Minyatür üslubunda portreII. Süleyman
سليمان ثانىSultan İkinci Süleyman·Gazi Süleyman·II. Süleyman Han
II. Süleyman, 1687-1691 yılları arasında hüküm süren yirminci Osmanlı padişahıdır. Kırk yıllık kafes hayatının ardından tahta çıktı, Belgrad'ı geri aldı.
II. Süleyman Kimdir?
18 dk okumaII. Süleyman, 15 Nisan 1642 tarihinde İstanbul'da doğan ve 8 Kasım 1687 ile 22 Haziran 1691 arasında hüküm süren yirminci Osmanlı padişahıdır. Sultan İbrahim ile Saliha Dilaşub Sultan'ın oğlu, IV. Mehmed'in üvey kardeşidir. Kırk beş yaşında, ağabeyinin Mohaç yenilgisi sonrası ordu ayaklanmasıyla tahttan indirilmesi üzerine cülus etti. Hayatının o güne kadarki tamamını sarayın kapalı dairesinde, kafeste geçirmişti; Osmanlı tarihinde bu kadar uzun bir kapalılıktan sonra tahta çıkan ilk padişahtır. Saltanatı Kutsal İttifak savaşının en ağır yıllarına düşer. 1688'de Belgrad, 1689'da Niş ve Vidin Habsburgların eline geçti; Habsburg ordusu Üsküp ve Prizren'e kadar indi. İstanbul'da 1688 başında yeniçeriler sadrazamı konağında öldürdü, esnaf ayaklanması şehri günlerce karıştırdı. Bu çöküş ortamında padişah 1689 Ekim ayında Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'yı sadrazam yaptı. Fazıl Mustafa Paşa iki yılda orduyu yeniden kurdu, vergi düzenini değiştirdi, 1690'da Niş, Semendire ve Belgrad'ı geri aldı. Süleyman'ın kişisel yönetime katkısı sınırlıdır; hasta, dindar ve çekingen bir hükümdar olarak anılır. Buna karşılık Fazıl Mustafa Paşa'yı seçmesi ve ona serbestlik tanıması, saltanatın kalıcı sonucu olan cizye reformunu ve 1690 Belgrad fethini mümkün kıldı. Çocuğu olmadı. 22 Haziran 1691 tarihinde Edirne'de, kaynaklara göre istiska (vücutta su toplanması) hastalığından öldü ve İstanbul'da Süleymaniye Camii'ndeki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü. Tahta kardeşi II. Ahmed geçti; iki ay sonra Salankamen'de Fazıl Mustafa Paşa'nın ölümüyle Süleyman döneminin toparlanması sona erdi.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 14 · 1 dkII. Süleyman 15 Nisan 1642 tarihinde İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası Sultan İbrahim'in ikinci oğluydu; ağabeyi Mehmed üç buçuk ay önce, 2 Ocak 1642'de doğmuştu. Annesi Saliha Dilaşub Sultan, Sultan İbrahim'in haseki sultanları (gözde eşleri) arasında sayılır ve kaynaklarda Dilaşub adıyla anılır. Süleyman, annesinin bilinen tek çocuğudur.
Doğumundan on ay sonra üvey kardeşi Ahmed (25 Şubat 1643) dünyaya geldi. Kız kardeşleri Gevherhan, Ümmügülsüm, Fatma, Ayşe, Atike ve Beyhan Sultanlar 1642-1645 arasında doğdu. Babası Sultan İbrahim 8 Ağustos 1648'de tahttan indirilip 18 Ağustos 1648'de öldürüldüğünde Süleyman altı yaşındaydı; ağabeyi Mehmed altı yaşında padişah oldu. Bu tarihten itibaren Süleyman, kardeşi Ahmed ile birlikte Topkapı Sarayı'nın harem bölümündeki kapalı dairede, sonradan kafes adı verilen şehzade bölümünde yaşadı.
Kafes hayatı otuz dokuz yıl sürdü; doğumundan itibaren sayılırsa kırk beş yıl. Bu süre içinde dış dünyayla teması sınırlıydı; yalnızca hocaları, harem görevlileri ve zaman zaman ağabeyi ile görüştü. 1651'de büyükannesi Kösem Sultan'ın, Şehzade Süleyman'ı tahta çıkarmak için torununu indirmeyi planladığı iddiasıyla öldürülmesi, dokuz yaşındaki şehzadenin hayatındaki ilk siyasi tehlikeydi. Kaynaklara göre bu olay, IV. Mehmed'in kardeşlerine karşı kuşkusunu artırdı; ancak Mehmed, kardeş katlini uygulamadı. Bunda yeniçerilerin kardeş katline duyduğu tepki ve Turhan Sultan'ın tutumu etkili oldu.
Eğitimi kapalı dairede verildi. Kur'an, Arapça, Farsça, hat ve dini ilimler öğrendiği, dindar ve çekingen bir kişiliğe sahip olduğu kaydedilir. Hocalarının adı kaynaklarda kesin değildir. Sancağa çıkmadı, devlet işlerini görmedi, orduyu tanımadı. IV. Mehmed'in Edirne'ye yerleşmesiyle şehzadeler de zaman zaman Edirne Sarayı'na taşındı; 1687'deki cülus İstanbul'da gerçekleşti, ancak saltanatının büyük kısmı Edirne'de geçti.
1687 sonbaharında, Mohaç yenilgisinden sonra ordu ayaklandığında Süleyman kırk beş yaşındaydı. Kaynaklara göre kendisine tahta çıkarılacağı bildirildiğinde, öldürülmek için götürüldüğünü sanıp önce namaz kılmak için izin istedi; bu anlatı Osmanlı tarihçilerinde yaygındır ve kafes hayatının psikolojisini yansıtır.
Şimşirlik Yılları: Kırk Yıllık Kafes Hayatı
02 / 14 · 1 dkII. Süleyman'ın hayatının en uzun bölümü tahtta değil, Topkapı Sarayı'nın harem bölümündeki Şimşirlik dairesinde geçti. Babası Sultan İbrahim 1648 yılında tahttan indirilip öldürüldüğünde altı yaşındaydı; ağabeyi IV. Mehmed tahta çıkınca hanedanın diğer erkek üyeleri gibi o da sarayın bu kapalı bölümüne alındı. Kafes usulü, on yedinci yüzyılın başında kardeş katli uygulamasının yerini almıştı: şehzadeler artık öldürülmüyor, ama sancağa da gönderilmiyor, devlet işlerinden ve dış dünyadan tamamen yalıtılmış biçimde yaşatılıyordu.
