
Hüsrev Paşa
خسرو پاشاBoşnak Hüsrev Paşa·Gazi Hüsrev Paşa·Ekrem Hüsrev Paşa·Hüsrev Ağa
Hüsrev Paşa, 1628-1631 yıllarında IV. Murad'a sadrazamlık yapan ve Abaza Mehmed Paşa isyanını sona erdiren Boşnak asıllı Osmanlı devlet adamıdır.
Hüsrev Paşa Kimdir?
16 dk okumaHüsrev Paşa, 6 Nisan 1628 ile 25 Ekim 1631 tarihleri arasında üç yıl altı ay on dokuz gün vezîriâzamlık yapan Osmanlı devlet adamı ve komutanıdır. Görevinin tamamı IV. Murad'ın saltanatındadır. Kaynaklarda Boşnak Hüsrev Paşa ve Gazi Hüsrev Paşa adlarıyla da geçer.
Bosna kökenlidir ve Enderun'da yetişti. Sarayda çeşitli hizmetlerde bulunduktan sonra silahdarlığa, 1623 yılının sonlarında yeniçeri ağalığına getirildi. Bu sıfatla 1624 ve 1625 yıllarındaki doğu seferlerine katıldı; 1625 yılında başlayan Bağdat kuşatmasında görev aldı. Kuşatmanın sonuç vermemesi üzerine görevinden alındı, 1627 yılının mart ayında kubbe vezirliğine getirildi.
Sadarete, Abaza Mehmed Paşa isyanının bastırılamaması üzerine toplanan Meşveret Meclisi'nin ardından getirildi. Mühr-i hümayun kendisine İzmit'te teslim edildi. İlk işi isyan üzerine sefer düzenlemek oldu; Erzurum kuşatıldı ve Abaza Mehmed Paşa 1628 yılının eylül ayında teslim oldu. Altı yıla yakın süren isyan böylece sona erdi.
1629 yılında Bağdat'ı geri almak üzere doğu seferine çıktı. Şehrizol bölgesinde Gülanber Kalesi'ni yeniden inşa ettirdi, Mihriban Kalesi'ni aldı, Hemedan'a kadar ilerledi ve 1630 yılının ekim ayında Bağdat'ı kuşattı. Otuz dokuz gün süren kuşatma sonuç vermedi. Ertesi yıl seferin ertelenmesi ve merkezdeki muhalefet üzerine 25 Ekim 1631 tarihinde azledildi.
Azlinden sonra Tokat'a çekildi. Başkentte çıkan ayaklanmalardan sorumlu tutuldu ve 1632 yılında Tokat'ta öldürüldü. Ölümü, IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasına giden olaylar dizisinin parçasıdır.
Yeniçeri ağalığına getirildi; tayin için 1623 yılının ekim ve kasım aylarına denk gelen bir kayıt verilir.
Doğumu ve Kökeni
01 / 21 · 1 dkHüsrev Paşa'nın doğum yılı bilinmez. Biyografisini veren kaynaklar Bosnalı olduğunda ve saray içinde yetiştiğinde birleşir. Doğum yerine dair Bosna sancağı dışında bir ayrıntı verilmez. Bu sebeple künyesinde doğum tarihi ve doğum yeri için kesin bir kayıt yazılamaz.
Babasının kimliği doğrudan bir kayıtla tespit edilmiş değildir. Eskişehir'in Han ilçesindeki külliyesi için düzenlediği vakfiyede kardeşinin adı İbrahim Paşa b. Hızır Paşa biçiminde geçer. Buna dayanarak babasının Hızır adında bir kişi olduğu sonucuna varılır. Hızır Paşa'nın hangi görevlerde bulunduğu bilinmemektedir.
Annesinin adı kayıtlarda yer almaz. Bu, on yedinci yüzyıl Osmanlı devlet adamlarının çoğu için olağan bir durumdur; kayıt genellikle kişinin saraya girişi ya da ilk resmî görevi ile başlar.
Bosna, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Osmanlı merkez teşkilatına en çok görevli veren bölgelerdendir. Aynı yüzyıl içinde bu yöreden yetişip sadaret makamına ulaşan başka isimler de vardır.
Kaynaklarda Boşnak Hüsrev Paşa, Gazi Hüsrev Paşa ve Ekrem Hüsrev Paşa adlarıyla anılır. Bu adlandırmaların amacı, aynı adı taşıyan diğer Osmanlı devlet adamlarından ayırt etmektir. Sadrazamlık öncesindeki dönemde belgelerde Hüsrev Ağa olarak geçer.
Sarayda Yetişmesi ve Silahdarlık
02 / 21 · 1 dkSaraya nasıl girdiği bilinmemekle birlikte Enderun'da yetiştiği bütün kaynaklarda kayıtlıdır. Enderun, Topkapı Sarayı içinde kurulmuş, devlet hizmetine görevli yetiştiren okuldur; öğrenciler odalara ayrılır ve kademe kademe yükselirdi.
Sarayda çeşitli hizmetler gördükten sonra silahdarlığa getirildi. Silahdar, padişahın silahlarını taşıyan ve has odada görev yapan üst düzey görevliydi. Bu makam, saray içindeki en yakın hizmet kadrolarından biriydi ve buradan devletin üst yönetim kademelerine geçiş olağandı.
Saraydan çıkışı yeniçeri ağalığına tayin edilmesiyle oldu. Bu tayinin tarihi olarak 1623 yılının ekim ve kasım aylarına denk gelen bir kayıt verilir. Tayin, Genç Osman'ın öldürülmesinden sonraki karışık bir dönemde yapıldı.
O sırada devlet iki ağır meseleyle uğraşıyordu. Birincisi, başkentte kapıkulu ocaklarının yönetim üzerindeki ağırlığıydı. İkincisi, Erzurum beylerbeyi Abaza Mehmed Paşa'nın Genç Osman'ın öldürülmesini gerekçe göstererek ayaklanmasıydı.
