Minyatür üslubunda portreIV. Murad
مراد رابعSultan Dördüncü Murat·Bağdat Fatihi·Gazi Sultan Murad·IV. Murat
IV. Murad, 1623-1640 yılları arasında hüküm süren on yedinci Osmanlı padişahıdır. Bağdat Fatihi olarak anılır; 1632'den sonra merkezi otoriteyi sertlikle kurdu.
IV. Murad Kimdir?
19 dk okumaIV. Murad, 27 Temmuz 1612 tarihinde İstanbul'da doğan ve 10 Eylül 1623 ile 8 Şubat 1640 arasında hüküm süren on yedinci Osmanlı padişahıdır. I. Ahmed ile Mahpeyker Kösem Sultan'ın oğludur. On bir yaşında, amcası I. Mustafa'nın ikinci kez tahttan indirilmesiyle cülus etti; ilk dokuz yılında devleti annesi Kösem Sultan naibe (padişah adına yöneten vekil) olarak yönetti. 1632'de bir sipahi ayaklanmasının ardından iktidarı fiilen eline aldı ve ölümüne kadar Osmanlı tarihinin en sert merkezileştirme dönemlerinden birini yürüttü. Saltanatının ilk yılları felaketlerle geçti: Bağdat 1624'te Safevilerin eline geçti, Abaza Mehmed Paşa isyanı Anadolu'yu 1628'e kadar sarstı, 1632'de asiler sadrazam Hafız Ahmed Paşa'yı padişahın gözü önünde parçaladı. Murad bu son olaydan sonra sipahi ve yeniçeri ağalarını tasfiye etti, tütün ve kahveyi yasakladı, şeyhülislam dahil binlerce kişiyi idam ettirdi ve taşrada vergi düzenini yeniden kurdu. 1635'te Revan ve Tebriz'i, 1638'de on beş yıldır Safevi elinde bulunan Bağdat'ı bizzat ordunun başında geri aldı. 17 Mayıs 1639 tarihinde imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, bugünkü Türkiye-İran sınırının temelini oluşturdu. Murad, Osmanlı padişahları arasında bedensel gücüyle ün kazanmış, ok atma, cirit ve güreşte ustalığıyla anılmış bir hükümdardır. Muradi mahlasıyla şiir yazdı, Evliya Çelebi'yi sarayına aldı, Topkapı Sarayı'na Revan ve Bağdat köşklerini ekletti. Aynı zamanda kardeşleri Bayezid, Süleyman ve Kasım'ı idam ettirdi; son günlerinde tek kalan kardeşi İbrahim'in de öldürülmesini emrettiği, annesinin bu emri uygulatmadığı anlatılır. 8 Şubat 1640 tarihinde, yirmi yedi yaşında, kaynaklara göre siroz ve gut hastalığından öldü; Sultan Ahmed Türbesi'ne gömüldü. Tarihçiler onu hem devleti çöküşten döndüren bir ıslahatçı hem de şiddeti yönetim aracı yapan bir hükümdar olarak değerlendirir.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 13 · 1 dkIV. Murad 27 Temmuz 1612 tarihinde İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası, 1603-1617 yılları arasında hüküm süren I. Ahmed'dir. Annesi Mahpeyker Kösem Sultan, 1589 civarında doğmuş, kaynaklara göre Rum kökenli, İstendil (Tinos) adasından hareme getirilmiş bir cariyedir. Kösem Sultan, 26 Kasım 1605'ten I. Ahmed'in ölümüne kadar haseki sultan (padişahın gözde eşi) unvanını taşıdı ve padişahın en çok çocuk doğuran eşi oldu. Murad'ın öz kardeşleri Şehzade Mehmed (11 Mart 1605), Ayşe Sultan (1605 civarı), Fatma Sultan (1606-1607 civarı), Hanzade Sultan (1609 civarı), Şehzade Kasım (1614 civarı), Şehzade İbrahim (5 Kasım 1615) ve bazı kaynaklara göre Atike Sultan'dır. Üvey kardeşleri arasında Mahfiruz Sultan'dan doğan Genç Osman (3 Kasım 1604), Şehzade Bayezid (12 Aralık 1612) ve Şehzade Süleyman bulunur.
Murad beş yaşındayken babası öldü. 22 Kasım 1617'de tahta amcası I. Mustafa çıktı, üç ay sonra ağabeyi Genç Osman padişah oldu. Kösem Sultan, Osman'ın annesi olmadığı için Eski Saray'a gönderildi; Murad ve kardeşleri annelerinden ayrı olarak Topkapı'da kaldı. Ocak 1621'de ağabeyi Şehzade Mehmed, Genç Osman'ın emriyle boğduruldu. Bu olay sekiz yaşındaki Murad'ın çocukluğunun en ağır anısıydı ve tarihçiler onun sonraki sertliğini kısmen bu yıllarla açıklar. Mayıs 1622'de Genç Osman öldürüldü, I. Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı; bu dönemde Kösem Sultan Eski Saray'da kalmaya devam etti.
Şehzadelik eğitimi sarayda, kapalı dairede verildi; sancağa çıkmadı. Hocalarının adı kaynaklarda kesin değildir; ulema arasından seçilen bir şehzade hocasının yanı sıra Kur'an, Arapça, Farsça, hat ve tarih dersleri aldığı bilinir. Bedensel eğitimine sarayın silahşorları baktı. Ok, cirit, güreş ve at binme becerisi ergenlikten itibaren dikkat çekti. Şiirle ilgisi de erken başladı; Muradi mahlasını (takma adını) kullandı.
1623 yazında devlet yönetimi çöküş halindeydi: sadrazamlar aylık değişiyor, Abaza Mehmed Paşa Anadolu'da kaleleri ele geçiriyor, hazine boşalmış bulunuyordu. Ulema, kapıkulu ağaları ve Sadrazam Kemankeş Kara Ali Paşa, I. Mustafa'nın tahttan indirilmesinde anlaştı. Hanedanın en yaşlı erkeği Mustafa'dan sonra on bir yaşındaki Murad'dı. Kösem Sultan'ın Eski Saray'dan bu kararın oluşmasında etkili olduğu kabul edilir; ancak bu etkinin boyutu kaynaklarda farklı anlatılır.
Tahta Çıkışı ve Kösem Sultan'ın Naipliği
02 / 13 · 1 dkIV. Murad 10 Eylül 1623 tarihinde, Şeyhülislam Yahya Efendi'nin hal fetvasıyla amcasının tahttan indirilmesinin ardından Topkapı Sarayı'nda cülus etti. On bir yaşını yeni doldurmuştu; bu yaş, Osmanlı tarihinde tahta çıkanlar arasında en küçüklerden biridir. Cülusun koşullarından biri amcası I. Mustafa'nın öldürülmemesiydi; Murad bu koşula uydu, Mustafa 1639'a kadar kapalı dairede yaşadı. Cülus bahşişi (yeni padişahın kapıkulu askerine dağıttığı para) altı yılda dördüncü kez ödendi ve hazineyi zorladı; kaynaklara göre bahşiş için sarayın gümüş eşyası eritildi.
