Minyatür üslubunda portreII. Mustafa
مصطفى ثانىSultan II. Mustafa·İkinci Mustafa·2. Mustafa·Gazi Mustafa Han
II. Mustafa, 1695-1703 yılları arasında hüküm süren 22. Osmanlı padişahıdır. Zenta yenilgisi ve Karlofça Antlaşması onun döneminde yaşandı.
II. Mustafa Kimdir?
22 dk okumaII. Mustafa, 5 Haziran 1664 tarihinde Edirne'de doğan, 6 Şubat 1695 ile 22 Ağustos 1703 tarihleri arasında sekiz buçuk yıl tahtta kalan 22. Osmanlı padişahıdır. Babası IV. Mehmed, annesi Girit kökenli Gülnuş Sultan'dır. Tahta çıktığında otuz yaşındaydı ve devlet, 1683 Viyana bozgunundan beri süren büyük savaşın on ikinci yılındaydı. Kendisinden önceki iki padişah, amcaları II. Süleyman ve II. Ahmed, orduya bizzat komuta etmemişti. II. Mustafa ilk günlerinde yayımladığı hatt-ı hümayunla (padişahın kendi el yazısıyla çıkardığı emir) zevk ve sefayı bıraktığını, ordunun başında sefere çıkacağını ilan etti. Bu sözü tuttu. 1695 ve 1696 yıllarında iki kez Macaristan'a sefer düzenledi, Lipova'yı geri aldı, Lugos ve Ulaş savaşlarında Avusturya ordularını geri püskürttü. Üçüncü seferi ise 11 Eylül 1697 tarihinde Zenta'da felaketle sonuçlandı. Savoylu Prens Eugen'in Tisa Nehri geçişinde yakaladığı Osmanlı ordusu binlerce kayıp verdi, sadrazam Elmas Mehmed Paşa savaş alanında öldü, hazine ve mühr-i hümayun (padişah mührü) düşman eline geçti. Zenta, Osmanlı Devleti'ni masaya oturttu ve 26 Ocak 1699 tarihinde imzalanan Karlofça Antlaşması ile devlet ilk kez büyük ölçekli toprak kaybını kabul etti. II. Mustafa'nın saltanatının ikinci yarısı Karlofça sonrası toparlanma dönemidir. Köprülü ailesinden Amcazade Hüseyin Paşa sadrazamlığında ordu, maliye ve taşra idaresinde onarım yapıldı. Ancak padişahın hocası Şeyhülislam Feyzullah Efendi'nin devleti bir aile şirketi gibi yönetmesi, yönetimin İstanbul yerine Edirne'den sürdürülmesi ve kapıkulu (padişahın maaşlı merkez ordusu) maaşlarının aksaması 1703 yazında Edirne Vakası olarak bilinen büyük isyanı doğurdu. İsyancılar Edirne'ye yürüdü, padişahın ordusu dağıldı ve II. Mustafa 22 Ağustos 1703 tarihinde kardeşi III. Ahmed lehine tahttan indirildi. Tahttan indirildikten sonra Topkapı Sarayı'nda dört ay kadar yaşadı ve 28 Aralık 1703 tarihinde otuz dokuz yaşında öldü. Hattat Hafız Osman'ın öğrencisi olarak yazdığı Kur'an nüshaları ve levhalar, İkbalî mahlasıyla kaleme aldığı şiirler onun sanat yönünü, Karlofça ise siyasi mirasını belirler. Tarihçiler onu hem cesur bir asker hem de yakın çevresine fazla güvenen bir hükümdar olarak değerlendirir.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 14 · 2 dkŞehzade Mustafa 5 Haziran 1664 tarihinde Edirne'de doğdu. Bazı kaynaklar doğum tarihi olarak 1664 yılının Şubat ayını verir; fark takvim çevrimlerinden kaynaklanır. Babası 19. Osmanlı padişahı IV. Mehmed, annesi Girit'in Resmo şehrinde doğmuş, 1645 Girit seferi sırasında esir alınarak saraya getirilmiş Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Gülnuş Sultan, IV. Mehmed'in en sevdiği hasekisiydi (padişahın gözde eşi) ve padişah onu sefere ve av gezilerine bile yanında götürürdü. Mustafa bu çiftin ilk oğluydu; ondan sonra 1673 yılında Ahmed, ardından Hatice, Ümmügülsüm ve Fatma adlı kız kardeşleri doğdu.
IV. Mehmed saltanatının büyük kısmını İstanbul yerine Edirne'de geçirdiği için Mustafa'nın çocukluğu da Edirne Sarayı'nda geçti. Babası onu çok sevdi. 1675 yılında Edirne'de düzenlenen ve on beş gün süren sünnet düğünü çağının en görkemli şenliklerinden biriydi; aynı düğünde kız kardeşi Hatice Sultan'ın Musahip Mustafa Paşa ile nikahı kıyıldı. Şehzade Mustafa daha küçük yaşta babasının av partilerine katıldı ve ata binmeyi, cirit atmayı, ok kullanmayı burada öğrendi.
Eğitimi için babası, Erzurumlu Seyyid Feyzullah Efendi'yi hoca tayin etti. Feyzullah Efendi dönemin tanınmış alimi Vani Mehmed Efendi'nin damadıydı ve şehzadeye tefsir, hadis, fıkıh ve Arapça okuttu. Bu hoca-öğrenci ilişkisi ömür boyu sürdü ve ileride devletin kaderini belirledi. Şehzade hüsn-i hat (güzel yazı sanatı) derslerini ise çağının en büyük hattatı Hafız Osman Efendi'den aldı. Hafız Osman, hem Mustafa'ya hem de kardeşi Ahmed'e sülüs ve nesih yazılarını öğretti; kaynaklar hattatın ders sırasında padişah çocuklarına hokka tutturmayı reddettiğini, aksine öğrencilerinin kendisine hokka tuttuğunu anlatır.
8 Kasım 1687 tarihinde IV. Mehmed tahttan indirildi ve yerine kardeşi II. Süleyman geçirildi. Yirmi üç yaşındaki Şehzade Mustafa için bu tarih, sekiz yıl sürecek kafes hayatının başlangıcı oldu. Kafes, şehzadelerin sarayın belirli dairelerinde gözetim altında tutulduğu ve dış dünyayla ilişkilerinin kesildiği düzendi. Mustafa önce İstanbul'da, sonra Edirne'de gözetim altında yaşadı. II. Süleyman'ın 1691, II. Ahmed'in 1695 yılında ölmesiyle taht sırası ona geldi. Kafes yıllarında hat çalıştığı, kitap okuduğu ve babasının akıbetinden ders çıkardığı bilinir; çağdaş vekayinameler (olayları yıl yıl anlatan Osmanlı tarih kitapları) onun bu dönemde kimseyle siyasi bağ kurmadığını yazar.
Kardeşleri arasında en yakını Ahmed'di. İki kardeş kafes yıllarını birlikte geçirdi ve Mustafa tahta çıkınca kardeşini öldürtmedi. Kız kardeşlerinden Hatice Sultan uzun ömürlü oldu ve 1743 yılında Edirne'de öldü. Babası IV. Mehmed ise tahttan indirildikten sonra 6 Ocak 1693 tarihinde Edirne'de öldü; Mustafa o sırada gözetim altındaydı ve cenazeye katılamadı.
