Minyatür üslubunda portreV. Murad
مراد خامسBeşinci Murat
V. Murad, 1876 yılında doksan üç gün hüküm süren otuz üçüncü Osmanlı padişahıdır. Sağlığı bozulunca tahttan indirildi, ömrünü Çırağan Sarayı'nda geçirdi.
V. Murad Kimdir?
14 dk okumaV. Murad, 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda doğdu ve 29 Ağustos 1904 tarihinde Çırağan Sarayı'nda öldü. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Şevkefza Sultan'dır. 30 Mayıs 1876 tarihinde tahta çıktı ve 31 Ağustos 1876 tarihinde tahttan indirildi; saltanatı doksan üç gün sürdü. Osmanlı tarihinde en kısa süre hüküm süren padişahlardan biridir. Buna karşılık tahta çıkışı ve indirilişi, Osmanlı anayasal tarihinin en kritik anlarına denk düşer. Amcası Sultan Abdülaziz'in bir darbeyle tahttan indirilmesiyle hükümdar oldu; meşrutiyet yani anayasal düzen isteyen çevrelerin umudu olarak görüldü. Batılı eğitim almış, Fransızca bilen, piyano çalan ve Batı müziği tarzında besteler yapan bir hanedan üyesiydi. Genç Osmanlılar olarak anılan aydın çevre onun tahta çıkmasını uzun süre bekledi. Mithat Paşa başta olmak üzere anayasa yanlısı devlet adamları da onu desteklemişti. Saltanatının ilk günlerinde yaşanan iki olay durumu değiştirdi. Amcası Sultan Abdülaziz'in tahttan indirildikten beş gün sonra ölü bulunması ve ardından Çerkes Hasan adlı bir subayın bakanlar kurulunu basarak birkaç kişiyi öldürmesi, padişahın ruh sağlığını ağır biçimde sarstı. Tedavi girişimleri sonuç vermeyince tahttan indirildi ve yerine kardeşi II. Abdülhamid geçti. Kalan yirmi sekiz yılını Çırağan Sarayı'nda gözetim altında geçirdi. Bu süre boyunca musikiyle uğraştı ve besteler yaptı.
Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Şevkefza Sultan'dır.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 15 · 1 dkV. Murad 21 Eylül 1840 tarihinde Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası, Tanzimat Fermanı'nı ilan eden Sultan Abdülmecid'dir; annesi Şevkefza Sultan'dır. Babasının en büyük oğlu olarak doğdu ve veliahtlık sırası uzun yıllar boyunca ona ait oldu.
Doğduğu dönem, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat ile birlikte kurumsal dönüşüme girdiği yıllardır. Bu ortam, şehzadelerin yetiştirilme biçimini de etkiledi. Önceki yüzyıllarda hanedan üyeleri sarayın kapalı bölümünde yetişirken, Sultan Abdülmecid oğullarına Batı tarzı bir eğitim verdirdi.
Murad, Osmanlı Türkçesi ve Arapçanın yanında Fransızca öğrendi. Batı müziği eğitimi aldı, piyano çalmayı öğrendi ve nota bilgisi edindi. Sarayda görevli İtalyan ve Fransız hocalardan ders aldı. Bu eğitim, sonraki yıllarda bestekârlığının temelini oluşturdu.
Babası 1861 yılında öldüğünde yirmi yaşındaydı. Ekberiyet usulü gereği taht, babasının kardeşi Sultan Abdülaziz'e geçti. Murad böylece veliaht konumuna geldi ve on beş yıl bu konumda kaldı.
Veliahtlık yılları, hanedan üyeleri için alışılmış bir gözetim altında geçti. Sarayın belirli bir bölümünde yaşadı, harcamaları ve görüşmeleri denetlendi. Buna karşılık dönemin koşullarında dış dünyayla bağı tamamen kesilmedi: kitap okuyabiliyor, gazete izleyebiliyor ve sınırlı da olsa görüşme yapabiliyordu.
Kardeşleri arasında sonraki padişahlar II. Abdülhamid, Sultan Reşad ve Sultan Vahdettin bulunur. Dört kardeşin de tahta çıkması, Osmanlı hanedanında ender görülen bir durumdur.
Avrupa Gezisi ve Batı ile Tanışma
02 / 15 · 1 dk1867 yılında Sultan Abdülaziz'in Avrupa gezisine katılması, hayatının en belirleyici deneyimlerinden biri oldu. Bu gezi, bir Osmanlı padişahının savaş dışında ilk kez Avrupa'ya yaptığı ziyaretti ve veliaht Murad ile kardeşi Abdülhamid de heyette yer aldı.
Heyet Paris'te düzenlenen dünya sergisini ziyaret etti, ardından Londra, Viyana ve Budapeşte'ye geçti. Fransa'da III. Napolyon, İngiltere'de Kraliçe Victoria tarafından ağırlandılar. Veliaht Murad, gezi boyunca Avrupa basınında olumlu yankı buldu; Fransızca konuşabilmesi ve Batı müziğine ilgisi dikkat çekti.