Yeniçeri ağalığı, ocağın başındaki komutanlık makamıydı ve doğrudan padişaha bağlıydı. Bu görev, Hüsrev Ağa'nın devletin askerî yönetiminde ön sıraya geçmesini sağladı ve sonraki on yıl boyunca adının sefer kayıtlarında geçmesinin başlangıcı oldu.
Yeniçeri Ağalığı ve İlk Doğu Seferleri
03 / 21 · 1 dkSafevîlerin 1624 yılının ocak ayında Bağdat'ı ele geçirmesi, doğu cephesini devletin birinci meselesi haline getirdi. Abaza Mehmed Paşa isyanını bastırmak ve Bağdat'ı geri almak üzere serdar tayin edilen Sadrazam Çerkez Mehmed Paşa ile birlikte 1624 yılının haziran ayında sefere çıktı.
Aynı yılın eylül ayında Abaza kuvvetleri Kayseri yakınlarında yenilgiye uğratıldı. Hüsrev Ağa bu muharebede görev aldı. Ordu Tokat'a çekilip Bağdat seferine hazırlanırken sadrazam öldü.
Boşalan serdarlık için Diyarbekir beylerbeyi Hafız Ahmed Paşa'nın tayin edilmesini padişaha arz etti. Arz kabul edildi ve Hafız Ahmed Paşa 8 Şubat 1625 tarihinde hem sadrazamlığa hem serdarlığa getirildi. Dönem kaynakları, Hüsrev Ağa'nın kendisinin de sadrazam adayları arasında bulunduğunu sonradan öğrenince bu teklifinden pişmanlık duyduğunu kaydeder.
Yeni serdarla birlikte Bağdat seferine katılmak üzere Tokat'tan ayrıldı. Sefer, ordunun başında bir sadrazamın bulunduğu uzun süreli harekâtlardan biridir.
Bu dönem, Hüsrev Ağa'nın doğu coğrafyasını ve ikmal güçlüklerini yakından tanıdığı zaman aralığıdır. Sonraki yıllarda kendi yönettiği seferlerde aldığı kararların birçoğu bu ilk tecrübeye dayandırılır.
Osmanlı ordusu Bağdat'ı kuşattı.
1625 Bağdat Kuşatması
04 / 21 · 1 dkOsmanlı ordusu 13 Kasım 1625 tarihinde Bağdat'ı kuşattı. Şehir iki yıl önce Safevî Devleti'nin eline geçmişti ve geri alınması doğu siyasetinin merkezindeydi.
Ertesi yılın mart ayında Safevî hükümdarı I. Abbas otuz bin kişilik bir orduyla şehrin yardımına geldi. Kuşatmayı sürdüren Osmanlı ordusu, bir yanda şehir surları bir yanda gelen yardım kuvveti arasında kaldı. Kaynaklar bu durumun aşılmasında Hüsrev Ağa'nın rolünü ayrıca kaydeder ve kendisine bu sırada gönderilen bir hatt-ı hümayundan söz eder.
Ancak ordunun ihtiyaçları karşılanamadı. Yedi ay yirmi gün süren kuşatma 3 Temmuz 1626 tarihinde sonuç alınamadan kaldırıldı. Ordu kışlamak üzere Diyarbekir'e çekildi.
Kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanması hem sadrazamın hem yeniçeri ağasının görevden alınmasına yol açtı. Sadarete ikinci defa Kayserili Halil Paşa, yeniçeri ağalığına ise Çavuşbaşı Ali getirildi.
Bir süre sonra IV. Murad tarafından başkente çağrılan Hüsrev Ağa, 1627 yılının mart ayında kubbe vezirliğine getirildi. Kubbe veziri, Divan-ı Hümayun toplantılarına katılan ve belirli bir görev bölgesi bulunmayan vezirdi. Bu tayinle vezirlik rütbesine yükseldi ve sadrazam adayları arasına girdi.
Sadrazamlığa Getirilişi
05 / 21 · 1 dk1627 yılında Sadrazam Kayserili Halil Paşa, Abaza Mehmed Paşa üzerine yürüdü. Erzurum önündeki kuşatma yetmiş gün sürdü ve sonuç vermedi; ordu Tokat kışlağına çekilmek zorunda kaldı. Bu başarısızlık üzerine 1628 yılının nisan ayı başında sadrazam görevden alındı.
Yeni sadrazamın belirlenmesi için Meşveret Meclisi toplandı. Şeyhülislam Zekeriyyazade Yahya Efendi, Hüsrev Paşa'nın sadarete getirilmesini teklif etti. Teklife karşı çıkan olmadı; padişahın da kendisine güveni vardı.
Kıdem sırasına göre sadaret kaymakamı Receb Paşa'nın sadrazam olması bekleniyordu. Bu sebeple karar mecliste açıklanmadı. Hüsrev Paşa önce Diyarbekir beylerbeyiliğine tayin edilerek yola çıkarıldı; arkasından gönderilen kapı kethüdası mühr-i hümayunu kendisine İzmit'te teslim etti. Tayin tarihi 6 Nisan 1628'dir.
Aynı zamanda Abaza Mehmed Paşa üzerine serdar tayin edildi. Kendisine gönderilen beratta önce isyanın bastırılması, ardından İran üzerine yürünmesi isteniyor ve geniş yetkiler tanınıyordu.
Bu tayin biçimi, dönemin siyasi dengelerini gösterir: karar sarayda alınmış, ilan edilmeden uygulanmış ve mühür başkent dışında teslim edilmiştir. Hüsrev Paşa, sadrazamlık mührünü İstanbul'da değil yol üzerinde alan vezirlerdendir.
Abaza Mehmed Paşa İsyanının Sona Ermesi
06 / 21 · 1 dkİzmit'te sefer hazırlıklarını tamamladıktan sonra ordu ile birleşmek üzere Tokat'a hareket etti. Yol boyunca disiplini sıkı tuttu ve askerin halka zarar vermesini önledi. Bu tutum, güzergâh üzerindeki yerleşimlerde kendisine destek sağladı.
