Minyatür üslubunda portreIII. Osman
عثمان ثالثÜçüncü Osman·Osman III·3. Osman·Sultan Osman Han
III. Osman, 1754-1757 yılları arasında hüküm süren 25. Osmanlı padişahıdır. Elli bir yıl kafeste yaşadı, Nuruosmaniye Camii'ni açtı, üç yıl tahtta kaldı.
III. Osman Kimdir?
16 dk okumaIII. Osman, 2 Ocak 1699 tarihinde Edirne'de doğan ve 13 Aralık 1754 ile 30 Ekim 1757 tarihleri arasında yaklaşık üç yıl tahtta kalan 25. Osmanlı padişahıdır. Babası II. Mustafa, annesi Rusya kökenli olarak kaydedilen Şehsuvar Sultan'dır. Dört yaşında kafese girdi ve elli beş yaşında tahta çıkana kadar elli bir yıl orada yaşadı; bu, Osmanlı hanedanı tarihindeki en uzun kafes hayatıdır. Ağabeyi I. Mahmud'un çocuksuz ölümü üzerine padişah oldu. Saltanatı kısa ama olaylıydı. Üç yılda yedi sadrazam değiştirdi, bunlardan birini idam ettirdi. Ağabeyinin başlattığı Nuruosmaniye Camii'ni 5 Aralık 1755 tarihinde açtı ve camiye kendi adını verdi; caminin kütüphanesi de onun vakfıdır. Saltanatı boyunca büyük savaş olmadı: Belgrad Antlaşması'nın barışı sürüyordu ve İran'da Nadir Şah'ın ölümünden sonraki karışıklık doğu sınırını sessiz bırakmıştı. Buna karşılık İstanbul 1755 yılında ağır bir kış, aynı yıl Hocapaşa yangınını, 1756 yılında ise şehrin büyük kısmını yok eden Cibali yangınını yaşadı. Kişiliği çağdaşları tarafından huysuz, kararsız ve katı olarak tasvir edildi. Musikiden hoşlanmadığı için saray fasıllarını dağıttığı, harem kadınlarını görmek istemediği için demir çivili ayakkabı giyerek yaklaştığını belli ettiği, gayrimüslimlerin giyimine sert kurallar koyduğu anlatılır. Tebdil-i kıyafet (kıyafet değiştirerek dolaşma) gezileri sırasında gördüğü aksaklıklar için sert cezalar verdi. Amcasının oğlu ve tahtın veliahdı Şehzade Mehmed'in 22 Aralık 1756 tarihindeki ölümü onun emriyle zehirlenme olarak yorumlandı; bu iddia tarihçiler arasında tartışmalıdır. 30 Ekim 1757 tarihinde Topkapı Sarayı'nda elli sekiz yaşında öldü; ölüm sebebi kaynaklarda kalp krizi veya uzun süredir çektiği hastalık olarak geçer. Yeni Cami'deki Hatice Turhan Sultan Türbesi'ne gömüldü. Çocuğu olmadığından taht amcasının oğlu III. Mustafa'ya geçti ve II. Mustafa'nın soyu tahttan çekildi.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 15 · 1 dkŞehzade Osman, 2 Ocak 1699 tarihinde Edirne'de doğdu; bazı kaynaklar 3 Ocak tarihini verir. Babası 22. Osmanlı padişahı II. Mustafa, annesi Şehsuvar Sultan'dır. Şehsuvar Sultan'ın 1682 yılı civarında doğduğu ve Rusya kökenli olduğu kaydedilir; saraya nasıl girdiği bilinmez. Osman, II. Mustafa'nın ikinci yaşayan oğluydu; ağabeyi Mahmud ondan iki buçuk yaş büyüktü ve farklı bir anneden (Saliha Sultan) doğmuştu. Doğumu, Karlofça Antlaşması'nın imzalanmasından üç hafta önceye denk gelir.
Çocukluğunun ilk dört yılı Edirne Sarayı'nda geçti. 1703 yılının Ağustos ayında Edirne Vakası patlak verdi; babası 22 Ağustos 1703 tarihinde tahttan indirildi ve amcası III. Ahmed tahta çıktı. Saray İstanbul'a taşındı ve dört yaşındaki Osman, ağabeyi Mahmud ile birlikte Topkapı Sarayı'nın şehzade dairelerine kapatıldı. Babası 28 Aralık 1703 tarihinde öldüğünde beş yaşında bile değildi; babasını hatırlamadığı kabul edilir.
Eğitimi kafeste sürdü. Saray hocalarından Kur'an, hadis, fıkıh, Arapça ve Farsça dersleri aldı; hat ve şiirle ilgilendiğine dair kayıt yoktur. Kaynaklar onun kafes yıllarında dini kitaplar okuduğunu, ibadete düşkün olduğunu ve az konuştuğunu yazar. Amcası III. Ahmed'in saltanatı boyunca (1703-1730) ağabeyiyle aynı dairede yaşadı; Lale Devri şenliklerini sarayın içinden izledi. 1720 yılındaki büyük sünnet düğünü sırasında amcasının oğullarıyla birlikte törenlere katıldığı kaydedilir.
1730 yılında ağabeyi Mahmud tahta çıkınca Osman'ın durumu değişmedi; tahtın ilk sıradaki varisi olmasına rağmen ağabeyi onu devlet işlerine yaklaştırmadı ve kafes düzeni yirmi dört yıl daha sürdü. Ağabeyiyle ilişkisi mesafeliydi ancak I. Mahmud kardeşine karşı bir şiddet eylemine girişmedi. Kız kardeşleri Ayşe, Emine, Safiye ve Emetullah Sultanlar dönemin vezirleriyle evliydi; Safiye Sultan onun saltanatını görecek kadar uzun yaşadı.
