Minyatür üslubunda portreSultan İbrahim
سلطان ابراهيمI. İbrahim·I.İbrahim·Deli İbrahim (tarihsel yakıştırma)·Şehit İbrahim
Sultan İbrahim, 1640-1648 yılları arasında hüküm süren on sekizinci Osmanlı padişahıdır. Girit seferini başlattı; 1648'de tahttan indirilip öldürüldü.
Sultan İbrahim Kimdir?
19 dk okumaSultan İbrahim, 5 Kasım 1615 tarihinde İstanbul'da doğan ve 9 Şubat 1640 ile 8 Ağustos 1648 arasında hüküm süren on sekizinci Osmanlı padişahıdır. I. Ahmed ile Mahpeyker Kösem Sultan'ın oğlu, IV. Murad'ın öz kardeşidir. Ağabeyinin ölümünde hanedanın hayatta kalan tek erkeği olduğu için tahta çıktı; yirmi dört yaşındaydı ve hayatının tamamını kapalı dairede, üç kardeşinin idamına tanık olarak geçirmişti. Kaynaklara göre tahta çıkmayı kabul etmesi için ağabeyinin cenazesini görmesi gerekti. Sekiz buçuk yıllık saltanatı iki ayrı dönem olarak okunur. 1640-1644 arasında Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa devleti yönetti: akçe ıslah edildi, asker sayısı düşürüldü, Azak Kazaklardan geri alındı, Habsburg ve Venedik barışı korundu. 1644'te Kemankeş'in idamıyla başlayan ikinci dönemde saray harcamaları, haseki sultanların ve Cinci Hoca gibi nedimlerin etkisi ve 1645'te başlayan Girit seferi hazineyi tüketti. 1647'de konulan samur ve amber vergileri, İstanbul'daki esnafı ve ulemayı padişaha karşı birleştirdi. 8 Ağustos 1648 tarihinde yeniçeri ve ulemanın ortak kararıyla, annesi Kösem Sultan'ın onayıyla tahttan indirildi; yerine altı yaşındaki oğlu IV. Mehmed geçirildi. On gün sonra, 18 Ağustos 1648'de, Şeyhülislam Abdürrahim Efendi'nin fetvasıyla boğularak öldürüldü. Genç Osman'dan sonra tebaası tarafından öldürülen ikinci padişahtır; Ayasofya'daki amcası I. Mustafa'nın türbesine gömüldü. Osmanlı ve Avrupa kaynaklarında 'Deli' lakabıyla anılır. Bu lakap dönemin siyasi diliyle üretilmiş bir yakıştırmadır; ruh sağlığı hakkında bir hekim kaydı yoktur ve tarihçiler davranışlarını kapalılığın travması, hastalık ya da onu devirenlerin abartısı olarak farklı biçimlerde yorumlar. Soyu açısından İbrahim, hanedanın devamını sağlayan padişahtır: sonraki bütün Osmanlı padişahları onun üç oğlu IV. Mehmed, II. Süleyman ve II. Ahmed'in soyundan gelir.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 12 · 1 dkSultan İbrahim 5 Kasım 1615 tarihinde İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası I. Ahmed, annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Kösem Sultan'ın en küçük oğluydu; öz kardeşleri Şehzade Mehmed (1605), Ayşe Sultan (1605 civarı), Fatma Sultan (1606-1607 civarı), Hanzade Sultan (1609 civarı), Şehzade Murad (27 Temmuz 1612) ve Şehzade Kasım (1614 civarı) idi. Üvey kardeşleri arasında Mahfiruz Sultan'dan doğan Genç Osman (1604), Şehzade Bayezid (1612) ve Şehzade Süleyman bulunuyordu.
İki yaşındayken babası öldü. Sonraki yirmi iki yılı kapalı dairede geçirdi; bu süre boyunca dört padişah gördü ve üç kardeşinin idamına tanık oldu. Şehzade Mehmed 12 Ocak 1621'de Genç Osman'ın emriyle boğduruldu; İbrahim beş yaşındaydı. Genç Osman 20 Mayıs 1622'de öldürüldü. Ağabeyi Murad 10 Eylül 1623'te tahta çıktı ve annesi Kösem Sultan sarayın hâkimi oldu. 1632 ayaklanmasında asiler padişahtan kardeşlerini göstermesini istedi; on altı yaşındaki İbrahim, yeniçeri huzuruna çıkarılan şehzadelerden biriydi. 8 Ağustos 1635'te Şehzade Bayezid ve Şehzade Süleyman, 17 Şubat 1638'de Şehzade Kasım boğduruldu. Bu son idamdan sonra İbrahim, Murad dışında hanedanın tek erkeğiydi.
Eğitimi hakkında kayıt sınırlıdır. Kapalı dairede ulemadan hoca atandığı, Kur'an ve temel dini bilgiler aldığı bilinir; bu eğitimin ağabeyi Murad'ınkine göre daha ihmal edilmiş olduğu kabul edilir. Sancağa çıkmadı, devlet işlerine hazırlanmadı. Kaynaklar onun bu yıllarda sürekli idam korkusuyla yaşadığını, Kasım'ın ölümünden sonra kendi sırasının geldiğini düşündüğünü yazar. Kösem Sultan'ın oğlunu korumak için Murad'a karşı sürekli çaba gösterdiği, İbrahim'in zayıf ve zararsız olduğunu vurguladığı anlatılır.
Murad'ın ölüm döşeğindeki günlerinde, Ocak-Şubat 1640'ta, kaynaklara göre padişah İbrahim'in de öldürülmesini emretti; Kösem Sultan ve Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa emri uygulamadı. Bu anlatının doğruluğu tartışmalıdır; bazı tarihçiler bunu sonradan İbrahim'i gölgelemek için üretilmiş bir hikâye sayar. Kesin olan, 8 Şubat 1640'ta Murad öldüğünde hanedanın tek erkeğinin yirmi dört yaşındaki İbrahim olduğudur.
Tahta Çıkışı
02 / 12 · 1 dkIV. Murad'ın ölümü 8 Şubat 1640 tarihinde, kaynaklara göre gece saatlerinde gerçekleşti. Kösem Sultan, Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa ve saray ağaları İbrahim'i tahta çıkarmak için dairesine gitti. Osmanlı tarihçilerinin ortak anlatımına göre İbrahim, ağabeyinin kendisini sınamak için tuzak kurduğunu düşünerek kapıyı açmadı; Kösem Sultan'ın yalvarması da yetmedi. Ancak Murad'ın cenazesi dairenin önüne getirilip gösterildikten sonra dışarı çıktı. 9 Şubat 1640 tarihinde Topkapı Sarayı'nda cülus etti.
