Minyatür üslubunda portreOsman Gazi
عثمان غازىOsman Bey·Osman Gâzi·I. Osman·Otman Bey
Osman Gazi, Osmanlı Devleti'nin kurucusu ve ilk padişahıdır. Söğüt'te doğdu, 1299'da bağımsızlığını ilan etti, 1302 Koyunhisar zaferiyle Bizans'ı yendi.
Osman Gazi Kimdir?
19 dk okumaOsman Gazi, Osmanlı Devleti'nin kurucusu ve hanedana adını veren ilk hükümdardır. Kayı boyunun Söğüt ve Domaniç çevresindeki küçük uç beyliğini, Bizans'ın Bithynia (Bitinya) topraklarına doğru genişleterek bağımsız bir devlete dönüştürdü. Geleneksel kabule göre 1299 yılında Anadolu Selçuklu Devleti'ne bağlılığı sona erdirdi; bu tarih altı yüzyıl sürecek imparatorluğun başlangıcı sayılır. Saltanatı bazı kaynaklarda 27 Eylül 1299 ile 1324 ya da 1326 arasında gösterilir. Doğum tarihi olarak bazı kaynaklarda 23 Ağustos 1258 geçer; ancak çağdaş belge bulunmadığı için tarihçiler bu tarihi kesin saymaz. Babası Kayı boyu beyi Ertuğrul Gazi, annesi Halime Hatun'dur. Ertuğrul Gazi'nin ölümünden sonra, 1281 dolaylarında boyun başına geçti. Karacahisar, Bilecik, Yarhisar, İnegöl ve Yenişehir'i alarak beyliğin çekirdeğini kurdu; 27 Temmuz 1302'de Koyunhisar'da Bizans ordusunu yendi. Bu zafer, Osmanlıların Bizans'a karşı kazandığı ilk büyük meydan savaşıdır. Osman Gazi'nin adı, kurduğu devlete ve hanedana verildi: Osmanlı. Şeyh Edebali ile ilişkisi, gördüğü söylenen rüya, oğlu Orhan Gazi'ye vasiyeti ve Bursa'ya gömülme isteği, Osmanlı tarih yazımının en çok anlatılan hikâyeleri arasındadır. Bu anlatıların çoğu ölümünden yüz yılı aşkın süre sonra kaleme alınmış kroniklere dayanır; bu yüzden hayatının birçok ayrıntısı üzerinde tarihçiler farklı görüşler ileri sürer. Bu madde Osman Gazi'nin doğumundan ölümüne kadar bilinenleri, beyliğin nasıl devlete dönüştüğünü, savaşlarını, aile ağacını, döneminin ekonomik ve kültürel yapısını ve tarihçilerin değerlendirmelerini bir arada sunar. Kesin olmayan tarih ve olaylar açıkça belirtilir.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 13 · 2 dkOsman Gazi, Kayı boyunun kışlağı olan Söğüt'te doğdu. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 23 Ağustos 1258 olarak geçer. Bu tarih geç dönem Osmanlı kroniklerinin verdiği yaklaşık yıllara dayanır; 1254 ve 1258 arasında değişen yıllar da ileri sürülür. Doğduğu dönemde Anadolu, 1243 Kösedağ yenilgisinden sonra Moğol (İlhanlı) egemenliğine giren Anadolu Selçuklu Devleti'nin çözülme sürecindeydi. Batı uçlarında Türkmen boyları Bizans sınırında yerleşiyor, gaza (din uğruna savaş) ve yağma ile geçiniyordu.
Babası Ertuğrul Gazi, Kayı boyunun beyi ve Söğüt ile Domaniç yaylasının sahibiydi. Geleneğe göre Ertuğrul Gazi, babası Süleyman Şah'ın Fırat'ta boğulmasından sonra boyu Anadolu'ya getirmiş, Selçuklu sultanından Söğüt çevresini uç (sınır) olarak almıştı. Ertuğrul Gazi'nin ölüm yılı kaynaklarda 1280, 1281 ve 1288 olarak farklı verilir; mezarı Söğüt'teki Ertuğrul Gazi Türbesi'ndedir. Annesi Halime Hatun'un adı erken kaynaklarda geçmez; bu ad geç dönem kayıtlarında ve halk geleneğinde yer alır. Osman'ın iki erkek kardeşi bilinir: Gündüz Bey ve Saru Batu Savcı Bey. Gündüz Bey'in İnönü çevresinde etkin olduğu, oğulları Aydoğdu Bey ve Aktimur Bey'in Osman'ın seferlerine katıldığı anlatılır. Osman'ın amcası Dündar Bey'in beylik yarışında öne çıktığı ve sonradan Osman tarafından öldürüldüğü de bazı geç kroniklerde yer alır; erken kaynaklarda bu olay geçmediği için tarihçiler ihtiyatla yaklaşır.
Osman'ın gençliği hakkında çağdaş bilgi yoktur. On beşinci yüzyılda yazılan Aşıkpaşazade, Neşri ve Oruç Bey kronikleri, onun gençliğinde Söğüt ile Bilecik, İnegöl ve Karacahisar tekfurları (Bizans'a bağlı yerel kale beyleri) arasında geçen çekişmeleri anlatır. Bu anlatılarda İnegöl tekfuru Nikola'nın Kayı boyuna düşmanlığı, Bilecik tekfurunun ise dostluğu öne çıkar. Osman yazın Domaniç yaylasına çıkarken ağırlıklarını Bilecik tekfuruna emanet eder, karşılığında ona halı ve peynir gönderirdi. Bu ilişki sonradan Bilecik'in ele geçirilmesinde belirleyici olacaktı.
Şeyh Edebali ile ilişkisi bu döneme yerleştirilir. Edebali, Ahi (esnaf ve zanaatkâr teşkilatı) çevresine bağlı, Eskişehir yakınlarındaki İtburnu köyünde zaviyesi (dergâhı) bulunan bir alimdi. Kroniklere göre Osman onun evinde misafirken göğsünden çıkan bir ağacın dünyayı kapladığını gördü. Edebali bu rüyayı Osman'ın soyunun hükümdar olacağı biçiminde yorumladı ve kızını onunla evlendirdi. Bu rüya anlatısı kuruluş meşruiyetini açıklamak için sonradan yazılmış olabilir; ancak Osman'ın Ahi çevreleriyle bağı, beyliğin kuruluşunda dini ve toplumsal destek sağladığı için tarihçilerce gerçekçi bulunur.
Osman, Ertuğrul Gazi'nin ölümü üzerine 1281 dolaylarında boy beyi seçildi. Bu seçimde savaşçı yeteneği ve boyun ileri gelenleri olan alplerin desteği rol oynadı. Yanındaki silah arkadaşları Turgut Alp, Konur Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş, Aykut Alp, Hasan Alp ve Abdurrahman Gazi daha sonraki fetihlerin komutanları oldu. Harmankaya tekfuru Köse Mihal de başlangıçta Osman'ın müttefiki, sonra Müslüman olarak silah arkadaşı oldu; onun soyundan gelen Mihaloğulları, Rumeli akıncı beyleri arasında yüzyıllarca yer aldı.