Elli Bir Yıllık Kafes Hayatı
02 / 15 · 1 dkKafes, on yedinci yüzyıl başından itibaren Osmanlı şehzadelerinin sancağa (taşra valiliği) gönderilmesi yerine sarayda gözetim altında tutulduğu düzendir. Şehzadeler Topkapı Sarayı'nın Harem bölümündeki Şimşirlik adı verilen dairelerde yaşar, dış dünyayla temas edemez, çocuk sahibi olamazdı. Osman bu düzende 1703'ten 1754'e kadar elli bir yıl kaldı. Hanedan tarihinde bu süreyi geçen kimse yoktur; ondan sonra en uzun kafes hayatı kırk dört yılla I. Abdülhamid'e aittir.
Bu yılların onun kişiliği üzerindeki etkisi tarihçiler tarafından sıkça vurgulanır. Elli beş yaşına kadar hiçbir yönetim tecrübesi edinmedi, kadın ve müzikle ilişkisi sınırlı kaldı, dışarıdaki dünyayı saray hizmetkarlarının anlattıklarından tanıdı. Çağdaş kaynaklar tahta çıktığında kararsızlığını, sadrazamlarına güvensizliğini ve şüpheciliğini bu uzun kapalılığa bağlar. Buna karşılık sağlığını ve dindarlığını korudu; kafeste ibadetle ve okumayla vakit geçirdi.
Kafes yıllarında saray dışındaki dünyada büyük değişimler yaşandı: Prut, Pasarofça, Lale Devri, Patrona Halil İsyanı, Belgrad Antlaşması. Osman bunların hiçbirinde rol almadı. 1736 yılında amcası III. Ahmed, 1739 yılında ağabeyinin annesi Saliha Sultan öldü; 1756 yılında ise kendi annesi Şehsuvar Sultan valide sultan (padişahın annesi, haremin başı) olarak öldü. Osman'ın kafes döneminde kendi annesiyle görüşebilmesi, harem düzeninin şehzadelere tanıdığı az sayıdaki haktan biriydi.
Tahta Çıkışı
03 / 15 · 1 dkI. Mahmud 13 Aralık 1754 tarihinde cuma namazı dönüşünde Topkapı Sarayı'nın Demirkapı girişinde öldü. Aynı gün Sadrazam Köse Bahir Mustafa Paşa ve Şeyhülislam Vassaf Abdullah Efendi Şehzade Osman'ı kafesten çıkardı ve biat töreni yapıldı. Osman elli beş yaşındaydı ve tahta çıkan Osmanlı padişahları arasında en yaşlılardan biriydi. Cülus tartışmasızdı: hanedanın en yaşlı erkeğiydi, amcasının oğulları Mehmed, Mustafa ve Abdülhamid ondan küçüktü ve ekberiyet (en yaşlı erkeğin tahta geçmesi) kuralı yerleşikti.
Cülus bahşişi (yeni padişahın askere dağıttığı para) hazineden ödendi; 1739'dan beri süren barış hazineyi güçlü tutmuştu ve bu ödeme sıkıntı yaratmadı. Kılıç kuşanma töreni Eyüp Sultan Türbesi'nde yapıldı. Annesi Şehsuvar Sultan valide sultan oldu. Yeni padişah ilk aylarında ağabeyinin sadrazamını görevde tuttu ancak 16 Şubat 1755 tarihinde onu azletti; bu, üç yılda yapacağı yedi sadrazam değişikliğinin ilkiydi.
İlk icraatlarından biri sarayın musiki takımını dağıtmak oldu. Kaynaklar padişahın müzikten hoşlanmadığını ve fasıl heyetini saraydan uzaklaştırdığını yazar. Ağabeyinin döneminde güçlenen Darüssaade Ağası (harem ağalarının başı) ve saray erkanı da değiştirildi. Yeni padişah tebdil-i kıyafet gezilerine hemen başladı ve İstanbul'da kendi gözüyle denetim yapmayı yönetim yöntemi haline getirdi.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
04 / 15 · 2 dkIII. Osman'ın yaklaşık üç yıllık saltanatında yedi sadrazam görev yaptı. Köse Bahir Mustafa Paşa ağabeyinden devraldı ve 16 Şubat 1755 tarihinde azledildi. Hekimoğlu Ali Paşa üçüncü kez sadrazam oldu (16 Şubat - 19 Mayıs 1755); yetmiş yaşındaki tecrübeli paşa padişahın mizacına dayanamadı ve üç ay sonra azledildi, Kıbrıs'a sürüldü. Naili Abdullah Paşa (19 Mayıs - 24 Ağustos 1755) yalnızca üç ay dayandı. Bıyıklı Ali Paşa, kaynaklarda Nişancı Ali Paşa olarak da geçer, 24 Ağustos 1755 tarihinde göreve geldi ve iki ay sonra, 23 Ekim 1755 tarihinde azledilip idam edildi; III. Osman'ın idam ettirdiği tek sadrazamdır ve suçlaması hazineye zarar vermek ve padişahı yanıltmaktı. Yirmisekizzade Mehmed Said Paşa (25 Ekim 1755 - 1 Nisan 1756), Paris'e giden Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin oğlu ve matbaanın kurucularındandı; beş ay sonra azledildi. Köse Bahir Mustafa Paşa ikinci kez sadrazam oldu (30 Nisan - 3 Aralık 1756) ve yeniden azledildi. Son olarak 12 Ocak 1757 tarihinde Koca Ragıp Paşa göreve geldi; şair ve diplomat olan bu paşa padişahın ölümünden sonra da altı yıl görevde kaldı ve on sekizinci yüzyılın en başarılı sadrazamlarından biri sayıldı.