Bu cülus, Osmanlı hanedanının en dar boğazıydı. 1640'ta hanedanda İbrahim dışında erkek yoktu; onun ölümü hanedanın sonu demekti. Kaynaklar ulemanın ve sarayın ilk endişesinin bu olduğunu, padişahın bir an önce çocuk sahibi olması için harem düzeninin yeniden kurulduğunu yazar. Bu endişe İbrahim'in sonraki hayatını belirledi: haremin genişletilmesi, cariye alımı ve doğan çocukların şenliklerle kutlanması bu yıllarda devlet meselesiydi. İlk oğlu Mehmed 2 Ocak 1642'de doğduğunda, hanedanın geleceği güvence altına alınmış sayıldı.
Cülus bahşişi (yeni padişahın kapıkulu askerine dağıttığı para) IV. Murad'ın bıraktığı dolu hazineden ödendi; bu, 1617'den beri ilk kez bahşiş için müsadere ya da gümüş eritme gerekmeyen cülustu. Eyüp Sultan'da kılıç kuşandı, adına hutbe okundu ve akçe basıldı. Kösem Sultan valide sultan (padişah annesi) unvanını korudu; 1623'ten beri süren bu makam, iki oğlunun saltanatını kapsayan tek örnektir.
Kemankeş Kara Mustafa Paşa sadrazam olarak görevde bırakıldı. Bu karar, Murad'ın son yıllarında kurulan mali ve askeri disiplinin devamı anlamına geliyordu. Padişahın kendisi ilk yıllarda devlet işlerine karışmadı; kaynaklar bu dönemi 'sadrazamın saltanatı' olarak niteler. İbrahim'in bu dönemdeki tek belirgin siyasi kararı, ağabeyinin tütün ve kahve yasağını gevşetmesidir; kahvehaneler yeniden açıldı ve idamlar durdu.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
03 / 12 · 2 dkKemankeş Kara Mustafa Paşa'nın 31 Ocak 1644'e kadar süren sadrazamlığı, 17. yüzyılın en düzenli yönetim dönemlerinden biri sayılır. Sadrazam, IV. Murad'ın başlattığı işleri tamamladı: kapıkulu defterleri yoklandı, yeniçeri mevcudu on yedi bin dolayına, sipahi mevcudu on iki bin dolayına indirildi; taşrada avarız (olağanüstü savaş vergisi) hanelerinin yeni sayımı yapıldı; tımar (askere maaş yerine toprak geliri verme usulü) kayıtları gözden geçirildi. Akçenin ıslahı, rüşvetle makam alınmasına karşı tedbirler ve saray harcamalarının kısılması aynı dönemin işleridir. Sadrazamın düşüşü, saray içinde güçlenen üç odakla çatışmasından kaynaklandı: Kösem Sultan, padişahın nedimi (sohbet arkadaşı) Cinci Hüseyin Efendi ve Silahdar Yusuf Ağa. Kemankeş 31 Ocak 1644'te azledildi ve idam edildi; kaynaklara göre padişah idam kararını sonradan pişmanlıkla andı.
Yerine Sultanzade Mehmed Paşa geçti (31 Ocak 1644 - 17 Aralık 1645). Sultanzade, Kanuni Sultan Süleyman'ın torunlarından olan bir hanedan akrabasıydı; Girit seferini başlatan ve Hanya'nın alınmasını sağlayan yönetim onundur. Azledildikten sonra Girit'te öldü. Nevesinli Salih Paşa (17 Aralık 1645 - 16 Eylül 1647), padişahın artan taleplerini karşılayamadığı ve Kösem Sultan'a yakın olduğu gerekçesiyle idam edildi. Kara Musa Paşa yalnızca beş gün, 16-21 Eylül 1647 arasında sadrazam kaldı ve kaptan-ı derya yapıldı. Hezarpare Ahmed Paşa (21 Eylül 1647 - 7 Ağustos 1648) samur ve amber vergilerini koydu; 1648 ayaklanmasında asiler tarafından parçalandı, 'bin parça' anlamına gelen lakabı bu ölümden gelir. Sofu Mehmed Paşa 8 Ağustos 1648'de, padişahın tahttan indirildiği gün sadrazam oldu ve IV. Mehmed'in ilk aylarında görev yaptı.
Saray içi güç dengeleri 1644'ten sonra hızla değişti. Cinci Hüseyin Efendi, Safranbolu kökenli bir hoca, padişahın sinir nöbetlerini dua ve nefesle tedavi ettiği gerekçesiyle yakınlık kazandı; Anadolu kazaskerliğine kadar yükseldi ve büyük servet edindi; 1648'de idam edildi. Silahdar Yusuf Paşa, padişahın en güvendiği kişi olarak Girit seferinin ilk komutanlığına atandı, Hanya'yı aldı ve Ocak 1646'da padişahla tartıştığı için idam edildi. Kösem Sultan ise oğluyla giderek ters düştü; 1647'de Topkapı'dan uzaklaştırılıp İskender Çelebi Bahçesi'ne gönderildi. Kaynaklara göre bu uzaklaştırma, Kösem Sultan'ın 1648'de oğlunun tahttan indirilmesine onay vermesinin nedenlerinden biridir.
Harem, bu dönemde devlet yönetiminde doğrudan rol oynadı. Haseki sultanlar (padişahın gözde eşleri) kendilerine has (özel gelir toprakları) ve saray ağaları edindi; Şekerpare Hatun adlı kalfa, atamalarda aracı olarak servet biriktirdi ve 1648'de Mısır'a sürüldü. Bu yapı, Osmanlı tarihçilerinin 'kadınlar saltanatı' dediği dönemin doruk noktasıdır; ancak Kösem Sultan'dan farklı olarak İbrahim'in hasekileri kalıcı bir siyasi hizip kuramadı.
Taşrada Varvar Ali Paşa isyanı 1647-1648'de Anadolu'yu sarstı. Sivas beylerbeyi Varvar Ali Paşa, padişahın istediği bir kadını (kaynaklara göre Ahmed Paşa'nın eşi Perihan Hanım'ı) saraya göndermeyi reddettiği için isyan etti; Kösem Sultan'ın sürgünüyle ilgili söylentiler isyanı güçlendirdi. Varvar Ali Paşa 1648 başında İpşir Mustafa Paşa tarafından yakalanıp idam edildi, ancak isyan taşradaki hoşnutsuzluğun boyutunu gösterdi. Aynı aylarda Ağustos 1648'de ayaklanacak olan yeniçeri ağaları ve ulema, taşradan gelen bu tepkiyi gerekçe olarak kullandı.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
04 / 12 · 2 dkSultan İbrahim hiçbir sefere bizzat çıkmadı. Saltanatına düşen askeri olaylar Karadeniz'de Azak, Dalmaçya sınırı ve her şeyden önce Girit'tir.