Tahta Çıkışı
02 / 14 · 1 dkII. Ahmed 6 Şubat 1695 tarihinde Edirne'de öldü. Aynı gün Şehzade Mustafa, Edirne Sarayı'nda biat alarak 22. Osmanlı padişahı olarak tahta oturdu. Cülusu (tahta çıkış) tartışmasızdı: II. Ahmed'in oğulları küçük yaştaydı, Mustafa hanedanın en yaşlı erkek üyesiydi ve kimse rakip bir aday öne sürmedi. Sadrazam Sürmeli Ali Paşa ile Şeyhülislam Sadık Mehmed Efendi cülusu düzenledi. Kılıç kuşanma töreni Edirne'de yapıldı; padişah İstanbul'a ancak sonraki yıllarda kısa süreliğine gitti.
Tahta çıkışından birkaç gün sonra yayımladığı hatt-ı hümayun dönemin en çok alıntılanan belgelerinden biridir. Padişah bu emirde, atalarının sefer meydanlarında olduğunu, kendisinin de zevk ve rahatı bırakıp gazaya (din uğruna savaş) çıkacağını, devlet adamlarından da aynı fedakarlığı beklediğini yazdı. Vekayinameler bu metnin divanda okunurken ağlayanlar olduğunu kaydeder. Bu hatt-ı hümayun on iki yıldır savaşın yükünü çeken orduya moral verdi ama aynı zamanda padişahı kişisel olarak savaşın sonucundan sorumlu kıldı.
İlk icraatı hocası Feyzullah Efendi'yi şeyhülislamlığa getirmek oldu. Feyzullah Efendi 1688 yılında kısa bir süre bu makamda bulunmuş ve azledilmişti; II. Mustafa onu Erzurum'dan çağırttı ve Mayıs 1695'te ikinci kez şeyhülislam yaptı. Sadrazam Sürmeli Ali Paşa ise padişahla anlaşamadı, Nisan 1695'te azledildi ve kısa süre sonra idam edildi. Yerine, Sakız Adası'nı Venediklilerden geri alan donanma seferinde ün kazanmış Elmas Mehmed Paşa 3 Mayıs 1695 tarihinde sadrazam oldu.
II. Mustafa cülus bahşişi (yeni padişahın askere dağıttığı para) dağıttı ancak hazine zayıf olduğu için bu ödeme yeni vergilerle karşılandı. Kardeşi Şehzade Ahmed'i kafeste gözetim altında tuttu; kardeş katli uygulamadı ve amcası II. Ahmed'in küçük oğullarına da dokunmadı. Bu ılımlı tutum, I. Ahmed'den beri yerleşen ekberiyet (hanedanın en yaşlı erkeğinin tahta geçmesi) kuralının artık tam olarak benimsendiğini gösterir.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
03 / 14 · 2 dkII. Mustafa'nın sekiz buçuk yıllık saltanatında dört sadrazam görev yaptı. Elmas Mehmed Paşa (3 Mayıs 1695 - 11 Eylül 1697) genç, enerjik ve padişaha yakın bir devlet adamıydı; üç Macaristan seferinin hepsinde ordunun başındaydı ve Zenta'da savaş alanında öldü. Ondan sonra 17 Eylül 1697 tarihinde Köprülü Mehmed Paşa'nın yeğeni Amcazade Hüseyin Paşa sadrazam oldu. Amcazade beş yıl görevde kaldı, Karlofça'yı imzaladı ve barış sonrası onarımı yürüttü; Feyzullah Efendi ile anlaşmazlığı ve hastalığı yüzünden 4 Eylül 1702 tarihinde istifa etti, aynı ay öldü. Yerine gelen Daltaban Mustafa Paşa savaş yanlısıydı; Kırım hanlığı meselesinde Feyzullah Efendi ile çatıştı, 24 Ocak 1703 tarihinde azledildi ve idam edildi. Son sadrazam Rami Mehmed Paşa (25 Ocak 1703 - 22 Ağustos 1703), Karlofça görüşmelerini yürüten reisülküttab (dış işlerinden sorumlu divan katibi) olarak tanınmıştı ve kalemiyeden (bürokrasi) yetişip sadrazam olan ilk kişiydi. İsyancılar 1703 Ağustosunda onu görevden uzaklaştırdı.
Devletin gerçek yöneticisi ise Şeyhülislam Feyzullah Efendi'ydi. Padişah hocasına sınırsız güvendi ve ona sadrazam tayinlerinde bile söz hakkı tanıdı. Feyzullah Efendi bu gücü ailesi için kullandı: büyük oğlu Fethullah Efendi'yi Rumeli kazaskeri yaptı ve kendisinden sonra şeyhülislam olacağına dair padişahtan yazılı söz aldı; diğer oğulları, damatları ve akrabaları kadılık, müderrislik, nakibüleşraflık gibi ilmiye makamlarını doldurdu. Bu, ilmiye sınıfının (din alimleri ve kadılardan oluşan bürokrasi) yükselme yollarını tıkadı ve ulema arasında derin bir öfke biriktirdi.
İkinci sorun başkent meselesiydi. II. Mustafa babası gibi Edirne'de oturdu; avlanmayı sevdiği ve Macaristan cephesine yakın olduğu için Edirne'yi tercih etti. İstanbul'daki esnaf, ulema ve kapıkulu ocakları padişahın yokluğunu bir aşağılanma olarak gördü; saray masraflarının ve devlet dairelerinin Edirne'ye kaymasıyla İstanbul ekonomik olarak da zarar gördü. Dönemin tarihçileri Edirne Vakası'nın adını bu yüzden Edirne'den aldığını yazar.
Amcazade Hüseyin Paşa'nın Karlofça sonrası düzenlemeleri dönemin en olumlu iç siyaset adımlarıdır. Yeniçeri Ocağı'nın maaş defterlerini gözden geçirtti, ölmüş ya da hiç var olmamış askerlerin maaşlarını (mevacib) kesti, kapıkulu sayısını azalttı. Tımar (askerlik karşılığı toprak geliri) sisteminde boş kalan dirlikleri yeniden dağıttı. Taşrada valilerin halktan aldıkları usulsüz vergileri yasaklayan adaletnameler (padişahın haksızlıkları yasaklayan fermanı) yayımlandı. Belgrad, Niş, Vidin, Temeşvar ve Azak sınırındaki kaleler onarıldı; Karlofça ile çizilen yeni sınırlar Osmanlı ve Avusturya heyetleri tarafından birlikte gezilerek belirlendi.
Kırım Hanlığı'nda da müdahale gerekti. 1699 yılında han olan Devlet Giray, Karlofça'nın Lehistan'a verdiği garantileri tanımak istemedi ve Rusya'ya karşı savaş yanlısıydı. Daltaban Mustafa Paşa'nın onu desteklemesi Feyzullah Efendi ile çatışmasına yol açtı; 1702 sonunda Devlet Giray azledildi ve yerine Selim Giray dördüncü kez han yapıldı. Bu olay, İstanbul'daki barış partisinin gücünü gösterdi.