Gezinin Murad üzerindeki etkisi, sonraki yıllarda anlatılan bir dönüşüm olarak kaydedilir. Anayasal düzenin, parlamentonun ve basın özgürlüğünün işleyişini yerinde görmesi, kendi ülkesindeki yönetim biçimi hakkındaki düşüncelerini biçimlendirdi. Bu izlenimlerini çevresindekilerle paylaştığı ve reform yanlısı bir tutum benimsediği aktarılır.
Dönüşte, veliahtın Avrupa'daki ilgi görmesi sarayda tedirginlik yarattı. Sultan Abdülaziz'in ona karşı tutumunun bu geziden sonra sertleştiği, gözetimin artırıldığı belirtilir. Görüşme izinleri kısıtlandı ve harcamaları daha sıkı denetlendi.
Bu kısıtlamalar veliahtı yalnızlaştırdı. Kaynaklar, bu dönemde alkole yöneldiğini ve sinir sisteminin zayıfladığını kaydeder. Tahta çıktığında yaşadığı sarsıntının, bu uzun baskı döneminde biriken gerginlikle ilişkili olduğu değerlendirilir.
Yine de Avrupa ile kurduğu bağ sürdü. Yabancı basını izledi, Fransızca yayınları takip etti ve dönemin fikir akımlarından haberdar oldu. Bu yönüyle, tahta çıkmadan önce Batı'yı gerçekten tanıyan ilk Osmanlı hükümdar adayıydı.
Genç Osmanlılar ve Meşrutiyet Umudu
03 / 15 · 1 dk1860'lı yıllarda Osmanlı aydınları arasında anayasal düzen fikri yayılmaya başladı. Genç Osmanlılar adıyla anılan bu çevre, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi isimlerden oluşuyordu. Talepleri, padişahın yetkisinin bir anayasa ile sınırlanması ve meclis kurulmasıydı.
Bu çevre için veliaht Murad, umut kaynağıydı. Batılı eğitimi, Avrupa'yı görmüş olması ve anayasal düzene açık tutumu, onun tahta çıkması halinde meşrutiyetin ilan edileceği beklentisini yarattı. Namık Kemal ve arkadaşları Avrupa'da yayımladıkları gazetelerde bu beklentiyi dile getirdi.
Veliaht ile bu çevre arasında bağ kurulduğu bilinmektedir. Görüşmelerin ayrıntıları ve veliahtın verdiği taahhütlerin kapsamı kaynaklarda farklı anlatılır. Bazı aktarımlar doğrudan bir anlaşma yapıldığını, diğerleri ise bunun karşılıklı bir beklentiden ibaret olduğunu belirtir.
Murad'ın bu dönemde bir mason locasına kaydolduğu da kaydedilir. Osmanlı başkentinde faaliyet gösteren localar, dönemin reform yanlısı çevrelerinin buluşma yerlerinden biriydi. Bu üyelik, sonraki yıllarda hakkında yapılan değerlendirmelerde sıkça anıldı.
Devlet adamları tarafında Mithat Paşa öne çıkıyordu. Anayasa fikrinin en kararlı savunucusu olan bu isim, Sultan Abdülaziz'in yönetim tarzını eleştiriyor ve değişimin ancak taht değişikliğiyle mümkün olacağını düşünüyordu.
Böylece 1876 yılına gelindiğinde, hem aydın çevrede hem de bürokrasinin bir bölümünde, veliaht Murad'ın tahta çıkmasıyla anayasal düzene geçileceği beklentisi oluşmuştu. Bu beklenti, tahta çıkışını sağlayan darbenin de fikrî zeminini oluşturdu.
Babası Sultan Abdülmecid öldü; taht amcası Sultan Abdülaziz'e geçti, kendisi veliaht oldu.
Sultan Abdülaziz'in Tahttan İndirilmesi ve Tahta Çıkış
04 / 15 · 1 dk1875 ve 1876 yılları Osmanlı Devleti için ağır bir bunalım dönemiydi. Hersek'te başlayan ayaklanma Balkanlar'a yayıldı, 1876 yılının Nisan ayında Bulgaristan'da ayaklanma çıktı ve bastırılması Avrupa kamuoyunda büyük tepki yarattı. Sırbistan ve Karadağ savaş hazırlığı yapıyordu.
Mali durum çökmüştü. 1875 yılında devlet, dış borç ödemelerini yarıya indirdiğini ilan etti; bu, fiilen bir iflas bildirimiydi. Kuraklık ve kıtlık, Anadolu'da vergi toplanmasını imkânsız hale getirmişti.
Bu ortamda İstanbul'da medrese öğrencilerinin gösterileri başladı. Hükümet değişikliği talep edilen bu gösteriler, sadrazamın ve şeyhülislamın görevden alınmasıyla sonuçlandı. Yeni kurulan hükümette Mütercim Rüşdü Paşa sadrazam, Hüseyin Avni Paşa serasker oldu; Mithat Paşa da kabinede yer aldı.
