Yatsı19:42·İmsak 05:51 İstanbul16°·Açık Nöbetçi eczane:Adalar 21 Ekim 2026, Çarşamba
Ara
Koca Hüsrev Paşa
Sadrazamlar · Dağılma dönemi

Koca Hüsrev Paşa

قوجه خسرو پاشا

Koca Hüsrev Mehmed Paşa·Mehmed Hüsrev·Şeyhülvüzerâ

Sadaret 1839-1840Doğum bilinmiyor, KafkasyaÖlüm 3 Mart 1855, Emirgan, İstanbul· 12 Cemaziyelahir 1271

Koca Hüsrev Paşa, Tanzimat Fermanı'nın ilan edildiği sırada sadrazam olan, yeni Osmanlı ordusunun kurucu seraskerliğini yapmış devlet adamıdır.

99Yaşında öldü
1Sadaret dönemi
3Padişaha hizmet
5Savaş ve sefer
6Eser
0Çocuk

Koca Hüsrev Paşa Kimdir?

16 dk okuma

Koca Hüsrev Paşa, Abaza kökenlidir ve doğum yılı kesin olarak bilinmez; kaynakların çoğu 1756 yılı civarını verir, bir kısmı ise 1769 yılını gösterir. Küçük yaşta İstanbul'a getirilerek Çavuşbaşı Said Efendi'nin köleleri arasına alındı, ardından Enderun'a kabul edildi. 3 Mart 1855 tarihinde Emirgan'daki yalısında öldü.

Kariyeri altmış yıla yayıldı. İki kez kaptanıderya, iki kez serasker oldu; Mısır, Diyarbekir, Selanik, Bosna, Silistre, Erzurum, Trabzon ve Anadolu gibi eyaletlerde valilik yaptı. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurucu seraskerliği ona verildi ve yeni ordunun serpuşu olarak kırmızı fesi getiren isim oldu.

Sadrazamlığa, II. Mahmud'un ölümünün ertesi günü, 2 Temmuz 1839 tarihinde geldi. Mührü, cenaze töreni için beklenen sırada başvekil Mehmed Emin Rauf Paşa'dan aldırdı. Görev süresi on bir ay yedi gündür.

Sadareti, Osmanlı tarihinin en yoğun aylarından birine denk geldi: Nizip yenilgisi, donanmanın Mısır'a götürülmesi, büyük devletlerin ortak notası ve 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane'de okunan hatt-ı hümayun. Bu son gelişmenin karşısında yer aldı; ferman, hariciye nazırı Mustafa Reşid Paşa'nın girişimiyle ve genç padişahın kararıyla ilan edildi. Bundan sonra nüfuzu hızla azaldı ve 8 Haziran 1840 tarihinde azledildi.

1756

Abaza kökenli bir ailede doğduğu tahmin edilir. Doğum yılı kesin değildir; bazı kayıtlarda 1769 yılı geçer.

Doğumu ve Kökeni

01 / 20 · 1 dk

Koca Hüsrev Paşa'nın asıl adı Mehmed Hüsrev'dir. Abaza kökenli olduğu kaynaklarda ortak biçimde belirtilir; Abazalar, Kafkasya'nın Karadeniz kıyısındaki halklardandır.

Doğum yılı kesin olarak bilinmez. Kaynakların çoğu 1756 yılı civarını verir; bazı kayıtlarda 1769 yılı geçer. Ölümünde doksan yaşını aştığı, hatta doksan sekiz civarında olduğu belirtilir. Bu tahminlerin hepsi, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı devlet adamları arasında en uzun ömürlülerden biri olduğunda birleşir.

Küçük yaşta köle olarak İstanbul'a getirildi ve Çavuşbaşı Said Efendi'nin köleleri arasına alındı. Bu yol, on sekizinci yüzyıl sonunda devlet hizmetine giren pek çok görevlinin izlediği yoldu; devşirme düzeni sona ermiş, yerini konak ve saray çevrelerinde yetiştirilen kölelerden oluşan bir kadro almıştı.

Anne ve babasının adı kaynaklarda geçmez. Kendisiyle ilgili aile bilgisi, kendi kurduğu konak düzeninden ibarettir: sonraki yıllarda yüz kadar çocuğu evlat edinerek yetiştirmesi, aile kurmanın devlet kadrosu kurmakla birleştiği bir örnektir.

Said Efendi'nin konağından sonra Enderun'a kabul edildi ve orada eğitim gördü. Enderun, sarayın iç hizmetlerinde çalışacak ve sonra dışarıya görevle çıkacak kadroyu yetiştiren okuldu. Buradaki yılları hakkında ayrıntılı bilgi bulunmaz; adı ilk kez III. Selim'in tahta çıkışından sonra kayıtlarda görülür.

Küçük Hüseyin Paşa'nın Maiyetinde

02 / 20 · 1 dk

III. Selim'in 1789 yılında tahta çıkmasının ardından saray hizmetinde yükseldi ve başçuhadarlığa kadar geldi. Çuhadar, padişahın giyim kuşamıyla ilgilenen iç hizmet görevlisiydi; başçuhadarlık, saraydan dışarıya görevle çıkmadan önceki son basamaklardan biriydi.

1792 yılında Küçük Hüseyin Paşa'nın kaptanıderyalığa tayin edilmesi sırasında saraydan çıktı ve onun maiyetine girdi. Önce mühürdarı, bir süre sonra kethüdâsı oldu. Kethüdâ, bir paşanın maiyetindeki en yetkili görevliydi ve konağın bütün işlerini yürütürdü.

Küçük Hüseyin Paşa, III. Selim döneminin donanma reformlarını yürüten isimdi. Onun yanında geçirdiği yıllar, Hüsrev Paşa'nın hem denizcilik tecrübesi kazanmasını hem de ıslahat taraftarı bir çevrede yetişmesini sağladı. Nizâm-ı Cedîd ordusunun kurulmasında emeği geçenler arasında sayılır.

Bu çevrede edindiği konum, ilerideki kariyerinin bütününü belirledi. Yeni usulde eğitilmiş asker fikrine bağlılığı, otuz beş yıl sonra yeni ordunun kurucu seraskerliğine getirilmesinin gerekçesi oldu.

Buna karşılık kaynaklar, Hüseyin Paşa'nın yanında iyi bir idareci olarak öne çıkamadığını da kaydeder. Kariyerinde belirleyici dönüm noktası, idarî değil askerî bir görevle geldi: 1801 yılında Mısır'a yapılan harekât.

Mısır Harekâtı ve Reşid'in Alınması

03 / 20 · 1 dk

Fransa'nın 1798 yılında Mısır'ı işgali, Osmanlı Devleti ile Britanya'yı aynı safta buluşturmuştu. 1801 yılının mart ayında Küçük Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Britanya donanmasıyla birlikte Mısır'ı geri almak üzere harekete geçti.

Donanma 6.000 kişilik bir kuvveti karaya çıkardı. Bu kuvvetin fiilî komutası Hüsrev Paşa'ya verildi. Bir Britanya deniz piyade birliğiyle birlikte Reşid'e yürüdü ve şehri ele geçirdi. Böylece Osmanlı ve Britanya kuvvetlerinin Mısır içlerine ilerlemesinin önü açıldı.

Harekât sırasında, ilerleyen kuvvete karşı saldırıya geçen General Belliard komutasındaki Fransız birlikleri teslim alındı. Bu başarı İstanbul'da takdir edildi ve kendisine vezirlik rütbesiyle İzmit sancağı verildi.

Mısır seferi, Hüsrev Paşa'nın kariyerinde iki yönden dönüm noktasıdır. Birincisi, vezirlik rütbesine ulaşarak devletin üst kademesine girmesidir. İkincisi, Avrupa ordularının teşkilâtını ve savaş usullerini yerinde görme fırsatı bulmasıdır; sonraki bütün askerî düzenleme çabalarında bu tecrübeye dayandı.

Sefer aynı zamanda ömür boyu sürecek bir rekabetin de başlangıcı oldu. Mısır'a gönderilen Osmanlı kuvvetleri arasında bulunan Arnavut asıllı başıbozuk birliklerin içinde subaylık yapan Kavalalı Mehmed Ali de aynı yıllarda öne çıktı.

1770

Küçük yaşta İstanbul'a getirildi ve Çavuşbaşı Said Efendi'nin köleleri arasına alındı; ardından Enderun'a kabul edildi.

Mısır Valiliği

04 / 20 · 1 dk

Mısır seferinin ardından 1801 yılında Mısır valiliğine getirildi. Devraldığı eyalet, Fransız işgalinden yeni kurtulmuş ve kölemen beylerinin yeniden güç kazandığı bir yerdi.