Dönemin iç isyanları arasında 1695-1696 yıllarında Basra ve Bağdat çevresindeki aşiret ayaklanmaları, 1698 yılında Mısır'daki mahalli beylerin çatışması ve Cezayir'de Chelif bölgesinde 1701 yılında Fas ordusuyla yaşanan çarpışma sayılabilir. Bu son olay, Cezayir dayısının (Cezayir ocağının seçilmiş yöneticisi) Fas Sultanı İsmail'in ordusunu 28 Nisan 1701 tarihinde Chelif Nehri yakınında yenmesidir; Osmanlı merkezi bu savaşa doğrudan katılmadı ama Cezayir Osmanlı eyaletiydi.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
04 / 14 · 3 dkII. Mustafa tahta çıktığında Osmanlı Devleti aynı anda dört devletle savaş halindeydi: Kutsal İttifak adı verilen bu koalisyon Avusturya, Venedik, Lehistan ve 1686 yılından itibaren Rusya'dan oluşuyordu. Savaşın ilk büyük haberi denizden geldi. Venedik donanması Eylül 1694'te Sakız Adası'nı ele geçirmişti. Kaptan-ı derya (donanma komutanı) Mezzomorto Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması 9 Şubat 1695 tarihinde Koyun Adaları açıklarında Venedik filosunu yendi. Bu zafer padişahın tahta çıkışından üç gün sonra kazanıldı ve Venedikliler Şubat sonunda Sakız'ı boşalttı. Aynı yıl 18 Eylül 1695 tarihinde Midilli açıklarında yapılan Zeytinburnu Deniz Muharebesi de Osmanlı lehine sonuçlandı; Venedik donanması Ege'de üstünlük kuramadı.
Birinci Macaristan seferi 1695 yazında başladı. Padişah 30 Haziran'da Edirne'den hareket etti ve ordu Belgrad üzerinden Temeşvar'a ilerledi. 7 Eylül'de Lipova (Lippa) Kalesi ele geçirildi. 21 Eylül 1695 tarihinde Lugos (Lugoj) yakınında Avusturya generali Federico Veterani'nin ordusuyla karşılaşıldı; Veterani savaşta öldü, ordusu dağıldı ve Osmanlı ordusu zaferle Temeşvar'a döndü. Bu, 1683'ten beri bir padişahın bizzat komuta ettiği ilk sefer ve ilk meydan zaferiydi. Padişah Kasım ayında Edirne'ye Gazi unvanıyla döndü.
İkinci sefer 1696 yazında düzenlendi. Bu kez hedef, Avusturya'nın kuşatmak istediği Temeşvar'ı kurtarmaktı. Saksonya Elektörü Friedrich August komutasındaki Avusturya ordusu ile 26 Ağustos 1696 tarihinde Ulaş (Olasch, bugünkü Hetin) mevkiinde karşılaşıldı. Savaş bütün gün sürdü; her iki taraf da ağır kayıp verdi. Avusturya ordusu geri çekildiği için Osmanlı kaynakları bunu zafer sayar, Avusturya kaynakları sonuçsuz kabul eder. Kesin olan, Temeşvar'ın kurtulduğu ve Avusturya'nın o yıl Banat'ta ilerleyemediğidir. Aynı yılın başında Cenei bölgesinde de küçük çaplı çarpışmalar oldu. Ancak 1696 yılının en ağır kaybı doğuda yaşandı: Rus Çarı I. Petro, 1695'teki başarısız denemeden sonra Don Nehri'nde kurdurduğu filoyla Azak Kalesi'ni kuşattı ve kale 1696 Temmuzunda teslim oldu. Rusya böylece ilk kez Azak Denizi'ne çıktı.
Denizde 1696 ve 1697 yılları Venedik ile karşılıklı arayışlarla geçti. 22 Ağustos 1696 tarihinde Andıra (Andros) Adası açıklarında, 6 Temmuz 1697 tarihinde Bozcaada açıklarında ve 1 Eylül 1697 tarihinde yeniden Andıra'da iki donanma karşılaştı. Bu çarpışmaların hiçbiri kesin sonuç vermedi; Venedik Çanakkale Boğazı'nı kapatamadı, Osmanlı donanması da Mora'yı geri alamadı. Mezzomorto Hüseyin Paşa'nın donanmayı kadırgadan kalyona (yelkenli büyük savaş gemisi) geçirme çabası bu yıllarda meyve verdi ve Osmanlı filosu açık denizde Venedik ile boy ölçüşebilir hale geldi.
Üçüncü Macaristan seferi 1697 yazında başladı. Ordu Belgrad'da toplandı ve hedef konusunda uzun tartışmalar yaşandı: Elmas Mehmed Paşa Erdel'e girmek istiyordu, bazı komutanlar Petervaradin'i kuşatmayı savunuyordu. Ordu Tisa Nehri boyunca kuzeye yürüdü ve 11 Eylül 1697 tarihinde Zenta yakınında nehri geçmeye başladı. Avusturya'nın yeni başkomutanı Savoylu Prens Eugen, ordunun yarısı karşı kıyıya geçmişken köprübaşına saldırdı. Köprü çöktü, nehrin batı yakasında kalan Osmanlı birlikleri kuşatıldı. Sadrazam Elmas Mehmed Paşa, çok sayıda vezir, yeniçeri ağası ve binlerce asker öldü; kaynaklar Osmanlı kaybını yirmi bin ile otuz bin arasında verir. Hazine, toplar, mühimmat ve sadrazamın taşıdığı mühr-i hümayun düşmanın eline geçti. Padişah karşı kıyıdan savaşı izledi ve Temeşvar'a çekildi. Eugen aynı sonbaharda Bosna'ya girdi ve Saraybosna'yı yaktı.
Zenta'dan sonra Osmanlı ordusu büyük sefer yapmadı. 1698 yılında Lehistan cephesinde Kırım Tatarları Podhajce (Pidhaitsi) çevresinde Leh ordusuyla çarpıştı; Leh kaynakları bunu kendi zaferleri olarak kaydeder. Denizde 14 Haziran 1698 tarihinde Bozcaada, 20 Eylül 1698 tarihinde Semadirek açıklarında Venedik ile iki karşılaşma daha yaşandı ve ikisi de sonuçsuz kaldı. Karlofça imzalandıktan sonra bile Tatar akınları sürdü; 21 Şubat 1699 tarihinde Martynów (bugün Ukrayna'da Novıy Martıniv) yakınında Leh süvarisi bir Tatar akın kolunu yendi. Bu, Lehistan ile Osmanlı arasındaki son çarpışma oldu.
Savaşın toplam bilançosu Osmanlı Devleti için ağırdı. II. Mustafa'nın iki zaferi Karlofça masasında Temeşvar ve Banat'ı kurtardı; Zenta ise Macaristan, Erdel, Mora, Podolya ve Azak'ın kaybını kesinleştirdi. Padişah bizzat cephede bulunan son Osmanlı hükümdarlarından biri oldu; kendisinden sonra II. Mahmud'a kadar hiçbir padişah ordunun başında sefere çıkmadı.
Karlofça Antlaşması ve Sonuçları
05 / 14 · 1 dkZenta yenilgisinden sonra Amcazade Hüseyin Paşa barış arayışını başlattı. İngiltere elçisi Lord William Paget ile Hollanda elçisi Jacob Colyer arabuluculuk yaptı; iki devlet Fransa ile savaşan Avusturya'nın doğuda serbest kalmasını istiyordu. Görüşmeler 1698 Kasımında Sirem bölgesinde, Tuna kıyısındaki Karlofça (Sremski Karlovci) kasabasında başladı. Osmanlı heyetine reisülküttab Rami Mehmed Efendi ile divan tercümanı İskerletzade Aleksandr Mavrokordato başkanlık etti. Görüşmeler yetmiş iki gün sürdü ve Osmanlı tarafı ilk kez uti possidetis (herkes elindekini tutar) ilkesini kabul etti.