Abaza Mehmed Paşa'ya bağlı olanlar teker teker gelip orduya katılmaya başladı. Hüsrev Paşa katılanlara görevler verdi ve karşı tarafın gücünü bu yolla azalttı. 1628 yılının haziran ayında Tokat'a ulaştı ve yedi hafta burada kalarak bilgi topladı.
Bu sırada Abaza Mehmed Paşa İran şahından yardım istemişti. Şah bir birlik gönderdiği gibi ordusunu da Azerbaycan'da hazır tuttu. Erzurum'un da Bağdat gibi elden çıkabileceği düşüncesiyle harekete geçildi.
Ordu Tokat'tan hızla yola çıktı ve Erzurum kuşatıldı. Kuşatmanın başlangıcı için 5 Eylül ve 6 Eylül 1628 tarihleri verilir. Kaleye gizlice adam sokularak savunucuların bir bölümü kazanıldı; isyancı askerler gruplar halinde kaleden ayrılıp orduya katıldı.
Savunmanın sürdürülemeyeceğini gören Abaza Mehmed Paşa teslim olmak istediğini bildirdi. Dört gün süren pazarlığın ardından teslim oldu. Teslim tarihi kaynakların bir kısmında 18 Eylül, bir kısmında 22 Eylül 1628 olarak verilir. Altı yıla yakın süren isyan böylece sona erdi.
Yedi ay yirmi gün süren Bağdat kuşatması sonuç alınamadan kaldırıldı; bunun üzerine yeniçeri ağalığından alındı.
Başkente Dönüş ve Artan Nüfuz
07 / 21 · 1 dkErzurum'u istilaya gelen bir İran birliği aynı sırada Kars valisi tarafından dağıtıldı ve birliğin kumandanı Şemsi Han esir alındı. Hüsrev Paşa, 1624 yılının mayıs ayından beri aralıksız sefer halinde bulunan ordunun başkente dönme isteğini kabul ederek Erzurum'dan ayrıldı.
Yanında Abaza Mehmed Paşa ve Şemsi Han olduğu halde zafer alayıyla başkente girdi. Giriş tarihi kaynakların bir kısmında 9 Kasım, bir kısmında 9 Aralık 1628 olarak verilir. Alayda esir alınan Kars valisi Köse Sefer Paşa da halka gösterildi.
Teslim şartları çerçevesinde Abaza Mehmed Paşa affedildi ve Bosna valiliğine tayin edildi. IV. Murad, ağabeyi Genç Osman'ın öldürülmesini gerekçe gösteren bu isyancıya af verilmesini kabul etmişti.
Kazanılan sonuç, sadrazamın yetkisini belirgin biçimde artırdı. Kaynaklar bu dönemde kararlarına karşı çıkılmadığını kaydeder.
Yeniçeri katibi Mehmed Efendi'nin azli bu durumun örneğidir. Padişahın izni olmadan yeniçeri kaydetmemek üzere kesin emir almış olan katip, sadrazamın çok sayıda acemi oğlanını ocağa kaydetme emrini yerine getiremeyeceğini bildirdi. Sahte esameleri temizlediği için ocak içinde de tepki toplamış olan katip görevden alındı ve yerine sadrazamın adamı tayin edildi. Daha önce yeniçeri ağası da aynı şekilde değiştirilmişti.
Doğu Seferinin Başlaması
08 / 21 · 1 dk1629 yılının temmuz ayında yeni bir şark seferi için ordu ile birlikte Üsküdar'a geçti. Hedef, Safevî Devleti'nin elindeki Bağdat'ı geri almaktı.
Ordunun Üsküdar'daki ordugâhı, sağanak ve sel sebebiyle zarar gördü. Dönem kayıtları, bu olayın ordu içinde seferin sonucuna dair olumsuz yorumlara yol açtığını aktarır.
Sefer güzergâhı Konya ve Halep üzerinden geçti. Kaynaklar, ordunun arkasında kalacak yerleşimlerde geniş çaplı öldürme olaylarının yaşandığını kaydeder. Bu kayıtlar dönemin vakayinamelerinde ayrıntılı biçimde yer alır ve sadrazam hakkında başkente ulaşan şikâyetlerin başlıca konusu olmuştur.
Ordu 17 Aralık 1629 tarihinde Musul'a ulaştı. Denizyoluyla başkentten Payas'a sevk edilen kuşatma topları burada teslim alındı.
Görülmemiş ölçüde yağan yağmurlar Mezopotamya ovalarını su altında bıraktı. Suların çekilmesi kırk iki gün beklendi. Ordu 28 Ocak 1630 tarihinde Bağdat yönünde ilerlemek üzere Musul'dan ayrıldı.
Şemamik menzilinde toplanan harp meclisi, arazinin hâlâ bataklık olması sebebiyle Bağdat'ın hemen kuşatılamayacağına karar verdi. Bunun yerine Kerkük ve çevresini kapsayan Şehrizol bölgesinin emniyet altına alınması kararlaştırıldı. Yol üzerindeki bazı Kürt aşiret beyleri kendiliklerinden gelip bağlılıklarını bildirdi.
Gülanber Kalesi ve Mihriban
09 / 21 · 1 dkHüsrev Paşa, Şehrizol sancağının eski merkezi olan Gülanber Kalesi'nin yeniden inşa edilmesini emretti. Kale Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış, Safevî Şahı I. Abbas'ın bölgeyi ele geçirmesi sırasında onun emriyle yıktırılmıştı.
Kaleyi İran'a karşı askerî bakımdan gerekli gören sadrazam, inşaatın tamamlanması için 16 Mart ile 4 Mayıs 1630 tarihleri arasında elli gün burada kaldı. Bu bekleyiş, dönem kaynaklarında seferin gecikmesinin başlıca sebeplerinden biri olarak kaydedilir ve sonraki azlinde de gerekçe olarak öne sürülmüştür.
İnşaat sürerken Şehrizol'un emniyeti açısından önem taşıyan Hemedan yolu üzerindeki Mihriban Kalesi'nin alınmasına girişildi. On bin kişilik Osmanlı birliği, Hanıhanan Zeynel Han kumandasındaki kırk bin kişilik Safevî ordusunu yenilgiye uğrattı ve kaleyi ele geçirdi. Tarih 5 Mayıs 1630'dur.
