Minyatür üslubunda portreYavuz Sultan Selim
ياووز سلطان سليمI. Selim·Yavuz·Selim Şah·Selimî
Yavuz Sultan Selim, 1512-1520 yılları arasında hüküm süren dokuzuncu Osmanlı padişahıdır. Çaldıran, Mercidabık ve Ridaniye ile Suriye ve Mısır'ı fethetti.
Yavuz Sultan Selim Kimdir?
19 dk okumaYavuz Sultan Selim, 10 Ekim 1470'te Amasya'da doğan, 1512'den 1520'ye kadar sekiz yıl tahtta kalan dokuzuncu Osmanlı padişahıdır. Babası II. Bayezid, annesi Trabzon'da ölen II. Gülbahar Hatun'dur. Yirmi yılı aşkın süre Trabzon sancakbeyi olarak görev yaptı, 1511'de babasına karşı ayaklanıp yenildi, ancak yeniçerilerin desteğiyle 1512 baharında babasını tahttan çekilmeye zorladı. Sertliği ve çabukluğu nedeniyle "Yavuz" lakabıyla anıldı. Sekiz yıllık saltanatında Osmanlı topraklarını iki katından fazlasına çıkardı. 1514'te Safevi hükümdarı Şah İsmail'i Çaldıran'da yendi ve Tebriz'e girdi; 1515'te Dulkadiroğulları Beyliği'ni ortadan kaldırdı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu Osmanlı yönetimine bağladı. 1516'da Mercidabık'ta Memlük ordusunu ezerek Suriye'yi, 22 Ocak 1517'de Ridaniye'de ikinci bir zaferle Mısır'ı aldı. Mekke ve Medine'nin bağlılığını kabul etmesiyle Osmanlı padişahları "Hadimü'l-Haremeyn" (iki kutsal şehrin hizmetkarı) unvanını taşımaya başladı; halifeliğin bu seferle Osmanlı hanedanına geçtiği geleneksel anlatı da bu döneme dayanır. Selim, Mısır'dan getirdiği hazine ile Osmanlı maliyesini sağlamlaştırdı, Kutsal Emanetler'i Topkapı Sarayı'na taşıdı, Kızıldeniz ve baharat yolunu Osmanlı denetimine soktu. Buna karşılık sert yönetimi, kardeşlerini ve yeğenlerini öldürtmesi, sekiz yılda yedi sadrazam değiştirip birkaçını idam ettirmesi, Anadolu'daki Kızılbaş kıyımı ve babasının ölümünün şüpheli koşulları tarihçilerin en çok tartıştığı konulardır. Farsça şiirler yazan, kitap okumadan uyumayan, sade giyinen bu padişah, 22 Eylül 1520'de Çorlu yakınında sırtında çıkan şirpençe (şarbon türü bir çıban) yüzünden elli yaşında öldü. Yerine tek oğlu, tarihin Kanuni Sultan Süleyman olarak tanıdığı Süleyman geçti. Selim'in İstanbul Fatih'teki türbesi, oğlunun onun adına yaptırdığı Yavuz Selim Camii'nin yanındadır.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 12 · 2 dkSelim, 10 Ekim 1470'te Amasya'da doğdu. Babası o sırada Amasya sancakbeyi olan Şehzade Bayezid, annesi cariye kökenli Gülbahar Hatun'dur; bu hatun, Bayezid'in annesi olan öteki Gülbahar Hatun ile karışmasın diye kaynaklarda II. Gülbahar Hatun olarak anılır. Annesinin 1450 yıllarında doğduğu, oğluyla birlikte Trabzon'a gittiği ve 1505 yılında orada öldüğü kabul edilir; Selim tahta çıkınca annesi için Trabzon'da Hatuniye Külliyesi'ni yaptırdı, türbesi oradadır. Selim'in aynı anneden Hümaşah ve İlaldı adında iki kız kardeşi vardı.
Selim, babasının tahta çıktığı 1481'de on bir yaşındaydı. Amasya'daki ilk eğitimini babasının çevresindeki bilginlerden aldı; Farsça ve Arapçayı burada öğrendi. Babası 1481'de İstanbul'a giderken çocuklarını da yanına aldı; Selim birkaç yıl sarayda kaldı. 1487 yılı dolaylarında Trabzon sancakbeyi olarak Karadeniz'in doğusuna gönderildi; kaynaklar bu atama için 1481 ile 1489 arasında farklı yıllar verir. Trabzon, 1461'de fethedilmiş bir sınır şehriydi: Gürcü krallıkları, Akkoyunlular ve 1501'den sonra Safeviler ile komşuydu. Selim burada yirmi yıldan fazla kaldı ve sancak beyliği boyunca Gürcistan'a akınlar düzenledi.
Trabzon yıllarında Selim'in ailesi kuruldu. Tek oğlu Süleyman 6 Kasım 1494'te Trabzon'da doğdu; annesi Hafsa Sultan'dır. Kızları Beyhan, Fatma ve Hafize de Trabzon'da dünyaya geldi. Selim'in lalası (şehzadeye rehberlik eden devlet adamı) ve hocaları arasında Halimî Çelebi ile Taci Bey anılır. Selim'in bu dönemde yakın çevresini oluşturan Trabzonlu devşirmeler ve Anadolu Türkmen beyleri, tahta çıkınca devletin üst kadrosuna yükseldi.
Trabzon sancakbeyi olarak Selim, Şah İsmail'in yükselişini en yakından izleyen Osmanlı yöneticisiydi. 1501'de Safevi Devleti kurulunca Anadolu'nun doğusundan İran'a Kızılbaş göçü başladı; Selim bu göçü engellemeye çalıştı ve babasının izni olmadan 1505-1508 yıllarında Erzincan, Bayburt ve Gürcistan yönünde akınlar yaptı. 1507'de Şah İsmail'in Dulkadir seferinde Osmanlı topraklarından geçmesine sert tepki gösterdi. Babası bu akınları onaylamadı ve Selim'e Safevilerle çatışmaktan kaçınmasını emretti; bu, baba-oğul arasındaki gerilimin başlangıcıdır.
Bayezid'in sağlığı bozulunca oğulları arasında taht mücadelesi başladı. Selim, Trabzon'un merkeze uzaklığı yüzünden ağabeyi Ahmed karşısında dezavantajlı olduğunu düşündü ve 1510'da Rumeli'de bir sancak istedi. Reddedilince oğlu Süleyman'ın sancağı olan Kefe'ye geçti; kayınpederi Kırım Hanı Mengli Giray'ın desteğini aldı. 1511 baharında Rumeli'ye geçti; babası ona Semendire sancağını verdi ama Selim ordusuyla Edirne'ye yaklaştı. 3 Ağustos 1511'de Çorlu yakınındaki Uğraşdere'de babasının ordusuyla çarpıştı, yenildi ve Kefe'ye kaçtı. Aynı yıl Şahkulu isyanı ve Şehzade Ahmed'in yeniçerilerce reddedilmesi, Selim'e yeniden yol açtı.
