbul'da ilköğretimi zorunlu ilan etti; uygulanamadı ama ilkeyi koydu. 1838'de Mekteb-i Maarif-i Adliye ve Mekteb-i Ulum-ı Edebiye, memur yetiştirmek için açıldı; aynı yıl rüşdiye (ortaokul düzeyi) fikri kabul edildi. 1827'den itibaren Avrupa'ya öğrenci gönderildi. Mühendishaneler canlandırıldı.
Bürokraside memurluk düzenli bir meslek haline getirildi. Memurlara maaş bağlandı, rütbeler ve nişanlar düzenlendi, 1838 Ceza Kanunnamesi memur suçlarını tanımladı. Nezaretler kuruldu, Bab-ı Ali'nin daireleri yeniden düzenlendi, reisülküttap makamı Hariciye Nezareti'ne dönüştü (1836). 1 Kasım 1831'de Takvim-i Vekayi, ilk Türkçe resmi gazete olarak yayına başladı; devlet kararları halka bu yolla duyuruldu. Posta ve karantina teşkilatı, nüfus sayımı, muhtarlık, pasaport uygulaması bu yılların yenilikleridir.
Kıyafet reformu en görünür değişiklikti. 1829 kıyafet nizamnamesi ile ulema dışındaki memurlara fes, setre (ceket) ve pantolon giyme zorunluluğu getirildi; kavuk, kaftan ve şalvar devlet dairelerinden kalktı. Padişah kendisi fes ve Avrupa kesimli üniforma giydi, sakalını kısalttı. 1836'da resmi dairelere padişahın portresi (Tasvir-i Hümayun) asıldı; bu, İslam dünyasında bir hükümdar için ilk uygulamaydı ve tepki çekti.
Sağlık ve sosyal alanda 1838'de Meclis-i Umur-ı Sıhhiye kuruldu, karantina uygulandı, çiçek aşısı yaygınlaştırıldı. Mahmud, halkın arasına çıkan ilk padişah oldu: 1830'larda Rumeli ve Anadolu'ya geziler yaptı, Edirne, Şumnu, Varna, Tekirdağ ve İzmit'i ziyaret etti, esnafla ve yerel ileri gelenlerle görüştü. Bu geziler, hükümdar imgesinin sarayın dışına taşınmasıdır.
Bu reformlar halk arasında tepki de yarattı. Ulemanın bir kısmı ve eski ocak taraftarları ona Gavur Padişah dedi. Mahmud, reformlarını sürekli şeyhülislam fetvası ve dini gerekçelerle destekledi; bu, Tanzimat dönemine miras kalan bir yöntem oldu.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
10 / 15 · 1 dkII. Mahmud'un adına yapılan en önemli eser Nusretiye Camii'dir. Tophane'de, Vaka-i Hayriye'nin anısına 1826'da tamamlandı; mimarı Krikor Balyan'dır. Barok ve ampir üslubun karışımı olan yapı, iki ince minaresi ve dalgalı saçaklarıyla klasik cami mimarisinden kopuşu gösterir. Adı, yeniçerilere karşı kazanılan zaferden (nusret) gelir. Bugün ayakta ve ibadete açıktır.
Diğer yapıları arasında Bahçekapı'da Hidayet Camii (1813), annesi için Fatih Camii haziresinde Nakşidil Valide Sultan Türbesi ve sebili (1818), Cevri Kalfa Mektebi ve çeşmesi (1819), Beylerbeyi'nde ahşap sahil sarayı (1829, sonradan yıkıldı), Bab-ı Ali'nin yeniden yapımı (1839'da yangından sonra), Hayratiye Köprüsü (1836), Maçka'da Harbiye binası ve Rami Kışlası'nın yenilenmesi sayılır. Beşiktaş'ta Çırağan'ın ahşap sarayı da onun döneminde genişletildi. Kendi türbesi Divanyolu'nda, ölümünden sonra oğlu Sultan Abdülmecid tarafından 1840'ta yaptırıldı; Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid de oraya gömüldü.