Tahta Çıkışı
02 / 13 · 1 dkOsman Gazi için "tahta çıkış" bir taç giyme töreni değil, uç beyliğinin bağımsız bir devlete dönüştüğü sürecin adıdır. Bu sürecin başlangıcı Karacahisar'ın ele geçirilmesidir. Kroniklere göre Karacahisar 1288 dolaylarında Osman'ın eline geçti; şehirdeki kilise camiye çevrildi ve Dursun Fakih ilk hutbeyi Osman adına okudu. Hutbe (cuma namazında hükümdar adına okunan dua), İslam devlet geleneğinde bağımsızlığın en açık işaretiydi. Bu olayın 1288'de mi yoksa 1299'da mı gerçekleştiği kaynaklarda farklı verilir.
Geleneksel tarih yazımı Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılını 1299 kabul eder. Bazı kaynaklarda saltanat başlangıcı 27 Eylül 1299 olarak geçer. Bu tarih, Anadolu Selçuklu sultanı III. Alaeddin Keykubad'ın İlhanlı hükümdarı tarafından tahttan indirilerek İran'a götürülmesi ve Anadolu'da Selçuklu otoritesinin fiilen sona ermesiyle ilişkilendirilir. Kroniklerde Selçuklu sultanının Osman'a sancak, tuğ, davul ve kılıç göndererek beyliğini tanıdığı anlatılır; bu hediyeler o dönemde egemenlik simgesiydi. Tarihçiler bu hikâyenin, kuruluşu Selçuklu mirasına bağlama amacıyla sonradan yazılmış olabileceğini belirtir.
Osman'ın beylik merkezi önce Söğüt, ardından Karacahisar oldu; 1299 dolaylarında Yenişehir'i kurup merkezini oraya taşıdı. Yenişehir, Bursa ve İznik arasındaki ovada, iki büyük Bizans şehrini tehdit eden bir konumdaydı. Bilecik, Yarhisar ve İnegöl'ün aynı dönemde alınmasıyla beylik, Sakarya vadisinden Uludağ eteklerine uzanan bir toprağa kavuştu. Bu topraklar Osman'ın silah arkadaşlarına dağıtıldı: kroniklere göre Karacahisar oğlu Orhan Gazi'ye, İnönü kardeşi Gündüz Bey'e, Yarhisar Hasan Alp'e, İnegöl Turgut Alp'e verildi.
Osman'ın "tahta çıkışı"nın en gerçekçi dayanağı 27 Temmuz 1302 Koyunhisar zaferidir. Bizans tarihçisi Pahimeres bu savaşı çağdaş bir kaynak olarak kaydeder ve Osman'ın adını "Atman" biçiminde anar. Tarihçi Halil İnalcık, Osmanlı Devleti'nin gerçek kuruluş tarihi olarak 1299 yerine bu savaşı önerir; çünkü Osman bu tarihten sonra bölgede bağımsız bir güç olarak tanınmıştır. Bu iki görüş bugün de tartışılır; ders kitapları 1299'u, akademik yayınların bir kısmı 1302'yi esas alır.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
03 / 13 · 1 dkOsman Gazi döneminde devlet, bir boy beyliğinin kurumlarıyla yönetildi. Bey, savaşta ordunun başında bulunur, barışta uyuşmazlıkları çözer ve ganimeti dağıtırdı. Karar alma, boyun alpleri ve Ahi ileri gelenleriyle yapılan danışma toplantılarına dayanıyordu; sonraki dönemin Divan-ı Hümayun'u (devlet meclisi) henüz yoktu. Kroniklerde Osman'ın adaletine dair anlatılan hikâyeler, beyin en önemli görevinin halk arasında düzeni sağlamak olduğunu gösterir.
Vezirlik makamının bu dönemde kurulup kurulmadığı tartışmalıdır. Bazı kaynaklarda Osman'ın ilk veziri olarak anılan Alaeddin Paşa'nın kim olduğu konusunda iki görüş vardır: bir görüşe göre Osman'ın oğlu Alaeddin Paşa'dır ve kardeşi Orhan Gazi'ye vezir olmuştur; diğer görüşe göre Ahi çevresinden gelen Alaeddin Paşa bin Hacı Kemaleddin adlı bir alimdir. Kaynaklarda iki kişinin karıştırılmış olabileceği belirtilir. Her iki durumda da vezirlik, Osman'ın son yıllarında ya da Orhan Gazi'nin ilk yıllarında ortaya çıkmış bir kurumdur.
Ahi teşkilatı, beyliğin toplumsal omurgasını oluşturdu. Şeyh Edebali ve çevresi, Osman'a hem dini meşruiyet hem de şehirlerdeki zanaatkâr ve tüccar desteğini sağladı. Alınan kalelere yerleşen Türkmen nüfus, Ahi zaviyeleri çevresinde örgütlendi. Hristiyan halk yerinde bırakıldı; Bilecik ve Yarhisar gibi yerlerde kroniklere göre halkın canına ve malına dokunulmadı. Bu uygulama, ilerleyen yüzyıllarda "istimalet" (gönül kazanma) adıyla Osmanlı fetih siyasetinin temel yöntemi olacaktı.
Osman'ın beyliği, Bizans ile Türkmen beylikleri arasında kalan uç bölgesinde yer aldığı için Germiyanoğulları ile de ilişki içindeydi. Kütahya merkezli Germiyan Beyliği, batı uçlarındaki Türkmen beyleri üzerinde üstünlük iddia ediyordu; kroniklerde Germiyanlıların Osman'ın topraklarına saldırdığı ve Karacahisar önlerinde püskürtüldüğü anlatılır. Osman'ın Germiyan baskısına karşı Bizans tekfurlarıyla geçici ittifaklar kurması, siyasetinin esnekliğini gösterir.
Osman'ın son yıllarında yönetim fiilen oğlu Orhan Gazi'ye geçti. Osman nikris (gut) hastalığından dolayı sefere çıkamaz hale geldi; Bursa kuşatması ve Karadeniz kıyısına yönelik akınlar Orhan Gazi'nin komutasında sürdü. Kroniklerde Osman'ın oğluna verdiği söylenen vasiyet, adaletle hükmetmesini, alimlere saygı göstermesini ve gazaya devam etmesini öğütler. Bu vasiyet metninin sonradan düzenlendiği kabul edilir; ancak yönetim ilkeleri Osmanlı siyasi geleneğinde uzun süre anıldı.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
04 / 13 · 2 dkOsman Gazi'nin askeri hayatı, Bizans'ın Bithynia bölgesindeki kalelerin tek tek ele geçirilmesiyle şekillendi. İlk hedef, Söğüt'ün hemen kuzeyinde, Eskişehir yakınında bulunan Karacahisar'dı. Kroniklere göre Osman bu kaleyi tekfurundan 1288 dolaylarında aldı; savaşta kardeşi Saru Batu Savcı Bey'in oğlu Bay Hoca'nın şehit düştüğü anlatılır. Karacahisar, beyliğin ilk şehir merkezi oldu ve ilk kadı atanması burada yapıldı.