Tahta Çıkışı
02 / 12 · 1 dk1511 sonbaharında yeniçeriler Şehzade Ahmed'i İstanbul'a sokmayı reddedip Selim'i çağırdı. Bayezid, Ahmed'in Anadolu'da kendi başına hareket etmesi ve Korkut'un gizlice İstanbul'a gelmesi karşısında çaresiz kaldı. Selim Mart 1512'de Kefe'den yola çıktı, Rumeli askerini toplayarak Nisan 1512'de İstanbul'a girdi. Yeniçeriler ve kapıkulu (padişahın maaşlı merkez ordusu) Bayezid'in sarayını kuşatarak tahtı Selim'e bırakmasını istedi.
Bayezid 24 Nisan 1512'de tahttan feragat etti; Selim'in cülusu (tahta çıkış töreni) için kaynaklar 24 Nisan ile 5 Mayıs 1512 arasında farklı tarihler verir. Selim babasını saygıyla uğurladı, Dimetoka'ya gitmesine izin verdi ve Eski Saray'da kalan kardeşlerinin annelerine dokunmadı. Bayezid 26 Mayıs 1512'de yolda öldü; Selim'in babasını zehirlettiği iddiası çağdaş kaynaklarda geçer, kanıtlanmamıştır.
Selim tahta çıkar çıkmaz rakiplerini tasfiye etti. Ahmed taraftarı sadrazam Koca Mustafa Paşa Bursa'da idam edildi; yerine Hersekzade Ahmed Paşa getirildi. Aralık 1512'de Selim Bursa'ya gitti ve orada bulunan beş yeğenini (ölen kardeşleri Şehinşah, Alemşah ve Mahmud'un oğulları ile Ahmed'in bir oğlunu) boğdurttu. Bu karar, Fatih Kanunnamesi'ndeki kardeş katli hükmünün en geniş uygulamalarından biridir. Kardeşi Korkut, Manisa'dan kaçıp Teke dağlarında saklandı; 13 Mart 1513'te yakalanarak Kütahya yakınında boğduruldu. Selim'in Korkut'un cenazesinde ağladığı ve onu Bursa Muradiye'ye gömdürdüğü anlatılır.
En büyük rakip Ahmed, Amasya'dan Anadolu'nun büyük bölümüne hakim olmuş, Konya ve Bursa'ya kadar ilerlemişti. Selim ordusuyla Anadolu'ya geçti; iki kardeş 24 Nisan 1513'te Bursa yakınındaki Yenişehir Ovası'nda, otuz iki yıl önce babaları ile Cem'in savaştığı yerde karşılaştı. Kaynakların bir kısmı savaşı 4 Mayıs 1513 olarak da tarihler. Ahmed'in ordusu dağıldı, kendisi yakalandı ve aynı gün boğduruldu; Bursa Muradiye'ye gömüldü. Ahmed'in oğullarından Murad İran'a kaçıp Şah İsmail'e sığındı, Kasım Memlüklere sığındı; ikisi de sonraki yıllarda Selim'in doğu ve güney seferlerinin gerekçelerinden biri oldu. Böylece 1513 baharında Selim tahtın tek sahibi olarak kaldı ve gözünü doğuya çevirdi.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
03 / 12 · 2 dkSelim'in yönetim tarzını sertlik ve hız belirledi. Sekiz yıllık saltanatında yedi sadrazamla çalıştı ve bunların üçünü idam ettirdi; "Yavuz'a vezir olasın" bedduasının bu dönemde yayıldığı anlatılır. Hersekzade Ahmed Paşa 1512-1514 ve 1515-1516 arasında iki kez sadrazam oldu; Çaldıran seferindeki tutumu yüzünden Aralık 1514'te Amasya'da azledildi, 1516'da tekrar görevden alındı ve 1517'de öldü. Dukakinzade Ahmed Paşa Ocak 1515'te sadrazam yapıldı; Amasya'daki yeniçeri ayaklanmasının arkasında olduğu gerekçesiyle Mart 1515'te Selim'in huzurunda öldürüldü, bazı kaynaklara göre padişah ona bizzat hançerle vurdu. Hadım Sinan Paşa 1516'da sadrazam oldu ve 22 Ocak 1517'de Ridaniye Muharebesi'nde savaş alanında öldü. Yunus Paşa Şubat 1517'de sadrazam oldu; Mısır'dan dönüş yolunda Eylül 1517'de padişahın Mısır yönetimi hakkındaki eleştirilerine ağır sözlerle karşılık verince Şam yakınında idam edildi. Pîrî Mehmed Paşa 1518'de sadrazam oldu ve Selim'in ölümünden sonra 1523'e kadar görevde kaldı; Selim döneminin sağ çıkan tek büyük veziri odur.
Selim, Divan-ı Hümayun'da sözünü dinletmeyen vezirlere tahammül etmedi ama liyakate değer verdi. Trabzon'dan getirdiği adamlarını ve Anadolu Türkmen beylerini yüksek görevlere atadı: Bıyıklı Mehmed Paşa Diyarbakır beylerbeyi, Şadi Paşa ve Karaca Paşa beylerbeyi oldu. Ulemadan Zenbilli Ali Efendi şeyhülislamlığı sürdürdü ve padişahın bazı sert kararlarına karşı çıkabildi; Selim'in yüz elli hazine görevlisini idam etme kararını Zenbilli Ali'nin fetvasıyla geri aldığı, gayrimüslimleri zorla Müslüman yapma düşüncesinden yine onun uyarısıyla vazgeçtiği kaynaklarda anlatılır. İdris-i Bitlisî ve Kemalpaşazade Selim'in danışmanları arasındaydı.
Selim'in en tartışmalı iç kararı Anadolu'daki Kızılbaşlara karşı yürüttüğü kovuşturmadır. Çaldıran seferi öncesinde Şah İsmail'e bağlı Türkmenlerin defterlere yazılması ve cezalandırılması emredildi; İdris-i Bitlisî kırk bin kişinin öldürüldüğünü ya da hapsedildiğini yazar. Bu sayı tarihçilerce abartılı bulunur; ancak kovuşturmanın Anadolu'da derin bir iz bıraktığı ve 1519 Celali isyanının zeminini hazırladığı kabul edilir. Bozoklu Şeyh Celal, 1519'da Tokat çevresinde Mehdi olduğu iddiasıyla ayaklandı; isyan Rumeli beylerbeyi Ferhad Paşa tarafından bastırıldı ve "Celali" adı sonraki yüzyılın bütün Anadolu isyanlarına verildi.
Selim yeniçerilerle de çatıştı. 1514'te Çaldıran yolunda uzun yürüyüşten yorulan yeniçeriler padişahın çadırına ok atarak geri dönmek istedi; Selim ordunun önüne geçip "korkan geri dönsün" diyerek yürüyüşü sürdürdü. 1515'te Amasya'da kışlarken yeniçeriler vezirlerin evlerini yağmaladı; Selim elebaşıları idam ettirdi ve Dukakinzade'yi bu olay yüzünden öldürttü. 1518'de İstanbul'a dönüşünden sonra ordunun disiplini yeniden kuruldu; Rodos seferi hazırlıkları için tersane genişletildi.