Antlaşma 26 Ocak 1699 tarihinde imzalandı. Avusturya ile 25 yıllık barış yapıldı: Macaristan'ın tamamı (Temeşvar ve Banat hariç), Erdel ve Slavonya Avusturya'ya bırakıldı. Venedik ile yapılan antlaşmaya göre Mora Yarımadası, Dalmaçya kıyısındaki kaleler ve Ayamavra Adası Venedik'te kaldı. Lehistan Podolya ile Kamaniçe Kalesi'ni geri aldı, buna karşılık Boğdan'daki iddialarından vazgeçti. Rusya ile yalnızca iki yıllık mütareke yapıldı; kesin barış 14 Temmuz 1700 tarihinde İstanbul'da imzalandı ve Azak Kalesi Rusya'ya bırakıldı, Rusya ayrıca Kırım hanına verilen yıllık hediyeyi ödemekten kurtuldu.
Karlofça Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası sayılır. Devlet ilk kez uzun bir görüşme sürecinden sonra bir antlaşma imzalıyor, ilk kez Avrupa devletlerinin arabuluculuğunu kabul ediyor ve ilk kez geniş ülke topraklarını kalıcı olarak bırakıyordu. Antlaşma sonrasında iki taraf ortak sınır komisyonları kurdu; Osmanlı tarafında bu işi Rami Mehmed Efendi'nin yetiştirdiği katipler yürüttü. Bu deneyim, on sekizinci yüzyılda Osmanlı diplomasisinin kalemiyeden yetişen uzmanlar eline geçmesinin başlangıcıdır.
Antlaşmanın iç siyasete etkisi de büyük oldu. Savaş yanlısı vezirler ve Kırım hanı barışı bir teslimiyet olarak gördü; Feyzullah Efendi ise barışı savundu. Sınırdaki tımarlı sipahiler (toprak gelirine karşılık savaşan süvari) topraklarını kaybettiği için Anadolu'ya göç etti ve yeni dirlik istedi. Belgrad, sınır şehri haline geldiği için surları büyütüldü ve garnizonu artırıldı. Osmanlı Devleti'nin 1716 yılına kadar süren barış dönemi Karlofça'nın ürünüdür.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
06 / 14 · 1 dkII. Mustafa döneminin dış ilişkileri Karlofça öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılır. Savaş yıllarında Fransa, Osmanlı Devleti'nin dolaylı müttefikiydi; XIV. Louis, Avusturya'yı iki cephede tutmak için Osmanlıların savaşı sürdürmesini istiyor ve İstanbul'daki elçisi Castagnères de Châteauneuf aracılığıyla barış görüşmelerini engellemeye çalışıyordu. 1697 yılında Fransa'nın Ryswick Antlaşması'nı imzalayıp savaştan çekilmesi Osmanlı Devleti'ni yalnız bıraktı ve Karlofça'yı kaçınılmaz kıldı.
İngiltere ve Hollanda, Akdeniz ticareti için barış istiyordu. Lord Paget 1693 yılından beri İstanbul'da elçiydi ve 1698 yılında Osmanlı heyetine Belgrad'a kadar eşlik etti. Karlofça'dan sonra İngiltere'nin Osmanlı sarayındaki etkisi arttı; Levant Company tüccarları İzmir ve Halep'te ayrıcalıklarını genişletti.
Rusya ile ilişkiler tamamen yeni bir döneme girdi. I. Petro, Karlofça'ya kendi elçisini yolladı ve 1699 sonbaharında Ukraintsev'i yeni yaptırdığı bir savaş gemisiyle İstanbul'a gönderdi; bu, Karadeniz'de görülen ilk Rus savaş gemisiydi ve İstanbul'da büyük endişe yarattı. 1700 İstanbul Antlaşması ile Rusya İstanbul'da daimi elçi bulundurma hakkı kazandı. Rusya'nın Kudüs'teki Ortodoks kutsal yerleri hakkında koruma talepleri de ilk kez bu görüşmelerde dile geldi.
Kırım Hanlığı ile ilişki, hanın azli ve tayini yoluyla yürütüldü. Karlofça sonrasında Kırım Tatarlarının Lehistan ve Rusya'ya akın yapması yasaklandı; bu yasak hanlığın en önemli gelir kaynağını kesti ve Devlet Giray'ın huzursuzluğunun temel sebebi oldu. İran ile ilişkiler sakindi; Safevi Şahı Hüseyin dış siyasette pasifti ve iki devlet arasında 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'nın çizdiği sınır korundu. Hindistan'daki Babür hükümdarı Evrengzib ile mektuplaşma sürdü, ancak somut bir ittifak doğmadı. Fas Sultanı Mevlay İsmail ise Cezayir'e saldırdı ve 1701 Chelif çarpışmasında yenildi; Osmanlı merkezi bu meseleyi Cezayir dayısına bıraktı.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
07 / 14 · 2 dkII. Mustafa tahta çıktığında hazine on iki yıllık savaşın yükü altındaydı. Akçe (Osmanlı gümüş parası) değer kaybetmiş, kapıkulu maaşları gecikmiş, Anadolu'da avarız (savaş zamanı toplanan olağanüstü vergi) sürekli hale gelmişti. II. Süleyman döneminde 1690 yılında basılmaya başlanan tuğralı kuruş, II. Mustafa döneminde de darp edildi; kuruş, Avrupa taleri (büyük gümüş sikke) ayarında ve 40 para değerinde büyük bir gümüş sikkeydi. Kuruşun yaygınlaşması, akçenin küçük ödemelerde kullanılan bir hesap birimine dönüşmesinin başlangıcıdır. Padişahın adına Edirne, İstanbul, Mısır ve Tunus darphanelerinde altın ve gümüş sikke basıldı.
Dönemin en kalıcı mali yeniliği 1695 yılında kurulan malikane sistemidir. Bu sistemde devlet, bir vergi kaynağını (mukataa) ömür boyu bir kişiye satıyordu; alıcı önce büyük bir peşin ödeme (muaccele), sonra her yıl sabit bir taksit (müeccele) ödüyordu. Amaç, kısa süreli iltizamın (vergi toplama hakkının kiralanması) köylüyü sömürmesini önlemek ve hazineye hızlı nakit sağlamaktı. Malikane sistemi kısa vadede hazineyi rahatlattı; uzun vadede ise vergi kaynaklarının İstanbul'daki zengin bir sınıfın elinde toplanmasına yol açtı ve taşra ayanlarının (yerel güç sahipleri) doğuşunda rol oynadı.
Karlofça'dan sonra Amcazade Hüseyin Paşa hazineyi düzeltmek için harcamaları kıstı. Yeniçeri sayısı yoklamalarla azaltıldı, saray mutfağı ve ahır masrafları düşürüldü, savaş zamanında halktan alınan ek vergilerin bir kısmı kaldırıldı. Balkanlarda kaybedilen topraklardan gelen göçmen sipahiler ve reaya (vergi veren halk) Bulgaristan, Makedonya ve Anadolu'da yerleştirildi. Avusturya'ya bırakılan Macaristan topraklarındaki tımar gelirleri hazine defterlerinden düşüldü; bu, tımar sisteminin toplam gelirinde ciddi bir azalma anlamına geliyordu.
