Minyatür üslubunda portreII. Ahmed
احمد ثانىSultan İkinci Ahmed·II. Ahmet·2. Ahmet·İkinci Ahmet
II. Ahmed, 1691-1695 yılları arasında hüküm süren yirmi birinci Osmanlı padişahıdır. Hattat ve bestekârdı; saltanatı Salankamen bozgunuyla başladı.
II. Ahmed Kimdir?
18 dk okumaII. Ahmed, 25 Şubat 1643 tarihinde İstanbul'da doğan ve 22 Haziran 1691 ile 6 Şubat 1695 arasında hüküm süren yirmi birinci Osmanlı padişahıdır. Sultan İbrahim ile Hatice Muazzez Sultan'ın oğlu, IV. Mehmed ve II. Süleyman'ın üvey kardeşidir. Kırk sekiz yaşında, ağabeyi II. Süleyman'ın ölümüyle Edirne'de cülus etti. Kırk üç yıl kapalı dairede yaşamıştı; ağabeyi gibi o da devlet tecrübesi olmadan, Kutsal İttifak savaşının ortasında tahta çıktı. Saltanatının ikinci ayında, 19 Ağustos 1691'de Salankamen Muharebesi'nde Osmanlı ordusu ağır bir yenilgiye uğradı ve Sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa öldü. Bu yenilgi, II. Süleyman döneminde başlayan toparlanmayı bitirdi. Sonraki üç buçuk yılda Varat kaybedildi, Belgrad savunuldu, Varadin kuşatması başarısız oldu ve 1694'te Venedik Sakız Adası'nı ele geçirdi. Sakız, Ahmed'in ölümünden iki hafta sonra Koyun Adaları deniz zaferiyle geri alındı. II. Ahmed, Osmanlı kaynaklarında dürüst, dindar, hattat ve bestekâr bir hükümdar olarak anılır; Kur'an'ı ezbere bildiği için Hafız lakabıyla da geçer. Rüşvete ve makam satışına karşı tedbir aldı, divan toplantılarına düzenli katıldı ve sadrazam idamlarından kaçındı. Eşi Rabia Sultan, haseki sultan unvanını taşıyan son kadındır; ikiz oğulları İbrahim ve Selim 1692'de doğdu. 6 Şubat 1695 tarihinde Edirne'de, kaynaklara göre istiska (vücutta su toplanması) hastalığından öldü ve İstanbul'da Süleymaniye'deki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü. Tahta yeğeni II. Mustafa geçti; Ahmed'in oğlu İbrahim 1714'e kadar kapalı dairede yaşadı ve hanedan IV. Mehmed'in soyundan devam etti.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 15 · 1 dkII. Ahmed 25 Şubat 1643 tarihinde İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası Sultan İbrahim'in üçüncü oğluydu; ağabeyleri Mehmed 2 Ocak 1642'de, Süleyman 15 Nisan 1642'de doğmuştu. Üç şehzade on dört ay içinde, üç ayrı anneden dünyaya gelmişti; bu, hanedanın 1640'ta tek erkekle kalmasından sonra sarayın çocuk sahibi olmaya verdiği önemin sonucuydu. Annesi Hatice Muazzez Sultan, Sultan İbrahim'in haseki sultanları (gözde eşleri) arasında sayılır. Ahmed'den başka Ümmügülsüm Sultan'ı (1642 civarı) doğurdu.
Babası Sultan İbrahim 8 Ağustos 1648'de tahttan indirilip 18 Ağustos 1648'de öldürüldüğünde Ahmed beş yaşındaydı. Ağabeyi Mehmed altı yaşında padişah oldu; Ahmed ve Süleyman kapalı daireye, kafese girdi. Annesi Muazzez Sultan Eski Saray'a gönderildi. Kafes hayatı Ahmed için kırk üç yıl sürdü: 1648'den 1691'e kadar. Bu sürede iki padişah gördü, biri ağabeyi Mehmed otuz dokuz yıl, diğeri ağabeyi Süleyman üç buçuk yıl hüküm sürdü. 1651'de Kösem Sultan'ın, Şehzade Süleyman'ı tahta çıkarma planıyla suçlanarak öldürülmesi, kafesteki şehzadelerin siyasi tehlike olarak görüldüğünü gösterdi; ancak IV. Mehmed kardeş katlini uygulamadı.
Eğitimi kapalı dairede verildi ve kaynaklar bu eğitimin ağabeyi Süleyman'ınkinden daha iyi olduğunu yazar. Kur'an'ı ezberledi ve hafız oldu; Arapça, Farsça, hat ve musiki öğrendi. Hat sanatında sülüs ve nesih yazılarında ustalaştığı, Kur'an nüshaları yazdığı kaydedilir. Musikide beste yaptığı ve dönemin bestekârlarını dinlediği anlatılır. Bu iki uğraş, kafes hayatının uzun yıllarını dolduran etkinliklerdi. Sancağa çıkmadı, devlet işlerini görmedi.
1687'de ağabeyi Mehmed tahttan indirilip Süleyman padişah olduğunda Ahmed kırk dört yaşındaydı ve hanedanın veliahtı konumuna geldi. Süleyman'ın çocuğu olmadığı ve sağlığı bozuk olduğu için Ahmed'in tahta çıkması beklenen bir gelişmeydi. Annesi Muazzez Sultan 12 Eylül 1687'de, oğlunun cülusundan dört yıl önce öldü. 1691 baharında Süleyman'ın hastalığı ağırlaşınca Sadrazam Fazıl Mustafa Paşa, sefer öncesinde taht geçişinin sorunsuz olması için gerekli düzenlemeyi yaptı.
Kafes Yılları, Hattatlığı ve Musiki İlgisi
02 / 15 · 1 dkII. Ahmed, babası Sultan İbrahim'in 1648 yılında öldürülmesinden ölümüne kadar geçen sürenin neredeyse tamamını saray içinde kapalı geçirdi. Babası tahttan indirildiğinde beş yaşındaydı; ağabeyi IV. Mehmed'in ve ardından öteki ağabeyi II. Süleyman'ın saltanatları boyunca, toplam kırk üç yıl boyunca Şimşirlik dairesinde yaşadı. Sancağa çıkmadı, sefere katılmadı, divan toplantısı görmedi.
