Minyatür üslubunda portreOrhan Gazi
اورخان غازىOrhan·Orhan Bey·Sultan Orhan·I. Orhan
Orhan Gazi, 1326-1362 yılları arasında hüküm süren ikinci Osmanlı padişahıdır. Bursa'yı başkent yaptı, İznik ve İzmit'i aldı, Gelibolu ile Rumeli'ye geçti.
Orhan Gazi Kimdir?
20 dk okumaOrhan Gazi, Osmanlı Devleti'nin ikinci hükümdarı ve kurucu Osman Gazi'nin oğludur. Otuz altı yıl süren saltanatında (1326-1362) babasından devraldığı uç beyliğini, üç büyük şehri (Bursa, İznik, İzmit), Karesi Beyliği topraklarını ve Rumeli'de Gelibolu Yarımadası'nı içine alan bir devlete dönüştürdü. İlk Osmanlı sikkesini bastırdı, ilk medreseyi kurdu, ilk düzenli piyade ve süvari birliklerini oluşturdu; "sultan" unvanını kitabelerinde kullanan ilk Osmanlı hükümdarıdır. Bazı kaynaklara göre 6 Şubat 1281'de Söğüt'te doğdu. Annesi Malhun Hatun, babası Osman Gazi'dir. Babasının hastalığı nedeniyle Bursa kuşatmasını 1320'lerden itibaren fiilen o yönetti; şehir 6 Nisan 1326'da ona teslim oldu ve başkent yapıldı. 1329'da Pelekanon'da Bizans İmparatoru III. Andronikos'u yendi; 2 Mart 1331'de İznik'i, 1337'de İzmit'i aldı. Bizans iç savaşında VI. İoannis Kantakuzinos'un müttefiki olarak 1346'da onun kızı Teodora ile evlendi. Oğlu Süleyman Paşa 1352'de Çimpe kalesini, 1354'te Gelibolu'yu ele geçirerek Osmanlıları Avrupa'ya taşıdı. Orhan Gazi'nin saltanatı, Osmanlı Devleti'nin bir boy beyliğinden yerleşik bir devlete geçişinin dönemidir. Bursa'nın ipek ticareti, İznik'in ilim hayatı ve Marmara kıyılarının denizciliği bu dönemde Osmanlı ekonomisine katıldı. Kardeşi Alaeddin Paşa ve vezirleri Nizamüddin Ahmed Paşa, Hacı Paşa ve Sinanüddin Fakih Yusuf Paşa ile devletin ilk kurumlarını düzenledi. 1362 yılının Mart ayında Bursa'da öldü ve babasının yanına gömüldü. Bu madde Orhan Gazi'nin hayatını, saltanatını, savaşlarını, Bizans ile ilişkilerini, ekonomik ve kültürel düzenlemelerini, aile ağacını ve tarihçilerin değerlendirmelerini bir arada sunar. Kesin olmayan tarihler ve tartışmalı olaylar açıkça belirtilir.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 12 · 2 dkOrhan Gazi, bazı kaynaklara göre 6 Şubat 1281'de Söğüt'te doğdu. Bu tarih geç dönem kroniklerinin verdiği yıla dayanır; bazı kaynaklar doğumunu 1281 yerine 1288 yılına yerleştirir. Babası Osman Gazi, o doğduğunda Kayı boyunun beyi olmuştu ya da olmak üzereydi; Ertuğrul Gazi'nin ölümü ile Orhan Gazi'nin doğumu kroniklerde aynı yıllara denk düşer. Annesi Malhun Hatun'dur; 1324 tarihli Mekece vakfiyesinde Ömer Bey'in kızı olarak geçer. Popüler anlatılarda annesinin Şeyh Edebali'nin kızı olduğu söylenir; kaynaklar Edebali'nin kızı Rabia Bala Hatun'u kardeşi Alaeddin Paşa'nın annesi olarak gösterir.
Kardeşleri bazı kaynaklarda Alaeddin Paşa ve Fatma Hatun olarak geçer; Mekece vakfiyesinde Osman'ın diğer oğulları Çoban, Pazarlı, Hamid, Melik ve Savcı'nın adları da bulunur. Alaeddin Paşa, kroniklere göre Orhan Gazi'den taht hakkını istemedi ve onun veziri oldu; iki kardeşin ilişkisi Osmanlı tarihinde kardeş dayanışmasının örneği olarak anlatılır. Fatma Hatun 1347 dolaylarında öldü ve Bursa'ya gömüldü.
Orhan Gazi'nin gençliği, babasının Bizans tekfurlarına karşı yürüttüğü seferlerde geçti. Kroniklere göre Karacahisar'ın fethinden sonra bu şehir ona verildi; Osman'ın yanında Bilecik, Yarhisar ve İnegöl seferlerine katıldı. Bilecik'in fethiyle ilişkilendirilen anlatıda Yarhisar tekfurunun kızı Holofira, Müslüman olup Nilüfer adını alarak Orhan Gazi ile evlendirildi; bu evlilikten Murad Hüdavendigar doğdu. Anlatının ayrıntıları efsanevidir; Nilüfer Hatun'un Bizans kökenli olduğu ve Orhan Gazi'nin ilk eşlerinden biri olduğu tarihçilerce kabul edilir.
Kroniklerde Orhan Gazi'nin ilk bağımsız komutanlığı, Karacahisar pazarına baskın yapan Çavdar Tatarlarını püskürtmesidir. Sakarya vadisindeki Lefke, Mekece ve Akhisar seferlerinde de görev aldı; Köse Mihal ve Akça Koca ile birlikte Karadeniz yönüne akınlar düzenledi. 1320'lerde Osman'ın nikris hastalığı ağırlaşınca Bursa kuşatmasının yönetimi ona geçti; 1321 dolaylarında Mudanya'nın alınmasıyla Bursa'nın deniz bağlantısı kesildi. 1324 tarihli Mekece vakfiyesinde Orhan Gazi bey olarak anılır; bu belge, yönetimin babasının sağlığında fiilen ona geçtiğini gösterir.
Orhan Gazi'nin eğitimi hakkında kesin bilgi yoktur. Şeyh Edebali ve Dursun Fakih çevresinde yetiştiği, savaş ve yönetim işlerini babasının yanında öğrendiği anlaşılır. Kroniklerde Osman'ın ölüm döşeğinde ona verdiği öğütler, alimlere danışmayı ve gazayı sürdürmeyi içerir. Orhan Gazi'nin sonraki yıllarda İznik'te medrese kurması ve İbn Battuta'nın onun için "Türkmen hükümdarlarının en büyüğü" ifadesini kullanması, bu eğitimin sonuçlarını gösterir.
Tahta Çıkışı
02 / 12 · 1 dkOrhan Gazi'nin tahta çıkışı, Bursa'nın fethi ile babasının ölümünün aynı yıla, 1326'ya denk düşmesiyle şekillendi. Bursa 6 Nisan 1326'da, on yıla yakın süren abluka sonunda teslim oldu. Şehrin tekfuru, kale halkının canına ve malına dokunulmaması karşılığında kapıları Orhan Gazi'ye açtı. Kroniklere göre teslim görüşmesini Köse Mihal yürüttü; tekfur ve isteyen halk otuz bin altın karşılığında şehirden ayrıldı. Bursa'nın alınması, Osmanlıların ele geçirdiği ilk büyük şehirdi ve Orhan Gazi burayı hemen başkent yaptı.