Kösem Sultan aynı gün Eski Saray'dan Topkapı'ya döndü, valide sultan (padişah annesi) unvanını aldı ve naibe olarak devlet yönetimini üstlendi. 10 Eylül 1623'ten 18 Mayıs 1632'ye kadar süren bu dokuz yılda kararlar divanda (devletin en üst karar kurulunda) sadrazam ve valide sultan arasında alındı. Kösem Sultan, Osmanlı tarihinde resmen naibe olarak anılan ilk kadındır. Yönetimin ilk hedefi Abaza Mehmed Paşa isyanını bastırmak ve Bağdat'ı korumaktı; ikisi de başarılamadı. Bağdat 1624 Ocak ayında Safevilerin eline geçti; Abaza isyanı ancak 1628'de sona erdi.
Bu dönemin sadrazamları hızla değişti. Kemankeş Kara Ali Paşa, Murad'ı tahta çıkaran vezir olarak 3 Nisan 1624'e kadar görev yaptı; Bağdat'ın düşmesinden sorumlu tutularak azledildi ve idam edildi. Çerkez Mehmed Paşa (3 Nisan 1624 - 28 Ocak 1625), Abaza Mehmed Paşa'ya karşı Kayseri yakınlarında Karasu Muharebesi'ni kazandı ve Tokat'ta kışlarken öldü. Hafız Ahmed Paşa (28 Ocak 1625 - 1 Aralık 1626) Bağdat'ı kuşattı ancak alamadı. Damad Halil Paşa (1 Aralık 1626 - 6 Nisan 1628), Abaza'yı Erzurum'da kuşattı ve başarısız oldu. Hüsrev Paşa (6 Nisan 1628 - 25 Ekim 1631) Abaza'yı teslim aldı, 1630'da Hemedan'ı yaktı ama Bağdat'ı yine alamadı. Hüsrev Paşa'nın azli, 1632 ayaklanmasının kıvılcımı oldu.
Murad'ın on sekiz yaşına geldiği 1630'dan itibaren kendi iradesini göstermeye başladığı kaydedilir. Sarayda avcılık, ok ve cirit meydanları ile kapıkulu ağalarını yakından tanıdı; annesinin ve sadrazamların kararlarını izledi. Kaynaklara göre bu yıllarda ağaların ve vezirlerin kendi aralarındaki pazarlıklara tanık olması, sonraki yıllardaki tasfiye kararlarının temelini attı.
1632 Ayaklanması ve İktidarı Ele Alması
03 / 13 · 2 dk1631 Ekim ayında Sadrazam Hüsrev Paşa'nın azli, ona bağlı sipahileri ve yeniçeri ağalarını ayaklandırdı. Ayaklanmanın arkasında, ikinci kez sadrazam olan Hafız Ahmed Paşa'ya düşman olan Topal Recep Paşa'nın bulunduğu kabul edilir. Şubat 1632 başında asiler At Meydanı'nda toplandı ve sadrazamın, şeyhülislamın, defterdarın ve on yedi kişinin başını istedi. 10 Şubat 1632 tarihinde asiler saraya girdi. Padişah, sadrazamı korumaya çalıştı; kaynaklara göre Hafız Ahmed Paşa kendi isteğiyle asilerin arasına yürüdü ve padişahın gözü önünde parçalandı. Aynı gün Topal Recep Paşa sadrazam yapıldı.
Sonraki üç ay boyunca asiler İstanbul'da fiilen iktidar oldu: Hüsrev Paşa Tokat'ta öldürüldü, Yeniçeri Ağası Hasan Halife ve birçok görevli asilere teslim edildi, padişahtan kardeşlerini sarayda yeniçeri huzuruna çıkarması istendi. Murad kardeşlerini asilere gösterdi; bu sahne kaynaklarda padişahlık makamının aşağılanması olarak anlatılır. Ancak asilerin bir kısmının sadrazam Recep Paşa'nın adamı olduğu anlaşılınca dengeler değişti. 18 Mayıs 1632 tarihinde Murad, Topal Recep Paşa'yı divana çağırdı ve orada boğdurttu; cesedi asilerin görmesi için saray kapısına atıldı. Aynı gün Tabanıyassı Mehmed Paşa sadrazam oldu. Bu tarih, Kösem Sultan'ın naipliğinin ve Murad'ın fiili iktidarının başlangıcı olarak kabul edilir.
Murad ardından At Meydanı'nda ulema, kapıkulu ağaları ve halkın önünde bir bağlılık töreni düzenledi: sipahiler ve yeniçeriler Kur'an üzerine yemin ederek bir daha ayaklanmayacaklarına söz verdi. Yemin, sonraki aylarda sipahi zorbalarının (kaynaklarda zorba adıyla anılan ayaklanma önderlerinin) tek tek yakalanıp öldürülmesiyle güvence altına alındı. Kaynaklar 1632-1633 arasında yalnızca İstanbul'da yüzlerce, taşrada binlerce kişinin idam edildiğini yazar. Tabanıyassı Mehmed Paşa'nın sadrazamlığı (18 Mayıs 1632 - 2 Şubat 1637) bu tasfiyenin idari ayağını yürüttü.
Aynı yıllarda devletin yapısal sorunlarını ele alan iki metin padişaha sunuldu. Koçi Bey, 1631'de kaleme aldığı risalesinde tımar sisteminin bozulmasını, kapıkulu sayısının şişmesini, rüşvetle makam alınmasını anlattı ve Kanuni Sultan Süleyman dönemine dönüş önerdi. Kaynaklara göre Murad bu risaleyi okudu ve bazı önerilerini uyguladı; risalenin padişah üzerindeki gerçek etkisi tarihçiler arasında tartışmalıdır. Kadızade Mehmed Efendi'nin vaazları da bu dönemde padişaha yakın bir din anlayışını temsil etti: bidat (sonradan çıkan dini uygulama) sayılan tütün, kahve ve tekke ayinlerine karşı sert tutum, Murad'ın yasaklarında karşılık buldu.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
04 / 13 · 2 dk1632'den sonra IV. Murad'ın yönetimi üç ilkeye dayandı: kapıkulu ocağının sindirilmesi, taşrada merkez otoritesinin yeniden kurulması ve toplumsal düzenin yasaklarla denetlenmesi. Sadrazamlar bu dönemde daha uzun görev yaptı. Tabanıyassı Mehmed Paşa yaklaşık beş yıl kaldı ve Şubat 1637'de azledildi. Bayram Paşa (2 Şubat 1637 - 26 Ağustos 1638), Murad'ın kız kardeşi Hanzade Sultan'ın kocasıydı ve Bağdat seferine giderken Urfa yakınlarında öldü. Tayyar Mehmed Paşa (27 Ağustos 1638 - 24 Aralık 1638) Bağdat kuşatmasında surlara hücum ederken öldü. Kemankeş Kara Mustafa Paşa 23 Aralık 1638'de atandı, Murad'ın ölümünden sonra da 31 Ocak 1644'e kadar görev yaptı ve Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı müzakere etti.