Bu yılları boş geçirmediği, ardında bıraktığı eserlerden anlaşılır. Sülüs ve nesih hatlarında ustalaştı; hat sanatına padişah olduktan sonra da devam etti ve yazdığı levhalar saray koleksiyonuna girdi. Osmanlı hanedanında hattatlıkla anılan az sayıdaki padişahtan biridir. Musikiye ilgisi de kaynaklarda özellikle belirtilir: bestekârlığı ve saz eserlerine düşkünlüğü, kapalı yaşayışının içinde kendisine kurduğu dünyanın parçasıydı.
Kafes hayatının bedeli, hükümdarlık için gereken pratik bilgiden yoksun kalmaktı. II. Ahmed tahta çıktığında kırk sekiz yaşındaydı ve devlet işlerini yalnızca dışarıdan aktarılan bilgilerle tanıyordu. Sağlığı da bu kapalılıktan zarar görmüştü; saltanatının büyük bölümünde hasta olduğu, uzun süre ayakta duramadığı aktarılır. Bu iki sebep, yetkinin sadrazam ve şeyhülislam çevresinde toplanmasına yol açtı.
Kaynaklarda kişiliği için tekrarlanan nitelemeler mütevazı, dindar ve öfkeden uzak bir insan olduğu yönündedir. Devlet adamlarını dinlediği, kararlarını danışarak aldığı belirtilir. Buna karşılık kararsızlığı ve hastalığı, savaşın en ağır yıllarında merkezî yönetimin hızlı hareket etmesini güçleştirdi.
Tahta Çıkışı
03 / 15 · 1 dkII. Süleyman 22 Haziran 1691'de Edirne Sarayı'nda öldü. Aynı gün Ahmed, Edirne'de cülus etti. Osmanlı tarihinde Edirne'de tahta çıkan padişahlar arasındadır; cülus töreni Edirne Sarayı'nda yapıldı, kılıç kuşanma töreni ise sonradan İstanbul'da Eyüp Sultan'da gerçekleştirildi. Kırk sekiz yaşındaydı; bu yaş, Osmanlı padişahları arasında en ileri cülus yaşlarından biridir.
Cülus sorunsuz geçti. Fazıl Mustafa Paşa ordunun başında Belgrad yolundaydı; haberi aldığında yeni padişah adına orduya cülus bahşişi vaat etti ve seferi sürdürdü. Sadrazam ile padişah birbirini tanımıyordu; ancak Ahmed, ağabeyinin sadrazama tanıdığı serbestliği devam ettirdi. Hazine, 1690 seferinin başarısı ve cizye reformunun ilk gelirleriyle 1687'ye göre daha iyi durumdaydı; cülus bahşişi bu kez ödenebildi.
Rakibi yoktu. Ağabeyi IV. Mehmed Edirne Sarayı'nda yaşıyordu ve tahta dönme girişimi olmadı; bazı kaynaklar 1691'de Mehmed'in yeniden tahta çıkarılması yönünde sesler çıktığını yazar, ancak bu ciddi bir girişime dönüşmedi. Yeğenleri Mustafa (yirmi yedi yaşında) ve Ahmed (on yedi yaşında) kapalı dairedeydi; Ahmed onlara dokunmadı. Şeyhülislam Ebusaidzade Feyzullah Efendi cülusu onayladı.
Saltanatın ilk ayları Edirne'de, ordudan gelecek haberi beklemekle geçti. 19 Ağustos 1691'de Salankamen'den gelen haber yenilgi ve sadrazamın ölümüydü. Ahmed'in ilk büyük kararı yeni sadrazamı seçmek oldu: 24 Ağustos 1691'de, ordunun ileri gelenlerinin önerisiyle Arabacı Ali Paşa atandı. Bu tarihten itibaren saltanat, yenilgiyi yönetmekle geçti.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
04 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in üç buçuk yıllık saltanatında beş sadrazam görev yaptı. Fazıl Mustafa Paşa'nın 19 Ağustos 1691'deki ölümünden sonra Arabacı Ali Paşa 24 Ağustos 1691'de atandı ve 21 Mart 1692'ye kadar görev yaptı; ordunun dağılmasını önleyemedi ve azledildi. Merzifonlu Hacı Ali Paşa Mart 1692'den Mart 1693'e kadar sadrazam oldu. Bozoklu Mustafa Paşa (kaynaklarda Bıyıklı Mustafa Paşa olarak da geçer) Mart 1693'ten Mart 1694'e kadar görev yaptı ve 1693'te Belgrad'ı savundu. Sürmeli Ali Paşa Mart 1694'ten Mayıs 1695'e kadar görev yaptı; 1694 Varadin kuşatmasının başarısızlığından sonra II. Mustafa döneminde idam edildi. Elmas Mehmed Paşa, Ahmed'in ölümünden sonra II. Mustafa'nın ilk sadrazamı olarak göreve geldi ve 1697'de Zenta'da öldü.
Ahmed'in yönetim anlayışı, ağabeyi Süleyman'a göre daha katılımcıydı. Divan (devletin en üst karar kurulu) toplantılarına düzenli katıldığı, kararları okuyup mühürlediği, dilekçeleri bizzat incelediği kaydedilir. Rüşvet ve makam satışına karşı tedbir aldı: kadılık ve valilik atamalarında para alınmasını yasaklayan fermanlar çıkardı, bazı mültezimlerin (vergi toplama hakkını kiralayanların) haksız kazançlarını iade ettirdi. Bu tedbirlerin uygulamada ne kadar etkili olduğu tartışmalıdır; ancak Osmanlı tarihçileri onun adalet ve dürüstlük kaygısını vurgular.
Saltanatının iç olayları arasında 1692'de Edirne'de çıkan yeniçeri hoşnutsuzluğu, 1693'te İstanbul'da bir yangın ve Anadolu'da eşkıya hareketleri sayılır; kaynaklar bu olayları ayrıntılı anlatmaz. Padişah, Edirne'yi ikametgâh olarak sürdürdü; İstanbul'a kılıç kuşanma töreni ve kısa ziyaretler dışında gitmedi. Ulema ile ilişkisi uyumluydu; Şeyhülislam Ebusaidzade Feyzullah Efendi 1692'de azledildi; yerine Çatalcalı Ali Efendi, 1694'te de Sadık Mehmed Efendi getirildi.