Beyliğin genişlemesinde dönüm noktası, 1299 dolaylarında Bilecik, Yarhisar ve İnegöl'ün alınmasıdır. Kroniklerdeki anlatıya göre Bilecik tekfuru ile Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'nın düğünü sırasında İnegöl tekfuru Osman'a pusu kurmayı planladı; Köse Mihal bunu Osman'a bildirdi. Osman düğüne hediye götürme bahanesiyle adamlarını kadın kılığında Bilecik'e soktu ve kaleyi ele geçirdi, ardından Yarhisar ve İnegöl düştü. Holofira Müslüman olup Nilüfer adını aldı ve Orhan Gazi ile evlendirildi. Bu hikâyenin ayrıntıları efsanevidir; ancak üç kalenin bu yıllarda alındığı tarihçilerce kabul edilir.
Koyunhisar Muharebesi, 27 Temmuz 1302'de Bithynia'da, İzmit (Nikomedia) yakınlarında Bizans ordusuyla yapıldı. Bizans kaynaklarında Bapheus adıyla geçer. İmparator II. Andronikos, Osman'ın Bursa ve İznik çevresindeki baskısını kırmak için Georgios Muzalon komutasında, içinde Alan paralı askerlerinin de olduğu iki bin kişilik bir ordu gönderdi. Osman'ın hafif süvarisi bu orduyu bozguna uğrattı. Savaş, çağdaş Bizans tarihçisi Pahimeres tarafından kaydedildiği için Osman'ın hayatındaki tarihi kesin bilinen ilk olaydır. Kroniklere göre Osman'ın yeğeni Aydoğdu Bey bu savaşta şehit düştü. Zaferden sonra Bizans köylüleri kalelere ve İstanbul'a kaçtı; Osman'ın adı Bizans için bir tehdit olarak ilk kez bu tarihte anıldı.
Dimbos Muharebesi 1303 yılında Bursa yakınlarında yapıldı. Bursa, Adranos (Orhaneli), Kestel ve Kite tekfurları Osman'a karşı birleşerek Yenişehir'e yürüdü. Osman bu ordu ile Dimbos geçidinde (bugünkü Bursa-Yenişehir yolu üzerinde) karşılaştı. Savaş Osmanlı zaferiyle bitti; Kestel tekfuru savaşta öldü, Kite tekfuru Ulubat'a kaçarken yakalandı. Bu zafer, Bursa'nın çevresindeki savunma halkasını kırdı ve şehri kuşatmaya açık hale getirdi. Savaşın yılı kaynaklarda kesin değildir; 1303 yaygın kabul görür.
Dimbos'tan sonra Osman, Sakarya vadisine yöneldi. Kroniklere göre Lefke (Osmaneli), Mekece, Akhisar (Pamukova), Geyve ve Lüblüce bu dönemde alındı. Bu fetihlerle beylik Sakarya'nın doğusuna geçti ve İznik'i kuzeyden kuşatma imkânı doğdu. İznik'e giden yol üzerindeki Yenişehir çevresinde bir hisar yaptırıldı; kroniklerde bu hisarın komutanlığı Taz Ali'ye verildi. İznik kuşatması Osman döneminde sonuçlanmadı; şehir 1331'de Orhan Gazi tarafından alınacaktı.
Bursa Kuşatması, Osman'ın en uzun askeri girişimidir. Bazı kaynaklarda kuşatmanın başlangıcı 1317 olarak geçer. Osman, şehri doğrudan hücumla almak yerine iki hisar yaptırarak abluka altına aldı: biri Kaplıca yönünde, komutanı yeğeni Aktimur Bey; diğeri dağ tarafında, komutanı Balabancık. Bursa'nın Bizans ile bağlantısı Mudanya ve Gemlik limanları üzerinden sürdüğü için kuşatma yıllarca uzadı. Osman hastalanınca kuşatmanın yönetimini Orhan Gazi üstlendi. Şehir, 6 Nisan 1326'da açlık nedeniyle teslim oldu; tekfur Evrenos, kale halkının canına dokunulmaması karşılığında şehri Orhan Gazi'ye bıraktı. Osman'ın Bursa'nın alındığını öğrenip öğrenmediği tartışmalıdır; bazı kaynaklara göre haber ona ulaştı, bazılarına göre teslimden kısa süre önce öldü.
Osman'ın ordusu düzenli birliklerden değil, boy savaşçılarından (alpler ve onların adamları) ve gönüllü gazilerden oluşuyordu. Ok, kılıç ve hafif zırhlı atlı savaş tarzı, Bizans'ın ağır teçhizatlı ama sayıca az garnizonlarına karşı üstünlük sağladı. Osmanlılar bu dönemde kale surlarını dövecek kuşatma aletlerine sahip değildi; bu yüzden şehirler abluka ve teslim yoluyla alındı. Karadeniz kıyısına (Kandıra, Şile yönü) yapılan akınları Akça Koca ve Konur Alp yönetti; bu akınlar Osman döneminde başlayıp Orhan Gazi döneminde İzmit'in fethiyle sonuçlandı.
Silah Arkadaşları ve Uç Beyleri
05 / 13 · 1 dkOsman Gazi'nin başarısı tek başına değil, kroniklerde adları tek tek sayılan bir komutan kadrosuyla açıklanır. Bu kadro, Osmanlı ordusunun ve Rumeli akıncı ailelerinin çekirdeğini oluşturdu. Turgut Alp, İnegöl'ün fethinden sonra bu bölgeyi aldı; İnegöl'ün doğusundaki Turgutalp köyünde mezarı olduğu kabul edilir. Konur Alp, Sakarya'nın kuzeyinde Akyazı, Hendek ve Düzce yönüne akınlar yaptı; bugünkü Konuralp beldesi (Düzce) adını ondan alır. Akça Koca, Kandıra ve İzmit çevresinde savaştı; Kocaeli ilinin adı onun anısına verilmiştir. Samsa Çavuş, Sakarya vadisinde Mudurnu yönünde görev aldı; Aykut Alp ve oğlu Kara Ali, Orhan Gazi döneminde Aydos kalesinin fethinde öne çıkacaktı.