Ticaret yollarında Venedik ile savaş Ege ve Adriyatik'i kapatmıştı; Karlofça sonrası Venedik ve Osmanlı tüccarları yeniden hareketlendi. Rusya'nın Azak'a yerleşmesi Kırım'ın köle ve tahıl ticaretini vurdu. İzmir, on yedinci yüzyıl sonunda İngiliz ve Hollanda ticaretinin Osmanlı ülkesindeki en büyük limanı haline geldi; ipek, pamuk ve yün buradan Avrupa'ya gidiyordu. Mısır'ın irsaliyesi (Mısır eyaletinden her yıl İstanbul'a gönderilen vergi) savaş yıllarında düzenli gelmedi ve Amcazade Mısır beylerine sert emirler gönderdi.
Dönemin bir başka gelişmesi, halkın vergi yükünü hafifletme amaçlı adaletnamelerdir. 1699 ve 1700 yıllarında Rumeli ve Anadolu kadılarına gönderilen fermanlar, valilerin ve voyvodaların halktan devir (tefiş ziyareti) bahanesiyle para almasını yasakladı. Bu fermanlar tam uygulanmadı ama devletin savaş sonrasında reayayı koruma isteğini gösterir.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
08 / 14 · 2 dkII. Mustafa, Osmanlı padişahları arasında hat sanatında en ileri gidenlerden biridir. Hocası Hafız Osman'dan sülüs ve nesih yazı öğrendi ve icazet (hat sanatında öğrencinin yeterlilik belgesi) aldı. Kendi eliyle Kur'an nüshaları yazdığı, camilere levhalar armağan ettiği ve Hafız Osman'ın yazdığı bir mushafı bizzat tezhip ettirdiği bilinir. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nde ona ait yazı örnekleri korunur. Kardeşi III. Ahmed de aynı hocadan ders aldı ve iki kardeş hat sanatını saray geleneğinin bir parçası haline getirdi.
Şiirde İkbalî mahlasını kullandı; bazı kaynaklar Meftunî mahlasını da ona bağlar. Şiirleri divan halinde toplanmadı ama mecmualarda (şiir derlemeleri) gazelleri yer alır. Dini ve tasavvufi temalar ağırlıktadır. Musiki ile ilgilendiğine dair kayıt sınırlıdır.
Mimari alanda II. Mustafa döneminin en önemli yapısı, Amcazade Hüseyin Paşa'nın 1700 yılında İstanbul Saraçhane'de yaptırdığı külliyedir. Medrese, kütüphane, sıbyan mektebi, sebil, çeşme ve dershane-mescitten oluşan bu külliye Osmanlı klasik üslubundan on sekizinci yüzyıl üslubuna geçişin ilk örneklerinden sayılır ve bugün ayaktadır; kütüphanesinde sadrazamın vakfettiği el yazmaları korunuyordu. Padişahın kendi adını taşıyan bir cami yoktur; Edirne'de oturduğu için Edirne Sarayı'nda onarım ve ek yapılar yaptırdı, ancak bu saray on dokuzuncu yüzyılda yıkıldığı için izleri kalmadı.
Savaş yıllarında en çok para askeri yapılara harcandı. Belgrad Kalesi'nin surları, Niş ve Vidin kaleleri, Boğdan sınırındaki Bender ve Karadeniz kıyısındaki Özi (Ochakov) Kalesi onarıldı. Azak'ın kaybından sonra Kerç Boğazı'nı korumak için Yenikale inşa edildi; bu kale 1699-1703 yılları arasında tamamlandı ve Rus gemilerinin Karadeniz'e çıkışını denetledi. Mezzomorto Hüseyin Paşa Tersane'yi (İstanbul'daki devlet tersanesi) kalyon yapımına göre yeniden düzenledi; 1701 yılında hazırlanan Bahriye Kanunnamesi donanma personelinin rütbe, maaş ve görevlerini yazılı hale getirdi.
Bilim ve edebiyatta dönemin önemli isimleri arasında tarihçi Naima yer alır. Mustafa Naima Efendi, Amcazade Hüseyin Paşa'nın himayesiyle 1591-1659 yıllarını anlatan tarihini yazmaya başladı; bu eser ilk resmi vakanüvis (devletin görevli tarihçisi) tarihi sayılır. Şair Nabi bu yıllarda Halep'ten İstanbul'a döndü ve Hayriyye adlı nasihat kitabıyla tanındı. Şeyhülislam Feyzullah Efendi de bir alimdi; hadis ve fıkıh üzerine eserleri ve Erzurum'da yaptırdığı Feyziye Medresesi (1700) bugün İbrahim Paşa Camii adıyla kısmen ayaktadır. İstanbul'da Feyzullah Efendi Medresesi (Millet Kütüphanesi binası) 1700 yılında Fatih'te yapıldı ve günümüze ulaşmıştır.
Dönemin en büyük hattatı Hafız Osman 1698 yılında öldü ve Kocamustafapaşa'da gömüldü; padişah cenazesine ilgi gösterdi ve mezar taşını yazdırdı. Nakkaşlık alanında Edirne Sarayı'nda çalışan nakkaşlar sünnet düğünlerini ve av sahnelerini resmetti; ancak II. Mustafa dönemine ait minyatürlü büyük bir eser günümüze ulaşmamıştır.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
09 / 14 · 2 dkII. Mustafa'nın haremi Edirne Sarayı'nda kuruldu. Annesi Gülnuş Sultan 6 Şubat 1695 tarihinden itibaren valide sultan (padişahın annesi, haremin başı) oldu ve bu görevi 1715 yılındaki ölümüne kadar iki oğlunun saltanatında sürdürdü. Gülnuş Sultan hem oğlunun sefere çıkmasını destekledi hem de Edirne'de kalmasını teşvik etti; Üsküdar'daki Yeni Valide Camii ve Galata'daki Yeni Cami onun sonraki yıllardaki vakıflarıdır.
Eşleri arasında en tanınanı Saliha Sultan'dır. Kaynaklarda doğumu 1680 yılına yerleştirilir ve İstanbul doğumlu olarak geçer; kökeni hakkında farklı rivayetler vardır. I. Mahmud'un annesi olan Saliha Sultan, oğlu tahta çıkınca 1730 yılında valide sultan oldu ve 21 Eylül 1739 tarihinde İstanbul'da öldü; Yeni Cami'deki Turhan Sultan Türbesi'ne gömüldü. İkinci tanınmış eşi, Rusya kökenli olarak kaydedilen Şehsuvar Sultan'dır; III. Osman'ın annesidir, 1754 yılında valide sultan oldu ve 27 Nisan 1756 tarihinde öldü, Nuruosmaniye Camii haziresine gömüldü. Kaynaklarda II. Mustafa'nın Alicenab Kadın, Afife Kadın ve Hafize Kadın adlı başka eşleri de anılır; bu kadınların doğdukları yer ve çocukları hakkında kesin bilgi yoktur.
Oğulları arasında ikisi tahta çıktı. Şehzade Mahmud 2 Ağustos 1696 tarihinde Edirne'de doğdu ve 1730 yılında I. Mahmud adıyla 24. padişah oldu; 13 Aralık 1754 tarihinde öldü. Şehzade Osman 2 Ocak 1699 tarihinde Edirne'de doğdu, 1754 yılında III. Osman adıyla tahta geçti ve 30 Ekim 1757 tarihinde öldü. Kaynaklar Ahmed, Hasan, Hüseyin, Mehmed, Murad ve Selim adlı başka şehzadelerden de söz eder; bunların hepsi küçük yaşta öldü ve İstanbul'a getirilerek Yeni Cami'deki türbelere gömüldü.