Sadrazam idamlarından kaçınması dikkat çeker. Arabacı Ali Paşa, Hacı Ali Paşa ve Bozoklu Mustafa Paşa azledildi ama öldürülmedi; 17. yüzyıl boyunca azledilen sadrazamların çoğunun idam edildiği düşünülürse bu, Ahmed'in kişisel bir tercihidir. Kaynaklara göre padişah, azledilen vezirlerin mallarına el konulmasını (müsadereyi) da sınırlı tuttu.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
05 / 15 · 2 dkII. Ahmed hiçbir sefere bizzat çıkmadı; saltanatına düşen çatışmalar Macaristan, Boğdan ve Ege'de, sadrazam ve kaptan-ı deryaların komutasında yürüdü.
Salankamen Muharebesi 19 Ağustos 1691'de, Belgrad'ın kuzeyinde Tuna kıyısındaki Salankamen'de yapıldı. Fazıl Mustafa Paşa, 1690'da geri aldığı Belgrad'dan hareketle Macaristan'a girmek istiyordu; Baden Markgrafı Ludwig komutasındaki Habsburg ordusu Petrovaradin'den güneye indi. Osmanlı ordusu tahkimli bir mevzide bekledi; Habsburg saldırısı önce püskürtüldü, ancak Osmanlı sağ kanadının karşı saldırısı sırasında Fazıl Mustafa Paşa alnından vurularak öldü. Komutanın ölümü orduyu dağıttı; Osmanlı kaybı kaynaklara göre yirmi bin dolayında, Habsburg kaybı da ağırdı. Savaş, 17. yüzyılın en kanlı çatışmalarından biri olarak anılır. Osmanlı ordusu Belgrad'a çekildi; Habsburglar yıpranmış oldukları için ilerleyemedi. Bu yenilgiyle Macaristan'ı geri alma umudu bitti.
Pererita Muharebesi 13 Eylül 1691'de Boğdan'da yapıldı. Leh Kralı Sobieski, son seferinde Boğdan'a girdi; Osmanlı-Tatar kuvvetleriyle Prut kıyısında karşılaştı. Kaynaklar çatışmanın sonucunu farklı verir: Leh kaynakları taktik başarıdan, Osmanlı kaynakları Leh ordusunun geri çekilmesinden söz eder. Sobieski Boğdan'ı alamadı ve Kamaniçe Osmanlı elinde kaldı. Lehistan cephesi bu tarihten sonra Sobieski'nin 1696'daki ölümüne kadar durgunlaştı.
1692'de Habsburg ordusu Varat'ı (Oradea) kuşattı; kale 5 Haziran 1692'de teslim oldu ve Erdel'in son Osmanlı kalesi kaybedildi. 1693'te Habsburg komutanı Croy Belgrad'ı kuşattı; Temmuz-Eylül 1693 arasında süren kuşatma, Bozoklu Mustafa Paşa'nın yardım ordusunun yaklaşmasıyla kaldırıldı ve Belgrad savunuldu. 1694'te Sürmeli Ali Paşa Petrovaradin'i (Varadin) kuşattı; Eylül-Ekim 1694'te süren kuşatma yağmur ve Tuna taşkını nedeniyle kaldırıldı.
Yuvaniça (Ustechko) Muharebesi 6 Ekim 1694'te Podolya'da, Dinyester kıyısında yapıldı. Kırım Tatarlarının Lehistan'a akını, Hetman Jabłonowski'nin kuvvetleri tarafından püskürtüldü; kaynaklar Leh zaferinden söz eder. Aynı yıl Hodów'da küçük bir Leh birliğinin Tatar akınına direnmesi de Leh kaynaklarında anılır.
Ege'de 1694 yılı Sakız'ın kaybıyla geçti. Venedik donanması Eylül 1694'te Sakız Adası'na çıktı; kale 15 Eylül 1694'te teslim oldu ve ada ilk kez Osmanlı elinden çıktı. Bu kayıp İstanbul'da büyük tepki yarattı; Kaptan-ı Derya Mezzomorto Hüseyin Paşa'nın yeniden düzenlediği donanma 1695 başında adaya yöneldi. Koyun Adaları Muharebesi 9 Şubat 1695'te Sakız ile Anadolu kıyısı arasındaki Koyun Adaları (Oinousses) açıklarında yapıldı; Osmanlı kalyonları Venedik donanmasını yendi, ikinci bir çatışma 19 Şubat'ta gerçekleşti ve Venedik 21 Şubat 1695'te Sakız'ı boşalttı. Bu zafer, Ahmed'in 6 Şubat 1695'teki ölümünden üç gün sonra kazanıldı.
Zeytinburnu (Midilli) Deniz Muharebesi 18 Eylül 1695'te ve Lugos Muharebesi 21 Eylül 1695'te yapıldı; ikisi de II. Mustafa'nın saltanatına düşer. Zeytinburnu'nda Mezzomorto Hüseyin Paşa Venedik donanmasını Midilli açıklarında ikinci kez yendi. Lugos'ta II. Mustafa'nın bizzat komuta ettiği ordu Habsburg generali Veterani'yi yenip öldürdü. Bu iki zafer, Ahmed döneminde hazırlanan donanma ve ordunun ürünüdür.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
06 / 15 · 1 dkII. Ahmed döneminde antlaşma imzalanmadı. Kutsal İttifak ile barış görüşmeleri, II. Süleyman döneminde başlayan Viyana müzakereleri çerçevesinde sürdü. Osmanlı elçileri Zülfikar Efendi ve Mavrokordatos 1692'de İstanbul'a döndü; Habsburg tarafı Belgrad ve Erdel'i istiyordu, Osmanlı Belgrad'ı elinde tuttuğu için bu koşulları reddetti. İngiltere ve Hollanda elçileri arabuluculuğu sürdürdü, ancak Salankamen'den sonra Habsburg tarafı daha ağır koşullar öne sürdü.
Fransa ile ilişkiler savaşın seyrini belirledi. XIV. Louis'nin Augsburg Birliği'ne karşı yürüttüğü savaş, Habsburg ordusunun bir kısmını Ren cephesinde tutuyordu; Fransız elçisi Châteauneuf, Osmanlı'yı barış yapmamaya teşvik etti ve mühendis ile topçu uzmanı gönderdi. Fransa 1693'te Habsburglara karşı Neerwinden'de zafer kazandı; bu, Osmanlı cephesinde Belgrad'ın 1693'te savunulmasını dolaylı olarak kolaylaştırdı.