Abdurrahman Gazi, kroniklerde Aydos ve İstanbul Boğazı'na yakın kalelere akın yapan komutan olarak anılır; İstanbul'un Anadolu yakasında adını taşıyan bir tepe ve türbe vardır. Hasan Alp'e Yarhisar verildi. Osman'ın yeğenleri Aydoğdu Bey ve Aktimur Bey de bu kadrodaydı: Aydoğdu 1302 Koyunhisar savaşında öldü, Aktimur Bursa ablukasındaki hisarlardan birine komuta etti. Kroniklerde Osman'ın bu komutanlarla ganimeti paylaştığı ve fethedilen yerleri onlara emanet ettiği anlatılır; bu paylaşım ilk tımar düzeninin başlangıcı sayılır.
Köse Mihal, kadronun en farklı ismidir. Harmankaya (bugün Bilecik'in Gölpazarı ilçesinde) tekfuru olan Mihal, Osman'ın komşusu ve ilk müttefikiydi; kroniklere göre Bilecik düğün baskınında Osman'ı uyardı, Sakarya vadisi seferlerinde rehberlik etti ve sonradan Müslüman olarak Mihal Gazi adını aldı. Soyundan gelen Mihaloğulları, Rumeli'de akıncı beyliği yaparak on altıncı yüzyıla kadar Osmanlı fetihlerinde görev aldı. Bu örnek, Osman'ın uç toplumunun din ve köken bakımından karışık yapısını gösterir: Bizanslı bir tekfur, Osmanlı hanedanının kurucu kadrosuna dahil olabilmişti.
Dini ve hukuki kadro da bu çevrenin parçasıydı. Şeyh Edebali danışman, Dursun Fakih kadı ve hatip, Kumral Abdal ve Geyikli Baba gibi dervişler ise halk arasında beyliğin dini meşruiyetini taşıyan kişilerdi. Bu isimlerin çoğunun türbesi Bilecik, Bursa ve İnegöl çevresinde bugün de ziyaret edilir. Osmanlı tarih yazımı bu kadroyu "Osman'ın yoldaşları" olarak yüceltti; sonraki yüzyıllarda Evrenosoğulları, Turahanoğulları ve Malkoçoğulları gibi akıncı aileleri kendilerini bu ilk kuşağa bağladı.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
06 / 13 · 1 dkOsman Gazi döneminde yazılı bir antlaşma metni günümüze ulaşmamıştır. Beyliğin dış ilişkileri komşu tekfurlar, Bizans merkezi yönetimi, Germiyanoğulları ve İlhanlı egemenliği altındaki Anadolu Selçuklu yönetimi ile sürdürüldü. Bu ilişkiler yazılı antlaşmalardan çok sözlü anlaşmalar, evlilik bağları ve haraç düzenlemeleri biçimindeydi.
Bizans tekfurlarıyla ilişkiler Osman'ın en dikkat çeken diplomatik alanıdır. Bilecik tekfuru ile uzun yıllar süren dostluk, Harmankaya tekfuru Köse Mihal ile kurulan ittifak ve sonraki dönüşümü, Osman'ın komşularını düşmanlaştırmak yerine bölmeyi tercih ettiğini gösterir. Köse Mihal, Osman'a hem Bizans kaleleri hakkında bilgi sağladı hem de Sakarya vadisindeki fetihlerde rehberlik etti. Sonradan Müslüman olarak Osman'ın en yakın komutanlarından biri oldu.
Bizans merkezi ile ilişki ise düşmanlıktı. İmparator II. Andronikos, 1302 yenilgisinden sonra Osman'a karşı doğrudan bir sefer düzenleyemedi; 1303-1304'te Katalan paralı askerlerini (Katalan Kumpanyası) Anadolu'ya gönderdi. Katalanlar Batı Anadolu'da bazı Türkmen beyliklerini yendi ama Osman'ın bölgesine kalıcı bir darbe vuramadı ve 1305'ten sonra Trakya'ya çekilerek Bizans'a karşı döndü. Bu gelişme, Osman'ın Bithynia'da rahat hareket etmesini sağladı.
İlhanlı egemenliği, Anadolu'daki bütün beylikler gibi Osman'ın beyliğini de nominal olarak kapsıyordu. İlhanlı hükümdarı Gazan Han ve halefi Olcaytu döneminde Anadolu'daki Moğol valileri uç beylerinden vergi ve asker talep ediyordu. Osman'ın beyliği Moğol merkezlerinden uzak olduğu için bu baskıyı daha az hissetti; kroniklerde Osman'ın Moğol vergisini ödemeyi reddettiğine dair bir anlatı yoktur. 1308'de Anadolu Selçuklu hanedanının sona ermesiyle Osman, üstünde herhangi bir Türk hükümdar tanımayan bir bey haline geldi.
Türkmen beylikleriyle ilişkilerde Germiyanoğulları rakip, Ahi çevreleri ve Karesi Beyliği ise uzak müttefik konumundaydı. Kroniklerde Osman'ın Germiyan saldırısını püskürttüğü ve Çavdar Tatarlarının Karacahisar pazarına yaptığı baskını Orhan Gazi'nin karşıladığı anlatılır. Bu olaylar, Osman'ın batıdaki Bizans hedeflerine yönelirken doğu sınırını savunmak zorunda kaldığını gösterir.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
07 / 13 · 1 dkOsman Gazi döneminin ekonomisi göçebe hayvancılık, tarım ve gaza ganimetine dayanıyordu. Kayı boyu yazın Domaniç yaylasına çıkıyor, kışın Söğüt'e iniyordu. Sürüler, halı ve dokuma ürünleri Bilecik ve Karacahisar pazarlarında satılıyordu. Beyliğin toprakları genişledikçe yerleşik tarım ve şehir ekonomisi ağırlık kazandı; Bilecik, Yenişehir ve Karacahisar'da Türkmen nüfus yerleşti.
Vergi düzeninin başlangıcına dair en bilinen anlatı, Aşıkpaşazade'nin bac (pazar vergisi) hikâyesidir. Karacahisar pazarında Germiyan tarafından gelen bir adam, her satılan yükten pay alma hakkını satın almak istedi. Osman önce "Bu adamlar malı kendi kazandı, ben niçin alayım?" diyerek reddetti; sonra bunun eski bir hükümdar geleneği olduğu anlatılınca her yükten iki akçe alınmasına karar verdi. Bu hikâye, Osman'ın hükümdarlık yetkilerini yavaş yavaş öğrendiğini ve vergi koyma hakkının egemenlik işareti olduğunu anlatır.
Osman'ın kendi adına para bastırıp bastırmadığı tartışmalıdır. 1980'li yıllarda yayımlanan ve üzerinde "Osman bin Ertuğrul" ibaresi okunduğu ileri sürülen bir gümüş sikke, bazı tarihçiler tarafından Osman'a ait ilk Osmanlı parası kabul edilir; diğer tarihçiler okumayı ve tarihlendirmeyi şüpheli bulur. Kesin olarak bilinen ilk Osmanlı sikkesi Orhan Gazi dönemine ait 1327 tarihli akçedir. Bu yüzden Osman döneminde Selçuklu ve İlhanlı paralarının kullanıldığı kabul edilir.