Bu grup, Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesine karar verdi. 30 Mayıs 1876 gecesi harekete geçildi: Dolmabahçe Sarayı kuşatıldı, harbiye öğrencileri ve askerî birlikler görevlendirildi, deniz tarafı da tutuldu. Şeyhülislamdan alınan fetva ile Sultan Abdülaziz tahttan indirildi.
Aynı gece veliaht Murad'a durum bildirildi. Kaynaklara göre kendisini almaya gelenleri görünce öldürüleceğini düşündü ve büyük bir korku yaşadı. Durumu öğrendikten sonra Serasker Kapısı'na götürüldü ve burada biat töreni yapıldı. V. Murad adıyla tahta çıktı.
Tahta çıkışı İstanbul'da sevinçle karşılandı. Anayasa beklentisi, basında ve aydın çevrelerde açıkça dile getirildi. Yeni padişahın ilk günlerde çıkardığı hatt-ı hümâyunda, yönetimin kanuna dayalı olacağı belirtildi.
Sultan Abdülaziz'in Ölümü ve Çerkes Hasan Vakası
05 / 15 · 1 dkTahta çıkıştan beş gün sonra, 4 Haziran 1876 tarihinde, tahttan indirilen Sultan Abdülaziz Feriye Sarayı'nda ölü bulundu. Bilekleri kesikti. Görevlendirilen hekim heyeti intihar raporu verdi; ancak öldürüldüğü iddiası hemen o gün ortaya atıldı ve yıllarca tartışıldı.
Bu ölüm, yeni padişah üzerinde ağır bir etki bıraktı. Amcasının ölümünden kendisini sorumlu hissettiği, olaydan sonra günlerce uyuyamadığı ve sürekli bir korku hali yaşadığı aktarılır.
İkinci sarsıntı on bir gün sonra geldi. 15 Haziran 1876 tarihinde, Sultan Abdülaziz'in eşlerinden birinin kardeşi olan yüzbaşı Çerkes Hasan, Mithat Paşa'nın konağında toplanan bakanlar kurulunu bastı. Silahla açtığı ateş sonucu serasker Hüseyin Avni Paşa ve hariciye nazırı Raşid Paşa öldü, birkaç kişi yaralandı. Saldırgan yakalandı ve idam edildi.
Bu olay, darbeyi yapan kadronun içindeki en güçlü askerî ismin ortadan kalkması demekti. Aynı zamanda, sarayda ve hükümette güvenlik duygusunu tamamen yok etti.
Padişahın durumu bu iki olaydan sonra hızla kötüleşti. Sinir krizleri geçirdiği, uyku düzeninin bozulduğu, konuşurken zorlandığı ve tören yükümlülüklerini yerine getiremediği kaydedilir. Cuma selamlığına çıkamaması ve kılıç kuşanma töreninin sürekli ertelenmesi, durumun kamuoyunda da fark edilmesine yol açtı.
Tedavi için yerli hekimlerin yanında Avusturyalı ünlü bir hekim de getirtildi. Yapılan muayeneler sonunda iyileşmenin zaman alacağı, ancak mümkün olduğu yönünde görüş bildirildi. Buna karşılık devletin içinde bulunduğu kriz, uzun bir bekleme süresine imkân tanımıyordu.
Doksan Üç Günlük Saltanat ve Tahttan İndirilme
06 / 15 · 1 dkV. Murad'ın saltanatı boyunca devlet işleri fiilen hükümet tarafından yürütüldü. Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa ve kabinedeki isimler, padişahın imzasını gerektiren işleri asgaride tuttu.
Bu dönemde Balkanlar'daki durum ağırlaştı. Sırbistan ve Karadağ, Haziran 1876'da Osmanlı'ya savaş ilan etti. Aleksinaç, Vučji Do ve Fundina çevresinde çarpışmalar yaşandı. Cephede alınan sonuçlar karışıktı; Sırp cephesinde Osmanlı ordusu ilerledi, Karadağ cephesinde ise güçlük yaşandı.
Anayasa çalışmaları sürüyordu. Mithat Paşa'nın öncülüğünde bir metin hazırlanıyor, meclisin nasıl kurulacağı tartışılıyordu. Ancak padişahın sağlık durumu, ilan için gereken törenlerin ve imzaların atılmasını engelliyordu.
Kılıç kuşanma töreni, Osmanlı geleneğinde padişahın tahta çıkışını halka ilan eden en önemli törendi ve Eyüp Sultan'da yapılırdı. V. Murad'ın bu törene çıkamaması, saltanatının meşruiyeti açısından da sorun oluşturdu.
Ağustos ayına gelindiğinde hükümet, durumun sürdürülemez olduğuna karar verdi. Şehzade Abdülhamid ile görüşmeler yapıldı; anayasa ilan etmeyi kabul etmesi karşılığında tahta çıkması konusunda anlaşma sağlandı.
