
Halil Hamid Paşa
خليل حامد پاشاHalil Hamîd Efendi·Ispartalı Halil Hamid Paşa
Halil Hamid Paşa, 1782-1785 yılları arasında I. Abdülhamid'in sadrazamlığını yapan, ordu ve tersane düzenlemeleriyle bilinen Osmanlı devlet adamıdır.
Halil Hamid Paşa Kimdir?
14 dk okumaHalil Hamid Paşa, 1736 yılında Isparta'da doğdu ve 27 Nisan 1785 tarihinde Bozcaada'da öldürüldü. Kariyeri Bâbıâli kalemlerinde başladı; kâtiplikten âmedciliğe, oradan reisülküttaplık ve sadaret kethüdâlığına yükseldi. Sadrazamlığa 31 Aralık 1782 tarihinde getirildi ve 31 Mart 1785 tarihine kadar görevde kaldı.
Sadareti, Küçük Kaynarca Antlaşması'ndan sonra Rusya karşısında ağırlaşan bunalımın yıllarına denk geldi. Rusya'nın 1783 yılında Kırım'ı ilhak etmesi, hazırlıksız bir savaşa girmemek ile kamuoyunun tepkisini karşılamak arasında sıkışan bir yönetim ortaya çıkardı. Halil Hamid Paşa, ilhakın tanınmasını kabul eden görüşün yanında yer aldı ve bunun karşılığında bütün ağırlığı askerî hazırlığa verdi.
Dönemindeki düzenlemeler dört başlıkta toplanır: Yeniçeri Ocağı'nın mevcut yoklaması ve fiilen hizmet vermeyenlerin maaş kayıtlarının iptali, Sürat Topçuları Ocağı'nın yeniden kurulması, Lağımcı ve Humbaracı ocaklarının düzene sokulması, mühendishânenin yeniden işler hale getirilmesi. Bu işlerde çok sayıda Fransız uzmandan yararlanıldı.
Görevden alınışı ani oldu. 31 Mart 1785 tarihinde sabaha karşı azledildi, mal varlığına el konuldu ve Gelibolu'ya sürgüne gönderildi. Bir süre sonra hakkında idam fermanı çıktı ve 27 Nisan 1785 tarihinde öldürüldü. Gövdesi Bozcaada'ya gömüldü, kesik başı İstanbul'a gönderildi ve daha sonra Karacaahmet Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.
Isparta'da doğdu. Doğum günü kaynaklarda kayıtlı değildir.
Doğumu ve Ailesi
01 / 18 · 1 dkHalil Hamid Paşa 1736 yılında Isparta'da doğdu. Doğum tarihi gün olarak kayıtlı değildir; kaynaklar yalnızca yılı verir.
Babasının adı kaynaklarda farklı geçer. Bir kısmı Hacı Mustafa Ağa, bir kısmı Ali Ağa adını verir. Annesinin adı Zeynep Hanım'dır; bu ad hem biyografi kayıtlarında hem de İstanbul'da annesi adına yaptırdığı çeşmenin kaydında görülür.
Aile İstanbul'a küçük yaşta göç etti. Kaynaklar, babasıyla birlikte İstanbul'a gelip öğrenimini burada sürdürdüğünü kaydeder. Bu göç, kariyerinin bütününü belirledi: taşra eşrafı çocuğu olarak değil, başkentteki kalem çevresinde yetişen bir memur olarak yükseldi.
On sekizinci yüzyılda Osmanlı devlet adamlığına giden üç ana yol vardı: saray ve Enderun, ilmiye ve askerî ocaklar, bir de Bâbıâli kalemleri. Yüzyılın ikinci yarısında kalem yolu belirgin biçimde öne çıktı; devletin işleyişi yazışmaya, kayıt tutmaya ve antlaşma metinleriyle uğraşmaya dayanır hale gelmişti. Halil Hamid Paşa bu üçüncü yolun tipik örneğidir.
Memleketiyle bağını hiç koparmadı. Sadareti sırasında Isparta'da cami genişletti, su getirtti ve müstakil bir kütüphane yaptırdı. Yakın çevredeki Burdur'da da bir kitaplık kurdurdu. Bu yatırımlar, sadrazamların çoğunlukla İstanbul'a yönelttiği hayrat harcamalarının doğduğu bölgeye yönlendirilmesi bakımından dikkat çeker.
Bâbıâli Kalemlerinde Yetişmesi
02 / 18 · 1 dkİlk görevi Bâbıâli Divan Kalemi'ndeydi. Bu kalem, devletin resmî yazışmalarının ve fermanların hazırlandığı birimdi. Burada beylikçinin yanında kâtip olarak çalıştı; beylikçilik, divan kaleminin başındaki görevin adıdır.
Ara dönemde Eflak voyvodalığının İstanbul'daki kapı kethüdâsı olan İstavrikizâde'ye kâtiplik yaptı. Kapı kethüdâları, taşradaki valilerin ve voyvodaların merkezdeki işlerini yürüten temsilcilerdi. İstavrikizâde'nin öldürülmesi üzerine Bâbıâli'deki kâtiplik görevine döndü.