Bu sık değişimin sebebi padişahın güvensizliğiydi. Kaynaklar onun sadrazamlarını ufak gerekçelerle azlettiğini, mühr-i hümayunu (padişah mührü, sadaret alameti) geri aldıktan sonra kimi zaman pişman olup yeniden vermeyi düşündüğünü yazar. Şeyhülislam Vassaf Abdullah Efendi 1755 yılında azledildi ve yerine Damadzade Feyzullah Efendi getirildi. Darüssaade Ağası olarak Ebukuf Ahmed Ağa görev yaptı.
İç güvenlik alanında padişah İstanbul'un asayişine bizzat müdahale etti. Tebdil-i kıyafet gezilerinde esnafı denetledi, hile yapan fırıncıları ve kasapları cezalandırdı, gece dolaşan kadınlara ve kıyafet kurallarına uymayan gayrimüslimlere ceza verdi. 1755 yılında gayrimüslimlerin Müslümanlar gibi giyinmesini yasaklayan, Rum, Ermeni ve Yahudilere belirli renk ve biçimde başlık ve ayakkabı giymelerini emreden fermanlar çıkardı. Kadınların haftanın belirli günlerinde sokağa çıkmasını yasakladı; bu yasaklar dönemin kaynaklarında padişahın kadınlara yönelik hoşnutsuzluğuyla açıklanır.
Taşrada Bağdat'ta Süleyman Paşa kölemen (köle kökenli asker) yönetimini pekiştirdi, Mısır'da Kazdağlı beyleri arasında çatışma sürdü, Mora'da eşkıyalık devam etti. 1756 yılında Mısır'dan gelen irsaliye (yıllık vergi) aksadı. Kırım'da Arslan Giray hanlığı sürdürdü. Bu meselelerin hiçbiri padişahın kısa saltanatında çözülmedi ve Koca Ragıp Paşa'nın uzun sadaretine devredildi.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
05 / 15 · 1 dkIII. Osman'ın saltanatı Osmanlı tarihinde büyük savaşın olmadığı nadir dönemlerden biridir. Avusturya ve Rusya ile 1739 Belgrad Antlaşması'nın barışı yürürlükteydi ve 1756 yılında başlayan Yedi Yıl Savaşı bu iki devleti Prusya ile meşgul ediyordu. İran'da Nadir Şah'ın 1747'de öldürülmesinden sonra Zend ve Kaçar aşiretleri arasındaki iç savaş doğu sınırını sessiz bırakmıştı. Venedik, Lehistan ve İsveç ile barış sürüyordu.
Bu dönemde kaydedilen tek çarpışma Kafkasya'daki Khresili Muharebesi'dir. Osman'ın ölümünden altı hafta sonra, 14 Aralık 1757'de yapılan savaş, İmereti Kralı I. Solomon'un Osmanlı destekli Gürcü beyleri ve onlara yardım eden Osmanlı kuvvetlerini Khresili mevkiinde yenmesiyle sonuçlandı. Solomon, Gürcü köylülerinin Osmanlı ülkesine köle olarak satılmasını yasaklamış ve buna karşı çıkan beylerle çatışmıştı. Bu savaş kaynaklarda III. Osman'ın dönemine bağlansa da fiilen III. Mustafa'nın saltanatına düşer ve Osmanlı merkezi ordusu bu çarpışmaya katılmadı.
Ordu bu dönemde barış düzenindeydi. Yeniçeri Ocağı'nın maaş yoklamaları yapıldı, Tersane'de kalyon (yelkenli büyük savaş gemisi) yapımı sürdü ve donanma Akdeniz'de korsanlara karşı devriye görevi yaptı. Padişah, ağabeyi gibi hiçbir sefere çıkmadı ve Belgrad Antlaşması ile çizilen sınırlar değişmeden halefine devredildi.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
06 / 15 · 1 dkIII. Osman döneminde yeni bir antlaşma imzalanmadı; mevcut antlaşmalar korundu. Fransa ile 1740 kapitülasyonları (yabancı tüccarlara tanınan ticaret ve hukuk ayrıcalıkları) yürürlükteydi ve Fransız elçisi Vergennes 1755 yılında İstanbul'a geldi; Vergennes, Yedi Yıl Savaşı'nda Osmanlı'yı Avusturya ve Rusya'ya karşı savaşa sokmaya çalıştı ancak padişah ve Koca Ragıp Paşa tarafsızlığı korudu. Prusya Kralı II. Friedrich de aynı amaçla elçi gönderdi; Prusya ile dostluk antlaşması ancak 1761'de III. Mustafa döneminde imzalandı.
Rusya ile ilişkiler soğuk ama barışçıydı. 1739 Belgrad Antlaşması'nın Azak ve Karadeniz maddeleri uygulanıyordu ve Rus tüccarlar Karadeniz'e giremiyordu. Avusturya ile Belgrad sınırındaki sorunlar sınır komisyonlarıyla çözüldü. Venedik ile Dalmaçya sınırı ve Adriyatik korsanlığı konusunda yazışmalar sürdü.