2 Eylül 1633 tarihinde Cibali'de çıkan büyük yangın İstanbul'un beşte birini yok etti. Yangının kahvehanelerden yayıldığı söylentisi üzerine Murad tütün, kahve ve içkiyi yasakladı; kahvehaneler ve meyhaneler kapatıldı. Yasağı bizzat denetlemesi, kılık değiştirip gece şehri dolaşması, yakaladığı içicileri yerinde idam ettirmesi kaynaklarda uzun uzun anlatılır. Bazı tarihçiler bu anlatıları Kadızadeliler'in etkisiyle alınmış dini bir tedbir, bazıları ise kahvehanelerde toplanan sipahi ve yeniçerilerin siyasi örgütlenmesini kırmaya yönelik bir güvenlik önlemi olarak yorumlar. Yasağın 1633-1640 arasında kaç kişinin idamına yol açtığı kesin olarak bilinmez; kaynaklar binlerle ifade edilen sayılar verir.
Ulemaya karşı da sert davrandı. 1634'te Şeyhülislam Ahizade Hüseyin Efendi, İznik kadısını idam ettiren padişah hakkında hal söylentisi çıkardığı gerekçesiyle sürgüne gönderildi ve yolda boğduruldu; Osmanlı tarihinde idam edilen ilk şeyhülislamdır. 1635'te şair Nef'i, hicivleri nedeniyle boğdurulup denize atıldı. Taşrada 1632-1633'te Balıkesir çevresinde ayaklanan İlyas Paşa yakalanıp idam edildi. 1634'te Lehistan sınırında kendi başına savaş açan Abaza Mehmed Paşa, af edilmiş ve Özi beylerbeyi yapılmış olmasına rağmen, 24 Ağustos 1634 tarihinde İstanbul'da idam edildi.
Kardeş katli bu dönemde yeniden uygulandı. Revan seferi sırasında, 8 Ağustos 1635 tarihinde Şehzade Bayezid ve Şehzade Süleyman İstanbul'da boğduruldu; kaynaklara göre padişah emri seferden gönderdi. Şehzade Kasım 17 Şubat 1638'de, Bağdat seferinden önce idam edildi. Son kardeş İbrahim, kaynakların ortak anlatımına göre Murad'ın ölüm döşeğindeki emrine rağmen Kösem Sultan'ın müdahalesiyle sağ bırakıldı; bu anlatı Osmanlı tarihçilerinde yaygın olmakla birlikte emrin gerçekten verilip verilmediği kesin değildir.
Kapıkulu ocağında yoklama yapıldı, deftere kayıtlı ama fiilen bulunmayan askerlerin maaşı kesildi, ocak mevcudu azaltıldı. Tımar sistemi (askere maaş yerine toprak geliri verme usulü) denetlendi; sefere gelmeyen tımarlı sipahilerin dirlikleri alındı. Rüşvet ve makam satışıyla mücadele edildi. Bütün bu düzenlemelerin yürütücüsü padişahın kendisiydi; divan toplantılarına düzenli katıldığı, kararları bizzat verdiği ve infazları çoğu kez izlediği kaydedilir.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
05 / 13 · 2 dkIV. Murad'ın saltanatında dört cephe vardı: İran, Anadolu iç isyanları, Lehistan-Kazak sınırı ve Akdeniz. Hepsi aşağıda kronolojik sırayla ele alınır.
Encer Muharebesi 1 Kasım 1623'te, cülustan yedi hafta sonra Bekaa Vadisi'nde yapıldı. Dürzi emiri Fahreddin Maanoğlu, Şam Beylerbeyi Mustafa Paşa'yı yenip esir aldı. Bu yenilgi, Fahreddin'in Lübnan ve Suriye'de on yıl daha bağımsız hareket etmesine yol açtı. 1633'te Küçük Ahmed Paşa Fahreddin'i yakaladı; emir 13 Nisan 1635'te İstanbul'da idam edildi.
Bekir Subaşı Hadisesi Bağdat'ın kaybıdır. Bağdat'ta yeniçeri subaşısı Bekir, 1623'te şehri ele geçirip beylerbeyini öldürmüş, hem İstanbul hem Safeviler ile pazarlığa girmişti. Şah I. Abbas ordusuyla Bağdat'a geldi; Bekir Subaşı'nın oğlu kapıları açtı ve şehir 14 Ocak 1624 tarihinde Safevilerin eline geçti; bazı kaynaklar 12 Ocak tarihini verir. Sünni halkın bir kısmı katledildi. Bağdat on beş yıl Safevi elinde kaldı.
1625-1626 Bağdat kuşatması, Sadrazam Hafız Ahmed Paşa komutasında Kasım 1625'te başladı ve Temmuz 1626'da kaldırıldı; Şah Abbas'ın yardım ordusu kuşatmacıları çevreledi, ordu Musul'a çekildi. 1630'da Sadrazam Hüsrev Paşa Hemedan'ı ele geçirip yaktı, Bağdat'ı ikinci kez kuşattı ve yine alamadı.
Lehistan sınırında 1633 yılı Abaza Mehmed Paşa'nın kendi başına açtığı savaşla geçti. Özi beylerbeyi olarak Abaza, Kırım ve Boğdan kuvvetleriyle Podolya'ya girdi. Sasowy Róg Muharebesi 4 Temmuz 1633'te Leh kuvvetlerinin Tatar akıncılarını yenmesiyle sonuçlandı. Paniowce Muharebesi 22 Ekim 1633'te Kamaniçe yakınlarında yapıldı; Abaza'nın ordusu Koniecpolski'nin tahkimli kampına saldırdı, sonuç alamadı ve çekildi. Murad 1634'te bizzat Edirne'ye gelip Lehistan seferine hazırlandı; Lehistan barış istedi ve 1634'te barış yenilendi. Abaza Mehmed Paşa bu seferden sonra idam edildi.