Valiliğinin iki hedefi vardı: kölemen beylerinin nüfuzunu kırmak ve merkezî yönetimi yeniden kurmak. Bu iş için mevcut kuvvetlere güvenmedi ve Nizâm-ı Cedîd usulünde yeni bir birlik kurmaya girişti. Bu birliğin masrafı yüksekti.

Vergi tahsilatının aksaması mali sıkıntı doğurdu. Bunun üzerine, Rumeli'den Mısır'a getirilmiş olan ve çoğu Arnavut asıllı başıbozuk askerin maaşını kesme kararı aldı. Karar 1802 yılının mayıs ayında isyanla karşılandı.

Üzerlerine gönderdiği yeni usul birlik başarısız oldu. Kaleyi ele geçiren isyancılar vali konağını ateşe verdi. Hüsrev Paşa güçlükle kaçarak önce Mansûre'ye, oradan Dimyat kalesine çekildi ve savunma hazırlığına başladı. Kahire'de yerine vali kaymakamı olarak Tahir Paşa geçti; böylece valiliği fiilen sona erdi. Görev süresi bir yıl üç ay kadardır.

Kölemen kuvvetleri Dimyat'ı da ele geçirdi. Hüsrev Paşa 1803 yılının temmuz ayında Abaza Kalesi'ne çekilmek ve orada kuşatıldıktan sonra teslim olmak zorunda kaldı. Kahire'ye götürüldü, kaçma girişimi sonuçsuz kaldı. Sekiz ay sonra kölemenlere karşı dönen Kavalalı Mehmed Ali tarafından serbest bırakıldı.

Rumeli Valilikleri ve Tuna Cephesi

05 / 20 · 1 dk

Mısır'dan Diyarbekir valiliğiyle ayrıldı. Bir yıl sonra Selanik valiliğine getirildi, ardından Rumeli'nin çeşitli yerlerinde görev yaptı: 1806 yılında Bosna, 1808 yılında ikinci kez Selanik, 1809 yılında Silistre valiliği ve Tuna sahilleri seraskerliği.

Bu görevler, 1806 yılında başlayan Osmanlı Rus savaşının yıllarına denk gelir. Savaşın Tuna hattındaki seyri, kalelerin savunulmasına ve nehir geçişlerinin engellenmesine dayanıyordu.

1810 yılının haziran ayında, kendi yetiştirdiği 6.000 kişilik düzenli orduyla Davudpaşa sahrasına çıktı ve Varna seraskerliği verilerek cepheye gönderildi. Bu ordu, Avrupa usullerine göre talim görmüş askerlerden oluşuyordu ve dönem için alışılmadık bir uygulamaydı.

Cephede, orduyu takviye etmek için İstanbul'dan Avrupa usulünde yetişmiş istihkâm mühendisleri istedi. Bu talep, askerî yenileşme konusundaki tutumunun somut bir örneği olarak kaydedilir.

Savaşta gösterdiği başarılar takdir edildi ve 1811 yılının ocak ayında kaptanıderyalığa getirildi. Donanmayla Karadeniz'e çıkarak Rus kuvvetlerine karşı harekâtta bulundu.

Savaş, 28 Mart 1812 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması ile sona erdi. Hüsrev Paşa aynı yılın eylül ayında İstanbul'a döndü. Bu dönüşün ardından Teke ili bölgesinde çıkan bir ayaklanmayı kısa sürede bastırdı.

Birinci Kaptanıderyalığın Sonu ve Doğu Görevleri

06 / 20 · 1 dk

Kaptanıderyalık görevi 1818 yılına kadar sürdü. Görevden alınmasının sebebi kendi icraatı değil, merkezdeki denge değişikliğiydi: hâmisi olan Sadrazam Mehmed Emin Rauf Paşa 6 Ocak 1818 tarihinde azledildi. II. Mahmud'un başdanışmanı Hâlet Efendi'nin etkisiyle Hüsrev Paşa da kaptanıderyalıktan alındı ve 1818 yılının şubat ayında Trabzon eyaletine gönderildi.

Bunun ardından Anadolu'da çeşitli valiliklerde bulundu ve Erzurum valiliğine nakledildi. 1820 yılında, İran sınırındaki aşiret hareketlerinin yol açtığı gerginlik üzerine kendisine şark seraskerliği verildi.

Sivas ve Gümüşhane'den gönderilen yardımcı kuvvetlerle sınır aşiretlerine karşı harekâta girişti. Ancak Bayezid sancağı mutasarrıfını azledip yerine kendi adamlarından birini tayin ettirmek istemesi, mutasarrıfın silahla karşı koymasına yol açtı. Aşiretlerin de olaya karışmasıyla bölgede düzen bozuldu.

Bu karışıklıktan yararlanan İran kuvvetleri Bayezid, Bitlis ve Erciş'i ele geçirdi. Bâbıâli, gelişmelerin sorumluluğunu Hüsrev Paşa'ya yükledi ve onu Erzurum valiliğiyle şark seraskerliğinden aldı. 1821 yılının kasım ayında ikinci kez Trabzon valisi yapıldı.

Bu dönem, kariyerindeki en açık başarısızlık olarak kaydedilir. Tayin ve azil yoluyla nüfuz kurma yöntemi, sonraki yıllarda merkezde işine yarayacak ancak burada sonucu bozguna dönüşecekti.

1789

III. Selim'in tahta çıkışından sonra saray hizmetinde başçuhadarlığa yükseldi.

İkinci Kaptanıderyalık ve Mora İsyanı

07 / 20 · 1 dk

Mora'da başlayan ayaklanmanın Ege adalarına yayılma tehlikesi göstermesi üzerine, denizcilik tecrübesi sebebiyle 1822 yılının sonunda ikinci kez kaptanıderyalığa getirildi. Bu görevde 1827 yılına kadar kaldı.

Donanmayla Mora yarımadası çevresinde dolaşarak isyancıların denizle bağlantısını kesmeye çalıştı. Harekât kapsamında Mısır'a kadar gitti; ayaklanmanın bastırılması için Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım istenmişti.

Mısır valisi, oğlu İbrahim Paşa komutasında Mora'ya bir ordu gönderdi ve Avrupa usulünde eğitilmiş 12.000 kişilik bir kuvveti Serdar Reşid Paşa'nın emrine verdi. Bu kuvvetin ve mühimmatın İskenderiye'den gemilerle Mora'ya taşınması Hüsrev Paşa'ya düştü. İskenderiye'de eski rakibi tarafından görünüşte iyi karşılandı.

Ortak harekât 1825-1826 yıllarındaki Missolonghi kuşatmasıyla sürdü. Kuşatma sırasında Hüsrev Paşa ile İbrahim Paşa arasında geçimsizlik baş gösterdi; İbrahim Paşa donanmayı kendi emri altına almak istiyordu. Kale 10 Nisan 1826 tarihinde düştü.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Bâbıâli'ye gönderdiği yazılarda Hüsrev Paşa'yı suçladı ve azledilmezse gönderdiği orduyu geri çekeceğini bildirdi. II. Mahmud isteği önce bir hatt-ı hümayunla reddetti. Israr ve tehditler karşısında 1827 yılının şubat ayında Hüsrev Paşa görevden alındı ve Anadolu valiliğine tayin edildi.

Asâkir-i Mansûre Seraskerliği

08 / 20 · 1 dk

II. Mahmud, 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nı kaldırdı ve yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kurulmasına girişti. Yeni ordunun kurucu seraskerliği 1827 yılının nisan ayında Hüsrev Paşa'ya verildi.

Seçimin gerekçesi, yıllardır askerî yenileşme taraftarı olarak tanınmasıydı. Son kaptanıderyalığı sırasında donanmada, bir Fransız öğretmenin idaresinde Batı usullerine göre bir nizamiye taburu yetiştirmişti.

Göreve gelince bu taburu serasker kapısına nakletti ve buradaki diğer askerleri de yeni usule göre talim ettirdi. Talimler padişahın önünde yapıldı, beğenildi ve bütün orduya uygulanması emredildi.

Bu taburun üniformasının bir parçası olarak askerlere kırmızı fes giydirilmişti. Uygulama yeni ordunun tamamı için kabul edildi ve fes ordunun serpuşu oldu. Sonraki yıllarda fes siviller arasında da yayıldı ve II. Mahmud'un kıyafet düzenlemesiyle devlet memurlarına da uygulandı. Kaynaklar, fesi Osmanlı ülkesine tanıtan ve kabulünü sağlayan kişinin Hüsrev Paşa olduğunu kaydeder.

Mekteb-i Harbiye'nin kuruluşu da onun seraskerliği dönemindedir. Okul, II. Mahmud'un fermanıyla 1834 yılında kurulmaya başlandı ve ertesi yıl Maçka'da padişahın da katıldığı bir törenle öğretime açıldı. Aynı dönemde Silistre ve İstanbul'da iki süvari alayı oluşturuldu.