Kızları on sekizinci yüzyıl başının siyasi evliliklerinde rol oynadı. Ayşe Sultan 1696 yılında doğdu ve 1708 yılında Köprülüzade Numan Paşa ile evlendi. Emine Sultan 1696 yılı civarında Edirne'de doğdu; 1708 yılının Mayıs ayında Sadrazam Çorlulu Ali Paşa ile evlendi, paşa 1711 yılının Aralık ayında idam edilince sırasıyla Recep Paşa ve Abdullah Paşa ile evlendirildi; 1739 yılında İstanbul'da öldü. Safiye Sultan 13 Aralık 1696 tarihinde Edirne'de doğdu; 1710 yılında Maktulzade Ali Paşa ile, sonra Mirzazade Mehmed Paşa ve Koca Bekir Paşa ile evlendi; 15 Mayıs 1778 tarihinde İstanbul'da seksen bir yaşında öldü ve Yavuz Selim Camii haziresine gömüldü. Emetullah Sultan 1701 yılı civarında Edirne'de doğdu, Osman Paşa ile evlendi, 19 Nisan 1727 tarihinde İstanbul'da öldü ve Yeni Cami'ye gömüldü. Bazı kaynaklar Rukiye, Fatma, Hatice ve Zeynep adlı kızlardan da söz eder; bunlar küçük yaşta ölmüştür.
Harem düzeni açısından II. Mustafa dönemi, haseki unvanının yerini kadın unvanının aldığı geçiş dönemidir. Padişahın eşleri artık başkadın, ikinci kadın, üçüncü kadın gibi sıralı unvanlar taşıyor ve her birine ayrı daire ve gelir bağlanıyordu. Şehzadeler kafes düzeninde saray içinde büyütülüyor, sancağa (taşra valiliği) çıkmıyordu; bu yüzden I. Mahmud ve III. Osman taşra tecrübesi olmadan tahta geçtiler.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
10 / 14 · 1 dkÇağdaş kaynaklar II. Mustafa'yı orta boylu, iri yapılı, açık tenli ve kumral sakallı olarak tasvir eder. Yabancı elçilerin raporlarında yüzünün babasına benzediği, bakışlarının sert olduğu yazar. Sağlığı genel olarak iyiydi; seferlerde at üstünde uzun yürüyüşlere dayandı. Otuz dokuz yaşında ölümü ani sayıldı ve tahttan indirilmenin yarattığı kederle açıklandı.
En belirgin özelliği babasından aldığı av tutkusuydu. Edirne çevresindeki ormanlarda haftalarca süren av partileri düzenledi; vekayinameler 1700-1702 yıllarında av için harcanan paranın divanda eleştirildiğini yazar. Avlanma aynı zamanda ordu tatbikatı olarak görülüyordu ama İstanbul halkı bunu padişahın başkenti ihmal etmesi olarak algıladı.
Dindar bir hükümdardı. Beş vakit namazı cemaatle kıldığı, ramazan aylarında Edirne'deki Selimiye Camii'nde teravih namazına katıldığı, hocasına duyduğu saygının dini bir boyut taşıdığı anlatılır. Hat ile uğraşması da bu dindarlığın parçasıydı; yazı yazmayı bir ibadet biçimi olarak görürdü. Kaynaklar onun okumayı sevdiğini, Edirne Sarayı'nda kendisine ait bir kitaplık oluşturduğunu kaydeder.
Karakter olarak cesur ama güven konusunda dengesizdi. Zenta'da nehrin karşı kıyısından ordusunun yok oluşunu izledi ve kaçmadı; buna karşılık Feyzullah Efendi dışında kimseye tam güvenmedi ve sadrazamlarını hocasının sözüyle değiştirdi. Elçilerin raporlarına göre öfkelendiğinde sert cezalar verirdi; Sürmeli Ali Paşa ve Daltaban Mustafa Paşa'nın idamları bu öfkenin sonucudur. Öte yandan kardeşi Ahmed'e ve amcasının çocuklarına dokunmaması, kendi hanedanına karşı yumuşak olduğunu gösterir.
Günlük hayatını Edirne Sarayı'nda geçirdi. Sabah divan işlerini dinler, öğleden sonra ata biner veya hat çalışır, akşamları musahiplerle (padişahın sohbet arkadaşları) vakit geçirirdi. Sünnet düğünleri, kızlarının nikah törenleri ve sefer dönüşü alayları (törensel geçit) Edirne'de düzenlendi; İstanbul halkı bu törenleri hiç görmedi ve bu da başkentteki hoşnutsuzluğu büyüttü.
Edirne Vakası ve Tahttan İndirilmesi
11 / 14 · 1 dk1703 yılının Temmuz ayında Gürcistan'a gönderilecek cebeci (silah ve mühimmat bakımından sorumlu kapıkulu ocağı) birliklerinin maaşları ödenmedi. 17 Temmuz 1703 tarihinde İstanbul'daki cebeciler maaş istemiyle ayaklandı. İsyana önce yeniçeriler, sonra esnaf ve medrese öğrencileri katıldı; Ayasofya'da toplanan kalabalık, padişahın Edirne'den dönmesini ve Feyzullah Efendi'nin azlini istedi. İsyancılar İstanbul'da kendi şeyhülislamlarını ve kaymakamlarını atadı ve Edirne'ye elçi gönderdi.
Edirne'de Feyzullah Efendi isyanı önemsemedi ve elçileri tutuklattı. Bu tutum ateşi büyüttü. Ağustos başında isyancılar Edirne'ye yürümeye karar verdi; sayıları yol boyunca arttı ve Rumeli'deki bazı sipahiler onlara katıldı. II. Mustafa, sadrazam Rami Mehmed Paşa'nın tavsiyesiyle Feyzullah Efendi'yi azletti ve Erzurum'a sürgüne gönderdi; ancak bu geç kalmış bir adımdı. Padişah Edirne'de bir ordu topladı ve isyancıların karşısına çıktı. 22 Ağustos 1703 tarihinde Edirne yakınında Hafsa mevkiinde iki ordu karşılaştığında padişahın askerleri savaşmayı reddetti ve isyancıların safına geçti.
Aynı gün, 22 Ağustos 1703, isyancılar Edirne'ye girdi ve Şehzade Ahmed'i saraydan alarak tahta oturttu. II. Mustafa gözetim altına alındı. Feyzullah Efendi yolda yakalanarak Edirne'ye geri getirildi, işkence gördü ve 3 Eylül 1703 tarihinde öldürüldü; cesedi şehirde dolaştırıldı ve Tunca Nehri'ne atıldı. Oğlu Fethullah Efendi de öldürüldü. İsyancıların seçtiği Kavanoz Ahmed Paşa kısa bir süre sadrazamlık yaptı; III. Ahmed 16 Kasım 1703 tarihinde eniştesi Damad Hasan Paşa'yı sadrazam yaparak düzeni yeniden kurmaya başladı.
Edirne Vakası'nın sebepleri üzerine tarihçiler birkaç etkeni birlikte sayar: Feyzullah Efendi'nin ilmiye makamlarını ailesiyle doldurması, İstanbul'un başkent olma özelliğini yitirmesi, savaş sonrası maaş gecikmeleri ve Karlofça'nın yarattığı moral çöküntüsü. Bazı tarihçiler Amcazade Hüseyin Paşa'nın ölümünden sonra devlet içinde dengenin bozulduğunu, bazıları ise Rami Mehmed Paşa'nın isyanı bastırmak yerine yönetmeye çalıştığını öne sürer. II. Mustafa'nın kendisi tahttan indirildikten sonra kardeşine bağlılık bildirdi ve direnmedi.