Bu yalıtım otuz dokuz yıl sürdü. Şehzadenin dairesinde yalnızca kendisine hizmet eden az sayıda görevli bulunuyor, dışarıyla bağlantısı denetim altında tutuluyordu. Şehzadenin evlenmesine izin verilmiyor, cariyelerinden çocuk sahibi olması engelleniyordu; bu yüzden II. Süleyman'ın hiç çocuğu olmadı. Sancak yönetimi, ordu tecrübesi, divan işleyişini yakından görme imkânı hiçbir zaman eline geçmedi.
Kaynaklar bu yılları geçirme biçimini birbirine yakın ifadelerle anlatır: II. Süleyman zamanının büyük bölümünü ibadetle ve hat çalışmasıyla doldurdu. Kur'an nüshaları istinsah ettiği, yani elle çoğalttığı aktarılır. Dini ilimlere düşkünlüğü ve sade yaşayışı sonraki yıllarda kişiliğinin belirleyici çizgisi olarak anıldı. Sarayda kendisine haber verilmeden yapılan her hareket onda tedirginlik yarattı; nitekim 1687 yılının Kasım ayında tahta çıkarılmak üzere kapısına gelen görevlileri, kendisini öldürmeye geldiklerini düşünerek karşıladığı rivayet edilir.
Kafes düzeninin devlet yönetimine etkisi bu saltanatta açıkça görülür. Kırk yıl boyunca hiçbir idari sorumluluk almamış bir hükümdar, Osmanlı'nın Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya'ya karşı aynı anda savaştığı en ağır dönemlerden birinde tahta oturdu. Bu tecrübesizlik, yetkinin fiilen sadrazamlara geçmesinin başlıca sebeplerindendir. Bazı tarihçiler bunu bir zaaf olarak değerlendirir; diğer görüşe göre padişahın Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'ya geniş yetki tanıması, kendi sınırlarını bilen bir hükümdarın isabetli tercihidir.
Tahta Çıkışı
03 / 14 · 1 dk12 Ağustos 1687 Mohaç yenilgisinden sonra Osmanlı ordusu dağıldı ve Belgrad'da ayaklandı. Asker, Sadrazam Sarı Süleyman Paşa'nın idamını ve maaşlarının ödenmesini istedi; 23 Eylül 1687'de sadrazam azledildi, ordu Abaza Siyavuş Paşa'yı serdar seçerek İstanbul'a yürüdü. Edirne'de ve İstanbul'da IV. Mehmed'in av düşkünlüğü, seferlere katılmaması ve hazineyi boşaltması suçlamalarıyla hal tartışması başladı. Şeyhülislam Debbağzade Mehmed Efendi hal fetvasını verdi.
8 Kasım 1687'de IV. Mehmed tahttan indirildi ve II. Süleyman aynı gün Topkapı Sarayı'nda cülus etti. Kaynaklara göre Süleyman kapalı daireden çıkarılırken korktu, ağabeyinin cenazesi olmadığını görünce şaşırdı ve tahta oturmadan önce abdest alıp namaz kıldı. Mehmed ise Osmanlı geleneğinin tersine öldürülmedi; önce Topkapı'da kapalı daireye, sonra Edirne Sarayı'na gönderildi. Kaynaklar Mehmed'in kardeşine 'devlet işlerini bırakma, benim gibi olma' anlamında öğüt verdiğini yazar; bu anlatının doğruluğu kesin değildir.
Cülus bahşişi (yeni padişahın kapıkulu askerine dağıttığı para) hazine boş olduğu için ödenemedi. Bu, sonraki aylardaki ayaklanmaların temel nedeni oldu. Ordu İstanbul'a girmişti; asker şehirde başıboş dolaşıyor, esnafı soyuyor, saray ağalarını tehdit ediyordu. Abaza Siyavuş Paşa sadrazam yapıldı ama askere söz geçiremedi. Padişah, 1623'ten beri süregelen bir uygulamayla hanedanın en yaşlı erkeği olarak tahta çıkmıştı; ancak tahtı ona veren, ulema ya da saray değil, ayaklanmış ordunun kendisiydi. Bu durum, saltanatının ilk yılında padişahı askerin tutsağı haline getirdi.
Adına akçe basıldı, hutbe okundu, Eyüp Sultan'da kılıç kuşandı. Annesi Saliha Dilaşub Sultan, kırk yıl Eski Saray'da yaşadıktan sonra valide sultan (padişah annesi) unvanını aldı. Kardeşi Ahmed kapalı dairede kaldı ve Süleyman, Osmanlı geleneğinin aksine ona dokunmadı.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
04 / 14 · 2 dkSaltanatın ilk iki yılı, 17. yüzyılın en ağır iç kargaşasıdır. Sadrazam Abaza Siyavuş Paşa, ordunun seçtiği bir vezir olarak askerin taleplerini karşılayamadı. Şubat 1688'de yeniçeriler yeniden ayaklandı; 2 Mart 1688'de sadrazamın konağını basıp onu öldürdü. Osmanlı kaynakları bu olayı Siyavuş Paşa Vakası olarak anar. Aynı günlerde İstanbul esnafı, askerin yağmasına karşı silahlandı; Sancak-ı Şerif (Peygamber'in sancağı) çıkarılarak halk askerin karşısına toplandı ve zorbaların bir kısmı öldürüldü. Bu olay, İstanbul halkının yeniçerilere karşı ilk toplu direnişidir.
Ayaşlı Nişancı İsmail Paşa (2 Mart 1688 - 2 Mayıs 1688) iki ay sadrazamlık yaptı. Tekirdağlı Bekri Mustafa Paşa (30 Mayıs 1688 - 7 Kasım 1689) daha uzun kaldı, ancak onun döneminde Belgrad, Niş ve Vidin kaybedildi. Bu yıllarda Anadolu'dan getirilen sekban (tüfekli ücretli asker) birliklerinin komutanı Yeğen Osman Paşa, Rumeli'de serdar olarak orduyu yönetti; Belgrad'ın 1688'deki kaybından sonra isyan etti ve 1689'da öldürüldü. Padişah 1688'de Edirne'ye geçti ve saltanatının kalan kısmını orada geçirdi; hem cepheye yakınlık hem İstanbul'un karışıklığından uzaklaşma bu tercihin nedenleriydi.