Seraskerliğin devlet protokolündeki yeri de bu yıllarda yükseldi; makam 1835 yılından sonra şeyhülislâmlıkla aynı mertebede sayıldı.

1828-1829 Rus Savaşı ve Merkezdeki Nüfuzu

09 / 20 · 1 dk

Hüsrev Paşa, yeni ordu yeterince güçlenmediği için Rusya ile çatışmaya taraftar değildi ve saldırı gelinceye kadar barış siyaseti izlenmesi konusunda hükümeti ikna etmişti. Ancak Navarin'de 20 Ekim 1827 tarihinde Osmanlı ve Mısır donanmalarının imha edilmesi ve ardından yapılan karşılıklı adımlar savaşa yol açtı.

Rus orduları 1828 yılının haziran ayında Tuna'yı geçti. Savaş sürerken Hüsrev Paşa merkezdeki konumunu güçlendirmeye yöneldi. Rus cephesine ordu komutanı olarak gönderilen isimlerin yanı sıra sadrazamın da ikinci ordunun başında cepheye gönderilmesini sağladı ve İstanbul'da tek nüfuzlu yönetici olarak kaldı.

1828 yılının ekim ayında, kendi seraskerliğe gelmesinde payı olan sadrazamı görevden aldırdı ve yerine bir başkasını getirtti. Üç ay beş gün sonra, 28 Ocak 1829 tarihinde onu da azlettirip kendi yetiştirmesi olan Reşid Mehmed Paşa'yı sadrazam yaptırdı.

Bu azil ve tayinlerle uğraşılırken cephedeki durum ağırlaştı. Rus orduları Balkanları aşarak 1829 yılının ağustos ayında Edirne'ye ulaştı; doğuda Ahıska, Kars ve Erzurum ele geçirildi.

Hüsrev Paşa, padişaha barış yapmaktan başka çare kalmadığını bildirdi. Toplanan meşveret meclisinde savaşa son verilmesi kararlaştırıldı. Barış görüşmelerine katıldı ve savaş tazminatının düşürülmesi için uğraştı; bu çaba sonuç vermedi. Edirne Antlaşması 14 Eylül 1829 tarihinde imzalandı.

1792

Küçük Hüseyin Paşa'nın kaptanıderyalığa tayini sırasında saraydan çıktı; onun mühürdarı ve sonra kethüdâsı oldu.

Mısır Meselesi ve Kavalalı ile Rekabet

10 / 20 · 1 dk

Savaşın ardından Hüsrev Paşa nüfuzunun zirvesine ulaştı. Hem ordunun hem başkentteki güvenlik teşkilâtının başı olarak devlet işlerinin fiilî yürütücüsü haline geldi. Bâbıâli, kararlarında onun görüşünü almadan hareket edemiyordu.

Aynı yıllarda Mısır meselesi büyüdü. Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Rus savaşında istenen desteği vermemiş ve Suriye valiliği talebinde ısrar etmişti. Talebin reddedilmesi üzerine 1831 yılında oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır ordusu Suriye'ye yürüdü.

Mısır ordusuna karşı yürütülen mücadelenin planlaması İstanbul'da Hüsrev Paşa tarafından yapıldı. 1832 yılının nisan ayında Ağa Hüseyin Paşa'yı Anadolu serdârlığına tayin ettirdi ve emrine büyük bir ordu verdirdi. Buna rağmen Mısır kuvvetleri Akkâ'yı, Şam'ı ve Halep'i aldı, Toroslar'ı geçerek Anadolu'ya girdi ve 21 Aralık 1832 tarihinde Konya ovasında Osmanlı ordusunu yendi.

Bunun üzerine Rusya'dan yardım istendi ve 8 Temmuz 1833 tarihinde Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı. Rus donanması İstanbul'a geldi. Padişah, Büyükdere'de demirleyen donanmayı gezmeye gittiğinde geceyi Hüsrev Paşa'nın Emirgan'daki yalısında geçirdi. Anlaşmazlık, 1833 yılının mayıs ayında Kütahya'da yapılan uzlaşmayla geçici olarak çözüldü.

Bozgunun ardından Hüsrev Paşa, Avrupa'dan askerî öğretmen ve müşavir getirmeye ağırlık verdi. Bunlar arasında 1835 yılında İstanbul'a gelen ve dört yıl Osmanlı ordusunda görev yapan Prusyalı subay Moltke de bulunuyordu.

Seraskerlikten Azli ve Meclis-i Vâlâ Reisliği

11 / 20 · 1 dk

Nüfuzunun en yüksek olduğu dönemde, 1837 yılında beklenmedik biçimde seraskerlikten azledildi. Azil 9 Ocak 1837 tarihindedir; kaynakların bir kısmında geçen haziran tarihi, Mustafa Reşid Paşa'nın ilk kez hariciye nazırı olduğu güne aittir.

Değişikliğin, kendi yetiştirdiği ve düğünlerini yaptırdığı iki damat tarafından hazırlandığı kabul edilir. Azlin ardından bunlardan biri seraskerliğe getirildi; Hassa ve Mansûre müşirlikleri birleştirilerek kurulan Anadolu seraskerliği de diğerine verildi.

Kendisine Mansûre Hazinesi'nden emeklilik maaşı bağlandı ve Emirgan'daki sahil yalısına çekildi. Kaynaklar, bu emekliliğin onu hiç memnun etmediğini ve yalnızlığından şikâyet ettiğini kaydeder.

Uzaklaşması uzun sürmedi. Kendisine şeyhülvüzerâ unvanı verildi ve 1838 yılının mart ayında Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye reisliğine tayin edildi. Bu meclis, II. Mahmud'un kurduğu, düzenlemeleri planlayan ve uygulamayı denetleyen üst kuruldu.

Mısır meselesinin ikinci kez alevlenmesiyle yeniden ön plana çıktı. Mesele hakkındaki olağanüstü meşveret meclisleri onun yalısında toplandı.

Gelişmeler hızla ağırlaştı. Osmanlı ordusu 1839 yılının haziran ayında Nizip'te yenildi ve haberi ölüm döşeğinde alan II. Mahmud 1 Temmuz 1839 tarihinde öldü. Yerine on altı yaşındaki oğlu Abdülmecid tahta çıktı. Hüsrev Paşa, bu kritik anda devletin yönetimini yeniden eline almaya girişti.

Sadrazamlığa Gelişi

12 / 20 · 1 dk

II. Mahmud'un cenaze töreni için Köprülü Kütüphanesi önünde bekleyen devlet ricali arasında hem başvekil Mehmed Emin Rauf Paşa hem de Meclis-i Vâlâ reisi Hüsrev Paşa bulunuyordu.

Hüsrev Paşa tam o sırada başvekile, yeni padişahın kendisini görevden aldığını bildirdi ve mühr-i hümayunun yeni sadrazam sıfatıyla kendisine teslim edilmesini istedi. Mühür ona verildi. Tayin tarihi kaynaklarda 2 Temmuz 1839 ve 3 Temmuz 1839 olarak geçer.

Bu davranış dönem kaynaklarında sert biçimde kaydedilir; olayı gören devlet adamları makamın el değiştirmesini olağan bir tayin olarak değil, doğrudan bir el koyma olarak değerlendirmiştir.

Sadaretin ilk sonuçları ağır oldu. Kendisiyle arası açık olan Kaptanıderya Ahmed Fevzi Paşa, İstanbul'a dönmesi için gönderilen emre uymadı. Başkente vardığında öldürüleceğinden çekinerek donanmanın tamamını Mısır'a götürdü ve 1839 yılının temmuz ayında İskenderiye'de Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya teslim etti.

Böylece devlet, aynı yaz içinde ordusunu Nizip'te, padişahını 1 Temmuz'da ve donanmasını temmuz ayında kaybetmiş oldu.

Avrupa'nın büyük devletleri bu tabloya müdahale etti. İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya, 27 Temmuz 1839 tarihinde ortak bir nota vererek Mısır meselesinin kendilerine danışılmadan çözülmemesini istedi. Notanın kabul edilmesi, meselenin artık iç bir mesele olmaktan çıktığı anlamına geliyordu.

Mart 1801

Osmanlı ve Britanya donanmalarının Mısır harekâtına katıldı; karaya çıkarılan 6.000 kişilik kuvvetin komutasını üstlendi.

Tanzimat Fermanı Sırasındaki Sadareti

13 / 20 · 1 dk

Mısır meselesinin çözümü için Avrupa'nın desteğine ihtiyaç vardı. Bu desteğin sağlanabilmesi için devletin bir düzenleme programı ilan etmesi gerektiği ortaya çıktı.