Osman Gazi'nin ölümü bazı kaynaklarda 1 Ağustos 1326 olarak geçer; bazı tarihçiler bu ölümü 1323 ya da 1324'e yerleştirir. Kroniklere göre Osman, Bursa'nın alındığı haberini aldıktan kısa süre sonra öldü. Beyler toplanarak Orhan Gazi'yi bey seçti. Kardeşi Alaeddin Paşa, "Babamızın duası ve himmeti seninle olsun" diyerek tahttan çekildi; Orhan Gazi da ona vezirlik ve Bursa yakınındaki Kete köyünün gelirini verdi. Bu devir, Osmanlı tarihinde kardeşler arasında çatışmasız gerçekleşen tek taht değişikliği olarak anlatılır.
Bazı tarihçiler Mekece vakfiyesine dayanarak Orhan Gazi'nin 1324'ten itibaren bey olduğunu kabul eder; bu görüşe göre Bursa'nın fethi Orhan Gazi'nin kendi saltanatında gerçekleşmiştir. Osmanlı kronikleri ise fethi Osman'ın son zaferi, Orhan Gazi'nin tahta çıkışını ise fethin hemen sonrası olarak anlatır. Her iki görüşte de 1326 yılı Orhan Gazi'nin hükümdarlığının başlangıcı olarak kabul edilir.
Orhan Gazi tahta çıktığında babasının naaşını Söğüt'ten Bursa'ya getirtip Tophane'deki Gümüşlü Kümbet'e defnettirdi. 1327'de kendi adına ilk Osmanlı akçesini bastırdı; sikkede adı "Orhan Gazi bin Osman" biçiminde yazılıdır. Sikke basmak İslam devlet geleneğinde hutbe ile birlikte bağımsızlığın iki işaretinden biriydi. Bu adımla Orhan Gazi, babasının fiilen kurduğu bağımsızlığı hukuken de ilan etmiş oldu. Rakip bir taht iddiacısı çıkmadı; Orhan Gazi otuz altı yıl boyunca tahtını hiçbir iç isyanla paylaşmadı.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
03 / 12 · 2 dkOrhan Gazi döneminde Osmanlı yönetimi, boy beyliğinden şehirli bir devlete geçti. Bursa'nın başkent olması, hükümdarın çadırdan saraya, alplerin ise akıncılıktan idareciliğe geçişini başlattı. Vezirlik makamı bu dönemde yerleşti: kardeşi Alaeddin Paşa ilk vezir sayılır; onu Nizamüddin Ahmed Paşa, Hacı Paşa ve Sinanüddin Fakih Yusuf Paşa izledi. Sinanüddin Yusuf Paşa, Orhan Gazi'nin ölümünden sonra Murad Hüdavendigar'ın ilk yıllarında da görevde kaldı. Bu vezirlerin çoğu Ahi çevresinden gelen alimlerdi; askeri sınıf ile ulema arasındaki denge bu dönemde kuruldu.
Ordu düzeninde iki yenilik yapıldı. Kroniklere göre Alaeddin Paşa ve kadı Çandarlı Kara Halil'in önerisiyle yaya (piyade) ve müsellem (atlı) adlı düzenli birlikler kuruldu. Bu askerler barışta kendilerine verilen toprakları işler, seferde günlük bir akçe ücretle savaşırdı. Yaya askere beyaz börk (keçe başlık) giydirildi; bu başlık Osmanlı askerini diğer Türkmen savaşçılarından ayırdı. Yeniçeri ocağının kuruluşu Murad Hüdavendigar dönemine ait olsa da yaya ve müsellem teşkilatı, maaşlı ve düzenli asker fikrinin başlangıcıdır.
Hukuk ve din işlerinde kadılık teşkilatı genişledi. İznik'in fethinden sonra Davud-i Kayseri, kurulan ilk Osmanlı medresesine müderris atandı; Kayseri, Konya ve Mısır'da öğrenim görmüş olan bu alim, İbn Arabi'nin görüşlerini Osmanlı topraklarına taşıdı. Bursa ve İznik'te kadılar atandı; Çandarlı Kara Halil, Bilecik kadılığından İznik ve Bursa kadılığına yükseldi ve Murad Hüdavendigar döneminde ilk kadıasker (ordu kadısı) ve sonra vezir olacaktı. Ulema sınıfının devlet yönetimine katılımı bu kadro ile başladı.
Orhan Gazi, unvan olarak "bey" yerine "sultan"ı kullanan ilk Osmanlı hükümdarıdır. 1337 tarihli Bursa Şehadet Camii kitabesinde "Sultanların en büyüğü, gazilerin sultanı, ufukların gazisi Orhan Gazi bin Osman" ifadesi yer alır. Bu unvan hem Anadolu beylikleri karşısında üstünlük iddiasını hem de Bizans'a karşı sürdürülen gazanın devletin kimliği haline geldiğini gösterir. Kroniklerde Orhan Gazi'nin "gazi" sıfatıyla anılması da bu kimliğin ürünüdür.
Toprak yönetiminde beylik, sancaklara (askeri ve idari bölgelere) ayrılmaya başladı. Fethedilen şehirler oğullarına ve komutanlara verildi: İzmit ve çevresi Süleyman Paşa'ya, Bursa merkezi Murad'a, Eskişehir bazı kaynaklara göre İbrahim Bey'e bağlandı. Karesi toprakları 1340'larda alındıktan sonra Süleyman Paşa'ya verildi ve Rumeli'ye geçişin üssü oldu. Şehzadelerin sancağa çıkması ve orada tecrübe kazanması geleneği bu dönemde şekillendi.
İç isyan ya da taht mücadelesi Orhan Gazi döneminde görülmedi. Kaynaklarda kayda değer tek iç sarsıntı, 1354 depremi ve 1347-1348 veba salgınının yarattığı toplumsal sıkıntıdır. Orhan Gazi'nin son yıllarında oğlu Halil'in Cenevizli korsanlar tarafından kaçırılması (1356) ve Bizans'ın aracılığıyla kurtarılması (1358), devletin denizde henüz güçsüz olduğunu gösteren bir olay olarak kaydedilir.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
04 / 12 · 3 dkOrhan Gazi'nin askeri hayatı üç aşamada ilerledi: Bithynia'daki Bizans şehirlerinin alınması (1326-1337), Karesi Beyliği'nin ilhakı (1340'lar) ve Rumeli'ye geçiş (1352-1362). Bursa'nın 6 Nisan 1326'da alınmasından sonra hedef, İstanbul'a giden yol üzerindeki İznik (Nikaia) ve İzmit (Nikomedia) oldu. Orhan Gazi bu iki şehri dövmek yerine çevrelerindeki kaleleri alarak ablukaya aldı; kroniklere göre Aydos, Samandıra ve Kartal kaleleri Akça Koca, Konur Alp ve Abdurrahman Gazi tarafından bu yıllarda ele geçirildi.