Dönemin nüfuzlu isimlerinden Darphane Emini Râif İsmâil Efendi'nin tavsiyesiyle Âmedî Kalemi'ne alındı. Âmedî Kalemi, sadrazam ile padişah arasındaki yazışmaları ve dış devletlerle yürütülen resmî muhaberatı hazırlayan birimdi; devletin en gizli işleri buradan geçerdi. Kalemde yükselerek hâcegânlık payesi aldı ve sonunda kalemin başı olan âmedci oldu.
Bu basamaklar, devlet teşkilâtını ve işleyişini ayrıntısıyla öğrenmesini sağladı. Sadareti sırasında yürüttüğü yoklama ve kayıt düzeltme işlerinin ayrıntısına inebilmesi, bu birikimle ilişkilendirilir.
1779 yılında büyük tezkireciliğe yükseldi. Büyük tezkireci, sadrazama sunulan arzları ve divan kararlarını düzenleyen üst düzey görevliydi. Aynı dönemde reisülküttaplığa en yakın aday sayıldığı kaydedilir; reisülküttaplık, dış işlerinin yürütücüsü olan makamdı.
Reisülküttaplık ve Sadaret Kethüdâlığı
03 / 18 · 1 dkKariyerinin merkez basamağı, sadaret kethüdâlığıdır. Sadaret kethüdâsı, sadrazamın en yakın yardımcısı ve iç işlerinin fiilî yürütücüsüydü; bugünkü anlamda içişlerinin sorumlusuna karşılık gelen bir makam sayılır.
Reisülküttaplığın ardından 1780 yılında Sadrazam Silâhdar Karavezir Mehmed Paşa'nın kethüdâlığına getirildi. Tersane eminliği görevi de bu yıllara aittir; tersane emini, donanmanın yapım ve onarım işlerinin mali sorumlusuydu.
1781 yılında sadaret değişikliği kariyerini kesintiye uğrattı. Yeni sadrazam Bolulu İzzet Mehmed Paşa onu sadaret kethüdâlığından aldı. Kısa bir süre daha alt düzeydeki tersane eminliğini sürdürdü.
İzzet Mehmed Paşa'nın 1782 yılında görevden alınması sırasında, doğrudan I. Abdülhamid'in emriyle ikinci kez sadaret kethüdâlığına getirildi. Padişahın adını bizzat vermesi, o tarihte merkezde tanınan ve güvenilen bir isim olduğunu gösterir.
Yeni sadrazam Yeğen Mehmed Paşa'nın görevi dört ay kadar sürdü. Bu kısa sadaretin ardından mühr-i hümayun 31 Aralık 1782 tarihinde Halil Hamid Paşa'ya verildi. Kırk altı yaşındaydı ve kariyerinin tamamı kalem hizmetinde geçmişti; ne bir eyalet valiliği ne de bir sefer komutanlığı yapmıştı. Bu, dönemin sadrazam profilindeki değişimin açık bir göstergesidir.
Küçük yaşta babasıyla birlikte İstanbul'a geldi ve öğrenimini burada sürdürdü.
Devraldığı Tablo
04 / 18 · 1 dkSadarete geldiğinde devlet, iki büyük yenilginin sonuçlarıyla uğraşıyordu. 1699 yılındaki Karlofça Antlaşması ile başlayan geri çekilme, 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile çok daha ağır bir aşamaya gelmişti.
Küçük Kaynarca, Kırım Hanlığı'nın Osmanlı Devleti'nden ayrılmasını ve bağımsız sayılmasını getirmişti. Uygulamada bu, hanlığın Rusya'nın etki alanına geçmesi anlamına geliyordu. Antlaşma ayrıca Rusya'ya Karadeniz'de ticaret ve gemi işletme hakkı tanıyor, ağır bir savaş tazminatı yüklüyordu.
1779 yılında imzalanan Aynalıkavak düzenlemesi, Kırım'daki taht kavgasını geçici olarak yatıştırdı. Osmanlı Devleti, Rusya'nın desteklediği hanı tanıdı; buna karşılık hanların seçiminde padişahın halife sıfatıyla onayının alınması kabul edildi. Bu düzenleme kalıcı olmadı.
Mali tablo da ağırdı. Uzun savaşın masrafları, savaş tazminatı ve Kırım'ın kaybıyla başlayan göç dalgası hazineyi zorluyordu. Askerî tablo bundan iyi değildi: Yeniçeri Ocağı'nın kayıtları gerçek mevcudu yansıtmıyor, teknik sınıflar ihmal edilmiş durumda bulunuyordu.
Halil Hamid Paşa'nın önündeki soru açıktı: yeni bir savaşın kaçınılmaz olduğu kabul ediliyorsa, o savaşa kadar geçecek sürede ne yapılabilirdi. Sadaretinin iki yıl üç aylık programı bu sorunun cevabı olarak kuruldu.
Kırım Meselesi ve 1783 İlhakı
05 / 18 · 1 dkSadaretinin en ağır meselesi Kırım'dır. Rusya, 1783 yılında Kırım'ı doğrudan kendi topraklarına kattığını ilan etti. Bu, Küçük Kaynarca ile kurulan bağımsız hanlık düzeninin sona ermesi demekti.
Osmanlı Devleti bu gelişme karşısında üç seçenekle karşı karşıyaydı: sessiz kalmak, bir beyanname ile protesto etmek ya da savaşa girmek. Protestonun bile hazırlıksız bir savaşa yol açacağı endişesi ağır basıyordu. Rusya ise daha ileri gitti ve ilhakın resmen kabul edildiğini belgeleyen bir senet verilmesini istedi.