Yeni fethedilen topraklarda Selim iki farklı düzen kurdu. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da İdris-i Bitlisî aracılığıyla Kürt beyleriyle anlaşıldı; beylerin bir kısmı yurtluk ve ocaklık (babadan oğula geçen beylik) statüsüyle Osmanlı'ya bağlandı, Diyarbakır eyaleti kuruldu. Suriye'de tımar sistemi uygulandı; Şam beylerbeyliğine eski Memlük emiri Canbirdi Gazali atandı. Mısır ise tımar dışında tutuldu, eski Memlük beyi Hayır Bey'in valiliğinde salyaneli (yıllık sabit vergi gönderen) eyalet oldu. Bu ikili düzen Kanuni döneminde de sürdü.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
04 / 12 · 3 dkSelim'in saltanatı üç büyük seferle özetlenir: 1514 İran, 1515 Dulkadir ve Doğu Anadolu, 1516-1517 Mısır. Bunlara taht mücadelesinin son savaşı Yenişehir (24 Nisan 1513) eklenir. Selim, Şah İsmail'i sekiz yıldır Trabzon'dan izliyordu; Anadolu Türkmenlerinin Safevi propagandasına kapılması, Şehzade Murad'ın İran'a sığınması ve Şah'ın Bağdat'tan Herat'a uzanan devletinin Osmanlı'nın doğusunu kuşatması savaşı kaçınılmaz kıldı. Selim, 1514 baharında Edirne'den yola çıkmadan önce Şah İsmail'e ağır ifadeli mektuplar gönderdi ve ulemadan Safevilerle savaşın caiz olduğuna dair fetva aldı.
Ordu Nisan 1514'te İstanbul'dan hareket etti, Sivas'ta kırk bin kişilik bir kuvvet geride bırakıldı, Erzincan üzerinden Safevi topraklarına girildi. Şah İsmail savaşmadan geri çekilip Osmanlı ordusunu boş topraklarda yürütüyordu; yeniçerilerin isyanını Selim güçlükle bastırdı. İki ordu 23 Ağustos 1514'te Van Gölü'nün kuzeydoğusundaki Çaldıran Ovası'nda karşılaştı; bazı kaynaklar tarihi Gregoryen takvime göre 2 Eylül 1514 olarak verir. Osmanlı ordusu yaklaşık yüz bin kişiyle ve iki yüzden fazla topla, Safevi ordusu kırk bin dolayında süvariyle savaştı. Şah'ın süvarisi Osmanlı kanatlarını dağıttı, Rumeli beylerbeyi Hasan Paşa öldü; ancak zincirlerle bağlanmış top arabaları ve yeniçeri tüfekleri Safevi hücumunu kırdı. Şah İsmail yaralı olarak kaçtı, eşi Taçlı Hanım esir düştü. Selim 6 Eylül 1514'te Tebriz'e girdi; kaynaklar şehre girişi Gregoryen takvimle 16 Eylül olarak da verir. Şehirde bir hafta kalıp bin kadar sanatkar ve bilgini İstanbul'a gönderdi. Yeniçerilerin kışı Tebriz'de geçirmeyi reddetmesi üzerine ordu Karabağ üzerinden Anadolu'ya döndü ve Amasya'da kışladı. Dönüş yolunda Bıyıklı Mehmed Paşa Ekim 1514'te Bayburt'u aldı.
1515 baharında Selim'in hedefi Dulkadiroğulları oldu. Beylik, Osmanlı ile Memlükler arasında tampon devletti; Alaüddevle Bey Çaldıran seferine yardım etmemiş, Osmanlı ikmal kollarına saldırmıştı. Önce Fırat kıyısındaki Kemah Kalesi 19 Mayıs 1515'te alındı; Tekir Yaylağı yakınlarındaki Ovacık'ta Safevi yanlısı kuvvetlerle çarpışıldı. Sinan Paşa komutasındaki ordu 12 Haziran 1515'te Göksun yakınındaki Turnadağ'da Alaüddevle'yi yendi; Alaüddevle savaş alanında öldü, başı Memlük Sultanı'na gönderildi. Bu, Memlüklere açık bir meydan okumaydı. Beyliğin toprakları Maraş ve Elbistan merkezli olarak Osmanlı'ya katıldı, yönetimi Şehsuvaroğlu Ali Bey'e verildi.
Aynı aylarda Doğu Anadolu'da Bıyıklı Mehmed Paşa ile İdris-i Bitlisî çalışıyordu. Çaldıran'dan sonra Safevi kuvvetleri Diyarbakır'ı kuşatmıştı; şehri elinde tutan Kürt beyleri Osmanlı'dan yardım istedi. Bıyıklı Mehmed Paşa Eylül 1515'te kuşatmayı kırıp Diyarbakır'a girdi. 1516 baharında Mardin çevresinde Safevi Karahan ile Kızıltepe yakınındaki Koçhisar'da (Dede Kargın Ovası) yapılan savaşta Osmanlı zaferi kesinleşti; Karahan öldü. Sincar ve Bismil yakınındaki Kerh çarpışmaları da bu tasfiyenin halkalarıdır. Mardin Kalesi 1517'de teslim oldu; Musul Nisan 1517'de Osmanlı'ya bağlandı. Urfa, Rakka ve Cizre'ye kadar bütün bölge Diyarbakır eyaletine bağlandı.
Memlük Sultanı Kansu Gavri, Osmanlı'nın güneye inişini durdurmak için 1516 yazında Halep'e geldi. Selim ordusuyla Haziran 1516'da İstanbul'dan ayrıldı; hedefinin İran olduğunu ilan ederek Memlükleri gafil avladı. 24 Ağustos 1516'da Halep'in kuzeyindeki Mercidabık Ovası'nda iki ordu karşılaştı. Memlük süvarisi Osmanlı kanatlarını zorladı ama Osmanlı topçusu ve yeniçeri tüfekleri savaşı bir günde bitirdi; Kansu Gavri savaş sırasında öldü, Halep valisi Hayır Bey Osmanlı tarafına geçti. Halep 28 Ağustos'ta kapılarını açtı; kaynaklar şehre girişi 7 Eylül 1516 olarak da verir. Selim Halep Ulu Camii'nde okunan hutbede ilk kez "Hadimü'l-Haremeyn" olarak anıldı. Hama, Humus ve Şam Ekim 1516'da teslim oldu; Selim kışın başını Şam'da geçirdi.
Kahire'de Memlük emirleri Tumanbay'ı sultan seçti ve savaşa hazırlandı. Osmanlı öncüsü Sinan Paşa 28 Ekim 1516'da Han Yunus'ta Memlük kuvvetlerini yendi; Gazze Aralık 1516'da alındı. Ordu Sina Çölü'nü on üç günde geçti. 22 Ocak 1517'de Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye'de son savaş yapıldı; bazı kaynaklar tarihi Gregoryen takvimle 1 Şubat 1517 olarak verir. Tumanbay, toplarını Osmanlı'nın geleceği yöne sabitlemişti; Selim ordusunu Mukattam Tepesi'nin arkasından dolaştırıp Memlük hattını yandan vurdu. Sadrazam Hadım Sinan Paşa savaşta öldü, Tumanbay kaçtı. Kahire'de sokak çatışmaları günlerce sürdü; Tumanbay Nisan 1517'de yakalandı ve 13 Nisan 1517'de Kahire'nin Züveyle Kapısı'nda asıldı. Memlük Devleti sona erdi.