Pelekanon Muharebesi, 1329 yılının Haziran ayında, İzmit Körfezi'nin güney kıyısında, Pelekanon (bugünkü Darıca ile Eskihisar arası) mevkiinde yapıldı; bazı kaynaklarda yer olarak Nikomedia gösterilir. Bizans İmparatoru III. Andronikos ve başkomutanı İoannis Kantakuzinos, İznik'i kurtarmak amacıyla ordunun başında Anadolu'ya geçti. Osmanlı okçuları tepelere yerleşerek Bizans ordusunu yıprattı; İmparator yaralandı, gece çekilme sırasında ordu dağıldı. Bu savaş, bir Bizans imparatorunun bir Osmanlı hükümdarıyla yaptığı ilk meydan savaşıdır ve Bizans'ın Anadolu'yu kurtarma girişimlerinin sonuncusu oldu.
İznik, 2 Mart 1331'de teslim oldu. Şehir, Pelekanon'dan sonra dış yardım umudunu yitirmiş ve açlıkla karşı karşıya kalmıştı. Orhan Gazi, isteyen halkın şehirden ayrılmasına izin verdi; kalan Rum halkına dokunulmadı. Ayasofya Kilisesi camiye çevrildi, ilk Osmanlı medresesi burada kuruldu. İznik'in alınması, Bizans'ın 1204-1261 arasında başkent yaptığı bir şehrin kaybı olarak Konstantinopolis'te büyük yankı uyandırdı. Bizans, İzmit ve çevresi için Orhan Gazi'ye yıllık haraç ödemeyi kabul etti.
İzmit 1337'de alındı; bazı kaynaklar tarihi 1338 olarak verir. Bizans'ın Bithynia'daki son büyük şehri olan İzmit'in düşmesiyle Marmara'nın güney ve doğu kıyıları Osmanlı eline geçti. Orhan Gazi şehri ve çevresini oğlu Süleyman Paşa'ya verdi. Aynı yıllarda Şile ve Kandıra çevresi ile Karadeniz kıyısı alındı; Üsküdar karşısındaki tepelere kadar uzanan Anadolu yakası Osmanlı denetimine girdi. Bizans, Boğaz'ın Anadolu kıyısında yalnızca birkaç kaleyi elinde tutabildi.
Karesi Beyliği'nin ilhakı, Osmanlıların bir Türkmen beyliğini topraklarına kattığı ilk olaydır. Balıkesir merkezli Karesi Beyliği'nde Demirhan Bey ile kardeşi Dursun Bey arasındaki taht kavgasında Dursun Bey Orhan Gazi'den yardım istedi. Orhan Gazi Balıkesir'e yürüdü; Dursun Bey Bergama önünde öldü, Demirhan Bey teslim oldu ve Bursa'da tutuldu. Karesi topraklarının tamamının Osmanlı'ya geçişi kaynaklarda 1345 ile 1348 arasında farklı tarihlerle verilir. Bu ilhakla Osmanlılar Çanakkale Boğazı kıyısına ulaştı; Karesi'nin deneyimli denizci ve akıncı beyleri Hacı İlbey, Evrenos Bey, Ece Halil ve Gazi Fazıl, Süleyman Paşa'nın emrine girerek Rumeli fetihlerinin komutanları oldu.
Bizans iç savaşı (1341-1347), Orhan Gazi'yi Avrupa'ya taşıdı. İmparator V. İoannis'in naibi olmak isteyen Kantakuzinos, önce Aydınoğlu Umur Bey'in, sonra Orhan Gazi'nin desteğini aldı. Orhan Gazi 1345'te Trakya'ya asker gönderdi; 1346'da Kantakuzinos'un kızı Teodora ile evlenerek ittifakı akrabalığa dönüştürdü. Kantakuzinos 1347'de Konstantinopolis'e girip ortak imparator oldu. Osmanlı birlikleri 1348'de Sırp Çarı Stefan Duşan'a karşı Selanik yönünde savaştı. Kantakuzinos, Orhan Gazi'nin yardımına karşılık Gelibolu Yarımadası'nda Çimpe kalesini Osmanlılara üs olarak verdi.
Dimetoka Savaşı, 1352 yılının Ekim ayında Meriç kıyısındaki Dimetoka yakınlarında yapıldı. Kantakuzinos ile V. İoannis arasında yeniden başlayan iç savaşta, V. İoannis'i destekleyen Sırp ve Bulgar birlikleri Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleriyle karşılaştı. Osmanlılar zafer kazandı; bu savaş, Osmanlıların Avrupa'da Balkan devletlerine karşı kazandığı ilk meydan savaşıdır. Çimpe kalesi bu seferden sonra kalıcı olarak Osmanlı elinde kaldı.
Gelibolu'nun fethi, 1354 yılının 1-2 Mart gecesi Trakya'yı sarsan bir depremin ardından gerçekleşti. Depremde Gelibolu ve çevresindeki kale surları yıkıldı, Rum halkı şehirleri terk etti. Çimpe'deki Süleyman Paşa hemen harekete geçerek Gelibolu, Bolayır ve çevredeki kaleleri işgal etti; Anadolu'dan Türkmen nüfus getirilerek yerleştirildi. Kantakuzinos, Gelibolu'nun geri verilmesi için Orhan Gazi'ye para teklif etti; Orhan Gazi şehri kaderin verdiğini söyleyerek reddetti. Kantakuzinos bu olayın ağırlığıyla 1354 yılının Aralık ayında tahttan çekildi. Gelibolu, Osmanlıların Rumeli'deki ilk kalıcı üssü ve sonraki yüz yılın fetihlerinin kapısı oldu.
İhtiman Muharebesi 1355 yılında bugünkü Bulgaristan'da, Sofya ile Filibe arasındaki İhtiman geçidinde yapıldı. Trakya'dan kuzeybatıya akın yapan Osmanlı birlikleri Bulgar Çarı İvan Aleksandır'ın oğlu Mihail Asen komutasındaki orduyla karşılaştı. Kaynaklarda sonuç tartışmalıdır; her iki taraf da ağır kayıp verdi ve Bulgar tahtının varisi Mihail Asen savaşta öldü. Bu çarpışma, Osmanlıların Bulgar Çarlığı ile ilk doğrudan karşılaşmasıdır.
Süleyman Paşa 1354-1357 arasında Rumeli'de Tekirdağ (Rodosçuk), Malkara, Keşan ve İpsala'yı aldı; kroniklere göre Konurhisar, Hayrabolu ve Çorlu'ya akınlar yapıldı. 1357'de Bolayır yakınında ava çıktığı sırada attan düşerek öldü; bazı kaynaklarda ölüm yılı 1357 olarak geçer. Yerine Rumeli komutanlığına Orhan Gazi'nin oğlu Murad geçti. Orhan Gazi'nin son yıllarında Bizans, Halil'in kurtarılması karşılığında akınların durdurulmasını istedi; 1358 dolaylarında yapılan anlaşmayla akınlar kısa bir süre yavaşladı. Ankara'nın Ahilerden alınması da bazı kaynaklarda Orhan Gazi'nin son yıllarına, 1354 dolaylarına yerleştirilir; şehir kısa süre sonra elden çıkıp 1362'de Murad Hüdavendigar tarafından yeniden alındı.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
05 / 12 · 2 dkOrhan Gazi döneminde Osmanlı dış ilişkileri Bizans merkezli olmakla birlikte Ceneviz, Aydınoğulları, Karesi, Germiyanoğulları ve Bulgar Çarlığı ile de sürdürüldü. Yazılı antlaşma olarak günümüze ulaşan metin yoktur; ancak Bizans tarihçileri Kantakuzinos ve Nikiforos Grigoras, Orhan Gazi ile yapılan anlaşmaların içeriğini ayrıntılı biçimde aktarır.