31 Ağustos 1876 tarihinde şeyhülislamdan alınan fetva ile V. Murad tahttan indirildi. Gerekçe, hükümdarlık görevlerini yerine getiremeyecek durumda olmasıydı. Yerine kardeşi II. Abdülhamid tahta çıktı.
Yeni padişah, verdiği söz doğrultusunda 23 Aralık 1876 tarihinde Kanun-ı Esasî'yi ilan etti ve I. Meşrutiyet dönemi başladı. Böylece V. Murad'dan beklenen anayasal düzen, onun tahttan indirilmesinden dört ay sonra, kardeşi eliyle gerçekleşti.
Sultan Abdülaziz'in Avrupa gezisine katıldı; Paris, Londra ve Viyana'yı gördü.
Basın, Kamuoyu ve Tahta Çıkışın Yankıları
07 / 15 · 1 dk1876 yılında Osmanlı başkentinde gelişmiş bir basın hayatı vardı. Tanzimat'tan sonra çoğalan gazeteler, siyasi meseleleri tartışan bir kamuoyu oluşturmuştu. V. Murad'ın tahta çıkışı, bu basında büyük bir umutla karşılandı.
Gazeteler yeni padişahın Batılı eğitimini, Avrupa'yı görmüş olmasını ve anayasal düzene açık tutumunu öne çıkardı. Yayımlanan yazılarda, yönetimin kanuna dayanacağı ve meclisin kurulacağı beklentisi açıkça dile getirildi. Bu, Osmanlı tarihinde bir taht değişikliğinin kamuoyunda bu ölçüde tartışıldığı ilk örneklerdendir.
Avrupa basını da gelişmeyi yakından izledi. İngiliz ve Fransız gazeteleri, yeni padişahın reform yanlısı olduğunu yazdı; bazı yayınlarda Osmanlı'nın Avrupa devletler ailesine yaklaşacağı yorumu yapıldı. Bu ilgi, Balkanlar'daki krizin Avrupa kamuoyundaki yerinin de göstergesiydi.
Beklentiler yükseldikçe hayal kırıklığı da büyüdü. Padişahın kılıç kuşanma törenine çıkamaması, cuma selamlıklarında görünmemesi ve devlet işlerine katılamaması, kısa sürede söylenti üretti. Saray, sağlık durumunu bir süre gizlemeye çalıştı; ancak halk arasında dolaşan haberler engellenemedi.
Tahttan indirilme kararı da basında farklı biçimlerde yorumlandı. Bir kesim bunu devletin zorunlu bir tercihi saydı; diğer kesim, anayasa umudunun bir kez daha ertelenmesi olarak gördü. Kanun-ı Esasî'nin dört ay sonra ilan edilmesi, ikinci grubun endişesini kısmen giderdi.
Sonraki yıllarda V. Murad hakkında yazmak zorlaştı. II. Abdülhamid döneminde basın üzerindeki denetim arttı ve tahttan indirilmiş padişaha dair yayınlar kısıtlandı. Bu sessizlik, 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilanından sonra bozuldu; o tarihten itibaren hatıralar ve incelemeler yayımlanmaya başladı.
Çırağan yıllarına dair bilgilerin önemli bölümü, sarayda bulunanların sonradan aktardığı hatıralara dayanır. Bu anlatılar dönem dönem farklılık gösterir ve tarihçiler tarafından karşılaştırmalı biçimde değerlendirilir.
Çırağan Sarayı'nda Yirmi Sekiz Yıl
08 / 15 · 1 dkTahttan indirildikten sonra V. Murad, ailesiyle birlikte Çırağan Sarayı'na yerleştirildi. Burada geçirdiği süre yirmi sekiz yıl sürdü ve ömrünün geri kalanını bu sarayda tamamladı.
Yaşam koşulları, bir hapishaneden çok gözetim altındaki bir konut düzenine benziyordu. Ailesi, hizmetlileri ve doktoru yanındaydı. Sarayın bahçesinde dolaşabiliyor, kitap okuyabiliyor ve müzikle uğraşabiliyordu. Buna karşılık dışarıyla iletişimi sıkı biçimde denetleniyor, ziyaretçi kabulü izne bağlı tutuluyordu.
Sağlık durumu ilk yıllardan sonra düzeldi. Bunu belirten hekim raporları ve çevresindekilerin aktarımları vardır. İyileşmesi, onun yeniden tahta çıkarılması yönündeki girişimleri de canlandırdı.
Zamanının önemli bölümünü musikiye ayırdı. Çırağan yıllarında çok sayıda eser besteledi; bunların bir bölümü piyano için yazılmış Batı müziği formundaki parçalardır. Notaya alınan bu eserler, daha sonra derlenerek yayımlandı.