İran ile diplomasi Nadir Şah'ın ölümünden sonra Kerim Han Zend'in güçlenmesiyle yeniden başladı; Kerim Han 1750'lerde Şiraz'da yerleşti ve Osmanlı ile ilişki kurmaya çalıştı. Bağdat Valisi Süleyman Paşa İran'la sınır ticaretini kendi adına düzenledi. Hindistan'da Babür İmparatorluğu'nun parçalanması ve Afgan Ahmed Şah Dürrani'nin Hindistan seferleri İstanbul'a haber olarak ulaştı ancak Osmanlı bu bölgeye müdahale edecek durumda değildi. Kuzey Afrika'da Cezayir, Tunus ve Trablus ocakları kendi dış ilişkilerini sürdürdü; Tunus'ta Hüseyni hanedanı içindeki taht kavgası 1756'da Cezayir müdahalesiyle sonuçlandı ve İstanbul bu sonucu tanıdı.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
07 / 15 · 1 dkIII. Osman 1739'dan beri süren barışın biriktirdiği bir hazine devraldı. Saltanatının kısa olması ve savaş yapılmaması hazinenin dengesini korudu; buna karşılık 1755 ve 1756 yangınları İstanbul'daki vergi gelirlerini ve vakıf gelirlerini düşürdü. Yangın sonrası yeniden yapım için hazineden yardım dağıtıldı, vakıf yapılarının onarımı için Evkaf gelirleri kullanıldı.
Para alanında ağabeyinin kuruş ve zer-i mahbub (küçük altın sikke) düzeni sürdü. III. Osman adına İstanbul, Mısır ve Kuzey Afrika darphanelerinde altın ve gümüş sikke basıldı; bu sikkeler kısa saltanatı yüzünden az sayıdadır ve koleksiyoncular arasında aranır. Sikke ayarında değişiklik yapılmadı.
Toprak ve vergi düzeninde yeni bir uygulama getirilmedi. Malikane sistemi (vergi kaynaklarının ömür boyu satışı) ve tımar (askerlik karşılığı toprak geliri) düzeni olduğu gibi devam etti. Padişahın ekonomik meselelere yaklaşımı asayiş odaklıydı: tebdil-i kıyafet gezilerinde ekmek gramajını, et fiyatını ve pazar terazilerini denetledi, narh (resmi fiyat) kurallarına uymayan esnafı cezalandırdı. 1755 kışında Haliç'in donması İstanbul'a tahıl ve odun taşınmasını aksattı ve fiyatlar yükseldi; padişah stokçuları cezalandırdı ve Tekirdağ ile Bursa'dan tahıl getirtti.
Ticaret alanında Fransız tüccarlar Akdeniz'de üstünlüğü korudu; İzmir, İskenderiye ve Selanik limanlarında Fransız konsoloslukları etkindi. Karadeniz Osmanlı tekelinde kaldı. Nuruosmaniye Camii'nin Kapalıçarşı'nın yanında yapılması çarşı çevresindeki ticareti canlandırdı; caminin vakfı için çarşı dükkanlarından gelir bağlandı. Yangınlar sonrası ahşap yerine kargir (taş ve tuğla) yapı zorunluluğu getiren fermanlar çıkarıldı ancak uygulanamadı.
İstanbul Yangınları ve 1755 Kışı
08 / 15 · 1 dkIII. Osman'ın saltanatı İstanbul için afet yıllarıdır. 1755 yılının Şubat ayında şiddetli bir kış yaşandı; Haliç'in dondurulduğu ve insanların buz üzerinde Galata'dan Eminönü'ne yürüdüğü kaynaklarda yazılıdır. Bu olay İstanbul tarihinde Haliç'in donduğu birkaç kıştan biridir ve tarihçi Şemdanizade tarafından ayrıntıyla anlatılır. Soğuk, odun ve yiyecek fiyatlarını yükseltti, yoksullar arasında ölümler görüldü.
Aynı yılın yazında, 1755 Eylülünde Hocapaşa semtinde başlayan yangın Bab-ı Ali çevresini, Hocapaşa, Sirkeci ve Cağaloğlu'ndaki mahalleleri yaktı. Yangın sadrazam konağını ve devlet dairelerini de etkiledi; Bab-ı Ali'nin (sadrazam konağı ve hükümet merkezi) onarımı bu yangından sonra yapıldı. 1755 yılında Aksaray'da da bir yangın çıktı.
En büyük afet 6 Temmuz 1756 tarihinde Cibali'de başlayan yangındır. Haliç kıyısındaki Cibali'den başlayan alevler rüzgarın etkisiyle Zeyrek, Fatih, Saraçhane, Şehzadebaşı, Vefa, Süleymaniye ve Aksaray'a yayıldı; kaynaklar yangının iki gün sürdüğünü, binlerce evi, yüzlerce dükkanı, camileri, medreseleri ve hanları yok ettiğini yazar. Cibali yangını on sekizinci yüzyıl İstanbul'unun en büyük yangını sayılır ve yeniden yapım yıllar aldı. Tulumbacı ocağı (1720'de kurulan itfaiye) yangınla baş edemedi; padişahın yangın yerine bizzat gittiği ve söndürme çalışmalarını izlediği anlatılır.