Bizans ile ilk düzenleme 1333'te yapıldı. İznik'in düşmesinden sonra III. Andronikos, İzmit yönünde ilerleyen Orhan Gazi ile görüştü; Bizans, Bithynia'da elinde kalan kalelere dokunulmaması için yıllık on iki bin altın (hiperpiron) ödemeyi kabul etti. Bu anlaşma Bizans'ın bir Osmanlı hükümdarına haraç ödediği ilk düzenlemedir. İzmit'in 1337'de alınması anlaşmanın kısa ömürlü olduğunu gösterir.
Kantakuzinos ile ittifak, Orhan Gazi'nin en kalıcı dış siyaset adımıdır. 1345'te başlayan askeri destek, 1346'da Teodora ile evlilik, 1347'de Kantakuzinos'un tahta oturması ve 1352'de Çimpe'nin verilmesiyle sürdü. Bizans tarihçileri, Orhan Gazi'nin Kantakuzinos'a Skutari'de (Üsküdar) kayınpederiyle görüştüğünü, Bizans başkentine geçmeden Boğaz'ın Anadolu kıyısında kaldığını yazar. Bu ittifak Osmanlıları Bizans siyasetinin bir aktörü haline getirdi; ancak Kantakuzinos'un 1354'te tahttan çekilmesiyle sona erdi.
V. İoannis Palaiologos ile ilişki, Halil'in kaçırılması olayı üzerinden şekillendi. 1356'da Foça (Phokaia) Cenevizlileri, İzmit Körfezi'nde bir gezinti sırasında Orhan Gazi'nin oğlu Halil'i kaçırıp fidye istedi. Orhan Gazi, İmparator V. İoannis'ten aracılık istedi; İmparator Foça'ya giderek Halil'i kurtardı ve 1358 dolaylarında Konstantinopolis'e getirdi. Karşılığında Halil, İmparatorun kızı İrini ile nişanlandı ve Orhan Gazi Trakya'daki akınları sınırlamayı kabul etti. Bu olay, Osmanlıların henüz bir donanmaya sahip olmadığını ve Bizans'ın aracı rolünü gösterir.
Ceneviz ile ilişki ticari ve askeri oldu. Venedik-Ceneviz savaşı (1350-1355) sırasında Orhan Gazi, kaynaklara göre 1352 dolaylarında Ceneviz ile bir anlaşma yaparak Venedik ve Bizans'a karşı Cenevizlileri destekledi. Cenevizliler Galata'dan Bursa'ya giden ipek ve şap ticaretinde Osmanlı topraklarını kullanıyordu. Aydınoğlu Umur Bey ile ilişki de Bizans iç savaşında ortak müttefiklik biçimindeydi; Umur Bey'in 1348'de İzmir'de ölümünden sonra Kantakuzinos'un tek Türk müttefiki Orhan Gazi kaldı.
Anadolu beylikleriyle ilişkilerde Karesi ilhak edildi, Germiyanoğulları ve Candaroğulları ile barış korundu. Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'nın Ankara yönündeki hareketi, Ahiler ve Eretna Devleti ile sınır teması yarattı. Memlük ve İlhanlı saraylarıyla doğrudan ilişki kaynaklarda geçmez; 1335'te İlhanlı Devleti'nin dağılması Anadolu'daki Moğol baskısını kaldırdı ve Orhan Gazi'nin beyliği bu tarihten sonra hiçbir dış otoriteye vergi ödemedi.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
06 / 12 · 1 dkOrhan Gazi döneminin en önemli ekonomik olayı, 1327'de Bursa'da basılan ilk Osmanlı akçesidir. Gümüş sikke üzerinde "Orhan Gazi bin Osman" adı ve İslami dua ibareleri yer alır; tarih ve darp yeri yazılıdır. Akçe (küçük gümüş para), Osmanlı para sisteminin temeli oldu ve Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar ana ödeme aracı olarak kaldı. Orhan Gazi döneminde akçenin ağırlığı bir dirhemin (yaklaşık 3,2 gram) altında, gümüş ayarı yüksekti. Bakır mangır da bu dönemde basıldı.
Bursa, ipek ticaretinin merkezi olarak Osmanlı ekonomisine katıldı. İran'dan gelen ham ipek Bursa'da işleniyor ve Ceneviz tüccarlarıyla Galata üzerinden İtalya'ya gidiyordu. Orhan Gazi, Bursa'da Bey Hanı (Emir Han) adıyla bilinen ilk Osmanlı hanını yaptırdı; bu han, ipek tüccarlarının konaklama ve depo yeri oldu. Şehirde bedesten, çarşı ve hamam yapıları ile Orhan Gazi Camii çevresinde ticaret merkezi oluştu. İbn Battuta 1331 dolaylarında Bursa'yı "güzel çarşıları ve geniş caddeleri olan büyük bir şehir" diye tanımladı.
Toprak düzeninde tımar sistemi yerleşti. Fethedilen köyler, askeri hizmet karşılığında sipahilere (atlı askerlere) gelir olarak dağıtıldı; yaya ve müsellem askerlerine de çiftlik verildi. Vakıf kurumu bu dönemde devlet eliyle kullanılmaya başlandı: 1324 Mekece vakfiyesi ve Orhan Gazi'nin Bursa, İznik ve Bilecik'teki cami ve imaret vakfiyeleri, hem dini kurumları hem de şehirlerin iskânını finanse etti. Bizans'tan kalan Hristiyan köylüler yerinde bırakıldı; bunlardan cizye (Müslüman olmayanlardan alınan baş vergisi) ve haraç (toprak vergisi) alındı.
Vergi düzeninde Bizans'tan devralınan uygulamalar sürdü. Bursa ve İznik'in teslim şartlarında halkın mallarının korunması, tarımsal üretimin kesintiye uğramamasını sağladı. Pazar vergisi (bac), gümrük ve mukataa (belirli bir gelirin kiralanması) gelirleri hazineyi besledi. Kroniklerde Orhan Gazi'nin hazinesinin ganimet ve haraçla dolduğu, İznik'te ve Bursa'da kurduğu imaretlerde her gün yoksullara yemek dağıtıldığı anlatılır.
