Minyatür üslubunda portreIV. Mustafa
مصطفى رابعDördüncü Mustafa·IV.Mustafa·Sultan Mustafa Han-ı Rabi
IV. Mustafa, 1807-1808 yıllarında 14 ay hüküm süren 29. Osmanlı padişahıdır. Kabakçı İsyanı ile tahta çıktı, Alemdar Vakası sırasında öldürüldü.
IV. Mustafa Kimdir?
18 dk okumaIV. Mustafa, 29 Mayıs 1807 ile 28 Temmuz 1808 arasında tahtta kalan 29. Osmanlı padişahıdır. Babası I. Abdülhamid, annesi Ayşe Sineperver Sultan'dır. Saltanatı Osmanlı tarihinin en kısa ve en çalkantılı dönemlerinden biridir: Kabakçı Mustafa İsyanı ile amcasının oğlu III. Selim'in yerine tahta oturtuldu, Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa'nın İstanbul'a yürümesiyle tahttan indirildi ve dört ay sonra kardeşi II. Mahmud'un emriyle boğduruldu. Onun adı tarihte iki olayla anılır. Birincisi, tahttan indirilmek üzereyken selefi III. Selim'i ve kardeşi Şehzade Mahmud'u öldürtmeye kalkışmasıdır; Selim öldürüldü, Mahmud kurtuldu. İkincisi, kendi ölümünün hanedanın erkek üyelerini tek kişiye indirmesidir: 17 Kasım 1808'de öldürüldüğünde Osmanlı hanedanının hayattaki tek erkeği II. Mahmud kalmıştı. Bu yüzden IV. Mustafa, kardeşi tarafından idam ettirilen son Osmanlı padişahı olarak kaydedilir. Saltanatı bir reform hareketinin, Nizam-ı Cedid'in (III. Selim'in kurduğu Batı tarzı yeni ordu ve ona bağlı düzen) tasfiyesine denk düşer. Yeniçeriler, yamaklar (Boğaz kalelerindeki yardımcı askerler), ulemanın bir bölümü ve reform karşıtı devlet adamları onu tahta taşımış, o da bu kesimlere dayanarak hükmetmiştir. Aynı sırada devlet Rusya ve İngiltere ile savaş halindeydi; Arpaçay ve Aynoroz yenilgileri onun ilk haftalarına rastlar. Tarihçiler IV. Mustafa'yı genellikle güçsüz ve çevresinin yönlendirdiği bir hükümdar olarak tanımlar. Tahtta kaldığı süre boyunca gerçek güç Şeyhülislam Topal Ataullah Efendi, sadaret kaymakamı Köse Musa Paşa ve Kabakçı Mustafa gibi isyanın önderlerindeydi.
Doğumu, Ailesi ve Şehzadelik Yılları
01 / 15 · 1 dkIV. Mustafa 8 Eylül 1779'da İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nda doğdu. Babası, 1774'ten 1789'a kadar hüküm süren 27. padişah I. Abdülhamid'dir. Annesi Ayşe Sineperver Sultan, doğum yeri kesin bilinmeyen, 1761 dolaylarında doğmuş bir cariyedir; oğlunun cülusuyla valide sultan oldu ve 11 Aralık 1828'de İstanbul'da öldü, Eyüp Sultan Camii haziresine gömüldü. I. Abdülhamid'in sağ kalan iki oğlundan büyüğü Mustafa'dır; küçüğü, Nakşidil Sultan'dan doğan ve 20 Temmuz 1785'te dünyaya gelen Mahmud'dur.
Kardeşleri arasında iki kız kardeşi öne çıkar. Öz kardeşi Esma Sultan 17 Temmuz 1778'de doğdu, Küçük Hüseyin Paşa ile evlendi ve 1848'e kadar yaşadı; ileride II. Mahmud döneminde Çamlıca ve Ortaköy'deki sarayları ile tanınacak, Mahmud'un son günlerini geçirdiği köşkün sahibi olacaktır. Üvey kız kardeşi Hibetullah Sultan 16 Mart 1789'da, babasının ölümünden birkaç hafta önce doğdu; annesi Fatma Şebsefa Kadın'dır, 1841'de öldü.
Babası öldüğünde Mustafa dokuz yaşındaydı. Tahta, I. Abdülhamid'in yeğeni ve III. Mustafa'nın oğlu olan III. Selim çıktı (7 Nisan 1789). Osmanlı veraset düzeninde en yaşlı hanedan üyesi tahta geçtiğinden Mustafa ile Mahmud, amcalarının oğlu Selim'in saltanatı boyunca sarayda, Şimşirlik denen dairede (kafes; şehzadelerin gözetim altında yaşadığı harem bölümü) tutuldular. Bu düzen 17. yüzyıldan beri şehzadelerin sancağa çıkmasını yasaklıyordu; Mustafa da bir sancağa gönderilmedi, dış dünyayı görmeden büyüdü.
III. Selim yeğenlerine sert davranmadı. Kaynaklar Selim'in Mahmud'a özel ilgi gösterdiğini, ona ders verdirdiğini, musiki ve hat öğrettiğini kaydeder. Mustafa için aynı yakınlık anlatılmaz. Şehzadelik yıllarında hangi hocalardan ders aldığı ayrıntılı olarak bilinmez; saray geleneğine göre Kur'an, temel dini bilgiler, hat ve Osmanlı tarihi öğretilmiş olmalıdır. Kafes hayatının kapalılığı, onun sonraki dönemde çevresine bağımlı bir hükümdar olmasının nedenlerinden biri olarak gösterilir.
Mustafa'nın gençlik yıllarına ilişkin en somut bilgi, saray içindeki reform karşıtı çevrelerle olan yakınlığıdır. III. Selim'in Nizam-ı Cedid uygulamaları yeniçerileri, kapıkulu ocaklarını (padişahın maaşlı merkez ordusu) ve gelirleri kesilen bazı ulemayı rahatsız ediyordu. Bu kesimler tahtın veliahtı olan Mustafa'yı kendilerine yakın bir aday olarak görüyordu. Selim'in 1805'te Nizam-ı Cedid askerini Rumeli'ye yaymaya kalkışması ve Edirne'de ayanların direnişiyle karşılaşması, muhalefetin veliaht etrafında toplanmasını hızlandırdı.