Hazine boşluğu için 1688'de bakır mangır (küçük bakır sikke) basımı yoluna gidildi; sonraki bölümde ele alınan bu karar kısa vadede nakit sağladı ama piyasayı bozdu. Ulema arasında Şeyhülislam Debbağzade Mehmed Efendi 1688'de azledildi, yerine Seyyid Feyzullah Efendi getirildi; Feyzullah Efendi on yedi gün sonra azledildi ve Debbağzade geri döndü. Bu değişimler, sarayın ulema üzerindeki denetiminin de sarsıldığını gösterir.
Dönüm noktası 1689 sonbaharıdır. Habsburg ordusu Niş'i alıp Üsküp'e girdiğinde, padişah ve divan (devletin en üst karar kurulu) Köprülü Mehmed Paşa'nın küçük oğlu Fazıl Mustafa Paşa'yı 25 Ekim 1689'da sadrazamlığa getirdi; bazı kaynaklar Kasım başını verir. Fazıl Mustafa Paşa, Sakız muhafızlığından çağrıldı ve babasınınkine benzer serbestlikle görev aldı. Yönetiminin ilk işleri sekban birliklerini dağıtmak, yeniçeri ocağını yeniden düzenlemek, azledilen vezirlerin mallarına el koymak ve taşradan asker toplamak oldu. 1690 seferinden önce halkı ezen olağanüstü vergilerin bir kısmı kaldırıldı, cizye (gayrimüslimlerden alınan baş vergisi) yeniden düzenlendi; tütün üzerindeki devlet tekeli kaldırıldı ve gayrimüslim tebaaya yönelik bazı kısıtlamalar gevşetildi. Bu adımların amacı, Habsburg işgalinde Sırbistan ve Bulgaristan'da Osmanlı'ya karşı ayaklanan Hristiyan köylüleri yeniden kazanmaktı.
Annesi Saliha Dilaşub Sultan valide sultan olarak siyasete karışmadı ve 3 Ocak 1690'da Edirne'de öldü. Padişahın kendisi, kaynaklara göre Fazıl Mustafa Paşa'nın kararlarına karışmadı; 1690 Belgrad seferinde orduyla Sofya'ya kadar gitmeyi düşündü, ancak hastalığı nedeniyle Edirne'de kaldı.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
05 / 14 · 2 dkII. Süleyman'ın saltanatı tamamen Kutsal İttifak savaşının içinde geçti; Osmanlı aynı anda Habsburg, Lehistan, Venedik ve Rusya ile savaş halindeydi.
Mohaç Muharebesi 12 Ağustos 1687'de, cülustan üç ay önce yapıldı. Lorraine Dükü Charles komutasındaki Habsburg ordusu, Harşan Dağı yakınlarında Sarı Süleyman Paşa'nın ordusunu dağıttı. Bu yenilgi Süleyman'ı tahta taşıyan ayaklanmanın nedenidir ve saltanatının başlangıç noktasıdır.
1688 yılı Belgrad'ın kaybıyla geçti. Bavyera Elektörü Max Emanuel komutasındaki Habsburg ordusu şehri Ağustos ayında kuşattı; Belgrad 8 Eylül 1688'de düştü. Yeğen Osman Paşa'nın serdarlığındaki Osmanlı ordusu şehri kurtaramadı. Aynı yıl Venedik, Mora'yı tamamen ele geçirmişti ve Eğriboz'u kuşattı; Eğriboz savunması başarılı oldu ve Venedik komutanı Morosini kuşatmayı kaldırdı.
1689 yılı en ağır yıldır. Baden Markgrafı Ludwig komutasındaki Habsburg ordusu Sırbistan'a girdi. Batiçsa (Batočina) Muharebesi 29 Ağustos 1689'da Morava Vadisi'nde yapıldı; bazı kaynaklar 30 Ağustos tarihini verir. Arap Recep Paşa'nın Osmanlı ordusu yenildi ve Niş'e çekildi. Niş Muharebesi 24 Eylül 1689'da yapıldı; Osmanlı ordusu ikinci kez yenildi, Niş düştü. Habsburg kuvvetleri Vidin'i Ekim ayında aldı; Piccolomini komutasındaki bir kol Üsküp'e girdi ve şehri ateşe verdi, Prizren'e kadar ilerledi. Aynı günlerde Piccolomini vebadan öldü ve Habsburg ordusu Kosova'ya çekildi. Sırp ve Bulgar köylülerinin bir kısmı Habsburg tarafına geçmişti; bu göç, 1690'da Sırpların Macaristan'a büyük göçüyle sonuçlanacaktı.
1690 Fazıl Mustafa Paşa'nın karşı taarruz yılıdır. Sadrazam, ordunun başında Sofya'dan hareket etti; Kırım Hanı Selim Giray'ın kuvvetleri ve Erdel'deki Thököly'nin birlikleriyle eşgüdüm sağladı. Zarneşti (Zărnești) Muharebesi 21 Ağustos 1690'da Erdel sınırında yapıldı: Thököly, Osmanlı ve Tatar kuvvetleriyle birlikte Habsburg-Eflak ordusunu yendi, Habsburg komutanı Heissler esir alındı ve Thököly kısa süre Erdel prensi ilan edildi. Fazıl Mustafa Paşa Niş'i Eylül 1690'da, Semendire'yi aynı ay geri aldı; Belgrad 8 Ekim 1690'da altı günlük kuşatmadan sonra, barut deposunun patlamasının ardından teslim oldu. Vidin de geri alındı. Bu seferle Sırbistan'ın büyük kısmı Osmanlı denetimine döndü ve 1688-1689 kayıpları büyük ölçüde telafi edildi.
Deniz cephesinde Midilli Deniz Muharebesi 8 Eylül 1690'da Venedik donanmasıyla yapıldı; sonucu kaynaklarda farklı verilir. Venedik aynı yıl Mora'daki Monemvasia'yı aldı, ancak Ege'de belirleyici bir üstünlük kuramadı. Kaptan-ı Derya Mezzomorto Hüseyin Paşa'nın yeniden düzenlediği donanma bu yıllarda Venedik'e karşı direnç göstermeye başladı.