Mihriban'ın alınması, İran içlerine yürüme kararının dayanağı oldu. Sadrazamın planı, Safevî başkenti Kazvin ile İsfahan yönünde ilerleyerek karşı tarafı yıpratmak ve böylece Bağdat'ın geri alınmasını kolaylaştırmaktı.
15 Mayıs tarihinde Mihriban'dan Hemedan'a hareket edildi. Yolda huzuruna kabul ettiği Hazo beyinin suikast girişiminden kurtulduğu kaydedilir.
Vezîriâzamlığa getirildi; mühr-i hümayun kendisine İzmit'te teslim edildi. Aynı zamanda Abaza Mehmed Paşa üzerine serdar tayin edildi.
Hemedan ve Dergezin Harekâtı
10 / 21 · 1 dkOsmanlı ordusu 9 Haziran 1630 tarihinde Hemedan'a girdiğinde terk edilmiş bir şehirle karşılaştı. Şah, şehri boşaltmış, erzak ve eşyayı toprak altına gömdürmüştü. Ordu gizlenen eşyayı ortaya çıkarıp topladıktan sonra şehri yaktı.
15 Haziran tarihinde Hemedan'dan hareket edildi ve üç gün sonra Dergezin'e varıldı. Bu kasaba da tahrip edildi. Tahriplerin amaçlarından biri, şahı Bağdat'ı geri vermeye zorlamaktı.
Safevî hükümdarı meydan muharebesine girmedi. Bunun yerine dağlık bölgede yıpratma ve tacize dayalı bir savaş yürüttü, ikmal yollarını keserek ordunun iaşesini güçleştirdi. Osmanlı ordusu ilerledikçe önünde boşaltılmış şehir ve köyler buldu.
İkmal yapılamaması ordunun gücünü azalttı. Yeniçeriler daha ileriye gidemeyeceklerini bildirmeye başladı. Dergezin'de toplanan harp meclisinde Kazvin seferi görüşüldü ve asıl hedefin Bağdat olduğu gerekçesiyle bu seferden vazgeçildi.
21 Haziran tarihinde Dergezin'den Bağdat'a hareket edildi. Yolda Çemhal ovasında Luristan hâkiminin saldırısı püskürtüldü; bu çarpışmanın tarihi 14 Temmuz 1630'dur. Ordu ağustos ayının başlarında Bağdat civarına ulaştı.
Bu harekât, Osmanlı ordusunun on yedinci yüzyılda İran içlerinde ulaştığı en uzak noktalardandır.
1630 Bağdat Kuşatması
11 / 21 · 1 dkBağdat 6 Ekim 1630 tarihinde kuşatma altına alındı. Bu, şehrin Safevî Devleti'nin eline geçmesinden sonra düzenlenen ikinci Osmanlı kuşatmasıydı.
Şehri savunan İran ordusu kuşatma boyunca huruç harekâtları düzenledi. 26 Ekim tarihindeki huruç sırasında ve 9 Kasım tarihinde girişilen genel saldırıda Osmanlı ordusu ağır kayıplar verdi.
Otuz dokuz gün süren kuşatma, 14 Kasım 1630 tarihinde sonuç alınamadan kaldırıldı. Kuşatmanın kaldırılmasının sebepleri olarak ikmal güçlükleri, savunmanın direnci ve mevsim şartları kaydedilir.
Sadrazam 20 Kasım tarihinde on bin kişilik bir kuvveti Hille muhafızlığına gönderdi ve orduyu 12 Aralık tarihinde Musul'a getirdi. Eyalet askerlerini memleketlerine göndererek kışı Musul'da geçirmeye karar verdi.
Safevî kuvvetlerinin faaliyeti bu kararı uygulanamaz hale getirdi. Otuz bin kişilik bir Safevî ordusu Gülanber Kalesi'ni ele geçirdi ve Şehrizol beylerbeyi Arnavut Mustafa Paşa öldürüldü. Yardıma gönderilen Parmaksız Mustafa Paşa, Abdal Paşa ve Ömer Paşa yenilgiden sonra Musul'a geldiklerinde sadrazamın emriyle idam edildi; tarih 23 Aralık 1630'dur.
Bu üç idam, başkente ulaşan şikâyetlerin somut dayanağı oldu ve sonraki azil kararında gerekçe olarak sayıldı.
Musul, Mardin ve Bekleyiş Yılı
12 / 21 · 1 dkSafevî kuvvetleri Hille'yi de alarak Musul'u tehdit etmeye başlayınca ordu Mardin'e nakledildi. Hüsrev Paşa 22 Ocak 1631 tarihinde Musul'dan ayrıldı.
Ayrılmadan önce Musul Kalesi'nin tahkimini ve harap olan şehir surlarının tamirini emretti. Malzeme, usta ve işçi temini için Diyarbekir ve Urfa valileri görevlendirildi. İlkbaharda başlayan çalışmayla Musul şehri sur içine alındı, kale tahkim edildi ve büyük kuleler inşa edildi.
Mardin'e vardıktan sonra yeniden sefer hazırlığına girişti. Başkente yazarak para ve Kırım'dan otuz bin asker gönderilmesini istedi. İstediği para hemen gönderildi, Kırım askeri için de emir yazıldığı bildirildi.
Bir süre Mardin önlerindeki karargâhta kaldıktan sonra Mardin'in güneybatısındaki Koçhisar'a geçti. Yazın tamamını Kırım askerini beklemekle ve sefer güzergâhını belirlemekle geçirdi.
Eylül ayında Musul üzerinden Bağdat seferine çıkma kararı verdiğinde yeniçeriler ve sipahiler ayaklandı. Aylardır beklemekten yorgun düştüklerini ileri sürerek seferin gelecek yıla ertelenmesini istediler; ayaklanmanın tarihi 6 Eylül 1631'dir.