Kafes Yılları ve III. Selim Döneminin Son Yılları
02 / 15 · 1 dk1789-1807 arasında geçen on sekiz yıl, Mustafa için sarayın kapalı dairelerinde geçti. III. Selim döneminde devlet iki büyük sorunla uğraşıyordu: Fransa'nın 1798'de Mısır'ı işgali ve Nizam-ı Cedid reformlarının yarattığı iç gerilim. Mısır meselesi 1801'de Fransızların çekilmesiyle kapandı, ama Nizam-ı Cedid için ayrılan İrad-ı Cedid hazinesi (yeni ordunun giderlerine tahsis edilmiş ayrı hazine) ve yeni vergiler halkın ve eski ocakların tepkisini büyüttü.
1806'da Rusya ile yeni bir savaş başladı. Osmanlı Devleti, Fransız elçisi Sebastiani'nin etkisiyle Eflak ve Boğdan voyvodalarını azletmiş, Rusya buna karşılık Kasım 1806'da iki prensliği işgal etmişti. Aralık 1806'da savaş resmen ilan edildi. İngiltere Rusya'nın müttefiki olarak Şubat 1807'de Amiral Duckworth komutasındaki bir filoyu Çanakkale'den geçirip İstanbul önlerine gönderdi; şehir toplarla tahkim edilince filo geri çekildi. Aynı yıl İngiltere İskenderiye'ye asker çıkardı, Reşid önünde yenilip Eylül 1807'de çekildi.
Bu savaş ortamında Sadrazam İbrahim Hilmi Paşa ordunun başında Tuna'ya gitti. İstanbul'da sadaret kaymakamı olarak Köse Musa Paşa kaldı; şeyhülislam Topal Ataullah Efendi idi. İkisi de Nizam-ı Cedid'e karşıydı. Boğaz kalelerinde görevli yamaklara Nizam-ı Cedid üniforması giydirilmesi kararı, 25 Mayıs 1807'de Rumeli Feneri'ndeki yamakların ayaklanmasına yol açtı. Yamaklar, üniforma emrini getiren Boğaz nazırı Mahmud Raif Efendi'yi öldürdüler ve Kabakçı Mustafa adlı bir yamağın önderliğinde İstanbul'a yürüdüler.
Kabakçı İsyanı olarak bilinen bu hareket birkaç gün içinde büyüdü. Yeniçeriler ve İstanbul'daki bazı ulema isyancılara katıldı. III. Selim 27 Mayıs'ta Nizam-ı Cedid'i kaldırdığını ilan etti, fakat bu geri adım yeterli görülmedi. İsyancılar Nizam-ı Cedid taraftarı on bir devlet adamının başını istedi; aralarında Bahriye nazırı Hacı İbrahim Efendi ve bazı saray görevlileri de vardı, birçoğu öldürüldü. Şeyhülislam Ataullah Efendi, Selim'in saltanatının şer'an caiz olmadığına dair fetva hazırlattı.
Kabakçı Mustafa İsyanı ve Tahta Çıkışı
03 / 15 · 1 dk29 Mayıs 1807'de III. Selim, isyancıların baskısı altında tahttan çekildi. Aynı gün Şehzade Mustafa, Topkapı Sarayı'nda Hırka-i Saadet önünde biat alarak IV. Mustafa unvanıyla tahta oturdu. Yirmi yedi yaşındaydı. Selim'in kendisi tahttan çekilirken yeğenine tacı bizzat teslim ettiği ve Şimşirlik dairesine kendi isteğiyle çekildiği rivayet edilir. Bu, Osmanlı tarihinde bir yeniçeri isyanı sonucu gerçekleşen son cülustur; ondan sonraki taht değişiklikleri ya doğal ölüm ya da devlet adamlarının kararıyla oldu.
Cülusun ardından isyan önderleri devletin kilit görevlerine yerleşti. Kabakçı Mustafa, Boğaz nazırlığına getirildi ve turnacıbaşı (yeniçeri ocağının üst rütbelerinden biri) unvanı aldı. Köse Musa Paşa sadaret kaymakamlığını sürdürdü. Şeyhülislam Ataullah Efendi yerinde kaldı. Tuna cephesindeki Sadrazam İbrahim Hilmi Paşa azledildi ve yerine, 3 Haziran 1807'de Çelebi Mustafa Paşa sadrazam oldu. Yeni sadrazam ordunun başında Tuna'ya, Rus cephesine gitti; İstanbul yönetimi fiilen isyanı düzenleyen çevrenin elinde kaldı.
Yeni padişah isyancılara bir güvence belgesi verdi. Hüccet-i şer'iye adı verilen bu belgede yamaklar ve yeniçeriler, isyandan dolayı cezalandırılmayacaklarına dair teminat alıyor, karşılığında bundan böyle devlet işlerine karışmayacaklarına söz veriyordu. Belge şeyhülislam ve ulema tarafından onaylandı. Ancak uygulamada isyancılar devlet işlerinden elini çekmedi; Kabakçı Mustafa ve arkadaşları İstanbul'da bir güç odağı olarak kaldı.
Nizam-ı Cedid'in bütün kurumları kaldırıldı. Levent ve Üsküdar kışlalarındaki yeni ordu dağıtıldı, İrad-ı Cedid hazinesi lağvedildi, reform taraftarı memurlar görevden uzaklaştırıldı. Selim döneminde kurulan mühendishane ve tersane düzeni ise tamamen tasfiye edilmedi; bu kurumlar daha düşük bir tempoyla çalışmaya devam etti. IV. Mustafa'nın kişisel olarak reformlara ne düşündüğü kaynaklarda net değildir; onun tutumu isyancıların isteklerine uymak biçiminde okunur.
İç Siyaset ve Devlet Yönetimi
04 / 15 · 1 dkIV. Mustafa'nın on dört aylık saltanatı, merkezi otoritenin en zayıf olduğu dönemlerden biridir. Başkentte gerçek güç üç odakta toplandı: Şeyhülislam Ataullah Efendi ve ona bağlı ulema, sadaret kaymakamı Köse Musa Paşa ve Kabakçı Mustafa'nın yönettiği yamak-yeniçeri kesimi. Padişah bu odaklar arasında denge kurmaya çalıştı ama hiçbirine söz geçiremedi.
Sadrazamlık makamı taşrada, ordunun başındaydı. Çelebi Mustafa Paşa Haziran 1807'de Edirne üzerinden Tuna'ya gitti, Rusya ile mütareke görüşmelerini yürüttü ve 1808 yazına kadar Edirne'de kaldı. Sadrazamın İstanbul'dan uzak olması, kaymakam Köse Musa Paşa'nın nüfuzunu artırdı. Musa Paşa, Nizam-ı Cedid taraftarlarının mallarına el konulmasında ve İstanbul'daki tasfiyede başrolü oynadı.