Salankamen Muharebesi (19 Ağustos 1691), Süleyman'ın ölümünden iki ay sonra yapıldığı için II. Ahmed'e kaydedilmiştir ve ayrıntısı o maddede verilir; Fazıl Mustafa Paşa bu savaşta öldü. Lehistan cephesi Süleyman döneminde Kamaniçe'nin savunmasıyla sınırlı kaldı; kale, Leh ablukasına rağmen elde tutuldu. Rusya cephesinde 1687 ve 1689'da Golitsın'ın Kırım seferleri Perekop önünde başarısız oldu.
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa ve Devletin Toparlanması
06 / 14 · 1 dkSaltanatın dönüm noktası, 25 Ekim 1689 tarihinde Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesidir. Köprülü Mehmed Paşa'nın oğlu olan yeni sadrazam, ailesinin devlet geleneğini sürdürerek merkezî otoriteyi yeniden kurmaya girişti. II. Süleyman ona mühr-ü hümâyunu verirken geniş bir hareket serbestisi tanıdı ve karar süreçlerine karışmadı.
Fazıl Mustafa Paşa'nın ilk işi maliyeyi düzeltmek oldu. Savaşın yükü altında ezilen hazineyi rahatlatmak için cizye toplama düzenini yeniden kurdu: gayrimüslim tebaadan alınan vergi, ödeme gücüne göre âlâ, evsat ve ednâ adıyla üç kademeye ayrıldı ve maktu, yani belirli bir tutar olarak sabitlendi. Böylece hem mükellefin karşısına çıkan keyfî talepler azaldı hem de tahsilat öngörülebilir hale geldi. Vergi toplarken halka zulmeden görevliler görevden alındı, bazıları cezalandırıldı.
İkinci alan asker ve iskân siyasetiydi. Anadolu'da düzeni bozan konar göçer aşiretlerin yerleşik hayata geçirilmesi için iskân çalışmaları hızlandırıldı; boşalan sınır bölgelerine nüfus yerleştirildi. Orduda kayıt dışı ulufe alan, yani fiilen askerlik yapmadığı halde maaş bağlanmış kişiler ayıklandı. Balkanlar'da savaş sebebiyle vergi ödeyemez duruma düşmüş bölgelerde bazı yükümlülükler geçici olarak kaldırıldı.
Bu düzenlemelerin karşılığı cephede alındı. 1690 yılında Osmanlı ordusu Niş ve Semendire'yi geri aldı, ardından 8 Ekim 1690 tarihinde Belgrad yeniden fethedildi. İki yıl önce kaybedilen bu kilit kalenin geri alınması, 1683 Viyana bozgunundan beri süren geri çekilmenin ilk ciddi biçimde durdurulmasıydı. II. Süleyman bu haberi hasta yatağında aldı; sekiz ay sonra öldü ve Fazıl Mustafa Paşa'nın açtığı yolun sonucunu göremedi.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
07 / 14 · 1 dkII. Süleyman döneminde antlaşma imzalanmadı. Osmanlı, dört düşmanla aynı anda savaşırken barış girişimleri sürdü. 1688'de Belgrad'ın kaybından sonra Zülfikar Efendi ve Aleksandros Mavrokordatos, Viyana'ya barış elçisi olarak gönderildi; Habsburg tarafı Belgrad'ın ve Erdel'in bırakılmasını, Venedik Mora'nın tanınmasını istedi. Görüşmeler 1689-1692 arasında Viyana'da sürdü ve sonuç vermedi; Osmanlı elçileri Viyana'da fiilen alıkonuldu. Bu başarısız müzakere, 1699 Karlofça Antlaşması'nın ilk provası sayılır.
Fransa, Osmanlı'nın tek fiili müttefikiydi. XIV. Louis 1688'de Pfalz'a saldırarak Habsburgları batıda savaşa zorladı; bu, Osmanlı cephesindeki Habsburg baskısını 1689-1690'da azalttı ve Fazıl Mustafa Paşa'nın karşı taarruzunu kolaylaştırdı. Fransız elçisi Castagnères de Châteauneuf 1689'da İstanbul'a geldi ve Osmanlı'yı savaşa devam etmeye teşvik etti. İngiltere ve Hollanda ise Habsburg müttefiki olarak barış arabuluculuğu yaptı; İngiliz elçisi Trumbull ve Hollanda elçisi Colyer bu yıllarda İstanbul'daydı.
Erdel meselesi dış politikanın merkezindeydi. 1690 Zarneşti zaferinden sonra Thököly Erdel prensi ilan edildi, ancak Habsburg ordusu birkaç ay içinde Erdel'i geri aldı ve Thököly Eflak'a çekildi. Eflak Voyvodası Konstantin Brankoveanu iki taraf arasında denge siyaseti izledi. Kırım Hanı Selim Giray, Osmanlı ordusunun en güvenilir ortağı olarak 1689'da Rusya'yı Perekop'ta durdurdu ve 1690 seferine katıldı. Lehistan ile Kamaniçe çevresinde çatışmalar sürdü, ancak Sobieski'nin son yıllarında Lehistan'ın savaş gücü azaldı.
Venedik ile Mora'nın kaybı üzerine hiçbir görüşme yapılmadı; Venedik Eğriboz'da durdurulunca savaş Ege'de deniz çatışmalarına dönüştü. Rusya ile ilişkiler, 1689'da Petro'nun kız kardeşi Sofya'yı devirip yönetimi almasıyla değişti; Rusya 1695'e kadar Osmanlı cephesinde büyük bir harekât yapmadı. İran ile Kasr-ı Şirin barışı sürdü ve doğu sınırı sessiz kaldı; Şah Süleyman'ın Osmanlı'nın zor durumundan yararlanmaya çalışmaması, Osmanlı'nın bütün gücünü Avrupa'ya yöneltmesini sağladı.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
08 / 14 · 2 dkII. Süleyman'ın saltanatı, Osmanlı maliyesinin savaş ekonomisine tam olarak girdiği dönemdir. 1687'de hazine boştu; cülus bahşişi ödenemedi, ordunun maaşı gecikti ve bu gecikme ayaklanmaların temel nedeni oldu. 1688'de Tekirdağlı Bekri Mustafa Paşa'nın sadrazamlığında büyük miktarda bakır mangır basıldı; bir mangır bir akçenin yarısı değerinde sayıldı ve maaşlar mangırla ödendi. Bakır paranın gümüşe göre düşük değeri, piyasada hızlı bir fiyat artışına yol açtı; esnaf mangırı kabul etmedi, bu da 1688 İstanbul olaylarının ekonomik arka planıdır. Mangır basımı 1691'de Fazıl Mustafa Paşa tarafından durduruldu.