Venedik ile Ege'de savaş sürdü; Mora Venedik'te kaldı, Sakız 1694-1695'te el değiştirdi. Venedik'in Sakız'ı alması, İstanbul'daki Katolik tebaaya karşı tepkiye yol açtı; adanın geri alınmasından sonra Sakız Katolikleri Venedik ile işbirliği suçlamasıyla cezalandırıldı ve adadaki Katolik kiliseleri kapatıldı. Bu, Osmanlı-Katolik ilişkilerinde kalıcı iz bırakan bir olaydır.
Lehistan ile 1691 Pererita'dan sonra cephe durgunlaştı; Kamaniçe Osmanlı elinde kaldı ve Leh Diyet'i savaşa devam için para ayırmadı. Rusya ile ilişkiler sessizdi; Çar Petro 1695'te, Ahmed'in ölümünden sonra Azak'a yürüyecekti. Kırım Hanı Selim Giray, 1691'de ikinci kez hanlıktan ayrıldı; yerine Saadet Giray ve Safa Giray getirildi, 1692'de Selim Giray üçüncü kez han oldu. Erdel'de Habsburg denetimi 1691 Diploma Leopoldinum ile kalıcılaştı; Thököly Eflak'ta sürgünde yaşadı. Eflak Voyvodası Brankoveanu her iki tarafla ilişkisini sürdürdü. İran ile Kasr-ı Şirin barışı korundu; Şah Süleyman 1694'te öldü ve Şah Hüseyin tahta çıktı, doğu sınırı sessiz kaldı. Babür hükümdarı Evrengzib ile hac ve ticaret konularında elçi teatisi sürdü.
Kutsal İttifak Savaşının Yükü
07 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in dört yıllık saltanatı boyunca Osmanlı Devleti, 1683 Viyana kuşatmasının ardından kurulan Kutsal İttifak'a karşı dört ayrı cephede savaştı. Avusturya kuzeybatıda Macaristan'ı, Venedik güneybatıda Mora ve Ege'yi, Lehistan kuzeyde Podolya'yı, Rusya ise kuzeydoğuda Azak yönünü zorluyordu. Bu kadar geniş bir cepheyi aynı anda beslemek, hazineyi ve nüfusu taşıyabileceğinin ötesinde zorladı.
Saltanatın daha ikinci ayında gelen Salankamen yenilgisi savaşın seyrini belirledi. 19 Ağustos 1691 tarihinde Tuna kıyısındaki Salankamen'de Osmanlı ordusu Avusturya kuvvetleriyle karşılaştı; muharebe ağır bir bozgunla bitti ve sadrazam Köprülü Fazıl Mustafa Paşa cephede öldü. Bir yıl önce Belgrad'ı geri alan ve maliyeyi toparlamaya başlayan devlet adamının kaybı, sadece bir komutanın değil bir programın da sonu oldu. Onun ardından gelen sadrazamlar kısa sürelerle görevde kaldı ve tutarlı bir siyaset kuramadı.
Denizde durum kara cephesinden daha iyi değildi. Venedik donanması 1694 yılında Sakız Adası'nı ele geçirdi; Ege'deki bu kayıp İstanbul'un iaşe yollarını doğrudan tehdit ettiği için büyük tepki uyandırdı. Kaptanıderya Mezomorto Hüseyin Paşa komutasındaki donanma karşı harekâta geçti ve Şubat 1695'te Koyun Adaları açıklarında kazanılan deniz muharebelerinin ardından Sakız geri alındı. II. Ahmed bu haberi öldüğü günlerde aldı.
Savaşın iç yüzü cephe raporlarından ibaret değildi. Uzayan seferler için toplanan olağanüstü vergiler, imdadiye adıyla halktan alınan katkılar ve tımar düzeninin bozulması Anadolu'da huzursuzluğu artırdı. Askere alınan ama düzenli ödeme yapılamayan levent birlikleri terhis edildiklerinde eşkıyalığa yöneldi. Bu sarmal, sonraki padişah II. Mustafa döneminde de sürdü ve nihayetinde 1699 Karlofça Antlaşması'na giden yolu hazırladı.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
08 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in saltanatı, 1691 cizye reformunun ilk uygulama yıllarıdır. Gayrimüslimlerden alınan baş vergisi, kişi başına ve üç sınıfa (ala, evsat, edna) göre alınmaya başlanmıştı; 1691-1692 tahsilatı bu yeni usule göre yapıldı ve hazine gelirinde belirgin artış sağlandı. Cizye kâğıtları (vergi makbuzları) merkezden basılıp taşraya gönderildi, tahsildarlar doğrudan hazineye bağlandı. Bu düzen, Ahmed döneminde oturdu ve sonraki yüzyılda Osmanlı maliyesinin en güvenilir gelir kalemi oldu.
Savaş giderleri hazineyi zorlamaya devam etti. 1691 Salankamen'de ordunun ağırlıkları, topları ve hazinesi kaybedildi; 1692-1694 seferleri için yeniden asker ve malzeme toplandı. Avarız (olağanüstü savaş vergisi) ve nüzul (ordu için ayni erzak) tahsilatı sürdü; bazı olağanüstü vergiler sürekli hale geldi. İç hazineden (padişahın kişisel rezervinden) dış hazineye aktarma yapıldı. Para düzeninde bakır mangır basımı 1691'de durdurulmuştu; gümüş kuruş ve zolota ana sikke olarak kaldı, akçe hesap birimi olarak sürdü. 1690'larda bir altın yaklaşık 300 akçe, bir kuruş 120 akçe düzeyindeydi; bu değerler kaynaklarda kısmen farklı verilir.
Malikane sistemi (vergi kaynaklarının ömür boyu iltizama verilmesi) 1695'te, Ahmed'in ölümünden sonra II. Mustafa döneminde kuruldu; hazırlığı Ahmed döneminde başladı. Sistem, mültezimlerin kısa vadeli sömürüsünü önlemek ve peşin gelir sağlamak amacıyla düşünüldü. Ahmed'in rüşvet ve makam satışına karşı fermanları da aynı kaygının ürünüdür: valilik ve kadılık atamalarında alınan paralar, hem hazineyi hem taşra halkını zarara uğratıyordu.