Mahmud, hattat olarak tanınır. Sülüs ve ta'lik yazıda hocası Mustafa Rakım Efendi'den icazet aldı; Ayasofya, Sultanahmet ve Nusretiye'de onun yazdığı levhalar bulunur. Adli mahlasıyla şiirler yazdı; divanı küçüktür. Musikide şarkı ve tavşanca formunda besteleri vardır; İsmail Dede Efendi ve Şakir Ağa gibi bestekarları himaye etti, Dede Efendi'nin en verimli dönemi onun sarayındadır. Muzıka-yı Hümayun'un kurulmasıyla Batı müziği saraya girdi; Donizetti Paşa Mahmudiye Marşı'nı besteledi.
Bilimde Tıbbiye ve Harbiye kuruldu, Mühendishaneler canlandırıldı. Takvim-i Vekayi resmi gazete olarak yayına başladı; 1831'den itibaren Fransızca nüshası da çıktı. Şanizade Ataullah Efendi'nin tıp eserleri ve tarihi, Hoca İshak Efendi'nin Mecmua-i Ulum-ı Riyaziye adlı matematik ve fen ansiklopedisi (1831-1834) bu dönemin ürünüdür. Vakanüvislik makamında Şanizade, Esad Efendi ve Cevdet Paşa'nın selefleri görev yaptı; Esad Efendi'nin Üss-i Zafer'i Vaka-i Hayriye'nin resmi anlatısıdır.
Resim ve portre alanında Mahmud çığır açtı. Portresini yaptırdı, madalyonlara bastırdı ve resmi dairelere astırdı. Avrupalı ressamlar saraya çağrıldı. Bu tutum, Osmanlı görsel kültüründe hükümdar imgesinin dönüşümünü başlattı. Fes ve setre giyen ilk padişah olarak portreleri, kendisinden önceki bütün padişah portrelerinden farklıdır ve 19. yüzyıl Osmanlı ikonografisinin modelini kurdu.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
11 / 15 · 2 dkII. Mahmud'un haremi kalabalıktı; bazı kaynaklara göre otuzu aşkın çocuğu doğdu ve büyük çoğunluğu bebekken öldü. Yetişkinliğe ulaşan çocukları iki oğul ve dört kızdır. Eşleri arasında aile ağacında beş kadın kayıtlıdır: Bezmiâlem, Pertevniyal, Aşubcan, Hoşyar ve Hacıye Pertevpiyale Nevfidan Kadın. Adile Sultan'ın annesi Zernigar Kadın da hanedan kayıtlarında geçer.
Bezmiâlem Sultan, 1807 dolaylarında Kafkasya'da doğdu; oğlu Sultan Abdülmecid'in tahta çıkmasıyla valide sultan oldu (1839-1853). Hayırseverliğiyle tanınır: Gureba Hastanesi (1845), Dolmabahçe'deki Bezmiâlem Valide Sultan Camii (1853) ve Valide Mektebi onun eserleridir. 2 Mayıs 1853'te Dolmabahçe Sarayı'nda öldü, II. Mahmud Türbesi'ne gömüldü. Pertevniyal Sultan, 1812 dolaylarında Eflak'ta doğdu; oğlu Sultan Abdülaziz'in saltanatında (1861-1876) valide sultan oldu, Aksaray'daki Pertevniyal Valide Sultan Camii'ni yaptırdı, 5 Şubat 1883'te Beşiktaş'ta öldü ve kendi camisinin türbesine gömüldü.
Aşubcan Kadın Bulgaristan doğumludur, Saliha Sultan'ın annesidir; 10 Haziran 1870'te öldü. Hoşyar Kadın 1796 dolaylarında doğdu, Mihrimah Sultan'ın annesidir; hacca gitti, 1849 dolaylarında Mekke'de öldü ve orada gömüldü. Nevfidan Kadın başkadın (haremin en kıdemli eşi) idi, Hacıye lakabını hacdan aldı; 27 Aralık 1855'te İstanbul'da öldü.
Oğlu Sultan Abdülmecid 25 Nisan 1823'te doğdu; 1839'da on altı yaşında tahta çıktı. Sultan Abdülaziz 8 Şubat 1830'da doğdu; 1861'de padişah oldu. İki kardeş arasındaki yedi yaş farkı ve farklı anneler, sonraki dönemde saray içi güç dengelerini belirledi.