Saltanatın kalıcı mali reformu cizye düzenlemesidir. 1691'de Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, gayrimüslimlerden alınan baş vergisini köklü biçimde değiştirdi: daha önce hane başına toplu olarak tahsil edilen ve çoğu yerde iltizama (peşin bedelle kiraya) verilen cizye, kişi başına alınmaya başlandı ve mükellefler gelir durumlarına göre üç sınıfa ayrıldı: ala (yüksek), evsat (orta) ve edna (düşük). Her sınıf için sabit bir altın karşılığı belirlendi; tahsilat doğrudan devlet görevlilerine bırakıldı, aracı mültezimler çıkarıldı. Bu düzenleme, İslam hukukundaki klasik cizye uygulamasına dönüş olarak sunuldu ve hem hazine gelirini artırdı hem Hristiyan tebaanın yükünü kısmen hafifletti. Cizye reformu 1856'ya kadar yürürlükte kaldı ve Osmanlı mali tarihinin en uzun ömürlü düzenlemelerinden biridir.
Fazıl Mustafa Paşa ayrıca savaş yıllarında konulan bazı olağanüstü vergileri kaldırdı, tütün ve kahve üzerindeki ek yükleri hafifletti, devlete borçlu mültezimlerin borçlarını yeniden yapılandırdı ve azledilen vezirlerin mallarına el koyarak (müsadere) sefer giderlerini karşıladı. Sekban birliklerinin dağıtılması hem güvenlik hem tasarruf sağladı.
Toprak düzeninde 1688-1689 Habsburg işgali Sırbistan, Bulgaristan'ın batısı ve Makedonya'da tımar (askere maaş yerine toprak geliri verme usulü) düzenini fiilen yok etti; sipahiler topraklarını terk etti, köyler boşaldı. 1690'da geri alınan topraklarda tahrir (arazi ve nüfus sayımı) yapıldı ve boşalan tımarlar yeniden dağıtıldı. Sırp nüfusun bir kısmının 1690'da Patrik III. Arsenije önderliğinde Macaristan'a göçü, Kosova ve Güney Sırbistan'ın nüfus yapısını kalıcı olarak değiştirdi.
Ticaret yollarında Belgrad'ın kaybı ve geri alınması Tuna ticaretini iki yıl kesintiye uğrattı. Mora'nın Venedik'e geçmesi Ege ve Adriyatik ticaretini vurdu. Fransız tüccarlar kapitülasyonlar sayesinde Levant ticaretinde öne geçti; İngiliz ve Hollandalı tüccarlar savaşa rağmen İzmir ve Halep'te faaliyetini sürdürdü. İstanbul'un iaşesi (yiyecek ikmali) Mısır ve Karadeniz'den sağlanmaya devam etti; 1688 kargaşasında şehirde kıtlık yaşandığı kaydedilir.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
09 / 14 · 1 dkII. Süleyman'ın yaptırdığı bir cami, medrese, köprü ya da külliye bilinmez. Dört yıllık saltanat, savaşın giderleri ve hazine boşluğu nedeniyle imar faaliyetine elverişli değildi. Adını taşıyan tek yer, gömüldüğü Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ndeki sandukasıdır; büyük atası ve adaşı Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesine gömülmesi, dönemin kaynaklarında padişahın kendi vasiyeti olarak geçer. Annesi Saliha Dilaşub Sultan da aynı türbededir.
Edebiyatta dönemin en büyük şairi Nabi'dir; Nabi bu yıllarda Halep'te yaşıyor ve Hayriyye adlı öğüt kitabını yazıyordu. Sabit, Nazim ve Nef'i'den sonraki kaside geleneğini sürdüren şairler saraya kasideler sundu. Tarih yazımında Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, Silahdar Tarihi'nde 1687-1691 yıllarını ayrıntıyla anlattı; Siyavuş Paşa Vakası ve 1690 Belgrad seferi onun en canlı anlatımlarındandır. Raşid Tarihi bu dönemi kapsar. Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın Zübde-i Vekayiat'ı da 1656-1704 arasını anlatır ve cizye reformunu ele alır.
Bilim ve düşünce alanında Fazıl Mustafa Paşa'nın kendisi medrese eğitimli bir alimdi; Köprülü Kütüphanesi'ne yazma eserler bağışladı. Kadızadeliler akımı 1683 Viyana bozgunuyla gözden düşmüş, Vani Efendi sürgüne gönderilmişti; Süleyman döneminde bu akımın etkisi azaldı ve tekkeler yeniden serbestlik kazandı. Mevlevi seması üzerindeki 1666 yasağı fiilen uygulanmaz oldu. Hat sanatında Hafız Osman en verimli yıllarındaydı; bu dönemde yazdığı Kur'an nüshaları klasik Osmanlı hattının zirvesi sayılır. Musikide Buhurizade Mustafa Itri etkindi.
Mimaride dönemin en önemli işi, 1690'da geri alınan Belgrad Kalesi'nin onarımıdır; Fazıl Mustafa Paşa surları güçlendirdi ve şehri yeniden Osmanlı serhat merkezi yaptı. Edirne Sarayı, padişahın ikametgâhı olarak kullanıldı; saray bugün büyük ölçüde yok olmuştur. Padişahın kendisi hat ile ilgilendi; kaynaklar dindar bir hükümdar olarak Kur'an okumaya ve dua kitaplarına düşkün olduğunu yazar. Şiir yazdığına ya da mahlas kullandığına dair kayıt yoktur.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
10 / 14 · 1 dkII. Süleyman'ın aile hayatı, kafes hayatının koşullarıyla belirlendi. Şehzadelik yıllarında çocuk sahibi olmasına izin verilmedi; bu, Osmanlı hanedanında padişah dışındaki erkeklerin soy sürdürmesini önleme geleneğinin bir parçasıydı. Tahta çıktığında kırk beş yaşındaydı ve sağlığı bozuktu; saltanatı boyunca da çocuğu olmadı. Bu nedenle soyu kendisiyle sona erdi ve taht kardeşi II. Ahmed'e geçti.