Yangınların ardından ahşap yapı yasağı, sokak genişliği ve kargir yapım zorunluluğu konusunda fermanlar çıkarıldı. Bu fermanlar, on sekizinci yüzyıl boyunca her büyük yangından sonra tekrarlanan ve uygulanamayan kuralların parçasıdır. İstanbul'un ahşap dokusu ve dar sokakları on dokuzuncu yüzyıla kadar aynı kaldı. III. Osman'ın saltanatının halk hafızasında yangın ve kışla anılması bu afetlerin sonucudur.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
09 / 15 · 1 dkIII. Osman'ın adıyla anılan en büyük eser Nuruosmaniye Camii'dir. Çemberlitaş'ta, Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye kapısının yanında yükselen cami 1748 yılında ağabeyi I. Mahmud tarafından başlatılmıştı; III. Osman yapımı sürdürdü ve 5 Aralık 1755 tarihinde açılışını yaptı. Camiye Osman'ın nuru anlamında Nuruosmaniye adını verdi. Mimarı Simeon Kalfa'dır; cami Osmanlı mimarisinde barok üslubun ilk büyük örneğidir. Yirmi altı metre çapındaki tek kubbe, kavisli (at nalı biçimli) avlu, dalgalı kemerler, yüksek pencereler ve mermer süslemeler onu klasik camilerden ayırır. Külliyesinde medrese, imaret (aşevi), kütüphane, türbe, sebil, çeşme ve hünkar kasrı (padişahın camiye gelişinde kullandığı bölüm) vardır. Türbeye padişahın annesi Şehsuvar Sultan gömüldü; padişahın kendisi burada değil Yeni Cami'de yatar. Cami bugün ibadete açıktır ve 2010'larda kapsamlı onarım gördü.
Nuruosmaniye Kütüphanesi külliyenin parçasıdır ve 5 Aralık 1755 tarihinde camiyle birlikte açıldı. Kütüphaneye padişahın ve ağabeyinin vakfettiği el yazmaları konuldu; koleksiyon beş bin cildi aştı ve bugün Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi bünyesinde korunur. Kütüphane binası caminin avlusunun köşesinde, yükseltilmiş bir yapıdır ve onarılarak ayaktadır.
Üsküdar'da İhsaniye Camii 1755 yılında padişah adına yapıldı; Üsküdar'ın İhsaniye mahallesine adını veren bu küçük cami bugün de ibadete açıktır. Ayrıca İstanbul'da birkaç çeşme ve yangınlardan sonra onarılan yapılar onun dönemine tarihlenir. Bab-ı Ali'nin Hocapaşa yangınından sonra onarımı ve 1756 Cibali yangınından sonra Fatih çevresindeki vakıf yapılarının yeniden yapımı da bu dönemde başladı.
Edebiyat ve bilim alanında padişahın kişisel himayesi sınırlıydı; müzikten hoşlanmaması saray fasıllarını dağıttı ve musikişinaslar konaklara çekildi. Buna karşılık Koca Ragıp Paşa'nın 1757'de başlayan sadareti edebiyat için verimli oldu: Ragıp Paşa şair, Haşmet ve Fıtnat Hanım onun meclisinin üyeleriydi ve paşa daha sonra Laleli'de kendi kütüphanesini kurdu. Tarihçi Şemdanizade Fındıklılı Süleyman Efendi dönemin en ayrıntılı anlatımını yazdı; vakanüvis (devletin görevli tarihçisi) Hakim Mehmed Efendi 1747-1766 yıllarını kaydetti. Müteferrika matbaası 1747'de kurucusunun ölümüyle durmuştu ve III. Osman döneminde çalışmadı.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
10 / 15 · 1 dkIII. Osman'ın çocuğu olmadı. Elli beş yaşına kadar kafeste yaşadığı için tahta çıkmadan çocuk sahibi olması yasaktı; üç yıllık saltanatında da haremden doğum kaydı yoktur. Bu yüzden taht, ölümünde amcasının oğlu III. Mustafa'ya geçti ve II. Mustafa'nın erkek soyu tükendi.
Annesi Şehsuvar Sultan 13 Aralık 1754 tarihinden ölümüne kadar valide sultan (padişahın annesi, haremin başı) olarak yaşadı. Kaynaklar 1682 yılı civarında doğduğunu ve Rusya kökenli olduğunu kaydeder. 27 Nisan 1756 tarihinde İstanbul'da öldü ve Nuruosmaniye Camii'nin türbesine gömüldü; bu türbe onun için yapılmış gibi kabul edilir. Valide sultanlık süresi on altı aydır.
Eşleri hakkında kaynaklar üç ad verir: Leyla Kadın, Zevki Kadın ve Ferhunde Emine Kadın. Bu kadınların kökeni ve saraya giriş tarihleri bilinmez; Zevki Kadın'ın padişahın gözdesi olduğu ve saray dışında bir sahilhanesi bulunduğu kaydedilir. Padişahın harem kadınlarıyla ilişkisi çağdaş kaynaklarda soğuk olarak anlatılır; ayakkabılarının tabanına demir çivi çaktırdığı ve yürürken çıkan sesle kadınların yolundan çekilmesini sağladığı anlatısı en yaygın rivayettir. Bazı tarihçiler bu anlatıyı sonradan abartılmış bir söylenti olarak değerlendirir.
Ağabeyi I. Mahmud ile ilişkisi mesafeliydi ve Mahmud'un çocuksuz ölümü onu tahta taşıdı. Kız kardeşleri arasında Safiye Sultan (1696-1778) onun saltanatını gördü ve dönemin en uzun ömürlü hanedan üyesiydi. Amcasının oğulları Şehzade Mehmed, Şehzade Mustafa ve Şehzade Abdülhamid onun saltanatında kafeste yaşadı; Şehzade Bayezid de kafesteydi. Bu şehzadelerden Mehmed 1756'da öldü, Mustafa ve Abdülhamid sonradan tahta çıktı.