Kızları ve oğlu bu sarayda büyüdü. Şehzade Mehmed Selaheddin, Fehime Sultan, Hatice Sultan, Fatma Sultan ve Aliye Sultan, gençliklerini bu gözetim altında geçirdi. Kızlarından bazılarının evlilikleri, ancak II. Abdülhamid'in izniyle ve sarayın dışına çıkmalarına imkân veren düzenlemelerle gerçekleşti.
Çırağan'daki yaşam, Osmanlı hanedanının kendine özgü bir kurumu olan gözetim altında yaşatma geleneğinin son örneklerindendir. Kafes usulünden farklı olarak burada aile birlikte yaşıyor, temel ihtiyaçları karşılanıyor, ancak siyasi hayattan tamamen uzak tutuluyordu.
Ali Suavi Olayı ve Çırağan Vakası
09 / 15 · 1 dk20 Mayıs 1878 tarihinde, V. Murad'ı yeniden tahta çıkarmak amacıyla bir baskın düzenlendi. Girişimin başında, Genç Osmanlılar çevresinden gelen ve gazetecilik yapan Ali Suavi vardı.
O dönemde Osmanlı Devleti, 1877-1878 Rus savaşının ağır yenilgisini yaşamıştı. Rus ordusu Yeşilköy'e kadar ilerlemiş, Ayastefanos Antlaşması imzalanmıştı. Savaştan kaçan Balkan göçmenleri İstanbul'a doluşmuştu. Bu ortamda II. Abdülhamid'e karşı hoşnutsuzluk artmıştı.
Ali Suavi, aralarında Rumeli göçmenlerinin de bulunduğu bir grupla Çırağan Sarayı'nı bastı. Amaç, V. Murad'ı alıp Dolmabahçe'ye götürerek yeniden tahta çıkarmaktı. Baskıncılar saraya girdi ve padişahı bulmayı başardı.
Ancak durum kısa sürede kontrol altına alındı. Beşiktaş muhafızı Hasan Paşa komutasındaki kuvvetler olaya müdahale etti. Çıkan çatışmada Ali Suavi öldürüldü, baskıncıların bir bölümü öldü, kalanlar yakalandı.
Olayın ardından Çırağan Sarayı'ndaki gözetim sıkılaştırıldı. V. Murad'ın çevresindeki görevliler değiştirildi, dış temas imkânları daraltıldı. Bu olay, II. Abdülhamid'in güvenlik konusundaki hassasiyetini artıran gelişmelerden biri oldu ve saltanatı boyunca sürdürdüğü sıkı istihbarat düzeninin gerekçelerinden sayıldı.
Girişim başarısız olmasına rağmen, V. Murad'ın yeniden tahta çıkarılması fikri sonraki yıllarda da zaman zaman gündeme geldi. Özellikle Jön Türk çevrelerinde bu ihtimal tartışıldı; ancak hiçbiri hayata geçmedi.
Sultan Abdülaziz tahttan indirildi; V. Murad adıyla tahta çıktı.
Musiki ve Besteciliği
10 / 15 · 1 dkV. Murad, Osmanlı hanedanında Batı müziği alanında eser veren en üretken isimlerdendir. Piyano eğitimi almış, nota yazmayı öğrenmiş ve armoni bilgisi edinmişti.
Besteleri arasında polka, vals, marş ve piyano parçaları bulunur. Bu formlar, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı sarayında Batı müziğinin yerleşmiş olduğunu gösterir. Muzıka-i Hümayun'un kurulmasından sonra saray çevresinde Batı müziği eğitimi yaygınlaşmıştı ve hanedan üyeleri de bu eğitimden geçiyordu.
Çırağan yıllarında bestelediği eserlerin sayısı yüzlerle ifade edilir. Bu eserler, gözetim altında geçen uzun yılların nasıl doldurulduğunu gösterdiği kadar, kişisel bir ifade alanı da oluşturuyordu. Bazı parçaların adları ve ithafları, ailesine ve içinde bulunduğu duruma göndermeler taşır.
Eserlerinin notaları uzun süre yayımlanmadı. Cumhuriyet döneminde yapılan derleme çalışmalarıyla bir bölümü gün yüzüne çıktı ve icra edildi. Bugün Osmanlı hanedanı bestekârları üzerine yapılan çalışmalarda adı, III. Selim ve II. Mahmud ile birlikte anılır; aralarındaki fark, onun klasik Türk musikisi yerine Batı formlarında eser vermesidir.
Kızı Fehime Sultan ve diğer aile üyeleri de müzikle ilgilendi. Çırağan Sarayı, dışarıdan yalıtılmış olmasına rağmen içeride sürekli müzik yapılan bir yer oldu.
Musiki, aynı zamanda sağlığının düzelmesinde de rol oynadı. Hekimlerin, uğraşmasını teşvik ettiği ve düzenli çalışmanın ruh halini olumlu etkilediği kaydedilir.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
11 / 15 · 1 dkV. Murad'ın hanımları arasında Elâru Mevhibe Kadınefendi, Reftarıdil Kadın, Şayan Kadın, Meyliservet Kadın, Resan Hanım, Filizten Hanım, Gevherriz Hanım, Nevdür Hanım ve Remzşinas Hanım sayılır.