Sadrazam bu isteği kabul etmek zorunda kaldı. Cephane ve mühimmatı Musul'a gönderip Diyarbekir'de kışlamak üzere Koçhisar'dan hareket etti. Diyarbekir yolunda Samsun üzerinden gelen Kırım askeri orduya katıldı.
Erzurum kuşatıldı; kuşatmanın başlangıcı için 5 Eylül ve 6 Eylül tarihleri verilir.
Azli
13 / 21 · 1 dkHüsrev Paşa Diyarbekir'e vardıktan sonra yeniçeri ağasını burada bıraktı, bölük ağalarının Trablusşam'da, Kırım askerinin Erzurum Hasankale'de kalmasını emretti ve ilkbaharda Bağdat seferine çıkılacağını başkente bildirdi. Bu sırada azledildiğinden henüz haberi yoktu.
Başkentte azil kararı verilmiş ve yerine ikinci defa Hafız Ahmed Paşa getirilmişti. Tarih 25 Ekim 1631'dir. Üç yıl altı ay on dokuz gün süren sadaret böylece sona erdi.
Azlin doğrudan sebebi olarak, sadrazamın yanındaki sipahileri teşvik ederek kendisine muhalif olan Hafız Ahmed Paşa ile Başdefterdar Mustafa Paşa'nın orduya gönderilmesini istemesi gösterilir. Kaynaklar, bu iki ismin Şeyhülislam Zekeriyyazade Yahya Efendi ile birlikte hareket ederek azli sağladığını aktarır.
Padişaha iletilen gerekçeler üç başlıkta toplanır: Şehrizol, Hille ve Musul yönlerinde askerin dağıtılarak ordunun zayıflatılması, kale inşaatıyla vakit geçirilmesi ve çok sayıda görevlinin idam edilmesi.
Hüsrev Paşa mührü kapıcılar kethüdasına teslim etti. Yanındaki askeri yatıştırdıktan sonra maiyetiyle birlikte Tokat'a hareket etti. Yolda nikris hastalığı arttığı için Tokat'ta kaldı. Nikris, eklem iltihabıyla seyreden ve dönem kayıtlarında sık geçen bir rahatsızlıktı.
Azlinin Ardından Çıkan Ayaklanmalar
14 / 21 · 1 dkAzil haberi doğuda bulunan orduda karşılık buldu. Diyarbekir'deki yeniçeriler ve sipahiler ayaklandı. Yeniçeriler Hüsrev Paşa lehine padişaha dilekçe göndermek istedi; sipahi ileri gelenleri ise Anadolu'nun çeşitli yerlerine dağılarak onun yeniden sadarete getirilmesi için hazırlığa girişti.
Bu maksatla Seydişehir ve Beyşehir yörelerinde Deli İlahi, Konya'da Rum Mehmed, Afyonkarahisar'da Baba Ömer, Aydın'da Kınalıoğlu, Eskişehir ile İnönü'de Kör Ali, İskilip'te Köse Şaban adlı kişiler etraflarına kuvvet topladı. Birbirleriyle sözleşerek aynı talebi dile getirdiler.
Yeni sadrazamın konağında yapılan toplantıda, askeri yatıştırmak amacıyla kapıkulunun başkente çağrılmasına karar verildi. Çağrıya uyan yeniçerilerle birlikte sipahi ileri gelenleri de ulufe alma gerekçesiyle başkentte toplandı.
7 Şubat 1632 tarihinde ayaklanma başladı. Atmeydanı'nda toplanan kapıkulu askerleri, Hüsrev Paşa'nın azline sebep olmakla suçladıkları Sadrazam Hafız Ahmed Paşa, Şeyhülislam Yahya Efendi ve Başdefterdar Mustafa Paşa'nın da aralarında bulunduğu on yedi kişinin kendilerine teslimini istedi.
IV. Murad başlangıçta direndi, iki defa ayak divanına çıkmak zorunda kaldı. Sarayın iç kapısına kadar gelen kalabalık karşısında Hafız Ahmed Paşa teslim edildi ve padişahın gözü önünde öldürüldü. Sadarete Topal Receb Paşa getirildi; tarih 10 Şubat 1632'dir.
Tokat'ta Öldürülmesi
15 / 21 · 1 dkBaşkentteki olaylardan sorumlu tutulan Hüsrev Paşa hakkında padişah karar verdi. Özi muhafızı Murtaza Paşa Diyarbekir beylerbeyiliğine gönderilerek bu kararın uygulanmasıyla görevlendirildi ve kendisine gizli bir hatt-ı hümayun verildi.
Hüsrev Paşa Tokat'ta hasta yatağındaydı. Yeniçeriler ve sipahiler tarafından korunuyordu. Murtaza Paşa büyük bir kuvvetle Tokat'a geldiğinde şehre sokulmadı; şehir halkının da desteklediği kuvvetler gelen birlikleri geri püskürttü.
Çarpışma sürerken Murtaza Paşa padişah fermanını şehrin kadısına gönderdi ve konağın topa tutulmasını emretti. Aynı zamanda kararı halka açıkladı. Bunun üzerine Tokat halkı çarpışmadan çekildi.
Konağı kuşatılan Hüsrev Paşa adamlarına mücadeleyi bırakmalarını ve padişahın emrine uymalarını bildirdi. Murtaza Paşa, tuzak olabileceği düşüncesiyle yanına gitmedi; kethüdası ile fermanı gönderdi. Hüsrev Paşa fermanı okuduktan ve namazını kıldıktan sonra hükmün yerine getirilmesini kabul etti.
Öldüğüne delil olmak üzere kesik başı başkente gönderildi. Ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 1632 yılının şubat ayı sonu, bir kısmında 11 Mart 1632 olarak verilir. Kesik başının başkente ulaşması için 2 Mart 1632 tarihini veren kayıt da vardır. Defnedildiği yer kayıtlarda geçmez.
Abaza Mehmed Paşa teslim oldu ve altı yıla yakın süren isyan sona erdi; teslim tarihi kaynaklarda 18 Eylül ve 22 Eylül olarak farklı verilir.