Revan Seferi, Murad'ın ilk bizzat komuta ettiği seferdir. Ordu 28 Mart 1635'te İstanbul'dan çıktı; Konya, Sivas ve Erzurum üzerinden Kars'a ulaştı. Revan Kalesi 27 Temmuz'da kuşatıldı ve 8 Ağustos 1635'te teslim oldu; kale komutanı Emirgune Han Osmanlı hizmetine girdi. Ordu Tebriz'e yürüdü. Murad Aralık 1635'te İstanbul'a döndü ve Gazi unvanı aldı. Revan, Nisan 1636'da Safeviler tarafından geri alındı. Mihriban Muharebesi 18 Eylül 1636'da bugünkü Merivan yakınlarında yapıldı; Safevi ordusu bir Osmanlı kuvvetini yendi ve Revan'ın kaybını pekiştirdi.
Karadeniz'de 1637'de Don Kazakları Azak Kalesi'ni ele geçirdi. 1638'de Osmanlı donanması ve Kırım kuvvetleri Kerç Boğazı çevresinde harekâta girişti. Çoçka Burnu Muharebesi 26 Temmuz 1638'de Osmanlı kadırgaları ile Kazak şaykaları (hafif tekneleri) arasında yapıldı; Osmanlı donanması Kazak filosunu dağıttı. Temrük Muharebesi 19 Ağustos 1638'de Taman Yarımadası'ndaki Temrük Kalesi çevresinde geçti; Kazak kuvvetleri püskürtüldü. Azak ise ancak 1642'de, Sultan İbrahim döneminde geri alındı.
Bağdat Seferi, saltanatın doruğudur. Murad 8 Mayıs 1638'de İstanbul'dan hareket etti; ordu Konya, Halep, Diyarbakır ve Musul üzerinden ilerledi. Bağdat 15 Kasım 1638'de kuşatıldı. Otuz dokuz gün süren kuşatmada surlara üç büyük hücum yapıldı; Sadrazam Tayyar Mehmed Paşa 24 Aralık'ta hücum sırasında öldü. Şehir 24 Aralık 1638'de düştü; bazı kaynaklar 25 Aralık'ı verir. Safevi garnizonu ve şehirdeki Şii halkın bir bölümü kılıçtan geçirildi. Murad, İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin türbesini onarttı, Bağdat'a beylerbeyi atadı ve Şubat 1639'da geri döndü; İstanbul'a girişi Haziran 1639'da büyük törenle yapıldı. Bağdat Fatihi unvanı bu seferden gelir.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
06 / 13 · 1 dkIV. Murad döneminin en önemli antlaşması Kasr-ı Şirin Antlaşması'dır. Bağdat'ın fethinden sonra Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa ile Safevi elçisi Saruhan arasında yürütülen görüşmeler 17 Mayıs 1639'da Kasr-ı Şirin'de (Zuhab) sonuçlandı. Antlaşmaya göre Bağdat ve bütün Irak Osmanlı'da, Revan ve Azerbaycan Safevilerde kaldı; Kars, Van ve Şehrizor Osmanlı sınırı içindeydi, Zağros dağları sınır kabul edildi. Antlaşma 1514'ten beri süren Osmanlı-Safevi savaşlarını büyük ölçüde bitirdi ve çizdiği sınır, 1746 ve 1823 antlaşmalarıyla yenilenerek bugünkü Türkiye-İran ve Irak-İran sınırının temeli oldu.
Lehistan ile 1634'te barış yenilendi. Abaza Mehmed Paşa'nın 1633 seferi ve Kazak akınları iki devleti savaşın eşiğine getirmişti; Murad'ın Edirne'ye gelmesi üzerine Lehistan elçi gönderdi ve 1621 Hotin Antlaşması esasında barış sağlandı. Lehistan Kazakları, Osmanlı Tatarları dizginlemeyi taahhüt etti. Kırım Hanlığı'nda ise 1628'de Mehmed Giray ve Şahin Giray'ın isyanı bastırıldı, Canbeg Giray yeniden han yapıldı; 1635'te İnayet Giray, 1637'de Bahadır Giray atandı. Han değişimleri Kazak sorununu çözemedi; 1637'de Azak'ın Kazaklarca alınması dönemin en ağır dış kaybıdır.
Habsburg cephesinde 1606 Zitvatorok barışı, 1627 Szöny Antlaşması ile yenilendi; Otuz Yıl Savaşları'nda Osmanlı tarafsız kaldı. Erdel Prensi Bethlen Gabor 1629'da öldü, yerine I. György Rakoczi Osmanlı onayıyla geçti. Venedik ile barış korundu; ancak Dalmaçya sınırında çatışmalar sürdü ve Kandiye Savaşı'nın (1645) tohumları bu dönemde atıldı. Fransa ile kapitülasyonlar yürürlükteydi; Fransız elçisi Comte de Marcheville 1630'larda İstanbul'da bulundu ve padişahla gerginlik yaşadı. İngiltere ve Hollanda ticareti sürdü.
Murad'ın dış politikasında Safevilerle savaş her şeyin önündeydi. Babür hükümdarı Şah Cihan ile İran'a karşı ittifak yazışması yapıldı; Özbek hanlıkları ile temas kuruldu. Mısır'da ve Yemen'de merkez otoritesi güçlendirildi; Yemen'de Zeydi imamlarına karşı savaş sürdü ve San'a bu dönemde elden çıktı, 1635'te Yemen'in büyük bölümü kaybedildi. Lübnan'da Fahreddin'in idamıyla Maan ailesinin gücü kırıldı. Kutsal şehirlerde Murad'ın adı, 1630 selinden sonra Kâbe'nin yeniden inşasıyla anıldı.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
07 / 13 · 1 dkIV. Murad'ın tahta çıktığı 1623'te hazine boştu: altı yılda dört cülus bahşişi ödenmiş, Abaza isyanı Anadolu'nun vergi gelirini kesmiş, Bağdat'ın kaybı Irak gelirlerini yok etmişti. Akçe 1600'lerde bir altına 120 akçe düzeyinde seyrediyordu; 1620'lerde bazı tarihçiler bir altının 150 akçeye yaklaştığını yazar. Murad döneminde büyük bir tağşiş (sikkenin gümüş oranının düşürülmesi) yapılmadı; para düzeninin ıslahı 1640'ta Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından Sultan İbrahim adına yapıldı.
1632'den sonra hazineye gelir sağlamak için üç yol kullanıldı. Birincisi müsadere (mal ve mülke el konması): idam edilen ağaların, paşaların ve zorbaların malları hazineye aktarıldı; Hüsrev Paşa, Recep Paşa ve İlyas Paşa'nın servetleri bunun örnekleridir. İkincisi kapıkulu maaş defterlerinin ayıklanması: ölü, kaçak ve hayali asker kayıtları silindi, maaş yükü düşürüldü. Üçüncüsü avarız (olağanüstü savaş vergisi) ve nüzul (ordu için ayni erzak) vergilerinin düzenli toplanması: Revan ve Bağdat seferleri bu vergilerle finanse edildi. Kaynaklar Murad'ın ölümünde iç hazinede önemli bir birikim bıraktığını yazar; miktar konusunda farklı rakamlar verilir.