Kızları arasında Saliha Sultan (16 Haziran 1811 - 19 Şubat 1843), 1834'te Gürcü Halil Rıfat Paşa ile evlendi. Mihrimah Sultan (29 Haziran 1812 - 31 Ağustos 1838) Said Mehmed Paşa ile evlendi, yirmi altı yaşında öldü. Atiye Sultan (2 Ocak 1824 - 11 Ağustos 1850) 1840'ta Ahmed Fethi Paşa ile evlendi; iki kızı oldu, Seniye ve Feride Hanımsultan. Adile Sultan (23 Mayıs 1826 - 12 Şubat 1899) hanedanın ilk kadın divan şairidir; 1845'te Damat Mehmed Ali Paşa ile evlendi, kızı Hayriye Hanımsultan doğdu. Kandilli'deki Adile Sultan Sarayı onun adıyla anılır; bugün Adile Sultan Kasrı olarak bilinir.
Harem düzeni Mahmud döneminde Topkapı'dan Beşiktaş ve Beylerbeyi'ndeki sahil saraylarına kaydı. Mahmud, Topkapı'da kalmaktan hoşlanmadı; kış aylarını Beşiktaş Sarayı'nda geçirdi. Bu, hanedanın Boğaz saraylarına yerleşmesinin başlangıcıdır; Sultan Abdülmecid Dolmabahçe'yi yaptırarak taşınmayı tamamladı.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
12 / 15 · 1 dkÇağdaşları II. Mahmud'u kararlı, inatçı ve sabırlı bir hükümdar olarak tanımlar. Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmak için on sekiz yıl bekleyebilmesi bu sabrın kanıtıdır. Öfkesi sert olabiliyordu: Benderli Ali Paşa'nın idamı, IV. Mustafa'nın öldürülmesi ve Vaka-i Hayriye'nin şiddeti bunu gösterir. Aynı zamanda halkla temas kuran, esnafın dükkanına giren, gezilerinde köylülerle konuşan ilk padişahtır.
Görünüşü portrelerden iyi bilinir. Orta boylu, geniş omuzlu, koyu renk kısa sakallı ve keskin bakışlıydı. 1829'dan sonra fes, lacivert setre ve pantolon giydi, göğsünde nişanlarla resmedildi. Bu portreler, Avrupalı ressamların elinden çıkmıştır ve Osmanlı padişahının geleneksel imgesinden kopuşu belgeler.
Günlük hayatında sabah erken kalkar, devlet yazışmalarını okur, sadrazam ve nazırlarla görüşürdü. Boğaz'da kayıkla gezmeyi, Kağıthane ve Çamlıca'ya gitmeyi severdi. Cirit, ok atma ve avcılığa düşkündü; Okmeydanı'nda attığı oklar için menzil taşları dikildi. Musiki meclislerinde bizzat tambur ve ney çaldığı, İsmail Dede Efendi'nin eserlerini dinlediği kaydedilir.
İçkiye düşkünlüğü kaynaklarda geçer; bazı tarihçiler bunun sağlığını bozduğunu yazar. Veremin belirtileri 1830'ların ortasından itibaren ortaya çıktı. Hekimleri, aralarında Avusturyalı doktorların da olduğu bir ekipti; hastalığı gizlendi, halka son güne kadar bildirilmedi.
Dini hayatında Nakşibendi tarikatına yakın olduğu bilinir; Bektaşileri kapattıktan sonra tekkelerini Nakşibendi şeyhlerine verdi. Cuma selamlığını (padişahın törenle cuma namazına gidişi) düzenli yaptı, Hırka-i Saadet ziyaretini sürdürdü. Reformlarını dini gerekçelerle sunması, kişisel inancının değil, siyasi yönteminin ifadesidir.
Ölümü ve Sonrası
13 / 15 · 1 dkII. Mahmud'un veremi 1839 baharında ağırlaştı. Hekimleri hava değişimi için Çamlıca'ya gitmesini önerdi; padişah, kız kardeşi Esma Sultan'ın Çamlıca'daki köşküne taşındı. Bu sırada Mısır'a karşı yeni savaş başlamış, ordu Nizip'e doğru ilerliyordu. Mahmud 1 Temmuz 1839'da, elli üç yaşında Çamlıca'da öldü. Ölüm sebebi veremdir; kaynaklarda bunun aşırı içkiyle ağırlaştığı da yazılır.