Toprak düzeninde tımar sisteminin ilk biçimi görülür. Alınan kaleler ve çevresindeki köyler, Osman'ın silah arkadaşlarına gelir kaynağı olarak dağıtıldı. Kroniklerde Karacahisar'ın Orhan Gazi'ye, İnönü'nün Gündüz Bey'e, Yarhisar'ın Hasan Alp'e, İnegöl'ün Turgut Alp'e verilmesi bu uygulamanın örnekleridir. Alp, verilen toprağın gelirini alır, karşılığında savaşta belli sayıda atlı ile katılırdı. Bu düzen sonraki yüzyılda kanunla düzenlenerek Osmanlı ordusunun temeli olan tımarlı sipahi sistemine dönüştü.
Ticaret yolları bakımından beylik, İstanbul'u Anadolu'nun içine bağlayan yol üzerindeydi. Bursa ve İznik'in Bizans elinde olması nedeniyle bu yol Osman döneminde henüz Osmanlı denetiminde değildi. Bursa'nın 1326'da alınması ile ipek ticaretinin merkezi Osmanlı eline geçecek ve şehir Orhan Gazi döneminde beyliğin ekonomik başkenti olacaktı. Osman döneminde Hristiyan köylülerin yerinde bırakılması ve ağır vergi konmaması, üretimin sürmesini sağladı.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
08 / 13 · 1 dkOsman Gazi döneminden günümüze ulaşan bir yapı yoktur. Bazı kaynaklarda onun yaptırdığı bir eser geçmez. Beyliğin merkezleri olan Söğüt, Karacahisar ve Yenişehir'de ahşap ve kerpiç yapılar kullanılmış, kalelerdeki mevcut Bizans yapıları onarılarak kullanılmıştır. Karacahisar'daki kilisenin camiye çevrilmesi, Osmanlı mimarlık tarihinde bir yapının işlev değiştirmesinin bilinen ilk örneğidir.
Söğüt'teki Ertuğrul Gazi Türbesi, Osman'ın babası için yaptırıldığı kabul edilen yapıdır; bugünkü biçimi büyük ölçüde Orhan Gazi döneminde ve daha sonra II. Abdülhamid döneminde yapılan onarımların ürünüdür. Osman'ın kendi türbesi Bursa'da Tophane semtindedir. Bu yapı aslında Bursa'nın fethinden sonra Osman'ın vasiyeti üzerine gömüldüğü, Bizans döneminden kalma Gümüşlü Kümbet adlı şapeldi. 1855 Bursa depreminde yıkıldı; bugünkü türbe 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından yeniden yaptırıldı.
Dönemin kültür hayatı, Ahi zaviyeleri ve dervişler çevresinde şekillendi. Şeyh Edebali'nin Bilecik'teki zaviyesi, beyliğin dini ve hukuki danışma merkeziydi; Edebali'nin damadı Dursun Fakih, ilk kadı ve ilk hutbeyi okuyan kişi olarak anılır. Bu iki isim Osmanlı ulema (din alimleri) sınıfının başlangıcını temsil eder. Bilecik'te Edebali Türbesi ve Dursun Fakih'in mezarı bugün ziyaret edilmektedir.
Osman'ın okuma yazma bilip bilmediği bilinmiyor; kendi kaleminden çıkmış bir belge yoktur. Kroniklerde ona atfedilen "Osman Gazi vasiyeti" ve şiir biçimindeki öğütler, on beşinci yüzyıl yazarlarının kalemidir. Osman döneminde yazılmış bir vakfiye ya da ferman günümüze ulaşmamıştır; Orhan Gazi dönemine ait 1324 tarihli Mekece vakfiyesi, Osmanlıların bilinen en eski belgesidir ve Osman'ın çocuklarının adlarının kaynaklarından biridir.
Osman Gazi'nin adı, Osmanlı devlet töreninde yüzyıllar boyu yaşadı. Yeni tahta çıkan padişahların Eyüp'te kılıç kuşanması törenlerinde Osman Gazi'nin kılıcının kullanıldığı kabul edilirdi. Topkapı Sarayı'nda Osman'a atfedilen kılıç ve sancak korunmaktadır; bunların gerçekten ona ait olup olmadığı belirsizdir. Osman'ın adına Bursa'da Osmangazi ilçesi, Söğüt'te her yıl eylül ayında düzenlenen Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Yörük Şenlikleri, kuruluş hafızasının bugünkü taşıyıcılarıdır.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
09 / 13 · 2 dkOsman Gazi'nin iki eşi bilinir. Malhun Hatun (Mal Hatun, Bala Hatun adlarıyla da anılır), bazı kaynaklara göre Osman'ın 1280 dolaylarında evlendiği ilk eşidir ve Orhan Gazi'nin annesidir. Kökeni hakkında kaynaklar farklı bilgi verir: bazı kroniklerde Şeyh Edebali'nin kızı, 1324 tarihli Mekece vakfiyesinde ise Ömer Bey'in kızı olarak geçer. Tarihçilerin çoğu vakfiyeyi esas alarak Malhun Hatun'un Anadolu Türkmen beylerinden Ömer Bey'in kızı olduğunu, Edebali'nin kızının ise ayrı bir kişi olduğunu kabul eder. Bazı kaynaklarda ölümü 1324 dolaylarında, Bursa'da gösterilir.
Rabia Bala Hatun, Şeyh Edebali'nin kızıdır. Bazı kaynaklara göre Osman ile 1289 yılında evlendi ve Alaeddin Paşa'nın annesidir. 1324 dolaylarında Söğüt'te öldü; mezarı Bilecik'te, babası Edebali'nin türbesinin yanındadır. İki eşin adlarının ve annelik ilişkilerinin kroniklerde birbirine karışması, Osman'ın aile hayatı hakkındaki bilgilerin ne kadar dolaylı olduğunu gösterir. Popüler kültürde bu iki eş sık sık tek kişi olarak sunulur; kaynaklar iki ayrı kadından söz eder.
Kaynaklarda Osman'ın çocukları şunlardır. Orhan Gazi (6 Şubat 1281 doğumlu, Söğüt), Malhun Hatun'dan olan oğlu ve halefidir; 1326'dan 1362'ye kadar ikinci Osmanlı padişahı olarak hüküm sürdü. Alaeddin Paşa (doğum yılı bilinmez, 1333 dolaylarında Bursa'da öldü), Rabia Bala Hatun'dan olan oğludur; kroniklere göre taht hakkından kardeşi lehine vazgeçti ve Orhan Gazi'nin veziri olarak devletin ilk kurumlarını düzenledi. Mezarı Bursa'dadır.