Mısır'ın fethiyle Hicaz da Osmanlı'ya bağlandı. Mekke Şerifi Berekat, oğlunu Kahire'ye göndererek bağlılığını bildirdi ve Kabe'nin anahtarlarını sundu. Aynı günlerde Portekiz donanması Kızıldeniz'e girip Nisan 1517'de Cidde'yi kuşattı; Memlük hizmetinden Osmanlı'ya geçen Selman Reis savunmayı yönetti ve Portekizliler çekildi. Bu olay Osmanlı'nın Kızıldeniz'e ilk girişidir. Selim Eylül 1517'de Mısır'dan ayrıldı, Şam'da kışladı ve Temmuz 1518'de İstanbul'a döndü.
Selim'in son iki yılı yeni bir seferin hazırlığıyla geçti. Tersanede büyük bir donanma yapılıyordu; hedefin Rodos, Portekiz ya da yeniden İran olduğu tartışılır. Selim, Rodos seferi için Edirne'ye giderken yolda öldü; sefer oğlu Süleyman tarafından 1522'de yapıldı.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
05 / 12 · 2 dkSelim'in saltanatında kalıcı bir barış antlaşması imzalanmadı; dış siyaseti savaşlar, fetihler ve bağlılık bildirimleri belirledi. Batı'da babasının Venedik (1503) ve Macaristan (1503, 1511) barışlarını sürdürdü; 1513'te Venedik ile, 1519'da Macaristan ile mevcut barış yenilendi. Selim doğuya yönelirken batı sınırının sessiz kalmasını istiyordu ve bunu sağladı. Venedik, Mısır'ın fethinden sonra Kıbrıs için Memlüklere ödediği yıllık vergiyi Osmanlı'ya ödemeyi kabul etti.
Şah İsmail ile ilişki mektup savaşıyla başladı. Selim'in Farsça mektupları Şah'ı dinden çıkmakla suçluyor ve savaşa davet ediyordu; Şah İsmail'in cevapları alaycıydı, bir keresinde Selim'e afyon dolu bir kutu göndererek mektuplarının bir bağımlının sözleri gibi olduğunu ima etti. Çaldıran'dan sonra Şah İsmail 1515 ve 1516'da barış için elçiler gönderdi; Selim elçileri hapsetti ve İran'la ipek ticaretini yasakladı. Bu yasak İran ekonomisini vurmak için konmuştu ama Bursa ipek pazarını da felce uğrattı; yasak Kanuni döneminde kaldırıldı.
Memlüklerle ilişki 1516'ya kadar gergin bir barıştı. Kansu Gavri, Şah İsmail'e karşı Osmanlı'ya yardım etmedi, Şehzade Ahmed'in oğlu Kasım'ı korudu ve Dulkadir'in Osmanlı'ya katılmasına itiraz etti. 1516'da Memlük elçisi Mugulbay'ın Osmanlı ordugahına gelip Selim'in Halep'e gelmemesini istemesi, savaşın diplomatik son perdesidir; Selim elçiyi sakalını kestirerek geri gönderdi. Mısır'ın fethinden sonra Memlük hanedanı yok oldu, ancak Memlük beyleri Osmanlı Mısır'ında askeri sınıf olarak varlığını sürdürdü.
Halifelik konusu Selim'in dış ilişkilerinin en tartışmalı yönüdür. Kahire'de Memlük himayesinde yaşayan Abbasi halifesi III. Mütevekkil, Selim tarafından İstanbul'a götürüldü. Halifeliği törenle Selim'e devrettiği anlatısı 18. yüzyıl kaynaklarında ortaya çıkar; çağdaş kaynaklar böyle bir törenden söz etmez. Tarihçilerin çoğu Osmanlı padişahlarının halife unvanını fiilen Hicaz'ın hizmetkarı olmakla kazandığını, resmi devir töreninin sonradan üretildiğini düşünür; başka bir görüşe göre devir sözlü ve gayri resmi biçimde gerçekleşmiştir. Mütevekkil, Kanuni döneminde Kahire'ye dönmesine izin verilerek orada öldü.
Portekiz ile ilk temas Cidde önlerinde silahla oldu. Portekizliler 1515'te Hürmüz'ü almış, 1517'de Kızıldeniz'e girmişti; Selman Reis'in Cidde savunması ve Süveyş'te kurulan Osmanlı tersanesi, Osmanlı'nın Hint Okyanusu siyasetinin başlangıcıdır. Selim ayrıca Kırım Hanlığı ile bağını korudu: kayınpederi Mengli Giray 1515'te öldü, yerine geçen Mehmed Giray Osmanlı'ya bağlı kaldı. Gürcü krallıkları Çaldıran seferinden sonra Osmanlı'ya vergi ödemeyi kabul etti.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
06 / 12 · 1 dkSelim'in seferleri Osmanlı ekonomisinin yapısını değiştirdi. Suriye, Mısır ve Hicaz'ın alınmasıyla Kızıldeniz-Akdeniz baharat yolu, Mısır'ın tahıl üretimi ve Nil ticareti Osmanlı denetimine girdi. Mısır'dan her yıl İstanbul'a gönderilen "irsaliye" (sabit hazine payı) Osmanlı bütçesinin en büyük kalemlerinden biri oldu. Kahire'den getirilen Memlük hazinesi, altın ve gümüş eşya ile birlikte İstanbul'a taşındı; Osmanlı kaynakları bu ganimetin binlerce deve yükü olduğunu yazar.
Selim'in hazineyi doldurmasıyla ilgili bir gelenek Osmanlı sarayında yüzyıllarca sürdü. Padişahın "Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim mangırla doldurursa hazine onun mührüyle mühürlensin, aksi halde benim mührümle mühürlenmeye devam etsin" dediği rivayet edilir; Topkapı'daki Enderun Hazinesi imparatorluğun sonuna kadar Selim'in mührüyle mühürlendi. Rivayetin doğruluğu tartışmalıdır ama hazinenin Selim döneminde dolduğu kesindir.
Para siyasetinde Selim akçeyi babasının ayarında korudu; büyük bir tağşiş (paranın gümüş oranını düşürme) yapmadı. Mısır'da Memlük para düzeni bir süre sürdü, sonra Osmanlı altını ve "para" adlı gümüş sikke basıldı. Halep, Şam ve Kahire'de darphaneler Osmanlı adına çalışmaya başladı. Kahire'nin fethiyle Osmanlı, Sudan ve Batı Afrika'dan gelen altının Akdeniz'e çıkış noktasını da ele geçirdi.
Toprak düzeninde Selim iki model uyguladı. Suriye ve Doğu Anadolu'da tahrir (arazi ve nüfus sayımı) yapılarak tımar sistemi kuruldu; Halep, Şam ve Diyarbakır eyaletlerinin ilk tahrir defterleri 1518-1520 yıllarına aittir. Kürt beyliklerinin bir bölümü yurtluk-ocaklık statüsüyle vergi ve asker yükümlülüğü karşılığında iç işlerinde özerk bırakıldı. Mısır'da ise tımar kurulmadı; Memlük dönemindeki iltizam (vergi toplama hakkının kiralanması) düzeni korundu ve eyalet yıllık sabit bir meblağ gönderdi. Bu tercih Mısır'ın verimli sulama düzeninin bozulmamasını amaçlıyordu.