Toprak düzeninde 1690'da geri alınan Sırbistan'da tahrir (arazi ve nüfus sayımı) tamamlandı; boşalan köylere yerleşim özendirildi. Varat'ın kaybıyla Erdel'deki son Osmanlı tımarları (askere maaş yerine toprak geliri verme usulü) elden çıktı. Sakız'ın Venedik'e geçmesi, adanın sakız ve ipek gelirlerini bir yıl kesintiye uğrattı; ada 1695'te geri alındıktan sonra yeni bir tahrir yapıldı ve Katolik nüfusun malları müsadere edildi.
Ticaret yollarında Ege, Venedik donanmasının varlığı nedeniyle güvensizdi; İzmir ticareti etkilendi ama durmadı. Fransız, İngiliz ve Hollandalı tüccarlar İzmir ve Halep'te faaliyetini sürdürdü. Tuna ticareti Belgrad'ın savunulmasıyla korundu. İstanbul'un iaşesi Mısır ve Karadeniz'den sağlandı; Edirne'de sarayın bulunması, Trakya'daki tahıl ve et akışını bu şehre yöneltti.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
09 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in yaptırdığı bir cami, medrese ya da külliye bilinmez. Üç buçuk yıllık savaş dönemi imar faaliyetine elverişli değildi. Adının bağlandığı yapı işleri, Edirne Sarayı'ndaki bazı onarımlar ve Belgrad ile Sakız kalelerinin tahkimatıdır. Gömüldüğü Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ndeki sandukası, adını taşıyan tek anıttır.
Ahmed'in kültürel kimliği hattatlık ve bestekârlıktır. Kırk üç yıllık kafes hayatında hat sanatıyla uğraştı; sülüs ve nesih yazılarında ustalaştığı, Kur'an nüshaları ve levhalar yazdığı kaydedilir. Hafız Osman bu dönemde sarayın hat hocasıydı ve II. Mustafa ile III. Ahmed'e ders verdi; II. Ahmed'in de Hafız Osman'ın üslubundan etkilendiği düşünülür, ancak doğrudan ders aldığına dair kesin kayıt yoktur. Musikide Ahmed'e atfedilen besteler vardır; bu eserlerin ona aitliği kesin değildir, ancak padişahın musiki meclisleri düzenlediği ve dönemin bestekârlarını dinlediği kaynaklarda geçer. Buhurizade Mustafa Itri bu dönemde hayattaydı; Itri'nin 1711'de öldüğü kabul edilir ve en ünlü eserleri IV. Mehmed ile II. Ahmed dönemlerine tarihlenir. Hafız lakabı, Kur'an'ı ezbere bilmesinden gelir ve dindar kişiliğinin göstergesi olarak anılır.
Edebiyatta Nabi, Sabit ve Nazim bu yıllarda üretti; Nabi'nin Hayriyye'si 1701'de tamamlandı ama yazımı bu döneme yayılır. Tarih yazımında Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Silahdar Tarihi'ni 1695'e kadar getirdi ve Ahmed dönemini ayrıntılı anlattı; Salankamen ve Sakız olayları onun kaleminden bilinir. Raşid Tarihi ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Zübde-i Vekayiat'ı da bu dönemi kapsar. Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Nesayihü'l-Vüzera adlı siyasetnamesi, dönemin mali ve idari sorunlarını ele alır.
Bilim ve düşünce alanında Kadızadeliler tartışması sona ermiş, tekkeler serbestleşmişti. Osmanlı medreseleri klasik müfredatı sürdürdü. Avrupa'dan gelen askeri teknik bilgi, Fransız uzmanlar aracılığıyla topçuluk ve istihkâm alanında kullanıldı; Mezzomorto Hüseyin Paşa'nın kalyon esaslı donanma reformu bu dönemde olgunlaştı ve 1695 deniz zaferlerinin temelini oluşturdu. Minyatürde saray nakkaşhanesi (minyatür atölyesi) etkinliğini azaltmıştı; dönemin padişah portreleri sonraki yüzyılın silsilenamelerinden (padişah dizilerinden) gelir.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
10 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in aile hayatı, ağabeyi Süleyman'ın aksine, saltanatında çocuk sahibi olmasıyla ayrılır. Rabia Sultan, Osmanlı tarihinde haseki sultan (padişahın gözde eşi) unvanını taşıyan son kadındır; bu unvan Hürrem Sultan ile başlamış, 17. yüzyıl sonunda yerini kadın unvanına bırakmıştır. Bazı yabancı listelerde Rabia Sultan'ın babası IV. Murad olarak kayıtlıdır; bu kayıt Osmanlı kaynaklarıyla uyuşmaz. Osmanlı kaynakları Rabia Sultan'ı cariye kökenli olarak tanıtır ve bir padişah kızının bir başka padişahla evlenmesi hanedan geleneğinde görülmemiştir; kayıt tartışmalıdır ve olduğu gibi aktarılmakla birlikte kesin sayılmamalıdır. Rabia Sultan, Ahmed'in ölümünden sonra Eski Saray'a gönderildi ve 14 Ocak 1712'de orada öldü; Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne, kocasının yanına gömüldü.
Osmanlı kaynakları Rabia Sultan'dan doğan ikiz oğullarından söz eder. Şehzade İbrahim ve Şehzade Selim 6 Ekim 1692'de Edirne'de doğdu; ikiz şehzade doğumu hanedanda nadir bir olaydı ve Edirne'de şenlikle kutlandı. Selim birkaç ay içinde öldü. İbrahim ise babasının ölümünden sonra kapalı daireye kondu; II. Mustafa ve III. Ahmed dönemlerinde yaşadı ve 4 Mayıs 1714'te, yirmi bir yaşında, Topkapı'da öldü. İbrahim'in ölümüyle II. Ahmed'in soyu sona erdi; hanedan IV. Mehmed'in oğulları üzerinden devam etti. Kaynaklar ayrıca Asiye Sultan adlı bir kızdan söz eder; 1694'te doğduğu ve bebekken öldüğü kaydedilir.
Annesi Hatice Muazzez Sultan, oğlunun cülusunu görmedi; 12 Eylül 1687'de öldü. Bu nedenle Ahmed'in saltanatında valide sultan (padişah annesi) makamı boş kaldı; Osmanlı tarihinde bu makamın boş olduğu nadir dönemlerden biridir. Kız kardeşi Ümmügülsüm Sultan 1655 civarında ölmüştü.