Kamuoyunun tepkisi büyüktü. Kırım'ın elden çıkması, Osmanlı toplumunda müslüman nüfusu bulunan bir bölgenin ilk kez kalıcı biçimde kaybı olarak algılandı ve merkezî yönetim üzerinde ağır bir baskı oluşturdu.
18 Aralık 1783 tarihinde, devlet ileri gelenlerinin ve ulemânın katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantı kamuoyundan özellikle gizli tutuldu. Dönemin en etkili isimlerinden Cezayirli Gazi Hasan Paşa da katılanlar arasındaydı. Toplantıda oy birliğiyle, ilhakı tanıyan bir senedin verilmesi kabul edildi.
Aynı toplantıda, hazırlıkların tamamlanmadığı gerekçesiyle Rusya ile yeni bir savaşa girilmemesi de kararlaştırıldı. Bu karar, bozgunla bitecek bir mücadelede daha fazla toprak kaybedilmesini önleme düşüncesine dayandırıldı. Karar Halil Hamid Paşa'nın görüşü doğrultusunda alındı ve sonradan ona yöneltilen eleştirilerin başında geldi.
Yeniçeri Ocağının Yoklanması
06 / 18 · 1 dkKırım kararının doğrudan sonucu, askerî düzenlemenin hız kazanması oldu. Yapılması gereken ilk iş Yeniçeri Ocağı'nın ıslahıydı ve bunun ilk adımı mevcudun yoklanmasıydı.
Ocağın maaş düzeni esâmî denilen maaş belgelerine dayanıyordu. Zamanla bu belgeler ocak mensuplarının elinden çıkmış, alınıp satılan bir gelir kâğıdına dönüşmüştü. Kaynaklar, esâmîlerin yalnızca onda birinin ocağın elinde bulunduğunu kaydeder. Sonuç, hizmet vermeyen kişiler adına hazineden ödeme yapılmasıydı.
Halil Hamid Paşa yoklama yaptırdı. Fiilen hizmet vermeyenlerin elindeki esâmîlerin hükümsüz olduğu ilan edildi ve ulûfenin kırdırılarak alınıp satılması yasaklandı. Yoklamalar sonucunda açığa çıkan binlerce boş esâmî hazineye devredildi.
Bu uygulama, hazine için doğrudan kazançtı; ancak geniş bir menfaat çevresini karşısına aldı. Esâmî gelirinden geçinenler yalnızca ocak mensupları değildi; İstanbul'un esnaf ve ayan çevrelerinde de bu belgeleri elinde tutanlar vardı.
Aynı yıllarda tımarlı süvari düzeni ve ocak teşkilâtı hakkında da yeni nizamlar çıkarıldı. Düzenlemelerin ortak amacı, kayıtlar ile gerçek mevcudu birbirine uydurmak ve ödemeyi hizmet karşılığı hale getirmekti.
Kaynaklar, azlinin ve sonrasındaki idamının sebepleri arasında bu düzenlemelerden zarar gören çevrelerin düşmanlığını ayrıca sayar.
Bâbıâli Divan Kalemi'ne alındı ve beylikçi yanında kâtip oldu.
Sürat Topçuları, Lağımcı ve Humbaracı Ocakları
07 / 18 · 1 dkAskerî teknik sınıfların yeniden düzenlenmesi, sadaretinin en somut icraatıdır. Bu sınıflar, dönemin savaş usullerinin gerektirdiği uzmanlığı taşıyan küçük ama belirleyici birliklerdi.
Sürat Topçuları Ocağı, III. Mustafa'nın saltanatının son yılında, 1774 tarihinde kurulmuştu. Ocağın amacı, Avrupa ordularındaki gibi dakikada sekiz on atış yapabilen, hızlı ve isabetli bir topçu sınıfı oluşturmaktı. Kısa sürede ihmale uğrayarak dağılmıştı.
Halil Hamid Paşa bu sınıfı yeniden kurdu. Fransa'dan teknik yardım ve öğretmen sağladı, ocağın mevcudunu artırdı ve işleyişini düzenleyen bir nizamnâme hazırlattı. Nizamnâme, talim programını ve ödeme düzenini yazılı kurala bağlıyordu.
Lağımcı ve Humbaracı ocakları için de aynı yöntem uygulandı. Lağımcılar kale kuşatmalarında tünel açan ve patlayıcı yerleştiren sınıftı; humbaracılar havan topu ve el bombası kullanıyordu. Her iki ocakta da yoklama yapıldı, esâmîlerin gerçekten hizmet edenlerin elinde bulunması sağlandı ve belirli programlı talimler hazırlatıldı.
Düzenlemelerin ortak özelliği, kalıcı olmayı hedeflemesidir: kurulmuş bir birliğin ihmalle dağılmasını önlemek için talim, kayıt ve ödeme birlikte kurala bağlandı.
Bu hazırlığın karşılığı ölümünden sonra görüldü. 1787 yılında başlayan savaşta yığılan mühimmatın ilk üç yılın ihtiyacını karşıladığı kaydedilir; dönemin sadrazamı, sefere kendisinin değil Halil Hamid Paşa'nın çıktığını söyleyerek bu hazırlığa işaret etmiştir.