Bilinen çocukları: Şehzade Mehmed Selaheddin, Hatice Sultan, Fehime Sultan, Fatma Sultan ve Aliye Sultan. Çocuklarının büyük bölümü Çırağan Sarayı'nda büyüdü.
Oğlu Şehzade Mehmed Selaheddin, hanedanın devamı açısından önemli bir isimdir; oğlu Ahmed Nihad, saltanatın kaldırılmasından sonra hanedanın reisi olarak anıldı.
Kızlarından Hatice Sultan ve Fehime Sultan'ın evlilikleri, uzun süren gözetim düzeninin gevşemesiyle mümkün oldu. Bu evliliklerin ardından saraydan ayrılan sultanların hayatları, dönemin İstanbul sosyal hayatına dair anlatılarda yer alır.
Ailenin Çırağan'daki hayatı, hanedan üyelerinin hatıralarında ayrıntılı biçimde anlatılır. Bu anlatılara göre gündelik düzen, saray protokolünün küçültülmüş bir hali gibiydi: belirli saatlerde yemek, müzik saatleri, ders programları ve bahçede gezinti.
Annesi Şevkefza Sultan, oğlunun tahttan indirilmesinden sonra da onunla birlikte yaşadı ve 1889 yılında öldü. Yeni Cami haziresine defnedildi; V. Murad da ölümünden sonra aynı türbeye, annesinin yanına gömüldü.
Kişiliği ve Sağlık Tartışması
12 / 15 · 1 dkV. Murad'ın kişiliği hakkında kaynaklar birleşir: kibar, duygusal, sanatla ilgili ve şiddetten uzak bir insandı. Aynı özellikler, bir hükümdardan beklenen sertlikle bağdaşmadığı için eleştiri konusu da olmuştur.
Sağlık durumu ise dönemin en tartışmalı konularından biridir. Tahttan indirilmesinin gerekçesi, hükümdarlık görevlerini yerine getiremeyecek durumda olmasıydı ve bu, hekim raporlarına dayandırıldı.
Bir görüşe göre yaşadığı rahatsızlık gerçekti; amcasının ölümü ve Çerkes Hasan olayı gibi ard arda gelen sarsıntılar, zaten uzun süren baskı altında zayıflamış bir sinir sistemini çökertti. Bu görüşü savunanlar, dönemin hekim raporlarına ve çevresindekilerin tanıklığına dayanır.
Diğer görüşe göre rahatsızlık geçiciydi ve iyileşme sağlanmıştı; tahttan indirilmesi tıbbi değil siyasi bir karardı. Bu görüşü savunanlar, Çırağan yıllarında yıllarca beste yapabilecek, kitap okuyabilecek ve düzenli bir hayat sürebilecek durumda olmasını delil gösterir.
Üçüncü bir değerlendirme, iki durumu birleştirir: rahatsızlık gerçekti, ancak devletin içinde bulunduğu kriz iyileşmeyi bekleyecek zaman tanımıyordu; siyasi zorunluluk tıbbi durumun önüne geçti.
Bu tartışma bugün de sürmektedir ve kesin bir sonuca bağlanmamıştır. Kesin olan, tahttan indirildikten sonra yirmi sekiz yıl daha yaşadığı ve bu süre boyunca üretmeye devam ettiğidir.
Sultan Abdülaziz Feriye Sarayı'nda ölü bulundu; ölüm sebebi tartışma konusu oldu.
Ölümü ve Sonrası
13 / 15 · 1 dkV. Murad 29 Ağustos 1904 tarihinde Çırağan Sarayı'nda öldü. Altmış üç yaşındaydı ve tahttan indirilmesinin üzerinden yirmi sekiz yıl geçmişti. Ölüm sebebi olarak şeker hastalığı gösterilir.
Cenazesi Yeni Cami haziresindeki türbeye, annesi Şevkefza Sultan'ın yanına defnedildi. Cenaze töreni sade tutuldu.
Ölümünden dört yıl sonra, 1908 yılında II. Meşrutiyet ilan edildi ve otuz yıllık aradan sonra meclis yeniden açıldı. V. Murad'ın tahta çıktığı 1876 yılında beklenen anayasal düzen, uzun bir kesintiden sonra kalıcı hale geldi.
Oğlu Şehzade Mehmed Selaheddin 1915 yılında öldü. Onun oğlu Ahmed Nihad ise 1922 yılında saltanatın, 1924 yılında hilafetin kaldırılmasından sonra hanedan üyeleriyle birlikte yurt dışına çıktı ve sonraki yıllarda hanedanın reisi olarak anıldı.
Çırağan Sarayı, V. Murad'ın ölümünden sonra meclis binası olarak kullanılmak üzere düzenlendi. Ancak 1910 yılında çıkan yangında büyük ölçüde yandı ve uzun yıllar harap halde kaldı. Yirminci yüzyılın sonunda restore edilerek otel olarak hizmete açıldı.