Kardeşleriyle ilişkisi barışçıydı. Ağabeyi IV. Mehmed, Ahmed'in saltanatının ikinci yılında, 6 Ocak 1693'te Edirne Sarayı'nda öldü; cenazesi İstanbul'a gönderilip Turhan Sultan Türbesi'ne gömüldü. Yeğenleri Mustafa ve Ahmed kapalı dairede kaldı; Mustafa 1695'te tahta çıktı. Kız kardeşlerinden Gevherhan Sultan 27 Ekim 1694'te Edirne'de öldü ve Şehzade Camii'ne gömüldü; Beyhan Sultan 1701'e kadar yaşadı.
Harem düzeni açısından Ahmed dönemi, valide sultanın bulunmadığı, haseki unvanının son kez kullanıldığı ve haremin siyasete hiç karışmadığı bir dönemdir. Kadınlar saltanatı 1651'de Kösem Sultan'ın ölümüyle bitmiş, 1683'te Turhan Sultan'ın ölümüyle son izini de yitirmişti.
Edirne Sarayı ve Payitahtın İkiliği
11 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in saltanatı, Osmanlı yönetim merkezinin İstanbul ile Edirne arasında bölündüğü bir dönemde geçti. IV. Mehmed'den itibaren padişahlar yılın büyük bölümünü Edirne Sarayı'nda geçirmeye başlamıştı; sebebi hem avlanma imkânı hem de Balkan cephesine yakın durma isteğiydi. II. Ahmed de bu alışkanlığı sürdürdü ve saltanatının önemli kısmını Edirne'de geçirdi, orada öldü.
Bu ikilik yönetimde gerçek sonuçlar doğurdu. Divan toplantıları, elçi kabulleri ve terfi kararları çoğu zaman Edirne'de alınırken, mali defterler, tersane ve loncalar İstanbul'da kaldı. Payitahtta padişahı görmeyen İstanbul halkı ve özellikle esnaf çevreleri, saltanatın kendilerinden uzaklaştığı duygusuna kapıldı. Kaynaklar, sarayın uzun süre Edirne'de kalmasının başkentte hoşnutsuzluk biriktirdiğini kaydeder.
Bu birikim II. Ahmed döneminde patlamadı, ancak sonraki yıllarda sonuç verdi: 1703 yılında II. Mustafa'nın tahttan indirilmesiyle biten ve tarihe Edirne Vakası adıyla geçen ayaklanmanın temel şikâyetlerinden biri, padişahın başkente dönmemesiydi. Bazı tarihçiler bu yüzden Edirne tercihini on yedinci yüzyıl sonunda merkezî otoritenin zayıflamasının göstergelerinden biri sayar; diğer görüşe göre savaş yıllarında ordunun toplanma noktasına yakın durmak askerî bir gereklilikti.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
12 / 15 · 1 dkII. Ahmed, kaynaklarda orta boylu, sağlam yapılı, kumral sakallı ve açık tenli olarak tasvir edilir; ağabeyi Süleyman'a göre daha sağlıklı ve dinç görünümlüydü. Avrupa gravürleri onu iri kavuklu, kısa sakallı ve ciddi yüzlü gösterir; gerçek gözleme dayanan bir Osmanlı portresi bilinmez.
Kişiliğine ilişkin kaynaklar dürüstlük, dindarlık ve çalışkanlık üzerinde birleşir. Divan toplantılarına düzenli katılması, dilekçeleri bizzat okuması, rüşvete karşı fermanları ve sadrazam idamlarından kaçınması, tarihçilerin onu 'adil' ve 'müstakim' (doğru yolda) sıfatlarıyla anmasına yol açtı. Hafız olması ve hattatlığı, entelektüel bir padişah imgesi yarattı. Kaynaklara göre günlük hayatında Kur'an okur, hat yazar, musiki dinler ve divan işleriyle uğraşırdı. Ava düşkün değildi; Edirne'de yaşamasının nedeni cepheye yakınlıktı.
Zayıf yönü olarak devlet tecrübesizliği ve savaşın seyrini değiştirecek büyük kararlar alamaması gösterilir. Kırk üç yıllık kapalılık, orduyu ve taşrayı tanımasını engellemişti; sadrazamlarını seçerken ordunun ve divanın önerilerine bağlı kaldı. Bazı tarihçiler onun Fazıl Mustafa Paşa'nın ölümünden sonra aynı kalibrede bir sadrazam bulamamasını kişisel bir eksiklik değil, devletin kadro sorununun sonucu sayar.
Hastalıkları saltanatının son yılında ortaya çıktı. 1694 sonunda istiska belirtileri gösterdi; kaynaklar bacaklarında şişme ve nefes darlığından söz eder. Ağabeyi Süleyman da aynı hastalıktan ölmüştü; iki kardeşin benzer belirtilerle ölmesi, bazı tarihçilerce uzun kafes hayatının bedensel sonucu olarak yorumlanır. 1695 Ocak ayında durumu ağırlaştı ve Edirne'den ayrılamadı. Çağdaş kaynaklar onu, sabah namazından sonra hat çalışan, gün içinde devlet adamlarını uzun uzun dinleyen ve kararını acele etmeden veren bir hükümdar olarak tarif eder; bu tutum kimi tarihçilerce basiret, kimilerince de savaş yıllarına ağır kalan bir tereddüt sayılmıştır.
Ölümü ve Sonrası
13 / 15 · 1 dkII. Ahmed 6 Şubat 1695 tarihinde Edirne Sarayı'nda öldü. Elli bir yaşındaydı ve üç yıl yedi buçuk ay tahtta kalmıştı. Ölüm sebebi kaynaklarda istiska olarak geçer; öldürüldüğüne dair bir iddia yoktur. Aynı gün yeğeni Mustafa, IV. Mehmed'in büyük oğlu, Edirne'de II. Mustafa olarak cülus etti; ekberiyet usulüne göre hanedanın en yaşlı erkeği oydu, Ahmed'in iki yaşındaki oğlu İbrahim taht sırasında değildi.
Cenazesi İstanbul'a getirildi ve Süleymaniye Camii'ndeki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne, ağabeyi II. Süleyman'ın yanına gömüldü. Türbede Kanuni Sultan Süleyman, II. Süleyman, II. Ahmed, Saliha Dilaşub Sultan ve Rabia Sultan'ın sandukaları bulunur; türbe bugün ziyarete açıktır.