Taşrada ayanlar (yerel güç sahipleri, bölgesel hanedanlar) merkezden bağımsız hareket ediyordu. Rumeli'de Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu'da Karaosmanoğulları, Çapanoğulları ve Tepedelenli Ali Paşa kendi bölgelerini fiilen yönetiyordu. IV. Mustafa döneminde merkezi otorite bu güçleri denetleme gücüne sahip değildi. Alemdar'ın Tuna cephesinde asker beslemesi ve Rus savaşında etkin rol oynaması, ona sonradan İstanbul'a yürüme imkanı verecek gücü kazandırdı.
Bu dönemde devlet adamı kadrolarında da sık değişiklikler oldu. Kabakçı'ya yakın isimler yeniçeri ağalığına, Boğaz kalelerine ve İstanbul zabıtasına getirildi. Nizam-ı Cedid'in ileri gelenlerinden bazıları taşraya kaçtı; Mehmed Said Galib Efendi, Mustafa Refik Efendi, Abdullah Ramiz Efendi, Tahsin Efendi ve Behiç Efendi Rusçuk'a sığınıp Alemdar'ın himayesine girdi. Bu gruba tarihte Rusçuk Yaranı (Rusçuk dostları) adı verilir ve III. Selim'i yeniden tahta çıkarma planı bu grupta olgunlaştı.
IV. Mustafa'nın kendi adına attığı belgelenmiş bir kanun ya da ferman yok denecek kadar azdır. Saltanatının önemli kararnameleri, isyancılara verilen hüccet, Nizam-ı Cedid'in ilgası ve Rusya ile mütareke belgeleridir. Bu durum onun döneminin bir yönetim dönemi değil, bir geçiş ve kargaşa dönemi olarak nitelenmesine yol açmıştır.
Seferler, Savaşlar ve Fetihler
05 / 15 · 1 dkIV. Mustafa tahta çıktığında devlet, 1806'da başlayan Osmanlı-Rus Savaşı'nı ve Şubat 1807'den beri İngiltere ile fiili savaşı sürdürüyordu. Kendi döneminde hiçbir sefer düzenlemedi; askeri olayların hepsi süregelen savaşların uzantısıdır.
Arpaçay Muharebesi, 18 Haziran 1807'de Kafkas cephesinde, bugünkü Türkiye-Ermenistan sınırındaki Arpaçay boyunda oldu. Erzurum Valisi ve Şark Seraskeri Kör Yusuf Ziya Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, General Gudoviç komutasındaki Rus kuvvetleriyle karşılaştı. Osmanlı ordusu yenildi ve geri çekildi. Rusya bu zaferle Gümrü çevresindeki denetimini korudu, ancak Kars'a ilerlemedi. Yusuf Ziya Paşa iki yıl sonra II. Mahmud'un sadrazamı olacaktır.
Aynoroz Deniz Muharebesi (Athos Muharebesi), Arpaçay'dan bir gün sonra, 19 Haziran 1807'de Limni ile Aynoroz (Athos) Yarımadası arasındaki sularda yapıldı. Kaptanıderya Seyyid Ali Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Amiral Senyavin'in Rus filosu ile çarpıştı. Osmanlı donanması ağır kayıp verdi; birkaç gemi battı ya da ele geçirildi, kalanı Çanakkale'ye sığındı. Bu yenilgi, Ege'de Rus üstünlüğünü pekiştirdi ve Rusların Bozcaada'yı bir süre elde tutmasına yol açtı. Fakat aynı yaz Tilsit'te Fransa ile Rusya'nın anlaşması, Senyavin filosunun Akdeniz'den çekilmesine neden oldu.
Tuna cephesinde büyük çarpışma olmadı. Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa ordunun başında Silistre ve Rusçuk hattında bekledi; 24 Ağustos 1807'de Rusya ile Slobozia'da (Yergöğü yakınları) mütareke imzalandı. Mütareke Rusya'nın Eflak ve Boğdan'ı boşaltmasını öngörüyordu ama Rusya çekilmedi; savaş fiilen dondu, 1809'da yeniden alevlendi ve 1812 Bükreş Antlaşması ile bitti.
İngiltere ile savaş denizde sürdü. 6 Temmuz 1808'de İngiliz fırkateyni Seahorse Ege'de iki Osmanlı gemisiyle çarpıştı; Badere-i Zafer ele geçirildi, diğeri kaçtı. Bu, iki devlet arasındaki son önemli deniz çatışmasıdır; İngiltere ile barış, IV. Mustafa'nın ölümünden sonra 5 Ocak 1809'da Kale-i Sultaniye Antlaşması ile yapıldı.
Kara cephesinde bu dönemin en önemli askeri olayı, savaş değil bir yürüyüştür: Alemdar Mustafa Paşa'nın 1808 yazında yaklaşık on beş bin kişilik Rumeli kuvvetiyle Edirne üzerinden İstanbul'a gelmesi. Bu yürüyüş, aşağıda ayrı bir bölümde anlatılır.
Antlaşmalar ve Dış İlişkiler
06 / 15 · 1 dkIV. Mustafa döneminde imzalanmış kalıcı bir barış antlaşması yoktur. Diplomatik açıdan dönemin belirleyici olayı, Osmanlı Devleti'nin taraf olmadığı Tilsit Antlaşması'dır. 7 Temmuz 1807'de Napolyon ile Rus Çarı I. Aleksandr, Tilsit'te barış yaptı. Fransa o güne kadar Osmanlı Devleti'ni Rusya'ya karşı destekliyordu; Tilsit'te Napolyon bu politikadan vazgeçti ve gizli maddelerde Osmanlı topraklarının paylaşılması ihtimali görüşüldü. Bu gelişme İstanbul'da Fransız elçisi Sebastiani'nin itibarını sarstı.
Tilsit'in doğrudan sonucu, Rusya ile 24 Ağustos 1807'de Slobozia'da imzalanan mütarekedir. Fransız arabuluculuğuyla yapılan bu ateşkes Rus kuvvetlerinin Eflak ve Boğdan'dan çekilmesini öngörüyordu. Rusya bu maddeyi uygulamadı, Çar mütarekeyi onaylamadı ve 1809 baharında çatışmalar yeniden başladı. Böylece IV. Mustafa döneminde savaş ne bitti ne de sürdü; belirsiz bir ara dönem yaşandı.