Azak'ın geri alınması ilk askeri başarıdır. Don Kazakları 1637'de Azak Kalesi'ni ele geçirmiş, IV. Murad'ın 1638 harekâtı kaleyi geri alamamıştı. 1641 yazında Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın emriyle Kırım Hanı Bahadır Giray ve Silistre Beylerbeyi Deli Hüseyin Paşa komutasındaki ordu Azak'ı kuşattı; kuşatma yaklaşık üç ay sürdü ve kaldırıldı. 1642 baharında Rus Çarı Mihail'in Kazaklara destek vermeyi reddetmesi üzerine Kazaklar kaleyi yıkıp terk etti; Osmanlı kuvvetleri Azak'ı yeniden ele geçirdi ve surları onardı.
Rodos açıklarındaki 28 Eylül 1644 deniz çatışması, Girit Savaşı'nın kıvılcımıdır. Malta şövalyelerinin altı kadırgası, Mısır'a giden bir Osmanlı hac ve ticaret konvoyuna saldırdı; konvoyda Mekke'ye giden eski Darüssaade Ağası Sünbül Ağa da vardı. Sünbül Ağa çatışmada öldü, gemi ve içindeki hacılar esir alındı; şövalyeler ganimetle Girit'in güney kıyısına uğrayıp Malta'ya döndü. Osmanlı sarayı, Venedik'e ait Girit'in korsanlara liman verdiğini ileri sürdü. Bu olay, Girit'in fethi için aranan gerekçeyi sağladı; bazı tarihçilere göre asıl hedef Malta'ydı ve Girit sefer yolda değiştirilmiş bir karardı.
Girit seferi 1645 ilkbaharında başladı. Yaklaşık dört yüz gemilik donanma Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa komutasında 30 Nisan 1645'te İstanbul'dan ayrıldı; hedef gizlendi, Malta'ya gidileceği söylendi. Ordu 24 Haziran 1645'te Girit'in batısında Hanya yakınlarına çıktı. Hanya (Chania) 57 gün kuşatıldıktan sonra 22 Ağustos 1645'te teslim oldu. Venedik kuvvetleri Hanya'yı geri alamadı, Osmanlı elinde kaldı. 1646 sonbaharında Deli Hüseyin Paşa Resmo'yu (Rethymno) kuşattı; şehir 13 Kasım 1646'da teslim oldu ve Girit'in batısı Osmanlı denetimine girdi.
Deniz cephesinde Venedik, Çanakkale Boğazı'nı abluka altına alarak Girit'e giden ikmali kesmeye çalıştı. 26 Mayıs 1646'da Bozcaada açıklarında Osmanlı donanması Venedik ablukasını yararak Ege'ye çıktı. 27 Ocak 1647'de Uzunada (Bibercik) açıklarındaki deniz çatışmasında Venedik amirali Tommaso Morosini öldü; Osmanlı kaynaklarına göre kaptan-ı derya da aynı çatışmada hayatını kaybetti. Çatışma sonuç bakımından karışıktır: Venedik kalyonu kurtuldu ama komutanını kaybetti, Osmanlı filosu ağır kayıp verdi; tarihçiler bunu Osmanlı lehine bir sonuç olarak yorumlar.
Dalmaçya cephesinde Venedik ile kara savaşı sürdü; Klis Kalesi Mart 1648'de Venedik'in eline geçti ve sınır boyunca karşılıklı akınlar saltanatın sonuna kadar devam etti.
Kandiye Kuşatması, Girit'in başkenti ve en güçlü kalesine karşı 1 Mayıs 1648'de başladı. Deli Hüseyin Paşa komutasındaki ordu şehri karadan sardı, ancak Venedik denizden ikmal yapabildiği için kuşatma yıllarca sürdü. İbrahim'in tahttan indirilmesinde kuşatma henüz üçüncü ayındaydı; Kandiye ancak 1669'da, IV. Mehmed döneminde, yirmi bir yıl sonra düştü. Bu kuşatma Osmanlı ve Avrupa tarihinin en uzun kuşatmasıdır ve başlangıcı İbrahim'in saltanatına aittir.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
05 / 12 · 1 dkSultan İbrahim döneminde imzalanan antlaşma sayısı azdır. Habsburg cephesinde 1606 Zitvatorok barışı, 1642'de Szöny'de ikinci kez yenilendi; antlaşma yirmi yıl için uzatıldı ve Otuz Yıl Savaşları'nın son yıllarında Osmanlı tarafsız kaldı. Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın bu barışçı politikası, Girit seferine kadar Avrupa'da Osmanlı'nın savaşsız kaldığı bir dönem yarattı.
Venedik ile ilişki 1645'te savaşa dönüştü. 1573'ten beri süren barış, Rodos açıklarındaki Malta baskınının ardından bozuldu; Venedik balyosu (elçisi) Giovanni Soranzo İstanbul'da göz hapsine alındı. Venedik, Papalık, Malta, Toskana ve Napoli'den gemi desteği aldı; Fransa gizli yardım gönderdi. Savaş 1669'a kadar sürdü ve Osmanlı-Venedik ilişkilerini yirmi dört yıl boyunca belirledi.
Rusya ile ilişkilerde Azak sorunu belirleyiciydi. 1642'de Çar Mihail'in Zemski Sobor'u (danışma meclisini) toplayıp Kazaklara destek vermeme kararı alması, Osmanlı ile savaştan kaçınma politikasının ürünüydü; Azak Osmanlı'ya döndü ve Rus elçileri İstanbul'a barış mesajı getirdi. Lehistan ile 1634 barışı korundu; Kral IV. Władysław 1646'da Osmanlı'ya karşı büyük bir Haçlı seferi planladı, ancak Leh Diyet'i (meclisi) bu planı reddetti; kral 1648'de öldü ve aynı yıl Hmelnitski önderliğinde Kazak ayaklanması başladı, Kırım Hanlığı Kazaklarla ittifak kurdu.