Ölümünden üç gün sonra, 9 Şubat 1695'te Koyun Adaları'nda Osmanlı donanması Venedik'i yendi ve Sakız 21 Şubat'ta geri alındı; bu zafer, II. Mustafa'nın saltanatının ilk başarısı olarak kaydedilir ama hazırlığı Ahmed dönemine aittir. II. Mustafa, amcalarının aksine seferlere bizzat çıktı; 1695 Lugos ve 1696 Ulaş zaferlerinden sonra 1697'de Zenta'da ağır bir yenilgi aldı ve 1699 Karlofça Antlaşması ile Macaristan, Mora, Podolya ve Azak kaybedildi.
Ahmed'in eşi Rabia Sultan Eski Saray'a gönderildi ve 1712'de öldü. Oğlu İbrahim, II. Mustafa ve III. Ahmed'in saltanatlarında kapalı dairede yaşadı; 1703 Edirne Vakası'nda ve III. Ahmed'in ilk yıllarında taht adayı olarak adı geçti, ancak 4 Mayıs 1714'te öldü. Onun ölümüyle Sultan İbrahim'in üç oğlundan yalnızca IV. Mehmed'in soyu kaldı ve Osmanlı hanedanı 1922'ye kadar bu koldan devam etti.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
14 / 15 · 1 dkOsmanlı tarihçileri II. Ahmed'i olumlu ama gölgede kalmış bir hükümdar olarak değerlendirdi. Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, onun dürüstlüğünü, divan çalışkanlığını ve idamdan kaçınmasını över; saltanatın felaketlerini Salankamen'e ve sadrazamların yetersizliğine bağlar. Raşid ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa, Ahmed'i 'Hafız' lakabıyla, dindar ve adil bir padişah olarak anar. Bu tarihçilerin ortak yargısı, Ahmed'in kişisel kusuru olmayan ama devleti kurtaracak bir sadrazam bulamayan bir hükümdar olduğudur.
Cumhuriyet dönemi Türk tarihçileri kısa saltanatı, Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın ölümüyle Osmanlı'nın toparlanma şansını kaybettiği dönem olarak ele aldı. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Salankamen'i Karlofça'ya giden yolun dönüm noktası sayar ve Ahmed'in sadrazam seçimlerinde ordunun baskısı altında kaldığını yazar. Halil İnalcık, 1691 cizye reformunun uygulamaya geçişini ve malikane sisteminin hazırlığını bu dönemin kalıcı katkısı olarak değerlendirir. Kimi tarihçiler Ahmed'in sadrazam idamlarından kaçınmasını 18. yüzyılda yerleşecek yeni siyasi üslubun erken örneği sayar; kimi ise bunu zayıflık olarak yorumlar.
Yabancı tarihçiler için 1691 Salankamen ve 1694 Sakız olayları, Habsburg ve Venedik askeri tarihinin parçasıdır. Salankamen, Baden Markgrafı Ludwig'in en büyük zaferi ve Habsburg ordusunun profesyonelleşmesinin kanıtı olarak ele alınır. Sakız'ın Venedik tarafından alınıp kaybedilmesi, Venedik'in Ege'de tutunamamasının ve Osmanlı donanmasının kalyon esaslı yenilenmesinin göstergesi sayılır. Cizye reformu, Osmanlı gayrimüslim tebaası üzerine çalışmalarda temel belge olarak anılır.
Popüler kültürde II. Ahmed neredeyse hiç yer almaz. Kösem Sultan'ın hayatını konu alan televizyon dizisinde bebeklik ya da çocukluk döneminde kısaca görünür. Film, roman ve belgesellerde adı genellikle Salankamen ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa vesilesiyle geçer. Ders kitaplarında kısa saltanatlı padişahlar arasında, Salankamen yenilgisi ile tek cümlede anılır. Somut mirası, Süleymaniye'deki sandukası, hat levhaları ve haseki sultan unvanının onunla son bulmuş olmasıdır.
Aynı Yıllarda Dünya
15 / 15 · 1 dkII. Ahmed'in saltanatı, Avrupa'da Dokuz Yıl Savaşları'nın (1688-1697) ortasına düşer. Fransa Kralı XIV. Louis, Augsburg Birliği'ne karşı 1692'de La Hougue'da donanmasını kaybetti ama 1693'te Neerwinden'de kara zaferi kazandı; bu savaş Habsburg ordusunun bir kısmını Ren'de tuttu. İngiltere'de III. William ve II. Mary hüküm sürüyordu; 1694'te İngiltere Bankası kuruldu ve Mary aynı yıl öldü. Habsburg İmparatoru I. Leopold, Baden Markgrafı Ludwig'in 1691 Salankamen zaferiyle Macaristan'daki üstünlüğünü pekiştirdi; 1691 Diploma Leopoldinum ile Erdel Habsburg yönetimine girdi. Lehistan'da Sobieski son yıllarındaydı ve 1696'da öldü.
Rusya'da Çar Petro 1694'te annesinin ölümüyle yönetimi tam olarak eline aldı ve 1695'te Azak'a ilk seferini düzenledi; sefer başarısız oldu ama Rusya'nın Osmanlı cephesine dönüşünü başlattı. Venedik, Mora'yı elinde tutuyor ve 1694'te Sakız'ı alarak Ege'de tutunmaya çalışıyordu; Morosini 1694'te Nauplia'da öldü. İran'da Şah Süleyman 1694'te öldü ve Şah Hüseyin tahta çıktı; Safevi Devleti'nin son büyük dönemi başladı. Hindistan'da Evrengzib Dekkan'da Maratha kalelerini kuşatıyordu. Çin'de Kangxi hüküm sürüyor, 1691'de Halha Moğollarını Qing yönetimine bağlıyordu. Japonya'da Genroku kültürü doruktaydı.
Amerika'da 1692 Salem cadı davaları yaşandı; 1693'te William ve Mary Koleji kuruldu. Bilimde Newton ile Leibniz'in kalkülüs üzerine öncelik tartışması sürüyordu; Halley 1693'te ölüm tabloları üzerine çalışmasını yayımladı. Avrupa'da 1693-1694 kıtlığı, özellikle Fransa'da yüz binlerce ölüme yol açtı; Küçük Buzul Çağı'nın en sert yıllarından biriydi ve Osmanlı topraklarında da kötü hasat kaydedildi.