Mühendishânenin İhyası ve Fransız Uzmanlar
08 / 18 · 1 dkMühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun, 1773 yılında III. Mustafa döneminde tersane içinde bir hendese odası olarak açılmıştı. Amaç, donanmanın ve tersanenin ihtiyaç duyduğu teknik bilgiyi yerinde üretmekti. Okul 1782 yılında bu adı almış, ancak işleyişi aksamıştı.
Halil Hamid Paşa okulun yeniden işler hale getirilmesine özel önem verdi. Öğretim kadrosu genişletildi: Fransız mühendisler Lafitte-Clavé ve Monnier ile birlikte, matematik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Gelenbevî İsmâil Efendi gibi Osmanlı hocaları görevlendirildi.
1784 yılından itibaren derslerde mühendislik çizimi ve tahkimat teknikleri okutuldu. Ders kitaplarının büyük bölümü Fransızcaydı ve matematik, astronomi, mühendislik, silah, savaş usulleri ve seyir konularını kapsıyordu. Yeni öğrenci kaydedilerek ordunun mühendislik hizmetlerini karşılayacak eleman yetiştirilmesine çalışıldı.
Okulun yanında, tahkimat konusunda ayrı bir eğitim düzeni kuruldu. Fransız uzmanlar hem donanmaya deniz savaşı usullerini hem de kale yapımı ve savunması tekniklerini öğretti.
Bu iş birliği, Fransa ile kurulan siyasî yakınlığın teknik ayağıdır. Çok sayıda Fransız topçu subayı ve mühendisi Osmanlı hizmetinde çalıştı. Uzmanların çalışması Halil Hamid Paşa'nın ölümünden sonra da bir süre devam etti; iki devlet arasındaki ilişkinin bozulmasıyla birlikte sona erdi.
Okulun kurumsal devamı ise kesintiye uğramadı; sonraki yüzyıllarda Osmanlı ve Türk teknik öğretiminin temel kurumlarından biri haline geldi.
Savaş Hazırlığı ve Sınır Kaleleri
09 / 18 · 1 dkKırım'ın ilhakını tanıyan senedin verilmesi, meselenin kapandığı anlamına gelmiyordu. Halil Hamid Paşa, Rusya ile yakın gelecekte büyük bir savaşın çıkacağını kabul ederek çalıştı ve bütün hazırlığı bu varsayıma göre kurdu.
İki cephe hattı öne çıkarıldı. Birincisi Kafkas cephesiydi; ikincisi Balkanlar'daki serhad kaleleriydi. Bu kalelerin silah, cephane ve yiyecekle doldurulması, tahkimatın gözden geçirilmesi sürekli bir iş haline getirildi.
Avusturya'nın Rusya yanlısı siyaseti de hesaba katıldı. İki devletin birlikte hareket etmesi ihtimaline karşı Bosna taraflarındaki kaleler ayrıca takviye edildi ve tahkim edildi. Bu, savaşın tek cepheli olmayacağı öngörüsüne dayanıyordu.
Hazırlığın ölçüsü, sonraki yıllarda ortaya çıktı. 1787 yılında Rusya ile savaş başladığında yığılan mühimmatın ilk üç yılın ihtiyacını karşılayabilecek durumda olduğu kaydedilir. Ertesi yılın şubat ayında Avusturya da savaşa katıldı ve öngörü doğrulandı.
Donanma da programın parçasıydı. Tersane işlerine verdiği önem, hem tersane eminliği tecrübesinden hem de Karadeniz'deki dengenin bozulmasından kaynaklanıyordu. Bu alanda İsveç'in yardımını sağlamaya çalıştığı kaydedilir.
Hazırlığın tamamlanmasını görmedi. Savaş, azlinden iki yıl sonra başladı ve 1792 yılına kadar sürdü.
Eflak voyvodalığı kapı kethüdâsı İstavrikizâde'ye kâtiplik yaptı; onun öldürülmesi üzerine Bâbıâli'ye döndü.
Fransa ile İlişkiler ve Dış Siyaset
10 / 18 · 1 dkDış siyasetinin ekseni, Rusya tehlikesine karşı Fransa'nın dostluğuydu. Bu tercih dönemin güç dengesine dayanıyordu: Fransa ile Rusya arasındaki çekişme, Osmanlı Devleti'ne teknik ve askerî destek sağlayabilecek bir muhatap yaratıyordu.
İş birliği somuttu. Fransız topçu subayları ve mühendisleri Osmanlı ordusunda görevlendirildi, mühendishâneye hocalar verildi, tahkimat ve deniz savaşı eğitimi düzenlendi. Ders kitapları büyük ölçüde Fransızcadan geldi.
Bu yakınlığın bedeli, siyasî bağımlılık tartışmasıydı. Kaynaklar, Fransa'nın etkisi altında kaldığı yönündeki eleştiriyi kaydeder; aynı kaynaklar, ortak düşmana karşı askerî ve teknik iş birliğini geliştirmekte başarılı olduğunu da belirtir.
İsveç ile de temas kuruldu. Donanmanın güçlendirilmesi için bu devletin yardımının sağlanmasına çalışıldı. 1784 yılında İsveç elçiliğinde tercüman olarak bulunan D'Ohsson'a anlattığı program, dış temasların yalnızca askerî değil idarî bir tasarıya dayandığını gösterir.