V. Murad'ın adı, Osmanlı hanedanı bestekârları arasında ve 1876 yılının siyasi olayları anlatılırken anılır. Kısa saltanatı sebebiyle icraatıyla değil, temsil ettiği beklentiyle hatırlanan bir padişahtır.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
14 / 15 · 1 dkV. Murad'ın Osmanlı tarihindeki yeri, yaptıklarıyla değil temsil ettiği ihtimalle ölçülür. Doksan üç günlük saltanatında kalıcı bir icraat gerçekleştiremedi; buna karşılık tahta çıkışı ve indirilişi, Osmanlı anayasal tarihinin dönüm noktasına denk düşer.
Tarihçilerin bir bölümü, onun sağlıklı kalması durumunda meşrutiyetin daha erken ve farklı bir çerçevede ilan edilebileceğini savunur. Bu görüşe göre Kanun-ı Esasî, II. Abdülhamid'in tercihiyle değil V. Murad'ın inancıyla ilan edilseydi, sonraki otuz yıllık kesinti yaşanmayabilirdi.
Diğer görüş, bunun spekülasyon olduğunu ve dönemin koşullarında anayasal düzenin kim tahtta olursa olsun aynı baskılarla karşılaşacağını belirtir. Devletin mali iflası, Balkan ayaklanmaları ve ardından gelen Rus savaşı, herhangi bir yönetimin manevra alanını daraltıyordu.
1876 yılı, Osmanlı tarihinde üç padişahın tahtta bulunduğu yıl olarak kaydedilir: Sultan Abdülaziz, V. Murad ve II. Abdülhamid. Bu, hanedanın ve devletin yaşadığı krizin derinliğini gösteren bir olgudur.
Musiki tarihinde ise adı bağımsız bir yer tutar. Batı formlarında eser veren ilk Osmanlı hükümdarı olması, saray müzik kültürünün on dokuzuncu yüzyıldaki dönüşümünün göstergesidir.
Popüler kültürde daha çok trajik bir figür olarak işlenir: beklenen ama gerçekleşemeyen bir hükümdarlık, ardından yirmi sekiz yıl süren bir gözetim. Çırağan Sarayı, bu hikâyenin mekânı olarak anılır.
Aynı Yıllarda Dünya
15 / 15 · 1 dkV. Murad'ın tahta çıktığı 1876 yılı, dünya siyasetinde hareketli bir dönemdi. Avrupa'da Almanya'nın 1871 yılında birleşmesiyle kurulan yeni güç dengesi yerleşiyordu; Bismarck yönetimindeki Almanya, kıtada belirleyici aktör haline gelmişti.
Balkanlar'daki ayaklanmalar Avrupa kamuoyunun gündemindeydi. İngiltere'de Bulgaristan'daki olaylar üzerine yürütülen kampanya, hükümetin Osmanlı'ya verdiği geleneksel desteği zayıflattı. Rusya ise Slav topluluklarının koruyuculuğu iddiasıyla müdahaleye hazırlanıyordu; bu hazırlık, 1877 yılında savaşa dönüştü.
Aynı yıl Kraliçe Victoria, Hindistan İmparatoriçesi unvanını aldı. İngiltere'nin sömürge imparatorluğu zirvedeydi ve Süveyş Kanalı'nın kontrolü, Osmanlı topraklarına ilgisini artırıyordu.
Amerika Birleşik Devletleri bağımsızlığının yüzüncü yılını kutluyordu. Aynı yıl Alexander Graham Bell telefon patentini aldı; bu icat, iletişim tarihinde yeni bir çağ açtı. Philadelphia'da düzenlenen dünya sergisi, sanayi çağının ürünlerini sergiledi.
Japonya'da Meiji dönemi reformları hızla ilerliyordu. Samuray sınıfının ayrıcalıkları kaldırılmış, Batı tarzı ordu ve eğitim düzeni kurulmuştu. Japonya'nın bu dönüşümü, sonraki yıllarda Osmanlı aydınları arasında sıkça örnek gösterildi.
Osmanlı Devleti ise mali iflasın, Balkan ayaklanmalarının ve büyük devletlerin baskısının kesiştiği noktadaydı. Aralık 1876'da İstanbul'da toplanan Tersane Konferansı, Balkanlar için ıslahat isteyen Avrupa devletlerinin baskısını simgeliyordu; Kanun-ı Esasî'nin ilanı, bu konferansa verilen bir cevap olarak da okundu.
Çerkes Hasan bakanlar kurulunu bastı; serasker Hüseyin Avni Paşa öldürüldü.
Kronoloji
27 olay- 19. yüzyıl
Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Şevkefza Sultan'dır.
Babası Sultan Abdülmecid öldü; taht amcası Sultan Abdülaziz'e geçti, kendisi veliaht oldu.
Sultan Abdülaziz'in Avrupa gezisine katıldı; Paris, Londra ve Viyana'yı gördü.