İran ile 1639 Kasr-ı Şirin barışı yürürlükteydi; Şah II. Abbas 1642'de tahta çıktı ve sınır sessiz kaldı. Kırım'da Bahadır Giray 1641'de öldü, yerine IV. Mehmed Giray, sonra 1644'te III. İslam Giray getirildi. Fransa ile kapitülasyonlar sürdü; Fransız elçisi Jean de la Haye 1639'dan itibaren İstanbul'daydı ve Girit savaşında Venedik'e verilen gizli desteğin aracısıydı. İngiltere iç savaş halinde olduğu için Osmanlı ile ilişkisi ticaretle sınırlı kaldı; Hollanda elçiliği Levant ticaretini genişletti. Babür ve Özbek elçileri hac yolu ve ticaret konularında İstanbul'a geldi.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
06 / 12 · 1 dkSultan İbrahim'in saltanatı, mali açıdan iki zıt yarıdan oluşur. 1640-1644 arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa, IV. Murad'ın bıraktığı birikimi koruyarak 17. yüzyılın en önemli para reformunu yaptı. 1640'ta akçe yeniden ayarlandı: bir altın 120 akçe, bir kuruş (büyük gümüş sikke) 80 akçe olarak sabitlendi; piyasadaki kırpılmış ve düşük ayarlı akçeler toplatılıp yeni sikkeler basıldı. Sadrazam ayrıca narh (devletçe belirlenen azami fiyat) listelerini yeniledi, saray mutfağı ve harem harcamalarını kıstı, kapıkulu maaş yükünü düşürdü. Bu düzenlemeler sayesinde hazine 1644'e kadar fazla verdi.
1644'ten sonra harcamalar denetimden çıktı. Padişahın samur kürk, amber (kaynaklarda anber olarak da geçer) ve mücevher merakı, haremdeki hasekilere verilen haslar, Cinci Hoca ve Şekerpare Hatun gibi nedimlerin edindiği servet, Girit seferinin donanma ve asker gideri hazineyi boşalttı. 1647'de Sadrazam Hezarpare Ahmed Paşa iki yeni vergi koydu: samur vergisi (ulema, vezir ve tüccarlardan samur kürk ya da bedeli) ve amber vergisi. Bu vergiler, hazineden çok sarayın taleplerini karşılamak için konulmuştu ve İstanbul'da geniş tepki yarattı; 1648 ayaklanmasının gerekçeleri arasında ilk sırada anılır. Makamların satılması (mansıp satışı) bu dönemde yaygınlaştı; kaynaklar valilik, kadılık ve hatta kazaskerlik için para alındığını yazar.
Toprak düzeninde Kemankeş'in 1640-1641 avarız hane sayımı, taşranın vergi kapasitesini yeniden ölçtü ve 17. yüzyıl boyunca kullanıldı. Tımar sistemi çözülmeye devam etti; sefere gitmeyen sipahilerin dirlikleri alınsa da boşalan tımarlar saray adamlarına dağıtıldı. İltizam (vergi toplama hakkının peşin bedelle kiralanması) Girit seferinin nakit ihtiyacı yüzünden genişledi.
Ticaret yollarında Girit savaşı belirleyici oldu. Venedik'in Çanakkale ablukası 1646'dan itibaren İstanbul'un Mısır'dan tahıl, Akdeniz'den mal akışını kesintiye uğrattı; şehirde fiyatlar yükseldi ve kıtlık söylentileri çıktı. Akdeniz'de Osmanlı ticaret gemileri Malta ve Venedik korsanlarına açık kaldı. Karadeniz'de Azak'ın geri alınması Kazak akınlarını azalttı ve Kefe-İstanbul hattı güvenli hale geldi. İran ipeği Kasr-ı Şirin barışı sayesinde Halep üzerinden düzenli akmaya devam etti.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
07 / 12 · 1 dkSultan İbrahim'in adına bağlanan mimari eserler Topkapı Sarayı'nın dördüncü avlusundadır. Sünnet Odası 1640'ta, oğulları için sünnet töreni mekânı olarak yaptırıldı; dış cephesi 16. yüzyıl İznik çinileriyle kaplıdır ve bugün sarayın en zengin çini yüzeylerinden birini taşır. İftariye Kameriyesi, aynı yıl Bağdat Köşkü'nün yanına, Haliç'e bakan sette yapıldı; yaldızlı bronz kubbeli bu açık köşk, padişahın iftar için kullandığı yer olarak anılır ve Osmanlı saray mimarisinin en tanınan siluetlerindendir. Her iki yapı da bugün ayaktadır ve Topkapı Sarayı Müzesi içinde ziyaret edilir. Bazı kaynaklar dördüncü avludaki sofa ve havuz düzenlemelerini de bu döneme bağlar.
İbrahim'in kendisinin şiir yazdığına, bir mahlas kullandığına dair kayıt yoktur. Buna karşılık dönemin edebiyat ortamı canlıydı. Şeyhülislam Yahya Efendi, divan şiirinin en usta gazel şairlerinden biri olarak 1644'te öldü. Nef'i'nin idamından sonra hiciv geriledi, ancak Cevri, Nail-i Kadim ve Fehim-i Kadim gibi şairler bu yıllarda üretti. Nail-i Kadim'in Sebk-i Hindi (Hint üslubu) tarzındaki şiirleri 17. yüzyıl divan şiirinin dönüm noktalarındandır. Evliya Çelebi, IV. Murad'ın ölümünden sonra saraydan ayrılıp 1640'ta Bursa ve İzmit'e, 1640'lı yıllarda Erzurum, Azerbaycan ve Girit'e seyahat etti; Seyahatname'nin ilk ciltleri bu dönemin gözlemlerini taşır.
Bilimde Katip Çelebi verimli yıllarındaydı: Keşfü'z-Zünun adlı bibliyografya sözlüğü ve Cihannüma adlı coğrafya eseri bu yıllarda yazıldı; Fezleke'si Girit seferinin ilk yıllarını anlatır. Katip Çelebi ayrıca Kadızadeliler ile Sivasiler arasındaki dini tartışmayı Mizanü'l-Hakk adlı risalede ele aldı; bu tartışma İbrahim döneminde sürdü ve tekke musikisi, tütün ve kabir ziyareti gibi konularda İstanbul'u ikiye böldü. Kadızade Mehmed Efendi 1635'te ölmüş, akımı Üstüvani Mehmed Efendi sürdürmüştü.