Fatma Hatun (1284 dolaylarında Söğüt'te doğdu, 1347 dolaylarında öldü, Bursa'da gömüldü) Osman'ın bilinen tek kızıdır; annesi bazı kaynaklarda belirtilmez. Çoban Bey (Çobanbey), Bursa'da gömülü olan oğludur; 1283 dolaylarında doğduğu ve 1337 dolaylarında öldüğü kabul edilir. Pazarlı Bey'in doğumu 1285, ölümü 1311 dolaylarında; Hamid Bey'in doğumu 1288, ölümü 1329 dolaylarında; Melik Bey'in doğumu 1290, ölümü 1366 dolaylarında; Savcı Bey'in doğum ve ölüm yılı kesin değildir. Bu dört oğlun adları 1324 tarihli Mekece vakfiyesindeki şahit listesinden bilinir; hayatları hakkında başka bilgi yoktur. Bu çocukların anneleri bazı kaynaklarda belirtilmez.
Osman'ın kardeşi Gündüz Bey, bazı kaynaklara göre 1245 dolaylarında Söğüt'te doğdu ve 1299 dolaylarında İnegöl'de öldü; mezarı İnegöl'dedir. Oğulları Aydoğdu Bey ve Aktimur Bey, Osman'ın seferlerinde komutanlık yaptı. Diğer kardeşi Saru Batu Savcı Bey, Ertuğrul Gazi'nin oğlu olarak bazı kaynaklarda geçer; kroniklerde oğlu Bay Hoca'nın Karacahisar savaşında öldüğü anlatılır. Harem düzeni bu dönemde henüz yoktu; eşler ve çocuklar boy beyinin çadır ve konak hanesinde birlikte yaşıyordu.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
10 / 13 · 1 dkOsman Gazi'nin çağdaşı tarafından yazılmış bir tasviri yoktur. Bizans tarihçisi Pahimeres onu yalnızca bir Türkmen reisi olarak anar ve kişiliğinden söz etmez. On beşinci ve on altıncı yüzyıl Osmanlı kronikleri ise onu uzun boylu, esmer tenli, geniş omuzlu ve güçlü kollu biri olarak tasvir eder; "Kara Osman" lakabı bu tasvirlerle ilişkilendirilir. Bu tasvirler kalıplaşmış hükümdar imgeleri olduğu için tarihçiler tarafından gerçek bir portre sayılmaz.
Kişiliğine dair anlatılar, adalet ve cömertlik üzerine kuruludur. Aşıkpaşazade'ye göre Osman ganimetten kendine pay ayırmaz, her şeyi gazilere dağıtırdı. Bac hikâyesinde vergi koymayı reddetmesi, komşu tekfurlara verdiği sözleri tutması ve Bilecik halkını korumak için verdiği emirler bu imgeyi güçlendirir. Kaynaklar ayrıca onun Şeyh Edebali ve dervişlere derin saygı gösterdiğini, alimlerin sözünü dinlediğini vurgular. Bu vurgular, kuruluş anlatısının dini meşruiyet kaygısıyla da açıklanır.
Günlük hayatı bir uç beyinin hayatıydı: yaz aylarında Domaniç yaylasında çadırda, kış aylarında Söğüt'te kerpiç evde yaşıyordu. Boyun sürülerinin, pazarlarının ve savaşçılarının işleriyle ilgileniyordu. Avcılık, at binme ve ok atma günlük uğraşlarındandı. Yenişehir'e taşındıktan sonra bile boy geleneklerinden vazgeçmedi; Bizans şehirlerinin taş saraylarında yaşamayı seçmedi.
Osman'ın son yıllarında nikris (gut) hastalığından dolayı yürüyemez hale geldiği kroniklerde açıkça yazılıdır. Bu hastalık Osmanlı hanedanında sonraki kuşaklarda da görülecek, Orhan Gazi ve Murad Hüdavendigar'ın da aynı dertten şikâyet ettiği anlatılacaktır. Hastalığı nedeniyle Bursa kuşatmasının son yıllarını Söğüt'te ya da Yenişehir'de geçirdi. Vasiyetinde Bursa'ya gömülmek istemesi, şehri alma kararlılığını gösteren bir ayrıntı olarak anlatılır.
Ölümü ve Sonrası
11 / 13 · 1 dkOsman Gazi'nin ölüm tarihi kesin değildir. Bazı kaynaklarda ölümü 1 Ağustos 1326, Söğüt olarak geçer. Osmanlı kronikleri de ölümünü Bursa'nın fethi olan 1326 yılına yerleştirir. Ancak 1324 tarihli Mekece vakfiyesinde Orhan Gazi'nin bey olarak anılması, bazı tarihçileri Osman'ın 1323 ya da 1324'te öldüğü ya da en azından yönetimi o tarihte Orhan Gazi'ye devrettiği görüşüne götürmüştür. Bazı kaynaklarda saltanat bitişinin 21 Ağustos 1324 olarak gösterilmesi bu ikinci görüşü yansıtır. Ölüm sebebi olarak nikris hastalığı gösterilir; şiddet ya da zehirlenme iddiası yoktur.
Osman'ın Söğüt'te öldüğü ve önce orada, babası Ertuğrul Gazi'nin yanına gömüldüğü kabul edilir. Vasiyeti üzerine, Bursa alındıktan sonra naaşı şehre taşındı ve Tophane'deki Gümüşlü Kümbet'e defnedildi. Kroniklere göre Osman "Beni Bursa'da şu gümüşlü kubbenin altına gömün" demişti; bu söz hem Bursa'nın alınacağına olan inancını hem de beyliğin merkezinin artık şehir olacağını anlatır. Türbe 1855 depreminde yıkıldı, 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından bugünkü biçimiyle yeniden yaptırıldı ve Osman Gazi Türbesi olarak Orhan Gazi Türbesi'nin yanında ziyaret edilmektedir.
Taht devri sorunsuz oldu. Kroniklerde Osman'ın ölümünden sonra beylerin toplanıp Orhan Gazi'yi bey seçtiği, Alaeddin Paşa'nın "Babamızın duası ve himmeti seninle olsun" diyerek kardeşine tabi olduğu anlatılır. Alaeddin'in taht hakkından vazgeçip vezir olması, Osmanlı tarihinde kardeşler arasında kan dökülmeden gerçekleşen tek taht devri olarak anılır. Orhan Gazi, Bursa'yı başkent yaptı, babasının naaşını oraya taşıdı ve ilk Osmanlı sikkesini bastırdı.