Öldüğü sırada Nizip'te ordu yenilmişti (24 Haziran 1839), ama haber henüz İstanbul'a ulaşmamıştı. Yenilgi haberini padişah duymadı. Birkaç gün sonra Kaptanıderya Ahmed Fevzi Paşa donanmayı Mısır'a götürüp Mehmed Ali'ye teslim etti; Firari Ahmed Paşa olarak anıldı. Devlet, ordusuz, donanmasız ve on altı yaşında bir padişahla Mısır bunalımının ortasında kaldı.
Cenaze töreni 2 Temmuz'da yapıldı. Naaşı Topkapı Sarayı'na getirildi, ardından Divanyolu'nda, Çemberlitaş yakınında ayrılan yere defnedildi. Oğlu Sultan Abdülmecid burada 1840'ta bir türbe yaptırdı; mimarı Garabet Balyan'dır. Türbe sekizgen planlı, ampir üslupta, kubbeli bir yapıdır; haziresine sonradan Sultan Abdülaziz, II. Abdülhamid, hanedan üyeleri ve devlet adamları gömüldü. Türbe bugün Sultan II. Mahmud Türbesi adıyla ziyarete açıktır.
Taht, 1 Temmuz 1839'da (bazı kaynaklara göre biat töreniyle 2 Temmuz) Sultan Abdülmecid'e geçti. Serasker Koca Hüsrev Paşa, ölümün ertesi günü sadrazam Rauf Paşa'dan mührü alarak sadrazam oldu. Dört ay sonra, 3 Kasım 1839'da Gülhane'de Tanzimat Fermanı okundu. Ferman, Mahmud'un kurduğu meclislerde hazırlanmış, onun kaldırdığı müsadere ve kurduğu nezaretler üzerine inşa edilmişti; bu yüzden tarihçiler Tanzimat'ı Mahmud'un başlattığı sürecin ilanı olarak görür.
Mahmud'un ölümüyle hanedanın 1808'den beri süren tek erkek üzerinden devam etme kaygısı sona erdi: iki oğlu, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz hayattaydı ve ikisi de padişah oldu. Sonraki bütün padişahlar (V. Murad, II. Abdülhamid, Sultan Reşad, Sultan Vahdettin) onun torunlarıdır.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
14 / 15 · 1 dkOsmanlı tarihçileri II. Mahmud'a Adli (adaletli) unvanını verdi; vakanüvis Esad Efendi'nin Üss-i Zafer'i ve Lütfi Efendi'nin tarihi onu ocağı kaldıran ve devleti yenileyen padişah olarak anlatır. Ahmed Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet'te Mahmud dönemini ayrıntılı işler ve reformlarını takdir ederken tağşiş ve Mısır politikasını eleştirir. Muhalifleri ise ona Gavur Padişah dedi; bu lakap, kıyafet reformu, portre ve Bektaşi tekkelerinin kapatılması nedeniyle yayıldı.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Enver Ziya Karal ve Yusuf Akçura başta olmak üzere, Mahmud'u Türk modernleşmesinin kurucularından sayar. Karal, onun reformlarını III. Selim'in yarım kalan işinin tamamlanması olarak değerlendirir. Niyazi Berkes, Türkiye'de Çağdaşlaşma'da Mahmud'u laikleşmenin ilk adımlarını atan hükümdar olarak tanımlar. Kemal Karpat, nüfus sayımı ve merkezileşme politikalarını modern devletin temeli olarak görür. Eleştirel bakışlar, ayanların tasfiyesinin taşradaki üretimi bozduğunu, tağşişin halkı yoksullaştırdığını ve Balta Limanı'nın ekonomiyi bağımlı hale getirdiğini vurgular.