Musiki alanında İbrahim'in haremde musiki meclisleri düzenlediği, saz heyetleri kurdurduğu kaynaklarda geçer. Minyatürde saray nakkaşhanesi (minyatür atölyesi) etkinliğini azalttı; bu dönemin padişah portreleri çoğunlukla sonraki yüzyılda yapılmış silsilenamelerden (padişah dizilerinden) gelir. Hat sanatında Hafız Osman'ın ustası Derviş Ali bu yıllarda etkindi. Sarayın samur, amber ve mücevher alımları, bir sanat himayesi olmaktan çok tüketim olarak kaydedilir; ancak bu alımlar İstanbul'daki kürkçü ve kuyumcu esnafına büyük iş sağlamıştır.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
08 / 12 · 2 dkSultan İbrahim'in haremi, Osmanlı tarihinin en kalabalık ve en çok tartışılan haremlerindendir. Tahta çıktığında hanedanın tek erkeği olduğu için çocuk sahibi olması devlet meselesi sayıldı ve Kösem Sultan hareme çok sayıda cariye aldırdı. Kaynaklar sekiz haseki sultandan (padişahın gözde eşinden) söz eder; bu sayı önceki padişahlarda görülmemişti.
Turhan Hatice Sultan, IV. Mehmed'in annesi olarak geçer. 1627 civarında Rutenya'da (bugünkü Ukrayna) doğdu, Tatar akınında esir alınıp Kösem Sultan tarafından hareme hediye edildi. 2 Ocak 1642'de Mehmed'i, ardından Atike Sultan (1644 civarı) ve Ayşe Sultan'ı (1643 civarı) doğurdu; bazı kaynaklar Gevherhan Sultan'ı da ona bağlar. Oğlunun 1648'deki cülusundan sonra valide sultan oldu, 1651'de Kösem Sultan'ın öldürülmesiyle sarayın hâkimi haline geldi ve 1665'te Yeni Cami'yi tamamlattı; 4 Ağustos 1683'te öldü.
Saliha Dilaşub Sultan'ın Sırbistan kökenli olduğu yazılır. 15 Nisan 1642'de II. Süleyman'ı doğurdu; oğlu 1687'de tahta çıkınca valide sultan oldu ve 3 Ocak 1690'da Edirne'de öldü, Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü. Muazzez Sultan, 1629 civarında Polonya'da doğdu; 25 Şubat 1643'te II. Ahmed'i ve Ümmügülsüm Sultan'ı (1642 civarı) doğurdu; 12 Eylül 1687'de öldü, oğlunun cülusunu görmedi. Hümaşah Sultan Gürcistan kökenlidir ve kaynaklarda Telli Haseki olarak anılır. 1647'de padişah onunla nikâh kıydı; bu, Genç Osman'dan sonra ikinci nikâhlı padişah evliliğiydi ve saray gelenekleri açısından tepki çekti. Şehzade Orhan'ın annesidir; 1672 civarında öldü. Şivekar Sultan, kaynaklarda iri yapısıyla anılan bu haseki, Şekerpare Hatun ile birlikte 1648'de saraydan uzaklaştırıldı. Ayşe Sultan, Mahienver Sultan ve Leylişah Sultan da haseki olarak anılır; ayrıntılı bilgi yoktur.
Çocukları arasında üç oğlu padişah oldu; bu, Osmanlı tarihinde bir başka örneği olmayan durumdur. IV. Mehmed (1642-1693) 1648-1687, II. Süleyman (1642-1691) 1687-1691, II. Ahmed (1643-1695) 1691-1695 yıllarında hüküm sürdü. Sonraki bütün padişahlar Mehmed ve Ahmed'in soyundan gelir. Diğer oğulları küçük yaşta öldü: Şehzade Murad, Şehzade Selim, Şehzade Osman, Şehzade Bayezid, Şehzade Cihangir ve Hümaşah Sultan'dan doğan Şehzade Orhan; sayıları ve tarihleri kaynaklarda farklı verilir. Kızları arasında Gevherhan Sultan (1642 civarı, 27 Ekim 1694'te Edirne'de öldü, Şehzade Camii'ne gömüldü), Ümmügülsüm Sultan (1642 civarı, Damat Ahmed Paşa ile evli, 1655 civarında öldü), Ayşe Sultan (1643 civarı, Haseki Mehmed Paşa ile evli, 1673 civarında Kahire'de öldü), Atike Sultan (1644 civarı, Gürcü Mehmed Paşa ve Sarı Kenan Paşa ile evli, 1667 civarında öldü), Fatma Sultan (1642 Eylül civarı, 1661 civarında öldü) ve Beyhan Sultan (1645 civarı, Hezarpare Ahmed Paşa ve Uzun İbrahim Paşa ile evli, 5 Mart 1701'de öldü) bulunur.
Harem düzeni bu dönemde alışılmadık biçimde genişledi. Hasekilere has olarak Mısır, Suriye ve Rumeli'de gelir kaynakları verildi; kaynaklar hasekilerin Kösem Sultan'ın makamına rakip hale geldiğini yazar. Şekerpare Hatun, haremin haznedar kalfası olarak atamalarda aracılık yaptı. Bu düzen 1648'de dağıldı: hasekilerin bir kısmı Eski Saray'a gönderildi, Turhan Sultan valide sultan olarak yükseldi.
Kişiliği, Görünüşü ve Akıl Sağlığı Tartışması
09 / 12 · 2 dkSultan İbrahim'in görünüşü hakkında kaynaklar orta boylu, sağlıklı yapılı, kızıla çalan sakallı bir adam olarak yazar; Avrupa gravürleri onu iri kavuklu ve dolgun yüzlü gösterir. Gerçek gözleme dayanan bir minyatür portresi bilinmez. Giyimde samur kürk ve mücevher düşkünlüğü, kaynakların en çok vurguladığı özelliğidir; sakalına inci taktığı, odalarını samur kürkle kaplattığı anlatılır.
Kişiliğine ilişkin anlatılar, tıpkı amcası I. Mustafa'da olduğu gibi, 'Deli' lakabı etrafında şekillenmiştir. Osmanlı tarihçileri onun sinir nöbetlerinden, ani öfke ve keyif değişimlerinden, harem kadınlarına aşırı düşkünlüğünden, devlet işlerini nedimlere bıraktığından söz eder. Avrupa elçileri de benzer raporlar yazdı. Bu anlatıların bir kısmı belgelidir: samur vergisi, makam satışı ve sadrazamların keyfi idamı sabittir. Bir kısmı ise sonraki kuşaklarda abartılarak efsaneleşti; Boğaz'a atılan cariyeler hikâyesi gibi anlatıların çağdaş kaynağı yoktur ve tarihçiler tarafından güvenilir sayılmaz.