Nüfus hareketi ekonomik yapıyı değiştirdi. Anadolu'dan gelen Türkmen boyları Bursa ovası, İznik çevresi ve 1354'ten sonra Gelibolu Yarımadası'na yerleştirildi. Karesi'nin ilhakı ile Osmanlılar Edremit Körfezi ve Çanakkale kıyısındaki limanlara ulaştı; Karesi'nin gemileri Rumeli'ye asker taşımada kullanıldı. 1347-1348 veba salgını (Kara Ölüm) Bursa ve İznik'te de görüldü; kaynaklarda kayıp sayıları yoktur, ancak Bizans şehirlerindeki nüfus azalması Osmanlı fetihlerini kolaylaştırdı.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
07 / 12 · 2 dkOrhan Gazi dönemi, Osmanlı mimarisinin ilk özgün yapılarının ortaya çıktığı dönemdir. Bazı kaynaklarda Orhan Gazi'ye ait eser olarak Bursa'daki Orhan Gazi Camii geçer. Bursa'nın merkezinde, bugün Orhan Gazi Camii adıyla bilinen bu yapı 1339-1340 yıllarında yaptırıldı; ters T planlı, iki eyvanlı (kemerli açık mekânlı) zaviyeli cami tipinin ilk örneklerindendir. Yanında imaret, medrese, han (Bey Hanı) ve hamam ile bir külliye (yapı topluluğu) oluşturdu. Cami 1413'te Karamanoğlu saldırısında yandı, 1417'de onarıldı ve bugün ibadete açıktır.
İznik'te 1331'de kurulan Orhan Gazi Medresesi, ilk Osmanlı medresesidir; Davud-i Kayseri ilk müderrisi oldu. İznik'te ayrıca Orhan Gazi İmareti (1334-1335) yaptırıldı; kazılarla ortaya çıkarılan temelleri Yenişehir Kapısı yakınındadır. İznik Ayasofya'sı camiye çevrildi. Bilecik'te Orhan Gazi Camii ve Şeyh Edebali Türbesi'nin ilk yapısı bu döneme ait kabul edilir. Bursa'daki 1337 tarihli Şehadet Camii kitabesi, Orhan Gazi'nin "sultan" unvanının yazılı ilk belgesidir. Bazı kaynaklarda İznik'teki 1333 tarihli Hacı Özbek Camii, tarihi bilinen en eski Osmanlı camisidir; Orhan Gazi'nin komutanlarından Hacı Özbek tarafından yaptırılmıştır.
Bursa'da Orhan Gazi Türbesi, Osman Gazi Türbesi'nin yanında, Tophane'de bulunur. Orhan Gazi, Bizans döneminden kalan Aya İlya Manastırı'nın kilisesine gömüldü; yapı 1855 depreminde yıkıldı ve 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından yeniden yaptırıldı. Türbenin zemininde Bizans mozaiklerinin bir bölümü korunmuştur. Gelibolu'daki Bolayır'da Süleyman Paşa Türbesi, Rumeli'nin ilk Osmanlı anıtıdır.
İlim hayatında Davud-i Kayseri, Taceddin Kürdi ve Kara Alaeddin adlı alimler İznik ve Bursa'da ders verdi. Davud-i Kayseri'nin İbn Arabi'nin "Fusus" adlı eserine yazdığı şerh, Osmanlı düşüncesinde tasavvufun yerini belirledi. Derviş çevreleri Orhan Gazi'nin himayesinde gelişti: Bursa yakınında Geyikli Baba'ya toprak verildi ve ölümünden sonra türbe ile zaviye yaptırıldı; Abdal Musa ve Abdal Murad kroniklerde Bursa'nın fethine katılan dervişler olarak anılır. Ahi teşkilatı şehir yönetiminde etkisini sürdürdü.
Orhan Gazi döneminden günümüze ulaşan belgeler arasında 1324 Mekece vakfiyesi (Arapça), 1348 tarihli Orhan Gazi vakfiyesi ve Bursa kadı sicillerinin öncülleri sayılabilir. Türkçe yazılı edebiyat henüz saray çevresinde gelişmemişti; ancak Anadolu'da Aşık Paşa'nın 1330 tarihli "Garibname"si ve Gülşehri'nin eserleri Türkçe'nin ilim ve tasavvuf dili haline gelişini gösterir. Orhan Gazi'nin şiir yazdığına dair kayıt yoktur. Kroniklerde onun İznik ve Bursa'daki imaretlerde kendi eliyle yemek dağıttığı anlatılır; bu anlatı hükümdarın halkla ilişkisinin idealize edilmiş bir tasviridir.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
08 / 12 · 2 dkKaynaklarda Orhan Gazi'nin eşleri şunlardır: Asporça Hatun, Todora Kantakuzini (Teodora Hatun) ve Eftandise Hatun. Bunlara Murad Hüdavendigar'ın annesi Nilüfer Hatun eklenir; bazı kaynaklarda Murad Hüdavendigar'ın annesi Nilüfer Sultan adıyla geçer ve Orhan Gazi'nin en bilinen eşidir. Asporça Hatun, bazı kaynaklara göre 1300 dolaylarında Bizans topraklarında doğdu, Orhan Gazi'nin ikinci eşi olarak anılır ve 1362 dolaylarında Bursa'da öldü. Adının Bizanslı bir tekfur ya da soylu ailesinden geldiği kabul edilir; 1323 tarihli bir vakfiyede adı geçer. Çocukları İbrahim Bey ve Şerefullah Bey'dir.
Nilüfer Hatun, kroniklere göre Yarhisar tekfurunun kızı Holofira'dır; Bilecik düğün baskınında ele geçirilip Müslüman olduktan sonra Orhan Gazi ile evlendirildi. Bu anlatının ayrıntıları efsanevidir; ancak Nilüfer'in Bizans kökenli olduğu, Murad Hüdavendigar'ın annesi olduğu ve oğlunun saltanatında valide olarak Bursa'da yaşadığı kabul edilir. Bursa'daki Nilüfer Çayı üzerine yaptırdığı köprü ve İznik'teki Nilüfer Hatun İmareti (1388'de Murad Hüdavendigar tarafından annesi adına yaptırıldı) adını taşır. 1383 dolaylarında öldü ve Bursa'da Orhan Gazi Türbesi'ne gömüldü.
Todora Kantakuzini, Bizans İmparatoru VI. İoannis Kantakuzinos ile İrini Asanina'nın kızıdır. Bazı kaynaklara göre 1332 dolaylarında doğdu; 1346'da Silivri'de yapılan törenle Orhan Gazi ile evlendi. Bizans tarihçileri törenin ayrıntılarını aktarır: Teodora bir platform üzerinde, ipek perdelerin ardında gösterildi ve Bursa'ya gönderildi. Teodora Hristiyan kaldı; Bursa'daki Hristiyan esirlere yardım ettiği kaydedilir. Orhan Gazi'nin ölümünden sonra Konstantinopolis'e döndü ve orada öldü. Oğlu Halil Bey'dir.
Eftandise Hatun, bazı kaynaklara göre 1294 dolaylarında Anadolu'da doğdu, Bursa'da öldü ve orada gömüldü. Süleyman Paşa'nın annesi olarak bazı kaynaklarda geçer; bazı kaynaklar onu Ahi çevresinden bir beyin kızı olarak gösterir. Orhan Gazi'nin eşleri arasında Bizanslı prenses, tekfur kızı ve Anadolu Türkmen kızı yan yana bulunur; bu çeşitlilik, kuruluş dönemi Osmanlı hanedanının hem Bizans hem Anadolu bağlarını gösterir.