Ölümünden Sonraki Gelişmeler
16 / 21 · 1 dkÖlüm haberi başkentte yeni bir ayaklanma başlattı. Kapıkulu askeri saraya yürüdü; bu yürüyüşün tarihi olarak 12 Mart 1632 verilir. Asiler padişahı ayak divanına çıkardı, Hüsrev Paşa'nın öldürülmesinden sonra kendilerine güvenlerinin kalmadığını bildirdi, olaya sebep olanların teslimini ve saraydaki şehzadelerin hayatı için kefil istedi.
Karışıklık, IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasına kadar sürdü. Topal Receb Paşa 18 Mayıs 1632 tarihinde divanda boğduruldu ve yerine Tabanıyassı Mehmed Paşa getirildi. Zorbaların tasfiyesi bundan sonra başladı.
Bu yönüyle Hüsrev Paşa'nın azli ve ölümü, IV. Murad'ın saltanatındaki kırılma noktasıdır. 1623 yılından beri süren, kararların kapıkulu ocakları ile saray çevresi arasında alındığı dönem 1632 yılında kapandı.
Hüsrev Paşa'nın adı bu olaylar zincirinde iki yönlü geçer. Bir yandan azlinin doğurduğu tepki ayaklanmaların gerekçesi olmuş, bir yandan aynı ayaklanmalar öldürülmesine giden kararın dayanağı sayılmıştır.
On yedinci yüzyılın ilk yarısında sadrazamların görevde kalma süresi ortalama bir yılın altındaydı. Üç yıl altı ayı aşan sadareti, bu tablonun istisnalarındandır.
1632 yılındaki iki ayaklanma, kapıkulu ocaklarının başkent siyasetindeki ağırlığının son örnekleridir. Bundan sonra ocak kayıtları elden geçirildi, esame düzeni denetim altına alındı ve ayaklanmaya karışanlar hakkında işlem yapıldı. Aynı yıl kahvehanelerin kapatılması ve tütün yasağı gibi düzenlemeler de gündeme geldi.
Eserleri ve Vakfı
17 / 21 · 1 dkHüsrev Paşa'nın bilinen başlıca eseri, Eskişehir'in bugünkü Han ilçesinde bulunan külliyedir. Cami, hamam ve kervansaraydan oluşur. İlçe uzun süre Hüsrevpaşahanı adını taşımış, 1989 yılından itibaren Han olarak anılmıştır.
Külliyenin camisi ayaktadır. Kervansaray bütünüyle ortadan kalkmış, hamamın büyük bölümü harap olmuştur. Caminin üzerinde banisini ve yapım tarihini gösteren kitabe bulunmaz; külliyenin ona ait olduğu başta vakfiyesi olmak üzere çeşitli belgelerden anlaşılır.
Vakfiye 27 Nisan 1631 tarihlidir. Belgeye göre Karahisarısahib sancağında Barçınlı kazasına bağlı Ulukilise köyü ile mezraası ve Eminini ile Korkuthanı köylerinin gelirleri külliyeye bağışlanmış, ayrıca on iki bin riyal kuruş nakit tahsis edilmiştir. Gelir önce vakıf eserlerinin tamirine harcanacak, artan kısım çocuklarına dağıtılacaktı. Mütevellilik sırasıyla eşi Ayşe Sultan'a, onun ölümünde kardeşi İbrahim Paşa'ya, sonra evlat ve torunlarına bırakılmıştır.
Külliyenin bulunduğu yer, başkenti Eskişehir, Konya ve Adana üzerinden güneye bağlayan ve Anadolu orta yolu denilen güzergâh üzerindeydi. Hüsrev Paşa Hanı, on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar menzil listelerinde yer aldı.
Dönem kayıtları ayrıca Bağdat seferine giderken Bardaklı köyü yakınında ve Cedid Han menzilinde kervansaray, misafirhane, çeşme ve cami yaptırdığını belirtir. Şehrizol ve Musul kalelerinin tamiri de onun emriyle gerçekleşmiştir.
Kişiliği ve Yönetim Anlayışı
18 / 21 · 1 dkDönem kaynakları Hüsrev Paşa'yı asker üzerinde geniş nüfuz sahibi, doğrulukla tanınan ve emirlerini sıkı biçimde uygulatan bir vezir olarak tarif eder. Aynı kaynaklar sert tabiatlı olduğunu, çevresine karşı kırıcı davrandığını ve çabuk öfkelendiğini kaydeder.
Döneminde yaşayan tarihçi Atayi, onu dört sıfatla niteler ve bu niteleme sonraki tarih yazımında sık aktarılır. Modern tarihçilerden Uzunçarşılı ise azim sahibi, orduyu düzen altında tutmaya muktedir ve doğrulukla tanınmış bir vezir olduğunu, buna karşılık öfkeli ve kendini beğenmiş bir tarafı bulunduğunu yazar.
Sefer sırasında verdiği çok sayıda idam kararı kayıtlarda ayrıntılı biçimde yer alır. Bunlardan Musul'da üç paşanın idamı, azlinin gerekçeleri arasında doğrudan sayılmıştır.
Yönetim tarzının merkezinde ordu disiplini ve kale düzeni vardı. Gülanber Kalesi'nin yeniden inşası, Musul surlarının tamiri ve sınır hattının tahkimi aynı yaklaşımın parçalarıdır: sefer öncesinde arkayı emniyete almak.
Bu yaklaşım eleştiri de topladı. Kale inşaatıyla geçen elli gün ve Mardin ile Koçhisar'da geçen bekleyiş yılı, dönem kaynaklarında seferin sonuçsuz kalmasının sebebi olarak gösterilir.
Şair Nefi, kendisi için bir kaside yazdı. Naima Tarihi ise hizmetleri ve uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgi verir.
Abaza Mehmed Paşa ve esir alınan Şemsi Han ile birlikte zafer alayıyla başkente girdi; giriş tarihi kaynaklarda 9 Kasım ve 9 Aralık olarak farklı verilir.