İngiltere ile ilişkiler savaş halindeydi. Duckworth'un Şubat 1807'deki Çanakkale harekatı ve İskenderiye çıkarması başarısız olmuştu. IV. Mustafa döneminde İngiltere ile barış görüşmeleri başladıysa da sonuçlanmadı; barış, halefi zamanında Robert Adair'in İstanbul'a gelmesiyle 5 Ocak 1809'da imzalandı. Bu antlaşmada Boğazlar'ın yabancı savaş gemilerine kapalılığı ilkesi ilk kez yazılı hale geldi.
Fransa ile ilişkiler soğudu. Sebastiani 1808'de İstanbul'dan ayrıldı. Avusturya ve Prusya ile ilişkiler bu kısa dönemde sınırlı kaldı. İran ile 1804'ten beri süren Rus-İran savaşı devam ediyordu; Osmanlı-İran ilişkileri sakin geçti.
Dış politika kararlarında padişahın kişisel rolü yoktu denebilir. Görüşmeleri reisülküttap (dışişleri işlerinden sorumlu bürokrat) ve sadrazam yürüttü. Selim döneminde Avrupa başkentlerine gönderilen daimi elçilerin bir kısmı görevde kaldı, ama Nizam-ı Cedid ile özdeşleşen bu uygulama ihmal edildi.
Ekonomi, Toprak ve Vergi
07 / 15 · 1 dkIV. Mustafa döneminin ekonomi politikası tek bir başlıkta özetlenebilir: Nizam-ı Cedid maliyesinin tasfiyesi. III. Selim 1793'te yeni ordunun masrafları için İrad-ı Cedid hazinesini kurmuş, buraya boşalan tımarların (sipahilere verilen toprak gelirleri) gelirini, bazı mukataaları (devlet gelirlerinin kiraya verildiği birimler) ve içki, tütün, kahve gibi maddelerden alınan yeni vergileri bağlamıştı. Bu hazine halkın ve ayanların tepkisini çekiyordu. 1807 isyanından sonra İrad-ı Cedid kaldırıldı, gelirleri eski hazineye devredildi.
Savaş masrafları hazineyi zorluyordu. Rus cephesindeki ordu, kapıkulu maaşları ve isyancılara dağıtılan bahşişler için para bulmak gerekiyordu. Nizam-ı Cedid taraftarlarının müsadere edilen (devletçe el konulan) servetleri bu açığı bir ölçüde kapattı. Köse Musa Paşa'nın yönetiminde yapılan müsadereler, isyanın önderlerine dağıtılan ödüllerle birlikte, kısa dönemli bir gelir kaynağı oldu.
Para düzeninde III. Selim döneminden kalan bozulma sürdü. Akçe artık hesap birimi olmaktan çıkmış, kuruş esas para birimi olmuştu; kuruşun gümüş içeriği 18. yüzyıl sonundan itibaren düşürülüyordu. IV. Mustafa döneminde yeni bir tağşiş (paranın içindeki değerli maden oranını düşürme) kararı bilinmemekle birlikte, fiyat artışı ve hazine darlığı sürdü. Asıl büyük tağşişler halefi II. Mahmud döneminde yapılacaktır.
Toprak düzeninde tımar sistemi çözülmeye devam etti. Ayanlar kendi bölgelerinde vergi topluyor, merkeze düzensiz ödeme yapıyordu. Alemdar Mustafa Paşa Rusçuk'ta, Tepedelenli Ali Paşa Yanya'da, Karaosmanoğulları Manisa'da neredeyse özerk maliye yürütüyordu. Bu yapı, Alemdar'ın İstanbul'a geldikten sonra Sened-i İttifak ile ayanların haklarını yazılı hale getirmeye çalışmasının zeminini hazırladı.
Ticaret, savaş nedeniyle sekteye uğradı. Rus donanmasının Ege'de bulunması ve İngiliz filosunun Akdeniz'deki ablukası deniz ticaretini vurdu. İstanbul'un iaşesi (şehrin gıda ikmali) Karadeniz'den değil Anadolu ve Rumeli kara yollarından sağlandı. Buğday ve et fiyatları yükseldi. Bu darlık, 1808 yazında İstanbul halkının Alemdar'ın gelişine gösterdiği ilgisizliğin nedenlerinden biri sayılır.
Rusçuk Yaranı ve Alemdar Mustafa Paşa'nın İstanbul'a Yürüyüşü
08 / 15 · 1 dkKabakçı İsyanı'ndan kaçan Nizam-ı Cedid taraftarları Rusçuk'ta Alemdar Mustafa Paşa'nın yanında toplandı. Alemdar, Tuna boyunun en güçlü ayanı ve Rus savaşında öne çıkmış bir komutandı. Rusçuk Yaranı olarak anılan grup onu III. Selim'i yeniden tahta çıkarmaya ikna etti. Plan, İstanbul'a bir ordu ile gelmek, Kabakçı ve arkadaşlarını ortadan kaldırmak, sonra IV. Mustafa'yı indirip Selim'i tahta oturtmaktı.
Alemdar, Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa ile Edirne'de temas kurdu. Sadrazam ve ordu, Rus cephesindeki mütareke sayesinde serbestti. Alemdar, İstanbul'a giderken görünürdeki gerekçesini Rusçuk yaranı aracılığıyla hazırlattı: sadrazamın ordusunun İstanbul'a dönüşüne eşlik etmek ve Boğaz'ı isyancılardan temizlemek. IV. Mustafa ve çevresi bu hareketin gerçek amacını sezdi ama engelleyecek güçleri yoktu.
Temmuz 1808'de Alemdar'ın öncüleri Kabakçı Mustafa'yı hedef aldı. Pınarhisar ayanı Hacı Ali Ağa, birkaç yüz atlıyla Rumeli Feneri'ne baskın yaptı ve Kabakçı'yı öldürdü; kesik başı Alemdar'ın karargahına gönderildi. İsyanın önderi böylece yürüyüşün ilk günlerinde ortadan kalktı. Bu olayın 1808 Temmuz'unun ortalarında olduğu bilinir; kaynaklarda gün olarak 17 ile 19 Temmuz arası tarihler verilir.
Alemdar, sadrazamla birlikte yaklaşık on beş-on altı bin kişilik kuvvetle 19 Temmuz 1808 dolaylarında İstanbul'a girdi. Davutpaşa'da karargah kurdu, ardından Bab-ı Ali'ye yerleşti. İlk hamlesi Şeyhülislam Ataullah Efendi'yi ve Köse Musa Paşa'yı görevden uzaklaştırmak oldu; Ataullah azledildi ve sürgüne gönderildi, Köse Musa Paşa sürgün edildi. Kabakçı'nın yamakları dağıtıldı, Boğaz kaleleri Alemdar'ın adamlarına teslim edildi.