Hariciye nazırı Mustafa Reşid Paşa, Londra ve Paris'teki temaslarının ardından İstanbul'a döndü ve hazırladığı programı genç padişaha sundu. Sadrazam Hüsrev Paşa bu programa karşıydı; kaynaklar onu düzenlemelere mesafeli, eski usulden yana bir isim olarak tanımlar.

Muhalefetine rağmen program kabul edildi. Metin, 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane'de okundu ve Tanzimat dönemi başladı. Ferman, padişahın ağzından yazılmış bir taahhütname biçimindeydi ve bütün tebaanın can, mal ve namus güvenliğini, verginin düzene bağlanmasını, askerlik süresinin belirlenmesini ve yargılanmadan ceza verilememesini hükme bağlıyordu.

Fermanın ilanından sonra Hüsrev Paşa'nın nüfuzu hızla azaldı. Saray dahil merkezdeki ağırlık genç hariciye nazırına kaymıştı. Reşid Paşa ilk adım olarak, Hüsrev Paşa'nın adamı olan seraskeri görevden aldırdı.

Bir ay sonra, 8 Haziran 1840 tarihinde Hüsrev Paşa da azledildi ve yerine yeniden Mehmed Emin Rauf Paşa getirildi. Görev süresi on bir ay yedi gündür. Sadaretin bitiş tarihi kaynakların bir kısmında 8 Haziran 1840, bir kısmında 29 Mayıs 1841 olarak verilir.

Azlin gerçek sebebi, Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile aralarındaki eski husumetti: o görevde kaldığı sürece Mısır meselesinin çözülmesi mümkün görünmüyordu.

Yargılanması ve Tekirdağ Sürgünü

14 / 20 · 1 dk

Azlinden sonra Emirgan'daki yalısında ikamete mecbur edildi. Çevresiyle görüşmesi ve ilişki kurması yasaklandı.

Tanzimat düzenlemelerine muhalefeti sürdükçe hakkında daha kesin tedbirler alınması gündeme geldi. Sadrazamlığı sırasında bizzat tasdik ettiği ve uygulanacağına yemin ettiği ceza kanunnâmesine aykırı biçimde rüşvet almakla suçlandı ve hakkında dava açıldı.

Dava Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye tarafından incelendi. Kanunnâme ilan edilirken, uygulamada hatır, rütbe ve itibara bakılmayacağı ve herkese eşit muamele edileceği yazılmıştı. Meclis onun bu kurala uymadığı sonucuna vardı ve başka konularda da suçlu buldu.

Verilen hüküm dört maddeliydi: bundan sonra devlet hizmetinde kullanılmaması, vezirlik rütbesinin geri alınması, iki yıl süreyle gözetim altında Tekirdağ'a sürgün edilmesi ve bağlanan aylık maaşın kesilerek aldığı paraların iadesi. Sürgün 1840 yılının temmuz ayında uygulandı; yalısı askerle kuşatıldıktan sonra bir vapura bindirilerek gönderildi.

Tekirdağ'a gittikten sonra İstanbul'da alacaklı olduğunu ileri süren kişiler Bâbıâli'ye başvurdu. Eşyasının ve bazı çiftliklerinin devlet denetiminde alacaklılara dağıtılmasını kabul etmek zorunda kaldı. Başvuranlar arasında eskiden kendi kölesi olup vezirliğe kadar yükselmiş kişilerin bulunması, kaynaklarda ayrıca kaydedilen bir ayrıntıdır.

Sürgün bir yıl sürdü; padişah yaşlılığını göz önüne alarak 1841 yılının kasım ayında İstanbul'a dönmesine izin verdi.

İkinci Seraskerlik Dönemi

15 / 20 · 1 dk

İstanbul'a döndükten sonra Emirgan'daki yalısına çekildi. Merkezdeki denge yeniden değişmeye başlamıştı; Tanzimat'a muhalif grubu temsil eden isimler yönetimde ağırlık kazandı.

30 Aralık 1845 tarihinde padişahın huzurunda yapılan yeni yıl merasimine davet edildi. Yaşına hürmeten kendisine sadrazamlara mahsus tarzda bir nişan verildi ve protokolde sadrazam ile şeyhülislâm sırasında durmasına izin verildi. Aynı günlerde Meclis-i Hâss'a alındı ve 1846 yılının ocak ayında ikinci kez serasker oldu.

Göreve gelir gelmez önceki seraskerin taraftarlarını kadrodan çıkarmaya başladı. Seraskerlik makamını Üsküdar'dan Bayezid'deki eski saraya geri taşıttı ve seraskerliği Hassa müşirliğiyle yeniden birleştirdi.

Kendisine rüşvet suçlaması yöneltenlerden hesap sormak için görevde bulunmadığı yıllara ait kamu hesaplarını ayrıntılı incelemeye aldırdı. İnceleme sonucunda askerî masraflarda yolsuzluklar ortaya çıkarıldı ve eski rakipleri bu yolla tasfiye edildi.

Bu dönemde kurumsal bir düzenleme de yaptı: o zamana kadar seraskerliğe bağlı olan İstanbul muhafızlığı yerine ayrı bir zaptiye müşirliği kurdurdu.

1846 yılının temmuz ayında Kavalalı Mehmed Ali Paşa İstanbul'u ziyaret etti. Devletin yıllarca temelini sarsan iki yaşlı rakip, aralarındaki husumeti bir yana bırakan samimi bir görüşme yaptı.

Mustafa Reşid Paşa'nın 28 Eylül 1846 tarihinde sadrazamlığa getirilmesinden sonra seraskerlik görevi elinden alındı ve üzerinde yalnızca meclis üyeliği kaldı.

1801

Reşid'i ele geçirmesi ve Fransız birliklerini teslim alması üzerine vezirlik rütbesiyle İzmit sancağı verildi; ardından Mısır valiliğine getirildi.

Evlatlıkları ve Gulâm Sistemi

16 / 20 · 1 dk

Koca Hüsrev Paşa'nın en çok anılan özelliği, evlat edinerek yetiştirdiği kadrodur. Kendi soyundan gelen çocuğu bulunmadığı kaydedilir. Buna karşılık yüz kadar çocuğu küçük yaşta, kimi zaman köle pazarından satın alarak evlat edindi.

Bu çocukları konağında özel hocalarla kendi evladı gibi yetiştirdi ve sonra devlet hizmetine soktu. Uygulama, eski Türk, Memlük ve Osmanlı gulâm düzeninin son büyük örneği sayılır: hane içinde yetiştirilen kadronun devlet kadrosuna dönüştürülmesi.

Sistemin ölçeği büyüktü. 1827 yılında mevcudu 27.000 askere ulaşan yeni ordunun subay kadrosu içinde onun yetiştirmelerinden 70 ile 80 kadarı çekirdek bir grup oluşturuyordu. Yetiştirdiği kölelerden otuz kadarı paşa rütbesine ulaştı.

Aralarından üç isim özellikle anılır: sonradan sadrazam olan İbrahim Ethem Paşa ve yine sadrazamlık yapan Halil Rifat Paşa.

Uygulamanın bir başka boyutu saray ile kurulan bağdır. Kaynaklar, saray çevresini de nüfuzu altına alabilmek için padişahın kızlarını kendi yetiştirdiği kölelerle evlendirmenin yolunu bulduğunu ve düğün masraflarını bizzat karşıladığını kaydeder.

Bu düzenin sonucu iki yönlüdür. Bir yandan yeni ordunun ilk subay kadrosunu ve on dokuzuncu yüzyılın önemli devlet adamlarını yetiştirdi; öte yandan aynı kadro, 1837 yılındaki azlinde olduğu gibi kendisine karşı da kullanıldı.

Eserleri ve Vakıfları

17 / 20 · 1 dk

Koca Hüsrev Paşa büyük bir servet sahibiydi. 1854 yılında düzenlenen vakfiyesine göre bu servetten 1 milyon kuruşluk bir fon ayırarak çeşitli hayır kurumlarına vakfetti. Fonun geliri, yaptırdığı yapıların bakım ve onarım masraflarıyla görevlilerinin maaşlarına ayrılmıştı.

Vakıflarının başında İstanbul'da Eyüp'te Bostan İskelesi'nde yaptırdığı külliye gelir. Külliye türbe, tekke, kütüphane ve çeşmeden oluşur. Yapının bölümleri farklı tarihlerde tamamlandı; kendi türbesini hayattayken yaptırdı.

Hüsrev Paşa Kütüphanesi, külliyenin bilinen birimidir ve Osmanlıca yazma ve basma eserlerden oluşan bir koleksiyona sahipti. Tekke, paşanın kendi konağının düzenlenmesinden sonra ortaya çıktı; çeşme ise külliyeye en son eklenen bölümdür.