Tarihçiler bu tabloyu üç biçimde yorumlar. Birinci görüşe göre İbrahim, yirmi iki yıl idam korkusuyla kapalı dairede yaşamanın yarattığı ağır bir ruhsal sarsıntı taşıyordu; sinir nöbetleri, baş ağrıları ve Cinci Hoca'ya duyduğu bağlılık bu travmanın belirtileridir. İkinci görüşe göre padişahın bedensel bir hastalığı vardı; bazı tarihçiler kaynaklardaki belirtileri epilepsi ya da benzeri bir rahatsızlıkla ilişkilendirir, ancak bir hekim kaydı bulunmaz. Üçüncü görüşe göre 'deli' nitelemesi, onu tahttan indirip öldürenlerin fetvayı meşrulaştırmak için ürettiği siyasi bir dildir: 1648 hal fetvası padişahın 'aklının devlet işlerine yetmediğini' gerekçe göstermişti ve bu gerekçe sonraki tarih yazımına olduğu gibi geçti. Aynı tarihçiler, İbrahim'in 1640-1644 arasında Kemankeş'e devleti bırakmasının, 1645'te Girit seferine karar vermesinin ve Venedik'e karşı savaşı sürdürmesinin bir 'deli' davranışı olmadığını belirtir.
Bu üç yorumdan hangisinin doğru olduğu bugünkü bilgiyle belirlenemez. Kesin olan, İbrahim'in 1644'ten sonra devlet işlerinde tutarsız ve savurgan davrandığı, sadrazamları keyfi biçimde idam ettirdiği ve bu davranışların 1648'de devletin en üst makamlarınca yönetilemez bulunduğudur. Aynı ölçüde kesin olan, onun kişisel bir zulüm ya da kitle katliamıyla suçlanmadığıdır; kardeş katli uygulamadı, taht rakibi yoktu, idam ettirdiği kişiler devlet adamlarıydı.
Günlük hayatı sarayda geçti; av ve gezinti dışında saray dışına nadiren çıktı. Haremde musiki meclisleri, Boğaz'da kayık gezintileri, Cinci Hoca ile dua ve sohbet seansları anlatılır. Hastalıkları arasında baş ağrısı ve sinir nöbetleri geçer; Cinci Hoca'nın yakınlığı bu şikâyetlerle başlamıştı. Dindar bir yönü de vardı; İftariye Kameriyesi'ni iftar için yaptırdı ve Kadızadeliler ile Sivasiler tartışmasında tarafsız kaldı.
Tahttan İndirilmesi, Ölümü ve Sonrası
10 / 12 · 1 dk1648 yazında İstanbul'da hoşnutsuzluk birikmişti: samur ve amber vergileri esnafı, makam satışı ulemayı, Girit'e ikmal gönderilememesi orduyu, Venedik ablukası halkı vurmuştu. Varvar Ali Paşa isyanı bastırılmış ama taşradaki tepki sürüyordu. 7 Ağustos 1648'de yeniçeri ağaları ve ulema Orta Camii'de toplandı; Sadrazam Hezarpare Ahmed Paşa'nın azlini istedi. Padişah sadrazamı azledip Sofu Mehmed Paşa'yı atadı, ancak Hezarpare Ahmed Paşa saklandığı yerde yakalanıp At Meydanı'nda asiler tarafından parçalandı. 8 Ağustos 1648'de asiler Kösem Sultan'a başvurdu ve padişahın tahttan indirilmesini istedi. Kösem Sultan önce direndi, ardından torununun tahta çıkarılmasına onay verdi; bu onay, kaynaklara göre oğlunun hayatının bağışlanması koşuluyla verildi.
Şeyhülislam Abdürrahim Efendi hal fetvasını verdi; gerekçe padişahın devlet işlerini yürütemediği ve şeriata aykırı davrandığıydı. 8 Ağustos 1648'de İbrahim tahttan indirilerek kapalı daireye kapatıldı, altı yaşındaki oğlu Mehmed cülus etti. İbrahim'in kapalı dairede öfkeyle bağırdığı, tahtı geri istediği ve yeniçeriler arasında onu geri getirmek isteyen bir kesim olduğu söylentileri yayıldı. Bu söylentiler, sağ kaldıkça tehlike oluşturacağı kanaatini güçlendirdi.
18 Ağustos 1648 tarihinde İbrahim, Şeyhülislam Abdürrahim Efendi'nin ikinci fetvasıyla, cellat Kara Ali tarafından boğularak öldürüldü. Kaynaklara göre Sofu Mehmed Paşa, şeyhülislam ve yeniçeri ağaları infaz kararında birleşti; Kösem Sultan'ın kararı bilip bilmediği, engelleyip engelleyemeyeceği tartışmalıdır. Bir görüşe göre Kösem Sultan oğlunun ölümünü kabul etmek zorunda kaldı, diğer görüşe göre kararı hiç haber almadı. İbrahim öldüğünde otuz iki yaşındaydı.
Cenazesi Ayasofya'daki amcası I. Mustafa'nın türbesine gömüldü. Türbe bugün I. Mustafa ve Sultan İbrahim Türbesi olarak anılır ve ziyarete açıktır. Genç Osman'dan sonra tebaası tarafından öldürülen ikinci padişah olması, 'şehit' nitelemesinin bazı kaynaklarda onun için de kullanılmasına yol açtı.
Sonraki gelişmeler hızlı oldu. Cinci Hoca, Şekerpare Hatun ve saray nedimleri sürgüne gönderildi ya da idam edildi; Cinci Hoca'nın serveti hazineye aktarıldı. IV. Mehmed'in çocukluğu boyunca devlet Kösem Sultan, Turhan Sultan ve yeniçeri ağaları arasındaki mücadeleyle geçti; 2 Eylül 1651'de Kösem Sultan öldürüldü. Girit savaşı sürdü, Kandiye kuşatması 1669'a kadar uzadı. İbrahim'in üç oğlu sırayla tahta çıktı ve hanedan onun soyuyla devam etti.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
11 / 12 · 1 dkOsmanlı tarihçileri Sultan İbrahim'i kadınlar saltanatının ve saray savurganlığının simgesi olarak anlattı. Katip Çelebi, Fezleke'de 1644 sonrası dönemi devletin nedimler ve harem tarafından yönetildiği bir çöküş olarak anlatır; Kemankeş'in idamını dönüm noktası sayar. Naima, olayları ayrıntılı aktarırken padişahı hasta ve yönlendirilmiş bir kişi olarak çizer, asıl sorumluluğu Cinci Hoca, Şekerpare ve Hezarpare Ahmed Paşa'ya yükler. Solakzade ve Karaçelebizade Abdülaziz Efendi, tahttan indirilmeyi meşru bulur. Bu tarihçilerin ortak yargısı, İbrahim'in kişisel olarak zalim değil ama hükümdarlığa uygun olmadığıdır.