IV. Mustafa bu gelişmeler karşısında sessiz kaldı. Alemdar'ın gerçek niyeti saray tarafından biliniyordu, ama padişahın elinde ne asker ne de müttefik vardı. Yeniçeri ocağı Alemdar'ın gücünden çekindiği için ilk etapta harekete geçmedi. Alemdar'ın İstanbul'a girişinden dokuz gün sonra, 28 Temmuz 1808'de saray baskını gerçekleşti.
Tahttan İndirilmesi ve III. Selim'in Öldürülmesi
09 / 15 · 1 dk28 Temmuz 1808 sabahı Alemdar Mustafa Paşa, sadrazamdan mührü aldı ve kuvvetleriyle Topkapı Sarayı'na yürüdü. Amacı III. Selim'i yeniden tahta çıkarmaktı. Bab-ı Hümayun'dan girildi, Orta Kapı'ya dayanıldı. Saray kapıları kapatılmıştı; Alemdar kapıların açılmasını ve Selim'in kendisine teslim edilmesini istedi.
IV. Mustafa, tahtını korumak için tek çareyi hanedanın diğer iki erkeğinin öldürülmesinde gördü. III. Selim ve Şehzade Mahmud öldürülürse hanedanın tek erkeği kendisi kalacak, Alemdar onu tahttan indiremeyecekti. Bu emir sarayın harem ağaları ve bazı görevlilerine verildi. III. Selim, Şimşirlik dairesinde ney üflerken ya da namaz kılarken saldırıya uğradı; direndi, fakat öldürüldü. Cesedi Alemdar'a göstermek için Bab-üs-Saade önüne bırakıldı.
Şehzade Mahmud ise kurtuldu. Cariye Cevri Kalfa'nın katillerin gözüne mangal külü savurarak zaman kazandırdığı ve Mahmud'un dam üzerinden kaçırılarak saklandığı, sonradan hanedan geleneğinde anlatılan ve birçok tarihçinin aktardığı bir rivayettir. Alemdar, Selim'in cesedini görünce büyük öfkeye kapıldı, ancak yanındakiler hanedanın diğer erkeğinin hayatta olduğunu hatırlattı. Mahmud bulundu, saraya getirildi ve aynı gün, 28 Temmuz 1808'de II. Mahmud adıyla tahta çıkarıldı.
IV. Mustafa tahttan indirilerek Şimşirlik dairesine kapatıldı. Öldürülmedi; II. Mahmud'un onu hemen ortadan kaldırmak istemediği ya da Alemdar'ın buna gerek görmediği anlaşılır. Tahtta on dört ay kalmıştı. Bazı kayıtlar, resmi saltanat bitişini Alemdar Vakası'nın günlerine, 15 Kasım 1808'e bağlar; bunun nedeni, Mustafa'nın ölümüne kadar yeniçerilerce yeniden tahta çıkarılma ihtimalinin sürmesidir. Tarihçilerin büyük çoğunluğu ise tahttan indirilme tarihini 28 Temmuz 1808 olarak verir.
III. Selim'in cenazesi Laleli'deki babası III. Mustafa'nın türbesine defnedildi. Selim'in öldürülmesi, Nizam-ı Cedid'i sürdürmek isteyen çevrelerde derin bir yas yarattı; Alemdar bu ölümün acısıyla reformları II. Mahmud adına devam ettirmeye karar verdi. Alemdar 29 Temmuz 1808'de resmen sadrazam oldu, Çelebi Mustafa Paşa azledildi.
Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari
10 / 15 · 1 dkIV. Mustafa'nın adına kayıtlı bir cami, medrese, çeşme ya da külliye yoktur. On dört aylık saltanatın büyük kısmı savaş ve isyan koşullarında geçtiğinden, hazine imar için kaynak ayıramadı. III. Selim döneminin büyük yapıları (Selimiye Kışlası, Üsküdar Selimiye Camii, Levent Çiftliği kışlası) Nizam-ı Cedid ile ilişkilendirildiği için IV. Mustafa döneminde ihmal edildi; Levent ve Üsküdar kışlaları isyan sırasında yağmalandı.
Bilim kurumları açısından dönem bir gerileme dönemidir. Mühendishane-i Berri-i Hümayun (kara mühendisliği okulu) ve Mühendishane-i Bahri-i Hümayun (deniz mühendisliği okulu) kapatılmadı, ama öğretim kadrosu ve bütçesi daraldı. Nizam-ı Cedid için görevlendirilen yabancı uzmanların çoğu ülkeden ayrıldı. Matbaa faaliyeti azaldı; Selim döneminde canlanan Mühendishane matbaası bu dönemde çok az kitap bastı.
Sanat alanında padişahın kişisel bir himayesi bilinmiyor. III. Selim'in bestekarlığı ve musiki meclisleri ile kıyaslandığında IV. Mustafa'nın sarayı sessizdi. Selim'in Şimşirlik'te ney üfleyerek vakit geçirdiği, hatta öldürüldüğü anda neyi elinde tuttuğu rivayeti, iki padişah arasındaki farkı simgeler.
Dönemin tarih yazımı açısından önemli bir kaynağı vardır: Vakanüvis (resmi devlet tarihçisi) Ahmed Asım Efendi'nin tarihi, 1804-1808 olaylarını, Kabakçı İsyanı'nı ve Alemdar'ın yürüyüşünü ayrıntılı anlatır ve IV. Mustafa'nın çevresini sert biçimde eleştirir. Bu eser, dönem hakkındaki bilgilerin temel kaynağıdır. Ayrıca Cabi Ömer Efendi'nin tarihi ve Şanizade'nin daha sonraki kayıtları bu dönemi kapsar.
Mimari mirası olmadığı için IV. Mustafa'nın adı bugün yalnızca gömülü olduğu türbede yaşar. Bahçekapı'daki I. Abdülhamid Türbesi, babası tarafından yaptırılan külliyenin parçasıdır ve IV. Mustafa'nın sandukası babasınınkinin yanındadır.
Aile Hayatı, Eşleri ve Çocukları
11 / 15 · 1 dkIV. Mustafa'nın harem hayatı hakkında bilgi sınırlıdır. Aile ağacı kayıtlarında eş ve çocuk kaydı bulunmaz. Osmanlı hanedan kayıtlarında ise adları geçen birkaç kadınefendi vardır; bunlar arasında Şevkinur Kadın, Dilpezir Kadın, Seyyare Kadın ve Peykidil Kadın adları sayılır. Bu kadınların kökeni ve saraya giriş tarihleri hakkında kesin bilgi yoktur. Kaynaklarda bir kızının (Emine Sultan) 1809'da, babasının ölümünden sonra doğduğu ve bebekken öldüğü yönünde kayıtlar bulunmakla birlikte bu bilgi kesin değildir.