Rusya ile ilişkilerde ise uzlaşmacı bir hat izlendi. İlhakın tanınması, 1783 yılında imzalanan ticaret antlaşması ve savaştan kaçınma kararı bu hattın parçalarıdır. Kaynaklar, bu tercihin bir zayıflık değil zaman kazanma siyaseti olarak kurgulandığını, kazanılan sürenin askerî hazırlığa harcandığını belirtir.
Aynı tercih, azlinden sonra yöneltilen suçlamaların da zeminini oluşturdu.
Ekonomi, Üretim ve Karadeniz Tasarısı
11 / 18 · 1 dkHalil Hamid Paşa'nın programı askerî düzenlemelerle sınırlı değildi. Küçük Kaynarca ile biten savaşın açtığı yaralar, Kırım'ın kaybıyla başlayan göç dalgası ve savaşın mali yükü, genel tabloyu ağırlaştırmıştı.
Dış ticaret açığına karşı iki yönlü bir yaklaşım izledi. Hindistan ve başka yerlerden gelen pahalı kumaşların kullanımını yasaklamakla yetinmedi; aynı malların yerli üretimini sağlamak için girişimlerde bulundu. Bu, yalnızca tüketimi kısan bir yasak değil, üretimi ikame etmeyi hedefleyen bir tedbirdi.
1784 yılında İsveç elçiliği tercümanı D'Ohsson'a anlattığına göre, devlete bütünüyle yeniden şekil verecek kapsamda bir tasarısı vardı. Aktarılanlara göre bu tasarı, tarım alanında yapılacak geniş bir düzenlemeyle üretimin artırılmasını ve yönetimdeki aksaklıkların giderilmesi için bir dizi tedbiri içeriyordu.
Karadeniz konusundaki düşüncesi ayrıca dikkat çeker. Küçük Kaynarca'dan ve özellikle 1783 yılındaki ticaret antlaşmasından sonra Karadeniz, Rusya'nın tek taraflı üstünlüğü altına girmişti. Halil Hamid Paşa, bu üstünlüğe son vermek için denizi bütün devletlerin ticaret gemilerine açmayı tasarlıyordu.
Bu tasarı, kapalı deniz anlayışından çok taraflı ticarete geçişi öngörmesi bakımından döneminin alışılmış çözümlerinden ayrılır. Uygulanma imkânı bulamadı; sadareti bu tasarıların hayata geçmesine yetecek kadar sürmedi.
Azli ve Sürgünü
12 / 18 · 1 dkSadareti iki yıl üç ay sürdü. Kaynaklar, I. Abdülhamid'in bu süre boyunca çeşitli vesilelerle hizmetlerinden duyduğu memnuniyeti açıkça gösterdiğini kaydeder. Azil bu sebeple beklenmedik oldu.
31 Mart 1785 tarihinde sabaha karşı görevden alındı. Bazı sadrazam listeleri azil tarihini bir ay sonrası olarak verir. Aynı gün mal varlığının tamamına el konuldu ve Gelibolu'ya sürgüne gönderildi.
Azil ile birlikte başka görevden almalar da yapıldı. Şeyhülislâm Dürrîzâde Mehmed Atâullah Efendi, önceki yeniçeri ağası Yahyâ Ağa ve Vezir Râif İsmâil Paşa görevlerinden uzaklaştırıldı. Yahyâ Ağa ile Râif İsmâil Paşa bir süre sonra öldürüldü.
Gelibolu'da ikamete mecbur tutuldu. Bir müddet sonra durumu düzelir gibi oldu: kendisine Mekke şeyhülharemliği ve Cidde sancağı ilâvesiyle Habeş eyaleti verildi. Bu tayin, sürgünün bir göreve dönüşmesi anlamına geliyordu.
1785 yılının nisan ayını, yeni görevinin hazırlıklarını sürdürdüğü Bozcaada'da geçirdi. Yol tedariki için İstanköy adasına geçip beklemesi emredildi. Ancak bu bekleyiş sırasında yeni tayin edildiği valilikten de azledildi.
Durumun bu şekilde ilerlemesi, azlin sıradan bir görevden alma olmadığını, arka planda daha ağır bir suçlamanın bulunduğunu gösterir. Nitekim kısa süre sonra hakkında idam fermanı çıktı.
Darphane Emini Râif İsmâil Efendi'nin tavsiyesiyle Âmedî Kalemi'ne alındı, hâcegânlığa terfi etti ve âmedci oldu.
İdamı
13 / 18 · 1 dkİdam fermanının uygulanmasıyla Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın adamlarından Karakethüdâzâde Ali görevlendirildi. Hüküm 27 Nisan 1785 tarihinde yerine getirildi. Halil Hamid Paşa kırk dokuz yaşındaydı.
Kesik başı İstanbul'a gönderildi ve 1785 yılının mayıs ayında Ortakapı'da teşhir edildi. Ortakapı, Topkapı Sarayı'nın ikinci avlusuna açılan kapısıdır ve idam hükümlerinin ilanı için kullanılırdı; teşhir, hükmün kamuya duyurulmasının resmî biçimiydi.
Gövdesi Bozcaada'da defnedildi. Kesik başı daha sonra İstanbul'da Karacaahmet Mezarlığı'ndaki aile kabristanına gömüldü. Böylece mezarı iki ayrı yerde bulunan sadrazamlardan biri oldu.