Harem düzeninde valide sultanın ölümünden sonra Darüssaade Ağası'nın etkisi arttı. Padişahın kadınların sokağa çıkmasını sınırlayan fermanları, harem içindeki tutumunun kamusal yansıması olarak yorumlanır.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
11 / 15 · 1 dkÇağdaş kaynaklar III. Osman'ı uzun boylu, zayıf, sert bakışlı ve ak sakallı bir ihtiyar olarak tasvir eder. Tahta çıktığında elli beş yaşındaydı ve elli bir yıllık kapalı hayat yüzünü ve tavırlarını biçimlendirmişti. Yabancı elçilerin raporlarında öfkeli, kararsız ve şüpheci olarak geçer; İngiliz elçisi James Porter onu inatçı ve öngörülemez bulur.
En bilinen özellikleri musikiden ve kadınlardan hoşlanmamasıdır. Sarayın fasıl heyetini dağıttı, saray içinde müzik çalınmasını yasakladı; bu yasak Koca Ragıp Paşa'nın konağında sürdürülen musiki meclislerini saray dışına taşıdı. Harem kadınlarını görmek istemediği için demir topuklu ayakkabı giydiği anlatılır. Bu tutum bazı tarihçilerce dindarlıkla, bazılarınca uzun kafes hayatının psikolojik etkisiyle açıklanır.
Tebdil-i kıyafet (kıyafet değiştirerek kimliğini gizleme) gezileri yönetim yöntemi haline geldi. Kılık değiştirip çarşıları, fırınları ve kasapları denetledi; hile yapanları yerinde cezalandırdı, bazılarını idam ettirdi. Kaynaklar onun bu gezilerde tanınmaktan çekindiğini ve tanıyanları cezalandırdığını yazar. Sert cezaları halk arasında korku yarattı, buna karşılık esnaf denetimi fiyatları bir süre düşürdü.
Dindar ve ibadete düşkündü; cuma selamlıklarını (padişahın cuma namazına törenle gidişi) aksatmadı, camilerde vaaz dinledi, Nuruosmaniye'nin açılışında bizzat bulundu. Kitap okumayı severdi; Nuruosmaniye Kütüphanesi'ne vakfettiği yazmalar bu ilginin ürünüdür. Sağlığı saltanatının son yılında bozuldu; kaynaklar nefes darlığı ve halsizlik çektiğini, son aylarda selamlığa çıkamadığını yazar. Günlük hayatı Topkapı Sarayı'nda geçti; Boğaz köşklerini ve yazlıkları ağabeyi kadar kullanmadı.
Şehzade Mehmed'in Ölümü
12 / 15 · 1 dkIII. Ahmed'in oğlu Şehzade Mehmed 1717 yılı civarında doğmuştu ve III. Osman'ın saltanatında tahtın birinci sıradaki varisiydi; padişahtan on sekiz yaş küçük ve halk arasında sevilen bir şehzadeydi. 22 Aralık 1756 tarihinde Topkapı Sarayı'nda öldü. Ölümünün ardından İstanbul'da padişahın onu zehirlettiği söylentisi yayıldı; bazı çağdaş kaynaklar bu söylentiyi kaydeder, bazıları ise ölümü doğal sayar.
Zehirlenme iddiasını destekleyenler, padişahın veliahdın halk arasındaki sevgisinden rahatsız olduğunu, tebdil gezilerinde onun adını duymaktan hoşlanmadığını ve ölümün ani olduğunu öne sürer. İddiaya karşı çıkanlar, III. Osman'ın kendi çocuğu olmadığı için veliahdı ortadan kaldırmasının hanedan açısından anlamsız olduğunu, ölümden sonra sıranın yine III. Ahmed'in diğer oğlu Mustafa'ya geçtiğini ve dönemin resmi tarihçisinin bir cinayetten söz etmediğini belirtir. Tarihçiler bu konuda kesin bir sonuca varmamıştır; iddia tartışmalı sayılır.
Şehzade Mehmed'in cenazesi Yeni Cami'deki türbeye defnedildi. Onun ölümüyle veliahtlık Şehzade Mustafa'ya geçti; Mustafa on ay sonra III. Osman'ın ölümü üzerine tahta çıktı. Bu olay, on sekizinci yüzyılda kafes düzeninin şehzadeleri ölüm söylentilerine açık bıraktığının örneği olarak anlatılır; bir şehzadenin sarayda ölmesi, kardeş katlinin resmen bittiği bir dönemde bile şüphe doğuruyordu.
Ölümü ve Sonrası
13 / 15 · 1 dkIII. Osman 1757 yılının sonbaharında hastalandı. Kaynaklar nefes darlığı, halsizlik ve bacaklarda şişlikten söz eder; padişah son haftalarında cuma selamlığına çıkamadı. 30 Ekim 1757 tarihinde Topkapı Sarayı'nda öldü. Ölüm sebebi kaynaklarda kalp krizi olarak geçer; bazı kaynaklar uzun süredir çektiği hastalığın son aşaması olduğunu yazar. Elli sekiz yaşındaydı ve iki yıl on buçuk ay tahtta kalmıştı.