Kronoloji
38 olay- 17. yüzyıl
İstanbul'da doğdu; babası Sultan İbrahim, annesi Hatice Muazzez Sultan.
Babası Sultan İbrahim tahttan indirildi; ağabeyi IV. Mehmed altı yaşında cülus etti, Ahmed kapalı daireye girdi.
Babası Sultan İbrahim öldürüldü.
Büyükannesi Kösem Sultan öldürüldü.
Köprülü Mehmed Paşa sadrazam oldu.
II. Viyana Kuşatması bozgunla sona erdi; Kutsal İttifak savaşı başladı.
Annesi Muazzez Sultan öldü.
IV. Mehmed tahttan indirildi; II. Süleyman tahta çıktı, Ahmed veliaht konumuna geldi.
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Belgrad geri alındı.
Cizye reformu yürürlüğe girdi.
II. Süleyman Edirne'de öldü; Ahmed kırk sekiz yaşında Edirne'de cülus etti.
Salankamen Muharebesi: Osmanlı ordusu yenildi, Fazıl Mustafa Paşa öldü.
Arabacı Ali Paşa sadrazam oldu.
Pererita Muharebesi: Sobieski'nin son Boğdan seferi sonuçsuz kaldı.
Kırım'da Selim Giray hanlıktan ayrıldı; Saadet Giray han oldu.
Arabacı Ali Paşa azledildi; Merzifonlu Hacı Ali Paşa sadrazam oldu.
Varat (Oradea) Habsburglara teslim oldu; Erdel'deki son Osmanlı kalesi kaybedildi.
İkiz oğulları Şehzade İbrahim ve Şehzade Selim Edirne'de doğdu.
Ağabeyi IV. Mehmed Edirne Sarayı'nda öldü.
Hacı Ali Paşa azledildi; Bozoklu Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Habsburg komutanı Croy Belgrad'ı kuşattı.
Belgrad kuşatması Bozoklu Mustafa Paşa'nın yardım ordusunun yaklaşmasıyla kaldırıldı.
Bozoklu Mustafa Paşa azledildi; Sürmeli Ali Paşa sadrazam oldu.
Sürmeli Ali Paşa Petrovaradin'i (Varadin) kuşattı; kuşatma Ekim'de yağmur ve taşkın nedeniyle kaldırıldı.
Venedik Sakız Adası'nı ele geçirdi.
Yuvaniça (Ustechko) Muharebesi: Tatar akını Podolya'da püskürtüldü.
Kız kardeşi Gevherhan Sultan Edirne'de öldü.
İstiska hastalığı ağırlaştı; Edirne'den ayrılamadı.
Edirne Sarayı'nda elli bir yaşında öldü; yeğeni II. Mustafa aynı gün cülus etti.
Koyun Adaları Muharebesi: Mezzomorto Hüseyin Paşa Venedik donanmasını yendi.
Venedik Sakız'ı boşalttı; ada geri alındı.
Cenazesi İstanbul'a getirilip Süleymaniye'deki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü.
Elmas Mehmed Paşa sadrazam oldu; Sürmeli Ali Paşa idam edildi.
Zeytinburnu (Midilli) Deniz Muharebesi: Osmanlı donanması Venedik'i ikinci kez yendi.
Lugos Muharebesi: II. Mustafa Habsburg generali Veterani'yi yendi.
- 18. yüzyıl
Eşi Rabia Sultan Eski Saray'da öldü.
Oğlu Şehzade İbrahim öldü; II. Ahmed'in soyu sona erdi.
Savaşlar ve Seferler
10 kayıtSadrazamları
6 sadrazamTuğrası
Padişah nişanıAhmed bin İbrahim Han el-muzaffer dâimâ
II. Ahmed'in tuğrası üç buçuk yıllık saltanatındaki fermanlarda görülür; ağabeyi II. Süleyman'ın tuğrasıyla aynı düzendedir. Kendisi hattat ve hafız olduğu için Kur'an istinsah ettiği kaynaklarda kayıtlıdır.
- Anlamı
- İbrahim Han oğlu Ahmed, daima muzaffer
- Okunuşu
- Ahmed-i Sânî
Aile Ağacı
33 kişi
16. kuşakErtuğrul Gaziö. 1280 dolayları
15. kuşakOsman Gazi1299-1324
14. kuşakOrhan Gazi1326-1362
13. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
12. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
11. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
10. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
9. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
8. kuşakII. Bayezid1481-1512
7. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
6. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
5. kuşakII. Selim1566-1574
4. kuşakIII. Murad1574-1595
3. kuşakIII. Mehmed1595-1603
2. kuşakI. Ahmed1603-1617
1. kuşakSultan İbrahim1640-1648
KendisiII. Ahmed1691-1695
Sultan İbrahim1640-1648
Muazzez Sultan1629
Rabia Sultan (Rabi'a Haseki Sultan)
Şayeste Hanım
II. Ahmed1691-1695
Şehzade İbrahim1692
Şehzade Selim1512-1520
Asiye Sultan1694
Hatice Sultan
Atike Sultan
IV. Mehmed1648-1687Kardeşi
II. Süleyman1687-1691
Ümmügülsüm Sultan1655
Gevherhan Sultan1642-1694
Ayşe Sultan1673
Atike Sultan1667
Fatma Sultan1642-1661
Beyhan Sultan1645-1701Çağdaşları
5 kişiİlkler ve Enler
4 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
13 soruII. Ahmed'in annesi kimdir?
II. Ahmed dönemindeki Salankamen Muharebesi neden önemlidir?
Sakız Adası II. Ahmed döneminde nasıl kaybedildi ve geri alındı?
II. Ahmed nasıl öldü?
II. Ahmed kimin oğludur?
II. Ahmed'in türbesi nerede?
II. Ahmed kaç yaşında tahta çıktı?
II. Ahmed kaç yıl tahtta kaldı?
II. Ahmed'den sonra tahta kim geçti?
II. Ahmed'in eşi ve çocukları kimlerdir?
II. Ahmed'e neden Hafız denir?
II. Ahmed sadrazamlarını idam ettirdi mi?
II. Ahmed hangi dizide anlatıldı?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026