Tımar düzeninde Koçi Bey'in önerileri doğrultusunda denetim yapıldı. Sefere katılmayan sipahilerin dirlikleri alınıp yeniden dağıtıldı; tımarların vezir ve saray adamlarının eline geçmesi kısmen önlendi. Ancak yapısal çözülme durmadı; 17. yüzyıl boyunca tımar gelirleri iltizama (vergi toplama hakkının peşin bedelle kiralanması) dönüşmeye devam etti.
Ticaret yollarında Bağdat'ın kaybı ve geri alınması Basra Körfezi-Halep hattını doğrudan etkiledi. 1624-1638 arasında Irak ticareti kesintiye uğradı; Kasr-ı Şirin barışı ile kervan yolları yeniden açıldı ve İran ipeği Halep üzerinden Akdeniz'e akmaya başladı. Karadeniz'de Kazak akınları ve Azak'ın kaybı deniz ticaretini vurdu. İstanbul'da 1633 yangını çarşıların büyük kısmını yok etti; şehrin yeniden inşası dönemin en büyük iç harcamasıydı. Narh (devletçe belirlenen azami fiyat) uygulaması sıkı tutuldu; ekmek ve et fiyatı için padişahın bizzat denetim yaptığı kaydedilir.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
08 / 13 · 1 dkIV. Murad'ın mimari mirası büyük bir külliye değil, Topkapı Sarayı'na eklenen iki köşk ve kutsal şehirlerdeki onarımdır. Revan Köşkü, 1635 Revan fethinin anısına 1635-1636'da Topkapı'nın dördüncü avlusunda yaptırıldı; sekizgen planlı, çini kaplı ve kubbelidir. Bağdat Köşkü, 1638 Bağdat fethinin anısına 1639'da aynı avluya, Haliç'e bakan sette inşa edildi; İznik çinileri, sedef kakmalı kapıları ve geniş saçağıyla klasik Osmanlı köşk mimarisinin en iyi örneklerinden sayılır. İki köşk de bugün ayaktadır ve Topkapı Sarayı Müzesi içinde ziyaret edilir. Aynı avludaki İftariye Kameriyesi de Sultan İbrahim'e atfedilmekle birlikte bazı kaynaklar Murad dönemiyle ilişkilendirir.
Kâbe'nin yeniden inşası dönemin en önemli imar işidir. 1630 yılında Mekke'de büyük bir sel Kâbe'nin duvarlarını yıktı. Murad'ın emriyle 1631-1632'de yapı, eski taşları korunarak yeniden örüldü; bugünkü Kâbe binası büyük ölçüde bu onarımın ürünüdür. Bağdat'ta İmam-ı Azam Türbesi ve Abdülkadir Geylani Türbesi onarıldı. Konya'da Mevlana Türbesi'nin bazı bölümleri elden geçirildi. İstanbul'da 1633 yangını sonrası Cibali, Unkapanı ve Fatih çevresinde yeniden yapım işleri yürütüldü.
Edebiyatta dönemin en büyük adı Nef'i'dir. Nef'i, Murad'a kasideler sundu, Siham-ı Kaza adlı hiciv mecmuasıyla vezirleri hedef aldı ve 1635'te idam edildi; idam kararının doğrudan padişahtan mı, Bayram Paşa'nın baskısından mı geldiği tartışmalıdır. Şeyhülislam Yahya Efendi bu dönemde hem makamında hem şiirde etkindi. Murad'ın kendisi Muradi mahlasıyla şiir yazdı; Revan ve Bağdat seferlerinde yazdığı gazeller ve annesine gönderdiği manzum mektuplar bilinir. Musikide bestekâr olarak da anılır; ona atfedilen birkaç peşrev ve saz semaisi klasik Türk musikisi repertuvarında yer alır, ancak bu eserlerin ona aitliği kesin değildir.
Evliya Çelebi 1636'da Ayasofya'da Kadir Gecesi'nde Kur'an okurken padişahın dikkatini çekti ve Enderun'a alındı; Seyahatname'sinde Murad'ın gücünü, güreş ve ok merakını, sarayın günlük hayatını anlatır. Tarih yazımında Katip Çelebi bu dönemde Bağdat ve Revan seferlerine katıldı; Fezleke'sinde saltanatı anlatır. Koçi Bey Risalesi (1631) siyasetname türünün en ünlü örneklerindendir. Solakzade ve Peçevi de bu yılların tanığıdır. Hat sanatında Murad'ın kendi el yazısıyla yazdığı Kur'an sayfaları ve tuğralar müzelerde korunur. Minyatürde saray nakkaşhanesi (minyatür atölyesi) Revan ve Bağdat seferlerini resmetti.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
09 / 13 · 1 dkIV. Murad'ın haremi, annesi Kösem Sultan'ın gölgesinde kaldı. Kösem Sultan, oğlunun ölümünden sonra da valide sultan olarak makamını korudu; torunu IV. Mehmed döneminde de sarayda kaldı ve 2 Eylül 1651'de öldürüldü.
Ayşe Sultan, Murad'ın haseki sultanı (gözde eşi) olarak anılır; 1614 civarında doğdu, 1680 civarında Edirne'de öldü. Kaynaklarda Ayşe Haseki adıyla geçer ve Murad'ın ölümünden sonra Eski Saray'a gönderildi. Haremdeki öteki kadınların adları ve çocuk doğurup doğurmadıkları kaynaklarda açık değildir. Osmanlı tarihçileri Murad'ın haremini ayrıntılı anlatmaz; dönemin siyasi yoğunluğu ve padişahın seferlerde geçirdiği süre bunun nedeni olarak gösterilir.
Çocukları arasında oğulları hiç yaşamadı. Kaynaklar Şehzade Ahmed, Şehzade Süleyman, Şehzade Mehmed, Şehzade Alaeddin, Şehzade Mahmud gibi adlar verir; hepsi bebekken ya da çocukken öldü ve Sultan Ahmed Türbesi'ne gömüldü. Bu ölümler, Murad'ın erkek varis bırakmadan ölmesi ve tahtın kardeşi İbrahim'e geçmesi demekti. Kızları arasında İsmihan Kaya Sultan 1633 civarında doğdu; 1644'te Melek Ahmed Paşa ile evlendirildi ve 28 Şubat 1659'da doğum sonrası hastalıktan öldü. Evliya Çelebi, Melek Ahmed Paşa'nın maiyetinde bulunduğu için Kaya Sultan'ı yakından tanıdı ve ölümünü Seyahatname'de anlattı. Gevherhan Sultan 1630 civarında doğdu, Haseki Mehmed Paşa ile evlendi ve 1647 civarında öldü. Bazı listelerde Murad'ın kızı olarak gösterilen Rabia Sultan'ın aslında II. Ahmed'in cariye kökenli hasekisi olduğu kabul edilir; bir padişah kızının başka bir padişahla evlenmesi hanedan geleneğine aykırıdır ve bu kayıt tartışmalıdır. Bazı kaynaklar Murad'ın Safiye Sultan, Hanzade Sultan ve Rukiye Sultan adlı kızlarından da söz eder.