Yabancı tarihçiler, Stanford Shaw, Bernard Lewis ve Carter Findley, Mahmud'u Osmanlı bürokratik devletinin kurucusu olarak nitelendirir. Shaw, Vaka-i Hayriye'yi Osmanlı tarihinin en önemli olaylarından biri sayar. Lewis, kıyafet reformunu ve portre uygulamasını sembolik devrim olarak yorumlar. Rus ve Yunan tarih yazımı ise onu Yunan isyanını kanla bastırmaya çalışan hükümdar olarak anlatır; Sakız katliamı ve Tripoliçe katliamı bu anlatılarda karşılıklı olarak yer alır.
Popüler kültürde Mahmud, Cevri Kalfa hikayesiyle bilinir; bu olay ders kitaplarında ve tarih dizilerinde anlatılır. Kemal Tahir ve Reşat Ekrem Koçu'nun yazılarında, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması roman ve halk tarihi kıvamında işlendi. Yakın dönem televizyon dizilerinde ve belgesellerde Vaka-i Hayriye, fes ve Tasvir-i Hümayun sahneleri sık kullanılır. Nusretiye Camii ve Divanyolu'ndaki türbesi İstanbul'un turistik durakları arasındadır.
Mirası, kurumlarında yaşar: bugünkü bakanlıklar 1836-1838'deki nezaretlerin, resmi gazete Takvim-i Vekayi'nin, tıp fakültesi 1827 Tıbbiyesi'nin, harp okulu 1834 Harbiyesi'nin, nüfus idaresi 1831 sayımının, posta idaresi 1834 teşkilatının devamıdır. Fes, onun getirdiği simge olarak yüz yıl sonra Cumhuriyet'in şapka kanunuyla kaldırıldı. II. Mahmud, Osmanlı Devleti'nin klasik dönemini fiilen kapatan ve modern dönemin kapısını açan padişah olarak değerlendirilir.
Aynı Yıllarda Dünya
15 / 15 · 1 dkII. Mahmud'un saltanatı (1808-1839), Avrupa'da Napolyon'un düşüşü ve Viyana düzeninin kuruluşuna denk gelir. 1812'de Napolyon Rusya'ya girdi ve Moskova'dan çekildi; 1815'te Waterloo'da yenildi. Viyana Kongresi Avrupa haritasını yeniden çizdi, Metternich'in Avusturyası kıta siyasetini belirledi. 1830'da Paris'te Temmuz Devrimi Bourbon'ları devirdi, Belçika bağımsız oldu, Polonya'da Rus yönetimine karşı ayaklanma bastırıldı. İngiltere'de 1832 Reform Yasası seçim sistemini genişletti; 1837'de Kraliçe Victoria tahta çıktı. Sanayi devrimi hızlandı: 1825'te İngiltere'de ilk yolcu demiryolu, 1830'da Liverpool-Manchester hattı açıldı.
Amerika kıtasında İspanyol sömürgeleri bağımsızlığını kazandı: Bolívar ve San Martín 1810-1825 arasında Venezuela, Kolombiya, Peru ve Şili'yi kurtardı, Brezilya 1822'de imparatorluk olarak bağımsızlaştı. Amerika Birleşik Devletleri 1812-1815'te İngiltere ile savaştı, 1823'te Monroe Doktrini'ni ilan etti; 1830'larda Kızılderili nüfusun batıya sürülmesi başladı. Texas 1836'da Meksika'dan ayrıldı.
Asya'da Kaçar İranı 1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay antlaşmalarıyla Kafkasya'yı Rusya'ya kaptırdı. Hindistan'da İngiliz Doğu Hindistan Şirketi 1818'de Maratha'ları, 1826'da Burma'nın bir kısmını aldı. Çin'de Qing hanedanı afyon ithalatını yasakladı; Birinci Afyon Savaşı Mahmud'un ölümünden birkaç ay sonra, 1839 sonunda başladı. Japonya kapalıydı. Mısır'da Mehmed Ali Paşa Batı tarzı ordu ve fabrikalar kurdu; onun modeli Mahmud'un reformlarına hem örnek hem rakip oldu. Bilim ve kültürde Beethoven 1827'de, Goethe 1832'de öldü; Faraday 1831'de elektromanyetik indüksiyonu buldu, Daguerre 1839'da fotoğrafı duyurdu, Darwin 1831-1836'da Beagle ile dünya turuna çıktı.