İstanbul çevresinde dört çeşme daha yaptırdı: Çengelköy, Baklalı, Hasköy ve Küçükçekmece'de. Vakfiyesinde ayrıca çeşitli camilerdeki imam, müezzin ve vaizlere, Edirnekapı dışındaki bir tekkenin dervişlerine ve kendi konak halkından bazı kişilere maaş bağlanmıştı.

Askerî alandaki kalıcı eseri Mekteb-i Harbiye'dir. Okul, seraskerliği döneminde 1834 yılında kurulmaya başlandı ve ertesi yıl öğretime açıldı; bugünkü Kara Harp Okulu'nun başlangıcı sayılır.

Gönderdiği bazı mektuplar, özel kâtibi tarafından derlenerek bir yazma eser halinde toplanmıştır.

Kişiliği ve Yönetim Anlayışı

18 / 20 · 1 dk

Kaynaklar Koca Hüsrev Paşa'yı ince zekâlı, alaycı ve nüktedan bir kişi olarak tarif eder. Aynı kaynaklar işgüzarlık, tedbirlilik ve cömertlik vasıflarını da ekler. Görenlerin ortak izlenimi, yaşına rağmen olağanüstü canlı ve hareketli bir insan olduğudur.

Osmanlı hizmetinde bulunan Prusyalı subay Moltke, 1836 yılında yazdığı bir mektupta onu padişahtan sonra imparatorluğun en kudretli kişisi olarak tanımlar ve bir delikanlının canlılığına sahip yaşlı bir adam olarak tasvir eder. Moltke ayrıca, Batı usullerine gösterdiği ilginin iktidarını korumaya yönelik olduğunu, azlinden sonra ziyaret ettiğinde onu tamamen eski âdetlere dönmüş bulduğunu yazar.

Yönetim anlayışının merkezinde kadro vardı. Azil ve tayin yoluyla merkezî yönetimi kendi yetiştirdiği kişilerle doldurmayı, kendisine karşı çıkanları teker teker uzaklaştırmayı yöntem haline getirdi. Bu yöntem 1829 yılından sonra devlet iktidarını fiilen eline geçirmesini sağladı.

Islahat konusundaki tutumu tartışmalıdır. Askerî yenileşmenin savunucusuydu; ancak III. Selim döneminde dile getirilen askerî düzenleme çerçevesinin ötesine geçmedi. Tanzimat'ın getirdiği hukukî ve idarî dönüşüme muhalefet etti ve bu muhalefet azliyle sonuçlandı.

II. Mahmud ile ilişkisi güvene dayanıyordu; padişah her şeye rağmen ona sadık bir görevli olarak baktı. Abdülmecid döneminde ise aynı güveni bulamadı ve merkezî yönetimin dışına düştü.

Mayıs 1802

Maaşları kesilen başıbozuk birlikler Kahire'de isyan etti; vali konağı yakıldı ve Dimyat'a çekilmek zorunda kaldı.

Ölümü ve Tarihteki Yeri

19 / 20 · 1 dk

Son yıllarını Emirgan'daki sahil konağında geçirdi. Sadarete yeniden getirileceği yolundaki söylentiler bir süre devam etti; hem sadrazam hem de Batılı devletlerin elçileri, düzenlemeleri aksatacağı düşüncesiyle bundan rahatsızlık duyuyordu.

3 Mart 1855 tarihinde Emirgan'da öldü. Ölümünde doksan yaşını aşmıştı. Eyüp'te Bostan İskelesi'nde yaptırdığı külliyedeki türbeye gömüldü.

Tarihteki yeri iki başlıkta değerlendirilir. Birincisi, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurucu seraskeri olarak yeni Osmanlı ordusunun kurulmasındaki rolüdür. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra sıfırdan bir ordu kurma işi ona verildi; talim düzeni, kışla teşkilâtı ve subay kadrosu bu dönemde oluştu.

İkincisi, yetiştirdiği kadronun devlet yönetimindeki sürekliliğidir. Konağında yetişen isimler on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında sadaret, kaptanıderyalık ve nazırlık makamlarında görev yaptı.

Sadrazamlığı ise kısa ve tartışmalı bir dönemdir. Mührü alış biçimi dönem kaynaklarında olumsuz kaydedilir; sadaretinin ilk aylarında donanmanın kaybedilmesi ve Mısır meselesinin çıkmaza girmesi de bu döneme rastlar. Tanzimat Fermanı onun sadaretinde ilan edildi, ancak metnin hazırlanması ve ilanı hariciye nazırının girişimiyle gerçekleşti.

Bir devrin temsilcisi sayılır: gulâm düzeninin son büyük uygulayıcısı ve askerî yenileşmeyi savunurken idarî dönüşüme direnen kuşağın en tanınmış ismidir.

Aynı Yıllarda Dünya

20 / 20 · 1 dk

1830: Fransa Cezayir'i işgal etti ve Yunanistan'ın bağımsızlığı tanındı.

1837: Britanya'da Victoria tahta çıktı.

1839: Britanya ile Çin arasında Birinci Afyon Savaşı başladı.

1839: Fransa'da Daguerre'in fotoğraf yöntemi kamuya duyuruldu.

1840: Britanya'da ilk yapışkanlı posta pulu kullanıma girdi.

1840: Londra'da imzalanan metinle büyük devletler Mısır meselesine doğrudan taraf oldu.

1841: Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalandı; Boğazlar rejimi çok taraflı bir düzenlemeye bağlandı.

1848: Avrupa'nın birçok ülkesinde ihtilal hareketleri görüldü.

1853: Rusya ile savaş başladı; ertesi yıl Britanya ve Fransa Osmanlı tarafında savaşa girdi.

Kronoloji

44 olay
  • 18. yüzyıl
  • Abaza kökenli bir ailede doğduğu tahmin edilir. Doğum yılı kesin değildir; bazı kayıtlarda 1769 yılı geçer.

  • Küçük yaşta İstanbul'a getirildi ve Çavuşbaşı Said Efendi'nin köleleri arasına alındı; ardından Enderun'a kabul edildi.

  • III. Selim'in tahta çıkışından sonra saray hizmetinde başçuhadarlığa yükseldi.

  • Küçük Hüseyin Paşa'nın kaptanıderyalığa tayini sırasında saraydan çıktı; onun mühürdarı ve sonra kethüdâsı oldu.

  • 19. yüzyıl
  • Reşid'i ele geçirmesi ve Fransız birliklerini teslim alması üzerine vezirlik rütbesiyle İzmit sancağı verildi; ardından Mısır valiliğine getirildi.

  • Osmanlı ve Britanya donanmalarının Mısır harekâtına katıldı; karaya çıkarılan 6.000 kişilik kuvvetin komutasını üstlendi.

  • Maaşları kesilen başıbozuk birlikler Kahire'de isyan etti; vali konağı yakıldı ve Dimyat'a çekilmek zorunda kaldı.

  • Dimyat'ı kaybederek Abaza Kalesi'ne çekildi ve kuşatıldıktan sonra teslim oldu.

  • Bosna valiliğine tayin edildi; sonraki yıllarda Selanik ve Silistre valilikleri ile Tuna sahilleri seraskerliğinde bulundu.

  • 6.000 kişilik düzenli ordusuyla Davudpaşa sahrasına çıktı ve Varna seraskerliğiyle cepheye gönderildi.

  • Birinci kez kaptanıderyalığa getirildi ve donanmayla Karadeniz'e çıktı.

  • Bükreş Antlaşması ile Rus savaşı sona erdi; aynı yılın eylül ayında İstanbul'a döndü.

  • Hâmisi Mehmed Emin Rauf Paşa'nın azlinden sonra kaptanıderyalıktan alınarak Trabzon eyaletine gönderildi.

  • Erzurum valiliğiyle birlikte şark seraskerliği verildi; sınır aşiretlerine karşı harekâta girişti.

  • Doğu sınırındaki karışıklıkların sorumlusu sayılarak azledildi ve ikinci kez Trabzon valisi yapıldı.

  • Mora ayaklanmasının adalara yayılması üzerine ikinci kez kaptanıderyalığa getirildi.

  • Yeniçeri Ocağı kaldırıldı ve yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye kuruldu.

  • Missolonghi kalesi düştü; kuşatma sırasında Kavalalı İbrahim Paşa ile arası açıldı.

  • Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın ısrarı üzerine kaptanıderyalıktan alındı ve Anadolu valiliğine tayin edildi.

  • Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye seraskerliğine tayin edildi; yeni ordunun serpuşu olarak kırmızı fes kabul edildi.

  • Navarin'de Osmanlı ve Mısır donanmaları imha edildi.

  • Rus orduları Tuna'yı geçti ve savaş başladı.

  • Kendi yetiştirmesi olan Reşid Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa getirtti.

  • Edirne Antlaşması imzalandı; Hüsrev Paşa görüşmelere katılan Osmanlı heyetinde bulundu.