Aynı gün Sadrazam Koca Ragıp Paşa ve Şeyhülislam Damadzade Feyzullah Efendi, Şehzade Mustafa'yı kafesten çıkarıp III. Mustafa adıyla tahta oturttu. III. Osman'ın cenaze namazı sarayda kılındı ve Yeni Cami'deki Hatice Turhan Sultan Türbesi'ne, babası II. Mustafa, ağabeyi I. Mahmud ve amcası III. Ahmed'in yanına gömüldü. Bu türbe on sekizinci yüzyılın ilk yarısındaki beş padişahın defin yeridir ve bugün ziyarete açıktır; annesi Şehsuvar Sultan ise Nuruosmaniye'de yatar.
Ölümüyle II. Mustafa'nın erkek soyu tükendi ve taht III. Ahmed'in oğullarına geçti. Osmanlı hanedanının sonraki bütün padişahları III. Ahmed soyundandır. Koca Ragıp Paşa görevde kaldı ve III. Mustafa'nın ilk altı yılını yönetti; III. Osman'ın kısa saltanatının en kalıcı siyasi mirası bu sadrazamı göreve getirmesidir. Nuruosmaniye külliyesi, İhsaniye Camii ve yangın sonrası yeniden yapım işleri halefine devredildi.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
14 / 15 · 1 dkOsmanlı tarihçileri III. Osman'a karşı eleştireldir. Şemdanizade Fındıklılı Süleyman Efendi, tarihinde padişahın huysuzluğunu, sadrazam değişimlerini, musiki yasağını ve kadınlara karşı tutumunu ayrıntıyla anlatır ve onu ağabeyiyle karşılaştırarak olumsuz bulur. Vakanüvis Hakim Mehmed Efendi daha ölçülüdür ve Nuruosmaniye'nin açılışını, hayır işlerini ve dindarlığını öne çıkarır. Ahmed Vasıf Efendi on sekizinci yüzyıl sonunda onun dönemini kısa bir ara dönem olarak geçer.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri de onu bir geçiş padişahı sayar. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, III. Osman'ın yönetim tecrübesizliğini elli bir yıllık kafes hayatına bağlar ve saltanatını olumsuz değerlendirir. Son dönem araştırmacılar kafes düzeninin şehzadeler üzerindeki etkisini incelerken III. Osman'ı başlıca örnek olarak kullanır; bazıları onun sert asayiş politikasını ve gayrimüslim giyim kurallarını on sekizinci yüzyıl toplumsal düzenlemelerinin parçası olarak okur. Nuruosmaniye üzerine yapılan mimarlık tarihi çalışmaları ise camiyi I. Mahmud'un eseri sayar ve III. Osman'ın rolünü açılışla sınırlar.
Yabancı tarihçiler için III. Osman dönemi Yedi Yıl Savaşı bağlamında önem taşır: Osmanlı'nın tarafsız kalması Avusturya ve Rusya'nın Prusya'ya odaklanmasını sağladı. Joseph von Hammer-Purgstall onun kişiliğini olumsuz çizer ve İngiliz elçi Porter'ın raporlarına dayanır. Nadir Şah sonrası İran üzerine yazanlar için dönem, Osmanlı-İran sınırının sessiz kaldığı yıllardır.
Popüler kültürde III. Osman neredeyse hiç işlenmedi; dizi ve filmlerde yer almadı, romanlarda yalnızca Nuruosmaniye ve demir topuklu ayakkabı anekdotuyla anılır. Halk arasında en çok bilinen yönü Nuruosmaniye'nin adıdır. Mirası üç noktada özetlenebilir: Nuruosmaniye külliyesinin açılışı ve kütüphanesi, Koca Ragıp Paşa'nın sadarete getirilmesi ve elli bir yıllık kafes hayatıyla bu düzenin sonuçlarını gösteren örnek olması.
Aynı Yıllarda Dünya
15 / 15 · 1 dkIII. Osman'ın saltanat yılları olan 1754-1757, Avrupa'da Yedi Yıl Savaşı'nın başlangıcına denk gelir. 1756 yılında Prusya Kralı II. Friedrich Saksonya'ya girdi; Avusturya, Fransa ve Rusya'nın Prusya'ya karşı, İngiltere'nin Prusya yanında yer aldığı savaş yedi yıl sürdü ve 1757 yılında Friedrich Rossbach ve Leuthen'de iki büyük zafer kazandı. Kuzey Amerika'da aynı savaşın kolu olan Fransız-Kızılderili Savaşı 1754'te başladı; 1755'te General Braddock Monongahela'da yenildi. Hindistan'da Robert Clive 23 Haziran 1757'de Plassey'de Bengal Nevvabı'nı yendi ve İngiliz Doğu Hindistan Şirketi'nin Hindistan egemenliğinin temeli atıldı.
1 Kasım 1755'te Lizbon'u yıkan deprem ve tsunami Avrupa düşüncesini sarstı; Voltaire bu felaket üzerine şiir yazdı ve Candide'in fikri doğdu. Aynı yıllarda İstanbul'da Cibali yangını ve Haliç'in donması yaşanıyordu. Bilimde Kant 1755'te evrenin oluşumu üzerine teorisini yayımladı; Wolfgang Amadeus Mozart 27 Ocak 1756'da Salzburg'da doğdu. Rusya'da Çariçe Elizabeth 1755'te Moskova Üniversitesi'ni kurdu.