Gezinin ardından gözetim sıkılaştırıldı, görüşme izinleri kısıtlandı.
Genç Osmanlılar çevresiyle bağ kurduğu yıllardır.
Devlet dış borç ödemelerini yarıya indirdiğini ilan etti; mali iflas yaşandı.
Hersek'te ayaklanma başladı, Balkanlar'a yayıldı.
Bulgaristan'da ayaklanma çıktı; bastırılması Avrupa'da tepki yarattı.
İstanbul'da medrese öğrencilerinin gösterileri sonucu hükümet değişti.
Sultan Abdülaziz tahttan indirildi; V. Murad adıyla tahta çıktı.
Sırbistan ve Karadağ Osmanlı'ya savaş ilan etti.
Sultan Abdülaziz Feriye Sarayı'nda ölü bulundu; ölüm sebebi tartışma konusu oldu.
Çerkes Hasan bakanlar kurulunu bastı; serasker Hüseyin Avni Paşa öldürüldü.
Aleksinaç, Vučji Do ve Fundina çevresinde çarpışmalar yaşandı.
Sağlık durumu sebebiyle kılıç kuşanma töreni yapılamadı.
Tedavi için Avusturyalı hekim getirtildi.
Tahttan indirildi; yerine kardeşi II. Abdülhamid geçti.
Ailesiyle birlikte Çırağan Sarayı'na yerleştirildi.
Kanun-ı Esasî ilan edildi; I. Meşrutiyet dönemi başladı.
Rusya ile savaş başladı.
Baskının ardından Çırağan'daki gözetim sıkılaştırıldı.
Ali Suavi önderliğindeki grup Çırağan Sarayı'nı bastı; girişim başarısız oldu.
Annesi Şevkefza Sultan öldü.
Çırağan yıllarında beste çalışmalarını sürdürdü.
- 20. yüzyıl
Çırağan Sarayı'nda altmış üç yaşında öldü; Yeni Cami haziresine defnedildi.
Ölümünden dört yıl sonra II. Meşrutiyet ilan edildi.
Çırağan Sarayı yangında büyük ölçüde yandı.
Savaşlar ve Seferler
3 kayıtSadrazamları
1 sadrazamEserleri
1 eserTuğrası
Padişah nişanıMurad bin Sultan Abdülmecid Han muzaffer dâimâ
Saltanatı doksan üç gün sürdüğü için tuğrasını taşıyan belge ve sikke sayısı azdır. Bu durum, V. Murad tuğralı sikkeleri koleksiyon değeri yüksek parçalar haline getirmiştir.
- Anlamı
- Sultan Abdülmecid Han oğlu Murad, daima muzaffer
- Okunuşu
- Murad-ı Hâmis
Aile Ağacı
28 kişi
7. kuşakI. Ahmed1603-1617
6. kuşakSultan İbrahim1640-1648
5. kuşakIV. Mehmed1648-1687
4. kuşakIII. Ahmed1703-1730
3. kuşakI. Abdülhamid1774-1789
2. kuşakII. Mahmud1808-1839
1. kuşakSultan Abdülmecid1839-1861
KendisiV. Murad1876-1876
Sultan Abdülmecid1839-1861
Şevkefza Sultan1889
Elâru Mevhibe Kadınefendi
Reftarıdil Kadın
Şayan Kadın
Meyliservet Kadın
Resan Hanım
Filizten Hanım
Gevherriz Hanım
Nevdür Hanım
Remzşinas Hanım
V. Murad1876-1876
Şehzade Mehmed Selaheddin1861-1915
Hatice Sultan1870-1938
Fehime Sultan1875-1929
Fatma Sultan
Aliye Sultan
II. Abdülhamid1876-1909Kardeşi
Sultan Reşad1909-1918Kardeşi
Sultan Vahdettin1918-1922
Şehzade Ahmed Kemaleddin
Şehzade Mehmed BurhaneddinSözleri
Milletin selameti için ne gerekiyorsa yapılacaktır.
Tahta çıkışının ardından yayımlanan hatt-ı hümâyundan aktarılan ifadeÇağdaşları
7 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
5 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
15 soruV. Murad kimdir?
V. Murad dönemi önemli olayları nelerdir?
V. Murad'ın amcası Sultan Abdülaziz nasıl öldü?
V. Murad kimin oğludur?
V. Murad'ın türbesi nerede?
V. Murad'dan sonra kim tahta çıktı?
V. Murad kaç gün tahtta kaldı?
V. Murad kaç kardeşi padişah oldu?
V. Murad mason muydu?
V. Murad deli miydi?
V. Murad neden tahttan indirildi?
V. Murad'ı yeniden tahta çıkarmayı amaçlayan Çırağan Vakası nedir?
V. Murad Çırağan Sarayı'nda kaç yıl kaldı?
V. Murad besteci miydi?
V. Murad'ın hastalığı gerçek miydi?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026