İran ile ipek ticaretinin yasaklanması ekonomiye zarar verdi. Bursa'nın ham ipek girdisi İran'dan geliyordu; yasak ve İranlı tüccarların mallarına el konulması Bursa pazarını daralttı, İtalyan alıcılar Halep'e yöneldi. Selim'in ölümünden sonra Kanuni bu yasağı kaldırdı ve el konan mallar iade edildi. Öte yandan Halep, Suriye'nin Osmanlı'ya katılmasıyla Anadolu-İran-Hindistan ticaretinin yeni merkezi oldu ve 16. yüzyıl boyunca büyüdü.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
07 / 12 · 1 dkSelim'in mimari eseri babasına ve oğluna göre azdır; sekiz yılın büyük bölümü seferde geçti. Kendi adına yaptırdığı en önemli yapı, annesi için 1514'te Trabzon'da inşa ettirdiği Hatuniye Külliyesi'dir: cami, medrese, imaret ve Gülbahar Hatun'un türbesinden oluşur, bugün Trabzon'da ayaktadır. Şam'da 1518'de Muhyiddin İbn Arabi'nin kabri üzerine cami, türbe ve imaretten oluşan bir külliye yaptırdı; Selim Şam'a girdiğinde bu kabri bulup açtırmıştı ve külliye bugün de Salihiye semtinde ziyaret edilir. Kahire'de Memlük yapılarına dokunmadı; Mekke ve Medine'ye her yıl gönderilen surre (hediye ve para kervanı) onun döneminde düzenli hale geldi.
Selim adını taşıyan İstanbul'daki Yavuz Selim Camii, ölümünden sonra oğlu Süleyman tarafından 1522-1528 arasında Fatih'te, Haliç'e bakan tepeye yaptırıldı. Tek kubbeli sade cami, Selim'in sekizgen türbesiyle birlikte İstanbul'un en görkemli manzaralı selatin külliyelerinden biridir. Camiyi kimin tasarladığı kesin değildir; bazı kaynaklar Acem Ali'yi anar.
Selim'in kültür alanındaki asıl katkısı taşınan insanlar ve eserlerdir. Tebriz'den 1514'te getirilen bin kadar sanatkar, hattat ve nakkaş arasında Safevi saray nakkaşhanesinin ustaları vardı; bunlar Osmanlı minyatür ve tezhip sanatının klasik üslubunu biçimlendirdi. Kahire'den Memlük sarayının kütüphanesi, Memlük kubbe ustaları ve mermer işçileri İstanbul'a gönderildi; Topkapı Sarayı'ndaki bazı Memlük tarzı bezemeler bu ustaların işidir. Kutsal Emanetler (Hz. Muhammed'in hırkası, sancağı, kılıçları ve öteki eşyalar) Kahire ve Mekke'den Topkapı'ya taşındı ve Has Oda'da korunmaya başlandı.
Selim kendisi de sanatçıydı. "Selimî" mahlasıyla Farsça şiirler yazdı; Farsça divanı iki bin beyit dolayındadır ve 19. yüzyılda Almanya'da basıldı. Türkçe şiirleri azdır. Şiirlerinde savaşçı ruh ile tasavvufi arayış bir aradadır. Tarih yazımında Selim'in seferleri "Selimname" denilen ayrı bir tür doğurdu: İshak Çelebi, Keşfî, Şükrî-i Bitlisî, Celalzade Mustafa ve Sücudî'nin Selimnameleri saltanatın ayrıntılı kaynaklarıdır. İdris-i Bitlisî'nin Heşt Bihişt'ine oğlu Ebulfazl tarafından eklenen Selim bölümü de bunlardandır.
Himaye ettiği bilginler arasında Kemalpaşazade (Mısır seferine katıldı, Selim'in cenazesini yıkadı), Halimî Çelebi ve Zenbilli Ali Efendi sayılır. Selim'in Şam'da İbn Arabi'ye gösterdiği saygı, Osmanlı düşüncesinde vahdet-i vücud (varlığın birliği) öğretisinin resmi kabulünü hızlandırdı. Kahire'de Ezher ulemasıyla görüştü; Mısırlı tarihçi İbn İyas, Selim'in Kahire günlerini Osmanlı bakışının dışından anlatan en önemli kaynaktır.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
08 / 12 · 2 dkSelim'in bilinen iki eşi vardır. Ayşe Hatun, Kırım Hanı Mengli Giray'ın kızıdır; 1476 yıllarında Bahçesaray'da doğdu, Selim'in Kefe'ye sığındığı 1511 dolaylarında evlendiği kabul edilir. Bu evlilik Selim'e Kırım'ın askeri desteğini kazandırdı. Ayşe Hatun 1539 yılında İstanbul'da öldü; bazı kaynaklar Beyhan Sultan'ın annesi olarak onu gösterir, bu konuda kesinlik yoktur. Hafsa Sultan ise Süleyman'ın annesidir; 1479 yıllarında doğdu, cariye kökenlidir. Eski bir görüş onu Mengli Giray'ın kızı sayar; bugün tarihçilerin çoğu bunu reddeder. Hafsa Sultan, oğlu tahta çıkınca Osmanlı tarihinde "Valide Sultan" unvanıyla anılan ilk kadın oldu, Manisa'da külliye yaptırdı ve 19 Mart 1534'te İstanbul'da öldü; Yavuz Selim Camii haziresine gömüldü.
Selim'in tek yetişkin oğlu Süleyman'dır: 6 Kasım 1494'te Trabzon'da doğdu, 1509'da Kefe, 1513'te Manisa sancakbeyi oldu ve babasının ölümünde tek varis olarak tahta çıktı. Bu durum Osmanlı tarihinde ender görülür; Süleyman kardeş katli yapmak zorunda kalmadan tahta oturdu. Selim'in küçük yaşta ölmüş başka oğulları olduğu bazı kaynaklarda anlatılır ama adları ve tarihleri kesin değildir.
Selim'in kızları devletin en güçlü vezirleriyle evlendirildi. Hatice Sultan 1496 yıllarında doğdu; İskender Paşa ile evlendi ve 1543 yılında öldü. Onun sadrazam Pargalı İbrahim Paşa'nın eşi olduğu yolundaki yaygın anlatı, İbrahim Paşa'nın eşinin Muhsine Hatun olduğunu gösteren vakıf belgeleri yüzünden bugün tartışmalıdır. Beyhan Sultan 1497 yıllarında Trabzon'da doğdu, Ferhad Paşa ile evlendi; Ferhad Paşa 1524'te Kanuni tarafından idam edilince kardeşine küstüğü anlatılır, 1557 yılında Üsküp'te öldü. Hafize Sultan 1495 dolaylarında Trabzon'da doğdu, kaynaklarda Şah-zade Sultan adıyla da geçer; sadrazam Çoban Mustafa Paşa ile evlendi, 10 Temmuz 1538'de İstanbul'da öldü. Şah Huban Sultan 1500 yıllarında doğdu, sadrazam Lütfi Paşa ile evlendi; Lütfi Paşa'nın ona kötü davranması yüzünden 1541'de boşandı ve Lütfi Paşa görevden alındı. Şah Sultan, Halveti şeyhi Merkez Efendi'ye bağlıydı ve Yenikapı'daki Merkez Efendi Camii'ni yaptırdı; 1572 yılında öldü. Fatma Sultan 1500 yıllarında Trabzon'da doğdu, önce Mustafa Paşa, sonra sadrazam Kara Ahmed Paşa ile evlendi; Kara Ahmed Paşa 1555'te idam edildi, Fatma Sultan 1570 yılında Bursa'da öldü. Hatice, Şah Huban, Beyhan ve Hafize'nin kabirleri Yavuz Selim Camii haziresindedir.