Asya'da Çin'de Qianlong Cungar Hanlığı'nı 1755-1757 seferleriyle yok etti ve Doğu Türkistan'ı ele geçirdi. Afganistan'da Ahmed Şah Dürrani 1756-1757'de Delhi'yi yağmaladı. İran'da Kerim Han Zend rakiplerini yenerek Şiraz'da yerleşiyordu. Osmanlı'nın tarafsız kaldığı bu yıllarda Avrupa güç dengesi Prusya'nın yükselişiyle değişiyor ve Rusya Karadeniz'e yeniden bakmaya başlıyordu.
Kronoloji
27 olay- 17. yüzyıl
Edirne'de doğdu; babası II. Mustafa, annesi Şehsuvar Sultan (bazı kaynaklarda 3 Ocak).
Karlofça Antlaşması imzalandı.
- 18. yüzyıl
Babası tahttan indirildi; dört yaşında kafese girdi.
Babası II. Mustafa öldü.
Amcasının oğullarının sünnet düğünü törenlerine katıldı.
Ağabeyi I. Mahmud tahta çıktı; Osman kafeste kaldı.
Amcası III. Ahmed öldü.
Belgrad Antlaşması ile otuz yıllık barış başladı.
Ağabeyi Nuruosmaniye Camii'nin temelini attı.
Saray musiki heyeti dağıtıldı; tebdil-i kıyafet gezileri başladı.
I. Mahmud öldü; Osman elli beş yaşında tahta çıktı, annesi Şehsuvar Sultan valide sultan oldu.
Şiddetli kış; Haliç dondu.
Gayrimüslimlerin giyimine ve kadınların sokağa çıkışına sınır getiren fermanlar; Üsküdar'da İhsaniye Camii yapıldı.
Hocapaşa yangını: Bab-ı Ali çevresi yandı.
Köse Bahir Mustafa Paşa azledildi; Hekimoğlu Ali Paşa üçüncü kez sadrazam oldu.
Hekimoğlu Ali Paşa azledildi; Naili Abdullah Paşa sadrazam oldu.
Bıyıklı (Nişancı) Ali Paşa sadrazam oldu.
Bıyıklı Ali Paşa azledildi ve idam edildi; iki gün sonra Yirmisekizzade Mehmed Said Paşa sadrazam oldu.
Nuruosmaniye Camii ve Kütüphanesi açıldı; camiye padişahın adı verildi.
Mehmed Said Paşa azledildi; 30 Nisan'da Köse Bahir Mustafa Paşa ikinci kez sadrazam oldu.
Annesi Şehsuvar Sultan öldü; Nuruosmaniye türbesine gömüldü.
Cibali yangını: Zeyrek'ten Aksaray'a kadar İstanbul'un büyük kısmı yandı.
Köse Bahir Mustafa Paşa yeniden azledildi.
Veliaht Şehzade Mehmed öldü; zehirlenme söylentisi yayıldı.
Yedi Yıl Savaşı'nda tarafsızlık korundu; Fransa ve Prusya'nın savaşa katılma çağrıları reddedildi.
Koca Ragıp Paşa sadrazam oldu.
Topkapı Sarayı'nda öldü; Yeni Cami'deki Hatice Turhan Sultan Türbesi'ne gömüldü, III. Mustafa tahta çıktı.
Sadrazamları
6 sadrazamEserleri
6 eserTuğrası
Padişah nişanıOsman Han bin Mustafa el-muzaffer dâimâ
III. Osman'ın kısa saltanatına ait tuğralı belgeler azdır; en tanınmışı Nuruosmaniye Camii'nin vakfiyesidir. Tuğra, ağabeyi I. Mahmud'un tuğrasıyla aynı kalıptan çıkmış gibidir; yalnızca padişah adı ve baba adı değişir.
- Anlamı
- Mustafa oğlu Osman Han, daima muzaffer
- Okunuşu
- Osmân-ı Sâlis
Aile Ağacı
30 kişi
19. kuşakSüleyman Şah
18. kuşakErtuğrul Gazi
17. kuşakOsman Gazi1299-1324
16. kuşakOrhan Gazi1326-1362
15. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
14. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
13. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
12. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
11. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
10. kuşakII. Bayezid1481-1512
9. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
8. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
7. kuşakII. Selim1566-1574
6. kuşakIII. Murad1574-1595
5. kuşakIII. Mehmed1595-1603
4. kuşakI. Ahmed1603-1617
3. kuşakSultan İbrahim1640-1648
2. kuşakIV. Mehmed1648-1687
1. kuşakII. Mustafa1695-1703
KendisiIII. Osman1754-1757
II. Mustafa1695-1703
Şehsuvar Sultan1682-1756
Leyla Kadın
Zevki Kadın
Ferhunde Emine Kadın
III. Osman1754-1757
I. Mahmud1730-1754
Ayşe Sultan
Emine Sultan1739
Safiye Sultan1696-1778
Emetullah Sultan1701-1727Çağdaşları
5 kişiİlkler ve Enler
4 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
4 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
14 soruIII. Osman'ın annesi kimdir?
III. Osman döneminde hangi savaşlar oldu?
III. Osman nasıl öldü?
III. Osman kimin oğludur?
III. Osman'ın çocuğu var mıydı?
III. Osman'ın türbesi nerede?
III. Osman kaç yaşında tahta çıktı?
III. Osman kaç yıl tahtta kaldı?
III. Osman'dan sonra tahta kim geçti?
III. Osman neden 51 yıl kafeste kaldı?
III. Osman'ın Nuruosmaniye Camii'nin adı nereden gelir?
III. Osman neden demir çivili ayakkabı giyerdi?
III. Osman kaç sadrazam değiştirdi?
Şehzade Mehmed'i III. Osman mı zehirletti?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026