Osman'ın ölümü ile beylik, üç şehir merkezi (Bursa, Yenişehir, Karacahisar), Sakarya'dan Uludağ'a uzanan bir toprak ve deneyimli bir komutan kadrosu bırakmış oldu. İznik, İzmit ve Karesi toprakları Orhan Gazi döneminde alınacak; Osman'ın başlattığı Bizans'a yönelik gaza, bir kuşak sonra Rumeli'ye taşınacaktı.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
12 / 13 · 2 dkOsmanlı tarih yazımında Osman Gazi, devletin kurucusu ve hanedanın "gazi" kimliğinin kaynağı olarak anıldı. On beşinci yüzyıl kronikleri (Ahmedî'nin Dasitan'ı, Aşıkpaşazade'nin Tevarih-i Al-i Osman'ı, Neşri'nin Cihannüma'sı, Oruç Bey Tarihi) onu adaletli, cömert ve dindar bir gazi hükümdar olarak sunar. On altıncı yüzyıldan itibaren soyu Oğuz Han'a bağlayan şecereler yazıldı; Kayı boyu ve Kayı damgası hanedanın simgesi haline getirildi. Bu şecerelerin tarihi gerçeklikten çok meşruiyet amacı taşıdığı bugün kabul edilir.
Cumhuriyet dönemi Türk tarihçiliğinde Osman'ı tartışan ilk büyük eser Mehmed Fuad Köprülü'nün 1934'te Paris'te verdiği derslere dayanan "Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu" adlı çalışmasıdır. Köprülü, kuruluşu Anadolu'daki Türkmen nüfus hareketi, Ahi ve derviş teşkilatları ve Selçuklu kurumlarının devamı ile açıkladı. Halil İnalcık, Osman'ın kariyerini 1302 Koyunhisar zaferi çevresinde yeniden kurdu ve kuruluş tarihini bu savaşa bağladı. İnalcık ayrıca Osman'ın Bilecik ve Yenişehir çevresindeki fetihlerini yerel Bizans kaynaklarıyla karşılaştırarak kroniklerin coğrafyasının gerçekçi olduğunu gösterdi.
Yabancı tarihçiler arasında tartışma, kuruluşun itici gücü üzerinedir. Herbert Gibbons 1916'da Osmanlıların Bizans'tan din değiştiren bir nüfusla kurulduğunu ileri sürdü; bu görüş Köprülü tarafından reddedildi. Paul Wittek 1938'de "gaza tezi"ni ortaya attı: Osman'ın beyliği, din uğruna savaşan gazilerin ideolojisiyle büyümüştü. Rudi Paul Lindner 1983'te gazi kimliğini sonradan yazılmış bir kurgu sayarak boy yapısını öne çıkardı. Cemal Kafadar 1995 tarihli "İki Cihan Aresinde" adlı kitabında iki görüşü birleştirdi ve uç toplumunun karışık, esnek kimliğine dikkat çekti. Colin Imber, Osman dönemini kaynak yokluğu nedeniyle "kara delik" olarak nitelendirdi; Heath Lowry ise Bizans yerel unsurlarının Osmanlı yönetimine katılımını vurguladı.
Tartışmanın odağı, Osman'ın gerçek kişiliği ile kroniklerdeki imgesi arasındaki mesafedir. Çağdaş tek kaynak olan Pahimeres, yalnızca 1302 savaşını ve Osman'ın Bithynia'daki baskısını aktarır. 1324 Mekece vakfiyesi ve 1327 tarihli Orhan Gazi sikkesi, hanedanın ilk kuşağına dair en sağlam belgelerdir. Bu yüzden Osman hakkında yazılan her ayrıntılı anlatı, on beşinci yüzyıl kroniklerinin süzgecinden geçmiştir; tarihçiler bu anlatıları toptan reddetmek yerine coğrafya, isim ve olay örgüsü bakımından doğrulanabilir kısımlarını ayırt etmeye çalışır.
Popüler kültürde Osman Gazi, 2019'da yayınlanmaya başlayan "Kuruluş: Osman" dizisiyle geniş kitlelere ulaştı; dizi babasını konu alan "Diriliş: Ertuğrul" dizisinin devamı olarak çekildi. Bu dizilerde anlatılan olayların büyük kısmı kurgudur; Bala Hatun ve Malhun Hatun'un iki ayrı karakter olarak işlenmesi kaynaklara uygun, olayların sırası ve savaşlar ise büyük ölçüde senaryo ürünüdür. Osman'ın adı Bursa'daki Osmangazi ilçesinde, Osmangazi Köprüsü'nde, birçok okul, cadde ve kışlada yaşamaktadır. Söğüt'teki Ertuğrul Gazi Türbesi çevresinde her yıl düzenlenen şenlikler, Osman ve babasının hatırasını yaşatan en eski halk törenidir.
Aynı Yıllarda Dünya
13 / 13 · 1 dkOsman Gazi'nin yaşadığı 1258-1326 yılları, Moğol İmparatorluğu'nun dünyayı şekillendirdiği dönemdir. 1258'de Hülagü Bağdat'ı alıp Abbasi halifeliğine son verdi; Anadolu, İran merkezli İlhanlı Devleti'nin egemenliğine girdi. Gazan Han 1295'te İslam'ı kabul etti ve İlhanlılar Anadolu'yu valilerle yönetti. Mısır'daki Memlükler Moğolları durduran güç olarak öne çıktı; 1291'de Akka'yı alarak Haçlı varlığını Suriye kıyısından sildi. Çin'de Kubilay Han'ın kurduğu Yuan Hanedanı hüküm sürüyor, Marco Polo 1295'te Venedik'e dönüyordu.
Bizans İmparatorluğu, 1261'de İstanbul'u Latinlerden geri almış ama Anadolu'daki topraklarını Türkmen beyliklerine kaptırıyordu. II. Andronikos Palaiologos (1282-1328) döneminde imparatorluk donanmasını dağıttı, Katalan Kumpanyası'nı 1303'te Anadolu'ya gönderdi ve bu paralı askerler kısa sürede Bizans'a karşı döndü. Balkanlar'da Sırp Kralı II. Milutin güçleniyor, Bulgar Çarlığı zayıflıyordu.
Batı Avrupa'da Fransa Kralı IV. Philippe, Papalık ile çatıştı; 1309'da Papalık Avignon'a taşındı ve 1312'de Tapınak Şövalyeleri dağıtıldı. İskoçya 1314 Bannockburn zaferiyle İngiltere'ye karşı bağımsızlığını korudu. 1315-1317 Büyük Kıtlığı Kuzey Avrupa'da nüfusu azalttı. İtalya'da Dante "İlahi Komedya"yı yazıyor, Giotto Padova'da fresklerini boyuyordu. Hindistan'da Delhi Sultanı Alaeddin Halaci (1296-1316) Moğol akınlarını durdurdu. Afrika'da Mali hükümdarı Mansa Musa 1324'te Mekke'ye giderken dağıttığı altınla Kahire'de fiyatları düşürdü. Amerika kıtası Avrupa'ya kapalıydı; Aztekler efsaneye göre 1325'te Tenochtitlan'ı kurdu.