Kaynaklar Süleyman'ın Hatice, Behzad, İvaz, Süğlün, Şehsuvar ve Zeyneb adlı altı eşinden söz eder; hepsi kadın unvanıyla anılır; bu unvan, 17. yüzyıl sonunda haseki sultan (padişahın gözde eşi) yerine kullanılmaya başlanan ve padişahın eşleri arasında derece belirten bir terimdir. Kadın unvanının yaygınlaşması II. Süleyman ve II. Ahmed dönemlerine rastlar; haseki sultan unvanını taşıyan son kişi II. Ahmed'in eşi Rabia Sultan'dır. Altı kadının kökeni, doğum ve ölüm tarihleri kaynaklarda bilinmez. Hiçbirinin çocuk doğurduğuna dair kayıt yoktur. Osmanlı tarihçileri Süleyman'ın haremini anlatmaz; dindar ve çekingen kişiliği, haremle ilgisinin sınırlı olduğu yorumuna yol açmıştır.
Annesi Saliha Dilaşub Sultan, Sultan İbrahim'in hasekilerinden biriydi. 1648'de oğlu kafese girince Eski Saray'a gönderildi ve otuz dokuz yıl orada yaşadı. 8 Kasım 1687'de valide sultan oldu. 3 Ocak 1690'da Edirne Sarayı'nda öldü ve Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü. Valide sultan olarak siyasi bir rol oynadığına dair kayıt yoktur; Turhan Sultan ve Kösem Sultan'ın aksine devlet işlerine karışmadı.
Kardeşleri arasında ağabeyi IV. Mehmed, tahttan indirildikten sonra Edirne Sarayı'nda yaşadı ve Süleyman'ın ölümünden iki yıl sonra, 6 Ocak 1693'te öldü. Süleyman, ağabeyine ve onun oğulları Mustafa ile Ahmed'e dokunmadı; şehzadeler kapalı dairede kaldı. Kardeşi Ahmed, 22 Haziran 1691'de tahta çıktı. Kız kardeşlerinden Gevherhan Sultan 27 Ekim 1694'te Edirne'de, Beyhan Sultan 5 Mart 1701'de öldü; Ayşe, Atike, Fatma ve Ümmügülsüm Sultanlar Süleyman'ın cülusundan önce ölmüştü.
Harem düzeni açısından Süleyman dönemi, kadınlar saltanatının tamamen sona erdiği dönemdir. Valide sultan siyasete karışmadı, haseki sultan yoktu, kadınlar unvanıyla anılan eşler devlet işlerinde görünmedi. Devlet yönetimi bütünüyle sadrazam ve divanın elindeydi; bu yapı 18. yüzyılda kalıcı hale gelecekti.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
11 / 14 · 1 dkII. Süleyman, kaynaklarda orta boylu, zayıf, solgun ve hastalıklı bir adam olarak tasvir edilir. Kırk yıllık kapalılık bedenini yıpratmıştı; tahta çıktığında yürümekte güçlük çektiği, sık sık hastalandığı ve istiska (vücutta su toplanması) belirtileri gösterdiği kaydedilir. Avrupa gravürlerinde uzun sakallı, iri kavuklu ve yaşlı görünümlü resmedilir; gerçek gözleme dayanan bir Osmanlı portresi bilinmez.
Kişiliğinin baskın özelliği dindarlık ve alçakgönüllülüktür. Cülus günü namaz kılmak için izin istemesi, tahta oturmadan önce abdest alması, saltanatı boyunca beş vakit namaza ve Kur'an okumaya düzenli devam etmesi kaynaklarda anlatılır. Kaynaklara göre padişah, tahta çıkarıldığında 'bu makamı ben istemedim' anlamına gelen sözler söyledi. Devlet işlerinde çekingendi; sadrazamlarına karşı çıkmadı, Fazıl Mustafa Paşa'ya tam yetki verdi ve kararlarını sorgulamadı. Bazı tarihçiler bu tutumu zayıflık, bazıları ise devletin kurtuluşunu sağlayan bilinçli bir güven olarak yorumlar.
Öfke ya da şiddet gösterdiğine dair kayıt yoktur. Kardeşi Ahmed'i, ağabeyi Mehmed'i ve yeğenlerini öldürtmedi; 1688'de İstanbul'da yeniçeri zorbalarının idamı sadrazam ve ulemanın kararıyla yapıldı. Kaynaklar onu 'halim' (yumuşak huylu) ve 'selim' (temiz kalpli) sıfatlarıyla anar. Ağabeyinin aksine avla ilgisi yoktu; Edirne'de yaşamasının nedeni av değil, cepheye yakınlık ve sağlığıydı.
Günlük hayatı sarayla sınırlıydı. Edirne'de saray içinde namaz, Kur'an, hat ve dua kitaplarıyla vakit geçirdiği, devlet işlerini divan toplantılarında dinlediği kaydedilir. 1690 Belgrad seferine katılma isteği, hastalığı nedeniyle gerçekleşmedi. 1691 ilkbaharında hastalığı ağırlaştı; Edirne'den ayrılamadı. Ölümünden önce Fazıl Mustafa Paşa'nın 1691 seferine çıkışını onayladı ve sadrazamı Edirne'den uğurladı.
Ölümü ve Sonrası
12 / 14 · 1 dkII. Süleyman'ın hastalığı 1691 baharında ilerledi. Kaynaklar hastalığı istiska olarak kaydeder. Haziran başında Fazıl Mustafa Paşa ordunun başında Belgrad'a doğru yola çıktı; padişah Edirne'de kaldı. Kaynaklara göre sadrazam, padişahın ölümü halinde tahta kimin çıkacağı konusunda önceden karar verilmesini sağladı: hanedanın en yaşlı erkeği olan Şehzade Ahmed, ağabeyinin ölümünde hemen cülus edecekti.
22 Haziran 1691'de II. Süleyman Edirne Sarayı'nda öldü. Kırk dokuz yaşındaydı ve üç yıl yedi ay tahtta kalmıştı. Aynı gün kardeşi Ahmed, Edirne'de cülus etti. Ölüm, ordunun Belgrad'a ulaşmasından önce gerçekleşti; sadrazam haberi yolda aldı ve seferi sürdürdü. Bu, Osmanlı tarihinde bir padişahın ölümünün seferi durdurmadığı nadir örneklerdendir.