  • Konya ovasında Osmanlı ordusu Mısır kuvvetlerine yenildi.

  • Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı; Rus donanması İstanbul'a geldi.

  • II. Mahmud'un fermanıyla Mekteb-i Harbiye kurulmaya başlandı; okul ertesi yıl Maçka'da öğretime açıldı.

  • Seraskerlik makamı devlet protokolünde şeyhülislâmlıkla aynı mertebede sayıldı; aynı yıl Moltke İstanbul'a geldi.

  • Beklenmedik biçimde seraskerlikten azledildi ve Emirgan'daki yalısına çekildi. Azil tarihi kaynaklarda farklı verilir.

  • Şeyhülvüzerâ unvanı verilerek Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye reisliğine tayin edildi.

  • Osmanlı ordusu Nizip'te yenildi.

  • Kaptanıderya Ahmed Fevzi Paşa donanmayı İskenderiye'ye götürerek Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya teslim etti.

  • II. Mahmud öldü; yerine on altı yaşındaki oğlu Abdülmecid tahta çıktı.

  • Cenaze töreni sırasında mühr-i hümayunu başvekilden aldırarak sadrazam oldu. Tayin tarihi bazı kaynaklarda 3 Temmuz 1839 olarak verilir.

  • İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya ortak bir nota vererek Mısır meselesinin kendilerine danışılmadan çözülmemesini istedi.

  • Gülhane'de hatt-ı hümayun okundu ve Tanzimat dönemi başladı; sadrazam bu programa karşıydı.

  • Sadaretten azledildi; yerine yeniden Mehmed Emin Rauf Paşa getirildi. Görev süresi on bir ay yedi gündür.

  • Rüşvet suçlamasıyla açılan davada suçlu bulundu; vezirlik rütbesi alındı ve Tekirdağ'a sürgüne gönderildi.

  • Yaşlılığı göz önüne alınarak affedildi ve İstanbul'a dönmesine izin verildi.

  • Padişahın huzurundaki yeni yıl merasiminde kendisine sadrazamlara mahsus tarzda bir nişan verildi.

  • İkinci kez seraskerliğe getirildi; zaptiye müşirliğini kurdurdu.

  • Mustafa Reşid Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesiyle seraskerlik görevi elinden alındı.

  • Vakfiyesi düzenlendi; servetinden 1 milyon kuruşluk fon hayır kurumlarına vakfedildi.

  • Emirgan'daki yalısında öldü ve Eyüp'te Bostan İskelesi'ndeki külliyesinin türbesine gömüldü.

Sadareti

1 dönem · yaklaşık 1 yıl
2 Temmuz 1839 - 8 Haziran 1840Padişah: Sultan Abdülmecid · Tayin tarihi kaynaklarda 2 ve 3 Temmuz 1839 olarak geçer; bazı sadrazam listeleri 8 Temmuz 1839 tarihini verir. Sadaretin bitişi kaynakların bir kısmında 8 Haziran 1840, bir kısmında 29 Mayıs 1841 olarak kaydedilir.
11 ay 7 gün

Hizmet Ettiği Padişahlar

3 padişah

Savaşlar ve Seferler

5 kayıt
0Zafer
1Yenilgi
4Sonuçsuz
Mısır HarekâtıFransa · Karaya çıkarılan 6.000 kişilik Osmanlı kuvvetinin fiilî komutanıydı; Britanya kuvvetleriyle birlikte hareket etti.
Reşid alındı, Fransız birlikleri teslim oldu
1806-1812 Osmanlı Rus SavaşıRusya · Silistre valisi, Varna seraskeri ve ardından kaptanıderya olarak görev aldı.
Bükreş Antlaşması ile sona erdi
Mora İsyanının BastırılmasıMora isyancıları · Kaptanıderya olarak isyancıların denizle bağlantısını kesti ve Mısır kuvvetlerini Mora'ya taşıdı.
Missolonghi 1826 yılında alındı, ancak isyan Yunanistan'ın bağımsızlığıyla sonuçlandı
1828-1829 Osmanlı Rus SavaşıRusya · Serasker olarak harekâtı merkezden yönetti; barış görüşmelerine katılan heyette yer aldı.
Edirne Antlaşması ile sona erdi
Birinci Osmanlı Mısır SavaşıMısır valiliği kuvvetleri · Mısır ordusuna karşı yürütülen mücadelenin planlaması serasker sıfatıyla ona aitti.
Konya yenilgisinden sonra Kütahya'da uzlaşma yapıldı

Antlaşmalar

2 antlaşma
Edirne AntlaşmasıRusya · Serasker olarak barış görüşmelerine katıldı ve savaş tazminatının düşürülmesi için uğraştı.
Büyük devletlerin ortak notasıİngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya · Sadareti sırasında verildi; Mısır meselesinin bu devletlere danışılmadan çözülmemesini istiyordu.

Eserleri

6 eser
külliyeHüsrev Paşa Külliyesi19. yüzyıl · Bostan İskelesi, Eyüp, İstanbul · Türbe, tekke, kütüphane ve çeşmeden oluşur; bölümleri farklı tarihlerde tamamlandı, türbesini hayattayken yaptırdı.
kütüphaneHüsrev Paşa Kütüphanesi19. yüzyıl · Eyüp, İstanbul · Külliye içinde kurulmuş vakıf kütüphanesidir.
okulMekteb-i Harbiye1834-1835 · Maçka, İstanbul · Seraskerliği döneminde kuruldu ve öğretime açıldı; bugünkü Kara Harp Okulu'nun başlangıcı sayılır.
kurumZaptiye Müşirliği1846 · İstanbul · İkinci seraskerliği sırasında, seraskerliğe bağlı İstanbul muhafızlığının yerine kuruldu.
çeşmeÇengelköy, Baklalı, Hasköy ve Küçükçekmece çeşmeleri19. yüzyıl · İstanbul · Vakfiyesi kapsamında yaptırdığı dört çeşmedir.
vakıfHüsrev Paşa Vakfı1854 · İstanbul · Servetinden ayrılan 1 milyon kuruşluk fonun geliri, yapıların bakımına ve görevlilerin maaşlarına ayrılmıştı.

Mühr-i Hümayun

Sadrazamlık alameti
Koca Hüsrev Paşa

Sadrazamlığın alameti, padişah adına kullanılan mühr-i hümayundur. Koca Hüsrev Paşa mührü olağan bir tayin töreniyle değil, II. Mahmud'un cenaze töreni beklenirken aldı: başvekil Mehmed Emin Rauf Paşa'ya yeni padişahın kendisini görevden aldığını bildirerek mührün teslimini istedi ve mühür ona verildi. Dönem kaynakları bu olayı doğrudan bir el koyma olarak kaydeder. Mühür, 8 Haziran 1840 tarihindeki azille geri alındı ve yeniden Rauf Paşa'ya verildi.

Aile Ağacı

2 kişi
Aile ağacı
Babası
Annesi
Koca Hüsrev PaşaKoca Hüsrev Paşa
Baba ve çocuk bağıAnne ve eş bağıTahta çıkan

Çağdaşları

9 kişi
M
II. MahmudOsmanlı padişahı · 1808-1839Yeni ordunun kurulması işini ona verdi; en etkili yılları bu padişahın saltanatındadır
SA
Sultan AbdülmecidOsmanlı padişahı · 1839-1861Sadrazamlığını yaptığı padişahtır; azlinden sonra affederek İstanbul'a dönmesine izin verdi
MR
Mustafa Reşid PaşaHariciye nazırı ve sadrazam · 1837-1858Tanzimat Fermanı'nı hazırlayıp okudu; Hüsrev Paşa'nın sadaretteki başlıca muhalifiydi
KM
Kavalalı Mehmed Ali PaşaMısır valisi · 1805-1848Kırk yılı aşan rekabetleri Mısır meselesinin kişisel görünümünü oluşturdu; 1846 yılında İstanbul'da barıştılar
KH
Küçük Hüseyin PaşaKaptanıderya · 1792-1803Maiyetinde yetişti; mühürdarı ve kethüdâsı oldu
HV
Helmuth von MoltkePrusyalı subay ve müşavir · 1835-1839Osmanlı ordusunda görev yaptı; mektuplarında Hüsrev Paşa hakkında ayrıntılı gözlemler bıraktı
İE
İbrahim Ethem PaşaSadrazam · 1877-1878Hüsrev Paşa'nın evlat edinip yetiştirdiği isimlerdendir
AF
Ahmed Fevzi PaşaKaptanıderya · 1839Sadaretinin ilk ayında donanmayı İskenderiye'ye götürüp Mısır valisine teslim etti
ME
Mehmed Emin Rauf PaşaSadrazam · 1815-1852Mührü ondan aldı ve azlinden sonra makam yeniden ona verildi