İdamın ardından devletin siyasî ekseni değişti. Rusya ile uzlaşma ve hazırlık siyasetini savunan çizgi tasfiye edildi; savaş yanlısı görüş öne çıktı. Bu değişimin sonucu, 1787 yılında Rusya ile başlayan ve 1792 yılına kadar süren savaş oldu.
Osmanlı hizmetindeki Fransız uzmanların çalışması bir süre daha devam etti. Savaşın başlamasıyla birlikte uzmanların büyük bölümü ülkeden ayrıldı.
Kaynaklar, I. Abdülhamid'in bu idamdan sonra duyduğu pişmanlığı kaydeder. Padişahın Halil Hamid Paşa'nın ardından ağladığı, dönem kayıtlarında yer alan ayrıntılar arasındadır.
Azlin Sebepleri Üzerine Tartışma
14 / 18 · 1 dkAzlin ve idamın sebebi, dönemin tartışmalı konularındandır. Padişahın uzun süre memnuniyetini gösterdiği bir sadrazamı aniden görevden alması ve kısa sürede idam ettirmesi, olağan bir görevden alma ile açıklanamamıştır.
En çok tekrarlanan yorum, tahtla ilgili bir tertip iddiasıdır. Bu yoruma göre Halil Hamid Paşa, yaşlı padişahı tahttan indirerek yerine genç şehzade Selim'i geçirmeyi planlamış ve tertibi ortaya çıkmıştır. Aynı yorumda, şehzade Selim ile Fransa kralı arasındaki gizli yazışmanın ele geçirilmesinden de söz edilir.
Bu iddiayı destekleyen veri, azille aynı günlerde başka isimlerin de görevden uzaklaştırılmasıdır. Şeyhülislâm, önceki yeniçeri ağası ve bir vezir aynı süreçte görevden alındı; son ikisi kısa süre sonra öldürüldü.
İkinci bir açıklama, düzenlemelerden zarar gören çevrelerin muhalefetidir. Askerî kadroların yoklanması, esâmî gelirinden geçinen geniş bir kesimi doğrudan etkilemişti.
Üçüncü açıklama, Kırım'ın ilhakına karşı sessiz kalınmasının kamuoyunda yarattığı tepkidir. Bu tepki, ilhakı tanıyan senedin verilmesini savunan sadrazama yöneltilmişti.
Dördüncü açıklama, Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın muhalefetidir. Kaynaklar bu ismi, kendisinden önceki ve sonraki sadrazamların icraatında etkili olan, padişahın güvendiği bir güç olarak tanımlar; idam hükmünü yerine getiren kişi de onun adamlarındandır. Kaynakların çoğu, azlin ve idamın bu sebeplerin birleşiminden doğduğu görüşündedir.
Hayratı ve Kütüphaneleri
15 / 18 · 1 dkHalil Hamid Paşa'nın hayratının merkezinde memleketi Isparta bulunur. Şehirdeki Hacı Abdi Efendi Camii'ni genişletti, suyunu getirterek bir şadırvan yaptırdı ve caminin içinde taş bir yapı olarak müstakil bir kütüphane inşa ettirdi.
Kütüphanenin vakfiyesi 1783 yılına aittir. Kuruluşunda 449 cilt kitap vakfedildi. Vakfiyeye göre kütüphanede iki hâfız-ı kütüb, bir kapıcı ve bir temizlik görevlisi bulunuyordu; görevlilere kurucunun belirlediği evlerde barınma sağlanmıştı. Şehrin müftüsünün haftalık sayım yapması da vakfiyede şart koşulmuştu.
Koleksiyon sonraki yıllarda bağış ve satın alma yoluyla büyüdü. Kütüphane, 1969 yılında yapılan yeni bir binada varlığını sürdürmektedir.
Burdur'da ise müstakil bir yapı kurulmadı. Çeşmecizâde Medresesi içinde bir kitaplık oluşturuldu ve buraya kitap vakfedildi; bu vakıf kaydı da 1783 yılına aittir.
İstanbul'daki eserleri daha küçük ölçekli fakat dikkat çekicidir. Kasımpaşa'da Sahaf Muhyiddin Camii avlusunda annesi Zeynep Hanım adına bir çeşme yaptırdı. Bâbıâli önündeki o zamanlar dar olan yolları genişletti ve kapının köşesine bir çeşme inşa ettirdi. Davutpaşa İskelesi yanında bir tekke yaptırdı ve şehrin bazı semtlerindeki kaldırımları onarttı.
Bu yatırımların ortak yönü, gösterişli bir külliye yerine kitap, su ve yol gibi doğrudan kullanıma yönelik işlere ağırlık verilmesidir.
Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı; Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti'nden ayrıldı.
Kişiliği ve Himaye Ettikleri
16 / 18 · 1 dkHakkında bilgi veren kaynaklar Halil Hamid Paşa'yı devlet işlerine hâkim, tecrübeli ve meselelere doğrudan el atan bir devlet adamı olarak tanımlar. Kalem yolundan gelmesi, ayrıntıya inme alışkanlığını beraberinde getirmişti; yoklama ve kayıt düzeltme işlerinin bizzat takipçisi oldu.
Döneme göre açık düşünceli sayılır. Fransız ressamlara resmini yaptırması, yabancı elçilik mensuplarıyla kurduğu yakın temas ve Avrupa'daki teknik gelişmelere gösterdiği ilgi bu değerlendirmenin dayanaklarıdır.