Ölümü ve Sonrası
12 / 14 · 1 dkTahttan indirilen II. Mustafa Edirne'den İstanbul'a getirildi ve Topkapı Sarayı'nda, daha önce amcalarının kaldığı dairede gözetim altına alındı. Annesi Gülnuş Sultan ve kardeşi III. Ahmed ona iyi davrandı; kaynaklar yeni padişahın ağabeyini ziyaret ettiğini yazar. Ancak eski padişah kısa sürede hastalandı. Kaynakların çoğu ölüm sebebi olarak keder ve istiska (vücutta su toplanması) hastalığını gösterir; zehirlenme söylentisi çıktıysa da dönemin tarihçileri bunu doğrulamaz ve III. Ahmed'in kardeşine karşı düşmanlığı bilinmez.
II. Mustafa 28 Aralık 1703 tarihinde otuz dokuz yaşında öldü. Ölüm tarihi kaynaklarda 28 Aralık 1703 ile 8 Ocak 1704 arasında farklı verilir; fark hicri ve miladi takvim çevrimlerinden kaynaklanır. Cenaze namazı Topkapı Sarayı'nda kılındı ve Eminönü'ndeki Yeni Cami'nin yanında bulunan Hatice Turhan Sultan Türbesi'ne, babası IV. Mehmed'in yanına gömüldü. Bu türbe daha sonra oğulları I. Mahmud ve III. Osman'ın da defin yeri oldu; bugün Yeni Cami külliyesinin bir parçası olarak ziyarete açıktır.
Ölümü İstanbul'da büyük yankı uyandırmadı; halk yeni padişaha odaklanmıştı. Oğulları Mahmud yedi, Osman dört yaşındaydı ve amcaları III. Ahmed'in saltanatı boyunca kafeste yaşadı. Mahmud 1730, Osman 1754 yılında tahta çıktı; böylece II. Mustafa'nın soyu on sekizinci yüzyıl ortasına kadar tahtı elinde tuttu. Ancak her iki oğlunun da erkek çocuğu olmadığından taht 1757 yılında kardeşi III. Ahmed'in oğullarına geçti ve Osmanlı hanedanının sonraki bütün padişahları III. Ahmed soyundan geldi.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
13 / 14 · 1 dkOsmanlı tarihçileri II. Mustafa'ya karşı ikili bir tutum takınır. Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa, padişahın sefere çıkma kararlılığını över ancak Feyzullah Efendi'ye teslimiyetini eleştirir. Naima'nın öğrencisi sayılan Raşid Mehmed Efendi, resmi tarihinde Zenta'yı komutanların hatasına bağlar ve padişahı kısmen aklar. On sekizinci yüzyıl vakanüvisleri Edirne Vakası'nı bir uyarı hikayesi olarak anlatır: padişah tek bir adama güvenirse devlet sarsılır.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri II. Mustafa'yı Karlofça ile birlikte değerlendirir. İsmail Hakkı Uzunçarşılı onu Osmanlı gerileme döneminin ilk padişahı olarak ele alır; Karlofça'yı gerilemenin resmi başlangıcı sayan ders kitabı şeması buradan gelir. Halil İnalcık ve sonraki kuşak ise gerileme kavramına mesafeli durur ve Karlofça sonrası dönemi bir yeniden yapılanma olarak okur; bu yaklaşımda Amcazade Hüseyin Paşa'nın onarımları ve malikane sistemi öne çıkar. Rifa'at Ali Abou-El-Haj, 1703 Edirne Vakası'nı ayrıntılı biçimde inceleyen çalışmasında isyanı ilmiye ve kalemiye arasında bir güç mücadelesi olarak yorumlar.
Yabancı tarihçiler arasında Joseph von Hammer-Purgstall on dokuzuncu yüzyılda yazdığı Osmanlı tarihinde II. Mustafa'yı cesur ama basiretsiz olarak niteler. Prens Eugen üzerine yazan Avusturyalı tarihçiler Zenta'yı Habsburg tarihinin en parlak zaferi sayar ve Osmanlı ordusunun taktik hatalarını sıralar. Rus tarihçiler için bu dönem Azak'ın fethi ve Petro'nun Karadeniz'e açılmasıyla önemlidir.
II. Mustafa popüler kültürde çok az işlendi. Türk televizyon dizilerinde IV. Mehmed'in çocukluğu ve Kösem Sultan dönemi anlatıldı ama II. Mustafa'nın saltanatı henüz bir diziye konu olmadı. Tarihi romanlarda genellikle Karlofça bağlamında yan karakter olarak görünür. Ders kitaplarında adı Zenta ve Karlofça ile birlikte anılır; bu yüzden birçok okuyucu onu yalnızca bir yenilginin padişahı olarak hatırlar. Oysa Lugos ve Ulaş zaferleri, malikane sistemi, Bahriye Kanunnamesi ve hat sanatındaki yeri onun sicilinin diğer yüzüdür.
Mirası üç başlıkta özetlenebilir. Birincisi Karlofça ile başlayan diplomasi geleneği: Rami Mehmed Efendi'nin yetiştirdiği kalemiye kadrosu on sekizinci yüzyıl Osmanlı dış politikasını yönetti. İkincisi, padişahın sefere çıkma geleneğinin bitişi: Zenta'dan sonra yüz otuz yıl boyunca hiçbir padişah ordunun başında sefere gitmedi. Üçüncüsü, hanedanın seyri: soyundan iki padişah çıktı ama erkek hattı devam etmedi.
Aynı Yıllarda Dünya
14 / 14 · 1 dkII. Mustafa'nın saltanat yılları olan 1695-1703 döneminde Avrupa iki büyük savaşın arasındaydı. Fransa Kralı XIV. Louis'nin Augsburg Birliği ile savaşı 1697 Ryswick Antlaşması ile bitti; bu barış Avusturya'yı doğuya çevirdi ve Zenta'nın önünü açtı. 1700 yılında İspanya Kralı II. Carlos'un çocuksuz ölmesi 1701 yılında İspanya Veraset Savaşı'nı başlattı ve Avrupa güçleri yeniden birbirine düştü. Kuzeyde İsveç Kralı XII. Karl, 1700 yılında başlayan Büyük Kuzey Savaşı'nda Narva'da Rusya'yı yendi; on yıl sonra Osmanlı topraklarına sığınacak olan bu kral o sırada henüz on sekiz yaşındaydı.
Rusya'da I. Petro 1697-1698 yıllarında Büyük Elçilik adıyla Avrupa'yı gezdi, gemi yapımı öğrendi ve dönüşünde boyar sakallarını kestirdi; 1703 yılında Neva ağzında Petersburg'un temelini attı. İngiltere'de 1694 yılında İngiltere Bankası kuruldu ve Isaac Newton 1696 yılında darphane müdürü oldu. Kuzey Amerika'da İngiliz kolonileri Salem cadı davalarının (1692) etkisini yaşıyor, Fransızlar Mississippi ağzında Louisiana'yı kuruyordu.