Kardeşleriyle ilişkisi trajiktir. Öz kardeşi Şehzade Kasım'ı ve üvey kardeşleri Şehzade Bayezid ile Şehzade Süleyman'ı idam ettirdi. Öz kardeşi İbrahim'i sağ bıraktı ya da bırakmak zorunda kaldı. Kız kardeşleri Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Hanzade Sultan, Gevherhan Sultan ve Atike Sultan, Murad'ın saltanatında vezirlerle evlendirilerek sarayın siyasi ağının parçası oldu; Hanzade Sultan'ın kocası Bayram Paşa sadrazam yapıldı, Fatma Sultan'ın kocaları arasında Melek Ahmed Paşa gibi sonradan sadrazam olacak isimler vardı. Amcası I. Mustafa 20 Ocak 1639'da öldü; Murad ona Ayasofya'da türbe yaptırdı.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
10 / 13 · 1 dkIV. Murad, çağdaşlarınca uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli ve olağanüstü güçlü bir adam olarak tasvir edilir. Evliya Çelebi, onun iki yüz okkalık gürzü kaldırdığını, yay kirişini kimsenin çekemediği yayları gerdiğini, at üzerinde cirit atarken hedefi şaşırmadığını yazar; bu anlatılar abartı içerse de padişahın bedensel gücü Osmanlı ve Avrupa kaynaklarında ortaktır. Okmeydanı'nda diktirdiği menzil taşları ok atışlarının rekorlarını gösterir. Güreş tuttuğu, pehlivanlarla boy ölçüştüğü, İstanbul'dan Üsküdar'a yüzerek geçtiği anlatılır. Minyatürlerde iri sarıklı, koyu sakallı, ciddi bakışlıdır.
Kişiliğinin baskın özelliği, kaynakların hemfikir olduğu üzere sertliktir. 1632'den sonra şiddeti bir yönetim aracı olarak kullandı; idamları izlemesi, kılık değiştirip gece dolaşması, yasağı çiğneyeni yerinde cezalandırması bu kişiliğin ifadesi olarak anlatılır. Bazı tarihçiler bu sertliği çocukluğunda tanık olduğu kardeş katli ve 1632 aşağılanmasıyla, bazıları ise devleti çöküşten kurtarma kararlılığıyla açıklar. Aynı zamanda şiir yazan, musiki dinleyen, Evliya Çelebi gibi sohbet ehlini yanında tutan bir yönü vardı.
İçkiyle ilişkisi tartışmalıdır. Kaynaklar, içkiyi halka yasaklayan padişahın kendisinin, özellikle Bağdat seferinden sonra, Bekri Mustafa adlı bir nedimin (padişah sohbet arkadaşının) etkisiyle içkiye alıştığını yazar. Ölüm sebebi olarak kaydedilen siroz ve gut bu anlatıyla ilişkilendirilir. Diğer görüşe göre Bekri Mustafa hikâyesi sonradan üretilmiş bir halk anlatısıdır ve padişahın hastalığı seferlerin yıpratıcı etkisine bağlıdır.
Günlük hayatı sefer yıllarında ordugâhta, barış yıllarında divan, av ve talim arasında geçti. Ava düşkündü; Bursa, Edirne ve İzmit yönünde uzun av gezileri düzenledi. Sarayda dini vecibelere düzenli uyduğu, Kadızade Mehmed Efendi'nin vaazlarını dinlediği kaydedilir. Hastalıkları arasında gut ve siyatik geçer; 1639 sonunda İstanbul'a döndükten sonra sağlığı hızla bozuldu. Yirmi yedi yaşında ölmesi, dönemin tarihçilerince erken ve beklenmedik olarak kaydedilir.
Ölümü ve Sonrası
11 / 13 · 1 dkIV. Murad, Bağdat dönüşünden sonra 1639 sonbaharında hastalandı. Kaynaklar hastalığı gut, siyatik ve karaciğer rahatsızlığı olarak kaydeder. Ocak 1640'ta durumu ağırlaştı. Ölüm döşeğinde, kaynaklara göre, son kardeşi İbrahim'in de öldürülmesini emretti; gerekçe olarak devletin bu kardeşle yönetilemeyeceği düşüncesi gösterilir. Kösem Sultan ve Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa emri uygulamadı; padişaha İbrahim'in öldüğü söylendi. Bu anlatı Osmanlı tarihçilerinde yaygındır ama emrin gerçekten verilip verilmediği kesin değildir; bazı tarihçiler bunu sonradan İbrahim'in saltanatını gölgelemek için üretilmiş bir hikâye sayar.
Murad 8 Şubat 1640 tarihinde Topkapı Sarayı'nda öldü. Yirmi yedi yaşındaydı ve on altı yıl beş ay tahtta kalmıştı. Cenazesi Sultan Ahmed Camii yanındaki babasının türbesine, ağabeyi Genç Osman ve ölen oğullarının yanına gömüldü. Türbe bugün ziyarete açıktır.
Taht, hanedanın hayatta kalan tek erkeği olan kardeşi İbrahim'e geçti. İbrahim 9 Şubat 1640'ta, kaynaklara göre ancak ağabeyinin cenazesini gördükten sonra kapalı daireden çıkmaya ikna edilerek cülus etti. Kösem Sultan valide sultan olarak makamını korudu. Kemankeş Kara Mustafa Paşa sadrazamlığa devam etti ve Murad'ın başlattığı mali disiplini 1644'e kadar sürdürdü; akçenin ıslahı, asker yoklaması ve avarız düzeni bu dönemde tamamlandı.