Erkek çocuğu olmadığı kesindir. Bu durum, 1808 olaylarının seyrini doğrudan etkiledi: IV. Mustafa'nın oğlu olmadığı için hanedanın geleceği yalnızca III. Selim ve Şehzade Mahmud'un hayatına bağlıydı; Mustafa onları öldürterek kendini vazgeçilmez kılmayı denedi. Mahmud kurtulunca bu hesap tersine döndü ve Mustafa'nın kendi hayatı hanedan için tehdit haline geldi.
Annesi Ayşe Sineperver Sultan, oğlunun saltanatında valide sultan olarak Topkapı Sarayı'nda kaldı. Oğlunun tahttan indirilmesinden sonra Eski Saray'a gönderildi ve II. Mahmud döneminde İstanbul'da yaşamaya devam etti. 11 Aralık 1828'de öldü; Eyüp Sultan Camii haziresine gömüldü. Kızı Esma Sultan, kardeşinin öldürülmesinden sonra da sarayla ilişkisini korudu ve II. Mahmud'un en yakın aile bireylerinden biri oldu.
Kardeşleri arasında II. Mahmud ile ilişkisi, doğal olarak, hanedan tarihinin en trajik kardeş ilişkilerinden biridir. Aynı babadan, farklı annelerden doğan iki kardeş on sekiz yıl aynı sarayda kafes hayatı yaşadı. 28 Temmuz 1808'de biri diğerini öldürtmek istedi, dört ay sonra diğeri birini öldürttü. Bu olay, 1603'ten beri fiilen uygulanmayan kardeş katli geleneğinin son örneği sayılır.
Hibetullah Sultan ve Esma Sultan, II. Mahmud döneminde hanedan kadınları olarak devlet töreninde yer aldı; ikisi de II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi. IV. Mustafa'nın harem düzeni, tahttan indirildikten sonra dağıtıldı; kadınları Eski Saray'a gönderildi.
Kişiliği, Görünüşü ve Günlük Hayatı
12 / 15 · 1 dkIV. Mustafa hakkında çağdaş kaynakların tasviri olumsuzdur. Vakanüvis Asım, onu iradesiz ve çevresinin sözünden çıkmayan bir hükümdar olarak anlatır. Yabancı elçilik raporlarında, tahta çıktığında yirmi yedi yaşında olduğu, sarayın dışını hiç görmediği ve devlet işlerine yabancı olduğu yazılır. Bu tasvirlerin bir kısmının, onu tahttan indiren tarafın anlatısını yansıttığı unutulmamalıdır; IV. Mustafa'nın kendi bakış açısını aktaran bir kaynak yoktur.
Görünüşü hakkında Osmanlı padişah portrelerinden bilgi edinilebilir. Konstantin Kapıdağlı'nın padişah serisi ve Avrupa'da basılan gravürler onu orta boylu, yuvarlak yüzlü, kısa siyah sakallı, geleneksel kavuk ve kürklü kaftan içinde gösterir. Dönemin padişah kıyafeti hala klasik biçimdeydi; fes ve setre henüz saraya girmemişti.
Günlük hayatında saray geleneğini sürdürdü. Cuma selamlığı (padişahın cuma namazı için törenle camiye gidişi) düzenli yapıldı; halka görünme aracı buydu. Divan-ı Hümayun toplantılarına katıldığına dair kayıt azdır; devlet işlerini kaymakam ve şeyhülislam yürüttü. Bazı kaynaklar onun av ve Boğaz gezilerine düşkün olduğunu yazar.
Dini tutumu, ulemaya ve Şeyhülislam Ataullah Efendi'ye bağlılığıyla öne çıkar. Nizam-ı Cedid'e karşı çıkan ulema onu dindar ve geleneğe bağlı bir padişah olarak sundu. Bu konudaki değerlendirmeler, dönemin siyasi kutuplaşmasından bağımsız değildir.
Sağlığı hakkında bilgi yoktur; yirmi dokuz yaşında öldürüldüğünden, uzun süreli bir hastalığı kaydedilmemiştir.
Ölümü ve Alemdar Vakası
13 / 15 · 1 dkTahttan indirilen IV. Mustafa, 28 Temmuz 1808'den itibaren Topkapı Sarayı'nda gözetim altında tutuldu. II. Mahmud ve Alemdar, Nizam-ı Cedid'i Sekban-ı Cedid (yeni sekban ocağı) adıyla yeniden kurmaya girişti. Eylül-Ekim 1808'de ayanlarla Sened-i İttifak imzalandı. Bu adımlar yeniçerileri ve onların İstanbul'daki taraftarlarını yeniden harekete geçirdi. Alemdar'ın sert tutumu, Rumeli askerinin başkentte yarattığı rahatsızlık ve sekban ocağının kurulması, yeniçeri ocağını Alemdar'a karşı birleştirdi.
15 Kasım 1808 gecesi yeniçeriler Bab-ı Ali'ye saldırdı. Alemdar Mustafa Paşa az sayıda adamıyla sadaret konağında kuşatıldı. Kaynaklara göre paşa, konağın barut mahzenini ateşleyerek kendisiyle birlikte yüzlerce yeniçeriyi öldürdü; ölümü 16 Kasım 1808 olarak kaydedilir. İsyan saraya sıçradı. Yeniçeriler, II. Mahmud'un tahttan indirilmesini ve IV. Mustafa'nın yeniden padişah yapılmasını istedi.
II. Mahmud bu talebe kardeşini öldürterek karşılık verdi. IV. Mustafa, 17 Kasım 1808'de sarayda boğduruldu; bazı kaynaklar bu olayı 16 Kasım gecesine tarihler. Böylece yeniçerilerin tahta çıkarabileceği bir aday kalmadı; II. Mahmud, hanedanın hayattaki tek erkeği olarak vazgeçilmez hale geldi. Aynı günlerde sekbanlar ile yeniçeriler arasında şehirde çarpışma sürdü; Kaptanıderya Seyyid Ali Paşa'nın donanması yeniçeri kışlalarını denizden topa tuttu. Birkaç gün süren çatışma, II. Mahmud'un Sekban-ı Cedid'i kaldırmayı kabul etmesiyle bitti.