Kaynaklarda Orhan Gazi'nin çocukları şunlardır. Süleyman Paşa (1306 dolaylarında doğdu, 1357'de öldü), Eftandise Hatun'dan olan büyük oğludur; "Rumeli Fatihi" olarak anılır, İzmit, Karesi ve Gelibolu'yu yönetti, Bolayır yakınında ava çıktığı sırada attan düşerek öldü ve Bolayır'daki türbesine gömüldü. Murad Hüdavendigar (29 Haziran 1326, Bursa), Nilüfer Hatun'dan olan oğlu ve halefidir; Süleyman Paşa'nın ölümünden sonra Rumeli komutanlığına geçti ve 1362'de tahta çıktı. Halil Bey (1346 dolaylarında doğdu, 1362 dolaylarında öldü), Teodora'dan olan en küçük oğludur; 1356'da Cenevizli korsanlarca kaçırıldı, 1358 dolaylarında kurtarıldı, Bizans prensesi İrini Palaiologina ile nişanlandı ve İzmit'te yaşadı. İbrahim Bey (1310 dolaylarında doğdu, 1362 dolaylarında öldü), Asporça Hatun'dan olan oğludur ve bazı kaynaklarda Eskişehir valisi olarak geçer. Şerefullah Bey, Asporça Hatun'dan olan diğer oğludur; hayatı hakkında bilgi yoktur. Bazı kaynaklarda Kasım adlı bir oğlu ile Fatma ve Hatice adlı kızları da anılır; bazı kaynaklarda bu adlar geçmez.
Harem düzeni Orhan Gazi döneminde henüz saray kurumu değildi; eşler Bursa'daki bey sarayında ve şehzadelerin sancak merkezlerinde yaşadı. Teodora'nın Hristiyan kalması ve Halil'in Bizans prensesiyle nişanlanması, hanedanın Bizans ile evlilik diplomasisini sürdürdüğünü gösterir. Kardeşi Alaeddin Paşa 1333 dolaylarında Bursa'da öldü; mezarı Bursa'da Osman Gazi Türbesi yakınındadır.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
09 / 12 · 1 dkOrhan Gazi'nin çağdaş bir tasviri, Faslı gezgin İbn Battuta'nın seyahatnamesinde bulunur. İbn Battuta 1331 dolaylarında Bursa ve İznik'i ziyaret etti; Orhan Gazi'yi "Türkmen hükümdarlarının en büyüğü, malı, toprağı ve askeri en çok olanı" diye tanımladı. Ona göre Orhan Gazi'nin yaklaşık yüz kalesi vardı, sürekli kaleleri dolaşır, her birinde birkaç gün kalıp durumu denetler ve bir yerde uzun süre oturmazdı. İbn Battuta onun Bizans şehirlerini "sürekli kuşatma altında tutan" bir hükümdar olduğunu yazar. Bu tasvir, Orhan Gazi'nin saltanatının ilk yıllarındaki hareketli yönetim tarzını gösterir.
Osmanlı kronikleri Orhan Gazi'yi uzun boylu, açık tenli, sarıya çalan sakallı ve mavi gözlü olarak tasvir eder; bu tasvirler on beşinci yüzyıl yazarlarına aittir ve kalıplaşmış olabilir. Kişiliğinde öne çıkan özellikler yumuşak huyluluk, cömertlik ve dindarlıktır. Aşıkpaşazade'ye göre Orhan Gazi, İznik'te kurduğu imarette ilk yemeği kendi eliyle dağıttı ve mumu kendi eliyle yaktı. Bizans tarihçisi Kantakuzinos onu güvenilir bir müttefik olarak anlatırken, Nikiforos Grigoras onu Trakya'yı yağmalatan bir "barbar" olarak suçlar; iki tasvir arasındaki fark, yazarların siyasi konumundan kaynaklanır.
Orhan Gazi, alimler ve dervişlerle yakın ilişki kurdu. Davud-i Kayseri'yi İznik'e getirtmesi, Geyikli Baba'ya toprak vermesi ve Bursa'daki Ahi ileri gelenleriyle görüşmesi bu ilginin örnekleridir. Kroniklerde onun kararlarını vezirleriyle danışarak aldığı, kardeşi Alaeddin Paşa'nın önerilerini uyguladığı ve Çandarlı Kara Halil'i kadılıktan yükselttiği anlatılır. Bu tutum, sonraki padişahlarda görülecek olan ulema ile askeri sınıf arasındaki dengeyi kuran ilk örnektir.
Sağlığı hakkında bilgi azdır. Seksen yaşını aşmış olarak ölmesi, dönemin şartlarında uzun bir ömür sürdüğünü gösterir. Son yıllarında seferlere katılmadığı, Rumeli'deki komutanlığı önce Süleyman Paşa'ya sonra Murad'a bıraktığı ve Bursa'da oturduğu anlaşılır. Oğlu Süleyman'ın 1357'deki ölümü ile Halil'in kaçırılması, hayatının son yıllarındaki iki büyük üzüntüsü olarak kaydedilir.
Ölümü ve Sonrası
10 / 12 · 1 dkOrhan Gazi, bazı kaynaklara göre 1362 yılının Mart ayında Bursa'da öldü. Ölüm sebebi olarak yaşlılık gösterilir; şiddet ya da hastalık iddiası kaynaklarda yoktur. Doğum tarihi 1281 esas alınırsa seksen bir yaşında ölmüştür; bazı kaynaklar seksen yaşını verir. Bazı kroniklerde ölüm 1359 ya da 1360 olarak geçer; 1362 tarihi Bizans kaynakları ve Osmanlı sikkeleriyle daha uyumludur.
Bursa'da, Tophane'de, babası Osman Gazi'nin yattığı Gümüşlü Kümbet'in yanındaki Aya İlya Manastırı kilisesine gömüldü. Bu yapı Orhan Gazi Türbesi olarak anılır; içinde Nilüfer Hatun, oğulları ve torunlarından bazıları da gömülüdür. Türbe 1855 depreminde yıkıldı, 1863'te Sultan Abdülaziz tarafından yeniden yaptırıldı. Bugün Osman Gazi Türbesi ile birlikte Bursa'nın en çok ziyaret edilen tarihi mekânlarındandır.
Taht devri sorunsuz oldu. Süleyman Paşa 1357'de öldüğü için tek güçlü aday Murad'dı; Halil ve İbrahim henüz genç ya da siyasi güçten yoksundu. Murad, Rumeli'den Bursa'ya gelerek tahta çıktı. Kroniklerde kardeşleri Halil ve İbrahim'in kısa süre sonra öldürüldüğü anlatılır; bazı kaynaklarda her ikisinin ölümü 1362 dolaylarında gösterilir. Bu olay, Osmanlı tarihinde taht için kardeş öldürmenin ilk örneği olarak tartışılır; bazı tarihçiler kayıtların yetersizliği nedeniyle ölümlerin doğal olabileceğini belirtir.