Kendisine yöneltilen eleştirilerin bir kısmı da bu yakınlıkla ilgilidir. İdamının ardından aleyhtarlarından bir şairin söylediği ve mesleğine gönderme yapan mısra, dönemin muhalif çevrelerinin ona bakışını gösterir; kaynaklar bu mısradan yola çıkarak masonluğa girmiş olabileceğini de tartışır.
Çok sayıda kişiyi himaye etti. Sonraki yıllarda sadrazamlık yapacak olan Yûsuf Ziyâ Paşa, tarihçi ve diplomat Ahmed Resmî Efendi, şairlerden Sünbülzâde Vehbî ve vakanüvis Sâdullah Enverî Efendi bunlar arasındadır.
Aile bağları yoluyla da etkisi sürdü. Damadı Safranbolulu İzzet Mehmed Paşa, 1794-1798 yılları arasında sadrazamlık yaptı.
Dönem kaynaklarında, I. Abdülhamid'in ölümünün ardından duyduğu üzüntü ayrıca kaydedilir. Bu ayrıntı, azlin ve idamın padişahın kendi kararıyla değil, çevresindeki baskıyla oluştuğu yönündeki değerlendirmelerin dayanaklarından biri sayılır.
Mirası ve Tarihteki Yeri
17 / 18 · 1 dkHalil Hamid Paşa, Osmanlı yenileşme tarihinde III. Selim öncesi dönemin en çok anılan sadrazamıdır. Kendisinden sonra gelen Nizâm-ı Cedîd programının pek çok unsuru, onun sadaretinde başlatılmış işlerin devamıdır.
Mühendishânenin yeniden işler hale getirilmesi ve Fransız uzmanların düzenli biçimde hizmete alınması, teknik öğretimin süreklilik kazanmasını sağladı. Sürat Topçuları, Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında uygulanan yoklama ve talim düzeni, sonraki askerî düzenlemelerin yöntemini belirledi.
Yeniçeri Ocağı'nın kayıtları üzerinde yapılan çalışma, ocağın mali yükünün ilk kez ciddi biçimde ölçülmesi anlamına geldi. Bu ölçüm, ocağın 1826 yılında kaldırılmasına kadar sürecek tartışmanın veri tabanını oluşturdu.
Dış siyasetteki tercihi bugün de tartışılır. Kırım'ın ilhakının tanınması, kaybın hukuken kabul edilmesi olarak eleştirilir; aynı karar, hazırlıksız bir savaşın önlenmesi ve dört yıllık hazırlık süresinin kazanılması olarak da değerlendirilir. Kaynaklar, sonraki savaşa girilirken elde bulunan mühimmatın bu hazırlığın ürünü olduğunda birleşir.
Adı bugün doğduğu şehirde yaşamaktadır. Isparta'daki halk kütüphanesi onun adını taşır ve kuruluşunu 1783 tarihli vakfiyeye dayandırır.
İki yıl üç ay süren sadareti, Osmanlı tarihinde kısa görev sürelerinin ne kadar kalıcı sonuç üretebildiğine dair sık verilen örneklerden biridir.
Aynı Yıllarda Dünya
18 / 18 · 1 dk1781: Immanuel Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi adlı eseri yayımlandı.
1783: Paris Antlaşması ile Amerika Birleşik Devletleri'nin bağımsızlığı Britanya tarafından tanındı.
1783: Rusya Kırım'ı ilhak ettiğini ilan etti.
1783: Fransa'da Montgolfier kardeşler sıcak hava balonuyla ilk uçuşları gerçekleştirdi.
1784: Britanya'da Hindistan Yasası kabul edildi ve Doğu Hindistan Şirketi hükümet denetimine alındı.
1786: Prusya kralı II. Friedrich öldü.
1787: Rusya ile savaş başladı; ertesi yıl Avusturya da savaşa katıldı.
1789: Fransa'da ihtilal başladı; aynı yıl İstanbul'da III. Selim tahta çıktı.
Büyük tezkireciliğe yükseldi.
Kronoloji
31 olay- 18. yüzyıl
Isparta'da doğdu. Doğum günü kaynaklarda kayıtlı değildir.
Küçük yaşta babasıyla birlikte İstanbul'a geldi ve öğrenimini burada sürdürdü.
Bâbıâli Divan Kalemi'ne alındı ve beylikçi yanında kâtip oldu.
Eflak voyvodalığı kapı kethüdâsı İstavrikizâde'ye kâtiplik yaptı; onun öldürülmesi üzerine Bâbıâli'ye döndü.
Darphane Emini Râif İsmâil Efendi'nin tavsiyesiyle Âmedî Kalemi'ne alındı, hâcegânlığa terfi etti ve âmedci oldu.
Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı; Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti'nden ayrıldı.
Büyük tezkireciliğe yükseldi.
Aynalıkavak düzenlemesi imzalandı ve Kırım'daki taht meselesi geçici olarak çözüldü.
Reisülküttaplığın ardından Sadrazam Silâhdar Karavezir Mehmed Paşa'nın kethüdâlığına getirildi; tersane eminliği de bu yıllara aittir.
Sadrazam Bolulu İzzet Mehmed Paşa tarafından sadaret kethüdâlığından alındı.