Selim'in harem düzeni sade kaldı. Trabzon'daki ailesi tahta çıkınca İstanbul'daki Eski Saray'a taşındı; Hafsa Sultan 1513'te oğlu Süleyman ile Manisa'ya gitti ve 1520'ye kadar orada kaldı. Selim'in kız kardeşleri Ayşe, Fatma, Hundi, Kamerşah ve Hümaşah Sultan, damat paşalar üzerinden taht mücadelesinde taraf tutmuşlardı; Selim, Ahmed'i destekleyen eniştesi Koca Mustafa Paşa'yı idam ettirdi ama Hersekzade Ahmed Paşa'yı sadrazam yaptı.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
09 / 12 · 1 dkSelim orta boylu, geniş omuzlu, yuvarlak yüzlü, iri ve uzun bıyıklıydı. Sakal bırakmadığı bilinir; Osmanlı padişahları arasında sakalsız olan ender hükümdarlardandır. Bir rivayete göre "vezirler sakalımdan tutup beni istedikleri yere çekmesin" diye sakalını kestirmiştir; bu söz onun vezirlere güvensizliğinin halk anlatısındaki karşılığıdır. Sarığı küçüktü ve Safevi taçlarına benzememesi için özel biçimde sarılırdı. Sade giyinir, süslü kaftanlardan kaçınır, devlet ileri gelenlerinin lüksünü eleştirirdi.
Günlük hayatı bir askerin hayatıydı. Az uyuduğu, geceleri kitap okuduğu ve tarih, coğrafya, Fars edebiyatı kitaplarını seferlerde yanında taşıdığı kaydedilir. Satranç oynadığı, ok atmada ve at binmede usta olduğu anlatılır. Çadırında sade yemekler yer, savaş alanında askerle aynı koşulları paylaşırdı; Sina Çölü geçişinde yaya yürüdüğü rivayet edilir. Sabırsızdı ve karar verdiğinde geri dönmezdi: sekiz yılda üç kez ordusunun isteğine karşı yürüyüşü sürdürdü.
Öfkesi meşhurdu. Vezirlerini idam ettirmesi, elçilere hakaret etmesi, kendisine karşı gelen yeniçeri elebaşılarını cezalandırması çağdaşlarınca kaydedildi. Buna karşılık haksızlığa uğradığını düşündüğü kişilerden özür dilediği, Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi'nin fetvalarına boyun eğdiği ve alimlerle uzun sohbetler yaptığı da bilinir. Kemalpaşazade'nin atının çamurunu Selim'in kaftanına sıçratması üzerine padişahın "alim çamuru şereftir, bu kaftan ölünce sandukamın üstüne örtülsün" dediği rivayet edilir; kaftan bugün Selim'in türbesindedir.
Sağlığı sağlamdı; sekiz yıl boyunca uzun seferleri at üstünde geçirdi. Ölümüne yol açan hastalık sırtında çıkan bir çıbandı; Osmanlı kaynakları buna "şirpençe" der, bugünkü tıp şarbon ya da ilerlemiş bir cilt apsesi olarak yorumlar. Hastalığın aylar sürdüğü, padişahın hekimlerin müdahalesine geç izin verdiği kaynaklarda anlatılır. Tasavvufa ilgisi ömrü boyunca sürdü: Şam'da İbn Arabi'nin kabrini buldurması, Halveti ve Zeyni şeyhlerini ziyaret etmesi bunun göstergeleridir.
Ölümü ve Sonrası
10 / 12 · 1 dkSelim 1520 yazında yeni sefer hazırlıkları için İstanbul'dan Edirne'ye doğru yola çıktı. Sırtındaki çıban Ağustos'ta ağırlaştı; ordu Çorlu yakınındaki Sırt köyünde durmak zorunda kaldı. Bu köy, dokuz yıl önce Uğraşdere'de babasına yenildiği yerin çok yakınındaydı. Hekimlerin tedavisi sonuç vermedi; padişah yaklaşık kırk gün yatakta kaldı. 22 Eylül 1520'de, elli yaşında öldü. Ölüm sebebi olarak kaynaklarda şirpençe, yani şarbon türü bir çıban gösterilir; bazı tarihçiler ilerlemiş bir cilt kanseri olabileceğini de ileri sürmüştür.
Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa, tahtın boş kalmasının yaratacağı kargaşadan çekinerek ölümü gizledi. Manisa'daki Şehzade Süleyman'a gizlice haber gönderildi; ordu Çorlu'da bekletildi. Süleyman 30 Eylül 1520'de İstanbul'a ulaştı ve tahta çıktı; bazı kayıtlar cülusu 10 Ekim 1520 olarak verir. Selim'in cenazesi ancak o zaman İstanbul'a getirildi. Kemalpaşazade cenaze namazını kıldırdı; padişah Fatih'te, sonradan oğlunun yaptıracağı caminin yerine gömüldü.
Süleyman, babası için 1522-1528 arasında Yavuz Selim Camii'ni ve sekizgen planlı türbesini yaptırdı. Türbe, Haliç'e bakan tepede bugün de ziyaret edilir; içinde Selim'in çamurlu kaftan hikayesiyle anılan kaftanı ve sandukası bulunur. Selim'in annesi Hafsa Sultan ve kızlarının kabirleri de aynı hazirededir.