Murad'ın ölümü, Kasr-ı Şirin barışının uygulanma sürecine denk geldi. Doğu sınırı barış içindeydi; kuzeyde Azak sorunu sürüyordu ve 1641'de Osmanlı ordusu Azak'ı kuşattı, 1642'de Kazaklar kaleyi terk etti. Murad'ın tasfiye ettiği kapıkulu zorbalığı 1648'de, İbrahim'in tahttan indirilmesiyle geri döndü; Kösem Sultan'ın 1651'deki ölümü, Murad'ın kurduğu düzenin son kalıntısını da sildi. Sonraki istikrar ancak 1656'da Köprülü Mehmed Paşa ile geldi.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
12 / 13 · 1 dkOsmanlı tarihçileri IV. Murad'ı iki yüzlü bir aynada gördü. Katip Çelebi, Solakzade ve Naima, onun 1632'den sonra devleti yeniden ayağa kaldırdığını, kapıkulu zorbalığını kırdığını, Bağdat'ı geri aldığını ve hazineyi doldurduğunu yazar; aynı yazarlar şeyhülislamın idamını, Nef'i'nin boğdurulmasını ve yasakların şiddetini eleştirir. Naima, ibn Haldun'un devlet döngüsü kuramını kullanarak Murad'ı, çözülme çağında devleti geçici olarak diriltebilen güçlü hükümdar tipinin örneği sayar. Koçi Bey Risalesi, Murad'ı doğrudan över ve ıslahatın yolunu gösteren metin olarak anılır. Evliya Çelebi'nin Seyahatname'si onu kişisel hatıralarla, güç ve cömertlik vurgusuyla anlatır.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri konuyu daha çok merkezileşme ve ıslahat açısından ele aldı. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Murad'ın saltanatını iki döneme ayırır: Kösem Sultan'ın naipliği ve padişahın kişisel yönetimi; ikinci dönemi 17. yüzyılın en etkili ıslahat girişimi sayar. Halil İnalcık, Murad'ın başarısını yapısal değil kişisel bulur: sistem değişmedi, güçlü bir hükümdar sistemi geçici olarak işletti ve ölümüyle çözülme kaldığı yerden sürdü. Bazı tarihçiler Murad'ı 'Osmanlı'nın son büyük gazi padişahı' olarak tanımlar; diğerleri şiddetin boyutunu vurgulayarak bu tanıma mesafeli durur. Tütün yasağı ve idamlar, günümüz tarihçilerinin Murad'ı en çok eleştirdiği konudur.
Yabancı tarihçiler, özellikle 17. yüzyıl Osmanlı krizi üzerine çalışanlar, Murad'ı Avrupa'daki çağdaşları III. Ferdinand, XIII. Louis ve I. Charles ile karşılaştırır; monarşinin orduyu ve taşrayı yeniden denetim altına alma çabasının Osmanlı versiyonu olarak okur. Kasr-ı Şirin Antlaşması, sınır tarihi çalışmalarında dört yüz yıl dayanmış bir sınırın başlangıcı olarak ele alınır. Kösem Sultan'ın naipliği, kadın hükümdarlık çalışmalarında ayrı bir başlıktır.
Popüler kültürde IV. Murad, Türk tarih anlatısının en tanınan padişahlarından biridir. Bağdat Fatihi olarak okul kitaplarında, güçlü ve adil padişah imgesiyle halk hikâyelerinde yer alır. Kösem Sultan'ın hayatını konu alan televizyon dizisinde çocukluğundan ölümüne kadar başrol karakterlerinden biriydi; dizide annesiyle iktidar mücadelesi, kardeşlerinin idamı ve Bağdat seferi işlendi. Bekri Mustafa hikâyesi, meddah ve halk tiyatrosu geleneğinde yüzyıllardır anlatılır. Romanlarda ve çizgi romanlarda güç, sertlik ve fetih imgesiyle canlandırılır. Topkapı Sarayı'ndaki Bağdat ve Revan köşkleri ile Kâbe'nin bugünkü yapısı, adının en somut kalıcı izleridir.
Aynı Yıllarda Dünya
13 / 13 · 1 dkIV. Murad'ın saltanatı Otuz Yıl Savaşları'nın ortasına düşer. 1625'te Danimarka, 1630'da İsveç savaşa girdi; İsveç Kralı II. Gustav Adolf 1631'de Breitenfeld'de Katolik ordusunu yendi ve 1632'de Lützen'de öldü. 1635'te Fransa Kardinal Richelieu'nün yönetiminde Habsburglara savaş açtı. Habsburg tahtında 1637'den itibaren III. Ferdinand vardı. İngiltere'de I. Charles 1629'da parlamentoyu dağıtıp on bir yıl tek başına yönetti; 1640'ta yeniden toplanan parlamento iç savaşa giden yolu açtı. Hollanda altın çağını yaşıyor, Rembrandt 1632'de Anatomi Dersi'ni yapıyordu. Galileo 1632'de İki Büyük Dünya Sistemi Üzerine Diyalog'u yayımladı ve 1633'te Engizisyon önünde görüşlerinden döndü.
İran'da Şah I. Abbas 1629'da öldü; yerine geçen Şah Safi, Revan'ı 1636'da geri aldı ve 1639'da Kasr-ı Şirin barışını imzaladı. Hindistan'da Şah Cihan 1628'de Babür tahtına çıktı ve 1632'de Tac Mahal'in yapımını başlattı. Çin'de Ming Hanedanı son yıllarını yaşıyordu; Mançular 1636'da Qing adını aldı ve Li Zicheng isyanı ülkeyi sarsıyordu. Japonya'da Tokugawa şogunluğu 1633-1639 arasında sakoku fermanlarıyla ülkeyi dış dünyaya kapattı; 1637-1638 Şimabara ayaklanması bastırıldı.
Rusya'da Çar Mihail Romanov, 1632-1634 Smolensk Savaşı'nda Lehistan'a yenildi; Don Kazakları 1637'de Azak'ı ele geçirdi ve bu olay Osmanlı ile Rusya arasında ilk büyük gerginliği yarattı. Kuzey Amerika'da 1630'da Massachusetts Körfezi kolonisi kuruldu, 1636'da Harvard açıldı. Descartes 1637'de Yöntem Üzerine Konuşma'yı yayımladı. Osmanlı payitahtında Cibali yangını (1633) ve Avrupa'daki veba salgınları (1629-1631 İtalya vebası), aynı yılların ortak felaketleriydi.
Kronoloji
45 olay- 17. yüzyıl
İstanbul'da doğdu; babası I. Ahmed, annesi Kösem Sultan.
Babası I. Ahmed öldü; amcası I. Mustafa tahta çıktı, Kösem Sultan Eski Saray'a gönderildi.
Ağabeyi Genç Osman padişah oldu.
Ağabeyi Şehzade Mehmed, Genç Osman'ın emriyle boğduruldu.
Genç Osman Yedikule'de öldürüldü; I. Mustafa ikinci kez tahta çıkarıldı.
I. Mustafa tahttan indirildi; Murad on bir yaşında cülus etti, Kösem Sultan naibe oldu.
Encer Muharebesi'nde Fahreddin Maanoğlu Şam beylerbeyini yendi.
Bekir Subaşı Hadisesi: Bağdat Safevilerin eline geçti.
Kemankeş Kara Ali Paşa azledilip idam edildi; Çerkez Mehmed Paşa sadrazam oldu.
Çerkez Mehmed Paşa, Kayseri yakınlarında Abaza Mehmed Paşa'yı yendi.
Hafız Ahmed Paşa sadrazam oldu; Kasım ayında Bağdat kuşatması başladı.