İlkler ve Enler

6 başlık
Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurucu seraskeriNisan 1827
Kırmızı fesi Osmanlı ordusuna serpuş olarak getiren isim1827
Mekteb-i Harbiye'nin kurulduğu dönemin seraskeri1834-1835
Seraskerliğin devlet protokolünde şeyhülislâmlıkla aynı mertebeye yükseldiği dönemin sahibi1835
Osmanlı gulâm düzeninin son büyük uygulayıcısıYüz kadar evlatlık, otuz kadarı paşa rütbesine ulaştı
İstanbul'da zaptiye müşirliğini kuran serasker1846

Osmanlı Sadrazamları

84 madde · sadaret sırasıyla
Alaeddin Paşa
1320Alaeddin Paşa1320-1331
Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa
1364Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa1364-1387
Çandarlı Ali Paşa
1387Çandarlı Ali Paşa1387-1406
Amasyalı Beyazıd Paşa
1413Amasyalı Beyazıd Paşa1413-1421
Çandarlı İbrahim Paşa
1421Çandarlı İbrahim Paşa1421-1429
Çandarlı Halil Paşa
1439Çandarlı Halil Paşa1439-1453
Zağanos Paşa
1453Zağanos Paşa1453-1456
Veli Mahmud Paşa
1456Veli Mahmud Paşa1456-1474
Rum Mehmed Paşa
1466Rum Mehmed Paşa1466-1469
İshak Paşa
1469İshak Paşa1469-1482
Gedik Ahmed Paşa
1474Gedik Ahmed Paşa1474-1477
Karamani Mehmet Paşa
1477Karamani Mehmet Paşa1477-1481
Koca Davud Paşa
1482Koca Davud Paşa1482-1497
Hersekzade Ahmed Paşa
1497Hersekzade Ahmed Paşa1497-1516
Hadım Ali Paşa
1501Hadım Ali Paşa1501-1511
Koca Mustafa Paşa
1511Koca Mustafa Paşa1511-1512
Hadım Sinan Paşa
1515Hadım Sinan Paşa1515-1517
Piri Mehmed Paşa
1518Piri Mehmed Paşa1518-1523
Pargalı İbrahim Paşa
1523Pargalı İbrahim Paşa1523-1536
Ayas Mehmed Paşa
1536Ayas Mehmed Paşa1536-1539
Lütfi Paşa
1539Lütfi Paşa1539-1541
Damat Rüstem Paşa
1544Damat Rüstem Paşa1544-1561
Kara Ahmed Paşa
1553Kara Ahmed Paşa1553-1555
Semiz Ali Paşa
1561Semiz Ali Paşa1561-1565
Sokollu Mehmed Paşa
1565Sokollu Mehmed Paşa1565-1579
Koca Sinan Paşa
1580Koca Sinan Paşa1580-1596
Lala Mustafa Paşa
1580Lala Mustafa Paşa1580-1580
Özdemiroğlu Osman Paşa
1584Özdemiroğlu Osman Paşa1584-1585
Serdar Ferhad Paşa
1591Serdar Ferhad Paşa1591-1595
Cigalazade Yusuf Sinan Paşa
1596Cigalazade Yusuf Sinan Paşa1596-1596
Yemişçi Hasan Paşa
1601Yemişçi Hasan Paşa1601-1603
Lala Mehmed Paşa
1604Lala Mehmed Paşa1604-1606
Kuyucu Murad Paşa
1606Kuyucu Murad Paşa1606-1611
Nasuh Paşa
1611Nasuh Paşa1611-1614
Öküz Mehmed Paşa
1614Öküz Mehmed Paşa1614-1619
Güzelce Ali Paşa
1619Güzelce Ali Paşa1619-1621
Hüsrev Paşa
1628Hüsrev Paşa1628-1631
Tabanıyassı Mehmed Paşa
1632Tabanıyassı Mehmed Paşa1632-1637
Kemankeş Kara Mustafa Paşa
1638Kemankeş Kara Mustafa Paşa1638-1644
Hezarpare Ahmed Paşa
1647Hezarpare Ahmed Paşa1647-1648
Kara Murad Paşa
1649Kara Murad Paşa1649-1655
Melek Ahmed Paşa
1650Melek Ahmed Paşa1650-1651
Gürcü Mehmed Paşa
1651Gürcü Mehmed Paşa1651-1652
Tarhuncu Ahmed Paşa
1652Tarhuncu Ahmed Paşa1652-1653
İpşir Mustafa Paşa
1654İpşir Mustafa Paşa1654-1655
Köprülü Mehmed Paşa
1656Köprülü Mehmed Paşa1656-1661
Köprülü Fazıl Ahmed Paşa
1661Köprülü Fazıl Ahmed Paşa1661-1676
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
1676Merzifonlu Kara Mustafa Paşa1676-1683
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
1689Köprülü Fazıl Mustafa Paşa1689-1691
Elmas Mehmed Paşa
1695Elmas Mehmed Paşa1695-1697
Amcazade Hüseyin Paşa
1697Amcazade Hüseyin Paşa1697-1702
Baltacı Mehmet Paşa
1704Baltacı Mehmet Paşa1704-1711
Çorlulu Ali Paşa
1706Çorlulu Ali Paşa1706-1710
Silahdar Damat Ali Paşa
1713Silahdar Damat Ali Paşa1713-1716
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa
1718Nevşehirli Damat İbrahim Paşa1718-1730
Topal Osman Paşa
1731Topal Osman Paşa1731-1732
Hekimoğlu Ali Paşa
1732Hekimoğlu Ali Paşa1732-1755
Koca Ragıp Paşa
1757Koca Ragıp Paşa1757-1763
Muhsinzade Mehmed Paşa
1765Muhsinzade Mehmed Paşa1765-1774
Halil Hamid Paşa
1782Halil Hamid Paşa1782-1785
Koca Yusuf Paşa
1786Koca Yusuf Paşa1786-1792
Cezayirli Gazi Hasan Paşa
1789Cezayirli Gazi Hasan Paşa1789-1790
Kör Yusuf Ziya Paşa
1798Kör Yusuf Ziya Paşa1798-1811
Alemdar Mustafa Paşa
1808Alemdar Mustafa Paşa1808-1808
Mehmed Emin Rauf Paşa
1815Mehmed Emin Rauf Paşa1815-1852
Benderli Ali Paşa
1821Benderli Ali Paşa1821-1821
Topal İzzet Mehmed Paşa
1828Topal İzzet Mehmed Paşa1828-1842
Reşid Mehmed Paşa
1829Reşid Mehmed Paşa1829-1833
Koca Hüsrev Paşa
1839Koca Hüsrev Paşa1839-1840
Mustafa Reşid Paşa
1846Mustafa Reşid Paşa1846-1858
Mehmed Emin Ali Paşa
1852Mehmed Emin Ali Paşa1852-1871
Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa
1854Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa1854-1861
Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa
1859Mütercim Mehmed Rüşdü Paşa1859-1878
Mehmed Fuad Paşa
1861Mehmed Fuad Paşa1861-1866
Yusuf Kamil Paşa
1863Yusuf Kamil Paşa1863-1863
Mahmud Nedim Paşa
1871Mahmud Nedim Paşa1871-1876
Mithat Paşa
1872Mithat Paşa1872-1877
Hüseyin Avni Paşa
1874Hüseyin Avni Paşa1874-1875
Ahmed Vefik Paşa
1878Ahmed Vefik Paşa1878-1882
Tunuslu Hayreddin Paşa
1878Tunuslu Hayreddin Paşa1878-1879
Küçük Mehmed Said Paşa
1879Küçük Mehmed Said Paşa1879-1912
Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa
1885Kıbrıslı Mehmed Kamil Paşa1885-1913
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa
1903Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa1903-1908
Hüseyin Hilmi Paşa
1909Hüseyin Hilmi Paşa1909-1909