Asya'da Babür İmparatoru Evrengzib Dekkan'da Marathalarla otuz yıla yaklaşan savaşını sürdürüyordu; Çin'de Kangxi Hükümdarı 1696 yılında Moğolistan'da Cungarları yendi. Safevi İran'da Şah Hüseyin'in zayıf yönetimi devletin çöküşünü hazırlıyordu. Japonya'da Edo dönemi Genroku kültürü şiir ve tiyatroda zirvedeydi. Osmanlı'nın Karlofça'yı imzaladığı yıllarda Avrupa'da barok sanat doruktaydı; Bach on dört yaşında, Vivaldi Venedik'te genç bir rahipti.
Kronoloji
38 olay- 17. yüzyıl
Edirne'de doğdu; babası IV. Mehmed, annesi Gülnuş Sultan.
Kardeşi Şehzade Ahmed (III. Ahmed) Hacıoğlupazarcığı'nda doğdu.
Edirne'de on beş gün süren sünnet düğünü yapıldı.
II. Viyana Kuşatması bozgunla bitti; on altı yıl sürecek savaş başladı.
Babası IV. Mehmed tahttan indirildi; Şehzade Mustafa kafese alındı.
Babası IV. Mehmed Edirne'de öldü.
Malikane sistemi (ömür boyu vergi kiralama) uygulamaya kondu.
II. Ahmed'in ölümü üzerine Edirne'de tahta çıktı; sefere bizzat çıkacağını ilan eden hatt-ı hümayunu yayımladı.
Koyun Adaları Deniz Muharebesi: Mezzomorto Hüseyin Paşa Venedik donanmasını yendi, Sakız geri alındı.
Elmas Mehmed Paşa sadrazam oldu; Feyzullah Efendi şeyhülislamlığa getirildi.
Birinci Macaristan seferinde Lipova Kalesi alındı.
Zeytinburnu Deniz Muharebesi: Midilli açıklarında Venedik donanması püskürtüldü.
Lugos Muharebesi: Avusturya generali Veterani yenildi ve öldü.
Azak Kalesi Rus Çarı I. Petro'ya teslim oldu.
Oğlu Şehzade Mahmud (I. Mahmud) Edirne'de doğdu.
Andıra Deniz Muharebesi: Venedik ile sonuçsuz karşılaşma.
Ulaş Muharebesi: Saksonya Elektörü'nün ordusu geri çekildi, Temeşvar kurtarıldı.
Bozcaada Deniz Muharebesi: Venedik ile sonuçsuz karşılaşma.
İkinci Andıra Deniz Muharebesi.
Zenta Muharebesi: Prens Eugen Tisa geçişinde Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı; Elmas Mehmed Paşa öldü.
Amcazade Hüseyin Paşa sadrazam oldu.
Podhajce çevresinde Tatar-Leh çarpışmaları; Hafız Osman öldü.
Karlofça'da barış görüşmeleri başladı; Osmanlı heyetine Rami Mehmed Efendi başkanlık etti.
Bozcaada açıklarında Venedik ile yeni bir deniz çarpışması.
Semadirek Deniz Muharebesi; Venedik ile son büyük karşılaşma.
Oğlu Şehzade Osman (III. Osman) Edirne'de doğdu.
Karlofça Antlaşması imzalandı; Macaristan, Erdel, Mora ve Podolya bırakıldı.
Martynów çarpışması: Leh süvarisi bir Tatar akın kolunu yendi.
- 18. yüzyıl
Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi Saraçhane'de tamamlandı; Feyzullah Efendi Medresesi yapıldı.
Rusya ile İstanbul Antlaşması: Azak Rusya'ya bırakıldı.
Bahriye Kanunnamesi hazırlandı; donanma kalyon düzenine geçti.
Chelif çarpışması: Cezayir ocağı Fas ordusunu yendi.
Amcazade Hüseyin Paşa istifa etti; Daltaban Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Daltaban Mustafa Paşa azledildi ve idam edildi; ertesi gün Rami Mehmed Paşa sadrazam oldu.
İstanbul'da cebecilerin maaş isyanı başladı: Edirne Vakası.
Ordusu isyancılara katıldı; tahttan indirildi, kardeşi III. Ahmed tahta çıkarıldı.
Feyzullah Efendi Edirne'de öldürüldü.
Topkapı Sarayı'nda öldü; Yeni Cami'deki Hatice Turhan Sultan Türbesi'ne gömüldü.
Savaşlar ve Seferler
14 kayıtAntlaşmalar
2 antlaşmaSadrazamları
6 sadrazamEserleri
3 eserTuğrası
Padişah nişanıMustafa Han bin Mehmed el-muzaffer dâimâ
II. Mustafa hattat bir padişahtı; Hafız Osman'dan icazet almıştı. Tuğrası on yedinci yüzyıl sonunun üslubunu yansıtır: beyzeler oval ve iç içe, tuğlar kalın, zülfeler (tuğlardan sarkan kavisler) belirgin. Karlofça Antlaşması'nı onaylayan tasdikname bu tuğrayla çekilmiştir.
- Anlamı
- Mehmed oğlu Mustafa Han, daima muzaffer
- Okunuşu
- Mustafâ-yı Sânî
Aile Ağacı
41 kişi
18. kuşakSüleyman Şah
17. kuşakErtuğrul Gazi
16. kuşakOsman Gazi1299-1324
15. kuşakOrhan Gazi1326-1362
14. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
13. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
12. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
11. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
10. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
9. kuşakII. Bayezid1481-1512
8. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
7. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
6. kuşakII. Selim1566-1574
5. kuşakIII. Murad1574-1595
4. kuşakIII. Mehmed1595-1603
3. kuşakI. Ahmed1603-1617
2. kuşakSultan İbrahim1640-1648
1. kuşakIV. Mehmed1648-1687
KendisiII. Mustafa1695-1703
IV. Mehmed1648-1687
Gülnuş Sultan1645-1715
Saliha Sultan1680-1739
Şehsuvar Sultan1682-1756
Alicenab Kadın
Afife Kadın
Hafize Kadın
II. Mustafa1695-1703
I. Mahmud1730-1754Oğlu
III. Osman1754-1757
Ayşe Sultan1696
Emine Sultan1696
Safiye Sultan1696
Emetullah Sultan1701
Şehzade Ahmed
Şehzade Hasan
Şehzade Hüseyin
Şehzade Mehmed
Şehzade Murad
Şehzade Selim1512-1520
III. Ahmed1703-1730
Hatice Sultan1660-1743
Ümmügülsüm Sultan
Fatma SultanSözleri
İkbâlî mahlasıyla şiirler yazdı; divanı Topkapı Sarayı kütüphanesindedir.
Tezkire kayıtları; yaygın olarak alıntılanan doğrulanmış tek bir beyti yokturÇağdaşları
6 kişiİlkler ve Enler
4 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
5 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruII. Mustafa'nın annesi kimdir?
II. Mustafa'nın hocası Feyzullah Efendi kimdir?
Zenta Muharebesi II. Mustafa döneminde mi oldu?
Karlofça Antlaşması II. Mustafa döneminde mi imzalandı?
II. Mustafa nasıl öldü?
II. Mustafa kimin oğludur?
II. Mustafa'nın kaç çocuğu vardı?
II. Mustafa'nın türbesi nerede?
II. Mustafa kaç yaşında tahta çıktı?
II. Mustafa kaç yıl tahtta kaldı?
II. Mustafa'dan sonra tahta kim geçti?
II. Mustafa'nın hatları nerededir?
II. Mustafa neden tahttan indirildi?
II. Mustafa hangi savaşları kazandı?
II. Mustafa hat sanatıyla neden anılır?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026