Hizmet Ettiği Padişah
19 / 21 · 1 dkHüsrev Paşa yalnızca IV. Murad'a sadrazamlık yaptı. IV. Murad 1623 yılında on bir yaşında tahta çıkmış, saltanatının ilk dönemi valide sultan ve devlet ricalinin yönetiminde geçmişti.
Hüsrev Paşa'nın sadarete getirildiği 1628 yılında padişah on altı yaşındaydı. Kayserili Halil Paşa'yı görevden alması, padişahın kendi kararıyla yaptığı ilk belirgin müdahale olarak kaydedilir. Yeni sadrazamın seçiminde de padişahın güveni belirleyici oldu.
Sadaret süresince devletin yönetimi büyük ölçüde sadrazamın elindeydi. Bunun sebebi hem padişahın yaşının küçüklüğü hem sadrazamın Abaza isyanını sona erdirmekle kazandığı konumdu.
Bağdat kuşatmasının sonuçsuz kalması bu dengeyi değiştirdi. 1631 yılındaki azil kararını padişah verdi. Ertesi yılki ayaklanmalar sırasında IV. Murad iki defa ayak divanına çıkmak, sadrazamını asilere teslim etmek ve istemediği bir ismi sadarete getirmek zorunda kaldı.
1632 yılının mayıs ayında Topal Receb Paşa'nın ortadan kaldırılmasıyla padişah yönetimi doğrudan eline aldı. Bundan sonraki dönemde kapıkulu ocakları üzerinde denetim kuruldu, 1635 yılında Revan ve 1638 yılında Bağdat seferleri padişahın kendi kumandasında yürütüldü.
Hüsrev Paşa'nın alamadığı Bağdat, aradan sekiz yıl geçtikten sonra IV. Murad'ın bizzat yönettiği seferle geri alındı.
Mirası ve Tarihteki Yeri
20 / 21 · 1 dkHüsrev Paşa'nın Osmanlı tarihindeki yeri iki olayla tanımlanır: Abaza Mehmed Paşa isyanının sona erdirilmesi ve Bağdat'ın geri alınamaması.
1622 yılında başlayan ve altı yıla yakın süren isyan, Doğu Anadolu'da merkezî yönetimin işleyişini durdurmuştu. Erzurum kuşatmasının pazarlıkla sonuçlanması ve isyan liderinin affedilerek Bosna valiliğine tayin edilmesi, dönemin çözüm yöntemlerinden biriydi. Bu sonuç sadrazamın konumunu belirledi.
Bağdat seferi ise sonuç vermedi. Otuz dokuz günlük kuşatmanın kaldırılması, 1626 yılındaki başarısızlığın ardından ikinci denemenin de sonuçsuz kalması anlamına geldi. Şehir ancak 1638 yılında geri alınabildi.
Sefer sırasında yapılan düzenlemelerin bir bölümü kalıcı oldu. Musul şehrinin sur içine alınması ve kalesinin tahkim edilmesi, sonraki yıllarda bölgedeki Osmanlı savunmasının dayanağı oldu.
Azli ve öldürülmesi, 1632 yılındaki ayaklanmalar zincirinin merkezindedir. Bu ayaklanmalar IV. Murad'ın yönetimi doğrudan eline almasıyla sonuçlandı; dolayısıyla adı, saltanatın ikinci döneminin başlangıcına bağlanan olaylarda geçer.
Bıraktığı eserlerden Eskişehir'in Han ilçesindeki camisi bugüne ulaştı. Aynı yerleşimin adı uzun süre onun adını taşıdı.
Köprülü Mehmed Paşa'nın bir dönem onun hazinedarlığını yaptığı kaydedilir; bu bağ, sonraki yüzyılın en uzun soluklu sadrazam ailesiyle arasındaki tek doğrudan temastır.
Aynı Yıllarda Dünya
21 / 21 · 1 dk1628: Fransa'da La Rochelle kuşatması sona erdi; İngiliz hekim William Harvey kan dolaşımını anlatan eserini yayımladı.
1629: İngiltere Kralı I. Charles parlamentoyu dağıttı ve on bir yıl sürecek kişisel yönetim dönemi başladı.
1630: İsveç Kralı II. Gustav Adolf ordusuyla Almanya'ya çıktı ve Otuz Yıl Savaşları'na doğrudan taraf oldu.
1631: Magdeburg şehri kuşatma sonunda yağmalandı; aynı yılın aralık ayında Vezüv yanardağı püskürdü.
1632: Lützen Muharebesi yapıldı ve II. Gustav Adolf öldü; Hindistan'da Tac Mahal'in inşası başladı.
1633: Galileo Galilei Roma'da yargılandı.
1634: Nördlingen Muharebesi yapıldı; İsveç ordusu Güney Almanya'daki üstünlüğünü kaybetti.
Mihriban Kalesi alındı; on bin kişilik Osmanlı birliği Zeynel Han kumandasındaki Safevî ordusunu yenilgiye uğrattı.
Kronoloji
38 olay- 17. yüzyıl
Yeniçeri ağalığına getirildi; tayin için 1623 yılının ekim ve kasım aylarına denk gelen bir kayıt verilir.
Bağdat Safevî Devleti'nin eline geçti; doğu cephesi devletin birinci meselesi haline geldi.
Serdar tayin edilen Sadrazam Çerkez Mehmed Paşa ile birlikte doğu seferine çıktı.
Abaza Mehmed Paşa kuvvetleri Kayseri yakınlarında yenilgiye uğratıldı; bu muharebede görev aldı.
Onun arzıyla Hafız Ahmed Paşa sadrazamlığa ve Bağdat serdarlığına tayin edildi.
Osmanlı ordusu Bağdat'ı kuşattı.
Safevî hükümdarı I. Abbas otuz bin kişilik orduyla şehrin yardımına geldi; kuşatan ordu iki ateş arasında kaldı.
Yedi ay yirmi gün süren Bağdat kuşatması sonuç alınamadan kaldırıldı; bunun üzerine yeniçeri ağalığından alındı.
Başkente çağrılarak kubbe vezirliğine getirildi ve vezirlik rütbesi aldı.