IV. Mustafa'nın cenazesi Bahçekapı'daki I. Abdülhamid Türbesi'ne, babasının yanına defnedildi. Öldüğünde yirmi dokuz yaşındaydı. Ölümüyle birlikte 1808'in iki taht değişikliği ve iki padişah ölümü tamamlanmış oldu: III. Selim 28 Temmuz'da, IV. Mustafa 17 Kasım'da öldürüldü.
Ölümünün sonrasında II. Mahmud, on sekiz yıl boyunca yeniçeri ocağıyla birlikte yaşamak zorunda kaldı. 1826'daki Vaka-i Hayriye ile ocağı kaldırdığında, 1808 olaylarının intikamını aldığı yorumu yapılır. IV. Mustafa'nın ölümü, hanedanı tek kişiye indirdiği için Osmanlı tarihinde bir dönüm noktasıdır; II. Mahmud'un oğullarından yetişkinliğe ulaşan ilki olan Abdülmecid 1823'te doğana kadar hanedanın geleceği tek bir hayata bağlı kaldı.
Mirası ve Tarihçilerin Değerlendirmesi
14 / 15 · 1 dkOsmanlı tarihçileri IV. Mustafa'ya olumlu bir yer vermez. Vakanüvis Asım Efendi, onu isyanın kuklası olarak anlatır ve III. Selim'in öldürülmesini hanedan tarihinin büyük suçlarından biri sayar. Şanizade ve sonraki vakanüvisler II. Mahmud döneminde yazdıkları için bu değerlendirmeyi sürdürür. Ahmed Cevdet Paşa, 19. yüzyılın ikinci yarısında yazdığı tarihinde 1807-1808 olaylarını ayrıntılı anlatır; IV. Mustafa'yı zayıf, Nizam-ı Cedid karşıtlarını ise devleti çöküşe sürükleyen kesim olarak değerlendirir.
Cumhuriyet dönemi tarihçileri de bu çizgiyi genel olarak korumuştur. İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve Enver Ziya Karal'ın Osmanlı tarihi çalışmaları, IV. Mustafa'yı bir reform dönemini kesintiye uğratan gerici bir isyanın ürünü olarak sunar. Ancak son dönem araştırmalar, 1807 isyanının yalnızca gericilik olarak açıklanamayacağını, Nizam-ı Cedid vergilerinin ve ayanların çıkar çatışmasının da isyanı beslediğini savunur. Bu bakışta IV. Mustafa, bir kişilik olarak değil, toplumsal güçlerin sahneye sürdüğü bir figür olarak ele alınır.
Yabancı tarihçiler, Stanford Shaw başta olmak üzere, 1807-1808 dönemini Osmanlı reform tarihinin kritik kırılması sayar. Shaw'a göre III. Selim'in ölümü, reformların on sekiz yıl gecikmesine yol açtı. Bu okumada IV. Mustafa'nın rolü, Selim'i öldürtme emriyle sınırlıdır ve bu emir, onun tarihteki tek belirleyici kararı olarak öne çıkar.
Popüler kültürde IV. Mustafa nadiren işlenir. Kabakçı İsyanı ve Alemdar Vakası, tarih romanlarında ve belgesellerde III. Selim ve II. Mahmud'un hikayesinin parçası olarak anlatılır; IV. Mustafa genellikle ikincil bir karakterdir. Cevri Kalfa'nın Şehzade Mahmud'u kurtarma anlatısı, halk arasında en çok bilinen sahnelerden biridir ve IV. Mustafa bu anlatıda kardeşini öldürtmek isteyen padişah olarak yer alır.
Mirası bir yokluk mirasıdır: eser bırakmadı, kanun çıkarmadı, sefer düzenlemedi. Tarihteki yeri, hanedanın erkek üyelerini tek kişiye indiren olayların merkezinde olmasından ve Osmanlı tarihinin son yeniçeri isyanı cülusu ile son padişah idamı arasındaki köprüyü oluşturmasından gelir. Bu iki olay, II. Mahmud'un ocağı kaldırma kararlılığını ve Tanzimat'a giden yolu anlamak için bilinmesi gereken olaylardır.
Aynı Yıllarda Dünya
15 / 15 · 1 dkIV. Mustafa'nın kısa saltanatı (1807-1808), Avrupa'da Napolyon Savaşları'nın doruğuna denk gelir. 7 Temmuz 1807'de Tilsit'te Napolyon ile Rus Çarı I. Aleksandr anlaştı; Prusya küçültüldü, Varşova Dükalığı kuruldu. Napolyon 1807 sonunda Portekiz'e, 1808'de İspanya'ya girdi; 2 Mayıs 1808'de Madrid'de ayaklanma çıktı ve İspanya'da yıllarca sürecek gerilla savaşı başladı. İngiltere, Fransa'nın Kıta Ablukası'na karşı deniz üstünlüğünü kullanıyordu; Wellesley (sonraki Wellington) Ağustos 1808'de Portekiz'e çıktı.
İngiltere'de 1807'de köle ticareti yasaklandı. Amerika Birleşik Devletleri'nde Başkan Jefferson, Aralık 1807'de İngiltere ve Fransa ile ticareti durduran Ambargo Yasası'nı çıkardı; Robert Fulton'un buharlı gemisi Clermont 1807'de Hudson Nehri'nde ilk düzenli seferine başladı. Latin Amerika'da Portekiz kraliyet ailesi Napolyon'dan kaçarak Kasım 1807'de Brezilya'ya doğru yola çıktı ve Rio de Janeiro'yu başkent yaptı; İspanyol sömürgelerinde bağımsızlık hareketlerinin zemini hazırlanıyordu.
Asya'da Kaçar İranı, Rusya ile 1804'ten beri savaştaydı ve 1807'de Fransa ile Finkenstein Antlaşması'nı yapmıştı. Hindistan'da İngiliz Doğu Hindistan Şirketi Maratha devletlerini bastırmış, Bengal'den Delhi'ye uzanan denetimini pekiştirmişti. Çin'de Qing hanedanı Jiaqing döneminde Beyaz Lotus isyanının son kalıntılarıyla uğraşıyordu. Japonya'da Tokugawa şogunluğu Rus gemilerinin Hokkaido kıyılarına gelişinden rahatsızdı. Bilimde 1807'de Humphry Davy potasyum ve sodyumu elektrolizle ayırdı; 1808'de Beethoven Beşinci ve Altıncı Senfonilerini Viyana'da ilk kez seslendirdi.
Kronoloji
30 olay- 18. yüzyıl
İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda doğdu; babası I. Abdülhamid, annesi Ayşe Sineperver Sultan.