Bağdat kuşatması başarısızlıkla kaldırıldı.
Damad Halil Paşa ikinci kez sadrazam oldu.
Hüsrev Paşa sadrazam oldu; aynı yıl Abaza Mehmed Paşa Erzurum'da teslim alındı.
Hüsrev Paşa Hemedan'ı yaktı, Bağdat'ı ikinci kez kuşatıp alamadı.
Koçi Bey Risalesi padişaha sunuldu; Kâbe'nin sel sonrası yeniden inşası başladı.
Hüsrev Paşa azledildi; Hafız Ahmed Paşa ikinci kez sadrazam oldu.
Sipahi ayaklanması: Hafız Ahmed Paşa padişahın gözü önünde öldürüldü, Topal Recep Paşa sadrazam oldu.
Topal Recep Paşa divanda boğduruldu; Murad iktidarı fiilen ele aldı, Tabanıyassı Mehmed Paşa sadrazam oldu.
At Meydanı'nda kapıkulu askerine bağlılık yemini ettirildi; zorbaların tasfiyesi başladı.
Sasowy Róg Muharebesi: Leh kuvvetleri Tatar akıncılarını yendi.
Cibali yangını İstanbul'un büyük kısmını yok etti; tütün, kahve ve içki yasaklandı.
Paniowce Muharebesi: Abaza Mehmed Paşa Leh kampına saldırdı, sonuç alamadı.
Şeyhülislam Ahizade Hüseyin Efendi idam edildi; Lehistan ile barış yenilendi.
Abaza Mehmed Paşa İstanbul'da idam edildi.
Revan seferine çıktı.
Fahreddin Maanoğlu İstanbul'da idam edildi.
Revan Kalesi teslim oldu; aynı gün Şehzade Bayezid ve Şehzade Süleyman İstanbul'da boğduruldu.
Tebriz ele geçirildi ve yağmalandı; ordu kışa karşı geri çekildi.
İstanbul'a döndü; Gazi unvanı aldı. Şair Nef'i aynı yıl idam edildi.
Revan Safeviler tarafından geri alındı.
Mihriban Muharebesi'nde Osmanlı kuvveti Safevilere yenildi.
Bayram Paşa sadrazam oldu; aynı yıl Don Kazakları Azak'ı ele geçirdi.
Kardeşi Şehzade Kasım boğduruldu.
Bağdat seferine çıktı.
Çoçka Burnu'nda Osmanlı donanması Kazak filosunu dağıttı.
Temrük Muharebesi: Kazak kuvvetleri püskürtüldü.
Bayram Paşa Urfa yakınlarında öldü; Tayyar Mehmed Paşa sadrazam oldu.
Bağdat kuşatması başladı.
Bağdat fethedildi; Tayyar Mehmed Paşa hücumda öldü, Kemankeş Kara Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Amcası I. Mustafa öldü; Ayasofya'da türbe yaptırıldı.
Kasr-ı Şirin Antlaşması imzalandı; Bağdat Osmanlı'da, Revan İran'da kaldı.
İstanbul'a zafer alayıyla girdi; Bağdat Köşkü'nün yapımı başladı.
Topkapı Sarayı'nda yirmi yedi yaşında öldü; Sultan Ahmed Türbesi'ne gömüldü.
Kardeşi Sultan İbrahim tahta çıktı.
Savaşlar ve Seferler
13 kayıtAntlaşmalar
3 antlaşmaSadrazamları
11 sadrazamEserleri
6 eserTuğrası
Padişah nişanıMurad bin Ahmed Han el-muzaffer dâimâ
IV. Murad'ın tuğrası Bağdat seferi fermanlarında ve 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması metninde yer alır. Kendisi de hattatlık öğrenmiş bir padişahtı; tuğrasının tuğ ve beyzeleri babası I. Ahmed'in tuğrasıyla aynı ölçülerdedir.
- Anlamı
- Ahmed Han oğlu Murad, daima muzaffer
- Okunuşu
- Murâd-ı Râbi'
Aile Ağacı
42 kişi
15. kuşakErtuğrul Gaziö. 1280 dolayları
14. kuşakOsman Gazi1299-1324
13. kuşakOrhan Gazi1326-1362
12. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
11. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
10. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
9. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
8. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
7. kuşakII. Bayezid1481-1512
6. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
5. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
4. kuşakII. Selim1566-1574
3. kuşakIII. Murad1574-1595
2. kuşakIII. Mehmed1595-1603
1. kuşakI. Ahmed1603-1617
KendisiIV. Murad1623-1640
I. Ahmed1603-1617
Mahpeyker Kösem Sultan1589-1651
Ayşe Sultan1680
Sanavber Hatun
Safiye Hatun
IV. Murad1623-1640
Şehzade Ahmed1627
Şehzade Mehmed1633
Şehzade Alaeddin1635
Şehzade Ahmed (küçük)1638
Şehzade Süleyman
Gevherhan Sultan1630
İsmihan Kaya Sultan1633
Safiye Sultan1634
Rukiye Sultan1640
Bedia Sultan
Hafsa Sultan
Genç Osman1618-1622
Şehzade Mehmed1605-1621
Şehzade Bayezid1612-1635
Şehzade Süleyman1613-1635
Şehzade Kasım1614-1638
Sultan İbrahim1640-1648
Ayşe Sultan1605-1657
Fatma Sultan1606-1671
Hanzade Sultan1609-1650
Gevherhan Sultan1631
Atike Sultan1614-1660Sözleri
Mahlası MuradiMurâdî mahlasıyla: Uyan ey gözlerim gafletten uyan / Uyan uykusu çok gözlerim uyan
İlahi hem III. Murad'a hem IV. Murad'a atfedilir; tekke geleneğinde Murâdî mahlasıyla okunurBağdat'ı almadan dönmem; ya Bağdat benim olur ya ben Bağdat'ın.
Bağdat kuşatmasında söylediği rivayet edilen söz (rivayet)Çağdaşları
6 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruIV. Murad'ın annesi kimdir?
IV. Murad dönemi önemli olayları nelerdir?
IV. Murad nasıl öldü?
IV. Murad kimin oğludur?
IV. Murad'ın çocuğu var mıydı?
IV. Murad'ın türbesi nerede?
IV. Murad kaç yaşında tahta çıktı?
IV. Murad kaç yıl tahtta kaldı?
IV. Murad'dan sonra tahta kim geçti?
IV. Murad kardeşlerini öldürttü mü?
IV. Murad'a neden Bağdat Fatihi denir?
IV. Murad'ın gürzü kaç kilo?
IV. Murad ile Genç Osman arasındaki bağ nedir?
IV. Murad tütünü neden yasakladı?
IV. Murad'ın imzaladığı Kasr-ı Şirin Antlaşması neden önemlidir?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026