Orhan Gazi'nin ölümüyle Osmanlı Devleti Bursa, İznik, İzmit, Balıkesir ve Gelibolu merkezli, Marmara'nın her iki kıyısına yayılmış bir devlet olarak Murad'a geçti. İlk sikke, ilk medrese, ilk düzenli ordu, ilk vezirlik teşkilatı ve ilk Rumeli toprağı Orhan Gazi'nin mirasıydı. Murad Hüdavendigar, Edirne'yi alıp Rumeli fetihlerini büyütürken babasının kurduğu bu temeller üzerinde yükseldi.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
11 / 12 · 2 dkOsmanlı tarih yazımında Orhan Gazi, babasının kurduğu beyliğe kurum kazandıran hükümdar olarak anıldı. Aşıkpaşazade, Neşri ve Oruç Bey, onun döneminde yaya ve müsellem askerinin, medresenin, imaretin ve vezirliğin kurulduğunu vurgular. Şair Ahmedî'nin on dördüncü yüzyıl sonunda yazdığı "Dasitan-ı Tevarih-i Müluk-i Al-i Osman", Orhan Gazi'yi adaletli ve gazi bir hükümdar olarak över; bu manzum tarih Osmanlı hanedanına dair en eski Türkçe anlatıdır.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri Orhan Gazi'yi devletin gerçek kurucusu olarak değerlendirmeye eğilimlidir. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, "Osmanlı Tarihi"nin ilk cildinde Orhan Gazi dönemini teşkilat tarihi açısından ayrıntılı işledi. Halil İnalcık, Orhan Gazi'nin 1337 kitabesindeki "sultan" unvanına dikkat çekerek beylikten devlete geçişin bu dönemde tamamlandığını yazdı; ayrıca Bursa'nın ipek ticaretiyle Osmanlı ekonomisinin merkezi haline gelişini bu döneme bağladı. Mehmed Fuad Köprülü, Orhan Gazi'nin kurumlarını Selçuklu ve İlhanlı mirasının devamı olarak açıkladı.
Yabancı tarihçiler Orhan Gazi'yi Bizans kaynaklarıyla birlikte okur. Kantakuzinos'un hatıraları ve Grigoras'ın tarihi, Orhan Gazi'yi Bizans iç savaşının belirleyici gücü olarak sunar. Paul Wittek'in gaza tezi Orhan Gazi'nin "gazilerin sultanı" unvanına dayanır; Rudi Paul Lindner ve Colin Imber bu unvanın yağma ekonomisini meşrulaştıran bir söylem olabileceğini tartışır. Heath Lowry, Orhan Gazi döneminde Bizans yerel unsurlarının Osmanlı yönetimine katıldığını, Bithynia'daki Rum köylülerin yerinde bırakılmasının bu katılımı kolaylaştırdığını vurgular. Elizabeth Zachariadou, Karesi'nin ilhakı ve Aydınoğlu Umur Bey ile ilişkiler üzerinden Orhan Gazi'nin deniz siyasetini inceledi.
Tartışmalı konular üç noktada toplanır: Orhan Gazi'nin tahta çıkış yılı (1324 mü 1326 mı), Karesi'nin ilhak tarihi (1345 mi 1348 mi) ve kardeşleri Halil ile İbrahim'in ölümü (doğal mı siyasi mi). Kaynakların azlığı bu soruların kesin cevabını vermez; tarihçiler Bizans kroniklerini, vakfiyeleri ve sikke tarihlerini karşılaştırarak yaklaşık cevaplar üretir. Gelibolu'nun deprem sonrası alınmasında Süleyman Paşa'nın rolü ile Orhan Gazi'nin onayının sınırı da tartışılır; Kantakuzinos'a verdiği cevap, Orhan Gazi'nin fethi sahiplendiğini gösterir.
Popüler kültürde Orhan Gazi, "Kuruluş: Osman" dizisinde çocukluk ve gençlik dönemiyle yer aldı; dizide anlatılan olaylar büyük ölçüde kurgudur. Orhan Gazi'nin adı Bursa'daki Orhangazi ilçesinde, Orhaneli ilçesinde, Gebze'deki Orhangazi Camii'nde ve İznik'teki Orhan Gazi Medresesi kalıntılarında yaşar. Bursa Orhan Gazi Camii, Osmanlı mimarisinin ilk külliye örneği olarak sanat tarihi kitaplarında yer alır. Gelibolu Bolayır'daki Süleyman Paşa Türbesi, Rumeli'ye geçişin anma yeri olarak her yıl ziyaret edilir.
Aynı Yıllarda Dünya
12 / 12 · 1 dkOrhan Gazi'nin saltanat yılları (1326-1362), Avrupa ve Asya'da büyük kırılmaların dönemidir. 1337'de Fransa ile İngiltere arasında Yüz Yıl Savaşları başladı; 1346 Crécy Savaşı'nda İngiliz uzun yayı Fransız şövalyelerini yendi. 1347-1351 arasında Kara Ölüm (veba salgını) Avrupa nüfusunun üçte birini öldürdü; salgın Kırım'dan Ceneviz gemileriyle Sicilya'ya, oradan bütün kıtaya yayıldı. Papalık Avignon'da kalmaya devam etti; İtalya'da Petrarca şiirlerini, Boccaccio 1353'te "Decameron"u yazdı.
Balkanlar'da Sırp Kralı Stefan Duşan 1346'da kendini "Sırpların ve Rumların çarı" ilan etti; Makedonya, Epir ve Tesalya'yı alarak Bizans'ı Trakya'ya sıkıştırdı, 1355'te öldü ve devleti parçalandı. Bizans 1341-1347 iç savaşıyla tükendi; Ceneviz ile Venedik 1350-1355 arasında Boğaz'da ve Ege'de savaştı. Bulgar Çarı İvan Aleksandır (1331-1371) Tırnova'da kültür hayatını canlandırdı ama Osmanlı akınlarına karşı koyamadı.
Asya'da İlhanlı Devleti 1335'te Ebu Said'in ölümüyle dağıldı; Anadolu'da Eretna Devleti, İran'da Celayirliler ve Muzafferiler kuruldu. Altın Orda hükümdarı Özbek Han (1313-1341) İslam'ı devlet dini yaptı. Çin'de Yuan Hanedanı 1351 Kızıl Türbanlar isyanıyla sarsıldı; 1368'de Ming Hanedanı kurulacaktı. Delhi Sultanı Muhammed bin Tuğluk başkenti Devletabad'a taşıma denemesiyle devleti zayıflattı. Timur 1336'da Keş'te doğdu. Mali İmparatoru Mansa Musa 1337 dolaylarında öldü. İbn Battuta 1325-1354 arasında Fas'tan Çin'e uzanan seyahatinde Bursa ve İznik'e uğradı. Amerika kıtasında Aztekler Tenochtitlan'ı büyütüyor, İnkalar Cuzco çevresinde örgütleniyordu.
Kronoloji
38 olay- 13. yüzyıl
Bazı kaynaklara göre Söğüt'te doğdu; bazı kaynaklar 1288'i verir.