I. Abdülhamid'in emriyle ikinci kez sadaret kethüdâlığına getirildi.
Sadrazamlığa getirildi; mühr-i hümayun kendisine verildi.
Rusya Kırım'ı ilhak ettiğini ilan etti; devlet protesto ile savaş arasında sıkıştı.
Rusya ile ticaret antlaşması yapıldı; Karadeniz'de Rus üstünlüğü belirginleşti.
Isparta'da Hacı Abdi Efendi Camii içinde kurduğu kütüphanenin vakfiyesi düzenlendi; 449 cilt kitap vakfedildi.
Burdur'da Çeşmecizâde Medresesi içinde bir kitaplık kurdurdu.
Devlet ileri gelenleri ve ulemânın katıldığı gizli toplantıda, Kırım'ın ilhakını tanıyan senedin verilmesi oy birliğiyle kabul edildi.
Yeniçeri Ocağı'nda yoklama yapıldı; hizmet vermeyenlerin elindeki esâmîler hükümsüz sayılarak hazineye devredildi.
Sürat Topçuları Ocağı yeniden kuruldu ve işleyişi için nizamnâme hazırlatıldı.
Mühendishâne yeniden düzenlendi; Fransız mühendisler Lafitte-Clavé ve Monnier ile Gelenbevî İsmâil Efendi hoca olarak görevlendirildi.
Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında yoklama yapıldı ve programlı talimler hazırlatıldı.
İsveç elçiliği tercümanı D'Ohsson'a, devletin bütününü kapsayan bir düzenleme tasarısından söz etti.
Kafkas ve Balkan hattındaki serhad kaleleri ile Bosna taraflarındaki kaleler silah, cephane ve yiyecekle takviye edildi.
Şeyhülislâm Dürrîzâde Mehmed Atâullah Efendi, eski yeniçeri ağası Yahyâ Ağa ve Vezir Râif İsmâil Paşa görevlerinden uzaklaştırıldı.
Kendisine Mekke şeyhülharemliği ve Cidde sancağı ilâvesiyle Habeş eyaleti verildi.
Sabaha karşı ansızın azledildi, mal varlığına el konuldu ve Gelibolu'ya sürgüne gönderildi.
Yeni görevinin hazırlıklarını Bozcaada'da sürdürdü; ardından İstanköy adasına geçmesi emredildi ve valilikten azledildi.
Hakkında çıkan ferman üzerine öldürüldü; gövdesi Bozcaada'da defnedildi.
Kesik başı İstanbul'a gönderildi ve Ortakapı'da teşhir edildi; daha sonra Karacaahmet Mezarlığı'ndaki aile kabristanına gömüldü.
Rusya ile savaş başladı; hazırlanan mühimmatın ilk üç yılın ihtiyacını karşıladığı kaydedilir.
Damadı Safranbolulu İzzet Mehmed Paşa sadrazamlığa getirildi ve 1798 yılına kadar görevde kaldı.
Sadareti
1 dönem · yaklaşık 3 yılHizmet Ettiği Padişahlar
2 padişahAntlaşmalar
2 antlaşmaEserleri
8 eserMühr-i Hümayun
Sadrazamlık alametiSadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Halil Hamid Paşa mührü 31 Aralık 1782 tarihinde, Yeğen Mehmed Paşa'nın dört ay kadar süren sadaretinin ardından I. Abdülhamid'den aldı. Mühür, 31 Mart 1785 tarihinde sabaha karşı yapılan ani azille geri alındı; aynı gün mal varlığının tamamına el konuldu. Kalem yolundan gelen bir görevlinin valilik ya da sefer komutanlığı yapmadan mührü alması, on sekizinci yüzyıl sonundaki sadrazam profilinin değiştiğini gösterir.
Aile Ağacı
2 kişi
Halil Hamid PaşaÇağdaşları
9 kişiİlkler ve Enler
5 başlıkOsmanlı Sadrazamları
72 madde · sadaret sırasıyla







































































Yanlış Bilinenler
6 başlıkKünye
Sıkça Sorulan Sorular
14 soruHalil Hamid Paşa hangi yıllarda sadrazamlık yaptı?
Halil Hamid Paşa nereli ve hangi görevlerden geldi?
Halil Hamid Paşa Kırım'ın ilhakı karşısında ne yaptı?
Halil Hamid Paşa hangi askerî düzenlemeleri yaptı?
Mühendishâne Halil Hamid Paşa döneminde nasıl değişti?
Halil Hamid Paşa neden azledildi?
Halil Hamid Paşa ne zaman ve nerede idam edildi?
Halil Hamid Paşa nereye gömüldü?
Halil Hamid Paşa Isparta'da hangi eserleri bıraktı?
Halil Hamid Paşa'nın Fransa ile ilişkisi neydi?
Halil Hamid Paşa'nın Karadeniz tasarısı neydi?
Halil Hamid Paşa kimleri himaye etti?
Halil Hamid Paşa'nın hazırlıkları sonraki savaşta işe yaradı mı?
Halil Hamid Paşa'nın ailesi hakkında ne biliniyor?
Son güncelleme: 6 Eylül 2026