Cenazesi İstanbul'a getirildi ve Süleymaniye Camii'ndeki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü; annesi Saliha Dilaşub Sultan bir buçuk yıl önce aynı türbeye defnedilmişti. Kardeşi II. Ahmed de 1695'te aynı türbeye gömüldü; türbe bugün ziyarete açıktır.
Ölümünden iki ay sonra, 19 Ağustos 1691'de Salankamen'de Osmanlı ordusu ağır bir yenilgiye uğradı ve Fazıl Mustafa Paşa öldü. Bu yenilgi, Süleyman döneminde başlayan toparlanmayı durdurdu; Macaristan'ın geri alınması umudu bitti ve savaş 1699 Karlofça Antlaşması'na kadar Osmanlı aleyhine sürdü. Süleyman'ın soyu olmadığı için hanedan, IV. Mehmed'in oğulları üzerinden devam etti.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
13 / 14 · 1 dkOsmanlı tarihçileri II. Süleyman'ı olumlu ama silik bir hükümdar olarak anlattı. Silahdar Fındıklılı Mehmed Ağa, onun dindarlığını ve yumuşak huyunu över, saltanatının başındaki kargaşayı askerin ve sadrazamların hesabına yazar, Fazıl Mustafa Paşa'nın seçilmesini padişahın en isabetli kararı sayar. Raşid ve Defterdar Sarı Mehmed Paşa da benzer bir dille, saltanatı sadrazamın gölgesinde anlatır. Bu tarihçiler için 1690 Belgrad fethi ve cizye reformu, dönemin iki büyük olayıdır ve ikisi de Köprülü ailesine mal edilir.
Cumhuriyet dönemi Türk tarihçileri, II. Süleyman'ı kafes sisteminin sonuçlarını gösteren bir örnek olarak ele aldı. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, kırk yıllık kapalılıktan sonra tahta çıkan padişahın devlet tecrübesinden yoksunluğunu vurgular ve Fazıl Mustafa Paşa'yı Köprülü modelinin son büyük temsilcisi sayar. Halil İnalcık, cizye reformunu 17. yüzyıl sonunun en önemli mali düzenlemesi ve klasik İslam hukukuna dönüş çabası olarak değerlendirir. Bazı tarihçiler Süleyman'ın Fazıl Mustafa Paşa'ya tanıdığı serbestliği IV. Mehmed'in Köprülülere tanıdığı serbestlikle karşılaştırır ve iki padişahın da devletin kurtuluşunu sadrazama devretmesinin 18. yüzyıl yönetim modelini hazırladığını yazar.
Yabancı tarihçiler, özellikle Habsburg-Osmanlı savaşı üzerine çalışanlar, 1688-1690 yıllarını Balkanlar'ın kaderinin belirlendiği dönem olarak ele alır: Habsburg ordusunun Üsküp'e inmesi, Sırpların büyük göçü ve Osmanlı'nın 1690'da geri dönüşü, bölgenin nüfus ve din haritasını kalıcı olarak değiştirdi. Cizye reformu, Osmanlı gayrimüslim tebaasının hukuki durumu üzerine çalışmalarda temel belge olarak kullanılır. Sırp ve Bulgar tarih yazımında 1689 Habsburg işgali ve 1690 göçü, ulusal anlatının parçasıdır; Süleyman'ın adı bu anlatıda geçmez.
Popüler kültürde II. Süleyman neredeyse hiç yer almaz. Kösem Sultan'ın hayatını konu alan televizyon dizisinde çocukluğu ve büyükannesinin onu tahta çıkarma planı bağlamında kısaca görünür. Roman, film ve belgesellerde adı genellikle Köprülü Fazıl Mustafa Paşa ve Belgrad'ın geri alınması vesilesiyle anılır. Ders kitaplarında kısa saltanatlı padişahlar arasında, cizye reformu ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa ile birlikte tek cümleyle geçer. Somut mirası, Süleymaniye'deki sandukası ve 1691'den 1856'ya kadar yürürlükte kalan cizye düzenidir.
Aynı Yıllarda Dünya
14 / 14 · 1 dkII. Süleyman'ın saltanatı, Avrupa'da 1688 Şanlı Devrim ve Dokuz Yıl Savaşları ile çakışır. İngiltere'de Katolik II. James 1688'de devrildi; Hollanda Valisi William of Orange ve eşi Mary 1689'da tahta çıktı, Haklar Bildirgesi kabul edildi ve 1690'da Boyne Muharebesi'nde James'in İrlanda'daki direnişi kırıldı. Fransa Kralı XIV. Louis 1688'de Pfalz'a saldırarak Augsburg Birliği ile savaşa girdi; bu savaş Habsburgların gücünü ikiye böldü ve Osmanlı'nın 1690 karşı taarruzunu kolaylaştırdı. Habsburg İmparatoru I. Leopold aynı anda hem Fransa hem Osmanlı ile savaşıyordu; Baden Markgrafı Ludwig 1689'da Niş'i, 1691'de Salankamen'i kazandı. Lehistan'da Jan Sobieski son yıllarını yaşıyor, 1691'de Boğdan'a son seferini düzenliyordu.
Rusya'da 1689'da genç Çar Petro, naibe Sofya'yı devirip yönetimi ele aldı; Golitsın'ın 1687 ve 1689 Kırım seferleri başarısız olmuştu ve Rusya birkaç yıl Osmanlı cephesinde hareketsiz kaldı. 1689'da Rusya ile Çin arasında Nerçinsk Antlaşması imzalandı; Qing İmparatoru Kangxi iktidarının doruğundaydı. İran'da Şah Süleyman hüküm sürüyor ve Osmanlı ile barışı koruyordu. Hindistan'da Evrengzib Dekkan seferlerini sürdürdü; 1689'da Maratha lideri Sambhaji idam edildi. Japonya'da Genroku dönemi başladı ve şair Başo 1689'da Kuzeye Giden Dar Yol'u yazdı.
Bilimde Newton'un 1687'de yayımlanan Principia'sı tartışılıyor, Leibniz ile öncelik kavgası başlıyordu. John Locke 1689'da Hükümet Üzerine İki İnceleme ve Hoşgörü Üstüne Mektup'u yayımladı. Amerika'da 1689 Boston ayaklanması ve 1690 Fransız-İngiliz sömürge savaşı yaşandı. Balkanlar'da 1690 Sırp göçü, Habsburg-Osmanlı savaşının nüfus haritasına en kalıcı etkisi olarak aynı yıllara düşer.