Cumhuriyet dönemi Türk tarihçileri konuyu daha çok kurumsal açıdan ele aldı. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, saltanatı Kemankeş dönemi ve sonrası olarak ikiye ayırır ve 1640 para reformunun önemini vurgular. Halil İnalcık, İbrahim'in düşüşünü 17. yüzyılda saray, ulema ve ordu arasındaki yeni güç dengesinin ürünü sayar: padişah artık bu üç odağın ortak kararıyla değiştirilebiliyordu. Kimi tarihçiler 'Deli' lakabının ders kitaplarında eleştirisiz kullanılmasına itiraz eder; bu lakabın tıbbi bir tanı değil, siyasi bir damga olduğunu, benzer davranışlar gösteren Avrupa hükümdarlarına böyle bir sıfat yakıştırılmadığını belirtir. Girit seferini başlatma kararı ise bazı tarihçilerce stratejik bir başarı, bazılarınca hazineyi tüketen bir hata olarak değerlendirilir.
Yabancı tarihçiler, özellikle Osmanlı hareminin siyasi rolü üzerine çalışanlar, İbrahim dönemini haseki sultanların gücünün en yüksek ve en kısa ömürlü olduğu dönem olarak ele alır. 17. yüzyıl Osmanlı-Venedik ilişkileri üzerine çalışmalar, 1644 Malta baskınının Girit savaşına dönüşmesini, Osmanlı deniz stratejisinin Akdeniz'deki son büyük hamlesi sayar. Avrupa'da İbrahim, 17. ve 18. yüzyıl tarihlerinde 'deli sultan' klişesinin kaynağı oldu ve bu imge Doğu despotizmi tartışmalarında kullanıldı.
Popüler kültürde Sultan İbrahim, Kösem Sultan'ın hayatını konu alan Türk televizyon dizisinde ana karakterlerden biri olarak canlandırıldı; dizide kapalı daire yılları, Telli Haseki ile evliliği, Cinci Hoca ve tahttan indirilmesi işlendi. Romanlarda ve tiyatroda genellikle trajik bir figür, kimi zaman bir karikatür olarak yer alır. Halk arasında 'Deli İbrahim' adı yerleşiktir; tarihçilerin bu ada ilişkin uyarıları popüler anlatıya henüz yansımamıştır. Somut mirası Topkapı'daki Sünnet Odası ve İftariye Kameriyesi ile, kendisinden sonra üç yüzyıl boyunca tahta çıkan bütün padişahların onun soyundan gelmesidir.
Aynı Yıllarda Dünya
12 / 12 · 1 dkSultan İbrahim'in saltanatı Otuz Yıl Savaşları'nın son yıllarına ve 1648 Vestfalya Barışı'na rastlar. 1643'te Fransız ordusu Rocroi'da İspanyol piyadesini yendi; 1645'te İsveç Jankau'da Habsburg ordusunu dağıttı; 24 Ekim 1648'de imzalanan Vestfalya Antlaşması Avrupa'da modern devletler düzeninin başlangıcı sayılır. Fransa'da XIV. Louis 1643'te dört yaşında tahta çıktı, Kardinal Mazarin yönetimi üstlendi ve 1648'de Fronde ayaklanması başladı. İngiltere'de 1642'de iç savaş patlak verdi; Cromwell 1645'te Naseby'de kralcıları yendi ve I. Charles 1647'de tutuklandı. Hollanda 1648'de İspanya'dan bağımsızlığını resmen kazandı.
Lehistan'da 1648'de Bohdan Hmelnitski önderliğindeki Kazak ayaklanması başladı ve Kırım Hanlığı Kazaklarla ittifak kurdu; bu ayaklanma Doğu Avrupa'nın dengesini değiştirdi. Rusya'da 1645'te Çar Aleksey tahta çıktı ve 1648'de Moskova'da tuz isyanı yaşandı. İran'da Şah II. Abbas 1642'de tahta çıktı ve Kasr-ı Şirin barışını korudu. Hindistan'da Şah Cihan Tac Mahal'i inşa ettiriyordu; yapı 1643 civarında büyük ölçüde tamamlandı. Çin'de 1644'te Ming Hanedanı yıkıldı: Li Zicheng Pekin'i aldı, son Ming imparatoru intihar etti ve Mançular Qing Hanedanı'nı kurarak Pekin'e girdi.
Japonya'da Tokugawa şogunluğu dış dünyaya kapanmayı tamamladı; yalnızca Hollandalılar Nagasaki'de Deşima adasında ticaret yapabiliyordu. Bilimde Torricelli 1643'te barometreyi icat etti; Descartes 1644'te Felsefenin İlkeleri'ni yayımladı; Pascal 1642'de hesap makinesini yaptı. Akdeniz'de Venedik ile Osmanlı arasında 1645'te başlayan Girit Savaşı, Avrupa'nın Vestfalya'dan sonra süren tek büyük savaşı olarak yirmi dört yıl devam etti. Kuzey Amerika'da 1643'te Yeni İngiltere kolonileri konfederasyon kurdu.
Kronoloji
38 olay- 17. yüzyıl
İstanbul'da doğdu; babası I. Ahmed, annesi Kösem Sultan.
Babası I. Ahmed öldü; amcası I. Mustafa tahta çıktı.
Ağabeyi Şehzade Mehmed, Genç Osman'ın emriyle boğduruldu.
Üvey ağabeyi Genç Osman Yedikule'de öldürüldü.
Ağabeyi IV. Murad tahta çıktı; Kösem Sultan valide sultan ve naibe oldu.
Sipahi ayaklanmasında şehzadeler yeniçeri huzuruna çıkarıldı.
Üvey kardeşleri Şehzade Bayezid ve Şehzade Süleyman boğduruldu.
Öz kardeşi Şehzade Kasım boğduruldu; İbrahim, Murad dışında hanedanın tek erkeği kaldı.
Topkapı Sarayı'nda Sünnet Odası ve İftariye Kameriyesi yaptırıldı.