Vezîriâzamlığa getirildi; mühr-i hümayun kendisine İzmit'te teslim edildi. Aynı zamanda Abaza Mehmed Paşa üzerine serdar tayin edildi.
Tokat'a ulaştı ve yedi hafta burada kalarak sefer hazırlığı yaptı.
Erzurum kuşatıldı; kuşatmanın başlangıcı için 5 Eylül ve 6 Eylül tarihleri verilir.
Abaza Mehmed Paşa teslim oldu ve altı yıla yakın süren isyan sona erdi; teslim tarihi kaynaklarda 18 Eylül ve 22 Eylül olarak farklı verilir.
Ordunun başkente dönme isteğini kabul ederek Erzurum'dan ayrıldı.
Abaza Mehmed Paşa ve esir alınan Şemsi Han ile birlikte zafer alayıyla başkente girdi; giriş tarihi kaynaklarda 9 Kasım ve 9 Aralık olarak farklı verilir.
Bağdat'ı geri almak üzere ordu ile birlikte Üsküdar'a geçti.
Ordu Musul'a ulaştı; Payas'a sevk edilen kuşatma topları burada teslim alındı.
Sular çekilene kadar kırk iki gün beklendikten sonra ordu Musul'dan ayrıldı.
Şehrizol sancağının eski merkezi Gülanber Kalesi'nin yeniden inşasına başlandı.
Elli gün süren Gülanber Kalesi inşaatı tamamlandı.
Mihriban Kalesi alındı; on bin kişilik Osmanlı birliği Zeynel Han kumandasındaki Safevî ordusunu yenilgiye uğrattı.
Ordu Hemedan'a girdi; şehir boşaltılmış durumdaydı ve yakıldı.
Dergezin'e varıldı ve kasaba tahrip edildi; burada toplanan harp meclisi Kazvin seferinden vazgeçti.
Çemhal ovasında Luristan hâkiminin saldırısı püskürtüldü.
Bağdat kuşatma altına alındı; şehrin elden çıkmasından sonraki ikinci Osmanlı kuşatmasıdır.
Otuz dokuz gün süren kuşatma sonuç alınamadan kaldırıldı.
Ordu Musul'a getirildi; kışı burada geçirme kararı alındı.
Gülanber yenilgisinden sonra Musul'a gelen Parmaksız Mustafa Paşa, Abdal Paşa ve Ömer Paşa emriyle idam edildi.
Orduyu Mardin'e nakletmek üzere Musul'dan ayrıldı; ayrılmadan önce Musul Kalesi'nin tahkimini emretti.
Eskişehir'in bugünkü Han ilçesindeki külliyesi için düzenlenen vakfiye bu tarihi taşır.
Koçhisar'da yeniçeriler ve sipahiler ayaklanarak seferin gelecek yıla ertelenmesini istedi; istek kabul edildi.
Sadrazamlıktan azledildi; yerine ikinci defa Hafız Ahmed Paşa getirildi. Mührü kapıcılar kethüdasına teslim edip Tokat'a hareket etti.
Başkentte kapıkulu ayaklanması başladı; asiler azline sebep olmakla suçladıkları on yedi kişinin teslimini istedi.
Sadrazam Hafız Ahmed Paşa padişahın gözü önünde öldürüldü ve sadarete Topal Receb Paşa getirildi.
Tokat'ta öldürüldü; ölüm tarihi kaynakların bir kısmında 1632 yılının şubat ayı sonu, bir kısmında 11 Mart 1632 olarak verilir.
Ölüm haberi üzerine kapıkulu askeri yeniden ayaklanarak saraya yürüdü ve padişahı ayak divanına çıkardı.
Topal Receb Paşa divanda boğduruldu ve yerine Tabanıyassı Mehmed Paşa getirildi; zorbaların tasfiyesi başladı.
Alamadığı Bağdat, IV. Murad'ın bizzat yönettiği seferle geri alındı.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 3 yılHizmet Ettiği Padişahlar
1 padişahSavaşlar ve Seferler
6 kayıtEserleri
5 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlık makamının alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Hüsrev Paşa mührü başkentte değil yol üzerinde aldı: Diyarbekir beylerbeyiliğine tayin edilerek yola çıkarıldıktan sonra arkasından gönderilen kapı kethüdası mührü kendisine İzmit'te teslim etti; tarih 6 Nisan 1628'dir. Mühür sefer boyunca serdar sıfatıyla ordunun yanında bulundu. 25 Ekim 1631 tarihindeki azilde mührü kapıcılar kethüdasına teslim etti ve yanındaki askeri yatıştırdıktan sonra Tokat'a hareket etti.
Aile Ağacı
4 kişi
Hüsrev PaşaÇağdaşları
11 kişiİlkler ve Enler
6 başlıkOsmanlı Sadrazamları
84 madde · sadaret sırasıyla



















































































İlgili Maddeler
10 madde









Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
14 soruHüsrev Paşa hangi tarihler arasında sadrazamlık yaptı?
Hüsrev Paşa ile Koca Hüsrev Paşa aynı kişi midir?
Hüsrev Paşa nerelidir ve kökeni nedir?
Abaza Mehmed Paşa isyanı nasıl sona erdi?
Hüsrev Paşa Bağdat'ı geri alabildi mi?
Gülanber Kalesi meselesi nedir?
Hüsrev Paşa neden azledildi?
Hüsrev Paşa nerede ve nasıl öldü?
Hüsrev Paşa'nın azli ne gibi sonuçlar doğurdu?
Hüsrev Paşa hangi eserleri yaptırdı?
Hüsrev Paşa'nın vakfiyesinde neler yazılıdır?
Hüsrev Paşa kaç padişaha hizmet etti?
Hüsrev Paşa mührü nerede aldı?
Dönem kaynakları Hüsrev Paşa'yı nasıl tarif eder?
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q3775651 · Son güncelleme: 27 Eylül 2026