Selim'in ölümü devletin dış siyasetini değiştirmedi ama üslubunu yumuşattı. Süleyman ilk iş olarak İranlı tüccarların el konan mallarını iade etti, İran ipek yasağını kaldırdı ve babasının sürgün ettiği Mısırlıları serbest bıraktı. Selim'in ölüm haberi Suriye'de Şam beylerbeyi Canbirdi Gazali'nin isyanına yol açtı; Gazali Ekim 1520'de kendini sultan ilan etti, Ocak 1521'de Ferhad Paşa tarafından yenildi ve öldürüldü. Selim'in hazırladığı donanma ve ordu, oğlunun Belgrad (1521) ve Rodos (1522) fetihlerinde kullanıldı.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
11 / 12 · 1 dkOsmanlı tarihçileri Selim'i en başından itibaren iki uçta anlattı. Selimname yazarları onu İslam'ın kılıcı, Safevi tehdidini durduran ve Hicaz'ı Osmanlı'ya bağlayan gazi hükümdar olarak yüceltti. Kanuni dönemi tarihçisi Celalzade, Selim'in "cihanı sekiz yılda fethettiğini" yazar. Mısırlı İbn İyas ise Kahire'nin yağmasını ve Memlük emirlerinin idamını Osmanlı vahşetinin örneği olarak anlatır. Halk arasında Selim'in sertliği "Yavuz" lakabında, vezir ölümleri ise "Yavuz'a vezir olasın" bedduasında yaşadı.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri Selim'in imparatorluğun yapısını değiştirdiğinde birleşir. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Selim'in doğu sınırını üç yüz yıl boyunca belirlediğini ve Osmanlı'yı bir Akdeniz-Balkan devletinden İslam dünyasının merkezine dönüştürdüğünü yazar. Halil İnalcık, Mısır'ın fethiyle baharat yolu ve Hicaz'ın alınmasını Osmanlı'nın 16. yüzyıl gücünün maddi temeli sayar. Feridun Emecen'in Selim biyografisi, padişahın sertliğini dönemin şartlarıyla açıklamakla birlikte Kızılbaş kovuşturmasının ve babasıyla ilişkisinin karanlık yönlerini gizlemez. Selim'in Alevi-Bektaşi hafızasındaki yeri ise tamamen olumsuzdur; Anadolu Alevileri Selim'i Kızılbaş katliamının sorumlusu olarak anar ve bu, günümüzde Selim adının köprü ve okul gibi kamu yapılarına verilmesinin tartışılmasına yol açmıştır.
Yabancı tarihçiler Selim'i Osmanlı yayılmasının en hızlı evresinin mimarı olarak görür. Stanford Shaw, Selim'in sekiz yılını "Osmanlı tarihinin en yoğun askeri dönemi" diye tanımlar. Caroline Finkel, Çaldıran ve Ridaniye'nin Osmanlı ateşli silah üstünlüğünün ilanı olduğunu yazar. Giancarlo Casale, Selim'in Kızıldeniz'e inişini Osmanlı'nın Hint Okyanusu'ndaki "keşif çağı"nın başlangıcı sayar. Halifeliğin devri konusunda Batılı tarihçiler geleneksel anlatıyı büyük ölçüde reddeder.
Selim'in adı Türkiye'de birçok yerde yaşar: İstanbul'daki Yavuz Selim Camii ve semti, Boğaz'daki üçüncü köprü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 2016), Trabzon'daki Hatuniye Külliyesi. Popüler kültürde Selim, Muhteşem Yüzyıl dizisinin (2011) ilk bölümlerinde ölümü ve mirası üzerinden yer aldı; çeşitli romanlarda ve belgesellerde konu edildi. Küpeli Yavuz portresi ve "Sen o değilsin, ben o değilim" sözü gibi popüler imgeler ise tarihsel kayıtla örtüşmez.
Aynı Yıllarda Dünya
12 / 12 · 1 dkSelim'in saltanatı Avrupa'da Reform'un başladığı yıllara denk gelir. Martin Luther 31 Ekim 1517'de Wittenberg'de 95 tezini yayımladı; Selim aynı aylarda Kahire'den dönüyordu. Habsburg hanedanından Charles 1516'da İspanya kralı, 1519'da V. Karl adıyla Kutsal Roma imparatoru oldu ve Kanuni'nin kırk yıllık rakibi olacak gücü kurdu. Fransa Kralı I. François 1515'te Marignano'da İsviçrelileri yendi; İngiltere'de VIII. Henry tahttaydı. Machiavelli 1513'te Prens'i yazdı, Thomas More 1516'da Ütopya'yı yayımladı. Leonardo da Vinci 1519'da Fransa'da, Raffaello 1520'de Roma'da öldü.
Denizlerde İspanya ve Portekiz dünyayı paylaşmaya devam etti. Balboa 1513'te Panama'yı aşıp Pasifik'i gördü; Ponce de León aynı yıl Florida'ya çıktı. Portekizliler 1510'da Goa'yı, 1511'de Malakka'yı, 1515'te Hürmüz'ü aldı ve 1517'de Kızıldeniz'e girip Cidde'ye saldırdı; Osmanlı ile Portekiz'in ilk silahlı karşılaşması böyle oldu. Hernán Cortés 1519'da Meksika'ya çıktı ve Aztek İmparatorluğu'nun düşüşünü başlattı. Macellan'ın filosu Eylül 1519'da dünyayı dolaşmak için İspanya'dan ayrıldı; Selim öldüğünde filo Güney Amerika kıyılarındaydı.
Doğuda Şah İsmail, 1510'da Merv'de Özbek hanı Şeybani'yi öldürmüş ve Horasan'ı almıştı; Çaldıran yenilgisi onun yayılmasını durdurdu ve hayatının son on yılını savaşsız geçirmesine yol açtı. Babür, Kabil'den Hindistan'a bakıyordu; Panipat zaferi 1526'da gelecekti. Çin'de Ming imparatoru Zhengde hüküm sürüyor, Portekiz elçileri 1517'de Kanton'a ulaşıyordu. Rusya'da III. Vasili 1514'te Smolensk'i Litvanya'dan aldı. Afrika'da Songay İmparatorluğu Askia Muhammed döneminde en geniş sınırlarına ulaşmıştı.
Kronoloji
50 olay- 15. yüzyıl
Amasya'da doğdu; babası Şehzade Bayezid, annesi Gülbahar Hatun.
Babası II. Bayezid tahta çıktı; Selim ailesiyle İstanbul'a gitti.
Trabzon sancakbeyi olarak görevlendirildi; kaynaklar 1481-1489 arasında farklı yıllar verir.
Tek oğlu Süleyman Trabzon'da doğdu.
- 16. yüzyıl
Şah İsmail Safevi Devleti'ni kurdu; Selim doğu sınırında Kızılbaş göçünü izlemeye başladı.
Annesi Gülbahar Hatun Trabzon'da öldü.
Babasının izni olmadan Erzincan ve Bayburt yönünde Safevi topraklarına akın yaptı.
Oğlu Süleyman Kefe sancakbeyi oldu.
Rumeli'de sancak isteği reddedilince Kefe'ye geçti; Kırım Hanı Mengli Giray'ın desteğini aldı.
Semendire sancağı verildi; Mengli Giray'ın kızı Ayşe Hatun ile evliliği bu yıllara tarihlenir.
Yeniçeriler Şehzade Ahmed'i İstanbul'a sokmadı ve Selim'i çağırdı.
Uğraşdere'de babasının ordusuna yenildi, Kefe'ye kaçtı.
Rumeli askeriyle İstanbul'a girdi.
Sadrazam Koca Mustafa Paşa idam edildi; Hersekzade Ahmed Paşa sadrazam oldu.
Bursa'da beş yeğenini boğdurttu.
II. Bayezid tahttan feragat etti; Selim'in cülusu için 5 Mayıs 1512 tarihi de verilir.
II. Bayezid Dimetoka yolunda öldü.
Süleyman Manisa sancakbeyi oldu; Anadolu'da Kızılbaş kovuşturması başladı.
Kardeşi Şehzade Korkut Kütahya yakınında yakalanıp öldürüldü.
Yenişehir Muharebesi'nde Şehzade Ahmed'i yendi; Ahmed aynı gün boğduruldu. Bazı kaynaklar 4 Mayıs tarihini verir.