İlgili Maddeler

8 madde

Yanlış Bilinenler

6 başlık
YanlışTanzimat Fermanı'nı Koca Hüsrev Paşa hazırlattı.
DoğruFerman sadareti sırasında ilan edildi, ancak metni hariciye nazırı Mustafa Reşid Paşa kaleme aldı ve 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane'de o okudu. Hüsrev Paşa programa karşıydı; ferman genç padişahın kararıyla ilan edildi.
YanlışSadrazamlığa olağan bir tayinle geldi.
DoğruMührü, II. Mahmud'un cenaze töreni beklenirken başvekile yeni padişahın kendisini azlettiğini bildirerek aldırdı. Dönem kaynakları bu davranışı doğrudan bir el koyma olarak kaydeder.
YanlışYeniçeri Ocağı'nı Koca Hüsrev Paşa kaldırdı.
DoğruOcak, 1826 yılında II. Mahmud tarafından kaldırıldı. Hüsrev Paşa'nın rolü, ocağın yerine kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurucu seraskeri olarak 1827 yılının nisan ayında göreve getirilmesidir.
YanlışBütün kariyeri boyunca ıslahat karşıtıydı.
DoğruAskerî yenileşmenin savunucularındandı; III. Selim döneminde Nizâm-ı Cedîd çevresinde yer aldı, donanmada Batı usulünde tabur yetiştirdi ve Avrupa'dan askerî müşavir getirtti. Karşı çıktığı şey, Tanzimat'ın getirdiği hukukî ve idarî dönüşümdü.
YanlışSadrazamlıktan sonra devlet hizmetinden tamamen çekildi.
DoğruAzlinden sonra yargılandı ve Tekirdağ'a sürgün edildi, ancak 1841 yılında affedildi. 1846 yılının ocak ayında ikinci kez serasker oldu ve zaptiye müşirliğini kurdurdu; aynı yılın sonunda görevden alındı.
YanlışMısır valiliği başarılı geçti.
DoğruMısır valiliği bir yıl üç ay kadar sürdü ve isyanla sona erdi. Maaşları kesilen başıbozuk birlikler 1802 yılının mayıs ayında ayaklandı, vali konağı yakıldı ve Dimyat'a çekilmek zorunda kaldı. Sonrasında kuşatılıp teslim oldu ve bir süre kölemenlerin elinde tutuldu.

Künye

Doğumbilinmiyor (kaynakların çoğu 1756 civarını verir), Kafkasya
Ölüm3 Mart 1855, Emirgan, İstanbulHicri 12 Cemaziyelahir 1271
GörevSadrazam, 2 Temmuz 1839 - 8 Haziran 1840 (11 ay 7 gün)
SıraSadrazam
PadişahSultan Abdülmecid
Babasıbilinmiyor
MemleketAbazalar arasında doğdu, Kafkasya
DefinHüsrev Paşa Külliyesi Türbesi, Bostan İskelesi, Eyüp, İstanbul
UnvanVezîriâzam, Serasker, Şeyhülvüzerâ

Sıkça Sorulan Sorular

15 soru
Koca Hüsrev Paşa ne zaman sadrazam oldu?
Sadrazamlığa, II. Mahmud'un ölümünün ertesi günü olan 2 Temmuz 1839 tarihinde geldi; bazı kaynaklar tayini 3 Temmuz 1839 olarak kaydeder. Mührü, cenaze töreni beklenirken başvekil Mehmed Emin Rauf Paşa'dan aldırdı. Görev süresi on bir ay yedi gündür.
Koca Hüsrev Paşa'nın sadrazamlığı ne zaman sona erdi?
Kaynakların bir kısmına göre 8 Haziran 1840 tarihinde azledildi ve yerine yeniden Mehmed Emin Rauf Paşa getirildi. Bazı sadrazam listeleri görev süresinin sonunu 29 Mayıs 1841 olarak verir. Azlin sebebi, Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile aralarındaki husumet yüzünden Mısır meselesinin çözülememesiydi.
Koca Hüsrev Paşa Tanzimat Fermanı'na nasıl baktı?
Fermana karşıydı ve kaynaklarda düzenlemelere mesafeli, eski usulden yana bir isim olarak tanımlanır. Metin, hariciye nazırı Mustafa Reşid Paşa'nın girişimiyle hazırlandı ve genç padişahın kararıyla 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane'de okundu. Bu tarihten sonra Hüsrev Paşa'nın nüfuzu hızla azaldı.
Koca Hüsrev Paşa nereli ve hangi kökenden gelir?
Abaza kökenlidir; asıl adı Mehmed Hüsrev'dir. Küçük yaşta köle olarak İstanbul'a getirildi, Çavuşbaşı Said Efendi'nin köleleri arasına alındı ve ardından Enderun'a kabul edildi. Anne ve babasının adı kaynaklarda geçmez.
Koca Hüsrev Paşa kaç yaşında öldü?
Doğum yılı kesin bilinmediği için yaşı da kesin verilemez. Kaynakların çoğu 1756 yılı civarını verir; bazı kayıtlarda 1769 yılı geçer. Ölümünde doksan yaşını aştığı belirtilir.
Koca Hüsrev Paşa yeni Osmanlı ordusunun kurulmasında ne yaptı?
Yeniçeri Ocağı'nın 1826 yılında kaldırılmasından sonra kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye'nin kurucu seraskerliği 1827 yılının nisan ayında ona verildi. Donanmada yetiştirdiği nizamiye taburunu serasker kapısına nakletti ve yeni usul talimi bütün orduya yaydı. Talimler padişahın önünde yapılıp beğenildikten sonra genel uygulamaya konuldu.
Kırmızı fesi Osmanlı ordusuna kim getirdi?
Kaynaklar bu uygulamayı Koca Hüsrev Paşa'ya bağlar. Donanmada yetiştirdiği nizamiye taburunun üniformasının parçası olarak kırmızı fes giydirilmişti; uygulama yeni ordunun tamamı için kabul edildi. Fes sonradan siviller arasında da yayıldı ve devlet memurlarına da uygulandı.
Koca Hüsrev Paşa'nın Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile ilişkisi neydi?
İkisi de 1801 yılındaki Mısır harekâtı sırasında öne çıktı ve aralarındaki rekabet kırk yılı aştı. Mısır meselesi, görünüşte bu kişisel çekişmenin devamı gibi göründü. Kavalalı, 1846 yılının temmuz ayında İstanbul'u ziyaret ettiğinde iki yaşlı rakip samimi bir görüşme yaptı.
Koca Hüsrev Paşa neden sürgüne gönderildi?
Azlinden sonra, sadrazamlığı sırasında bizzat tasdik ettiği ceza kanunnâmesine aykırı biçimde rüşvet almakla suçlandı ve Meclis-i Ahkâm-ı Adliyye tarafından suçlu bulundu. Vezirlik rütbesi alındı, maaşı kesildi ve iki yıl süreyle Tekirdağ'a sürgün edildi. Sürgün 1840 yılının temmuz ayında başladı, bir yıl sonra affedildi.
Koca Hüsrev Paşa kaç kez serasker oldu?
İki kez serasker oldu. Birincisi 1827 yılının nisan ayında başlayan ve 1837 yılına kadar süren kurucu seraskerliktir. İkincisi, sürgün dönüşünde 1846 yılının ocak ayında verildi ve aynı yılın sonunda elinden alındı.
Koca Hüsrev Paşa kaç evlatlık yetiştirdi?
Kendi soyundan gelen çocuğu bulunmadığı kaydedilir. Buna karşılık yüz kadar çocuğu küçük yaşta evlat edindi, konağında özel hocalarla yetiştirdi ve devlet hizmetine soktu. Yetiştirdiklerinden otuz kadarı paşa rütbesine ulaştı; aralarında sadrazam İbrahim Ethem Paşa ve sadrazam Halil Rifat Paşa bulunur.
Koca Hüsrev Paşa hangi eserleri bıraktı?
En bilinen eseri, Eyüp'te Bostan İskelesi'nde yaptırdığı külliyedir; türbe, tekke, kütüphane ve çeşmeden oluşur. Çengelköy, Baklalı, Hasköy ve Küçükçekmece'de dört çeşme daha yaptırdı. Askerî alandaki kalıcı eseri, seraskerliği döneminde kurulan Mekteb-i Harbiye'dir.
Koca Hüsrev Paşa ne zaman ve nerede öldü?
3 Mart 1855 tarihinde Emirgan'daki sahil konağında öldü. Doksan yaşını aşmıştı. Eyüp'te Bostan İskelesi'ndeki külliyesinin türbesine gömüldü.
Koca Hüsrev Paşa'nın sadaretinde donanmaya ne oldu?
Kendisiyle arası açık olan Kaptanıderya Ahmed Fevzi Paşa, İstanbul'a dönmesi için gönderilen emre uymadı ve öldürüleceğinden çekinerek donanmayı İskenderiye'ye götürdü. 1839 yılının temmuz ayında donanmanın tamamı Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya teslim edildi. Bu olay, Nizip yenilgisi ve padişahın ölümüyle aynı haftalara denk geldi.
Koca Hüsrev Paşa hangi padişahlara hizmet etti?
Saraydan çıkışı ve ilk görevleri III. Selim döneminde geçti. En etkili yılları II. Mahmud'un saltanatındadır; iki kez kaptanıderya, bir kez serasker oldu. Sadrazamlığını ise Sultan Abdülmecid döneminde yaptı.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr), dönem vakayinameleri, Türkçe ve İngilizce Vikipedi · Wikidata: Q1583802 · Son güncelleme: 6 Eylül 2026