Kronoloji
34 olay- 17. yüzyıl
İstanbul'da doğdu; babası Sultan İbrahim, annesi Saliha Dilaşub Sultan.
Kardeşi Ahmed (sonraki II. Ahmed) doğdu.
Babası Sultan İbrahim tahttan indirildi; ağabeyi IV. Mehmed altı yaşında cülus etti, Süleyman kapalı daireye girdi.
Babası Sultan İbrahim öldürüldü.
Büyükannesi Kösem Sultan, Süleyman'ı tahta çıkarmayı planladığı iddiasıyla öldürüldü.
Köprülü Mehmed Paşa sadrazam oldu; Köprülüler dönemi başladı.
II. Viyana Kuşatması bozgunla sona erdi; Kutsal İttifak savaşı başladı.
Budin kaybedildi.
Mohaç (Harşan) Muharebesi'nde Osmanlı ordusu dağıldı.
Ordu ayaklandı; Sarı Süleyman Paşa azledildi, Abaza Siyavuş Paşa serdar seçildi.
IV. Mehmed tahttan indirildi; Süleyman kırk beş yaşında cülus etti, annesi valide sultan oldu.
Siyavuş Paşa Vakası: yeniçeriler sadrazamı konağında öldürdü; İstanbul esnafı Sancak-ı Şerif altında askere karşı ayaklandı.
Ayaşlı Nişancı İsmail Paşa sadrazam oldu.
Tekirdağlı Bekri Mustafa Paşa sadrazam oldu; bakır mangır basımı başladı.
Padişah Edirne'ye geçti; Venedik Eğriboz'u kuşattı ve başarısız oldu.
Belgrad, Bavyera Elektörü Max Emanuel'in ordusuna teslim oldu.
Zülfikar Efendi ve Mavrokordatos Viyana'da barış görüşmelerine başladı; sonuç alınamadı.
Batiçsa (Batočina) Muharebesi'nde Osmanlı ordusu Baden Markgrafı Ludwig'e yenildi.
Niş Muharebesi'nde ikinci yenilgi; Niş düştü.
Vidin kaybedildi; Piccolomini Üsküp'e girip şehri yaktı.
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa sadrazam oldu (bazı kaynaklarda 25 Ekim).
Habsburg ilerleyişi Makedonya'da durdu.
Annesi Saliha Dilaşub Sultan valide sultan makamından ayrıldı.
Annesi Saliha Dilaşub Sultan Edirne Sarayı'nda öldü.
Fazıl Mustafa Paşa ordunun başında Sofya'dan Belgrad seferine çıktı; Sırpların Macaristan'a büyük göçü.
Zarneşti Muharebesi: Thököly ve Osmanlı-Tatar kuvvetleri Habsburg-Eflak ordusunu yendi, Heissler esir alındı.
Midilli Deniz Muharebesi Venedik ile yapıldı.
Niş geri alındı; ardından Semendire.
Belgrad altı günlük kuşatmadan sonra geri alındı; Vidin de kurtarıldı.
Cizye reformu yürürlüğe girdi: kişi başına, üç sınıflı tahsilat; mangır basımı durduruldu.
Fazıl Mustafa Paşa Belgrad seferine çıktı; padişah hasta olduğu için Edirne'de kaldı.
Edirne Sarayı'nda kırk dokuz yaşında öldü; kardeşi II. Ahmed aynı gün cülus etti.
Cenazesi İstanbul'a getirilip Süleymaniye'deki Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'ne gömüldü.
Salankamen Muharebesi: Osmanlı ordusu yenildi, Fazıl Mustafa Paşa öldü.
Savaşlar ve Seferler
9 kayıtSadrazamları
5 sadrazamTuğrası
Padişah nişanıSüleyman bin İbrahim Han el-muzaffer dâimâ
II. Süleyman'ın tuğrası Belgrad'ın 1690'da geri alınmasından sonra çıkarılan fetihnamelerde ve Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın ıslahat fermanlarında görülür. Kırk yıl kafeste kalan padişah tahta çıktığında hat ve tuğra sanatına aşina değildi; tuğralar nişancı tarafından çekildi.
- Anlamı
- İbrahim Han oğlu Süleyman, daima muzaffer
- Okunuşu
- Süleymân-ı Sânî
Aile Ağacı
32 kişi
16. kuşakErtuğrul Gaziö. 1280 dolayları
15. kuşakOsman Gazi1299-1324
14. kuşakOrhan Gazi1326-1362
13. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
12. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
11. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
10. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
9. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
8. kuşakII. Bayezid1481-1512
7. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
6. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
5. kuşakII. Selim1566-1574
4. kuşakIII. Murad1574-1595
3. kuşakIII. Mehmed1595-1603
2. kuşakI. Ahmed1603-1617
1. kuşakSultan İbrahim1640-1648
KendisiII. Süleyman1687-1691
Sultan İbrahim1640-1648
Saliha Dilaşub Sultan1687-1690
Hatice Kadın
Behzad Kadın
İvaz Kadın
Süğlün Kadın
Şehsuvar Kadın
Zeyneb Kadın
II. Süleyman1687-1691
IV. Mehmed1648-1687Kardeşi
II. Ahmed1691-1695
Gevherhan Sultan1642-1694
Ümmügülsüm Sultan1655
Ayşe Sultan1673
Atike Sultan1667
Fatma Sultan1642-1661
Beyhan Sultan1645-1701Çağdaşları
5 kişiİlkler ve Enler
4 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
4 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
13 soruII. Süleyman'ın annesi kimdir?
Belgrad II. Süleyman döneminde nasıl geri alındı?
II. Süleyman dönemindeki Siyavuş Paşa Vakası nedir?
II. Süleyman nasıl öldü?
II. Süleyman kimin oğludur?
II. Süleyman'ın çocuğu var mıydı?
II. Süleyman'ın türbesi nerede?
II. Süleyman kaç yaşında tahta çıktı?
II. Süleyman kaç yıl tahtta kaldı?
II. Süleyman'dan sonra tahta kim geçti?
II. Süleyman kardeşlerini öldürttü mü?
II. Süleyman'ın cizye reformu nedir?
II. Süleyman hangi dizide anlatıldı?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026