Kronoloji
30 olay- 13. yüzyıl
Kösedağ Savaşı: Anadolu Selçukluları Moğollara yenildi; uç beylikleri için bağımsızlık zemini doğdu.
Bazı kaynaklara göre Söğüt'te doğdu; tarih kesin değildir, 1254 ile 1258 arasında yıllar verilir.
Ertuğrul Gazi öldü; kaynaklarda 1280, 1281 ve 1288 yılları verilir. Söğüt'te gömüldü.
Bazı kaynaklara göre Malhun Hatun ile evlendi; Orhan Gazi bu evlilikten doğdu.
Osman, Kayı boyunun beyi oldu; amcası Dündar Bey ile rekabet bazı kroniklerde anlatılır.
Oğlu Orhan Gazi, bazı kaynaklara göre Söğüt'te doğdu.
Karacahisar alındı; kilise camiye çevrildi, Dursun Fakih Osman adına hutbe okudu. Tarih 1299 olarak da verilir.
Bazı kaynaklara göre Şeyh Edebali'nin kızı Rabia Bala Hatun ile evlendi.
Bilecik, Yarhisar ve İnegöl alındı; Yenişehir kurularak beylik merkezi oldu.
Kardeşi Gündüz Bey, bazı kaynaklara göre İnegöl'de öldü.
Bazı kaynaklarda saltanat başlangıcı; geleneksel kabule göre Osmanlı Devleti'nin kuruluşu.
- 14. yüzyıl
Koyunhisar (Bapheus) Muharebesi: Bizans ordusu İzmit yakınlarında yenildi; çağdaş Bizans kaynağında kayıtlı ilk Osmanlı zaferi.
Dimbos Muharebesi: Bursa, Kestel, Kite ve Adranos tekfurlarının birleşik ordusu yenildi.
Bizans, Katalan Kumpanyası'nı Anadolu'ya gönderdi; Katalanlar Osman'ın bölgesine ulaşamadı.
Sakarya vadisinde Lefke, Mekece, Akhisar ve Geyve alındı; kroniklerde bu fetihler 1304-1308 arasına yerleştirilir.
Anadolu Selçuklu hanedanı sona erdi; Osman üstünde Türk hükümdar tanımayan bir bey haline geldi.
Oğlu Pazarlı Bey, bazı kaynaklara göre öldü.
Bursa Kuşatması başladı; şehir çevresine Aktimur ve Balabancık komutasında iki hisar yaptırıldı.
Kroniklere göre Mudanya alındı; Bursa'nın deniz bağlantısı kesildi. Tarih kesin değildir.
Mekece vakfiyesi düzenlendi: Orhan Gazi'nin adına yazılan bu belge, Osmanlıların günümüze ulaşan en eski belgesidir.
Eşleri Malhun Hatun ve Rabia Bala Hatun bazı kaynaklara göre bu yıl öldü.
Bazı kaynaklarda saltanat bitişi; bazı tarihçilere göre yönetim bu tarihte Orhan Gazi'ye geçti.
Oğlu Savcı Bey, bazı kaynaklara göre öldü.
Vasiyeti üzerine naaşı Bursa'ya taşınıp Tophane'deki Gümüşlü Kümbet'e defnedildi; Orhan Gazi bey seçildi.
Bursa, Orhan Gazi komutasındaki kuvvetlere teslim oldu.
Bazı kaynaklara göre Söğüt'te öldü; Osmanlı kronikleri ölümünü 1326'ya, bazı tarihçiler 1323-1324'e yerleştirir.
Orhan Gazi ilk Osmanlı akçesini bastırdı; sikkede Osman'ın adı baba adı olarak geçer.
Oğlu Alaeddin Paşa, bazı kaynaklara göre Bursa'da öldü.
- 19. yüzyıl
Bursa depreminde Osman Gazi Türbesi yıkıldı.
Sultan Abdülaziz türbeyi bugünkü biçimiyle yeniden yaptırdı.
Savaşlar ve Seferler
6 kayıtAntlaşmalar
2 antlaşmaEserleri
3 eserTuğrası
Padişah nişanıOsman bin Ertuğrul
Osman Gazi'ye ait özgün bir tuğra günümüze ulaşmamıştır; adına gösterilen tuğra sonraki yüzyıllarda kurgulanmış bir örnektir ve Osmanlı tuğrasının klasik biçimini yansıtmaz. Bilinen en eski gerçek Osmanlı tuğrası oğlu Orhan Gazi'nin 1324 tarihli Mekece vakfiyesindeki tuğradır. Bu yüzden Osman Gazi maddesindeki tuğra bir temsil olarak sunulur.
- Anlamı
- Ertuğrul oğlu Osman
- Okunuşu
- Osmân Gâzî
Aile Ağacı
19 kişi
5. kuşakBayındır
4. kuşakKızıl Boğa1127
3. kuşakKaya Alp
2. kuşakSüleyman Şah
1. kuşakErtuğrul Gazi
KendisiOsman Gazi1299-1324
Ertuğrul Gazi1280-1288
Halime Hatun1250-1300
Malhun Hatun1280-1324
Rabia Bala Hatun1289-1324
Osman Gazi1299-1324
Orhan Gazi1326-1362
Alaeddin Paşa1333
Fatma Hatun1284
Çoban Bey1283
Pazarlı Bey1285
Hamid Bey1288
Melik Bey1290
Savcı Bey1325
Gündüz Bey1245-1299
Saru Batu Savcı BeySözleri
Oğul! Şeriata uymayan, ahiretten korkmayan hiçbir işe yaklaşma. Dünya sana daimî değildir, kimseye de kalmamıştır.
Osman Gazi'nin Orhan Gazi'ye vasiyeti; Aşıkpaşazade Tarihi'ndeki metnin sadeleştirilmiş biçimi (rivayet)Bizim maksadımız kuru kavga ve cihangirlik değil, Allah'ın rızasını kazanmaktır.
Vasiyetname geleneğinde Osman Gazi'ye atfedilen söz (rivayet)Çağdaşları
6 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruOsman Gazi'nin annesi ve babası kimdir?
Osman Gazi'nin eşleri kimdir?
Osman Gazi dönemi önemli olayları nelerdir?
Osman Gazi'nin kaç çocuğu vardı?
Osman Gazi'nin türbesi nerede?
Osman Gazi'den sonra tahta kim geçti?
Osman Gazi'nin lakabı nedir?
Osman Gazi zamanında alınan ilk vergi nedir?
Osman Gazi kaç yılında ve nerede doğdu?
Osman Gazi nasıl ve kaç yaşında öldü?
Osman Gazi'nin kurduğu Osmanlı Devleti neden 1299'da kuruldu sayılır?
Osman Gazi hangi savaşları kazandı?
Osman Gazi'nin rüyası nedir?
Osman Gazi Selçuklulara bağlı mıydı?
Osman Gazi hangi dizide anlatıldı?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026