IV. Murad öldü; ölüm döşeğinde İbrahim'in idamını emrettiği anlatılır, emir uygulanmadı.
Ağabeyinin cenazesini gördükten sonra kapalı daireden çıktı ve tahta çıktı.
Kemankeş Kara Mustafa Paşa akçeyi ıslah etti: bir altın 120 akçe, bir kuruş 80 akçe.
Azak kuşatması başladı; üç ay sonra kaldırıldı.
İlk oğlu Mehmed (sonraki IV. Mehmed) Turhan Sultan'dan doğdu.
Szöny'de Habsburg barışı yirmi yıl için yenilendi.
Oğlu Süleyman (sonraki II. Süleyman) Saliha Dilaşub Sultan'dan doğdu.
Kazaklar Azak'ı terk etti; kale yeniden Osmanlı'ya geçti.
Oğlu Ahmed (sonraki II. Ahmed) Muazzez Sultan'dan doğdu.
Kemankeş Kara Mustafa Paşa azledilip idam edildi; Sultanzade Mehmed Paşa sadrazam oldu.
Rodos açıklarında Malta şövalyeleri Osmanlı hac konvoyunu ele geçirdi; Sünbül Ağa öldü.
Girit seferi için donanma İstanbul'dan ayrıldı.
Ordu Girit'e, Hanya yakınlarına çıktı.
Hanya teslim oldu.
Sultanzade Mehmed Paşa azledildi; Nevesinli Salih Paşa sadrazam oldu.
Silahdar Yusuf Paşa, Girit'in ilk fatihi, padişahla tartıştığı için idam edildi.
Bozcaada açıklarında Osmanlı donanması Venedik ablukasını yardı.
Venedik'in Hanya'yı geri alma girişimi başarısız oldu.
Resmo (Rethymno) Deli Hüseyin Paşa'ya teslim oldu.
Hümaşah Sultan (Telli Haseki) ile nikâh kıydı; samur ve amber vergileri konuldu.
Uzunada (Bibercik) deniz çatışması; Venedik amirali Tommaso Morosini öldü.
Nevesinli Salih Paşa idam edildi; Kara Musa Paşa beş günlüğüne sadrazam oldu.
Hezarpare Ahmed Paşa sadrazam oldu; Kösem Sultan saraydan uzaklaştırıldı, Varvar Ali Paşa isyanı başladı.
Kandiye Kuşatması başladı; 1669'a kadar sürecek.
Yeniçeri ve ulema Orta Camii'de toplandı; Hezarpare Ahmed Paşa öldürüldü.
Şeyhülislam Abdürrahim Efendi'nin fetvasıyla tahttan indirildi; oğlu IV. Mehmed altı yaşında cülus etti, Sofu Mehmed Paşa sadrazam oldu.
Kapalı dairede boğularak öldürüldü; otuz iki yaşındaydı.
Ayasofya'daki I. Mustafa Türbesi'ne gömüldü.
Annesi Kösem Sultan sarayda öldürüldü.
Savaşlar ve Seferler
7 kayıtAntlaşmalar
2 antlaşmaSadrazamları
6 sadrazamEserleri
2 eserTuğrası
Padişah nişanıİbrahim bin Ahmed Han el-muzaffer dâimâ
Sultan İbrahim'in tuğrası Girit seferi fermanlarında görülür. Saltanatı boyunca fermanların önemli bölümü sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa ve annesi Kösem Sultan'ın yönlendirmesiyle çıkarılmış, tuğra kâtipler tarafından çekilmiştir.
- Anlamı
- Ahmed Han oğlu İbrahim, daima muzaffer
- Okunuşu
- Sultân İbrâhîm
Aile Ağacı
53 kişi
15. kuşakErtuğrul Gaziö. 1280 dolayları
14. kuşakOsman Gazi1299-1324
13. kuşakOrhan Gazi1326-1362
12. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
11. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
10. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
9. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
8. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
7. kuşakII. Bayezid1481-1512
6. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
5. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
4. kuşakII. Selim1566-1574
3. kuşakIII. Murad1574-1595
2. kuşakIII. Mehmed1595-1603
1. kuşakI. Ahmed1603-1617
KendisiSultan İbrahim1640-1648
I. Ahmed1603-1617
Mahpeyker Kösem Sultan1589-1651
Turhan Hatice Sultan1627-1683
Saliha Dilaşub Sultan1687-1690
Hatice Muazzez Sultan1629-1687
Hüma Şah Sultan (Telli Haseki)1647-1672
Şivekar Sultan1635-1648
Ayşe Sultan1645
Mâhenver Sultan1645
Saçbağı Sultan
Leylişah Sultan
Sultan İbrahim1640-1648
IV. Mehmed1648-1687Oğlu
II. Süleyman1687-1691Oğlu
II. Ahmed1691-1695
Gevherhan Sultan1642
Ümmügülsüm Sultan1642
Fatma Sultan1642
Ayşe Sultan1643
Atike Sultan1644
Beyhan Sultan1645
Şehzade Orhan1648
Şehzade Murad1643
Şehzade Selim1512-1520
Şehzade Osman1644
Şehzade Bayezid1646
Şehzade Cihangir1646
Safiye Sultan1641
Genç Osman1618-1622
Şehzade Mehmed1605-1621
IV. Murad1623-1640
Şehzade Bayezid1612-1635
Şehzade Süleyman1635
Şehzade Kasım1614-1638
Ayşe Sultan1605-1657
Fatma Sultan1606-1671
Hanzade Sultan1609-1650
Gevherhan Sultan1631
Atike Sultan1614-1660Çağdaşları
6 kişiİlkler ve Enler
4 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruSultan İbrahim'in annesi kimdir?
Sultan İbrahim dönemi önemli olayları nelerdir?
Sultan İbrahim nasıl öldü?
Sultan İbrahim kimin oğludur?
Sultan İbrahim'in kaç çocuğu vardı?
Sultan İbrahim'in türbesi nerede?
Sultan İbrahim kaç yıl tahtta kaldı?
Sultan İbrahim'den sonra tahta kim geçti?
Sultan İbrahim'in eşleri kimlerdir?
Sultan İbrahim'e neden Deli denir?
Sultan İbrahim kaçıncı Osmanlı padişahıdır?
Sultan İbrahim neden tahttan indirildi?
Sultan İbrahim'in Girit seferi neden başladı?
Sultan İbrahim hangi dizide anlatıldı?
Sultan İbrahim sadrazamı Kemankeş Kara Mustafa Paşa'yı neden idam ettirdi?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026