Üvey kardeşi Şehzade Mahmud (II. Mahmud) doğdu.
Babası I. Abdülhamid öldü; amcasının oğlu III. Selim tahta çıktı. Mustafa kafes hayatına başladı.
III. Selim Nizam-ı Cedid ordusunu ve İrad-ı Cedid hazinesini kurdu.
Fransa Mısır'ı işgal etti; Osmanlı-Fransız savaşı başladı.
- 19. yüzyıl
Nizam-ı Cedid'in Rumeli'ye yayılma girişimi Edirne'de ayanların direnişiyle durdu.
Rusya Eflak ve Boğdan'ı işgal etti, Osmanlı-Rus Savaşı başladı.
İngiliz kuvvetleri İskenderiye'den çekildi.
İngiliz Amiral Duckworth'un filosu Çanakkale'yi geçip İstanbul önüne geldi, geri çekildi.
Rumeli Feneri'ndeki yamaklar ayaklandı; Kabakçı Mustafa İsyanı başladı.
III. Selim Nizam-ı Cedid'i kaldırdığını ilan etti.
III. Selim tahttan indirildi; IV. Mustafa tahta çıktı.
Çelebi Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Arpaçay Muharebesi: Yusuf Ziya Paşa komutasındaki ordu Ruslara yenildi.
Aynoroz (Athos) Deniz Muharebesi: Osmanlı donanması Senyavin'in Rus filosuna yenildi.
Tilsit Antlaşması: Napolyon ile Çar I. Aleksandr anlaştı, Fransa Osmanlı'yı yalnız bıraktı.
Rusya ile Slobozia (Yergöğü) Mütarekesi imzalandı.
Temmuz 1808: Hacı Ali Ağa Rumeli Feneri'nde Kabakçı Mustafa'yı öldürdü.
Sened-i İttifak imzalandı (kaynaklarda 29 Eylül ve 7 Ekim tarihleri verilir).
Sekban-ı Cedid ocağı kuruldu.
Kasım 1808: Bahçekapı'daki I. Abdülhamid Türbesi'ne, babasının yanına defnedildi.
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli kuvvetleriyle İstanbul'a girdi; Şeyhülislam Ataullah Efendi ve Köse Musa Paşa görevden alındı.
Alemdar saraya yürüdü; IV. Mustafa'nın emriyle III. Selim öldürüldü, Şehzade Mahmud kurtuldu. IV. Mustafa tahttan indirildi, II. Mahmud tahta çıktı.
Alemdar Mustafa Paşa sadrazam oldu.
Yeniçeriler Bab-ı Ali'ye saldırdı; Alemdar Vakası başladı.
Alemdar Mustafa Paşa barut mahzenini ateşleyerek öldü; Çavuşbaşı Memiş Paşa sadrazam oldu.
IV. Mustafa, II. Mahmud'un emriyle sarayda boğduruldu (bazı kaynaklar 16 Kasım gecesi).
II. Mahmud Sekban-ı Cedid'i kaldırmayı kabul etti; ayaklanma sona erdi.
İngiltere ile Kale-i Sultaniye Antlaşması imzalandı; savaş bitti.
Annesi Ayşe Sineperver Sultan öldü.
Savaşlar ve Seferler
2 kayıtAntlaşmalar
1 antlaşmaSadrazamları
4 sadrazamTuğrası
Padişah nişanıMustafa Han bin Abdülhamid el-muzaffer dâimâ
IV. Mustafa'nın on dört aylık saltanatına ait tuğralı belge sayısı çok azdır; Nizam-ı Cedid'in kaldırılmasına ilişkin fermanlar ve isyancılara verilen güvence belgesi bu tuğrayla çekilmiştir. Biçim olarak babası I. Abdülhamid ve kardeşi II. Mahmud'un tuğralarıyla aynı üslup ailesindendir.
- Anlamı
- Abdülhamid oğlu Mustafa Han, daima muzaffer
- Okunuşu
- Mustafâ-yı Râbi'
Aile Ağacı
31 kişi
19. kuşakErtuğrul Gazi
18. kuşakOsman Gazi1299-1324
17. kuşakOrhan Gazi1326-1362
16. kuşakMurad Hüdavendigar1362-1389
15. kuşakYıldırım Bayezid1389-1402
14. kuşakÇelebi Mehmed1413-1421
13. kuşakII. Murad1421-1444 · 1446-1451
12. kuşakFatih Sultan Mehmed1444-1446 · 1451-1481
11. kuşakII. Bayezid1481-1512
10. kuşakYavuz Sultan Selim1512-1520
9. kuşakKanuni Sultan Süleyman1520-1566
8. kuşakII. Selim1566-1574
7. kuşakIII. Murad1574-1595
6. kuşakIII. Mehmed1595-1603
5. kuşakI. Ahmed1603-1617
4. kuşakSultan İbrahim1640-1648
3. kuşakIV. Mehmed1648-1687
2. kuşakIII. Ahmed1703-1730
1. kuşakI. Abdülhamid1774-1789
KendisiIV. Mustafa1807-1808
I. Abdülhamid1774-1789
Ayşe Sineperver Sultan1761-1828
Şevkinur Kadın
Dilpezir Kadın
Seyyare Kadın
Peykidil Kadın
IV. Mustafa1807-1808
Emine Sultan1809
Şehzade Ahmed
II. Mahmud1808-1839
Esma Sultan1778-1848
Hibetullah Sultan1789-1841
Ayşe Athermelik Dürrüşehvar HanımÇağdaşları
5 kişiİlkler ve Enler
4 başlıkOsmanlı Padişahları
36 padişah · 623 yıl



































Yanlış Bilinenler
5 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
13 soruIV. Mustafa'nın annesi kimdir?
IV. Mustafa döneminde hangi savaşlar oldu?
IV. Mustafa nasıl öldü?
IV. Mustafa kimin oğludur?
IV. Mustafa'nın çocuğu var mıydı?
IV. Mustafa'nın türbesi nerede?
IV. Mustafa nasıl tahta çıktı?
IV. Mustafa kaç yıl tahtta kaldı?
IV. Mustafa'dan sonra tahta kim geçti?
IV. Mustafa kaçıncı Osmanlı padişahıdır?
IV. Mustafa neden tahttan indirildi?
III. Selim'i IV. Mustafa mı öldürttü?
IV. Mustafa'nın sadrazamları kimlerdir?
Son güncelleme: 3 Eylül 2026