Karacahisar alındı; kroniklere göre şehir Orhan Gazi'ye verildi.
Bilecik ve Yarhisar'ın fethi; kroniklere göre Nilüfer Hatun ile evlendirildi.
- 14. yüzyıl
Oğlu Süleyman Paşa, bazı kaynaklara göre doğdu.
Bursa kuşatması başladı; yönetimi babasının hastalığı nedeniyle Orhan Gazi'ye geçti.
Bazı kaynaklara göre kardeşi Alaeddin Paşa vezirlik görevine başladı.
Mudanya alındı; Bursa'nın deniz bağlantısı kesildi. Tarih kesin değildir.
Mekece vakfiyesi: Orhan Gazi'nin adına düzenlenen bu belge Osmanlıların en eski belgesidir.
Bazı kaynaklarda saltanat başlangıcı 1326 yılı olarak geçer; tarih yıl hassasiyetindedir.
Bursa teslim oldu; Orhan Gazi şehri başkent yaptı.
Oğlu Murad, Bursa'da doğdu.
Bazı kaynaklara göre Osman Gazi öldü; Orhan Gazi bey seçildi, babasının naaşını Bursa'ya taşıttı.
İlk Osmanlı akçesi Bursa'da basıldı.
Pelekanon Muharebesi (Haziran): III. Andronikos yenildi ve yaralandı.
Bazı kaynaklara göre Nizamüddin Ahmed Paşa vezir oldu (1331-1348).
İbn Battuta Bursa ve İznik'i ziyaret etti; Orhan Gazi'yi Türkmen hükümdarlarının en büyüğü diye tanımladı.
İznik teslim oldu; ilk Osmanlı medresesi kuruldu, Davud-i Kayseri müderris atandı.
Bizans ile anlaşma: III. Andronikos, Bithynia'daki kaleleri için yıllık haraç ödemeyi kabul etti.
Kardeşi Alaeddin Paşa, bazı kaynaklara göre Bursa'da öldü.
İzmit alındı; Bursa Şehadet Camii kitabesinde 'sultan' unvanı kullanıldı.
Bursa Orhan Gazi Camii ve külliyesi yaptırıldı (1339-1340).
Bizans iç savaşı başladı; Orhan Gazi sonraki yıllarda Kantakuzinos'un müttefiki oldu.
Karesi Beyliği'ne müdahale; ilhak süreci başladı (kaynaklarda 1345-1348).
Kantakuzinos'un kızı Teodora ile Silivri'de evlendi; oğlu Halil bu yıl doğdu.
Kara Ölüm (veba) Bursa ve İznik'e ulaştı; Kantakuzinos Konstantinopolis'te ortak imparator oldu.
Bazı kaynaklara göre Hacı Paşa vezir oldu (1348-1349); Osmanlı birlikleri Sırplara karşı Selanik yönünde savaştı.
Bazı kaynaklara göre Sinanüddin Fakih Yusuf Paşa vezir oldu (1349-1364).
Ceneviz ile anlaşma (kaynaklarda 1352 dolayları); Çimpe kalesi Osmanlılara verildi.
Dimetoka Savaşı: Süleyman Paşa Sırp ve Bulgar birliklerini yendi; Osmanlıların Avrupa'daki ilk meydan zaferi.
Trakya depremi; Süleyman Paşa Gelibolu ve Bolayır'ı ele geçirdi.
Kantakuzinos tahttan çekildi (Aralık 1354).
İhtiman Muharebesi: Bulgar Çarlığı ile ilk karşılaşma; Mihail Asen öldü, sonuç tartışmalı.
Oğlu Halil, Foça Cenevizlileri tarafından İzmit Körfezi'nde kaçırıldı.
Süleyman Paşa, Bolayır yakınında avda attan düşerek öldü; Rumeli komutanlığı Murad'a geçti.
Halil, V. İoannis'in aracılığıyla kurtarıldı ve İrini Palaiologina ile nişanlandı.
Oğulları Halil Bey ve İbrahim Bey, bazı kaynaklara göre bu yıl öldü; eşi Asporça Hatun da aynı yıl Bursa'da öldü.
Bursa'da öldü; Tophane'de Orhan Gazi Türbesi'ne gömüldü. Murad tahta çıktı.
- 19. yüzyıl
1855 depreminde yıkılan türbesi Sultan Abdülaziz tarafından yeniden yaptırıldı.
Savaşlar ve Seferler
8 kayıtAntlaşmalar
4 antlaşmaSadrazamları
4 sadrazamEserleri
7 eserTuğrası
Padişah nişanıOrhan bin Osman
Orhan Gazi'nin tuğrası bilinen en eski Osmanlı tuğrasıdır; 1324 tarihli Mekece vakfiyesinde ve 1348 tarihli bir vakıf belgesinde yer alır. Yalnızca ad ve baba adından oluşan bu sade biçimde tuğ ve beyzeler henüz gelişmemiştir; 'muzaffer dâimâ' duası ilk kez torunu II. Murad'ın tuğrasında görülür.
- Anlamı
- Osman oğlu Orhan
- Okunuşu
- Orhân Gâzî
Aile Ağacı
23 kişi
6. kuşakBayındır
5. kuşakKızıl Boğa
4. kuşakKaya Alp
3. kuşakSüleyman Şah
2. kuşakErtuğrul Gazi
1. kuşakOsman Gazi1299-1324
KendisiOrhan Gazi1326-1362
Osman Gazi1299-1324
Malhun Hatun1324
Nilüfer Hatun1383
Asporça Hatun1300-1362
Todora Kantakuzini1346
Eftandise Hatun1294
Orhan Gazi1326-1362
Süleyman Paşa1306
Murad Hüdavendigar1362-1389
İbrahim Bey1310
Şerefullah Bey
Halil Bey1346
Kasım Bey
Fatma Hatun
Selçuk Hatun
Hatice Hatun
Alaeddin Paşa1333
Fatma Hatun1284-1347Sözleri
Adaletle iş gör ki adaletin devletin temelidir.
Orhan Gazi'ye atfedilen nasihat; Osmanlı kroniklerinde (rivayet)Çağdaşları
6 kişiİlkler ve Enler
6 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
5 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruOrhan Gazi'nin annesi kimdir?
Orhan Gazi'nin eşleri kimdir?
Orhan Gazi döneminde açılan ilk medrese hangisidir?
Osmanlılar Rumeli'ye Orhan Gazi döneminde mi geçti?
Orhan Gazi kimin oğludur?
Orhan Gazi'nin kaç çocuğu vardı?
Orhan Gazi'nin türbesi nerede?
Orhan Gazi kaç yıl tahtta kaldı?
Orhan Gazi'den sonra tahta kim geçti?
Orhan Gazi nereleri fethetti?
Orhan Gazi nasıl ve kaç yaşında öldü?
Orhan Gazi hangi savaşları kazandı?
İlk Osmanlı parasını Orhan Gazi mi bastırdı?
Orhan Gazi neden sultan unvanını kullandı?
Orhan Gazi'nin oğlu Halil neden kaçırıldı?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026