Kronoloji
61 olay- 18. yüzyıl
İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda doğdu; babası I. Abdülhamid, annesi Nakşidil Sultan.
Babası öldü, III. Selim tahta çıktı; Mahmud kafes hayatına başladı.
- 19. yüzyıl
Kabakçı İsyanı ile III. Selim indirildi, ağabeyi IV. Mustafa tahta çıktı.
Eylül-Ekim: Sened-i İttifak imzalandı; Sekban-ı Cedid kuruldu.
Alemdar Mustafa Paşa sarayı bastı; III. Selim öldürüldü, Mahmud kurtuldu ve tahta çıktı.
Alemdar Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Alemdar Vakası başladı; Alemdar 16 Kasım'da öldü.
IV. Mustafa öldürüldü; Mahmud hanedanın tek erkeği kaldı.
İngiltere ile Kale-i Sultaniye Antlaşması.
Maltakva Muharebesi Rus zaferiyle bitti.
Tosun Paşa Yenbu'yu aldı; Hicaz'da Vehhabi savaşı başladı.
Kasım: Medine Vehhabilerden geri alındı.
Bükreş Antlaşması: Besarabya Rusya'ya bırakıldı.
Mekke ve Cidde geri alındı; Sırp isyanı bastırıldı.
Ljubić Muharebesi: İkinci Sırp Ayaklanması başarı kazandı.
Annesi Nakşidil Valide Sultan öldü.
Eylül: İbrahim Paşa Deriye'yi aldı; Vehhabi emirliği çöktü.
Cevri Kalfa Mektebi ve çeşmesi yapıldı.
Tepedelenli Ali Paşa asi ilan edildi.
Kalamata düştü; Mora'da Yunan İsyanı başladı.
Dragaşani Muharebesi: Eflak isyanı ezildi.
Tripoliçe isyancıların eline geçti.
Tepedelenli Ali Paşa öldürüldü.
Kara Ali Paşa'nın amiral gemisi Sakız açıklarında yakıldı.
Dervenakia'da Dramalı Mahmud Paşa'nın ordusu dağıldı.
Oğlu Sultan Abdülmecid doğdu.
İran ile Erzurum Antlaşması.
İpsara Adası imha edildi.
Nusretiye Camii tamamlandı; Evkaf Nezareti kuruldu; müsadere kaldırıldı.
Mesolongi düştü.
Eşkinci Ocağı kuruldu.
Yeniçeriler Et Meydanı'nda kazan kaldırdı; topçular isyanı bastırdı.
Yeniçeri Ocağı fermanla kaldırıldı (Vaka-i Hayriye); Asakir-i Mansure kuruldu.
Tıbbiye açıldı.
Atina Akropolü teslim oldu.
Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması imha edildi.
Rusya savaş ilan etti.
Kıyafet nizamnamesi: memurlara fes ve setre.
Külefçe Muharebesi kaybedildi.
Rus ordusu Edirne'ye girdi.
Edirne Antlaşması imzalandı.
Londra Protokolü: Yunanistan bağımsız oldu.
Oğlu Sultan Abdülaziz doğdu.
Fransa Cezayir şehrini aldı.
Tımar sistemi kaldırıldı; ilk nüfus sayımı yapıldı.
Bosna'da Gradaščević Kosova'da sadrazam ordusunu yendi.
Takvim-i Vekayi yayına başladı.
Belen Muharebesi: İbrahim Paşa Anadolu'ya girdi.
Konya Muharebesi: Sadrazam Reşid Mehmed Paşa esir düştü.
Mayıs: Kütahya Sözleşmesi: Suriye Mehmed Ali'ye bırakıldı.
Rusya ile Hünkar İskelesi Antlaşması.
Mekteb-i Harbiye, redif teşkilatı ve posta teşkilatı kuruldu.
Midyat alındı; Feshane kuruldu; Moltke İstanbul'a geldi.
Hayratiye Köprüsü açıldı; Tasvir-i Hümayun dairelere asıldı; nezaretler kuruldu.
Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye ve Dar-ı Şura-yı Bab-ı Ali kuruldu.
İngiltere ile Balta Limanı Ticaret Antlaşması.
Nizip Muharebesi kaybedildi.
Çamlıca'da veremden öldü; Sultan Abdülmecid tahta çıktı.
Koca Hüsrev Paşa sadrazam oldu; cenaze Divanyolu'na defnedildi.
Tanzimat Fermanı okundu.
Divanyolu'ndaki türbesi tamamlandı.
Savaşlar ve Seferler
63 kayıtAntlaşmalar
8 antlaşmaSadrazamları
17 sadrazamEserleri
7 eserTuğrası
Padişah nişanıMahmud Han bin Abdülhamid el-muzaffer dâimâ, Adlî
II. Mahmud'un tuğrasında padişahın Adlî mahlası da yer alır; bu mahlas tuğranın sağ üstünde ayrı bir kelime olarak görülür. Hattat Mustafa Rakım Efendi tuğra biçimine kalıcı bir düzen verdi ve II. Mahmud'un tuğrası, sonraki padişahların tuğralarına örnek olan klasik oranların ilk örneği sayılır. Vaka-i Hayriye fermanı ve Tanzimat öncesi nizamnameler bu tuğrayı taşır.
- Anlamı
- Abdülhamid oğlu Mahmud Han, daima muzaffer; adaletli
- Okunuşu
- Mahmûd-ı Sânî (Adlî)
Aile Ağacı
36 kişi
19. kuşakErtuğrul Gazi
18. kuşakOsman Gazi1299-1324
17. kuşakOrhan Gazi1326-1362
16. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
15. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
14. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
13. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
12. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
11. kuşakII. Bayezid1481-1512
10. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
9. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
8. kuşakII. Selim1566-1574
7. kuşakIII. Murad1574-1595
6. kuşakIII. Mehmed1595-1603
5. kuşakI. Ahmed1603-1617
4. kuşakSultan İbrahim1640-1648
3. kuşakIV. Mehmed1648-1687
2. kuşakIII. Ahmed1703-1730
1. kuşakI. Abdülhamid1774-1789
KendisiII. Mahmud1808-1839
I. Abdülhamid1774-1789
Nakşidil Sultan1761-1817
Hacıye Pertevpiyale Nevfidan Kadın1855
Bezmiâlem Valide Sultan1807-1853
Pertevniyal Sultan1812-1883
Aşubcan Kadın1870
Hoşyar Kadın1796-1849
Zernigar Kadın
II. Mahmud1808-1839
Saliha Sultan1811
Mihrimah Sultan1812
Sultan Abdülmecid1839-1861
Atiye Sultan1824
Adile Sultan1826
Sultan Abdülaziz1861-1876Sözleri
Ben tebaamın Müslümanını camide, Hıristiyanını kilisede, Musevîsini havrada fark ederim; aralarında başka bir fark yoktur.
Şumnu'da söylediği söz; dönem kaynaklarında aktarılırAdlî mahlasıyla şiirler yazdı, bestelediği eserler klasik Türk musikisinde çalınır.
Divan ve musiki kayıtlarıÇağdaşları
7 kişiİlkler ve Enler
7 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
5 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruII. Mahmud'un annesi kimdir?
II. Mahmud dönemi önemli olayları nelerdir?
II. Mahmud nasıl öldü?
II. Mahmud kimin oğludur?
II. Mahmud'un kaç çocuğu vardı?
II. Mahmud'un türbesi nerede?
II. Mahmud kaç yıl tahtta kaldı?
II. Mahmud'dan sonra tahta kim geçti?
II. Mahmud'un ıslahatları nelerdir?
II. Mahmud'un tuğrası neden ünlüdür?
II. Mahmud kaçıncı Osmanlı padişahıdır?
II. Mahmud'un Vaka-i Hayriye'si nedir, ne zaman oldu?
II. Mahmud'a neden Gavur Padişah dendi?
II. Mahmud hangi savaşları kaybetti?
II. Mahmud'un imzaladığı Sened-i İttifak nedir?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026
Esma Sultan1778-1848
Hibetullah Sultan1789-1841