İran seferi için ordu İstanbul'dan hareket etti.
Bıyıklı Mehmed Paşa Bayburt'u aldı; ordu Amasya'da kışladı.
Hersekzade Ahmed Paşa azledildi; Trabzon'da annesi için Hatuniye Külliyesi yapıldı.
Çaldıran Muharebesi'nde Şah İsmail'i yendi; Gregoryen takvimle 2 Eylül 1514.
Tebriz'e girdi; sanatkar ve bilginleri İstanbul'a gönderdi.
Dukakinzade Ahmed Paşa sadrazam oldu.
Amasya'da yeniçeri ayaklanması; Dukakinzade Ahmed Paşa padişahın huzurunda öldürüldü.
Bıyıklı Mehmed Paşa Safevi kuşatmasını kırıp Diyarbakır'a girdi; Hersekzade Ahmed Paşa yeniden sadrazam oldu.
Kemah Kalesi fethedildi.
Turnadağ Muharebesi'nde Dulkadiroğlu Alaüddevle yenildi ve öldü; beylik Osmanlı'ya katıldı.
Koçhisar Muharebesi'nde Safevi Karahan yenildi ve öldü; Mardin çevresi Osmanlı'ya bağlandı.
Hadım Sinan Paşa sadrazam oldu; ordu Mısır seferine çıktı.
Şam teslim oldu; Han Yunus'ta Memlük kuvvetleri yenildi.
Gazze alındı; ordu Sina Çölü'nü geçti.
Mercidabık Muharebesi'nde Memlük ordusu yenildi; Kansu Gavri öldü.
Halep'e girdi; hutbede ilk kez Hadimü'l-Haremeyn olarak anıldı.
Kahire'ye girdi; Yunus Paşa sadrazam oldu.
Mekke Şerifi bağlılığını bildirdi; Selman Reis Cidde'yi Portekiz saldırısına karşı savundu; Musul Osmanlı'ya bağlandı.
Mısır'dan ayrıldı; sadrazam Yunus Paşa Şam yakınında idam edildi.
Ridaniye Muharebesi'nde Tumanbay yenildi; sadrazam Hadım Sinan Paşa savaşta öldü. Gregoryen takvimle 1 Şubat 1517.
Tumanbay Kahire'de asıldı; Memlük Devleti sona erdi.
Pîrî Mehmed Paşa sadrazam oldu; Şam'da İbn Arabi Külliyesi yaptırıldı.
İstanbul'a döndü; Kutsal Emanetler Topkapı Sarayı'na yerleştirildi.
Bozoklu Şeyh Celal Tokat çevresinde ayaklandı; isyan Ferhad Paşa tarafından bastırıldı.
Yeni sefer için donanma ve ordu hazırlandı; 30 Mayıs 1520 tarihli adı kaydedilmemiş bir çatışma anılır.
Edirne yolunda Çorlu yakınındaki Sırt köyünde hastalandı.
Çorlu yakınında şirpençe hastalığından öldü; ölüm gizlendi.
Oğlu Kanuni Sultan Süleyman İstanbul'da tahta çıktı; bazı kayıtlar 10 Ekim 1520 tarihini verir.
Beyrut'ta bir çarpışma kaydedilir; Canbirdi Gazali'nin Şam isyanıyla ilgilidir.
Yavuz Selim Camii ve türbesinin yapımına başlandı; 1528'de tamamlandı.
Savaşlar ve Seferler
15 kayıtAntlaşmalar
4 antlaşmaSadrazamları
6 sadrazam · 4 maddesi varEserleri
4 eserTuğrası
Padişah nişanıSelim Şah bin Bayezid Han el-muzaffer dâimâ
Yavuz'un tuğrasında 'Han' yerine 'Şah' unvanı dikkat çeker; on altıncı yüzyıl başında bazı padişahlar bu unvanı da kullanmıştır. Tuğra, Fatih ve II. Bayezid dönemlerinin sade biçiminden Kanuni dönemindeki gösterişli biçime geçişin ara halkasıdır: beyzeler henüz dar, tuğlar kısa, kollar düzdür. Mısır'ın fethinden sonra Kahire'de düzenlenen fermanlar ve Kutsal Emanetler'in nakline ilişkin belgeler bu tuğrayı taşır.
- Anlamı
- Bayezid Han oğlu Selim Şah, daima muzaffer
- Okunuşu
- Yavuz Sultân Selîm (Selîm-i Evvel)
Aile Ağacı
42 kişi
9. kuşakErtuğrul Gazi
8. kuşakOsman Gazi1299-1324
7. kuşakOrhan Gazi1326-1362
6. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
5. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
4. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
3. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
2. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
1. kuşakII. Bayezid1481-1512
KendisiYavuz Sultan Selim1512-1520
II. Bayezid1481-1512
II. Gülbahar Hatun1450-1505
Ayşe Hatun1476-1539
Hafsa Sultan1520-1534
Yavuz Sultan Selim1512-1520
Kanuni Sultan Süleyman1520-1566
Hatice Sultan1496
Beyhan Sultan1497
Hafize Sultan1495
Şah Huban Sultan1500
Fatma Sultan1500
Üveys Paşa1512
Şehzade Salih1499
Şehzade Orhan
Şehzade Musa
Şehzade Korkud
Gevherhan Sultan
Şehzade Ahmed1466-1513
Şehzade Korkut1467-1513
Ayşe Sultan1465-1515
Şehzade Şehinşah1465-1512
Şehzade Abdullah1464-1483
Şehzade Mahmud1476-1512
Şehzade Alemşah1477-1512
Şehzade Mehmed1487-1507
Hümaşah Sultan1510
İlaldı Sultan1517
Hundi Sultan1511
Kamerşah Sultan1520
Fatma Sultan1467-1515
Aynışah Sultan1463-1514
Hatice Sultan1465-1500
Şah Sultan1474
Selçuk Sultan1508Sözleri
Mahlası SelimîSelîmî mahlasıyla: Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân / Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek
Farsça divanından Türkçeleştirilen beyit; Selimî divanıDevlet işlerinde acele etmeyin; ama karar verdiğinizde de geri dönmeyin.
Vezirlerine söylediği rivayet edilen söz (rivayet)Çağdaşları
6 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruYavuz Sultan Selim'in annesi kimdir?
Yavuz Sultan Selim'in eşi kimdir?
Yavuz Sultan Selim dönemi önemli olayları nelerdir?
Yavuz Sultan Selim nasıl öldü?
Yavuz Sultan Selim kimin oğludur?
Yavuz Sultan Selim'in kaç çocuğu vardı?
Yavuz Sultan Selim'in türbesi nerede?
Yavuz Sultan Selim kaç yıl tahtta kaldı?
Yavuz Sultan Selim'den sonra tahta kim geçti?
Yavuz Sultan Selim'in lakabı neden Yavuz?
Yavuz Sultan Selim'e neden Yavuz denir?
Yavuz Sultan Selim kaçıncı Osmanlı padişahıdır?
Yavuz Sultan Selim kaç yaşında öldü?
Yavuz Sultan Selim hangi savaşları kazandı?
Halifelik Yavuz Sultan Selim'e nasıl geçti?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026